Ana içeriğe atla

Peygamberimizin Sabırla İle İlgili Sözleri ve Hadisleri

Peygamber Efendimiz (sav)'in Sabırla İlgili Hadisleri ve Sabır Hakkında Bilgiler


Nesai'nin bir rivayetinde şöyle geçmektedir: Rasulullah s.a.v. efendimiz oturunca yanına Eshab'ından bir cemaat gelir, otururdu.Aralarında küçük bir oğlu olan bir adam vardı.Çocuk onun arka tarafından gelirdi, oda önüne otururdu.Bu çocuk vefat edince, babası, oğlu anılır diye toplantıya katılmaktan uzak durdu.Peygamberimiz s.a.v. onu bir süre göremeyince:

- Falan kimseyi göremiyorum, nerelerde ? diye sordu.Eshab'da

- Ya RasulAllah o görmüş olduğun oğulcağızı vefat etti. dediler.Rasulullah s.a.v. onunla karşılaşınca oğlunu sordu.O da vefat ettiğini söyledi.Bunun üzerine Rasulullah s.a.v. efendimiz ona taziyede bulundu.(Sabır tavsiye etti.Onun işini Allah'a havale etti ki "Allah'da sana büyük ecirler versin" Buyurdu.Bundanda taziyenin sünnet olduğu anlaşılmaktadır.) Sonrada:

- Ey filan! sana şu iki şeyden hangisi daha sevimlidir? Hayatın boyu onun yanında bulunmasımı, yoksa Cennet'in hangi kapısından gelirsen gel, onun senden önce gelip, sana o kapıyı açmasımı? diye sordu. Adamda:

- Tabiki benden evvel Cennet'in kapısına gelip onu açmasını isterim.Elbette bu bana daha sevimlidir" deyince Rasulullah s.a.v.

- İşte bu sana aittir buyurdular.(O ölmüştür.Onun ölümü karşısında göstereceğin sabrın mükafatı olarak kıyamet günü cennetin kapısını sana açacaktır.) (Tergıp ve Terhib)


Muaz r.a. dan Rasulullah s.a.v. in şöyle buyurduğu rivayet edildi:

- Ruhum kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki düşük çocuk bile, eğer ölümünü sabırla karşılamış ise annesini göbek bağı ile cennete çekip götürecektir buyurdular. Ahmed ve Taberani rivyet etmişlerdir.


Ebu Hassan r.a. dan şöyle rivayet edildi: Ebu Hüreyre r.a. ya

- benim iki oğlum öldü.Rasulullah s.a.v. den ölülerimiz hakkında bir Hadisi Şerif söylermisin? dedim.Oda :

- Evet söyleyeyim.Onların küçükleri cennette diledikleri yerlere girerler, çıkarlar.Onlardan biri babasıyla veya anne ve babasıyla karşılaşınca, tıpkı senin şu elbisenin eteğinden tuttuğum gibi onların elbiselerinden veya ellerinden tutarlar.Allah hem onları, hemde babalarını cennete koyuncaya kadar onlardan ayrılmazlar.

Müslim rivayet etmişdir.


Ebud-Derda r.a. diyorki: Rasulullah'ın Hadisi Kudsi'sinde şöyle buyurduğunu işittim :

Allah Tealabuyurduki:

- Ya İsa! Ben senden sonra bir ümmet göndereceğim.(burda zikredilen ümmet "Muhammed s.a.v. ümmetidir.) Sevdikleri bir şeyle karşılaşırlarsa, Allah'a hamd ederler, sevmedikleri bir şeyle karşılaştıklarında bilgileri ve dayanma güçleri olmadığı halde ecir ve sevabını Ben'den bekleyerek dayanır, sabrederler.İsa a.s. :

- Ya Rab! bu nasıl olur? dedi.Allah-ü Teala da :

- Ben onlara hilmimden veilmimden veririm. Buyurdu.

Hakim rivayet etmiş.Buhari'nin şartına göre sahih demiştir.


Sahbara r.a. derki: Peygamberimiz s.a.v. :

- Kim nimete kavuştuğunda şükreder, afete uğradığında sabreder, haksızlık yapınca af diler, haksızlığa uğradığında affederse..." dedi ve sustu.Bunun üzerine Eshab-ı Kiram efendilerimiz:

- Ya RasulAllah onun durumu ne olur? diye sordular.Rasulümüzde s.a.v. :

- Onlar (geleceklerinden) emin ve doğru yolda olan kimselerdir. Buyurdular.

Taberani rivayet etmiştir.


Malik oğlu Ka'b şöyle rivayet eder:Allah'ın Rasulü buyurdularki:

- Müminin hali yeşil ekin sapının haline benzer. Onu sararıp kuruyuncaya kadar rüzgar sağa sola sallar.Bir defa yere yatırır bir defa doğrultur.(Mümin dünyadan göçünceye kadar başından afet ve musibet eksik olmaz)

Başka bir rivayette de Hadis-i Şerif şöyledir:

- Mümin ölünceye kadar rüzgar onu sağa sola sallar.(bela ve sarsıntı eksik olmaz.Aynı zamanda başına gelenler günahlarına keffaret olur.) Kafir ise kımıldamadan sapasağlam durup ,aniden yıkılan çam ağacına benzer.(Kafir, küfür ve isyanlarına tevbe ettirici, tevbeyi hatırlatıcı bela ve musıbetlere uğramadan ansızın ölür.)

Müslim rivayet etmiştir.


Muhammed, babası Halidden, oda Eshabdan olan dedesinin Rasulullah s.a.v. dan işittiğini rivayet etti:

- Allah tarafından kendisine bir makam verilen kimse, o makama kolayca ulaşamaz.Ancak hz.Allah kendisine, malına yahut evladına uğrayan felaketler verir, oda onlara sabrederse yüce Allah'ın takdir ettiği makama erişir. (Ebu Ya'la ve Taberrani "Kebir" ve "Evsat"ında rivayet etmişlerdir.)


Ebu Ümame r.a. den rivayet olunduğuna göre Allah'ın Rasulü şöyle buyuruyorlar:

- hz.Allah meleklerine buyurur: Gidin, kulumun üzerine bela yağdırın.Melekler Allah'ın emrini yerine getirince kul hamdeder.Melekler geri dönerler ve Allah-ü Teala hz. ne:

- Ya Rabbi emrettiğin gibi kulunun başına bela yağdırdık" derler.hz.Allah'da :

- Dönün.Ben onun ahu zarını işittikçe ona ecir ve mükafat veririm" buyurur.

Taberani "Kebir" de rivayet etmiştir.


Sabır hakkında bazı ailemlerin görüşleri:


Nevevi der ki: Şeran muteber olan sabır, taat ve ibadete devam etmek, insanı günaha sevk eden kötülüklerden ve masiyetten uzak kalmak, dünyada karşılaşılan olayları soğukkanlılıkla karşılamak ve üzücü felaketlere şikayet etmeden tahammül etmektir.


İbrahim el-Havvas da şöyle der :

- Sabır, Kuran- Kerim ve Hadisi Şeriflerle amel etme bu uğurda karşılaşılan zorluklara dayanmaktır.


Ebu Ali ed-Dekta da sabrı şöyle tarif eder:

- Gerçek sabır kadere razi olmak ve halinden şikayet etmemektir.Şikayet için değilde, çare aramak için derdini söylemek sabırsızlık olmaz. Eyyüb a.s. ın yaptığı gibi :

-"Rabbim dertlere yakalndım" demiş, hz.Allah'da:

- "Biz onu sabırlı bulduk" buyurmuştur.Derdini söylemesi sabırsızlık sayılmamıştır.


Bu yazmış olduklarımın tamamı hüvesi hüvesine "Tergıb ve Terhib" den alınmıştır...



اَلْحَمْدُ لِلّهِ ا لَّذِى عاَفاَنىِ مِمَّا ا بْتَلاَكَ بِهِى وَفَضَّلَنِى عَلى كَثِيرٍ مِمَّنْ خَلَقَ تَفْضِيلاً


H.Ş. "Belaya uğramış birini gören kimse (Elhamdülillahillezi afani mimmebtelake bihi ve faddaleni ala kesirin mim-men halaka tafdila) (Seni mübtela ettiği beladan beni muaf tutan ve yarattığı bir çoklarının üzerine beni tafdil eden Allah'a hamd olsun) derse sağ oldukça o belaya uğramaz."


Ramuz 420-13


SABIR


"Sabır, ölçüdür." "Sabır, savunma aracıdır." "Sabır, zaferdir ve sabırsızlık ise tehlikelidir.""Sabır, tatsız olaylarla savaşır.""Sabır, imanın başıdır.""Sabır, fakirliğin kalkanıdır.""Sabır, yakinin meyvesidir.""Sabır, faciayı kolaylaştırır.""Sabır, belayı azaltır.""Sabır, imanın meyvesidir.""Sabır, bela (ile savaşmak) için hazırlanmış güçtür.""Sabır, zaferin kefilidir.""Sabır, yardımın başıdır.""Sabır, belayı defeder.""Sabır, düşmanları yere serer.""Sabır, zararı en iyi def edendir."


"Sabır, fakirliğin gücüdür.""Sabır, her işin yardımcısıdır.""Sabır, en üstün teçhizattır.""Sabır, en güçlü elbisedir.""Sabır, yıkılmayan bir binektir.""Sabır, zaman karşısında en iyi yardımcıdır.""Sabır, müminin en hayırlı ordusudur.""İbadetin evveli sabırla kurtuluşu beklemektir.""Musibetler karşısında sabr etmek insanı fırsatlar elde etmeye sevk eder.""İman belalarda sabır ve genişlikte şükürdür.""Sabır musibet miktarınca iner.""Musibetlere sabr etmek en üstün bağıştır.""Musibete karşı sabretmek azarlayan kimsenin keskinliğini köreltir.""Sabır sağlamlığın gereklerinin başıdır."


"Musibetlere karşı sabretmek sevabı büyütür.""Sabır, iki zaferden biridir.""Musibetlere karşı sabr etmek insanı yüce mertebelere ulaştırır.""Allah’a itaat hususunda sabır itaatsizliği karşısında sabırdan daha kolaydır.""Belalara karşı sabretmek genişlikte afiyet içinde olmaktan daha üstündür.""Sabır en üstün huydur. İlim en şerefli süs ve bağıştır.""İman, ihlas, yakin, sakınma, kaderin getirdiklerine karşı sabır ve hoşnutluk içinde olmaktır.""Sabır insanın kendisine ulaşan musibete karşı tahammül etmesi ve kendisini kızdıran şeye karşı öfkesini dindirmesidir."


"Sabır iki çeşittir: Hoşlanmadığın şeye karşı sabr etmek ve sevdiğin şeye karşı sabr etmek""Sabır imanın en güzel elbisesi ve insanın en şerefli hasletidir.""Şehvetler karşısında sabr etmek iffet, gazab hususunda sabr etmek yiğitlik ve musibetler karşısında sabr etmek ise sakınmadır.""Sabır iki çeşittir: Bela karşısında sabr etmek iyi ve güzeldir. Ondan da güzeli haramlar karşısında sabr etmektir.""Dert ve sıkıntılara karşı sabretmek insanın fırsatlar elde etmesine sebep olur."


"Sabr et ki zafere erişesin.""Sabr et ki hedefine nail olasın.""Zamanın gözüne döktüğü çerçöpe karşı sabr et. Aksi takdirde ebeden hoşnut olamazsın.""Belalar karşısında sabırsızlık yerine sabırla meşgul ol.""Mecburen sevabına ihtiyaç duyduğun amel hususunda sabr et ve cezası karşısında sabr edemeyeceğin amel hususunda tahammül et.""Sana inen üzüntüleri büyük bir sabır ve güzel bir yakin ile kendinden uzaklaştır.""Sabırlı ol. Şüphesiz ki sabır tatlı bir akıbet ve uğurlu bir sondur."


"Yerinizde oturun ve belalara karşı sabredin. Heva ve hevese kapılarak dil ve ellerinizi hareket ettirmeyin.""Sabırlı olun, şüphesiz sabır imanın sonu ve işlerin ölçüsüdür.""En üstün sabır sabretmeye çalışmaktır.""Musibetler için en güçlü teçhizat sabırdır.""En üstün sabır musibetlerin acılığı karşısında sabretmektir.""En üstün sabır sevdiği karşısında sabretmektir.""En üstün teçhizat şiddetlere karşı sabretmektir.""Şüphesiz akıbet açısından işlerin en övülmüşü sabretmektir."


"Sabır güzeldir, ancak senin için değil. Sabırsızlık kötüdür, fakat senin için olan müstesna. Senin musibetine uğramanın üzüntüsü oldukça büyüktür.""Şüphesiz mihnetlerin hedefleri vardır ve hedeflerinin de bir sonu vardır. Sonlarına ulaşıncaya kadar sabrediniz. Bu yüzden zaman geçmeden hareket etmek mihneti arttırır.""Eğer Allah sizleri bir musibete düçar kıldıysa o halde sabredin.""Sabrederseniz her musibet için Allah’ın bir halefi vardır. (o musibeti telafi eder.)"


"Eğer sabredersen kalemin sana yazdıkları cari olur ve sen mükafatını görürsün. Ama eğer sabırsızlık gösterirsen yine kalemin sana yazdıkları cari olur ve sen günahkar sayılırsın.""Eğer sabredersen sabırla iyilerin derecesini elde edersin. Eğer sabırsızlık edersen, sabırsızlığın seni ateşin azabına sokar.""Hürlerin sabrettiği gibi sabredersen (ne ala!) Aksi takdirde cahiller gibi kendini unutkanlığa vurmuş olursun.""Yüce insanlar gibi sabredersen (pek ala!) aksi takdirde hayvanlar gibi kendini gaflete vur.""Şüphesiz sen sevdiğin şeyler karşısında sabr etmedikçe Rabbinden sevdiğin şeylere ulaşamazsın."


"Belaya düştüğünde sabret.""Mihnetler karşısında sabredince keskinliğini köreltmiş olursun.""Sana mihnetler gelince karşısında otur. (sabret) Şüphesiz karşısında kıyam etmen (sabırsızlık göstermen) mihneti arttırır.""Sabırla mihnet hafifler.""Sabırla işlerin yüceliğine ulaşılır.""Sabredince kendini başarı ve zaferle müjdele.""Sabır ve yakin elbisesini giyin. Şüphesiz bunlar genişlik ve zorluk anında güzel bir teçhizattır.""Hüzünleri yudumla şüphesiz ki ben akıbet ve sonuç açısından hüzünden daha tatlı ve lezzetli bir yudum görmedim.""Hilmin acısını yudumla. Şüphesiz ki bu hikmetin başı ve ilmin meyvesidir."


"Sabrın sevabı musibetin acısını yok eder.""Musibetin sevabı, musibete sabır miktarıncadır.""Sabrın sevabı en yüce sevaptır.""Farzları eda etme hususunda sabrederek Allah’a itaatte ve nafileler ile görevlerini yerine getirme hususunda çaba göstermede nefsini tecrübe et/dene.""Sabrın güzelliği zaferin doğuşudur.""Sabrın güzelliği her işin doğuşudur.""Sabrın güzelliği her işin yardımcısıdır.""Zaferin tatlılığı, sabrın acılığını yok eder.""Sabrın devamı, zafer ve yardımın başıdır."


"Sabrı hayatının bineği, takvayı vefatının azığı edinen kimseye Allah rahmet etsin.""İmanın başı sabırdır.""Dinin süsü sabır ve hoşnutluktur.""Musibete sabretmen belayı hafifletir ve sevabı çoğaltır.""Hüzünleri yudumlamadaki sabrın, seni fırsatlara üstün kılar.""Sabırsızlığa karşı sabırla muhalefet edin.""Sabrı kurtuluşunun bineği ve takvayı vefatının azığı edinen kimseye ne mutlu!""Uzun süre sabretmek iyilerin ahlakındandır.""Darlık ve bela halinde sabret.""Sabır ve tahammül göster. Şüphesiz sabır ve tahammül gösteren kimseye sıkıntılar kolay gelir."


"Sabırlı ol, şüphesiz sabır sağlam bir kale ve yakin sahiplerinin ibadetidir.""Sabırlı ol, şüphesiz akıllı insanlar sabra tutunur ve cahil insanlar da ona döner.""Sabırdan ayrılma, şüphesiz uzak görüşlü kimse sabra sarılır ve sabırsız insan sonunda ona döner.""Büyük insanların sabrı, ilk zorluğun ulaştığı andır. (Sonradan alışır ve sabredilecek bir durum olarak görmezler).""Zafer sabırdadır.""Bazen sabır az bulunur.""Sabredip de (işine) malik olmayan kimse azdır."


"Sabredip de güçlü olmayan kimse azdır.""Sabredip de zafere erişmeyen kimse azdır.""Nice kapalı şeyler sabırla açılır.""Nice mümin kimseyi sabrı ve hüsn-ü zannı zafere eriştirmiştir.""İşin acılığı esnasında tatlı sabret.""Yardımın kefili sabırdır.""Her musibet gören insanın bir sabrı vardır.""Sabır yudumlanmadıkça sebep hasıl olmaz.""Sabırdan yardım dileyen kimse yardımı kaybetmez.""Sabırla birlikte musibet olmaz.""Sabırdan; akıbet açısından daha çok övülen, sonuç açısından daha lezzetli kötü edebi def etme açısından daha etkili ve bir şeyi derk açısından daha çok yardımcı bir şey yoktur."


"Sabırla yardım alan kimse yardımı kaybetmez.""Sabreden kimse zafere erişir.""Sabreden kimse hedefine ulaşır.""Sabırdan yardım dileyen kimseye, sabır yardım eder.""Sabreden kimseye musibeti küçük gelir.""Sabreden kimseye mihneti hafif gelir.""Hüzünleri yudumlayan kimse fırsatlara ulaşır.""Sabrın kurtuluşa erdiremediği kimseyi sabırsızlık helak eder.""Musibete sabreden kimse musibet görmemiş kimse gibidir.""Akıbeti gözetleyen kimse sabreder.""Eziyetin acılığına sabreden kimse takvanın doğruluğunu açığa çıkarmış olur.""Sabır kalkanını zırh edinen kimseye musibetler kolaylaşır."


"Uzun eziyete sabreden kimse takva doğruluğunu açığa çıkarmış olur.""Münezzeh olan Allah’ın belasına sabreden kimse Allah’ın hakkını eda etmiş, cezasından sakınmış ve sevabını ümit etmiş olur.""Sabreden kimse nefsini saygın kılmış, zafer elde etmiş ve münezzeh olan Allah’a itaat etmiştir.""Çabasına sabretmeyen kimse iflasa sabreder.""Peş peşe üzerine zamanın musibetleri inen kimse, sabrın faziletini elde eder.""Sabır ve kanaat elbisesini giyinen kimse aziz ve yüce olur."


"Allah’a itaat ve günahlar karşısında sabreden kimse çok sabırlı mücahittir.""Sakınma acısına sabretmeyen kimsenin hastalığı uzun sürer.""Uzun süre sabredenin göğsü daralır.""Zafer bineğini rahvan kılan kimse zafere erişir.""Musibetlere sabretmek imanın hazinelerindendir.""Musibetlere sabretmek en üstün uzak görüşlülüktür.""Belaya sabretmek güzel ahlakın alametlerindendir.""Sabreden kimse musibet görmemiştir.""Sabırdan ayrılmayan kimse helak olmaz."


"Sabır sevabı gibi bir sevab (kimseye) hasıl olmaz.""Sabrettiğin şey, lezzet aldığın şeyden daha hayırlıdır.""Uzak görüşlülük sabırla güçlenir.""Sabrın acılığı zafer meyvesini verir.""Sabrın acılığı zaferin tatlılığı giderir.""Zaferin anahtarı, sabırdır.""Sabır güzel bir destektir.""Belalara sabretmek güzel bir yardımcıdır.""Sabır ve yakin elbisesini zırh edinen kimse hidayete erişmiştir."


"Sabır gibi bir iman yoktur.""Sabırla birlikte bir sürçme yoktur.""Tatsızlıklar sadece sabırla defedilir.""Sabırdan daha üstün bir yardımcı yoktur.""Sadece dünya belasına sabreden kimse ahiret nimetiyle nimetlenmiştir.""Çok sabırlı insan her ne kadar zaman uzasa da zaferi yitirmez.""Sabır sadece muhalifin sevdiği şeye sabretmekle hasıl olur.""Sabrı olmayanın zaferi de olmaz.""Çok sabırlı insanların işi, isteklerin sonuna ve hedefine ulaşmaya varır."


(Gurer'ul-Hikem'den)


"...Yanımda bulunan hayırdan (yani maldan) hiçbir şeyi sizlerden alıkoymuyorum. Şu muhakkak ki, kim (istemeyip) iffetli kalmak isterse, Allah onu iffetli kılar. Kim de sabretmeye çalışırsa, Allah ona da sabır ihsan eder. Kim insanlardan müstağni olmak isterse, Allah onu müstağni kılar. Sizlere sabırdan daha hayırlı ve sabırdan daha geniş hiçbir atıyye asla verilmemiştir!" buyurdu.


(Sahih-i Buhari, Cilt 14, syf.6401)


... Sen, yakini bir imanla, tam bir rıza ile Allah için çalışmaya muktedir olabilirsen çalış; şayet buna muktedir olamazsan, hoşuna gitmeyen şeyde sabırda çok hayır var. Şunu da bil ki nusret sabırla birlikte gelir, kurtuluş da sıkıntıyla gelir, zorlukta da kolaylık vardır, bir zorluk iki kolaylığa asla galebe çalamayacaktır.


Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 315

Sabır imanın yarısı, yakin de imanın tamıdır. (Hz.İbni Mes'ud r.a) Ramuz El-hadis s.217


Haya zinettir. Takva'da keremdir. En hayırlı binek de sabırdır. İbtila halinde insanın musibetinin berteraf olmasını Allah'tan beklemek ibadettir.

(Hz.Cabir r.a). Ramuz El-Hadis s.204



Mümin kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır. Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum, sadece mümine hastır, başkasına değil: Ona memnun olacağı bir şey gelse şükreder, bu ise hayırdır; bir zarar gelse sabreder, bu da hayırdır.


Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, 1992, s. 208


Hz. Enes (radıyAllahu anh) anlatıyor:


"Resulullah a.s. ölen çocuğu için ağlamakta olan bir kadına rastlamıştı:



"Allah'tan kork ve sabret!" buyurdu: Kadın (ızdırabından kendisine hitab edenin kim olduğuna bile bakmadan):


"Benim başıma gelenden sana ne?'' dedi. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) uzaklaşınca, kadına:


"Bu Resulullah idi!'' dendi. Bunun üzerine, kadın çocuğun ölümü kadar da söylediği sözden dolayı (utanıp) üzüldü. (Özür dilemek için) doğru aleyhissalâtu vesselâmın kapısına koştu: Ama kapıda bekleyen kapıcılar görmedi, doğrudan huzuruna çıktı ve:


"Ey Allah'ın Resulü, (o yakışıksız sözü) sizi tanımadan sarfettim (bağışlayın!)" dedi. Aleyhissalâtu vesselam:


"Makbul sabır, musibetle karşılaştığın ilk andakidir" buyurdu."Buhari; Cenâiz 43


Ebu Sinân anlatıyor: "Oğlum Sinan'ı defnettiğimde kabrin kenarında Ebu Talha el-Havlani oturuyordu. Defin işinden çıkınca bana:

"Sana müjde vermeyeyim mi?'' dedi. Ben:

"Tabii, söyle!'' dedim.

"Ebu Musa el-Eş'ari (radıyAllahu anh) bana anlattı'' diye söze başlayıp Resulullah'ın şu sözlerini nakletti:

"Bir kulun çocuğu ölürse, Allah meleklere şöyle söyler:

"Kulumun çocuğunu kabzettiniz mi?"

"Evet" derler.

"Yani kalbinin meyvesini elinden mi aldınız?'' Melekler yine:"Evet" derler. Allah tekrar sorar:

"Kulum (bu esnâda) ne dedi?''

"Sana hamdetti ve istircâda bulundu'' derler. Bunun üzerine Allah Teâla hazretleri şöyle emreder:

"Öyleyse, kulum için cennette bir köşk inşa edin ve bunu Beytu'l-hamd (hamd evi) diye isimlendirin.''

Tirmizi; Cenâiz, 36; (1021).


Acıya katlanma, sıkıntı ve meşakkatlere karşı soğukkanlılıkla mukavemet etme, aklın ve dinin gösterdiği yolda sebat etme.


Sabır ruhun bir melekesidir, güzel bir huydur. Tahammülü zor ve nefse ağır gelen şeylere katlanmak ancak sabır ile olur. Bir hakkı müdafaa ve muhafaza etmek için gösterilen sebat, sabretmekle mümkündür. Allah'ın emirlerini yerine getirmek, aklın ve dinin hoş görmediği ve nefsin meşrû olmayan istek ve arzularına mukavemet edebilmek, hayatta elde olmadan başa gelen ve insana büyük elem ve keder veren bela ve musîbetlere karşı koyabilmek ve bunların üstesinden gelebilmek için sabırlı olmak ve sabretmeye alışmak lazımdır.

Bütün faziletlerin anası, hayatta muvaffak olmanın ve kemale ermenin sırrı bu güzel özelliktir. Her türlü rezaletin sebebi sabırsızlık veya gerektiği kadar sabır gösterememektir. Sabır her faziletin üstünde bir değer taşır. "Şüphesiz Allah Teâlâ sabredenlerle beraberdir" (el-Bakara, 2/153, 155).


Sabrın sonu selamettir, başarıdır. Sabır acıdır. Fakat sonucu tatlıdır. Hz. Peygamberimiz (s.a.s); "Sabreden başarıya ulaşır' ; "Sabır başarının anahtarıdır"; "Sabır bir ışıktır"; "Sabır cennet hazinelerinden bir hazinedir"; "Sana sıkıntı veren şeylere karşı sabretmende bir çok hayır vardır" buyurarak sabrın faziletini anlatmıştır.





Hz. Peygamberimiz (s.a.s); "Sabır, acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür" (Buhârî, Cenâiz, 32) sözüyle bir felaketle ilk karşılaştığı zamandaki sabrın önemini vurgulamıştır. Sabretmek, mahkûmiyete, meskenete ve zillete razı olmak, haksız tecavüzlere, insan haysiyetine gölge düşürecek saldırılara katlanmak ve bunlara ses çıkarmamak anlamına gelmez.Çünkü meşru olmayan şeylere karşı sabretmek caîz değildir. Bunlara karşı içten elem duymak ve bunlarla mücadele etmek gerekir. İnsanan kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere katlanması ya da karşılayabileceği ihtiyaçları karşısında gevşemesi sabır değil, acizlik ve tembelliktir. Rasulullah (s.a.s); Ya Rabbi! Acizlikten ve tenbellikten sana sığınırım” (Buhari, Cihad, 25) diye dua etmiştir.


Bazı sıkıntılar vardır ki, kulun irade ve gücünü aşar. Böyle felaketler başa geldiği zaman heyecana kapılmadan ve şikayet etmeden takdir-i ilâhiye razı olup sabretmek müminlerin özelliklerindendir. Nitekim Cenab-ı Allah Kuran-ı Kerimde sabr-ı cemili (güzel sabır) emretmektedir. (Yusuf, 12/18). Rasulullah (s.a.s) Sabr-ı cemil şikayet edilmeyen sabırdır” buyurmuştur. Aslında elden bir şey geldiği zamanlarda sabırsızlık gelmediği zamanlarda sabırsızlık göstermenin bir faydası yoktur ve lüzumsuz bir harekettir.


Kur'ân-ı Kerim'in yetmişten fazla ayetinde zikredilen sabır, insan tabiatına aykırı olan zorunlu hallere uymak ve güçlüklere karşı koymak demektir. Sabrın gâyesi, beklenmedik olaylar, içine düşülen güçlükler karşısında tedirgin olmamak, paniğe kapılmamak ve tahammül göstermektir. Allah Teâlâ sabredenlere mükâfatını hesapsızca vereceğini müjdelemiş ve onları övmüştür.


Mü'minler, çoğu zaman sırf inandıkları için Allah düşmanlarının zulüm ve kötülüklerine hedef olurlar; çeşitli işkencelere uğrar, onlarla savaşmak zorunda kalırlar. İşte bu durumda sabır, mü'minin güç kaynağı, imanının koruyucusudur. Hz. Musâ'ya inananlara Firavun eziyet etmek isteyince onlar: "Ey Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır ve bizi müslüman olarak öldür" (el-Araf 7/126) diye duâ etmişlerdi. Sevgili Peygamberimiz ve ilk müslümanların, yapılan işkence ve eziyetlere nasıl sabır ve tahammül gösterdikleri bilinen bir husustur.


İbadetlerin nefsimize ağır gelen yönleri de sabırla hafifler. Böylece huzur içinde günde beş vakit namaz kılar, sıcak yaz günlerinde hiç bir sıkıntı duymadan oruç tutarız. Diğer ibadetler ve ahlâkî davranışlarda böyledir. Aşağıdaki âyetler bunu göstermektedir:


"Her kim sabreder ve suç bağışlarsa, bu hareket arzu edilen en iyi işlerdendir" (eş-Şurâ, 42/43); "İçinizden mücahitleri ve sabredenleri belirtelim diye sizleri mutlaka imtihan ederiz. Haberlerinizi de denetleriz” (Muhammed, 47/31).


Çoğu zaman insan nefsine uyar; Allah Teâlâ'nın emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak ona zor gelir, nefse hoş gelen fena arzularını tatmin etmek ister, iyilik ve faziletlerden kaçınır. Meselâ; cebindeki parasını eğlence ve zevkleri için harcamak, bir yoksula vermekten daha hoş gelir. Bir çocuk için oyun oynamak, ders çalışmaktan daha ilgi çekici görünür. Gezip tozmak, çalışıp kazanmaya tercih edilir.


İşte bu durumda, insanın, kendisine zor gelse bile, iyi olanı, faydalı olanı seçmesi, sabır ve tahammülle onu yerine getirmeye çalışması çok güzel bir davranıştır.


Ayrıca insanlar hayat boyunca, bolluk veya yokluk içinde kalabilir, sağlıklı iken hastalanır, sel, deprem, yangın gibi felâketlerle karşılaşabilir; bütün bu durumlarda insanın en büyük dayanağı sabırdır. Aksine davranış, insanı Allah Teâlâ'ya isyana ve nankörlüğe sürükler. Cenab-ı Hak bu konuda şöyle buyurmuştur: "Doğrusu kim Allah'tan korkar ve düştüğü felâkete sabrederse; muhakkak ki Allah iyilik edenlerin mükafatı boşa, çıkarmaz" (Yusuf, 12/90).


Peygamberler sabrın en büyük örnekleridir. Çünkü onlar bütün güçlükleri sabırla karşılamışlardır. Dileğimiz Allah (c.c.)'ın bizi, "belâlarına çok sabreden ve nimetlerine çok şükreden" kullarından eylemesi olmalıdır (İbrahim, 14/5).


Sabrın sonu selâmettir. Sabır, iman ve ibadetin, ilim ve hikmetin, kısaca bütün faziletlerin başıdır. Sabırlı insan iyi insandır. İyi işler yapıp birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin kurtuluşa ereceklerini Allah Teâlâ haber vermiştir. Sabır zafere giden yoldur (el-Asr, 103/1-3).


Peygamber Efendimiz; "Sabır ve tahammül gösteren kimseyi Cenab-ı Hakk sabırlı kılar. Sabırdan daha hayırlı ve geniş bir nimet hiç bir kimseye verilmemiştir" (Tirmizi, Birr, 76).


"Hoşlanmadığın şeye sabretmende büyük fayda vardır" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 307) buyurmuştur.


Ayrıca Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:


"Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz; sabredenleri müjdele" (el-Bakara, 2/ 155).


Bu ve benzeri âyetlerden Allah Teâlâ'nın insanları çeşitli sıkıntılara uğratarak imtihan ettiğini ve bu imtihanı sabredenlerin kazandığım öğreniyoruz.


Sabırla bütün zorluklar halledilmekte, her türlü engel aşılmaktadır. Onun için atalarımız: Sabırla koruk, helva olur" demişlerdir.



Hz. Peygamberimiz şöyle buyuruyor

"Mü'minin işi hayrete şayandır. Zira işinin hepsi onun için hayırlıdır. Bu özellik yalnız mü'mine özgüdür. Zira sevinirse şükreder. Bu ise onun için hayırlıdır. Başına belâ gelirse sabreder. Bu da onun için hayırlıdır" (Riyâzüs-Sâlihin, 1, 54).



Bizim için mutlaka hayırlı olduğuna inandığımız sabır, bütün peygamberlerin ortak sıfatıdır. Allahın dinini tebliğ ederken hepsi çeşitli sıkıntılara uğramış, kendilerine eziyet edilmiş, yurtlarından çıkarılmış. Hükümdarlar tarafından zindana atılmış ama onlar daima sabretmişlerdi. Kuran-ı Kerimde peygamberlerin sabrını dile getiren pek çok ayet-i kerime vardır. Rasulullahın hayatı ise baştan sona en güzel sabır örnekleri ile doludur. Bu sebeple her müslümana düşen görev, kurtuluşun sabırda olduğunu düşünerek, Allahtan sabır dilemek ve sabırlı olmaktır.


Peygamberimiz (s.a.v.) ashabından bir gruba, 'sizler kimlersiniz?'diye sorar.Onlar,

'biz mü'minleriz'diye cevap verince onlara,"imanınızın belirtisi nedir?"sorusuna da,

"belalara sabreder,rahatlığa şükreder,kazanın tecellisine ise razı oluruz."diye cevap verirler.Peygamberimiz onlara"kabe'nin rabbine yemin ederek söylüyorum ki,sizler gerçek mü'minlersiniz"



Taberani el-evsat'ta rivayet etmiştir.Ayrıca Ahmed b.Hambel de İbn Abbas'tan rivayet etmiştir.

Hz.isa(as)der ki:"Hoşunuza gitmeyen şeylere sabretmedikçe,sevdiğiniz şeylere kavuşamazsınız"


(imam Gazali'nin Kalplerin Keşfi)



Kulluk; ahde vefa, konulan hududa îtina, verilene rıza, alınana da sabır göstermektir. 1 İnsanoğlu yaratıldığından buyana, Allah’a kul olma gayretindedir. Her ne zaman ki bu gayret azalmış veya yok olmuş ise, Rahmet sıfatının sahibi bulunan Cenab-ı Hak, gafletten uyandırmak için, muhtelif bela ve cezalar ile kullarını imtihana tabi tutmuştur.



Bir ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır: “Görmezler mi ki, her yıl, bir veya iki defa imtihan olunurlar, sonra da tevbe etmezler, ibret almazlar.” 2 Diğer bir ayet-i celilede de: “Andolsun ki sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan canlardan ve mahsüllerden yana eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenlere lütf-u keremimi müjdele.”3 , buyrulmaktadır.



Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadisi şeriflerinde: “Allah kime hayır eriştirmeyi dilerse, onu bir musibete uğratır”4 , buyurmuşlardır.


Dikkat edilirse, ayet-i kerimelerde, kulun geçeceği üç basamağa işaret edilmiştir.


İlk basamak, bela ve musibetler ile imtihan olunmak. Bela, İnsana itâat halinde gelir de itâate devam ederse, rütbe ve derecedir. Gaflet halinde iken gelir de uyanırsa, mağfirettir. İsyan hâlinde iken gelir de o halden dönerse, af ve mağfiret, günaha devam ederse, cezâdır.


Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Mükafatın büyüklüğü belanın şiddetine göredir. Allah sevdiği topluluğu belaya uğratır...”5


İkinci basamak, musibetlere sabretmek. Sabır, acıya katlanmak, insan tabiatına hoş gelmeyen bir takım hallere, telaş göstermeyip, tehammül etmekten ibarettir. Sabır, tâate devam etmeye, günahları terk etmeye, musîbete katlanıp, kimseye şikâyette bulunmamaya sabretmektir.


Cenab-ı Hak Kur’an-ı Keriminde şöyle buyurmaktadır: “Ey iman şerefi ile temayüz etmiş olan kâffe-i ehl-i iman! Sabr-ı sebat ile yardım isteyin. Şüphe yok ki, Allah sabr edenler ile beraberdir.” 6

Sonuncu basamak ise, belanın kendi kusurlarından dolayı geldiğini düşünüp, ibret almak ve gidişatını düzeltmektir. İbret; uyanmayı icabettiren hadisedir. İbret almak ise; ders alınacak hadise karşısında uyanıp, mevcut hali değiştirmektir.


Bir musîbet, bin nasihatten daha müessirdir. Fakat şuursuz kişi için musıbetin de kârı yoktur. “Mü’min kişi bir delikten iki defa sokulmaz” 7 hadis-i şerifi, uyanık olmaya teşvik ederken; geçen hadiselerden ibret almaya da işaret buyurur. O halde yapılması icabeden iş, ibret almasını öğrenmektir.


Ü.H.


1 Seyyid-i Şerif Cürcânî hz., Kitâbü’t-Ta’rifât s.63 (ubudiyyet maddesi) İran-Tahran


2 Tevbe 126


3 Bakara 155


4 Münavî, c. 6 s.243


5 Riyazüssalihin c.1 s.256 terceme


6 Bakara 153


7 Nasûhî, Dînî ve Felsefî Ahlak Lugatçesi, Bilmen Yay. İstanbul-1967

En Doğrusunu Yüce ALLAH bilir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kar Yağmur Yağarken Okunacak Dualar

Allâh’ım! Bol ve faydalı bir yağmur eyle. (Hadis Ebû Dâvud) Resûlullah (sav.) Efendimiz şu şekilde buyurdu: “Müslüman birey için üç vakit vardır, onlarda dua ederse, sıla-i rahmi kıran ve günah olan bir şey taleb etmedikçe, kendisine kesinlikle icabet edilir: Namazda müezzin ezan okurken, ezanın bitmesine dek, savaşta iki taraf karşılaşınca Yüce Mevlam aralarında hükmedinceye kadar , yağmur yağdığı zaman duruncaya dek .” Kar ve yağmur yağarken; Kendi duyacaginiz kadar bir sesle 4 kere Ya Rabbi diye seslenin, gökyüzündeki rahmet kapilari acilir ve dua edin. Kendi duyacaginiz kadar bir sesle 3 kere Erhamerrahimin diye seslenin, gökyüzündeki rahmet kapilari acilir ve dua edin. Yağmur yağarken,tekvir suresini okuyan kimse,Allahdan ne murad ederse bi iznillah kabul edilir. Ayrıca: Bir yerde yada kimsede büyü olduğu düşünüşüyorsa.tekvir suresinin tamamı okunursa ,Cenabı Hakk saklı olan büyü veya sihrin yeri gösterir.kendisinde büyü olduğu düşünülen kimseye bu süre’i celile nin tamamı

Kün Fe Yekün Nedir? Sırları ve Faziletleri!

Bu cümle arapçadır ve kurani bir kavramdır. Kün ol anlamındadır. Feyekün ise oluverir manasına gelir. Yasin süresi son sayfa son âyetlerde geçen bu kelime, Allahın dilemesi ile ilgilidir. Allah bir şeye ol dedi mi o hemen olur. Sırları ve Faziletleri Not: Tecrübe ile sabittir. Yasin süresinin su 2 ayeti 1001 kere okudunmu kabul olmayacak dua yok biiznillah( Allah'in izni ile).. Ramazanın son 10 günü içerisinde okunması gerekli. tüm dualarimizin kabul olması dileğiyle yardım bekleyen herkese iletelim..Rabbim şifa versin korktuklariniza ugratmasin.iki ayet; İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn(yekûnu). Bütün meşru istekler için. Kur'ân-ı Kerîmin bir çok âyet-i kerîmesinde geçen;‘’kün feyekün.’’ duası. Yani, "Allâh-u Te'âlâ bir şeyi yaratmak murad ettiğinde o şeye '’kün feyekün =var ol!'' buyurur, o da hemen var olur". Kur'an'daki, "Kün feyekûn" kavl-i şerifi bulunan bütün âyetler bu duada zikredildiği i

Kırk Anahtar Duası

Tüm kötülüklere ve büyücülere karşı koruyucu dua Şans için kırk kilit açma duası Hz Fatma tarafından bu dua herkez için bir anahtardır.sorunlardan kurtulmak için mucize dua kısmet ve şans açmak aşk, sevgi, muhabbet, servet,bağlı işleri çözmek, işe girmek,sihir ipatli ve sorunları çözmek,Düşmanları kovmak ve Evlilik niyeti için cuma günü sabah namazdan sonra mavi çanak kasenin içinde suya okunur okunan su içilir ve bu suyla gusül abdesti alınır. Karı koca arasındaki muhabbet için su çay veya meyve suyuna okunur ikisi içer Cuma sabahı Temiz ve saf niyet ile büyük bir kase suya okuyun ve su ile banyo yapın Evlilik Niyeti için Dört hafta en iyi zaman perşembe veya cuma günü sabahıdır.Duayı bitirdikten sonra bir defada yasin suresi okuyun (Dört perşembe veya Dört cuma) Servet açmak ve Büyüden kurtulmak için şans servet ve sihir iptali için suya okunur ve o suyla banyo yapılır Büyüden kurtulmak için safran mürekkebi ile arapça yazıp suda bekledikten sonra o suyla kişi yıkanırsa büyü

Uykuda Cünüp, Rüyalanmamak, İhtilam Olmamak İçin Dua

Maaric , Tarık ve Kadir surelerini okumak da uykuda boşalmayı önler. Felahu's-Sail'de İmam Ali'den (as) rivayet edilmiştir ki; "Uykudayken boşalmaktan korkuyorsanız, uyumadan önce şunları söyleyin: اَللّهُمَّ اِنّي اَعُوذُ بِكَ مِنَ الإحْتِلامِ وَ مِنْ شَرِّ الأحْلامِ وَ مِنْ أنْ يَتَلاعَبَ بِىَ الشَّيْطانُ في الْيَقْظَةِ وَ الْمَنامِ Allâhumme innî e'ûzu bike minel ihtilâm ve min şerril ahlâm ve min en yetelâ'abe biye'ş şeytânu fil yeqzati vel menâm. Allah'ım, (uykuda) cunup olmaktan, karmaşık rüyaların şerrinden, uykuda ve uyanıkken şeytanın benimle oynamasından sana sığınırım.

Ömründe 4 Defa Okuyana Mucizeler Yaşatan Muazzam İstiğfar

Abduh Muhammed Baba (elmecmuatul mubareke) Abdullah İbni Sultan (r.a) istigfaridir ! Hz. Ali (r.a) peygamber efendimiz (s.a.v) emri ile yaziya dökmüştür. Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi hamdeyyüvafinniame ve eşhedüel la ilahe illallahu vahdehü la şerikelhü şehedetem müberraetem mineşşekki vettühemi ve eşhedüenne seyyidena muhammedennebiyyene abdühü ve rasulühü seyyidül arabi vel acemi sallallahu teala aleyhi ve sellem ve ala alihi ve ashabihi ve ezvacihi ve zürriyetihi efdalil ümem. Manasi; Nimetlerine denk gelecek bir hamd ile Allah'u te'ala'ya hamdü senalar olsun. Ben şek ve töhmetlerden beri kılınmış bir şahadetle şahitlik ederim ki Allahu teala'dan başka hiç bir ilah yoktur.yine şahitlik ederim ki peygamberimiz, efendimiz muhammed o'nun kuludur. rasulüdür, arab'ın ve acemin efendisidir. Allah'u teala ona ve ümmetlerin en üstü olan aline, ashabına, eşlerine ve zürriyetine salat ve selam eylesin' Fazileti; Bu istiğfari okuyan

Kuranda İsmi Geçmeyen Peygamberler

HZ. SA'YA VE HZ. IRMIYA A.S. Insanlik tarihi, ayni zamanda peygamberler tarihidir. Çünkü Cenab-i Mevlâ her kavme bir hidayetçi gönderdigini buyuruyor. Bir rivayet, insanliga gönderilen peygamberlerin sayisini yüzyirmidörtbin olarak veriyor. Bunlarin sadece yirmibesinin ismi Kur'an'da zikredilir. Bu yazi dizimizde, ayetlerde ismi geçmeyen fakat kissalarina deginilen peygamberleri konu ediniyoruz. Peygamberler, Allahu Tealâ tarafindan, emir ve yasaklarini kullarina teblig etmek ve hidayet yolunu göstermek amaciyla gönderilen insanlardir. Onlar, Allahu Tealâ'nin seçilmis kullaridir. Bu, çalismakla veya çok ibadet etmekle elde edilecek bir derece degildir. “Andolsun ki, biz senden önce nice peygamberler gönderdik. Onlardan bir kismini sana anlattik, bir kismini da anlatmadik.” (Mü'min, 78) “Her kavmin bir hidayet davetçisi vardir.” (Ra'd, 7) “Her ümmetin bir peygamberi vardir” (Yunus, 47) gibi birçok ayet göz önünde bulunduruldugunda, insanlik tarihi boyun

Günlere Göre Kulak Çınlaması Alametleri

Bir insanın durup dururken kulağı çınlar. Güya tiz bir düdük veyahut ince bir çıngırak çalınıyormuş gibi bir ses, bir sağda duyar ve eski hallerden insanlara Cenab-ı Hak tarafından bir işaret olmak üzere telakki eden, Cenab-ı Allah tarafından bir işaret nazarı ile bakan ilim ve bilim erbabı ve havvas alimleri uzun tecrübeler neticesinde gün ve gecesine göre hükümlere tasnif ve taksim eylemişler, hayr ve şerden her neye delalet ettiğini belitmiş ve bildirmişlerdir. Bir kimsenin her ne zaman kulağı çınlarsa derhal "Allahümme salli ala seyyidine muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve selleme. Allahümme inni eselüke küllel hayri ve eüzü bike min külli şerri" demek lazımdır demişler. çünkü her bir işaret ve alametde Cenab-ı Vacibül Vucud hazretlerinden hayrı istemek ve şerden ise istiaze etmek ehli imanın adeti kadimesi ve müstahsenesidir. Yani bir savap işleme halidir. Pazar Günü: Büyüklerden faide görmesine, ümit ettiği yerden menfaat görmesine delalet eder. Pazar Gecesi: Büyü

Salavatı Nurul Envar - Işıkların Işığı

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى نُورِ الأَنْوَارِ. وَسِرِّ الأَسِرَارِ. وَتِرْيَاقِ الأَغْيَارِ. وَمِفْتَاحِ بَابِ الْنَسَارِ. سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الْمُخْتَارِ. وَآلِهِ الأَطْهَارِ. وَأَصْحَابِهِ الأَخْيَارِ. عَدَد نِعَمِ الله وَأِفْضَالِهِ ALLAH'ümme salli ala nuril envar ve sirril esrar ve tiryagıl ağyar ve miftahi babil nesar Seyyidina muhammedinil muhtar ve alihil athar ve ashabihil ahyar Adede niamillahi ve ifdalih ALLAH’ım nurların nuru, sırların sırrı, ağyarın dermanı, zenginlik kapısının anahtarı Efendimiz Muhammed’in temiz aline ve hayırlı ashabına nimet ve ihsanlarının miktarınca salat ve selam olsun. 1) 3 gün sabah namazından sonra hiç kimseyle konuşmadan 100 defa okunur hiç şüphe yok ki niyeti neyse olur biizbillah 2) 5 vakit namazın arkasından 5 kere okunursa kişi bütün tehlikelerden korunur ve rızkı artar biiznillah 3) 7 defa uyumadan önce okunursa , kişi güzel rüyalar görür biiznillah Şeyh Ahmet El Bedevi tarafından Düzenli olarak okunduğunda ona ilmin kapılar

Fatiha, Ayetel Kürsi, ŞehidAllahü ve Kulillahümme Faziletleri ve Sevapları

Bu ayetlerin faziletleri hakkında bir çok hadis - i şerif bulunmaktadır. bunlardan biri Ebu Eyyub el 'Ensariden ve Hz. Ali' den (R.A.) rivayet olundugu üzere, Resullullah buyurmuştur ki : 1.FATİHA SURESİ 2.AYETEL'KÜRSİ, 3.AL-İ İMRAN'daki : "Şehidallahü ennehu la ilahe illa hüve vel melaiketü ve ulül'ilmi kaimem bilkıst, la ilahe illa hüvel 'azizül'hakıym." -18.ayet 4.AL-İ İMRAN 'daki : "Kulillahümme malikel'mülki tu'til 'mülke menteşaü ve tenzi'ul mülke mimmen teşaü, ve tüızzü menteşaü ve tüzillü menteşaü ,biyedikel ' hayr, inneke ala külli şey' in kadir. Tulicülleyle finnehari ve tulicünnehara filleyl , ve tuhricül' hayye minel' meyyiti ve tuhricul ' meyyite minel hayy, terzüku men teşaü bi gayri hisab." (26.ve 27.ayet ) nazil oldukları zaman , Allah Teala ile aralarında hiç bir perde bulunmaksızın Allah'ın arşına yapışarak " Ya Rab! Bizi yeryüzüne ve sana is

Alak Suresinin Sırrı Havası ve Faziletleri

ALAK süresini, büyüklerin huzuruna varacak olan kimse yedi kere okursa haceti verilir ve kendisi mükerrem tutulur. Her hangi bir işi olan ve bu iş görüşme yapacağı kişinin huzura gitmeden okursa işleri halledilir. Katına çıkacağınız yada görüşmenin olumlu karşılanması için gitmeden önce. okunur. Alak, insanın yaratılış safhalarından olan aşılanmış yumurtayı ifade eder. Bu sûreye “İkra’ sûresi” de denir. Mekke’de inmiştir; 19 âyettir. İlk 5 âyeti, Kur’an’ın ilk inen âyetleridir. Bu sûrede okumanın, öğrenmenin üstünlüğü, insanın yaratılışı, kalemin özelliği, bunların insana Allah’ın ihsanı olduğu, insanın bunları düşünmesi, Rabbine itaat etmesi gerektiği, aksi halde azaba dûçar olacağı anlatılır. Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Her kim (sevabını umarak) Alak Suresini okursa, mufassal (Hucurat suresinden Büruc suresine kadar olan) surelerin hepsini okumuş gibi ona ecir verilir."(1) Rivayet Edildi ki: *Yedişer defa okuyanın sözü geçerli olur. *