Ana içeriğe atla

Recep Ayı - Cübbeli Ahmet Hocaefendi

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) “Ey insanlar! Şu bir gerçek ki büyük bir ayın gölgesi üzerinize çöktü. O da Allâh’ın sağır ayı olan recebdir. Kendisinde sevaplar katlanır, dualar kabul edilir, sıkıntılar açılır ve onda bir mümin için hiçbir dua geri çevrilmez” buyuruyor. O yüzden bu mübarek ayda bol bol dua ederek ve zikirler çekerek günahlarımızın affolması için Allah’a yalvarmalıyız.


RE­CEB-İ ŞE­RέFE Gİ­RİŞ DUA­SI

Ev­ve­la şu­nu be­lir­te­lim ki; re­ceb ayın­da ya­pı­lan dua­lar as­la red­dol­maz. Ni­te­kim Enes ib­ni Ma­lik (Ra­dı­yal­lâ­hu Anh) şöy­le an­lat­mış­tır:

“Ra­sû­lül­lâh (Sal­lâl­lâ­hu Aley­hi ve Sel­lem) re­ceb gir­me­den bir cu­ma ön­ce oku­du­ğu hut­be­sin­de şöy­le bu­yur­du:

“Ey in­san­lar! Şu bir ger­çek ki bü­yük bir ayın göl­ge­si üze­ri­ni­ze çök­tü. O da Al­lâ­h’­ın sa­ğır ayı olan re­ceb­dir.

Ken­di­sin­de se­vap­lar kat­la­nır, dua­lar ka­bul edi­lir, sı­kın­tı­lar açı­lır ve on­da bir mü­min için hiç­bir du­a ge­ri çev­ril­mez.” (İb­ni Asâ­kir, Tâ­rîh-u Me­dî­ne­ti Di­meşk, no:5121, 43/291-292)

Enes ib­ni Mâ­lik (Ra­dı­yal­lâ­hu Anh)dan ri­va­yet edil­di­ği­ne gö­re: Re­ceb gir­di­ğin­de Ra­sû­lül­lâh (Sal­lâl­lâ­hu Aley­hi ve Sel­lem):

“Ey Al­lâh! Re­ceb ve şabân­da bi­ze be­re­ket­ler ver ve bi­zi ra­ma­za­na ulaş­tı­r” der­di. (Ah­med ib­ni Han­bel, el-Müs­ned, 1/259; İb­ni Ebi­’d-dün­ya, Fe­dâ­il-ü şehr-i ra­ma­zan, no:1, sh:29-30; Ta­be­râ­nî, el-Ev­sat, no:3951, 4/558; el-Ha­tîb, el-Mu­vaz­zah, 2/473; As­ka­lâ­nî, Teb­yî­nü­’l-aceb, sh:30-31.

ALLAH’IN AZATLILARI

Bu ha­dîs-i şe­rîf, sâ­lih amel­ler ya­pa­bil­mek için, fa­zî­let­li za­man­la­ra ka­dar ya­şa­ya­bil­mek­le alâ­ka­lı ola­rak du­a yap­ma­nın müs­te­hab ol­du­ğu­na de­la­let eder.

Zi­ra mü­min ku­lun ya­şan­tı­sı, onun an­cak hay­rı­nı ar­tı­rır. İn­san­la­rın en ha­yır­lı­sı, öm­rü uzun, ame­li gü­zel olan­dır.

Geç­miş bü­yük­ler, ra­ma­zan oru­cu yâ­hut hac dö­nü­şü gi­bi sâ­lih bir ame­lin aka­bin­de öle­bil­me­yi çok is­ter ve: “Böy­le öle­nin gü­nah­la­rı ba­ğış­la­nı­r” bu­yu­rur­lar­dı.

Ev­li­yâ­ul­lah­dan ağır has­ta bir zat: “Re­ceb ayı­na ka­dar ve­fa­tı­mı ge­cik­tir­me­si için Al­lâh-u Te­âlâ’­ya dua­da bu­lun­dum. Çün­kü ba­na ula­şan bir ri­va­ye­te gö­re: ‘Re­ceb ayın­da Al­lâh-u Te­âlâ’­nın âzat­lı­la­rı var­dı­r’ bu­yur­muş. Al­lâh-u Teâ­lâ da du­ası­nı ka­bul ede­rek onu re­ceb ayı­na ulaş­tır­mış ve o mü­ba­rek ay­da ve­fat et­miş­tir. (İb­ni Re­ceb, Le­tâ­ifü­’l-me­‛â­rif, sh:233-247)

HER ON GÜ­NÜN ZİK­Rİ

Re­ceb Al­lâh-u Te­âlâ’­nın ayı ol­du­ğun­dan, on­da Al­lâh-u Te­âlâ’­nın adı çok anıl­ma­lı­dır. Zi­ra Al­lâh-u Te­âlâ’­nın ayı­na en çok ya­kı­şan zi­kir Al­lâh-u Te­âlâ’­nın adı­dır. Bu yüz­den, tes­bih ve teh­lil­le çok meş­gul olun­ma­lı­dır.

Enes ib­ni Mâ­lik (Ra­dı­yal­lâ­hu Anh)ın ri­va­yet et­ti­ği bir ha­dîs-i şe­rîf­te Ra­sû­lül­lâh (Sal­lâl­lâ­hu Aley­hi ve Sel­lem) şöy­le bu­yur­muş­tur: “Her kim (re­ceb ayın­da) bir ke­re tes­bih yâ­hut bir de­fa teh­lil (ke­li­me-i tev­hid zik­rin)de bu­lu­nur­sa, Al­-lâh-u Teâ­lâ onu, Al­lâ­h’­ı çok zik­re­den er­kek­ler­le çok zik­re­den ka­dın­lar­dan ya­zar.” (İb­ni Asâ­kir, Tâ­rîh-u Me­dî­ne­ti Di­meşk, no:5121, 43/291-292) Ne­bî (Sal­lâl­lâ­hu Aley­hi ve Sel­lem)den şöy­le ri­va­yet edil­miş­tir:

“Her kim, re­ce­bin ilk onu­nun her gü­nü yüz ke­re: ‘Hayy ve Kay­yûm (ger­çek­te tek di­ri ve her şe­yin ye­gâ­ne yö­ne­ti­ci­si) olan Al­lâh-u Te­â­lâ­’yı tes­bih ede­rim!’ İkin­ci onun her gü­nü yüz ke­re: E­had ve Sa­med (tek ve ulu) olan Al­lâh-u Te­âlâ’­yı tes­bih ede­rim!’

Üçün­cü onun her gü­nün­de de yüz ke­re: ‘Ra­ûf (ya­ra­tık­la­rı­nı çok­ça esir­ge­yi­ci) olan Al­lâh-u Te­âlâ’­yı tes­bih ede­rim!’ der­se, ona ve­ri­le­cek se­va­bı hiç­bir vas­fe­di­ci ta­rif ede­mez.” (Sa­fû­rî, Nüz­he­tü­’l-me­câ­lis, 1/138; Enî­sü­’l-ce­lîs hâ­mi­şi, sh:194)

“U­yû­nü­’l-me­câ­li­s”­de zik­re­dil­di­ği­ne gö­re; re­ceb, teh­lîl (ke­li­me-i tev­hîd zik­ri­ne de­vam edil­me) ayı­dır.

Şabân tes­bih ayı, ra­ma­zan ise tah­mîd (Al­lâh-u Te­â­lâ­’ya hamd) ayı­dır. (Sa­fû­rî, Nüz­he­tü­’l-me­câ­lis, 1/141)

RE­CEB-İ ŞE­RÎF­TE YA­PI­LA­CAK TÖV­BE

Ebû Sa­îd (Ra­dı­yal­lâ­hu Anh) şöy­le an­lat­mış­tır: “Re­ce­bin ilk gü­nü Ra­sû­lül­lâh (Sal­lâl­lâ­hu Aley­hi ve Sel­lem)in hu­zu­ru­na gir­di­ğim­de ba­na:

‘Ey Ebû Saîd! Bu hay­rı ne ka­dar çok ve be­re­ke­ti ne ka­dar bü­yük bir gün­dü­r’ bu­yu­run­ca, be­nim: ‘Ey Al­lâ­h’­ın Pey­gam­be­ri! Bu be­re­ket ne­dir?’ di­ye sor­mam üze­ri­ne, şöy­le bu­yur­du­lar: ‘Cib­ri­l’­in ba­na bil­dir­di­ği­ne gö­re; re­ce­bin ilk ge­ce­si ol­du­ğun­da Al­lâh-u Teâ­lâ bir me­le­ğe: ‘Dik­kat edin! Ger­çek­ten tev­be ayı baş­la­mış­tır. Bu ay­da Al­lâh-u Te­âlâ’­dan af is­te­yen­le­re müj­de­ler ol­sun!’ di­ye ses­len­me­si­ni em­re­de­r’ di­ye an­lat­tı.”

(Sa­fû­rî, Nüz­he­tü­’l me­câ­lis, 1/140)

ATEŞE HARAM KILINIR

Enes ib­ni Mâ­lîk (Ra­dı­yal­lâ­hu Anh)ın ri­va­yet et­ti­ği bir ha­dîs-i şe­rîf­te Ra­sû­lül­lâh (Sal­lâl­lâ­hu Aley­hi ve Sel­lem) şöy­le bu­yur­muş­tur:

“Her kim re­ceb ayın­da Al­lah-u Te­âlâ’­ya bir ke­re (bi­le) is­tiğ­far­da bu­lu­nur­sa, Al­lâh-u Teâ­lâ onu ba­ğış­lar.” (İb­ni Asâ­kir, Tâ­rîh-u Me­dî­ne­ti Di­meşk, no:5121, 43/291-292) Vehb ib­ni Mü­neb­bih (Ra­dı­yal­lâ­hu Anh) Al­lâh-u Te­âlâ’­nın (Ku­r’­ân’­dan ön­ce­ki) bir ki­ta­bın­da şöy­le oku­du­ğu­nu söy­le­miş­tir: “Her kim re­ceb ayın­da, sa­bah ak­şam yet­miş ke­re is­tiğ­far­da bu­lu­nur­sa şüp­he­siz ki Al­lâh-u Teâ­lâ onun ce­se­di­ni ate­şe ha­ram kı­lar (onu yak­ma­yı ce­hen­ne­me ya­sak­lar).”

(Sa­fû­rî, Nüz­he­tü­’l me­câ­lis, 1/140)

YAZILARI YAKIN!

Ah­med ib­ni Hi­câ­zî (Kud­di­se Sir­ru­hu)nun nak­li­ne gö­re: “Bu is­tiğ­fa­rı el­le­ri­ni kal­dı­ra­rak:

‘Ey Al­lâh! Be­ni ba­ğış­la, ba­na acı ve tev­be­mi ka­bul ey­le!’ sî­ğa­sıy­la ya­pa­nın, hiç­bir de­ri­si­ne ateş değ­mez.”

(Tuh­fe­tü­’l-ih­van, sh:10) Ali (Ra­dı­yal­lâ­hu Anh)ın ri­va­yet et­ti­ği bir ha­dîs-i şe­rîf­te Ra­sû­lül­lâh (Sal­lâl­lâ­hu Aley­hi ve Sel­lem) şöy­le bu­yur­muş­tur: “Re­ceb ayın­da is­tiğ­fa­rı çok ya­pın. Zi­ra onun her bir saa­tin­de, Al­lâh-u Te­âlâ’­nın, ce­hen­nem­den âzat­lı­la­rı var­dır.” (Sa­fû­rî, Nüz­he­tü­’l- me­câ­lis, 1/140; Ah­med ib­ni Hi­câ­zî, Tuh­fe­tü­’l-ih­van, sh:10)

İb­ni Ab­bâs (Ra­dı­yal­lâ­hu An­hü­mâ)dan ri­va­yet edi­len bir ha­dîs-i şe­rîf­te şöy­le buy­rul­muş­tur:

“Her kim re­ceb, şa­bân ve ra­ma­zan­da, öğ­len ikin­di ara­sı: ‘Ken­di­sin­den baş­ka hiç­bir ilah bu­lun­ma­yan, Hayy ve Kay­yûm olan O bü­yük Al­lâh-u Te­âlâ’­dan, mağ­fi­ret ta­leb ede­rim. Ken­di­si hak­kın­da ne bir za­ra­ra ne bir fay­da­ya, ne ölü­me, ne de ya­şa­ma­ya ve ne de di­ril­me­ye mâ­lik ol­ma­yan, (gü­nah­lar iş­le­ye­rek) ken­di­si­ne zul­met­miş bir ku­lun tev­be­siy­le, O’­na tev­be ede­ri­m’ der­se, Al­lâh-u Teâ­lâ (o ki­şi­nin se­vab ve gü­nah­la­rı­nı yaz­mak­la gö­rev­li) iki me­le­ğe: ‘Bu ku­lun amel def­te­rin­de­ki gü­nah­la­rıy­la alâ­ka­lı ya­zı­la­rı ya­kın!’ di­ye vah­ye­der.”

(Sa­fû­rî, Nüz­he­tü­’l me­câ­lis, 1/140)

SABİT VE VARİD

Ali el-Krî, (Ra­hi­me­hul­lâh) “Ter­ğî­bü­’l mü­tâ­lib fî eş­ra­fi­’l-me­tâ­li­b” sa­hi­bi­nin, Hâ­fız Ke­mâ­lüd­dîn ed-De­mî­rî (Ra­hi­me­hul­lâh)ın el ya­zı­sıy­la, bu ha­di­si İb­ni Ab­bâs (Ra­dı­yal­lâ­hu An­hü­mâ)dan nak­let­ti­ği­ni, an­cak bu ri­va­yet­te is­tiğ­fa­rın ye­di ke­re ya­pıl­ma­sı zik­re­di­lip öğ­len ikin­di ara­sın­da ya­pıl­ma şar­tı ol­ma­dı­ğı­nı nak­let­tik­ten son­ra şöy­le de­miş­tir:

“Bu is­tiğ­fa­rın sâ­bit ve vâ­rid ol­du­ğu­na de­lil ola­rak, Hâ­fız De­mî­rî (Ra­hi­me­hul­lâh)ın ken­di el ya­zı­sıy­la nak­li­ne iti­na gös­ter­me­si ve pe­şin­den bir yo­rum yap­ma­mış ol­ma­sı biz­ce ye­ter­li­dir.

İTTİFAKLA CAİZDİR

Zi­ra bu ri­va­yet, uy­dur­ma bir şey ol­say­dı, bu ilim­de imam olan böy­le bir zat bu­nu mut­la­ka açık­lar­dı. De­mek ki bu ha­di­se, mev­zû (uy­dur­ma) de­ni­le­mez. Ol­sa ol­sa, za­yıf de­nile­bi­lir ki, fa­zî­let­li amel­ler ba­bın­da za­yıf ha­dis­le amel edil­me­si, it­ti­fak­la ca­iz­dir.” (Ali el-Ka­rî, Ri­sâ­le fî fe­da­il-i re­ceb el-mü­rec­ceb, Re­sâ­il-ü Ali el-Kārî, va­rak:57) Ule­mâ bu­yur­muş­tur ki: “Re­ceb, gü­nah­lar­dan is­tiğ­far için­dir, şabân kalp­le­ri ayıp­lar­dan ıs­lâh için­dir. Ra­ma­zan ise kalp­le­ri nur­lan­dır­mak için­dir. O hal­de Al­lâh-u Te­âlâ’­nın ayın­da is­tiğ­fa­rı çok yap­mak la­zım­dır. Özel­lik­le de se­her­ler­de, “Sey­yi­dü­’l-is­tiğ­fâr (is­tiğ­far­la­rın efen­di­si)” de­ni­len tev­be­yi hiç terk et­me­mek ge­re­kir. (Enî­sü­’l-ce­lîs hâ­mi­şi, sh:194)

Ni­te­kim Şed­dâd ib­ni Evs (Ra­dı­yal­lâ­hu Anh)ın ri­va­yet et­ti­ği bir ha­dîs-i şe­rîf­te Ra­sû­lül­lâh (Sal­lâl­lâ­hu Aley­hi ve Sel­lem) şöy­le bu­yur­muş­tur:

CENNET EHLİNDEN OLUR

“Sey­yi­dü­’l-is­tiğ­fâr (is­tiğ­far­la­rın efen­di­si) şu­dur: ‘Ey Al­lâh! Be­nim Rab­bim Sen­sin. Sen­den baş­ka hiç­bir ilah yok­tur. Be­ni Sen ya­rat­tın. Ben Se­nin ku­lu­num.

Ben gü­cü­mün yet­ti­ği ka­dar Se­nin ah­din ve vâ­din (sö­zün ve müj­den) üze­re sâ­bi­tim. Ben Se­nin ih­san et­ti­ğin ni­met­le­ri­ni iti­raf edi­yor, gü­nah­la­rı­mı da iti­raf edi­yo­rum. Öy­ley­se be­ni mağ­fi­ret ey­le!

Şu mu­hak­kak ki, gü­nah­la­rı Sen­den baş­ka­sı ba­ğış­la­ya­maz. Ben yap­tı­ğım şey­le­rin şer­rin­den sa­na sı­ğı­nı­yo­rum.’ İn­san ak­şa­ma gi­rer­ken bu duâ­yı oku­du­ğu za­man, o ge­ce ölür­se cen­ne­te gi­rer yâ­hut cen­net eh­lin­den olur.

Bu duâ­yı sa­ba­ha gi­rer­ken oku­du­ğu za­man da, o gün­de ölür­se, o da cen­net eh­lin­den­dir.”

(Bu­hâ­rî, De­‛a­vât:15, 7/150; Ebû Dâ­vûd, Edeb:110, no:5070; İb­ni Mâ­ce, no:3872)

Ali el-Krî (Ra­hi­me­hul­lâh)ın bir şey­hin­den nak­let­ti­ği­ne gö­re: “Re­ceb ayın­da:

‘Bü­tün gü­nah ve is­yan­la­rım­dan do­la­yı, ce­lâl ve ik­ram sa­hi­bi olan Al­lah-u Te­âlâ’­dan mağ­fi­ret ta­lep ede­ri­m’ şek­lin­de­ki is­tiğ­far çok­ça ya­pıl­ma­lı­dır.” (Ali el-Kārî, Ri­sâ­le fî fe­dâ­il-i re­ceb el-mü­rec­ceb, Re­sâ­il-ü Ali el-Kārî,

Ayet-i Kerime

“Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer. Fakat sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa âhiret, daha hayırlı ve süreklidir.” (A’lâ, 87 / 14-17)

Hadis-i Şerif

“Kim kardeşinin ırzını müdafaa ederse, kıyamet günü Allah, onun yüzünden ateşi çevirir.” (Tirmizî, Birr 20)

Alim­ler­den Öğüt­ler

Ok gibi doğru ol da yaydan kurtul. Çünkü her doğru okun, yaydan fırlayacağına şüphe yoktur. (Hz. Mevlana)


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kırk Anahtar Duası

Tüm kötülüklere ve büyücülere karşı koruyucu dua Şans için kırk kilit açma duası Hz Fatma tarafından bu dua herkez için bir anahtardır.sorunlardan kurtulmak için mucize dua kısmet ve şans açmak aşk, sevgi, muhabbet, servet,bağlı işleri çözmek, işe girmek,sihir ipatli ve sorunları çözmek,Düşmanları kovmak ve Evlilik niyeti için cuma günü sabah namazdan sonra mavi çanak kasenin içinde suya okunur okunan su içilir ve bu suyla gusül abdesti alınır. Karı koca arasındaki muhabbet için su çay veya meyve suyuna okunur ikisi içer Cuma sabahı Temiz ve saf niyet ile büyük bir kase suya okuyun ve su ile banyo yapın Evlilik Niyeti için Dört hafta en iyi zaman perşembe veya cuma günü sabahıdır.Duayı bitirdikten sonra bir defada yasin suresi okuyun (Dört perşembe veya Dört cuma) Servet açmak ve Büyüden kurtulmak için şans servet ve sihir iptali için suya okunur ve o suyla banyo yapılır Büyüden kurtulmak için safran mürekkebi ile arapça yazıp suda bekledikten sonra o suyla kişi yıkanırsa büyü

Kün Fe Yekün Nedir? Sırları ve Faziletleri!

 Bu cümle arapçadır ve kurani bir kavramdır. Kün ol anlamındadır. Feyekün ise oluverir manasına gelir. Yasin süresi son sayfa son âyetlerde geçen bu kelime, Allahın dilemesi ile ilgilidir. Allah bir şeye ol dedi mi o hemen olur. Sırları ve Faziletleri Not: Tecrübe ile sabittir. Yasin süresinin su 2 ayeti 1001 kere okudunmu kabul olmayacak dua yok biiznillah( Allah'in izni ile).. Ramazanın son 10 günü içerisinde okunması gerekli. tüm dualarimizin kabul olması dileğiyle yardım bekleyen herkese iletelim..Rabbim şifa versin korktuklariniza ugratmasin.iki ayet; İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn(yekûnu). Bütün meşru istekler için. Kur'ân-ı Kerîmin bir çok âyet-i kerîmesinde geçen;‘’kün feyekün.’’ duası. Yani, "Allâh-u Te'âlâ bir şeyi yaratmak murad ettiğinde o şeye '’kün feyekün =var ol!'' buyurur, o da hemen var olur". Kur'an'daki, "Kün feyekûn" kavl-i şerifi bulunan bütün âyetler bu duada zikredildiği için bu duay

Ömründe 4 Defa Okuyana Mucizeler Yaşatan Muazzam İstiğfar

Abduh Muhammed Baba (elmecmuatul mubareke) Abdullah İbni Sultan (r.a) istigfaridir ! Hz. Ali (r.a) peygamber efendimiz (s.a.v) emri ile yaziya dökmüştür. Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi hamdeyyüvafinniame ve eşhedüel la ilahe illallahu vahdehü la şerikelhü şehedetem müberraetem mineşşekki vettühemi ve eşhedüenne seyyidena muhammedennebiyyene abdühü ve rasulühü seyyidül arabi vel acemi sallallahu teala aleyhi ve sellem ve ala alihi ve ashabihi ve ezvacihi ve zürriyetihi efdalil ümem. Manasi; Nimetlerine denk gelecek bir hamd ile Allah'u te'ala'ya hamdü senalar olsun. Ben şek ve töhmetlerden beri kılınmış bir şahadetle şahitlik ederim ki Allahu teala'dan başka hiç bir ilah yoktur.yine şahitlik ederim ki peygamberimiz, efendimiz muhammed o'nun kuludur. rasulüdür, arab'ın ve acemin efendisidir. Allah'u teala ona ve ümmetlerin en üstü olan aline, ashabına, eşlerine ve zürriyetine salat ve selam eylesin' Fazileti; Bu istiğfari okuyan

İsrafu Umar Duası

Uyarı!:Maksadı hayırlı rızık ile zengin olmak, ve elde edeceğini asla haramda kullanmamak kararında olan kimsenin bu havas terkibini uygulamasını tavsiye ederim. Sayısız defa yapılmış ve her seferinde çok şükür birkaç günde dahi etkisi görülmüştür. İhlasla ve şüpheye düşmeden okunmalıdır. UYGULANIŞI: Yatsı namazlarından sonra İki rekat hacet namazı kılınır. Her iki rekatta fatihadan sonra bir ayetel kürsü okunur. Son secdeye varlıldığında secdeden kakmadan! "ya Hu ya men Hu , La İlahe İlla Hu, entel hayyul kayyum, vela şerikelek, velekel mülkü, velekel hamdü, ve inneke ala külli şeyin kadir" dedikten sonra namaz bitirilir. Ardından israfi-umar duası okunur. KAYNAKLARDA BU ALTTAKİ ŞEKİLDEDE GEÇMEKTEDİR İsrafu umar okunuşu: Aksamtu aleykum Eyyetühel Umari vel caan Ellezi fi hezel Mekaan Dürriyyül Kuvveti Vel ceberuti vel heybeti Vel kudreti vel azameti vel kuvveti Vessatveti vel celaleti vel Cemaleti Vel ceberuti ,aksamtu aleyküm billahi El hayyul kayyum ellezi

% 100 Kabul Olan Dua !

ALLAHTAN BİRŞEY İSTEYECEĞİN ZAMAN HADİD SURESİNİN İLK 6 AYETİ HAŞR SURESİNİN SON 4 AYETİNİ OKU VE ŞÖYLE DUA ET Yâ men hüve hâkezâ es'elüke bi hakkı hâzihil esmâi en tüsaliye alâ muhammedin ve âli muhammedin ve en tef'ale bi ( burada hacet söylenir) Azîb (r.a.), Ali b. Ebu Talib Kerremellahu Vecheh Hazretlerine demişti ki: "Senden Allah aşkına rica ediyorum. Rahmân Teâlâ'nın gönderdiklerinden, bilhassa Cebrail'in Resulullah'a getirdiklerinden ve Resulullah'ın özellikle sana öğrettiklerinden en faziletlisini bana özel bir şekilde öğretmez misin?" Hz. Ali de ona "Ya Bera! Allah'a İsm-i A'zam'ı (en yüce ismi) ile dua etmek istersen, Hadid Sûresi'nin baş tarafından on âyeti ve Haşr Sûresi'nin sonunu oku, sonra de ki: 'Ey o, böyle olan ve O'ndan başka böyle bir şey olmayan zât! Senden bana şöyle şöyle yapmanı dilerim." Vallahi ya Bera, bununla benim aleyhime dua etsen yere geçerim.' dedi."

Uykuda Cünüp, Rüyalanmamak, İhtilam Olmamak İçin Dua

Maaric , Tarık ve Kadir surelerini okumak da uykuda boşalmayı önler. Felahu's-Sail'de İmam Ali'den (as) rivayet edilmiştir ki; "Uykudayken boşalmaktan korkuyorsanız, uyumadan önce şunları söyleyin: اَللّهُمَّ اِنّي اَعُوذُ بِكَ مِنَ الإحْتِلامِ وَ مِنْ شَرِّ الأحْلامِ وَ مِنْ أنْ يَتَلاعَبَ بِىَ الشَّيْطانُ في الْيَقْظَةِ وَ الْمَنامِ Allâhumme innî e'ûzu bike minel ihtilâm ve min şerril ahlâm ve min en yetelâ'abe biye'ş şeytânu fil yeqzati vel menâm. Allah'ım, (uykuda) cunup olmaktan, karmaşık rüyaların şerrinden, uykuda ve uyanıkken şeytanın benimle oynamasından sana sığınırım.

Günlere Göre Kulak Çınlaması Alametleri

Bir insanın durup dururken kulağı çınlar. Güya tiz bir düdük veyahut ince bir çıngırak çalınıyormuş gibi bir ses, bir sağda duyar ve eski hallerden insanlara Cenab-ı Hak tarafından bir işaret olmak üzere telakki eden, Cenab-ı Allah tarafından bir işaret nazarı ile bakan ilim ve bilim erbabı ve havvas alimleri uzun tecrübeler neticesinde gün ve gecesine göre hükümlere tasnif ve taksim eylemişler, hayr ve şerden her neye delalet ettiğini belitmiş ve bildirmişlerdir. Bir kimsenin her ne zaman kulağı çınlarsa derhal "Allahümme salli ala seyyidine muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve selleme. Allahümme inni eselüke küllel hayri ve eüzü bike min külli şerri" demek lazımdır demişler. çünkü her bir işaret ve alametde Cenab-ı Vacibül Vucud hazretlerinden hayrı istemek ve şerden ise istiaze etmek ehli imanın adeti kadimesi ve müstahsenesidir. Yani bir savap işleme halidir. Pazar Günü: Büyüklerden faide görmesine, ümit ettiği yerden menfaat görmesine delalet eder. Pazar Gecesi: Büyü

Salavatı Nurul Envar - Işıkların Işığı

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى نُورِ الأَنْوَارِ. وَسِرِّ الأَسِرَارِ. وَتِرْيَاقِ الأَغْيَارِ. وَمِفْتَاحِ بَابِ الْنَسَارِ. سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الْمُخْتَارِ. وَآلِهِ الأَطْهَارِ. وَأَصْحَابِهِ الأَخْيَارِ. عَدَد نِعَمِ الله وَأِفْضَالِهِ ALLAH'ümme salli ala nuril envar ve sirril esrar ve tiryagıl ağyar ve miftahi babil nesar Seyyidina muhammedinil muhtar ve alihil athar ve ashabihil ahyar Adede niamillahi ve ifdalih ALLAH’ım nurların nuru, sırların sırrı, ağyarın dermanı, zenginlik kapısının anahtarı Efendimiz Muhammed’in temiz aline ve hayırlı ashabına nimet ve ihsanlarının miktarınca salat ve selam olsun. 1) 3 gün sabah namazından sonra hiç kimseyle konuşmadan 100 defa okunur hiç şüphe yok ki niyeti neyse olur biizbillah 2) 5 vakit namazın arkasından 5 kere okunursa kişi bütün tehlikelerden korunur ve rızkı artar biiznillah 3) 7 defa uyumadan önce okunursa , kişi güzel rüyalar görür biiznillah Şeyh Ahmet El Bedevi tarafından Düzenli olarak okunduğunda ona ilmin kapılar

Es'elullâhel azîm, Rabbel arşil azîm en yeşfiyek! - Şifa Dilemek

Sahabeden Abdullah ibn Abbas (r.a.), Peygamberimiz (s.a.s.)’in şöyle buyurduğunu bildirmiştir: “Kim eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de onun yanında yedi defa; أَسْأَلُ الٰهّلَ الْعَظي۪مَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظي۪مِ أَنْ يَشْفِيَكَ Okunuşu: “Es’elüllâhel-azîme, Rabbel-arşil-azîmi en yeşfiyeke.” Anlamı: “Ulu Arş’ın Rabbi Yüce Allah’tan sana şifa vermesini isterim, derse, Yüce Allah ona mutlaka o hastalıktan şifa verir.” (Ebû Davud, Cenâiz, 12) Peygamberimiz, sabah akşam şu duayı okuyarak Allah’tan sağlık, âfiyet ve iyilik istemiştir: اَللّٰهُمَّ إنّ۪ى أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ Okunuşu: “Allâhümme innî es’elükel-‘afve vel-‘âfiyete fîd-dünyâ vel-âhırah.” Anlamı: “Allah’ım! Senden dünya ve ahirette af, sağlık, sıhhat ve nimet istiyorum.” (Ebû Davud, Edeb, 110) Tıbbî tedavi yanında telkin ve dua ile tedavi yöntemi (psikolojik tedavi) günümüz müspet bilimi için de büyük önemi haizdir. * Sahabeden Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: Peygam

İsimlerin Ebced Değerlerini Bulun?

Ebced’in en büyük özelliği “Ebced hesabı” adı verilen bir işlemde kullanılmasıdır. Buna göre, ebced ifadesindeki her harfin bir sayı değeri vardır ve bu değerlerden istifadeyle bir çok konuda pek çok işlemler yapılmıştır. İşte bunların her birine bu hesabın adı verilir. Ebced alfabe düzeninin harfleri 1′den 9′a, 10′dan 90′a, 100′den 1000′e doğru numaralandırılır. Ayrıca bu alfabede gözükmeyen “pe” harfi “be ” gibi, “çe” harfi de “cim” gibi kabul edilerek onların sayı değerlerini alır. Eskilerin “hisâb el-cümel” dedikleri, ebced hesabının 4 çeşidi vardır: “Büyük”, “en büyük”, “küçük” ve “en küçük” ebced hesabı. Yukarıdaki tablo, eskiden büyük ebced (cümel-i kebîr) olarak ele alınmış, ama bugün küçük ebced (cümelsağir) olarak değerlendirilmektedir. Ebced programları İndir https://yadi.sk/d/4IU3bN7bqz3yF Kultanıldıgı Yerler Ebced alfabe düzeninde her bir harfin bir rakama tekâbül etmesi keyfiyeti, Türk-İslâm kültüründe, hemen hemen her sahaya yayılan bir kullanımı ortaya koymuştur. R