Nikah Hakkında Hadisi Şerifler

﴿ كِتَابُ النِّكَاحِ ﴾

-157 ﴿ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مُكَاثِرُ الْأُمَمِ بِهَذِهِ الأُمَّةِ ﴾

“Peygamber (s.a.v)’in, (kıyamet günü diğer) ümmetlere karşı kendi ümmetinin çokluğuyla övünmesi”[2] ile ilgili hadisler

Bu hadis, şu yollardan gelmiştir:

1. Enes

2. Abdullah ibn Ömer

3. Ebu Ümâme

4. Sunâbih ibnü’l-E’ser

5. Ma’kil b. Yesâr

6. Sehl b. Huneyf

7. Harmele b. Nu’mân

8. Hz. Aişe

9. İyâz b. Ganem

10. Muâviye b. Hayde

11. Câbir

12. Ebu Hureyre ve daha bir çokları

* * *

-158 ﴿ لَا نِكَاحَ إِلَّا بِوَلِيٍّ ﴾

Nikah, ancak veli(nin rızası) ile olur”[3]

Suyûtî (ö. 911/1505) “el-Ezhâr”da bu hadisi şu yollardan getirmiştir:

1. Ebu Musa el-Eş’arî

2. Abdullah ibn Abbâs

3. Câbir

4. Ebu Hüreyre

5. Ebu Ümâme

6. Hz. Aişe

7. İmrân b. Husayn

Toplam, 7 kişi.

(Derim ki:) İbn Hacer (ö. 852/1447) “Emâliyyu’l-muhrace ala muhtasarı İbni’l-Hâcib el-Aslî”de bu hadisi Ebu Musa el-Eş’arî’den nakledip sonra da der ki:

“Tirmizî dedi ki: ‘Bu konuda Hz. Aişe, Ebu Hureyre, Abdullah ibn Abbâs ve İmrân b. Husayn’dan da rivayetler gelmiştir.’

8. Enes

Hâkim’de dedi ki: ‘(Bunlara) şunlardan gelen (rivayetler de) ilave edilmiştir:

1. Hz. Ali

2. Muâz

3. Abdullah ibn Mes’ud

4. Ebu Zerr

5. Mikdâd

6. Müstevrid ile Câbir

7. Abdullah ibn Ömer

8. Abdullah ibn Amr

9. Ümmü Seleme

10. Zeyneb bint. Cahş’

Hâkim, bu hadislerin tahricinde sözü uzatmıştır. Hâkim’in sözünde geçen Hz. Ali hadisi, Abdullah ibn Mes’ud hadisi, Câbir hadisi ve Abdullah ibn Ömer hadisini(n nerede geçtiklerini) buldum. Fakat bunların dışında kalan diğer hadislerin (nerede geçtiklerini ise) bulamadım.”

Bu ifadeler, İbn Hacer (ö. 852/1447)’in adı geçen “Emâliyyu’l-muhrace ala muhtasarı İbni’l-Hâcib el-Aslî”den elde edilen özet bilgilerdir.

(Yine İbn Hacer) “Tahrîcu Ehâdisi’r-Râfiî”de konu ile ilgili olarak der ki: “Hâkim der ki: ‘Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.v)’in hanımlarından olan Hz. Aişe, Ümmü Seleme ve Zeyneb bint. Cahş’tan gelen rivayet sıhhatlidir.’

(Devamla) der ki: “Bu konuda Hz. Ali ve Abdullah ibn Abbâs’tan da rivayet gelmiştir.”

Daha sonra (bu konuda hadis rivayet eden) 30 sahabinin tamamını tek tek sıralamıştır.

Dimyâtî’de, bu hadisin geliş yollarını bir araya toplamıştır.”

Suyûtî (ö. 911/1505) “Cem’ “de bu hadisi Semure b. Cündub’tan rivayet edip sonrada tahricini yapmıştır.

Şeyh Abdurrauf el-Münâvî (ö. 1031/1622)’de, “Şerhu’l-Câmi’ “de bu hadisin mütevatir olduğunu belirtmiştir.

* * *




-159 ﴿ لَا تُنْكَحُ الْمَرْأَةُ عَلَى عَمَّتِهَا وَلَا خَالَتِهَا ﴾

“Kadın, halası ve teyzesi üzerine nikah edilemez”[4]

Bu hadis, şu yollardan gelmiştir:

1. Ebu Hureyre

2. Câbir

3. Hz. Ali

4. Abdullah ibn Mes’ud

5. Abdullah ibn Ömer

6. Abdullah ibn Abbâs

7. Enes

8. Ebu Saîd el-Hudrî

9. Hz. Aişe

10. Ebu Musa el-Eş’arî

11. Ebu Ümâme

12. Semmure

13. Ebu’d-Derdâ’

14. Attâb b. Esîd

15. Sa’d b. Ebi Vakkâs

16. Ebu Saîd’in karısı Zeyneb

Beyhakî (ö. 458/1066), İmam Şâfiî (ö. 204/819)’nin şöyle söylediğini nakletmiştir: “Bu hadis, sadece Ebu Hureyre’den sabit bir yolla rivayet olunmuştur.”

(Beyhakî devamla) der ki: “Bu hadis, İmam Şâfiî’nin de söylediği gibi, çeşitli yollardan gelmiştir. Bunların içerisinde (Ebu Hureyre hadisi hariç,) sahih şartına uyan başka bir hadis daha yoktur. Çünkü Buhârî ile Müslim, sadece Ebu Hureyre[5] hadisinin sabit oluşunda ittifak etmişlerdir.”

Fakat Buhârî (ö. 256/870), ayrıca Câbir[6] hadisini de rivayet etmiştir.

Tirmizî (ö. 279/892), İbn Hibbân (ö. 354/965) ve daha bir çokları, bu hadisin sahih olduğunu söylemişlerdir.

Bu konuda daha geniş bilgi için (İbn Hacer’in) “Fethu’l-Bârî” adlı eserine başvurabilirsiniz.

* * *

-160 ﴿ النَّهْي عَنْ وَطْءِ النِّسَاءِ فِي أَدْبَارِهِنَّ ﴾

“Kadınlara, dübürlerinden yaklaşmanın yasak olması”[7] ile ilgili hadisler

Bu hadis, şu yollardan gelmiştir:

1. Huzeyme b. Sâbit

2. Ebu Hureyre

3. Abdullah ibn Abbâs

4. Ali b. Talk

5. Amr b. Şuayb, babasından, o da atasından

6. Enes

7. Übey b. Ka’b

8. Abdullah ibn Mes’ud

9. Ukbe b. Âmir

10. Hz. Ömer

11. Câbir b. Abdullah ve daha bir çokları

Tahâvî (ö. 321/933) “Şerhu Meâni’l-Âsâr”da konu ile ilgili olarak şöyle der: “Kadınlara dübürlerinden gelmenin yasak olması ile ilgili rivayetler, mütevatir olarak gelmiştir.”[8]

Tahâvî, daha sonra ise bu hadislerden bazısını nakletmiştir.

Daha sonra da der ki: “Kadına, dübürden yaklaşmanın yasak olması ile ilgili Resulullah (s.a.v)’den gelen bu rivayetler, mütevatirdir. Ayrıca Resu-lullah (s.a.v)’in sahabileri ile tabiundan, buna uygun olan ve bunun yapılmasını terk etmeyi belirten görüşler gelmiştir. Bu; İmam Ebu Hanife, Ebu Yusuf ile İmam Muhammed’in –Allah hepsine rahmet eylesin- görüşüdür.”[9]

Hadiste kastedilen husus bu olabilir. Yine de doğruyu en iyi bilen Allah’tır.

* * *



--------------------------------------------------------------------------------

[1] "Nikah" kelimesi, sözlükte; eklemek, bir araya gelmek anlamına gelmektedir. Terim olarak ise; şer'an nikahlanmalarında bir engel bulunmayan bir erkek ile bir kadının birbirlerinden faydalanmak arzusuyla yaptıkları akide denir.

[2] Hz. Peygamber (s.a.v), burada, Müslümanların çoğalmasını tavsiye ve teşvik etmektedir. Yalnız çoklukla kastedilen; bilinçli ve etkili olmakladır. Yoksa sadece topluluk, bir fayda sağlamaz. Önemli olan; müslümanların, çocuklarını etkili ve bilinçli bir şekilde yetiştirmek suretiyle çoğalmalarıdır.

Konu ile ilgili hadisler için b.k.z: Ebu Dâvud, Nikah 4 (2050); Nesâî, Nikah 11; Müsned: 3/158, 245, 354, 4/351, 349; Taberânî; Ebu Ya'lâ

[3] Nikahın rüknü, icab ve kabulden ibarettir. İcab, erkek yada kadından birinden "aldım" veya "vardım" demesidir. Kabul ise, bu sözün, olumlu olan cevabıdır. İcab ve kabul, mazi (=geçmiş zaman) siğasıyla ifade edilen veya biri mazi, diğeri muzari (=şimdiki zaman) siğasıyla ifade edilen iki lafızdır.

Nikahın şartları ise; a. Nikahlanan kimselerin; akıllı, baliğ ve nikah akdi konusunda hür olmaları, b. Nikahlanılması helal olan bir kadının bulunması, c. Kadın ile erkeğin bilinir olması, d. İki şahidin bulunması, e. Veli.

Veli, nikah akdinin sıhhati kendisine bağlı olan kişidir. Hanefilere göre; veli, nikahın rüknü değil de şartıdır. Veli, erkek yada kadının evlendirilme akidlerinin sahih olması için şarttır.

Aile bağının korunması ve huzuru açısından velinin önemi büyüktür. Her nekadar Hanefiler, veliyi, nikahın rüknü olarak kabul etmeseler bile, veliyi, nikahın rüknündan sayan Şafiiler ile Malikilerin bu konudaki görüşü, çeşitli nedenlerden dolayı günümüz Türkiye'sinde daha geçerli bir hal almıştır. Uygun olanı; nikahın, ailelerin onay vermesiyle gerçekleşmesidir.

Konu ile ilgili hadisler için b.k.z: Buhârî, Nikah 36; Ebu Dâvud, Nikah 19, 20; Tirmizî, Nikah 14, 17; İbn Mâce, Nikah 13, 14, 15, 51; Dârimî, Nikah 11; Muvatta, Nikah 5; Müsned: 1/250, 4/394, 413; Hâkim, Müstedrek, 2/168; Taberânî, el-Evsat, el-Kebir; Tahâvî, Şerhu Meâni'l-Âsâr, 3/11-12; İbn Hacer, Telhis, 3/157

[4] İslam hukukunda, kendileriyle evlenmenin yasak olduğu kimseler, Nisâ: 4/22-24 ayetleri ile Sünnette şu şekilde sınıflandırılmıştır:

1. Sürekli Haram Olanlar: a. Nesep (=kan akrabalığı) sebebiyle nikahları haram olanlar. Bunlar; anneler, kızlar, kız kardeşler, erkek ve kız kardeşlerin kızları, hala, teyze. b. Sıhriyet (=damat olma) sebebiyle nikahları haram olanlar. Bunlar; kayı valide, üvey kız, gelin, üvey anneler. c. Süt Emmek suretiyle nikahları haram olanlar. Bunlar ise; süt anne, süt kızkardeş.

2. Geçici Olarak Haram Olan Kadınlar: a. Bir kişinin, dörtten fazla kadını bir nikah altında toplaması. Buna göre dört kadınla evli olan kimse, beşinciyle evlenemez. b. Başkalarının hakkı sebebiyle nikahı haram olan kadınlar. Bu nedenle bir kimsenin, başka birisinin nikahı altında bulunan kadını nikahlayamaz. c. Üç talak sebebiyle nikahlanmaları haram olan kadınlar. d. Şirk yada din farkı sebebiyle nikahlanmaları haram olan kadınlar. e. İddeti bitmesi sebebiyle nikahlanmaları haram olan kadınlar. f. Birbirinin mahremi olması sebebiyle nikahlanmaları haram olan kadınlar. Buna göre iki kız kardeşi yada bir kadını nesep ve süt emme yönünden halası veya teyzesini aynı nikah altında birleştiremez.

İki kızkardeşin, aynı nikah altında birleştirilemeyeceği, ayetle sabittir. Fakat bir kadının, hala ve teyzesiyle aynı nikah altında bir araya gelemeyeceği ise sünnetle sabittir.

Konu ile ilgili hadisler için b.k.z: Ebu Dâvud, Nikah 13 (2067); Tirmizî, Nikah 30 (1125); Müsned: 1/372; Taberânî, el-Kebir, el-Evsat; Bezzâr

[5] Buhârî, Nikah 27; Müslim, Nikah 37 (1408); Ebu Dâvud, Nikah 13 (2065, 2066); Tirmizî, Nikah 30 (1126); Nesâî, Nikah 47-48; Muvatta, Nikah 20; Müsned: 2/229, 423, 518

[6] Buhârî, Nikah 27; Nesâî, Nikah 48; Müsned: 3/338

[7] İnsanlar arasında gerçekleşen cinsel ilişki türleri şu şekilde sınıflandırılmaktadır:

a. Homoseksüellik (=livata): Erkeğin, erkekle cinsel ilişki de bulunması. Bu, haram kılınmış ve yapanlar da lanetlenmiştir. Lut kavminde ortaya çıkmıştır.

b. Sevicilik: Kadının kadınla sevişerek cinsel tatminde bulunması. Sevicilik, hadislerde, "Sihâk" diye geçmektedir. Bu da, Lut kavmine dayanmaktadır.

c. Normal İlişki: Allah'ın erkek ve kadına helal kıldığı cinsel ilişki türüdür. Bu tür ilişki, hem sağlıklı ve hem de neslin korunmasını esas almaktadır. Kur'an (Bakara: 2/223), cinsel temasın yerini vajina olarak belirtmiştir. Çünkü tohumun ekileceği yer ve çocuğun üreyeceği yer, orasıdır.

d. Kadınlara Dübürlerinden Yaklaşma: Kadınlara, dübürlerinden cinsel temas etmek haramdır. Bu ilişki türünü Resulullah (s.a.v) "küçük Lutilik" diye adlandırmaktadır. Bu çirkin fiili işleyen kişi, günahkar olur. Uhrevi cezayı gerektirir. Çünkü bu tür ilişkiyi yapan kimse, şer'an yasaklanan ve hiç hoş karşılanmayan bir fiili işlemiş olmaktadır. Kadına, dübüründen yasaklanan kimseye had cezası uygulanmaz. Kaynaklara göre; bu cinsel ilişki türü, Lut toplumu içerisinde homoseksüellik ve sevicilikten 40 yıl sonra ortaya çıkmıştır.

Konu ile ilgili hadisler için b.k.z: Ebu Dâvud, Nikah 46; Tirmizî, Rada 12; Dârimî, Vüdu, 114, Nikah 30; İbn Mâce, Nikah 29; Müsned: 2/182, 210, 272, 344, 408, 444, 476, 479; Tahâvî, Şerhu Meâni'l-Âsâr, 3/45, 46; Taberânî, el-Evsat, el-Kebir; Bezzâr; Ebu Ya'lâ

[8] Tahâvî, Şerhu Meâni'l-Âsâr, 3/43

[9] Tahâvî, Şerhu Meâni'l-Âsâr, 3/46

Yorum yaptığınız için teşekkür ederiz.
"Anonim" seçeneğiyle isim vermeden yorum yazılabilir.
"Adı/URL" seçeneğiyle sadece isim verilerek de yorum eklenebilir.
Yorum yazarken anlaşılır olmaya ve Türkçe yazım kurallarına uymaya çalışınız!

Yorum Gönder (0)
Daha yeniDaha eski