ÇEŞİTLİ DUALAR VE ZİKİRLER

 

islam




Bil ki, ben bu kısma faydalanılması büyük olan zikirlerle dualardan İnşa Allah çeşitli bölümler ortaya koyacağım. Bu bölümleri sıraya sokmak için benimseyeceğimiz bir esas yoktur. Muvaffak kılan Allah'dır.


Sevinçli Bir Haberle Müjdelenen Kimsenin Allah Tealâ'ya Hamd Ve Sena Etmesi Müstahabdır


Bil ki, kim yeni bir nimete kavuşur yahut ondan bir musibet kalkarsa, Allah Tealâ'ya şükür secdesi yapması ve Allah Tealâ'nın şanına uygun şekilde ona hamd ve senada bulunması müstahabdır. Bu konuda hadisler ve nakiller çoktur, meşhurdur.

763- Amr İbni Meymun'dan rivayet edilen Ömer İbni Hattab'ın şehid edildiği zamanla ilgili Şûra (hilâfetin altı kişi arasında görüşülüp bir kişinin seçilmesi) konusuna dair uzunca hadisde, Ömer Radıyallahu Anh oğlu Abdullah'ı Hazreti Aişe Radıyallahu Anha'ya gönderdi. Bununla iki arkadaşı (Peygamber veEbû Bekir) ile beraber yanında defnedilmek için, Hazreti Aişe'den izin istemişti. Abdullah (gidip) dönünce, Ömer sordu:

Sende ne haber var? Abdullah:

— Senin sevdiğin (izin çıkma haberi) var, ey mü'minlerin emiri! (Aişe) izin verdi, dedi. Hazreti Ömer: Allah'a hamd olsun. Benim için bundan daha önemli bir şey yoktu, dedi.[1]



Horoz Ötmesini, Merkeb Anırmasını, Köpek Havlamasını İşitenin Okuyacağı Dualar


764- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir. O da Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Merkeblerin anırmasını işittiğiniz zaman, Şeytanın şerrinden Allah'a sığının çünkü onlar bir Şeytan görmüşlerdir. Horozların ötmelerini işittiğiniz zaman, Allah'ın fazlından isteyin; çünkü onlar bir melek görmüştür."[2]

765- Câbir İbni Abdullah'dan (Radıyallahu Anhüma) rivayet edildiğine göre demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Geceleyin köpeklerin havlamasını ve merkeblerin anırmasını işittiğiniz zaman Allah'a sığının; çünkü onlar sizin görmediklerinizi görürler."[3]


Yangın Görünce Okunacak Dualar


766- Amr İbni Şuayb'dan rivayet edilmiştir. O babasından, babası da dedesinden (Radıyaİlahu Anh) rivayetinde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

"Yangını gördüğünüz zaman tekbir getirin (Allahu Ekber deyin çünkü tekbir onu söndürür. "[4]

Bununla beraber felâket dualarını yapmak da müstahab olur. Biz bunları ve bunlarla ilgili duaları musibetler ve felâketler zamanında ortaya çıkan haller için yapılacak duâ ve zikirleri bir bölümde daha önce yazmıştık.


Toplantıdan Kalkarken Okunacak Dualar


767- Ebû Hüreyre'den yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah SalalIahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

"Kim bir mecliste oturur da orada çok boş söz söylerse, sonra o meclisten kalkmadan önce şöyle derse, muhakkak o meclisinde olan günahları bağışlanır:

"Sübhânekellâhümme ve bihamdike. Eşhedû en la ilahe illâ ente. Estağfiruke ve etûbü ileyke."

"Allah'ım, Sana hamd ederek Seni noksanlıklardan tenzih ederim. Senden başka İlâh olmadığına şahidlik ederim. Senden mağfiret dilerim ve Sana tevbe ederim."[5]

768- Ebû Berze'den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir. Onun ismi Nadle'dir. O önceki hadisi şöyle anlatmıştır:

"Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem meclisten kalkmak istediği zaman işin sonunda şöyle derdi: (Allah'ım, Sana hamd ederek Seni noksanlıklardan tenzih ederim. Senden başka ilâh olmadığına şahidlik ederim. Senden mağfiret dilerim ve Sana tevbe ederim. Bunun üzerine bir adam dedi: Yâ Resûlellah, sen bir söz söylüyorsun ki, geçmişte onu söylememiştin. Peygamber (s.a.v): Bu, mecliste olanlara bir keffarettir, buyurdu.[6]

Hilyetü'l-Evliya kitabında Hazreti Ali'den (Radıyallahu Anha) yapılan rivayetde şöyle demiştir: Tam bir ölçekle ölçmeyi (çok sevab almayı) kim seviyorsa, meclisinin sonunda yahut kalkacağı zaman şöyle desin:

"Sübhâne rabbike rabbi'l-izzeti amma yesifûn veselâmün ale'l-mürselîn ve'l-hamdü lillâhi rabbi'I-âlemin."

"İzzet sahibi olan senin Rabbın (müşriklerin yaptıkları uygunsuz) vasıflanmalar dan münezzehtir. Peygamberlere selâm olsun. Hamd, alemlerin Rabbine mahsustur.).


Bir Toplum İçinde Oturan Kimsenin Hemkendine Hem De Beraberinde Bulunanlara Edeceği Dualar


769- İbni Ömer'den (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayetle o şöyle demiştir: "Resûlüllah Sallaüahu Aleyhi ve Sellem çok kez arkadaşları için şu duayı yapmadıkça meclisten kalkmazdı:

"Allâhümme'ksim lenâ min haşyetike mâ yehulu beynenâ ve beyne me-âsike ve min tâatike mâ tübelliğûnâ bihi cenneteke ve mine'l-yakîni mâ tühevvinü bihî aleynâ mesâibe'd-dünyâ. Allâhümme metti'nâ biesmâinâ ve ebsârinâ ve kuvvetinâ mâ ahyeytenâ vec'alhü'l-vârise minnâ. Ve'eal se'renâ alâ men zalemnâ. Vensurnâ alâ men âdâna ve lâ tec'al musibete-nâ fi dîninâ ve lâ tec'ali'd-dünyâ ekbere hemminâ ve lâ meblega ilminâ ve Iâ tusellit aleynâ men lâ yerhamhunâ."

"Allah'ım! Bizimle yasakların arasında engel olan Sana saygı korkusundan bize bir pay ve bizi cennete kavuşturacak olan Sana itaatten da bize bir pay ver. Dünya Musibetlerini bize hafifletecek olan bir iman kuvveti bize ver. Allah'ım! Bizi hayata kavuşturduğun kuvvetimizle, gözlerimizle ve kulaklarımızla bizi faydalandır ve bunu bizden geleceklere varis kıl. Bize zulmedenlere karşı intikamımızı al ve bize düşmanlık edenler üzerine bize zafer ver. Musibetimizi dinimiz hakkında yapma. Dünyayı en büyük gayemiz ilmimizin maksadı yapma. Bize acımayanları üzerimize musallat kılma. "[7]


Allah'ı Anmadan Önce Meclisten Kalkmanın Mekruhluğu


770- Sahih isnadla Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan riva-yetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

"Bir meclisten kalkan bir toplum o mecliste Allah Tealâyı anmadan kalkarsa, bir merkeb leşinden kalkmış gibi olurlar ve onlar için bu bir pişmanlık Olur."[8]

771- Ebû Hüreyre'den rivayet edilmiştir. O da Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den rivayetettiğinegöre, Peygamber (S.A.V): "Kim bir yerde oturur da orada Allah Teafâ'yı anmazsa,-Allah'a bir noksanlık yapmış olur. kim de bir yatakta uzanır da orada Allah'a Tealâ'yı anmazsa, Allah'a karşı bir noksanlık yapmış olur, buyurdu."[9]

772- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu.

"Bir toplum bir mecliste oturur da orada Allah Tealâ'yı anmazlar ve orada peygamberlerine Salât getirmezlerse, muhakkak onlar üzerine bir noksanlık olur. Allah dilerse onlara azâb eder, dilerse onları bağışlar."[10]


Yolda Zikir Etmek


773- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

"Bir toplum bir mecliste oturur ve orada Aziz ve Yüce olan Allah'ı anmazlarsa, onlar aleyhine bir noksanlık olur. Bir adam da bir yola çıkar da o yolda Aziz ve Yüce olan Allah'ı anmazsa onun aleyhine bir noksanlık olur.[11]

774- Ebû Ümâme El-Bahilî'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde o şöyle anlatmıştır: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Tebük'de iken Cibril Aleyhisselâm ona gelip şöyle dedi: Yâ Muhammedi Muaviye İbni Muaviye El-Müzenî'nin cenazesinde bulun (namazını kıl, o Medine'de vefat etmiştir.) Bunun üzerine Resûlüllah Sallallahu Aleyh ve Sellem (onun namazım kılmak için) çıktı. Cibrîl de yetmiş bin melekle indi. Sağ kanadını dağlar üzerine koydu da onlar eğildiler. Sol kanadını da yerler üzerine koydu da onlar düzeldiler. Öyle ki, Mekke ve Medine'i gördü. Böylece Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Cibril ve melekler (üzerlerine selâm olsun) namazı kıldı. Peygamber namazı bitirince şöyle sordu: Yâ Cibril! Muaviye hangi şeyle bu dereceye ulaştı? Cebrail: İhlâs sûresini ayakta iken, süvari ve yaya yürürken okumakla..." dedi.[12]


Öfkelenince Okunacak Dualar


Allah Tealâ şöyle buyurmuştur: (Takva sahibi olanlar o kimselerdir ki, bollukta ve darlıkta harcama yaparlar), öfkelerini yutarlar insanların kusurlarını bağışlarlar. Allah iyilik edenleri sever."[13] Yine Allah Tealâ buyurmuştur:

"Eğer şeytandan bir dürtüş seni kaydıracak olursa, Allah'a sığın. Allah söylenenleri işitendir, yapılanları bilendir.”[14]

775- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

"Pehlivan kuvvetli değildir. Kuvvetli kızgınlık halinde nefsine sahib olandır. "[15]

776- İbni Mesud'dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Sizde pehlivanlık ne demektir? Dedik ki, insanların yenemediği kimsedir. Peygamber, bu değildir; ancak kızgınlık halinde nefsine sahib olandır.

777- Sahâbî olan Muaz İbni Enes El-Cühenî'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim kızgınlığının (öfkesinin) gereğini yerine getirmeye kadir olduğu halde onu yutarsa, noksanlıklardan münezzeh olan Allah Tealâ ki-yâmet gününde onu insanların başlarında çağırır.[16] Öyle ki, cennet hurilerinden dilediğini seçme imkânını ona verir. "[17]

778- Sahâbî olan Süleyman İbni Sured'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle anlatmıştır: "Ben Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile oturuyordum, iki adam da kötü sözlerle birbirleri ile atışıyorlardı. Birinin yüzü kızarmış ve boğazının damarları şişmişti. Bunun üzerine Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

Ben bir söz biliyorum ki, eğer (bu öfkeli adam) onu söylemiş olsaydı, duyduğu (Öfke) ondan giderdi. Eğer "Eûzü biUâiıimine'ş-şeytâni'r-racîm", deseydi ondaki öfke giderdi. (Ashabdan orada bulunanlar) adama şöyle dediler:

— Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın, dedi. Adam:

— Bende delilik mi var? (ki, Şeytandan Allah'a sığınayım. Adam öfkesi içinde bir anlayışsızlıkla münasebetsiz bir söz söylemiş oldu.)[18]

779- Ebû Dâvud ve Tirmizî'nin kitablannda Abdurrahman îbni Leylâ'dan rivayet edilmiştir. O da Muaz îbni Cebel'den,. Muaz da (Radıyallahu Anh) Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den aynı mana ile bu hadisi anlatmıştır.

Tirmizî demiştir ki, bu mürsel hadistir; yani Abdurrahman Muaz'a yetişmemiştir.

780- Hazreti Aişe'den (Radıyallahu Anhâ) yapılan rivayetde o şöyle demiştir: "Ben öfkeli bir halde iken Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma geldi. Burnumun yumuşağından tutup onu ovdu. Sonra: Ey Ayşecik, şöyle söyle: Allah'ım, benim günahımı bağışla, kalbimin kinini gider ve beni Şeytan'dan koru, dedi."[19]

781- Sahâbî olan Atıyye İbni Urve Es-Sa'di'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

"Öfke Şeytandandır. Şeytan da ateşten yaratılmıştır. Ateş ancak su ile söndürülür. O halde sizden biriniz öfkelenince abdest alsın."[20]


İnsanın Sevdiği Kimseye Onu Sevdiğini Bildirmesinin Müstahablığı


782- El-Mıkdam İbni Ma'dî Keribe'den (Radıyallahu Anh) yapılan ri-vayetde, Peygamber Sallallahu aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu anlatmıştır:

"İnsan kardeşini sevince onu sevdiğini kendisine bildirsin."[21]

783- Enes'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında bir adam vardı. Sonra bir adam uğrayıp:

— Yâ Resülellah! Ben bu adamı seviyorum, dedi. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona dedi ki:

— Sevdiğini ona bildirdin mi? Adam: hayır, dedi. Peygamber (s.a.v):

— Ona bildir, dedi. Bunun üzerine adama kavuşup şöyle dedi:

— Ben, Allah için seni seviyorum O da şöyle cevab verdi:

— Beni kim için sevmişsen, o seni sevsin."[22]

784- Muaz İbni Cebel'den yapılan rivayete göre; "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Muaz'm elinden tuttu ve şöyle dedi: Ey Muaz! Vallahi ben seni seviyorum. Sana tavsiye ediyorum ey Muaz, her namazın sonunda şöyle söylemeyi asla terk etme:

"Allâhümme e'innî alâ zikrîke ve şükrike ve hüsni ibâdetike."

"Allah'ım! Seni zikretmek, nimetlerine şükretmek ve Sana güzel ibâdet etmek üzere bana yardım et."[23]

785- Yezid İbni Nuâme El-Dabiyyi'den yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

"İnsan bir adamı kardeş edindiği zaman adını, babasının adını ve kimden olduğunu sorsun; çünkü böyle yapmak sevgiyi daha bağlayıcıdır."


Bir Hastalığa Yahut Başka Bir Musibete Tutulanı Görünce Okunacak Dualar


786- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim Bir musibete uğramışı görür de:

"Elhamdü lillâhillezî âfânî mimmâ ibtelâke bihi ve faddahnî alâ kesî-rin mimmen haleka tafdîhn."

"Seni mübtelâ kıldığı şeyden bana afiyet veren ve yarattığı çok kimselerden beni üstün kılan Allah'a hamd olsun, derse, o belâ ona isabet etmez."[24]

787- Ömer İbni Hattab'dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayette Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

"Kim belâ sahibini görür de:

"Elhamdü lillâhilîezî âfânî mimmebtelâke bihî ve faddalenîalâ kesîrin mimmen haleka tafdîlen."

"Seni mübtelâ kıldığı şeyden bana afiyet veren ve yarattığı çok kimseler üzerine beni üstün kılan Allah'a hamd olsun", derse muhakkak o belâdan nerede olursa olsun yaşadığı müddet kurtulmuş olur."[25]

Ben derim ki: Gerek mezhebimize bağlı olan ve gerekse bağlı olmayan âlimler demişlerdir ki, insan bu sözleri kendi nefsine işittirecek şekilde gizli söylemeli, belâya uğramışa duyurmamalıdır. Çünkü bu sözlerden kalbi incinir. Fakat bir fesaddan korkulmadığı takdirde, adamın belâsı birgü-nahdan dolayı ise bu sözler aşikâre söylenebilir. En iyisini Allah bilir.


Kendisinin Veya Bir Sevdiğinin Halindensorulanın Allah'a Hamd Etmesinin Ve İyiliğini İfâde Edecek

Cevap Vermesinin Müstehaplığı


788- İbni Abbas'dan (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayete göre: "Hazreti Ali (Radıyallahu Anh), Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefat ettiği hastalığı zamanında huzurundan çıktı. İnsanlar:

— Ey Ebu Hasan! Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem nasıl sabahladı? O;

— Allah'a hamd olsun iyi olarak sabanladı, dedi."[26]


Çarşıya Girince Okunacak Dualar


789- Ömer İbni Hattab'dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur "Kim çarşıya girer de:

"Lâ ilâhe illâllâhu vahdehûlâşerikelehû, lehu'l-mülkü ve lehü'1-hamdü yuhyî ve yumîtu ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi'l-hayru ve hüve alâ külli şey'ın kadir."

"Allah'dan başka İlâh yoktur, yalnız O vardır. O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd da O'na mahsustur. Öldürür ve diriltir. O hayat sahibidir, ölmez. Hayır onun elindedir. O, herşeye kadirdir." Derse, Allah ona bin kere (milyon) sevab yazar ve ondan milyon günah siler. Derecesini de milyon kere yükseltir. "[27]

Bunu Hakim Ebu Abdullah Buhârî ve Müslim üzerine yazdığı Müsted-rek kitabında çok rivayet yollan ile anlatmıştır. Bazı rivayetlerde de: "Allah ona Cennette bina yapar." ifadesini hadise eklemiştir. Orada daha ilâve

de vardır. Kavı üer ki: Ben Horasan'a gittim ve Kuteybe İbni Müslim'in yanına vardım. Ona dedim ki, sana bir hediye ile geldim. Bunun üzerine bu hadisi şerifi ona naklettim. Bundan dolayı Kuteybe İbni Müslim cemaatı ile beraber bineğine biner çarşıya varırdı. Böylece o sözleri söylerdi. Sonra dönerdi. Bunu Hakim de İbni Ömer'den rivayet ederek Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yükseltmiştir.

Hakim demiştir ki, bu bölümle ilgili Câbir'den, Ebu Hüreyre'den Bü-reyde El-Eslemî'den ve Enes'den rivayet edilen hadisler vardır. Bu kitabın sıhhat şartlarına en uygun olanı bu lâfızdan değişik olarak Büreyde'-nin hadisidir. Hâkim bunu Büreyde'ye isnadla şöyle rivayet etmiştir:

790- Büreyde'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Resûlüllah Salallahu Aleyhi ve Sellem çarşıya girdiği zaman:

"Bismillâhi allâhümme innî es'elüke hayra hâzihi's-sûkı ve hayra mâ fîhâ ve eûzü bike min şerrihâ ve şerri mâ fîhâ. Allâhümme innî eûzü bike en usîbe fîhâ yemînen fâcireten ev safkatenhâsireten."

"Bismillah. Allah'ım, bu çarşının hayrını ve burada olan faydalı ve hayırlı şeyi Senden istiyorum. Bu çarşının kötülüğünden ve burada işlenen kötülüklerden Sana sığmıyorum. Allah'ım! Burada yalan yemine uğramaktan yahut ziyan olan bir alış-verişten Sana sığınırım."[28]


Sünnet Üzere Evlenene Yahut Satın Alana Yahut Şeriatın Güzel Saydığı Bir İşi Yapana: "İsabet Ettin"

Yahut 'Güzel Yaptın" Yahut Bunun Benzeri Söz Söylemenin Müstahablığı


791- Câbir'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana:

"— Ey Cabir, evlendin mi? diye sordu.

— Evet, dedim.

— Bekâr mı aldın dul mu? dedi.

— Dul yâ Resûlellah, dedim.

— Bakire alaydın da onunla eğlenirdin, o da seninle eğlenir şakalaşırdı?"

— Yahuf'Onunla gülüşürdün, o da seninle gülüşürdü" demiştir. Ben dedim ki:

— Babam Abdullah ölünce geriye dokuz, yahut yedi kız bırakmıştı. Onlara denk olan birini getirmeyi hoş bulmadım. İstedim ki bir kadın getireyim de onlara sahib olsun ve hallerini düzeltsin. Peygamber (s.a.v):

— İsabet ettin buyurdu. "[29]


Aynaya Bakınca Okunacak Dualar


792- Hazreti Ali'den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem anyana baktığı zaman şöyle derdi:

"Elhamdü lîllâh. Allâhümme kenıâ hassenle halkı fehassin huluki."

Hamd Allaha mahsustur. Allah'ım! Benim kılığımı güzel yarattığın gibi, ahlakımı da güzel yap."[30]

793- Enes (Radıyallahu Anh)dan yapılan rivayette Enes şöyle demiştir: Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aynada yüzüne baktığı zaman:

"Elhamdü lilîâhillezî sevvâ haîkî feaddelehû ve keneme surete vechî fehassenehâ ve ce'alenî mine'l-müslimîn."

"O Allah'a hamd olsun ki, benim yaratılışımı düzgün yapmış ve onu dengeli bir hale koymuştur, yüzümün şeklini iyi yapmış ve onu güzelleştirmiş ve benî de müslümanlardan yapmıştır"[31]


Kan Aldıranın Okuyacağı Duâ


794- Hazreti Ali'den (RadıyallahuAnh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu, Aleyhi ve Sellem;

"Kan aldırma zamanında kim Âyetel-Kürsi'yi okursa, kan aldırmasının yararı olur, buyurmuştur."[32]


Kulağı Çınlayanın Okuyacağı Duâ


795- Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in âzâdlısı Rafi'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Salallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizden birinizin kulağı çınladığı zaman beni hatırlasın ve bana Salât getirsin ve: Beni anan kimseye Allah hayır versin, desin."[33]


Ayağı Uyuşup Tutulanın Okuyacağı Duâ


796- Haysem İbni Haneş'den yapılan rivayetde şöyle anlatmıştır: "Biz Abdullah İbni Ömer'in (Radıyallahu Anhüma) yanında idik. Ayağı uyuşup tutuldu. Ona bir adam dedi ki, sana insanların sevimlisi olanını hatırla. Bunun üzerine: Yâ Muhammed Sallalahu Aleyhi ve Sellem dedi de, sanki bağdan çözülmüş gibi rahatladı."[34]

Mücahid'den yapılan rivayetde: İbni Abbas'ın (Radıyalluhu Anhüma) yanında bir adamın ayağı uyuştu. Bunun üzerine İbni Abbas (Radıyallahu Anhüma):

— Sana göre insanların en hayırlısı olanını hatırla, dedi, Adam:

— Muhammedün Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedi. Böylece uyuşukluğu gitti. "[35]

Yine İbni Sünnî'nin kitabında, Buhârî'nin şeyhlerinden biri olan İbrahim İbni'l-Münzir El-Hizamî'den rivayetimizde o demiştir: Medine'liler, (şair) Ebu Atahiye'nin şu güzel beytinden hoşlanırlardı:

Onun ayağı bazı zamanlar uyuşup tutulur; Eğer (sevdiğini kasdederek) ey Utbe, demezse, (ondan) uyuşukluk gitmez.


Müslümanlara Veya Yalnız Kendisine Zulüm Yapana Beddua Etmenin Caizliği


Bil ki, bu konu cidden çok geniştir. Bunun cevazı üzerinde kitab ve sünnetten deliller ile önceki ve sonraki mü'minlerin işleri birbirlerini güçlendirmiştir. Allah Sübhânehu ve Tealâ Hazretleri Kur'ama bilinen çok yerlerinde, (Allah'ın rahmet ve selâmı üzerlerine olsun) Peygamberlerin kâfirlere beddua ettiğini haber vermiştir.

797- Hazreti Ali'den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ahzab gününde (Hendek Savaşında): Bizi (kâfirler) ikindi namazından alıkoydukları gibi, Allah da onların kabirlerine ve evlerine ateş doldursun, dedi."

798- Çeşitli yollardan rivayet edildiğine göre:

"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem, (Bi'ri Manûne adı verilen olayda yetmiş kadar hafız ve) okuyucuları (Radıyallahu Anhüm) (pusuya düşürüp) öldürenlere beddua, etti ve bir ay onlar aleyhine şöyle duada bulundu: Allahım! Ri'l, Zekvan ve Usayye kabilelerine lanet et."[36]

799- İbni Mes'ud'dan uzunca rivayet edilen hadis: Ebu Cehil'in ve Ku-reyş'den olan arkadaşlarının deve işkembesini Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellemin sırtına koymaları ile ilgilidir. Bundan dolayı Peygamber (s.a.v) onlara beddua etti. Peygamber (s.a.v) duâ edince, üç defa duâ ederdi. Sonra Peygamber (s.a.v): Alah'im! Kureyş'i (kâfirlerini) helak et, dedi ve üç kez söyledi, sonra: Allah'ım! Ebu Cehil'i, Utbe İbni Rabi'a'yi helak et dedi ve, (Diğer Arkadaşları ile) tam yedi kişiyi saydı. ."[37]

800- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Re-sûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle duâ ederdi: "Allah'ım! Mekke'de biçare müminlere zulmeden Kureyş kavminden) Mudaroğullarına azabını şiddetlendir. Allah'ım! (Yedi sene kıtlık verdiğin)Yûsuf peygamberin kıtlık yıllarının benzerini onlara ver."[38]

801- Seleme İbni Ekvâ'dan yapılan bir rivayete göre: "Bir adam Resû-lüllah Sallallahu Aleyhi ve Seîlem'in yanında sol eli ile ye.di. Bunun üzerine peygamber (s.a.v):

— Sağ ilenle ye buyurdu. Adam:

— Gücüm yetmiyor, dedi. Peygamber (s.a.v):

— Gücün yetmesin. Sağ eli kullanmasına engel olan kibirden başkası değildi, dedi. Ravi demiştir: artık elini ağzına kaldıramadı."[39]

Derim ki, bu adam Büsr idi. Sahâbidir ve deve çobanının oğludur. EJ-Eşca'i'dir. Şer'i bir hükme muhalefet eden aleyhine duâ etmenin cevazı bu hadisi şeriften anlaşılmaktadır.

802- Câbir İbni Semüre'den yapılan rivayetde o şöyle demiştir: "Küfe halkı Sa'd İbni Ebî Vakkas'ı (Radıyallahu Anh) Hazreti Omere (Radıyallahu Anh) şikâyet etti. Bunun üzerine onu (valilik) görevinden alıp onlara başkasını tayin etti." Böylece hadisi şerifi anlattı. Nihayet dedi: "Ömer onunla beraber Küfe'ye adamlar yahut bir adam gönderdi. Ondan soruşturuyordu. Ondan soruşturmadığı bir mescid bırakmadı. Hepsi onun iyiliğini söyleyip onu övdüler. Nihayet Abs Oğullarının Mescidine girdi. Onlardan Üsâme İbni Katâde ismindeki bir adam Ebu Sa'de künyesini taşıyordu, dedi ki:

Bize sorarsan, gerçek şu ki Sa'd İbni Ebî Vakkas seriyye ile gitmiyor (askeri birlik ile cihada çıkmıyor), eşit olarak (mallan) bölmüyor ve hükümde adalet yapmıyor. Sa'd İbni Ebî Vakkas dedi:

Bana gelince, vallahi üç şeyle duâ edeceğim: Allah'ım, eğer bu adam insanlara gösteriş yapıp ve kendini duyurmak için yalan söylüyorsa, ömrünü uzat, ihtiyacını çoğalt ve bunu fitneye düşür. Adam bundan sonra:

Ben fitneye düşmüş bir ihtiyarım. Sa'd'ın bedduası bana isabet etti, derdi "[40]

Câbir İbni Semure'den hadisi şerifi rivayet eden Abdülmelik İbni Umeyr şöyle demiştir: Ben sonra Üsâme İbni Katâde'yi gördüm, kaşları yaşlılıktan dolayı gözleri üstüne düşmüş olduğu halde, yollarda cariyelere sarkıntılık ederdi de, onları cimciklerdi.

803- Urve Îbni'z-Zübeyr'den yapılan rivayetde, Evs'in yahut Üveys'in kızı Ervâ, Mervan İbni'I-Hakem'in huzuruna çıkıp Said İbni Zeyd'i (Radi-yallahu Anhüma) şikayet etti ve arazisinden bir kısım aldığım iddia etti. Said (savunmasında) şöyle dedi:

— Ben Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den (bu konuda söz) dinledikten sonra bu kadının arazisinden almış oldum. Mervan sordu:

— Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den ne dinledin? Said, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu dinledim, dedi:

"— Kim haksız yere bir karış yer alırsa, onu boynunda gerdanlık olarak yedi kat yere kadar taşımış olur." Mervan:

— Artık bundan sonra senden bir delil istemem, dedi. Said:

— Allah'ım! Bu kadın yalan söylüyorsa, onun gözünü kör et ve onu arazisinde öldür; dedi. Ravi demiştir: Kadın, gözü kör olmadan ölmedi ve kendi arazisinda yürürken bir çukura düşerek öldü.[41]


Bidat Ve Masiyet Ehlinden Uzak Kalmak


804- Ebû Bürde İbni Ebu Musa'dan rivayet edilmiştir: "Ebû Musa (Ra-dıyallahu Anh) öyle bir ağrıya tutuldu ki, bayıldı. Başı da hanımlarından birinin kucağında idi. Hanımlarından biri de çığlık attı. Fakat adam ona cevab verebilecek bir halde değildi. Ayıldığı zaman: Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in beri (uzak) olduğu kimseden ben de beriyim. Çünkü Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Çığlık koparan kadından, saç yolandan ve elbise parçalayandan beri olmuştur, dedi."[42]

Yahya İbni Ya'mer'den yapılan rivayetde şöyle anlatmıştır: Ben İbni Ömer'e (Radıyallahu Anhüma) dedim ki, ey Ebû Abdurrahman! Bizden önce bir takım insanlar ortaya çıktı. Bunlar Kur'ani okuyorlar ve kaderin olmadığına inanıyorlar ve bütün işler de yeni olarak ortaya çıkar. (Allah ezelde onları bilmez, meydana çıktıktan sonra onları bilir) diyorlar.

Bunun üzerine İbni Ömer şöyle dedi: Onlarla buluştuğun zaman onlara bildir ki, ben onlardan uzağım, onlar da benden uzaktırlar.[43]


Kötü Bir Şeyi Gidermeye Başlayınca Okunacak Dua


805- İbni Mes'ud'dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Fetih günü Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'ye girdi. Kabe'nin etrafında üçyüz altmış tane put vardı. Peygamer elindeki sopa ile dürtmeye başladı ve şöyle diyordu:

"Hak (İslâm dini) geldi ve bâtıl zail oldu. muhakkak ki, bâtıl yok olmaya mahkûmdur.[44] Hak geldi, artık bâtıl (putlar) yaratamaz ve öldükten sonra diriltemez."[45]


İnsanın Dilinde Kötü İfade Olursa Ne Okur


806- Huzeyfe'den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir: "Dilimin kötü söylemesinden Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şikâyette bulundum. Peygamber (s.a.v): İstiğfardan neden uzaksın (Allah'dan mağfiret dilesen ya) Ben her gün yüz defa Aziz ve yüce olan Allah'dan mağfiret dilerim, dedi.[46]


İnsanın Hayvanı Tökezleyince Okunacak Duâ


807- Tâbi'inden olan meşhur Ebu'l-Melih'den rivayet edilmiştir. O da bir adamdan rivayet etti. Adam dedi ki: "Ben Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkasında olarak hayvanına binmiştim. Hayvanı kaydı. Ben, şeytan helak olsun, dedim. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v): Şeytan he-lâk olsun deme; çünkü sen bu sözü söylersen, öyle büyüklenir ki koca bir ev gibi olur ve der ki, (hayvanın kayması benim kuvvetimle oldu. Fakat şöyle de: Allah'ın ismine sığınırım. Zira sen bunu söylediğin zaman sinek olmuş gibi küçülür, buyurdu.[47]


Vali Ölünce Beldenin Büyüğünün İnsanları Teskinedecek Şekilde Onlara Hitab Etmesi, Öğüt

Vermesi,Sabır Tavsiye Edip Bulundukları Hâl Üzerekalmalarını Söylemesinin Müstahablığı


808- Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefat gününde, Ebû Bekir Es-Sıddık'ın (Radıyalîahu Anh) meşhur hutbesinin hadîsinde şu sözü rivayet edilmiştir: "Kim Muhammed'e ibâdet ediyordu ise, bilsin ki Mu-hammed ölmüştür: Kim de Allah'a ibâdet ediyorsa, bilsin ki Allah hayat sahibidir, ölmez."[48]

Cerir İbni Abdullah'dan rivayet edilmiştir ki, Basra ve Küfe Emiri bulunan Muğire îbni Şube vefat edince, Cerir kalkıp Allah Tealâ'ya hamd ve sena etti ve dedi: Ortağı bulunmayan bir Allah'dan korkun. Size bir Emir (idareci) gelinceye kadar vakar ve sükûnetinizi bozmayın. Şimdi size (idareci) gelecektir, buyurmuştur. "[49]


Kendisine Yahut İnsanlara Yahutinsanların Bir Kısmına İyilik Edene Bundan Ötürü Duâ Etmek Ve Bu

İşe Onu Teşviketmek


809- Abdullah İbni Abbas'dan (Radıyalîahu Anhüma) yapılan rivayete göre, o şöyle demiştir:

"Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem helaya çıktı, ben de abdest alması için su koydum. Peygamber (s.a.v) çıkınca:

Bunu kim koydu? dedi. Kimin koyduğu ona bildirildi. Peygamber (s.a.v): Allah'ım! Onu din bilgini (fakîh) yap" buyurdu.[50]

810- Ebû Katede'den (Radıyalîahu Anh) uzunca olan ve Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in pek çok mucizelerini taşıyan büyük hadisi rivayet edilmiştir. O şöyle demiştir: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile (hayvanlar üzerinde) yürüyorduk. Nihayet gece ortası oldu. Ben Peygamberin yan tarafında idim. Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e uyku bastı da, devesinden sarkar oldu. Yanma varıp onu uyandırmadan devesi üzerinde doğruluncaya kadar hemen onu düzelttim. Sonra gecenin sonu yaklaşıncaya kadar yürüdü. Devesinin üzerinde sarktı. Onu uyandırmadan hemen kendisini destekledim. Öyle ki, devesi üzerinde doğruldu. Sonra yürüdü; nihayet seher vaktinin sonu olunca, öyle bir .sarktı ki, daha önceki iki sarkmadan daha fazla idi, nerde ise düşüyordu. Hemen yanma varıp onu doğrulttum. O başını kaldırıp: "Kim bu? dedi ?

— Ebû Katade, dedim.

— Benimle bu yürümen ne zaman oldu? dedi. Dedim ki:

— Benim seninle bu yürümem gece boyunca devam etti. Peygamber (s.a.v):

— Allah'ın peygamberini koruduğun gibi Allah'da seni korusun, buyurdu.[51]

811- Üsâme İbni Zeyd'den (Radıyalîahu Anhüma) rivayet edilmiştir. O da Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu anlattı: "Kime bir iyilik edilir de bunu yapana: Allah seni hayırla mükâfatlandırsın, derse fazlasıyla teşekkür yapmış olur."[52]

812- Sahâbî olan Abdullah ibni Ebu Rabî'a'dan (Radıyalîahu Anh) yapılan rivayetde o şöyle demiştir: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem kırk bin (dirhem para) ödünç aldı. Sonra ona mal geldi de onu bana ödedi ve: Allah senin malına ve ailene bereket versin. Ödünç vermenin karşılığı hamd etmek ve ödemektir, dedi."[53]

813- Cerir İbni Abdullah El-Beceli'den (Radıyalîahu Anh) yapılan rivayetde o şöyle demiştir:

"Cahiliyet zamanından kalma Has'em kabilesine ait bir tapınak vardı. Ona Yemen'lilerin Kâbesi ve Zülhalasa denirdi. Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana şöyle dedi: "Sen bu Zülhalasa'dan beni rahatlığa ka-vuştururmusun (onu temizlermisin)? Bunun üzerine ben Ahmes kabilesinden yüz elli süvari ile (onu hedef alarak) yola çıktım. O tapınağı kırdık ve orada bulduğumuz kimseleri öldürdük. Sonra peygambere döndük ve

ona (durumu) bildirdik. Peygamber de bize ve Ahmes kabilesine duâ etti. "[54]

Bir rivayette de: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beş defa Ahmes kabilesinin atlarına ve erkeklerine bereket diledi." şeklindedir.

814- İbni Abbas'dan (Radiyallahu Anhüma) rivayet edilmiştir: "Ab-bas ailesi Zemzem'den su çekip çalışırlarken, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zemzem'e geldi ve şöyle buyurdu: Çalışınız, çünkü siz iyi bir iş üzerindesiniz."[55]


Kendisine Hediye Verilen Kimse, Hediye Verene Duâedince Hediye Verenin De Ona Duâ Etmesinin
Mustahablığı


815- Hazreti Aişe'den (Radiyallahu Anha) yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Ben Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir koyun hediye ettim. (Peygamber (s.a.v), onu dağıtmak için bana) onu böl, dedi. Aişe, hizmetçisi (dağıtımdan) dönünce sorardı: (Hediyeyi alanlar) ne dediler? Hizmetçi de derdi ki, Allah size bereket versin, dediler. Hazreti Aişe'de: Allah onlara de bereket versin, onların söylediklerine biz aynı karşılığı veririz. Bizim sevabımız da bize kalır, derdi."[56]


Kendisine Bir Hediye Verilen Kimsenin Meşru Bir Manadan Dolayı Hediyeyi Geri Çevirip Özür Dilemesi
Müstahabdır Bu Da Hakim Yahut Vali Olduğu İçin Yahut Hediyede Haram Şübhesi Olduğu İçin Yahut
Bundan Başka Bir Özür İçin Yapılır.


816- îbni Abbas'dan (Radıyallahu Anhüma) rivayet ettik ki: "Sa'b İbni Cessame (Radıyallahu Anh) Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e peygamber (hac için) ihramda iken, bir yabani merkeb hediye etti. Bunu peygamber ona geri verdi ve şöyle dedi:Eğer biz ihramda buhınmasaydık senden kabul ederdik." (Yaban eşeği av hayvanı olduğu için ihram halinde olanlar ondan faydalanamaz. Bu hayvanın eti aslında yenir.)[57]


Kendinden Bir Engeli Giderene Okunacak Duâ


817- Said İbni'l-Müseyyib'den rivayet edilmiştir. O da, Ebû Eyyüb el-Ensarî'den (Radıyallahu Ânh) rivayet etti ki:

"Kendisi Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sakalından bir tozu alıp giderdi. Bunun üzerine Resûlülîah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Hoşlanmadığın şeyi Allah senden silip gidersin, ey Ebâ Eyyüb! buyurdu."[58]

Sa'd'dan bir rivayet de şöyledir: "Ebû Eyyüb, Resûlülîah Sallallahu Aleyhi ve SellemMen (toz gibi) bir şey aldı. Bunun üzerine Resûlülîah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Sende fena bir şey bulunmasın, Ey Ebû Eyyüb, sende bir fenalık bulunmasın..." buyurdu.

Abdullah İbni Bekir El-Bahilî'den rivayet edilmiştir. O şöyle demiştir: Ömer (Radıyallahu Anh) bir adamın sakalından yahut başından bir şey aldı. Adam:

— Allah senden hoş olmayan şeyi gidersin dedi. Ömer (Radıyallahu Anh) bunun üzerine:

— Biz müslüman olalı beri bizden fenalığı giderdi. Ancak senden (nahoş) bir şey alınınca de ki: Ellerin hayır toplasın, dedi."[59]


Meyvanın Turfandasını Görünce Okunacak Dualar


818- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir: "İnsanlar ilk çıkan meyvayı gördükleri zaman onu Resûiüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e getirirlerdi. Resûlülîah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu alınca: Allah'ım, meyvemizde bize bereket ver. Şehrimizde bize bereket ver, Ölçeğimizde bize bereket ver, kilerimizde bize bereket ver buyururdu. Sonra yaşı en küçük olanı çağırır da o meyvayı ona verirdi."[60]

Yine Müslim'in bir rivayetinde şöyledir: "Bereket üzerine bereket ver, (der) sonra o meyvayı çocuklardan yanında bulunanların en küçüğüne verirdi." Tirmizî'nin rivayetinde ise: "En küçük gördüğüne verirdi." şeklindedir.

819- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh): "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm; kendisine turfanda bir mevya getirildiği zaman onu gözleri üzerine sonra dudakları üzerine kordu ve şöyle buyururdu:

"Allah'ım!. Bunun evvelini bize gösterdiğin gibi, sonunu da bize göster. Sonra onu yanında olan çocuklardan birine verirdi.”[61]


İnsanlara Va'z Etmede Ve İlim Öğretmede Ölçülü Olmanın Müstahablığı


Bil ki, bir topluma va'z eden yahut onlara bir ilim öğreten kimsenin bu.konuda ölçülü hareket etmesi müstahabdır. Onları usandıracak şekilde sözünü uzatmamahdır. Çünkü insanlar sıkılır ve rahatsız olurlar. Böylece ilmin ve va'zın kıymet ve zevki kalblerinden gitmiş olur. Eğer ilimden ve hayırlı söz dinlemekten hoşlanmazlarsa, o zaman harama düşmüş olurlar.

820- Şakîk İbni Seleme'den yapılan rivayetde şöyle demiştir: "İbra Mes'-ud (Radıyallahu Anhüma) her perşembe günü bize va'z ve nasihat ederdi, bir adam ona:

Ey Ebû Abdurrahman! Her gün bize öğüt vermeni istiyorum, dedi. Bunun,üzerine İbni Mes'ud:

Beni bundan engelleyen, size usanç vermeyi sevmeyişimdir. Bir de ben, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bize usanç gelmesinden korkarak bizi bu iş için bekletip alıkoyduğu gibi, ben de sizi va'z için öyle bekletiyorum, dedi."[62]

821- Ammar İbni Yâsir'den (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayetde o demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: "İnsanın namazını uzun ve hutbesini kısa yapması, onun anlayışlı olduğuna delâlet eder. O halde namazı uzun, hutbeyi de (konuşmaları) kısa yapın. "[63]


İyi İşe Delâlet Ve Ona Teşvik Etmenin Fazileti


Allah Teaîâ şöyle buyurmuştur:

"İyilik ve takva üzere birbirinize yardım edin."[64]

822- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre, Resû-lüliah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

"Kim hidayete (hak yola) çağırırsa, ona uyanların sevabı kadar kendisine de sevab olur. Hem de bu, diğerlerinin sevabından hiç bir şey eksiltmez. Kim de bir sapıklığa çağırırsa, ona uyanların günahları kadar kendisine de günah olur; bu da onların günahlarından bir şey eksiltmez. "[65]

823- Ebû Mes'ud El-Ensarî El-Bedrî'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Hayırlı bir şeye delâlet eden kimse için, onu yapanın sevabı kadar mükâfat vardır. "[66]

824- Sehl İbni Sa'ddan (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ali'ye (Radıyallahu Anh) şöyle buyurdu: Vallahi senin sebebinle bir adamı Allanın hidayete erdirmesi, senin için deve sürüsünden daha hayırlıdır."[67]

825- Sahih'de Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu sözü rivayet edilmiştir: "Kul, kardeşinin yardımında bulunduğu müddet Allah da kulun yardımcısı olur."[68]


Kendisine Sorulan Bir İlmi Bilmeyip De Onu Başka Bir Kimsenin Bildiğini Bilenin Ona Delalette
Bulunması


Bu bölümden önce geçen bölümlerde bu konuya dair sahih hadisler vardır. Orada: "Din nasihattir." hadisi vardır. Bu (delâlet yapmak) da nasi-hattandir.

826- Şüreyh Ibni Hânî'den yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Mestler üzerine meshetmekten sormak üzere Hazreti Aişe'ye (Radıyallahu Anha) gittim. O (bana): Sen, Ebû Tâlib'in oğlu Ali'ye (Radıyallahu Anh) git, ona sor; çünkü o, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile yolculuğa çıkardı, dedi. Biz de meseleyi ona sorduk."[69]

827- Sa'd İbni Hişam İbni Âmir, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vitir namazından sormak üzere İbni Abbas'a gitmiş. Bunun üzerine İbni Abbas (Radıyallahu Anhüma):

— Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve SeUem'in vitrini yeryüzünde en iyi bilen kimseyi sana göstereyim mi? dedi. Sa'd:

— Kimdir? dedi. İbni Abbas:

— O Aişe'dir, Ona git de ona sor, dedi."[70]

828- İmrân İbni Hıttân'dan yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Aişe'ye (Radıyallahu Anha) ipekten sordum. Bana dedi ki, İbni Abbas'a git de ona sor. Ben de ona sordum. Dedi ki, İbni Ömer'e sor. İbni Ömer'e sordum. O bana: Ebû Hafs (yani Hattab'ın oğlu olan babam Ömer Radıyallahu Anh) bana bildirdi. Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurmuştur: "İpeği ancak âhirette nasîbi olmayan kimse dünyada giyer, dedi. "[71]


Allah'ın Hükmüne Davet Edilenin Okuyacakları


Bir kimseye başkası derse ki, benimle senin aranda (hüküm verecek) Allah'ın kitabı var, yahut Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Sün-neti var, yahut müslümanların âlimlerinin sözleri var, yahut bunların benzeri sözler söylerse, yahut beraber müslümanların hâkimine gidelim, yahut müftiye gidelim, aramızdaki davayı çözsün derse, karşılık olarak kabul ettik, itaat ettik, başüstüne, ne iyi şey gibi sözler söylemek uygun olur. Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:

"Aralarında hüküm vermek için mü'minler Allah'a ve O'nun peygamberine davet edildikleri zaman, onların sözü sadece: Kabul ettik, itaat ettik olmuştur. İşte onlar (azâbdan) kurtulanlardır. "[72]

Bir iş üzerinde dava açana yahut anlaşmazlık çıkarana şöyle demek uygundur: Yüce Allah'dan kork, yüce Allah'dan sakın, düşün ki, Allah yaptığını biliyor, bil ki, Allah Tealâ her halinden haberdardır, bil ki, söylediklerin aleyhine yazılıyor ve onlardan hesaba çekileceksin benzeri sözler... Yahut ona der ki, Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:

"Kıyamet gününde herkes hayır olarak ne yapmışsa onu bulacaktır.[73] Yahut:

"Öyle bir günden korkun ki, (hesab vermek için) ogün Allah'a döndürüleceksiniz."[74] Yahut benzeri ayetler, yahut sözlerden yukarki ifadelerin benzerleri söylenir. Bunlara karşı edebli olmak ve şöyle demek gereklidir:

Kabul ettim, doğrudur, Allah'dan bu konuda başarı dilerim, kerim olan Allah'ın îütfunu isterim. Sonra bu sözleri söyleyene karşı yumuşak dav-ranılır. Bu sözlerde ciddiyetsizlikle davranmaktan çok sakınmalıdır. Çünkü çok kimseler bu sözler esnasında uygun olmayan sözler söylerler. Öyle ki, bazı insanlar küfür olan ifadeler kullanırlar.

Bir insana arkadaşı: Bu senin yaptığın Resûîüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hadisine aykırıdır, dediği zaman, buna cevab olarak şöyle dememelidir: Hadisin zahiri özellik bakımından metruk veya tevilli ve benzeri bir halde olsa bile, ben bu hadisi benimsemem, ben bununla amel etmem. Ancak şöyle denmelidir: Bu hadisin özelliği vardır yahut tevil edilmiştir, zahiri manası icmaen terk edilmiştir gibi ifadeler kullanılmalıdır.


Cahillerden Yüz Çevirmek


Allah Sübhânehu ve Tealâ şöyle buyurmuştur:

"Sen bağışlama yolunu tut, iyilikle emret ve cahillerden yüz çevir. "[75]

Yine Allah Teaiâ buyurmuştur:

"(Gerçek mü'minler) boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve:. Yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size. Bizden size güven olsun. Biz cahilleri arkadaş edinmeyiz, derler. "[76]

Yine Allah Teaiâ buyurmuştur:

"Bizim Kurbanımızdan yüz çeviren kimseden (ey peygamberim) sen de yüz çevir. "[77]

Yine Allah Tealâ buyurmuştur:

"Şimdi sen (o inkarcılardan) güzel bir şekilde yüz çevir."[78]

829- Abdullah İbni Mes'ud'dan yapılan rivayetde şöyle anlatmıştır: "Hu-neyn savaşı olunca Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem arabın eşrafından bazı kimseleri (imanları kuvvetleşsin diye ganimet taksiminde gözetleyip) üstün tuttu. Bunun üzerine bir adam:

Vallahi bu ganimet taksiminde adalet yapılmadı ve bunda Allah'ın rızâsı gözetilmedi, dedi. ben dedim ki, vallahi (senin dediklerini) Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e haber vereceğim. Hemen peygambere gittim ve onun söylediklerini haber verdim. Peygamberin yüzü kızaracak şekilde değişti. Sonra:

Allah ve O'nun peygamberi adalet yapmazsa kim adalet yapar? buyurdu. Sonra devam etti.: Allah Musa'ya rahmet etsin; ona bundan daha çok eziyet edildi de sabretmişti."[79]

830- İbni Abbas'dan (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayetde şöyle anlatmıştır:

"Uyeyne İbni Hısn İbni Huzeyfe bir seferden döndü de kardeşinin oğlu Hurr İbni Kays'ın hanesine indi. Hurr İbni Kays, Ömer'in (Radıyala-hu Anh) kendine yaklaştırdığı kimselerdendi. Kur'an okuyucuları yaşlı ve gençler olarak Hazreti Ömer'in danışma ve meclis arkadaşları idiler. Uyeyne kardeşinin oğluna:

Ey kardeşimin oğlu! Senin bu Emir (Halife Ömer) yanında itibarın var. Benim için izin iste de, yanına varayım, dedi. O da izin istedi. Bunun üzerine Ömer ona izin verdi. Uyeyne (halifenin) yanına varınca:

Söyle, ey Hattab'm oğlu! Vallahi sen bize bağışta bulunmuyorsun ve aramızda adaletle hüküm vermiyorsun, dedi. Ömer (Radıyallahu Anh) kızdı, onu cezalandırmak istedi. Hurr ona:

Ey mü'minlerin emiri! Yüce Allah peygamberine (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir," dedi. Bu adam cahillerdendir. Vallahi bu âyeti Hurr ona okuyunca olduğu yerde kaldı. Ömer Allah'ın kitabı önünde en çok eğilip kalanlardandı.[80]


Bir Kimsenin Kendinden Yüksek Olana Öğüt Vermesi


Burada, bundan önceki bölümde geçen İbn-i Abbâs'ın Ömer kıssası hakkındaki hadisi söz konusudur.

Bil ki, bu bölüm üzerinde önemle durulması gereken konulardan biridir. Eğer verilecek bir öğütten bir fesat doğmayacaksa, küçüğe ve büyüğe nasihatta bulunmak insana vacib olur. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir şekilde mücadele et."[81]

Bu konudaki hadislere gelince, onlar sayılamayacak, kadar çoktur. Fakat hayasızlık, cehalet ve hata düşüncesi ile büyük şahsiyetlere karşı bu görevi insanların ihmal edip yerine getirmemesi haya değildir. Bu bir şahsiyet zayıflığıdır, gevşekliktir ve acziyettir. Çünkü hayanın hepsi hayırdır. Haya ise ancak hayır getirir. Halbuki öğütü terk etmek kötülük getirir. Onun için haya olmaz. İlimde kemal bulmuş ümmetin gerçek âlimleri yanında haya (utanma) şudur: "O bir huydur ki, çirkini terk etmeye ve hak sahibinin hakkı üzerinde kusur yapmaktan ahkor." Bu ifade, Cü-neyd'in Kuşeyri Risalesinde anlattığımız şu tarifin manasını taşımaktadır: Haya, iyilikleri ve kusurları görmektir. Bunların arasında bir hal doğar ki, ona haya denilir.

Ben bunu Müslim şerhinin başında geniş olarak açıkladım. Hamd Allah'a mahsustur. Allah en iyi bilendir.


Anlaşmaya Ve Verilen Söze Riayeti Emretmek


Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:

"Sözleşme yaptığınız zaman Allah'ın ahdine vefa gösteriniz."[82]

Yine Allah Tealâ buyurmuştur:

"Ey iman edenler, akidlerinizi yerine getirin."[83]

Yine Allah Tealâ buyurmuştur:

"Verilen sözü yerine getirin; çünkü verilen sözden caymak sorumluluktaşır.”[84]

Bu konuda ayetler çoktur, bunların en şiddetlisi Allah Tealâ'nm şu sözüdür:

"Ey îman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz Allah yanında buğz yönünden büyük olmuştur."[85]

831- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre Resû-lüllah Sallallahu Aleyhi, ve Sellem şöyle buyurmuştur:

"Münafıkın (amel bakımından) alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince cayar. Kendisine güvenilince hiyanet eder."[86]

Müslim rivayetinde ilâve etmiştir: "Oruç tutsa, namaz kılsa ve kendini müslüman sansa da... (manafıktır.) Bu manada hadisi şerifler çoktur. Bu anlattıklarımız yeterlidir. Âlimler ittifak ettiler ki, yapılması yasak olmayan bir şeyi va'd edince, onu yerine getirmek gerekir. Acaba bu vacib mi yoksa müstahabmıdır? Burada âlimler arasında ihtilâf vardır. İmam Şafi'i, imam Ebû Hanife ve âlimlerin çoğu bunun müstahab olduğuna inanmışlardır. Eğer insan sözünü yerine getirmezse fazileti kaybetmiş ve hoş olmayan şeyi yapmış olur. Şiddetli bir şekilde tenzihen mekruhtur. Fakat insan günah işlemiş sayılmaz. Âlimlerden bir topluluk da bunun vacib olduğuna inanmışlardır. Maliki olan İmam Ebu Bekir İbni'I-Arabî demiştir ki, bu mezhebe kail olanlardan en büyüğü Ömer İbni Abdülaziz'dir. Malikiler üçüncü bir görüşe sahib olmuşlardır. O da şudur: Eğer verilen söz bir sebebe bağlanmışsa o zaman onu yerine getirmek vacib olur. Evlen, sana şunu vereceğim yahut benim hakkımda kötü söylemeyeceğine yemin et, sana şunu vereceğim ve benzeri sözlerle va'd etmek gibi...

Eğer verilen söz bir sebebe bağlı değil de mutlak ise, o-zaman sözü yerine getirmek vacib olmaz. Bunu vacib kabul etmeyenler, söz vermeyi, hibe manasında kabul edip ona kıyaslamalardır. Alimlerin çoğunluğuna göre hibede vefanın vücubu ele geçmekle olur. Malikî'Iere göre ise, hibeye sadakat ele geçmeden önce vacibdir.


Malını Yahut Başka Şeyi Bir Kimseyevermek Üzere Teklifte Bulunana Duâ Etmenin Müstahablığı


832- Enes'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde o şöyle anlatmıştır: "Muhacirler Medine'ye geldiklerinde Abdurrahman İbni Avf, Sa'd İbni Rebi'in konuğu oldu. Sa'd ona dedi ki, malımı sana böleyim ve hanımlarımdan, birini senin için (boşayip iddetten sonra nikâhlayasm diye) bırakayım. Abdurrahman Ona: Malında ve ailende Allah sana bereket versin, dedi."[87]


Gayrı Müslimin Bir Müslümana İyilik Edince, Müslümanın Ona Söyleyeceği


Bil ki, kâfirlere söylenmeyen Allah seni mağfiret buyursun ve benzeri sözleri, iyilik eden gayri müslime söylemek caiz değildir. Fakat hidayet dileğinde bulunulur. Sağlığına ve afiyet üzere bulunmasına duâ edilir.

833- Enes'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:

"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisine su verilmesini istedi de bir Yahudi ona su verdi. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona:

Allah seni güzelleştirsin, dedi. Sonra adam ölünceye kadar ak saç görmedi."[88]


Bir Kimse Kendinden, Çocuğundan, Malından Yahut Bundan Başkasında Bir Şey Görür De Hoşuna
Giderse Ve Ona Gözünün Değmesinden Ve Bundan Zarar Görmekten Korkarsa Okuyacağı Dualar Nazar
Ve Göz Değmesinde Okunacak Dualar:


834- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

"Göz değmesi hakdır (gerçektir)."[89]

835- Ümmü Seleme'den (Radıyallahu Anha) yapılan rivayete göre: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem (zevcesi olan) Ümmü Seleme'nin evinde bir cariye gördü. Onun yüzünde sarılığa meyleden bir değişiklik gördü.

Bunun için : Bu kadından korunun; çünkü bunda göz değmesi vardır, buyurdu."[90]

936- İbni Abbas'dan (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayete göre Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem:

"Göz değmesi hakdır. Kaderin önüne geçecek bir şey olsaydı, onun önüne göz değmesi geçerdi. Gözü değen kimseye abdest aldırdığınız zaman onun abdest suyu ile göz değmişi yıkayın, buyurdu."[91]

Ben derim: İstiğsal, gözü değen insana: elbisenin vücut tarafında olan kısmını su ileyıkadiye iyilikle söylenmesidir. Sonra o su, kendisine göz değenin üzerine dökülür. Hazreti Aişe'den (Radıyallahu Anha) şöyle dediği sabit olmuştur: Gözü değen kimse, abdest almakla emrolunurdu. Sonra o su ile kendine göz değen yıkanırdı. Bunu Buhârî ve Müslim'in şartı üzere Ebû Dâvud rivayet etmiştir.

837- Ebû Sa'îd El-Hudrî'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre şöyle demiştir:

"Muavvizeteyn (Felâk ve Nâs sûreleri) ininceye kadar, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Cinlerden ve insanın göz değmesinden Allah'a sığınırdı. Bu iki sûre nazil olunca onları okumaya başladı ve diğer sığınma tedbirlerini bıraktı."[92]

838- İbni Abbas'ın şu hadisi rivayet edilmiştir: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem (torunları) Hasan ve Hüseyin'i şöyle (duâ ederek) korumaya alırdı:

"Uîzükümâ bikelimâtillâhittâmmeti min külü şeytânın ve himmetin ve min külli aynin îâmmetin."

"İkinizi, her Şeytandan, her felâketten ve her fenalık veren göz değmesinden Allah'ın tam olan kelimelerine (Kur'an'ina) sığındırırım." Bir

de (Peygamber (s.a.v) torunlarına) şöyle derdi: Sizin atanız (İbrahim Peygamber), bunların şerrinden İsmail ve İshak'ı Allah'a sığındırırdı."[93]

839- Saîd İbni Hakim'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem, gözü ile bir şeye isabet etmekten korktuğu zaman şöyle buyururdu:

"Allâhümme bârik fîhi ve lâ tedurrehû." "Allah'ım! Buna bereket ver ve ona zarar verme.”[94]

840- Enes'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

"İnsan hoşuna giden bir şeyi görür de şöyle derse ona zarar vermez:

Mâ şâellâhu lâ kuvvete illâ billâh."

"Allah'ın dilediği olur. Kuvvet de ancak Allah iledir. "[95]

841- Sehl îbni Huneyf den (Radiyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, ResûlüIIah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz kendi nefsinde yahut malında hoşuna giden bir şey görünce, ondan ötürü bereket dileğinde bulunsun (Bârekellah desin). Çünkü göz değmesi haktır. "[96]

842- Âmir îbni Rabî'a'dan (Radiyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, ResûlüIIah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz kendi nefsinde ve malında bir şey görürde hoşuna giden bir şey onu hoş-landınrsa, bereket duasında bulunsun (Allah'ım, buna bereket ver, desin)."[97]

Allah kendilerine rahmet etsin âlimlerimizden İmam Ebû Muhammed El-Kadî Hüseyin mezheb üzerindeki Ta'hk kitabında anlatmıştır: Allah'ın selâmı hepsinin üzerlerine olsun, peygamberlerden biri bir gün kavmine baktı da onları çoğumsadi ve onlar peygamberin hoşuna gittiler. Bundan dolayı onlardan yetmiş bin kişi hemen öldü. Allah Sübhânehu ve Te-alâ o peygambere vahyetti:

Onlara senin gözün değdi. Eğer onlara gözün isabet ettiği zaman kendilerini koruyaydm (Allah'dan onlara bereket isteyeydin) heiâk olmazlardı. Peygamber sordu:

Hangi şeyle onları korumalıydım? Bunun üzerine Allah Tealâ ona vahyetti:

"Hiç bir zaman ölmeyen, hayat sahibi olup her şeyi idare eden Allah'ın kuvveti ile sizi korurum. Kötülüğü de sizden "Lâ Havle ve Lâ kuvvete illâ billahi'1-Azım ile kaldırırım." Kadı Hüseyin'den nakil yapan demiştir: Allah kendisine rahmet etsin, Kadi'mn âdeti şu idi: Arkadaşlarına baktığı zaman onların gidişat ve güzel Halleri hoşuna gidince bu sözlerle onları felâketten korurdu. Allah en iyisini bilendir.


İnsanın Sevdiğini Ve Sevmediğini Görünce Okuyacağı Dualar


843- Hazreti Aişe'den (Radıyallahu Anha) yapılan rivayetde, o şöyle demiştir:

"ResûlüIIah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sevdiği bir şeyi görünce şöyle buyururdu:

"El-hamdü lillâhiUezî bini'metihî tetimmussâlihâtü."

"O Allah'a hamd olsun ki, O'nun nimeti ile iyi işler tamam olur." Hoşlanmadığı bir şeyi görünce de şöyle buyururdu:

"El-hamdüJfflâhi alâ külli hâl." "Her halde Allah'a hamd olsun.”[98]


Semâya Bakınca Okunacak Duâ


Şöyle söylemek müstahabdır:

"Ey Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni noksanlıklardan ten-zîh ederiz. Bizi ateş azabından koru."[99] Ayet sonuna kadar okunur. Bunun okunması, Buharı ve Müslim'de tahriç edilen îbni Abbas'ın (Radıyallahu Anhüma) şu hadisinden dolayıdır: ResûlüIIah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu söylemiştir. Bunun açıklaması geçmişti. Allah en iyi bilendir.


Bir Şeyde Uğursuzluk Hissedince Okunacak Dualar


844- Sahâbî olan Muaviye İbni-I-Hakem Es-Sülemî'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:

"Dedim ki, ey Alah'm Resulü! Bizden bazı insanlar uğursuzluk yorumunda bulunuyorlar? Peygamber (s.a.v): Bu bir hisdir ki onu kalblerin-de duyuyorlar. Asla onları işlerinden alıkomasın, buyurdu.[100]

845- Ukbe İbni Âmir El Cühenî'den (Radıyallahu Anh) yapılan riva-yetde şöyle demiştir: "Uğursuzluğa yorma işinden Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e soruldu. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Bunun en doğrusu hayra yormadır. Bir müslümanı işinden çevirmesin. Uğursuzluğa yorumlanan hoşlanmadığınız bir şey gördüğünüz zaman:

"Allâhümme lâ ye'tî bi'1-hasenâti illâ ente ve lâ yezhebu bi's-seyyiâti illâ ente ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh."

"Allah'ım! İyilikleri ancak sen getirirsin. Kötülükleri de ancak sen giderirsin. Güç ve kuvvet ancak Allah'ındır", deyiniz."[101]


Hamama Girince Okunacak Dualar


Allah Tealâ'nın adını anmak (Besmele çekmek), cenneti istemek ve ateşten Allah'a sığınmak müstahabdır, denmiştir.

846- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Hamam ne güzel evdir. Oraya müslüman girer. Müslüman oraya girince Aziz ve yüce Al-Iah'dan Cenneti ister ve ateşten de O'na sığınır."[102]


Bir Cariye, Bir Köle, Bir Hayvan Satınalınca Ve Bir Borç Ödeyince Okunacak Duâ


İnsan bir köle yahut bir hayvan satın aldığı zaman onun alnından tutup şöyle der:

"Allâhümme innî es'elüke hayrahû ve hayra mâ cübile aleyhi ve eûzü bike min şerrihî ve şerri mâ cübile aleyhi,"

"Allah'ım, ben bunun hayrını ve yaratılmış olduğu şeyin hayrım Senden istiyorum. Bunun şerrinden yaratıldığı şeyin şerrinden de Sana sığınırım." Bunu söylemek müstahabdır.

Bunun benzeri bir hadis Ebû Davud'un ve başkasının Sünen'inden nakledilerek "Nikâhın Zikirleri" bölümünde geçmişti.

Borç ödeme zamanında da (alacaklıya duâ olarak) şöyle söyler,

"Ailende ve malında Allah sana bereket versin ve seni hayırla mükâfatlandırsın."


Ata Binemeyen Ne Söyler Ve Ona Nasıl Duâ Edilir?


847- Cerir İbni Abdullah El-Beceli'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir:

"At üzerinde duramıyorum diye, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şikâyette bulundum. Peygamber eli ile göğsüme vurup: Allah'ım! Bunu yerleştir ve doğru yolu gösterip doğru yolda giden yap, dedi.."[103]


Mananın Ve Maksadın Yanlış Anlaşılması Yahut Değiştirilmesinden Korkulduğunda Âlimin Ve Başkasının İnsanların Anlamayacağı Şekilde Konuşmaktan Menedilmesî


Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:

"Biz her peygamberi kendi kavminin dili ile gönderdik ki, onlara (hükümleri) açıklasın."[104]

848- Muaz (Radıyallahu Anh) cemaatla namazı uzattığı zaman, Resü-lüllah Saîlallahu Aleyhi ve Sellem ona: "Sen fitne çıkaranmısın, ey Muaz? buyurmuştur. "[105]

849- Hz. Ali'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde o şöyle demiştir: "insanlara anlayacakları şekilde anlatm. Allah'ın ve O'nun peygamberinin yalanlanmasını istemlisiniz?" (Cahillikden sözü anlamazlar da onu inkâra koyulurlar. Buna sebebiyet verilmesin.[106]


Âlimin Ve Vâızın Mecliste Bulunanları Susmaya Ve Kendini Dinlemeğe Davet Etmesi


850- Cerîr İbni Abdullah'dan yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Veda haccında Peygamber Saîlallahu Aleyhi ve Seîlem bana şöyle dedi: (Beni dinlemeleri için) insanları susmaya davet et. Sonra: Benden sonra birbirinin boynunu vuran kâfirlerin haline dönmeyin, buyurdu."[107]


Kendisine Uyulan Adam, Gerçekte Doğru Olmakla Beraber Görünüşte Doğruya Aykırı Bir İş Yaparsa Ne Söyler


Bil ki, âlim, muallim, kadı, müfti ve terbiyeci şeyh gibi kendilerine uyulan ve sözleri kabul edilen kimselerin, haklı iş olsa bile görünüşü gerçeğe aykırı olan işlerden ve sözlerden ve davranışlardan sakınmaları müsta-habdir. Çünkü bunları yaptıkları zaman şu bozuk durumlar ortaya çıkar:

Böyle yetkili bir kimseden ortaya çıkan iş, çok kimseler tarafından bilinince görünüş hali esas alınarak onun her zaman için geçerli olduğu fikrini doğurur. Böylece daima geçerli olan ve yapılması lazım gelen meşru bir iş gibi kalır. Bunun bozuk taraflarından biri de, insanların o kimse hakkında kötü zan sahibi olmaları, noksanlığına inanmaları ve onu dillerine dolamalarıdır. Yine insanlar onun hakkında kötü zan beslerler ve ondan kaçınırlar, başkalarını da onun sözü ile amel etmekten sakındırırlar. Böylece rivayetleri ve şahidlikleri makbul olmaz. Fetvası geçerli olmaz. İlim olarak söyleyeceği şeylere meyletme arzusu insanlardan gider. Bütün bunlar açıkça görülen bozuk hallerdir. Onun için bu bozuk işlerin her birinden sakınması gerekir. Tümünden nasıt sakınılmasın? İşin esasında, haklı iken böyle bir iş yapmaya muhtaç kalan kimse, o yaptığı işi açığa vurmaz. Eğer onu açıklarsa, yahut iş meydana çıkarsa yahut o işte şeriatın hükmünü ve işin cevazını bildirmek için açıklanmasında bir yarar görürse, şöyle demesi uygun düşer: Benim bu yaptığım iş haram değildir, bu işin haram olmadığını bilesiniz diye bunu gördüğünüz şekil üzere yaptım. Bu şu ve budur. Delili şu ve budur.

851- Sehl İbni Sa'd El-Saidî'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Resûlüllah Saîlallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm, minberde kalktı (namazı öğretmek için) tekbir getirdi. Arkasında da insanlar tekbir aldı. Kur'an okudu ve rükû yaptı. Arkasında insanlar da rükû etti. Sonra kalktı. Sonra geri geri giderek yer üzerine secde etti. Sonra minbere döndü, böylece namazını tamamladı. Sonra insanlara karşı durup dedi: Ey insanlar! Ben böyle yaptım ki, (görmek sureti ile) bana uyasınız ve namazımı öğrenesiniz."[108] Bu bölümle ilgili hadisler çoktur. (Gençlerin kalbine şübhe düşmesin diye, sabah karanlığında Peygamberin konuştuğu hanımı için, yanılmayınız) "Bu (zevcem) Safiyye'dir" hadisi gibi...

852- Buhârî'de şu hadis vardır: "Hazreti Ali ayakta su içti, ve dedi: Beni gördüğünüz gibi, Resûlüllah Saîlallahu Aleyhi ve Sellem'in yaptığını gördüm. Ben de yaptım.[109] Bu mana üzerinde Sahih'de hadisler ve haberler meşhurdur.



Kendisine Uyulan Adam Görünüşte Böyle Uygunsuz Bir İş Yaparsa, Ona Uyan Kimse Ne Söyler


Bir kimse uymuş olduğu şeyhi ve hocası gibi yetkili bir adamda bilinen şeye aykırı bir iş görürse, gerçeği öğrenmek niyeti ile ona o işten sorması müstahabdır. Eğer unutarak o işi yapmışsa, onu düzeltir. Eğer esasta doğru olur da kasden onu yapmışsa, adama onu açıklar.

853- Üsâme İbni Zeyd'den (Radiyallahu Anhüma) yapılan rivayetde o şöyle demiştir: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem {hac için vakfe yaptığı) Arafat'dan (Müzdelife'ye doğru) döndü. Şi'b denilen yere varınca, bineğinden indi ve idrarını yaptı. Sonra abdest aldı. (Akşam vakti çıkmaya yaklaştığı için, namazı hatırlatmak maksadı ile) dedim ki, namazı (kılmadık), ya Resûlellah! Bunun üzerine: Namaz ileride (Müzdelife'de yatsı ile beraber kılınacaktır)... buyurdu."[110]

Derim ki, Üsâme o sözü peygambere şunun için söyledi: Sanmıştı ki, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem akşam namazını unutmuş. Çünkü akşam vakti girmiş ve çıkması da yaklaşmıştı.

854- Sa'd İbni Ebî Vakkas'ın şu sözü rivayet edilmiştir. "Yâ Resûlellah! Falan adamdan yüz çevirmenin sebebi nedir? Vallahi ben onu mü'-min biliyorum."[111]

855- Büreyde'den rivayet edilmiştir:

"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Fetih (Mekke'nin fethi) gününde bir abdestle bütün namazları kıldı. Hz. Ömer şöyle dedi: Bugün bir iş yaptın ki, onu yapmamıştın. Peygamber (s.a.v): Kasden bunu yaptım, ey Ömer! Buyurdu."[112]


Danışmaya Teşvik Etmek


Allah Tealâ buyurmuştur:

"İşlerde onlarla (arkadaşlarınla) müşevere et."[113] Bu konuda sahih hadisler çoktur, meşhurdur. Bu ayeti kerime her şeyden müstağni kılar, başka şeye ihtiyaç bırakmaz. Çünkü Allah Sübhânehu ve Tealâ kitabında açık bir delil ile yaratıkların en mükemmeline müşavereyi emrederse, başkası için durum ne olur?

Bil ki: Bir iş yapmaya niyetlenen kimsenin, o iş üzerinde dinine ve tecrübesine, ehliyetine ve nasîhatma, takvasına ve şefkatına güvendiği kimseye danışıp fikir alması müstahabdır. Yine aynı şekilde çok kimselerle istişare edip onlardan bilgi toplamak ve o işten maksadının ne olduğunu onlara bildirmek müstahabdır. O şi hakkında bildiği iyi ve bozuk halleri de açıklaması iyi olur. Devlet reisi, kadı ve bunların benzeri idareciler hakkında istişare işinin lüzumu çok daha kuvvetli olur.

Ömer İbni'l-Hatîab'ın (Radıyallahu Anh) arkadaşları ile müşavere etmesi ve onların sözlerine dönmesi hakkında hadisler çoktur, meşhurdur. Sonra danışmanın neticesi şu olmalıdır: Danışma anlatılan şekil üzere yapılmışsa ve danışmanın gösterdiği yolda bir bozukluk yoksa onun sözünü kabul etmek gerekir. Danışılan adama da düşen görev, o iş üzerinde fikir yormak ve öğüt üzerinde gücünü harcamaktır.

856- Temîmu'd-Dâri'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

"Din nasîhattan ibarettir. Sordular:

— Kim için, Yâ Resûlellah? Peygamber (s.a.v):

— Allah için, O'nun kitabı için, O'nun peygamberi için müslümanla-rın öncüleri için ve onların bütünü için, buyurdu.[114]

857- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İstişare edÜen kimse güvenilir kimse olmalıdır."[115]


Tatlı Söz Söylemeye Teşvik Etmek


Allah Tealâ: "Mü'minlere şefkat kanatını indir" buyurmuştur.[116]

858- Adiyy İbni Hâtim'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demistir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bir hurmanın yarısı bile olsa, ateşten korunun (küçümsemeyerek sadaka verin, kurtuluşunuza sebeb olur.) Onu bulamayan tatlı sözle korunsun."[117]

859- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Güneşin doğduğu her günde, insanların kemiklerinin her biri için (Allah'ın büyük nimet-. lerine karşılık verilecek) bir sadaka vardır: İki kişi arasında adalet yaparsın (aralarını düzeltirsin bu bir sadakadır), adama hayvanına binmesi için ona yardım edip hayvanın üzerine bindirirsin yahut yükünü ona kaldırırsın, bu sadakadır. Tatlı söz bir sadakadır. Namaz için yürüdüğün her adım bir sadakadır. Yoldan engelleri gidermen bir sadakadır."[118]

860- Ebû Zer'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana şöyle dedi:

"İyilikten hiç bir şeyi küçümseme, tatlı bir yüzle kardeşini karşılamanı bile..."[119]


Konuşulan Adama Sözü Açıklamanın Ve İzah Etmenin Müstahablığı


861- Hazreti Aişe'den (Radıyallahu Anha) yapılan rivayetde şöyle demiştir.: "Resûlüllah Sallaİlahu Aleyhi veSellem'in sözü açık-seçikti; onu her dinleyen sözünü anlardı."[120]

862- Enes'den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir. O da Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den nakletmiştir:

"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir söz konuştuğu zaman, kendisinden anlaşılsın diye onu üç defa tekrarlardı. Bir toplumun yanına gidip de selâm verince, onlara üç kez selâm verirdi."[121]


Şaka Yapmak


863- Enes'den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir. "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, küçük kardeşine (kafeste ölen kuşu için şaka ederek) şöyle derdi: Ey Ebû Ümeyr, serçe ne oldu? (Ebû Ümeyr, Hazreti Enes'in anadan küçük kardeşi idi.)[122]

864- Enes'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayette Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona (şaka yaparak) şöyle demiştir:

"Ey iki kulaklı ![123]

865- Yine Buhârî ve Müslim'in kiîabiarında rivayet edilmiştir:

"Bir adam Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip şöyle dedi: Yâ Resûlellah! Beni bir bineğe bindir. Peygamber (s.a.v) (ona): Ben seni dişi devenin yavrusuna bindireceğim dedi. Adam: Yâ Resûlellah! Ben dişi devenin yavrusunu ne yapacağım! (o küçüktür ona binilmez) dedi. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Binek develeri dişi develerden başkası mı doğurur? (Hepsi deve yavrusu değil mi?) buyurdu, "[124]

866- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demişti: "Ashab: Yâ Resûlellah! Sen bizimle şakalaşıyorsun, dediler. Resûlüllah (s.a.v): Ben ancak gerçeği söylerim, buyurdu."[125]

867- İbni Abbas'dan (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayete göre Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Kardeşinle boşuna mücadele etme, onunla (ağır) şaka yapma ve ona cayacağın bir sözü verme."[126]

Âlimler demişlerdir: Yasaklanan şaka, üzerine devam edilen ve aşırı bir şekilde yapılan şakadır. Çünkü bu gülmeye ve kalbin katılaşmasına sebeb olur. Allah Tealâ'yi zikretmekten ve önemli din işlerini düşünmekten aiıkor. Çok zamanlar da eziyet vermeye götürür, kıskançlık ve kin doğurur, şeref ve vakarı düşürür.

Bu gibi haller dışında olan şaka, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem'in yapmış olduğu şakadır. Çünkü Peygamber, gönlü hoş tutmak, yakınlık peyda etmek ve bir maksad için bazı hallerde şaka yapardı. Bu şekilde bir şaka yapıldığı zaman ondan hiç bir zaman alıkonmaz ve bu sün net olur. Öyle ise sen, tesbit ettiğimiz gerçek hadislere, onların hükümlerine ve âlimlerden naklettiklerimize itimad et. Çünkü bu konu, büyük ihtiyaç duyulan işlerdendir. Başarı Allah'ın yardımı iledir.


Şefaat Etmek


İdarecilerden ve bazı haklan yerine getirmekle görevli hak sahiblerin-den, bir kimseye şefaat (yardım) edilmesi dileğinde bulunmak müstahab-dır. Ancak hakime intikal etmiş bir cezanın, yahut terki caiz olmayan bir işin düşürülmesi hususunda olmamalıdır. Çocuğun, mecnunun, vakfın ve bunlara benzer işlerin idaresine bakanlardan bazı hakların düşürülmesi için şefaatta bulunmak hep haram olan şeylerdir. Hem şefaat eden için hem de kendisine şefaat yapılan için o hakkı kabullenmek haramdır. Bunlardan başka o iş için, işi bildikleri halde, çalışanlara da haram olur. Bütün bu anlattıklarımın delilleri kitab ve sünnet'de ümmetin âlimlerinin sözlerinde açıktır.

Allah Tealâ:

"Kim iyiliğe vesile olan bir şefaatta bulunursa o şefaattan ona bir na-sib olur. Kim de bir kötülüğe şefaat ederse, o şefaat günahından ona bir pay olur. Allah her şeye gücü yetendir, buyurmaktadır.'[127]

868- Ebû Musa El-Eş'arî'den {Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir ihtiyaç isteği ile bir kimse geldiği zaman, meclisinde oturanlara karşı yönelip: Şefaat ediniz ki, sevab kazanasınız. Allah razı olduğu şeyi Peygamberinin lisanı üzere yerine getirir, buyurdu. Bir rivayette de: "Dilediği şeyi" şeklindedir.[128]

Ebû Davud'un rivayetinde şöyledir: "Sevab kazanmak için bana şefaat dileğinde bulunun ki, Allah dilediği şeyi Peygamberinin dili üzere ger-çekleştirsin." Bu rivayet Buhârî ve Müslim'in sahihlerinde olan rivayetin manasını açıklıyor.

869- İbni Abbas'dan (Radıyallahu Anhüma) Berîre ile kocası hakkında rivayet ettiğimiz olayda, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Berî-re'ye şöyle demişti:

"(Sen kölelikten âzâd edilmekle hürriyete kavuştun. Böylece nikâhınız kalkmış oluyor. Yeni bir evlilik kurup kurmamakta serbestsin. Eski kocan Muğis seni arzu ettiğinden) sen ona döneydin? Berîre şöyle dedi:

— Yâ Resûlellah! Bana emir mi veriyorsun (yoksa ona şefaatta mı bulunuyorsun)? Peygamber (s.a.v):

— Ben sadece şefaat ediyorum, dedi. Berîre: — Benim ona evlenme işinde bir ihtiyacım yoktur, dedi.[129]

870- İbni Abbas'dan (Radiyallahu Anhüma) yapılan rivayetde şöyle anlatmıştır: Uyeyne İbni Hısn İbni Huzeyfe, Bedir (seferinden Medineye) dönünce kardeşinin oğlu Hurr İbni Kays'ın evine indi. Hurr, Ömer'in (Radıyallahu Anh) yanında bulundurduğu kimselerden biri idi. Uyeyne (kardeşinin oğlu Hurr'e) şöyle dedi: Ey kardeşim oğlu, senin bu halife (Ömer) yanında itibarın var. Onun yanına varmak için bana izin iste. Ömer de ona izin verdi. Uyeyne girince:Söyle,eyHattab'ın oğlu! Vallahi sen bize mal vermiyorsun ve aramızda adaletle hükmetmiyorsun, dedi. Bunun üzerine Ömer onu cezalandırmaya kalkacak şekilde kızdı. Hurr şöyle dedi: Ey mü'minlerin emiri! Aziz ve yüce olan Allah peygamberine:

"Bağışlama yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir." buyurmuştur.[130] Gerçekten bu adam cahillerdendir. Vallahi bu ayeti okuyunca, Ömer ileri gitmedi. Allah'ın kitabı önünde çok saygılı duranlardandı.


Müjdelemenin Ve Tebrik Etmenin Müstahablığı


Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:

"(Zekeriyya) mihrabda namaza dururken melekler ona nida etti: Allah sana (evlad olarak) Yahya'yı müjdeliyor.[131]

"Elçilerimiz (melekler) İbrahim'e müjde ile gelince..."[132] "Elçilerimiz İbrahim'e müjde ile gelmişti."[133]

"Biz onu (İbrahim'i) uysal bir oğul ile müjdeledik.”[134]

"(Melekler İbrahim'e) korkma dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler."[135]

"(Melekler) dediler ki korkma, biz seni bilgin bir oğul ile müjdeliyoruz. "[136]

"(İbrahim'in hanımı misafirlere hizmet için) hazır dururken (konuşulanları duyunca) güldü. Biz de ona İshak'ı ve İshak'ın arkasındanda Ya-kub'u müjdeledik."[137]

"Hani melekler demişti: Ey Meryem! Allah kendinden bir keiime ile (sadece "ol" emri ile sana vereceği bir oğulla) seni müjdeliyor."[138]

"İman edip sâlih amel işleyen kullarım Allah'ın müjdelediği sevab budur."[139]

"Kur'an'ı dinleyip de onun en güzeline (açığına) uyan kullarımı (cennetle) müjdele.)[140]

"Vâdedildiğiniz cennetle müjdelenin.[141]

"O gün. mü'min erkeklerle mü'min kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında olduğu halde koşuyor görürsün. Bugün size müjde! (Meskenleri altında nehirler akan cennetler vardır. "[142]

"Rableri onlara, kendinden bir rahmet ve bir rıza ile, içinde devamlı nimet bulunan cennetleri müjdeler."[143]

Müjde hakkında varid olan hadislere gelince, bunlar doğrusu sahih olarak çoktur, meşhurdur.

Bunlardan biri, Hazreti Hatice'nin (Radıyallahu Anha) cennette inciden bir evle müjdelenmesidir ki, onda yorgunluk yok, gürültü yok. Biri de Kâb İbni Mâlik'in hadisidir. Onun tevbesi münasebetiyle tahriç edilmiştir. Kâb şöyle demiştir: En yüksek sesi ile bağıran bir çağmanın sesini işittim. Ey Kâb İbn Mâlik! Müjde olsun!... İnsanlar da bizi (Tebük seferinden geri kalıp da tevbeleri kabul edilen üç kişiyi) müjdelemeye çıktılar. Ben de Resûlüüah Sallallahu Aleyhi ve Seliem'i kasdederek yola ko-. yuldum. İnsanlar bölük bölük beni karşılıyorlar ve tevbenin kabulü sebebiyle beni tebrik ediyorlardı ve bana şöyle diyorlardı:

Tevbeni Allah'ın kabul etmesi sana mübarek olsun (seni tebrik ederiz). Nihayet Mescid'e girdim. O anda ResûlüIIah'ın çevresinde insanlar bulunuyordu. Talha İbni Ubeyd kalkıp bana doğru koşarak benimle musafa-ha yaptı ve beni tebrik etti. Kâb, Talhâ'nın bu hareketini unutmazdı. Kâb demiştir: Gidip Resûlüllah'a selâm verdiğim zaman, yüzü sevinçten parlayarak: "Annem seni doğurduğu günden beri üzerine geçen günün en hayırlısı sana müjde olsun!... buyurdu."[144]


Tesbîh Ve Tehlîl Sözü Ve Benzerleri İle Taaccüb Ve Hayreti İfade Etmek


871- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre: Ebû Hüreyre cünub olduğu halde Peygamber (s.a.v) onunla karşılaştı. Ebû Hüreyre sıvışıp gitti de gusletti. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu aradı. Ebû Hüreyre gelince Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Nerede idin, ey Ebû Hüreyre! dedi. O: Yâ Resûlellah! Ben cünub bir halde iken benimle karşılaştın. Gusletmeden seninle oturmayı hoş görmedim, dedi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v): Sübhâneliah (şaşılacak şey)! Mü'min pis olmaz, buyurdu."[145]

872- Aişe'den yapılan (Radıyallahu Anha) rivayete göre: "Bir kadın hayız halinden yıkanmasından Peygamber Saİlallahu Aleyhi ve Sellem'e sordu. Peygamber (s.a.v) de nasıl gusledeceğini ona emretti ve:

Misklenmiş bir bez-pamuk parçası al da onunla temizlen (kan izi olup olmadığını araştır), dedi. Kadın:

— Onunla nasıl temizleneceğim? dedi. Peygamber:

— Onunla temizlen, buyurdu. Kadın:

— Nasıl? dedi. Peygamber (s.a.v):

— Sübhânellah! Temizlen, buyurdu. (Hazreti Aişe diyor ki) ben o kadını yanıma çektim de: Kan lekesini araştırırsın, dedim."[146]

Bazı ihtilâflar varsa da doğrusu şöyle hareket etmelidir: Az miktar misk alır ve onu bir pamuk parçasına yahut bez yahut yün ve benzeri şeye kor. Sonra kötü kokuyu gidermek için ve kan lekesini araştırmak için onu kadınlık uzvuna kor. Allah en iyi bilendir.

873- Enes'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre: "Rübeyyi'nin kız kardeşi Ümmü Hariste bir adamı yaraladı. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e çıkıp davalaştılar. Peygamber (s.a.v): Kısas gerekir, kısas,'buyurdu. Bunun üzerine Ümmü Rebi': Yâ Resûlellah! falanca hanımdan kısas yaparmısın? Vallahi ondan kısas olmaz (onu bağışla) dedi. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Seîlem: Sübhânellah, ey Ümmü Rebi' (senin isteğine şaşılır)! Kısas, Allah'ın kitabının hükmüdür, buyurdu."[147]

874- İmrân İbni Husayn'den (Radıyallahu Anhüma) bir hanımın olayı ile ilgili uzunca hadisinde şöyle rivayet edilmiştir. (Kadın, müşrikler tarafından esir edilmiş ve onunla beraber Hazreti Peygamberin devesi de aşı-rılmıştı. Sonra (kadın) kaçmış (ve bu arada deveyi de ele geçirmişti). Eğer Allah kendisini (kaçtığı düşmanlardan) kurtarırsa, bindiği deveyi boğazlayacağını adamıştı. Nihayet kurtulup (Medine'ye) geldi. Ashab bu olayı Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattılar. Peygamber (s.a.v): "Sübhânellah, (tuhaf şey)! Deveye ne kötü bir mükâfat vermiş! (Sahibi olmadığı bir deveyi nasıl boğazlar)!... buyurdu.”[148]

875- Ebû Musa El-Eş'arî'den (Radıyallahu Anh) izin istemekle ilgili hadisi rivayet edilmiştir. Ebû Musa, Hazreti Ömer'e (Radıyallahu Anh) Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in izin isteme hakkındaki hadisini söyledi. (Ebû Musa halife ile görüşmek üzere gidince üç kez izin istedi. Ce-vab alamayınca, dönmüş. Sonra bunun sebebini halife ona sorunca, Ebû Musa şöyle dedi: Peygamberimizin buyurduğuna göre, üç kez izin iste-

nir. Cevab alınmazsa dönülür. Ben de bunun için döndüm. Halife: Böyle bir hadis olduğuna şahid getir, yoksa seni cezalandıracağım, dedi. Ebû Musa şahid getirdi.) Hadisin sonunda da: "Ey Hattab'ın oğlu! Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabına eziyet verme, dedi. Bunun üze^ rine Ömer: Sübhânellah! Ben bir şey işittim (bir hadis duydum), onu gerçekleştirip tesbit etmek istedim, (yoksa eziyet etmek istemedim), dedi. "[149]

876- Abdullah İbni Selâm'm (Radıyallahu Anh) uzun hadisi rivayet edilmiştir. Kendisine, sen cennet ehlindensin denilince, o şöyle Demişti: Sübhânellah! Bilmediği bir şeyi söylemek hiç bir kimse için uygun olmaz... "[150]


İyiliği Ermetmek Ve Kötülükten Alıkoymak


Bu bölüm, bölümlerin en önemlisidir yahut en önemlilerinden biridir. Çünkü bu konuda nakledilen sağlam deliller, durumun büyüklüğünden kuvvetle önemsenmesi ve insanların bunda fazla gevşek davranmasından dolayı çoktur. Burada onları bir araya toplamak mümkün değildir. Fakat bunların asıllarım belirtmeden geçmeyeceğiz. Bu konuda yazarlar çok çeşitli eserler yazmışlardır. Ben de Müslim'in şerhinin başlarında bundan bir kısım topladım ve bunları bilmekten kimsenin müstağni kalamayacak olduğu önemlilerine işaret ettim.

Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:

"İçinizden insanları hayra çağıracak, iyiliği emredecek ve kötülükten alıkoyacak bir toplum bulunsun. İşte bunlar kurtulanlardır. "[151]

"Bağışlama yolunu tut ve iyiliği emret. "[152]

"Erkek-kadın bütün mü'minler birbirlerinin yardımcılarıdır. İyiliği emrederler ve kötülükten alıkorlar"[153]

"(Lanete uğramalarının sebebi) birbirlerini yaptıkları kötülükten alıkomazlardı.”[154]

Anlattığım manada ayetler meşhurdur.

877- Ebû Saîd El-Hudrî'den yapılan (Radıyallahu Anh) rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: "Sizden kim bir kötülük görürse eü ile onu gidersin. Gücü yetmezse dili ile yapsın. (Buna da) gücü yetmezse kalbi ile reddetsin. İmanın en zayıfı işte budur."[155]

878- Huzeyfe'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Canım kudret elinde olana yemin ederim ki, muhakkak surette iyiliği emredip kötülükten alıkorsu-nuz; yoksa Allah'ın kendinden size bir azab göndermesi yakın olur. Sonra ona duâ edersiniz; fakat duanız kabul edilmez. "[156]

879- Ebû Bekir Es-Sıddık'dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Ey insanlar şu ayeti okuyorsunuz:"

Ben Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini işittim: İnsanlar zalimi görürler de onun ellerini yakalamazlarsa, Allah'ın kendinden, onların tümüne azâb vermesi yakındır. "[157]

880- Ebû Saîd'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygamber Sal-lalîahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur." Cihâdın en faziletlisi, zâlim bir sultanın yanında hak sözü söylemektir."[158]

Ben de derim! Bu bölümle ilgili hadisler sayılamayacak kadar çoktur. Bu son anılan âyeti kerime üzerinde çok cahiller aldanmaktadır. Ayeti kerimeyi asıl manası dışına çıkarıyorlar. Doğru olan manası şudur: Siz, size emredilen şeyi yaptığınız zaman, sapığın sapıklığı size zarar vermez. Bize emredilen şeyler içinde iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak vardır. Âyetin manası, Allah Tealânın şu sözüne yakındır:

"Peygamber üzerine gerekli olan ancak tebliğdir."[159]

Bil ki, iyiliği emretmenin ve kötülükten alıkoymanın bilinen bir takım şartlan ve sıfatları vardır. Burası onları izah edip anlatmanın yeri değildir. Bunlar "ihyâu-Ulûmuddin"de güzel şekilde izah edilmektedir. Ben Müslim şerhinde önemli olan meselelerini açıkladım. Başarı Allah'dandır.




--------------------------------------------------------------------------------

[1] Buhâri.

[2] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî.

[3] Ebû Dâvud. Buhârî, el-edebÜl-Müfred. Ahfned b.Hanbel.

[4] İbni Sünnî

[5] Tirmizî. Nesâî, fil yevmi vdleyleii. İbni Sünnî. Ebû Dâvud. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis ha-sendir, sahilidir.).

[6] Ebü Dâvud. Nesâî. Hâkim el-Müstedrek.

[7] Tirmizî. Ebû Dâvud. Hâkim. Nesâî, fil-yevmi velleyleli. İbni Sünnî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis, hasendir.)

[8] Ebû Dâvud. Nesâî. Ahmed b. Hanbel. Müstedrek.

[9] Ebû Dâvud. Nesâî, fi'1-yevmi velleyleti. İbni Sünnî.

[10] Tirmizî. Ahmed b. Hanbel. Hâkim.

[11] îbni Sünnî.

[12] ibni Sünnî. Beyhakî, Delâilinnübüvve

[13] Kur'an-ı Kerim, Âlî îmran Süresi: 134

[14] Kur'an-ı Kerim, A'raf Süresi: 200.

[15] Buhârî. Müslim, Muvatta'. Nesâî, filyevmi velleyleti.

[16] Müslim. Ebû Dâvud.

[17] Ebû Dâvud. Tirmizî. İbni Mâce. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis hasendir.)

[18] Buhâri. Müslim. Ebû Dâvud. Nesâî,filyevmi velleyleti.

[19] İbni Sünnî.

[20] Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî.

[21] Ebu Davud. ibni Sünnî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis sahihdir, hasendir.)

[22] Ebû Dâvud. Nesâî

[23] Tirmizî.

[24] Tirmizî. (Tirmizî demiştir: Bu hadis hasendir.)

[25] Tirmizî. (Tirmizî bunun isnadını zayıf bulmuştur.)

[26] Buhârî.

[27] Tirmizî. İbni Mâce. Hâkim, el-Müstedrek,

[28] Hâkim ,el-Müstedrek.

[29] Müslim.

[30] İbni Sünnî

[31]İbni Sünnî.

[32] İbni Sünnî.

[33] İbni Sünnî.

[34] İbni Sünnî.

[35] İbni Sünnî.

[36] Buhârî. Müslim.

[37] Buhârî. Müslim.

[38] Buhârî. Müslim.

[39] Buhârî. Müslim.

[40] Buharı. Müslim.

[41] Buharı. Müslim.

[42] Buharı. Müslim.

[43] Müslim.

[44] Kur'an-ı Kerim, İsrâ Süresi:81

[45] Kur'an-ı Kerim, Sebe' Süresi: 49

[46] İbni Mâce. İbni Sünnî. Nesâî.

[47] Ebû Dâvud. İbni Sünnî. Nesâî.

[48] Buharı

[49] Buhârî. Müslim.

[50] Buhârî. Müslim.

[51] Müslim.

[52] Tirmizî. (Tirmizî, bu hadis sahihdir, hasendir demiştir.)

[53] Nesâî. İbni Mâce. İbni Sünnî.

[54] Buhârî. Müslim.

[55] Buhârî.

[56] İbni Sünnî. Nesâî, fil yevmi vellevleti.

[57] Müslim. Buhârî. Muvatta'. Tirmizî, Nesâî. İbni Mâce.

[58] İbni Sünnî

[59] Müslim.

[60] İbni Sünnî.

[61] Müslim. Tirmizî. Nesâî, fil yevmi velleyleti. İbni Sünnî.

[62] Buharı. Müslim.

[63] Müslim. Ebû Dâvud.

[64] Kur'an-ı Kerim, Mâide Süresi: 2

[65] Müslim.

[66] Müslim.

[67] Buharı. Müslim.

[68] Müslim.

[69] Müslim.

[70] Müslim.

[71] Buhârî. Nesâî

[72] Kur'an-ı Kerim, Nûr Süresi: 51

[73] Kur'an-ı Kerim, Âl-i İmran Süresi: 30

[74] Kur'an-ı Kerim, Bakara Süresi: 281.

[75] Kur'an-ı Kerim, A'raf Süresi: 199.

[76] Kur'an-ı Kerim, Kasas Süresi: 55.

[77] Kur'an-ı Kerim, Necm Süresi: 29.

[78] Kur'an-ı Kerim, Hicr Süresi: 85.

[79] Buhârî. Müslim.

[80] Buhârî.

[81] Kur'an-ı Ker'im, Nahl Süresi:125

[82] Kur'an-ı Kerim, Nahl Süresi: 91

[83] Kur'an-ı Kerim, En'am Süresi: I

[84] Kur'an-ı Kerim, İsrâ Süresi: 34.

[85] Kur'an-ı Kerim, Saff Süresi: 32.

[86] Buhârî. Müslim. Tirmızî. Nesâî.

[87] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî.

[88] İbni Sünnî.

[89] Buhârî. Müslim. Nesâî.

[90] Buhârî. Müslim.

[91] Müslim. Tirmizî.

[92] Tirmizî. Nesâî. İbni Mâce. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis sahihdir, hasendir.)

[93] Buhârî.

[94] Ebû Dâvud.

[95] İbni Sünnî.

[96] Îbni Sünnî. Ahmed b. Hanbel. Hâkim, el-Müstedrek.

[97] İbnî Sünnî. Nesâî, fil yevmi velleyleti. İbni Mâce.

[98] İbni Mâce, fbni Sünnî, Hâkim. (E!-Hakim Ebu Abdullah demiştir ki, bu, isnadı sahih olan bir hadistir.)

[99] Kur'an-ı Kerim, Âl-i İmran Süresi:191.

[100] Müslim.

[101] İbni Sünnî.

[102] İbni Sünnî.

[103] Buhârî. Müslim.

[104] Kur'an-ı Kerim, İbrahim Süresi: 4

[105] Buharı. Müslim.

[106] Buhârî.

[107] Buhârî. Müslim.

[108] Buhârî. Müslim.

[109] Buhârî. Ebû Dâvud. Nesâî.

[110] Buhâri. Müslim.

[111] Buhârî. Müslim.

[112] Müslim.

[113] Kur’an-ı Kerim, Âl-i İmrân Süresi: 159

[114] Müslim. Ebii Dâvud. Nesâî.

[115] Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî. îbnı Mâce.

[116] Kur'anı Kerim, Hicr Süresi: 88

[117] Buhârî. Müslim.

[118] Buhârî. Müslim.

[119] Müslim.

[120] Ebû Dâvud.

[121] Buhârî.

[122] Buhârî. Müslim.

[123] Ebû Dâvud. Tirmizî. Tİrmizî demiştir ki bu sahih hadistir.

[124] Ebû Dâvud. Tirmizî. Tirmİzî demiştir ki bu hadis hasendir, sahihdîr.

[125] Tİrmizî. Tİrmizî demiştir ki bu hadis hasendir, sahihdir.

[126] Tİrmizî.

[127] Kur'an-ı Kerim, Nisa Siiresi:85

[128] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî.

[129] Buhârî.

[130] Kur'anı Kerim, A'raf Süresi: 199.

[131] Kur'an-ı Kerim, Âl-i İmrân Sûresi: 39

[132] Kur'an-ı Kerim, Ankebüt Sûresi: 31.

[133] Kur'an-ı Kerim, Hûd. Sûresi: 69.

[134] Kur'an-ı Kerim, Saffat Sûresi: 101.

[135] Kur'an-ı Kerim, Zâriyat Sûresi: 28.

[136] Kur'an-ı Kerim, Hicir Sûresi: 53

[137] Kur'an-ı Kerim, Hûd Sûresi: 71.

[138] Kur'an-ı Kerim, Âl-i İmrân Sûresi: 45.

[139] Kur'an-ı Kerim, Şûarâ.Sûresi: 23.

[140] Kur'an-ı Kerim, Zümer Sûresi: 17-18

[141] Kur'an-ı Kerim, Fussİlel süresi: 30.

[142] Kur'an-ı Kerim, Hadîd Sûresi: 12.

[143] Kur'an-ı Kerim, Tevbe Sûresi:21.

[144] Buharı. Müslim.

[145] Buharı. Müslim.

[146] Buharı. Müslim.

[147] Müslim. Buharı.

[148] Müslim.

[149] Müslim.

[150] Buhârî. Müslim.

[151] Kur'an-ı Kerim, Al-i İmrân Süresi: 104

[152] Kur'an-ı Kerim, A'raf Suresi: 199.

[153] Kur'an-ı Kerim, Tevbe Suresi: 71.

[154] Kur'an-ı Kerim, Maide Suresi: 79.

[155] Müslim, Ebû Dâvud. İbni Mâce. Nesâî.

[156] Tirmizî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis hasendir.)

[157] Ebû Dâvud. Tirmizî. Mâce.

[158] Ebû Dâvud. Tirmizî. Ibni Mâce. (Tirmizî demiştir ki, bu hasen hadistir.)

[159] Kur'an-ı Kerim, Ankebüt Süresi: 18