Felak Suresi ve Düğüme Üfleyenler

De ki:Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığıyla ortalığa çöken gecenin şerrinden, düğümlere üfleyen falcı ve büyücülerin şerrinden, haset ettiğinde hasetçinin şerrinden, karanlığı ayırıp sabahın aydınlığını çıkaran Rabba sığınırım.?
?Sığınırım de?emriyle başlayan bu Felâk suresiyle bundan sonraki Nas suresine ?Muavvizeteyn?ve İhlas suresi ile beraber üçüne ?Muavvi-zat?denilir ki , sığındırıcı sureler anlamlarına gelir.Resulullah bir rahatsızlık duyduğu zaman ve her gece yatağına yatacağı sırada bu üç sureyi okuyup ellerine üfleyerek mübarek başına mesheder ve bunu üç kere yapardı ,diye ?Sıhah?da Hz.Aişe?den rivayet olunmuştur.Muavvizeteyn?in ikisinin de beraber nazil olduğunda pek söz yoksa da, Mekkî mi Medenî mi olduğu ittifak ile tespit edilememiş, bazıları Mekkî bazıları Medenî demişlerdir.
Felâk suresi hakkında ve onun inzal sebebiyle ilgili olarak bir çok hadis rivayet edilmiştir.Felâk suresinin önemini ve Hz.Peygamber?in bu sureye verdiği önemi belirten hadislerden birkaçını burada belirtelim:
?Müslim?in Ukbe b.Âmir?den yaptığı rivayete göre Resulullah efendimiz buyurdu ki:?Baksanıza, bu gece öyle ayetler indi ki, onların bir benzeri görülmemiştir.Bunlar ?Kul euzü bi-Rabbi-l Felâk ve Kul euzü bi-Rabbi-n Nas?dır.?

?Yine Ukbe b.Âmir diyor ki:?Resulullah efendimiz her zaman arkasından Muavvizeteyn?i okumamı emretti.?
Bu sure içinde sihrin varlığı ve tesirinin vâki olduğuna dair ifadeler yer almakla birlikte surenin nüzul sebebi olarak bazı rivayetler zikir olunmuştur.F. Razi?nin nüzul sebebi olarak naklettiği rivayetler şunlardır:
a-Şöyle rivayet olunmuş:?Resulullah?a Cibril geldi, sana, dedi,cinden bir ifrit, kötü bir hile yapmak istiyor, döşeğine vardığında Muavvizeteyn surelerini oku.?
b-Gözden korunmak için okunmak üzere indirildiler, denilmiş ve Said b.Müseyyed?den şöyle rivayet olunmuştur:?Kureyş:?Gelin bir açlık riyazeti yapalım da Muhammed?e göz değdirelim.?dediler, öyle de yaptılar.Sonrada geldiler ?Ne sağlam pazun ne kuvvetli sırtın ne güzel yüzün var?diye göz değdirmek istediler.Allah Teâla Muavvizeteyn?i indirdi.
c-Yahudi Lebid b.Âsam?ın sihri hikayesidir ki (bu mevzuu daha önce Resulullah?ın sihre maruz kalması başlığı altında ele almıştık)Razi buna tefsircilerin çoğunluğunun görüşü demiştir.
Muavvizeten?in iniş sebebi olarak gösterilen hadislerden anlaşıldığına göre Peygamber Efendimize sihir yapılmış olup, olay bir çok râvi ve muhâddis tarafından nakil ve rivayet edilmiştir.Rivayetlerin çoğunun zayıf veya mevzu olduğunu ispat eden olmuşsa da ?Haber-i Âhad?niteliğinde olduğu kesindir.
Mutezile?nin hepsi bu rivayetleri reddederler .Kâdi ; bu rivayetler asılsızdır.Halbuki Allah Teâla ?Allah seni insanlardan koruyacaktır.?(Mâide/6-7)ve ?Sihirbaz, yaptığında felâha ermez.?(Tâha/69)buyurmuş olup eğer biz bu rivayetleri kabul edersek sihir yapanların peygamberlere ve saliklere zarar verebileceklerini böylece de kendilerine büyük bir mülk elde etmeye kadir olabilecekleri gibi bir netice ortaya çıkacağını bunun da Hz.Muhammed?in peygamberliğini yaralayabileceğini oysa ki bunların batıl olduğunu keza kafirler Hz.Peygamber?i sihirlenmiş diye tenkit ederken bu rivayetlerin doğru olduğu nasıl söylenebilir diyerek peygambere herhangi bir kusur yüklemenin caiz olmadığını söylemiştir.
Ehl?i Sünnet alimleri ise şöyle demişlerdir:?Rivayet alimlerinin cumhuruna göre bu kıssa sahihdir.?Bu hususta Mutezilenin itirazına ise peygamberin sihre maruz kalması onun aklına ve dinine bir zarar vermemiştir,fakat bedenen hissettiği bir acı ile sihrin tesirinde kalmasına gelince bu hiç kimsenin itiraz edemeyeceği bir şeydir demişlerdir.Allah Teâla , dinî, şeriatı ve peygamberliği hususunda elçisine eziyet edecek zarar verecek, hiçbir şeytan, insan ve cinni ona musallat etmemiştir.Ama bedenine zarar verme hususu ise uzak bir ihtimal olarak görülmez.

?Karanlığı ayırıp sabahın aydınlığını çıkaran Rabba sığınırım?

?El Felâk?kelimesinin manası konusunda müfessirler ihtilaf etmişlerdir.Ekseri alimin görüşü ?Felâk?sabah manasında olup geceyi kendisinden ayırmakta, üzerindeki gece karanlığını gidererek belirginleşmektedir.Çünkü Felâk, ayırmak manasına da gelir.Sabahın doğuşu ferahlığın gelişine müjde gibidir.
Fahreddin Razi bu ayette, özellikle sabahın zikredilmesi belki de sabahın darda kalmışların dua, üzüntülere icabet vakti oluşundan dolayıdır diyerek Allah Teâla?nın bu ayette kullarına ?De ki:Bütün dert ve sıkıntıların açıldığı o vaktin Rabbi?ne sığınırım?şeklinde hitap etmek istediğini söylemiştir.

?Yarattığı şerlerin şerrinden ?
Haşerat, yırtıcı hayvanlar, cin ve insanlardan ne varsa yarattıklarının hepsinin şerrinden .Buradaki şer ister bedeni ister başka olsun bütün şerleri ve zararları kapsamaktadır.

?Karanlığıyla ortalığa çöken gecenin şerrinden ?
?Gasık?kelimesi hakkında çeşitli görüşler vardır, fakat en çok tercih edilen görüş ?Gasık?gece ?Vekabe? de gece karanlığının bastırmasıdır.Bu ayet,geldiği, girdiği zaman gecenin şerrinden demektir ki , Allah Teâla gecenin şerrinden sığınmayı emretmiştir,çünkü geceleyin vahşi hayvanlar yuvalarından ve haşerat yerlerinden çıkar, hırsızlar ve suçlular hücuma geçer, yangınlar meydana gelir ve cinlerin ifritleri meydana çıkar.Bundan dolayı
geceler şerlere gebedir, yani şerri gizler, çünkü gece karardığı zaman zulüm artar, yardım azalır.Bütün bu sebeplerden dolayı gecenin şerrinden Allah?a sığınmak emredildi.

?Düğümlere üfleyen falcı ve büyücülerin şerrinden?
Yani iplere, ipliklere, düğdükleri düğümlere yahut gönüllerde düğümlü azimler, inançlar, tutkunluklar içine üfleyen yahut öyle düğümler içinde anlaşılmaz kapalı bir halde olarak üfürükçülükle efsun yapan büyücü nefislerin yahut karıların, yahut toplumların şerrinden Allah?a sığınırım.Nefs etmek;biraz tükürüklü veya tükürüksüz olarak üfürür gibi yapmaktır.Eğer üflemede tükürük olursa buna?Telf?denilmiştir.
?El Ukad?kelimesi ukdenin çoğulu olup, sihirbazın ip, yay kirişi ve saç üzerine bağladığı düğümdür.
Falcı ve büyücülerin düğümlere üfleyerek elde etmek istedikleri şeye gelince, bu kimseler asıl uçları nefislerinde olan şeylerle diğer insanların iradeleri üzerinde şeytanlıkla egemen olmak, onların kalplerini bağlayıp, kontrol altına almak isterler.
Burada dikkati çeken noktalardan birisi de ?Neffasat?ın müennes çoğul olarak getirilmiş olmasıdır.Bu kelime ile kastedilen şeyler hakkında üç görüş vardır:
a-Kadınlar takdir olunarak üfleyici sihirbaz kadınlar kastedilmiştir.Bunun da iki sebebi vardır.Birincisi, büyü işleriyle daha çok kadınlar uğraştığı içindir.İkincisi ise erkeklerin iradeleri ve kalpleri üzerinde kadın hilesinin, kadın tuzaklarının ve kadın cazibesinin büyüleyici tesiridir ki, bunu büyünün hakikatine inanmayanlar dahi itiraf ederler.
b-Dişiyi ve erkeği içine almak üzere nefisler taktiriyle ?Üfleyici Nefisler?demek olmasıdır.Bu mana, erkeğe ve dişiye, fertlere ve toplumlara sadık olmak itibariyle daha geniş kapsamlı olmaktadır.
c-Üfleyici Toplumlar?diye cemaatlar taktir edilmesidir.Çünkü büyücülerin toplanmasıyla yapılan büyü daha şiddetlidir.
Genellikle yaygın olan mana şöyledir:?İpliklere düğümler düğüp de onlara üfleyerek rukye ve efsun yapan büyücü karıların veya nefislerin veya toplumların şerrinden.
Rukye İslam kültüründe önemli bir yer işgal etmiş ve Nebevî tıpta özel bir konuma sahip olmuştur.Felâk Suresinin bu ayeti kerimesiyle bildirdiği büyü çeşidi peygamberimize de yapılan büyü çeşidiyle aynı özelliği taşımaktadır.Yine bazı rivayetlerde Felâk ve Nas surelerinin iniş sebebi olarak peygamber efendimize yapılan büyü gösterilmiştir.Bu ayeti kerime aynı zamanda hem İslamiyet öncesi Arap yarımadasında hem de peygamber efendimizin Allah Teâla?nın elçisi olarak seçilip nübüvvet şerefiyle şereflendirilmesinden sonra İslam toplumunda yaygın bir halde insanların başvurdukları Rukye meselesinin ortaya çıkmasına ve gerek müfessirler gerekse fıkıhçılar tarafından ele alınarak açıklaması yapılan bir obje olarak incelenmesine sebep olmuştur.
Rukye en anlaşılır bir ifade ile genellikle hastalıkların tedavisi için kullanılan majik formülasyonlardır.Türkçe?si tam karşılamasa da efsundur.Rukye yapılması İslamiyet henüz Arap yarımadasına gelmeden önce Araplarda çeşitli hastalıkların tedavisi amacıyla kullanılmakta idi.Rasulullah?ın peygamber olarak gönderilmesinden İslam?ın rukyeler karşısındaki ilk tavrı Medine?de rukyelerin tümden yasaklanması tarzında ortaya çıkmıştır.Rukye yapımına yönelik ihtiyaç daha sonra bu genel yasaklanmanın istisnai bir tarzda kaldırılması şeklinde nihai bir hükme kavuşmuştur.
Rukyenin yasaklanışına dair varit olan haberlerden birisi Ebu Davut, İbn Mâce ve el Hakim?in İbn Mesud?dan tahric ettikleri Resulullah?ın ?Muhakkak ki rukyeler, temimeler ve tiveler şirktir.?hadisidir.
Bu yasağın konulması ve daha sonra kaldırılmasını ve sebeplerini içeren bazı hadisler varid olmuştur.Bunlardan birisi Ebu Sufyan?ın Cabir?den naklettiği şu hadistir:?Resulullah rukyelerden nehy etti.Amr b.Hazm?ların, akrep sokmalarına karşı kullandıkları bir rukyeleri vardı.(yasak haberini alınca)Ona giderek?Ey Allah?ın Resulu, sen rukyelerden nehy etmişsin, bizde akrep sokmalarına karşı bir rukyemiz var, ne dersin??diye sual edince :?Bunda bir beis yoktur, sizden kardeşine yararlı olabilecek kişi onu bundan yararlandırsın.?buyurdu.
Nebi Muhterem Efendimiz mutlak surette rukyelerden men etmemiş olup özel bazı rukyeleri yasaklamış olabilir.Bu da muhtemelen Medine?ye girdiğinde içine şirkin karışmış olduğunu gördüğü bir takım rukyeleri yasaklaması şeklinde cereyan etti.Buna karşılık olarak Allah?ın isimlerine şamil olan rukyeleri yasaklamadı.Alimler rukye yapılmasının cevazı hususunda şu üç şartın varlığında söz birliği etmişlerdir:
1-Rukyede, Allah kelamı, onun isimleri ya da sıfatları vasıta olarak kullanılmalıdır.
2-Rukyenin dili ya Arapça ya da manası bilinen başka bir dil olmalıdır.
3-Rukyenin, bizzat tesiri olmadığına, tesirinin Allah?ın yaratması ile oluştuğuna inanmalıdır.
Sahabenin câhiliye döneminde rukye yaptıklarını, daha sonra bunları Nebi Muhtereme arz ettiklerini gösteren bir hadiste Müslim?in sahihinde bulunmaktadır:
Avf b. Malik?ten rivayet edilmiştir,Avf diyor ki:Biz câhiliye döneminde rukye yapardık.Daha sonra biz:?Ey Allah?ın Resulü bunun hakkında ne buyurursun??diye sorduk.O da:?Rukyelerinizi bana arz ediniz, içinde şirk olmadıkça rukyelerde bir beis yoktur.?buyurdu.
Burada rukye hakkında söylenecek son söz ; içine sihir karışmayan yani şer ve şeytanlık için olmayıp da, ondan korunmak ve bir hastalık veya bir afete Allah?tan şifa niyazı için, sâlih niyet ile bir dua veya ayet okuyup üflemek kabilinden olan nefeslerle yapılan rukyeler caiz sayılmıştır.Çünkü bunda kimseye zarar vermek veya sapıtmak veya Allah?tan başkasına sığınma ve iltica manası yoktur.Resulullah?ın kendisine ve diğerlerine bu şekilde okuyup üflediği ve böyle hayır için rukyeye müsaade ettiği sabit ve bu sebeple gerek ruhani ve gerek cismani nice hastaların şifa bulduğu da vaki olmuş ve görülmüştür.
Yasaklanması söz konusu olan rukyeler ise, azimet sahipleri ile cinleri teshir ettikleri iddiasında bulunan kimselerin kullandıkları rukyeler olup, bunların ameliyelerinde hak ve batıl karışmıştır.Şöyle ki bunların efsunlarında Allah?ın isimlerinin yanında şeytanların zikredildiğini, onlardan yardım dilendiği ve sığınıldığı görülmektedir.
Sonuç olarak müfessirlerin çoğu içine sihir manası karışan düğümlü, ne olduğu belirsiz, meçhul ve anlaşılmaz, şüpheli inanç veya beden üzerinde zararlı olması akla gelen şeytani üfürücülükten ve vehimlere kapılmaktan sakınılması gerektiğini söyleyip bunu sihir tarzında işlerden saymışlardır.

?Haset ettiğinde hasetçinim şerrinden?
Yani başkasında gördüğü bir nimeti çekemeyip de ona göz diken, onun mutlaka son bulmasını temenni eden hasetçinin nefsindeki hasedinin gereğini fiile çıkarmaya kalkıştığı, haset ettiği kişiye karşı sözlü ve fiili zarar verme başlangıçlarını, şer girişlerini tertip ve icraya başladığı zaman şerrinden Allah?a sığınılması gerektiği belirtiliyor.Rivayet olunmuştur ki mümin gıpta eder, münafık haset eder.

Yorum yaptığınız için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski