Ana içeriğe atla

SubhanAllah Demenin ve Sırları

Subhanallâhi ve bihamdihi subhanallâhil aziym, estağfirullahe ve etübu ileyh

İbni Abbâs Radı’yallâhu anh, Rasûlullâh Salla’llâhu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu nakletti:

“Kim Allah’ı hamdıyla tesbih ederim, Aziym Allah’ı tenzih ederim,bağışlanma diler O’na dönerim,

derse ; Bu hemen amel defterine yazılır ve arşa bağlanır… Okuduğu bu tesbih kıyâmet gününde O Allah huzuruna çıkana kadar mühürlü olarak kalır. Onun işlemiş olduğu hiçbir suç, günah bu duâsının sevâbını yok edemez.”

Fazileti ve sevabı yüksek, günahlara tevbe olarak en kıymetli tesbihlerden olan bu zikir, Peygamber Efendimiz’den rivayet edilen hadis ile hiç bir günahın silemediği, kıyamet gününde Allah’a kavuştuğu anda mühürlenmiş ve Arşa asılmış şekilde karşımıza çıkacak etkili bir tesbihtir.

İbni Abbâs (Radıyallâu Anhuma)’dan rivayet edildğine göre Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ

“Sübhânallahi ve bihamdihi, estağfirullahe ve etübu ileyh.”

Allah’ım Seni hamdinle tesbih ederim, mâğfiretini diler, günahlarıma tevbe ederim.

“Allah’ı tesbih ederim ve O’na hamdederim, Allahu Teala’dan mağfiret dilerim ve O’na tevbe ederim.” Sözleri var ya kim bunları söylerse, o sözler söylediği gibi yazılır, sonra Arş’a asılır. Sahibinin yaptığı hiçbir günah onu silemez, ta ki kıyamet günü Allah’a kavuştuğunda (o sözler) söylediği gibi mühürlenmiştir.

Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edilmiştir:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefatından önce sık sık “Sübhânallahi ve bi-hamdihî, estağfirullâhe ve etûbü ileyh” – Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim. Allah’tan beni bağışlamasını diler ve günahlarıma tövbe ederim” derdi. Buhârî, Ezân 123, 139; Müslim, Salât 218-220

Hadisin devamında şöyle bir ilave vardır:

(Âişe radıyallahu anh): Ben kendisinden bunun sebebini sordum. Şu açıklamayı yaptı:

“Râbbim bana bildirdi ki, ben ümmetim hakkında bir alamet göreceğim. Ben onu görünce Sübhânallâhi ve bihamdihi, estağfirullahe ve etübu ileyh zikrini artırdım. Bu gördüğüm, İzâ câe nàsrullahi ve’l-fethu.. süresidir. ”

Buhâri, Tefsir, Nasr, Ezân 123,139; Megâzi 50; Müslim, Salât 220, (484).

Arapça ve Türkçe Okunuşu

سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ

Sübhânallahi ve bihamdihi, estağfirullahe ve etübu ileyh

Türkçe Anlamı

Allah’ım Seni hamdinle tesbih ederim, mâğfiretini diler, günahlarıma tevbe ederim.

Abdullah ibni Ömer (Radıyallâhu Anhuma)’dan rivayet edildiğine göre, bir adam Rasûlüllâh (Sallâllahu Aleyhi ve Sellem)’e gelerek “Yâ Rasulallah! Dünya benden yüz çevirdi ve elimdeki mal azaldı” diye şikayette bulununca Rasulullah (Sallâllahu Aleyhi ve Sellem) ona:

“Sen Meleklerin duası ve mahlukatın tesbihinden neredesin? Bütün mahlukat onunla rızıklanıyorlar (Niçin bu tesbihi okumuyorsun?) buyurdu.

O zaman adam “Yâ Rasûlüllâh o tesbih nedir” dediğinde Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)

Fecrin doğuşunda (imsak vaktinden sonra) sabah namazını kılıncaya kadar yüz kere :

سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ العَظِيمِ اَسْتَغْفِرُ اللّهِ

Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahi’l Âzim Estağfirullah

Allah’ı tesbih ederim. O’na hamdederim. Büyük olan Allah’ı tesbih ederim. Allahu teala’dan mağfiret dilerim” deki dünya boyun eğerek alçak bir şekilde sana gelsin.

Böyle dersen Allah Azze ve Celle söylediğin her kelimeye karşılık bir melek yaratır. İşte o melek kıyamet gününe kadar Allahu Teala’yı tesbih eder de onun sevabı sana ait olur.”

(Müstağfiri, Ed-De’avat; Gazali, el-İhya – Daru’l- Feyha / Daru’l Menhel:2/125; Zebidi, el-ithaf:5/13; Ahmed ibni Hanbel, El Müsned, no:6547)



İbni Abbâs (Radıyallâu Anhuma)’dan rivayet edildğine göre Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ
“Sübhânallahi ve bihamdihi, estağfirullahe ve etübu ileyh.”
“Allah’ı tesbih ederim ve O’na hamdederim, Allahu Teala’dan mağfiret dilerim ve O’na tevbe ederim.” Sözleri var ya kim bunları söylerse, o sözler söylediği gibi yazılır, sonra Arş’a asılır. Sahibinin yaptığı hiçbir günah onu silemez, ta ki kıyamet günü Allah’a kavuştuğunda (o sözler) söylediği gibi mühürlenmiştir.

(Taberani, el-Mücemü^l-kebir, no: 12799,12/174; Heysemi, Mecme’uz-Zevaid, 10/97; Suyuti, Cami’ul-ehadis, no: 23196,21/157)

Bu hadis-i şeriften dolayı Hacı Ali Haydar Efendi (Kuddise Sirruhü) ihvanına
Güneş doğmadan önce yüz kere
Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahi’l Azim Estağfirullahe ve etübu ileyh
Güneş batmadan önce ise yüz kere sadece;
Sübhanallahi ve bihamdihi
Güneş doğmadan önce 100 kere,
“Subhanallâhi ve bihamdihi subhanallâhil aziym, estağfirullahe ve etübu ileyh.” diyoruz.

Hacı Ali Haydar Efendi (Kuddise Sirruhü) ihvanına
Güneş doğmadan önce yüz kere
Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahi’l Azim
Estağfirullahe ve etübu ileyh
Güneş batmadan önce ise yüz kere sadece;
Sübhanallahi ve bihamdihi

Güneş doğmadan önce 100 kere,
‘Subhanallâhi ve bihamdihi subhanallâhil aziym, estağfirullahe ve etübu ileyh.’ diyoruz.
Güneş batmadan evvelde ‘Subhanallâhi ve bihamdihi subhanallâhil aziym, estağfirullahe ve etübu ileyh.’ diyoruz.
Bu tesbihler öyle şeydir ki, söyler söylemez yerine yerleşiyor. Başka sevapları günah eritir ama bu tesbihlerin sevabını hiçbir günah eritmez.
Mahmud Efendi Hazretleri (k.s.)

En kıymetli tesbih, namazlardan sonra çekilen :
Sübhanellah Anlamı:Allah noksanlardan uzaktır, kemal sıfatlarla muttasıftır(sonsuz yüce sıfatlara sahiptir).

Subhanallah kelimesi Barekallah kelimesi ile aynı anlama gelmektedir.

Sübhanallah kelimesini kullandığınızda bütün kusurlardan ve eksiklerden Allaha sığındığınızı ifade edersiniz.

“Euzü Billahi mineş şeytanir racim”
“BismillahirRahmanirRahıym”

ZİKRİN ÖNEMİNİ BİLDİREN BAZI AYETLER

1 – Fezkürûniy ezkürküm veşkürûliy ve lâ tekfurûn;

O hâlde beni zikredin (anın – düşünün) ki sizi zikredeyim. Şükredin bana (değerlendirin beni), sakın küfretmeyin (hakikatiniz ve varlığın hakikati olduğumu inkâr etmeyin).(Bakara/152)

2 – Elleziyne yezkürunAllâhe kıyâmen ve ku’ûden ve alâ cünubihim ve yetefekkerune fiy halkıs Semavati vel Ard* Rabbenâ mâ halakte hazâ batılâ* sübhâneKE fekınâ azâben nâr;

Onlar (öze ermişler) ayakta, otururken ya da yanları üzere uzanmışken Allâh’ı anıp (hatırlayıp), semâların ve arzın yaratılışını (günün getirisi ölçüsünde evren ve derûnu ya da beyin indînde bedenin yeri ve özelliklerini) tefekkür edip; “Rabbimiz, bunları boş yere yaratmadın! Subhan’sın (yersiz ve anlamsız bir şey yaratmaktan münezzeh, her an yeni bir şey yaratma hâlinde olansın)! (Açığa çıkardıklarını değerlendirmemenin getireceği pişmanlıktan) yanmadan bizi koru” (derler). (A. İmran/191)

"Subhan Allah" zikrinin ANLATMAYA ÇALIŞTIĞI konuyu herkes algılayamaz.

Zikirler bu açıdan algı kapasitesine göre yani kademe,kademedir.

BURASI ÇOK ÖNEMLİ;"Subhan Allah" her zerrede Allah'ı görebilenlerin zikridir.

Allahtan bi haber "Subhan Allah" zikrine geçenler için eşya,varlık,insan gibi şeyler bir tarafta Allah diğer taraftadır.

ALLAH'IN HERŞEYDEN MÜNEZZEH OLUŞUNU DOĞRU ANLAYAMAZLAR.

Oysa "Ne yana dönerseniz Allah'ın vechi ordadır" ve "Şah damarından daha yakındır" gibi ayetler eşyadan,insandan hiç ayrılmayan bir Rahman ANLATMAKTADIR.

Bu yüzden zikirleri işlerken insanların kapasitesi göz önünde bulundurulmalıdır. "Subhan Allah" zikrini diline pelensek yapanlara iki cihanda selam olsun

Subhanallah zikri Zati yakınlık içindir...Şu anlatışımdan duy..

Ah zikretsen ya böyle, gönül! O şahdamarından yakın Sübhâne'l-ferdi's-samed'i...

"Ruh"tan "Kalb"e yansımalar

“SUBHAN”

“Ekber” olan(Tüm seyir ve dillendirilenlerin yalnızca "nokta"mızla ilgili olduğu; Allah’ın yalnızca “Ekber” olduğu gerçeği)

Her şeyin melekûtu (Esmâ kuvveleri) elinde olan…

Semâlar ve arzda ne varsa hepsi de Kendisine ait olan ve her şeyin (kanitun) hükmünü yerine getirici olduğu “O”!

Esmâ'yı beşerî değer yargılarıyla sınırlayanların; El Esmâ ve El Hüsnâ'nın ne olduğunu fark edemeyenlerin ve "Ekberiyet"iyle Allah'ı bilmeyenlerin vasıflamalarından münezzeh olan…

Her an yeni bir şey yaratıp bunlarla da asla kayıtlanmayan ve sınırlanmayan…

Yersiz ve anlamsız bir şey yaratmaktan münezzeh, her an yeni bir şey yaratma hâlinde olan…

Varlıkta gayrından ve varlıkla kayıtlanmaktan münezzeh olan...

"SUBHANEKE"

(Tenzih ederim seni...Her an yeni bir şey yaratıp bunlarla da asla kayıtlanmayan ve sınırlanmayansın)!

"SUBHANEKE" "OKU"MAK

(Öncelikle "Allah" ismi ile işaret edilenin azamet ve sonsuzluğunun, ve dahi o boyutların yanında Dünya ve diğer değerlerin ne ifade ettiğini hatırlamak)
SUBHANEHÛ!(“Subhan”dır "Hû"! onların tanımlamalarından berî ve yücedir!)

Kız çocuklarını da Allah'a nispet ederler... Subhan'dır "HÛ"! ("HÛ", münezzehtir bu yakıştırmadan)! Hoşlarına gideni de (erkek çocukları) kendilerine...(Nahl/57)

SUBHANEHU MİN TENZİHİY!(Bahsettiğimiz Esmâ mertebesinin özelliklerinin, "Allah" adıyla işaret edilen indîndeki, sayısız "nokta"lardan bir "nokta" ve dahi "Hakikat-i Muhammedî" veya "Ruh adlı melek" isimlerine bürünerek açığa çıkan "kuantum potansiyel", sonsuz-sınırsız; ezeli ve ebedi olmayan Esmâ mertebesi özellikleri olduğu gibi; ayrıca, bu mertebenin ilminin, tüm evren içre evrenler olan "çok boyutlu tek kare resim" diye söz ettiğimiz olduğu da fark edilmemiş! Bu yüzdendir ki, hâlâ, Allah, âlemlerdeki tek bir tanrı olarak algılanmakta devam ediyor! Oysa, tüm seyir ve dillendirilenler yalnızca "nokta"mızla ilgilidir ki; Allah yalnızca "Allah"tır; "Ekber"dir!)

HER "ŞEY"İN MELEKÛTU(Esmâ kuvveleri), "SUBHAN"IN ELİNDEDİR!

(Subhan olan) "O"NA DÖNDÜRÜLECEKSİNİZ{Her şeyin melekûtu (Esmâ kuvveleri) elinde olan(tedbirâtın bu mertebede oluştuğuna işaret) Subhan'dır... O'na rücu ettirileceksiniz.(Yâsin/83)}

"SUBHANALLAH"!(Allâh Subhan'dır (varlıkta gayrından ve varlıkla kayıtlanmaktan münezzehtir)-Onların vasıflamalarından Allah münezzehtir)…

“SUBHANALLAHİ AMMA YESIFUN”= Onların vasıflamalarından Allah münezzehtir.(Mu'minûn: 91)-{Esmâ ül Hüsnâ Allah'ındır (o isimlerin işaret ettiği özellikler, TEK, SAMED Allah'a işaret eder... Dolayısıyla bu isimler ve bu isimlerin işaret ettiği anlamlar sadece O'nundur; beşer anlayışıyla kayıt altına girmez.)! O'na isimlerin mânâlarıyla yönelin... O'nun Esmâ'sında ilhada sapanları (Şirke düşenleri-Esmâ'yı beşerî değer yargılarıyla sınırlayanları; El Esmâ ve El Hüsnâ'nın ne olduğunu fark edemeyenleri ve "Ekberiyet"iyle Allah'ı bilmeyenleri) terk edin! Yapmakta olduklarının karşılığını göreceklerdir. (A'râf/180)

”FESUBHANALLAHİ RABBİL ARŞİ AMMA YESİFUN”{Eğer o ikisinde (semâlar ve arz) Allah'tan başka tanrılar olsaydı, elbette o ikisi de düzenini yitirirdi! Arş'ın Rabbi Allah, onların vasıflamalarından münezzehtir.(Enbiyâ/22)}

SUBHANDIR ALLAH, AKŞAMINIZDA DA SABAHINIZDA DA! (FesubhanAllahi hıyne tümsune ve hıyne tusbihun “-Rûm/17)

”SUBHANALLAHİ RABBİL ÂLEMİYN”(Musa) ona (ateşe) geldiğinde: "O ateşin içindeki de, onun çevresinde olan da mübarek kılınmıştır! Subhan Allah âlemlerin Rabbidir!"(Neml/8)

MELEKLERİN "SUBHAN"I TESBİHLERİ{(Melekler) dedi ki: "Subhansın sen. Sensin Veliyy'miz, onlar değil... Bilakis onlar cinne tapıyorlardı; çoğunluğu onlara iman etmişti (tanrı olarak)."(Sebe/41)}

"Subhan'dır Rabbimiz! Muhakkak ki Rabbimizin vaadi elbette yerine gelecektir."(İsrâ/108)
RABBİN, “SUBHAN”DIR!{“Subhane Rabbike Rabbil ızzeti amma yasifun”-Senin Rabbin, İzzet sahibi Rab olarak, onların tanımlamalarından münezzehtir!- (Sâffat/}

SUBHAN Kİ, KULUNU İSRÂ (tayy'i mekân) ETTİ{Subhan ki, kulunu gece Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya isrâ (tayy'i mekân) etti... O'na delillerimizi gösterelim diye... Hakikat şu; "HÛ"; Semi'dir, Basıyr’dir!(İsrâ/1)}

Subhan'dır; arzın (bedenin) oluşturduklarından, nefslerinden (bilinçlerinden) ve daha bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri (gen sarmallarını) yaratan!(Yâsin/36)

"SUBHANEKE" "OKU"MAK

(Öncelikle "Allah" ismi ile işaret edilenin azamet ve sonsuzluğunun, ve dahi o boyutların yanında Dünya ve diğer değerlerin ne ifade ettiğini hatırlamak)

"SUBHANEKE" (Tenzih ederim seni...Her an yeni bir şey yaratıp bunlarla da asla kayıtlanmayan ve sınırlanmayansın)!

"SUBHANEKE ALLAHÜMME”=Subhansın sen Allah'ım; seni tenzih ve tespih ederiz"(Yunus/10)

TESBİH NAMAZI(En az haftada bir defa Cuma gecelerinde mutlaka bu namaz edâ edilmelidir)

"SUBHANALLAHİ, VELHAMDU LİLLÂHİ, VE LÂ İLÂHE İLLALLÂHÛ, VALLAHÛ EKBER… VE LÂ HAVLE VE LÂ KUVVETE İLLÂ BİLLÂHİL ALİYYİL AZIYM” {Bu tespihe devam etmenin ecri sevabını şöyle anlatıyor Hazreti Rasûlullâh (s.a.v.):"Bu şekilde zikir yapmam, üzerine Güneş'in doğduğu bütün yerlerden, Dünya ve içindeki her şeyden daha sevgilidir."}

“Subhanallah”{Allâh Subhan'dır (varlıkta gayrından ve varlıkla kayıtlanmaktan münezzehtir)}

Yaratılışın Başlangıcı :

Allahu Teala, cemâlinin nurundan ilk önce Muhammed SallAllahu Aleyhi Vesellem’in nurunu yarattı. Bu, bir hadis-i kudsi’de şöyle bildirilmiştir:“Muhammed SallAllahu Aleyhi Vesellem’i yüzümün nurundan halk ettim.”Bu durumu, Peygamber Efendimiz de şöyle beyan etmektedir:“Allah, önce ruhumu yarattı... Allah, önce nurumu yarattı... Allah, önce Kalem’i yarattı... Allah, önce Aklı yarattı...”Bunların hepsinden tek şey murad edilmektedir: Hakikat-i Muhammediye, yani Hz. Muhammed SallAllahu Aleyhi Vesellem’in gerçeği. Durum böyle olunca, ona birtakım adlar takıldı.

Nur (ışık) dendi. Çünkü o, celâl sıfatı altında saklı karanlıklardan saftır. Bunu Hak Teala haber verdi: “Allah tarafından size Nur, her şeyi açık anlatan kitap geldi,” (Maide, 5:15).Akıl dendi. Çünkü her şeyi idrak ederdi.Kalem dendi. Çünkü ilim onunla yayıldı.Ruh-u Muhammedî, olanların özü, kainatın öncesi ve aslıdır. Bunu Peygamber Efendimiz şöyle anlatır: “Ben Allah’tanım, müminler de bendendir.”

Şeriat Ağacı:

Peygamber Efendimiz buyurmuşlardır ki: “Şeriat bir ağaçtır. Tarikat onun dalları, marifet yaprakları, hakikat ise meyvesidir. Kur’an’a gelince, gerek tevil (iç yorum), gerekse tefsir (dış yorum) bakımından hepsini içerir.”

Tefsir avam (çoğunluk) için, tevil ise havas (seçkin) kullara özgüdür.

Bize gelen, iki ana şekil üzeredir: Zahir (dış), bâtın (iç). Yani, şeriat yolu ve marifet.Cenab-ı Hak, şeriatla dış dünyamızın düzenini, marifetle de iç dünyamızın düzenini emreder. Her ikisinin birleşiminden ise, hakikat doğar. Bu sözümüze, ağaçla yaprağı örnek getirebiliriz. Bundan sonra, meyve oluşur.

Şu ayet, anlatmak istediğimiz şeye işaret eder: “İki deniz yürür, karşılaşır; fakat aralarında berzah (İnsan-ı Kâmil) vardır, aşamazlar,” (Rahman, 55:20).Her iki mânâ birden alınmalıdır. Aksi halde, yani yalnız zahirî bilgi ile hakikat elde edilemez. Esas hedefe varılamaz. İbadetin tam olması için, şeriat ve marifetin ikisi birden gereklidir.İnsan, önce şer’i (şeriata ait) bilgilere muhtaçtır. Bu ilimle, sıfatlar âleminde Hakk’ın zatına ait bilgiler elde edilir. Bundan sonradır ki, bâtın ilmine sıra gelir. Bu ilimle de, marifet âleminde Hakk’a irfanın ta kendisi elde edilir.

Marifet:
Marifet, nefsin kara perdesini kalp aynasından açmak ve onu temizlemekle hasıl olur. O zaman Allah’ın cemâlinin gizli hazinesi gözükmeye başlar, kalp sırrının özünde gözükür.Allahu Teala, bir kudsi hadiste şöyle buyuruyor: “Ben, gizli bir hazine idim. Zatıma irfan duygusu taşınmasını istedim. Halkı, bunun için yarattım.”Bundan anlaşılıyor ki Allah insanı, marifeti (bilinmekliği) için yarattı.Marifet, yani irfan sahibi olmak, iki şekilde anlatılır: Biri Allah’ın zatına, öbürü de sıfatına karşı irfan sahibi olmak.

Allah’ın sıfatına karşı arif olmada, dünya ve ahirette cismin alacağı tad vardır. Ama onun zatına karşı irfan duygusunda, öbür âlemde mukaddes ruhun alacağı haz vardır. Ayet-i kerimede şöyle buyurulmuştur: “Biz onu kudsi ruhla teyid ettik,” (Bakara, 2:87). Allah’ın zatına karşı irfan duygusu taşıyanlar, kutsal ruh’la kuvvet bulmuşlardır. Anlatılan bu marifet, ancak iki yönlü ilimle meydana gelir. Zahirî ilim, bir de bâtınî ilim. Anlatılanların gerçekleşmesi, bu iki ilme bağlıdır.

Peygamber Efendimiz, bu iki ilmi anlatırken şöyle buyurmuştur: “İlim, ikiye ayrılır. Biri dilde olur ki bu, Allah’ın kulları üzerindeki delilidir. Bir de kalpte olan ilim vardır ki, amaçların hasıl olması için, yararlı olan da budur.”

Zikir:Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: “Zikirlerin en değerlisi, ben ve benden önce gelen peygamberlerin yaptığı Lâ ilâhe illAllah’tır.”Zikir ilk defa dilden olur. Buradan nefse geçer. Sonra sırasıyla Kalp, Ruh, Sır, Hafi, Ahfa çizgisini izler.

Dilden edilen zikir, kalpten yapılana benzer. Dilden zikir ediliyorsa, Allah kalben unutulmamış demektir.Nefsten, yani içten yapılan zikirde, harf olmaz, ses işitilmez. İçten bir hareket ve duygu ile olur.

Kalbin zikri, kendi özünde celâl ve cemâl sıfatının tecellisini duymaktır.Ruhla yapılan zikrin sonucu, celâl ve cemâl sıfatının nurani tecellisine ermektir.Sır âleminden yapılan zikir, ilâhi sırların murakabesine götürür.

Hafi (Gizli) zikir, güçlü padişahın katında, doğruluk otağında olan, Ahadiyet zatından parlayan nurları görmeye götürür.Ahfa (Gizlinin Gizlisi) adı verilen zikre gelince, o da Hakke’l Yakîn makamının gerçeğine ermeyi sağlar.

Bu Hafiyü’l Ahfa denilen halden, Allahu Teala’dan başkası haberdar olamaz. Ayette bu şöyle belirtilmiştir: “Sırrı ve en gizliyi (ahfa) muhakkak O bilir,” (Ta-Ha, 20:7).Yukarıda anlatılan zikirlerden sonra, bir başka ruh oluşur. Bu, yolun sonuna doğrudur. Bu ruh, bütün ruhlardan daha inceliklidir ve ona Tıfl-ı Mâni denir. “O, ruhu, emri olarak kullarından dilediği kimsenin kalbine yerleştirir,” şeklindeki ayet, bunu ifade eder. Bu ruh, kudret âleminde durur. Müşahede âleminde yer tutar. Hakikat âleminin malıdır.Hakkını vererek yapılan zikir, kalplere nurlarını yerleştirir. Zikredenlerin kalpleri, o nurlarla hayata kavuşur. Allah, onların kazandığı sonsuz hayatı anlatırken şöyle buyurmuştur:“Onlar, ilk ölümden sonra hiçbir ölüm tatmazlar,” (Duhan, 44:56).

Rüyetullah :

Rüyetullah (Allah’ı görmek), ilâhi sıfatları görmektir. Bu görüş iki çeşittir: Biri, öbür dünyada vasıtasız olarak Cemâl sıfatının tecellisini görmek, diğeri de bu dünyada kalp aynası aracılığı ile ilâhi sıfatların tecellisine ermek. Bu sıfatlar, “Kalp (Fuad) gördüğünü yalanlamadı,” (Necm, 53:11) ayetinde bildirildiği üzere, kalp (fuad) gözüyle görülür. Bu konuda, şu hadis-i şerifi de anmakta yarar vardır: “Mümin, Mümin’in aynasıdır.” Burada birinci mümin, inanan kulun kalbi olup, ikincisi Cenab-ı Hakk’ın isimlerindendir. Her kim bu âlemde sıfat tecellisine ererse, öbür âlemde şekilsiz olarak zatını görür.

Bu anlatılanlar, Allah’ın sevgili kulları tarafından doğrulanmıştır. Peygamber Efendimiz şöyle buyururlar:

“Rabbimi, Rabbimle anladım.”Hz. Ömer şöyle der:“Kalbim Rabbimi, Rabbimin nuru ile gördü.”Hz. Ebubekir şöyle der:“Ben hiçbir şey görmedim ki, Allah’ı onda görmüş olmayayım.”Hz. Ali şöyle der:“Ben, görmediğim Allah’a ibadet etmem.”Bütün bu sözler, ilâhi sıfatların gözlemini anlatır. Çünkü bir kimse, pencereye düşen güneşin ışığını görse ve “Güneşi gördüm” dese, yalan olmaz.

Namaz :

Ayette, “Namazlara devam edin, özellikle orta namaza,” (Bakara, 2:238) buyurulmuştur. Namazın tarikatteki anlamı, Kalbin, sonsuz huzurda kalmasını temindir. Ayette geçen ‘orta namaz’, anlatmak istediğimizin ta kendisidir, çünkü bu, kalp namazıdır. Zira kalp, bedenin tam ortasındadır. En önemli iş, kalp namazıdır. Bir kimse namazdayken kalbini asıl namazdan gafil tutarsa, öbür namazı da fesada uğrar. “Namaz ancak kalp huzuru ile olur,” hadisi, buna işarettir.Kalp asıldır; geri kalan ona uyar. Bunu, şu hadis-i şerif açıklar: “İnsanın bedeninde bir et parçası bulunur. O iyilik bulunca bütün vücut kurtuluşa erer, o kötü olunca bütün varlık iyiliğini yitirir. Ayık olunuz, o et parçası kalptir.”

Mânâ Çocuğu :

Tasavvuf ehli, kutsal mânâ hallerine, tıfl (çocuk) adını taktılar. Bu nedenle, o tıfl-ı mânâ (mânâ çocuğu), tıfl-ı mâni (mânâlar çocuğu) veya veled-i kalb (kalp çocuğu) olarak da bilinir.Ona tıfl denmesi, bazı sebeplerden ileri gelmiştir. Şöyle ki:

1. O hal, kalpten doğar ve orada büyür, terbiye görür. Nasıl ki anne de yavruyu doğurur, besler, büyütür ve erginlik çağına erdirir.

2. İlim tahsili, çok kere çocuklara özgüdür. Marifet ilmi ise, o kalp yavrusuna öğretilir.

3. Çocuk, dıştaki günah kirlerinden temizdir. O, kalbin yavrusu ise, ortak koş ma (şirk), gaflet ve cisim hatalarından arıdır.

4. Sözü edilen temiz şekil, çocuklarda daha çok görülür. Bu yüzden çoğu kez mânâ âlemlerine ait temiz hal, melekler şeklinde görülür.

5. Yapılan her iyi amelin karşılığı, bir mânâ çocuğudur. Bu çocuk, o güzel davranışın hayırlı sonuçlarının, mânâ âlemindeki görüntüsü ve mükafatı, ödülüdür. Allah’ı, iyi ameller işleyerek cennete girenleri, yavrularla ödüllendireceğini bildirir:

“Onların çevresinde, daima yavrular döner,” (Vakıa, 56:17).

“Onlar için hazır bekleyen gılmanlar, hazinelerde saklı inciler gibidir,” (Tur, 52:24).

6. Ona çocuk denmesinin diğer bir nedeni de, incelik (letafet) ve temizlik halidir.

7. Ona verilen bu isim, mecaz yolu iledir. Çünkü o, bedenle ilgilidir, insan kılığına bürünmüştür. O, insanlığın gerçek yönüdür. Cisimle ilgisi olmadığından, varlığı, Hakk’ın zatına karşı perde teşkil etmez. Bunu, Peygamber Efendimiz’in bir hadis-i şerifi şöyle anlatır: “Allah ile öyle bir zamanım olur ki, o anda araya ne bir Hakk’a yakın melek, ne de bir peygamber girebilir.”

Hadis-i şerifte geçen peygamber, Resulullah’ın insani tarafıdır.

Diğer bir hadiste, Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyorlar:

“Rabbimi, güzel bir delikanlı (şab-ı emred) şeklinde gördüm.”Bu, tıfl-ı mâni demektir. Yaratan’ın, o biçimde tecellisidir.

İlim sahibine gereken, mânâ çocuğu denilen insanlığın gerçeğini anlamaktır. Cisim âleminden geçip ruhani âleme ermektir. Orası, sır âlemidir. Orada Allah’ın zatından başka bir şey yoktur. Orası, sonsuz bir sahradır. Tıfl-ı mâni, orada uçar. Acaip ve garip şeyler görür, fakat onlardan haber vermek mümkün olmaz. Orası, kendi varlıklarından fena bulan tevhid ehlinin makamıdır.

İsa Peygamber der ki:“İnsanın Melekut âlemine geçmesi için, iki kere doğması gerekir. Ki, kuşlar da iki defa doğar.”Kuş ilk doğduğunda bir yumurtadan ibarettir. Bir kez daha doğup o kabuktan çıkamazsa, hiçbir zaman uçamaz.

Bu sözden kastedilen, ruhani olan mânâ âleminin doğmasıdır. O, insanın gerçek yeteneğinden gelir. Bu da insanın sırrıdır. Onun varlığı ve ilgileri, şeriat ve hakikat ilminin birleşmesinden doğar. Çünkü yavru, iki suyun bir araya gelmesinden oluşur. “Biz insanı karışık sudan yarattık, onu tecrübe ederiz,” ayeti buna işarettir.

Abdülkadir Geylani Hazretleri

Sırrü’l Esrar’dan
Bütünyaratıklar, canlı ve cansız her şey, insanların bütün hücreleri, bazı insanlarındilleri, sürekli Allah'ı tesbih ederler. O, bu anlamda çok çok tesbih edilendir.

O, kendisi hakkında düşünülen bütün noksan sıfatlardan uzaktır. O, kendidışındaki her şeyden münezzehtir (tenzih edilmiştir).

Kur'an, Allah'ın "sübhân"olduğunu sık sık vurgulamaktadır:

"Eğer her ikisinde (gökte ve yerde)Allah'ın dışında ilâhlar olsaydı, hiç tartışmasız, ikisi de bozulup gitmişti.

Arşın sahibi Allah, Sübhan'dır; onların nitelendirdikleri şeyden uzaktır."(21/Enbiyâ, 22).

"Üstünlük ve güç (izzet) sahibi Allah, sübhândır, onlarınnitelendirmekte olduklarından yücedir." (37/Sâffât, 180; Ayrıca bkz.12/Yûsuf, 108; 17/İsrâ, 1, 93, 108; 27/Neml, 8; 28/Kasas, 68; 43/Zuhruf, 13;68/Kalem, 29).

Melekler, zaman zaman Allah'ın Sübhan' olduğunusöylerler (2/Bakara, 32). Mü'minler de inkârcıların Allah hakkında düşündükleriyanlış şeylere cevap verirken, Allah'ın onların nitelemelerinden çok uzakolduğunu dile getirirler, Allah'a "Sen Sübhânsın" derler (3/Âl-i İmrân, 191; 5/Mâide,116; 21/Enbiyâ, 87; 4/Nisâ, 171; 10/Yûnus, 18; 16/Nahl, 57; 30/Rûm, 40).

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kırk Anahtar Duası

Tüm kötülüklere ve büyücülere karşı koruyucu dua Şans için kırk kilit açma duası Hz Fatma tarafından bu dua herkez için bir anahtardır.sorunlardan kurtulmak için mucize dua kısmet ve şans açmak aşk, sevgi, muhabbet, servet,bağlı işleri çözmek, işe girmek,sihir ipatli ve sorunları çözmek,Düşmanları kovmak ve Evlilik niyeti için cuma günü sabah namazdan sonra mavi çanak kasenin içinde suya okunur okunan su içilir ve bu suyla gusül abdesti alınır. Karı koca arasındaki muhabbet için su çay veya meyve suyuna okunur ikisi içer Cuma sabahı Temiz ve saf niyet ile büyük bir kase suya okuyun ve su ile banyo yapın Evlilik Niyeti için Dört hafta en iyi zaman perşembe veya cuma günü sabahıdır.Duayı bitirdikten sonra bir defada yasin suresi okuyun (Dört perşembe veya Dört cuma) Servet açmak ve Büyüden kurtulmak için şans servet ve sihir iptali için suya okunur ve o suyla banyo yapılır Büyüden kurtulmak için safran mürekkebi ile arapça yazıp suda bekledikten sonra o suyla kişi yıkanırsa büyü

Kün Fe Yekün Nedir? Sırları ve Faziletleri!

 Bu cümle arapçadır ve kurani bir kavramdır. Kün ol anlamındadır. Feyekün ise oluverir manasına gelir. Yasin süresi son sayfa son âyetlerde geçen bu kelime, Allahın dilemesi ile ilgilidir. Allah bir şeye ol dedi mi o hemen olur. Sırları ve Faziletleri Not: Tecrübe ile sabittir. Yasin süresinin su 2 ayeti 1001 kere okudunmu kabul olmayacak dua yok biiznillah( Allah'in izni ile).. Ramazanın son 10 günü içerisinde okunması gerekli. tüm dualarimizin kabul olması dileğiyle yardım bekleyen herkese iletelim..Rabbim şifa versin korktuklariniza ugratmasin.iki ayet; İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn(yekûnu). Bütün meşru istekler için. Kur'ân-ı Kerîmin bir çok âyet-i kerîmesinde geçen;‘’kün feyekün.’’ duası. Yani, "Allâh-u Te'âlâ bir şeyi yaratmak murad ettiğinde o şeye '’kün feyekün =var ol!'' buyurur, o da hemen var olur". Kur'an'daki, "Kün feyekûn" kavl-i şerifi bulunan bütün âyetler bu duada zikredildiği için bu duay

Ömründe 4 Defa Okuyana Mucizeler Yaşatan Muazzam İstiğfar

Abduh Muhammed Baba (elmecmuatul mubareke) Abdullah İbni Sultan (r.a) istigfaridir ! Hz. Ali (r.a) peygamber efendimiz (s.a.v) emri ile yaziya dökmüştür. Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi hamdeyyüvafinniame ve eşhedüel la ilahe illallahu vahdehü la şerikelhü şehedetem müberraetem mineşşekki vettühemi ve eşhedüenne seyyidena muhammedennebiyyene abdühü ve rasulühü seyyidül arabi vel acemi sallallahu teala aleyhi ve sellem ve ala alihi ve ashabihi ve ezvacihi ve zürriyetihi efdalil ümem. Manasi; Nimetlerine denk gelecek bir hamd ile Allah'u te'ala'ya hamdü senalar olsun. Ben şek ve töhmetlerden beri kılınmış bir şahadetle şahitlik ederim ki Allahu teala'dan başka hiç bir ilah yoktur.yine şahitlik ederim ki peygamberimiz, efendimiz muhammed o'nun kuludur. rasulüdür, arab'ın ve acemin efendisidir. Allah'u teala ona ve ümmetlerin en üstü olan aline, ashabına, eşlerine ve zürriyetine salat ve selam eylesin' Fazileti; Bu istiğfari okuyan

İsrafu Umar Duası

Uyarı!:Maksadı hayırlı rızık ile zengin olmak, ve elde edeceğini asla haramda kullanmamak kararında olan kimsenin bu havas terkibini uygulamasını tavsiye ederim. Sayısız defa yapılmış ve her seferinde çok şükür birkaç günde dahi etkisi görülmüştür. İhlasla ve şüpheye düşmeden okunmalıdır. UYGULANIŞI: Yatsı namazlarından sonra İki rekat hacet namazı kılınır. Her iki rekatta fatihadan sonra bir ayetel kürsü okunur. Son secdeye varlıldığında secdeden kakmadan! "ya Hu ya men Hu , La İlahe İlla Hu, entel hayyul kayyum, vela şerikelek, velekel mülkü, velekel hamdü, ve inneke ala külli şeyin kadir" dedikten sonra namaz bitirilir. Ardından israfi-umar duası okunur. KAYNAKLARDA BU ALTTAKİ ŞEKİLDEDE GEÇMEKTEDİR İsrafu umar okunuşu: Aksamtu aleykum Eyyetühel Umari vel caan Ellezi fi hezel Mekaan Dürriyyül Kuvveti Vel ceberuti vel heybeti Vel kudreti vel azameti vel kuvveti Vessatveti vel celaleti vel Cemaleti Vel ceberuti ,aksamtu aleyküm billahi El hayyul kayyum ellezi

Uykuda Cünüp, Rüyalanmamak, İhtilam Olmamak İçin Dua

Maaric , Tarık ve Kadir surelerini okumak da uykuda boşalmayı önler. Felahu's-Sail'de İmam Ali'den (as) rivayet edilmiştir ki; "Uykudayken boşalmaktan korkuyorsanız, uyumadan önce şunları söyleyin: اَللّهُمَّ اِنّي اَعُوذُ بِكَ مِنَ الإحْتِلامِ وَ مِنْ شَرِّ الأحْلامِ وَ مِنْ أنْ يَتَلاعَبَ بِىَ الشَّيْطانُ في الْيَقْظَةِ وَ الْمَنامِ Allâhumme innî e'ûzu bike minel ihtilâm ve min şerril ahlâm ve min en yetelâ'abe biye'ş şeytânu fil yeqzati vel menâm. Allah'ım, (uykuda) cunup olmaktan, karmaşık rüyaların şerrinden, uykuda ve uyanıkken şeytanın benimle oynamasından sana sığınırım.

% 100 Kabul Olan Dua !

ALLAHTAN BİRŞEY İSTEYECEĞİN ZAMAN HADİD SURESİNİN İLK 6 AYETİ HAŞR SURESİNİN SON 4 AYETİNİ OKU VE ŞÖYLE DUA ET Yâ men hüve hâkezâ es'elüke bi hakkı hâzihil esmâi en tüsaliye alâ muhammedin ve âli muhammedin ve en tef'ale bi ( burada hacet söylenir) Azîb (r.a.), Ali b. Ebu Talib Kerremellahu Vecheh Hazretlerine demişti ki: "Senden Allah aşkına rica ediyorum. Rahmân Teâlâ'nın gönderdiklerinden, bilhassa Cebrail'in Resulullah'a getirdiklerinden ve Resulullah'ın özellikle sana öğrettiklerinden en faziletlisini bana özel bir şekilde öğretmez misin?" Hz. Ali de ona "Ya Bera! Allah'a İsm-i A'zam'ı (en yüce ismi) ile dua etmek istersen, Hadid Sûresi'nin baş tarafından on âyeti ve Haşr Sûresi'nin sonunu oku, sonra de ki: 'Ey o, böyle olan ve O'ndan başka böyle bir şey olmayan zât! Senden bana şöyle şöyle yapmanı dilerim." Vallahi ya Bera, bununla benim aleyhime dua etsen yere geçerim.' dedi."

Günlere Göre Kulak Çınlaması Alametleri

Bir insanın durup dururken kulağı çınlar. Güya tiz bir düdük veyahut ince bir çıngırak çalınıyormuş gibi bir ses, bir sağda duyar ve eski hallerden insanlara Cenab-ı Hak tarafından bir işaret olmak üzere telakki eden, Cenab-ı Allah tarafından bir işaret nazarı ile bakan ilim ve bilim erbabı ve havvas alimleri uzun tecrübeler neticesinde gün ve gecesine göre hükümlere tasnif ve taksim eylemişler, hayr ve şerden her neye delalet ettiğini belitmiş ve bildirmişlerdir. Bir kimsenin her ne zaman kulağı çınlarsa derhal "Allahümme salli ala seyyidine muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve selleme. Allahümme inni eselüke küllel hayri ve eüzü bike min külli şerri" demek lazımdır demişler. çünkü her bir işaret ve alametde Cenab-ı Vacibül Vucud hazretlerinden hayrı istemek ve şerden ise istiaze etmek ehli imanın adeti kadimesi ve müstahsenesidir. Yani bir savap işleme halidir. Pazar Günü: Büyüklerden faide görmesine, ümit ettiği yerden menfaat görmesine delalet eder. Pazar Gecesi: Büyü

Es'elullâhel azîm, Rabbel arşil azîm en yeşfiyek! - Şifa Dilemek

Sahabeden Abdullah ibn Abbas (r.a.), Peygamberimiz (s.a.s.)’in şöyle buyurduğunu bildirmiştir: “Kim eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de onun yanında yedi defa; أَسْأَلُ الٰهّلَ الْعَظي۪مَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظي۪مِ أَنْ يَشْفِيَكَ Okunuşu: “Es’elüllâhel-azîme, Rabbel-arşil-azîmi en yeşfiyeke.” Anlamı: “Ulu Arş’ın Rabbi Yüce Allah’tan sana şifa vermesini isterim, derse, Yüce Allah ona mutlaka o hastalıktan şifa verir.” (Ebû Davud, Cenâiz, 12) Peygamberimiz, sabah akşam şu duayı okuyarak Allah’tan sağlık, âfiyet ve iyilik istemiştir: اَللّٰهُمَّ إنّ۪ى أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ Okunuşu: “Allâhümme innî es’elükel-‘afve vel-‘âfiyete fîd-dünyâ vel-âhırah.” Anlamı: “Allah’ım! Senden dünya ve ahirette af, sağlık, sıhhat ve nimet istiyorum.” (Ebû Davud, Edeb, 110) Tıbbî tedavi yanında telkin ve dua ile tedavi yöntemi (psikolojik tedavi) günümüz müspet bilimi için de büyük önemi haizdir. * Sahabeden Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: Peygam

İsimlerin Ebced Değerlerini Bulun?

Ebced’in en büyük özelliği “Ebced hesabı” adı verilen bir işlemde kullanılmasıdır. Buna göre, ebced ifadesindeki her harfin bir sayı değeri vardır ve bu değerlerden istifadeyle bir çok konuda pek çok işlemler yapılmıştır. İşte bunların her birine bu hesabın adı verilir. Ebced alfabe düzeninin harfleri 1′den 9′a, 10′dan 90′a, 100′den 1000′e doğru numaralandırılır. Ayrıca bu alfabede gözükmeyen “pe” harfi “be ” gibi, “çe” harfi de “cim” gibi kabul edilerek onların sayı değerlerini alır. Eskilerin “hisâb el-cümel” dedikleri, ebced hesabının 4 çeşidi vardır: “Büyük”, “en büyük”, “küçük” ve “en küçük” ebced hesabı. Yukarıdaki tablo, eskiden büyük ebced (cümel-i kebîr) olarak ele alınmış, ama bugün küçük ebced (cümelsağir) olarak değerlendirilmektedir. Ebced programları İndir https://yadi.sk/d/4IU3bN7bqz3yF Kultanıldıgı Yerler Ebced alfabe düzeninde her bir harfin bir rakama tekâbül etmesi keyfiyeti, Türk-İslâm kültüründe, hemen hemen her sahaya yayılan bir kullanımı ortaya koymuştur. R

Salavatı Nurul Envar - Işıkların Işığı

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى نُورِ الأَنْوَارِ. وَسِرِّ الأَسِرَارِ. وَتِرْيَاقِ الأَغْيَارِ. وَمِفْتَاحِ بَابِ الْنَسَارِ. سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الْمُخْتَارِ. وَآلِهِ الأَطْهَارِ. وَأَصْحَابِهِ الأَخْيَارِ. عَدَد نِعَمِ الله وَأِفْضَالِهِ ALLAH'ümme salli ala nuril envar ve sirril esrar ve tiryagıl ağyar ve miftahi babil nesar Seyyidina muhammedinil muhtar ve alihil athar ve ashabihil ahyar Adede niamillahi ve ifdalih ALLAH’ım nurların nuru, sırların sırrı, ağyarın dermanı, zenginlik kapısının anahtarı Efendimiz Muhammed’in temiz aline ve hayırlı ashabına nimet ve ihsanlarının miktarınca salat ve selam olsun. 1) 3 gün sabah namazından sonra hiç kimseyle konuşmadan 100 defa okunur hiç şüphe yok ki niyeti neyse olur biizbillah 2) 5 vakit namazın arkasından 5 kere okunursa kişi bütün tehlikelerden korunur ve rızkı artar biiznillah 3) 7 defa uyumadan önce okunursa , kişi güzel rüyalar görür biiznillah Şeyh Ahmet El Bedevi tarafından Düzenli olarak okunduğunda ona ilmin kapılar