Mucizeyle Sihir Arasındaki Farklar

Ebu Tahir el Kazvini ,Sirâcu?l ?Ukul adlı kitabında mucizeyi şöyle tanımlamaktadır:Peygamberleri n nübüvvetlerinin kesin burhanları mucizelerdir.Mucize;Allah Teâ?lanın nübüvvet davasını itiraf mahiyetinde yarattığı harikulade fiildir.
İbn Haldun Mukaddimesinde şöyle demektedir:Elbette sihir ve mucize birçok noktada birbirinden ayrılmaktadır.Bu farkların en önemlisi ,mucize ilahi bir kuvvet olup nefislerde bu tesir kudretini hasıl eder.Mucize sahibi göstereceği harikulade hallerde Allah?tan yadım görmektedir;sâhir ise sihri ancak kendi nefsinin ve kendi kuvvetinin ve bazı hallerde şeytanların yardımı ile yapar.
Yine ilahiyatçı felsefeciler mucize ile sihri şu yolla ayırırlar: Mucize ,hayırlı kimseler tarafından hayırlı maksatlar için ve hayır ile yoğrulmuş nefesler ve?Ben Allah?ın resulüyüm, işte mucizem, inanmaz iseniz siz de bu mucizenin benzerini gösteriniz?diye peygamber tarafından açıklanması ile ortaya atılır.Buna karşılık sihir; ancak kötü insanlarda bulunur ve kötü maksatlar için ve çoğunlukla karı ile kocanın arasını bozmak, birbirinden ayırmak ve düşmanlara zarar vermek için kullanılır.
Kurtûbi ise sihir ile mucize arasındaki farkı şöyle belirtmektedir: Sihir; sâhirde olabileceği gibi başka insanlarda da bulunabilir.Bir cemaat, sihri tarif ederek onun belirli, tek bir vakit içinde ortaya çıkmasını mümkün görmektedir.Mucize ise; Allah?ın benzerini ve muarızının çıkmasını imkansız kıldığı bir şeydir.Sâhir, umumiyetle peygamberlik davasında bulunmaz, ondan sadır olan da mucizeden ayırt edilebilir.Mucizenin şartı, peygamberlik iddiası ile birlikte meydan okumanın mevcut olmasıdır.
Kelamcılara göre; mucize, sihirden tehâddi yani?Ben peygamberim, işte mucizem ,inanmıyorsanız sizde bunun bir mislini gösterin?diye meydan okunması ve mucizenin davaya uygun olarak vukuu bulması şartı ile ayrılır.Sâhir ise böyle bir iddiada bulunmaz.
Resullerin en büyük hususiyetlerinden biri mucizelerinde meydan okumanın (tehâddi)olmasıdır.Bu ise, peygamberlerin mucizelerini gördüklerinde, o peygamberin rabbısından getirdiği şeyin hak olduğunda bir şüphesi kalmaz.Zayıf akıllılar ise o resule icabet etmeyip imanda etmezler.Mucize vesilesiyle peygambere icabet edip iman edenler , genellikle zayıf imanlılardır; diğerleri ise bir mucizenin zuhuruna ihtiyaç göstermeksizin , hatta resul ile ilk karşılaştıklarında imandan olan güçlü nasipleri nedeniyle küçük bir vesile ile iman ederler.İmandan hiçbir nasipleri olmayanlar ise ne mucize ne de başka bir şeyle peygambere icabet etmezler.Nitekim bu noktaya işaretle Allah Teâla yüce kitabında şöyle buyurmaktadır:?Allah kimi saptırmak isterde onun göğsünü daraltır ve göğe meşakkatlendirir.?(En?âm/125)

Yorum yaptığınız için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski