Okuma süresi:

Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi > Fitneler Kitabı


36- FİTNELER KİTABI


1- "Lâ İlahe İllallah" Diyen Kimseye Dokunmamak (Yânî Öldürmemek) Babı


2- Mü'minin Kanı ve Malının Haramlığı Babı


3- Başkasına Âit Bir Malı Zorla ve Alenen Almanın Yaşarlığı Babı


4- Müslümanı Sövüp Saymak Fasıklıktır ve Onunla Çarpışmak Küfürdür, Babı


5-Benden Sonra Biribirinizin Boyunlarını Vurarak Kafirler (Gibi) Olmayınız, Babı


6-Müslümanlar (ın Hakları) Allah (Azze ve Celle) 'Nin Güvencesindedir, Babı


7-Kisinin Kendi Kavmini Kavmiyetcilik Duygusuyla Kürü Körüne Savunup Onlar İçin Öfkelenmesi Babı


8- İslamın Büyük Toplulugu(Ndan Ayrılmama) Babı


9- Olacak Fitneler Babi


Hadiste Geçen Bazı Kelimeleri Açıklayalım:


10- Fitne (Dönemin)De Sabır ve Teenniyle Hareket Etmek Babı


11- İki Müslüman Kılıçlarıyla Biribiriyle Çarpıştıkları Zaman, Babı


12- Fitne (Dönemin)De Dili Tutmak Babi


13- Uzlet (Toplumdan Uzak Durmak, İnzivaya Çekilmek) Babı


14- Helal mı Haram mı Oldugu Şüpheli Şeylerle Karşılaşdlğlnda Durmak (Sakınmak) Babı


15- İslam Garib Olarak Başladı, Babi


16- Fitnelerden Selamette Olmasi Umulanlar Babi


17- Ümmetlerin Firkalara Bölünmeleri Babı


18- Mal Fitnesi Babı


19- Kadınlar Fitnesi Babı


Hadisten Çikan Hükümler


20- Ma'ruf'u (Yani Dinen İyi Olarak Tanınan Şeyleri) Emretmek Ve Münker'i (Yani Dinen Fena Sayilan Şeyleri) Menetmek Babi


21- Allah Teala'nın "Ey Iman Edenler! Siz Kendinize Dii^Ene Bakiniz." (Maide 105) Buyrugu, Babi


22- (Günahların Çeşittli) Cezaları Babı


23- Bela (Musibet ve Sıkıntılara) Karşı Sabretmek Babı


Allah Sevgisi İki Kısımda Mutalaa Olunur


24- Zamanın (Fitne ve Belalar Dolayısıyla) Cetinliği Babı


25- Kıyamet Alametleri Babı


26- Kur'an Ve (Dini) İlmin Gidip Yok Olmasi Babi


27- Emanetin (Kalblerden Silinip) Gitmesi Babi


28- Kıyametin Büyük Alametleri Babı


29-Husuf (Yere Batmak) Babi


30- Beyda Ordusu Babi


31- Dabbetü'l-Ard Babi


32- Güneşin Battiıi Yerden Doğması Babı


33- Deccal'ın Fitnesi, Meryem Oğlu İsa Aleyhisselam'ın (İnip) Meydana Çıkması ve Ye'cüc İle Me'cücun Çıkması Babı


34- Mehdinin Çıkması Babı


35- Melâhım (Şiddetli Savaşlar ve Çatışmalar) Babı


36- Türk (Lerle Savaşmak) Babı




36- FİTNELER KİTABI



Fiten t Fitne'nin çoğuludur. Fitne; meşakkat, güçlük, azap, eziyet ve sıkıntı mânâsına geldiği gibi buna yol açan, sebep olan küfür isyan ve diğer benzeri suçlan işlemeye de denir. Ayrıca; perişanlık, musibet ve utanç verici durumlara düşme mânâsına da kullanılır.


Tuhfe yazarının beyânma göre bu kelimenin asıl mânâsı, altım ayarını belirlemek için ateşe sokmaktır. Ancak, inşam; ateşe atmak, azab etmek, azab esnasında duyulan acı, imtihan etmek ve denenmek üzere sıkıntıya veya bolluğa sürüklemek, belâya duçar etmek veya buna mâruz kalmak ve bunlara benzeyen olumsuz durumlar mânâlarında da kullanılır. Fitne Allah tarafından geldiğinde bir hikmet ve sınav içindir. Kulun, Allah'ın rızâsına aykırı olarak işlediği fitneler ise kötüdür ve yerilmiştir.[1]




1- "Lâ İlahe İllallah" Diyen Kimseye Dokunmamak (Yânî Öldürmemek) Babı



3927) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir :


«Lâ ilahe illallah (yâni Allah'tan başka hak ilâh yoktur) deyinceye kadar insanlarla savaşmak ile emrolundum. Onlar bunu (yâni Tevhîd kelimesini) söyleyince Tevhîd kelimesinin hakkı (olan cezalar) müstesna, canlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. (îmânda samimî olup olmadıklarının) hesabı da Allah Azze ve Celle'ye aittir.-




3928) "... Câbir (Radtyallâhü anh)'âen rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:


«Lâ ilahe illallah» deyinceye kadar insanlarla savaşmak ile emrolundum. Onlar "Lâ ilahe illallah1' deyince Tevhîd kelimesinin hakkı (olan cezalar) müstesna, kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. (îmânda samimî olup olmadıklarının) hesabı da Allah'a aittir.»"[2]




İzahı



Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) 'in hadîsi Kütüb-i Sitte'-nin hepsinde rivayet edilmiştir. Câbir (Radıyallâhü anh)'in hadîsi ise Müslim ve Nesâî tarafından da rivayet olunmuştur.


Tuhfe yazarının da belirttiği gibi ilk hadîste B u h â r î ve Müslim'in bir rivayetlerinde;


= «Allah'tan başka hak ilah olmadığına şehâdet edip' bana ve getirdiğim (din) e imân edinceye kadar...» ifâdesi vardır. Keza Müslim ve Buhâ-r î' nin îbn-i Ömer (Radıyallâhü anhümâ) 'dan rivayet et-'tiği bir hadîste;


«Allah'tan başka hak ilâh olmadığına, Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehâdet edip namazı ifa ederek zekâtı ödeyinceye kadar insanlarla savaşmak ile emrolundum» buyurulmuştur.


Bir kısmını yukarıya aldığım hadîslerin tümü göz önünde bulundurulunca; yalnız Tevhîd kelimesini söylemek değil, yüce İslâm dinini kabul ettiğini söylemekle insanların can ve mallarının İslâm devletinden korunması mümkün olur. Aksi takdirde, yâni insanların sâdece "Lâ ilahe illallah" demeleri onlarla savaşmayı haram Tnlnnga; Çünkü hıristiyanlar ve yahûdîler de bu kelimeyi söylerler. Fakat "Muhammedün Resûlullah = Muhammed, Allah'ın Resulüdür*' demezler ve Hz. Muhammed (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) 'in getirmiş olduğu Kur'ân-ı Kerîm'e inanmazlar. İnansaydılar müslü-man olurlardı ve hükmü yürürlükten kaldırılmış olan İncil ve Tevrat'ı bırakırlardı.


Nevevî, Müslim'in- şerhinde Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) 'in buradaki hadîsinin misli olan metnin izahı bölümünde Hattâbî ve Kadı I y â z' dan naklen geniş bilgi vermektedir. Ben bunun bir bölümünü özetle aktarmayı uygun buldum.


Merhum Hattâbî: Malumdur ki bundan, yâni Tevhîd kelimesini söyleyenlerin can ve mallarının korunmuş olup onlarla sava-Silnuyacağına dâir hadîsten maksad putlara tapan insanlardır. E h 1 - i K i t â b olan hristiyan ve yahûdîler değildir. Çünkü Ehl-i Ki-t â b "Lâ ilahe illallah" derler. Bununla beraber onlarla savaşılır ve kılıçlar onların tepesinden eksik edilmez. Yâni onlar Tevhîd kelimesini müslümanhğı kabullenmek üzere getirmezler. Putlara tapanlar ise Allah'a bir takım ortaklar koşarlar ve bunların hepsinin ilâh olduğunu söylerler. Bu itibarla putlara tapan müşrikler Tevhîd kelimesini getirmekle müslümanhğı kabul ettiklerini itiraf etmiş olurlar. Hadisten çıkan hüküm şudur: Müslümanhğı kabul ettiğini söyleyen ve Tevhîd kelimesini getiren bir kimsenin bu konuda şftmîmî olup olmadığına bakılmaksızın dış görünüşüne göre müslümanhğı kabul edilir.


İslâmiyet'e kalben inanmıyor ise bunun hesabını Allah'a verecektir, demiştir,


Kâd. Iyâz da: Mal ve can emniyetinin Tevhîd kelimesini söyleyenlere tahsisi îslâm dinini kabul etmek anlamında kullanılmıştır. Maksad budur ve Arap müşrikleri ile putperestler kasdedilmiş-tir. Çünkü müslüman olmaya ilk davet edilenler ve bunun için ilk savaşılan guruplar bunlardı. Allah'ın birliğini kabul eden, fakat buna rağmen müslümanlığı kabul etmeyenlere gelince, bunların sadece Tevhid kelimesini getirmeleri ile mal ve canlan korunmuş sayılmaz. Çünkü bunlar küfür hâlinde de Tevhîd kelimesini söylerler. Bundan dolayıdır ki diğer hadîste insanların can ve mallarının korunmuş sa-yılabilmesi için namaz kılmaları ve zekât vermeleri şart koşulmuştur. Yâni müslüman olmaları gerekli kılınmıştır. Aksi takdirde bunlarla da savaşılır, demiştir.


N e v e v î bu nakilleri yaptıktan sonra: Ben derim ki Kâdı'-nın dediği şartlar yanında Peygamber (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) 'in getirdiği bütün hükümlere de imân etmek şarttır. Nitekim bu husus Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) 'm M ü s 1 i m' de mevcut diğer bir rivayetinde belirtilmiştir. Allah en iyi bilendir, der.


Hadîslerde müstesna kılınan Tevhid hakkı olan cezalar ise, İslâm hukukundaki cezalardır. Meselâ kasden ve öldürücü bir âletle bir müslümanı öldüren veya evlendikten sonra bir kadınla zina eden kişi müslüman olsa bile kısas veya had cezası olarak öldürülür. Böyle bir suçlunun canının korunması sözkonusu değildir. Keza malî bir cezaya çaktırılan kişinin malının korunması sözkonusu değildir. Gerekli mâlî ceza kişiye müslüman da olsa ödettirilir. Diyet cezası bunun bir örneğidir. Başkasının malını telef eden şahıstan bunun karşılığının tahsil edilmesi diğer bir örnektir.




3929) "... Evs (bin Ebî Evs Huzeyfe es-Sakafî) (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:


Biz (bir gün) Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in yanında oturuyorduk. O, bize olup biteni anlatarak vaaz ediyordu. O sıralarda O'na bir adam gelerek O'nunla gizli konuştu. Sonra Peygamber


(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :


«Bu adamı götürüp öldürünüz», buyurdu. Adam geri gidince Re-sûluüah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ona seslenerek t


«Sen Allah'tan başka ilâh olmadığına şehâdet eder misin?» diye sordu. Adam (da) :


Evet, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (bunun üzerine) :


«Gidiniz ve adamı serbest bırakınız. Çünkü "La ilahe illallah" deyinceye kadar insanlarla savaşmak ile emrolundum. Onlar bunu İşleyince (yâni Tevhid kelimesini getirince) kanları ve mallan bana haram olur,» buyurdu."


Not: Zevâid'de; Bunun senedi sahihtir, râvileri de güvenilir zâtlardır, denilmiştir. Lâkin bu hadis Nesâî'de de mevcuttur ve Zevâid yazarı buna Kısmen rette bulunmuştur. (Yâni Zevâid nevinden sayılmayabilir.)




3930) "... Imıân bin Husayn (Radtyaîlâhü anhydtn; Şöyle demî§tir:


Nâfi bin el-Ezrak (ki haricîlerin Ezrakîler kolunun başıdır) ve arkadaşları gelerek:


Sen helak oldun (dinden çıktın) Yâ tmrân, dediler, tmrân: Ben helak olmadım (küfre gitmedim), diye cevab verdi. Onlar i Bilâkis (müslümanlıktan çıktın), dediler. îmrân: Beni helak eden (dinden çıkaran) şey nedir? diye sordu. Onlar t


Allah; = «Bir fitne (yâni Allah'a ortak koşmak) kalmayıp din tamamen Allah'ın (dini olan İslâmiyet) olana kadar onlarla (yâni müşriklerle) savaşınız»[3] buyurmuştur. (Yâni sen ise bizim safımızda yer alıp haricî olmayanlarla savaşmadın), dediler. İmrân:


Biz, müşrikleri bertaraf edinceye kadar savaştık ve din tamamiyle Allah'ın oldu (yâni Hicaz müşriklerden tamamen temizlendi), Dilerseniz size Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den işittiğim bir hadîsi rivayet edeyim, dedi. Onlar:


O hadîsi Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den sen (mi) işittin? diye sordular. İmrân:


Evet, (ben işittim). Şu olaya şâhid oldum, dedi t Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), müşriklere müslüman-lardan bir askerî kuvvet gönderdi. Giden müslüman askerler müşriklere rastlayınca onlarla şiddetli bir savaş yaptılar. Neticede müşrikler mağlûp olarak sutlarını müslüman askerlere verdiler (yâni savaşta kırılıp saf dışı edildiler). Sonra benim yalanlarımdan bir adam müşriklerden bîr adama mızrakla hücum ederek yanma varınca müşrik adam: "Eşhedü enlâ ilahe illallah = Allah'tan başka hak ilâh olmadığına şehâdet ederim." Ben şüphesiz müslümanım, dedi. Fakat (buna rağmen) yakınım olan adam mızrakla vurup onu Öldürdü. Sonra Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in yanma geldi ve t


Yâ Resulallah! Ben helak oldum (yâni büyük bir günah işledim), dedi. Resûl-İ Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir veya iki defa:


«İşlediğin (günah) nedir?» buyurdu. Adam da yaptığı İşi O'na arzetti. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) adama i


(Kelime-i şehâdet getirip müslüman olduğunu söylediğine rağmen samimiyetine inanmadın) O halde karnım yarıp da kalbindekini bilmeliydin? buyurdu. Adam t


Yâ Resûlallah! Karnını yarsaydım kalbindekini bilmiş olur (mu) idim? deyince Resul i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :


O halde sen ne onun konuştuğu sözünü kabul ettin, ne de kalbindekini bilirsin, buyurdu.


İmrân dedi ki: Sonra Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) adam hakkında bir şey söylemedi. Adam da az bir zaman yaşadı. Nihayet öldü. Biz onu defnettik. Ertesi günü sabahı cesedi yer yüzünde görüldü. Halk: Bir düşman bunun cesedini toprağın altından çıkarmış olabilir, dedi. Biz onu (tekrar) defnettik. Sonra gençlerimize mezarı başmda nöbet beklemelerini emrettik. Ertesi günü sabahı cesed (yine) yer yüzünde oldu. Bu kere biz: Gençlerimiz uyumuş (bu arada cesed düşman tarafından çıkarılmış) olabilir, dedik ve (tekrar) defnettikten sonra bu defa biz kendimiz onun nöbetini tuttuk. Yine ertesi günü sabahı cesed yer yüzünde oldu. Artık (toprağa gömmekten vazgeçip) cesedi o dağlar arasındaki yollardan birisine attık.'1


Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir: Bu, hasen bir seneddir. Râvi SÜzneyfı el-îcll güvenilir saymıştır. Müslim de kendi Sahfh'ine rivayetini almıştır. Râvi Âsim da el-Ahven olandır. Müslim kendi Sahih'inde bunun da hadisini rivayet eder. Ve tbn-i Hibbân bunu güvenilir zâtlar arasına almıştır. Râvi Süveyd bin Saîd hakkında ise İhtilâf vardır.


"... İmrân bin el-Husayn (Radıyallâhü anh) : Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bizi bir askeri müfrezede (savaşa) gönderdi. Sonra (savaşın bitiminde) müslümanlardan


bir adam müşriklerden bir adama hücum etti, diyerek yukardaki hadîsi anlattı ve bu rivayette şunu da ilâveten söyledi:


(Biz cenazeyi defnettikten) sonra yer cesedi dışarı attı. Bunun Üzerine durum Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e arzedildi. O da şöyle buyurdu i


Yer, o adamdan daha şer kimseyi de şüphesiz kabul eder. Lakin Allah, — Lâ ilahe illallah — kelimesinin hürmetinin ta'zîmini size göstermeyi sevdi."


Not: Bu, hasen bir seneddir. Çünkü râvi İsmail bin Hafs hakkında ihtilaf vardır. Senedin kalan râvileri güvenilir zâtlardır.[4]




İzahı



Hadisin ilk râvisi îmrân bin Husayn (Radıyallâhü anh) namındaki mübarek sahâbîyi küfür ve müşriklikle itham eden Nâfi bin el-Ezrak, Hâriciler ismi ile tanman sapık bir gurubun Ezârik, başka bir deyimle Ezrâkiler kolunun başıdır. Bunlar kendi saflarında yer almayan bütün müslümanları müşriklikle, yâni kâfirlikle itham ederler. Kendilerinden olmayan bütün müslü-manların, hattâ kadınlarının ve çocuklarının öldürülmesinin helâl olduğuna hükmederler. Ezârik denilen güruh Ebû Râşid Nâfi bin el-Ezrâk nâmmdaki sapığa E m i r ü'l-M ü' -minin, yâni tüm müslümanların devlet başkanı unvanını vererek yirmi bin kişilik bir kuvvetle Basra1 dan çıkıp e 1 - E h -v â z ile K e r m â n ve diğer î r â n şehirlerini istila ettiler ve o beldelerde Abdullah bin Zübeyr (Radıyallâhü anh) tarafından atanmış valileri ve diğer idarecileri öldürdüler. Gerek bunları îslâm dinine aykırı görüşleri ve gerekse yaptıkları zulüm hakkında geniş bilgi almak isteyenler "El-Milel ve'n-Nihal adlı kitabın birinci cildinin 114-138 sahifelerine bakabilirler.


Nâfi bin el-Ezrâk ve arkadaşlarının mübarek sahâ-bilerden İmrân bin Husayn (Radıyallâhü anh) ile yaptıkları görüşme esnasında küfre gittiğine mesned olarak gösterdikleri E n f â 1 sûresinin 39. âyeti Mekke müşrikleri hakkında inmiştir. Bu âyette geçen "Fitne" kelimesi tefsir âlimleri tarafından da belirtildiği gibi şirk, yeni Allah'a ortak koşmak manasınadır.


îmrân (Radıyallâhü anh) bu sapık kişilere bu durumu belirterek Tevhîd kelimesini, silâhlı saldınygfmâruz kalırken bile getiren bir müşriki öldürmenin vebali ile ilgili olarak şâhid olduğu ve Peygamber (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) 'in döneminde cereyan eden olayı ayrıntılı olarak bildirmiştir. Ama ne fayda bu sapık insanlara bir fayda sağlayamamıştır. Hâricîler'in İslâm alemindeki tahribatı pek büyük olmuştur.[5]




2- Mü'minin Kanı ve Malının Haramlığı Babı



3931) "... Ebû Saîd (Radıyallâhü anA^'den rivayet edildiğine göre; Re* sûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Selİem) Veda haccında şöyle buyurdu, demiştir:


«(Ey insanlar!) Bilmiş olunuz ki şüphesiz günlerin en mukaddesi şu (bayram) gününüzdür. Bilmiş olunuz ki ve ayların en mukaddesi şu (Zilhicce) ayınızdır. Bilmiş olunuz ki şehirlerin en mukaddesi şu (Mekke) şehrinizdir. Bilmiş olunuz ki şu (Zilhicce) ayınızda, şu (Mekke) şehrinizde şu (bayram) gününüz nasıl mukaddes (yâni bayram günü Mekke'de «günah işlemek nasıl ağır biçimde haram) ise şüphesiz kanlarınız ve mallarınız da size haramdır (yâni birbirinizin kanını akıtmanız ve haksız yere birbirinizin malını yemeniz de her zaman ve her yerde şiddetle haramdır). Bilmiş olunuz ki, ben (Allah'ın hükümlerini) tebliğ ettim mi?» Orada bulunanlar:


Evet, dediler. Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (de) ; «Allahun şâhld ol», buyurdu.'*


Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih olup r&vileri güveni. Ur zatlardır.




3932) "... Abdullah bin Amr (bin el-Âs) (Radıyallâhü autJ'den; Şöyle demi§tir:


Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in Ka'be'yi tavaf ettiğini ye (tavaf esnasında) söyle söylediğini gördüm t


«(Ey Ka'be!) Sen ne güzelsin ve senin kokun ne güzeldir. Senin azametine ve senin kutsallığının azametine hayranım. Muhammed'İn cam (kudret) elinde olan (Allah) a yemin ederim ki, mü'minin hürmeti Allah katında senin hürmetinden şüphesiz daha azametlidir. Mü'minin malının, kanının ve onun hakkında ancak iyi zan beslemek kutsallığı (seninkinden üstündür).»"


Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir : Bunun senedi söz götürür : îbn-i Mâcehln şeyhi Nasr bin Muhammedi Ebû Hatim zayıf saymıştır. İbn-i Hibban da onu güvenilir zâtlar arasında anmıst




3933) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü a«A)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:


«Müslümanın her şeyi müslümana haramdır. Kanı, malı ve ırzı.**'




3934) "... Fadâle bin Ubeyd (Radıyallâhü û«A)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :


«Mü'min o kimsedir ki, insanlar malları ve canlan bakımından ondan (yâni şerrinden) emindirler. Muhacir de hatâları ve günahları terk eden kimsedir.»"


Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih olup râvİIeri güvenilir zâtlardır. Ravi Ebû Hani'iri' adı Hamld bin Hâni el-Hûl&nl'dir.[6]




İzahı



Notlardan da anlaşılacağı üzere bu babın hadisleri Zevâid nevin-dendir. Yalnız Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'ın hadîsi; Müslim, Ebû Dâvûd ve Tirmizi tarafından da rivayet edilmiştir. Birinci hadisin benzeri de Hac bölümünde geçti.


Hadîsler mü'min bir kimsenin; kanının, malının ve ırzının saygınlığına, mukaddesliğine ve her türlü tecâvüzden korunmuş olduğuna delâlet eder.


Irz: insanın kendi nefsinde veya yakınlarından her hangi bir kimsede bulunan ve övülmeye, ya da kötülemeye değer bir yönüdür, îbn-i Kuteybe'ye göre Irz: Kişinin kendi nefsi ve bedenidir. Başka bir kavle göre ise insanın ve yakınlarının şeref ve haysiyetidir.


Son hadîsle ilgili şu noktayı belirteyim: Bilindiği gibi Asr-ı Saâ-det'te Mekke fethinden önce Medine-i Münevvere'-ye hicret eden müslümanlarm üstün sevab ve faziletleri Kur'ân-ı Kerîm ve hadislerle sabittir. Mekke fethedildikten sonra ise artık hicret etmek söz konusu değildir. Bu itibarla o târihten sonra Medine-i Münevvere1 ye göç edenler din ıstılahında Muhacir =r Göçmen sayılmazlar. Bu nedenle o târihten sonra Muhacir; Medîne-i Münevvere'ye hicret edenler değil, hatâ ve günahları terkeden kimsedir. Böyle bir kimse Allah katında büyük sevablar kazanır.[7]




3- Başkasına Âit Bir Malı Zorla ve Alenen Almanın Yaşarlığı Babı



Nehbe: Başkasına âit bir malı zor kullanarak ve herkesin gözü önünde almaktır. Bu şekilde alınan şeye de Nühbe denilir. Bâzıları Nehbe'yi yağmalamak, talan etmek mânâsı ile açıklamışlardır. Ancak yağmalamak herkesin gözü önünde olabildiği gibi pek aleni olmayabilir. Keza bazen zor kullanmadan, cebretmeye gerek kalmadan da olabilir. Soygunculuk da alenî olduğu gibi pek kimsenin görmediği biçimde de gerçekleşebilir. Meselâ falan adamın evi soyuldu, denilir. Bu itibarla bence Nehbe; Özlü olarak: Gasbetmektir, denilebilir.




3935) "... Câbir bin Abdillah (Radıyallâkü anhümâydan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (SaÜallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:


«Kim apaçık bir şekilde bir malı gasbederse (veya cebir kullanarak yağmalarsa) o kimse bizden değildir.»"




3936) "Ebû Hüreyre (Radıyallâhü ankyden rivayet edildiğine göre Resûlullah (SaÜallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:


«Zina eden kişi zina ettiği zaman mü'ınin olarak zina etmez, içki içen kişi de içki içtiği zaman mümin olarak içki içmez. Hırsız da çaldığı vakit mü'min olarak çalmaz. Başkasına âit bir malı insanların gözleri önünde orla alan kişi de bunu alenen gasbettiği Cveyâ cebir kullanarak yağmaladığı) zaman mü'rnin olarak bu suçu işlemez.*"




3937) "... İmrân bin Husayn (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:


«Kim bir malı aleni olarak ve zorla alırsa o kimse bizden değildir.."




3938) "... Sa'Iebe bin el-Hakem (Radtyalldhii a»A>'den; §6yle demi§tir:


Biz dugmamn bir koyun siirusune rastlayip yagmaladik. Sonra (bogazladigimiz koyun etlerini pi§irmek uzere) tencerelerimizi dik-tik (atege koyduk). Sonra Peygamber (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) tencerelerin yanina ugradi ve O'nun emriyle tencereler devrildi (ya-ni etler dokiildii). Sonra §6yle buyurdu:


Ǥuphesiz yagmalanan mal helal degildir.*"


Not: Zevaid'de ?6yle denilmi§tir: Bunun senedi sahlh olup ravilert gQve-niUr z&tlardir. Dlger be? hadis kitabinda Sa'Iebe bin el-Hakem (RJi.)'in hadlsl yoktur.[8]




İzahı



C a b i r (Radiyallahu anh) 'in hadisini Ebti D&vtid da rivayet etmi§tir. ikinci hadis Buhari ve Miislim tarafin-dan da rivayet edilmi§tir. 1 m r a n (Radiyallahu anh)'in hadisi-nin ba§kaca kirn tarafindan rivayet edildigine bakilmalidir. Bu ha-disin meali birinci hadisinkine benzer. Zevaid nevinden olan son ha-disin benzerini Ebu Davud, Cihfid kitabimn 138. babinda Ebu Ltibeyd (Radiyallahii anh) 'den ve diger bir benzer ha-disi de ismi verilmeyen Ensar'dan bir adamdan rivayet etmi§tir.


Hadislerin manasi:


Birinci hadisteki Me§hure kelimesi aciklayici bir sifattir. Cunkii yukarda Nehbe ve Nuhbe'yi tarif ederken bunun herkesin gozii onun-de ve aleni olarak zorla almak oldugunu belirtmigtim. Me§hure ke-limesinden kasdedilen mana da apagik ve herkesin gozii onunde de-mektir.


Birinci ve iicuncu hadislerde bu sucu i§leyen,ki§i hakkinda: «O bizden degildir- buyurulmustur. Bu ifadenin zahirine gore bu sugu i§leyen kimse miislumanlardan sayilmaz. Amlan cumle boyle mSna-landinhrsa bundan maksad tevhid ve bu sugun agirhgini ifade etmektir. Ciimle §6yle de yorumlanabilir: Bu sucu isjeyen ki§i bizim yolumuzda ve izimizde degildir.


Buhari ve Miislim'in de rivayet ettiklerini yukarda belirttigim ikinci hadisin zahirine gore bir musliiman zina i§lerken veya i?ki icerken yahut hirsizlik yaparken ya da aleni olarak zorla bir mail ahrken mu'min olarak yapmaz. Yam amlan suclardan biri-sini igledigi zaman imansiz hale gelir. Fakat Kelime-i §ehadet geti-ren ve buna kalben de inanan bir kimse kufurden ba§ka gunahlan islese bile kafir sayilmayacagina dair sahih hadisler vardir. Ayetler de buna delalet eder. Bu itibarla babimizin hadisi diger deliller mu-vacehesinde gesitli §ekillerde yorumlanmistir. Nevevi, Muslim ' in §erhinde bu hususla ilgili olarak ozetle §6yle der:


Alimler bu hadisin manasi hususunda ihtilaf etmiglerdir: Mu-hakkik alimlerin soyledikleri saghkli mana §udur: Miisluman ki§i tarn ve kamil bir mu'min oldugu halde bu suclan i§lemez. Yani bu suglan i§leyen kisinin imam tarn ve mukemmel degildir. Bu nevi ifa-delere cok rastlamr. Mesela "Ahiret mutlulugundan baska mutluluk yoktur" denilir. Keza "Yararli ilimden ba§ka Him yoktur" sdylenir v© Araplar "Deveden ba§ka mal yoktur" derler. Bundan maksad ise mukemmel mutlulugun ahiret mutlulugu oldugunu, keza segkin ilmin yararli olani ve en degerli malm deve oldugunu soylemektir. Hadisi boyle yorumlamamizin sebebi Ebu Z e r (Radiyallahu anh) ve ba§kasimn rivayet ettikleri;


-Kim "La ilahe illallah" derse zina da etse ve hirsizlik da i$lese (sonug itibariyle) cennete girer» hadisi ve Ubadebin es-Sa-m i t (Radiyallahu anh)'in buna benzer sahih ve me§hur hadisidir. (Nevevi bu arada Ubade1 nin hadisini de nakleder.) Keza Allah (Azze ve Celle) 'nin; , , , ,


•Allah, §uphesiz Zatina ortak ko§ulmasi (sugunu) bagi§lamaz ve bundan ba?ka giinahi diledigi kimseler igin bagi§lar» ayeti de bu hadisi boyle yorumlamamn delilidir. Diger taraftan Hak ehlinin icmai-na gore zina, hirsizlik, katil ve benzeri buyiik gtinahlan igleyen bir kimse Allah'a ortak kogmadikga bu gunahlar ile kafir olmaz. Bu gibi giinahlan is.leyen kimselerin imanlan noksandir. Eger giinah 15-lemekten usuliine gore tevbe ederlerse cezalardan kurtulurlar. §a-yet giinahlara devam ederek blurlerse Allah'in dilemesine gore muameleye tabi tutulurlar. Allah dilerse onlan bafislayip cennete dahil eder. Dilerse onlan cezalandinr. Cezalan bitince cennete dahil eder. iste bu ve benzeri deliller amlan hadisi bu §ekilde yorumlamaya bizi zorlar.


Bazi ilim ehline gore bu hadis; soz konusu gunahlari, haramhgi-ni kabul etmeyerek ve helal oldugunu savunarak i§leyen kimseler hakkindadir. Yani hadis boyle yorumlanmahdir. Bu giinahlann ha-ramligmin dinen sabit oldugunu bile bile aksini iddia eden kimse di-ni inkar etmis. sayihr.


Ibn-i Abbas (Radiyallahii anhiima) 'a gore ise bu hadi-sin manasi goyledir: Bu gunahlari isleyen kimse bu giinahla me§gul oldugu sirada iman nuru ondan aynhr.


Z ii h r i de: Bu ve benzeri hadislere iman edilip ge^ilir ve ma-nalarina dahnmaz. Biz bunlann manalanni bilmeyiz. Sizden onceki alimler bunlann iizerinde durmadan gegtikleri gibi siz de geginiz de-mi§tir.


Son hadisin manasina gelince, sava§ta du§mana ait mal yagma-landiginda her askere istihkaki kadar verilmesi gerektigi igin taksi-mat yapilmadan yenmesi yasaktir. Qiinku bundan yiyenlerin kendi istihkaklanndan fazla bir sey yemesi muhtemeldir. Bu itibarla du§-mana ait bir mal yagmalanma yoluyla olsun baska yolla olsun gani-met mail sayilir ve usuliine gore taksim edilir.[9]




4- Müslümanı Sövüp Saymak Fasıklıktır ve Onunla Çarpışmak Küfürdür, Babı



3939) "... (Abdullah) bin Mes'ud (Radtyallahu anhydtn rivayet edildi-gine gore Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §oy)e buyurdu, demi§tir: •Muslumam sdvmek fusuk (haram)dir. Onunla ^arpi§mak da kii-


Salebe dtA.)'in Hal Tercemesi:


Son hadisin r&visi Salebe bin el-Hakem el-Leys! san&bldir. KGfe'ye yerle^ml? ve Huneyn savanna katilmi?tir. Be? aded hadisi vardir. tbn-i M&ceh ondan hadis rlvftyetinde bulunmu^tur. Ravisl Simak bin Hars'tir. (Hulasa, 57)




3940) "... Ebfl Hiireyre (Radiyallahu ank)'den rivayet edildigine gore; Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurmu§tur:


-Muslvimam sdvmek fasikliktir. Onunla garpi§mak da kiifur-


Not: Zevaid'de sdyle denilmijtir: EbQ Hiireyre (R.A.)'m bu hadlsinin se-nedi hasen'dir. Ravi Eba Hilal'm adi Muhammed bin Selim olup gtlvenilirligi hu-sOsunda ihtilaf vardir. Ravi Muhammed bin el-Hasan el-Esdl de boyledir. Senedia kalan ravileri glivenilir zatlardir.




3941) "... Sa'd (bin Ebi'I-Vakkas) (Radtyallaku ank)'den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, demigtir:


¦MOsliimam sSvmek fasikliktir. Onunla garpigmak da kUfurdflr.»"


Not: Zevaid'de sOyle denilmistir: Sa'd bin Ebi'I-Vakkas (R.A.)'in bu hadl-Binin senedi sahth olup ravileri guvenilir zatlardir.[10]




İzahı



Bu babin ilk hadisi; Buhari, Muslim, Nesal ve Ahmed tarafindan da rivayet edilmi§tir. Diger hadisler Zevaid nevindendir.


Seb ve Sibab: Sovmek, aleyhte konus.mak, bir kimsenin s.eref ve


haysiyeti ile oynamaktir. Fisk ve Fusuk da: Allah'a itaatsizkk etmek-tir. §u halde gikan hiikum §udur: Bir muslumam soviip saymak, onun §eref ve haysiyeti ile oynamak haramdir. Bu hususta icma var-dir.


Kital: Savagmak ve garpigmaktir. Kufur ise Kafir olmak, bir geyi inkar etmek, nankorluk etmek ve bir geyi gizlemek gibi manalara ge-lir. Bir muslumanla garpis.mak biiyuk gunah olmakla beraber E h 1 - i Sunne t mezhebine gore kiifur sayilmaz. Yani bu giinahla ki§i dinden gikmis, olmaz. Bu itibarla hadisin bu cumlesi muteaddid §e-killerde yorumlanmi§tir: Bir yoruma gore bu hadis muslumanla gar-pismanin helal oldugu inancinda olanlar hakkindadir. Yani bir kim-se musliimanla garpismayi helal sayarak onunla garpi§irsa dinden gikar. Diger bir yoruma gore maksad §udur: Muslumanla garpi§mak, karde§lik hakkim gormemezliktir, nankorliiktiir. ttgiincu bir kavle gore maksad §udur: Muslumanla garpi§mak; ugursuz bir is. olup sa-hibini kufre yonlendirebilir. Dorduncii yorum §oyledir: Muslumanla garpigmak kafirlerin fiillerine benzer. Yani muslumamn §anma ya-kigir bir §ey degildir.[11]




5-Benden Sonra Biribirinizin Boyunlarını Vurarak Kafirler (Gibi) Olmayınız, Babı



3942) "... Cerir bin Abdillah (el-Beceli) (Radtyallahu anh)'den rivayet edildigine gore:


ResOluUah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Veda haccinda (ken-disine) :


-Halki sustur (da dinlesinler),» diye emretti. (Halk sustuktan) sonra §6yle buyurdu:


•Benden sonra biribirinizin boyunlanm vurarak kafirler olmayinxz.-"




3943) "... ibn-i Omer (Radtyallahu anhiimdydan rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §byle buyurmu§tur:


«Vah size (yahut vay halinize), Benden sonra biribirinizin boyun-lanna vurarak kafirler olmayimz.*"




3944) "... Sunabih el-Ahmesi (Radtyallahu anhyden rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, demi§tir:


•Bilmis olunuz ki ben kevser havuzu uzerinde suphesiz Sncunflz (yani ihtiyaglannizi onceden hazirlayici) olacagim ve ben diger iim-metlere karsi goklugunuzla oviinecegim. Onun igin benden sonra sa-km biribirinizi oldiirmeyiniz (garpi§mayimz).»"


Not: Zevaid'de §6yle denilmi?tir : Bunun senedi s^iih olup r&vileri gUvo-nilir zatlardir.[12]




İzahı



Bu babin ilk iki hadisi Buhari ve Muslim tarafmdan da rivayet edilmi§tir. Ikinci hadis Ebu Davud ve Nesai tarafmdan da rivayet edilmi§tir. Son hadis ise Zevaid nevindendir.


Ilk iki hadisin manasi 8 -10 gekilde agiklanmi§tir. N e v e v 1 ve Kadi I y a z tarafindan tercih edilen mana goyledir: "Ben-den sonra biribirinizin boyunlanni vurarak kafirier gibi olmayiniz."


Diger bir yorum soyledir: Benden sonra dinden cikip kiifre git-meyiniz ki biribirinizin boyunlanni da vurmayasnuz.


Bir baska yoruma gore "Kafir" sozciigu "Silah kusanmis" de-mektir. Bu takdirde mana soyle olur: "Benden sonra silah kusanip biribirinizi oldurmeyiniz."


Bir kavle gore "Kafir" kelimesi nankor demektir. Yani "Nimet ve Islamiyet hakki hususunda nankorluk edip carpigmayunz."


Diger yorum sekillerini ogrenmek isteyenler B u h a r I ve Musi i m' in gerhlerine bas. vurabilirler.


Zevaid nevinden olan son hadisin ravilerine gelince; Kays adh zat Ibn-i Ebi Hazim' dir. Ismail de Ibn-i E b I H a 1 i d' dir. Sahabi olan ravi S u n a b i h (Radiyallahu anhl'in siinenimizde bundan bagka hadisi yoktur. Ktttub-i Sitte'nin kalanlannda nig hadisi yoktur. Bu zatm adinin tesbiti hususunda ih-tilaf vardir: S u n a b i h oldugunu soyleyenler oldugu gibi S u -n a b i h i' dir diyenler de vardir. B u h a r i ve baska alimler ilk g6rii§e taraftar olmugtur. Bu hadis Ahmed tarafmdan da rivayet edilmigtir.[13]




6-Müslümanlar (ın Hakları) Allah (Azze ve Celle) 'Nin Güvencesindedir, Babı



3945) "... Ebu Bekr-i Siddik (Radtyalldhu anA)'den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Selletn) §6yle buyurdu, demi$tir :


•Kim sabah namazim kilarsa o kimse Allah'in guvencesindedir. Artik Allah'in bu guvencesini ihlal etmeyiniz. Bu itibarla kim bdyle olan bir kimseyi (§er'i hiikum olmaksizin) olduriirse Allah oldiiren ki§iyi sorguya gekip neticede ba§ asagi cehenneme atar.»"


Not: Zevaid'de $oyle denilmi^tlr : Bu sened, ravlleri gUvenilir olmakla be-raber munkati (kopuk)tur. CUnku ravi H^bis Sa'd bin Ibrahim, ravi bin Sa'd'e ye-ti§memi§tir. Bu durumu Tehzib sahibi sdylemistir.




3946) "... Semure bin Cundeb (Radtyalldhu anh)'dtn rivayet edildigine gore; Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurmugtur:


•Kirn sabah namazim kilarsa o kimse Allah (Azze ve Celle) 'nin gtivencesindedir.»"


Not: Zevaid'de ?ciyle denilmi?tir: Ravi el-Hasan, ravi Semuxe'den hadis i^dtmi^ ise bu sened sahihtir. Ravi el-E^as, Abdulmelik isimli zattir.[14]




İzahı



Zevaid nevinden olan bu iki hadiste gecen Zimmet: Ahid, temi-nat, giivence ve kefalet manalanna gelir. Bu manalar biribirine ya-kui §eyler oldugu igin guvence manasina terceme ettim. Muslim de Cundeb bin Abdillah (Radiyallahu anhVden buna benzer bir hadis rivayet etmis.tir. Bu hadislerden maksad namaz kil-mamn, ozellikle sabah namazinin iistiin faziletini belirtmek ve xmis-lumanhguu namaz gibi aleni bir ibadetle agiklayan bir kimsenin her ttirlu haklanrun Allah'in guvencesi ve teminati altmda oldugunu bil-dirmektir. Ilk hadiste belirtildigi gibi' boyle bir musliimam §er'i bir hiikum olmaksizin Sldiiren bir kimse Allah'in verdigi guvence ve teminati ihlal etmis, emanete hiyanet etmis olur. Dolayisiyla Allah, ka-tili sorguya cekip nihayet cehenneme atacaktir. Yani o kimse cehenneme girmeye mustahak sayihr. Eger musliimani oldurmenin haram-hgini inkar ederse kafir sayihr ve ebedi olarak cehennemliktir. §a-yet inkar etmeden bu sucu islerse cezalandinlmasi veya bagi§Ianraa-si Allah'm dilemesine kahr. Ehl-i Sunnet'in mezhebi budur, Bu ve benzeri hadislerde beyan edilen guvence sadece can emniye-tine ait degil, umumidir. Yani musliimamn biitiin hak ve hukuku Allah'in teminati altindadir. Sabah namazim kilan muslumanin hak-lanna tecavuz etmek, ona eziyet etmek karsiliksiz birakilmaz. Bu hadisler boylece umumi bir sekilde yorumlanmakla "La ilahe illallah" diyerek miisluman oldugunu soyleyenlerin oldiirulmemesine dair 3930 nolu hadisin farkh yonu anlasilir,


Birinci hadiste gecen "Tuhfiru" fiili "Ihfftr" mastanndan ahnma-dir. Ihfar; Ahdi bozmak, emanete hiyanet etmek ve giivenceyi ihlal etmek, demektir.




3947) "... Ebu Hureyre (Radtyolldkii anh)'den rivayet edildigine gore;


Resulullah (Sattallaku Aleyhi ve Sellem) §6yle buyirdu, demi§tir :


•Mu'min ki§i Allah (Azze ve Celle) kaiinda baa meleklerinden iistundur.»"


Not: Zevaid'de ?6yle denilmi?tir. RAvi Yezid bin Stifyan Ebtil-Mtihezzim sayif oldugu Igin bu sened zayif tir.[15]




İzahı



Zevaid nevinden olan bu hadisin izahi bolumiinde S i n d I: Bu hadisteki Mii'min kelimesinden maksad bazi mii'minlerdir. Bazi melekler ifadesinden maksad da meleklerin avam kismidir. Ciinku Ehl-i Sunnet mezhebine gore veliler, takva sahibi olanlar ve salih kigiler, yani gunahlardan kacimp ibadete du§kiin mii'minler, meleklerin avam kismnidan ustundiir. Peygamberler de turn melek-lerden ustundur, der. El-Azizi de Camiu's-Sagir §erhinde: Hadisteki mii'minden maksad, kamil ve olgun mu'mindir. Haramlardan kaginan ve ibadete diiskiin mu'minlerin meleklerin bazisindan us-tiinlugu sebebi ise, meleklerin kotuliige te§vik edjci gehvet duygusu-nu tasimamasidir. Mii'min ise basina nefis, seytan ve sehvet aman-siz bigimde musallat olmus durumdadir. Bu itibarla daima kotuluge te§vik ve tahrik edici bu unsurlarla mucadele halindedir. Mucadele ve sava§i ba^armakla ustun bir rut be kazanmi? olur, demistir.[16]




7-Kisinin Kendi Kavmini Kavmiyetcilik Duygusuyla Kürü Körüne Savunup Onlar İçin Öfkelenmesi Babı



Bu babin hadislerinin tercemesine gegmeden once babin ba§ligin-da gegen Asabiyyet kelimesi ile ilgili birkag soz etmeyi uygun bul-dum.


Asabe i Ki§inin baba tarafindan yakinlarina denilir. Asabl kelimesi de yakmlan igin sinirlenerek sirf akrabalik duygusuyla onlan savunan kisi igin kullamhr. Asabiyyet ve Taassub ise kisinin sixf akrabalik duygusuyla yakinlan igin ofkelenmesi ve onlan savunmasi demektir. Cahiliyet devrinde taassup yaygin idi. Kabileler arasmda asiretgilik ve kavmiyetgilik duygusuyla anlamsiz surtusmeler, hatta gati§malar ve garpi§malar siiregelirdi. tslamiyet gelince bu gibi duy-gular yerini Islam kardegligine birakti. Artik asiretgilik, kavmiyetgilik ve kabilecilik degil, Islamcilik zihniyeti yerlesti. Batiin miisluman-lar kardes kilindi. Qarpigmalar ve savaslar ancak Islam dininin yucel-mesi ve hakkin, hakkaniyetin savunmasi igin mesru kabul edildi. Zu-liim ve haksizlikta kimseye yardimci olmak diye bir sey kalmadi. Hi? kimseye zuliim ve haksizhk yolunda hig kimseye yardim etme sela-hiyeti tamnmadi. Yuce dinimiz boylece cahiliyet devrinin taassubunu kok iinden kazidi.




3948) "... Ebu Hureyre (Radtyallahii anhydtn rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, deraijtir:


-Her kim bir soy sop davasina (halki) te§vik ederek veya bir soy sop davasi igin ofkelenerek hak veya batil oldugu bilinmez bir gaye ile k8ru korune agilan bayrak altinda (yani toplanan bir topluluk igin-de) savasirsa, o kimsenin olduruliisu bir cahiliyet 61duruliisudur.»"




3949) «... Fuseyle'nin babasi (Vasile bin el-Eska') (Radtyalldhu anhii-mtfj'dan; §oyle demigtir:


Ben, Ya Resulallah! Adanun kendi kavmini sevmesi taassubtan (bir gesit sajrclir) nu? diye Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve SellemJ'e sordum. O:


•Hayir. Ve Zakin adamin kendi kavmine zulumde yardim etmesi taassubtan (bir nevi)dir», buyurdu."


Not: Zevaid'de ?oyle denilmi^tir: Ebu Davud bu hadisin bir pargasmi ri-v&yet etmi?tir. O parga ?6yledir : «Ben Ya Resulallah! Asabiyyet (taassup) nedir? diye sordum. O buyurdu ki: ctAdamin kavmine zulumde yardim etmesidirs[17]




İzahi



Ebii Hiireyre (Radiyallahxi anh) 'in hadisini Muslim ve Nesai uzunbir metin halinde rivayet etmislerdir. Muslim bu hadisi "Kitabti'I-imare" boliimuniin 13. babmda rivayet etmistir. Nesai de uKitabu Tahrimi'd-Demm" bolumunde rivayet etmi§tir.


Bu hadiste gegen Rayet: Bayrak demektir. immiyye de Ama'dan alinmadir. Ami) Dalalet ve sapikhktir. Nevevi: "fmmiyye bayrak" ifadesi Ahmed bin Hanbel ve cumhura gore; hak veya bdtd oldugu belirsiz bir gaye etrafinda toplanan bir topluluk anlaminda kinayedir, demigtir.


Asabiyyet'i de soy sop davasi manasma yorumlamayi uygun bul-dum. Asluida bu kelime gerek ikinci hadiste ve gerekse E b u D a -v u d' un rivayet ettigi benzeri hadiste kiginin kendi kavmine zulumde yardimci olmasi §eklinde beyan buyurulmu§tur. E 1-M u -n a v i de: Asabiyyet, zalime yardim etmektir, demi^tir. E 1 - K a -r i de boyle demi§tir. Ancak bu kelime birinci hadiste zalime yardim etmek §eklinde yorumlamrsa bu ifade immiyye rayet, yani hak veya batil oldugu mechul bir gaye, ifadesine pek uygun dusmez ka-nismdayun. Cunku zalime yardim etmek batildir. Artik bunun hak veya batil oldugunun belirsiz oldugu soylenemez. Allah, en iyi bilen-dir.


ikinci hadis ise Zevaid nevindendir. Ancak notta belirtildigi gibi Ebu Davud da bunun bir benzerini rivayet etmistir .[18]




Hadislerden Çikan Hüküm:



1. tslamda taassup yoktur. Yani ki§i koru korune ve guursuzca kabilesine, akrabasina ve kavmine yardima kogamaz, ulu orta on-lar igin ba^kasina kizamaz. Ba§ka bir deyimle musluman, hak mi batil mi oldugunu bilmedigi bir dava pe§inde kosamaz. Haksizlik eden ki§i babasi da olsa ondan yana gikamaz.


2. Hak veya batil oldugu mechul bir gaye etrafinda toplanan bir guruba katilip halki soy sop davasina gagiran veya soyu sopu igin ofkelenerek garpi§an ve dolayisiyle oldiirulen bir kimsenin olumu §ekil bakimindan cahiliyet devri olumiine benzer. Yani cahiliyet dev-ri insanlan nasil bagsiz ve diizensiz bigimde bir taassup ile garpisip dlduruluyor idi ise bu da ona benzer. Bu ifadeden maksad boyle bir garpigmada olen muslumanm kafir olarak oldugunu bildirmek degil-dir.


3. Ki§inin kendi kavmini, kabilesini sevmesi me§rudur.


Son hadisin ravisi Vasile bin el-Eska (Radiyallahu anh)'in hal tercemesi 530. hadis boliimunde gegti.


5u noktayi belirtmeyi uygun buldum: Bu babta rivayet edilen hadisler bir kimsenin kendi akrabasina zulumde, haksiz konularda yardimci olmasini ve soy sop davasini- guderek onlar igin ofkelenme-sini yasaklar. Ki§iye en yakin olan akrabasi igin boyle yapmasi ya-saklandigma gdre aglreti, kabilesi, kavmi veya u-kda§lan igin boyle bir yola girmesi gayet tabii yasak olur. Bu itibarla bu hadislerin huk-mu bu gibi cereyanlara da §umulludur denilebilir. Islamda ki§inin ukina, kafatasina, deri rengine ve diline degil onun. imanina, ibadetine, Allah'a kulluk gorevini yapmasi derecesine bakilir. Allah katinda en degerli ve iistiin miisluman, O'na takvaca en yakm olanidir. Arabin Arap olmayana ve K u r e y § soyundan olanm bagka soydan ola-na higbir ustunlugu yoktur. Ustunluk ancak takva iledir. Bu konuda ayetler ve hadisler mevcuttur.[19]




8- İslamın Büyük Toplulugu(Ndan Ayrılmama) Babı



3950) "... Enes bin Malik (Radtyalldhii anh)'den; §6yle demi§tir:


Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den su buyrugu isittim!


•Benim ummetim dalalet uzerinde siiphesiz toplanmaz (birle§-mez). Bu itibarla siz (iimmetim arasinda) bir ihtilaf g5rdugiinuz za-man biiyuk miisluman toplulugundan aynlmayuiiz>"


Not: Zevaid'de ?6yle denilmi?tir: Bunun senedinde Ebti Halef el-A'm4 bu-lunur. Adi da Hfizim bin Ata*dir. Bu r&vi zayiftir. Bu hadls birkas senedle rivft-yet edUmi? ise de, hepsinde zayiflik belirtisi varcur. Bu durumu el-Iraki seyhimiz Beyzavl'nin hadislerinin tahrici'nde soylemi^tir.[20]




9- Olacak Fitneler Babi



3951) "... Muaz bin Cebel (Radtyallahii anh)'dtn\ §6yle demi§tir:


Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sell em) bir gun bir namaz kildi da namazi uzatti. Sonra namazi bitirince: Ya Resulallah! Bugun na-mazi uzattni, dedik (veya dediler). Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


-Ben bir iimit ve bir korku namazuu kildim. Ben (namazda) Allah (Azze ve Celle) 'den ummetim igin ug §ey istedim. Allah iki geyi verdi ve bir tanesini bana reddetti (onu vermedi). Ben ummetime ba§kalanndan (yani kafirlerden) bir du§mam musallat etmemesini (yani ummetin mahvedilmemesini) istedim. Allah bunu bana verdi. Ummetimi suda bogmak suretiyle helak etmemesini istedim. Bunu da bana verdi. Ummetimin sava^imn kendi aralannda kilmamasuu da istedim. Fakat Allah bu istegimi reddetti.*"


Not: Zevaid'de ?0yle denilmi^tir: Bunun senedi sahih olup r&vlleri guve-nillr zatlardir.[21]




İzahı



Zevaid nevinden olan bu hadiste gegen "Ragbet" umit manasma, "Rehbet" de korku manasma yorumlanmi§tir. EI-Kari: Yani bu namaz, sevab iimidi ile azabtan korkma maksadini iginde toplayan bir namazdi. Diger namazlarda ise bu iki maksaddan biri agir basi-yordu. Sonra Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) 'in bu namaz-dan maksadi iimmeti igin dua etmekti-. Dua ederken bunun kabul bu-yurulmasini veya reddedilmesini dikkate alarak uzatti, demi§tir.


ResOl-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) ettigi duada; ummeti-nin tamanunin du§manlan tarafmdan imha edilmemesini veya N u h kavmi gibi tamaminin suda bogulmamasini dilemis ve Allah da bu istegini kabul buyurmu§tur. Oguncii istege gelince; ummeti arasinda ig savasjann olmamasim dilemis.. Fakat bu dua kabul edilmemi§tir. Bi-lindigi gibi Hz. O s m a n (Radiyallahu anhVin sehid edilmesi ile musliimanlar arasinda baslayan fitneler ve ig sava§lar tslam ta-rihi boyunca suregelmistir. Halen de musliiman milletler arasinda zaman zaman sava§lar vuku bulmaktadir. Bu satirlan yazdigim si-ralarda bir yildan beri Iran ile Irak arasinda suregelen ve yaklagik olarak elli bin muslumanin oldurulmesine yol agan savas. henuz sona ermemistir.


Bu hadis, Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'in bir mu-cizesidir.




3952) "... Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellemyin azadli kolesi Sev-ban (Radtyalldkii onA/den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurmu§tur :


•Yer benim igin o derece diiriilup toplatildi ki ben onun §ark ta-raflanni ve garp taraflanni gordum. Bana sari (veya kirmizi) ve be-yaz (yani altm ve gumu§) hazineleri de verildi ve bana: Senin (um-metinin) miilku senin igin durulup toplatilan alanlara kadar (geni§-liyecek)dir, denildi. Ben, Allah Azze ve Celle'den (su) Qc §eyi (veya §unlan ug defa) istedim: Allah'm ummetimin ba§ma tiimunii faelak edecek bir aghk felaketini musallat etmemesini ve iimmetimi firka firka yapip (biribiriyle sava^mak ve ig harple) bazasina bazisuun aza-bini tattirmamasmi da istedim. (Bu isteklere kar§i Allah tarafmdan) bana: Ben bir hiikum verdigim zaman artik o hukmun infaz edilme-mesine mahal yoktur ve ben, senin iimmetin basina onlan (tumuyle) helak edecek bir a^lik felaketini musallat etmeyecegim ve dunyanm cevresi arasinda bulunan (kafir du$manlar)i iimmetin aleyhinde top? lamayacagim ki ummetinin bazisi diger bazisini yok etsin ve biribirinl oldursun, buyuruldu. Ummetimin igine kihc konuldugu (yani ig savas. oldugu) zaman artik kiyamet giiniine kadar kilig onlardan kaldinl-mayacak (yani ig sava§ son bulmayacak)tir. §uphesiz iimmetim igin korktugum §eylerden birisi de sapitici (yani bid'atlere, gunahlara ga-ginci) imamlar (yani devlet adamlarOdir. Ummetimden bazi kabi-leler putlara tapacak ve ummetimden bazi kabileler de miisriklere iltihak edecektir. Kiyamete yakin zamanlarda otuza yakin gok yalanci deccal muhakkak olacak. Deccallann hepsi peygamber oldugunu sfiy-Ieyecektir. (Halbuki peygamberlerin sonuncusu benim ve benden sonra peygamber yoktur). Allah (Azze ve Celle) *nin emri (ki butun mu'minlerin toptan vefat etme belirtisi olan bir riizgardir) gelinceye kadar ummetimden bir ziimre daima hak (yol) iizerinde kahp ilahi yardima mazhar olacak muhalifleri onlara zarar veremeyecektir-


Ebii'I-Hasan dedi ki: Ebu Abdillah (ibn-i Maceh) bu hadisin ri-vayetini bitirince: Bu, ne kadar deh§etli bir hadistir, dedi.[22]




İzahı



Bu hadisi Ebu Davud da Kitabii'l-Fiten'de rivayet etmi§-tir. Muslim ise bunun bag kismuu fitneler bolumunde, iimmetin bir zumresinin ilahi emir gelinceye kadar hak iizerinde devam ede-cegine dair son boliimu de Cihad bolumunde rivayet etmigtir. T i rmizi de bu hadisi pargalar halinde Fitneler boliimunun degi§ik bablannda rivayet etmistir.


Bu hadiste apagik mucizeler mevcuttur. Gelecege ait verilen ha-berler hamdolsun aynen gergeklesmistir.


Hadisin bag kisminda yer kuresinin Resul-i Ekrem (Aleyhi's-sa-latii ve's-selam) igin diiruliip sarkin ve garbin kendisine gosterildigi, durulup gosterilen alanlann muslumanlann tasarruf ve mulkiyetle-rine gegecegi ve onlara altin ile gumus hazinelerinin verilecegi birer mucize olarak haber verilmektedir.


N e v e v i: Bu hadiste Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam)'e yer kuresinin dogu ve bati taraflarmm gosterildigi ifadesi, Islam iimmetinin genislemesinin daha 50k dogu ve batiya uzanacagina isarettir. Nitekim de boyle oldu. Islam iilkelerinin giiney ve kuzeye dogru gelismesi dogu ve bati taraflarma olan gelisxneye oranla azdir. Hadiste gegen altm ve gumus hazinelerinden maksad ise Irak ve S u r i y e kirallan Kisra ve Kayser'in hazineleridir, de-mistir.


Et-Turbusti de: Kirmxzi ve beyaz hazinelerden maksad Kisra.ve Kayser'in hazineleridir. Kisra devletinin nakit parasimn gogunlugunu altin, K a -y s e r' inkinin ekseriye-tini gumus teskil ettigi igin boyle buyurulmustur, der.


Hadisin yukarda sozii edilen paragrafindan sonra gelen;


y^ m cJl*- Ji)j ciimlesi iki sekilde manalandinlabilir:


"Ve ben, Allah (Azze ve Celle) 'den fig sey istedim" veya "Ve ben (su seyleri) Allah (Azze ve Celle)'den 115 defa istedim."


Bu cumleden sonra beyan edilen istekler ikidir:


1. Cmmetin tumunu kaplayip onlan helak eden bir kithfin ve-rilmemesidir.


2. Ommetin firka firka edilip biribirleri ile savasmamalandir. Muslim, Tirmizi ve Ebu Davud'un rivayet-


lerinde de bu iki istek vardir.XJguncu bir istege dair bir kayda rast-lamadim. Bu itibarla amlan ciimle ya ikinci sekilde yorumlamr. Ya da uguncu istek beyan buyurulmamis veya rivayet edilmemi§tir.


Hadisin bundan sonraki kisminda Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam)'in ilk isteginin kabul buyuruldugu, yani Islam aleminin tamamuu kaplayici bir aguk ve kitlik tehlikesiyle muslumanlanmn tamammm mahvedilmeyecegi bildirilmektedir. §u halde Islam ulke-lerinin bazilannda kitlik olsa bile diger ulkelerde veya memleket-lerde olmayacaktir. Allah'a hamd olsun ki bu mucize de gergekleg-mistir. Hadisin bu bolumiinde musliimanlar arasinda ig savaslann gikmamasi, biribiriyle garpismamasi yolundaki dua ve dilegin kabul edilmedigi ve ilahi takdirin bunun aksine oldugu belirtilmistir. Om-metin igine kilig konulduktan, yani savas patlak verdikten sonra ki-yamete kadar sonu gelmiyecegi bildirilmigtir. Bu mucize de aynen ta-hakkuk etmistir. Sahabiler devrinde baslayan garpisma ve ig savas-lar siiregelmistir. Islam aleminin bir bolgesinde bir Uuzur ve siiku-net saglamnca bir baska bolgede huzursuzluk ve gatisma gdruluyor. §u yirminci asirda da Islam aleminin hali budur.


Hadisin bundan sonraki boliimunde musluman kabllelerden ba-zilanmn miisriklere, yani kafirlere iltihak edecegi, dinden cikaca&i haber veriliyor, Bunun bir ge§idi Hz. Ebti Bekir (R»diy«l-lahu anh)'in hilafeti doneminde meydana geldi. Hatti Hz. Eb'ti Bekir (Radiyallahu anh) bu mixrtedlere savas acti. Bu muciz* de gergeklesti.


Hadiste daha sonra kiyamete yakin zamanlarda otuza yakm gok yalanci deccallarm tiireyecegi bildirilmistir. El-H4fiz, B u h A -r i' nin serhinde tiiremig olan bazi deccallarm adlanni ve haUwini anlatmi§tir. Beklenen biiyuk DeccaV bunlann disindadir.


Musllimanlardan bir zumrcnin kiyamete dek hak uzerinde bulu-nacagina dair paragrafm benzeri sunenimizin 6, 7, 9 ve 10. numara-smda gegti. Buna ait bilgi orada verilmistir.




3953) "... (Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve SeUem)*in zevcelerinden) Zeyneb bint-i Cah§ (Radtyallahu anhd)'dan rivayet edildigine gore:


Bit defa Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uykusundan uyanarak (telastan) ytizu kizarmi§ vaziyette:


«La ilahe illallah, vuku bulmasi yaklasan bir §er (fitne)den do-layi vay Araplann haline. Bu gun Ye'cuc ve Me'cuc'un seddinden §oy-le bir delik acildi, buyurdu ve sehadet parmagmin ucunu bas panna-ginin ortasindaki mafsal ile birlestirerek (acilan deligin buyuklugunu gostermek uzere) halka yapti.»


Zeyneb (Radiyallahu anha) demigtir ki: Ben Ya Resulallah! ici-mizde salih (yani Allah'a itaatkar, iyi ve temiz mu'min)Ier bulundu-gu halde biz helak olur muyuz? diye sordum. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : (Evet.) fuhus, giinah ve fasikhk cogaldigi zaman (helak olursu-nuz)» diye cevab verdi."[23]




İzahı



Buhadisi; Buhari, Mfislim, Tirmizl ve Nes&I de rivayet etmijlerdir Hadlste sdzu edilen Sedd ve Ye'cuc ile M e' c u c mei»elet' Kehf suresinin 83 - 96. ayetlerinde ve En-b i y a suresinin 96 ve 97. ayetlerinde gegiyor. Hadiste gegen Redm, sed demektir,


Gerek Kur'an-i Kerim ayetlerinde ve gerekse hadlslerde gegen Seddin hangi sed oldugu ve Ye'cflc ile Me'cuc'un hangi millet veya kabileler oldugu agikca belirtilmemi§tir. Bu itibarla tef-sir kitablan ve hadisleri aciklayan §erh kitablannda bu konuya ili§-kin miiteaddid goru§ler beyan edilmi§tir. Qok yer alan bu goru§leri, rivayet ve ihtimalleri buraya aktarmaya gerek gormuyorum. Bu ko-nuda aynntili bilgi almak isteyenler tefsir kitablanna bas.vurmalidir.


Bazilanna gore Sedd'den maksad C i n seddidir. Diger bazila-nna g6re Yemen' deki Me'rib seddidir. Oguncii bir goru§e gorebundanmaksad Ermenistan ve Azerbeycan dag-Ian arasindaki demir kapidir. Bir baska goru§e gore B u h a r a' run K o k y a dagi bitisigindeki seddir. Bu goru§lerin hicbiri kesin bir dellle dayanmaz.


Ye'cuc ve Me'cuc denilen insan topluluguna gelince; tarihgiler bunlann, Hz. N u h (Aleyhisselam) 'in Y a f e s isim-li oglunun siilalesinden oldugunu soylerler. Bazilan insanlarm yiiz-de doksamni bunlann te§kil ettigini soylerler. Mogollar'm ve Hunlar'in bunlardan olmasi ihtimaline agirhk verenler var-dir. Merhum Hamdi Yazir, Tefsir kitabinda bazi nakillerde bulunmu§tur. Bazi zatlar Ruslar'in. Ye'cuc ve Ingiliz ile Almanlar'in da Me'cuc siilalesinden olduklarmi soylerler.


Hadiste, yaklasan bir §er fitneden dolayi Araplann halinin feel olacafma isaret buyuruluyor. Bu fitne ve §erden maksad Hz. O s -man (Kadiyallahu anh) 'in s.ehid edilmesi ve ondan sonra devam eden fitnelerdir. Bu miiessif olaylann zaran Araplara mahsus olma-yip, tiim Islam aleminin huzursuz ve rahatsiz olmasma sebebiyet ver-mis ise de o donemde muslumanlann buyuk cogunlugunu Araplar teskil ettigi igin «Vay Araplann haline* buyurulmus.tur.


Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam), Ye'cuc ve Me'cuc seddinden bir deligin agildigini bildirirken deligin mik-tanni §ehadet parmagi ile basparmagini halkalamak suretiyle bildir-xnistir. Araplar ahsverislerinde bir malin fiati uzerinde pazarhk eder-ken ellerin parmaklanyla i§aret etmeyi fiatlan dille soylemeye ter-cih ederlerdi ki, satici ile ahcidan ba§kasi konusulan fiat ve pazarhgi bilmesin. Onun icin parmaklan halkalamamn degisik sekilleri bir ta-kim sayilan ifade ederdi. §ehadet parmagimn ucu basparmagm ortasindaki mafsal ile birle§tirilerek olusturulan halka Araplara gore 10 sayisim ifade eder. Bu hadiste beyan edildigine gore Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam), mubarek ellerinin §ehadet parmagi ile basparmagini halkalamak suretiyle agilan deligini buyiiklugunu bil-dirmistir.


Hadiste gecen "Habes" fuhus, gayn mesru gocuk veya fisk-u fu-cur manalanna yorumlanmistir. Yani kStiilukler ve gunahlar coga-linca gelen ilahi tokat giinahkar kullar yaninda iyi ve temiz muslu-manlan da kaplar. Nasil ki yanginda ya§ ile kuru bir arada yanar.




3954) "... Ebu ttmame (Radiyallahu ank)'den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurmu§tur:


«Bir takim fitneler olacaktir. Adam o fitnelerde mu'min olarak sabahlayacak ve kafir olarak ak§amlayacaktir. Ancak Allah'in Him


ile (kalbini) ihya ettigi kimseler (bu tehlikeden) miistesnadir.*"


Not: Zev&Id'de ?6yle denilmi^tir: Bunun senedi zayiftir. tbn-i Muin: AH bin Yezid'in el-Ka,sim aracihgiyla EbG tjmame (R.A.)'den olan rivayetlerin hepsi zayiftir, demi?tir. Buhar! ve ba$kasi : Ali bin Yezid'in hadisleri miinkerdir, lcrdir.




3955) "... Huzeyfe (bin el-Yeman) (Radtyalldhii ankiimdydan; §oyle de-mijtir:


Biz (bir gun halife) Omer (bin el-Hattab) (Radiyallahu anh)'m yaninda oturuyorduk. Omer (orada bulunan sahabilere) :


Hanginiz Resulullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem)'in fitne hak-kindaki hadlsini hafizasinda iyice tutuyor? diye sordu. Huzeyfe de-mis, ki, bu soru uzerine:


Ben (iyi bellemi§im), dedim. Cmer (Radiyallahu anh) :


Sen cidden (hadis bellemeye) cii^etkarsm, dedi. (Sonra) Hadis


nasildir? diye sordu. Huzeyfe j Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den:


Adamin ailesi, evladi ve komsusu yiizunden maruz kaldigi fitneye (gunaha); namaz, orug, sadaka, iyi §eyleri emretmek ve kotii $eyleri menetmek keffaret olur, buyrugu igittim, dedi. Bunun uzerine Omer (Radiyallahii anh)


(Hayir, sormak) istedigim bu (fitne hadisi) degil. Ben ancak de-nizin dalgalanmasi gibi dalgalanan fitne (hakkindaki hadisi) kasde-diyorum, dedi. Bunun uzerine Huzeyfe (Radiyallahu anh) :


Ey Mii'minlerin Emiri! O fitne ile senin ne ili§igin var? §fiphesiz seninle o fitne arasinda kilitli bir kapi vardir, dedi. Omer (Radiyallahii anh) :


O kapi kmlacak mi, yoksa a^ilacak mi? diye sordu. Huzeyfe (Radiyallahii anh) :


Hayir, kinlacak, diye cevab verdi. Omer (Radiyallahii anh) : Kinlan kapi (agilan kapiya nazaran) hig kilitlenemez, dedi. (§akik demistir ki 0 Biz Huzeyfe'ye *


Omer, kapmm kim oldugunu biliyor muydu? diye sorduk. Huzeyfe (Radiyallahii anh) :


Evet, yarmdan once bu gecenin gelecegini bildigi gibi (biliyordu). Ben ona hie yalan yanh? olmayan bir hadis rivayet ettim, dedi.


(§akik demi§tir ki:) Biz bunun uzerine kapinm kim oldugunu Huzeyfe*ye sormaya cesaret edemedik de Mesruk'a: Sen Huzeyfe'ye sor, dedik. Mesruk ona sordu. O da: (Kapi) Omer'dir, dedi."[24]




İzahı



Bu hadisi; Buhari, Miisllm ve Tirmizi de rivayet etmi§lerdir.


Hadisin bag kisminda aile, evlad ve komgu yuziinden iglenen ha-talara; namaz, orug, sadaka ve iyilikleri emredip kotiiluklerle mucadelenin keffaret oldugu bildirilir. Yam* anilan insanlarla ilgili olarak iglenen kuguk giinahlar bu ibadetlerle Allah'in yardimiyla bagigla-nir. Bilindigi gibi sayilan ibadetlerin disinda kalan hayirh hizmet ve ibadetler de kuc.uk giinahlara keffaret olur. Ancak sayilan ibadetler daha onemli oldugu igin onlann amlmasiyla yetinilmigtir.


Hz. O m e r (Radiyallahu anh)'in sordugu fitne ise Hz. O s m a n (Radiyallahu anh) 'in gehid edilmesiyle baglayan ve so-nu gelmeyen fitnelerdir. Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) *in sirdasi olan Huzeyfe (Radiyallahu anh) 'in O m e r (Radiyallahu anh) 'a: Senin ile o fitne arasinda kilitli bir kapi vardir, so-zunden maksadi gudur: O fitne senin doneminde olmayacaktir. Senin bedenin fitneye kargi bir seddir.


NevevI: Huzeyfe (Radiyallahii anh) 'in Omer (Ra-diyalahu anh) 'in §ehid edilecegini bildigi muhtemeldir. Ancak bunu acikga soylememis.. Qunku Omer (Radiyallahii anh) kendi bede-ninin kapi mahiyetinde oldugunu bilirdi. Bu itibarla Huzeyfe (Radiyallahii anh) onun oldurulmesi olayim agiklamadan buna i§a-ret etmigtir, der. Huzeyfe (Radiyallahii anh) fitneyi bir binaya benzetmis, Omer (Radiyallahii anh) 'in hayatim da o binanin kilitli kapisina benzetmi? ve oldiirulmesini de kapinin kinlmasma ben-zetmi§tir. Bu itibarla Hz. Omer (Radiyallahu anh) 'in dldurul-mesiyle fitne kapisi agilmig olur.


B u h a r !' nin rivayetinde Huzeyfe (Radiyallahu anh), kapinin kinlacagmi soyleyince Omer (Radiyallahu anh) : "Kapi lonlinca kjyamete kadar kilitlenemeyecek", demi§tir.


El-Hafiz: Omer (Radiyallahu anh), miislumanlar ara-sinda fitne gikacagmi ve kiyamete kadar devam edecegini eUnde bu-lunan apagik nass mahiyetindeki hadislerle bilirdi. Nitekim e 1-B e z z a r' in rivayet ettigi bir hadlste:


OsmAn bin Maz'un (Radiyallahii anh) bir gun Omer (Radiyallahii anh)'a i


Ey fitnenin kilitli kapisi, dlye hitab etmi§. Bunun uzerine Omer (Radiyallahu anh) bunun hikmetini sorunca Osman {Radiyallahu anh) sdyle cevab vermi§tir: "Biz bir gun Peygamber (Sallallahu Aley-hi ve Sellem) 'in yanmda oturuyarduk. Sen oradan ge^tin. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sdyle buyurdu i


«Bu, fitnenin kilitli kapisidir, hayatta oldugu sOrece sizler ile fit* ne arasinda iyi kilitli sa&lam bir kapi bulunur.


§6yle bir soru hatira gelebilir: Omer (Radiyallahu anh) kendi vucudunun fitne kar§isinda saglam bir sed, kapi oldugunu bildigine gore nigin bu hususta §iipheye du§mu§ ve nihayet soru5turmu§tur?


Buna §6yle cevab verilir: Insan bir §eyden cok endi§eli oldugu za-man boyle sorugturma yapar. §6yle de soylenebilir: Omer (Radiyallahii anh); bildigi hususlan unutmus. olabilir ihtimaUne kar§i, gergegi baska sahabiden dinlemek ve iyice hatirlamak istemig olabilir. Fitnenin biiyukliigunu bildigi igin bu konuda bildiklerini pekistir-mek istemig demek de mumkundiir.




3956) "... Abdurrahman bin Abd-i Rabbi'l-Ka'be (Radtyallahu ank)'den; §6yle demi§tir:


Bir gun Abdullah bin Amr bin el-As (Radiyallahu anhuma) KaT-be'nin golgesinde oturmus, basinda da halk toplannus iken ben onun yanina vardun. Abdullah'dan (bu esnada) §unu i§ittim: Biz bir yol-culukta Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde idik. O, bir ara bir konakta konakladi. Bunun uzerine kimimiz kendi ga-dinni kuruyor, kimimiz ok atisi yapiyor ve kimimiz otlanan hayvam ile mesgul oluyordu. Bu sirada Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in cagincisi "Haydin namaza" diye gag rid a bulundu. Biz de hemen toplandik. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayaga kal-karak bize su hitabede bulundu:


•Benden onceki her peygamber uzerine kendi ummeti igin hayir bildigi §eyleri onlara gostermesi ve §er bildigi §eylere karsi uyanp korkutmasi §uphesiz bir hak, gorev oldu. Sizin bu iimmetinizin afi-yeti (yani dine zarar veren geylerden selamette bulunmasi) evvelinde kihndi. Bu iimmetinizin son kismimn basina bela ve hoslanmayaca-gimz bir takun isler muhakkak gelecektir. Sonra oyle fitneler gelecek ki bazisi diger bazisim hafifletecek (yani sonra gelen fitne bir onceki fitneden daha siddetli olacagmdan oncekini hafif birakacaktir). Artik mu'min kul, tbir fitne geldiginde) : iste beni helak eden fitne budur, der. Bir sure sonra o fitne gecer. Bunun arkasmda baska bir fitne gelir ve mu'min kul: iste beni helak edici fitne budur, der. Sonra o fitne de agilip gider. Artik kim cehennem ate§inden uzaklastinlmasi ve cennete girdirilmesi kendisini sevindiriyorsa Allah'a ve ahiret gii-niine iman eder halde iken oltimu gelsin ve insanlara, kendisine yap-malanni arzuladigi §eyleri yapsm. Kim bir devlet bas.kamna bey'at edip ona elini vermis. (yani segmis.) ve samimiyetle baglanmi§ ise artik olanca giicuyle ona itaat etsin. §ayet bundan sonra baska bir devlet baskani gikip gelir de birincisi ile nizaa kalki^irsa (yani isyan ci-karmak isterse) sonradan gelenin boynunu vurunuz.*


Abdurrahman bin Abd-i Rabbi'l-Ka'be demistir ki: Bunun uzerine ben ba§imi toplulugun arasindan ileri sokarak (yani Abdullah (Ra-diyallahii anh) 'm yakuuna sokularak) : Allah a§kina sana soruyorum, bu hadisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den sen kendin isittin (mi)? dedim. Abdurrahman demistir ki: Bunun uzerine Abdullah (Radiyallahu anh), eliyle kulaklanna igaret ederek: Bunu kulak-larun isitti* kalblm de belledi, iyice ezberledi, dedi."[25]




İzahı



Bu hadisi Muslim "El-imare" kitabinin 10. babinda rivayet etmi§tir. Ebu Davud da "EI-Fiten" bolumiinde kisa bir metin halinde rivayet etmi§tir. N e s 4 i de Bey'at ve Siyer bolumiinde rivayet etmis.tir.[26]




Hadiste Geçen Bazı Kelimeleri Açıklayalım:



Hiba: Yiin veya deve tiiyunden mamul gadir demektir . tntidal: Yan§mak maksadiyla ok atisidir.


Ce§ert Gece giindiiz disarda otlatilan ve ne giindiiz ne de gece ko-ye-kente getirilmeyen buyiikbas. ve kugiikba^ hayvan suriisiine denilir.


Terkik: Hafifletmek, siislemek ve te§vik etmek gibi degigik ma-nalara gelir. Tercemede hafifletmek manasi ahndi. Diger iki sekilde yorumlamak da mumkiindur. Yani gelecek fitnelerin bazisi diger ba-zisim giizel gosterir veya bir kismi diger bir kisma tesvik eder, tah-rik eder.


Safkatu'l-Yemin: Ah§ veriste veya baska bir akidde taraflardan birinin elini digerinin elinin uzerine koyup igin kesinlegmesini ifade etmeleridir.


Hadis, Resul-i Ekrem (Aleyhi 's-salatii ve*s-selam)'in vefatuidan bir sure sonra muslumanlann bagma bir takim belalann, ho§lanma-diklan seylerin ve bundan sonra da fitnelerin gelecegini bir mucize mahiyetinde haber verir. Bilindigi gibi bu mucize aynen gerceklesti.


Fitne ve fesadin gogaldigi donemde musliiman bir kimsenin dik-kat edecegi onemli noktalar goyle siralanmi§tir:


1. Allah'a ve ahirete imam muhafaza ederek imanh olmeye ca-h§mak, yuce dinimizin helal kildigi bir §eyin haramligim idc"ia etmek veya bunun aksine haram olan bir §eyi helal itikad etmek gibi teh-likelere kar§i uyanik durmaktir. Mesela bir miislumanin haksiz yere dlduriibnesinin helal oldugunu itikad etmek gibi.


2. Musliiman bir kimse kendi nefsi igin arzuladigi ve ho§landigi iyi geyleri biitiin musliimanlar igin arzulamahdir. Keza kendi nefsi icin arzulamadigi bir seyi bagkasi igin de arzulamamalidir.


3. Bir halifeye bey'at edip samimiyetle ona baglandiktan sonra ona itaat etmek gerekir. Segilmis. olan halifeye isyan ederek onu ce-bir yoluyla devirmeye caligan bir kimse gikarsa as! durumundakinin pegine gitmemek gerekir. Hadis asi durumundaki ki§inin boynunun vurulmasnu emreder. N e v e v i bu cumlenin izahi bolumunde goyle der:


Yani ikinci sahis halifeye kar§i as! sayildigi igin defedilmesi ge-rekir. §ayet gatigmasiz ve savagsiz bir bigimde defedilmesi miimkun olmazsa asi kimseyle sava§ihr. Savagma esnasmda asi kimseyi oldur-mekten baska bir gare bulunmazsa gerektiginde oldurulur.


Cumhura gore iki ayn halife ile ardarda bey'at edilirse birinci halife ile yapilan bey'at sahihtir. Buna sadakat gerekir. Ikincisi ile yapilan bey'at gegersiz sayihr ve boyle bir bey'atte bulunan kimse-lerin bu bey'atin geregini yapmalan haramdir. ikinci gahsin halife-lik iddiasinda bulunmasi, bunu istemesi de haramdir. Ikinci halife ile bey'at eden kimselerin birinci halife ile yapilan bey'atten haber-dar olmalan veya olmamalan farketmez. Keza iki haltfenin aym bel-dede veya ayn iki beldede olmalan da hukmu degi§tirmez.[27]




10- Fitne (Dönemin)De Sabır ve Teenniyle Hareket Etmek Babı



3957) "... Abdullah bin Amr (bin el-As) (RadtyaU&hu anhiima)'dan ri-vftyet edildigine gore; Resfilullab (Sallallahu Aleyhi ve SeUetn):


•insanlann elekten gegirilerek iyilerin gittigl, kdtulerin kaldifi, ahidlere sadakat v« emanetlere riayetlerinin bozuldugu, ihtilafa dflg-tukleri (Resul-i Ekrroa (SaUallaJW Aleyhi ve Sellem) ellerinin parmaklanm biribirine gecirerek) ve §5yle olduklan bir yakin gelecek-te haliniz nasil olacak?» buyurdu. Sahabiler:


Ya Resulallah! Anlattigm durum olunca biz nasil edelim? diye sordular. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


«(Hak oldugunu) bildiginizi tutarsiniz. (Hak oldugunu) kabul et-mediginizi birakirsiniz. Kendinize ait seylere (y4ni §ahsinizi ve aile ferdlerinizi ilgilendiren i^lere) ydnelirsiniz ve ba$kalarunzin i^ini tet-kedersiniz-, buyurdu.**




3958) "... Ebfl Zerr(ri Gif&ri) (RadtyalMhu anh)'den; §oyle dcmigtir: |k»6HiPfch-'(SaUaIlaha Aleyhi ve Sellem) (bir gun):


•Ya Eba Zerr! Evin (yani kabrin) kole kadar pahalanacak derecede gok insanin Slum vukuati ile halin nasil olacak?. buyurdu. Ben:


Allah ve Resuluniin benim igin sectikleri hal (veya Ebu Zerr de-di ki: AlJah ve Resulu en iyi bilendir)" olur, dedim. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


-Sabretmeye calis,- buyurdu. (Sonra) Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


(Ya Eba Zer!) *Mescidine gelip de (aghktan) yatagina donmeye gucun yetmeyecek ve (agliktan) yatagindan kalkip da mescidine git-meye takatin kalnuyacak derecede insanlann basina gelecek aghk ile halm nasil olacak?. buyurdu. Ebu Zer demistir ki: Ben: Allah ve Resulu en iyi bilendir (veya Allah ve Resulunun benim igin segtigi hal olur), diye cevab verdim.. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


«(o donemde) iffetli olmaya devam et (yani dilenmekten veya helal olmayan kazangtan kagin)» buyurduktan sonra:


*(Ya Eba Zer!) Hicarettt'z-Zeyt (denilen yer) kan altinda kalacak derecede insanlann basina gelecek oldurme (fitnesi) He halin nasil olacak?* buyurdu. Ben:


Allah ve Resulunun benim igin sectigi hal olur, dedim. Sonra Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


-Kendilerinden oldugun kimselere (yani kabilene veya bey'at et-tigin halifeye) iltihak et,» buyurdu. Ben t


Ya Resulallah! Kihcimi alip da bunu yapanlan kihcimla vurma-yayim mi? diye sordum. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


«O zaman sen bunu yapanlardn gunahinla ortak olursun. Ve la-kin kendi evine gir (kapan,» buyurdu. Ben:


Ya Resulallah! Peki eger benim evime girilirse? diye sordum. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


-§ayet kihcm panltismin seni maglup etmesinden korkarsan ri-da (belden yukan giyilen elbise)nin kenanm yuzune at (yani yuziinu ort) ki saldirgan kisi kendi gunahi ve seni (oldurmen)in gunahi He ddnsun ve boylece cehenem halkindan olsun,» buyurdu."[28]




İzahı



Abdullah (Radiyallahu anh) 'in hadisini Ebu Davud ve N e s a I da^vayet etmislerdir. Bu hadiste gegen "Husale" kelimesinin asil manasi; her geyin adisi ve kalitesiz olamdir. Burada insanlann adisi ve rezilleri manasi kasdedilmistir. Yani oyle bir zaman gelecek ki iyi insanlar kalmayacak ve soziinde durmayan, giivenil-meyen adi insanlar kalacak, karmakan^ik bir giiruh meydana gelecek ki, artik iyi ve giivenilir insani tanimak mumkiin olmayacaktur. Hadis; kotii insanlann cogaldigi ve iyi insanlann azmhkta kahp za-yifladigi donemde, iyi ve dogru yolu emretme ve kotiiliikle miicadele etmek gorevinin birakilmasinm caizligine delalet eder.


Ebu Zer (Radiyallahu anh) 'in hadisini Ebu Davud ve Hakim de rivayet etmiglerdir.


Bu hadiste gegen "Vasif kole demektir. Beyt'ten maksad da ka-birdir. Bu iki kelimenin bulundugu "Kabrin kole kadar pahalanaca-gi..." mealindeki ciimle miiteaddid gekillerde yorumlanmis.tir:


Hattabi: Yani olum vukuati o kadar gogalacak ki bir kabir kazma iicreti bir kole fiatma yiikselecektir. Bir kavle gdre mana goy-ledir: Olum vukuatimn goklugu sebebiyle oliileri defnedecek yor bul-makta giigliik gekilecek ve bu yiizden bir kabir yeri ancak bir kdle-nin degeri kadar para veya bir koleyi vermek suretiyle satm almabi-lecektir, demistir.


Avnii'l-Mabud yazan yukardaki nakli yaptiktan sonra §u yoru-mu da beyan eder: Yani oliim vukuatmin goklugu dolayisiyla nufus sayisinda biiyiik bir azalma olacak ve evlerde oturanlann sayisi az olacak. Bu sebeble evlerin kiymeti oyle ucuzlayacak ki bir ev bir kole kargiligmda satm alinabilecektir.


Hadisin bundan sonraki boltimunde §iddetli bir kithgin baggds-terecegi haberi veriliyor ve Ebu Zer (Radiyallahii anh)'a iffetli olmaya devam etmesi tavsiye ediliyor. Tabii bu emirde muha-tab bu sahabi ise de hiikmu umumidir. Yani boyle bir aghk ve kit-lik felaketi oldugu zaman, mii'min ki§i iffetini korumalidir. Iffet sozciigunden maksad halka el avug agip dilencilik etmemek veya ag-lik tehlikesiyle helal olmayan yollardan nzik te'minine yonelmemek-tir.


Hadis; vuku bulacak bir ig savasin Hicaretu*z-Zeyt denilen yeri kan altmda birakacagim haber verir.. Bu yer Medine-i Mii-n e v v e r e yakimndadir. Avnii'l-Mabud yazan Ahcaru'z-Zeyt, diger adi muellif imizin rivayetinde bulunan Ahcaru'z-Zeyt'in Medine-i Munevvere'de bir mahalle veya bir semt oldugunu sdyledik-ten sonra soyle der:


Turbegti: Bu yer, Y e z I d doneminde vuku bulan sa-vagin cereyan ettigi H a r r e' den bir pargadir. Halife Yezid doneminde, Muslim bin Ukbe' nin kumandan oldugu bir askeri kuvvet Allah'in Resuliinun H a r e m - i § e r i f' i olan Medine-i Miine vver e'ye saldirarak birgok muslumam katletmigti. Bu saldirgan herif Medine-i Miinevvere' nin batisinda kalan H a r r e denilen yere askerleriyle beraber konak-lamig ve Harem-i § e r i f' in dokunulmazhgini hige sayarak bu mukaddes beldenin erkeklerini katletmigti. Og veya beg gun bu me-zalimini surdiirdiikten sonra tuzun suda eridigi gibi zalim kumandan Mekke ile Medine arasinda eriyip olmiigtu. igte bu savagta Ahcaru'z-Zeyt denilen yer muslumanlann kam altmda kal-migti, demigtir,


Hadisin Lu boliimunde Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-se-lam) bu gibi felaketin vuku buldugu donemde Ebu Z e r (Radi-yallahu anh)'a kabilesine iltihak etmesini veya bey'at ettigi halife-nin emrinden gikmamasini, evine kapanmasim ve saldu*ganlar gayet eve baskin yapsalar, onlarla savagmayip oldiirulmeyi kabullenmesini tavsiye buyurmugtur.


Ibnu'l-Melik, hadisin bu bolumii ile ilgili olarak: Saldir-gana kar§i nefsi miidafaa etmek, saldinya kargi koymak gerekir. An-cak Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) miislumanlari kan akit-maktan giddetle menetmek igin: "Eger sen kihcini alip da boyle ya-panlan vurursan onlara ortak olursun" buyurmugtur. Aslinda ki$inin kendi nefsini savunmasi ve saldinyi defetmesi vacibtir, demigtir .


£ 1 - K a r i de: Dugman kafir oldugu zaman saldinyi defetme-ye gali§mak ve bu konuda mumkun olan gayreti gostermek vacibtir. Dugman musluman ise saldinsim defetmeye gahgmak caizdir. An-cak saldinsim defetmeye gahgmak daha buyuk felaketlere, fitne ve fe-sada yol agacaksa vebali saldirgana birakmak ve kan dokmemek uy-gun olur, demigtir.




3959) "... Ebu Musa (el-E§'ari) (Radtyalldhu anh)'dtn; goyle demigtir;


Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize i •Kiyamete yakin donemde §iiphesiz bir here olur,» buyurdu. EbO Musa demlstir ki: Ben Ya Resulallah! Here nedir? diye sordum. O t


«Katildir,» buyurdu. Bunun uzerine bazi mflslumanlar:


Ya Resulallah! Biz su anda tek bir yilda mugriklerden §u kada-ruu olduriiruz, dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu soze cevabem


•Here, mu§rikleri (yani Allah'a ortak koganlan) SIdurmek degll-dir. Lakin bazmiz bazuiizi oldiirecek, hatta adam komgusunu, amca-smin oglunu ve akrabasuu 61diirecektir,» buyurdu. Sonra orada bulu-nanlann bazisi:


O gun akillanmiz beraberimizde (yani bagimizda) oldugu halde mi (biribirimizi oldurecegiz)? diye sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


•Hayir. O zaman (daki halk)in gogunun akillan almacak ve akil-siz bir takim adi insanlar o donemin adamlan olacaktir,» buyurdu.


Sonra el-Es'ari (Radiyallahu anh) dedi ki: Allah'a yemin ederim ben o vaziyetin bana ve sizlere yeti§ecegini (yani o gunleri gorecegi-inizi) cidden kuvvetle samrim. Allah'a and olsun ki o vaziyet bize ula-s^rsa Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bize tavsiyesi-ne g6re ona girdigimiz gibi (sug iglemeden) gikmamizdan basjea hic-bir cikar yol ne benim icin ne de sizler igin vardir."


Not: Bu hadli Znflld nevindendir. .




3960) "... Udeyse bint-i Uhban (bin Sayfi el-Gifari) (Radtyallahu anhu-tnd)'dan; §6yle demi§tir:


AU bin Ebi Talib (Radiyallahii anh) buraya, Basra'ya gelince ba-bamin yamna girdi ve (babama) :


Ya Eba Muslim! §u kavim aleyhinde bana yardim etmez misin (yani bana tarafdar olarak savaga katilmaz misin) ? diye sordu. Ba-bam:


Yardunci olurum, dedi. Ravi demistir ki: Sonra Udeyse'nin baba-si bir cariyesini cagirarak: Ya cariye kihcinu gikart, dedi. Ravi demistir ki: Cariye de gidip kihci cikanp getirdi. Udeyse'nin babasi ki-IiCtan bir kans mikdanni kimndan cekti. Bir de bakildi ki kih$ aga?-tandir. Sonra Udeyse'nin babasi (Ali bin Ebi Talib'e) :


Benim dostum ve senin amcan oglu (Muhammed) (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) muslumanlar arasmda fitne olacagi zamana dair bana tavsiyede bulundu. Onun igin ben aga^tan bir kihg edinmekte-yim. Eger dilersen ben seninle beraber (sava§a bu kihgla) ?ikanm, dedi. Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu anh) :


Sana ve senin kihcina ihtiyacun yoktur, dedi."




3961) "... Ebu Miisa el-E§'ari (Radtyallaku anh)'den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, demi§tir:


-Kiyamete yakin donemde karanhk gecenin (zifri) karanhk bd-liimleri gibi (karanhk) muthis fitneler olacaktir. O fitnelerde adam mii'min olarak sabahlayip kafir olarak aksamlayacak ve mu'min olarak aksamlayip kafir olarak sabahlayacaktir. O fitneler (donemin)de (bir seye kansmayip) oturan ki§i, ayakta durandan hayirhdir. Fitnelerde ayakta duran da yiiruyenden hayirhdir ve fitnelerde yuruyen kisi de hizli gidenden hayirhdir. Bu itibarla (o doneme yeti§irseniz) ok yaylannizi kirmiz, yay kirisjerinizi parampar^a ediniz ve kili$la-nmzi tasa vurunuz (ki kinlsin veya korelsin). Eger biriniz(in bulun-dugu yer)e girilir (ve oldiirulmek istenir) ise o, Adem (Aleyhisse-lam) 'in (Habil ve Kabil isimli) iki oglunun hayirlisi (olan Habil) gibi olsun (yani katil degil de maktul olmayi tercih etsin).»"




3962) "... Muhammed bin Meslemft (Radtyallahu anh)'den rivayet edil-digine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


Muhakkak fitne, gruplasma ve ihtilaf olacaktir. Boyle oldugu za-man sen kihcini Uhud d agin a gotur ve pargalanincaya kadar (ta§la-ra) vur. Sonra haksiz yere oldurtilunceye veya normal olunceye kadar evinde otur,» buyurmustur.


(Muhammed bin Mesleme demigtir ki:) Sonra bu vaziyet oldu ve ben Resulullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem)'in buyurdugu §eyi yaptim."


Not: Zevaid'de §6yle denilmi$tir : Eger Hammed bin Seleme'nin Sabit el-Ben-nant'den hadis i?itmesi subut bulursa sened sahihtir.[29]




İzahı



3959.hadisZevaidnevindendir.3960. hadis Tirmizl ve Ahmed tarafindan da rivayet edilmi§tir. 3961. hadisi Ebu Davud, Ahmed ve Tirmizi de rivayet etmislerdir. Bu hadiste kiya-metin belirtisi olan fitneler gecenin zifiri karanhklanna benzetilmig-tir. Yani o fitneler §iddeti, getinligi ve mahiyeti ile icyiiziinun karan-hgi bakimindan kapkaranlik gece gibidir. O donemde insanlann kii-fur ve iman bakimindan sabah aks.am durumlanmn degi§mesinden maksad bu belirli iki zamandaki degi§iklik degil, insanlann durumlan, davramglan, fiilleri, sozleri ve inaniglan ile kanaatlanmn sik sik de-gigmesidir. O donemin insani bir anda musliimanm kanini akitma-nm haram oldugunu soylerken biraz sonra fikir ve kanaatini degi§-tirip miislumamn kanini akitmanm helal oldugunu ileri surer ve boy-lece imam kiifre doniigur veya bunun aksine hareket eder.


Hadisin bundan sonraki boliimiinde oturanin ayakta olandan, ayakta duranm yuriiyenden ve yiiriiyenin ko§andan hayn*h oldugu-na dair ifadeden maksad gudur: Ki§i o fitnelerden ve fitnelere kan-§an gahislardan ne kadar uzak dursa onun igin daha hayirhdir.


Bu hadiste gegen "Kisiyy" kavsm goguludur. Kavs, okun yayidir. "Evtar" da veterin coguludur. Veter ise yaym kirigidir. Hadisin son kisminda saldiriya ugrayan musliimanm gatigmayip da A d e m (Aleyhisselam) 'in H a b i 1 isimli oglu gibi davranmasi tavsiye buyuruluyor. Bilindifi gibi A d e m (Aleyhisselam)'in Kabll isimli oglu kardegi Habil'i oldurmek xsteyince Habil mu-kabelede bulunmamig ve maktv.1 olmayi katil olmaya tercih etmigtir. Bu olay Maide suresinin 27 ila 31. ayetlerinde beyan buyurul-mu§tur.


Son hadis de notta belirtildigi gibi Zevaid nevindendir.


3960. hadisin raviyesi Udeyse bint-i Ohban bin S a y f i (Radiyallahu anha) 'nin rivayetinin makbul oldugu ve ravilerin ugiincii tabakasindan sayildigi et-Takrib'te beyan edilmi§tir. Bu hatun, babasi Ohban (Radiyallahu anhVden rivayette bu-lunmugtur. Ravisi de Abdullah bin Ubeyd1 dir. Tirmizi ve Ibn-i Maceh onun hadisini rivayet etmiglerdir. Babasi Ohban bin Sayfi el-Gifari Ebu Miis-1 i m (Radiyallahu anhuma) sahabilerdendir. B a s r a' da vefat etmigtir. Hadisini Tirmizi ve Ibn-i Maceh rivayet et-mi§lerdir.[30]




11- İki Müslüman Kılıçlarıyla Biribiriyle Çarpıştıkları Zaman, Babı



3963) "... Enes bin Malik (Radtyalldku anh)'den rivayet edildigine gore; Peygamber (Sattallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurmustur:


«Kihclanyla kargila^ip ^arpi§an iki musluman yoktur ki katili de maktulu de cehennemlik olmasin.-"


Not: Zevaid'de ?oyle denilmi^tir: Bunun senedlnde Mubarek bin SUhaym bulunur. ibn-i Abdi'1-Ber demi§ ki: Alimler onun zayifligi ve hadlslnin ruklugu userinde ittifak etmi^Ierdlr.




3964) "... Ebu Musa (el-E§'ari) (Radtyalldhii anh)'den rivayet edildigi-ne gore; Resulullah (Sallallahu Alcyhi ve Sellem) :


«lki miisluman kihclanyla karsilasip carpi$tiklan zaman olduren de dldiiriilen de cehennemdedir,» buyurdu. Sahabiler:


Ya Resulallah! §u katildir (anladik), ama maktulun gunahi ne-dir? diye sordular. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


*O da (carpi§tigi) arkadagini oldiirmek istedi,* buyurdu."


Not: Zev&id'de §6yle denilmi§tir : Bunun senedi sahih olup ravileri giivenilir zitlardir.




3965) "... Ebu Bekre (Radiyallahu anh)'den rivayet edildigine gore; Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurmu§tur:


•iki miisluman silahla biribirine hucum ettigi zaman ikisi de ce-hennemiu kenanndadir. Bunlardan birisi arkadaguii oldiiriince ikisi de cehenneme girerler.»"




3966) "... Ebu t)mame (Radtyalldku anh)'den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurmu§tur:


•Allah katmda kiyamet giinii yeri kotii olan insanlardan birisi baskasrain diinyasuu almakla kendi ahiret (saadet)ini gideren kul-dur.-"


Not: Zevaid'de ?6yle denilmi^tir: Bu sened hasen'dir. Qiinka rftvi Siiveyd bin Sald'in gUvenUirligi ihttlftflidar Sindl: Ben derim ki r&vi Sehr bin Havseb de Wyledir, demi$tir.[31]




İzahı



Bu babin; birinci, ikinci ve dorduncu hadisleri Zevaid nevinden-dir. Bu durum notta da belirtilmi§tir. Fakat Nesai ikinci hadi-sin benzerini rivayet etmigtir. Buna ragmen Zevaid yazan bunu Zevaid nevinden saymis.tir. Sebebini bilemedim. Bence Zevaid nevinden sayilmamahdiT.


Ogiincii hadis, yani Ebu Bekre (Radiyallahu anh) 'in ha-disini; Muslim, Nesai ve Ahmed de rivayet etmis.-lerdir.


Bu hadisler silahla garpi§an ve biribirini oldiirmek isteyen iki musliimandan katil olanmm cehenneme mustahak oldugu gibi mak-tul olanimn da cehenneme mustahak olduguna delalet eder. Qunku ikinci hadiste belirtildigi gibi maktul da digerini oldurmeye cali§mig durumdadir.


"Katil de maktul de ate§tedir veya cehennemdedir" mealindeki ifade cehenneme girmeye mustahaktir, §eklinde yorumlanmi§tir. Allah dilerse onlari cezalandinr, dilerse bagi§lar.


Bu ve benzeri hadisler diinya ile ilgili bir meseleden dolayi ve dinl ictihada dayali olmayan garpi§malar anlamina yorumlanmi§tir.


E 1 - H ft f i z, el-Fetih'te 13. cildin 29. sahifesinde 6zetle §6yle der:


K u r t u b i: Katil ve maktulun cehennemlik olmalanm gerek-tiren garpigma, diinya ile ilgili bir talebden dolayi veyft nefsi arzu ve hevese dayali olunca hukiim budur, demi§tir. Ben derim ki: Bunun igin Cemel ve Siffin sava§lanna katilmayanlann sa-yisi katilanlann sayisindan az olmu§tu. Sahabiler arasinda cereyan eden sava§lara katilanlar da katilmayanlar da insaallah sevab kazan-mi§lardir. Qunku tutum ve davrani§lan te'vil ve ictihada dayamyor-du. Ama onlardan sonra gelen ve bir takim diinyahk igin carpisan-lann durumu boyle degildi.


•Maktul da katiH oldurmeye diiskundii» mealindeki ifadeyi delil gosteren baa ilim adamlan: Bir gunahi i§lemeye kesin karar veren, azmeden bir kimse o gunahi i§lemese bile niyet ve azminden dolayi mes'uldur, muahaza edilir, demiglerdir. l§i fiiliyata dokmedikge azim ve kararliliktan dolayi mes'uliyet ve muahaza yoktur, diyenler ise bu goru§e §6yle cevab vermiglerdir: Bu hadislerde sozii edilen olay-da fiili hareket vardir, dldtirulen taraf da silah kullannu^ ve arkadas.uu oldurmek igin bilfiil galis.mi§tir. Ancak §u var ki ikisinin de cehennemlik olznasi cezalarimn da aym olmasim gerektirmez. Katil taraf, hem garpigma sugundan hem de oldurme sugundan cezalandi-rilir. Maktul ise garpis.ma sugundan cezalandinhr. Bu itibarla cezalan-dirma i§i azim ve niyetten dolayi degil garpis.maya katilma sugundan dolayidir.


Nevevi de E b u Bekre (Radiyallahu anh) 'in hadisinin izahi bolumiinde ozetle §6yle der:


Bilmis. ol ki sahabiler (Rachyallahti annum) arasinda cereyan eden savaglar ve kan dokmeler, bu hadiste bildirilen tehdid ve ceza-mn gumulune dahil degildir. Ehl-i Siinnet ve hak mezhebi-ne gore turn sahabiler hakkinda iyi zan beslenir, aralanndaki gar-pi§malar ve olup biten ihtilaflar dile getirilmez, garpismalan te'vil edilir, iyiye yorumlamr. Qiinku onlar muctehid idiler, hareketleri di-ni g6ru§lere dayali idi. Onlar ne gvinah i§lemek istemi§ler ne de sirf dunyalik pe§inde kos.mus.Iar. Bilakis her gurup kendisinin hak ve dogru yolda oldugu g6ru§iinde idi ve muhaliflerinin asi oldugu ka-naatinda idi. Duruma bu agidan bakinca da garpigmamn vacib oldugu itikadinda idi. Qunkii isyan edenleri hakka yoneltmek ancak gar-pi§ma ile saglanabilirse garpi§mak bir odev durumunu te§kil eder. Sahabilerin bazisi ictihadlannda isabet etmi§, bazisi da yamlmigtir. Yamlanlar da dinen mazur sayihrlar. Qiinku ictihadda hata etmek me§ru mazeret sayildigi gibi, ictihad ibadetinden dolayi muctehid zat bir sevab kazanmi§ olur. Bu olaylarda ictihaduida hata edenler gu-nah i§lemi§ sayilmazlar. Sava§larda Ehl-i Siinnet mezhebi-ne gore Hz. A 1 i (Radiyallahu anh) ictihadinda isabet etmi§ ve muhalifleri ictihadlannda yanilmislardir. Sahabiler doneminde olup biten olaylar ve sorunlar kangikti, karanhkti. Hatta sahabilerden bir gurup o sorunlar karsisinda §a§arak evlerine kapandilar ve higbir ta-rafa yardim etmediler, garpigmaya katilmadilar. Halbuki hakkin han-gi tarafta oldugunu net olarak ve kesinlikle bilseydiler hakka kar§i susmayi ve geri gekilmeyi katiyyen kabul etmezlerdi.


Son hadiste gegen -Ba§kasinin diinyasim almakla kendi ahiretini gideren. ifadesinden maksad §udur: Ba§kasim oldiirmek suretiyle diinyasim almakla... veya bir zalime yardim ederek ona diinyalik ka-zancuran ve bu yiizden kendi ahiretini gideren...[32]




12- Fitne (Dönemin)De Dili Tutmak Babi



3967) "... Abdullah bin Amr (bin el-As) (Radtyalldhu anhiim&ydan rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallollaku Aleyhi ve Sellem) goyle buyurdu, demigtir:


•Araplan kaplayan bir fitne olacaktir. Oldurulenleri cehennem-dedir. O fitnede dil, kihg darbesinden daha §iddetlidir.»"




3968) "... tbn-i Omer (Radtyalldhu anhiimdydzn rivayet edildigine gore;


Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, demi§tir:


•Fitnelerden uzak durun. Qiinku §uphesiz, fitnelerde dil (tesir ba-kimmdan) kihg darbesi mislidir.»"


Not: Zevaid'de §6yle denilmi?tir : Bunun senedinde Muhairaned t)in rahman bulunur. Bu ravi zayiftir. Babasi da tbn-i Omer (R.A.)'den hadls i$itme-mi^tir.[33]




İzahı



Birinci hadisi Ebu Davud da rivayet etmigtir. Ikinci ha-dis ise Zevaid nevindendir.


fstinzaf: tstiab ve kaplamak demektir. Birinci hadiste vuku bu-lacak fitnede oldurulenlerin cehennemlik oldugu bildiriliyor. Cehennemlik olmalarmm sebebi; garpismalannm idareyi, yonetimi ele ge-girmek, mal kazanmak ve nefsi arzulan yerine getirmek gibi dunyalik igin olmasidir. Oysa sava§mak ancak islamiyet'in yucelmesi, zulum ve haksizligin defedilmesi ve hakkin gergeklegmesi gibi kutsal ainag-la yapiUr.


Fitnede dilin etkisinin kihc darbesinin etkisi gibi olmasi ile ilgili olarak soyle yomm yapilnustir:


Yani c.arpi§an taraflardan birisini yermek, digerini ovmek gibi konusmalar fitneyi alevlendirir. Bu nedenle susmak gerekir. K u r -t u b i de: Yani fitne doneminde zalim yoneticiler yamnda yalan konusmak, dedikodu etmek, olup biten §eyler hakkinda onlara ha-berler ula§tirmak kihg darbesi gibi zararlidir, fitneyi alevlendirir. Qunkii bu gibi davranislar; kin, husumet, ofke ve tahrikleri kamci-lar, bircok tehlikeli sakmcalar dogurur ve boylece mevcut fitne-den daha buyuk felaketlere yol acabilir, demi§tir.




3969) "... Alkame bin Vakkas (Radtyaltdhu anh)'den rivayet edildigi-ne gore:


E§raftan bir adam (bir gun) kendisine ugranus ve Alkame ona i


Sfiphesiz senln (bana) bir yakinligin var. Gercekten senin (be-


nim uzerimde) bir hakkin da vartUr. Ben senin su emirler (sunfi) yamna girdigini ve onlann yamnda Allah'in diledigi kadar (yani bol bol) konugtugunu goriiyorum. Halbuki ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkada§i Bilal bin el-Haris el-Miizeni (Radiyal-lahii anh) 'den §u hadisi i§ittim:


Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: Siiphesiz biriniz Allah'in ho§nud oldugu (giizel) sozlerden bir sozu ula§tigi yiice mertebeye ula§acagini sanmayarak soyleyiverir. Allah (Azze ve Celle) de o soze kar§ilik o kimse igin kiyamete kadar rizasnu yazar (liituf eder). §uphesiz biriniz de Allah'in gazabina se-beb olan (fena) kelimelerden bir lafi, ula§tigi (buyuk vebal) derece-sine ula§acagim sanmayarak sSyleyiverir. Allah (Azze ve Celle) de o lafa karsihk o kimse aleyhine huzuruna cikacagi zamana kadar ga-zabnu yazar.»


Alkame (adama) : Artik vay haline (Devlet adamlanyla g6rii§tu-gunde) ne soyledigine ve ne konu^tuguna bak, iyi dii$un. QunkU nice sozler var ki Bilal bin el-Haris (Radiyallahu anh)'den i^ittighn ha-dis, beni o sozleri soylemekten (c id den) menetti, dedi."[34]




İzahı



Bu hadisi Tirmizi, "Zuhd" boliimunun uAz konugma" ba-binda rivayet etmi§tir. Tuhfe yazannin beyanuia gore aynca N e-sai, Malik. Ahmed, tbni Hibban ve Hakim de rivayet etmiglerdir.


Tuhfe yazannin beyanuia gore ibn-i Uyeyne: Bu hadis-te beyan edilen iyi soz ve fena sozden maksad; padis.ah yamnda s6y-lenen sozlerdir. Allah'in nzasina uygun soz, padi§ahi zuliim etmek-ten alakoymak igin yapilan konugmadir. Allah'in gazabina sebeb olan soz de padi§ahi zuliim ve haksizlik etmeye sevkeden konugmadu*, de-


S u y u t i' nin naklen beyanuia gore ibn-i Abdilber de; bu hadisin bu §ekilde yorumlanmasma muhalefet eden kimseyi bilmiyorum, demigtir.


Guniimuzdeki devlet sistemine gore, padigah yerine devlet adam-lan ve yetkili makamlar bulunur.


Allah'in iyi konugmaciya kiyamete kadar nzasini yazmasmi T i y -b 1 §6yle yorumlami§tn*: Allah boyle kimseyi hayirh is.lere ko§maya ve ibadetleri ifa etmeye muvaffak kilar ve boylece adam hayati bo-yunca ilahi rizaya uygun yagantisim siirdurur. Oldugu zaman da kabir azabindan korunur, kabri geni§ler ve kendisine: Yani evlenen kimse gibi tatli uykuya dal. Seni ancak gok sevdigin sevgilinden ba§-kasi uyandirmayacak, denilir. Kiyamet gunii de mutlu olarak hagre-dilir, Allah tarafxndan hazirlanmi§ ozel golgede golgelenir. Sonra iis-tiin ikramlara ve nimetlere mazhar kihmr ve nihayet biitun nimetleri geride birakan Allah'in cemali ve Zat-i Bari'yi g6rmek gerefine ka-vu§turulur. Fena konugan kigi de bunun aksine dunya ve ahirette Allah'in kahrina, gazabma ve azabina maruz kalir.




3970) "... Ebu Hiireyre (Radtyallahii anh)'dtn rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyht ve Selletn) goyle buyurdu, demi§tir:


Siiphesiz adam Allah'in gazabma sebeb olan sozJerden bir keli-me konusur. O sozde bir beis, sakinca gormez. Sonra ondan dolayi ce-hennem atesinin yetmis senelik mesafeli dibine duser.»"


Not: Zevaid'de soyle denilmistir: Bunun senedinde Muhammed bin ishafc bulunur ve bu ravi tedlisgidir.


Iki Hal Tercemesi:


Alkama bin Vakkas el-Leysi el-Medeni (R.A.), ravilerin iklnci tabakasindan gttvenilir bir zattir. Sahabi oldugunu so'yleyen yanilmi^tir. Bu zatin Resul-i Ekrem (S^..V.) hayatta iken dogdugu ve halife Abdiilmelik devrinde vefat ettigi soylen-mi^tir. Bu zat; Omer, Ai?e, Amr bin el-As ve Bilal bin el-Haris (B.A.)'den riva-yette bulunmu$tur. R&vileri ise Abdullah ve Amr isimli iki oglu ile Muhammed bin Ibrahim et-Teymi'dir. Nesai onun guvenilir oldugunu s6ylemi$tir. KUtub-i Sit-te sahibleri onun hadislerini rivayet etmislerdir. Buhari ve MQsltm onun iki ha-dlsini riv&yet etini^lerdir.


Bilal bin el-Haris el-MOzeni Ebu Abdirrahman (R.A.), hicretin 5. yili Receb ayinda Resfll-i Ekrem (S.A.V.)'! ziyaret etmistir. Mekke'nin fethinde kendi kabi-, lesinin bayraktarligini yapnustir. 8 aded hadisi vardir. Ravileri Alkama bin Vakkas ve Amr bin Avf (fcr. Hicretin 60. yih 80 yasinda vefat etmistir. Sttnen sahibleri onun hadislerini rivftyet etmiflerdir. (Hulasa, 53 ve 271, Tuhfe. C. 3. sah. 261)




3971) "... Ebu Hiireyre (Radtyalldhu anhyden rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Selletn) §oyle buyurdu, demistir:


«Kim Allah'a ve ahiret gunune inaniyorsa hayir soylesin veya sussun (faydasiz veya zararli soz soylemesin).»"




3972) "... Sufyan bin Abdillah es-Sakafi (Radtyallahii anh)'dtn; §oyle demigtir:


Ben; Ya Resulallah! Sikica sanlacagim bir §eyi bana anlat (tav-siye buyur), dedim. O:


«Rabbim Allah'tir, de ve istikametli ol (yani lslamiyetin dosdog-ru yolundan sapma),» buyurdu. Ben:


Ya Resulallah! Benim hakkunda en cok korktugun §ey nedir? di-ye sordum. Bunun uzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendi (mubarek) dilinl tuttu. Sonra;.


«Bu», buyurdu. (Yani senin hakkmda en Qok korktugum gey se-nin dilindir)."




3973) "... Muaz bin Cebel (Radtyalldku anhyden; §6yle demigtir:


Ben bir yolculukta Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in beraberinde idim. Bir gun yolda seyir halinde iken ben O'nun yaki-ninda bulundum ve:


Ya Resulallah! Beni cennete dahil edecek ve cehennemden uzak-lastiracak bir amel (hayirli is)i bana bildir, diye ricada bulundum. O:


•Sen cidden buyuk bir sey istedin ve suphesiz o sey, Allah'in mu-vaffak kildigi kimseye kuskusuz kolaydir: Allah'a kulluk ederek O'na hi( bir seyi ortak kosmazsin, namazi dosdogru eda edersin, zekati Sdersin, Ramazan orucunu tutarsin ve Ka'be'yi hac (tavaf) edersin,* buyurdu. Sonra:


Dikkat et, sana hayir kapilanni gosteriyorum: Orug (gunahlara -azaba karsi) bir kalkandir. Sadaka da suyun atesi sondiirdugu gibi gunahCin alevin)i sbnduriir ve adamin gece ortasinda namazi (salih


mu'minlerin semboludur).» buyurdu. Sonrat ^-UlII Jc-ayetini ve devammi; l>_A~Jv !y^ ^ ^yr a vanncaya kadar okudu.


Meali §6yledir: "Onlar (geceleyin namaz kilmak igin) yataklanndan kalkarlar, korkarak ve umitvar olarak Rablanna yalvanrlar ve ken-dilerine verdigimiz nzaktan hayir y oil anna harcarlar. Artik i§ledik-leri salih amellere kar$ilik onlar igin goz aydinhgi olarak saklanam hie kimse bilemez." (Secde: 16, 17)


Dana sonra ResuM Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


«Bilmi§ ol ki sana i§in ba§ini, diregini ve zirvesini haber veriyo-rum: (O da) cihaddir,* buyurdu. Bundan sonra:


•§u anlattigimm hepsine sahib olmanin doniim noktasim sana haber vermeyeyim mi?» buyurdu. Ben:


Haber ver, dedim, Bunun iizerine O, (miibarek) dUini eliyle tuttu ve sonra:


•§unu (yani dilini) aleyhinde (bulunmaktan) menedeceksin,* buyurdu. Ben:


Ya Nebiyyallah! Biz konu§tugumuz ;eylerden dolayi gergekten sorumlu tutulur (mu)yuz? dedim. O:


«Bu isten gafletine §a§anm Ya Muaz. Dillerinin bi^tikleri (fayda-siz sdzleri) nden baska bir §ey insanlan banian asagi cehenneme du-surur mfl?* buyurdu."[35]




İzahı



3970. hadis Zevaid nevindendir. Bu hadiste gegen "HariT1 sonba-har mevsimi demektir. Burada yol manasmda kullanilmi§tir. 3971. hadisi Buhari ve Muslim de rivayet etmiglerdir. 3972. ha-disi Tirmizi, tbn-i Hibban ve Hakim de rivayet etmi§lerdir. Bu hadiste emredilen istikamet, yuce dinimizin dosdogru yolunu izlemektir. Bu hadiste -istikametli ol» emri Islam'in butiin emirlerini ve yasaklanni igeren veciz bir buyruktur. Qiinkii bir mus-luman bir emri birakir veya bir yasagi islerse Islam'in dogru yolun-dan sapmis olur. 3973. hadisi; Tirmizi, Nesai ve Ahmed de rivayet etmi§lerdir. Bu hadiste gegen bazi kelimeleri agiklayalun:


Ciinnet i Ortii, siitre ve kalkan gibi manalara gelir. Burada oru-cun gunahlara ve gunahlardan dolayi maruz kalman azaba kalkan gibi engel oldugu anlami kasdedilmi§tir.


Amud: Evin ve gadinn diregi demektir. Senam da deve hdrgucu-diir. Zurve ve Zirve bir §eyin en yiiksek kisnudir. Hadiste cihad ytice dinimizin bagi. diregi ve yuksek rutbesi sayilmigtir. Tirmizi1-nin rivayetinde bu ciimle §6yledir: «ism ba§i musluman olmaktir diregi namazdir ve zirvesi cihaddir.*


Milak: Bir seyin ozii, temeli, dayanagi ve donum noktasi gibi ma-nalara gelir.


Hasaid -• Hasidin goguludur. Hasid bigilmis. ekin demektir. Bura-da dilin bipip soyledigi faydasiz veya zararh sozler manasi kasdedilmi§tir.


iU oUKi cumlesinin asil manasi; anan seni kaybetsin, yani diesin, demektir. Burada isten gafil olmaya hayret etmek anlaminda kullanilmi§tir.


3972. hadlsin ravlsi Siifyan bin Abdillah bin Rebia es-Sakafl (R.A.) sahabldir Omer (R.A.)'m hilafett dfineminde Taif valiligi yapmi?tir. 2 aded hadisi vardir' MUshm, Tirmizi, Nesal ve tbn-I Maceh onun hadislerini rivayet etmislerdir Ravi-' leri Urve bin Zubeyr ve oglu Hi?am'dir. (Hulasa, 145)




3974) «... Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Setlem)'in zevcesi Ummii Ha-bibe (Radiyallaku ankd)>dan rivayet edildigine gore; Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurmujtur :


•tyiligi emretmek, fenaligi menetmek ve Allah (Azze ve Celle) Vi anmak d15inda kalan Adem oglunun konu§tugu sozler onun aleyhln-de ohip Iehinde degildir.."




3975) "... Ibn-i f)mer (RadtyaUahu an/riima)\:\: Biz emirlerimizin ya-nma girip bir siiz soyleriz. Sonra di^an giktigimiz zaman ba§kasini soyleriz. denilmi§, ibn-i Omer (Radiyallahii anhuma) da :


Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta iken biz bunu munafikhk sayardik."


Not: Zevaid'de ?6yle denilmi^tir : Bunun senedi sahih olup ravilerl giiveni-lir zS,tlardir, Ravi EbO'^-^a'sa'nin adi Suleyman bin el-Esved'dir.




3976) "... Ebu Hiireyre (Radtyalldhu an/r)'den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, demi§tir:


•tnsanin (dini ve diinyasi bakirrundan) ihtiyar; duymadigi §eyle-ri terketmesi onun muslumanliguun guzeliiklerindendir.>"[36]




İzahı



Ommu Habibe (Radiyallahii anha) 'nin hadisini; Tirmizi, Hakim ve Beyhaki de rivayet etmi§lerdir. Bu ha-diste Maruf; yani yuce dinimizin iyi saydigi §eyleri ba§kalanna emir ve tavsiyede bulunmak, Munker; yani dinimizin yasakladigi §eylere kar§i halki uyarmak, kotiiliiklerle miicadele etmek ve zikirlerle yuce Allah'i anmak ugrunda soylenen sozler ve yapilan konu§malar, sahibinin Iehinde olan §eylerdir. Bunun di§inda kalan konu§malar sahibinin aleyhinde sayilir. Tuhfe yazannin beyanma gore el-Ka-r i bu hadisin izahi bolumtinde: Bu hadisin zahirine gore insanlar igin miibah, yani ne sevab ne de gunah sayilan bir konu§ma ge§idi yoktur. Ancak hadis bogbogazligi ve yersiz konu§mayi giddetle men etmek manasma yorumlanabilir. §6yle de soylenebilir: Hadisteki «Le-hinde degildir* ifadesi *aleyhindedir» ifadesinin agiklamasi mahiye-tindedir. Bu takdirde hadisten maksad §u olur: Amlan ug ge§it ko-nugma di§mda kalan sozler sahibinin Iehinde degil, yani kendisi igin sevab sayilmaz. Ku^kusuz, mubah sayilan konu§malar sahibi igin ahi-rette bir sevab sayilmaz.


3975 nolu 1 b n-i O m e r (Radiyallahii anhiima)'nin hadisi notta belirtildigi gibi Zevaid nevindendir. Bunu takip eden hadisi Tirmizi vo Beyhaki de rivayet etmiglerdir.


Bu hadisin; +~*t *\* *$j ifadesini insanm dini ve dunyasi bakimondan ihtiyag duymadigi geyleri terketmesi. diye terceme ettim. Tuhfe yazannm beyamna gore el-Kari: Yani musliimana ya-kismayan soz, fiil, goriis ve du§unceyi birakmasi demektir. "Ma la yani"nin asil manasi musliimanin din ve dunya agisindan muhtag ol-madigi ve AUah'm rizasi bakimmdan yararh olmayan §ey demektir. Bu itibarla luzumsuz konugmalar ve gereksiz turn fiil ve hareketler bunun kapsami igindedir, demi§tir.


G a z a 1 i de: Soyledigin takdirde bir gunaha girmen ve her-hangi bir zarara ugraman sozkonusu olmayan turn konusmalar "Ma la yanfnin igerigine dahildir. Mesela bir cemaat, bir topluluk igin-de oturdugun zaman yaptigm geziyi, bu gezide gordiigun daglan, nehirleri, giydigin elbiseleri, yedigin yemekleri, g6rii§tugun iyi insan-larin yaptigi i§leri anlatman tamamen gergek bigimde oldugu takdirde normal bir konugmadir. Bu konugmayi yapmaman seni gunaha sokmaz ye zarara ugratmaz. O halde boyle konugma gereksizdir. Mala yani turunden bir sozdur. Senin zamamni bo§una ahr, demigtir.


Hulasa; haram, mekruh ve faydasiz miibah §eyler soz olsun ve-ya fiil ve hareket olsun hepsi Ma la yani olan geylerdir. Musliimanin zamamni bu gibi §eylerle gegirmemesi onun olgun iman ve miislu-manliginm gtizelliklerinden sayilir.[37]




13- Uzlet (Toplumdan Uzak Durmak, İnzivaya Çekilmek) Babı



3977) "... Ebu Hiireyre (Radtyallahu ank)'den rivayet edildigine gore; Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurmu§tur :


-Insanlar igin hayirh ya§ayi§ Allah yolunda (cihad igin) sirtin-da ugarcasuia ko§turacagi atmin yulanndan tutan (sava§a hazir bek-leyen) bir adanun yasantisidir. O, korkulu bir dusman sesini veya dii§mana saldirma gagnsmi isittigi her an atinin iistiinde ugarcasma firlayarak o sese dogru giderek dlmek veya oldurmek alanlannda gazi veya sehid olmak ister ve hayirh hayat o adamin hayatidir ki $u daglann tepelerinden bir tepenin iistiinde veya §u derelerden bi-rinin iginde kuguk bir koyun surusu iginde bulunur. Namazini vak-tinde ve usuliine uygun olarak kilar, zekatini oder ve dlunceye ka dar Rabbine kulluk eder. Insanlardan yana da iyilikten ba^ka bir sey i§lemez.»"[38]




İzahı



Bu hadisi Muslim ve tbn-i Hibban da rivayet etmi§lerdir.


Hadiste gegen bazi kelimeleri agiklayahm:


Inan: Yular demektir. Metn: Atm sirti manasma kullamlmi§tir.


Meayi§: Mai§et'in goguludur, ya§antilar demektir.


Hey'a: Du§mamn korku verici sesidir.


Fez'a: Du^mana saldirmak demektir.


Guneyme: Kiigiik koyun - kegi surusudiir.


5aafa: Dagin tepesidir.


§iaf: §aafa'nin goguludur.


Evdiye: Vadinin goguludur, dereler demektir.


Yakin: Oliim demektir.


Hadis; cihadin, cihad igin at beslemenin, sehidlik ve gazilik dii§-kunluguniin ve fitneler doneminde insanlardan uzak durup kulluk gdrevini ifa edip insanlara iyilikten ba§ka bir §ey dugiinmemenin fa-ziletine delalet eder.


Cihad edenin ve fitneler doneminde insanlardan uzak duranin yasantisimn en hayirh ya§anti olduguna delalet eden bu hadisin huk-mii, N e v e v i' nin de belirttigi ^ibi umumi degildir. Cunkii dlni ilimlerle mes.gul olan alimlerin ve siddiklann bunlardan daha fazilet-li oldugu ba§ka hadislerle sabittir. tnsanlardan uzak durmanin, inzivaya gekilmenin mi, halkin ara-sina girip de eziyetlere sabretmenin mi daha hayirh olduguna dair goriisleri bundan sonra gelen hadisin izahi bolumiinde sunacagim.




3978) "... Ebil Said-i Hudrt (Radtyalla.hu ankyden rivayet edildigine gore:


(Bir giin) : bir adam Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in yanina gelerek:


insanlarm hangisi daha faziletlidir? diye sordu. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


•Cam ve mail ile Allah yolunda sava§an (mu'min) adam,» bu-yurdu. Soru sahibi:


Ondan sonra kim? diye sordu. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


Sonra derelerden bir derede (yani halktan uzak bir yere gekil-mi§ durumda) olan insandir ki Allah (Azze ve Celle) 'ye ibadet eder ve insanlan serrinden rahat birakir (yani kimseye zarar vermez), buyurdu."[39]




İzahı



Bu hadis Kutiib-i Sitte'nin hepsinde vardir. Aynca A h m.e d ve Ibn-i Hibban tarafindan da rivayet edilmigtir.


Bu hadis de bundan onceki hadis gibi cihad eden ve toplumdan uzak ya§ayan iki simf muslumanin en faziletli insanlar olduguna de-l&let ediyor ise de alimler ve siddiklar daha ustizn oldugundan do-layi buradaki hukum umumi degildir. Bundan dnceki hadisin izahi bdlumunde de bu duruma i§aret ettim.


Nevevi bu hadisin izahi boliimunde ozetle §6yle der: Halktan uzak yagamamn, halkin arasina girmekten daha faziletli oldugu goriisunde bulunan ilim ehli bu hadiside delil gosterir-ler. Bu mesele hakkmda meghur ve malum bir ihtilaf vardir: Alim-lerin buyiik Qogunluguna gore fitnelerden selamette bulunma umidi-ni ta§nnak §artiyla halkin arasina girmek, onlardan uzakta ya§amak-tan efdaldir. Bir grup ilim adamlanna gore inzivaya gekilmek, yani halktan uzakta ya§amak daha efdaldir. Cumhur bu hadise §6yle ce-vab verir:


Bu hadis, fitnelerin ve ig savaslann bulundugu doneme yorum-lanir. B6yle donemlerde uzakta durmak daha iyidir. Ya da bu hadis, toplumun arasina girdigi takdirde §una buna eziyet edecek veya halktan gorecegi eziyetlere karsi sabir gosteremeyecek durumda olan-lar hakkindadir. Qiinkii peygamberler, (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), sahabilerin cumhuru, tabiilerin biiyuk gogunlugu, alimlerin cumhuru ve zuhd-ii takva sahibi olan muslumanlann ekserisi halkin arasina girerek Cuma ve vakit namazlannda camilere gitmek, ce-naze merasimine katilmak, hastalan ziyaret etmek, zikir ve tesbSh toplantilanna katilmak gibi insanlarm arasina girmenin yararlann-dan istifade etmi§lerdir.


§i*b: Iki dag arasindaki bogluk, yani dere demektir. Hadisten maksad mutlaka derede yagamak degil, halktan uzak yagamaktir. Dere bir misal olmak iizere amlmigtu*. Qiinku genellikle toplumdan uzak yagayan insanlar derelerde yerlegirler.




3979) "... Huzeyfe bin el-Yeman (Radiyallahii ank)yden rivayet edil-digine gore; Resulullah (Sallallaku Aleyhi ve Sellem) :


-Cehennem kapilannda (halki cehenneme) caginci (cehennem-lik) bir gurup olacak. Kim o davetcilere icabetle o kapilara giderse davetciler o kimseyi cehenneme atarlar (yani cehenneme girmesine sebep olurlar)», buyurdu. (Huzeyfe demistir ki) Ben:


Ya Resulallali! O gurubun vasiflanm bize anlat (tarif et), dedim. Resul-i Ekrem (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) :


•Onlar bizim milletimizden (veya Adem ogullanndan) bir ziimre-dir, dillerimizle konusurlar», buyurdu. Ben:


Peki, o fitne devri bana erisirse nasil davranmami emredersin? diye sordum. O:


•Sen miislumanlann cemaatina ve imanuna (yani devlet ba$ka-nina) baglan, (onlardan aynlma). Miislumanlann cemaati olmaz ve imamlan yoksa o firkalann hepsinden uzakla§man bir agacin koku-nii lsirman suretiyle (me^akkatli) de olsa olum saha eri§inceye ka~ dar, di§lerini sikarak firkalann hepsinden uzak durmaya devam et, buyurdu."[40]




İzahı



Bu hadisi; Buhari, Muslim ve Ebu Davud da rivayet etmi§lerdir.


Qikacak gurubun cehennem kapilan iizerinde olmasi ifadesi on-larin cehennemlik olmalarim belirtir.


Hadisin; UjjJU- '^ ^ ^ ciimlesinin izahi bolumiinde e 1 - H a f i z: Yani o gurup bizim kavmimizden, milletimizden olup bizim di-limizle konusurlar. Bu cumle o gurubun Arap olduguna isaret eder. D a v u d i demis ki bundan maksad o gurubun Adem ogullanndan, yani insanlardan bir ziimre olmasidir. El-Kabisi de sdyle demi§tir: Yani o gurup dis gorunuste bizim milletimizden ol-makla beraber ashnda bize muhalif olan bir guruptur.


Bir agacin kokunu lsirmak ifadesi zorluklara katlanmak, me§ak-katlara sabretmek ve fitne doneminde butiin guruplardan uzak dur-maiun sikuitisina tahammiil etmektir.


El-Beyzavi demi§ ki: Yani toplumu idare edecek devlet bagkam olmadigi donemde butiin guruplardan uzak durmah ve dev-rin giddetli sikintilanna sabretmelisin, rnesakkatlere gogiis germeli-sin, diye bilgi verir.


S i n d 1 de: Yani muslumanlann cemaati olmadigi ve devlet ba§kanimn bulunmadigi donemde butiin guruplardan uzaklas., sikin-tilara sabret, tenha yerlere gekil ve agaglann koklerini kemirmekle de olsa gecimini; dag baglarmda, gollerde, kimsenin bulunmadigi yer-lerde temine cali§ ve bu durumla yetinmeye bak, demi§tir.


Muslumanlann cemaatindan maksadin ne oldugu yolunda da de-gi§ik goru§lerin bulundugunu soyleyen el-Hafiz §6yle der: Bir kavle gore cemaattan maksad muslumanlann gogunlugudur. Bir kavle gore maksad sahabiler gurubudur. Ba§ka bir kavle gore bun-dan maksad din alimleri gurubudur. T a b e r i demis ki: En sih-hatli gorus sudur: Musliimanlann ittifakiyla segilen devlet ba§kam-nin etrafinda bulunan cemaattan aynlmamak ve o baskana itaat et-mektir. Miislumanlarm bbyle bir devlet ba§kani olmayip da firkalar turediginde en uygun olan davram§ biitiin guruplardan uzakla§mak ve inzivaya gekilmektir.




3980) "... Ebu Said-i Hudri (Radtyalldhu a»A,)'den rivayet edildigine go-re; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurmu§tur:


«Musliimamn en hayirli malinin — kendi dinini fitnelerden koru-mak uzere — dag ba§lannda ve yagi§ olan sahalarda guttugu davar-lardan ibaret olacagi zaman yakuidir.*"




3981) "... Huzeyfe bin el-Yeman (Radtyalldhu awA/den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, demi§tir:


Bir takim fitneler olacak. O fitnelerin kapilan basinda cehennem ate§ine gagmci kimseler olacaktir. Bir agacin kokunu lSinr halde 61-men onlardan birisine tabi olmandan senin igin daha iyidir."




3982) "... EbO Hiireyre (Radtyallaku anA/den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurmugtur:


• (Akilh, zeki) Mu'min bir yilan deliginden iki defa sokulmaz.'*




3983) "... ibn-i Omer (Radiyalldhii ankumd)'dan rivayet edildigine g3-re; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) goyle buyurmugtur:


(Akilli ve zeki olan) Mu'min bir yilan deliginden iki defa sokul-[41]




İzahı



3980 nolu hadis; Buhari, Ebd D a v il d ve N e s a I tarafindan da rivayet edilmi§tir. Bu hadiste gegen "Saaf* $a'fe'in 50-guludur.


§a'fe, bir §eyin iistii, yukansi ve yuksek kismi demektir. Burada dag ba§lan manasinda kullanilmi^tir. Katr •. Yagmur demektir.


3981. hadisiri ba§kaca kim tarafindan rivayet edildigine bakila-bilir. Bu hadis mana bakimindan 3979. hadis gibidir. Her iki hadis fitneler doneminde halktan uzak durmanin faziletini beyan eder. An-cak bu babm ba§ kisnunda gegen hadislerin izahi bolumiinde de be-lirttigim gibi halkin eziyet ve sikmtilanna sabredebilen muslumanm halkin arasina girmesi fitneler donemi di§indaki zamanlarda daha iyidir. Fitneler doneminde ise inzivaya gekilinek ve fitne guruplann-dan uzak durmak en uygun olamdir.


3982.hadis; Buhari, Muslim ve Ebu Davud tarafindan da rivayet edilmigtir. Bunu takip eden ve ayni metni igeren hadisin ba§kaca kinder tarafindan rivayet edildigine bakumalidu*. Bu hadislerde gegen Ledg: yilanin sokmasi manasini ifade eder. Cuhr de deliktir.


Hattabi' nin beyanma gore bu iki hadisten kasdedilen mana §6yle olabilir: Ovguye layik mu'min, akilli ve zeki olup gafil avlanma-yan ve ikide bir aldatilmayan mu'mindir. Bir kavle gore bundan maksad mu'minin ahiret i§lerinde aldatilma oyununa gehnemesidir. Diinya i§lerinde ise bazen temiz duygusu ve safligi nedeniyle aldati-Iabilir.


N e v e v i ve Avnii'l Mabud yazannm beyanlanna gore bu hadisin buyurulmasi §u olay dolayisiyladir: B e d i r savasmda Pey-gamber (Aleyhi's-salatu ve's-selam) §4ir Ebu Gurre'yi esir almigti. Sonra Resul-i Ekrem tAleyhi's-salatii ve's-selam) aleyhinde §iir soylememek ve hicivde bulunmamak kaydx ile Ebu Gurre sahverilmis.ti. Fakat §air kendi kavmine iltihak ettikten sonra sozun-*de durmayarak hicivlerine devam etmi§ti. Uhud sava§mda bu ftair tekrar esir alindi. Bu kere de serbest birakilmasini istedi ise de Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) bu istegi reddetti ve bu meyanda amlan hadisi buyurdu.[42]




14- Helal mı Haram mı Oldugu Şüpheli Şeylerle Karşılaşdlğlnda Durmak (Sakınmak) Babı



3984) "... Numan bin Be§ir (Radtyalldhii anhuma) minber iizerinde iki parmagiyla iki kulagma i§aret ederek (yani bizzat kulaklanyla duydugunu be-lirterek) :


Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve SellemJ'den su buyrugu isittim, dedi:


Helal olan (seyler) bellidlr. Haram olan (seyler) de bellidir. Helal ile haram arasinda da (helal mi, haram mi oldugunu) gok kim-senin bilmedigi bir takun siipheli seyler vardir. Bu itibarla kim gup-heli seylerden sakinnsa dinini (noksanhktan) ve lrzim (yani §eref ve haysiyetini) — halkin dilinden — kurtarmis olur. §upheli seylere dalan kimse de (igine girmek yasak olan beylik) koru etrafinda (da-varlanni) otlatip koru iginde otlatmasi an meselesi olan coban gibi harama diiser. Bilmis olunuz ki her htikumdann ozel bir korusu var-dir, Dikkat ediniz, Allah'in (yer yuzundeki) korusu da haram ettigi seylerdir. Haberiniz olsun, insanm viicudunda bir Iokmacik et par-gasi vardir ki iyi oldugu zaman biitun cesed iyi olur, bozuldugu za-man da butun cesed bozulur. Bilmis olunuz ki o et pargasi kalbtir."[43]




İzahı



Bu hadisi; Buhari, Muslim, Tirmizi, Ahmed, Darimi, Taberani ve baskalan da rivayet etmislerdir.


Alimler bu hadisin yuce dinimizin temel prensiplerini ortaya ko-yan en onemli hadislerden oldugu noktasmda ittifak etmislerdir. Ba-zi ilim adamlan tslamiyet'in donum noktasinm su hadisler oldugunu sSylemislerdir: Birincisi bu hadis. tkincisi, amellerin degerinin niyete bagh olduguna dair hadistir. Ugunciisu diinya ve ahiret bakinun-dan faydasi olmayan seyleri birakmaya dair hadistir. Dorduncusu ki-sinin kendi nefsi igin istedigi iyi seyleri her musluman igin istemesi ve kendi nefsi igin arzulamadigi fena seyleri nig bir musluman igin de istememesine dair hadistir.


N e v e v i bu hadisin onemi hakkmda bzetle soyle der: Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) bu hadiste; yiyecek, igecek, giyecek ve diger seylerin temiz ve helal olmasina dikkat edil-mesini, helal seyleri iyice tanimayi ve siipheli seylerden sakinmayi emrederek; siipheli seyleri birakmanm muslumamn diyanetini, yani dindarhgim ve haysiyetini, serefini korumaya sebep oldugunu agik-lamistir. §upheli seylere dalan bir kimsenin harama girmesi tehlike-sini bir ornekle belirtmis.tir: Bir hiikumdann yasak bolge olarak ilan ettigi ozel bir korusu etrafinda davarlarmi otlatan bir gobanin da-varlarinm o koruya, yasak bolgeye dalmasi, gobanm yasagi gigneme-si nasil an meselesi ise; helal mi haram mi oldugunda siiphe edilen seylere dalan bir muslumamn da o goban gibi yasak bolge sayilan harama girmesi an meselesidir.


Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) daha sonra kalbin 6ne-mini beyan ederek korunmasmi istemis ve insan cesedinin butiin or-ganlanmn duzelmesinin ancak kalbin diizelmesiyle miimkun oldugunu, keza kalbin bozulmasiyle cesedin kalan organlarmin bozulacagi-m beyan etmi§tir. Qunkii kalb, cesedin hiikiimdan gibidir. Butiin or-ganlar ondan direktif ahrlar. Iman merkezi olan kalb kotiiliiklerden anndinldigi ve Allah'in zikri ile me§gul oldugu takdirde ondan direktif alan cesedin butim organlan Allah'a itaat eder. Bunun aksine kalb pasli oldugu takdirde kotii direktifler verir ve dolayisiyla cesedin turn organlan kotiiliiklere egilir.


Bir gurup ilim adami bu hadisi delil gostererek aklin ba§ta degil, kalbte oldugunu soylemistir. Bu konuda meshur bir ihtilaf vardir. Bi-zim arkadaslanmizin mezhebi ve kelamcilarm mezhebine gore akd kalbtedir. Ebu Hanife (Radiyallahii anh) 'a gore akil beyin-dedir. Bir kavle gore akil bastadir. Birinci goriis felsefecilerden ve ikinci gorus tabiblerden de rivayet edilmektedir.


Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'in -Helal olan seyler bellidir. Haram olan seyler de bellidir* buyrugunun manasi soyledir:


Bazi seyler apagik helaldir; helalligi herkesge bilinir. Yiyecekler-den ekmek, meyveler, zeytin yagi, zeytin, bal, hayvan yagi, eti yenen hayvamn siitu ve yumurtasi gibi gida maddeleri. Keza; konusmak, yurtimek, bakmak gibi bazi fiil ve hareketler de besbelli helal §ey-lerdir. Igki, domuz, murdar hayvan eti, idrar gibi maddeler, zina, ya-lancilik, giybet, koguculuk, yabanci kadma bakmak ve benzeri bazi fiil ve hareketler haramdir, bunlann haramligi agiktir.


Bazi §eyler de vardir ki helal mi haram mi oldugu acik degildir. Bunun igin cok kimse bu gibi §eylerin hiikmunu bilmez. Fakat din il-mini bilen kimseler nass, kiyas, istishab ve benzeri yollardan biriyle bunun hukmunu bilirler. Bu itibarla bir §eyin helal veya haramkgin-da tereddud edildigi zaman ictihada yetkili ve yetenekli ilim adami o mesele hakkmda ictihad ederek §er'i delile dayali olarak helal veya haramligina hukmeder. Bazen miictehidin delili agik bir ihtimal mahiyetini arzeder, yani hukiim igin kesin bir delil sayilmaz. Bu gibi durumlarda takvaya en uygun olam o §eyi birakmaktir. Boylece §iipheli §eyden uzak durulmug olur.


Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) 'in «Her hukiimdann bir korusu bulunur...» buyrugunun manasi da §6yledir: Her hukunv darm ozel bir korusu bulunur ve hiikumdar o yasak bolgeye izinsiz giren kimseyi cezalandinr. Bu itibarla ihtiyath davranan bir kimse o korunun yakimna sokulmaz ve boylece yasak bolgeye girme tehli-kesinden uzak kalir. Allah'm korusu da adam oldurmek, zina etmek, igki igmek, hirsizlik, soygunculuk gibi haram fiil, hareket ve sozler-dir. Kim haram bir §eyi i^lerse yasak bolgeye girmis. sayibr ve ceza-ya miistahak olur. Haram bir §eye yakla§an bir kimse de harama dalmak tehlikesi ile kar§i kar§iyadir. Durum boyle olunca ihtiyatU davranan bir kimse haramlardan uzak durur ve dolayisiyla §iipheli §eylere de yanagmamis, olur.


Bazi alimler §upheli §eylerin mekruh olduguna hiikmedilmi§ §ey-ler oldugunu soylemi^tir. M a v e r d i bdyle soyleyenlerdendir. Mekruh olan §ey, haram ile helal arasinda kalan bir §eydir. Takva sahibi olan musliimanlar mekruh §eyleri islemezler. Ciinku mekruh §eylere dalmak ve bu hali siirdurmek insani gxiniin birinde harama da daldirabilir.


Hattabi'ye gore giipheli §eyler ifadesinden maksad; mah-nm bir kismi helal, bir kismi haram olan bir kimse ile ali§ veri§ et-mektir.


Hadisin «§iipheli §eylere dalan bir kimse harama dii§er* mealin-deki cumlenin izahi b61umunde Nevevi §6yle der:


Bu cumle iki sekilde yorumlanabilir: §upheli §eylero dalan kimse kasith olmasa bile haram bir §eye du^ebilir ve o harama du§erken kusur ve ihmali oldugu takdirde gunahkar sayiln". Ikinci yorum §6y-ledir: §upheli §eylere devam eden bir kimse bu alanda hoggoruye ah-§ir ve ciir'eti artar. Peyderpey harama yakla§ir. Hergiin biraz daha giddetli §upheyle karsrianan i§lere girigir ve nihayet giiniin birinde bile bile haram §eye du§er. Bu da selef alimlerinin "giinahlar kiifrun postacisidir" sozii gibidir. Yani giinahlar sahibini kufre sevkeder.




3985) "... Ma^kil bin Yes^r (Radtyalldhii ankyden rivayet edildigine gore; Resfilullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurdu, demigtir:


Here (fitne-fesad donemin)de ibadet etmek, benim yamma hlc-ret etmek gibi (faziletli)dir."[44]




İzahı



Bu hadisi; Muslim, Tirmizi ve Ahmed de rivayet etmisterdir. Hadiste gegen "Here" fitne ve kans.ikkklar donemi §eklin-de yorumlanmi§tir. Bu donemde meydana gelen oldiirme olayina da Here denilir. Fitne ve kan§ikliklar doneminde ibadet faziletinin ustun-liigunun sebebi §udur: Boyle donemlerde halk genellikle ibadetten gaflet eder, ba§ka §eylerle mesgul olur. Ancak az ki§iler ibadete yone-lir.[45]




15- İslam Garib Olarak Başladı, Babi



3986) "... Ebu Hiireyre (Radiyallahii anh)yden rivayet edildigine gore; ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, demi§tir:


Islam garib olarak basladi ve basladigi gibi (guniin birinde) garib haline doniisecektir. Ne mutlu o garib (mu'min)Iere."




3987) "... Enes bin Malik (Radtyallahu ankyden rivayet edildigine gore; ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurmu§tur:


Islam, suphesiz garib (gibi) ba§ladi ve (guniin birinde) tekrar garib (gibi) olacaktir. Ne mutlu o garib (mu'min)lere/ *


Not: Zevaid'de ?6yle denilmi$tir : Enes (R.A.)'m bu hadlsinin senedi hasen'-dir. Ravi Sinan bin Sa'd bin Sinan'in guvenilirligi ve adi hafckmda ihtilaf olmu^tur.




3988) "... Abdullah (bin Mes'fid) (Radtyallahu anh)'den rivayet edildigine gore; ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 50'yle buyurdu, demi§tir :


Islam, stiphesiz garib olarak basladi ve (giiniin birinde) garib hale doniisecektir. Ne mutlu garib (mu'min)lere.


ibn-i Mes'ud demistir ki: Garibler kimlerdir? diye soruldu. Re-sul-I Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


Kabilelerinden (Islamiyet igin) aynlip uzaklasanlardir, buyurdu."[46]




İzahı



Ebu Hureyre (Radiyallahu anh) 'in liadisini Muslim de rivayet etmi^tir. Enes (Radiyallahii anh) in hadisi Zevaid ne-vindendir. Ibn-i Mes'ud (Radiyallahii anhuma)'mn hadisini T i r m i z i de rivayet etmistir. Ancak T i r m i z i' nin iman bolumiin-de rivayet ettigi metinde gariblerin kimler olduguna dair soru ve cevab bolumii yoktur. Bu soru ve cevabin sahiblerinin kimler olduguna dair agik bir kayit bulamadim. Fakat Nevevi, Miisli m'in gerhinde buna benzer ibn-i O m e r (Radiyallahu anh) 'in hadisini izah ederken gariblerin kimler oldugu hadiste agiklanrmstir, diyerek buradaki cevabi aynen nakletmi§tir. Nevevi1 nin bu ifadesi verilen cevabin Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'e ait olduguna delalet ettigi igin, buna gore terceme ettim. in§aallah hata etmedim. Nevevi, gariblerin kabilelerinden (islamiyet igin) aynlip uzaklaganlar olduguna dair agiklamayi naklettikten son-ra: El-Herevi demigtir ki: Kabilelerinden aynhp uzakla§an-lardan maksad vatanlanni birakip Allah ugrunda hicret edenlerdir, diye bilgi vermi§tir.


Islamiyet'in garib adam gibi veya garib olarak bas.lamasimn ma-nasi §udur: Yiice Islamiyet ilk zamanlarda gok az kimse tarafindan kabul edildi. O donemde muslumanlann sayisi az oldugu igin Islam dini kimsesiz ve yabanci bir adam gibi idi. Sonra muslumanlann sa-yisi gogaldi, Islamiyet'i uygulayanlar ve emirlerini yerine getirenler, yasaklarmdan sakmanlar her tarafa yayildilar. Boylece ilk zamanlarda gorulen yabancuik ve gariblik kalmadi. Son zamanlarda fitne-lerin gogalmasi, insanlarm bozulmasi, dini vecibeleri yerine .getiren-lerin sayisimn azalmasi sonucunda Islamiyet ilk zamanlardaki hale


Hadislerde Islamiyet'in gariblesecegi haberi verildikten sonra; - -J*i iji^» = *Te tuba li'1-Gureba" buyurulmustur.


Gureba kelimesi garib'in goguludur, garibler demektir. Son hadiste garibler, kabilelerinden, vatanlanndan aynlip Allah yolunda hicret eden muhacirler diye agiklanmi§tu*.


Tirmizi1 nin Amr bin Avf (Radiyallahii anh) 'den rivayet ettigi bir hadiste tslamiyet'in garib olarak bagladigi ve tekrar (guniin birinde) garib hale ddniisecegi buyurulduktan sonra;


«Ne mutlu o garib (mii'min)lere ki halkin benden sonra bozduklan siinnetimi (yolumu) islah ederler* buyurulur. Bu rivayette garibler, Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) 'in siinnetini, yolunu izle-yen, onunla amel eden ve olanca giigleriyle agiklamaya, ihya etmeye gah§an mu'minler diye agiklanmis., denilebilir. Bu rivayeti dikkate alan bazi alimler garibleri buna gdre tefsir etmis.lerdir.


Tuba kelimesi, giizellik ve temizlik manasini ifade eden lib k6-kunden ahnmadir. Bu kelime; ferah, gb'z aydinhgi, seving, gibta, ik-ram, cennet ve cennette bir agag gibi manalara yorumlannugtir. Bun-lann hepsi mutluluk ve saadet manasina yalon oldugu igin mutluluk anlamina terceme ettim.[47]




16- Fitnelerden Selamette Olmasi Umulanlar Babi



3989) "... Omer bin el-Hattab (Radtyallahu anh)'den rivayet edildigine gore:


Bit gun kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve SellemJ'in (Me-dine'deki) mescldine gikti ve Muaz bin Cebel (Radiyallahu anh)*in Peygamber (Sallallaha Aleyhi ve Sellem)'in kabri yaninda oturup agladigim gdrdfl. Sonra (ona) :


Senl a^latftn nedir? dlye sordu. Muaz (Radiyallahu anh):


Resulullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) 'den isittigim bir sey be-ni aglatiyor. Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den §u buyrugu i§ittim, dedi.


§iiphesiz riyanm azi (bile) sirktir, (yani Allah'a ortak ko§mak-tir). Kim Allah'in bir velisine du§manhk ederse giiphesiz Allah ile sa-va§maya gikmis. olur. Allah; itaatkar, takva sahibi ve halktan uzak duran 6yle kullanm gergekten sever ki, onlar goriilmedikleri zaman aranmazlar (yani halleri ve yerlerinin nasil oldugu kimse tarafindan soru§turulmaz). Hazir olurlarsa (meclislere ve onemli iglere) gagtnl-maz ve taninmazlar. Kalbleri hidayet i§iklandir. Hep tozlu ve karan-lik bannaklardan (veya gozumlenmesi zor sorunlann ustesinden) gi-karlar."


Not: Zevaid'de $6yle denilml§tir : Bunun senedinde Abdullah bin Lehla bu-lunur, BU ravi zayiftir.




3990) "... Abdullah bin Omer (Radtyallahu anhiimd)fdan rivayet edildi-gine gore; Resulullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) goyle buyurdu, demigtir:


insanlar, iglerlnde necib ve kullani§li bir tane pek bulamayaca-gin yiiz deve gibidir."


Not: Zevaid'de ?oyle denilmi$tir : Ravi Zeyd bin Eslem'in Abdullah bin Omer (R.A.)'den hadis l$itmesi sabit olursa bu sened sahih olup ravileri ^Uvenilir zat-lardir.[48]




İzahı



Bu iki hadis Zevaid nevindendir. Birinci hadiste gegen bazi ke-limeleri agiklayalun:


Riya: Bir ibadeti, hayir sayilan bir igi Allah rizasi diginda bir maksadla veya Allah nzasi yaninda ba§ka bir gaye ile, gosteri§ igin i§lemektir. Riyakarbgin ve go3teri§in azi bile §irk, yani Allah'a ortak kosmaktir. Cunkii her tiirlu ibadet ve hayrat ancak Allah rizasi igin yapilmahdir. Allah nzasi yaninda baska bir yaratigin nzasi giidul-diigii zaman, o yaratik Allah'a ortak edilmis sayilir. Bu nedenle de kiifur olur.


Veli: Allah'in has kulu demektir.


Ebrar: Berr'in goguludur.


Berr: Allah'a itaatkar kul demektir.


Etkiya: Takiyy'in goguludur.


Takiyy: Allah'tan hakiki manada korkan, emirlerini yerine geti-ren, giinahlardan ve azabtan sakinan ve ilahi kanuna samimiyetle saygi duyan kimse demektir.


Ahfiya: Hafi'nin goguludur.


Hail: Toplumdan uzak duran ve nerede oldugu halk tarafindan pek bilinmeyen, demektir.


Hadiste riyakarhgin azimn bile sirk oldugu bildirildikten sonra Allah'in sevgili kullannin hasletleri siralamyor.


Jkinci hadisin benzerini Buhari, Rikak kitabimn Uzlet ba-bmda rivayet etmi§tir. Bu hadiste gegen Rahile -. Binit devesidir. Bu-rada necib, binmek ve yiik tasimak bakimindan kullamsk deve ma-nasma yorumlandigi gibi, binmeye elverisli necib deve manasina da yorumlanmi§tir.


S i n d i bu hadisi §6yle yorumlamistir: Yani yuz develik bir suru iginde tasimacihkta ve uzun yolculukta kullanilmaya elveri§li, guglii ve segkin deve nasil az ise toplumda segkin mu'minler de az bu-lunur.


El-Fetih yazan Buhari' deki metni izah ederken H a 11 a -b i' den naklen §6yle der:


Alimler bu hadisi iki sekilde yorumlamislardir: Birisi §udur ki: Insanlar dini hukumler kar§isinda esittir. Diinyaca ustiin olanm ast olana, yuksek mevkide bulunamn ondan asagi mevkide bulunana us-tunlugii yoktur. Yani btitiin imisliimanlar hukuk bakimindan esittir. Nasil ki; iglerinde binit olmaya elveri§Ii bir tane bulunmayan yiiz deve ayni durumdadir. Ikinci yorum da §6yledir: Insanlann gogunun kusurlan ve eksikleri bulunur. Fazilet ehlinin sayisi ise cidden pek azdir. Nasil ki(> yiik hayvani olan bir deve suriisti iginde binek olmaya elveris.li bir deve zor bulunabilir.


EI-Ezheri de: Hadisin manasi §6yledir: Diinyadan yflz gevirip ahiret isleriije yonelen kamil ve olgun insan, deve siirusu iginde binit devesi gibi azdir, demistir. Nevevi bu yorumun gu-zel oldugunu sdyledikten sonra: Bundan da guzel yorum §udur: Du-rumlan memnuniyet verici ve ustiin vasifli, kamil, olgun insan az bulunur, demi§tir.


E 1-H a f i z, yukardaki nakilleri yaptiktan sonra lbn-i B a 11 a 1' m §6yle dedigini s6yler: Hadisteki insanlardan maksad, sahabiler, tabiiler ve bunlan takip eden kusaktan sonra gelenlerdir. Cunkii bu uc ku§aktan sonra gelenler arasinda hiyanet etme hasta-hgi yayilnwg, kimseye giivenilmez olmustur.[49]




17- Ümmetlerin Firkalara Bölünmeleri Babı



3991) "... Ebfi Hureyre (Radiyalldhii ankyden rivayet edildigine gSre; Resfilullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellcm) §6yle buyurdu, demistir:


Yahudiler jetmi^ bir firkaya aynldi. Benim iimmetim de yetmis ug firkaya aynlacaktir."




3992) "... Avf bin Malik (Radiyallahu anh)'den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, demigtir:


Yahudiler yetmis bir firkaya aynldi. (Bunlardan) bin cennette ve yetmisi atestedir. Hristiyanlar da yetmis iki firkaya aynldi. (On-lardan da) yetmis bir firka ateste ve biri cennettedir. Muhammed'in cam (kudret) elinde bulunan (Allah) a yemin ederim ki. benim iim-metim muhakkak yetmi§ iic firkaya aynlacaktir. Bir firka cennette ve yetmi§ iki firka ate§tedir.


Ya Resulallah! Cennette olan firka kimlerdir? diye soruldu. O: (Sahabilerin yolunda olan) cemaat, diye cevab verdi."


Not: Zevdid'de ?fiyle denilmi^tir: Avf bin M&lik'in bu hadisine ait sened soz goturtir ; Ravi R4?id bin Sa'd hakkinda Ebu Hatem : O, 50k dogru sozliidlir, demi^tir. R^vi Abbad bin Yusuf'un rivayetini Ibn-i Maceh'den ba$ka kimse tahrlc etmemi? (almanu$)tir. tbn-i Maceh yamnda da bundan ba?ka hadlsi yoktur. tbn-i Adi: O, rivayetinde yalmz kaldigi bir takim hadisler rivayet etmi?, demi^tir, ibn-i Hibban da onu giivenilir zatlar arasinda anmi^tir. Senedin kalan ravileri gflvenillr zatlardar.




3993) "... Enes bin Malik (Radtyallahii anhy&en rivSyet edildigine gb're; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 50'yle buyurdu, demigtir:


fsrail ogullan yetmi§ bir firkaya aynldi. Benim ummetim de §iip-hesiz, yetmi§ iki firkaya aynlacaktir. Bunlarm hepsi ate$tedir. Yalmz bir firka ate§te degildir. O da (sahabilerin yolunda olan) cemaattir."


Not: Zevaid'de ^oyle denilmlftir: Bunun senedi sahth olup ravileri gttve-nUir zfttlardir.




3994) "... Ebu Hureyre (Radtyallahii a«A/den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, demi$tir:


(And olsun ki) siz, kendinizden onceki (millet) lerin yoluna ku-lacji kula^ina, ar^ini ar$imna ve kan§i kan§ina muhakkak tipatip uyacaksimz, Hatta onlar (daracik) bir keler deligine girseler siz de muhakkak o delige gireceksiniz.


Sahabiler, Ya Resulallah! (O milletier) yahudiler ve hristiyanlar (mi)? diye sordular. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : Bunlar olmaymca baska kimler olur? buyurdu."


Not; Zevaid'de ?6yle denilmi^tlr: Bunun senedi sahih olup ravileri gUvenillr z&tlardir.[50]




İzahı



Bu babin ilk hadisi diger sunen sahibleri ve Hakim tarafin-dan da rivayet edilmi§tir. Kalan hadisler 2tevaid nevindendir. B u -h a r i, bu babin son hadisinin benzerini el-itisam kitabimn bir ba-binda Ebu Said-i Hudri (Radiyallahu anh) 'den rivayet etmistir.


Bu babin ilk iic. hadisinde; Peygamber (Aleyhi's-salatii ve's-se-lam)'in iimmetinin yetmis kusur firkaya aynlacagi ve biri harig di-gerlerinin cehennemlik olacagi haber veriliyor. Bu fu*kalardan mak-sad Ehl-i Sunnet mezhebine ters diisen itikad konulanna iliskin batd mezheblerdir. Hanefi, §afii, Maliki ve Hanbeli gibi amel ve fikih konulanna ait mezhebler kasdedil-xnemi§tir.


Tuhfe yazan T i r m i z i * nin rivayet ettigi Ebu Hurey-r e (Radiyallahu anh) 'w hadisini izah ederken, bu hadisin Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'in birmucizesi olup aynen gergek-Ie§tigini belirttikten sonra; imam Ebu Mansiir et-Te-mimi1 nin bu hadisin izahi konusunda bir kitab yazdigini ve ki-tabta §6yle dedigini nakleder:


Yetkili ilim ehli bilir ki Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) , yerilen 'firkalar ile; helal ve haram konularinda, fikih mes'ele-lerinde ihtilafa dii§en degigik goriig beyan eden amel mezheblerini kasdetmemigtir. O'nun kasdettigi firkalar, Tevhid akidesinin temel mes'elelerinde, hayir ve gerrin takdiri, yani kader konusunda, nebi-Iik ve resulluk gartlannda ve buna benzer konularda hak ehline, yani Ehl-i Siinnet ve'1-Cemaata muhalefet eden mez-heblere mensup guruplardir. Cuoku bu guruplarin bazisi diger bazi guruplann kafirligine hiikmedecek kadar aralannda ihtilafi ileri go-turmiiglerdir. Fikih ve amel konulanna dair mezheb mensuplan ara-sinda ise boyle bir durum soz konusu degildir. Bunlar cegitli mes'e-lelerde ihtilaf ettikleri, degigik goriigler beyan ettikleri halde, kendi-lerine muhalefet edenleri ne kufurle ne de fasiklikla itham etmemis.-lerdir. Bu itibarla bu hadis itikad konulanna dair batil mezhebler manasina yorumlamr. Sahabiler doneminin sonlannda Kaderiyye mezhebinin tiiredigi ve Ma'bed el-Cuheni ile kendisine uyanlann bu muhalefet bayragini gektikleri gdriildii. Sonra peyder-pey batil mezhebler gogaldi ve nihayet bunlan sayisi yetmi§ iki fir-kayi buldu. Yetmi§ uguncii firka ise Ehl-i Siinnet ve'l-Cemaat firkasidir. Hak mezheb de budur.


Tuhfe yazan daha sonra §6yle der:


Bid'at ehli olan mezheblerin sayisi el-Mevakif ta belirtildigi gibi esas itibanyla sekizdir.- Birisi Mutezile mezhebidir. Bu mezheb mensuplannm ba§lica batil goru§leri §unlardir: Kullar amelleri-nin yaraticisidir. Mu'minler ahirette Allah'm cemalini gfiremezler. lyi bir amel i§leyenin mukafatlandinlmasi ve giinah i§leyenin ceza-landinlmasi vacibtir. Mutezile mezhebi yirmi firkaya aynhr. Ikincisi Hz. A 1 i (Radiyalldhii anhJ'i sevmekte a§in giden § i i mezhebidir. Bunlar da yirmi iki firkadir. Ogiincu ifrata kagan H a -riciye mezhebidir. Bunlar Hz. AM (Radiyallahu anh) 'in kafir olduguna hiikmederler ve: Bir miisluman biiyuk bir giinah i§-ledigi zaman kufre gider, derler. Hariciler de yirmi kola ay-nlir. Dorduncusii Murci e mezhebidir. Bunlara g6re imanh bir kimsenin gunah i§lemesinin hig bir sakmcasi ve zaran yoktur. Bunlar da be§ guruba aynlir. Begincisi Neccariye mezhebidir, fig guruba aynlir. Altinasi Cebriye mezhebidir. Bunlara g6re kul-lann elinde higbir irade yoktur. Bunlar tek gurubtur, Yedincisi M u § e b b i h e mezhebidir. Bunlar Allah (Azze ve Celle) 'nin yaratik-lar gibi bir cisim oldugu iddiasmdadir. Bunlar da tek gurubtur. Boy-lece batil mezheb sayisi yetmi§ ikiyi bulur. Yetmis. ugiincii firka ise Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'in ve sahabilerinin yolunu tutan Ehl-i Siinnet ve'1-Cemaat mezhebidir. Hak yolda olan budur. Diger mezhebler batildir, mensuplan sapik sayihr. Bu bilgi el-Mirkat'tan naklen verilmigtir.


tkinci ve uguncii hadiste gegen "Cemaat" kelimesi ile Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'in ve sahabilerinin yolunda olup bid'at ve yanhg itikaddan uzak duran gurup kasdedilmi§tir ki bu guruba Ehl-i Siinnet ve'1-Cemaat deriz.


Bu hadislerde ummetin yetmi? bir veya yetmis iki firkasimn ce-hennemlik olup bir firkamn cennetlik oldugu belirtilir. §oyle bir soru hatira gelebilir: Kible ehli olan, yani zerre mikdan imam olan her miisluman netice itibariyle cennetliktir. Yani Islam dininden oldugu kesinlikle bilinen tiim hukiimlere inanan kimseler bir takun bid'at-leri benimsemlg olsa bile imamn alti §artina inandiktan sonra mu'-min sayihr ve bu hal uzerinde olurse, gunahlanmn cezasim cektik-ten sonra veya gekmeden ilahi bir magfiretle cennetlik olabilir. Diger taraftan Ehl-i Siinnet mezhebine mensup bir kimse i§ledigi herhangi bir gunahtan dolayi cehennemde ta'zib edilebilir ve azabim gektikten sonra cennetlik olur. Halbuki bu hadisler bir firkamn cennetlik, digerlerinin cehennemlik olduguna delalet eder. Bu nasil izah edilir?


Bu soruya degi§ik §ekillerde cevab verilmigtir. Bir yorum §Qy: ledir:


Bir firka tagidigi itikad nedeniyle azaba mustahak olmayip bu bakimdan cennetliktir. Diger firkalar ta§idiklan batil itikaddan do-layi cehennem azabina miistahaktir. Diger bir yoruma gore hadisler-deki hukiim cogunluk itibariyledir. Yani Ehl-i Siinnet mezhebi mensuplannm buyuk gogunlugu hak yolda olmakla cennete li-yakat kazann*. Diger firkalara mensup insanlarm gogunlugu yanhg yolda olmakla cehenneme mustahak olur.


Son hadis ise muslumanlann yahudilere ve hiristiyanlara uyma-ya ozen gdstereceklerini, bu iki milletin ahlak ve yagantilanna adeta imrenircesine egileceklerini ve bir takim bid'at ve nefsi arzulara esir gibi baglanacaklanm haber veriyor. Bu da mucize olarak gergekleg-mi§tir. Bugun Islam toplumunda tamamen Islam dinine ve Asr-i Saa-detin guzel ya§antisina ters dugen kotuluklere, bid'atlere, sefahet ve ahlaki cdkuntuye dogru hizla gittigi veya suruklendigi buyuk uzun-tu ile mus&hede edilmektedir.[51]




18- Mal Fitnesi Babı



3995) "... Ebu Said-i Hudrt (Radtyalldhii a»A>'den; §6yle demi§tir:


Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellexn) (bir gun) kalkip ce-maate soyle bir konusma yapti:


•Hayir. AHah'a yemin ederim ki ey insanlarl Sizin igin korktu-gum sey ancak Allah'in sizin igin gikaracagi dunya ziyneti (olan ser-)vet)dir.»


Bunun uzerine bir adam O'na:


Ya Resulallah! Hayir (yani mal nimeti) ser getirir mi? (ki endise-leniyorsun) diye sordu. Bu sorudan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


«(Mutlaka) hayir (olan bir sey) sfiphesiz ancak hayir getirir. Ama mal (mutlaka) j^yir nudir? (Bakiniz) Kfigfik irmagin (veya ba-har yagmurunun) bitirdigi bitkilerin tumu (tikabasa yiyen hayva-m) kann §i5kinligiyle derhal oldurur veya 5lttme yakla^torur. Fakat (zararsiz) gayir yiyicisi hayvan (onu) yiyer, nihayet bdgurleri dolun-ca (sis.ince) giineslenir, sonra kolayca tersler, i§er. Dana sonra gevis getirir (ve boylece karnindakini hazmettikten) sonra tekrar (gayirh-ga) donup otlanir. iste (bunun gibi) mes.ru yolla bir mal alan kim-seye o mal mubarek (bereketli) olur. Gayr-i mesru yolla bir mal alan kimsenin durumu da yiyip de doymayan obur kimsenin durumuna benzer.»"[52]




İzahı



Bu hadlsi Buhdri de Rikak kitabimn 6. babinda rivayet et-mi§tir.


Hadiste gegen bazt kelimeleri agiklayahm:


Zehre: Ziynet, giizellik ve gigek gibi manalara gelir. Burada es-ya, elbise, ziraat gibi dunya mall ve serveti manasi kasdedilmigtir.


Hadiste gegen "Hayir" kelimesi de mal manasinadir. Kur'an-i Ke-rim'in muteaddid ayetlerinde bu manada kullanilmi§tir.


Hadir i Yes.il ot, gayir ve hayvanm beslenmesi igin gok yararh btr nevi bitki maijalanna gelir.


Habat: Karnin §i§mesidir.


Rebi: Bahar mevsimine denildigi gibi kuguk innaga da denilir. Ibn-i Hacer ikinci manayi tercih etmiijtir.


Hasira: Bugurdiir. ictirar: Gevi§ getirmektir.


Dunya mah asil itibariyle bir nimet oldugu igin soru sahibi ma-hn gerre nasil sebebiyet verdigini ogrenmek igin Resul-i Ekrem (Aley-hi's-salatu ve's-selam) 'e "Hayir §er getirir mi" sorusunu sormustur.


Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) buyurdugu cevabta her bakundan hayir olan bir geyin daima hayir getirdigini, fakat dunya malinin her bakimdan hayir sayilamayacaguii belirtmi§tir. Evet, diinya mah ve nzik ne kadar bol olsa bile mesru yolla kazanildigi, zekat gibi haklanna riayet edildigi ve cimrilik lie israf tan kagmildigi zaman hayu-hdu*. Fakat amlan cimrilik ve israf gibi nedenlerle mal hayirli olmaktan gikip gerre ddnugebilir. Keza mal gayri me^ru yolla kazanildigi veya boyle yollara harcandigi zaman nimet ve hayir olmaktan gikip §er ve nikmet olur.


Hadiste iki ornek bulunur: Birincisi dunya malini toplamakta a§in giden, ifrata kagan, helal haram demeden servet biriktiren ve iyi yolda harcamayan kimse igindir. Boyle bir kimse yagmur veya itmak suyunun bitirdigi otlan tikabasa yiyen, hazmi igin; gevis getir-mek, guneslenmek gezip tozmak gibi carelere basvurmayan ve kar-mn sismesi ile derhal olen veya olume yakla§an hayvan gibidir. Mai o kimseyi helak eder. Ikincisi diinya malini makul dlguler iginde ve me§ru yolla kazanan ve kazancindan yararlanmasim bilen, bir kis-znuu iyi yollarda, hayir islerinde harcayan kimse igindir. Bdyle bir kimse igin iyi bir besin maddesi olan gayirla karnmi doyuran, bunu hazmetmek uzere giine§leyip gevig getiren ve nihayet kolayca ters-Ieyip i§eyen, sonra ayni §ekilde otlanan hayvan misali verilmigtir.


Hadisin daha geni§ izahim ogrenmek igin B u h a r i' nin §erh-lerine miiracaat edilebilir.




3996) "... Abdullah bin Amr bin el-As (Radtyalldhu ankiim&ydan riva-yet edildigine gore; Resfllullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellent) bir gun :


Farfs (Iran) ve Rum hazineleri size fethedilecegi zanum «izler na-sil bir kavim olacaksuuz? diye sordu. Abdurrahman bin Avf (Radi-


yallahii anh) :


Allah'in bize emrettigi gibi sdyleriz (yani hamd, §iikur ederek ni-metlerin artmasim dileriz), dedi. ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):


•Veya ba§ka $eyler (soylersiniz - yaparsimz yahut haliniz ba§ka turlu olur). Biribirinize (maddiyat igin) rekabet edersiniz, sonra ha-sedlesirsiniz (gekememezlik edersiniz), sonra biribirinize sut ^evirip aynhrsmiz, sonra biribirinize kin tutarsuuz. Yahut buna benzer hale dflsersiniz. Dana sonra muhacirlerln zayiflanna giderek bazdanni bazdarnun boyunlan Qzerine kumandanlar e4ersiniz>, buyurdu.




3997) "... Amr bin Avf —ki Amir bin Lliey ogullannin dostu olup Be-d!r savajma Resfilullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellemyin maiyyetinde katilmi§-ti— (Radtyalldhu ff«A)'den; §oyle demigtir:


ResOluIlah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Bahreyn (ahalisinin gayri muslimlerinin) cizyesini getirmek uzere Ebu Ubeyde bin el-Cer-rah (Radiyallahii anh) i oraya gonderdi. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) savas etmeksizin Bahreyn ahalisiyle bans akdederek baslarma el-Ala bin el-Hadrami (Radiyallahii anh) 'i vali tayin etmis-ti. Sonra Ebu Ubeyde Bahreyn'den bir mikdar cizye maUni (Medine-i Munevvere'ye) getirdi. Ensar Ebu Ubeyde'nin geldigini isittiler de Re-sulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde sabah nama-aani kumaya birden geliverdiler. ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazi bitirince aynldi. Ensar da (o esnada) Ebu Ubeyde've kar§i ciktilar. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sell em) onlan gorfin-ce guliimsedi. Sonra:


-Ebu Ubeyde'nin Bahreynden bir hayli mal getirdigini i§ittigini-zi saniyorum?» buyurdu. Ensar:


Evet, Ya Resulallah, dediler. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):


«§ad olunuz ve sizi sevindirecek nimetleri (bundan boyle de her zaman) umunuz. Vallahi (bundan sonra) size fakirlik halinin gele-ceginden hip korkmam ve Iakin sizler icin korktugum §ey, sizden on-ceki iimmetlerin oniine diinya (nimetleri) nin yayildigi gibi sizin 6nu-nuze de yayilmasi ve onlann biribirierini cekemeyip diinyahgi ele ge-cirmek icin yan§tiklan gibi sizlerin de aym $ekilde biribirinize dus> meniz ve nihayet dunyabgm onlan helak ettigi gibi sizleri de helak et-mesidir.»"[53]




İzahı



Abdullah bin Amr (Badiyallahu anh)'m hadisini Muslim de Zuhd kitabinni birinci babmda rivayet etmi§tir. Ha-diste gegen Tenafus fiilinin agiklamasi hakkmda Nevevi §6yle der: Alimler: Tenafus, bir seyi elde etmek igin yarismak ve bagka-sunn emu elde etmesinden ho§Ianmamaktir. Bu ise hasedin, gekeme-mezligin ba§langicidir, demislerdir. Hased ise bir nimetin sahibinin elinden gikmasim temenni etmektir. Tedbiir de ki§ilerin kendi arala-nndaki munasebeti ve iyi ili^kiyi kesmeleridir.


Amr bin Avf (Radiyallahii anh) 'in hadisini; Buhari, Humus kitabinm Cizye babmda, Muslim, Zuhd kitabinni birinci babinda rivayet etmi§lerdir. N e s a 1' nin de bunu rivayet ettigi Fethu'l-Bari'de belirtilmigtir.


Bahreyn: Irak'ta Basra ile Hecer arasinda bir §e-hirdir. Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam), hicretin dokuzun-cu yih bu beldenin gayri muslimleri ile ban§ akdederek; her yil be-lirli bir mikdarda cizye denilen vergiyi odemeye karar verilmi§tir. El-Hftf jz'iA Beyamna gore o donemde bu §ehir halknim gogu Mecusi idiler. Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) sava§siz ola-rak elde edilen Bahreyn valiligine sahabilerin me$hurlanndan el-Ala bin el-Hadrami'yi atanu§ti.


Ebu Ubeyde (Radiyallahu anh) 'm Bahreyn' den cizye ma-lini getirdigini duyafl Ensarilerin o gun sabah namazinda M e s cid-i Nebevi'ye gelivermelerine ait ciimlenin izahi boliimun-de el-Hafiz: Bundan anlagiliyor ki sahabiler Cuma namazi di§indaki vakitlerde kendi kabilelerinin mescidlerinde namaz kiliyor-lardi. Qiinkii her kabilenin oldugu yerde mescidler bulunuyordu. An-cak yeni bir durum oldugu zaman Ensar-i Kiram (Radiyallahii anhii-ma) Mescid-i Nebevi'ye namaz kilmaya gelirlerdi. O gun sabah namazinda Mescid-i Nebevi'de toplanmalan cizye malinin geli§i sebebiyle oldugu karine ile anlas.ihyordu. Bu ne-denle Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) bu duruma i^aret buyurmu^tu.[54]




19- Kadınlar Fitnesi Babı



3998) "... Uslme bin Zeyd (Radiyallahu anhiimd)'dan riv&yet edildigine gore; Resfilullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurdu, demi§tir:


«Benden sonra erkeklere kadmlardan daha zararli bir fitne (se-bebi) biraknuyorum.***




3999) "... Ebu Said (Radtyattdhu anh)'den rivayet edildigine gore; Re-sulullah (Sail alia hii Aleyki ve Sellem) §6yle buyurdu, demigtir:


Her sabah iki melek i Erkeklere kadinlardan dolayi yaziklar ol-sun ve kadinlara erkeklerden dolayi yaziklar olsun, diye baginr."


Not: Zevald'de §5yle denilmiftir: Bunun senedinde H&rice bin Mus'ab bu-lunur. Bu ravl zayiftir.




4000) "... Ebu Said(-i Hudri) (Radtyallahu ank)'den rivayet edildigine gore:


Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayaga kalkarak (halka) bir hitabede bulundu. Hutbcsinde buyurdugu sozlerden biride su idi t


Siiphesiz, diinya (mah ve nimetleri) ye§il ve tath (meyve gibi ga-bukga guriimeye, gitmeye mahkum veya gtizelligiyle cazib)dir. Ve Allah sizleri dunyada cskl ummetlere gOphesiz halife kildi da nasil amel edece^inize bakar. Dikkat ediniz de dunya (ya dalmakJdan sa-kininir ve kadmlar (in fitnesin)den korununuz."[55]




İzahı



Bu babin ilk had! si; Buhari ve Muslim tarafindan da rivayet edilmistir. Oralardaki rivayetlerde hadisin ba§i; ;Mt cSj U diye baslar.


Kadmlann erkekler igin en zararh fitne olmasi durumunu bazi ilim adamlan kotu huylu kadinlara tahsis etmi§Ierdir. Bilindigi gibi fitne, imtihan mandsina da gelir. Kadinlar erkeklerin giinaha girip girmemeleri bakimindan bir sinav gegitidir. Bu hukum e§ler duru-mundakilere ve digerlerine umumidir. Iffetli, namuslu, durust, kanaatkar, ibadetine diigkun, kocasma itaatkar kadin; kocasmin giinaha girmesine sebep olmasi §6yle dursun, bilakis onu birgok giinah-lardan uzak tutabilir. Sayilan meziyetlerin ve benzeri faziletlerin ak-si karekterde olan kadmlar ise kocalan igin cidden felaket ve gu-naha girmenin en miisaid araci sayihr. Toplumda kocasina husumet besleyen, yemegine zehir katan, oldiirmeye girisen, mahna, lrzina, na-musuna hiyanet eden, haram kazanca zorlayan, dini gorevlerini en-gelleyen ve boylece cehenneme siirukleyen kadinlara rastlamr. Bu ha-talara ve suglara du§menin ?e§itli sebebleri arasmda kadmin akhnin noksanligi onemli bir yer alir. Bazen de art dii§unce olmaksizm boy-le suglara du§ebilir. Erkeklerden de boyle olanlar bulunur ise de sa-yi bakimindan az sayihr. Zevaid nevinden olan ikinci hadiste erkeklerin de kadmlar igin bir fitne mahiyetinde olduguna igaret edilmigtir.


T e g a b u n suresinin 14. ayetinde «Ey iman edenlerl BUmif olunuz ki eslerinizden ve evladmizdan size du$man olanlan vardir...»


buyuruluyor. Geni§ bilgi igin bu ayetin tefsirine muracaat edilmelidir.


Ebu Said (Radiyallahu anhl'in son hadisini Muslim de rivayet etmi§tir. Bu hadiste diinya yes.il ve tath diye vasnTandinl-mistir. Bundan maksad su olabilir: Diinya mah ve nimetleri nefsin ona ragbet, igtiyaki ve ihtirasi bakimindan yesil ve tatli meyve gi-bidir. Cunku nefis ya§ ve tath meyveye duskiindiir, ondan gok ho§-Iamr. Muhtemel olan ikinci yorum sekli diinya mah ve nimetlerinin gegici ve hizla gidici olmasi bakmnndan ye§il ve tath meyveye ben-zetilmesidir. Hadiste insanlann iyi veya kotu amel ve hareketlerinin Allah'm gozetimi altinda oldugu belirtilerek gerekli uyan yapildik-tan .sonra dunyaya dalmaktan ve kadmlann fitnelerinden sakinma emri verilmistir.




4001) "... Ai§e (Radiyallahii awAdJ'dan; §oyle demigtir:


Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir defa) Mescid'de otururken Muzeyne (kabilesin) den sfislu, Mescid'in ichide (bile) ete-gini suriiyup boburlenerek yfirttyen bir kadm (Mescid'e) girdi. Bu-nun uzerine Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sSyle buyurdu s


Ey insanlar! Kadinlannizi Mescidte gittiklerin) de suslfi elbise giymekten ve boburlenmekten menediniz. Cttnkfi israil ogullan, ka-dmlan mescidlerte gittiklerin) de sfislfi elbise giyip boburleninceye kadar lanetlenmediler."


Not: Zevaid'de ?oyle denilmi$tir : Bunun senedinde D&vfid bin Mttdrik bu-lunur. Zehebl. Tabakat kit&bmda bu ravinin taninmayip mechfll blr kimse oldugu-nu s6ylemi$tir. Ravi Musa bin Ubeyde de zayiftir.




4002) "... Ubeyd isimli Mevli Ebi Ruhm (RadtyaMhii ank)'den rivayet edildigine gore:


Ebfi Hareyre (Radiyallahu anh), gfizel koku sfirOnmfls olup Mescid'e gitmek isteyen bir kadina rastlami? ve t


Ey Cebbar (olan Allah)in cariyesi! Nereye gitmek istiyorsun? dl-ye sormu$. Kadin da:


Mescid'e, diye cevab vermis. Ebfi HOreyre (Radiyallahu anh) : Ve onun icin mi gfizel koku surfindun? deyince kadin t


Evet, demi§. (Bunun uzerine) Ebfi Hureyre (Radiyallahu anh) : Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den su buyrugu suphesiz isittim, demistir t


Her hangi bir kadin gfizel koku surundiikten sonra mescid'e (gitmek uzere evinden) fikarsa (o kokuyu giderici) boy abdesti ahncaya kadar hip bir namazi kabul olunmaz."[56]




İzahı



Bu hadisi E b u Davud da Libas bolumunde rivayet etmi§tir.


Cebbar: Allah'in isimlerindendir, buyrugunu her §eye gegiren, kahredici, kudreti sonsuz ve her §eye hakim manalanni igerir. E b u Hureyre (Radiyallahii anh) kadmi korkutmak igin Allah'in bu ismini anarak "Ey Cebbar'm cariyesi* seklinde hitab etmistir. Hadi-sin zahirine gore giizel koku suriiniip camiye giden bir kadmm, vu-cudundaki kokuyu tamamen giderecek tarzda boy abdesti almasi ge-rekir. Yani kokuyu ister viicudunun tamamina ister bir kismina sii-runmu§ olsun hukiim budur. Fakat Avnu'I-Mabud yazannm naklen beyanma gore e 1 - K a r i: Yani kadin viicudunun her tarafina giizel koku siirunmiis. ise biitun viicudunu yikamasi gerekir. §ayet viicudunun belirli bir yerine siirunmu§ ise orayi yikamasi gerekir* demistir. Avnu'I-Mabud yazan, e 1 - K a r i' nin g6ru$iine katslma-yip hadisin zahiri manasmi tercih etmigtir. /


Hadis, kaduun giizel koku siiriinup de bu haliyle camiye gitme-sinin haram olduguna delalet eder. Camiye gitmesi yasak iken, bu se-kilde siislenip; parfiim gibi guzel kokulan siirunen ve bu vaziyette gar$iya, gezmeye giden gafil kadinlann hali nasil olur?




4003) "... Abdullah bin Omer (Radiyallahu anhumdydan rivayet edildi-gine gore: Resulullah (SqUailahu Alcyfii vc Sclletn) (kadm cemaatine) :


Ey kadinlar toplulugu! Sadaka veriniz ve cok istigfar ediniz (yani giinahlanmzi bagisjanmasim gok isteyiniz). CCinkii ben sizlerin ce-hennem halkimn gogunlugunu te§kil ettiginizi gordiim, buyurdu. Bu-nun uzerine kadm cemaatinden akh ba$inda biri t


Ne giinahuwz var ki cehennemliklerin cogunlugu biz kadinlanz Ya Resulallah? diye sordu. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem) :


Siz (§una buna) cok lanet eder ve kocaniza karsj nankdrluk (ya-ni nimetlerini inkar) edersiniz. Akil ve dini noksan olanlardan hie birinin akilu bir kimseye sizin kadar galebe caldigim gdnnedim, buyurdu. Kadin :


Ya Resulallah! Akil ve din noksanligi nedir? diye sordu. Resul-1 Ekrem (Sallallahii'Aleyhi ve Sellem) :


Akil noksan ligin a gelince: Iki kadinm §ahidligi bir erkegin §ahid-ligine denktir. iste bu (denklik hiikmu), aklm noksanhgindandlr. Ka-din (hayiz nedeniyle) gunlerce namaz kilmaz ve Ramazan ayinda (hayiz suresince) orug tutmaz. iste bu da dinin noksanhgind»ndir (yani noksanhgidir.)"[57]




İzahı



Bu hadisi; B u h a r i, "Hayiz Kitabf *nda, Muslim de "Iman Kitabi"nda rivayet etmi§Ierdir. El-H af lz'm beyanina gore N e s a i de rivayet etmi§tir.


Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'in bu konugmayi bir bayram namazi miinasebetiyle namazgahda yaptigi B u h &t \' de-ki riv&yetten anla§iliyor.


Hadiste gegen bazi kelimeleri agiklayahm:


Ma'ger: Ortak bir yonii bulunan topluluk demektir. Kadmlar toplulugu, erkekler toplulugu, insanlar toplulugu ve cinler toplulugu gibi.


Cezle t Akilh, dirayetli ve gorus bakimindan yetenekli kadin ma-nasini ifd.de eder.


La'n: La'netlemek demektir. Yani la'netlenen kimsenin Allah'in rahmetinden uzak tutulmasini, kovulmasim dilemektir.


A$ir t Kanya da kocaya da denilir. Burada koca manasmda kul-lamlmigtir.


Akil demektir,[58]




Hadisten Çikan Hükümler



N e v e v I bu hususta ozetle §6yle der:


1. Hadiste kadinlar sadaka vermeye, bol bol istigfar ve tevbe et-meye te§vik edilmi§tir.


2. ibadet ve hayrat gunahlara keffaret olur. Cunku cehennemliklerin gogunlugunun kadinlardan olu§masi, onlann sadaka ve gok istigfar etmelerine gerekge gosterilmi§tir.


3. Kadinm kocasina kargi nankbrltik etmesi, iyiliklerini inkar et-mesi biiyuk gunahlardandir. Cunkii cehennemle tehdid, giinahin bii-yukliiguniin belirtisidir.


4. Bir kimseyi la'netlemek gok girkin giinahlardandir. Fakat bii-yiik gunahlardan sayildigina dair bir kayit bu hadiste yoktur. Qun-kii Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam), kadmlann la'netleme-yi gok kuHandiklarim beyan buyurmu§tur. Kugiik bir gunah, devam-h iglenince biiyiik giinah sayilir. ilim adamlan la'netlemenin haram-hgi hususunda ittifak etmiglerdir. Cunkii la'net, kiginin AUah'in Tah-metinden uzaklagtinlmasim dilemektir. Bu itibarla kufiir uzerine1 mi, iman uzerine mi oldugu kesinlikle bilinmeyen bir kimse hakkinda, bbyle bir dilekte bulunmak caiz degildir. Bunun igindir ki ilim adamlan : Belirli bir musliimam veyd bir kafiri, bir hayvam la'netlemek caiz degildir. Ancak kiifur uzerine oldugu kesinlikle bilinen veya ka-fir olarak blecegi agik, segik §er'i bir delil ile bilinen §eytan ve E b u C e h i 1 gibi ki§ilere la'net edilir, demi§lerdir. isim vermeden kotii-liikler i§leyenlere la'net etmek ise caizdir. Mesela: Zalimlere, fasik-lara, yalancilara, kafirlere, faiz yiyenlere la'net olsun denilebilir.


5. Din, noksanhk ve fazlalik kabul eder.


6. Devlet ba§kam, devlet adamlan, biiyuk insanlar, emirleri al-tindaki insanlara, kendilerine bagh kimselere nasihat eder, onlan uyanr ve ibadete tes.vik eder.


7. Akh ba§inda olan kadin bilmedigini bgrenmek iizere Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'e sorular sordugu gibi, maiyyet durumundakiler amirlerine, ogrenci - ogretmene, bilmeyenler bilen-lere sorular sorup bilmediklerini ogrenmeye gah§malidir.


Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) kadinlann hayiz suresince namaz kilmamalan ve Ramazan orucunu tutmalan gerekgesiyle onlann dinlerinin noksan oldugunu bildirmi§tir. Bunun anlami aciktir. Qunkii ibadetlere ve Allah'a itaat etmeye de din denilir. Durum bu olunca ibadetleri ve taati cok olan bir muslumanin dini, iba-det ve taati az olan muslumanin dininden fazladir, denilebilir. Ba§-ka bir deyimle ibadeti gok olan muslumanin dini fazlalasur. Ibadeti az olan muslumanin dini noksan olur.


Dinin noksanhgi, bazen giinah sayilan isler ve hareketler nede-niyle olur. Mesela mazereti olmayan bir kimsenin Ramazan orucunu tutmamasi, Cuma namazim kilmamasi gibi. Bazen de gunah sayila-cak bir durum olmaksizm din noksanligi olu§ur. Mesela yolculuk ha-linde veya hastalik nedeniyle Ramazan orucunu tutmayan veya Cuma namazina gitmeyen bir kimsenin ibadetinde bir noksanlik mey-dana gelir.


Hayiz halindeki kadin; §er'i mazeret dolayisiyla bu surece namaz kilamaz, oruc tutamaz. Bu fiilinden dolayi bir giinaha girmesi s6z ko-nusu olmamakla beraber, bu ibadetleri yapmigcasina sevab almasi da dugunulemez. Bdylece dininde, ibadetinde bir noksanlik vardir. Ama bundan dolayi sorumlu degildir. Namazim birakmasi vacib olan ve bu sebeble namazim birakan bir kadin, namaz kilmasi vacib olan ve bu vacibi ifa eden bir kimse gibi degildir. Gayet tabii vacib, farz olan ibadeti ifa eden kimsenin sevabi daha cok olur.[59]




20- Ma'ruf'u (Yani Dinen İyi Olarak Tanınan Şeyleri) Emretmek Ve Münker'i (Yani Dinen Fena Sayilan Şeyleri) Menetmek Babi



Ma'ruf: Allah'a kulluk, insanlara iyilik etmek ve dinin te§vik et-tigi, iyi saydigi §eylere denilir.


Munker: Ma'ruf 'un ziddi olan geylerdir. Yani dinen kotu sayilan fiil, soz ve hareketler ile batil itikadlar ve iglerdir. Hadislerin terce-mesinde Ma*ruf'u iyi seyler ve Munker'i fena §eyler diye ifade ede-cegim.




4004) "... Ai§e (Radtyalldhii anhaydan rivayet edildigine gore kendisi Resulullah (SattaUahu Aleyhi ve SeUem)'den §u buyrugu i$itmi$tir:


Sizin (halki hidayete) davet edip de gagnniza icabet (veya sizin dua edip de kabul) edilmeme durumu olmadan once (insanlara) iyi seyleri emrediniz ve fena s.eyleri men ediniz."




4005) "... EbQ Bekir (Radtyaltdhii anh)'den rivayet edildigine gore (bir giin) Allah'a hamd ve sena ettikten sonra §b'yle demi§tir: Ey insanlar! Siz;


"Ey iman edenler! Siz kendinize dii§ene bakiniz. Hidayet yolun-da oldugunuz zaman sapitan kimse size zarar veremez." (Maide 105) ayetini okuyorsunuz (ve hiikmuniin genelligini sanarak iyiligi emret-meyi ve fenahgi menetmeyi birakiyorsunuz). Halbuki biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Selleml'den §u buyrugu muhakkak isjttik:


Suphesiz, insanlar kotu bir §eyi gorup de menetmedikleri zaman Allah'in onlara umumi bir ceza vermesi cabuklasir (veya yakinla§ir).


Ravi Ebu Csame bu hadisi ba§ka bir defa rivayet ederken Ebu Bekir (Radiyallahu anh)'ui "Halbuki biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve SellemJ'den §u buyrugu muhakkak isittik" bicimindeki sdzQ yerine onunt "Cflnka ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve SellemJ'd su buyrugu mubakkak isittim" dedlgini nakletmistir."[60]




İzahı



A i § e (Radiyallahii anha) "nin hadisini ibn-i Hibban da rivayet etmi§tir. Kutub-i Sitte'den ba§kaca hangisine rivayet edil-


digine dair bir kayda rastlamadim. Bu hadisteki; \je-X fiilinin dua


veya davet anlaminda kullamlmi§ olmasi muhtemel oldugundan ter-cemede bu duruma i§aret ettim. Bu iki ihtimale gore hadisin manasi da farkh olur. §ayet anilan fiil davet manasina olursa; isticabe de halkin davete icabet etmesi anlamini ifade eder. Yani islamiyet'in iyi saydigi geyleri emretmeyi ve kotu saydigi §eyleri menetmeyi ge-ciktirmeden zamaninda yapiniz. Eger gerekli tedbiri ba§tan almayip bu i§te gecikirseniz, bir takim kotiilukler isjenirken ve iyilikler ihmal edilirken seyirci kahrsaniz; bundan sonra yapacagimz telkin ve uya-nlar, gayret ve gabalarmiza kimse kulak vermez, davetlerinize icabet edilmez, sdzunii gegiremezsiniz.


Hadisteki "Ted'u" fiili dua manasinda olursa Isticabe de Allah'in duayi kabul etmesi anJaimm ifade eder ve bu takdirde mana §6yle olur:


lyi §eyleri emretmeyi ve fena §eyleri menetmeyi zamaninda ya-pimz, bunu ihmal etmeyiniz. Bu gorevi ihmal ederseniz, suglu duru-muna dii§ersiniz, dualanmz da kabul olunmaz olur. I§te boyle bir duruma diigmeden once iyiligi emri ve kotulugu yasaklama gorevi-nizi yapmiz.


Ebu Bekir (Radiyallahu anh) 'in hadisini; Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve tbn-i Hibban da rivayet etmi§tir. Bu hadiste gecen Maide suresinin 105. ayetinin zahiri-ne bakan bazi kimseler zannetmigler ki mu'minler kendi nefislerinden sorumludur ve hidayet yolunu izleyince dalalete giden onlara zarar vermez. Bunun icin Ebu Bekir (Radiyallahu anh) ayetin yanlis yorumlanmamasi gerektigini belirterek kasdedilen manayi agiklayia hadisi rivayet etmi^tir. Yani bu ayet; iyi §eyleri emretme ve fena §ey-leri menetmenin vacibligi hukmtine muhalif degildir.


N e v e v i: Bu ayet, iyi geyleri emretme ve fena §eyleri men etmenin vacibligi hukmune muhalif degildir. Cunku muhakkik alim-lere g6re ayetin manasi §6yledir: Ey insanlar! Siz miikellef oldugu-nuz gorevleri tarn yaptigimz zaman disinizdakilerin kusurlan size zarar vermez. Insanlann mukellef olduklan gdrevlerden birisi de iyi §eyleri emretmek ve fena §eyleri menetmektir. Mukellef bu gorevini yaptigma ragmen muhatabi itaat etmezse, mukellef olan zat Allah tarafindan kinanmaz. Qiinku gorevini yapmig durumdadir, der.


Tuhfe yazan Nevevi'nin bu sozunii naklederken Ebfl Ubeyd'in de §6yle soyledigini nakleder:


Ebu Bekr-i Siddik (Radiyallahu anh), halkin bu aye-ti yanli§ yorumlamasmdan ve dolayisiyle iyi §eyleri emretme ve fena §eyleri menetme gorevini birakmalanndan korkarak durumu ve saglikh yorumu onlara bildirmi^tir. Yani musliimanlann seyirci ka-lacaklan kotiiluk; kendileriyle muahede yapilmi§ olan gayri muslim-lerin ta§idigi yanli§ inang ve ayinleridir. Muslumanligi kabullenmi^ olan toplum icinde i§lenecek gunahlar ve suclar ile kotuliikler ise, bu hukmun dismda kalir. Muslumanlardan herhangi bir kimsenin k5-tuluk i§lemesine seyirci kalinma diye bir §ey yoktur.


Muellifimiz bu ayet igin 21. babi tahsis etmistir. Orada tekrar bu konu iizerinde konu^ulacaktir.




4006) "... Ebft UJ>eyde (bin Abdniab bin Mes'ftd) (RadtydWtU


md)'dan rivSyet edildigine gore; Resulullah (Sallallahii Aleyhi ve Settem) §oyle demigtir:


Israil ogullan igine (din bakimmdan) eksiklik girince adam (din) karde$ini gunah Qzerinde goriir ve onu o gunahtan menederdi. Son-ra ertesi gfin olunca (giinahkar), karde$inin (bir giin once) isjedigi-ni gordugu gunah; adanu, o (giinahkar) kardesjyle beraber yemek yemesine, beraber i^mesine ve onunla siki fiki olmasina mani olmazdi. Bunun sonucunda Allah onlann bazilanmn kalblerini diger bazUan-mn kalblerine kan§tirdi (yani gunah igleyenleri ile onlara arkadas.-lik edenlerin tumuniin kalblerini karartti) ve onlar hakkinda Kur'an (ayetleri) indi. Sonra Resul-i Ekrem (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) (onlar hakkinda inen §u ayetleri okuyarak) buyurdu kit


"tsrail ogullanndan kafir olanlar Davud'un ve Meryem oglu UX-nin diliyle lanetlendiler. Bu, giinah i§lemeleri ve a§in gitmelerinden-dir." (78)


"Onlar yaptiklan fenaliklardan birbirlerini abkoymazlardi. Yap-makta olduklan cidden ne kotu §ey idi." (79)


"Sen onlann cogunun (Mekke'deki) kafirleri (putperestleri) dost edindiklerini gorursiin. Nefislerinin kendileri i^in Snlerine surdii-gu §eyler en kotudiir. Allah onlara gazab etti ve onlar azab iglnde de-vamh kalicilardir." (80)


"Eger onlar Allah'a, Peygamber'e ve O'na indirilen Kur'an'a inan-nu$ olsalardi, kafirleri dost edinmezlerdi. Fakat onlann pogu imandan Cikmi5 kimselerdir." (Maide 78 - 81)


Ravi Ebu Ubeyde demi§tir ki: Resulullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) (bunu buyururken) bir tarafa yaslannu§ durumda idi. Sonra dogrulup oturdu ve i


(Siz muslumanlar) zalimin kollanndan tutup onu (batildan) hak-ka egdirmedikge hayir (azabtan kurtulamaz veya mazur sayilamaz-siniz), buyurdu.


Bu hadisin mislini ... senediyle Abdullah (bin Mes'ud) (Radiyal-lahii anh) vasitasiyla da Peygamber (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) '-den rivayetle de bize Muhammed bin Bes^Ar tahdia ettL"[61]




İzahı



Muellifimiz bu hadisi iki senedle rivayet etmistir. Birincisi mur-seldir. Qunku 1 b n - i Mes'ud (Radiyallahu anh) 'in oglu E b 0. Ubeyde bunu direk Peygamber (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'den rivayet etmigtir. Ikincisi Ebu Ubeyde araciligiyla babasi tbn-i Mes'ud (Radiyallahu anhuma) 'den, O da Peygamber (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'den rivayet seklindedir.


Tirmizi de muellif imiz gibi biri Ebu Ubeyde' den, digeri tbn-i Mes'ud (Radiyallahu anhuma) 'den olmak uze-re iki senedle rivayet etmi§tir. Ebu Davud ise tbn-i Mes'ud (Radiyallahu anhuma) 'den iki senedle rivayet etmigtir. t s r a i 1 ogullanndan kotuliik isteyen kisiyi o fenahktan men edip ertesi gun onunla yeyip igen, siki fiki goru§en kimsenin kalbi de kotuluk i§leyenin kalbi gibi karanr. Biri; fenalik i§lediginden, digeri de onunla munasebeti kesmediginden, fenahktan ahkoyma (jaligma-sini biraktigmdan dolayi AUah'in kahrina maruz ve mustahak olmu? olur. Hadiste anilan ayetlerde belirtildigi gibi bunlar D a v ft d (Aleyhisselam)'m ve I s a (Aleyhisselam)'in dilleri He ilahl lanete garptinldilar. Tuhfe'de belirtildigine gdre Davud (Aleyhisselam) aleyhlerine beddua etmekle, onlar maymun sifatina donu§turulduler. 1 s a (Aleyhisselam) da kendi donemindeki asiler aleyhine beddua etmekle bunlar da domuzlar §ekline girdiler.


Restil-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) bu buyrugu yaslanmi? vaziyette iken buyurmus. ve muslumanlara ait talimati verecegi za-man dogrulmakla i§in onemini belirtmek istemi§tir. Talimatm ozeti §udur: Muslumanlar haksizhk edenlerin haksizliklanna engel olmak-la ve zalimleri hakki kabul etmeye, mazlumun hakkuu vermeye zor-lamakla miikelleftir. Bu yukumluluklerini ifa etmedikge sorumluluk-tan kurtulamazlar ve mesru mazeret sahibi sayilmazlar.




4007) "... Eba Sa!d-i Hudrt (RatUyaltthU anA^dea rivftyet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalkip bir hutbe irad etmis ve hutbesinde buyurdugu buyruklardan biri de:


Bilmi§ olunuz ki sakin halkin korkusu herhangi bir adami hakki bildigi zaman onu soylemekten kesinlikle ahkoymasin, buyruguydu.


Ravi demistir ki sonra Ebu Said-i Hudri (Radiyallahii anh) agla-di ve sdyle dedi: Allah'a yemin ederim ki biz muhakkak bazi s.eyleri gordiik de korktuk (soylemedik)."[62]




İzahı



Bu hadisin ba§kaca kim tarafindan rivayet edildigine bakilmah-dir. Incahii'l-Hace yazan bu hadisin izahi bolumiinde soyle der:


Heybet, yani korku bazen can veya mal guvenliginin tehlikeye diismesi §eklinde olur. Eger duyulan korku boyle bir korku ise hadis-teki emir vaciblik igin degil, azimet igindir. Ciinkii boyle bir tehlike anmda iyi §eyleri emretmek ve kotiilugii menetmek yukiimlulugunun kalkmasi konusunda icma vardir. §ayet korkulan §ey; kinanmak, ayiplamak gibi bir §ey ise 6nemi yoktur, goze alinmahdir. Qunku "Hakki aci da olsa soyle ve Allah yolunda hig bir ayiplayicuun ayip-lamasindan korkma" mealinde hadis vardir.




4008) "... Ebu Said (Radtyall&ku anh)'den; §6yle demigtir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


Herhangi biriniz kendi nefsini ka^Omsemesin, buyurdu. Sah&-biler:


Birimizin kendi nefsini kflgflmsemesi nasil olur? dfye sordular. Resul-i Ekrem (SallaUahu Aleyhi ve Sellem):


Biriniz 6yle bir §ey gorur ki onunla ilgrili s5z sdylemesi Allah'in onun uzerinde bir hakkidir. Fakat o konuda bir §ey soylemez (yani insanlardan korkarak susmakla nefsini kugumsemig olur). Sonra ki-yamet gunii Allah (Azze ve Celle) ona: §6yle ve boyle olan §ey hak-kinda s6z soylemekten seni meneden ne idi? diye soracaktu-. O da i insanlar korkusu, diye cevab verecek ve Allah: Sen (insanlardan degil) oncelikle benden korkmahydui, buyuracaktir."


Not: Zevaid'de 5oyle denilmi$tir : Bunun senedi sahih olup r&vileri gUve> nilir zfttlardir. Ravi Ebu'l-Bahterl'nin adi Said bin PeyrOz etTai'dir.




4009) "... Cerir (bin Abdillah el-Beceli) (Radtyalteku a»A>'den riviyet edildigine gore; Resftlullah (SallaUahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, de-


His bir kavim yoktur ki i^lerinde gQnah i^lenir, onlar gunah is-leyenlerden daha gugltt, (fenahktan) caydina fistflnluge sahip oldu-gu halde (gunahlan) engellemez de AUah onlann tumflnu cezalan-dirmaz (yani Allah suglulan ve onlara mani olmayanlann tumiinu cezalandinr)."




4010) "... Cabir (Radtyalldhu cuA/den rivayet edildigine gore:


Deniz muhacirleri (yani Habe§istan'a hicret edenler) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yaruna dbndiikleri zaman ResOl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (onlara) :


Habe§istan znemleketinde g6rdug0nOz acayip geyleri bana anlat-maz nusimz? buyurdu. Muhacirlerden bir gurup gene *


Peki Ya Resulallah! (Bir gun) biz oturuyorduk. O esnada onlann rahibelerinin ya^hlanndan biri ba$inda buyiik bir su testisini ta?xya-rak yammizdan gegti. Biraz sonra onlann gen^lerinden birisinin ya-nindan gegti. Gen^ de ellerinden birisini kadinin iki omuzu arasina koyup onu itti. Kadm da dizleri iistiine du§tO ve testisi kinldi. Sonra kadm kalkinca gence donup bakti ve: Ya zalim! Allah'in kursQya koyup onceki ve sonrakileri (yani butiin insanlan) topladigi ve eller lie ayaklann sahiblerinin i§lemi§ oldukian §eyleri anlattiklan zaman (Yani kiyamet giinu biiyuk mahkeme kuruldugunda) sen (ne sug i§~ ledigini) bileceksfn, yann Allah'in huzflrunda benim durumum lie se-nin durumunun nasil olacaguu bileceksin, dedi.


Cablr demi^tir ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (o si-rada) 9&yle buyurur(du):


Kadin dogru sdylemi?, kadin dogru s6ylemi§tir. Allah, zayifuun hakki guflusunden ahnmayan bir ummeti nasil takdis eder (pislik-lerden ve gunahlardan anndinr) ?"


Not: Zevaid'de ?ftyle denilmiftir: Bunun senedl hasen'dlr, Bftvl Said Un SUveyd hakkinda ihtilaf vardir.




4011) '... Ebfi Said-i Hudr! (Radiyalldhu anh)'den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallaku Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurdu, demijtir:


Cihadin en faziletlisi zalim bir devlet ba§kani yaninda (iyiligi em-red ici veya kotuliigii menedici) hak bir soz soylemektir."




4012) "... Ebfl t)mame (Radtyalldhu anhyden rivayet edildigine gore:


(Mina'da) birinci cemre yaninda bir adam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e kar$i ^kiverdi ve t


Y& ResulaUah! Hangi cihad (turu) daha faziletlidir? dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sorusunu cevablamadi. Sonra Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikinci cemreye ta$ atmca adam O'na (aym §eyi) sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (gene) susup cevablamadi. Daha sonra Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Akabe cemresinin ta^lanni atuica (biniti-ne) binmek igin ayaftuu ftzengiye koydu. (Bu arada) :


Soru soran nerde^ir? buyurdu. Adam:


Benim. Ya Resulallah, dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


(En faziletli cihad) zalim bir hukumdar yamnda (iyiligi emredici veya kotuliigii menedici) hak bir soz soylemektir, buyurdu."


Not: Zevaid'de ?oyle denilmi?tir : Bunun senedinde Ebu G&lib bulunur. Bu ravinin gUvenilirligi hususunda ihtilaf vardir. tbn-i Sa'd, Ebu Hatim ve Nesai onun zayif oldugunu sb"ylemi$Ierdir. D&rekutni ise onun guvenilir oldugunu sd*ylemi$tir. tbn-i Adi de onun zararsiz oldugunu soylemi?tu*. Ravi Ra$id bin Said hakkinda da Ebu Hatim: O 90k dogru sozlildilr, demi?tir. Senedln kalan ravileri gUvenilir zatlardir.[63]




İzahı



E b u Said (Radiyallahii anh) 'in hadisini; Tirmizl, Ebu D a v u d, Ahmed, Beyhaki ve el-Kebir'inde T a -berani de rivayet etmiglerdir.


S i n d i zalim bir hiikumdann yiiziinde ona iyiligi emredici veya kotiilugu menedici bir adalet ve hakkaniyet soziinun en faziletli cihad olmasinin sebebi hakkinda: Denilmi§ ki; giinkii du§manla sa-va^an kimse umit ile korku arasmdadir, diigmana galebe galmasi ile maglub olmasi ihtimallerini ta§ir. Zalim hiikumdar yamnda bdyle sdz soylemenin ise can tehlikesine yol agmasi kuvvetle muhtemeldir. Bu itibarla daha faziletli sayihr, diye bilgi verir. Aymi'l-Mabud yaza-nnon beyamna gore H a 11 a b i de aym §eyi soylemi§tir. Evet di-ledigi insani sorgusuz sualsiz olduren zalim hiikumdann yuziinde kendisini hakka, adalete davet etmek, zuliim ve haksizhk gibi fena iglerine son vermesi igin uyanda bulunmak veya iyi §eyleri yapmasi icin teklifte bulunmak cidden can guvenligini buyiik bir ihtimalle tehlikeye du§iiriir ve boyle bir ortamda boyle bir konu§ma elbette du§manla sava§maktan fazla tehlikelidir. Her babayigidin i§i degildir.




4013) "... Ebu Said-i Hudri (Radtyalldkii anh)'den rivayet edildigine gore:


Mervan (bin el-Hakem Medine-i Munevvere valisi iken) bir bay-ram gunii minberi (namazgaha) cikartti. Sonra bayram namazindan once hutbe okumaya ballad 1. Bunun uzerine bir ad am:


Ya Mervan! Sen sunnete muhalefet ettin. Bugun minberi (Mes-cidden namazgaha) cikarttin. Halbuki minber (bayram namazi igin mescidden namazgaha) cikartilmazdi ve sen bayram namazindan Once hutbeye ba§ladin. Halbuki hutbe bayram namazindan dnce okun-mazdi (yani namazdan sonra okunurdu), dedi. Bunun uzerine Ebu Said(-i Hudri) (Radiyallahu anh) :


Bu adam kendisine diigen gorevi ifa etti. (Qunkii) ben, Resulul-lah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den i§ittim, buyurdu Id:


Kim bir miinkeri (dine aykin bir §eyi) gorup de onu eliyle degi§-tirmeye muktedir ise eliyle degi$tirsin. Eger gucii (buna) yetmezse dili ile degigtirsin. (Buna da) giicu yetmezse kalbiyle degistirsin ve kalb ile degistirmek iman (meyvesin)in en zayifidir."[64]




İzahı



Bu hadis gok az bir farklihkla 1275 numarada gegti. Gerekli bilgi orada verildigi igin burada bir agiklama veya ilaveye gerek gormiiyo-rum. Oraya iriiiracaat edilmelidir.[65]




21- Allah Teala'nın "Ey Iman Edenler! Siz Kendinize Dii^Ene Bakiniz." (Maide 105) Buyrugu, Babi



4014) "... Ebfi tJmeyye es^aTjani (Radtyalldhii anhyden; §6yle demistir:


Ben, Ebu Sa'lebe eI-Hu$eni (Radiyallahfi anh) 'in yanina giderek: §u ayet (in manasi) hakkmda ne dersin? diye sordum. O: Hangi ayet? deyince ben:


"Ey iman edenler! Siz kendinize diisene bakiniz. Hidayet yolunda oldugunuz zaman sapitan kimse size zarar veremez.*' (Maide 105) ayeti, dedim. Ebu Sa'lebe el-Huseni dedi ki:


Sen bu ayet (in manasinh (konudan) haberdar bir kisiye sordun. (Cunkii) ben bunu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve SellemJ'e sordum. Buyurdular ki:


Bilakis iyi seyleri birbirinize emrediniz ve fona seylerden birbiri-nizi menediniz. Hatta (Ey musluman!)Sen (insanlann gogunda) itaat edilen cimrilik, uyulan nefsl arzular, (din i§Ierine) tercih edilen dun-yahk ve her gorQs sahibinin (§er'i delilleri degil de) kendi gSrflsunu begendigini gdrdugfln ve gucanun yetmedigi bir durumu gordugun zaman arbk sen kendi nefsbie dfi§ene bak (yani o zaman iyiligi era-retmek ve kotulugu menetmek sorumlulugu senden kalkar). C^nkfl Siiphesiz sabir gQnleri arkamzdan gelecek. O gOnlerde sabir, bir ates pargasim avugta tutmak misli (getin)dir. O gOnlerde iyi amel isleyene


Cbagka zamanda) beheri o amelin mislini isjeyen elli adanun sevabi kadar sevab vardir."[66]




İzahı



Buhadisi; Tirmizi, Ebii DavOd, Hakim ve Bey-hakl de rivayet etmislerdir.


£bu Oraeyys e § - § a' b a n i, anilan aye tin manasmi Ebti Sa'lebe el-Hu§eni (Radiyallahii anh) 'a sormu§tur. Cunku ayetin zahirine gore her musliiman kendi nefsini islah etmek-le mukelleftir ve ba§kasma iyi §eyleri emretmek ve fenahklan men etmek sorumlulugu yoktur. Halbuki birgok hadis, toplumu iyi yola ydneltmek ve kotuliiklerle mucadele etmek gorevinin ifa edilmesini amirdir. Aynca aym gorev ba§ka ayetlerden de anlasiliyor.


Ebu Sa'lebe (Radiyallahu anh), verdigi cevabta bu aye-tin manasi hakkmda saghkh bilgisinin bulundugunu, gunku aym so-ruyu Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'e sordugunu belirte-rek, ayetin iyiligi emretme ve kotulugu menetme sorumlulugunu kal-dirmadigini, bilakis bu sorumlulugun devam ettigini rivayet ettigi ha-disle a^iklamistir. Bu ayetin manasi ile ilgili gerekli bilgi 4005 nolu Ebu Bekir (Radiyallahii anh) 'in hadisinin izahi bdlumunde ve-rUdi.


Bu hadisten Qikan hukiim ve sonug sudur ki, iyiligi emretmek ve kotulugu menetmek gorev ve sorumlulugu devam eder. Ancak insanlann gogunun siddetli cimrilige yakalandigi, nefsi arzulara pes-kes oldugu, Kitab, Sunnet, tcma ve Kiyas denilen ser'i deliller ve sa-habiler ile tabiilerin yolu birakilarak herkesin kendi goriisunu be-genme hastaligina tutuldugu ve hak yolda yuriiyen musliimanm gix-cu dismda kalan bir takim dine aykin durumlar goruldugii zaman musliiman kendi nefsine diisene bakacak ve islam yolunda yiirudu-gu( haktan aynlmadigi zaman sapitan kimse ona zarar veremeye-cektir.


Hadisin son kismmda sabir giinlerinin geleceginden haber verili-yor. Fitne ve fesadin gok oldugu, giinah isleme cesaretinin guglendigi ve ilahi emirlerin uygulanmadigi giinlere sabir gunleri denmesinin sebebi o ortamda §uurlu mu'minlerin sabirdan baska garelerinin kal-mamasidir veya nefsi kotuluklerden ahkoymamn zorlugu sebebiyle kdtulflklere karsi dir^nip sabretmenin faziletinin ustiinlugudur. O dSnemde sabretmek bir ates pargasuu avugta tutmak kadar zor olur. O gunlerde iyi seyler yapan, AUah'a kulluk gdrevini ifa eden bir kimsenin sevabi ba§ka bir donemde aym gorev ve hizmetleri if& eden elli ki^inin tumunun elde edecegi sevab kadar buyuk ve gok olur.




4015) "... Enes bin Malik- (Radtyallahu anh)'fcn; §oyle demigtir:


Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e»


Ya Resulallah! iyi §eyleri em ret me ve fena seyleri menetme g5-revini ne zaman birakinz? denildi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):


Sizden onceki ummetlerde ortaya cikan §ey fciirizde de ortaya $ik-tigi zaman, buyurdu. Biz i


lid Hal Tercemesi


Ebu Sa'lebe el-Hu?eni (R.A.)'in adi ve babasmin adi hakkmda ihtllaf vardir. Sahabi olan bu zatin 40 aded hadlsi vardir. Buharl ve Muslim onun Uc. hadisinl beraber rivayet etmi?lerdir. Aynca yalmz Muslim 9nun bir hadlsini rivayet et-mi$tir. Ravilerl Cubeyr bin NUfeyr, tbnu'l-MUseyyeb ve Mekhfll'dur. Huneyn sa-va?ma katilmi§tir. Secdede iken vefat etmi$tir. tbn-i Sa'd'in beyamna g6re hicre-tin 75. yilmda vefat etmi$tir. Bir kavle gore Muaviye (R^.)^!! hilafeti doneminde vefat etmi?tir. (HiUasa. 446)


Bu zatm ravisl ve soru sahibi Ebu Omeyye e$-9a'banl'nin adi Yuhmid,. Yab-mid veya Muhammed'dir. Buna dair degi?ik rivayetler vardir. Ba$ka rivayetler de vardtr. Bu zat. bu hadlsi Ebu Saiebe'den rivayet etmi?tir. Ba$ka hadlsi Ktitub-i Sitte'de ypktur. Ravisi Amr bin Cariye'dir. tbn-i Hibban onun ffOvenilir oldugunu soylemistir. (Hulasa, 443)


Ya Resulallah! Bizden onceki ummetlerde ortaya c.ikan §ey ne-dir? diye sorduk. O (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) .-


Hiikiimdarlik (ya§ga) kugiik (ve tecrubesiz) olanlanmzda olur. Zina-fuhu§ (yayginla§arak) buyuk ya§ta olanlanmzda (bile) olur ve ilim riizaletiniz (karektersiz, a§agihk olanlanniz)da olur, buyurdu.


Ravi Zeyd demi§tir ki: Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) "ve ilim ruzaletinizde olur" buyrugunun manasinin aciklamasi, "ilmin fasik olan kimselerde oldugu zaman" §eklindedir."


Not: Zevaid'de soyle denilmistir: Bunun senedi sahih olup ravileri gttve-nilir zatlardir.




4016) "... Huzeyfe (Radtyallahu anh)Jden rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


Mu'min ki§iye nefsini kugiik du§tirmesi uygun (caiz) degildir, buyurdu. Sahabiler:


Nefsini kuQiik du§urmesi nasil olur? diye sordular. Resul i Ekrem


(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


Gucunun yetmedigi bir belamn pesine dii§er, buyurdu."[67]




İzahı



Enes (Radiyallahii anh) 'in hadisi Zevaid nevindendir. Bu ha-diste devlet idaresinin tecrubesiz, yasga kiigiik ve heniiz akillan ol-gunla§mami§ kimselere tevdi edildigi, zina ve fuhuijun yaygmlagarak biiytik ya§taki insanlarm bile bu fenahgi i§ledigi ve ilim adamlaruun fasik kimseler oldugu, yani dini bilgilerine ragmen durum ve davra-niglanrun dine aykin oldugu, ilmi dunya menfaati igin kullandiklan donemde; iyi geyleri emretmek ve fenahklan menetmek gorev ve so- rumlulugunun ortadan kalktigi bildiriliyor. Cunkii bdyle bir ortamda yapilacak bir sey kalmamis olur, harcanacak gabalar neticesiz kalma-ya mahkum olur.


H u z e y f e (Radiyallahii anh)'m hadisini T i r m i z i de Fitneler bolumiinun sonlannda rivayet etmistir. Tuhfe yazannin be-yanina gore Ahmed de rivayet etmigtir. Bu hadisin bu babla ilgisi agiktir. §6yle ki ortamin ciddi bigimde bozuldugu fitneler ve be-lalar doneminde iyi geyleri emretme ve fena seyleri menetme sorum-lulugu ve gorevi kalkmis olur. Boyle bir donemde miisluman kisinin olumsuz durumlan onlemeye kalkismasi ve sonugsuz kalmasi mu-hakkak olan bir takim girisimlerde bulunmasi, dayanamayacagi bir takim bela ve felaketlere hedef olmasina sebebiyet verir. Bu itibarla dayanamayacagi bir belaya diismesine yol af *" p+Zmhj <»' ^^t ciimleleri B a k a r a suresinin 159. ayetinden bir pargadir. Bu ayet-i kerime'nin tamaminui meali §6yledir: "indirdigimiz apagik ayetleri ve hidayet yolunu biz kitabta insan-lara acikladiktan sonra gizleyenlere §uphesiz Allah lanet eder (rah-metinden uzakla§tiru-) ve lanetgiler lanet eder (rahmetten uzakla§ti-nlmalanm dilerler)." l§te bu ayette gegen lanetgiler ifadesinden yerde yuruyen hay-vanlann kasdedildigi bu hadiste beyan buyurulmu§tur. Ancak hadi-sin senedinin zayifligx soz konusudur. El-Hazin'de beyan edildigine gore Ibn-i Abbas (Radiyallahii anhtima) lanetgiler ifadesinden maksad insanlar ve cinlerden ba§ka turn yaratiklardir. Hay-vanlann kafirlere, gunahkarlara lanet etmeleri sebebi; isyankar insanlar yiizunden kurakhgin meydana gelmesi ve hayvanlann da bundan mutazamr olmasidir. Bir kavle gore lanetgiler ifadesiyle; insanlar ve cinler manasi kasdedilmi§tir. Dogrusunu ancak Allah bilir. Ar-zu edenler bu ayetin tefsirine miiracaat edebilirler. 4022) "... Sevban (Radtyallahu awA/den rivayet edildigine gore; Resfi-lullah (Sallallaku Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurdu, demijtir: Birr (hayir, iyilik etmek, akrabalarla iyi ili§kiyi surdurmek)den ba^ka hig bir s.ey omru arttirmaz. Duadan ba^ka hig bir §ey kaderi geri dondiirmez. §iiphesiz ad am, i§ledigi gunah yiiziuiden de nzkm-dan mahrum birakilir." Not: Bunun senedinin hasen oldugu Zevaid'de bildirllmi^tlr.[72] İzahı Sevban (Radiyallahu anht'in hadisi 90. numarada gegmi§-tir. Gerekli bilgi orada verildigi igin burada tekrarlamaya gerek yok-tur.[73] 23- Bela (Musibet ve Sıkıntılara) Karşı Sabretmek Babı 4023) "... Sa'd bin Ebi Vakkas (Radtyalldhii ankyden; §oyle demigtir : Ya Resulallah! Hangi insanlann ba§ina gelen bela daha §iddetli olur dedim. O (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : Peygamberler, sonra sirayla (Allah katmda) riitbece en iistun olanlar. Kul; dindarhgmin (kuvvetliligi ve zayrfligi) durumuna gore belaya ugrar. Eger dininde kuwetli ise belasi siddetli olur ve §ayet dindarliginda gevseklik - zayiflik olursa dindarhgi derecesine gore belaya ugrar. Bela kuldan aynlmaz (pe§ini birakmaz). Nihayet kul (ug-radigi belalarla gunahlarmdan annip) uzerinde hig gunah kalmaya-rak yer yiiziinde dola$inca bela onun pesini birakir."[74] İzahı Bu hadisi; Tirmizi, Ahmed, Darimi, Ibn-i Hibban ve Hakim de rivayet etmi§lerdir. En btiyiik bela, musibet ve sikintilann peygamberler (Aleyhimu's-selam) 'in ba§lanna gelmesinin sebebi s.udur: Ba§ka insanlar nimet-lerden zevk duyduklan gibi onlar bela ve musibetlerden zevk ahr-lar. Ikincisi; onlar mucizeler gdsteren buyuk ve iistiin insanlar oldu-gundari dolayi ba§lanna bela ve musibetler gelmezse bazi insanlar onlann be§er iistii varhklar oldugunu, hatta ilahla§tiklanm sanabi-lirler. Ogunciisu; peygamberlerin ba§ma en biiyiik belalann geldigi-ni bilen ummet, belalara kar§i sabu* ve tahammiil gdsterir ve ugra-digi belalan peygamberlerin ba§ina gelmi§ belalarla mukayese etmek stiretiyle gordugii belamn hafifligini kolayca anlar. Dordunciisu; en getin belaya ugrayan insan, Allah'a en gok iltica edip sigman, O'na en gok yakangta bulunan insan olur. Peygamberlerden sonra en §iddetli belaya ugrayan insan da gene peygamberlerden sonra Allah'a en yakm, O'nun katmda riitbe ve makami en yiiksek olan mu'mindir. Bu durum sirayla diger mu'min-lere sirayet eder. Hadis; mu'minin ba§ina gelen bela ve musibetlerin agirlik derecesinin onun dindarlik derecesiyle-dogru orantili oldugunu beyan eder. Hadisten gikan diger bir hukiim de; bela ve musibetlerin mu'minin gunahlannin bagis.lanmasina vesiyle olmasi ve kulun turn gunahlarmdan temizlenip anmncaya kadar bir takim bela ve musibet-lere ugramasmm onun yaranna olmasidir. Ancak §u noktaya dikkat etmek gerekir: Kulun amlan ecir ve sevabi kazanabilmesi igin ug-radigi bela ve musibetlere sabretmesi gerekir. Aksi takdirde bunca sevablan yitinnesi kuwetle muhtemeldir. Bu babta rivayet edilen diger hadisler ve belalara kar§i sabretmenin faziletine dair ayetler bu hukmu if ade ederler. 4024) "... Ebu Said-i Hudri (Radtyalldhii anh)'den; goyle demi§tir: Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) humma hastahgindan yatakta iken yamna girdim. Sonra elimi O'nun uzerlne koyunca ha-raretini Srtuntin ustiinde ellerimde hissettim ve: Ya Resulallah! Atesjnin §iddetine hayret ederim, dedim. O: •Biz (peygamberler) boyleyiz. Bizim igin bela kat kat fazla olur ve sevabi da bizim igin (bu oranda) kat kat fazla olur», buyurdu. Ben: — Ya Resulallah! Hangi insanlar en giddetli belaya ugrarlar? diye sordum. O: •Peygamberler*, buyurdu. Ben: (Onlardan) sonra kimler? dedim. O: •Sonra salih (yani^dini emirleri yerine getirip gunahlardan uzak duran takva sahibi) insanlar. Onlardan herhangi biri fakirlige cid-den 6yle mubtela olur ki biiriindugu abadan ba§ka higbir s^ey bula-maz ve biriniz mutlulukla sevindigi gibi onlardan herhangi birisi belaya ugramakla cidden sevinir.»" Not: Zevaid'de §fiyle denilmi?tlr: Bunun senedl sahih olup r&vileri gUveni-lir z&tlardir. 4025) "... Abdullah (bin Mes'ud) (RadtyaUahu an/i)'6en; §oyle demi§tir: Ben, ResuluIIah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem)'e, peygamberler-den birisinin halini (gecmiste bize) anlatirken sanki §u and a bakiyor gibiyim. O peygamberi kendi kavmi db'gmu§ (de kan iginde birakmis.). Fakat o (peygamber), yiiziinden hem kam siliyor, hem de: «Ya Rabbi! Kavmi mi magfiret eyle! Cunkii onlar bilmiyorlar» diyordu."[75] İzahı Bu hadisi B u h a r i, "Kitabu'I-Enbiya-'da ve *istitabetu'l-Mur-teddin" bolumlerinde, Muslim de "Kitabii'l-Cihad ve*s-Siyer"de rivayet etmisjerdir. Hafiz Askalani; Bu hadiste hali anlatilan peygamberin is-mine dair bir kayda rastlamadim. Onun N u h (Aleyhisselam) ol-masi muhtemeldir, der. N e v e v i de : Hadiste hali bildirilen peygamber, ge*! ="Onlar mi ha- yirlidir, yoksa Tubba kavmi hayirhdir" ayeti de boyledir. Yani iki gurubta da big bir hayn* yoktur. Bu ciimleden maksad da: Oliilerin diriltilmesi hususunda ne bende ne de I b r a h i m' de higbir §ek ve guphe yoktur. Ibn-i Atiyye de: Hadisten maksad suphenin sdz konusu olmadigmi ifade etmektir. Buradaki §ek'ten maksad kalbe gegici olarak gelen vesvesedir. §ekk'in istilahi manasi olan tereddud durumu kesinlikle Ibrahim (Aleyhisselam)'da meydana gelmemi§tir. Cunku kalbinde iman kokle^mis olan bir insanda boyle bir tereddu-dun bulunmasi du§unulemez. Peygamberlik mertebesine eri§mi§ bir sahsiyette nasil bulunur? Zaten soru bigimi de bunu gosterir. §6yle ki tbr&him (Aleyhisselam) oliilerin diriltilip diriltilmeyecegini sor-mami§, diriltilme keyfiyetini ve §eklini ogrenmek istemi§tir, demi§tir. lbnii'1-Ce vzi de; Resul-i Ekrem (Aleyhi's-saiatii ve's-selam) 'm siiphe etmeye daha liyakatli olmasi ile ilgili ifadeyi §6yle agik-lami§tir: Cunku M e k k e mu§rikleri Peygamber (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'i §iddetle reddederek O'nu daima yalanlama yolunu tut-mu§lardi ve oldiikten sonra dirilme isini hayretle kar§ilardi. Bunun igin Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) §unu demek istemi§-tir: Benim ile inkarci kavmimi arasinda gegen olaylarm deh§etli olu-§u ve Allah'm beni diger peygamberlere ustun kih§i nedeniyle Ibrahim (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'in gormek istedigi 61iiniden sonra dirihne olayunn ornegini istemeye ben daha gok hak s^hibiyim. Ama bu konuda bir istegim olmayacaktir, diye bilgi vermis.tir. Ikincisii Lut (Aleyhisselam)'in misafirlerini kendi kavminin kotu emellerinden korumak igin Allah'a siginmasi olayidir. §dyle ki: Lut kavmi geng delikanhlarla cinsel iligkide bulunma fenahgi-m ah$kanhk haline getirmi§lerdi. Hz. Lut (Aleyhisselam) 'in imana davet ve bu pis ali§kanhgi birakmak ugrunda yaptigi tebligat ve gosterdigi gayrej, kavmi iizerinde olumlu higbir etki yapmadi. Ni-hayet Cenab-i Hak, bu kavmi helak etmeyi irade edince C e b r a 11, Mlkail ve tsrafll (Aleyhimu's-selam) i yaki§ikh delikanli-largeklinde Lut (Aleyhisselam)'amisafirolarakgonderdi. Lut'un kavmi yakisikh delikanhlarin L 0 t (Ateyhisselam)'a misafir gel-dikleri haberini ahnca misafirlerin lrzina gegmek niyetiyle ko§up L u t (Aleyhisselam)'in evine vardilar. Lut (Aleyhisselam) bu azginlann geldigini goriince kapiyi kapadi ve defetmeye gah$ti. Fa-kat gozu donmiis. lrz diismanlan bir tiirlii vazgecmek istemiyorlar. Bu esnada Lut, kavmine hitaben : "Ah size karsi bir kuvvetim ol-sa yahut muhkem bir siginaga siginsam" dedi ve misafirlerini nasil koruyacagi tela§i iginde derin iiziintuye daldi. Bunun iizerine melek-ler kendilerini Lut'a tamtarak kapiyi ag. Onlar sana dokunama-yacaklar, dediler. Bunun iizerine Lut kapiyi agti ve kavmi igeriye daldilar. Bunun iizerine Cebrail (Aleyhisselam), Allah'tan al-digi izinle kanadim bunlara carparak gozlerini gormez hale soktu. Miitecavizler neye ugradiklanna §a§arak kagip gittiler. Meleklerin talimati uzerine L U t ile kendisine inananlar geceleyin bolgeyi terkettiler ve Allah o kavmi yerle bir etti. Bu olay Hud suresinin 77 - 83. ayetlerinde anlatilmaktadir Konu ile ilgili oldugu icin bu ayet-lerin mealini buraya almayi uygun gordiim. Meal soyledir: "El?i meleklerimiz Lut'a vannca (kavmi bu yakis.ikh delikanlila-ra fenahk edecekler diye) onlann gelmesi Lut'a fena geldi ve son de-rece canini sikti. Bu, gok zor bir gun, dedi. (77) Kavmi de ona (misafirlerine sarkintihk etmek niyetiyle) ko$a ko-5a geldiler. Lut'un kavmi bundan once de o firkin fuhu$lan isliyor-lardi. (Misafirlerine bir fenahk yapmasmlar diye) Lut, kavmine: Ey kavmim! iste sunlar kizlanm (onlarla evlenin de misafirlerime do-kunmayin). Sizin igin onlar daha temizdir. Artik Allah'tan korkun ve beni misafirim i^inde rusvay etmeyin. iginizde (size dogru yolu gosterecek) akh basinda bir adam yok mu? (78) Lut'un kavmi dedi ki: Senin kizlannda hi( bir hakkimizin olma-digmi cok iyi bilmi$sin. Sen bizim ne istedigimizi pek ala bilirsin. (79) Lut: Keske size karsi bir kuvvetim olsa yahut muhkem bir sigi-naga siginsam, dedi. (80) Elciler soyle dediler: Ey Lut! Biz Allah'in elgileriyiz. Onlar sana bir zarar dokunduramiyacaklar. Sen hemen gecenin bir kisminda ev halkuila beraber gik git ve i^inizden hig bin geri kalmasm. Yalniz ka-nn kalsin. Qunkii kavmine isabet edecek azab ona da dokunacaktir. Onlann helak am sabah vaktidir. Sabah vakti yakin degil mi? (81) Onlan tazib emrimiz gelince o memleketin iistunii altma getirdik. Uzerlerine de ateste pisjrilmis pamurdan mamul taslan arka arkaya yagdirdik. (82) Kl onlar senin Rabbin katinda (hukmiinde) azab igin damgalan-misjardi. O (nevi) ta§lar senin iimmetinin zalimlerinden de uzak de-gildir (onlarm da ba§ina yagabilir)." (83) Yukandaki bilgiyi verdikten sonra bu olayla ilgili hadisteki "Allah, Lut'a rahmet eylesin. Hakikatte o, (misafirlerini kavminin kotii emelinden korumak igin) pek muhkem bir siginaga (Allah'a) sigmi-yordu." ciimlesine donelim. Bu ciimlede gegen Rukn-i §edid ifadesin-den maksad Allah (Azze ve Celle)'dir. Ciinkii en giiglii, en gok koru-yucu siginak §iiphesiz Allah'tir. Diger bir kavle gore bundan maksad L u t' un a§ireti ve kabilesidir. Yani Lut; Ke§ke a§iretim olsay-di ki misafirlerimi korumak igin onlardan yardim dileyeydim, demi§-tir. N e v e v i bu hususta §oyle der: Hadisin manasi Allahu a'lem §6yledir: L u t (Aleyhisselam) misafirleri igin korkuya kapildi ve onlan zalimlerden koruyacak bir a§ireti de olmayuica cidden siki§ti ve misafirleri i$in derin uzuntiiye diigtii. Bu kotii durumun etkisi altmda kalarak o anda: Ah ke§ke be-nim bir kuvvetim olsa veya koruyacak bir a^iretim olsaydi ben siz mutecavizleri defederdim, demi§tir. L u t'un bu sozden maksadi; misafirlerine kar§i mazeret beyan etmek, tecaviizii defetmek icin olan-ca giicuyle gayretke§ oldugunu gostermek ve onlan savunmak iste-mektir. L u t' un bu sozii, Allah'a sigmmayi ihmal etmek anlamuu tagimaz. Bu sozii sirf misafirlerinin goniillerini ho§ etmek igin soyle-migtir. L u t' un bir taraftan kalben Allah'a iltica ettigi, di§ta da bu sozii sarfetmekle elem ve kederini agikladigi ihtimali de vardir. ttguncusu : Yusuf (Aleyhisselam) 'in me§hur kissasmm bir boliimiidur. §6yle ki Yusuf (Aleyhisselam) Misir veziri-nin kansina sarkintihk ettigi iftirasiyla hapse atilmis. ve yedi yil yat-tiktan sonra bir rii'ya yorumu dolayisiyla Misir krali onun zeka ve iistun kabiliyetini anlayarak tahliye edilmesini ve kendisine geti-rilmesini istemis.ti. Bu i§le gorevlendirilen memur ceza evine giderek Yusuf (Aleyhisselam)'a tahliye mujdesini ve kralin kendisini sa-raya davet ettigini bildirince O: "Sen git de krala sor bakahm. Ellerini dogruyan kadinlann hall ne imi§?" diyerek haksiz yere zindana atildigim isbatlamak istedi. Yiis u f (Aleyhisselam), masum oldugunun ve kendisine bir ifti-ranm yakis.tinldigimn yapilacak bir soru^turma neticesinde anla§il-masindan sonra zindandan gikmak istedi. Soru§turma yapilmadan gikmaya acele etmeyip gok sabirh davrandi. Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam), Y'Usuf un bu iistun sabruii sitayi§le dile ge-tirmek uzere: •Eger ben zindanda YusuTun kaldigi sure kadar uzun bir sure kalsaydim (zindandan gikarmaya gelen) davetgiye (hemen) icabet ederdim.* buyurmustur. Y u s u f (Aleyhisselam)'in me§hur kis-sasi Yusuf suresinde beyan buyurulmustur. Hadiste igaret bu-yurulan bolum de aym surenin 50 - 52. ayetlerinde gegmektedir. Ora-ya da bakilabilir. ResuM Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) bu hadiste ilg peygam-ber (Aleyhimii's-selam) 'i ovmiis., takdir etmigtir. Aym zamanda teva-zu gostermis.tir. Ciinkii bilindigi gibi Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) butun peygamberlerden her bakundan iistiindur. Bu durum icma ile sabittir. O'nun imam, Allah'a tevekkulu ve sabn biitiin peygamberlerinkinden ustundiir. O, turn yaratiklann en s.ereflisidir, en biiyiik insandir. Allah bizi onun sefaatina kavu§tursun ve izinde yurumeye muvaffak eylesin. 4027) "... Enes bin M£lik (Radtyalldhu anh)'den; §6yle demi§tir: Uhud giinii (sava§) olunca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem) 'in rebaiye di§i kinldi, basi yanldi, kan (miibarek) yuzunun flze-rinden akmaya ba§ladi. Sonra O: Bir peygamber, kavmini Allah (yo-lun)a gaginrken yuzunii kana boyayan o kavim nasil iflah olur (azab-tan kurtulur)? diyerek yuziinden kani silmeye ba§ladi. Sonra Allah (Azze ve Celle) : "(Onlan cezalandirmak veya afiv etmek hususun-da) senin elinde bir §ey yoktur. — Al-i imran 128 — mealindeki aye-tini indirdi." Not: Zevilld'de ?dyle denilnil$tir : Bunun senedl sahih olup rftvileri gaveni-lir zatlardir.[77] İzahı Zevaidnevinden olan bu hadlsin benzerini Buhari ve Muslim de rivayet etiiriglerdir. Rebaiye: Ondeki iki di§in saginda ve solundaki di§e denilir. Rebaiye di§inden sonra gelen di§e kbpek di§i denilir. Kopek di§ine Nab denilir. Agzm tarn on kisminda alt ve ust genelerdeki iki§er di§Iere de Seniyye di§leri denilir. Seniyye denilen on dialer ile kopek di§i arasinda kalan. agzin sa-ginda ve solunda, altli ustlu olmak iizere dort aded Rebaiye denilen dis.ler bulunur. Uhud sava§inda Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'in sag, alt taraftaki rebaiye di§i kinlmigti. El-H»fiz'in el-Fetihte beyamna gore Ibn-i Hi§am, Ebu Said-i Hudri' nin hadisinden naklen §6yle demi§tir: Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) 'in rebaiye dis.ini Utbe bin Ebi Vakkas, kirmi§ ve alt dudagmi yarmi§tir. Abdullah bin §ihab da mubarek alnmi yarmigtir. Abdullah bin Kamie de miibarek yanagmi yaralamig ve bu §iddetli kihg darbesiyle migferi pargalanxp iki halkasi O'nun mubarek elmacigina batmi§tir. Jglerinde Obey bin Halef'in de bulundugu bu §er gurup Uhud sava^i giinii Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) *i dldiirmek iizere ortak karar ve ahid almiglar ve muslumanla-rui tarn bozuldugu kritik am firsat bilerek Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'in yanina kadar sokulabilmi^ler ve soz konusu sal-diriyi gergeklestirmi§lerdir. Sa'd bin Ebi Vakkas (Ra-diyallahii anh) "in kardegi olan Utbe bin Ebi Vakkas, M e k k e' nin azgin musriklerinden idi. Bu saldinyi yapmca Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) : "Yihna kavu^masin'* diye aleyhinde dua etmis. ve bu dua kabul edilmis.. Saldirganlardan Ibn-i Kamie de yirtici bir hayvan tarafindan pargalanmi§. Obey bin H a 1 e f isimli saldirgana gelince; bu azgin mu§rik saldinya gegince Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) Ibn-i S a m -m e' nin elinden okunu alarak : Belki ben seni oldiirurum, diye oku ona yoneltince o kagmaya bas.lami§ ve Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatU ve's-selam) : "Yalanci nereye kagiyorsun?" buyurarak oku yerlegtirmig ve sal-dirganin yakasmdan vurmus. Saldirgan Obey aldigi bu agu* ya-ra ile yere yuvarlanmis.sa da arkada§Ian tarafindan kaginlmi§. Fakat gok gegmeden bu yaradan dolayi 61mu§tur. 4028) "... Enes (Radtyallahu anhydtn rivayet edildigine gore: Bir giin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Mekke haikinm bazisinin salduisina ugrayarak kana boyanmis., tizgiin halde oturmus vaziyette iken yanina Cebrail (Aleyhisselam) geldi ve: Sana ne oldu? diye sordu. O da: Bana §u mu§rikler (soyle) yaptilar ve (boyle) yaptilar, buyurdu. Cebrail (O'na) : (Cektigin sikintilan hafifletmek uzere yiiksek mertebeni ve yuce gerefini gosteren) bir i$areti sana gostermemi sever misin? diye sordu. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : Evet. Bana goster, buyurdu. Bunun uzerine Cebrail (Aleyhisselam) derenin ilerisindeki (dikili) bir agaca bakarak §u agaci (yanina) gagir, dedi. Resul-i Ekrem de agaci gagirdi. Agac da gelip oniinde durdu. Cebrail tPeygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e: Agaca soyle de geri gitsin, dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) de agaca sbyledi ve agac ta eski yerine vanncaya ka dar geri gitti. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : (Bu alamet) bana yeter, buyurdu." Not: ZevAid'de ?tiyle denilmi$tir : Talha bin Nafi isimll ravi EbO Stlfyan, C&bir'den hadls i?itmi? ise bu sened sahihtir. 4029) "... Huzeyfe (Radtyalldhu cn/t/den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahii Aleyhi vc Sellem) §oyle buyurdu, demi§tir: Musluman oldugunu soyleyenlerin hepsini bana sayuuz, buyurdu. Biz: Ya Resulallah! Biz alti yuz ila yedi yilz arasinda (buyiik cemaat) oldugumuz halde bize bir kotiiluk edilecek diye korkuyor musun? de-dik. Bunun uzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : 5iiphesiz siz bilemezsiniz. Bir takim belalara maruz kalmamz umulur, buyurdu. Huzeyfe demi$tir ki: Sonra basimiza oyle bela geldi ki bizden adam namazini (bile) ancak gizli kilmaya basladi."[78] İzahı Bu hadisi Muslim de rivayet etmi§tir. Buharl ve Ne-sai de bunun birer benzerini rivayet etmiglerdir. Buhari1 deki metin; = "Musluman oldugunu sdyleyenleri bana yaziniz..." ciimlesiyle ba§lar. Bu konugmanin ve talimatm Hendek kazihrken veya Uhud sava?ina gikilacagi zaman, yahut Hudeybiye seferinde cere-yan ettigine dair degisik gorii§ler vardir. Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) musliimanlarin sayi-sini tesbit etme emrini verdigi zaman sahabiler gokluklarmi ileri sii-rerek bu kalabahk kitle igin korkma hikmetini bilememigler. Resiil-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam), verdigi cevab ile ba^lanna bir be-lanin gelmesinin beklendigini bir mu'cize mahiyetinde haber vermig-tir. Sahabilerin ba$ina bela geldigine ve o esnada bazi sahabilerin namazlanm bile gizli kildiklanna dair Huzeyfe (Radiyallahu anh) 'in s6zii ile ilgili olarak N e v e v I: Bu durum Peygamber (Aleyhi's-salatii ve's-selam)'in vefatindan sonra cereyan eden fitne-ler donemindeki hal olabilir. Cunkii o donemde bazi sahabiler fitne-lere bulu§mamak igin inzivaya gekilerek tenha yere saklanir, nerede oldugunun halk tarafindan bilinmesini istemez ve namazlanni bile gizli kilarlardi, demigtir. B u h a r i' deki rivayete gore verilen talimat uzerine 1500 mus-lumanin ismi yazilnugtir. B u h a r i' deki bir ba§ka rivayete g6-re muslumanlann 500 ki§i oldugu tesbit edilmigtir. Bu rivayetler arasinda gorulen farkli durumun bertaraf edilme-si konusunda N e v e v i §6yle soylenebilir, der: 1500 ki§iye dair rivayet Medine ve gevresindeki muslumanlann tumunden olu§an asker listesidir. 600 ila 700 arasindaki sayiya ait rivayet ise sirf Medine' deki musliiman asker sayisidir. 4030) "... tibey bin Ka'b (Radtyalldhii anh)'den rivayet edildigine gore kendisi Resulullah (SaUallahii Aleyki ve Sellem)'den rivayetle §oyle demigtir: Resul-i Ekrem (SaUallahii Aleyhi ve Sellem), geceleyin (mi'raca) goturiildugunde giizel bir koku duyarak i Ya Cebrail! Bu guzel koku nedir? diye sormug. Cebr&U (Aleyhis-Iselam) dei Bu, ma§rta (kadinlann sagim iyi tarayia kadin), iki ofelu ve ko-casimn kabrinin kokusudur. Bunun ba$langici (ve sebebi) gflyle oWu i Hizir (Aleyhisselam) lsrail ogrullannin esrafindan idi ve yol guzerga-hinda manastuinda oturan bir rahib yardi. Hizir (oradan ge^tikge) rahib online ^ikip ona tslamiyet'i Ogretirdi. Sonra Hizir ergtnlik ca^i-na vannca babasi onu bir kadinla evlendirdi. Hizir da kadina (Isla-miyet'i) dgretti ve kimseye duyurmamasi igin kadindan s6z aldi. Hi-zu* kadinlara yakla^mazdi. Hizir bir sure sonra kadim bosadi. Aradan bir zaman ge^tikten sonra Hizir'i babasi baska bir kadinla evlendirdi. Hiar bu kadina da (tslamiyet'i) ogreterek (durumu) kimseye naber vermemesi igin ondan sdz aldi. Sonra bu iki kadindan biri sir sakla-di. Fakat digeri Hizirdn muslumanhgi ve bu konudaki propagandas!} aleyhinde ifsaatta bulundu (boylece verdigi ahdi de bozmu? oldu). Bunun uzerine Hizu* oradan kagip nihayet denizdeki bir adaya varcb. (Adada) odun toplayan iki adam karsidan gelerek Hizir'i gdrdOIer. Bunlardan birisi onu gordugiinu kimseye sdylemedi. Fakat diger adam bunu if§a ederek: Ben Hizar'i gordum, dedi. Seninle beraber onu klm gdrdu? diye soru sorulunca adam: Falan kisi (benimle beraber onu gordu), dedi. Bunun uzerine o kisiye de soruldu. Fakat o kisi Hizir'i gdrduguna gizledi (yani gdrmedim dedi). Onlann diniiide yalan s6y-leyeni dldurme hukmu de vardi. Bilahare sir saklayan adam, sir sak-layan kadinla evlendi. Sonra bu kadin Fir'avn'in bir kizinin sagmi tararken tarak aniden dii§uverdi. Kadin da t Flr'avn, helak olsun, diye beddua ettt Kiz da gidip babasma haber verdi. Kadinm iki oglu ve kocasi vardi. (Bu ailenin musluman oldugunu sezen) Fir'avn on-lara haber gondererek dinlerinden (Fir'avn'in dinine) donmeleri i$in kan ile kocasina israrou siirdurdQ. Fakat onlar (dinlerini birakmak-tan) imtina ettiler. Nihayet Fir'avn kan kocaya: Ben ikinizi mutla-ka oldurecegim, dedi. Kadin ile kocasi (Fir'avn'a) : Bizi oldiirursen se-nin bize bir iyiligin olmak iizere ikimizi Mr kabre defnetmeni istiyo-ruz, dediler. Fir'avn da (onlan dlduriip ikisini ayni kabre gomme isi-ni) yapti, dedi. Sonra Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gecele-yin (mi'raca) gdturuliince guzel bir koku duydu ve (ne oldugunu) Cibril'e sordu. Cibril de (bunu) O'na bildirdi." Not: Zevaid'de §6yle denilmi$tir : Bunun senedinde Said bin Be?ir var. Buhari bu ravi ile ilgili olarak: Bunun hifz-i belleme dunimu hakkinda konu^ur-lar, demi§tir. Ebu Hatem de: Bunun dogruluk durumunda oldugunu babamdan ve Ebu Zur'a'dan i$ittim ve : Rivayeti huccet-delil olur mu? diye sordum. Babam lie Ebu Zur'a: Hayir, dediler, diye bllgi vermi^tir. Ba$kalan ise bunun zayif ol-dugunu soylemiijtir.[79] İzahı Zevaid nevinden olan bu hadisin izahi bolumiinde incahO'I-Hace yazan §u bilgiyi verir: N e v e v i demi§tir ki: Alimlerin cumhtiruna gore Hizir (Aleyhisselam) hayatta olup aramizda bulunur. E§-Seyh Ebii Amr bin es-Salah da demi§tir ki: Alimlerin cumhuruna ve salih miislumanlara gore H 1 z 1 r sagdir. Onun peygamber olup olmadigi husiisunda ihtilaf vardir. Alimlerin ekserisine gore peygam-berdir. Delilleri de kendisi ile M ii s a (Aleyhisselam)'in beraber arkadaglik ettiklerinde yaptigi bazi i§lere M \X s a (Aleyhisselam) itiraz edince H 1 z i r' in verdigi cevabta: ^i[}^ci*»U> = "Bu


i$leri ben kendiligimden yapmadim (yani ilahi emirle yaptim)" (Kehf, 82) demesidir. Hizir ile Musa (Aleyhisselam) arasinda ge-gen me§hur goru§me ve yolculuk Kehf siaresinin 60 - 82. ayetle-Tinde bildirilmi§tir. Oraya bakilabilir,


H i z i r (Aleyhisselam) 'in ismi B e 1 y a olup kunyesi E b ii' 1 -A b b a s' tir. Alimlerin onunla goru§meleri, ondan feyiz ve ilim almalan hususunda anlattiklan olaylar ilim ehlince bilinmektedir. H i z i r (Aleyhisselam)'in ozellikle mukaddes yerlerde gorulniesi sayilmayacak kadar ?ok defa vuku bulmu§tur. Ancak bazi hadisciler bunu kabul etmemi§lerdir. Bu zat, N u h (Aleyhisselam) 'in yedin-ci ku§akta torunudur. Babasi meliklerdendir. Babasimn adi Melkan, Kelyan veBelyan bin Melkan diye ug rivayet vardir. Bu zata Hizir lakabimn verilmesi sebebi hususunda degi-§ik gdrugler beyan etmiglerdir. Bir rivayete gore kendisi beyaz renk-li bir yerde bir ara oturmug. Orasi derhal yemyegil hale gelmi^tir. H i z i r kelimesinin liigat manasi ye§illiktir. Bu sebeble kendisine bu lakab verilmigtir. Alimlerin ekserisi bu rivayeti tutmus,lardir.


Hadiste gegen Ma$ita kadinlann sagmi guzel tarayici kadin de-mektir.


Hadis bela ve musibetlere, ozellikle din ugrunda kar$ila§ilan si-kintilara kar§i sabir ve tahammufun ne kadar faziletli olduguna dela-let eder. Ancak senedi pek sihhatli sayilmaz.




4031) "... Enes bin Malik (Radtyallahu awA^'den rivayet edildigine gore; ResuluIIah (Sallallaku Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurmu§tur:


Sevabin goklugu belanin buyuklflguyle beraberdir. Allah bir top-lumu sevdigi zaman §uphesiz onlan (sikinti-musibet ve belalarla) imtihan eder. Artik kim bir (imtihan edildigi bela ve musibetlere) raa gosterirse AlJah'm nzasi (ve bol sevabi) o kimseyedir. Kim de (imtihan edildigi bela ve musibetlere) ofkelenir (ilahi hukme nza gdster-mez) ise Allah'in gazabi (ve azabi) o kimseyedir/'




4032) "... Ibn-i Omer (Radiyallahu ankiitn&ydan rivayet edildigine gore; Resulullah (SdllaUahu Aleyki ve Sellem) §6yle buyurdu, demigtir:


Halk arasina girip de eziyetlerine sabreden mfl'minin sevabi, halk arasina girmeyen ve onlann eziyetlerine sabretmeyen mil'minin se-vabindan daha fazladir."[80]




İzahı



Bu iki hadisi Tiripizi de rivayet etmi§tir. Bunlar da sabir ve tahammulun sevabuun cokluguna delalet eder. Nevevi: Fit-nelerden eznin olmak kaydiyla halk ile temasi surdiirup onlarla otu-rup kalkmanin halktan uzakla§rp bir kenara gekilmeden daha fazi-letli oldugu hususunda alimlerin cumhuru ittifak etmi§tir, der. Bu son hadis de aym hukmu ifade eder. Hadisten de anla§ilacagi uzere halk arasina kan§an mu'min §ayet onlardan gelen eziyetlere sabir ve tahatnmul gdstermezse uzak durmasi daha iyidir.




4033) "... Enes bin M£lik (Radtyalldhu ank)'den rivayet edildigine gore; Resulullah (SdllaUahu Aleyhi ve Sellem) gdyle buyurdu, demi§tir:


09 $ey vardir Id, kimde bulunursa o kirns© imamn tadim (ravl Bindar demigtir ki: 1man halavetini) bulur i


Herhangl bir adanu sirf Allah f(in seven kimse, Allah ve Restl-lu kendisine her §eyden 50k sevimH olan kimse ve Allah kendifinl kflfflrden kurtardiktan sonra (dunyada canh iken) ate$e atilmasi kuf-re gitmesinden kendisine daha sevimli olan (yani ate$e diri olarak atilmayi kufre gitmeye tercih eden) kimse.**




4034) "... Ebu'd-Derda (Radiyallahu anhy&zn rivayet edildigine gore; gdyle demi§tir: Dostum Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana §u tav-siyede bulundu:


Param parga edilsen ve (ate§te) yakilsan bile Allah'a hi^bir §e-


yi ortak etme (yani can tehlikesini atlatmak igin bile kufur belirtisini §eklen de olsa gdsterme) ve hi? bir farz namazi bile bile birakma. Cflnkfl kim bir farz namazi kasith olarak (yani unutmak gibi §er'i mazeret olmaksizin) birakirsa zimmet (yani ilahi teminat) kendisin-den uzaklasnu? olur. l$ki de igme, ?anku i^ki her gerrin anahtandn*."


Not: Zev&id'de $dyle denilznlstir: Bimun senedi hasen'dir. R&vi $ehr hak-kmda flitUftf olmu^tur.[81]




İzahı



Enes (Radiyallahuanh)'inhadisini; Buhari, Muslim, Tirmizl ve Nesai de rivayet etmisjerdir.


Iman tadim, halavetini ve lezzetini bulmaya vesile olan iig haslet, hadlste durumlan belirtilen ug ki§ideki hasletlerdir. Bunlan tek-rar ele alalun. Hasletlerin;


Birindsi: Herhangi bir adami sirf Allah igin sevmektir. Yani o sevgi diinya ile ilgili herhangi bir maksadla degildir. Y a h y a bin M u a z: Allah yolunda veO'nun igin olan hakiki sevgi, se-vilen adamin iyi davranmasi, sevene iyilik etmesi ve ikramda bulun-masiyla fazlalasmaz ve sevilen adamdan cefa gormekle de eksilmez, demis,tir.


Evet mu'min, imanli oldugu, Allah'a kulluk ettigi, emirlerine bo-yun egerek yasaklanndan kagindigi ve Allah mu'minlerin birbirleri-ni sevmelerini emrettigi igin sevilmelidir. Bu sevgi ne kendisinden menfaat saglandigi veya saglanmasi beklendiginden dolayi fazlala§ir, ne de bir sikmti veya eziyet verdiginden dolayi azahr.


ikincisi: Allah ve Resuliinu her §eyden fazla sevmektir. E1 - H a -f i z' in beyamna gore el-Beyzavi: Buradaki sevgiden mak-sad nefsin sevmesi degil aklin sevmesidir. Akil, nefsin hosuna gitme-se bile faydah, luzumlu ve sakincasiz olam tercih eder ki, bu tercih i§ine aklin sevmesi denilir. Mesela hasta adam tabiati itibariyle ilac ahnaktan hoslanmaz. Nefsi ilag almak istemez, bilakis tiksinir. Fa-kat hastamn akh kendisini ilag almaya sevkeder. tste akhn ilag al-mayi gerekli gormesi ve hastamn buna egilmesi akli bir tercih ve sevgiden dolayi meydana gelir. Akh bas.inda olan bir mu'min du§un-diigu zaman Allah'in faydasiz s,eyleri emretmedigini, emirlerinde mutlaka bir takim hikmetler, faydalar, kazanglar ve kurtulus. bu-lundugunu, keza yasakladigi §eylerin mutlaka zararh oldugunu an-lar ve akh nefse ho§ gelmeyen ilaci almayi tercih ettigi gibi ilahi emir-leri yerine getirmeyi ve yasaklardan uzak durmayi tercih eder ve ne-fis bu s.ekilde uydu haline gelir. Mu'min Allah'a bu §ekilde itaat et-mekle de akhndan kaynaklanan bir lezzet ve zevk duyar. Qiinku ak-la dayah zevk ve lezzet, izlenen yolun en hayirli ve en kazangh yol oldugunu idrak etmektir, demistir.[82]




Allah Sevgisi İki Kısımda Mutalaa Olunur



Farz olan sevgi, ilahi emirleri yerine getirmeye ve giinahlardan sakinmaya, kaderde olan §eylere nza gostermeye vesile olan muhab-bettir. §u halde haram bir §ey isleyen veya farz olan bir §eyi ihmal eden bir kimse nefsinin arzusuna uyarak nefsini tatmin etmeyi ilahi nzaya tercih ettigi igin Allah'i sevmekte kusurlu sayilir. Hatta mii-bah olan §eylere olgusuz dalmak bile gaflete yol agacagindan dolayi Allah sevgisine golge du^Urebilir.


Mendub olan sevgi; kulun ndfile ibadetlere yonelmesi, bu tiir iba-detlere du§kunliigu ve §upheli §eylerden kaginmasidir. Boyle olan mu'minlerin sayisi pek azdir.


Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'i sevmek de boyledir. Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'i sevmek; O'nun sunneti-ni, yolunu prensiplerini sevmek, emirlerini yerine getirmek ve hos.lan-madigi §eylerden uzak durmakla gercekles.ir.


Ucunciisu: Diri diri ate§e atilmayi kufre gitmeye tercih etmektir. Yani bir mii'mine: Sen ya kiifre gideceksin, musliimanliktan ci-kacaksm veya diri diri ate§e atilacaksin, diye baski, tehdid ve is.ken-ce yapilmasi kar§ismda bile; kufre gitmektense ate§te yakilmayi tercih etmesi, ate§te yakilmamn kufre gitmekten fazla sevimli olmasi durumudur.


Hadiste, bu tig vasfi ta§iyan mu'min in iman tadini, halavetini bul-dugu belirtilmektedir.


Halaveti Tathhk, demektir. Bu itibarla bundan maksad, bu se-viyeye gelen mu'minin ibadetlerin zevkine, lezzetine eri§mesi, Allah nzasi ugrunda me^akkat ve sikintilara sabir ve tahammul etmesi ve bu hali, dunyahk olan §eylere tercih etmesidir.


Nevevi, iman halavetini ve tadim bu §ekilde agikladiktan sonra: Kulun Rabbini sevmesi; O'na itaatkar olmasi ve muhalefet et-memesi ile gergekle^ir. Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'i sevmek de boyledir.


Ebti'd-Derda (Radiyallahu anh) 'in hadisi Zevaid nevin-dendir. Bu hadiste de dini hususlar igin sabir ve tahammul etmenin gerekliligi, namazi ihmal etmenin vebalinin buyiiklugu ve igkinin her kotuliigun ba§i oldugu belirtilmektedir.


Bu hadiste bir farz namazi taammuden birakan bir kimsenin zim-met, yani ilahi teminattan uzaklastigi beyan buyurulmugtur. Zimmet ve ilahi teminattan maksad; Kelime-i §ehadet getirip namazlanm usulune uygun olarak eda eden ve zekatim veren insanlann can ve maHannm teminat altinda olduguna dair hadisle sabit ilahi garanti-dir. Cunku bu hadiste insanlar amlan duruma gelinceye kadar onlar-la sava§manm emredildigi bildirilmektedir, 71 ve 72 nolu hadisler bu konuya dair gelen hadislerdendir. Bu itibarla unutmak, bayilmak gibi §er'i bir mazeret yok iken, bile bile bir farz namazi terkeden bir kimse, amlan hadislerle verilmig olan Zimmeti, yani ilahi guvence ve teminati yitirmi§ sayilir. Sorguya cekilerek cezalandinlmasi gerekir.[83]




24- Zamanın (Fitne ve Belalar Dolayısıyla) Cetinliği Babı



4035) "... Muiviye (RadtyaHahii anh)'den; goyle demigtir: Ben, ResOlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den §u buyrufeu


•BelA ve fitneden ba^ka dflnyamn hig bir §eyi kalmadi.*"


Not: Zevfiid'de $5yle denilmlgtir: Bunun senedi sahlh ohip rftvllerl gtiveni-llr zfttlardar.




4036) "... Ebii Hiireyre (Radiyalldhii anh)yden riv^yet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §Syle buyurdu, demigtir:


Insanlar fizerine yagmurunun bollugu, fakat veriminin azbgiyla aldatici yillar gelecektlr. O donemde yalanci adam dogrulanacak, dogru adam yalanlanacak, hain adama guvenilecek, giivenilir adam hain-likle itham edilecek ve kamu i$inde ruveybida adam soz sahibi ola-caktir. (Riiveybida nedir? sorusunu: Onemsiz, bilgisi kit adam, diye cevabladi)."


Not: Zev^id'de ?6yle denilmi^tir : Bunun senedinde tshak bin Ebi'l-Pxrftt bu-lunur. Zehebi, el-K^$il'te bunun mechul oldugunu s5ylemi$tir. Munker otdugu da s6ylenmi$tir. ibn-i Hibban ise onu giivenilir zatlar arasinda anmtjtir.




4037) "... Ebu Hureyre (Radtyaltdhii anh)'dtn rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurdu, demi;tir:


Nefsim (kudret) elinde bulunan (Allah) a yemin ederim ki alam kabrin yanina ugrayip da dinden dolayi degil, sirf ugradigi bela bu-naltisindan dolayi kabir uzerine biiruliip t Ah ke§ke bu mezar sahi-binin yerinde ben olsaydim, diye temennide bulunmadik^a dunyanin sonu gelmeyecektlr."




4038) c... Ebu Hureyre (Radtyallaku «»A)'den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) joyle buyurdu, demi§tir:


(lyi) kuru hurraa ise yaramayan adisinden ayiklandigi gibi mu-hakkak siz de ayiklanacaksimz. Boylece iyileriniz (olup) muhakkak gidecek ve ser olanlanmz kuskusuz kalacaktir. iste (o donemde 61-meye) gucuniiz yetecekse oliiniiz (yani olmek ya§amaktan hayirh


olur)."


Not: Zevaid'de $6yle denilmi?tir : Bunun senedi sez gdturiir. Ravi Ebu Hu-raeyd'i ne cerh edeni ne de guvenilir oldugunu soyleyeni gdrmedim. Ravi Yunus isp ibn-1 Yezid el-Eyli'dir. Senedin kalan rnviiori g-iivpnilir zatlardir




4039) .. Enes bin Malik (Radiyallakii an/t)'den rivayet edildigine gore: Resulullah (Salfallahii Aleyki ve Selicm) §6yle buyurdu, demi§tir :


(Dine ve sunnete sanlmakla ilgili) is gittikce gticlesecek, diinya gittikce (gergek miislumanlara) sirt cevirecek, insanlann cimriligi, ihtirasi gittikce fazlalasacaktir. Kiyamet ancak insanlann §er olan-lannm ba§ina kopacaktir. Mehdi (yani her bakimdan hidayet uzere olan zat) ancak Meryem oglu isa'dir."


^ Not: Zevaid'de $fiyle denilrai?tir : El-Hakim bu hadisi bu senedle el-MUsted-rek'te rivayet ettikten sonra : Bu hadis §afii'nin tek ba?ina rivayet ettigi hadls-lerden sayihr. Halbuki Byle de&ildir. CtinkU ba?kasi da rivayet etmi$tir. SUyflti bu husus hakkmda geni^ sfiz sfiylemijtir. El-Hafiz tmadU'd-DIn bin Kesir'den naklen verilen bilginin Szeti ?udur : Bu hadis, ^afii-niu seyhi Muhammed bin Halid el-CUn-dl es-Sagani el-MUezzin'e ait olarak me§hur olmustur. Halbuki bunu ondan rivayet edenler bir ki5i degildir. ?afU'den ba?ka klmseler de bunu ondan rivayet et-znl^tir. Ve bu zat mechul bir kimse degildir. Ibn-i Muln'in onun gtlvenilir olduSunu sdyledigl nakledilnu>tir.[84]




İzahı



Bu babta rivayet edilen hadisler Zevaid nevindendir. Yalniz 4037 nolu EbCt Hiireyre (Radiyallahii anh) 'm hadisi Muslim tarafindan da rivayet edilmi§tir.


4036. hadiste gegen "Riiveybida" kelimesinin anlamiyla ilgili soru ve verilen cevabin kimlere ait olduguna dair bir kayda rastlayama-dim. Bu sebeble parantez igine ahnan bu bolumii terceme ederken soru sahibi ve cevab veren ile ilgili bir agiklayici bilgi veremedim.


4038. hadiste iyi insanlann kalmadig* veya azinlikta kaldigi ve kbtii insanlann kaldigi veya gogunluk te§kil ettigi donemdeki durum-la ilgili olarak buyurulan : "Guciiniiz yetecekse oliinuz" ciimlesinden maksad, o doneme yeti§ecek insanlann kotii ortamda bulunduklanm dikkate alarak fena insanlardan sayilmamalan igin ilahi emirlere ve Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam)in siinnetine simsiki sa-nlmalan yolunda uyandu bulunmakur.


Son hadiste gec.en; ciimlesinin zahir olan manasi "ve Mehdi, isa bin Meryem'den baskasi degildir*' §ek-lindedir.


Kiyamete yakin donemde gelmesi beklenen Mehdi hakkinda miiteaddid hadisleri mevcuttur. Siinenimizin 4082 - 4088 nolu hadisler bunlardan bazilandir. Bu konuya ingaallah orada de|;inilecektir. §u-nu soylemekle yentinecegim: Hz. Mehdi diye bir kimsenin gikmayacagim ve cikacagina dair hadislerin zayif oldugunu sdyleyen-ler bu hadisi kendileri igin delil saymiglardir. Fakat bu hadisin se-nedini Beyhaki ve Hakim zayif saymislardir. Seneddeki ravi Eban bin Salih'in hadisleri terkedilmistir. AvnCk'I-Mabud yazan bu durumu Siinen-i Ebu Davud'un "EI-MehdiM kitabinin bag kisminda belirtmektedir.


S i n d i de bu hadisin izahi boliimunde bu hususta ozetle §6y-le der:


Bu ciimledeki Mehdi kelimesi lakab, yani ozel isim anlammda de-gil, sifat, yani her bakimdan hidayet iizere anlaminda kullamlmi^tir. Ciimlenin manasi da soyledir: "Peygamber'imizden sonra her bakimdan hie ayet iizere bulunan zat Meryem oglu isa'dir." Yoksa zan edil-digi gibi maksad, Mehdi lakabimn Isa' dan ba§ka kimse ye veril-medigi degildir, Bu cumle boyle yorumlaninca bu hadis sabit oldugu takdirde Hz. Mehdi hakkinda gelen hadisiere muhalif olmaz.[85]




25- Kıyamet Alametleri Babı



4040) "... Ebu Hiireyre (Radtyalldhu anh)'den rivayet edildigine gore: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki parmagini (ki seha-det parmagi ve orta parmaktir) birle§tirerek:


Ben ile kiyamet gunii §u iki parmak gibi ba'solundum (yani pey-gamber olarak gonderildim)."[86]




İzahı



Buhari, Muslim, Tirmizi ve Ahmed bunun mislini E n e s (Radiyallahu anh) araaligiyla merfti olarak rivayet etmi§Ierdir. Sehl bin Sa'd (Radiyallahu anh) 'den de bunun bir benzeri rivayet edilmi§tir. Peygamber (Aleyhi's-salatii ve's-selam) 'in bu hadisi buyururken §ehadet parmagi ve orta parmagiyla i§aret buyurdugu, diger rivayetlerde belirtilmi§tir.


Kadi Iyaz: Bu hadis, Peygamber (Aleyhi's-salatu ve's-se-lam) ile kiyamet gunti arasindaki zamanin azhgina i§aret eder. Bu mesafe §ehadet parmagi ile orta parmak arasindaki uzunluk farki gibidir, demi§tir.


Bir kavle gore hadisten maksad Peygamber (Aleyhi's-salatu ve's-selam) ile kiyamet giinu arasmda ba§ka bir peygamber'in olmaya-caguu ifade etmektir.




4041) "... Huzeyfe bin Esid (Radtyalldhu ankyden; §oyle demigtir:


(Bir gun) biz (sahabiler) kiyamet giinu konusu hakkinda (kendi aramizda) muzakere ederken Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yukanmizdaki bir odadan inip uzerimize geldi ve i


On alamet vuku buluncaya kadar kiyamet kopmayacaktir i Dec-cal, duman ve gunegin batidan dogmasi."[87]




İzahı



Bu hadis 28. babta uzun bir metin halinde gelecektlr. Burada is.a-ret buyurulan alametler tamanu orada siralandigmdan gerekli bilgi orada verilecektir.




4042) "... Avf bin Malik el-E§cai (Radtyalldhu aMAJ'den; §6yle demijtir:


Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Tebuk savasinda deri-den (mamul) bir gadirda iken yamna gittim ve cadinn kapisinm onun-de oturdum. Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


(Cadira) gir Ya Avf, buyurdu. Ben:


Vucudumun tiimuyle mi (gireyim)? Ya Resulallah, dedim. O:


Viicudunun tiimiiyle (gir), buyurdu. Sonra:


Ya Avf, kiyametin kopmasi yaklastigi siralarda (onun alametle-ri olmak uzere §u) aralikh meydana gelecek alti seyi belle: Birisi be-nim oliimum, buyurdu. Avf demi§tir ki: O, boyle soyleyince ben sid-detli uzuntiimden perisan oldum. Sonra O:


De ki: Bu, bir. Sonra (ikincisi) Kudiis'un fethi. Sonra (ugunciisu) icinizde meydana gelecek ve Allah'in onunla sizin coluk gocuklannizi ve nefislerinizi §ehid edip amellerinizi temizleyecegi bir hastaliktir. Sonra (dordunciisu) iginizde (gokga) mallar olur. Hatta bir adama (kargihksiz) yiiz dinar (altin) verilir de o (bunu az goriip) ofkelen-meye ba§liyacaktir. (Be§incisi) aramzda meydana gelecek oyle bir fit-ne ki icine girmedigi bir miisluman evi kalmayacaktir. (Altmcisi) sonra sizinle Beni Asfer (denilen Rum) arasmda bir sulh olacak. Bilaha-re onlar ban§ andla§masim bozarak size hiyanet edecek ve her bay-ragin altinda on iki bin kisilik kuwet olmak tizere seksen kumandan bayraklan altinda iizerinizc'yuruyeceklerdir, buyurdu.[88]




İzahı



Bu hadlsi B u h a r i "Fardi'l-Humus" kitabinin "Dusjnanin sulh sdzlesmesini bozmasindan sakmma" babinda rivayet etmistir.


Avf (Radiyallahu anh)'in gadira viiciidunun tiimuyle girmesine dair sorusu ya gadinn ufakligindan dolayidir veya bir latife mahiye-tindedir.


Peygamber (Aleyhi's-salatu vs's-selam)'in bu hadiste gelecege dair kiyametin kopmasi alametlerinden verdigi haberler hakkinda serhlerde ozetle su bilgi varclir:


Bu haberlerden Peygamber (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'in vefati ve K u d u s' un fethi olaylan malumdur. Ogiincu alamet olan sal-gin hastalik, Islam tarihinde A m v a s taunu diye anlatilan afet-tir. Hicretin 17. yilmda meydana gelen bu hastalik; S u r i y e, Irak ve Misir'da yayilarak aylarca devam etmis, binlerce muslumamn olumiine sebep olmu§tur. Hatta Stiriye ve Irak1-taki ordu zayiatinm yirmi be§ bini bulduf u nakledilmistir. E b ti Ubeyde ve Muaz bin Cebel gibi kumandanlar ve bir cok meghur, mucahid bu afetle sehld olmu§lardir. Allah ciimlesinden Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sell em) Tebuk savasinda deri-den (mamul) bir cadirda iken yanina gittim ve gadinn kapismin onun-de oturdum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


tQadvra) gir Ya Avf, buyurdu. Ben:


Vucudumun tiimuyle mi (gireyim)? Ya Resulallah, dedim. O:


Vucudunun tttmuyle (gir), buyurdu. Sonra:


Ya Avf, kiyametin kopmasi yaklastigi siralarda (onun alametle-ri olmak uzere su) aralikh meydana gelecek alti seyi belle: Birisi be-nim dlumum, buyurdu. Avf demistir ki j O, boyle soyleyince ben sid-detli uzuntiimden perisan oldum. Sonra O:


De ki: Bu, bir. Sonra (ikincisi) Kudus'un fethi. Sonra (ugiinciisu) icinizde meydana gelecek ve Allah'in onunla sizin goluk gocuklannizi ve nefislerinizi §ehid edip amellerinizi temizleyecegi bir hastahktir. Sonra (dordunciisu) icinizde (gokga) mallar olur. Hatta bir adama (karsuiksiz) yuz dinar (altm) verilir de o (bunu az goriip) ofkelen-meye bashyacaktir. (Bes_incisi) aranizda meydana gelecek oyle bir fit-ne ki icine girmedigi bir miisluman evi kalmayacaktir. (Altmcisi) sonra sizinle Beni Asfer (denilen Hum) arasmda bir sulh olacak. Bilaha-re onlar bans andlasmasmi bozarak size hiyanet edecek ve her bay-ragin altinda on iki bin kisilik kuwet olmak iizere seksen ku man dan bayraklan altinda fizerinize'yuruyeceklerdir, buyurdu.[89]




İzahı



Bu hadisi B u h a r i "Fardi'l-Humus" kitabinm "Diismanin sulh s3zlesmesini bozmasindan sakmma" babinda rivayet etmistir.


Avf (Radiyallahu anh) 'in gadira vucudunun tiimiiyle girmesine dair sorusu ya gadinn ufakhgindan dolayidir veya bir latife mahiye-tindedir.


Peyeramber (Aleyhi's-salatu vs's-selam)'in bu hadiste gelecege dair kiyametin kopmasi alametlerinden verdigi haberler hakkinda serhlerde ozetle su bilgi vardir:


Bu haberlerden Peygamber (Aleyhi*s-salatu ve's-selam) 'in vefati ve K u d ti s' un fethi olaylan malumdur. Ocuncii alamet olan sal-gin hastalik, fslam tarihinde A m v a s taunu diye anlatilan afet-tir. Hicretin 17. yilinda meydana gelen bu hastalik; S u r i y e, Irak ve Misir'da yayilarak aylarca devam etmi§, binlerce musliimanin olumiine sebep olmustur. Hatta SOriye ve Irak',-taki ordu zayiatinm yirmi bes bini buldugu nakledilmistir. EbA Ubeyde ve Muaz bin Cebel gibi kumandanlar ve bir gok meshur mucahid bu afetle sehid olmuslardir. Allah cumlesinden razi olsun.


Hadiste dorduncu olay olarak bildirilen znal goklugu ve servet de Hz. O s m a n (Radiyallahu anh) 'in halifeligi doneminde goriil-mu§tur. O donemde kazanilan saya§lar ve elde edilen ganlmet mal-lan ile hem devlet hazinesi dolup tasmis hem de miislumanlar iyi servet sahibi olmu§lardir.


Besinci alamet olan fitne, Hz. O s m a n (Radiyallahu anh) 'in sehid edilmesiyle ba§lami§ ve Cemel, Siffin ile Kerbela vak'alan ile devam etmistir. O fitne doneminde ise kan§mayan ve biitun firkalardan uzak duran muslumanlann sayisi cidden pek azdir.


Altinci alamet olan Benl Asfer ile sulh s6zlesmesi akdi ve bilahare diismanin andla§mayi tek tarafli bozarak muslumanlara saldirmasi olayuia gelince bu konuda degi§ik g6rii§ler beyan edilmis-tir. Cunku Islam tarihinde buna benzer olaylar muhtelif zamanlar-da meydana gehnistir. Bu haberden maksad meydana gelmls olan olaylardan hangisidir veya hig biri degil de ilerde mi vuku bulacak. Bunu kestirmemislerdir. Allah en iyi bilendir.


Bu hadiste beyan buyurulan olaylar kiyametin kopmasmin alametlerinden bazilandir.




4043) "... Huzeyfe bin el-Yeman (Radtyallahu anhiim&ydan rivayet edil-digine gore; Resfllullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurdu, demigtir:


Siz imammiTi (devlet baskamnizi) Sldurmedikce, lohclannizXa birbirinizle cata§madikca (yani aranizda ig savas olmadakga) ve dun-yaniza (hukumdarhguuza, mallanniza) ser olanlanniz (zorla el koy-makla) mirasgi olmadikca kiyamet gunu kopmayacaktir."[90]




İzahı



Bu hadisi TirmizI Fitne bdlumuniin "Ma'rufu emretmek ve »*nkerl m«netmek" babmda rivayet etmigtir.


Bu hadfste haber verilen olaylardan devlet baskanuu oldurmek olayi Hz. O s m a n (Radiyallahu anh) 'in s.ehid edilmesi vak'a-si olabilir. Ig sava§ da sahabiler doneminde meydana gelen C e m e I ve S i f f i n olayi gibi miiessif vak'alar olabilir.


§er insanlann muslumanlann diinyasma mirasgi olmasi ciimle-sinden xnaksad zalimlerin haksiz olarak musliimanlara hiikumdar ol-masi, idareyi gayri mesru bigimde ele almalan ve musliimanlann mallanna haksiz olarak el koymalandir.




4044) "... Ebu Hureyre (Radtyallaku enh)'den; §oyle demi§tir:


Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gun halkdn yarar-lanmasi) igin acik bir yere ciktiydi. O esnada bir adam O'nun yanina gelerek i


Ya Resulallah! Kiyamet ne zaman kopacakhr, diye sordu. Bunun uzerine Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :


Bu hususta kendisine soru sorulan zat, soru sorandan daha bil-gili degildir. Velakin ben sana kiyametin alametlerinden haber vere-cegim: Cariye kendi sahibesini dogurunca i§te bu (hal) kiyametin alametlerindendir. Yaiin ayak, ciplak takimi insanlara ba$ olunca, i§te bu (durum) da kiyametin alametlerindendir. Koyun cobanlan yuksek bina yapmakta birbirleriyle yan§inca bu da kiyametin alametlerindendir. Kiyametin kopma zamam Allah'tan ba$ka kfmsenln bilmedigi be? §eye dahildir, buyurdu. ResOIulIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bundan sonrat Lukman suresinin 34. ayetini okudu."[91]




İzahı



Bu hadis daha uzun bir metin halinde sunenimizde 64 numarada ge^ti ve gerekli bilgi orada gerek bu hadlsin ve gerekse bundan 6n-ce gegen 63 nolu hadisin izahi bolumunde verildi. Artik burada tek-rarlamaya gerek yoktur. Oraya miiracaat edilmelidir.




4045) "... Enes bin Malik (Radtyalldhu tir. (Hu-Au. 126)

yacaktir.) C°k ya$Ii erkekler ve pek ihtiyar kadinlardan olu§an bir takim insanJar kalacak ve t biz babalanmiza $u "La ilahe illallah" ke-Umesi (hali) uzerine yeti§tik de (dinden bilebildigimiz) bu kelimeyi sdyleriz, diyeceklerdir.

Huzeyfe bin el-Yeman bu hadlsi rivayet edince, (orada bulunan) Sila kendisine:

O ya$nlar namaz nedir, orug nedir, nusuk (yani hac ve umre ibadeti) nedir ve sadaka nedir? bilmezken "La ilahe illallah" kelimesi onlara bir yarar saglaraaz, dedi. Huzeyfe, SUa'run bu sdzunu cevab-siz biraktL Sonra Sila bu sdzu Huzeyfe'ye karsi uc defa tekrariadi. Her defasinda Huzeyfe onun s5zttnu kargiliksiz birakti, ona bakmadi. Ni-hayet a?iincii defasindan sonra Huzeyfe, Sda*ya ddnerek fig defa i

Ya Sila! Tevhid kelimesi onlan (ebedi) atesten kurtanr, dedi."

Not: Zev&id'de ?8yle denUml?tir: Bunun senedi sahlh olup ravilert gave. nlllr zatlardxr. Hakim de bu hadlsi rivayet ederek senedinin MQslimln sarU u«e-rlne sahlh oldu&unu saylemlgtir.



4050) "... Abdullah (bin Mes'ud) (Radtyalldhu ank)'den riv&yct ediWi-gine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurdu, demijtir:

Kiyametin kopmasina yakin zamanlarda 6yle gunler olur Id illm o gunlerde kaldinlir, cehalet o gunlerde iner ve here o gunlerde co-. Here de oldurmc olayidir."



4051) "... Ebfi Musa (el-Es'ari) (Radiyallahu owAJ'den rivayet edildigi-:ie gore; Resulullah (Sallallaku Aleyhi ve Sellent) §6yle buyurdu, demigtir:

Sizin Snfinuzde §iiphesiz oyle giinler vardir ki cehalet o gunlerde ner, ilim o gunlerde kaldinhr ve here o gunlerde cogahr. Sahabiler, Ya Resulallah! Here nedir? diye sordular. O. Katildir (insan oldiirmektir), buyurdu."



4052) "... Ebu Hiireyre (Radtyallahu anhyden rivayet edildigine gore; Lesulullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) :

Zaman yaklagir. Him noksanla§ir, §iddetli cimrilik kalblere konu-ir, fitneler meydana cikar ve here cogahr, buyurdu. Sahabiler: Ya Resulallah! Here nedir? diye sordular. O: Katildir (insan dldurmektir), buyurdu."[96]



İzahı


Abdullah ve Ebu Musa (Radiyallahu anhiima) 'nin adlsleri ayni mealdedir. Buhari ve Tirmizi, miiellifimiz tbi Fitneler bolumiinde, Muslim de ilim bolumiinde rivayet miglerdir. Baa rivayetlerde bir tek senedle E b 0 Musa ile bn-i Mes'ud' dan mu§terek nakil yapilmigtir.

Bu iki hadiste gegen -ilmin kaldmlmasi ve cehaletin inmesi* ile ?ili ciimlelerin izahi bolumiinde el-H&fiz: Bu iki cumlenin anasi goyledir: Ilim, alimlerin olmesiyle kalkar. Her alimin 61u-uyle ilimde bir noksanhk meydana gelir. Qunku 61en alimin yeri )§ kalir ve onun bilip de diger alimlerin bilmedigi bilgiler acismdan r cehalet meydana gelir, demi§tir.

Ebu Hiireyre (Radiyallahu anh) 'in hadisini Buhari, Edeb bolumunde ve aynca Fitneler bSliimunde rivayet etmigtir.

M ii s 1 i m de Kader bolumunde rivayet etmi^tir. Ebu Davud ise miiellifimiz gibi Fitneler bolumiinde rivayet etmi§tir.

Bu hadisin *Zaman yakla^ir* mealindeki ciimlesi degi§ik §ekiller-de yorumlannu§tir. Avnu'l-Mabud yazan bu yorumlan §6yle sirala-maktadir:

1. Bundan maksad kiyametin yakla§masi olabilir.

2. Zamanin insanlarinin §er ve fitne bakimindan birbirine yakin karekterde olmasi, yani biribirine benzemesidir.

3. Zamanin insanlarinin omiirlerinin kisalmasidir.

4. Giindiizlerin ve gecelerin sxirelerinin birbirine yakin olmasidir. H a 11 a b i: Bunun manasi Smiirlerin kisa ve bereketsiz olmasidir. Bir kavle gore manasi, kiyametin kopma zamanimn yaklagma-sidir. Diger bir kavle gore manasi zamanin gargabuk gecmesi, yihn ay gibi, aym hafta gibi ve haftanm giin gibi hizh gecip gitmesidir, d«r.

Beyzavi: Bunun maksad devletlerin omiirlerinin kisa sOr-mesi, ku§aklann gabuk tiikenmesi olabilir, demi§tir.

tbn-i Battal da: Bunun manasi §6yle olabilir: Dinin za-yifligi bakimindan zamanin insanlarinin durum ve hallerinin birbirine yakin olmasidir. Halkin gogunun fasik ve gunahkar olmasi sebe-biyle iglerinde iyi §eyleri emreden ve kdtiiliiklerle miicadele eden kim-se bulunmaz, demigtir,

Hadiste haber verilen ilmin noksanligi, seckin din alimlerinin 61-mesiyle meydana gelir.

Hadiste gecen "§uhh" haklan odemede cimrilik gostermek ve hak-siz kazang igin ihtirash olmak demektir. Bu hastaligin kalblere girip iyice yer etmesi ge§itli meslek sahiblerinde kendini gfisterir. Ilim adamlan ilimlerini ve bilgilerini saklamakla cimrilik eder, san'atkar bildigi san'at dahnda cimrilik eder ve varhkh kimseler de mal .baV 1 mindan cimrilik eder. Biitiin bunlar a§in ihtiras ve cimrilige kap;l*t-rak yukumliiluklerinin geregini yapmazlar.[97]



27- Emanetin (Kalblerden Silinip) Gitmesi Babi


4053) "... Huzeyfe (bin el-Yem^n) (Radtyall&hu ankumaydzn; §6yle demijtir:

Resulullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) (emanet hakkinda) bize iki hadis buyurdu: Ben bunlardan birisini (n haber verdigi duru-mu) gordum. DigerinHn haber verdigi durumu) da bekliyorum:

Resulullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) bize, emanetin erkek-lerin kalblertnin cezrine (Tanaf isi dedi ki: Yani erkeklerin kalbleri-nin icine, derinligine) indigini anlatti. Ve Kur'an indi. Biz Kur'an'dan bilgi aldik ve siinnet'ten bilgi aldik.

Sonra Resulullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) emanetin kaldi-nlmasini (yani kalblerden silinmesini) da bize anlatarak:

Adam (gece) uykusunu uyur, (o uykuda iken) kalbinden emanet (alimp) kaldtnhr da ertesi giin emanetin izi siyah bir leke izi gibi (ufacik) olur. Sonra adam (tekrar gece) uykusunu uyur. (Bu kere uykuda iken) kalbinden emanet sdkulfip alinir ve ertesi gQn emanetin izi balta sallayan igcinin avucundaki kabarcik izi gibi olur. (Bu kabarcik) senin kendi ayaginin iizerinde yuvarladigin korun meyda-na getirdigi kabarcik gibidir. Sen onu s.is.mis. goriirsun (yani yararb bir geli§me hayal edersin). Halbuki o kabarcjgin icinde (yararli) hie bir sey yoktur, buyurdu.

Sonra Huzeyfe (durumu izah igin) bir avue cakil ta§lanm alarak diz kapagi ile ayagi arasindaki kisim iizerinde yuvarladi. (Sonra Huzeyfe hadis rivayetine devamla dedi ki:) Resul-i Ekrem (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) :

(Emanet kalblerden sokuldiikten) sonra insanlar sabahleyin au§ veri§ edecekler. Fakat hie bir kimse emaneti oda etmeye yana§maya-cak (ve emin kimselerin sayisi yok denecek derecede azalacak) gdyle ki: Falan ogullan icinde emin bir adam var, denilecek ve bir adam lehinde : O, ne akilhdir, o ne kahramandir, o ne nazikdir, denilecek. Halbuki (boyle ovulen) adamin kalbinde hardal tanesi kadar iman yoktur, buyurdu.

(Huzeyfe dedi ki vallahi:) 6yle bir zaman ya§adun Id (o d6nem-de) hanginizle ali§ veri§ ettigime bakmazdim (yani endlge duymaz-dim). Qiinku ah§ veri$ ettigim ki§i miislumansa mJislumanhg^ kendi-sini bana hiyanet etmekten muhakkak menedecekti ve §ayet yahudl veya hiristiyansa onu bana hiyanet etmekten hakimi menederdl. Ama bugiin ben falan ve filandan ba§ka hie bir kimse ile ans. verig edemez oldum."[98]

İzahı


Bu hadisi; B u h a r 1, Rikak kitabi ile Fiten kitabinda, Muslim, Iman kitabinda ve Tirmizi, Fiten kitabinda rivayet et-miglerdir.

Hadiste gegen bazi kelimeleri aciklayahm i

Cezr ve Cizr: Bir §eyin ash ve koku demektir. Burada kalbin ici, derinli^i manasi kasdedilmigtir. Hadiste gegtigi gibi Tanafisi bu kelimeyi kalbin igi diye aciklami§tir,

Vcktej Bir §eyde gorulen iz ve eser demektir. Mesela bir cis-min renginden degigik bir renkte o cisimde gorulen bir nokta, cizgi veya lekeye Vekte denilir. Bazilan Vekte'yi rengin siyahlasnttaa manasiyla aciklami§lardir. Vekte*nin gogulu Vekt'dir.

Mecl i Kazma, balta sallamak gibi agir bir igte gahgmaktan dola-yi avueun iginde meydana gelen kabarciktir. Cemr: Kor demektir.

Miintebir: Vucudda meydana gelen gig demektir. Sai: Hakim ve vali gibi halkin hak ve hukukunu kollayan, ada-leti yerine getiren yetkili devlet adami demektir.

Hadiste konu edilen Emanet kelimesiyle kasdedilen mana husu-sunda degigik goriigler vardir. Hiyanetin kargiti olan giivenilirlik, iman, Allah'a itaat, kullann Allah'a kargi yiikumluliikleri, AUah'in kullanndan aldigi ahid gibi manalara yorumlanmigtir.

El-Hafiz bu hadisin izahi boliimtinde Emanet kelimesiyle kasdedilen mana ile ilgili olarak ozetle goyle der:

Ibnu't-Tin: Emanet, Allah'tan bagka hig kimsenin bileme-digi kulun gizli yonudur, demigtir.

tbn-i Abbas (Radiyallahii anhuma) 'dan yapilan rivayete gore kendisi: Emanet, Allah tarafmdan kullara verilen emir ve ya-saklann tiimudur, demigtir. Yani kullann yapmakla miikellef olduk-lari farzlarm tamami ve sakmmakla yukumlli bulunduklan haram-lann tamammdan sakmmalandir. Bir kavle g6re emanet, Allah'a itaat ve kulluk etmektir. Diger bir kavle gore kulun yukumlulukleri-nin tiimudur. Bagka bir kavle gore Allah'in kullardan aldigi ahid ve sdzdur.

Bu degigik gorugler; Biz, emaneti goklere, yere ve daglara teklif ettik..." (Ahzab, 72) aye-tinde bulunan Emanet kelimesinin agiklamasi hususunda da vuku bulmu§tur.

Tahrir sahibi: Bu hadiste mezkur Emanet, amlan ayette bulunan Emanet in aymsidir. Emdnet kelimesi her iki yerde de iman manasi-nadir. Bu manada emanet kalbe iyice yerlesince, emirlere itaat edilir ve yasaklardan kagmilu*, demigtir,

Ibnu'l-Arabi de: Bu hadisteki emanetten maksad iman-du*. Bunun kalblerden kaldinlmasi, yani imanm kalbten gikip gitmesi olayi §6yle cereyan eder: Kotii i§ler daima imam zaafa ugratir. Imaa zayuTigi son hadde varinca imanm yalmz eseri ve izi kahr. O da dil ile muslumamm demek ve kalbin dis. kismindaki zayif itikaddu*. I§te Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) imanin bu izini, vucudun di§mda gorulen bir ize benzetmi§ ve imanm zayiflil^ni kinaye yoluy-la uyku ile ifade etmi§tir. Aynca imanm kalbten gidi§ini, aynligmi da gakil ta§lanmn ayak iizerinde yuvarlana yuvarlana yere du§u§une benzeterek taglann yuvarlamgim ona ornek gostermigtir. der.

Hadisin "Halbuki adanun kalbinde bir hardal tanesi kadar imai yoktur" ciimlesi emanetin iman manasmda kullanildigma alamettir

Hadisin ali§ veri§ etmek, kimsenin emaneti eda etmeye yana§ mamasi, gilvenle ali§ veri§ edilebilecek kigilerin sayismm azligi ile ilgili ciimleleri ise emanetin guvenilirlik anlaminda kullanildi|^nui be-lirtisidir. Bu takdirde "Hardal tanesi kadar iman yoktur" cumlesin-deki iman kelimesi emanet kelimesi yerine ve emanetin onemini be-

lirtmek igin kullamlmis olur. Nitekim bir hadiste; If ifllf v * I "Emanete riayeti olmayanin dini de yoktur" buyurulmugtur.

H u z e y f e (Radiyallahii anh) 'in Peygamber (Aleyhi's-salatii ve's-selam)'den bir gok hadis rivayetinde bulundugu malumdur. Bu-rada: "Resulullah (Sallallahix Aleyhi ve Sellem) bize iki hadis bu-yurdu" soziinden maksadi emanet hakkmdaki hadislerdir. Bu iki ha-disten birincisi emanetin erkeklerin kalblerinin derinli^ine indlftine dair hadistir. ikinci hadis ise emanetin kalblerden kaldinlmasi ve so-kuliip alinmasi ile ilgili hadistir.

Hadisin bag kismmda emanetin erkeklerin kalblerine indi^i bil-dirilmektedir. S i n d i' nin beyanma gore bundan maksad sirf er-kekler degil erkek kadin butiin insanlardir. Emanetin esas itibariyle kadinlarda azhgi nedeniyle maksadin sirf erkekler olmasi ihtimali de mevcuttur.

H u z e y f e (Radiyallahii anh), emanetin erkeklerin kalblerinin derinligine indigine dair hadisi rivayet ettikten sonra "Ve Kur'an indi. Biz Kur'an'dan bilgi aldik ve siinnet'ten bilgi aldik" der. Yani emanet kalblere indikten sonra biz Kur'an-i Kerim ve Hadis-i §erif ile emanet'e baglihgimizi pekigtirdik, iyice §uurlandik ve digimizi da igimizi de giizellegtirdik.

Buradaki Siinnet'ten maksad Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam)'den aldiklan ve ogrendikleri hadislerdir.

Emanetin kaldinlmasina dair hadiste bu manevi ve kutsal dege-rin insanlann kalblerinden tedricen alinacagi ve halkin gogunun bu-nu yitirecegi ebedi bir usul ile ve orneklendirilerek beyan buyurul-mugtur.

Huzeyfe (Radiyallahtt anh) bu iki hadisi rivayet ettikten sonra emanetin yaygin ve hukumran oldugu donemi de, emanetin kadar azaldigi donemi de yasadiguu ifade etmekle Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'in bir mu'cizesine igaret etmektedir.

Bu muazzam hadisin izahi konusunda daha genis. bilgi almak is-teyenler buna dair serh kitablanna ba§vurabilirler. Biz bu kadarla yetinelim.



4054) "... lbn-i dmer (Radtyalldhu onhum&)'dan rivayet edildigine gore; Resfilullah (Sallallahu Aleyhi ve Selletn) §oyle buyurdu, demi§tir:

Allah (Azze ve Celle) bir kulu helak etmeyi diledigi zaman on-dan hayayi sokup ahr. Sonra ondan hayayi sokup ahnca sen o kula (herkesge) ancak ^ok menfur olarak rastlarsin. Sonra sen ona ancak, Cok menfur oldugu halde rastlayinca on(un kalbin)den emanet soku-lup ahnnus olur. O herif (in kalbin)den emanet ^ekilip (lkanhnca da sen ona ancak hiyanetci olarak ve herkesin nazannda hiyanetle me§-hur oldugu halde rastlarsm. Sen ona ancak hiyanetkar ve hainlikle me§hur olarak rastlayinca onun kalbinden rahmet cekilip ?ikanbr. Onun kalbinden rahmet sokiilup alininca da sen ona ancak kovuhnus, lanetlenmis olarak rastlarsm. Sonra sen ona ancak kovulmus, lanet- olarak rastlayinca ondan Islamiyet bagi goziiliip gikanlir."

Not: Zev&ld'de ?tiyle dentlmi?tfr: Bunun senedinde Said bin Sinan bulnnur. Bu rftvl zayiftir ve adinm ne olduiu hiwQiunda JhtH&t vardir.[99]



28- Kıyametin Büyük Alametleri Babı


4055) "... Huzeyfe bin Esid Ebi Serlha (RadtyaU&hU dan riv4-yet edUdigine gore; Resulullah (SaUottohu Aleyhi ve Sellem) soyle buyurdu, de-migtir:

migtir:

Benlm Ommetimde yere batmak, mesih (hayvan suretine peviril-me) ve ta§Ianma (azabi) olur."

Not: Zev&id'de ?dyle denilmi^tir: Bunun senedindeki rAvUer gUveallir z&t-tordir. Pakat sened munkaUdir, kopuktur. Qunku Muhammed bin Mtislim bin Ted-rlis isimU Ebti'z-ZQbeyr, AbduUah bin Amr (R.A.)'den hadls i?itmemistir. Bu du-ramu Von-l Muln sfiylemi^tir. Eba Hatem de : Bu ravi Abdullah bin Amr (RA) He bulu?mami$, demi^tir. [103] '



İzahı


Bu babta gegen hadisler Zevaid nevindendir. Ancak 4061 nolu ha-disi Tirmizi de Kader bolumunde rivayet etmigtir. Bu hadis-lerde gegen Mesh, Hasf ve Kazf kelimelerini kisaca agiklayalim:

Mesh: Insanin hayvan suretine sokulmasidn*. Buna Mesh-i Suri, yani suret ve gekil meshi denilir. Eski ummetlerde bir takim gunah-lan i§leyen bazi insanlar bu cezaya Qarptinlarak mayraun veya do-muz §ekline gevirilmiglerdi.

Bir de Mesh-i manevl vardir. Yani bazi insanlar i§ledikleri firkin bir takim gunahlardan dolayi insan seklinde olsalar bile manevi ydnden hayvanlagmis. ve kalbleri hayvan kalbine donugmu? olur. Durum ve davramglari, ahlak ve karekterleri agisindan da insanlardan ziyade hayvanlara benzerler. Hatta basireti agik miibarek insanlar bu guruha baktigi zaman yuzlerinde iman nurunun izini gdrmedik-lerinden ve yuzlerini ?ok girkin ve tiksindirici olarak gordiiklerinden dolayi onlarm manevi yonden mesh edildiklerini sezebilirler.

Sindi: Buradaki Mesh'ten maksad ya Mesh-i Suri'dir veya Mesh-i Manevi'dir der. Tuhfe yazan, buradaki Mesh'i suretin degis-tirilmesi seklinde agiklamistir,

Hasf i Yere batmaktir. Eski ummetlerin bazisi isledikleri gunah-lardan dolayi yere batmak cezasi ile cezalandinlmi§tir. Bu ummette de bazi insanlann bu cezaya garptinlacagi haber verilmektedir. 4055 nolu H u z e y f e (Radiyallahu anh) 'm hadisinde biri doguda, biri batida ve biri de Arabistan yanmadasinda olmak uzere mey-dana gelecek iig Hasf, yani yere batmak, yerin cokmesi olaylan.kt-yftmetin alametlerinden sayilnngtir.

Ibnu'l-Melik: Yere batma olayi, depremler bir cok yerde vuku bulmugtur. Ama bu hadisle haber verilen yer cdkuntu olaylan belki vuku bulmu§ olan depremler degil, §iddet ve zarar bakmundan daha buyuk olanlardir, ileride meydana gelecektir, demistir.

Kazft Ta§lamaktir. Bilindigi gibi L u t kavmi. livata-homo-seksuel rezaletini butun uyanlara ragmen birakmaymca gokten ya-gan ta§larla cezalandinldi ve memleketlerinin alti ustune geldi. Tuhfe yazan burada Kazf kelimesini bu §ekilde yorumlamigtir.

4061 nolu 1 b n-i Omer (Radiyallahu anhuma)'nin hadisi-ne donelim. Bu hadisin sonundaki; = "Bu (ceza), kaderi inkar edenler hakkindadir" cumlesi hadisin metninden bir parga olabilir. Bu takdirde bu cumle Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'in buyrugunun bir pargasi olur. Tirmizi' nin riva-

yetinde bu ciimleden yalniz; jXd\ Jil j pargasi bulunur ve hadisin metnindendir. Oradaki ifade tarzi buradaki ciimlenin de hadisin metninden bir parga olmasi ihtimalini kuwetlendirir. Bu sebeple ben tercemede kuvvetli ihtimali dikkate aldim. Bu cumlenin raviye ait olmasi ihtimali de vardir. Elde mevcut Misir baskisi niishasmda bu cumleyi gift tirnak disma almakla tashihei Muhammed Fuad Abdulbaki'nin ikinci ihtimale tarafdar oldugu anla-suir. Haddi zAtinda cumle buna muhtemel olmakla beraber T i rm i z X' deki rivayet birinci ihtimali kuvvetlendirir. Allah en iyi bi-lendir.

Bu hadiste soz konusu edilen "Kader ehli" teriminden maksad Ka-deriye mezhebi mensublandir. Bu mezhebi benimseyenler Kader'i inkar ederler. Bunlara gore kul, kendi fiilinin yaraticisidir, §er sayilan seylerin yaraticisi Allah degil, kuJlardir. Allah yalniz hayir sayilan seylerin yaraticisidir.

Kader ile ilgili hadisler sunenimizin Mukaddime bolumiinun 10. batinda 76 - 92 numaralarda gegti. Gerekli izah da orada verildi. Bu-rada §unu soylemekle yetinecegim:

5erhu's-Sunne'de: Kader'e iman etmek farzdir. Kader'e iman §dy-ledir:

Allah kullann hayir ve §er tiim amellerinin yaraticisidir ve kul-lanni yaratmadan once amellerini Levh-i Mahfuz'da yazip tesbit et-mi§tir. Her turlii amel ve fiiller Allah'in hukum ve takdiri, dilemesi ve iradesiyledir. Ancak §u var ki Allah; iman ve itaata nza gosterir ve iman ile itaat karsUiginda sevab vermeyi va'd etmistir. Fakat ku-fiir ve giinah islemeye nzasi yoktur. Bu kotiilukleri i§leyenleri ceza-landiracagini bildirmistir. Kader, ilahi sirlardan bir sirdir. Yiice Allah, hie bir melege ve hie bir peygambere bu sirri agiklamanustir. Bu itibarla kader mevzuuna dalmak ve bu sirn akil yoluyla gozmeye kal-kismak caiz degildir. Inamlmasi gerekli olan husus §udur: Allah Tea-la; insanlan, cinleri yaratarak iki firkaya ayirim§tir: Bunlardan bi-risine lutuf ve ikram olmak uzere ahiret nimetlerini verecektir. Diger firkayx adaleti gergeklestirmek uzere cezalandiracaktir. Mii'min bu inane sahibi olmahdir, der.

Bu hadiste gecen "ihdas" icad etmek demektir. Yani dinden olma-yan bir §eyi dine sokmakla bir §eyi icad etmektir ki bu gibi seylere bid'at denilir. Kader'i inkar etmek de bir bid'at'tir. Ciinkii dinde boy-le bir sey yoktur. Bilakis yukarda belirttigim gibi Islamiyet'te kader'e iman etmek vardir. I b n - i O m e r tRadiyallahu anh), selam gonderen adanun kader'i inkar ettigi haberini aldigi igin selamini al-manns ve «... Benden o adama selam goturme- bicimindeki sozleriy-le ya adanun gonderdigi selami kabul etmedigini veya ona selam gondermeyecegini ifade etmek istemi^tir. Bu cumle her iki sekilde de yorumlanabilir.

Bu hadis, bid'at ehline selam verilmemesinin ve onlardan gelen selami cevabsiz birakmanm mesniluguna delalet eder. Bu tutum, ba-til bir itikad sahibi olan kimse igta bir uyan mahiyetindedir.[104]



30- Beyda Ordusu Babi


4063) "... Abdullah bin Safv&n (bin Cmeyye bin Halef) (Radtyatt&hii anhumd)'dan; §oyle demijtir:

(Mu'minlerin anasi) Hafsa (Radiyallahu anha), bana ResflluUah (Sallallahii Aleyhi ve SellemJ'den §u hadisi igittigini haber verdii

"(Son zamanlarda) Muhakkak bJr ordu su Ka'be'yi yikmayikas-dedecektir. Nihayet o gtiruh Beyda denilen yere geldikleri zaman on-lann orta tabakasi yere batinhr ve 6nde gidenleri arkadakilerine haykin§ta bulunur. Sonra onlar da yere batixilir. Artik ka^p da ken-dilerinden haber verecek olandan baska onlardan hig kimse kalmaz.*

(Abdullah bin Safvan) demistir ki: Sonra ttaccac (bin Yusuf un) ordusu gelince biz o guruhun bu ordu oldugunu sandik. Sonra (bu or-dunun yere batinlmamasi sebebiyle o giiruh olmadigi anla§ilmca) bir adam (bana) : Ben senin Hafsa (Radiyallahii anha) adina yalan sdy-lemedigine ve Hafsa (Radiyallahu anha)'nin da Peygamber (Sallal-lahu Aleyhi ve Sellem) adina yalan sdylemedigine sahidlik ederim, dedi.M



4064) "... (Mu'minlerin anasi) Safiyye (Radtyalldkii a«Ad)'dan rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Settem) :



•Allah (kiyamet giinu) onlan niyetlerine gore diriltir.*"



4065) "... (Mu'minlerin anasi) Ommii Seleme (Radtyallahu

nvayet edildigine gore:

Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yere batinlacak ordu-

dan bahsetti. Bunun Ozerine ttmmfi Seleme (RadiyaUahu anha) : Ya Hesulallah! O ordunun icinde (kendilerine katilmaya) zorlan- kimse olabiUr (onun hali ne olacak)? diye sordu. Oi Onlar (kiyamet gunu) niyetlerine g6re dlriltUirler buyurdu."[105]



İzahı


Bu babin birinci ve sonuncu hadisleri Muslim tarafmdan-da rivayet edilmi§tir. Ikinci hadis ise Tirmizi ve Ahmed tarafindan da rivayet edilmigtir.

Beyda: Mekke ile Medine arasinda bir mevkiin ismi oldugu gibi hig bir bitki olmayan dumduz araziye de denilir.

Birinci hadiste sozu edilen Haccac, Emevi halifelerin-den Abdulmelik bin Mervan (646-715) tarafmdan H i c a z valiligine atanan Y u s u f oglu Haccac (661 ¦ - 714 ) tir. Hacc&c'in ordusu, M e k k e' de halifeUgini ilan eden Abdullah bin Zubey r (Ritdiyallahu anh ma) 'i katletmek uzere hicretin 72. yili M e k k e' ye yurumu§ v« Mescid-i H a r a m' a siginan Abdullah bin Zubeyr (Radiyal-lahu anhuma)'i uzun sure muhasara altinda tutarak nihayet hicretin 73. yili katletmi§tir. Bu muessif olayla ilgili gerekli bilgi tarih ki-tablannda bulunur. Biz sadece hadiste Abdullah bin Saf-v a n (RadiyaUahu anhuma) 'run degindigi noktayi belirtmekle ye-tinelim:

H a c c a c ' m ordusu Mekke uzerine yurudugundo hadls-lerde yere batinlacagi haber verilmi$ olan ordu oldugu sanilmisti, Fakat bu ordu yere batinlmayinca o gtiruh olmadigi

Nevevt §6yle der: Yani o orduda bulunanlar niyetlerine gore diriltilirler_ye herkes niyetine gore kiyamet gunu kar§ilik bulur, Bu hadis, zalimlerden uzak durmanin, onlarla gdrugmekten sakin-mamn gerekliligine delalet eder. Batil yolda olanlann beraberinde bulunanlar iyi niyetli olsa bile felakete ugrayabilir. Nitekim o ordunun iginde bulunanlar cebir ve zorlama ile aralanna katihni§ olsa-lar bile yere batinlma felaketinden kurtulamazlar. Ancak niyetleri iyi.olup baski neticesinde o sefere katildiklan igin kiyamet gumi niyetlerine gore muamele gorurler.

Bir Hal Tercemesi

Birinci hadisin ravisi Abdullah bin Safv&n (RA.) bin 0meyye bin Halef, e& raftandir. Kendlsi babasindan. hadis rivayetinde bulundugu gibi, Omer (R.A.) vo Hafsa (R.A.)'dan da rivayette biUunmu§tur. Kendisinden de torunu tJmeyye TaSn Safv&n, tbn-i Ebl Mellke ve ZUhrl rivayet etml^lerdir. Bu zat bicretln 73. yili Abdullah bin Zubeyr (R.A.) ile beraber kaUedildi. (Hul&sa, 202)[106]



31- Dabbetü'l-Ard Babi


4066) "... Ebu Hureyre (Radtyalldhu anhy&tn rivayet edildigine gore: Resulullah (Sallattaku Aleyhi ve Sellem) §oyle buyurdu, demigtir :

Dabbe, Su ley man bin Davud'un muhru ve Musa bin imran'in asa-si (Aleyhimesselam) beraberinde olarak gikar, asa ile mu'minin yu-zunu parlatir ve muhiiru kafirin burnuna vurup damgalar. (Mii'mirv ile kafiri bu §ekilde ayirdedecek) oyle ki oba halki toplanacak da bu: Ya mtt'min! diyecek, §u da: Ya kafir! diyecektir.

Ebii'I-Hasan el-Kattan ...senediyle Hammad bin Seleme'den bu hadisin mislini rivayet etti ve bir defasinda (son cumleyi) $dyle nak-letti:

(Oba halki toplanacak da) bu: Ya Mu'min! ve §u: Ya Kafir! diyecek."



4067) "... Abdullah bin Btireyde'nin babasi (Bureyde bin e (Radtyalldhu anhum&)'dan; §6yle demigtir:

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir gun) benl ye yakm Badiye'de bir yere gOturdii. Baktim ki etrafinda ki nan kupkuru bir yerdir. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyh lem) :

•Dabbe, bu yerden gikacaktir», buyurdu. tv&ret buyumJ eni ve boyu birer kan§ti.

ibn-1 Bureyde demi§tir ki: Bundan birkac yil tonra haci Babam (o sahamn eni ve boyu uzunlu&unda) bir asasmi Mi di. Baktim ki o asa benim bu asam ile $u ve bu kadardir.**

Not: Zev&id'de fdyle denllmi?tir: Bunun nnedl ssyiftir. Ctlalcft Ubeyd nakkinda Bubftrl: Onun hadlsi ttaartoda dftfflnmwfc genldr. 4» Hibbftn ve Hftkim de: O, bir Ukirn mevxO faadWcrl Bnes (RJU'O [107]



İzahı


Bu babin ilk hadisini T i r m i z I Tefsir kltAbuun N« baiiimunde rivayet etmi§tir. Tuhfe yazannm beyaraoa got med ve Ebu Davud-i TayAIisi de bunu r mislerdir. Ikinci hadis ise nottan da anlafiiacagi uaere ZevJ dendir.

Bu hadislerde cikacagi haber verilen Dabbetu'1-Ard, suresinin 82. ayetinde gikanlacagi haber verilen Dabbe'dir ve meali soyledir:

"Ve (kiyametin kopacaiina dAir) o sOzftn, ttillertao rritta y«k-la^tagi zaman, onUr 10n ywden «yto Mr ttbbe crtrmmi kt ftyetlerimize kesin olarak inanmanus olduklanni kendilerine s6y-ler." (82)

Dabbetu'l-Ard'in yerden gikmasi 4055. hadlste beyan edildigi gibi Juyametin alametlerindendir. Fahrii'd-Din-i Razi bu aye-tin tefsiri bolumunde kiyametin alametlerinden olan Dabbetu'l-Ard hakkinda ilim adamlanmn soylemi§ olduklan sozleri nakletmektedir. Onun dzetini buraya aktarmayi uygun buldum.

Mufessir sdyle der;

Ilim adamlan Dabbetu'1-Ard hakkinda ges.itli yonlerden konus,-mus.lardir. Bu yonlerden birisi: Bu hayvanin yapisinin mikdan hakkin-dadir. Bit hadise gore uzunlugu altmis. ziradir. Basmin bulutlara deg-digi rivayet olunmugtur. Ebu Hiireyre (Radiyallahu anh)'-den rivayet edilen bir hadise gore iki boynuzunun arasi bir f ersah ka-dardir.

Ikinci ydn: Onun yaratili§ gekline dairdir. Dort ayakli, derisinin tuy ve kzlla kaph ve iki kanath oldugu rivayet olunmu§tur. 1 b n - i C u r e y c' den yapilan rivayete gore ba§i; 5kii7 ba§ina, gozu: do-muz goziine, kulagi; fil kulagma, boynuzu; deve boynuzunat gdgsu: arslan g6gsiine, rengi; pars rengine, bogurii; inek bogiirune, kuyrugu; kog kuyruguna ve ayagi; deve ayagina benzer-

yon: Onun yerden giia^i hakkindadir. A 1 i (Radiyallahu anh) 'den rivayete gSre yerden gikigi iig gun surer. E 1 - H a -s a n' den de boyle bir rivayet vardir.

Ddrduncusii: Onun gikacagi yer ile ilgilidir. Bir rivayete gore Mescid-i Haram' dan gikacak. Diger bir rivayete gore S a f a tepesinden gikacak ve Arapga konu§acaktir.

fie^incisi: Kag defa gikacagi hakkindadir. Bir rivayete gore, tic defa gikacaktir. Once Yemen'de gikacak ve bir sure sonra giz-lenecek. Sonra B a d i y e' de gikacak ve uzun bir sure gizlenecek. Sonracemaat Mescid-i Haram'da iken Hacer-i Es-v e d ko§esinin hizasindan ve Mahzum ogullan binasuun kar gisindaki yerden gikacak. Cemaatin bir kismi kagacak, diger bir 3os-mi duracaktir.

Mufess>x Razi yukardaki sozleri naklettikten sonra: Bihnis ol ki Kur'an-i Kerim'de yukarda anlatilan hususlardan herhangi bV risine delalet eden bir §ey yoktur Bu hususlarla ilgili olarak Resulul-lah (Saljallahu Aleyhi ve Sellem) tarafindan buyuruldugu sabit olan sahih hadis varsa kabul edilir. Aksi takdirde bu sdzlere iltifat edil-mez, der.[108]



32- Güneşin Battiıi Yerden Doğması Babı


4068) "... Ebfi Hiireyre (Radtyalldhu ankyden; §6yle demigtir:

Ben, ResOIuUah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den 9a buyururken i§ittim:

•Giines battigi yerden dogmadikca kiyamet kopmayacaktir. O (battagi yerden) dogup da insanlar onu gSrunce yer yuzunde olan (turn) insanlar Iman edecektir. iste o zaman, daha Once Iman etmlf olmayan nig bir kimseye (o gunku) imaninin fayda vermeyecejrf s»-mandir.*'*



4069) "... Abdullah bin Amr (bin el-As) (RadtyalldhU anhufii&ydaa rivayet edUdigine gore; Resfflullah (Sallallahu Aleyhi ve SeUtm) goyle buyurdu, demigtir:

Kiyamet alametlerinden ilk meydana gelecek olam gunesin battigi yerden dogmas ve Dabbe'nin kusluk vaktlnde insanlara (yerden) cikmasidir.

(Ebu Zur'a demistir ki:) Abdullah (bin Amr bin el-As) : Arbk bu iki alametten hangisi dlgerinden Once cikarsa digeri ona yakindir, dedi.

(Ebu Zur'a demistir ki:) Abdullah (bin Amr bin el-As) : Ben (bu iki alametten) ilk cikacak olan alametin ancak gunesin battigi yerden Cikmasi oldugunu saninm, dedi."



4070) "... Safv&n bin Assal (Radtyalldhii o«A)'den rivSyet edildigine gore; Resulullah (Saliallahu Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, demi§tir:

§uphesiz, gunesin battigi yer tarafinda yetmi$ yilhk mesafe genis.-liginde acumi$ (durumda) bir kapi vardir. Giines o kapi tarafindan doguncaya kadar o kapi tevbe (nin kabulii) icin daima acik olacaktir. Gunes o kapi tarafindan dogunca, daha dnce iman etmis olmayan veya imaninda bir hayir kazanmi§ olmayan hie bir kimseye (o gunkii) imam fayda vermeyecektir."[109]



İzahı


Bu babin ilk hadisi; Buhari, Muslim, Ebu Davud ve Nesai tarafindan da rivayet edilmigtir. Ikinci hadis; Muslim ve Ebu Davud tarafindan da rivayet edilmi§tir. Oguncu hadisin ba§kaca kim tarafindan rivayet edildigine bakilmalidir.

Ilk ve son hadisler gune§in battigi yerden dogmasiyle tevbe kapi-sinin kapanacagina ve ondan soo^a iman etmenin veya isyankar kis,inin tevbe etmesinin hig bir fayda saglamayacagina delalet eder. Gunes battigi yerden dogunca tevbenin de kabul olunmayacagi hususu muellifimizin birinci hadisinde belirtilmemis. ise de Muslim ve Ebu Davud1 un rivayetlerinde oldugu gibi bazi rivayetlerde belirtildiginden dolayi bu hiikmun ilk hadisten de giktigim ifade ettim. Zaten bu iki hadisin sonunda, E n' a m suresinin 158. ayetine 15a-ret buyurulmustur. Ayet-i Kerime'nin konuya iliskin Nazm-i Celil'i ve meali §6yledir:

"... Rabbinin (kiyamet) alametlerinden biri geldigi gun daha Once iman etmis. olmayan veya imaninda bir hayir Viyfmy olmayan kii) i bi fyda ermece iman etmis. olmayan veya im hie bir kimseye (o gunkii) imam bir fayda vermeyecektir..." (15»)

Bu hadisler ve benzeri hadisler raezkur ayette i^aret buyorulsa alametin gunesin battigi yerden dogmasi alameti olduguna dei&l«t ederler.

Bu ayet ile ilgili geni§ bilgi igin tefsir kitablanna mur4ca«t «dilmelidir.

Gune§in battigi yerden dogmasi gibi kiyamet alametlerine d&ir hadisler, fikihgi, hadisgi ve kelamci olan Ehl-i Sunnet mez-hebine mensup turn alimlerce zahiri manalanyla kabul edilmig ve ba§ka turlii yorumlanmami§tir.

Ikinci hadise g6re gorulecek ilk kiyamet alametleri; gunesin battigi yerden dogmasi ve Dabbetu'I-Ard'in yerden cikmasidir. Bu iki alametin arasinda uzun bir zaman olmayacaktir. Bilindigi gibi Dec-c&l'm meydana cikmasi, 1 s a (Aleyhisselam)'in inmesi gibi ala-metler de vardir. 1 s a (Aleyhisselam) gokten indigi zaman Islami-yet geli§ecek ve kafirler de musliimanligi kabul etmek suretiyle din birligi saglanmi§ olacaktir. Bu itibarla eger gunesin battigi yerden dogmasi alameti Deccal ve Isa (Aleyhisselam)'m zamanla-nndan once vuku bulursa, Isa (Aleyhisselam) doneminde kafir-lerin iman etmesi kendilerine bir yarar saglamiyacak ve dolayisiyle din birligi de olmayacaktir. Bu nedenle bazi Him adamlan bu hadisi sdyle yorumlami^lardir:

Kiyamet alametlerinin bir kismi kiyamet gununun yakla^tigma delalet eder. Diger bir kismi da kiyametin kopucagina ve varhgma delalet eder. Deccil'in gikmasi ve 1 s & (AlayhisMlam)'m inmesi birinci kisun alametlerdendir. Giinegin battigi yerden dogmasi gibi alametler de ikinci kisun alametlerdendir. §u halde gune§in battigi yerden dogmasi ikinci kisim alametlerin ilkidir. Avnu'l-Mabud yazanmn beyanina gore Beyhaki bu yorumlan nakletmigtir.

E 1 - A 1 k a m 1' nin naklen beyanina gore lbn-i Kesir de §6yle yorum yapmis. tir:

Bu hadisten maksad insanlann ah§kin olraadigi ilk alamet gune-§in batidan dogmasi veya Dabbetu'l-Ard'm gikmasidir. Deccal, I s a (Aleyhisselam) ve Y e' c u c ile M e' c u c ise be§er ol-malari itibariyle insanlann ah§kin oldugu ve acaib kargilamadigi alametlerdendir. Bu alametler daha once meydana gelecektir. Dabbetii'I-Ard'in acaib ve garib bir mahluk olarak meydana cikmasi, hayvan oldugu halde insanlarla konus.masi, onlara iman veya kufur alame-tini takmasi, nisanlamasi, olagan disi olaylardir. Bu, yer yiizunde meydana gelecek acaib alametlerin ilkidir. Giinesjui adeti hilafina battigi yerden dogmasi olayi da gokte meydana gelecek ac4ib alametlerin ilkidir.[110]



33- Deccal'ın Fitnesi, Meryem Oğlu İsa Aleyhisselam'ın (İnip) Meydana Çıkması ve Ye'cüc İle Me'cücun Çıkması Babı


4071) "... Huzeyfe (bin el-Yeman) (Radtyallahii anhiim&)'dan riy edildigine gore; ResQluIlah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) §5yle buyurdu, de-mi§tir:

Deccal, sol gdzu sakattir, sagi ?oktur. Beraberinde bir cennet ve bir cehennem vardir. Onun cehenneml bir cennet, cennett de bir ce-hennemdir."[111]



İzahı


Bu hadisi Muslim de rivayet etmi^tir. Bu hadlse gdre Dec-c&l'an sol gdzu sakattir. Buhari ve Muslim'in rivayet ettikleri 1 b n - i O m e r (Radiyallahii anhuma) 'nin bir hadisin-de ise D e c c a T m sag gSzunun sakat oldugu belirtilmektedir. Her iki §ekilde ba§ka hadisler de mevcuttur. ibn-i Abdilber; Buhari ile Muslim* in ittif akla rivayet ettikleri ibn-i 0 m e r (Radiyallahu anhuma)'run hadisini tercih ederek bunun daha kuvvetli oldugunu beyan etmi^tir. Fakat Tuhfe'de belirtildigi gibi Kadi Iyaz rivayetler arasinda goriilen zahiri ihtilafi §6yle gidermi§tir: AVer: Kusurlu ve ayibli olan §ey demektir. Avra da bunun miiennesidir. ibn-i Omer (Radiyallahii anhuma)'nm ha-disinde D e c c a 1' m sag gozuniin sakat oldugu, yani kor oldugu belirtilmigtir.

Tafie: Gorejnez duruma gelmi§ olan goz demektir.

Tafiye-. Di$an gikmi§ vaziyette olup biraz goren goz demektir. Gozun di§anya fnrlami§ gibi goriinumii ve az gormesi de goz igin bir kusur ve ayip s«yibr. Huzeyfe (Radiyallahu anh) 'm hadisin-den maksad D e c c a 1' in sol gdzuntin boyle oldugunu ifade et-mektir. Qunkii boyle goze de AVer denilir.

Nevevl, Kadi lyaz'in bu yorumunun giizel oldugunu beyan ederek tasvib etmi§tir.



4072) "... Ebft Bekr-i Siddik (Radtyalldhu anh)'den; §6yle demigtir: Resulullah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem), bize Deccal'm doguda Hurasan denilen bir yerden (lkacagim kendisine yuzleri deri lie kap-lanmis kalkanlar gibi (yuvarlak, geni§, elmaciklan yuksek) kavim-lerin tabi olacaguu beyan buyurdu."[112]



İzahı


Bu hadisi; Tirmizi, Ahmed ve Hakim de rivayet etmiglerdir.

Mecann i Micenn'in coguludur, kalkanlar demektir. Mutarraka ve Mutraka: Dis yuzii deri ile kaplanmis kalkan demektir.

Tirakt Kalkanin buyiiklugune gdre kesilip dis yiizune yapistin-lan deri demektir.

H u r a s a n' dan cikacak D e c c a 1' a uyup ona iltihak ede-cek kavimlerin yuzleri bu nevi kalkanlara benzetilmistir. Tuhfe ya-zan bu benzetmenin izahi bolumunde: Yani o kavimlerin yuzleri ge-nis ve elmaciklan yuksektir. Maveraiinnehir halkimn yiiz-leri genellikle boyledir, demistir.



4073) "... El-Mugire bin §ulbe (Radtyalldhu a*A)'den; §oyle demigtir:

Hie bir kimse Peygamber (Sallallahii Aleyhi ve Sellem)'e Deccal hakkinda benden daha fazla soru sormadi. (Ravi Ibn-i Niimeyr ken-di rivayetinde "daha fazla soru" ifadesi yerine: "Benim sorularun-dan daha getin soru" dedi). Bunun uzerine Resul-i Ekrem (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) bana:

-Deccal hakkinda ne soracaksin?* buyurdu. Ben:

Onlar (yani halk veya Ehl-i Kitab) diyorlar ki t §uphesiz yiyecek

ve icecek (maddeleri) yalniz Deccal'ui beraberinde bulunur, dedim.

O, buyurdu Id:

•Deccal, Allah nezdinde su (anlattigi)ndan ehvendir.-"[113]



İzahı


Bu hadisi Muslim de rivayet etmistir, B u h a r i de buna yakin cumleler ile rivayet etmistir. Hadtsteki:

"Deccal, Allah nezdinde $u (anlattigi)ndan ehvendir" ciimlesini Kadi I y a z sfiyit cciklamistir: Yani Deccal, Allah tara-findan kendisine verilmis olan olaganustii gugle mii'minleri sapitma-dan ve inananlarin kalblerine §uphe sokmaktan acizdir, onemsizdir. D e c c a 1' in hareketleri bilaiis mu'minlerin iman giiciinu arttinr. (Qunkii D e c c & 1' in olaganustti seyler gosterecegi onceden mii'-minlere bildirilmistir. O, kordur. Kendi korliigunu bile gideremez iken nasil Allah olabilir. Diger taraf tan gelecek hadislerde beyan bu-yuruldugu gibi oldiirup diriltecegi mu'mine ¦¦ Artik bana iman etme-lisin deyince o mu'min: Sen Deccal' sin. §imdi senin hakkinda daha suurlu hale geldim, diyecek ve Deccal tekrar onu oldur-mek istiyecek ise de buna gucii yetmeyecktir.)

S i n d i de bu ciimleyi soyle yorumlamistir: Yani Deccal turn yiyecekleri ve icecekleri tekelinde tutmaya muktedir olamaya-caktir, bundan aciz kalacaktir.



4074) "... Fatima bint-i Kays (Radtyalldhu anha)'dan; §oyle dcmi$tir:

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sell em) bir gun (mescid'de) na-maz Joldi ve (namazdan sonra) minbere gikti. Ondan 5nce Cuma gu-nu haric hi$ minbere cikmazdi. Bu itibarla O'nun minbere cdunasi cemaate setin geldi (telaga sebeb oldu). Arbk kimisi ayakta, kimisi oturuyor idi. O, oturun dlye cemaate eliyle isaret ederek gdyle bu-yurdut

Vallahi size menfaat saglayici ne (ganimet mah gibi) bir ragbet igin ne de (du§mana karsi tedbir almayi gerektiren) bir korku nede-niyle burada (sizi toplayip) oturdum. Velakin Temlm-i Dari yanima geldi ve bana oyle bir haber verdi kl o haber sevincten ve g5z ay-dinligindan dolayi benim dgle zamanindaki uykuma mani oldu. Ben de peygamberinizin sevincini sizln uzerinize yaymayi sevdim. Bilmi$ oiunuz ki: Temim-i Dari'nin bir amcasi oglu bana $u haberi ilettii (Onlar bir vapurla denize agilnu§ iken) ruzgar onlan tanunadiklan bir adaya siginmaya zorlanu§. Onlar da vapurun kayiklanna binerek adaya 9ikmi§lar. Derken kirpikleri gok yogun (veya gok uzun), siyah bir $ey (hayvan) He karguagmi^lar ve ona =

Sen nesin? demi§ler. O:

Ben, Cessase'yim, demi§. Onlar i

Bize (bir §eyler) anlat, demisjer. Cessase:

Ben ne size bir haber verecek, ne de size (bir sey) soracak du-rumdayim. Velakin §u binayi gorduniiz. Oraya gidiniz. Qiinku o bina-da sizin ona haber vermenize ve size haber vermeye gok istiyakh bir adam vardir, demis. Bunun iizerine onlar binaya vanp adanun yani-na girmisler. Orada siddetli bir $ekilde sikica baglanmis, Ozuntflsu-nu agiga vuran ve halinden cok sikayetgi, yas.li bir adamla karsilas-mislar. Adam onlara:

Siz neredensiniz? diye sormu$. Onlar •. Sam'dan, demisler. Adam: Arablar ne yaptilar? diye sormu$. Onlar:

Biz Araplardan bir gurubuz. Sen neyi soruyorsun? demisler. Adam, i

tcuiizde cdcan o adam (yani Peygamber) ne yapb? diye vonno^, Onlar:

(O Peygamber) hayir isledi. Bir kavimle mUcadele etti ve nettee-de Allah O'nu o kavme galib kildi. Bugfin Arablann ist derll toplu-dur. Hepsinin ilah'i birdir, dinleri birdir, demisler. Adam t

Zugar pinan ne yapti? diye sormus. Onlar:

Hayirh bir pinardir. Halk o pinar suyu lie ekinlerini sular, ara-zileri i^in ondan su cikanrlar, demisler. Adam t

Amman ve Beysan arasmdaki hurma bahgeleri ne yapti? diye sormus. Onlar i

Her yil meyvesini verir, demisler. Adam:

Taberiyye gdlu ne yapti? diye sormus. Onlar:

Suyun goklugundan dolayi gol sahillerine tasiyor, demisler. Ravi demistir ki: Adam bu haberler iizerine uc defa seslice derinden nefes alarak inledikten sonra:

Eger su (baglanmis oldugum) bagdan kurtulursam bu iki aya-gimla basnuyacagun bir yer biraknuyacagun, Ancak Teybe (yani Me-d3ne-i Munewere) hari?. Qunku Taybe'ye (girebilmek igin) bana Wq bir yol yoktur (oraya giremem), dedi.

Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Deccal ile ilgili bu haberi naklettikten sonra) :

Benim sevincim buraya kadardir. iste bu belde Taybe'dir. Nefsim kudret elinde olan (Allah) a yemin ederim ki: Medine'de bulunan dar ve genis her yolun basinda ve her duzluk ve dafein basinda tayftmete dek kihcim pekerek bekleyen birer melek bulunur, buyurdu."[114]


İzahı


Bu hadlsi; Muslim, Tirmizi ve Ebu D a v u d da rivayet etmislerdir. Tirmizi ve Ebu Davud'un rivayet ettikleri metinler nisbeten kisadir. M u s 1 i m' in rivayetinde so-zii edilen adamin Deccal oldugu Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) tarafindan belirtilmistir. Yani Temim-i Dari1-nin anlattigi haber ile bu konuda daha once Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) tarafindan beyan buyurulan haber arasinda tarn bir mutabakat oldugu, O'nun tarafindan ifade buyurulmustur.

Tirmizi1 nin rivayetinde adam Deccal oldugunu bil-dirmis, Ebu Davud'un rivayetinde de Mesih oldugunu belirt-mistir.

Muslim ve Ebu Davud'un rivayetlerinde F a 11 -ma bint-i Kays (Radiyallahu anha) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in Deccal'm dogu tarafindan cikacagini bil-dirdigine dair bolum de mevcuttur.

Bu hadiste gecen bazi kelimeleri aciklayalim:

Kaylule i Ogle uykusu veya istirahatidir.

Kavarib: Kaarib'in goguludur. Kaarib; kayik - sandal demektir. Vapurla denize acilanlar, beraberlerinde kayik - sandal lar bulundu-rurlar ki ihtiyac halinde onlardan istifade etsinler.

Ehdeb: Kirpikleri giir ve cok olan veya kirpikleri uzun olan kim-se demektir.

Cessase: Casusluk eden disi demektir. Adada gorulen hayvana bu ismin verilmesi sebebi bir kavle gore Deccal icin haber top-lamaya cahsmasidir. M u s 1 i m' in rivayetinde adaya gidenlere "Cok kilh bir dabbe— hay-van —rastladi. Onlar bunun kihiun (oklu-gundan onunii ardindan ayiramadilar" denilmektedir. Bu rivayete gore Cessase, bir hayvandir. Nevevi: Abdullah bin A m r bin el-As (Radiyallahu anhiim) 'den rivayet edildigine gore Cessase Kur'an-i Kerim'de sozu edilen Dabbetu'l-Ard'dir, demis-tir. DabbettU'1-Ard ile ilgili gerekli bilgi bu kitabin 31. babinda gecti.

Deyrt Kilise ve manastir manasinadir. Fakat Avnii'l-Mabud ya-zannin beyanina gore burada bina ve mesken manasi kasdedilmistir.

ZGgar: § a m' in kible tarafinda bir sehrin ismidir. Ayn-i Zfl-gar da orada bulunan bir pinardir.

Beysan i S u r i y e ' de bir sehrin ismidir. Taybe i Medlne-i Miinevvere1 nin adidir. Diger bir adi da Tabe'dir.

Deccal, Zugar pinan. Amman ile Beysan ara-sindaki hurma bahceleri ve Taberiyye golimun durumlanni sormugtur. Bu sorulara verilen cevab karsisinda Deccal'm s6y-ledigi sozler muellifimizin rivayetinde yoktur. M ii s 1 i m' in ri-vayetine gore bu cevablar verilince Deccal, Beysan hurma-hginin meyve vermemesi ve Taberiyye golunun suyunun ta-mamen gekilme ve tukenme zamammn yaklastigmi soylemigtir.

Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam) "in Deccal ile ilgili bu habere sevinmesinin sebebi hadiste belirtildigi gibi; Medi-ne-i Miinevvere1 nin Deccal'm serrinden korunmasi-nin Deccal tarafindan da itiraf edilmesidir. Yoksa zaten bu mu-barek belde'nin kiyamete dek Allah tarafindan korunacagim Pey-gamber (Aleyhi's-salatu ve's-selam) biliyordu ve bu durumu sahA-bilere bildirmi§ti. Temim-i Dari ve yakmlannin anlattifti haber de O'nu sevindirmi^tir. f.^

Nevevi: Bu hadis, Temim-i Dari' nin faziletine delalet eder. Aynca; ustun asttan, tabi olunan zatin kendisine olan kimseden rivayette bulunmasinin mesruluguna da delalet eder, demi§tir.

Temim-i Dari (Radiyallahu anh) 'in hal tercemesi 760. ha-disin izahi bolumiinde gecti.

Su noktayi da belirteyim:

Muellifimizin rivayetine g6re Deccal ile ilgili haberi Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'e arz eden zat Temim-i Da-r I' dir. Ancak buna ait cumleleri takip eden bir cumlede T e -mlm-i Dari' nin bir amcasi oglu bu haberi arz ettigi ifade edil-mektedir. Muhtemelen Temim-i Dari ile amcasi oglu bu haberi birlikte arz etmislerdir. $6yle de olabilir: Temim-i Dari (Radiyallahu anh) bu haberi amcasi oglundan naklen bildirmistir.

M ii s 1 i m' in bir rivayetine gore bu haberi Peygamber (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'e arz eden Temim-i Dari (Radiyallahu anh) 'dir ve o bizzat bu yolculukta bulunmugtur. M ii s 1 i m ' in diger bir rivayetinde ise "Temim-i Dari' nin amcasi ogulla-n deniz seyahatinda bulunmuslar..." ifadesi kullamlmi§tir. M u s -1 i m' in bir baska rivayetinde "Temim-i Dari, kendi kavminden bir gurubun deniz seyahatinde bulunduklanm Peygamber (Aleyhi's-salatu ve's-selam) 'e arz ederek bu olayi anlattigi" bigimin-dedir.

Bu rivayetler olayin Temim-i Dari (Radiyallahii anh) tarafindan Peygamber (Aleyhi's-salatu ve's-selam)'e arz edildigine delalet eder.

Fatima bint-i Kays (Radiyallahii anha) 'nin hal ter-cemesi 1789. hadisin izahi boliimunde gegti.



4075) "... Nevvas bin Sem'an el-Kilabi (RadtyaUdhu anhyden; §oyle de-mi§tir:

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir sabah Deccal'dan soz etti de onun hakkinda algaltma ve yiikseltme yapti, hatta biz onu (Medine-i Munevvere'nin) hurma bahgelerinin kenannda sandik. Sonra ak§amleyin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yani-na vardigimiz zaman bizde meydana gelen o tela§i anladi ve:

Haliniz nedir, (tela^hsiniz)? diye sordu. Biz de:

Ya Resulallahl Sabahleyin Deccal'den sfiz ettin ve onun hakkinda oyle alcaltma ve yiikseltme yaptm ki biz onu hurma bahcesinin kenannda sandik, dedik. Bunun uzerine O:

Deccal'dan baskasi sizin icin beni daha 90k endiselendiricidir: CCiinku) ben iginizde iken c.ikarsa sizin oniinuzde onu ben yenerim, defederim ve §ayet ben icinizde degil iken cikarsa herkes kendi nef-sini savunarak onu yenmeye cahsir. Allah da her miisluman hakkm-da benim halifemdir (koruyucu ve yardimcidir). Deccal cok kivircik sach bir genctir. Gozu yerinde duruyor (fakat sakattir). Ben onu Ab-du'1-Uzza bin Katan'a benzetir gibiyim. Sizden kim onu gorurse, aley-hinde Kehf suresinin ilk ayetlerini okusun (ki fitnesinden emin ol-sun). O, §am ile Irak arasinda bir yoldan cikacak ve sagda solda hiz-la fesad, bozgunculuk cikaracaktir. Ey AHah'in kullart (dinde) sebat ediniz, buyurdu. Biz:

Ya Resulallah! Onun yeryiizunde kalma surest ne kadardir? di-ye sorduk. O:

Kirk gundiir. Bir giin bir yil gibi. Bir gun bir ay gibi. Bir gun bir Cuma (yani bir hafta) gibi- Diger gunleri sizin giinleriniz gibidir, buyurdu. BiZ:

Ya Resulallah! Peki bir yil gibi olan giinde bize bir guniin nama-zi kafi gelecek (mi)? dedik. O:

(Hayir!) Her giinduk namazlar) icin normal bir giin mi kt a run hesaplayiniz, buyurdu. Nevvas demistir ki: Biz:

Deccal'in yeryiizunde siir'ati ne kadardir? dedik. O: Arkasindan riizgar esen bulut gibidir, buyurdu ve (buyruguna devamla) Deccal bir kavmin yanina vararak onlan (kendisini ilah olarak kabul etmeye) davet edecek. Onlar da davetine icabet ederek ona inanacaklar. Bunun uzerine Deccal buluta yagmur yagdirmasnu emredecek ve bulut da yagmur yagdiracaktir. Yere bjtki vermesini em-redecek. Yer de bitki bitirecek ve o kavmin deve siirusu (ile diger sa-gim hayvanlan) aksamleyin horgiicleri alabildigine uzamig (yani c,ok semiz), memeleri (siitun bollugundan) son derece gelisip sarkmis ve bogiirleri tamamen dolup ^ismis olarak (mer'adan) yanlanna done-cektir. Deccal daha sonra baska bir kavmin yanina vararak onlan da davet edecek. Fakat o kavim onun soziinii redd edecek. O da on-lann yanindan ayrihp gidecek. Fakat o kavmin basin a kitlik felake-ti gelecek ve ellerinde (mal olarak) hie bir §ey kalmayacaktir. Sonra Deccal bir harabeye ugrayacak ve ona: Definelerini cikar, diye ses-lenip oradan aynlacak. Harabenin defineleri de bal anlannin an beyini izledikleri gibi hemen arkasina d use cektir. Sonra Deccal, gayet gene bir adanu (kendisine inanmaya) davet edecek de (geng daveti-ni reddedince Deccal ofkesinden) onu kihcla vurup ikiye bolecek, her parcayi bir okun ula§abilecegi hedef mesafesine firlatacak (yani iki parga arasmdaki mesafe bir okun atildigi yer ile varabilecegi hedef mesafesi kadar olacak). Sonra o genci cagiracak. Gene dirilip parlak yuzlii ve gulerek ona yonelecek {yani onunla alay ederek: Senin sa-pikligm hakkinda su anda daha bilincliyim, demek isteyecektir ve Deccal bir daha o gence dokunamayacaktir). Deccal ile halk bu hal-de iken aniden Allah isa (Aleyhisselam)'1 gonderecektir. isa (Aley-hisselam), Dimesk'in dogusundaki beyaz minare yanina boyali bir ta-kim elbise icinde, ellerini iki melegin kanatlan uzerine koymus. olarak inecektir. Basmi tonline) egdigi zaman basi (ter) damlatir ve ba-sinx havaya kaldirdigi zaman iri inciler gibi (yapilan) goimus tanecik-leritne benzeyen berrak ter tanecikleri) ba$indan asagiya dogru yu-varlanacaktir. Onun nefesinin kokusunu duyan hie bir kafirin dime-mesi miimkun degildir. Onun nefesi de goziiniin gorebildigi mesafe^ ye ulasacaktir. isa (Aleyhisselam) gidip Deccal'a nihayet LOd kapul yanmda yetisecek ve onu oldiirecektir. Sonra Allah'm peygamberl isa (Aleyhisselam), Allah'm (Deccal'den) korumus oldugu bir kavmin yanina varacak ve yuzlerini meshedecek (yani elini teberruken yiizlerine siirecek veya onlan korku ve sikintidan kurtaracak) ve on-lara cennetteki derecelerini anlatacaktir. Onlar bu halde iken aniden Allah, Isa'ya:

Ya isa! Ben oyle bir takim kullanmi cikardim ki onlarla sava?-maya hig bir kimsenin gucu yetmez. Sen de kullanmi Tur'a gdturup orada toplu halde onlan koru, diye vahiy indirecek ve Allah, Ye'cuc ve Me'cuc'u gonderecektir. Bunlar Allah'in buyurdugu gibi her tepe-den hizla sizacaklardir. Bu suretli onculeri Taberiyye goltine ugrayacak ve icindeki suyu icecekler (suyu tiiketecekler). Sonra geride olan-lan (O gole) ugrayacaklar ve: Bu golde muhakkak bir kere su vanb, diyecekler. Allah'm peygamberl isa ve arkadaslan da (Tur daginda) mahsur kalacaklar. Hatta onlardan birine bir 6kuz kellesi sizden bi-rinize bugiinku yuz altindan daha makbul olacaktir. Sonra Allah'm peygamberi isa (Aleyhisselam) ve arkadaslan Allah'a niyaz edecek-Ier. Allah da Ye'cuc ve Me'cuc uzerine boyunlanna musallat olacak deve kurdu gdnderecek. Ve boylece Ye'cuc ve Me'cuc bir kisinin 91-mesi gibi bir arada blniiis olacak lar. Allah'm nebisi isa ve arkada?-lan da (Tur dagindan) inecekler de yeryuzunde onlann la§e^ pifr ka* kusu ve kanlan ile dolmadik bir kanslik yer bulamayacaklar. But nun uzerine isa (Aleyhisselam) ve arkadaslsn (yer yuziinun bunlardan temizlenmesi icin) Allah Subhanehu'ya niyaz edecekler. Allah da boyunlan buht (cinsi) develerinin boyunlanna benzeyen bir ta-kun kuslan Iaseler iizerine gonderecek ve kuslar la§eleri tasiyarak Allah'in diledigi yere atacaklar. Sonra Allah onlara oyle bir yagmur gonderecek ki ne bir kerpic bina ne de bir cadir (hicbir seyi) o yag-murdan sakhyamiyacak (koruyamiyacak), yagmur boylece her ta-rafi yikayip ayna gibi parlatacaktu*. Sonra yere: Oriinunu bitir, be-reketini de geri getir, denilecektir. i§te o gun cemaat nardan yiye-cekler. O nar (tanesi) onlan doyuracak ve onlar onun kabugu altui-da golgeleneceklerdir. Allah siite de oyle bereket verecek ki yeni do-gum yapnus. deve kalabahk cemaate yetecek, yeni dogum yapmis inek bir kabileye yetecek ve yeni dogurmus koyun - keci akrabalardan olusan cemaate yetecektir. Sonra onlar bu halde iken Allah onlara giizel bir riizgar gonderecek, o riizgar onlan koltuk altlanndan ya-kalayarak, musluman olan herkesin ruhunu alacaktir. Diger insan-lar e§eklerin alenen ciftlestigi gibi herkesin gozu oniinde cinsel ili§-kilerde bulunup duracaklar. iste kiyamet bunlann ba$ina kopacaktir, buyurdu."[115]



İzahı


Bu hadisi; Muslim, Tirmizi ve Ahmed de rivayet etmislerdir. E b u Davud da bunu kisa bir metin halinde rivayet etmistir.

Hadisin bazi kelime ve ciimlelerini aciklayahm:

Hadisin "Onun hakkinda alcaltma ve yukseltme yapti" cumlesi iki sekilde yorumlanmi§tir:

Birincisi: Yani Peygamber (Aleyhi*s-salatii ve's-selam) D e c -c a 1' i hem algaltti, kugiimsedi. Hem de ytikseltti, fitnesini biiyiitta. D e c c a 1' i kuciimsemesi §u yondedir: D e c c a 1' m gozu sa-kattir. Kendi gozuniin sakathgmi gidermekten aciz-bir insandir. Elin-deki olagan ustiin §eylerlet gergek bir muslumam sapitmadan acizdir. Bir adamdan ba§ka kimseyi oldiiremez ve oldiirup diriltecegi adam onu giddetle reddedecegi halde ona bir daha dokunamiyacaktir. Ne-tice itibariyle de I s a (Aleyhi's-salatu ve's-selam) tarafindan oldu-rulecektir. D e c c a 1' i buyiitmek, yani fitnesinin buyuklugii de §6yledir: Allah onun eline olagan iistu bir takim seyler verecektir. Bu seylerin bir kismi hadiste gegti. Fitnesinin ve tehlikesinin biiyuk-lugii nedeniyle her peygamber kendi ummetini onun tehlikesine kar-si uyannigtir.

Ikinci yorum §ekli soyledir: Peygamber (Aleyhi's-salatu ve's-selam) , D e c c a 1' den bah seder ken kah sesini algaltti, kah sesini yiikseltti. Boyle yapmasinin sebebi de sudur: Bir hayli konu§up yo-rulunca dinlenmek icin sesini algaltiyordu. Sonra anlattiklanm cemaate duyurmak icin sesini yukseltiyordu.

Katat: Saci cok kivircik olan demektir.

Deccal'in benzetildigi Abdii'1-Uzza bin Katan, merhum T i y b i' nin beyan ettigi bir kavle gore bir yahudidir. Fakat el-Kari: Agik olan ihtimal, onun musriklerden olmasi-dir. Ciinkii U z z a bir putun ismidir. Ismi de U z z a' ya izafe-ten verilmistir. Bu herifin H u z a a kabilesinden olup cahiliyet dev-rinde oldugune dair bazi hasiyelerdeki kayit da bu ihtimali te'yid eder.

Deccal'm devrine yetisen musliimanlara K e h f suresi-nin ba§ kismimn okunmasi tavsiye edilerek bazi rivayetlerde: *Cun-ku bu, sizin icin bir guvencedir» buyurulmus.tur. K e h f suresint?! ba§ kisminda zalim Dakyanos'un serrinden K e h f - magara ehlinin korundugu beyan buyurulmu§tur. K e h f ehli nasil o bfl-yiik fitneden korundu ise bu surenin ba§ kisnnni okuyan musluman-lar da Allah'in izniyle Deccal'in §errinden ve fitnesinden ko-runmu§ olurlar.

Hadiste Deccal'm birinci gununiin bir yil gibi, ikinci gu-nuniin bir ay gibi ve iiciincu giinuniin bir hafta gibi olacagi, diger giinlerinin normal giinler gibi olacagi beyan buyurulmus.tur. N e -v e v t: Alimler bu hadisi zahiri manasi iizerine birakarak ba§ka tiirlii yorumlamami§lardir. O iXg giin hadiste beyan buyuruldugu gibi uzun olacaktir. «Diger gilnleri sizin gunleriniz gibi olacaktu> buy-rugu buna delalet eder, demi§tir.

Hadisin bundan sonraki bolumunde Deccal'in bir yil gibi uzun giinunde bir gunluk namazm yeterli sayilamiyacagi beyan bu-yurularak o uzun guniin normal bir gunluk bolumu bir gun hesap-lanarak ona gore bes. vakit namazin kihnmasinin farz oldugu bildi-rilmi§tir. Yani normal bir giinde fecir ile ogle vakti arasi kag saat ise, ogle vakti ona gore hesaplanacak. Ogle vakti ile ikindi vakti ara-sindaki sure ne ise ikindi vakti de buna gore hesaplanacak ve diger vakitler ile ertesi gunun namazlan da buna gore yapilacak zaman-lamaya gore eda edilecektir. Deccal'in bir ay ve bir hafta ka-dar uzun olan iki gununde de aym takdir yapilacaktir.

Nevevl'nin beyaninagdre Kadi Iyaz ve baska alimler : Bu hukum o gune mahsustur. §er-i §erif sahibi bu hukmu koymu§tur. Eger bu hadis olmasaydi ve biz kendi ictihadunizla ba§ba§a birakilmis. olsaydik biz o bir yd kadar uzun olan giinde diger gunler gibi belirli vakitlerinde bes, namazla yetinecektik, demi§lerdir.

Hadisteki "Gays" kelimesinin asil in&nasi yagmur olup burada bulut manasi kasdedilmi§tir. "Sema" da burada gok degil, bulut ma-nasinadir.

Yeasib: Ya'sub*un coguludur. Ya'sub bal anlannm lideri duru-mundaki an beyidir.

Garad: Hedef demektir. Deccal, oldurecegi muslumam iki parca edip parcalan bir ok mesafesi kadar biribirinden uzakla§tir-makla onu cidden dldiirdiigunu ispatlamak ister.

I s a (Aleyhisselam) 'm yanina inecegi beyaz minare ile ilgili ola-rak Tuhfe yazan §6yle der: Nevevi: Bu minare Dimegk'in, yani § a m' m dogusunda bu giin mevcuttur, demi§tir. E 1 - H a -fiz, Ibn-i Kesir, demi? ki bir rivayete gore 1 sa (Aleyhisselam) Kudus'teki Mescid-i Aksa'ya inecektir. Di-ger bir rivayete gore t) r d ii n ' e inecek, ba§ka bir rivayete gore muslumanlann askerlerinin bulundugu yere inecektir. El-Kft'ri, ben derim ki: t s a (Aleyhisselam) 'in Mescid-i Aksa'ya inecegine dair hadis ibn-i Maceh tarafindan rivayet edilmi§-tir (onun dedigi hadis 4077. hadistir). Bence bu rivayet daha kuvvet-lidir ve diger rivayetlere aykin degildir. Qiinku Mescid-i Ak-s a, § a m ' in dogusundadir ve o donemde miislumanlann askerlerinin toplandigi yer olacaktir. Mescid-i Aksa'da §u anda beyaz minare yok ise de tsa (Aleyhisselam) 'in inmesinden once bdyle bir minarenin yapilmi§ olmasi gerekir, demi§tir.

Ciiman: Iri inciler bigiminde yapilan gumiis taneleri, demektir. tsa (Aleyhisselam) 'in bagindan damlayacak su tanecikleri berrak-hgi ve temizligi bakimmdan giimus. taneciklerine benzetilmi^tir. S i n -di onun ba§indan damlayan su taneciklerinin ter tanecikleri oldu-gunu s6ylemi§tir.

Hadisin "Yefcuc ve Me'cuc'un her tepeden sur'atle sizmalanyla" ilgili ciimlesinde Allah'in buyruguna atif yapilmaktadir. Bu buyruk Enbiya suresinin 96. ayeti olup 4079. hadiste de anilacaktir.

Negaf: Develerin ve davarlann burnunda bulunan bir kurt ge-§itidir. Ye'cuc ve Me'ciic'u helak edecegi bildirilmektedir.

Fiam: Kalabalik cemaat demektir. Fahz da akrabalardan olu§an cemaat demektir.

Teharc: Erkek ile kadinin cinsel ili§kide bulunmalandir.



4076) "... Newas bin Sem'an (Radtyallahu ank)'den rivayet edildigine gore; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) soyle buyurdu, demigtir:

Miislumanlar Ye'cuc ve Me*cuc'un (silah olarak kullandiklan) yaylanndan, oklanndan ve kalkanlarindan yedi yil ate? yakacaklar-dir." '

Bu hadisi Tirmizi "Deccal'm Fitnesi Hakkinda Geren Hadft-ler" babuida rivayet ettigi N e v v a s tRadiyallahii anh)''irJhJisBun hadisi icinde rivayet etmi§tir. Muellifimiz ise N e v v a 6 4-madiyal-lahii anh)'m uzun hadisini 4075.de goruldiigti gibi rivayet Qttikteri sonra bu hadisi ayn rivayet etmi§tir.

Ye'cuc ve Me'cuc'un helak edilecegine dair bilgi bun-dan once gecen hadiste gegti. Diinyayi istila edecek olan bu kavim helak edildikten sonra geriye birakacaklan yaylar, oklar ve kalkan-lar o kadar gok olacak ki miislumanlar bunu odun yerine yedi yil ya-kacaklar da tuketemiyecekler.

Hadiste gegen "Kisiyy" kavsin coguludur, yaylar demektir. Nii§§ab: Ok demektir. Etrise de Ters'in coguludur, kalkanlar demektir.

Lud: § a m dolaylannda bir dag veya koy ismidir. Bir kavle gore bu yer F i 1 i s t i n' dedir.

Newas (R.A.)'in Hal Tercemesi:

Ncweis bin Sem'an veya Sim'an el-Kliabi (R.A.) sahabidir. On yedi aded hadisi vardir. Muslim ug hadisini rivayet etmislerdir. Stinen sahibleri de onun hadls-lerini rivayet etmi§Ierdir. Ravileri Cubeyr bin Nufeyr ve Ebfl idris el-HUlani'dir; CHulasa, 406)



4077) "... Ebu Umame el-Bahili (Radtyallahii a«A)'den; §6

Resftlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir kere bize ma yapti. Konu§masinin gogu bize Deccal'i anlatan ve Wzi kindiran buyruk te§kil etti idi. Buyrugunun bir

Allah'm Adem (Aleyhisselam)'in ztirriyetini yaratti^t ri yeryuzunde Deccal'in fitnesinden daha bOyflk bir fttne tAnildt %e Allah'in gonderdigi her peygamber iimmetini behemehal DeccAKm fitnesin)den sakindirdi. Ben peygamberlerin sonuncusuyum. Siz de ummetlerin sonuncususunuz ve o (Deccal) c&re yok siz (In d6nemi-niz)de cikacaktir. Eger ben aramzda iken gikarsa her musluman igin onu ben yenip defederim. §ayet benden sonra gikarsa herkes kendi nefsini savunarak onu yenmeye gali§ir. Allah da her muslflman hak-kinda benim halifemdir (koruyucu ve yardimcidir). §uphesiz o, §am ile Irak arasmda bir yoldan gikacak ve saga sola fesad (bozgunculuk) sacacaktir. Ey Allah'in kullan! Artik (dinde) sebat ediniz. §imdi ben onu size oyle vasiflandiracagim (tamtacagim)ki. hig bir peygamber onu o bi^imde vasiflandirmami? (tamtmami§)tiri O (habis) 5nce: Ben bir peygamberim, diyecektir. Halbuki benden sonra hig bir peygamber yoktur. Sonra ikinci bir iddiada bulunarak: Ben Rabbinizim, diyecektir. Halbuki siz oliinceye kadar Rabbinizi goremezsiniz ve o (habis) a'ver (yani gozii sakat)dir. Halbuki Rabbiniz a*ver degildir. Deccal'in iki gozti arasmda "Kafir" yazilidir. Onu yazarligi olan ve-ya yazarhgi olmayan her mii'min okur. Suphesiz, beraberinde bir cennet ve bir cehennemin bulunmasi da onun fitnesindendJr. Ashnsini emredecek, yer de bu emir Uzerine bitki bitirecektir. Nihayet o kavmin kugukba§ ve buyukbas. hayvanlan o gun her zamandan faz-la semiz, muazzam, bogiirleri en siskin ve memeleri siitle en dolgun olarak aks.amleyin mer'adan ddnecektir. Mekke ve Medine haric, yer yiiziinde Deccal'in ayak basmadigi ve hiikiimran olmadigi hie bir yer kalmayacaktir. O, Mekke'ye ve Medine ye yollanmn hangisinden var-mak istediginde mutlaka melekler ciplak kiliclarla kar§isina cjkacak (geri c. evirecekler) dir. Nihayet o, zurayb-i ahmer (kirmizi dagcik) ya-nina, bitek olmayan tuzlu, corak arazinin bitim noktasinm yanina inecektir, Sonra Medine sehri sakinleriyle beraber iic defa sallana-cak, bunun uzerine I Medine'de bulunan) munafik erkek ve kadinlar-dan hie. kixnse kalmayip hepsi onun yanina gidecekler ve boylece de-mirci korugunun demirin kirini, pasim giderip attigi gibi Medine de pisligi (yani habis insanlan) di^ina atacak ve o gune kurtulu§ gdnii denecektir.

Bunun uzerine Ummu §erik bint-i Ebi'1-Aker:

Ya Resulallah! Peki o giin Araplar nerde olacak? diye sonta. Oi

Arablar o gun azdir ve buyuk fogunlugu Beytu'l-Makdia (Ku-dus3te bulunacaktir. tmamlan da saiih bir adam (olacak) tar. Him imamlan (Mescid-i Aksa'da) one gegip onlara sabah namazuu laldi-racagi sirada sabahleyin onlann uzerine fsa bin Meryem (Aleyhisse-lam) inecektir. Bunun uzerine isa (Aleyhisselam)'in dne ge^ip cemaa-te namaz kildirmasi igin imam geri geri yurumeye ba§layacak. Fakat isa (Aleyhisselam) elini onun omuzlan arasina koyarak: One ge^ de namaz kildir. Qunku kamet senin i^in getirildi, diyecektir. Bunun uzerine imamlan onlara namaz kildiracak, sonra imam namazi bitirince isa (Aleyhisselam) :

Kapiyi agmiz, diyecek ve kapi agilacaktir. Kapinin onunde Deccal, beraberinde yetmi§ bin yahudi oldugu halde bulunacaktir. Hepsi siis-lu kihc kusannu^, ye^il salh olacaktir. Deccal, isa (Aleyhisselam)'a bakinca tuzun suda eridigi gibi eriyecek ve kac.maya ba§layacaktir. isa (Aleyhisselam) da (ona) :

Sana oyle bir darbem vardir ki sen ondan kurtulamiyacaksin, diyecek ye Liidd'un dogu kapisi yaninda yetisip onu Sldiirecektir. Allah yahudileri de hezimete ugratacaktir. Artik Allah'in yarattigi yaratik-lardan arkasinda bir yahudinin saklamp da Allah'in konusturmaya-cagi nig bir sey kalmayacaktir. "Ey Allah'in musluman kulu! tste bu, bir yahudidir. Gel de onu oldur" demeyen ne bir ta§, ne bir agac, ne bir duvar ne de bir hayvan olacaktir (Yalniz garkada agaci bu huk-mun di§mdadir. Cunku bu agac onlann agaglarmdandir, konugmaya-caktir.).

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (konusjnasina devanv la) buyurdu ki: Ve Deccal'in gunleri (devri) kirk yildir. Bir yili ya-nm yil gibi ve bir yili ay gibidir. Ayi da bir hafta gibidir ve kalan giin-leri kivilcim gibi (hizh gidicDdir. Biriniz (o giinlerde) sabahleyin Me-dinenin kapisi yaninda olur da Medine'nin diger kapisina ak§ama ka-dar varamaz. Bunun iizerine O'na:

Ya Resulallah! O kisa gunlerde nasil namaz kilacagiz? diye so-ruldu. O .-

Siz namazi su uzun gunlerde nasil takdir (hesap) ettiginiz gibi o kisa gunlerde de oylece takdir edersiniz. Sonra namaz kibniz, buyurdu. Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (konusmasma devamla) buyurdu ki: isa bin Meryem (Aleyhisselam) benim ummetim iginde (MuhammediJ, adaletli bir hakim ve (yonetimde) adil bir imam ola-cak, haci kinp ezecek ve domuzu oldurecektir. (Zimrmlerden) Cizyeyi kaldiracak ve zekati terkedecektir. Artik ne koyun, kegi, sigir suriisii ne de deve siiriisii iizerine zekat memuru gahstinlmayacaktir. Diis-manlik ve kin de kaldinlacaktir. Zehirli olan her hayvanin zehii de sokulup ahnacaktir. Hatta kiigtik oglan gocugu, elini yilamn agzina sokacak da yilan ona zarar vermeyecektir. Kugiik kiz gocugu da ars-lani kagmaya zorlayacak da arslan ona zarar vermeyecektir. Kurt, koyun - kegi siiriisti iginde siiriinun kopegi gibi olacaktir. Kap su iie doldugu gibi yeryiizu barisla dolacaktir. Din birligi de olacak, artik All ah tan baskasina tapilmayacaktir. Sava§ da agirliklanni (silah ve malzemelerini) birakacak. Kureys (kabilesin)den hukumdarhgi ahnacaktir. Yer yuzii giimu§ sofrasi gibi olup Adem (Aleyhisselam) 'in ahdi ile bitkisini bitirecektir. Hatta bir iizum salkum iizerinde bir ne-fer (sayisi ugten ona kadar olan insan toplulugu) toplann* da o salkun hepsini doyuracak ve bir nar iizerinde bir nefer toplamr da o nar hepsini doyuracaktir. Okuz su kadar (ustun degerdeki) mala tekabiil edecek, at da birkac (onemsiz) dirhemcige tekabiil edecektir. Saha-biler:

Ya Resulallah! Ati ucuzlatan nedir? diye sordular. O: Savas ichi ata ebedi olarak (yani hig) binilmiyeccktir (giinku hig savas. olmayacaktir), buyurdu. O'na:

6kuzun fiatini (bu kadar) pahahlastiran nedir? diye soruldu. O i Topragin tamami surulecektir. Deccal'in cikmasindan evvel (kit-iigi) siddetli iic yil bulunur, o yiUarda insanlann basina biiyuk bir ighk (felaketi) gelecektir. Allah birinci yil buluta, yagmurunun iic-;e birisini tutmasim emredecek ve yere bitkisinin iicte birisini tutma-juii (vermemesini) emredecektir. Sonra Allah ikinci yil buluta em-•edecek, bulut da yagmurunun ucte ikisini hapsedecektir ve Allah yere emredecek, yer de bitkisinin iicte ikisini hapsedecektir. Sonra Allah uciincii yil buluta emredecek, bulut da yagmurunun tamamini hapsedecektir. Artik bir damla yagmur yagmiyacaktir. Allah yere de emredecek ve yer bitkisinin tamamini hapsedecektir. Artik yer yesil-lik diye hig bir sey bitirmiyecektir. Artik gift tirnakh (gevi§ getiren) higbir hayvan kalmayip hepsi helak olacak, Allah'm (yasamasim) diledigi hayvan harig, buyurdu. (Ona) :

O zamanda insanlan yasatan (azik) nedir? diye soruldu. O: Tehlil (yani "La ilahe illallah"), tekbir (yani "Allahii ekber"), tes-bih (yani "Siibhanallah") ve tahmid (yani "el-Hamdu lillah"). Bu zi-kirler, insanlara yemek yerine gegirilecektir, buyurdu.

(Muellifimiz) Ebu Abdillah dedi ki: Ebii'l-Hasan et-Tanafisi'den isittim dedi ki: Ben Abdurrahman el Muharibi'den §unu isittim: Bu hadis, okullarda gocuklara ogretmfesi igin dgretmene verilmelidir."[116]



İzahı


Ebu Davud, Nevvas bin Sem'an (Radiyallfthu anh) 'in (4075 nolu) hadisini rivayet ettikten sonra Ebu O m A ffl« (Radiyallahu anh)'in bu hadisini kisaca rivayet ederek bunun da Nevvas (Radiyallahu anh) 'in hadisinin misli oldugunu sOylemefc le yetinmi§tir. Avnu'l-Ma'bud yazan Ebu Davild'^n buhfti disine ait senedin sahih oldugunu, fakat ibn-i Mflceh'ln bu hadise ait senedinde bulunan ravi Ismail bin Bafiin za-yif oldugunu soylemi§tir.

Bu hadiste gegen bazi kelimeleri agikhyayim:

Zahraneykiim: Aramzda, demektir.

Hacic: Huccet ve delil ile hasmini yenen, demektir.

Halle: Yol demektir.

AVer: Gozii sakat olan demektir.

Mins.ar: Testere, bigki demektir.

Zurayb: Kiiguk dag demektir.

Sebaha: Qorakh, gakilh ve bitek olmayan tuzlu arazi demektir.

Kir: Demirci koriigii demektir.

Niikus ve Kahkara: Geri geri yuriimektir.

Sac: Yesil renkli sal demektir.

Ludd: § a m veya F i 1 i s t i n dolaylannda bir koy veya bir semtin ismidir.

Garkada: Dikenli bir agag gesitidir.

Salib i Hagtir.

Cizyet Islam memleketinde oturan Ehl-i Kitab'm ver-

Hume: Zehirdir.

Silm x Bans, demektir.

Kitif t Salkim demektir.

Fasurt Sofra demektir.

Zilf: Gevis getiren hayvan tirnagidir.[117]



Hadiste Açıklanması Gerekli Görülen Bazı Noktalar:


D e c c a 1' in iki gozu arasinda "Kafir" kelimesinin yazih oldugu ve yazarligi olan olmayan her mu'minin bu yaziyi okudugu belir-tilmi§tir. Bu husus ba§ka hadlslerde belirtilmektedir. Buhari ve Muslim'in Enes (Radiyallahu anh) 'den rivayet ettikleri bir hadiste de bu durum belirtilmektedir.

N e v e v i: Muhakkik alimlerin ittifakla hukmettikleri saglikli soz §udur ki, hadiste beyan buyurulan yazi gergekten yazidir. Allah

0 yaziyi D e c c a 1' in yalanciligina alamet kilmis. ve mu'min ku-lunu bu yaziya vakif kilarak diger insanlardan gizleyecektir. Kadi

1 y a z, bu husustaki ihtilafi beyan ederek: Bazilan bundan mak-sad Deccal'in ilah olamiyacagina, ancak sonradan meydana gelmis. bir insan olduguna delalet eden belirtidir, yani yazidan mak-sad mecazi manasidir, demisler ise de bu goru§ zayiftir, demi§tir. Yazarligi olan ve olmayan her mu'minin bu yaziyi okuyacagina dair ifa-de bu yazimn hakikaten bir yazi olmadigini gerektirmez. Qiinku Allah, yazarligi olmayan kuluna bu yaziyi okuyabilme kabiliyetini ver-meye kadirdir. Kulu da boylece bu yaziyi okuyabilir hale gelir, diye bilgi vermi§tir.

Deccal'in oldurecegi ve sonradan Allah tarafindan dirilti-lecegi haber verilen zatin H i z i r oldugunu sSyleyenler vardir. Muslim'in §eyhi E b u tshak da boyle soylendigini ifade etmigtir.

Hadiste bu zatin Ommet-i Muhammediyye iginde cennette dere-cesi en yuksek olam oldugu ifade edilmi§tir. S i n d i bu paragrafla ilgili olarak §6yle der: Ummet kelimesinden maksad o gun ya§ayan miislumanlardir. Durum bu olunca o zatm sahabilerden daha faziletli olmasi manasi gikmaz. O zatin H i z i r olduguna dair rivayet var-dir. Eger Hizir'in da Resul-i Ekrem (Aleyhi's-salatii ve's-selam)'i gormekle sahabi sayildigim soylersek bu agidan musjcil bir durum kalmamig olur. Fakat §u var ki Ummetin tiimiinun en faziletlisi E b u Bekr-i Siddik (Radiyallahu anh) 'dir. Ondan sonra en faziletli sahabiler diger tig halifedir. Bunlan da A § e r e - i Mubes.-gere, yani cennetle mujdelenmis on sahabilerin kalanlan fazilet bakimindan takip ederler. Bu durum kitablarda agiklannugtir. Bu iti-barla Hizir, sahabi de olsa turn ummetin en faziletlisi manasi mugkil olur. Bu nedenle saghkh yorum, o gun igin hayatta olan ummet manasimn kasdedilmig oldugunu soylemektir. §ayet Hizir, peygamberlerden ise mesele yoktur.

1 s a (Aleyhisselam) indigi zaman Kudiis'te miisluman-lara namaz kildiran zatin beklenen Mehdi oldugunu S u y u 11 soylemi§tir.

Bu hadiste DeccU'in kirk yil kalacagi rivayet edilmi§tir. Bilindigi gibi 4075. hadiste onun devrinin kirk gun oldugu rivayet olunmu§tur. O hadis bundan kuvvetlidir. Tuhfe yazan kemmiyet ve keyfiyet agismdan bagka bagka insanlara gore onun devrinin uzun veya kisa olacagi bigiminde bazi yorumlan nakletm§ ise de o yorum-Ian buraya aktarmaya gerek gormuyorum.

Hadiste I s a (Aleyhisselam) 'in Islam ummeti iginde Adil bir hakim, adaletli bir imam, yani devlet ba^kani olacagi, hagi kiracagi, domuzu oldurecegi, cizyeyi kaldiracagi ve zekati terkedecegi, artik zekat toplama memuruna ihtiyag olmayacagi belirtilmektedir. Bunu takip eden 4078. hadis de buna dairdir. Bu hususla ilgili olarak da bi-raz bilgi verelim.

Gerek bu hadisler ve N e v v a s (Radiyallahu anh) 'in 4075 no-lu hadisi Ve gerekse diger Kiitiib-i Sitte'de rivayet edilen benzeri ha-disler^ kiyamete yakin donemde 1 s a (Aleyhisselam) 'in inecegine ve Islam hiikumlerini tatbik edecegine delalet eder.

Avnu'l-Mabud yazan Siinen-i Ebu Davild'un "Babu Hu-rucrd-Deccal" boliimunde rivayet edilen hadislerin izahi boliimunde i s a (Aleyhisselam) 'm kiyamete yakm donemde yer yuziine inece-gine delalet eden hadisleri ve konuya iliskin ayetleri naklen beyan et-mektedir. Arzu edenler oraya muracaat edebilirler. Ben sadece gunu aktarmakla yetinecegim. Yazar bu arada: 1 s a (Aleyhisselam) 'm. kiyamete yakin donemde gdkten yeryiiziine inecegine dair Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den rivayet edilen hadisler mutevatir haddine ulasmi§tir. Ehl-i Siinnet mezhebi de budur, dedik-ten sonra N e v e v i' den su nakli yapmaktadir:

Kadi Iyaz: isa (Aleyhisselam) 'in inmesi, D e c c a 1' l 61durmesi haktir ve gergektir. Ehl-i Siinnet mezhebi ve yolu bu konuda varid olan hadisler nedeniyle budur. Ne akli yonden ne de §er-i §erifte bu goru§u iptal edebilecek hig bir delil yoktur. Bu iti-barla bu hiikiim sabittir. Mutezile ve Cehmiye mezheb-lerine mensub bazi kimseler ve onlara katilanlar bu konudaki hadis-lenn, Allah 'in: *ve Mu hammed peygamberlerin sonuncusudur» mea-lindeki ayete, Peygamber (Sallallahii Aleyhi ve SellemJ'in «Benden sonra hig bir peygamber yoktur- mealindeki hadisine ve peygambe-rimiz (Sallallahii Aleyhi ve Sellem)'den sonra hig bir peygamberin olmadigina ve seriatimn kiyamete dek ebedi olup hukumlerinin yii-riirlukten kalkmayacagina dair muslumanlann icma'ina ters diistiigu gerekgesiyle reddedilmis oldugunu ileri surmekteler ise de, bu iddia ve gerekge batildir. Ciinkii I s a (Aleyhisselam) 'in inmesinden maksad onun seriatimizi yiirurlukten kaldinci bir seriatla ve peygamber ola-rak inmesi degildir. Ne bu hadisler de ne baska hadislerde boyle bir §ey yoktur. Bilakis tsa (Aleyhisselam)'in seriatimizla hukmede-cek adil bir hakim ve halkm terk ettigi seriatimizin hiikumlerini ihya edici olarak inecegi; gerek Fitneler kitabinda, gerekse iman kitabmda ve bagka boltimlerde rivayet olunan sahih hadislerle sabittir, demi§tir.

Ibn-i Hacer Askalani de Fethii'I-Bari'de: Mehdi'-nin bu iimmetten olacagi ve I s a (Aleyhisselam) 'in onun arkasin-da namaz kilacagina dair hadisler tevatiir etmigtir, der. E1 - H 4 f i z bu arada: Sahih olan hukiim i s 4' nin diri olarak goge gikanldi-gidir, der.

§evkani de tsa (Aleyhisselam) 'in inecegine dair hadis-lerin sayisimn 29'a ula§tigim sbyleyerek bunlan bir bir nakletmi§ ve sonunda: Bizim naklettigimiz hadisler goruldiigu gibi tevatiir haddi-ne ula§ti. Bu beyammizla §u sonuca vanhyor ki, beklenen M e h d I hakkmdaki hadisler, D e c c a 1 hakkmdaki hadisler ve I s & (Aleyhisselam)'m inmesine dair hadisler mutevatirdir, demigtir.

Hadiste 1 s a (Aleyhisselam)'m Salib'i yani hagi kinp ezecegi bildirilmektedir. §erhu's-Sunne'de ve ba§ka kitablarda: Yani 1 s a (Aleyhisselam) Hiristiyanhgi iptal ederek §er-i §erif'imizle hukme-decektir, denilmi§tir.

S i n d i de : Yani yeryuzunde hag namina hig bir §ey birakmi-yacaktir, demi§tir.

1 s & (Aleyhisselam) 'in domuzu oldurmesine dair ciimlenin ma-nasi da §6yledir: O, domuz beslemeyi ve yemeyi yasaklayacak ve 61-durulmesini emredecektir. Artik yeryuzunde domuz birakmiyacak vo boylece domuzun yenilmesini de tamamen onleyecektir.

I s & (Aleyhisselam) 'in cizyeyi, yani Ehl-i Kitdb'tan ahnan ver-giyi kaldirmasma dair ciimle de §oyle yorumlanmi§tu-: Yani t s & (Aleyhisselam), Ehl-i Kitap olan insanlan miislumanligi kabul etmeye zorlayacak ve boylece cizye vermelerini kabul etmeyecektir. Turn gayr-i miislimler ya muslumanhgi kabul edecekler veya oldunilecekler. S i n d i bu ciimlenin izahi boliimunde: Bu ciimle Resul-i Ekrem (Aley-hi's-salatii ve's-selam) 'in beyan ettigi bir Islam hiikmudur. Yani Pey-gamberimizin getirmi§ oldugu yiice dinimize gore Ehl-i Kitab olan-lann cizye vermeleri suretiyle Islam memleketinde ya§amalanna izin verilmesi hukmu 1 s a (Aleyhisselam) inecegi zamana kadar go-gerlidir. Bundan sonraki Islam'm hiikmu Ehl-i Kitabm muslumanhgi kabul etmeleri, aksi halde dldurulmeleridir. Yoksa tsa (Aleyhisselam), Islam dininin getirmi§ oldugu cizye hiikmiinu iptal ede-cek degildir. Boyle bir mana kasdedilmemi§tir. Diger bir kavle g6re cumlenin manasi §6yledir:

tsa (Aleyhisselam) turn gayr-i miislimlere cizye odeme yii-kumlulugiinu koyacak, tslam'in bu hiikmunii turn gayr-i muslimler hakkmda uygulayacak ve higbirisini vergisiz birakmiyacaktir, der.

Diger bir yorum sekli de sdyledir: Cizye hie bir gayr-i muslimden ahnmayacaktir. Cunku o donemde mallann cogalmasi dolayisiyla far kir bir kimse kalmiyacaktir. Bu nedenle cizye almaya da gerek kal-mayacaktir. Cunku cizye muslumanlann ihtiyaclannda kullamlmak uzere almir. thtiyag kalmayuica cizye almaya da gerek kalmaz. En-Nihaye sahibi bu yorumu nakletmi§tir. Bundan 6nceki yorumu da Kadx Iyaz beyan etmigtir.

N e v e v i: E>ogru mana, I s a (Aleyhisselam) *in herkesi mus-luman olmaya zorlamasi bigimindeki yorumdur, der.

tsa (Aleyhisselam) 'in zekati terketmesi de malm bollugu ve ze-kata mustahak fakirin kalmamasi sebebiyledir. Bu hukum de cizye ile ilgili hiikiim gibidir. Yani 1 s a (Aleyhisselam) Islam dininin koymug oldugu zekat hukmunii kaldiracak degildir. Boyle sakat bir mana dusunulemez. Maksad sudur: Yiice dinimiz, zekat miiessese-sini o doneme kadar tatbik edilmek ve o donemde gerek kalmiyaca-gindan tatbik edilmemek iizere koymustur. tsa (Aleyhisselam) da Islam'in konulmug hiikumlerini tatbik edecektir.



4078) "... Ebu Hiireyre (Radtyall&hu anh)'den rivdyet edildigine gore; Peygamber (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) §6yle buyurdu, demi§tir:

Isa bin Meryem (Muhammedi) adil bir hakim ve adaletli bir imam (devlet bagkani) olarak (gokten yere) inmedikge kiyamet kopmaya-caktir. O, (indiginde) ha?i kiracak, domuzu oldiirecek, cizyeyi kaldi-racaktir. Mai da o kadar cogalacaktir ki hig bir kimse mal kabul et-meyecektir."[118]



İzahı


Buhari, Muslim, Tirmizi ve Ahmed'in de rivayet ettikleri bu hadisin bir benzeri bundan onceki uzun hadis iginde gegti ve gerekli bilgi biraz once yukarda verildi. Artik burada Have edecegim bir §ey gormuyorum.



4079) "... EL" **Kfd-i Hudri (Radtyjlahii ank)'den rivayet edildigine gore ; Resulullah (Sallallahu A ltyhi ve Sellem) §oyle buyurmugtur:

Ye'cuc ve Me'cuc fseddi) acilacak ve Allah Teala'nin;

= "vfc onlar her tepeden hizla inecekler" ayetinde buyurdugu gibi onlar cikip yeryuziinu istila edecekler. Muslu-manlar da onlar (in saldinsm) dan dolayi yerlerini birakip gerl c.ekl-lecekler. Hatta kalan miisliimanlar §ehirlerine ve karalanna (sigin-mi§) olacak ve mevagi (devet sigir, koyun ve kegi) siirulerini yanlan-na banndiracaklar (yani mer'aya gonderemiyecekler). Ye'cflc ve Me'cuc (onciileri) nehire ugrayip yatagmda hig bir §ey kalmayacak §e-kilde suyunu igip tiiketecekler. Olanlann arkasinda gelen geridekiler oraya ugrayacaklar ve sozculeri: S^phesiz bu yerde bir kere su vardi, diyecek. Onlar yeryuzune hakim olacaklar. Sonra sozculeri: Su insanlar yeryiizii halkidir, i§lerini bitirdik. And olsun ki §imdi gok halki sava§acagiz, diyecek. Hatta onlardan bin harbesini (kisa miz-rakiru) goge dogru firlatacak ve harbesi kana bulannu? olarak done-cektir. Bunun uzerine onlar: Biz gok halkim da §iiphesiz dldurduk, di-yecekler. Onlann boyle oldugu sirada Allah aniden deve kurdu suru-sune benzer hayvanlar gCnderecek ve bu hayvanlar onlan boyunla-rmdan yakalayacak ve onlar cekirge siirusunun olumu gibi oliip bir-birinin ustune yigilip kalacaklar. Sabahleyin musliimanlar onlann ses sedasini i§itmiyecekler. Bunun uzerine muslumanlar: Kim canmi feda edip onlann ne yaptigina bakacak? diyecekler. Bunun uzerine muslumanlardan nefsini Ye'cuc ve Me'cuc'a oldiirtmeye hazu-lami? durumda olan bir adam (sigindigi yerden) inecek ve Ye'cuc ile Me'cuc guruhunu 61mu§ olarak bulacak. Bunun uzerine muslumanlara §6yle seslenecek: Dikkat ediniz! Sizleri mujdeliyorum. Du§manlanniz 61mu§Ierdir. Bunun uzerine muslumanlar (sigindiklan yerlerden) di-§an cikacaklar ve kttcukbag, buyukba? hayvanlarini salrverecekler.

§inca, ba§lannda bulunan Amir i (kazi i§ini birakip) geri donunuz de Allah Teala dilerse yann kazacaksiniz, diyecek ve onlar da insaallah diyecekler (veya bas.lanndaki adam onlara: insaallah, deyiniz, diye-cek). Sonra (ertesi gun) onlar seddin yamna varacaklar. Sedd onla-nn (bir giin once) biraktiklan vaziyette olacak (yani agtiklan gedik oldugu gibi durmu§ olacak) ve onlar seddi kazarak (agacaklan ge-diklerden) insanlann iizerine cikacaklar ve (vardiklan) suyu icip tiiketecekler. Halk da onlardan (korunmak igin) kal'alanna - siginak-lanna kapanacak. Bu kere onlar oklanni goge atacaklar. Oklan da ustii kanla dolu olarak geri gelecek. Bunun iizerine onlar i Biz yerytt-ziindeki halki kahrettik (onlara iistiin geldik) ve gok ehlini de yen-dik, diyecekler. Sonra Allah onlarui boyunlanna musallat olacak de-ve kurdlaruu gonderecek ve onlan bu kurdlarla oldiirecektir.

Resulullah (Sallaliahii Aleyhi ve Sell em) buyurdu kit Canim (kudret) elinde olan (Allah) a yemin ederim ki yerdeki hayvanlar on-lann etleriCni yemek sureti) ile muhakkak iyice semizlenecek ve me* meleri siit ile dolacaktir."[119]



İzahı


Ebii Said (Radiyallahu anh)'in hadisi Zevaid nevindendir. Bu hadiste gegen ayet, Enbiya suresinin 96. ayetindendir. Ayet-i Kerime Ye'cuc ve Me'cuc'un yer yuzunu istila etmeleri-ni bildirir. Gerekli bilgi igin tefsir kitablanna bagvurulmahdir. Bu ve bundan sonra gelen hadiste gegen Negaf deve ve sign* gibi hayvan-lann burnuna giren bir kurd cesididir. Her iki hadiste gegen §eker masdan ve bundan tiireme fill, hayvanni beslenip semizlemhesi, me-melerinin sut ile dolmasi manasuiadn*. Meva§i de ma§iye'nin go^ulu-dur. Magiye, deve, sigir ve koyun ile kegi cinsinden olan hayvah de-mektir. Ikinci hadiste gegen Devabb kelimesi ise Dabbe'nin gogulu-dur. Dabbe kelimesi dort ayakli hayvana denildigi gibi diger hayvan-lara da §umullii manada da kullamlir. Burada Magiye manasina kul-lanilmig olmasi ihtimali kuwetlidir. Bu tiir hayvanlann yani deve, sigir, koyun ve keginin Ye'cuc ve Me'cuc'un laselerini yemeleri bugun icin ali§ilnu§ bir sey degil ise de o gun Allah'in tak-diriyle olacaktir.

Ebu Hiireyre (Radiyallahu anh) 'in hadisini Tirmlzi, Kehf suresi igin agtigi bir babta rivayet etmi§tir. (Junku bu sure-nin 94 ve onu takip eden dyetlerinde Ye'cuc ve Me'cfic ile Sedd'den bahsedilmektedir. Bu hadisi; Ahmed, tbn-i H i b -ban ve H 4 k i m de rivayet etmiglerdir.



4081) "... Abdullah bin Mes'ud (RadtyaUaku anhyden; goyle demigtir:

ResuluUah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geceleyin (Mi'raca) g6-turiildugu zaman Ibrahim, Musa ve isa (Aleyhimusselam) 'a rastla-di da kiyamet (gununun ne zaman kopacagi) hakkinda muzakere ettiler. (Muzakereye) Ibrahim ile baslayarak kiyamet (in ne zaman kopacaginh ona sordular. Konu hakkinda onun yamnda bir bilgl ol-madi. Sonra Musa'ya sordular. Onun yaninda da konu hakkinda bir bilgi olmadi. Bunun uzerine s5z isa bin Meryem'e verildi. O i Kiyame-tEn kopmasina yakm seyler (olaylar) hakkinda bana bilgi verildi.

Ama kiyametin kopmasi (vaktini) Allah'tan baska nig kimse bilemez, dedikten sonra Deccal'in gikmasun anlatti. Dedi ki i Sonra ben inip onu oldurecegim ve bundan sonra halk memleketlerine dSnecekler. Bu kere onlann kar§isina Ye'cuc ve Me'cuc gikacak ve her tepeden hizla gideceklerdir. Artik Ye'cuc ve Me'cuc ugradiklan her suyu igip tuketecekler ve ugrayacaklan her seyi bozup alt ust edecekler. Bunun uzerine halk feryad ederek Allah'tan yardim dileyecekler. Ben de Allah'a dua ederek Ye'cuc ve Me'cuc'u oldurmesini dileyecegim. (Bu dilek kabul olunacak) ve yer onlann (le§lerinin) kokusu ile pis pis kokacak. Ben yine Allah'a dua edecegim. Allah da bir su gondere-cek ve o su onlan tasiyip denize atacaktir. Daha sonra daglar ufalti-hp dagitilacak ve yer derinin yayilip genisletildigi gibi yayilip genls-letilecektir. tste o durum olunca insanlara yakmhgi bakimindan kiyametin, ev halki ne zaman dogumu He aniden karsilasacaklanm btt-medikleri hamile kadin gibi olacagi bana bildiriidi.

(Ravi) el-Awam demi$tir ki: Bunun tasdiki Allah Teala'mn Ki-tftbindaj

•Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc'un seddi agihp da her tepeden htzl* glt-tikleri» (Enbiya 96. ayet) mevcuttur."

Not: Zev&id'de $dyle denilmi^tir: Bunun senedi sahihtir. Rftvlleri de nilir z&tlaidir. B&vi Mii'sir bin Afaze'yi tbn-1 Hibb&n gllvenillr zfttlar arasmda «n-mi$tir. Senedin kalan r&vileri sikft (gQvenUir) z&tlaidir. H&klm de bu IiftdUI rivft-yet ederek senedinin sablh oldugunu soylerai?tlr.[120]



34- Mehdinin Çıkması Babı


4082) Abdullah (bin Mes'ud) (Radiyalldhu a«A/den; §6yledemigtir:

Biz bir kere Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in yamnda [ken Ha$im ognllanndan bir gurup gene bize dogru geldiler. Sonra Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlan gorunce (miibarek) ?6zleri ya§ doldu ve rengi degi§ti. Abdullah demi§tir ki: Bunun uze-rine ben:

(Ya Resulallah!) Senin (mubarek) yuziinde arzulamadiguntz (ya-ni bizi uzup endi^elendiren) bir degi$ikligi bir suredir goriiyoruz, de-dim. O da t

Biz 6yle bir ev halkiyiz ki, Allah bizim i^in ahirett dunyaya ter-cih etmi$tir. Benim Ehl-J Beytim, muhakkak (ev halkim) benden sonra bela, kaipirilma ve stirgune ugrayacaktir. Nihayet beraberinde si-irah bayraklar bulunan bir kavim dogu tarafindan gelecek ve hayir (hukumdarlik) isteyecekler. Fakat istekleri yerine getirilmeyecek. Bu-lun uzerine sava§acaklar ve onlara (Allah tarafindan) yardim edi-ecek. Bundan sonra istedikleri (hukumdarlik) kendilerine verilecek, 'akat kendileri bunu kabul etmeyip emirtigi Ehl-i Beytim'den bir ada-na tevdl edecekler. Bu (Emir) de insanlar yeryiiziinu daha once zu-flm lie doldurduklan gibi yeryiiziinu adaletle dolduracaktir. Artik iizden kim o gune yeti^irse kar ustunde emeklemek suretiyle de olsa >nlara varsin (katilsin), buyurdu."

Not: Zevaid'de ?6yle denilmi^tir: Rfi,vi Yezld bin Eb! Ziy&d zayif oldugu iginbu ened zayiftir. L&kin bunu tbr&hlm'den Yezld bin Ebl Ziy&d tek ba?ina riv&yet itmemi^tir. ^iinkU bunu el-H&kim de el-Mtistedrek'te Omer bin Kays yoluyla el-Ha* cem'den, bu da tbrahim'den rivayet etmi^tlr.



4083) "... Ebfl Said-i Hudri (Radtyalldhii anh)'den rivayet edildigine gore ; Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve SeUem) §oyle buyurmu§tur:

Cmmetim icinde el-Mehdi olacaktir. (Aranizda kalmasi) kisa tu-tulursa (kalacagi sure) yedi (yil)dir. Kisa tutulmazsa (kalacagi sure) dokuz yildir. Benim ummetim o devirde oylo bir refah bulacak Id o gune dek onun mislini kesinlikle bulmami§tir. Yer, yemisUii (gida urunlerini) verecek ve insanlardan hie bir sey saklamiyacak (ver-meznezlik etraeyecekltir. Mai da o gun cok birikmis olacaktir. Adam kalkip t Yft Mehdi! Bana (mal) ver, diyecek. Mehdi de t Al, diyecek-tir."



4084) "... Sevban (RadtyalWtu anh)'den rivayet edildigine gore; Resu-lullah (SaUaUaJtu Aleyhi ve SeUem) $6yle buyurdu, demigtir:



4082) "... Abdullah (bin Mes'ûd) (Radtyalldhü anhyden; Şöyledemigtir:

Biz bir kere Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in yanında İken Haşini oğullarından bir gurup genç bize doğru geldiler. Sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onları görünce (mübarek) gözleri yaş doldu ve rengi değişti. Abdullah demiştir ki: Bunun üzerine ben:

(Yâ Resûlallah!) Senin (mübarek) yüzünde arzulamadığımız (yâni bizi üzüp endişelendiren) bir değişikliği bir süredir görüyoruz, dedim. O da:

Biz Öyle bir ev halkıyız ki, Allah bizim için âhireti dünyaya tercih etmiştir. Benim Ehli Beytim, muhakkak (ev halkım) benden sonra belâ, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır. Nihayet beraberinde siyah bayraklar bulunan bir kavim doğu tarafından gelecek ve hayır (hükümdarlık) isteyecekler. Fakat istekleri yerine getirilmeyecek. Bunun üzerine savaşacaklar ve onlara (Allah tarafından) yardım edilecek. Bundan sonra istedikleri (hükümdarlık) kendilerine verilecek, fakat kendileri bunu kabul etmeyip emirliği Ehli Beytim'den bir adama tevdi edecekler. Bu (Emir) de insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Artık sizden kim o güne yetişirse kar üstünde emeklemek suretiyle de olsa onlara varsın (katılsın), buyurdu,"

Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir: Râvî Yezid bin Ebî Ziyâd zayıf olduğu H sened zayıftır. Lâkin bunu İbrahim'den Yeztâ bin Ebl Ziyâd tek başına rivayet etmemiştir. Çünkü bunu el-Hâkim de el-MÜstedrek'te Ömer bin Kays yoluyla el-Ha-kem'den, bu da İbrahim'den rivayet etmiştir.



4083) "... Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

Ümmetim içinde el-Mehdî olacaktır. (Aranızda kalması) kısa tutulursa (kalacağı süre) yedi (yıl) dır. Kısa tutulmazsa (kalacağı süre) dokuz yıldır. Benim ümmetim o devirde öyle bir refah bulacak İd o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır. Yer, yemişini (gıda ürünlerini) verecek ve İnsanlardan hiç bir şey saklamıyacak (ver-memezlik etmeyecek) tir. Mal da o gün çok birikmiş olacaktır. Adam kalkıp t Ya Mehdi! Bana (mal) ver, diyecek. Mehdi de t Al, diyecektir."



4084) "... Sevbân (Radtyallâhü a»A)'den rivayet edildiğine göre; ResÛ-lallah (SaUaUdku Aleyhi ve Sellem) söyle buyurdu, demiştir:

Sizin hazîneniz yanında üç kişi çatışacak. Üçü de bir halîfenin evlâdıdır. Sonra (halifelik) bunların hiç birisine olmayacaktır. Daha sonra doğu tarafından siyah bayraklar (taşıyan ordu) çıkıverecek ve hiç bir kavmin öldürmediği bir şekilde sizleri Öldürecekler.

Râvi lemistir ki: Benim şeyhim şu anda hafızamda olmayan bir şey andı. Sonra (hadîs metnini rivayete devamla dedi ki) O:

Siz o (ordunun başında) geleni görünce kar üstünde emeklemek suretiyle de olsa (gidip) ona bey'at ediniz. Çünkü o, Allah'ın halifesi MehriTdir, buyurdu."

Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir: Bu sahih bir sened olup râvileri güvenilir zâtlardır. Hâkim de bunu el-Müstedrek'te rivayet ederek Buhârİ ile Müslim'in şartı Üzerine sahih olduğunu söylemiştir.



4085) "... Alî (Radtyallâhü anhyden rivayet edildiğine göre; Resûluüah (Sallattahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:

El-Mehdi, bizden, Ehli Beyt'tendir. Allah onu bir gecede İslah eder

(yâni tevbesini kabul eder veya feyizler ve hikmetlerle donatır)."

Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir : Buhârİ, et-Tarih'te İbrahim bin Muham-med bin el-Hanefiyye'nin bu hadisinin arkasında: Bunun senedi üzerinde düşünmek gerekir, demiştir. îbn-i Hibbân. îbrâhim. bin Muhammed'i güvenilir râviler arasında anmıştır. El-lclİ de onu güvenilir saymıştır. El-İcli'nin beyanına göre Buhârİ : Bunun rivayeti üzerinde düşünmek gerekir ve onun bundan başka hadisini bilmiyorum, demiştir. îbn-i Muin ve Ebû Zur'a, bunun rivayetinde bir beis olma* dığını söylemişlerdir. Râvi Ebû Davûd el-Haferl'nin adı Ömer bin Sa'd olup Müslim, kendi Sahihinde onun rivayetini almıştır. Senedin kalan râvileri güvenilir zâtlardır.



4086) "... Said bin el-Müseyyeb (Radtyallâhü anh)'ûea; Şöyle demiştir:

Biz (mü'mirilerin anası) Ümmü Seleme (Radıyallâhü anhâî'mn yanında idik. Bir ara Mehdi baklanda müzâkere yaptık. Bunun üzerine Ümmü Seleme (Radıyallâhü anhâ) : Ben, Resûluüah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'den işittim, buyurdu ki:

Mehdi, (kızım) Fâtıma'nın veled (nesi) indendir."



4087) "... Enes bfc Mâlik (Radtyallâhü anh)'den; Şöyle demiştir:

Ben, Resûlullah (SaUaîlahü Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdu ki:

Biz Abdulmüttalib'in çocukları cennet halkının büyükleriyiz. Ben, Hamza, AH, Ca'fer, Hasan Hüseyin ve Mehdi."

Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi hakkında konuşulmuştur. Râvi AH bin Ziyadl ne güvenilir sayanı ne de cerhedeni (tenkîd edeni) görmedim. Senedin kalan r&vUerl güvenilir «atlardır.



4088) "... Abdullah bin el-Hâris bin Cezi1 ez-Zübeydî (RadtyaUâhü atık)'-den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :

Doğudan bir takım insanlar çıkacak ve Mehdi için ortam hazirlı-yacaklar, buyurdu. O, Mehdî'nin hükümdarlığını kasdeder.

Not: Zevâİd'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Amr bin Câbir el-Had-raml t© Abdullah bin Lehla bulunur, tkisi de zayıftır.[121]



İzahı


Bu babın Ebû Said-i Hudrî (Radryallâhü anh)'a âit 2. hadisinin benzerini T i r m i z I • ve Ahmed de rivayet etmişlerdir. Saîd bin el-Müseyyeb (Radıyallâhü anh) 'a âit 5. hadîsi Ebû Dâvûd da rivayet etmiştir. Diğerleri notta belirtildiği gibi Zevâid nevindendir.

Hadislerde geçen ban kelimeleri açıklayalım ¦• Birinci hadiste geçen "İğravrakat ı Garkoldu, doldu, demektir. Teşrîds Kaçırmak, kaçmaya zorlamak, kovmak demektir.

Tatrid: Kovmak, sürmek demektir. Bu iki kelimenin mânâları birbirine yakındır. Bu hadîste geçen "Hayır" kelimesi ile kasdedilen mânânın hükümdarlık ve devlet yönetimi olduğu hadîsin son kısmından anlaşılıyor kanaatındayım. Hayır kelimesi ile iyi ve dinen faydalı şeyler mânâsının kasdedilmiş olması ihtimâli ise uzak bir ihtimaldir.

Kist i Adalet, demektir.

İkinci hadiste geçen "Küdûs: Toplanıp birikmiş bol şey' demektir. Her iki hadiste geçen "Habıv: Emekleyerek yürümek demektir.

A1 i (Radıyallâhü anh) 'in 4085 nolu hadisinde Allah'ın M e h -d i' yi bir gecede islah edeceği buyurulmuştur. İbn-i Kesir:

Yâni Allah M e h d î' yi bir gecede bağışlayıp kusurlarını afıv ona muvaffakiyet ve fazilet ihsan edecek, demiştir. El-Hafn, de Câmiü's-Sağîr'in haşiyesinde: Yâni Allah Teâlâ onu halka hüküm darlık yeteneğine ve ilmî faziletlere bir gecede kavuşturacak, demiş tir. Tercemede bu iki yoruma da işaret edilmiştir.

Saîd bin el-Müseyyeb'in 4086. hadisi ve benzeri hadîsler Mehdi' nin Hz. Fâtıma {Radıyallâhü anhâ) 'nm sülâlesinden olduğuna delâlet eder. Ancak onun Hasan (Radıyallâhü anh) 'in mı, yoksa Hüseyin (Radıyallâhü anh) 'in mi torunlarından olacağı hususunda ihtilâf vardır. Avnü'l-Mabûd yazan konu hakkında: Bu ihtilâfa işaret ettikten sonra e 1 - K a r i' in: Mehdi' nin hem Hasan (Radıyallâhü anh) 'm hem de Hüseyin (Radıyallâhü anh) 'in torunlarından olması mümkündür. Rivayetlerden anlaşılan en kuvvetli ihtimal onun baba tarafından H a -san (Radıyallâhü anh) 'a ve ana tarafından Hüseyin (Radı-yllâhü anh) 'a ulaşmasıdır, dediğini nakleder.

Tirmizi'nin İbn-i Mes'ûd (Radıyallâhü anhümâî'< rivayet ettiği bir hadîste Mehdi' nin isminin Peygamber (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm)'in ismi olacağı bildirilmiştir. Ebû D A -v ü d' un rivayetinde ise hem kendisinin hem de babasının isimlerinin Peygamber (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm)'in ve babasının isimleri olacağı bildirilmektedir. Bu rivayetlere göre Mehdi' nin ismi Muhammed, babasının ismi de Abdullah olacaktır. Mehdi kelimesi ise onun lâkabıdır.[122] 35- Melâhım (Şiddetli Savaşlar ve Çatışmalar) Babı Melâhım: Melheme'nin çoğuludur. Melhame, savaş meydanı veya şiddetli çatışma ve savaşma demektir. En-Nihâye'de: Melhame: Savaşmaya ve savaş yerine denilir. Bu kelime Lahme'den alınmadır. Lahme: Argaçtır. Çünkü bir dokunmuş halı, kilim gibi bir şeyin argacı ile çözgüsü birbirine girdiği gibi çatışmada insanlar da biribirine girer. Bir kavle göre bu kelime Lahm kelimesinden alınmadır. Lahm: et demektir. Savaşta çok mikdarda insan öldürüldüğü için savaş meydanı insan etleriyle dolmuş olur. 4089) "... Hassan bin Atiyye (Radtyallâhü ankümâ)'dan; Şöyle demiştir: Mekhûl ve İbn-i Ebi Zekeriyyâ (bir kere) Hâlid bin Ma'dân (Ra-dıyallâhü anhüm) 'un yanma gittiler. Ben de onlarla beraber gittim. Hâlid bin Ma'dan, Cübeyr bin NÜfeyr (Radıyallâhü anh)'den bize hadis rivayetinde bulundu. Hâlid bin Ma'dân dedi ki: Cübeyr (bir gün) bana i Bizimle beraber Zi Muhmer (Radıyallâhü anh) 'a gel, dedi. Zi Mıhmer, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemVin sahâbîlerinden bir adam idi. Ben de onlarla beraber gittim. Cübeyr, Zi Mıhmer'e (Müslümanlar ile Rumlar arasında yapılacağı haber buyurulan) barış andlaşmasını sordu (hakkında bilgi istedi). Bunun üzerine Z! Mıhmer: Ben, Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den şu buyruğu işittim, dedi: Rumlar sizlerle güvenceli bir barış andlaşmasını yapacaklar. Sonra siz ve onlar (başka) bir düşmanla savaşacaksınız ve zafer kazanıp, ganimet mallarım alıp (savaştan) salimen çıkacaksınız. Sonra savaştan dönüp nihayet tepeleri bulunan bir mer'aya varacaksınız. (Orada) haç ehlinden (yâni hırıstiyanlardan) bir adam haçı havaya kaldırarak t Haç (yâni hmstiyanlık dini) gâlib oldu, diyecek. Müslfimanlardan bir adam da kızarak kalkıp (adamın elindeki) haçı kınp ezecektir. İşte o zaman Rumlar barış andlaşmasını bozarak şiddetli savaş - çatışma için toplanacaklar. (Müellifimiz demiştir ki) Bize Abdurrahmân bin İbrahim ed-Dı-meşkî, el-Velîd bin Müslim aracılığıyla (yine) Evzâi'den rivayetle Hassan bin Atiyye'den kendi isnadıyla bunun mislini tahdîs etti (hadis rivayetinde bulundu) da hadîs metnine bu ilâveyi ekledi: Rumlar şiddetli savaş - çatışma için toplanacaklar ve o zaman beher bayrağın altında on iki bin kişi olmak üzere seksen bayrak altında (müslümanlarla savaşmaya) gelecekler." Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir : Bunun senedi basendir ve bunun bir kısmını Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.[123] İzahı Ebû Dâvûd bu hadîsin benzerini Melâhım kitabında rum-lann savaşlarına dâir hadîsler için açtığı bâbta rivayet etmiştir. Oradaki bir rivayette şu ilâve de vardır: «Müslümanlar da silâhlarına koşup savaşacaklar ve Allah o müslüman topluluğuna şehîdlik ikram edecektir.» Ebû Dâvûd'un rivayetinde hadisi Peygamber (Aleyhi's-sa-lâtü ve's-selâm) 'den naklen bildiren sahâbînin ismi Zi Minber diye geçer. Et-Tehzîb'te bu zâtın adının Zi Mihmer olarak rivayet edildiği gibi Z î Mihber olarak da rivayet edildiğini söylemiştir. Hadîste geçen bâzı kelimeleri açıklayalım: Hüdne i Barış andlaşması demektir. Burada müslümanlar ile ramlar arasında yapılacak barış andlaşması kasdedilmiştir. Avnü'l-Mabûd yazarı bu açıklamayı yaparak müellifimizin 4095. hadîsini açıklamaya mesned göstermiştir. Merc: Mer'a demektir. Tülûl da Tell'in çoğuludur. Teli, tepe demektir. Salîb i Haç demektir. Burada "Salîb galebe çaldı" sözünden mak-sad hınstiyanhk dininin galebe çaldığını iddia etmiştir. Hıristiyan kişi bu sözü ya mevcut barış andlaşmasını bozmak için veya sırf iftihar ve müslümanlan kızdırmak maksadıyla söylemiştir. Gaye t Bayrak demektir. 4090) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü ««/?,)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (SallaÜahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : Melâhîm (çatışmalar - savaşlar) vuku bulduğu zaman Allah, me-vâlîden öyle bîr ordu gönderecek ki atlar (inin cinsi) bakımından Birkaç Hâl Tercemesi Zî Mıhmer veya Zi Minber el-Habeşi (R.A.) sahâbi olup Şam'da ikâmet etmiştir. Beş aded hadîsi vardır. Hadislerini Ebû Dâvûd ve İbn-i Mâceh rivayet etmişlerdir. Râvilerİ Cübeyr bin Nüfeyr ve Hâlid bin Ma'dân'dır. (Hulâsa, 113) Cübeyr bin Nüfeyr el-Hadrami Ebû Abdirrahmân eş-Şâmi (R.A.) muhadram-lardan, yâni hem câhiliyet hem İslâmiyet devirlerine yetişmiş olup Ebû Bekr-i Sid-dik (R.A.) devrinde müslüman olmuştur. Kendisi Ubâde, Muâz bin Cebel, Hâlid bin el-Velid, Ebü'd-Derdâ, Ebû Zer ve Zi Mıhmer (R.A.)'dan hadîs rivayet etmiştir. Kendisinden de oğlu Abdurrahman, Hâlid bin Ma'dân, Mekhûl ve bir cemâat rivayette bulunmuştur. Müslim ve sünen sâhibleri onun hadîslerini rivayet etmişlerdir. H. 75. yılında vefat etmiştir. (Hulâsa, 61) Hâlid bin Ma'dân Ebû Abdillah (R.A.), bir gurup sahâbiden mürsel rivayette bulunmuştur. Ayrıca Muâviye, Mıkdâm bin Madikerib ve Ebü Ümâme (R.A.)'den de rivayette bulunmuştur. Kendisinden de Nür bin Yezîd, Muhammed bin İbrahim et-Teymi, Hassan bin Atiyye ve Safvân bin Amr rivayet etmişlerdir. Bu zât, tabiîlerin fıkıhçılarından ve seçkin simâlarmdandır. Yetmiş sahâbîye yetiştiğini söylediği kendisinden rivayet edilmiştir. Seleme bin Şebîb : O, günde kırk bin defa «Sübhanallah» zikrini tekrarlardı. Vefat edip cenazesi yıkanacağı zaman parmağım şöyle kımıldatmaya başladı, demiştir, H. yüz üç veya yüz dört, ya da yüz sekizinci yılı vefat etmiştir. (Hulâsa, 103) Hassan bin Atiyye el-Muhâribi Ebü Bekir ed-Dımeşkl, fıkıhçı olup Ebû Ümâme (R.A.)*den mürsel rivayette bulunmuştur. Çünkü ondan hadis işitmemiştir. Ayrıca İbnül-Müseyyeb'den de rivayette bulunmuştur. Kendisinden de Evzai ve Ebû Gassân Muhammed bin Ömer, rivayet etmişlerdir. Ahmed ve îbn-i Muîn, onun sıka, yâni güvenilir olduğunu söylemişlerdir. Zehebi'nin dediğine göre H. yüz otuzuncu yıl» yakın zamana kadar yaşamıştır. (Hulâsa, 76) Hassân'm bu hadisinde isimleri geçen Mekhûl ve îbn-i Ebi Zekeriyyâ isimli iki râvinin hal tercemesi için Hulasa'ya bakılabilir. Biz bu kadarla yetinelim. Arapların en kıymetlisi ve silâh yönünden onların en iyisi olup Allah, İslâm dinini onlarla te'yid (takviye) edecektir.** Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir : Bu, hasen bir seneddir. Râvi Osman bin el-Âtike hakkında ihtilâf vardır. 4091) "... Nâfi bin Utbe bin Ebî Vakkas (Radtyallâhü an A)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmujtar r Siz Arap Yarımadası (halkı) ile savaşacaksınız. Allah orayı (size) fethedecektir. Sonra ramlarla savaşacaksınız. Allah onlantn memleketini) de (size) fethedecektir. Daha sonra Deccâl ile savaşacaksınız. Allah onu da (size) fethedecektir (mağlûp edecektir). Câbir (bin Semüre) demiştir ki: Bu itibarla ramlar fethedilme-dikçe Deccâl çıkmaz,"[124] İzahı Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) 'm hadisi Zevâid nevin-dendir. Bu hadiste geçen Mevâlî: Mevlâ'nın çoğuludur. Mevlâ kelimesi, Rabb, mâlik, sâhib, efendi, nimet veren, ikramda bulunan, köleyi azadlayan, yardımcı, seven, tâbi olan, komşu, amcaoğlu, andlaşmah, sihri yönden akraba, köle, azadlanmış kişi ve kendisine nimet ve ikram edilen kişi gibi değişik mânâlara gelir. Miftâhûl-Hâce'de bu mânâlar açıklandıktan sonra şöyle denilmiştir : Bir de şu mânâ var: Bir işe bakan, yöneten kimseye mevlâ denilir. Hadîslerde ekseriyetle bu mânâda kullanılır. Hadîsteki Mevâlî sözcüğü ile Allah'ın emirlerine uyan ve yasaklarından sakınanların kasdedilmiş olması ihtimâli vardır. Bununla Mehdi' nin kasde-dilmiş olması kuvvetle umulur. S i n d î ise Mevâli sözcüğünü Arapların azadlamış olduğu kimseler mânâsına yorumlamış ve hadîsin ifâde tarzının mevâlî diye anılan insanların Araplardan olduğuna delâlet ettiğini söylemiştir. Fakat hadîsin ifâde tarzı Mevâlî'nin Araplardan olduğuna kesin biçimde delâlet etmez. Bilindiği gibi Araplar kendilerinden olmayanlara Mevâlî derler. Bu husus târih kitablannda da görülebilir. Bu itibarla İslâmiyet'i te'-yid ve takviye edeceği haber verilen toplumun Araplardan başka bir millet olması ihtimâli vardır. Kanaatımca haber verilen milletin yüce milletimiz olması muhtemeldir. Çünkü Abbasîler devrinden itibaren Türk milletinin İslâmiyet'e her bakımdan nasıl hizmet ettiği, yüce dinimizi Avrupa'da nasıl temsil ettiği, Viyana kapışma nasıl dayandığı ve özellikle Haçlı Seferleri karşısında kutsal topraklan korumak için asırlarca nasıl göğüs gerdiği târihin şeref levhalarında köklü yer etmiştir. Allah.Teâlâ en iyi bilendir. N â f i (Radıyallâhü anh) 'in hadisini Müslim de rivayet etmiştir. Oradaki rivayette Arap yarımadasının fethinden sonra î r â n' in fethedileceği ve bundan sonra Rum memleketinin fethedileceği haber verilmektedir. Yine oradaki rivayete göre "Nâfi (Radı-yallâhü anh), Câbir bin Semûre (Radıyallâhü anh) 'a i Yâ Câbir Rumlar fethedilmedikçe Deccâl'ın çıkacağını sanmıyoruz, demiştir." Görüldüğü gibi bu noktaya âit cümle, Müellifimizin rivayetinde C â b i r' e aittir. Bir Hâl Tercemesi: Nâfi bin Utbe bin Ebl Vakk&s (R.A.), Mekke'nin fetih günü müslüman olmuştur. Müslim onun bir hadisini (ki bu hadîstir) rivayet etmiştir. Rftvisl Câbir bin Semûre CBJLyûu. (Hulâsa, 399) 4092) "... Muâz bin Cebel (Radtyallâhü ank)'âen rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Setlem) şöyle buyurmuştur: Büyük savaş, Kustuntiniyye fethi ve Deccâl'ın çıkması yedi ayda vuku bulur." 4093) "... Abdullah bin Büsr (Radtyattâhü anhümâ)'âan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Seüem) şöyle buyurdu, demiştir: Melhame (yâni büyük savaş) ve el-Medîne (yâni Kustuntiniyye) fethi arasında altı yıl bulunur. Deccâl da yedinci yılda çıkar." [125] İzahı Muâz (Radıyallâhü anh)'in hadîsini Tirmizî ve Ebû 0 â v û d da rivayet etmişlerdir. Abdullah bin Büsr (Radıyallâhü anh)'in hadîsi ise Ebû Dâvûd ve Ahmed tarafından da rivayet edilmiştir. Bu hadîste geçen "El-Medîne" sözcüğü Kustuntiniyye olarak yorumlanmıştır. Sindi ve baş-kası böyle demiştir. Kustuntiniyye, Kustantiniyye ve Kustun-tine biçiminde rivayetler vardır. Bundan maksadın İstanbul olduğu şerhlerden anlaşılmaktadır. Bu iki hadîs arasında açık bir çelişki mevcuttur. Çünkü birincide yedi ay denilmekte iken ikincide altı yıl ifâdesi bulunuyor. Ebû Dâvûd bu iki hadîsi rivayet ettikten sonra ikinci hadîsin birinci hadîsten daha sıhhatli olduğunu beyân etmiştir. Avnü'l-Mabûd yazan birinci hadisin senedindeki râvi Ebû Bekir bin Ebî Meryem'in zayıf olduğunu söylemiştir. E 1 -Münzirî de ikinci hadisin senedinde bulunan râvi B a k i y y e bin e 1 - V e 11 d' in güvenilirliği hakkında tartışma olduğunu söylemistir. Hülâsa ikinci hadîs birincisine nisbeten daha sağlıklıdır. Bu itibarla tercih edilir. S i n d î' nin beyânına göre bâzı ilim adamları bu iki hadis arasında görülen çelişkinin şu şekilde giderilmesinin mümkün olduğunu söylemişlerdir: Haber verilen savaşın başlangıcı ile nihayete ermesi arasındaki sürenin altı yıl olması mümkündür. Yâni bu savaş altı yıl sürebilir ve savaşm nihayeti ile Kustuntîniyye' nin fethi ve Deccâl'ın çıkması yedi ayda vuku bulur. 4094) "... Amr bin Avf (RadtyaUâhü anhyten rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallaltahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: Bevlâ (denilen yer) de müslümanlann düşmana karşı sınırda nöbet bekleyen silâhlı kuvvetlerin en düşüğü olmadıkça kıyamet kopma-yacaktır. Sonra O, (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : Yâ Alî, Yâ AK, Yâ Alî, buyurdu. AK de: Babam anam sana feda olsun (Buyur), dedi ResûM Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : emiştir. Hülâsa ikinci hadîs birincisine nisbeten daha sağlıklıdır. Bu tibarla tercih edilir. S i n d î' nin beyânına göre bâzı ilim adamları bu iki hadîs ara-ıında görülen çelişkinin şu şekilde giderilmesinin mümkün olduğu-ıu söylemişlerdir: Haber verilen savaşın başlangıcı ile nihayete er-nesi arasındaki sürenin altı yıl olması mümkündür. Yâni bu savaş ıltı yıl sürebilir ve savaşın nihayeti ile K u s t u n t î n i y y e' nin ethi ve D e c c â 1' in çıkması yedi ayda vuku bulur. 4094) "... Amr bin Avf (RadıyaUâhü anhyden rivayet edildiğine göre; tesûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: Bevlâ (denilen yer) de müslümanlann düşmana karşı sınırda nö->et bekleyen silâhlı kuvvetlerin en düşüğü olmadıkça kıyamet kopma-racaktır. Sonra O. (Saîlallahü Aleyhi ve Sellem) :

Yâ Ali, Yâ AK, Yâ Alî, buyurdu. AH de:

Babam anam sana feda olsun tBuyur), dedi Resûl-i Ekrem (Sal-allahü Aleyhi ve Sellem):

Siz muhakkak Benü'l-Asfar (yâni rumlar) ile savaşacaksınız. Sizden sonra gelenler de onlarla savaşacaktır. Nihayet Allah yolunda hiç bir kınayanın kınamasından korkmayan, seçkin müslümanlar olan Hicaz halkı onlarla savaşa çıkacaklar ve teşbih ve tekbirle Kustun-tiniyye'yi fethedecekler. O güne dek mislini elde etmedikleri öyle bol ganimet mallarını elde edecekler ki kalkanlarla bölüşecekler. Gelen bir adam da (müslümanlara) : Şüphesiz Deccâl sizin memleketlerinizde çıkıverdi, diyecek. Bilmiş olunuz ki o haber yalandır. Artık o haberi tutan (yâni inanan) pişmandır, terkeden (yâni inanmayan) da pişmandır, buyurdu."

Not: Zevâid'de şöyle denilmiştir : Bunun senedinde Kesîr bin Abdlllah vardır. Şafii ve Ebû Dâvüd onun yalancı olduğunu söylemişlerdir. tbn-İ Hibb&n da şöyle demiştir : O, babası aracılığıyla dedesinden bir takım mevzu hadisler rivayet etmiştir. O hadîsleri kitablarda zikretmek ve o adamdan rivayette bulunmak helal değildir. Meğer ki hayret ve şaşkınlık yönünde ola.[126]



İzahı


Senedinin durumu yukarda anlatılan ve Zevâid nevinden olan bu hadîste geçen "Mesâlıh" Meslehe'nin çoğuludur. Mesleheı Düşmana karşı gediklerde bekleyen silâhlı güç demektir. Meslehe: Düşmanın saldırmasına elverişli gedikler ve sınırlar mânâsına da gelir.

Bevlâ i Bir semtin adıdır. Sindi' nin beyânına göre en-Nihft-ye'de şöyle denilmiştir -. Bevlâ, bedevilerin hacıları soyduğu bir yerin ismidir.

Benü'l-Asfar, rumlardır.

Etrise ı Türs'ün çoğuludur. Türs, kalkan demektir. Ganimet malları çok olunca kalkanlar ölçek olarak kullanılmıştır.

Decc&l'm çıktığına dâir gelen yalan habere inananın pişman olması sebebi açıktır. Çünkü gelen haber asılsızdır. înanmayıp da bu habere kulak vermeyen kimsenin pişman olmasının sebebi ise Decc&l'm o olaydan sonra pek zaman geçmeden çıkmasıdır. Bu itibarla bu haberi duyan kimse D e c c â 1' a karşı hazırlıklı olsa daha iyi etmiş olur. Sindi bu iki cümleyi böyle açıklamıştır.



4095) "... Avf bin Mâlik el-Eşcat (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, deriıiştir :

Benü'l-Asfar (yâni rumlar) ile aranızda bir barış andlaşması olacak. Sonra onlar bu andlaşmayı tek taraflı olarak bozacaklar ve her bayrağın allında on iki bin kişilik kuvvet bulunmak üzere seksen bayrak altında size (savaş açmak için) gelecekler."[127]



36- Türk (Lerle Savaşmak) Babı


4096) "... Ebû Hüreyre (Radtyaüâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :

Siz, ayakkabıları kıl olan bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kop-mayacaktır ve siz gözleri küçük bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kopmayac aktır."



4097) "... Ebû Hüreyre (Radtyallâhü anh)7den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:

Siz, gözleri küçük, burunları kısa - yassı ve yüzleri kat kat deri ile kaplanmış kalkanlar gibi (etli) bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır ve siz ayakkabıları kıl olan bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır."



4098) "... Amr bin Tağlib (Radtyallâhü ank)'den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den şu buyruğu işittim, demiştir:

Yüzleri yuvarlak ve geniş olan bir kavimle savaşmanız şüphesiz kıyametin alâmetlerindendir. O kavmin yüzleri kat kat deri ile kaplanmış kalkanlar gibi (kalın ve çok etliJdİr. Kıl ayakkabı giyen bir kavimle savaşmanız da şüphesiz kıyametin alâmetlerindendir.**



4099) "... Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:

Siz gözleri küçük ve yüzleri geniş - yuvarlak bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Onların gözleri çekirge gözleri gibi olup yüzleride kat kat deri ile kaplanmış kalkanlar gibidir. Kıl ayakkabılar giyerler, deriden mamul kalkanlar edinirler ve atlarını hurma ağaçlarına bağlarlar.'*

Not: Zev&id'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi basendir. Ravi Ammâr bin tfuhaouneâ hakkında İhtilaf vaidir. Bu hadisi tbn-i Htbban, kendi el-A'meş yoluyla rivayet «tariftir.[128]



İzahı


Müellifimizin kısmen değişik iki senedle rivayet ettiği E b û H ü r e y r e (Radıyallâhü anh) 'in hadîsini Buhâri, Müslim, Tirmizi ve Ebû Dâvûd da benzer lâfızlarla ve müteaddid senedlerle rivayet etmişlerdir. Amr bin Tağlib (Radıyallâhü anh) 'in hadisini Buhâri de rivayet etmiştir. Ebû S a î d (Radıyallâhü anh)'in hadîsi ise notta belirtildiği gibi Zevâid nevinden olup İbn-i Hibbân tarafından da rivayet edilmiştir.

Müellifimiz bu hadîslerin Türkler hakkında vârid olduğuna babın başlığı ile işaret etmiştir. Müellifimizin rivayet ettiği hadîslerde vasıfları açıklanan kavmin Türk olduğuna dâir bir kayıt yok ise de Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd ve Ne-s â i' nin bâzı rivayetlerinde bu kavmin Türk olduğu kaydı mevcuttur. Şöyle ki:

B uhâri' nin Cihâd kitabında açtığı "Bâbû Kıtâlı't-Türk = Türklerle savaş Babı" bölümünde "Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) 'den rivayet ettiği bir hadîs şöyledir:

Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: Siz, gözleri küçük, yüzleri kırmızı, burunları kısa-yassı ve yüzleri kat kat deri ile kaplanmış kalkanlar gibi (kalın, etli) olan Türklerle savaşmadık-ça kıyamet kopmayacaktır ve siz, ayakkabıları kıl olan bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır."

M ü s 1 i m' in de "Kitâbü'l-Fiten"in 18. babında rivayet ettiği Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) 'in bir hadîsi şöyledir:

"Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki t Müslümanlar Türklerle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktrı. Onlar, yüzleri kat kat deri ile kaplanmış kalkanlar gibi (kalın, etli) olup kıl elbise giyen ve kıl ayakkabı İle yürüyen bir kavimdir."

Bu hadîsi Ebû Dâvûd ve Nesâi de rivayet etmişlerdir.

Bu rivayetler bu bâbtaki hadîslerin Türkler hakkında vârid olduğuna delâlet eder. Bu nedenledir ki Müellifimiz de Buhârî, Ebû Dâvûd ve Tirmizi gibi bu hadîslere ait babın başlığını bu şekilde düzenlemiştir.

Müslümanlar ile Türkler' den olduğu anlaşılan söz konusu kavim arasında vuku bulacağı bir mu'cize mâhiyetinde haber verilen savaşın şimdiye kadar meydana gelip gelmediğine dâir ilim ehlinin görüşünü ilerde açıklamak üzere şimdi hadîslerde geçen bâzı kelimeleri açıklayalım:

Hadîsler o kavmin ayakkabılarının kıl olduğunu ifâde eder. Avnü'l-Mabûd yazarı bu hususla ilgili olarak şu bilgiyi verir: Kurtubi, Tezkiremde : Onlar kıllardan mamul iplikten ehrise yaptıkları gibi ayakkabı da yaparlar. Hadîsin açık mânâsı budur. Bu cümleden maksad şu da olabilir: Onlar saçlarını o kadar uzatırlar ki gür ve uzun saçları bayağı elbise gibi vücudtannı örter ve ayaklarına kadar sarktığı için ayakkabıları kıldandır, tâbiri kullanılmıştır. Fakat birinci mânâ açık olanıdır, demiştir.

S ü y û t i: de: Kasdedilen mânâ birinci mânadır. Çünkü o kavmin memleketi soğuktur. Başka giysiler onlara yaramaz, demiştir.

E 1 - K a r i de: Yâni onlar çarık giyerler. Çarıklar tabaklanmamış deriden olduğu için kıl ayakkabı tâbiri kullanılmıştır, der.

N e v e v î de: Onlar kıldan mamul ayakkabılar giyerler. Bizim zamanımızda da bu nevî ayakkabılar giyerler, demiştir.

Zülf t Ezlef'in çoğuludur, Zelef kökünden alınmadır. Zelef, burunun kısalığı ve yassılığıdır.

Mecann: Micenn'in çoğuludur, kalkanlar demektir. Mutraka: Kat kat deri ile kaplanmış, demektir. Bir kavle göre yüzü deri ile kaplanmış demektir.

Nevevl: O kavmin yüzlerinin kat kat deri ile kaplanmış kalkanlara benzetilmesinden maksad yüzlerinin genişliği, yuvarlaklığı ve yanak yumrularının yüksekliği itibariyle anılan kalkanlara benze-tilmesidir, der.

El-Kari de: Yüzleri geniş ve yuvarlak olduğu için kalkanlara benzetilmiş ve kaim olup çok etli olduğu için de kat kat deri U« kaplanmış kalkanlara benzetilmiş, demiştir.

Cerâd t Çekirge demektir.

Hadak i Çekirgenin göz bebeğidir.

Derak da deriden mamul ağaçsız ve kirişsiz kalkandır.

Bu hadîslerde haber verilen savaş vuku bulmuş mu, bulmamış mı?

Bu hususla ilgili olarak K u r t u b i özetle şöyle derler:

617. ydın 5. ayında islâm memleketlerine saldıran Tatar orduları Horasan beldelerini kılıçtan geçirdiler. Sâsân Oğulları memleketlerinin altım üstüne getirdiler. N e ş â v e r şehrini yakıp yıktılar. Rey, Kazvin, Erdebîl, Merâğa ve Âzerbeycân bölgelerini istilâ ederek halkını imha ettiler. Ancak mağaralara sığınabilenler kurtulabildiler. Bu memleketlerde bulunan sayısız eşraf ve âlimleri öldürdüler. Kadınları ve çocukları öldürmekten geri kalmadılar. îsfahan ve dolaylarını da yakıp yıktılar. Atlarını cami ve mescidlerin direklerine bağladılar...

Aynî de Buhârî' nin şerhinde buna benzer bilgi vermektedir.

Hadîslerde haber verilen savaş Tatar ordularının yaptığı tahribat olabilir. Allah en iyi bilendir.

Antr Un TağUb dUM^m Hâl Tferoemesl:

Amr bin Tağlib en-NÛmerl veya el-Abdl el-Cüvasl (BJU sabftbkttr. Cfkvftat Bahreyn'in köylerindendir. Bu zâtın iki hadisi vardır. Buharl İki hadisini de rivayet etmifttr. Nes&l ve İbn-i Mftceh de onon hartlutni rirâyet etinfflenBr. UtorBmt el-Kasan ve etHakem bin el-A'rectir. (HulAsa, 387)[129]




--------------------------------------------------------------------------------

[1] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/131.

[2] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/131-132.

[3] Enfal.39

[4] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/132-138.

[5] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/138-139.

[6] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/139-141.

[7] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/142.

[8] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/142-144.

[9] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/144-146.

[10] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/146-147.

[11] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/147-148.

[12] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/148-149.

[13] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/149-150.

[14] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/150-151.

[15] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/151-152.

[16] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/152-153.

[17] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/153-154.

[18] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/154-155.

[19] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/155-156.

[20] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/156.

[21] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/156-157.

[22] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/157-159.

[23] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/159-162.

[24] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/162-165.

[25] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/165-168.

[26] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/169.

[27] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/169-170.

[28] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/170-172.

[29] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/172-178.

[30] Hulasa, 41, 494 ve Tuhfetttl-Ahvezl C. 3, Sah. 223Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/178-179.

[31] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/179-180.

[32] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/181-182.

[33] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/182-183.

[34] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/183-185.

[35] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/185-189.

[36] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/189-191.

[37] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/191-192.

[38] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/192-193.

[39] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/193-194.

[40] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/194-196.

[41] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/196-198.

[42] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/198-199.

[43] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/199-200.

[44] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/200-203.

[45] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/203.

[46] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/203-204.

[47] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/205-206.

[48] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/206-207.

[49] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/207-209.

[50] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/209-211.

[51] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/211-213.

[52] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/214-215.

[53] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/215-218.

[54] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/218-219.

[55] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/219-220.

[56] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/220-223.

[57] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/223-224.

[58] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/224.

[59] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/225-226.

[60] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/226-227.

[61] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/228-230.

[62] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/231-232.

[63] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/232-236.

[64] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/236-237.

[65] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/237.

[66] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/237-239.

[67] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/239-241.

[68] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/241-242.

[69] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/243.

[70] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/243-245.

[71] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/245-246.

[72] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/246-247.

[73] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/247.

[74] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/247-248.

[75] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/248-250.

[76] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/250-251.

[77] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/251-256.

[78] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/257-259.

[79] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/259-262.

[80] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/262-264.

[81] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/264-265.

[82] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/265-266.

[83] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/266-267.

[84] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/268-270.

[85] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/271.

[86] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/272.

[87] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/272-273.

[88] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/273-274.

[89] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/274-275.

[90] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/275-277.

[91] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/275-277.

[92] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/277.

[93] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/277-279.

[94] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/279-281.

[95] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/282.

[96] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/283-286.

[97] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/286-287.

[98] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/287-289.

[99] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/289-292.

[100] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/293.

[101] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/293-296.

[102] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/296-298.

[103] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/298-300.

[104] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/300-302.

[105] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/303-304.

[106] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/305.

[107] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/306-307.

[108] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/307-308.

[109] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/309-310.

[110] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/310-312.

[111] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/312-313.

[112] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/313-314.

[113] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/314-317.

[114] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/318-324.

[115] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/324-327.

[116] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/327-335.

[117] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/335-336.

[118] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/336-340.

[119] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/340-343.

[120] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/343-345.

[121] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/345-350.

[122] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/350-351.

[123] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/351-353.

[124] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/353-355.

[125] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/355-357.

[126] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/357-359.

[127] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/359-360.

[128] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/360-361.

[129] Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/362-364.


Yorumlar