Hayal, Kuruntu ve Gönül Karanlığından Kurtulmak İçin

«YÂ KERÎMEL AFİV ZEL ADLİ ENTELLEZİ MELÂE KÜLLÜ ŞEY’İN ADLEHÜ»

İlâhi isimlerden bir ism-i şerif de «El Mahmud» dur. Yani Cenâb-ı hudayı hakk; kendi zat ecelli ve alaşım kendi zatı âliyesine lâyık olan hamd ve sena ile ezelî hamd ve sena edici hamd el mutlak, zatında mah-mudu muhakkakdır. Mânâsı:Ey şâm ulûhhiyetine lâyık olan kemal vasıflarla ezelî, ebedî, devamlı hamd olucu Allahım! Zâtında meşkûr, mâruf, mezkûr ve hakkı ile mabud-u mutlaksın. Ya mabud-u müteâl celle şânehu teâlâ! Bütün hamd-ü sena, şükür ve dua, açık ve gizü zikir üe devam üzre olan zevatın ve ehemmi cüziyeleri ve kuvvei müdrikei idrâkleri her senâi külliyeti’nin ve şerefi izzetinin hakikatına vâsıl ve baliğ olamaz. Havass ve Esrarı:Cenâb-ı Şeyhül Ekber Muhiddin Arabi (K.S.) Hazretleri buyurur:

• Bir kimse kendi nefsinde her ne düerse ve başkası için husûli muradı niyeti ne ise bu şerefli ismi okumağa meşgul olsa; dilediği muradı hasü olur. Allah Teâlânın fazlıyla.

• Bir kimse evham, hayâl görmekden ve gönül karanlığından kurtulmak murad etse; bir köşeye çekilip 40 gün perhizi kâmile üe perhiz etsin. Halvetde bir kimse elinden bir şey yemesin. Gıdası kendine mahsus olsun. O halvetde bu şerefli isimden başka bir şey ile meşgul olmasın. Ve o kadar gayret etsin ki; dil aynası safvet (saflık, berraklık, temizlik) bulsun. O halvetde her ne zuhur ederse kimseye söylememeli. Tâ evham-ı mülk zail olup melekût-i sırlara mahrem (arif) oluncaya dek gayret etmelidir. Ama evhamı "hayâl üe melekû-tî" hakikatlan fark etmeğe irfanı müsait değilse bir mürşid eliyle halvete girmeli ve o mürşidle bazan sohbet etmeli. O mürşid ittihaz ettiği zatda temyize (ayırt etmeğe) kudret olmazsa; hayâl ile hakikat berzahında (arasında) kalır. Maazallahi Teâlâ necat bulamaz (112).

• Bir kimse bu ismi (duayı) ne niyetle okursa hasıl olur. Hem okumalı hemde üstlerinde bulundurmalıdır
islam