Ana içeriğe atla

Nikah Hakkında Hadisi Şerifler

﴿ كِتَابُ النِّكَاحِ ﴾

-157 ﴿ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مُكَاثِرُ الْأُمَمِ بِهَذِهِ الأُمَّةِ ﴾

“Peygamber (s.a.v)’in, (kıyamet günü diğer) ümmetlere karşı kendi ümmetinin çokluğuyla övünmesi”[2] ile ilgili hadisler

Bu hadis, şu yollardan gelmiştir:

1. Enes

2. Abdullah ibn Ömer

3. Ebu Ümâme

4. Sunâbih ibnü’l-E’ser

5. Ma’kil b. Yesâr

6. Sehl b. Huneyf

7. Harmele b. Nu’mân

8. Hz. Aişe

9. İyâz b. Ganem

10. Muâviye b. Hayde

11. Câbir

12. Ebu Hureyre ve daha bir çokları

* * *

-158 ﴿ لَا نِكَاحَ إِلَّا بِوَلِيٍّ ﴾

Nikah, ancak veli(nin rızası) ile olur”[3]

Suyûtî (ö. 911/1505) “el-Ezhâr”da bu hadisi şu yollardan getirmiştir:

1. Ebu Musa el-Eş’arî

2. Abdullah ibn Abbâs

3. Câbir

4. Ebu Hüreyre

5. Ebu Ümâme

6. Hz. Aişe

7. İmrân b. Husayn

Toplam, 7 kişi.

(Derim ki:) İbn Hacer (ö. 852/1447) “Emâliyyu’l-muhrace ala muhtasarı İbni’l-Hâcib el-Aslî”de bu hadisi Ebu Musa el-Eş’arî’den nakledip sonra da der ki:

“Tirmizî dedi ki: ‘Bu konuda Hz. Aişe, Ebu Hureyre, Abdullah ibn Abbâs ve İmrân b. Husayn’dan da rivayetler gelmiştir.’

8. Enes

Hâkim’de dedi ki: ‘(Bunlara) şunlardan gelen (rivayetler de) ilave edilmiştir:

1. Hz. Ali

2. Muâz

3. Abdullah ibn Mes’ud

4. Ebu Zerr

5. Mikdâd

6. Müstevrid ile Câbir

7. Abdullah ibn Ömer

8. Abdullah ibn Amr

9. Ümmü Seleme

10. Zeyneb bint. Cahş’

Hâkim, bu hadislerin tahricinde sözü uzatmıştır. Hâkim’in sözünde geçen Hz. Ali hadisi, Abdullah ibn Mes’ud hadisi, Câbir hadisi ve Abdullah ibn Ömer hadisini(n nerede geçtiklerini) buldum. Fakat bunların dışında kalan diğer hadislerin (nerede geçtiklerini ise) bulamadım.”

Bu ifadeler, İbn Hacer (ö. 852/1447)’in adı geçen “Emâliyyu’l-muhrace ala muhtasarı İbni’l-Hâcib el-Aslî”den elde edilen özet bilgilerdir.

(Yine İbn Hacer) “Tahrîcu Ehâdisi’r-Râfiî”de konu ile ilgili olarak der ki: “Hâkim der ki: ‘Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.v)’in hanımlarından olan Hz. Aişe, Ümmü Seleme ve Zeyneb bint. Cahş’tan gelen rivayet sıhhatlidir.’

(Devamla) der ki: “Bu konuda Hz. Ali ve Abdullah ibn Abbâs’tan da rivayet gelmiştir.”

Daha sonra (bu konuda hadis rivayet eden) 30 sahabinin tamamını tek tek sıralamıştır.

Dimyâtî’de, bu hadisin geliş yollarını bir araya toplamıştır.”

Suyûtî (ö. 911/1505) “Cem’ “de bu hadisi Semure b. Cündub’tan rivayet edip sonrada tahricini yapmıştır.

Şeyh Abdurrauf el-Münâvî (ö. 1031/1622)’de, “Şerhu’l-Câmi’ “de bu hadisin mütevatir olduğunu belirtmiştir.

* * *




-159 ﴿ لَا تُنْكَحُ الْمَرْأَةُ عَلَى عَمَّتِهَا وَلَا خَالَتِهَا ﴾

“Kadın, halası ve teyzesi üzerine nikah edilemez”[4]

Bu hadis, şu yollardan gelmiştir:

1. Ebu Hureyre

2. Câbir

3. Hz. Ali

4. Abdullah ibn Mes’ud

5. Abdullah ibn Ömer

6. Abdullah ibn Abbâs

7. Enes

8. Ebu Saîd el-Hudrî

9. Hz. Aişe

10. Ebu Musa el-Eş’arî

11. Ebu Ümâme

12. Semmure

13. Ebu’d-Derdâ’

14. Attâb b. Esîd

15. Sa’d b. Ebi Vakkâs

16. Ebu Saîd’in karısı Zeyneb

Beyhakî (ö. 458/1066), İmam Şâfiî (ö. 204/819)’nin şöyle söylediğini nakletmiştir: “Bu hadis, sadece Ebu Hureyre’den sabit bir yolla rivayet olunmuştur.”

(Beyhakî devamla) der ki: “Bu hadis, İmam Şâfiî’nin de söylediği gibi, çeşitli yollardan gelmiştir. Bunların içerisinde (Ebu Hureyre hadisi hariç,) sahih şartına uyan başka bir hadis daha yoktur. Çünkü Buhârî ile Müslim, sadece Ebu Hureyre[5] hadisinin sabit oluşunda ittifak etmişlerdir.”

Fakat Buhârî (ö. 256/870), ayrıca Câbir[6] hadisini de rivayet etmiştir.

Tirmizî (ö. 279/892), İbn Hibbân (ö. 354/965) ve daha bir çokları, bu hadisin sahih olduğunu söylemişlerdir.

Bu konuda daha geniş bilgi için (İbn Hacer’in) “Fethu’l-Bârî” adlı eserine başvurabilirsiniz.

* * *

-160 ﴿ النَّهْي عَنْ وَطْءِ النِّسَاءِ فِي أَدْبَارِهِنَّ ﴾

“Kadınlara, dübürlerinden yaklaşmanın yasak olması”[7] ile ilgili hadisler

Bu hadis, şu yollardan gelmiştir:

1. Huzeyme b. Sâbit

2. Ebu Hureyre

3. Abdullah ibn Abbâs

4. Ali b. Talk

5. Amr b. Şuayb, babasından, o da atasından

6. Enes

7. Übey b. Ka’b

8. Abdullah ibn Mes’ud

9. Ukbe b. Âmir

10. Hz. Ömer

11. Câbir b. Abdullah ve daha bir çokları

Tahâvî (ö. 321/933) “Şerhu Meâni’l-Âsâr”da konu ile ilgili olarak şöyle der: “Kadınlara dübürlerinden gelmenin yasak olması ile ilgili rivayetler, mütevatir olarak gelmiştir.”[8]

Tahâvî, daha sonra ise bu hadislerden bazısını nakletmiştir.

Daha sonra da der ki: “Kadına, dübürden yaklaşmanın yasak olması ile ilgili Resulullah (s.a.v)’den gelen bu rivayetler, mütevatirdir. Ayrıca Resu-lullah (s.a.v)’in sahabileri ile tabiundan, buna uygun olan ve bunun yapılmasını terk etmeyi belirten görüşler gelmiştir. Bu; İmam Ebu Hanife, Ebu Yusuf ile İmam Muhammed’in –Allah hepsine rahmet eylesin- görüşüdür.”[9]

Hadiste kastedilen husus bu olabilir. Yine de doğruyu en iyi bilen Allah’tır.

* * *



--------------------------------------------------------------------------------

[1] "Nikah" kelimesi, sözlükte; eklemek, bir araya gelmek anlamına gelmektedir. Terim olarak ise; şer'an nikahlanmalarında bir engel bulunmayan bir erkek ile bir kadının birbirlerinden faydalanmak arzusuyla yaptıkları akide denir.

[2] Hz. Peygamber (s.a.v), burada, Müslümanların çoğalmasını tavsiye ve teşvik etmektedir. Yalnız çoklukla kastedilen; bilinçli ve etkili olmakladır. Yoksa sadece topluluk, bir fayda sağlamaz. Önemli olan; müslümanların, çocuklarını etkili ve bilinçli bir şekilde yetiştirmek suretiyle çoğalmalarıdır.

Konu ile ilgili hadisler için b.k.z: Ebu Dâvud, Nikah 4 (2050); Nesâî, Nikah 11; Müsned: 3/158, 245, 354, 4/351, 349; Taberânî; Ebu Ya'lâ

[3] Nikahın rüknü, icab ve kabulden ibarettir. İcab, erkek yada kadından birinden "aldım" veya "vardım" demesidir. Kabul ise, bu sözün, olumlu olan cevabıdır. İcab ve kabul, mazi (=geçmiş zaman) siğasıyla ifade edilen veya biri mazi, diğeri muzari (=şimdiki zaman) siğasıyla ifade edilen iki lafızdır.

Nikahın şartları ise; a. Nikahlanan kimselerin; akıllı, baliğ ve nikah akdi konusunda hür olmaları, b. Nikahlanılması helal olan bir kadının bulunması, c. Kadın ile erkeğin bilinir olması, d. İki şahidin bulunması, e. Veli.

Veli, nikah akdinin sıhhati kendisine bağlı olan kişidir. Hanefilere göre; veli, nikahın rüknü değil de şartıdır. Veli, erkek yada kadının evlendirilme akidlerinin sahih olması için şarttır.

Aile bağının korunması ve huzuru açısından velinin önemi büyüktür. Her nekadar Hanefiler, veliyi, nikahın rüknü olarak kabul etmeseler bile, veliyi, nikahın rüknündan sayan Şafiiler ile Malikilerin bu konudaki görüşü, çeşitli nedenlerden dolayı günümüz Türkiye'sinde daha geçerli bir hal almıştır. Uygun olanı; nikahın, ailelerin onay vermesiyle gerçekleşmesidir.

Konu ile ilgili hadisler için b.k.z: Buhârî, Nikah 36; Ebu Dâvud, Nikah 19, 20; Tirmizî, Nikah 14, 17; İbn Mâce, Nikah 13, 14, 15, 51; Dârimî, Nikah 11; Muvatta, Nikah 5; Müsned: 1/250, 4/394, 413; Hâkim, Müstedrek, 2/168; Taberânî, el-Evsat, el-Kebir; Tahâvî, Şerhu Meâni'l-Âsâr, 3/11-12; İbn Hacer, Telhis, 3/157

[4] İslam hukukunda, kendileriyle evlenmenin yasak olduğu kimseler, Nisâ: 4/22-24 ayetleri ile Sünnette şu şekilde sınıflandırılmıştır:

1. Sürekli Haram Olanlar: a. Nesep (=kan akrabalığı) sebebiyle nikahları haram olanlar. Bunlar; anneler, kızlar, kız kardeşler, erkek ve kız kardeşlerin kızları, hala, teyze. b. Sıhriyet (=damat olma) sebebiyle nikahları haram olanlar. Bunlar; kayı valide, üvey kız, gelin, üvey anneler. c. Süt Emmek suretiyle nikahları haram olanlar. Bunlar ise; süt anne, süt kızkardeş.

2. Geçici Olarak Haram Olan Kadınlar: a. Bir kişinin, dörtten fazla kadını bir nikah altında toplaması. Buna göre dört kadınla evli olan kimse, beşinciyle evlenemez. b. Başkalarının hakkı sebebiyle nikahı haram olan kadınlar. Bu nedenle bir kimsenin, başka birisinin nikahı altında bulunan kadını nikahlayamaz. c. Üç talak sebebiyle nikahlanmaları haram olan kadınlar. d. Şirk yada din farkı sebebiyle nikahlanmaları haram olan kadınlar. e. İddeti bitmesi sebebiyle nikahlanmaları haram olan kadınlar. f. Birbirinin mahremi olması sebebiyle nikahlanmaları haram olan kadınlar. Buna göre iki kız kardeşi yada bir kadını nesep ve süt emme yönünden halası veya teyzesini aynı nikah altında birleştiremez.

İki kızkardeşin, aynı nikah altında birleştirilemeyeceği, ayetle sabittir. Fakat bir kadının, hala ve teyzesiyle aynı nikah altında bir araya gelemeyeceği ise sünnetle sabittir.

Konu ile ilgili hadisler için b.k.z: Ebu Dâvud, Nikah 13 (2067); Tirmizî, Nikah 30 (1125); Müsned: 1/372; Taberânî, el-Kebir, el-Evsat; Bezzâr

[5] Buhârî, Nikah 27; Müslim, Nikah 37 (1408); Ebu Dâvud, Nikah 13 (2065, 2066); Tirmizî, Nikah 30 (1126); Nesâî, Nikah 47-48; Muvatta, Nikah 20; Müsned: 2/229, 423, 518

[6] Buhârî, Nikah 27; Nesâî, Nikah 48; Müsned: 3/338

[7] İnsanlar arasında gerçekleşen cinsel ilişki türleri şu şekilde sınıflandırılmaktadır:

a. Homoseksüellik (=livata): Erkeğin, erkekle cinsel ilişki de bulunması. Bu, haram kılınmış ve yapanlar da lanetlenmiştir. Lut kavminde ortaya çıkmıştır.

b. Sevicilik: Kadının kadınla sevişerek cinsel tatminde bulunması. Sevicilik, hadislerde, "Sihâk" diye geçmektedir. Bu da, Lut kavmine dayanmaktadır.

c. Normal İlişki: Allah'ın erkek ve kadına helal kıldığı cinsel ilişki türüdür. Bu tür ilişki, hem sağlıklı ve hem de neslin korunmasını esas almaktadır. Kur'an (Bakara: 2/223), cinsel temasın yerini vajina olarak belirtmiştir. Çünkü tohumun ekileceği yer ve çocuğun üreyeceği yer, orasıdır.

d. Kadınlara Dübürlerinden Yaklaşma: Kadınlara, dübürlerinden cinsel temas etmek haramdır. Bu ilişki türünü Resulullah (s.a.v) "küçük Lutilik" diye adlandırmaktadır. Bu çirkin fiili işleyen kişi, günahkar olur. Uhrevi cezayı gerektirir. Çünkü bu tür ilişkiyi yapan kimse, şer'an yasaklanan ve hiç hoş karşılanmayan bir fiili işlemiş olmaktadır. Kadına, dübüründen yasaklanan kimseye had cezası uygulanmaz. Kaynaklara göre; bu cinsel ilişki türü, Lut toplumu içerisinde homoseksüellik ve sevicilikten 40 yıl sonra ortaya çıkmıştır.

Konu ile ilgili hadisler için b.k.z: Ebu Dâvud, Nikah 46; Tirmizî, Rada 12; Dârimî, Vüdu, 114, Nikah 30; İbn Mâce, Nikah 29; Müsned: 2/182, 210, 272, 344, 408, 444, 476, 479; Tahâvî, Şerhu Meâni'l-Âsâr, 3/45, 46; Taberânî, el-Evsat, el-Kebir; Bezzâr; Ebu Ya'lâ

[8] Tahâvî, Şerhu Meâni'l-Âsâr, 3/43

[9] Tahâvî, Şerhu Meâni'l-Âsâr, 3/46

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kırk Anahtar Duası

Tüm kötülüklere ve büyücülere karşı koruyucu dua Şans için kırk kilit açma duası Hz Fatma tarafından bu dua herkez için bir anahtardır.sorunlardan kurtulmak için mucize dua kısmet ve şans açmak aşk, sevgi, muhabbet, servet,bağlı işleri çözmek, işe girmek,sihir ipatli ve sorunları çözmek,Düşmanları kovmak ve Evlilik niyeti için cuma günü sabah namazdan sonra mavi çanak kasenin içinde suya okunur okunan su içilir ve bu suyla gusül abdesti alınır. Karı koca arasındaki muhabbet için su çay veya meyve suyuna okunur ikisi içer Cuma sabahı Temiz ve saf niyet ile büyük bir kase suya okuyun ve su ile banyo yapın Evlilik Niyeti için Dört hafta en iyi zaman perşembe veya cuma günü sabahıdır.Duayı bitirdikten sonra bir defada yasin suresi okuyun (Dört perşembe veya Dört cuma) Servet açmak ve Büyüden kurtulmak için şans servet ve sihir iptali için suya okunur ve o suyla banyo yapılır Büyüden kurtulmak için safran mürekkebi ile arapça yazıp suda bekledikten sonra o suyla kişi yıkanırsa büyü

Kün Fe Yekün Nedir? Sırları ve Faziletleri!

 Bu cümle arapçadır ve kurani bir kavramdır. Kün ol anlamındadır. Feyekün ise oluverir manasına gelir. Yasin süresi son sayfa son âyetlerde geçen bu kelime, Allahın dilemesi ile ilgilidir. Allah bir şeye ol dedi mi o hemen olur. Sırları ve Faziletleri Not: Tecrübe ile sabittir. Yasin süresinin su 2 ayeti 1001 kere okudunmu kabul olmayacak dua yok biiznillah( Allah'in izni ile).. Ramazanın son 10 günü içerisinde okunması gerekli. tüm dualarimizin kabul olması dileğiyle yardım bekleyen herkese iletelim..Rabbim şifa versin korktuklariniza ugratmasin.iki ayet; İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn(yekûnu). Bütün meşru istekler için. Kur'ân-ı Kerîmin bir çok âyet-i kerîmesinde geçen;‘’kün feyekün.’’ duası. Yani, "Allâh-u Te'âlâ bir şeyi yaratmak murad ettiğinde o şeye '’kün feyekün =var ol!'' buyurur, o da hemen var olur". Kur'an'daki, "Kün feyekûn" kavl-i şerifi bulunan bütün âyetler bu duada zikredildiği için bu duay

İsrafu Umar Duası

Uyarı!:Maksadı hayırlı rızık ile zengin olmak, ve elde edeceğini asla haramda kullanmamak kararında olan kimsenin bu havas terkibini uygulamasını tavsiye ederim. Sayısız defa yapılmış ve her seferinde çok şükür birkaç günde dahi etkisi görülmüştür. İhlasla ve şüpheye düşmeden okunmalıdır. UYGULANIŞI: Yatsı namazlarından sonra İki rekat hacet namazı kılınır. Her iki rekatta fatihadan sonra bir ayetel kürsü okunur. Son secdeye varlıldığında secdeden kakmadan! "ya Hu ya men Hu , La İlahe İlla Hu, entel hayyul kayyum, vela şerikelek, velekel mülkü, velekel hamdü, ve inneke ala külli şeyin kadir" dedikten sonra namaz bitirilir. Ardından israfi-umar duası okunur. KAYNAKLARDA BU ALTTAKİ ŞEKİLDEDE GEÇMEKTEDİR İsrafu umar okunuşu: Aksamtu aleykum Eyyetühel Umari vel caan Ellezi fi hezel Mekaan Dürriyyül Kuvveti Vel ceberuti vel heybeti Vel kudreti vel azameti vel kuvveti Vessatveti vel celaleti vel Cemaleti Vel ceberuti ,aksamtu aleyküm billahi El hayyul kayyum ellezi

Ömründe 4 Defa Okuyana Mucizeler Yaşatan Muazzam İstiğfar

Abduh Muhammed Baba (elmecmuatul mubareke) Abdullah İbni Sultan (r.a) istigfaridir ! Hz. Ali (r.a) peygamber efendimiz (s.a.v) emri ile yaziya dökmüştür. Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi hamdeyyüvafinniame ve eşhedüel la ilahe illallahu vahdehü la şerikelhü şehedetem müberraetem mineşşekki vettühemi ve eşhedüenne seyyidena muhammedennebiyyene abdühü ve rasulühü seyyidül arabi vel acemi sallallahu teala aleyhi ve sellem ve ala alihi ve ashabihi ve ezvacihi ve zürriyetihi efdalil ümem. Manasi; Nimetlerine denk gelecek bir hamd ile Allah'u te'ala'ya hamdü senalar olsun. Ben şek ve töhmetlerden beri kılınmış bir şahadetle şahitlik ederim ki Allahu teala'dan başka hiç bir ilah yoktur.yine şahitlik ederim ki peygamberimiz, efendimiz muhammed o'nun kuludur. rasulüdür, arab'ın ve acemin efendisidir. Allah'u teala ona ve ümmetlerin en üstü olan aline, ashabına, eşlerine ve zürriyetine salat ve selam eylesin' Fazileti; Bu istiğfari okuyan

Es'elullâhel azîm, Rabbel arşil azîm en yeşfiyek! - Şifa Dilemek

Sahabeden Abdullah ibn Abbas (r.a.), Peygamberimiz (s.a.s.)’in şöyle buyurduğunu bildirmiştir: “Kim eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de onun yanında yedi defa; أَسْأَلُ الٰهّلَ الْعَظي۪مَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظي۪مِ أَنْ يَشْفِيَكَ Okunuşu: “Es’elüllâhel-azîme, Rabbel-arşil-azîmi en yeşfiyeke.” Anlamı: “Ulu Arş’ın Rabbi Yüce Allah’tan sana şifa vermesini isterim, derse, Yüce Allah ona mutlaka o hastalıktan şifa verir.” (Ebû Davud, Cenâiz, 12) Peygamberimiz, sabah akşam şu duayı okuyarak Allah’tan sağlık, âfiyet ve iyilik istemiştir: اَللّٰهُمَّ إنّ۪ى أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ Okunuşu: “Allâhümme innî es’elükel-‘afve vel-‘âfiyete fîd-dünyâ vel-âhırah.” Anlamı: “Allah’ım! Senden dünya ve ahirette af, sağlık, sıhhat ve nimet istiyorum.” (Ebû Davud, Edeb, 110) Tıbbî tedavi yanında telkin ve dua ile tedavi yöntemi (psikolojik tedavi) günümüz müspet bilimi için de büyük önemi haizdir. * Sahabeden Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: Peygam

Uykuda Cünüp, Rüyalanmamak, İhtilam Olmamak İçin Dua

Maaric , Tarık ve Kadir surelerini okumak da uykuda boşalmayı önler. Felahu's-Sail'de İmam Ali'den (as) rivayet edilmiştir ki; "Uykudayken boşalmaktan korkuyorsanız, uyumadan önce şunları söyleyin: اَللّهُمَّ اِنّي اَعُوذُ بِكَ مِنَ الإحْتِلامِ وَ مِنْ شَرِّ الأحْلامِ وَ مِنْ أنْ يَتَلاعَبَ بِىَ الشَّيْطانُ في الْيَقْظَةِ وَ الْمَنامِ Allâhumme innî e'ûzu bike minel ihtilâm ve min şerril ahlâm ve min en yetelâ'abe biye'ş şeytânu fil yeqzati vel menâm. Allah'ım, (uykuda) cunup olmaktan, karmaşık rüyaların şerrinden, uykuda ve uyanıkken şeytanın benimle oynamasından sana sığınırım.

% 100 Kabul Olan Dua !

ALLAHTAN BİRŞEY İSTEYECEĞİN ZAMAN HADİD SURESİNİN İLK 6 AYETİ HAŞR SURESİNİN SON 4 AYETİNİ OKU VE ŞÖYLE DUA ET Yâ men hüve hâkezâ es'elüke bi hakkı hâzihil esmâi en tüsaliye alâ muhammedin ve âli muhammedin ve en tef'ale bi ( burada hacet söylenir) Azîb (r.a.), Ali b. Ebu Talib Kerremellahu Vecheh Hazretlerine demişti ki: "Senden Allah aşkına rica ediyorum. Rahmân Teâlâ'nın gönderdiklerinden, bilhassa Cebrail'in Resulullah'a getirdiklerinden ve Resulullah'ın özellikle sana öğrettiklerinden en faziletlisini bana özel bir şekilde öğretmez misin?" Hz. Ali de ona "Ya Bera! Allah'a İsm-i A'zam'ı (en yüce ismi) ile dua etmek istersen, Hadid Sûresi'nin baş tarafından on âyeti ve Haşr Sûresi'nin sonunu oku, sonra de ki: 'Ey o, böyle olan ve O'ndan başka böyle bir şey olmayan zât! Senden bana şöyle şöyle yapmanı dilerim." Vallahi ya Bera, bununla benim aleyhime dua etsen yere geçerim.' dedi."

Günlere Göre Kulak Çınlaması Alametleri

Bir insanın durup dururken kulağı çınlar. Güya tiz bir düdük veyahut ince bir çıngırak çalınıyormuş gibi bir ses, bir sağda duyar ve eski hallerden insanlara Cenab-ı Hak tarafından bir işaret olmak üzere telakki eden, Cenab-ı Allah tarafından bir işaret nazarı ile bakan ilim ve bilim erbabı ve havvas alimleri uzun tecrübeler neticesinde gün ve gecesine göre hükümlere tasnif ve taksim eylemişler, hayr ve şerden her neye delalet ettiğini belitmiş ve bildirmişlerdir. Bir kimsenin her ne zaman kulağı çınlarsa derhal "Allahümme salli ala seyyidine muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve selleme. Allahümme inni eselüke küllel hayri ve eüzü bike min külli şerri" demek lazımdır demişler. çünkü her bir işaret ve alametde Cenab-ı Vacibül Vucud hazretlerinden hayrı istemek ve şerden ise istiaze etmek ehli imanın adeti kadimesi ve müstahsenesidir. Yani bir savap işleme halidir. Pazar Günü: Büyüklerden faide görmesine, ümit ettiği yerden menfaat görmesine delalet eder. Pazar Gecesi: Büyü

Kuranda İsmi Geçmeyen Peygamberler

HZ. SA'YA VE HZ. IRMIYA A.S. Insanlik tarihi, ayni zamanda peygamberler tarihidir. Çünkü Cenab-i Mevlâ her kavme bir hidayetçi gönderdigini buyuruyor. Bir rivayet, insanliga gönderilen peygamberlerin sayisini yüzyirmidörtbin olarak veriyor. Bunlarin sadece yirmibesinin ismi Kur'an'da zikredilir. Bu yazi dizimizde, ayetlerde ismi geçmeyen fakat kissalarina deginilen peygamberleri konu ediniyoruz. Peygamberler, Allahu Tealâ tarafindan, emir ve yasaklarini kullarina teblig etmek ve hidayet yolunu göstermek amaciyla gönderilen insanlardir. Onlar, Allahu Tealâ'nin seçilmis kullaridir. Bu, çalismakla veya çok ibadet etmekle elde edilecek bir derece degildir. “Andolsun ki, biz senden önce nice peygamberler gönderdik. Onlardan bir kismini sana anlattik, bir kismini da anlatmadik.” (Mü'min, 78) “Her kavmin bir hidayet davetçisi vardir.” (Ra'd, 7) “Her ümmetin bir peygamberi vardir” (Yunus, 47) gibi birçok ayet göz önünde bulunduruldugunda, insanlik tarihi boyun

İsimlerin Ebced Değerlerini Bulun?

Ebced’in en büyük özelliği “Ebced hesabı” adı verilen bir işlemde kullanılmasıdır. Buna göre, ebced ifadesindeki her harfin bir sayı değeri vardır ve bu değerlerden istifadeyle bir çok konuda pek çok işlemler yapılmıştır. İşte bunların her birine bu hesabın adı verilir. Ebced alfabe düzeninin harfleri 1′den 9′a, 10′dan 90′a, 100′den 1000′e doğru numaralandırılır. Ayrıca bu alfabede gözükmeyen “pe” harfi “be ” gibi, “çe” harfi de “cim” gibi kabul edilerek onların sayı değerlerini alır. Eskilerin “hisâb el-cümel” dedikleri, ebced hesabının 4 çeşidi vardır: “Büyük”, “en büyük”, “küçük” ve “en küçük” ebced hesabı. Yukarıdaki tablo, eskiden büyük ebced (cümel-i kebîr) olarak ele alınmış, ama bugün küçük ebced (cümelsağir) olarak değerlendirilmektedir. Ebced programları İndir https://yadi.sk/d/4IU3bN7bqz3yF Kultanıldıgı Yerler Ebced alfabe düzeninde her bir harfin bir rakama tekâbül etmesi keyfiyeti, Türk-İslâm kültüründe, hemen hemen her sahaya yayılan bir kullanımı ortaya koymuştur. R