Ölen Kişiye Yapılacak İşlemler Nelerdir?

Cübbeli Hoca Duaları
Cenaze İşlemlerinin Yapılmasında Acele EtmekÖlen Kişiye Yapılacak İlk İşlemler I. Bölüm 1 İlim Saati
Kıbleye Çevirmelidir
Ağzı Kapatılır, Gözler Yumulur, Örtü Çekilir

Cenaze İşlemlerinin Yapılmasında Acele Etmek

Cenaze için yapılan hazırlıkların tümüne “teçhiz”, kefenlenmesine “tekfin”, kabre konulmasına da “defin” denir. Buna göre, ölen bir Müslümanı yıkamak, kefenlemek, cenaze namazını kılıp dua etmek ve bir kabre kadar taşımak ve gömmek müminler üzerine bir farz-ı kifâyedir. Bu nedenle ölüm olayı tahakkuk edince, söz konusu işlemleri, en yakınları veya komşu, dost ve arkadaşları tarafınndan süratle tamamlanmalıdır. Zira Resülullah Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem], bu işlemlerin bir an önce yerine getirilmesini tavsiye ederek şöyle buyurmuştur:

“Cenazeyi defnetmekte acele ediniz. Eğer ölü, iyi bir kişi ise onu (bir an evvel kabrindeki hayır ve sevabına) ulaştırmış olursunuz. Şayet bu cenaze iyi bir kişi değilse, onu omuzlarınızdan çabuk indirip bırakmış olursunuz.” (Tirmizî, Cenâiz, 30.)

Hadis-i şerifte kastedilen acele etmek, ölüm kesinleştikten sonra defin gibi işlemlerinin çabucak yerine getirilmesidir. Çünkü cenazenin ihtiyaçtan fazla ailesinin gözü önünde bekletilmesi doğru değildir. Resülullah sallallahu aleyhi vessellem dönemindeki uygulama da bu yönde olmuştur. O halde bir mazeret yoksa cenaze bir an önce istirahatgâhına tevdi edilmelidir. Bu durumda akraba, komşu, arkadaş ve diğer yakınlarının cenaze namazım kılmak için gayret sarf etmeleri gerekir.

Ensardan Husayn b. Vahvah’tan [radıyallahu anh] rivayet edildiğine göre Talha b. Berâ [radıyallahu anh] hastalanmıştı. Resül-i Ekrem [sallallahu aleyhi vesellem] onu ziyarete geldi. Çıkarken şöyle buyurdu: “Talha’ya ölümün yaklaştığını görüyorum. Ölecek olursa bana haber verin; teçhiz ve tekfîni işinde elinizi çabuk tutun. Çünkü bir Müslümanın cesedini ailesi yanında bekletmek uygun değildir” (Ebü Davud, Cenâiz, 38)

2. Kıbleye Çevirmelidir

Ölüm halindeki kişiyi sağ yanına yatırıp kıbleye döndürmelidir. Çünkü Hz. Peygamber, Beytullah için, “Ölü ve dirilerinizin kıblesidir” (Ebû Davud, Vesâyâ,10.) buyurmuştur. Hz. Fâtıma da [radıyallahu anhâ] vefat etmeden birkaç dakika önce, Ümmü Selmâ’ya [radıyallahu anhâ], “Beni kıbleye çevir” demiştir. Eğer yer darlığı yüzünden hastayı kıbleye çevirmek mümkün olmazsa sırt üstü yatırılır ve yüzü ile ayakları kıbleye doğru çevrilir. Sırtına, ensesine yastık gibi şeyler konup başı yükseltilerek yüzü kıbleye gelecek şekilde ve ayakları kıbleye uzanık duruma getirilmesi aynıdır. Bu da yapılamazsa, olduğu hal üzere bırakılır. (İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, 5/1183-184.

3. Ağzı Kapatılır, Gözler Yumulur, Örtü Çekilir

Hasta vefat edince ağzı kapatılır. Bir bez ile çenesi başından bağlanır. Gözleri yumulur. Eller yan tarafına getirilir. Karnının şişmemesi için üzerine demir ve benzeri bir cisim konulabilir. Bunu yaparken şu dua okunabilir:

“Allah’ın ismiyle ‘ve Resülullah’ın milleti (dini) üzerinde olsun. Allahım, onun işini kolaylaştır, bundan sonrasını ona kolay eyle. Ve sana kavuşmakla kendisini bahtiyar kıl. Varacağı yeri (ahireti) çıktığı yerden (dünyadan) daha hayırlı eyle!”

Ayrıca vefat eden kişinin üzerine bir de örtü çekilir. HZ. Aişe’den [radıyallahu anhâ] rivayet edildiğine göre, Resülullah [sallallahu aleyhi vesellem] vefat ettiği zaman, üzeri hibera denilen (pamuklu bir) Yemen kumaşı ile örtülmüştür. (Buhârî, Libas 18; Müslim, Cenâiz, 45; Ahmed b. Hanbel, eI-Müsned, 6/153, 269.) Vefat eden kişinin üzerini bir örtüyle örtmek müstehaptır. Çünkü bu örtü, O kimsenin vefatı ile cesedinde meydana gelecek çirkin manzaraları ve avret mahallini gizler. Şişmemesi için karnının üzerine bir demir parçası koymak adettendir. Ölünün kaldığı hücre yalnız bırakılmamalı, odaya cünup ve hayızlı kimseler girmemeleri vee yıkama işine başlayıncaya kadar üzerine bir örtü çekilmelidir. Eğer cenazeye yardım edecek ne bir kimse yoksa az önce söylediğimiz, gözlerin kapatılması, âzaların düzeltilmesi gibi abdestsiz olarak yapılabilecek hizmetleri kişinin hanımı hayızlı da olsa yapabilir.

Son Nefeste İman / Hüseyin Okur