Ana içeriğe atla

Cennetteki Huriler Gılmanlar Vildanlar Hizmetciler

Kur’ân-ı Kerîm’de huri ve vildanlar hakkında bir çok âyet zikredilmiştir. Hadis-i şeriflerde ise onların sıfatları ve vasıfları genişçe açıklanmıştır.


Enes’in (r.a) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resûl-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurmuştur:


“Sabah veya akşam Allah yolunda (hizmet ve cihatta) atılan bir adım, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Sizden birinin yay veya okunun dünyada işgal ettiği yer kadar cennetteki bir yeri, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Cennet ehlinin kadınlarından biri dünyada görünecek olsa, nuruyla yeryüzünü ve onda bulunan her şeyi aydınlatırdı. Onun başındaki örtü, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır." [1]


Ebû Saîd el-Hudrî anlatıyor: Resûlullah (s.a.v), “Sanki onlar yakut ve mercan gibi dirler.” âyetinin tefsirinde şöyle buyurdu:


“Hurilerin sahibi olan kişi onlardan birinin peçesini kaldırıp baktığında yüzünün aynadan daha parlak olduğunu görür. Üzerindeki incilerden en küçüğü doğu ile batı arasını aydınlatacak kadar güzeldir. Üzerinde yetmiş kat elbise bulunur. Fakat bu elbiselerin ardından bakıldığında (şeffaflığından) baldırlarının ilikledi dahi görünür.” [2]


Enes (r.a) rivayet ediyor: Resûl-i Kibriyâ (s.a.v) şöyle buyurdu


“Mirac’a çıkarıldığım gece cennette Beydâh diye (cennete bir nehrin adı) adlandırılan bir yere gittim. Orada kırmızı yakutlardan, yeşil mücevherlerden ve incilerden yapılma çadırlar bulunmaktaydı. Oradan,


“Ey Allah’ın Peygamberi hoş geldin safa getirdin!” diye seslenenler oldu. Ben, “Ey Cebrâil! Bu sesler de neyin nesiydi?” diye sordum. Cebrâil, “Onlar çadırlar (otağlar) içinde sahipleri için tahsis edilmiş hurilerdir. Rablerinden seni selâmlamak için izin istediler O da izin verd, dedi.


Sonra cennet hurileri şöyle demeye başladılar: “Bizler (hazırlandığımız kimselerden) razıyız ve ebedîyen kızmayız. Bizler burada ebedîyiz, hiçbir zaman ayrılıp gitmeyiz.”


Resûlullah (s.a.v) bunları anlattıktan sonra, “Otağlar (çadırlar) içinde sahiplerine tahsis edilmiş huriler vardır.” âyetini okudu: [3]


Mücâhid (rah), “(Onlar için) tertemiz eşler vardır…” [4] âyetinin tefsirinde der ki: “Onlar hayız olmazlar, büyük küçük tuvaletleri de yoktur. Meni ve tükürük gibi şeylerden temizlenmişlerdir. Çocukları da olmaz.”


Evzaî (rah), “O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde safa sürerler” [5] âyetinin tefsirinde:


“Onların meşguliyetleri bakirelerle oynaşmaktır” demiştir.


Adamın biri Resûlullah’ın yanına gelerek:


—Ey Allah’ın Resûlü! Cennet ehli cima eder mi? diye sordu Resûlullah (s.a.v),


—Onlardan her birine, her gün için, sizden yetmiş kişinin sahip olduğu kuvvetten daha fazlası verilir, buyurdu. [6]


Abdullah b. Ömer (r.a) der ki: “Cennette en düşük mevkiye sahip olana, kendisine hizmet için koşuşturan bin hizmetçi verilir. Bunlardan her biri ayrı ayrı işlerle meşgul olurlar.”


Allah Resûlü (s.a.v) şöyle buyurmuştur:


“Cennet ehlinden her bir adam beş yüz huri, dört bin bakire ve sekiz bin dul kadın ile evlenir. Onlardan her biriyle dünyadaki ömrü kadar beraber olur.” [7]


Resûl-i Ekrem (s.a.v) buyurmuştur ki:


“Cennette bir çarşı (toplanma yeri) vardır. Burada alış veriş olmaz; sadece kadın ve erkek suretleri bulunur. Bir erkeğin gönlü bir sureti arzulayınca oraya girer. Girdiğinde karşısında toplanmış hurileri görür. Onlar harikulâde sesleriyle, «Bizler ebedîyiz; asla yaşlanmayız. Bizler cennet nimetlerindeniz; asla sıkıntı çekmeyiz. Bizler sizlerden razıyız ve asla kızmayız. Hem bize ve hem de ait olduklarımıza müjdeler olsun!» derler.” [8]


Enes’in (r.a) rivayet ettiği bir hadiste Resûl-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurmuştur:


“Huriler cennette, «Bizler güzel hurileriz, iyi kocalarımız için saklandık» diye nameler söylerler.” [9]


Yahyâ İbn Kesîr, “Onlar bir bahçede (cennette) nimetlere ve sevince mazhar olacaklardır” [10] âyetinin tefsirinde der ki:


“Onların bu hazları hurilerden dinleyecekleri tatlı name ve şarkılar olacaktır.”


Ebû Ümâme el-Bâhilî’nin (r.a) rivayet ettiği bir hadiste Nebi (s.a.v) şöyle buyurmuştur:


“Cennete giren her kulun başucuna ve ayakucuna ikişer huri oturarak insanoğlunun ve cinlerin dinlediği en güzel şarkıları söylerler. Fakat bunu şeytanın çalgılarıyla değil, Allah’a hamd ve O’nu takdis ederek yaparlar.” [11]


Üsâme b. Zeyd’den rivayet edilen bir hadiste Resûl-i Ekrem (s.a.v) ashabına şöyle buyrumuştur:


—Dikkat edin, cennete ulaşmak için bütün gücüyle gayret edenler var mı? Cennet kendisinden korkulacak, sakınılacak bir yer değildir. Kâbe’nin rabbine yemin olsun ki cennet, parlayan bir nur, sallanan bir reyhan, yüksek bir saray, akan bir nehirdir. Orada bolca olgun meyveler, güzel, süslü ve etrafına neşe saçan eşler, ebedî kalınacak olan bir makamdaki nimetler, yüksek, sağlam, güvenli ve aydınlık yurtlar vardır.”


Bunları dinleyen sahabeler:

—Öyleyse bizler cennete girmek için var gücümüzle çalışırız, dediler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v),

—İnşallah deyin, buyurdular ve akabinde cihattan söz edip ona teşvik ettiler. [12]


Adamın biri Resûlullah’ın (s.a.v) yanına gelerek,

—Yâ Resûlellah! Cennette at var mıdır? Zira ben atları çok seven biriyim, dedi. Resûlullah (s.a.v),

—Eğer atları gerçekten çok seviyorsan sana orada kırmızı yakuttan bir at verilir ve onunla cennette dilediğin yere uçarsın, buyurdular.



Bunun üzerine başka biri,

—Yâ Resûlellah! Cennette deve var mıdır? Çünkü ben de develerden çok hoşlanıyorum, dedi. Resûlullah (s.a.v) şöyle cevap verdi:


—Ey Allah’ın kulu! Eğer cennete girersen canının çektiği ve gözünün aradığı her şeyi bulabilirsin. [13]


Ebû Saîd el-Hudrî (r.a) naklediyor: Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki:

“Şayet cennet ehlinden biri, çocuk sahibi olmak isterse, ona dilediği güzellikte ve surette bir evlât verilir. Onun bu isteği üzerine eşi o anda hamile kalır, doğurur ve dilerse o çocuk o saatte genç bile olur.” [14]



Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:


“Artık cennet halkı cennetteki yerlerine yerleştikleri zaman dostlar birbirlerini görmeyi arzularlar. Bunun üzerine oturdukları tahtları (aradıkları dostlarını bulmak üzere) onları gezdirmeye başlar. Bir müddet sonra birbirlerini bulurlar ve dünyada aralarında geçenleri konuşmaya başlarlar. Sonra biri,


—Kardeşim, hatırlasana! Hani o gün beraber oturup konuşmuştuk ve ardından Allah’a bizi bağışlaması için dua etmiştik de O’da bizi bağışlamıştı, der.” [15]


Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:


“Cennet halkının bedenlerinde tüy ve bıyık yoktur. Sakalları da bulunmaz. Tenleri beyaz, yapıları düzgün ve gözleri sürmelidir. Otuz üç yaşındadırlar ve Âdem’in (a.s) suretindedirler, yani boyları altmış zira (yaklaşık otuz metre), enleri ise yedi zira (üç buçuk metre) dir.” [16]


Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:


“Cennet ehlinden en düşük dereceye sahip olan kişinin seksen bin hizmetçisi ve yetmiş iki hanımı olur. Onun için San’a (Yemen) ile Câbiye (Dımeşk) arası büyüklüğünde, yakut, mücevher ve incilerden müteşekkil bir kubbe dikilir. Bu hanım ve hizmetçilerinin her birinin başında taçlar bulunur ve bu taçlardaki en ufak inci tanesi doğu ile batı arasını aydınlatacak kadar güzeldir.” [17]


Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:


“(Mirac gecesi) cennete baktığımda deve sırtı gibi büyük narlar gördüm. Kuşları da iri ve gösterişli idi. O sırada bir câriye gözüme ilişti. Ona, “Ey câriye! Sen kimin içinsin?” diye sordum. “Zeyd b. Hârise için” dedi. O vakit cenneti seyrettiğimde, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın aklına gelmeyecek güzellikler gördüm.” [18]



Kâ’bü’l-Ahbâr (rah) demiştir ki: “Allah Teâlâ Âdem’i (a.s) kendi eliyle yarattı. Tevrât’ı kendi eliyle yazdı. Cenneti kendi eliyle donattı. Sonra ona konuş dediğinde cennet:


“Müminler gerçekten kurtuluşa ermiştir” dedi.


İşte bunlar cennetin sıfatlarıdır. Biz onları önce özetle sonra genişçe anlattık.


Hasan-ı Basrî (rah) bu konuda şöyle demiştir:


“Cennetin narları kova büyüklüğündedir. Nehirlerinin suyu dünya sularının tadı gibi değişmez, kokuşmaz. Bazı nehirleri vardır ki tadı, kokusu değişmeyen süttendir. Bazıları da halis baldandır, onları hiçbir mahlûkat yapmamıştır. Bazı nehirler vardır ki içenlere lezzet veren şaraptandır; ne akla bir zarar verir ne de baş ağrısı yapar.


Orada hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşerin aklına gelmeyecek derecede güzellikler mevcuttur. Onlar nimetler içinde yüzen cennet padişahlarıdır. Her birisi otuz üç yaşındadır. Altmış zira (yaklaşık otuz metre) boyları vardır. Gözleri sürmeli, vücutları tüysüz ve sakalsızdır. Azaptan emin bir şekilde mutlu ve huzurlu bir yurttadırlar.


Cennet nehirleri yakut ve inci taşları üzerinden akar. Onun bağları, bahçeleri, hurmalıkları incidendir. Meyvelerini ise Allah’tan başkası bilmez. Cennetin kokusu beş yüz senelik mesafeden hissedilir.


Cennet ehlinin çok hızlı koşan atları ve develeri vardır. Onların yakuttan semerleri, gemleri ve palanları vardır. Cennet ehli bunlara binerek birbirlerinin ziyaretine gelirler.


Onların hurilerden eşleri de vardır. Bu huriler âdeta gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyazdırlar. Onlardan biri eline yetmiş kat cennet elbisesini alır ve giyer, bu yetmiş kat elbisenin ardından baldırlarının ilikleri görünür.


Allah Teâlâ orada ahlâkları kötülüklerden arındırdığı gibi bedenleri de ölümden beri kılmıştır.


Cennet ehli tükürmez, sümkürmez, büyük küçük tuvaletini yapmaz. Onların yedikleri ve içtikleri geğirti ve misk kokusu gibi terleme olarak çıkar.


Sabah akşam rızıkları onlara verilir. Orada sabah akşamı, akşam da sabahı kovalamaz.


Cennete en son girecek ve orada en düşük mertebeye sahip olacak kişinin mekânı gözünün görebildiği en son yerdir. Onun mülkü yüz senede katedilecek yol kadar büyük olur. Altından, gümüşten ve inciden sarayları vardır. Gözünün görme alanı genişletilir ve en yakındaki mülkünü gördüğü gibi en uzaktakini de görür. Her sabah ve akşam onlara yetmiş bin ayrı tabakta yemek getirilir. Her tabakta bulunan yemek ve lezzet bir diğerinde bulunmaz. İlk yediği yemeğin lezzetini nasıl hissederse son yediğini de hisseder.


Onlar için cennette yakuttan bir saray vardır. Bu sarayda yetmiş bin ev ve her evde de yetmiş bin oda vardır. Bu adaların hiçbir yerinde kırık dökük yoktur.”


Mücâhid (rah) der ki: “Cennette en düşük mertebeye sahip olan kişi mülkünü gezebilmek için bin sene yürür. O nasıl en yakında olan mülkünü görebiliyorsa en uzakta olanını da görür. Cennette en ala mertebeye sahip olanlar ise sabah akşam rablerini seyrederler.”


Saîd b. el-Müseyyeb (rah) demiştir ki: “Muhakkak, her cennet ehlinin bileğinde altından, inciden ve gümüşten üç bilezik bulunur.”


Ebû Hüreyre (r.a) şöyle anlatmıştır: “Cennette Aynâ (ceylan gözlü) adlı huriler vardır. Bu huri sağında ve solunda yetmiş hizmetçi kendisine eşlik ederek yürürken, “İyiliği emredip kötülükten sakındıranlar nerede?” diye söylenir.”


Yahyâ b. Muâz er-Râzî (rah) der ki: “Dünyayı terk etmek insana elem verir; cenneti elden kaçırmak ise ondan çok daha fazla elem vericidir. Dünyayı terk etmek âhiretin mehridir.”


Yine Yahyâ b. Muaz der ki: “Dünyayı talep etmek insanı zelil, âhireti talep etmekse aziz eder. Fani olan şu dünyayı isteyip zilleti tercih edene; ebediyet yurdunu bırakıp izzeti terk edene şaşarım doğrusu!


[1] Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 17; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 3/141, 264; Beğavî, Şerhu’s-Sünnet, nr. 2616; Ebû Yâ’lâ, el-Müsned, nr. 3775; Beyhakî, el-Ba’s ve’n-Nüşûr, nr. 372.
[2] Süyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, 7/712; Hâkim, el-Müstedrek, 2/475; Beyhakî, el-Ba’s ve’n-Nüşûr, nr. 375. Ayrıca bkz: Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 3/75; İbn Hıbbân, es-Sahîh, nr. 2631.
[3] Beyhakî, el-Ba’s ve’n-Nüşûr, nr. 376; Süyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, 7/718; Zebîdî, İthâf, 14/602.
[4] Âl-i İmrân 3/15.
[5] Yâsîn 36/55.
[6] Tirmizî, Sıfatü Cennet, 6; Beyhakî, el-Ba’s ve’n-Nüşûr, nr. 403; Hatîb Tebrizî, Mişkât, nr. 5636; Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, nr. 39361. Ayrıca bkz: Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2/317; Abdürrezzâk, el-Musannef, nr. 20866; Beğavî, Şerhu’s-Sünnet, nr. 4370.
[7] Beyhakî, el-Ba’s ve’n-Nüşûr, nr. 414; Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, nr. 5523.
[8] Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/156; İbnü’l-Cevzî, el-İlelü’l-Mütenâhi, nr. 1555; Beyhakî, el-Ba’s ve’n-Nüşûr, nr. 418.
[9] Beyhakî, el-Ba’s ve’n-Nüşûr, nr. 420; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsât, nr. 6493; Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, nr. 5540; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, nr. 18761.
[10] Rûm 30/15.
[11] İbn Asâkir, Târîhu Medîneti Dımeşk, 16/295; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 10/419 (nr. 18759); Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, nr. 7478; Beyhakî, el-Ba’s ve’n-Nüşûr, nr. 421. Zebîdî, cennet ehlinin dinleyeceği şarkıların kimi zaman hurilerin, kimi zaman nehirlerin, kimi zaman ağaçların, kimi zaman da Hz. Dâvûd’un (a.s) sesinden olacağını kaydetmiştir. Bkz: Zebîdî, İthâf, 14/609.
[12] İbn Mâce, Zühd, 39; İbn Hıbbân, es-Sahîh, nr. 7381; Beğavî, Şerhu’s-Sünnet, 4386; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, nr. 388; Beyhakî, el-Ba’s ve’n-Nüşûr, nr. 433; Süyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, 1/91;
[13] Tirmizî, Sıfatü Cennet, 11; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 5/352; Tayâlisî, Müsned, nr. 843; Abdürrezzâk, el-Musannef, nr. 6700; Beğavî, Şerhu’s-Sünnet, nr. 4385.
[14] Tirmizî, Sıfatü Cennet, 23; İbn Mâce, Zühd, 39; Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, nr. 39326.
[15] İbn Asâkir, Târîhu Medîneti Dımeşk, 21/170; Ebû Nuaym, Hılyetü’l-Evliyâ, 8/52; Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1/71 (nr. 197).
[16] Tirmizî, Sıfatü Cennet, 12; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2/295; Taberânî, el-Mu’cemü’s-Sağîr, nr. 809; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 10/399; Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, nr. 5446;
[17] Tirmizî, Sıfatü Cennet, 23; Hatib Tebrizî, Mişkât, nr. 6548; Ali el-Müttakî, Kenzu’l-Ummâl, nr. 39327.
[18] İbn Asâkir, Târîhu Medîneti Dımeşk, 19/371, 372. Ayrıca bkz: Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, nr. 33299, 33302; Zehebî, Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ, 1/230.


Kur'an'da onların vasıfları vardır, fakat fazla izahat, hadîslerde vârid olmuştur.

Enes b. Mâlik, Hz. Peygamberin şöyle buyurduğunu rivayet eder:


Bir sabah veya bir akşam Allah yolunda bulunmak, dünya ve dünyanın içinde bulunanlardan daha hayırlıdır. Birinizin ok ile yayı arası veya ayak yeri kadar cennetten elde edeceği şey, dünya ve dünyadakilerden hayırlıdır. Eğer cennet kadınlarından biri yeryüzüne çıksa, yeryüzü pırıl pırıl parlar, yer ile gök arası güzel koku ile dolar. O kadının başındaki başörtüsü dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır.284


Onlar yakut ve mercan gibidirler, (Rahmân/58) Hz. Peygamber (s.a) bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir:

Perde arkasında olduğu halde onun yüzüne bakılsa aynadan daha berrak görünür. Onun boynunda bulunan ve kıymetçe en düşük olan inci doğu ile batı arasını ışıklandırır. Onun sırtında yetmiş elbise vardır. Kocasının bakışı o elbiselerden geçerek kemiklerindeki iliği bile görür.285


Enes, Hz. Peygamberin şöyle buyurduğunu rivayet eder:

Gece yolculuğuna (isrâ) çıkarıldığım zaman cennette bir yere girdim. İsmine Bey dah deniyordu. Orada inci, yeşil zebercet ve kırmızı yakuttan bir çadır kurulmuştu. Çadırın içindeki hanımlar 'Ey Allah'ın Rasûlü! Selâm sana!' dediler. 'Ey Cebrâil! Şu ses nedir?' dedim. Cebrâil 'Bunlar çadırlarında sadece kocalarına bakan hanımlardır. Rablerinden sana selâm vermek hususunda izin istediler. Onlara izin verildi' dedi. Bu konuşmadan sonra onlar 'Biz kocalarından razı olan hanımlarız. Asla kızmayız. Biz cen-nette ebediyyen kalan hanımlarız. Asla göç etmeyiz.' diye tempo tuttular.


Bundan sonra Hz. Peygamber şu ayeti okudu: Çadırlara kapanmış huriler. (Rahman/72)


Tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır. (Alu İmran/15)


Mücâhid bu ayetin tefsirinde şöyle der: 'Hayızdan, küçük ve büyük taharetten, tükrük, balgam, meni ve çocuktan temizlenmiş kadınar demektir'.


O gün cennet halkı, bir iş içinde eğlenirler. (Yasin/55)

Evzâî bu âyetin tefsirinde şöyle demiştir: 'Onların meşgalesi, kendilerine ihsan edilen bakirelerin bikrini izale etmekti.


Bir kişi "Cennet ehli cinsi münasebette bulunur değil mi?' diye sorduğunda, Hz. Peygamber şöyle cevap vermiştir:

Onlardan bir kişiye sizden yetmiş kişinin kuvvetinden daha fazla kuvvet verilir!288


Abdulla bin Ömer şöyle demiştir: 'Derece bakımından cennet ehlinin en düşüğünün beraberinde bin hizmetçi vardır. Her hizmetçi ayrı bir işle meşguldür'. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:


Cennet ehlinden her kişi beş yüz huri ile evlenir. Dört bin bakire, sekiz bin dul ile evlenir. Onların her birinin boynunadünyadaki yaşı kadar sanılır.287


Cennette bir pazar vardır. Orada ne alış var, ne veriş! Ancak erkekler ile kadınların suretleri (modeli) vardır. Erkek herhangi bir sureti sevdiğinde, oraya girer. Orada ela gözlü hurilerin bir cemiyeti vardır. Öyle avazlar çıkarırlar ki insanlar onların, benzerini işitmemiştir. Derler ki: 'Biz ebedî olanlanz, helâk olmayız. Biz yumuşak bedenlileriz, pörsümeyiz.


286) Tirmizî, (sahih olarak)

287) Beybâkî, Ebû Şeyh, Kitab'ul-Azme


Kitaba Zikril-Mevt ve Ma Ba'dehu/IL Bölüm 1359

Biz kocalarımızdan razı olanlarız, kızmayız. Ne mutlu o kimseye ki biz onunuz, o da bizimdir',288

Enes, Hz, Peygamberin şöyle buyurduğunu rivayet eder:


Huriler cennette şöyle teganni ederler: 'Biz güzel hurileriz. Şerefli kocalara saklandık'.280

İman edip sâlih amel işleyenler, onlar bir bahçe içinde neşelendirirler.

(Rûm/15)

Yahya b, Kuseyr bu ayetin tefsirinde demiştir ki: cNimetlenmekten gaye; cennette nağmeyi dinlemektir'.

Ebû Umame elBahilî, Hz. Peygamberin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

Cennete giren bir kişinin baş ve ayak ucunda iki ela gözlü huri oturur. En güzel sesle ona teganni ederler. O ses insan ve cinlerin işittiği seslerden daha güzeldir, O teganniyi şeytanın tuzağıyla değil, Allah'ın hamd ve takdisiyle yapar-lar.290

284) İmam Ahmed, Müslim, Buhârî, Tirmizî, İbn Mâce, Ebû Avâne ve İbn

Hibban

285) Ebû Yala, {hasen bir senedle)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kırk Anahtar Duası

Tüm kötülüklere ve büyücülere karşı koruyucu dua Şans için kırk kilit açma duası Hz Fatma tarafından bu dua herkez için bir anahtardır.sorunlardan kurtulmak için mucize dua kısmet ve şans açmak aşk, sevgi, muhabbet, servet,bağlı işleri çözmek, işe girmek,sihir ipatli ve sorunları çözmek,Düşmanları kovmak ve Evlilik niyeti için cuma günü sabah namazdan sonra mavi çanak kasenin içinde suya okunur okunan su içilir ve bu suyla gusül abdesti alınır. Karı koca arasındaki muhabbet için su çay veya meyve suyuna okunur ikisi içer Cuma sabahı Temiz ve saf niyet ile büyük bir kase suya okuyun ve su ile banyo yapın Evlilik Niyeti için Dört hafta en iyi zaman perşembe veya cuma günü sabahıdır.Duayı bitirdikten sonra bir defada yasin suresi okuyun (Dört perşembe veya Dört cuma) Servet açmak ve Büyüden kurtulmak için şans servet ve sihir iptali için suya okunur ve o suyla banyo yapılır Büyüden kurtulmak için safran mürekkebi ile arapça yazıp suda bekledikten sonra o suyla kişi yıkanırsa büyü

Kün Fe Yekün Nedir? Sırları ve Faziletleri!

 Bu cümle arapçadır ve kurani bir kavramdır. Kün ol anlamındadır. Feyekün ise oluverir manasına gelir. Yasin süresi son sayfa son âyetlerde geçen bu kelime, Allahın dilemesi ile ilgilidir. Allah bir şeye ol dedi mi o hemen olur. Sırları ve Faziletleri Not: Tecrübe ile sabittir. Yasin süresinin su 2 ayeti 1001 kere okudunmu kabul olmayacak dua yok biiznillah( Allah'in izni ile).. Ramazanın son 10 günü içerisinde okunması gerekli. tüm dualarimizin kabul olması dileğiyle yardım bekleyen herkese iletelim..Rabbim şifa versin korktuklariniza ugratmasin.iki ayet; İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn(yekûnu). Bütün meşru istekler için. Kur'ân-ı Kerîmin bir çok âyet-i kerîmesinde geçen;‘’kün feyekün.’’ duası. Yani, "Allâh-u Te'âlâ bir şeyi yaratmak murad ettiğinde o şeye '’kün feyekün =var ol!'' buyurur, o da hemen var olur". Kur'an'daki, "Kün feyekûn" kavl-i şerifi bulunan bütün âyetler bu duada zikredildiği için bu duay

İsrafu Umar Duası

Uyarı!:Maksadı hayırlı rızık ile zengin olmak, ve elde edeceğini asla haramda kullanmamak kararında olan kimsenin bu havas terkibini uygulamasını tavsiye ederim. Sayısız defa yapılmış ve her seferinde çok şükür birkaç günde dahi etkisi görülmüştür. İhlasla ve şüpheye düşmeden okunmalıdır. UYGULANIŞI: Yatsı namazlarından sonra İki rekat hacet namazı kılınır. Her iki rekatta fatihadan sonra bir ayetel kürsü okunur. Son secdeye varlıldığında secdeden kakmadan! "ya Hu ya men Hu , La İlahe İlla Hu, entel hayyul kayyum, vela şerikelek, velekel mülkü, velekel hamdü, ve inneke ala külli şeyin kadir" dedikten sonra namaz bitirilir. Ardından israfi-umar duası okunur. KAYNAKLARDA BU ALTTAKİ ŞEKİLDEDE GEÇMEKTEDİR İsrafu umar okunuşu: Aksamtu aleykum Eyyetühel Umari vel caan Ellezi fi hezel Mekaan Dürriyyül Kuvveti Vel ceberuti vel heybeti Vel kudreti vel azameti vel kuvveti Vessatveti vel celaleti vel Cemaleti Vel ceberuti ,aksamtu aleyküm billahi El hayyul kayyum ellezi

Ömründe 4 Defa Okuyana Mucizeler Yaşatan Muazzam İstiğfar

Abduh Muhammed Baba (elmecmuatul mubareke) Abdullah İbni Sultan (r.a) istigfaridir ! Hz. Ali (r.a) peygamber efendimiz (s.a.v) emri ile yaziya dökmüştür. Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi hamdeyyüvafinniame ve eşhedüel la ilahe illallahu vahdehü la şerikelhü şehedetem müberraetem mineşşekki vettühemi ve eşhedüenne seyyidena muhammedennebiyyene abdühü ve rasulühü seyyidül arabi vel acemi sallallahu teala aleyhi ve sellem ve ala alihi ve ashabihi ve ezvacihi ve zürriyetihi efdalil ümem. Manasi; Nimetlerine denk gelecek bir hamd ile Allah'u te'ala'ya hamdü senalar olsun. Ben şek ve töhmetlerden beri kılınmış bir şahadetle şahitlik ederim ki Allahu teala'dan başka hiç bir ilah yoktur.yine şahitlik ederim ki peygamberimiz, efendimiz muhammed o'nun kuludur. rasulüdür, arab'ın ve acemin efendisidir. Allah'u teala ona ve ümmetlerin en üstü olan aline, ashabına, eşlerine ve zürriyetine salat ve selam eylesin' Fazileti; Bu istiğfari okuyan

% 100 Kabul Olan Dua !

ALLAHTAN BİRŞEY İSTEYECEĞİN ZAMAN HADİD SURESİNİN İLK 6 AYETİ HAŞR SURESİNİN SON 4 AYETİNİ OKU VE ŞÖYLE DUA ET Yâ men hüve hâkezâ es'elüke bi hakkı hâzihil esmâi en tüsaliye alâ muhammedin ve âli muhammedin ve en tef'ale bi ( burada hacet söylenir) Azîb (r.a.), Ali b. Ebu Talib Kerremellahu Vecheh Hazretlerine demişti ki: "Senden Allah aşkına rica ediyorum. Rahmân Teâlâ'nın gönderdiklerinden, bilhassa Cebrail'in Resulullah'a getirdiklerinden ve Resulullah'ın özellikle sana öğrettiklerinden en faziletlisini bana özel bir şekilde öğretmez misin?" Hz. Ali de ona "Ya Bera! Allah'a İsm-i A'zam'ı (en yüce ismi) ile dua etmek istersen, Hadid Sûresi'nin baş tarafından on âyeti ve Haşr Sûresi'nin sonunu oku, sonra de ki: 'Ey o, böyle olan ve O'ndan başka böyle bir şey olmayan zât! Senden bana şöyle şöyle yapmanı dilerim." Vallahi ya Bera, bununla benim aleyhime dua etsen yere geçerim.' dedi."

Uykuda Cünüp, Rüyalanmamak, İhtilam Olmamak İçin Dua

Maaric , Tarık ve Kadir surelerini okumak da uykuda boşalmayı önler. Felahu's-Sail'de İmam Ali'den (as) rivayet edilmiştir ki; "Uykudayken boşalmaktan korkuyorsanız, uyumadan önce şunları söyleyin: اَللّهُمَّ اِنّي اَعُوذُ بِكَ مِنَ الإحْتِلامِ وَ مِنْ شَرِّ الأحْلامِ وَ مِنْ أنْ يَتَلاعَبَ بِىَ الشَّيْطانُ في الْيَقْظَةِ وَ الْمَنامِ Allâhumme innî e'ûzu bike minel ihtilâm ve min şerril ahlâm ve min en yetelâ'abe biye'ş şeytânu fil yeqzati vel menâm. Allah'ım, (uykuda) cunup olmaktan, karmaşık rüyaların şerrinden, uykuda ve uyanıkken şeytanın benimle oynamasından sana sığınırım.

Es'elullâhel azîm, Rabbel arşil azîm en yeşfiyek! - Şifa Dilemek

Sahabeden Abdullah ibn Abbas (r.a.), Peygamberimiz (s.a.s.)’in şöyle buyurduğunu bildirmiştir: “Kim eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de onun yanında yedi defa; أَسْأَلُ الٰهّلَ الْعَظي۪مَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظي۪مِ أَنْ يَشْفِيَكَ Okunuşu: “Es’elüllâhel-azîme, Rabbel-arşil-azîmi en yeşfiyeke.” Anlamı: “Ulu Arş’ın Rabbi Yüce Allah’tan sana şifa vermesini isterim, derse, Yüce Allah ona mutlaka o hastalıktan şifa verir.” (Ebû Davud, Cenâiz, 12) Peygamberimiz, sabah akşam şu duayı okuyarak Allah’tan sağlık, âfiyet ve iyilik istemiştir: اَللّٰهُمَّ إنّ۪ى أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ Okunuşu: “Allâhümme innî es’elükel-‘afve vel-‘âfiyete fîd-dünyâ vel-âhırah.” Anlamı: “Allah’ım! Senden dünya ve ahirette af, sağlık, sıhhat ve nimet istiyorum.” (Ebû Davud, Edeb, 110) Tıbbî tedavi yanında telkin ve dua ile tedavi yöntemi (psikolojik tedavi) günümüz müspet bilimi için de büyük önemi haizdir. * Sahabeden Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: Peygam

Günlere Göre Kulak Çınlaması Alametleri

Bir insanın durup dururken kulağı çınlar. Güya tiz bir düdük veyahut ince bir çıngırak çalınıyormuş gibi bir ses, bir sağda duyar ve eski hallerden insanlara Cenab-ı Hak tarafından bir işaret olmak üzere telakki eden, Cenab-ı Allah tarafından bir işaret nazarı ile bakan ilim ve bilim erbabı ve havvas alimleri uzun tecrübeler neticesinde gün ve gecesine göre hükümlere tasnif ve taksim eylemişler, hayr ve şerden her neye delalet ettiğini belitmiş ve bildirmişlerdir. Bir kimsenin her ne zaman kulağı çınlarsa derhal "Allahümme salli ala seyyidine muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve selleme. Allahümme inni eselüke küllel hayri ve eüzü bike min külli şerri" demek lazımdır demişler. çünkü her bir işaret ve alametde Cenab-ı Vacibül Vucud hazretlerinden hayrı istemek ve şerden ise istiaze etmek ehli imanın adeti kadimesi ve müstahsenesidir. Yani bir savap işleme halidir. Pazar Günü: Büyüklerden faide görmesine, ümit ettiği yerden menfaat görmesine delalet eder. Pazar Gecesi: Büyü

İsimlerin Ebced Değerlerini Bulun?

Ebced’in en büyük özelliği “Ebced hesabı” adı verilen bir işlemde kullanılmasıdır. Buna göre, ebced ifadesindeki her harfin bir sayı değeri vardır ve bu değerlerden istifadeyle bir çok konuda pek çok işlemler yapılmıştır. İşte bunların her birine bu hesabın adı verilir. Ebced alfabe düzeninin harfleri 1′den 9′a, 10′dan 90′a, 100′den 1000′e doğru numaralandırılır. Ayrıca bu alfabede gözükmeyen “pe” harfi “be ” gibi, “çe” harfi de “cim” gibi kabul edilerek onların sayı değerlerini alır. Eskilerin “hisâb el-cümel” dedikleri, ebced hesabının 4 çeşidi vardır: “Büyük”, “en büyük”, “küçük” ve “en küçük” ebced hesabı. Yukarıdaki tablo, eskiden büyük ebced (cümel-i kebîr) olarak ele alınmış, ama bugün küçük ebced (cümelsağir) olarak değerlendirilmektedir. Ebced programları İndir https://yadi.sk/d/4IU3bN7bqz3yF Kultanıldıgı Yerler Ebced alfabe düzeninde her bir harfin bir rakama tekâbül etmesi keyfiyeti, Türk-İslâm kültüründe, hemen hemen her sahaya yayılan bir kullanımı ortaya koymuştur. R

Salavatı Nurul Envar - Işıkların Işığı

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى نُورِ الأَنْوَارِ. وَسِرِّ الأَسِرَارِ. وَتِرْيَاقِ الأَغْيَارِ. وَمِفْتَاحِ بَابِ الْنَسَارِ. سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الْمُخْتَارِ. وَآلِهِ الأَطْهَارِ. وَأَصْحَابِهِ الأَخْيَارِ. عَدَد نِعَمِ الله وَأِفْضَالِهِ ALLAH'ümme salli ala nuril envar ve sirril esrar ve tiryagıl ağyar ve miftahi babil nesar Seyyidina muhammedinil muhtar ve alihil athar ve ashabihil ahyar Adede niamillahi ve ifdalih ALLAH’ım nurların nuru, sırların sırrı, ağyarın dermanı, zenginlik kapısının anahtarı Efendimiz Muhammed’in temiz aline ve hayırlı ashabına nimet ve ihsanlarının miktarınca salat ve selam olsun. 1) 3 gün sabah namazından sonra hiç kimseyle konuşmadan 100 defa okunur hiç şüphe yok ki niyeti neyse olur biizbillah 2) 5 vakit namazın arkasından 5 kere okunursa kişi bütün tehlikelerden korunur ve rızkı artar biiznillah 3) 7 defa uyumadan önce okunursa , kişi güzel rüyalar görür biiznillah Şeyh Ahmet El Bedevi tarafından Düzenli olarak okunduğunda ona ilmin kapılar