Ana içeriğe atla

Kuranda İsmi Geçmeyen Peygamberler

HZ. SA'YA VE HZ. IRMIYA A.S.

Insanlik tarihi, ayni zamanda peygamberler tarihidir. Çünkü Cenab-i Mevlâ her kavme bir hidayetçi gönderdigini buyuruyor. Bir rivayet, insanliga gönderilen peygamberlerin sayisini yüzyirmidörtbin olarak veriyor. Bunlarin sadece yirmibesinin ismi Kur'an'da zikredilir. Bu yazi dizimizde, ayetlerde ismi geçmeyen fakat kissalarina deginilen peygamberleri konu ediniyoruz.

Peygamberler, Allahu Tealâ tarafindan, emir ve yasaklarini kullarina teblig etmek ve hidayet yolunu göstermek amaciyla gönderilen insanlardir. Onlar, Allahu Tealâ'nin seçilmis kullaridir. Bu, çalismakla veya çok ibadet etmekle elde edilecek bir derece degildir.

“Andolsun ki, biz senden önce nice peygamberler gönderdik. Onlardan bir kismini sana anlattik, bir kismini da anlatmadik.” (Mü'min, 78)

“Her kavmin bir hidayet davetçisi vardir.” (Ra'd, 7)

“Her ümmetin bir peygamberi vardir” (Yunus, 47) gibi birçok ayet göz önünde bulunduruldugunda, insanlik tarihi boyunca kullarin hidayeti için gönderilen peygamberlerin sayisinin çoklugu anlasilabilir.

Yüzyirmidörtbin ilâhi elçi

Sahabeden Ebu Zerr el-Gifari r.a. söyle anlatir:

Ben Hz. Rasulullah'a: “Ey Allah'in Rasulü! Nebilerin ilki hangisidir?” diye sordum. “Adem'dir.” buyurdu. Ben tekrar: “O Nebi miydi?” diye sordum, “Evet o, Allah ile bizatihi konusmus bir Nebi idi.” dedi. Ben: “Ey Allah'in Rasulü, peygamberlerin sayisi kaçtir?” diye sordum; “Yüzyirmidörtbindir.” buyurdular. (Suyutî: ed-Dürrü'l-Mensur 1/125)

Cenab-i Allah, hikmeti icabi Kur'an-i Kerim'inde Adem a.s.'dan Peygamberimiz Hz. Muhammed s.a.v.'e kadar, isimleri ile birlikte peygamberligi kesin olarak bilinen yirmibes peygamberin ismini vermistir. Bu isimler söyledir:

Adem a.s., Idris a.s., Nuh a.s., Hûd a.s., Salih a.s., Ibrahim a.s., Ismail a.s., Ishak a.s., Lût a.s., Yakub a.s., Yusuf a.s., Eyyub a.s., Zülkifl a.s., Suayb a.s., Musa a.s., Harun a.s., Ilyas a.s., Elyesa a.s., Yunus a.s., Davud a.s., Süleyman a.s., Zekeriyya a.s., Yahya a.s., Isa a.s. ve Muhammed s.a.v.

Bununla beraber, Kur'an-i Kerim'de kissalari anlatilan; ancak açikça peygamber oldugu zikredilmeyen Üzeyr, Lokman, Zü'l-Karneyn gibi salih kullarin isimleri de zikredilir.

Yüce Allah, bu peygamberlerden bazilarini kendisine daha yakin tutarak, onlarin azim, gayret, sabir ve üstün fazilet sahibi olmalarindan bahsetmistir. (Ahkâf, 35; Bakara, 235) Rivayette azim sahibi peygamberlerin, Nuh a.s., Ibrahim a.s., Musa a.s., Isa a.s. ve bütün peygamberlerin serdari Hz . Muhammed s.a.v. Efendimiz olarak belirtilmistir.

Bir de Kur'an-i Kerim'de isminin zikredilmemesine ragmen kendilerinden bahsedilen ve baslarindan geçen olaylar anlatilan bir çok peygamber vardir. Ilâhi bir hikmet geregi ismi anilmayan bu peygamberler, ya bir baska peygamberin yol arkadasi olarak anlatilmis, ya da helâk olmak üzere olan bir toplulugun kurtaricisi olarak zikredilmistir.

Hidayet ve dalâlet arasinda gidip gelen millet: Israilogullari

Insanlik tarihinde en çok peygamber gönderilen kavim olarak Israilogullari bilinir. Israilogullari , peygamberlere iman hususunda köklü bir gelenege sahip idiler. Zira, neslinden geldikleri Yakup a.s. ve ondan sonra gelen birçok peygambere basta mukaddes kitaplari Tevrat vasitasi ile inanmakta idiler.

Fakat bu milletin peygamberlerine olan sadakat ve bagliliklari hiçbir zaman uzun sürmedi; kitaplarini tahrif ettiler ve sapkinliga düstüler. Sonra da baslarina bir musibetin gelecegini anladiklarinda hemen Allah'a yalvararak, kendilerine yol gösterecek, düsmanlarinin zulmünden kurtaracak bir peygamber istediler. Bunu her firsatta yaptilar.

Israilogullari'na bu kadar çok peygamberin gönderilmesi, Allah'a ve peygamber inancina sahip bir toplulugun, dalâlet içinde sikistiklarinda dahi, bir peygamber göndermesini dilemelerinden olsa gerek! Zaten Hz. Yakub a.s. ve sonraki peygamberler halkasi, bu kavmin basindan ayrilmayacak, dalâlete saplandiklari zamanlarda onlara yol gösterecek hidayet rehberlerinin olmasi için Allah'a dua etmislerdir.

Duasiyla kavmini kurtaran peygamber: Hz. Sa'ya a.s.

Musa ve Harun a.s.'dan sonra Allahu Tealâ, Israilogullari'nin basina her hükümdar geçtiginde, beraberinde bir peygamber gönderirdi. Sa'ya a.s. da Sidkiya diye bilinen bir hükümdar zamaninda gönderilmisti. Kavmine, Hz. Isa a.s. ve Hz. Muhammed s.a.v.'in gelecegini haber vermisti.

Israilogulari devlet islerinde hükümdarlari Sidkiya'nin, dinî hususlarda da Sa'ya a.s.'in emirlerine itaat ederlerdi. Fakat Sidkiya'nin hükümdarliginin son zamanlarina dogru sapitip hak ve batil çizgisini astiklarinda, Allah onlara Babil krali Senharib'i (Sencarib) gönderdi. Senharib bütün ordusuyla Beytülmakdis'i kusatti. Gördükleri karsisinda korkularindan ne yapacaklarini bilemeyen Israilogullari, Sa'ya a.s.'a kendilerini Senharib'in ordusundan kurtarmasi için Allah'a dua etmesi dileginde bulundular. Sa'ya a.s. Allah'a kavminin kurtulmasi için dua etti. Senharib'in ordusu veba hastaligina yakalanip kisa sürede kirildi.

Krallari Sidkiya'nin ölümünden sonra Israilogullari'nin isleri bozuldu. Hükümdarlik için birbirlerini öldürmeye basladilar. Mukaddes kitaplari Tevrat'i unuttular. Bunun üzerine Allah, Sa'ya a.s.'a kavmine ikazlarda bulunmasini emretti. O da kavmini toplayarak ögütlerde bulundu. Allah'in verdigi nimetleri unuturlarsa baslarina tahmin bile edemeyecekleri musibetlerin gelecegini anlatti. Sa'ya a.s. konusmasini bitirince, azgin Israilogullari onu yakaladilar ve sehit ettiler.

Sa'ya a.s. ve kendisinden sonra gelecek olan Irmiya a.s.'in kavimlerini helâk etmek için toplanan ordular hakkinda Yüce Allah Kur'an-i Kerim'de söyle buyurmu stur:

“Biz Kitap'ta Israilogullarina : Sizler, yeryüzünde iki defa fesat çikaracaksiniz ve azginlik derecesinde bir kibre kapilacaksiniz, diye bildirdik.” (Isra, 4)

Bakara Suresi'nin 256. ayetinde de Israilogullari'nin bitmek tükenmek bilmeyen dalâletten hidayete yolculugu için, onlara gönderilen peygamberlerden Irmiya a.s.'in kissasi anlatilmaktadir.

Yüz yil sonra diriltilen peygamber: Hz. Irmiya a.s.

Irmiya a.s., Yakub a.s.'in soyundan gelen Harun b. Imran a.s.'in neslindendir. Hz. Musa a.s.'dan Hz. Isa a.s.'a kadar olan zaman içerisinde gönderilen, Danyal a.s. ile ayni asirda görev yapmis peygamberlerden biridir.

Bu dönem, Israilogullari'nin kendilerine gönderilen peygamberleri öldürmeye basladiklari, aralarinda sapikligin iyice yayginlastigi, haramlarin helal sayilmaya baslandigi bir dönem idi. Allah'in kendilerini, Senharib'in muhtesem ordularinin felaketinden kurtardigini unutarak dogru yoldan sapmislardi.

Bunun üzerine Yüce Allah, Irmiya a.s.'a: “Izzetime yemin ederim ki, ben onlara öyle bir fitne ve bela salacagim ki, o dilsizleri konusturacak, akil sahiplerinin akillarini alacak!” buyurdu. Hz. Irmiya a.s. bu ilâhi tehdidi isitince aglamaya ve bu musibetin kalkmasi için dua edip yalvarmaya basladi.

Allah, peygamberinin duasini kabul buyurdu. Fakat aradan üç sene geçmesine ragmen Israilogullari eski tutumlarini hiç degistirmediler.

Zulmün ve haksizligin hesabini her yerde gören Yüce Allah, Sam taraflarinda hakimiyet süren Buht-Nassar adli bir hükümdarin kalbine Beytülmakdis'te bulunan Israilogullari üzerine yürümesini ilham etti. Buht-Nassar, ufuklari kaplayan, adeta çekirge sürülerini andiran ordusuyla Beytülmakdis üzerine yürüdü. Kisa bir müddet içinde Beytülmakdis'e girdi. Israilogullari'ni kiliçtan geçirdi. Hatta askerlerine emir vererek Beytülmakdis'in üzerini kumlarla kapattirdi. Israilogullari baslarina gelecek felaketi kendileri hazirlamislardi.

Beytülmakdis'in yikilip harap edilmesinden sora, Irmiya a.s. oradan ayrilip, kimsenin olmadigi yerlerde uzlet hayati yasamaya basladi . Allah ona uzun bir ömür verdi.

Buht-Nassar ordusuyla beraber Kudüs'ten çekilip Babil'e geri döndügünde, Irmiya a.s. bir sepet incir ve biraz üzüm sirasiyla merkebine binerek tekrar Kudüs'e geldi. Oranin nasil harap edildigine bakti. O esnada Allah ona bir ölüm uykusu verdi. Bu zaman içerisinde kimse onu göremedi. Nihayet Cenab-i Allah, yüz yillik bir ölümden sonra kudretiyle onun gözlerini açti. Irmiya a.s. sehrin nasil imar edildigine bakti. Sonra cesedinin ve merkebinin kemiklerinin nasilda bir araya getirildigini izledi. Daha sonra ayaga kalkti, Yüce Allah'in kudretini apaçik görünce: “Ben biliyorum ki, Allah her seye gücü yetendir.” dedi. Irmiya a.s.'in bu kissasi Bakara Suresi'nin 259. ayetinde söyle anlatilir:

“Görmedin mi o kimseyi ki, binalarin çatilari çökmüs, duvarlari birbiri üstüne yikilmis, kimsecikleri kalmamis bir beldeye ugrayarak kendi kendine:

- Allah burasini ölümünden sonra acaba nasil diriltecek? demisti. Allah'ta onu yüz yil ölü birakmis, sonra dirilterek kendisine:

- Ne kadar kaldin? diye sormustu. O da:
- Bir gün, yahut bir günden daha az, demisti. Allah ona:

- Hayir, yüz yil ölü kaldin! Iste, yiyecegine-içecegine bak, daha bozulmamis. Bir de merkebine bak. Seni insanlara ibret kilalim diye (yüz sene ölü tuttuk, sonra tekrar dirilttik). Simdi sen kemiklere bak, onlari nasil birlestirip yerli yerine koyuyor, sonra ona et giydiriyoruz, dedi.

Durum kendisine malum olunca:

- Simdi iyice biliyorum ki, Allah her seye kadirdir, dedi.”

Yûsâ b. Nûn ve Kâlib b. Yufennâ a.s.

Kendilerine en çok peygamber gönderilen kavimlerden biri, belki birincisi Israilogullari'dir . Fakat onlar kadar peygamberlerini sikintiya sokan, ilk ilâhi imtihanda yüz çeviren kavim de pek görülmemistir. Bu yazimizda Israilogullari'na gönderilen ve Kur'an -i Kerim'de ismi anilmayan üç mübarek peygamberi ve onlarin ibretli kissasini dikkatinize sunuyoruz.

Firavun; asil adi Kâbus b. Mus'ab. Musa ve Harun a.s. zamaninda yasamis, kendini rab ilan eden, ihtisamli ordulariyla kibirlenen, uykularinda bile insanlara kâbus olan zalim Misir hükümdari...

Hz. Musa a.s., kendisiyle ayni yil dogan bütün erkek çocuklarin öldürülmesine ragmen, Allah'in bir mucizesi ile Firavun'un sarayinda, annesinin kucaginda büyümüstü. Büyüyüp olgunlastigi zaman Allah onu peygamberlikle görevlendirmisti. Zamanla insanlar ona inanmaya, onun anlattigi üzere Allah'a iman etmeye baslamislardi. Firavun ise kendisinden baskasini ilâh edinenleri kizgin bakir dösenmis firinlarda yakmakla tehdit ediyor, israr edenlere de hiç acimadan söyledigini yapiyordu.

Firavun artik, kâhinlerin de bildirdigi gibi, saltanatini yikip yok edecek kisinin Musa a.s. oldugunu anlamisti. Onu ve müminleri öldürmek için Kizildeniz'e kadar peslerinden gitti. Fakat daha önce sahit oldugu mucizelere inanmadigi gibi, Kizildeniz'in iki yana açilarak Hz . Musa a.s.'a ve ona tabi olanlara yol vermesi mucizesine de inanmamis, kendisi de geçmek isterken askerleriyle birlikte bogulmustu.

Firavun'un zulmünden uzaklasmak isteyen Musa a.s. ve ashabi için artik zorbalarin sehri Eriha'ya (Kudüs'e) varmak için bir engel kalmamisti. Musa a.s.'in yanindaki bazi kimseler Firavun'un öldügüne bir türlü inanamiyorlar, cesedini görmeden yolculuga devam etmek istemediklerini söylüyorlardi. Bunun üzerine Musa a.s. Cenab-i Mevlâ'ya niyazda bulunmus, O da Firavun'un is isten geçtikten sonra kapandigi secde halindeki cesedini onlara göstermisti.

Musa a.s. Firavun'un ölümünden sonra, ashabinin en salihlerinden olan Yûsa b. Nûn'u ve Kâlib b. Yufennâ'yi Misir sehirlerinin kontrolü ve denetimi için geri gönderdi. Bu iki salih insan, Misir'da asayis saglandiktan sonra tekrar Musa a.s.'a katildilar.

Zorbalarin sehrine yapilan yolculuk uzun, yorucu ve imtihanlarla dolu bir seferdi. Yolculuk sirasinda Musa a.s.'in kavmi oradan gelen korkutucu haberleri isitmisler ve Hz. Musa'ya:

- Ey Musa! Orada zorba bir kavim var. Onlar oradan çikmadikça biz kesinlikle sehre girmeyiz, demislerdi.

“(Bu arada Musa'nin ashabi içinde bulunan ve Allah'tan) korkanlardan ve kendilerine nimet bahsedilen iki zat (Yûsâ ve Kâlib):

- Onlarin üzerine kapidan girin, oraya girdiniz mi artik siz zaferi kazanmisiniz demektir. Eger müminler iseniz ancak Allah'a güvenin, dediler.” (Mâide, 22-23)

Fakat durum degismedi. Cenab-i Allah da peygamberi ile yolculuga devam etmek istemeyen bu insanlara kirk yil Tih çölünde kalma cezasi verdi. Musa a.s. ve kendisiyle beraber yolculuga devam etmek isteyen bazi arkadaslari da Tih çölünde uzun süre kaldi. Bu süre içerisinde dört büyük ilâhi kitaptan biri olan Tevrat tamamlandi.

Tih çölünden ayrildiklarinda, Musa a.s. bir grup askerle birlikte Yûsâ'yi ve Kâlib b. Yufennâ'yi öncü kuvvet olarak gönderdi. Nihayet zorbalarin sehrine geldiler. Durumu gören Eriha halki, içlerinden duasi çok kabul olunan Bel'am'a gittiler.

- Musa ve beraberinde gelen Israilogullari bizi öldürmeye geldiler. Ne olur, onlarin aleyhlerinde beddua et, diye israrla rica bulundular.

Bel'am, Allah'in en büyük ismi olarak bilinen Ism-i Azam'i biliyor, bu isim hürmetine yaptigi her dua kabul olunuyordu. Bel'am dedi ki:

- Yanlarinda melekler bulunan bir peygambere ve ona inanan müminlere nasil beddua edebilirim?

Fakat, israrla bunu isteyenlerin çabalari sonunda netice verdi. Karisina onu kandirmasi için birçok hediyeler verdiler. O da bir yolunu bulup, Bel'am'i beddua etmesi gerektigine inandirdi.

Bel'am bu bedduayi yapabilmek için Israilogullari'ni görebilecegi yüksek bir tepeye çikti. Onlara dogru yöneldi. Her yaptigi beddua kendi aleyhine dönüyor, bunu kendi agziyla söylüyor; fakat bir türlü düzeltemiyordu. Nihayet o beddua eden dili uzadikça uzamis, agzina sigmaz olmus, köpek gibi solumaya baslamisti. Artik Ism-i Azam duasini da edemiyordu, çünkü kendisine unutturulmustu.

Bel'am'dan sonra bu duayi bilen kimselerin çok az oldugu söylenir. Bel'am'in bu durumu ayet-i kerimede söyle anlatilir:

“...Onun durumu, tipki köpegin durumuna benzer: Üstüne varsan da dilini çikarip solur, biraksan da dilini çikarip solur. Iste ayetlerimizi yalanlayanlarin durumu budur. Bu kissayi anlat, belki düsünürler.” (A'raf, 176)

Bundan sonra Hz. Musa a.s., Yûsâ'yi Israilogullari ile birlikte Eriha'ya, zorbalara, Allah'a iman etmeleri için gönderdi. Eriha halki bunu kabul etmeyince Yûsâ burayi fethetti. Hz. Musa a.s. burada bir müddet daha yasadiktan sonra vefat etti. Kendisinden sonra Yûsâ a.s. peygamber oldu.

Yûsâ a.s., Musa a.s.'in vefatindan sonra yirmi yedi yil peygamberlik yapti. Vefat edecegi sirada Israilogullari'nin idaresini Kâlib b. Yufennâ'ya havale etti ve yüz yirmi alti yasinda iken ahirete irtihal eyledi.

Kâlib b. Yufennâ'ya da Allah'tan vahiy geldi, peygamberlikle vazifelendirildi. Yûsâ a.s.'in vasiyet ettigi üzere Israilogullari'nin hidayetten ayrilmamalari için çok mücadeleler verdi. Çetin bir dünya hayatinin sonunda, bir müddet sonra o da rahmet-i Rahman'a kavustu.

Hz. Musa a.s. Hz. Hizir ile görüsmeye giderken yanina aldigi kisi Yûsâ a.s., Israilogullari'ni idare etmek için yerine vekil biraktigi kisi de Kâlib b. Yufennâ a.s. idi.

Onlara ve gönderilen bütün peygamberlere salât ve selam olsun...

Ismûil (Semuyel) b. Bâlî a.s.

Yûsâ a.s'in vefatindan sonra Israilogullari hükümdarlar tarafindan yönetilmislerdir. Peygamberlerine olan ihtiyaçlari ise, sadece dinî mevzularda çikar bir yol bulabilmek veya bir musibete ugradiklarinda Allah'a yalvarmasini istemek seklinde oluyordu.

Yû sâ a.s.'in vefatinin üzerinden dört yüz yil geçmisti. Amâlikler'in hükümdari Câlût, Israilogullari'na saldirmis; mukaddes kitaplari Tevrat'i ve Musa a.s. ile Harun a.s.'in ailelerinden kalan, içinde bir takim kutsal emanetlerin bulundugu, “Tâbut” ismini verdikleri sandigi ellerinden almisti. Israilogullari her zaman oldugu gibi, baslarina gelen bu felaketin def'i ve mukaddes emanetleri geri alabilmek için Yüce Allah'a yalvarmaya basladilar. Bir peygamber göndermesini istediler. Cenab-i Allah da onlara Ismûil (Semuyel) a.s.'i gönderdi.

Yönettigi Amâlika halkiyla birlikte Câlût'un Israilogullari'na peyderpey uyguladigi katliam o safhaya ulasmisti ki, neredeyse topyekûn yok olacaklardi. Sonunda Israilogullari “Peygamberlerine (Ismûil'e) varip:

- Bize bir hükümdar tayin et, biz de onunla beraber Allah yolunda savasalim, dediler. (Ismuil onlara):
- Ya size savas emredilince savasmazsaniz?! dedi. Onlar:
- Biz, yurtlarimizdan çikarilmis, ogullarimizdan uzaklastirilmis iken, Allah yolunda ne diye savasmayalim? dediler.” (Bakara, 246)

Bunun üzerine Hz. Ismûil a.s. Allahu Tealâ'ya dua etti. Allah da onlara, siradan biri gibi gözüken Tâlût isminde birini görevlendirdi. Ismûil a.s. yeni komutanlari Tâlût'u Israilogullari'na tanittigi zaman onlardan bazilari:

- Biz hükümdarliga daha layik oldugumuz halde, kendisine servet ve zenginlik de verilmemisken o bize nasil hükümdar olur? dediler.

Bunlari duyan Ismûil a.s. kizdi ve:

- “Allah basiniza onu seçti, ilimde ve bedende ona üstünlük verdi. Allah mülkünü diledigine verir. O her seyi kusatan ve her seyi bilendir, dedi.” (Bakara 247)

Israilogullari içerlemis bir halde, istemeye istemeye yeni komutanlari ile birlikte Câlût ile savasmak üzere yola çiktilar. Yolda susadilar, Ismûil a.s.'dan bir irmak akitmasini istediler. O da dua etti ve tatli suyu olan bir irmak akti (Filistin Irmagi). Tâlût askerlerine dönerek:

- Allah sizi irmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden degildir. Kim onu içmezse artik bendendir. Sadece bir avuç içenler müstesna, o kadarina müsaade vardir, dedi.

Fakat askerlerden pek azi Tâlût'un sözünü dinlediler. Irmagin kiyisina geldiklerinde bir kismi hariç, hepsi kana kana içti. Nihayet Tâlût ve yanindakiler nehrin öte karsisina geçtiklerinde, geride kalanlar bu sefer:

- Bizim Câlût'a karsi koyacak gücümüz yok, deyip geri döndüler. Sözlerinde sadik olanlar ise:

- “Nice az bir topluluk var ki, Allah'in izniyle sayica çok topluluklari yenmistir. Allah sabredenlerle beraberdir.” dediler. (Bakara, 249)

Tâlût ve askerleri, Câlût'u ve dehsetli ordusunu gördüklerinde:

- Ey Rabbimiz! Üzerimize sabir indir. Bize cesaret ver ki tutunalim. Kâfir topluluga karsi bize yardim et, diye dua ettiler.

Tâlût'un ordusunda, yasi henüz küçük olan, fakat ileride peygamber olacagi daha o zamanlar fark edilen Davud a.s. da bulunuyordu. Sapanina koydugu küçük bir tasi, o iri cüsseli Câlût'un alninin ortasina öyle bir atmisti ki, neredeyse Câlût'un kafasi parçalanmisti. Câlût böylece ölüp gidince, ordusu da dagilip perisan oldu.

Bundan sonra Ismûil a.s. bir müddet daha yasadi. Ondan sonra Hz . Davud a.s. peygamberlikle vazifelendirildi.

Ona ve gönderilen bütün peygamberlere salât ve selam olsun...

http://www.semerkanddergisi.com/637.htm

http://www.semerkanddergisi.com/6111.htm

ISMI ANILMAYAN ELÇILER

HÜSEYIN OKUR


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kırk Anahtar Duası

Tüm kötülüklere ve büyücülere karşı koruyucu dua Şans için kırk kilit açma duası Hz Fatma tarafından bu dua herkez için bir anahtardır.sorunlardan kurtulmak için mucize dua kısmet ve şans açmak aşk, sevgi, muhabbet, servet,bağlı işleri çözmek, işe girmek,sihir ipatli ve sorunları çözmek,Düşmanları kovmak ve Evlilik niyeti için cuma günü sabah namazdan sonra mavi çanak kasenin içinde suya okunur okunan su içilir ve bu suyla gusül abdesti alınır. Karı koca arasındaki muhabbet için su çay veya meyve suyuna okunur ikisi içer Cuma sabahı Temiz ve saf niyet ile büyük bir kase suya okuyun ve su ile banyo yapın Evlilik Niyeti için Dört hafta en iyi zaman perşembe veya cuma günü sabahıdır.Duayı bitirdikten sonra bir defada yasin suresi okuyun (Dört perşembe veya Dört cuma) Servet açmak ve Büyüden kurtulmak için şans servet ve sihir iptali için suya okunur ve o suyla banyo yapılır Büyüden kurtulmak için safran mürekkebi ile arapça yazıp suda bekledikten sonra o suyla kişi yıkanırsa büyü

Kün Fe Yekün Nedir? Sırları ve Faziletleri!

 Bu cümle arapçadır ve kurani bir kavramdır. Kün ol anlamındadır. Feyekün ise oluverir manasına gelir. Yasin süresi son sayfa son âyetlerde geçen bu kelime, Allahın dilemesi ile ilgilidir. Allah bir şeye ol dedi mi o hemen olur. Sırları ve Faziletleri Not: Tecrübe ile sabittir. Yasin süresinin su 2 ayeti 1001 kere okudunmu kabul olmayacak dua yok biiznillah( Allah'in izni ile).. Ramazanın son 10 günü içerisinde okunması gerekli. tüm dualarimizin kabul olması dileğiyle yardım bekleyen herkese iletelim..Rabbim şifa versin korktuklariniza ugratmasin.iki ayet; İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn(yekûnu). Bütün meşru istekler için. Kur'ân-ı Kerîmin bir çok âyet-i kerîmesinde geçen;‘’kün feyekün.’’ duası. Yani, "Allâh-u Te'âlâ bir şeyi yaratmak murad ettiğinde o şeye '’kün feyekün =var ol!'' buyurur, o da hemen var olur". Kur'an'daki, "Kün feyekûn" kavl-i şerifi bulunan bütün âyetler bu duada zikredildiği için bu duay

Es'elullâhel azîm, Rabbel arşil azîm en yeşfiyek! - Şifa Dilemek

Sahabeden Abdullah ibn Abbas (r.a.), Peygamberimiz (s.a.s.)’in şöyle buyurduğunu bildirmiştir: “Kim eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de onun yanında yedi defa; أَسْأَلُ الٰهّلَ الْعَظي۪مَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظي۪مِ أَنْ يَشْفِيَكَ Okunuşu: “Es’elüllâhel-azîme, Rabbel-arşil-azîmi en yeşfiyeke.” Anlamı: “Ulu Arş’ın Rabbi Yüce Allah’tan sana şifa vermesini isterim, derse, Yüce Allah ona mutlaka o hastalıktan şifa verir.” (Ebû Davud, Cenâiz, 12) Peygamberimiz, sabah akşam şu duayı okuyarak Allah’tan sağlık, âfiyet ve iyilik istemiştir: اَللّٰهُمَّ إنّ۪ى أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ Okunuşu: “Allâhümme innî es’elükel-‘afve vel-‘âfiyete fîd-dünyâ vel-âhırah.” Anlamı: “Allah’ım! Senden dünya ve ahirette af, sağlık, sıhhat ve nimet istiyorum.” (Ebû Davud, Edeb, 110) Tıbbî tedavi yanında telkin ve dua ile tedavi yöntemi (psikolojik tedavi) günümüz müspet bilimi için de büyük önemi haizdir. * Sahabeden Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: Peygam

Recep Ayının 10. Günü Okunacak Dualar

Duanın Türkçe Okunuşu: Allahümme in ketebtenî şegıyyen fektüb sa’ııı’den. Vemhusmiii an divânil eşgıya’i ve semminiii tegıyyen verzügniii. A’yetel enbiya’i vensurniii ala cemi’ıl egda’i vahşürniii yevmel gıyameti fiii zümratil’embiya’i aleyhimüs’selam.Ve e’ız’ni min derkil eşgıya’i inneke semiud’düa’i bi rahmetike ya erhamer’rahımiyn.

Ömründe 4 Defa Okuyana Mucizeler Yaşatan Muazzam İstiğfar

Abduh Muhammed Baba (elmecmuatul mubareke) Abdullah İbni Sultan (r.a) istigfaridir ! Hz. Ali (r.a) peygamber efendimiz (s.a.v) emri ile yaziya dökmüştür. Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi hamdeyyüvafinniame ve eşhedüel la ilahe illallahu vahdehü la şerikelhü şehedetem müberraetem mineşşekki vettühemi ve eşhedüenne seyyidena muhammedennebiyyene abdühü ve rasulühü seyyidül arabi vel acemi sallallahu teala aleyhi ve sellem ve ala alihi ve ashabihi ve ezvacihi ve zürriyetihi efdalil ümem. Manasi; Nimetlerine denk gelecek bir hamd ile Allah'u te'ala'ya hamdü senalar olsun. Ben şek ve töhmetlerden beri kılınmış bir şahadetle şahitlik ederim ki Allahu teala'dan başka hiç bir ilah yoktur.yine şahitlik ederim ki peygamberimiz, efendimiz muhammed o'nun kuludur. rasulüdür, arab'ın ve acemin efendisidir. Allah'u teala ona ve ümmetlerin en üstü olan aline, ashabına, eşlerine ve zürriyetine salat ve selam eylesin' Fazileti; Bu istiğfari okuyan

Uykuda Cünüp, Rüyalanmamak, İhtilam Olmamak İçin Dua

Maaric , Tarık ve Kadir surelerini okumak da uykuda boşalmayı önler. Felahu's-Sail'de İmam Ali'den (as) rivayet edilmiştir ki; "Uykudayken boşalmaktan korkuyorsanız, uyumadan önce şunları söyleyin: اَللّهُمَّ اِنّي اَعُوذُ بِكَ مِنَ الإحْتِلامِ وَ مِنْ شَرِّ الأحْلامِ وَ مِنْ أنْ يَتَلاعَبَ بِىَ الشَّيْطانُ في الْيَقْظَةِ وَ الْمَنامِ Allâhumme innî e'ûzu bike minel ihtilâm ve min şerril ahlâm ve min en yetelâ'abe biye'ş şeytânu fil yeqzati vel menâm. Allah'ım, (uykuda) cunup olmaktan, karmaşık rüyaların şerrinden, uykuda ve uyanıkken şeytanın benimle oynamasından sana sığınırım.

Recep Ayında İhlas Suresini Okumanın Faziletleri

Receb Ayında İhlâs'ı Şerif: "Her kim Recebde, bir kere İhlâs okusa, ALLAH'u Teâlâ onun elli senelik günahını bağışlar." Hadis'i Şerif, EnîSü'l celîs, sh:195 Hannani(RA) şöyle demiştir: "Her kim, Recebin her günü bir tane bile İhlâs Sûresi okusa, onbin deve yükü kâğıda sahip olur ki, göklerin ve yerin tüm sakinleri, ellerinde altın kalemlerle toplanıp o İhlâs'ın sevabını o kağıtlara yazarlar" (50 İhlâs okuyanın 50 senelik günahları silinir, 100 kere okuyan cehennemden berat alır, 1000 kere okuyan canını cehennemden satın alır.)

% 100 Kabul Olan Dua !

ALLAHTAN BİRŞEY İSTEYECEĞİN ZAMAN HADİD SURESİNİN İLK 6 AYETİ HAŞR SURESİNİN SON 4 AYETİNİ OKU VE ŞÖYLE DUA ET Yâ men hüve hâkezâ es'elüke bi hakkı hâzihil esmâi en tüsaliye alâ muhammedin ve âli muhammedin ve en tef'ale bi ( burada hacet söylenir) Azîb (r.a.), Ali b. Ebu Talib Kerremellahu Vecheh Hazretlerine demişti ki: "Senden Allah aşkına rica ediyorum. Rahmân Teâlâ'nın gönderdiklerinden, bilhassa Cebrail'in Resulullah'a getirdiklerinden ve Resulullah'ın özellikle sana öğrettiklerinden en faziletlisini bana özel bir şekilde öğretmez misin?" Hz. Ali de ona "Ya Bera! Allah'a İsm-i A'zam'ı (en yüce ismi) ile dua etmek istersen, Hadid Sûresi'nin baş tarafından on âyeti ve Haşr Sûresi'nin sonunu oku, sonra de ki: 'Ey o, böyle olan ve O'ndan başka böyle bir şey olmayan zât! Senden bana şöyle şöyle yapmanı dilerim." Vallahi ya Bera, bununla benim aleyhime dua etsen yere geçerim.' dedi."

İsrafu Umar Duası

Uyarı!:Maksadı hayırlı rızık ile zengin olmak, ve elde edeceğini asla haramda kullanmamak kararında olan kimsenin bu havas terkibini uygulamasını tavsiye ederim. Sayısız defa yapılmış ve her seferinde çok şükür birkaç günde dahi etkisi görülmüştür. İhlasla ve şüpheye düşmeden okunmalıdır. UYGULANIŞI: Yatsı namazlarından sonra İki rekat hacet namazı kılınır. Her iki rekatta fatihadan sonra bir ayetel kürsü okunur. Son secdeye varlıldığında secdeden kakmadan! "ya Hu ya men Hu , La İlahe İlla Hu, entel hayyul kayyum, vela şerikelek, velekel mülkü, velekel hamdü, ve inneke ala külli şeyin kadir" dedikten sonra namaz bitirilir. Ardından israfi-umar duası okunur. KAYNAKLARDA BU ALTTAKİ ŞEKİLDEDE GEÇMEKTEDİR İsrafu umar okunuşu: Aksamtu aleykum Eyyetühel Umari vel caan Ellezi fi hezel Mekaan Dürriyyül Kuvveti Vel ceberuti vel heybeti Vel kudreti vel azameti vel kuvveti Vessatveti vel celaleti vel Cemaleti Vel ceberuti ,aksamtu aleyküm billahi El hayyul kayyum ellezi

Günlere Göre Kulak Çınlaması Alametleri

Bir insanın durup dururken kulağı çınlar. Güya tiz bir düdük veyahut ince bir çıngırak çalınıyormuş gibi bir ses, bir sağda duyar ve eski hallerden insanlara Cenab-ı Hak tarafından bir işaret olmak üzere telakki eden, Cenab-ı Allah tarafından bir işaret nazarı ile bakan ilim ve bilim erbabı ve havvas alimleri uzun tecrübeler neticesinde gün ve gecesine göre hükümlere tasnif ve taksim eylemişler, hayr ve şerden her neye delalet ettiğini belitmiş ve bildirmişlerdir. Bir kimsenin her ne zaman kulağı çınlarsa derhal "Allahümme salli ala seyyidine muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve selleme. Allahümme inni eselüke küllel hayri ve eüzü bike min külli şerri" demek lazımdır demişler. çünkü her bir işaret ve alametde Cenab-ı Vacibül Vucud hazretlerinden hayrı istemek ve şerden ise istiaze etmek ehli imanın adeti kadimesi ve müstahsenesidir. Yani bir savap işleme halidir. Pazar Günü: Büyüklerden faide görmesine, ümit ettiği yerden menfaat görmesine delalet eder. Pazar Gecesi: Büyü