Ana içeriğe atla

Kader - Kaza - İman - Tevekkül - Hayır ve Şer - Rızık - Ecel

KADER ve KAZAYA İMAN

Amentünün altıncı esası Kadere, yani hayr ve şerrin Allah'dan geldiğine inanmaktır.

Her şeyi yaratan Allah'dır. İyiliği ve kötülüğü yaratan O'dur. Fakat asla kullarının kötülük işlemelerini istemez. Onlara daima iyiliği tavsiye eder. İnsanlar kendilerine verilen iradelerini iyiye kullanır ve Allah'ın gösterdiği yoldan giderlerse kurtuluşa ererler. Kullar bu hususta serbesttirler. Bu dünyada iken iyiliği veya kötülüğü seçmede serbesttirler. Fakat kötülüğü tercih edip, ahlaksız bir hayat sürenler, haksızlıklarının hesabını mutlaka vereceklerdir. İyilik yapanlar sevap, kötülük yapanlar günah kazanırlar. Hayr ve şer Allah'tandır diyerek herşeye boş vermek tam bir mantıksızlık olur. Evet hayr ve şerri yaratan Allah'tır. Biz ise irademizi iyi yolda kullanarak hayra ve iyiliğe erişmeliyiz.

KADER NEDİR?

Kader; Allah'ın ezelden ebede kadar olacak bütün şeylerin zamanını, yerini, niteliklerini, özelliklerini; ne şekilde ve ne zamanda olacaklarsa hepsini ezeli, ilmi ile bilip, ilahi iradesi ile takdir etmesidir. Demek ki Allahu teala olacak bütün şeyleri ezelde, henüz hiç bir şey yokken bilmekte ve nasıl olacağını tesbit etmektedir. Her şeyi diledigi gibi takdir eden ve yaratan odur. Buna kader denilir.

KAZA NEDİR?

Kaza, ezelde Allah tarafından bilinen ve takdir edilen şeylerin zamanı ve yeri geldiğinde yine ezeldeki bilgi ve takdire uygun olarak, Allah tarafından yaratılması, ortaya çıkarılmasıdır. Allah herşeyi ilahi takdirine uygun olarak yaratır.

Kader ve kazaya iman, hayr veya şer ayrımı yapmadan her şeyin Allah'ın takdiri ve yaratmasıyla ortaya çıkacağına iman demektir. Kul, ancak kendi iradesiyle iyi veya kötü işler yapar. Oysa bütün iyilikleri ve kötülükleri yaratan Allah'tır.

Kader: Allah'ın olacak her şeyin ne zaman ve ne şekilde olacağını, ilmi ezelisi ile bilmesi, tesbit ve tayin etmesidir.

Kaza: Ezelde takdir edilen şeylerin zamanı gelince, Allah tarafından meydana getirilmesi.

Ehli Sünnet vel-cemaat her hayır ve şerrin Allah'ın kaza ve kaderi ile meydana geldiğine, Allah'ın dilediği her şeyi yaptığına kesin olarak inanırlar.Herşey O'nun iradesi iledir.Hiçbirşey O'nun meşiyet (dilemesi) ve tedbiri dışına çıkamaz.O, olmuş ve olacak herşeyi ezelden beri bilir.Ezeli ilminin hikmetine uygun olarak meydana gelecek bütün kainat için miktarlar tayin etmiş, kullarının hallerini, rızıklarını, ecellerini, amellerini ve daha başka diğer hallerini bilmiştir.

Kadere İman Özetle;

Ebede kadar meydana gelecek olan herşeye dair, Allah'ın ezeli bilgisi ile kalemin bunları yazdığına inanmaktır.Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

''Bu önce geçenlerde Allah'ın geçerli kıldığı sünneti (işidir-adeti)dir.Allah'ın emri mutlaka yerini bulan bir kaderdir.''(Ahzab 38)

''Çünkü biz herşeyi bir takdir ile yarattık.''(Kamer 49)

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem)'de şöyle buyurmuştur:

''Bir kimse kadere, hayrı ve şerri ile Allah'tan geldiğine iman etmedikçe, kendisine gelip isabet eden bir şeyin gelip çatmamasının imkansız olduğunu ve kendisini gelip bulmayan bir şeyin kendisine isabet etmesinin de imkansız olduğunu kesinlikle bilmedikçe hiç bir kul iman etmiş olamaz.''(Sahihu Sünen'i-Tirmizi)

Kadere iman ancak 4 husus ile tamam olur.Bu hususlar kader meselesini anlamanın yoludur.

BİRİNCİ MERTEBE:: İLİM

Yüce Allah'ın olmuş ve olacak, olmamış şeyler eğer olacak olsa nasıl olacaklarını, geneliyle ve bütün incelikleriyle bildiğine iman etmektir.O, kulların neler yapacaklarını, onlaarı yaratmadan önce bildiği gibi, onların rızıklarının, ecellerinin, amellerinin, hareket ya da hareketsizliklerinin inceliklerini de bilendir.Onlardan kimin mutlu, kimin bedbaht olduğunuda bilendir.Yüce Allah:

''Şüphesiz Allah, herşeyi bilendir.''(Tevbe 115) buyurmaktadır.

İKİNCİ MERTEBE:: YAZMAK

Bu da; Yüce Allah'ın, mahlukatın kaderi ile ilgili olarak ezelden bildiğini Levh-i Mahfuz'da yazmış olduğuna iman etmektir.Levh-i Mahfuz ise hiçbirşeyin eksik bırakılmaksızın tamamiyle yazıldığı kitabtır.Meydana gelmiş, gelecek ve kıyamet gününe kadar olacak herşey yüce Allah nezdinde Ümmü'l-kitab'ta yazılmıştır.

''Biz herşeyi İmam-ı Mübin'de (önder kitabta) tesbit etmişizdir.''(Yasin 12)

Peygamber Efendimiz'de şöylle buyurmuştur:

''Allah'ın ilk yarattığı şey kalemdir.Ona yaz diye buyurdu.O, ne yazayım? diye sorunca, kaderi yaz, olanı ve ebediyete kadar olacak olanı yaz diye emir buyurdu.''(Tirmizi)

ÜÇÜNCÜ MERTEBE:: İRADE VE MEŞİAT (DİLEMEK)

Yani bu kainatta meydana gelen herbirşey rahmet ve hikmet özellikleri ile Allah'ın irade ve meşieti ile meydana gelir.Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

''Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe de siz dileyemezsini.''(Tekvir 29)

DÖRDÜNCÜ MERTEBE:: YARATMAK

Yüce Allah'ın herşeyi yaratıcısı olduğuna inanmaktır.O'ndan başka bir yaratıcı, O'nun dışında bir Rab yoktur.Onun dışında her ne varsa O, yaratılmıştır.

''Herşeyi yaratıp onu inceden inceye takdir ve tayin etmiştir.''(Furkan 2)

Böylelikle kader ve kaza'ya iman etmemiz istenmiştir.Yüce Mevlamız tüm olacakları ezeli ilmi ile bilmiştir.Bu kaderdir.Sonra bu yazılanlar sırası geldikçe olmaktadır.Bu da kazadır.Şimdi kaza ve kadere iman eden kulların bazı düşüncelerden arınması gerekiyor.

Bazı insanlar kaderimde var diyerek günah işlemektedirler.Bu sapıklıktır.Kader olacak olanların yazılmasıdır.Seni bu fiili işlemeye zorlayan kader midir? Niçin kaderimde var deyip bir ateşe atlamaz veya ellerini ateşe sokmazlar bu insanlar?

Bu sapık bir yorumdur.Bizden kadere iman etmemiz istenmiştir.Ancak bunun mahiyeti gizli tutulmuştur.Kulların yapması gerekeken ise; kendilerine verilen irade-i cüziyye ile hayrı ve şerri ayırd edip, Mevlaa'nın emirlerine itaat etmektir.

Kadere iman etmenin bir çok faydası vardır.Çünkü kulların ecelleri, rızıkları kader çerçevesinde tesbit ve tayin edilmiştir.Kadere inanan bir insan ölüm zamanın takdir edildiğini ancak bu emri ilahinin ne zaman vuku bulacağını bilemez.Böylelikle her an, her zaman kendisini güzel bir halde bulundurmaya çalışır ki, ölüm onu bu güzel hali ile yakalasın.

Diğer taraftan rızık endişesi ile saçların ağarmasının kadere iman ile önüne geçilir.Çünkü kadere iman eden bir kimse helal çerçevede çalıştığı müddetçe Rabbinin tayin edilmiş rızkının onu bulacağını bilir, ve bu konuda endişe taşımaz.

''Kadere küstüm'', ''kader beni bu hale getirdi'' vs.. gibi sözler çok tehlikelidir.Çünkü kader onu o hale getirmemiş, onun o hale geleceğini yazmıştır.


İnsanlardan kadere iman etmeleri istenmiş, bunun içeriği ise gizlenmiştir.


İNSANIN SORUMLULUĞU

Allah insanlara iyiliği veya kötülügü tercih edebilecek bir akıl vermiş, bununla kullarını sorumlu tutmuştur. Kul, hiç bir zorlama olmadan hayrı seçmeye, Allah'ı rızasına uygun bir hayatı yaşamaya çalışmalı, ezeli ve ebedi olan Allah'ın takdirinin ne oldğunu bilemediği için O'ndan korkarak ve O'nu severek iyi işler yapmaya çalışmalıdır. Zira yüce Allah'ın takdir ettiği şey kulun kendi iradesiyle seçtigi iş ve ameldir. Demek ki Allah kullarının neyi, ne zaman ve nasıl seçeceğini ezeli ilmiyle bilmiş ve bunu Levh-i Mahfuz'da yazmıştır. Kul, kendisi için kötü olarak belirlenmiş bütün işlerden Allah'a sığınmaya çalışmalıdır. Sorumluluğunu bilmeli, kader ve kazaya iman etmelidir.

Kaderin bir kısmı insanın iradesi dışındadır. Mesela Allah herkesi birbirinden farklı yaratmış, kimini sağlam, kimini sakat, kimini kör, kimini topal olarak var etmiştir. Bu gibi şeyler insan iradesinin dışındadır. Kör olarak yaratılan bir insana niçin renkleri tanımıyorsun, niçin beni görmüyorsun denilemez. Belki o köre karşı yardım duygularımızı kabartmalı ve iyilik elimizi uzatmamız lazımdır. Böyle davranınca irademizin bu hayrı sebebiyle mükafat kazanırız. Eğer irademizi aksi şekilde kullanır, karşımızdaki sakatlarla alay etmeye başlarsak işte o zaman bunun hesabını Allah'a vermeye hazır oluruz.

İnsanlar gözleri, elleri, dilleri olduğu için sorumlu değil, ancak kötü şeylere baktıkları, kötü şeyleri tuttukları ve kötü şeyleri konuştukları için sorumludurlar.



İSLAM'DA TEVEKKÜL

Bir insan "madem ki Allah her şeyi takdir etmiş ve o takdire uygun olarak yaratmaktadır, öyleyse her şeye boş vermeli ve hiç bir tedbire başvurmamalıyız" dediğinde kaderi kazayı ve Tevekkül'ün ne olduğunu anlamamış demektir. İnsanın sorumluluğu konusu işlenirken bu mesele izah edilmiştir. Tevekkül ise bir işte bütün tedbirleri aldıktan ve bütün çarelere başvurduktan sonra o işi yüceler yücesi Allah'a havale etmek ve ondan hayr istemekdir. Yani önce devemizi sıkıca bağlayacak ve sonra Allah'a tevekkül edeceğiz. Gerekli tedbiri almamış, devesini başıboş bırakmış bir kimse, ben Allah'a tevekkül ettim derse yanlış konuşmuş olur. Bu, tevekkül degildir. Üstelik bu sözünden ve davranışından dolayı da hesap verecektir.

İnsanlar, Allah'ın koyduğu kanunlara uygun olarak, kendilerine düşen bütün görevleri yerine getirdikten sonra içinde Allah'a emniyet eder, güvenir ve onu vekil olarak kabul ederse, hakiki manada tevekkül etmiş sayılırlar. Aksi bir anlayış yanlıştır.



HAYIR ve ŞER

Hayr, sonuçları itibariyle insana fayda sağlayan şeydir. Şer ise bunun aksi olup sonuçları itibariyle insana zararlı olan şeylerdir. Böyle olmakla beraber hayrı ve şerri yaratan yüce Allah'tır.

Allah'ın hayrı yaratması kolayca anlaşılmakta, ama şerri yaratması biraz karışık gibi gelmektedir. Oysa insan şerrin niçin yaratıldığını da anlamalı ve bu sebeple bile Allah'a şükretmelidir.

Allah, şerri yaratarak, insanlara hayrın güzelliğini ve değerini göstermiştir. İnsan kötülüklerden yani şerden uzaklaştığı için Allah'ın rızasına erişecekdir. Şerler bize hayatın tecrübelerini, şerrin kötü sonuçlarını ve haksızların çirkinliğini tekrar tekrar göstermekte ve vicdanımızda iyiliklerin değerini göstermektedir.

RIZIK

Allah kullarının rızkını verir. Helal veya haram her şey bir rızıktır. Bunu veren Allah'dır. Ancak Allah haram yiyen kullarını sevmez. Herkes kendi rızkını yer. Kimse kimsenin rızkını alıp yiyemez. Çünkü rızık boğazdan geçip, midemize inen şeydir. Başkalari için hazırlanmış bir yemek, herhangi bir sebeple bize nasip olmuşsa, "O demek ki bizim rızkımız imiş" deriz.



ECEL

Yüce Rabbimiz bütün canlıların ölüm saatlerini bilir. O vakit geldiginde,hiç bir güç onu uzatamaz, durduramaz. Yeryüzünde herkes eceli ile ölür. Trafik kazasına uğrayıp ölen, denizde boğulan, bir yırtıcı hayvan tarafından parçalanan, vurularak öldürülen veya yatağı içinde ölen herkes eceli ile ölmüştür. Çünkü ecelin vakti değişmez. Bu vakit, yatakta da gelir, yolda da, yürürken de, dururken de gelir.

Allah kullarına ecellerinden önce iman etmek veya tövbe etmek imkanı vermiştir. Can boğaza dayandıktan sonra, yani ecel vakti geldiği sırada yapılan tövbe veya iman kabul edilmez. Mesela Fravun Kızıl Deniz'de boğulup öleceğini anlayınca, "Ben Allah'a iman ettim!" diye haykırdı ama Allah onun imanını kabul etmedi. Çünkü o an, artık bütün ümitler bitmiş, insan ye's içinde kalmıştır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kırk Anahtar Duası

Tüm kötülüklere ve büyücülere karşı koruyucu dua Şans için kırk kilit açma duası Hz Fatma tarafından bu dua herkez için bir anahtardır.sorunlardan kurtulmak için mucize dua kısmet ve şans açmak aşk, sevgi, muhabbet, servet,bağlı işleri çözmek, işe girmek,sihir ipatli ve sorunları çözmek,Düşmanları kovmak ve Evlilik niyeti için cuma günü sabah namazdan sonra mavi çanak kasenin içinde suya okunur okunan su içilir ve bu suyla gusül abdesti alınır. Karı koca arasındaki muhabbet için su çay veya meyve suyuna okunur ikisi içer Cuma sabahı Temiz ve saf niyet ile büyük bir kase suya okuyun ve su ile banyo yapın Evlilik Niyeti için Dört hafta en iyi zaman perşembe veya cuma günü sabahıdır.Duayı bitirdikten sonra bir defada yasin suresi okuyun (Dört perşembe veya Dört cuma) Servet açmak ve Büyüden kurtulmak için şans servet ve sihir iptali için suya okunur ve o suyla banyo yapılır Büyüden kurtulmak için safran mürekkebi ile arapça yazıp suda bekledikten sonra o suyla kişi yıkanırsa büyü

Kün Fe Yekün Nedir? Sırları ve Faziletleri!

 Bu cümle arapçadır ve kurani bir kavramdır. Kün ol anlamındadır. Feyekün ise oluverir manasına gelir. Yasin süresi son sayfa son âyetlerde geçen bu kelime, Allahın dilemesi ile ilgilidir. Allah bir şeye ol dedi mi o hemen olur. Sırları ve Faziletleri Not: Tecrübe ile sabittir. Yasin süresinin su 2 ayeti 1001 kere okudunmu kabul olmayacak dua yok biiznillah( Allah'in izni ile).. Ramazanın son 10 günü içerisinde okunması gerekli. tüm dualarimizin kabul olması dileğiyle yardım bekleyen herkese iletelim..Rabbim şifa versin korktuklariniza ugratmasin.iki ayet; İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn(yekûnu). Bütün meşru istekler için. Kur'ân-ı Kerîmin bir çok âyet-i kerîmesinde geçen;‘’kün feyekün.’’ duası. Yani, "Allâh-u Te'âlâ bir şeyi yaratmak murad ettiğinde o şeye '’kün feyekün =var ol!'' buyurur, o da hemen var olur". Kur'an'daki, "Kün feyekûn" kavl-i şerifi bulunan bütün âyetler bu duada zikredildiği için bu duay

Recep Ayının 10. Günü Okunacak Dualar

Duanın Türkçe Okunuşu: Allahümme in ketebtenî şegıyyen fektüb sa’ııı’den. Vemhusmiii an divânil eşgıya’i ve semminiii tegıyyen verzügniii. A’yetel enbiya’i vensurniii ala cemi’ıl egda’i vahşürniii yevmel gıyameti fiii zümratil’embiya’i aleyhimüs’selam.Ve e’ız’ni min derkil eşgıya’i inneke semiud’düa’i bi rahmetike ya erhamer’rahımiyn.

Es'elullâhel azîm, Rabbel arşil azîm en yeşfiyek! - Şifa Dilemek

Sahabeden Abdullah ibn Abbas (r.a.), Peygamberimiz (s.a.s.)’in şöyle buyurduğunu bildirmiştir: “Kim eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de onun yanında yedi defa; أَسْأَلُ الٰهّلَ الْعَظي۪مَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظي۪مِ أَنْ يَشْفِيَكَ Okunuşu: “Es’elüllâhel-azîme, Rabbel-arşil-azîmi en yeşfiyeke.” Anlamı: “Ulu Arş’ın Rabbi Yüce Allah’tan sana şifa vermesini isterim, derse, Yüce Allah ona mutlaka o hastalıktan şifa verir.” (Ebû Davud, Cenâiz, 12) Peygamberimiz, sabah akşam şu duayı okuyarak Allah’tan sağlık, âfiyet ve iyilik istemiştir: اَللّٰهُمَّ إنّ۪ى أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ Okunuşu: “Allâhümme innî es’elükel-‘afve vel-‘âfiyete fîd-dünyâ vel-âhırah.” Anlamı: “Allah’ım! Senden dünya ve ahirette af, sağlık, sıhhat ve nimet istiyorum.” (Ebû Davud, Edeb, 110) Tıbbî tedavi yanında telkin ve dua ile tedavi yöntemi (psikolojik tedavi) günümüz müspet bilimi için de büyük önemi haizdir. * Sahabeden Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: Peygam

Ömründe 4 Defa Okuyana Mucizeler Yaşatan Muazzam İstiğfar

Abduh Muhammed Baba (elmecmuatul mubareke) Abdullah İbni Sultan (r.a) istigfaridir ! Hz. Ali (r.a) peygamber efendimiz (s.a.v) emri ile yaziya dökmüştür. Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi hamdeyyüvafinniame ve eşhedüel la ilahe illallahu vahdehü la şerikelhü şehedetem müberraetem mineşşekki vettühemi ve eşhedüenne seyyidena muhammedennebiyyene abdühü ve rasulühü seyyidül arabi vel acemi sallallahu teala aleyhi ve sellem ve ala alihi ve ashabihi ve ezvacihi ve zürriyetihi efdalil ümem. Manasi; Nimetlerine denk gelecek bir hamd ile Allah'u te'ala'ya hamdü senalar olsun. Ben şek ve töhmetlerden beri kılınmış bir şahadetle şahitlik ederim ki Allahu teala'dan başka hiç bir ilah yoktur.yine şahitlik ederim ki peygamberimiz, efendimiz muhammed o'nun kuludur. rasulüdür, arab'ın ve acemin efendisidir. Allah'u teala ona ve ümmetlerin en üstü olan aline, ashabına, eşlerine ve zürriyetine salat ve selam eylesin' Fazileti; Bu istiğfari okuyan

Uykuda Cünüp, Rüyalanmamak, İhtilam Olmamak İçin Dua

Maaric , Tarık ve Kadir surelerini okumak da uykuda boşalmayı önler. Felahu's-Sail'de İmam Ali'den (as) rivayet edilmiştir ki; "Uykudayken boşalmaktan korkuyorsanız, uyumadan önce şunları söyleyin: اَللّهُمَّ اِنّي اَعُوذُ بِكَ مِنَ الإحْتِلامِ وَ مِنْ شَرِّ الأحْلامِ وَ مِنْ أنْ يَتَلاعَبَ بِىَ الشَّيْطانُ في الْيَقْظَةِ وَ الْمَنامِ Allâhumme innî e'ûzu bike minel ihtilâm ve min şerril ahlâm ve min en yetelâ'abe biye'ş şeytânu fil yeqzati vel menâm. Allah'ım, (uykuda) cunup olmaktan, karmaşık rüyaların şerrinden, uykuda ve uyanıkken şeytanın benimle oynamasından sana sığınırım.

Recep Ayında İhlas Suresini Okumanın Faziletleri

Receb Ayında İhlâs'ı Şerif: "Her kim Recebde, bir kere İhlâs okusa, ALLAH'u Teâlâ onun elli senelik günahını bağışlar." Hadis'i Şerif, EnîSü'l celîs, sh:195 Hannani(RA) şöyle demiştir: "Her kim, Recebin her günü bir tane bile İhlâs Sûresi okusa, onbin deve yükü kâğıda sahip olur ki, göklerin ve yerin tüm sakinleri, ellerinde altın kalemlerle toplanıp o İhlâs'ın sevabını o kağıtlara yazarlar" (50 İhlâs okuyanın 50 senelik günahları silinir, 100 kere okuyan cehennemden berat alır, 1000 kere okuyan canını cehennemden satın alır.)

% 100 Kabul Olan Dua !

ALLAHTAN BİRŞEY İSTEYECEĞİN ZAMAN HADİD SURESİNİN İLK 6 AYETİ HAŞR SURESİNİN SON 4 AYETİNİ OKU VE ŞÖYLE DUA ET Yâ men hüve hâkezâ es'elüke bi hakkı hâzihil esmâi en tüsaliye alâ muhammedin ve âli muhammedin ve en tef'ale bi ( burada hacet söylenir) Azîb (r.a.), Ali b. Ebu Talib Kerremellahu Vecheh Hazretlerine demişti ki: "Senden Allah aşkına rica ediyorum. Rahmân Teâlâ'nın gönderdiklerinden, bilhassa Cebrail'in Resulullah'a getirdiklerinden ve Resulullah'ın özellikle sana öğrettiklerinden en faziletlisini bana özel bir şekilde öğretmez misin?" Hz. Ali de ona "Ya Bera! Allah'a İsm-i A'zam'ı (en yüce ismi) ile dua etmek istersen, Hadid Sûresi'nin baş tarafından on âyeti ve Haşr Sûresi'nin sonunu oku, sonra de ki: 'Ey o, böyle olan ve O'ndan başka böyle bir şey olmayan zât! Senden bana şöyle şöyle yapmanı dilerim." Vallahi ya Bera, bununla benim aleyhime dua etsen yere geçerim.' dedi."

Mümin Suresinin Sırrı Havası ve Faziletleri

MÜ’MİN Suresi yedi kere okuyan kimsenin istek ve hacetini Hak Teala reva kılar. “Herşeyin bir özü vardır. Kur'ânın özü ise, "Hâ mîm"lerdir.” “Her kim Âyet-el kürsî ve Mü'min sûresini okursa, o gün içerisinde bütün fenâlıklardan muhâfaza olunur.” “Cennet bahçelerinde yükselmeyi arzu eden kimse, "Hâ mîm"leri okusun.” “Her kim Mü'min sûresini (İleyhil masîr)e kadar ve Âyet-el kürsî'yi sabahleyin okursa, bu kimse bütün bela ve musibetlerden korunur. Akşam okursa, sabaha kadar bütün fenâlıklardan muhâfaza olunur.” “Hâ mîm'ler yedidir: Cehennemin kapıları da yedidir. Her Hâ mîm gelip Cehennemin bir kapısına durur ve; "Yâ Rab, bana inanan ve beni okuyan kişiyi bu kapıdan içeri sokma" diye yalvarır.” “Kim Mü'min sûresini okursa, ona duâ etmeyen ve onun için istigfârda bulunmayan hiçbir nebî, sıddîk, şehid ve mü'min rûhu kalmaz.” “Allahü teâlâ, yedi Hâ mîm'leri bana Tevrât yerine; Elîf lâm râ'lardan Tâ sîn mîm'lere ka

Günlere Göre Kulak Çınlaması Alametleri

Bir insanın durup dururken kulağı çınlar. Güya tiz bir düdük veyahut ince bir çıngırak çalınıyormuş gibi bir ses, bir sağda duyar ve eski hallerden insanlara Cenab-ı Hak tarafından bir işaret olmak üzere telakki eden, Cenab-ı Allah tarafından bir işaret nazarı ile bakan ilim ve bilim erbabı ve havvas alimleri uzun tecrübeler neticesinde gün ve gecesine göre hükümlere tasnif ve taksim eylemişler, hayr ve şerden her neye delalet ettiğini belitmiş ve bildirmişlerdir. Bir kimsenin her ne zaman kulağı çınlarsa derhal "Allahümme salli ala seyyidine muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve selleme. Allahümme inni eselüke küllel hayri ve eüzü bike min külli şerri" demek lazımdır demişler. çünkü her bir işaret ve alametde Cenab-ı Vacibül Vucud hazretlerinden hayrı istemek ve şerden ise istiaze etmek ehli imanın adeti kadimesi ve müstahsenesidir. Yani bir savap işleme halidir. Pazar Günü: Büyüklerden faide görmesine, ümit ettiği yerden menfaat görmesine delalet eder. Pazar Gecesi: Büyü