Ana içeriğe atla

Es'elullâhel azîm, Rabbel arşil azîm en yeşfiyek! - Şifa Dilemek

Sahabeden Abdullah ibn Abbas (r.a.), Peygamberimiz (s.a.s.)’in şöyle buyurduğunu bildirmiştir:
“Kim eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de onun yanında
yedi defa; أَسْأَلُ الٰهّلَ الْعَظي۪مَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظي۪مِ أَنْ يَشْفِيَكَ

Okunuşu: “Es’elüllâhel-azîme, Rabbel-arşil-azîmi en yeşfiyeke.”

Anlamı: “Ulu Arş’ın Rabbi Yüce Allah’tan sana şifa vermesini isterim, derse, Yüce Allah ona mutlaka o hastalıktan şifa verir.” (Ebû Davud, Cenâiz, 12)

Peygamberimiz, sabah akşam şu duayı okuyarak
Allah’tan sağlık, âfiyet ve iyilik istemiştir:

اَللّٰهُمَّ إنّ۪ى أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ

Okunuşu: “Allâhümme innî es’elükel-‘afve vel-‘âfiyete fîd-dünyâ vel-âhırah.”
Anlamı: “Allah’ım! Senden dünya ve ahirette af, sağlık, sıhhat ve nimet istiyorum.” (Ebû Davud, Edeb, 110) Tıbbî tedavi yanında telkin ve dua ile tedavi yöntemi (psikolojik tedavi) günümüz müspet bilimi için de büyük önemi haizdir.

* Sahabeden Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: Peygamberimiz (s.a.s.) hastalıklara karşı şu duayı okurdu:

اَللّٰهُمَّ إِنّ۪ى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبَرَصِ وَالْجُنُونِ وَ الْجُذَّامِ وَمِنْ سَيِّئِ الْأَسْقَامِ

Okunuşu: “Allâhümme innî e’ûzü bike minel-barasi vel-cünûni vel-cüzzâmi ve seyyiil-eskâm.”
Anlamı: “Allah’ım! Alaca hastalığından, delilikten cüzâm hastalığından ve her türlü kötü hastalıklardan sana sığınırım.” (Ebû Dâvud, Salât, 367; Nesâî, İstiâze, 36)

Yukarıdaki hadiste Allah’tan şifa vermesi istenen hastalıklardan bazıları şunlardır:

Baras; deride beyaz lekeler oluşturan bir cilt hastalığıdır. Cünûn; Allah’ın bahşettiği en önemli nimetlerden biri olan aklın gitmesidir. Cüzzâm; vücutta kapanmayan yaralar açan bulaşıcı bir hastalıktır.

Seyyi’ül-askâm; tedavisi olmayan veya tedavisi uzun süren müzmin hastalıklar. Dikkat edilirse Peygamberimiz (s.a.s.)’in o dönem için tedavisi olmayan hastalıklar için Allah’a dua ettiği ve ona yakalanmamak veya ondan kurtulmak için yardım istediği görülmektedir. Bu tür dua, söz konusu hastalıklara yakalananların tedavi yollarını aramamaları veya ilaç almamaları anlamına gelmez. Bilakis sevgili Peygamberimiz, her hastalığın çaresinin olduğunu ve tedavi olmak gerektiğini emretmiştir. (bk. Buhârî, Tıbb, 1) Peygamberimiz (s.a.s.), kurtuluşu olmayan hastalıklara karşı insanın dua etmesini ve yine de Allah’tan asla ümit kesmemesini istemiştir.

Peygamberimizin eşi Hz. Âişe (r.a.) diyor ki: Peygamberimiz (s.a.s.), ailesinden bazı fertleri sağ eliyle sıvazlar ve şöyle dua ederdi:

اَللّٰهُمَّ رَبَّ النَّاسِ أَذْهِبِ الْبَاْسَ وَاشْفِهِ وَأَنْتَ الشَّاف۪ي ل شِفَاءَ إِلَّا

شِفَاؤُكَ شِفَاءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا

Okunuşu: “Allâhümme Rabben-nâsi! Ezhibil-be’se, veşfihî ve enteş-şâfî. Lâ şifâe illâ şifâüke. Şifâen lâ yüğâdiru sekamâ.”
Anlamı: “Allah’ım, ey insanların Rabbi! Zararımızı gider, şifa ver. Şifa veren sensin. Senin vereceğin şifadan başka şifa yoktur. Öyle bir şifa ver ki, hastalık nedir bırakmasın.”(Buhârî, Tıbb, 38)
Hz. Âişe (r.a.) diyor ki: “Peygamberimiz (s.a.s.), bir hastalıktan dolayı rahatsız olunca “Muavvizâtı (İhlas, Felâk ve Nâs sûrelerini)” okur ve üflerdi. Rahatsızlığı artınca ben onun ellerine okurdum ve onları teberrüken kendi vücuduna sürerdim.” (Buhârî, Tıbb, 38)

* Sahabeden Osman b. Ebi’l-Âs (r.a.), müslüman olduğu günden beri vücudunda var olan bir ağrıdan dolayı
Peygamberimiz (s.a.s.)’e durumunu anlatmış, Resûlullah (s.a.s.) de ona; “Elini vücudunun ağrıyan yerinin üzerine koy; üç defa ‘Bismillah’ de, yedi defa da;

اَعُوذُ بِالِّٰهل وَقُدْرَتِهِ مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ وَأُحَاذِرُ
“Eûzü billâhi ve kudretihî min şerri mâ ecidü ve ühâziru”

“Hissettiğim ve sakındığım şeyin şerrinden Allah’a ve Allah’ın kudretine sığınırım” diye dua et” buyurmuştur. (Müslim,Selâm, 67)
Sahabeden Ebû Said el-Hudri (r.a) diyor ki: Cebrail,
Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’e geldi ve “Ey Muhammed!
Bir şikâyetin var mı”, dedi. O da, “evet,” dedi. Cebrail, O’na (s.a.s.) şöyle dua etti:

بِسْمِ الِّٰهل أَرْقي۪كَ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ يُؤْذي۪كَ مِنْ شَرِّ كُلِّ نَفْسٍ أَوْ عَ حَاسِدٍ

اَلٰهّلُ يَشْفي۪كَ بِسْمِ الِّٰهل أَرْقي۪كَ

Okunuşu: “Bismillâhi ergıyke, min külli şey’in yü’zîke, min şerri külli nefsin ev ‘aynin hâsidin. Allâhü yeşfîke.
Bismillâhi ergıyke.”
Anlamı: “Seni Allah’ın adı ile seni rahatsız eden her şeyden, her türlü kötü nefisten ve kem gözden efsunlarım. Allah, sana şifa versin. Seni Allah’ın adı ile efsunlarım.” (Müslim, Selâm,40)

Hastalık, insanın maneviyatının moral gücünün yüksek olması ile daha kolay aşılabilir. Bunun için dua önemli bir manevî güç teşkil eder. Bu gibi sıkıntılı durumlarda gerek hastanın gerekse onu ziyaret edenlerin hastalıktan şifa bulması için dua etmeleri önem taşır. Ayrıca hasta ziyareti sağlığın ne kadar önemli bir nimet olduğunu hatırlamaya yardımcı olur. Hasta ziyaretinde bulunmak mü’minlerin birbirlerine karşı görevlerinden biridir. Hastalandığında bir mü’mini ziyaret ederek gönlünü almaya çalışmak dinimizde büyük değeri olan bir davranıştır. Bir hadis-i şerifte hasta ziyaretinin önemi şöyle dile getirilmiştir:

إِنَّ الْمُسْلِمَ إِذَا عَادَ أَخَاهُ الْمُسْلِمَ لَمْ يَزَلْ فيِ خِرْفَةِ الْجَنَّةِ

“Hasta ziyaretinde bulunan kimse, ziyaretten dönünceye kadar cennet meyveleri arasındadır.” (Tirmizî, Cenaiz, 2)
Hadis-i şeriflerde hasta ziyaretinde bulunurken neler söyleneceği ve nasıl dua edileceği şöyle ifade edilmektedir:

مَنْ عَادَ مَري۪ضًا لَمْ يَحْضُرْ أَجَلُهُ فَقَالَِعنْدَهُ سَبْعَ مِرَارٍ أَسْأَلُ الٰهّلَ الْعَظي۪مَ

رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظي۪مِ أَنْ يَشْفِيَكَ إِلاَّ عَافَاهُ الٰهّلُ مِنْ ذٰلِكَ الْمَرَضِ

“Kim bir hastayı ziyaret eder de bu esnada eceli gelmeden yedi kez ‘es’elüllâhe’l-azîme Rabbe’l-‘arşi’l-‘azîmi en yeşfiyeke
(Yüce Arş’ın sahibi ulu Allah’tan sana şifa vermesini dileri)’ derse, Allah onu hastalıktan kurtarır.” (Ebû Davud, Cenaiz, 12; Tirmizî, Tıbb, 32)

اِذَا دَخَلْتُمْ عَلَي الْمَري۪ضِ فَنَفِّسُو لَهُ فِي اَجَلِهِ فَاِنَّ ذٰلِكَ لَا يَرُدُّ شَيْئًا

يطُيَبِّ نفَسْهَُ

“Bir hastanın yanına girince, ona sağlık ve uzun ömür temennisiyle onu rahatlatın. Zira böyle yapmak –onadn bir şei uzaklaştırmaz ama- onun gönlünü hoş eder.” (Tirmizî, Tıbb, 35)
Sahabeden Abdullah ibn Abbas (r.a.) diyor ki: Peygamberimiz (s.a.s.) bütün ağrılardan ve sıtmadan dolayı şöyle dememizi buyururdu:

بِسْمِ الِّٰهل الْكَبي۪ر نَعُوذُ بِالِّٰهل الْعَظي۪مِ مِنْ شَرِّ عِرْقٍ نَعَّارٍ وَمِنْ شَرِّ حَرِّ النَّارِ

Okunuşu: “Bismillâhil-kebîr. Ne’ûzü billâhil-azîmi min şerri ‘ırkın na’ârin ve min şerri harri’n-nâri.”
Anlamı: “Büyük olan Allah’ın adıyla. Zonklayan her damarın şerrinden ve cehennem cehennemin hararetinin şerrinden ulu Allah’a sığınırım.” (Tirmizî, Tıbb, 26)

Sahabeden Abdullah ibn Abbas (r.a.) bildiriyor: Peygamberimiz (s.a.s.), hasta olan bir sahabîyi ziyarete gitti ve durumunu gördükten sonra ona şöyle dedi:

لاَ بَأْسَ طَهُورٌ إِنْ شَاءَ الٰهّل “Lâ be’se, tahûrun inşâallâh”

“Bir şey yok, iyi olur inşallah” (Buhârî, Merdâ, 10, 14)
* Sahabeden Enes (r.a.) diyor ki: Resûlullah (s.a.s.), sıtmalı bir sahabiyi ziyarete gitti:

كَفَّارَةٌ وَطَهُورٌ

“Keffâretün ve tahûrun” “Günahlarına keffâret ve temizlik olur, inşallah” dedi.
(Heysemî, Cenâiz, 11, No: 3781)

Yukarıdaki iki hadiste Peygamberimiz (s.a.s.)’in hasta olan bir sahabiyi ziyarete gittiği ve ona yaptığı dua ve verdiği teselli farklı iki sahabî tarafından birbirine benzer ifadelerle nakledilmiştir. Buna göre hastaya Allah’tan şifa dilemek, onu teselli etmek, durumunun iyi olduğunu, kötü bir durumun olmadığını söylemek, hâl ve hatırını sormak ziyaret edenin görevidir. Özellikle ikinci hadiste belirtilen, hastalıkların müslümanın günahlarına kefaret olacağı gerçeğini vurgulamak, hastaya psikolojik destek bakımından son derece önemlidir. Nitekim konu ile ilgili Peygamberimiz Efendimizden nakledilen birçok rivayet mevcuttur:

“Mü’min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü hatta ufak tasa isabet edecek olsa, Allah onun sebebiyle mü’minin günahından bir kısmını bağışlar.” (Buhârî, Merdâ, 1, 13; Tirmizî, Cenâiz, 1)
Hz. Ali (r.a.), diyor ki: Hastalandığım bir anda Peygamberimiz (s.a.s.) beni ziyaret etti. Ben o anda: “Allah’ım!

Eğer ecelim geldi ise beni rahatlat, eğer gelmedi ise beni kaldır ve eğer bu bir deneme ise bana sabır ver” diyordum. Peygamberimiz (s.a.s.): “Nasıl dedin,” dedi. Ben de dediklerimi tekrar ettim; ayağı ile bana dokundu ve;

اَللّٰهُمَّ عَافِهِ أَوِ اشْفِهِ

“Allahümme ‘âfihi” veya “Allahümmeşfihi”

“Allah’ım! Ona afiyet -şifa- ver!” diye dua etti. Bir daha da o ağrıdan şikayet etmedim. (Tirmizî, De’avât, 112) Bu hadisten anlaşılacağı üzere, hasta insan sabırlı olmalı, isyan etmemeli ve daima Allah’tan şifa dilemelidir. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s.) bir başka sözlerinde ölümü istemeyi yasaklamış ve insanın her zaman hayat gibi bir nimeti istemeyi ve yaşadığı sürece iman ve hayırlı iş yapmayı talep etmesini tavsiye etmiştir. Her şeye rağmen insan hastalıklara ve belalara karşı dayanacak gücü kendinde bulamazsa şöyle dua etmesini istemiştir:

اَللّٰهُمَّ أَحْيِن۪ي مَا كَانَتِ الْحَيَاةُ خَيْرًا لِي وَتَوَفَّن۪ي إِذَا كَانَتِ الْوَفَاةُ خَيْرًا لِي

Okunuşu: “Allâhümme ahyinî mâ kânetil-hayâtü hayran lî.
Ve teveffenî izâ kânetil-vefâtü hayran lî.”
Anlamı: “Allah’ım! Eğer yaşamam benim için hayırlı ise bana ömür ver. Ölümüm benim için hayırlı ise bana onu nasip et.” (Buhârî, De’avât, 29)

Yorumlar

Yorum Gönderme

Yorum yaptığınız için teşekkür ederiz.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kırk Anahtar Duası

Tüm kötülüklere ve büyücülere karşı koruyucu dua Şans için kırk kilit açma duası Hz Fatma tarafından bu dua herkez için bir anahtardır.sorunlardan kurtulmak için mucize dua kısmet ve şans açmak aşk, sevgi, muhabbet, servet,bağlı işleri çözmek, işe girmek,sihir ipatli ve sorunları çözmek,Düşmanları kovmak ve Evlilik niyeti için cuma günü sabah namazdan sonra mavi çanak kasenin içinde suya okunur okunan su içilir ve bu suyla gusül abdesti alınır. Karı koca arasındaki muhabbet için su çay veya meyve suyuna okunur ikisi içer Cuma sabahı Temiz ve saf niyet ile büyük bir kase suya okuyun ve su ile banyo yapın Evlilik Niyeti için Dört hafta en iyi zaman perşembe veya cuma günü sabahıdır.Duayı bitirdikten sonra bir defada yasin suresi okuyun (Dört perşembe veya Dört cuma) Servet açmak ve Büyüden kurtulmak için şans servet ve sihir iptali için suya okunur ve o suyla banyo yapılır Büyüden kurtulmak için safran mürekkebi ile arapça yazıp suda bekledikten sonra o suyla kişi yıkanırsa büyü

Kün Fe Yekün Nedir? Sırları ve Faziletleri!

 Bu cümle arapçadır ve kurani bir kavramdır. Kün ol anlamındadır. Feyekün ise oluverir manasına gelir. Yasin süresi son sayfa son âyetlerde geçen bu kelime, Allahın dilemesi ile ilgilidir. Allah bir şeye ol dedi mi o hemen olur. Sırları ve Faziletleri Not: Tecrübe ile sabittir. Yasin süresinin su 2 ayeti 1001 kere okudunmu kabul olmayacak dua yok biiznillah( Allah'in izni ile).. Ramazanın son 10 günü içerisinde okunması gerekli. tüm dualarimizin kabul olması dileğiyle yardım bekleyen herkese iletelim..Rabbim şifa versin korktuklariniza ugratmasin.iki ayet; İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn(yekûnu). Bütün meşru istekler için. Kur'ân-ı Kerîmin bir çok âyet-i kerîmesinde geçen;‘’kün feyekün.’’ duası. Yani, "Allâh-u Te'âlâ bir şeyi yaratmak murad ettiğinde o şeye '’kün feyekün =var ol!'' buyurur, o da hemen var olur". Kur'an'daki, "Kün feyekûn" kavl-i şerifi bulunan bütün âyetler bu duada zikredildiği için bu duay

İsrafu Umar Duası

Uyarı!:Maksadı hayırlı rızık ile zengin olmak, ve elde edeceğini asla haramda kullanmamak kararında olan kimsenin bu havas terkibini uygulamasını tavsiye ederim. Sayısız defa yapılmış ve her seferinde çok şükür birkaç günde dahi etkisi görülmüştür. İhlasla ve şüpheye düşmeden okunmalıdır. UYGULANIŞI: Yatsı namazlarından sonra İki rekat hacet namazı kılınır. Her iki rekatta fatihadan sonra bir ayetel kürsü okunur. Son secdeye varlıldığında secdeden kakmadan! "ya Hu ya men Hu , La İlahe İlla Hu, entel hayyul kayyum, vela şerikelek, velekel mülkü, velekel hamdü, ve inneke ala külli şeyin kadir" dedikten sonra namaz bitirilir. Ardından israfi-umar duası okunur. KAYNAKLARDA BU ALTTAKİ ŞEKİLDEDE GEÇMEKTEDİR İsrafu umar okunuşu: Aksamtu aleykum Eyyetühel Umari vel caan Ellezi fi hezel Mekaan Dürriyyül Kuvveti Vel ceberuti vel heybeti Vel kudreti vel azameti vel kuvveti Vessatveti vel celaleti vel Cemaleti Vel ceberuti ,aksamtu aleyküm billahi El hayyul kayyum ellezi

Ömründe 4 Defa Okuyana Mucizeler Yaşatan Muazzam İstiğfar

Abduh Muhammed Baba (elmecmuatul mubareke) Abdullah İbni Sultan (r.a) istigfaridir ! Hz. Ali (r.a) peygamber efendimiz (s.a.v) emri ile yaziya dökmüştür. Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi hamdeyyüvafinniame ve eşhedüel la ilahe illallahu vahdehü la şerikelhü şehedetem müberraetem mineşşekki vettühemi ve eşhedüenne seyyidena muhammedennebiyyene abdühü ve rasulühü seyyidül arabi vel acemi sallallahu teala aleyhi ve sellem ve ala alihi ve ashabihi ve ezvacihi ve zürriyetihi efdalil ümem. Manasi; Nimetlerine denk gelecek bir hamd ile Allah'u te'ala'ya hamdü senalar olsun. Ben şek ve töhmetlerden beri kılınmış bir şahadetle şahitlik ederim ki Allahu teala'dan başka hiç bir ilah yoktur.yine şahitlik ederim ki peygamberimiz, efendimiz muhammed o'nun kuludur. rasulüdür, arab'ın ve acemin efendisidir. Allah'u teala ona ve ümmetlerin en üstü olan aline, ashabına, eşlerine ve zürriyetine salat ve selam eylesin' Fazileti; Bu istiğfari okuyan

Uykuda Cünüp, Rüyalanmamak, İhtilam Olmamak İçin Dua

Maaric , Tarık ve Kadir surelerini okumak da uykuda boşalmayı önler. Felahu's-Sail'de İmam Ali'den (as) rivayet edilmiştir ki; "Uykudayken boşalmaktan korkuyorsanız, uyumadan önce şunları söyleyin: اَللّهُمَّ اِنّي اَعُوذُ بِكَ مِنَ الإحْتِلامِ وَ مِنْ شَرِّ الأحْلامِ وَ مِنْ أنْ يَتَلاعَبَ بِىَ الشَّيْطانُ في الْيَقْظَةِ وَ الْمَنامِ Allâhumme innî e'ûzu bike minel ihtilâm ve min şerril ahlâm ve min en yetelâ'abe biye'ş şeytânu fil yeqzati vel menâm. Allah'ım, (uykuda) cunup olmaktan, karmaşık rüyaların şerrinden, uykuda ve uyanıkken şeytanın benimle oynamasından sana sığınırım.

% 100 Kabul Olan Dua !

ALLAHTAN BİRŞEY İSTEYECEĞİN ZAMAN HADİD SURESİNİN İLK 6 AYETİ HAŞR SURESİNİN SON 4 AYETİNİ OKU VE ŞÖYLE DUA ET Yâ men hüve hâkezâ es'elüke bi hakkı hâzihil esmâi en tüsaliye alâ muhammedin ve âli muhammedin ve en tef'ale bi ( burada hacet söylenir) Azîb (r.a.), Ali b. Ebu Talib Kerremellahu Vecheh Hazretlerine demişti ki: "Senden Allah aşkına rica ediyorum. Rahmân Teâlâ'nın gönderdiklerinden, bilhassa Cebrail'in Resulullah'a getirdiklerinden ve Resulullah'ın özellikle sana öğrettiklerinden en faziletlisini bana özel bir şekilde öğretmez misin?" Hz. Ali de ona "Ya Bera! Allah'a İsm-i A'zam'ı (en yüce ismi) ile dua etmek istersen, Hadid Sûresi'nin baş tarafından on âyeti ve Haşr Sûresi'nin sonunu oku, sonra de ki: 'Ey o, böyle olan ve O'ndan başka böyle bir şey olmayan zât! Senden bana şöyle şöyle yapmanı dilerim." Vallahi ya Bera, bununla benim aleyhime dua etsen yere geçerim.' dedi."

Günlere Göre Kulak Çınlaması Alametleri

Bir insanın durup dururken kulağı çınlar. Güya tiz bir düdük veyahut ince bir çıngırak çalınıyormuş gibi bir ses, bir sağda duyar ve eski hallerden insanlara Cenab-ı Hak tarafından bir işaret olmak üzere telakki eden, Cenab-ı Allah tarafından bir işaret nazarı ile bakan ilim ve bilim erbabı ve havvas alimleri uzun tecrübeler neticesinde gün ve gecesine göre hükümlere tasnif ve taksim eylemişler, hayr ve şerden her neye delalet ettiğini belitmiş ve bildirmişlerdir. Bir kimsenin her ne zaman kulağı çınlarsa derhal "Allahümme salli ala seyyidine muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve selleme. Allahümme inni eselüke küllel hayri ve eüzü bike min külli şerri" demek lazımdır demişler. çünkü her bir işaret ve alametde Cenab-ı Vacibül Vucud hazretlerinden hayrı istemek ve şerden ise istiaze etmek ehli imanın adeti kadimesi ve müstahsenesidir. Yani bir savap işleme halidir. Pazar Günü: Büyüklerden faide görmesine, ümit ettiği yerden menfaat görmesine delalet eder. Pazar Gecesi: Büyü

İsimlerin Ebced Değerlerini Bulun?

Ebced’in en büyük özelliği “Ebced hesabı” adı verilen bir işlemde kullanılmasıdır. Buna göre, ebced ifadesindeki her harfin bir sayı değeri vardır ve bu değerlerden istifadeyle bir çok konuda pek çok işlemler yapılmıştır. İşte bunların her birine bu hesabın adı verilir. Ebced alfabe düzeninin harfleri 1′den 9′a, 10′dan 90′a, 100′den 1000′e doğru numaralandırılır. Ayrıca bu alfabede gözükmeyen “pe” harfi “be ” gibi, “çe” harfi de “cim” gibi kabul edilerek onların sayı değerlerini alır. Eskilerin “hisâb el-cümel” dedikleri, ebced hesabının 4 çeşidi vardır: “Büyük”, “en büyük”, “küçük” ve “en küçük” ebced hesabı. Yukarıdaki tablo, eskiden büyük ebced (cümel-i kebîr) olarak ele alınmış, ama bugün küçük ebced (cümelsağir) olarak değerlendirilmektedir. Ebced programları İndir https://yadi.sk/d/4IU3bN7bqz3yF Kultanıldıgı Yerler Ebced alfabe düzeninde her bir harfin bir rakama tekâbül etmesi keyfiyeti, Türk-İslâm kültüründe, hemen hemen her sahaya yayılan bir kullanımı ortaya koymuştur. R

Kuranda İsmi Geçmeyen Peygamberler

HZ. SA'YA VE HZ. IRMIYA A.S. Insanlik tarihi, ayni zamanda peygamberler tarihidir. Çünkü Cenab-i Mevlâ her kavme bir hidayetçi gönderdigini buyuruyor. Bir rivayet, insanliga gönderilen peygamberlerin sayisini yüzyirmidörtbin olarak veriyor. Bunlarin sadece yirmibesinin ismi Kur'an'da zikredilir. Bu yazi dizimizde, ayetlerde ismi geçmeyen fakat kissalarina deginilen peygamberleri konu ediniyoruz. Peygamberler, Allahu Tealâ tarafindan, emir ve yasaklarini kullarina teblig etmek ve hidayet yolunu göstermek amaciyla gönderilen insanlardir. Onlar, Allahu Tealâ'nin seçilmis kullaridir. Bu, çalismakla veya çok ibadet etmekle elde edilecek bir derece degildir. “Andolsun ki, biz senden önce nice peygamberler gönderdik. Onlardan bir kismini sana anlattik, bir kismini da anlatmadik.” (Mü'min, 78) “Her kavmin bir hidayet davetçisi vardir.” (Ra'd, 7) “Her ümmetin bir peygamberi vardir” (Yunus, 47) gibi birçok ayet göz önünde bulunduruldugunda, insanlik tarihi boyun