Vesveseden Kurtulmanın Pratik On Çareleri

1. Vesvese, imanın kuvvetindendir.

Önce hemen şunu belirtelim ki, vesvese çok korkulacak bir şey değildir, çünkü iman var ki, vesvese geliyor. Sahabe-i Kiram'dan Efendimiz'e gelip, “Ya Rasûlallah, vesveseye mübtelâyım” diyen birine, Efendimiz (sav)'in cevabı, “Endişe edilecek bir şey yok; o mahz-ı imandır, imanın kuvvetindendir” şeklinde olurdu.Şeytan, sizde de iman cevheri, ibâdet hazinesi, namaz ve dine hizmet cevheri olduğunu bildiği içindir ki,korsanlık yapmakta ve size karşı taarruza geçmektedir. Korsanlık, belki denizlerde yapılan şekliyle tarihte gömülmüştür ama, şeytana bakan yönüyle Âdem (as) ile başlamış olup, kıyamete kadar da devam edecektir.


Nasıl deniz korsanları, hazine taşıyan zengin gemilerine tecavüz eder ve define bulunan adalara saldırırlar,öyle de şeytan dahi, mü'minin iman cevheri taşıyan kalbine hücum eder. Zaten o, tamtakır,kupkuru ve bomboş kalblerle uğraşmaz; böylelerine vesvese okları göndermez.

Hırsızlar bile zengin evleri kollarlar; Doğu'nun ve Batı'nın kâfir ve zâlimleri de öyle değil mi?..


Vesveseye düşen mü'min, “Şeytan bütün cephelerde mağlûp oldu; bu yüzden, şimdi de iman ve İslâm'a ait vesveselerle, şüphelerle beni meşgûl etmek, hazineme el atmak istiyor; ama, benden bir şey koparamayacak. Bu, onun son çırpınışlarıdır; bir gün gelecek, benden bir şey koparamayacağını anlayınca çekip gidecektir..kapıma haydut kılıklı birinin gelip, birkaç gün el açtıktan sonra çekip gitmesi gibi. Hoş, gitmese de kapılar ona sürmeli ve beni koruyan kale de çok sağlam; bana Allah’ın izniyle hiç bir şey yapamaz” diye düşünmelidir.


2. Vesvese, kalbin malı değildir:


Kalb rahatsız olduğuna göre, vesvese kalbe mal edilemez; çünkü eğer o, kalbin malı olsaydı, kalb ondan rahatsız ve tedirgin olmayacaktı ve böyle bir kalble şeytan da uğraşmayacaktı...


Kalbin rahatsız ve tedirgin olması şundandır: Kalb, vesveseye razı değil, sahip de değil; vesvese ile arasında manâ ve mahiyet bakımından bir münasebet olmadığı içindir ki, kalb vesvesedenn rahatsız olmaktadır.Kişinin gösterdiği reaksiyondan, ateşinin yükselmesi, kaşlarının çatılması, başının ağrıması, iştiha ve ağız tadının kaçmasından anlıyoruz bunu; tıpkı vücuda giren yabancı mikroplara ve bu mikropların fizyolojik yapıda açtığı rahnelere, meydana getirdiği arızalara karşı vücudun muharipler üretmesi, antikorları devreye sokması ve bu ciddi muharebenin meydana gelmesi neticesinde hararetin yükselmesi gibi. İşte, şeytanın da kalbimize gönderdiği bizim malımız olmayan yabancı hayâl, düşünce ve vesveselere karşı mânevî yapımız, iman potansiyelimiz, âdeta antikor üreterek, bu şer ve şerareler ordusuna karşı kavga vermekte, bunun neticesinde de ateşimiz yükselip, kalbimiz sıkılmaktadır. Eğer, vücudumuz herhangi bir mukavemette bulunmuyor ve boğa yılanı görmüş bir keçi gibi hemen teslim oluyorsa, o zaman, AİDS virüsüne karşı antikorların teslim-i silah ettikleri gibi, bizde de iş bitmiş demektir. Gelen vesvese karşısında kalbimiz, imanımız mukavemet etmezse, o zaman vesvese de olmaz, hararet de yükselmez! Bu, “Gel, ne istersen yap!” demektir ki, şeytanın da istediği budur.


3. Vesveseye maruz kalb, içine kötülerin çer-çöp attığı pınara benzer:


Meseleyi bir de şöyle düşünebiliriz: Berrak, saf ve tertemiz bir su kaynağı var; bileşikleri, tadı ve takdim ettiği şifasıyla zemzem suyu gibi bir su kaynağı. Herkes tarafından mâlum ve meşhur hale gelmiş, dünyâca da kabûl edilmiş mübarek bir kaynak. Şimdi, hain biri geliyor, sinsice kaynağa yaklaşıp, su üzerine boya, toz, çer-çöp döküp kaçıyor.

Siz bunu görünce, “Eyvah” diyorsunuz; “Pınarım kurudu, mahvoldu, pislendi ve ölüp gitti!” Oysa, hakikat böyle değildir. Akan su, üzerinde atılan o çer çöpü götürecek ve safiyetini muhafaza edecektir. Sizin kalbiniz, imanınız berrak, pırıl pırıl bir pınar ise, o zaman bulandırmak için üzerine atılan tozun, toprağın ona hiç bir zararı olmayacaktır.

O toz, toprak akıp gidecek ve sizin menba'ınız her zaman temiz kalacaktır. Demek oluyor ki, o bulanıklık pınarın kendinden değil... Evet, işte vesveseye maruz kalb de böyledir...


4. Vesvese, iradî olmayıp, fiiliyata da dökülmüyorsa insanı mes'ul etmez:


Bildiğiniz gibi, mükellef ve mes'ul olmada irâde ve şuur şarttır. Hayvanatın yanısıra mecnunlara, aklı,

şuuru yerinde olmayanlara teklif yoktur. Bu itibarla, vesvese için irâde devrede değilse ve plân, programı yapıp, “gel” diye kalb ve düşünce kapılarımızı bizzat kendimiz aralamıyorsak, mes'ul sayılmayız. Elverir ki, onu fiiliyata dökmeyelim, işlemeyelim. İrâde, umumiyetle böyle kendi kendine gelen vesveseyi karşısında bulur ve ona mukavemet edemez, çünkü o davetsiz gelir. Ayrıca insan, tedayi-i efkâr ile irâdesi dahilinde olmadan gördüğü, duyduğu ve okuduğu şeylerle de bir takım hatıralara, hayâllere ve düşüncelere maruz kalabilir. Aslında, çok defa bunlardan kurtulmak mümkün de değildir; çünkü insanın bu hali, yaratılışın muktezasıdır.


5. Vesvese, insanın ilerlemesine mani olmayan örümcek ağı gibidir:


Vesvese, kendine has tutarsızlığıyla bilindiği zaman zararlı olmaz. Kur'ân, “Muhakkak, şeytanın hilesi zayıftır” diye ferman etmektedir (Nisa, 4/76). Evet var ama, yok gibidir şeytanın hilesi. Meselâ, iki duvar arasından geçmek istiyorsunuz; bakıyorsunuz ki, bir örümcek, ağlarını gerip yolunuzu kapatmış; döner misiniz, devam mı edersiniz? Örümcek ağı sizin ilerlemenize mâni olabilir mi gerçekten? Şüphesiz hayır; onu bir engel olarak görmez ve hiçbir şey yokmuş gibi yolunuza devam edersiniz.


Efendimiz, şeytanın dalâleti, küfrü, küfranı, günahı ve kötülükleri yaptırmadığını ve elinden tutup da kimseye günah işletemeyeceğini beyan buyurur. Şeytanın yaptığı, ancak fenalıkları süsleyip-püslemek, allayıp-pullamak, cazip ve çekici göstermektir. İyiyi de kötüyü de yaratan, dalâlete de hidayete de sevkeden Allah (cc)'tır. Rengârenk köpüklerle süslenip imar edilmiş bir saray gibidir şeytanın vesveseleri; fakat altında derin çukurlar bulunur, kilometrelere ulaşan derin çukurlar...


Gelip geçiciliği bilindiği zaman vesvesenin zararı olmaz. Vesvese, üflemekle uçup giden tüy kadar zayıftır. Bir ara toplanıp sonra dağılıveren bulutlara benzer o; ardından ne yağmur gelir, ne de yel!.. O, uçak yolcularının bir anlığına içine düştüğü hava boşluğu gibidir; ne feryat etmeye değer, ne de dövünüp yakınmaya!..


6. Vesvese, üzerinde durulmadığı ve dert haline getirilmediği takdirde hiçbir zarar vermez:


Düşüncenize bulaşıp da onu kirletmeyeceğini bildiğiniz zaman vesvese zararlı olmaz. Vesvese, hayâl aynasında sönüp gidecek derecede zayıf ve gelip geçici bir iz; leke ve pislik bulaştırmayacak bir görüntü ve çok hafif yansımalardan ibarettir. Akla ve hayâle gelen şeyler, hayır kaynaklı ise akıl ve düşünceyi bir derece nurlandırır; fakat şer kaynaklı bir vesvese ise, o zaman da akla, düşünceye ve kalbe tesir etmez, kir bırakmaz ve zarar da vermez. Elinizde tuttuğunuz aynaya karşıdaki yılanın görüntüsü aksetse, aynadaki o yılanın elinize zararı olur mu? Ya da, aynaya akseden bir pislik elinizi kirletir mi? Veya, elinizdeki aynaya akseden alevli ateş, elinizi yakar mı? Aynenbunun gibi, nasıl karnınızdaki pisliklerin namaza ve elmasın etrafındaki kömür tozlarının elmasa zararı yoksa, aynı şekilde, şeytanın da dışta ya da içte aslî ve zatî bir varlığı ve hüviyeti olsa bile, attığı okların, gönderdiği görüntülerin aslî hüviyeti ve hiç bir zararı yoktur.


Üzerinde durmadığınız, merakla üzerine varmadığınız, sahip çıkıp kabullenmediğiniz, küçük görerek şişmesine meydan vermediğiniz ve bir dert haline getirmediğiniz zaman, vesvesenin hiç bir zararı olmaz. Ona hep tepeden bakacak ve “Allah'ın (cc) izniyle bunun altından vurup, üstünden çıkarım” diyeceksiniz.


7. Vesvese, zararlı tevehhüm edildiği zaman zarar verir:


Şimdiye kadar anlattıklarımızın hilafına hareket edildiği takdirde vesvesenin zararı olabilir. Evet vesvese, zararsız olduğu bilinmeyip, zararlı tevehhüm edildiği zaman zararlıdır. Üzerinde durulup kurcalandığı ve merakla karıştırıldığı zaman zararlıdır o; büyük gördükçe, mühimsedikçe büyür ve bir balon gibi şişerek bizi yutacak hale gelir. Bir arı kovanı içinde yüzlerce arı bulunur ama, siz önemsemeden kovanın önünden geçer gidersiniz.

Vesvese karşısında da yapmamız gereken şey, bundan farklı olmamalıdır.


Şeytan, zayıf ve geçici bir görüntü karesini hayalimize atar; biz de cazip bulur ve onu işlettirirsek, o bir karelik manzara,hayâl sinemamızda saatleri içine alan bir film şeridi haline gelir de, farkına bile varamayız. Hususiyle yalnız kalınca, bilhassa gençlerde ve hele bu sûretler, nefsâniliğe bakan, bedeni tesir altına alan suretler olursa... Evet, insan onu alır ve hayâlinde maceralı bir film haline getirir. Halbuki şeytana ait olan, o ilk sahnedir. Öyleyse, o ilk oltaya sahip çıkmamak, takılmamak ve onu işlettirmemek gerekir ki, şeytan da bizi işletmesin ve işlete işlete hayâllerimizi gerçeğe dönüştürmesin; dönüştürmesin ki, biz de neticede o bir karelik görüntünün kurbanı olmayalım.


8. Hassas ve asabî ruhlar, şeytanın vesvesesine önem verip vehme kapılmamalıdırlar:


Vesvese, hassas ve asabî ruhlarda daha da zararlı bir hastalık ve meleke haline gelir. Böyle birisi, vesvese geldiğinde,zararlı olacağı endişesiyle telaşa ve vehme kapılır; sonra da bunu kalben, fikren ve im'an-ı nazarla büyütüp, kendine mal eder. Derken onu huy haline getirir ve onunla bütünleşir. Bu ise, şeytan karşısında ye'se düşüp, tam zarara uğramanın ifâdesidir. Bu hale ma’ruz kalmış biri, ümitsiz bir şekilde “Artık ben mahvoldum” deyip, mağlûbiyeti kabûl eder ve böylece önce merkezi şeytanın salvolarına açık hale getirir, sonra da onu terk eder. Bir kumandan düşünün; ilerde sağ tarafta bir kaç madenî parlama görerek, düşman o taraftan saldırıya geçecek vehmine kapılır ve ordusunun sağ kanadını boşaltıp o tarafa sürer; sol tarafındaki dağlarda da ağaç yapraklarının

kıpırdanmalarından, düşmanın saklandığı ve hücum edeceği düşüncesine kapılarak, ordusunun sol kanadını da oraya sevk eder. Neticede merkez, hasmın taarruz ve imha etmesine açık ve hazır hale gelmiş olur. Esasen bu, taktik bilememenin ve düşmanı tanımamanın ifâdesidir. Görüyorsunuz ki, şeytanın yaptığının vesvese adına bir kibrit çöpü kadar önemi yokken, insan onu azmanlaştırıyor, azgınlaştırıyor ve kendi başına salıyor. Evet, dikkat edelim, onu hayalimizde ve düşüncemizde büyütmeyelim...


9. Vesvesenin manyetik alanından ibâdet ile uzaklaşmalı ve psikolojik te’sirinden çıkılmalıdır..!


Vesveseye karşı sizi vesvesenin manyetik alanından kurtaracak davranışlarda bulunun. Hadiste de ifâde edildiği gibi, böyle bir şey arız olduğunda, söz gelimi gadaplandığınızda, ayakta iseniz oturun, oturuyorsanız uzanın veya kalkıp abdest alarak iki rekat namaz kılın ve iç dünyânızda değişiklik yapın; ayrıca o sisi dağıtacak daha başka meşrû bir kısım davranışlarda bulunun!.. İrâdenizi devreye sokarak, psikolojinize te’sir edebilecek, elinizde olmadan içine düştüğünüz hava boşluğundan sizi çıkaracak veya tutulduğunuz elektrik akımından sizi çekip alacak küçük de olsa bir vesile arayın.! Efendimiz (sav), bir sefer dönüşü -bir defaya mahsus olmak üzere-yorgunluktan uyanamayıp sabah namazı kazaya kalınca, “Burayı derhal terkedin; şeytan burada hâkimiyet ve saltanat kurmuş” buyurmuşlardı.

Evet, her zaman şeytanın manyetik alanına karşı dikkatli olunmalı ve bilmeyerek içine girilmişse, çarçabuk oradan uzaklaşılmalıdır. Gaflet ve dikkatsizlik, şeytan ve şeytanî şeylere birer hüsn-ü istikbalse, evrad u ezkâr, Allah’ı ilan ve O’nunla irtibatlanma, bütün şer kuvvetlere karşı bir müdafaa, hattâ bir taarruzdur. Meselâ, Efendimiz (sav) bir yerde, şeytanın ezan sesinden nasıl kaçtığını anlatır. Demek ki, onun ezana ve ezanın ihtiva ettiği manâlara tahammülü yok. Öyle ise, şeytan vesveselerle taarruza geçtikce, biz de Allah ve Rasûlü’yle irtibatımızı kuvvetlendirmeli ve hep lâhûtî hâtıralara dalmalıyız. Efendimiz (sav)'in Mi’rac yolculuğunu hatırlamanın vesveseyi, hususiyle namazda akla gelenleri, hattâ esnemeyi bıçak gibi kestiği ve keseceği söylenebilir. Keza bir yerde sol tarafınıza atacağınız üç tükürük, bir de bakarsınız onun geldiği sisli perdeyi yırtıverir. Şeytanın harama teşvik adına gelen vesveselerine karşı bazan yumruğu sıkıp meydan okuma, bazan da hafife

alma manâsına tebessüm edip geçme, onun manyetik alanına karşı gerilimde bulunma ifadesidir.


Bir genç arkadaşımıza şöyle dediğimi hatırlıyorum:

“Şeytan, karşına çıkıp da bir harama bakmanı istediğinde şöyle düşün: Bakmakla elime ne geçecek?


Bakacaksın, o boş... Daha ileri götürsen, yine boş... Kaldı ki, imanının sana vereceği pişmanlık ve ızdırap da var. Sonu böylesine boş, ızdıraplı ve karanlık olacak bir bakışın ne manâsı olabilir ki!” Esasen, insan kendini böyle ikna ederken, o haram manzara da çoktan kaybolup gitmiş olur.


Akla gelen her vesvese, her süslü manzara, gelecekte elde edilecek daha mükemmellerini düşünmekle izale olabilir. Kur'ân'ın pek çok yerinde, dünyâ hayatının bir oyun ve eğlenceden ibâret bulunduğu ve gerçek hayatın Ahiret hayatı, yaşanacak gerçek yurdun da ahiret yurdu olduğu ifade edilir (A.İmran, 3/185; Ankebut, 29/64).

Vesvese, sana ıspanak ve tere otunu mu teklif ediyor; ama Allah (cc) diyor ki, orada peş peşe koparılmaya hazır meyveler var. (Hâkka, 69/23) Hem, dünyadaki gibi hazımsızlık, karın ağrısı ve defekasyon lüzumu da duymayacaksın. Buradaki haramlara nazar noktasından gelen vesveseye de aynı şekilde mukabele edilebilir. Ama biz, dünyânın bütün güzelliklerine karşı “İsteyene ver Sen anı, bana Seni gerek Seni” diyeceğiz. Yaz aylarının kavurucu sıcağını bahane ederek, şeytan sizi hizmetten ve irşad gayesiyle etrafa gidip gelmekten alıkoymak ve başkalarına yaptığı gibi sizi de deniz kıyılarına veya gölgesi serin mesire yerlerine çekmek mi istiyor? Ona Cehennem ateşinin çok daha sıcak olduğunu hatırlatıverin. Öyle zannediyorum ki, kalbinize atmak istediği bu vesvese, kendi gırtlağına tıkanıp kalacaktır.


Hem “Allah Rasülü (sav) ve O'nun sâdık yaranı ve arkadan gelen salihler bizi bekleyip dururken, benim şurada burada avare ve bana yakışmayan bir vaziyette dolaşmam hiç doğru olur mu?” diyerek, bu mevzûda şeytanın telkin etmek istediği gaflet ve rehavet vesvesesini izale etmek mümkün olur kanaatindeyim.


10. Abdest ve namazda “eksik mi yaptım?” şeklindeki vesveselere de önem verilmemelidir.


“Abdest ve namazda yanlış ve kusurum oldu mu acaba?” şeklinde gelen vesveselere de aldırış etmemek gerekir.Böyle bir vesvese ilk defa vuku buluyorsa, o abdest veya namaz tekrar edilebilir. Ama mükerreren oluyorsa,sözgelimi bir abdest uzvunu yıkayıp yıkamadığından devamlı şüpheye düşen birisi, o zaman hiç vesveseye meydan vermeden, o uzvunu yıkadığını kabûl ederek namaza durmalıdır. Ve yine namazı kaç rekat kıldığı mevzuunda vesveseye mübtelâ olmuşsa, namazının tamam olduğu kanaatıyla hareket etmelidir.


Vesvesenin ilka ettiği şeyin üzerine üzerine gidilmelidir. Vesvesenin üzerinde durmak değil, aksine,

tam tersi istikamette yürümek lâzımdır. Hiç kâle almadan, önem vermeden, yapılan yanlış bile olsa,

“Mezheplerimizden birine uyar” deyip geçmek maslahata binaen daha muvafık olur kanaatindeyim.

Gâye, şeytanın canına okuyup vesveseyi def’etmektir.


Vesvese

Sebebleri ve kurtulus yollari


Mehmed Paksu


Vesvese nedir:


Vesvese istegimiz disinda kalbimize dusen, gerekcegi olmayan ve suphe ve tereddute yol acan bir dusuncedir.Vesvese istedigimiz disinda kalbimize dusen, gerekcesi olmayan suphe ve tereddtute yol acan bir dusuncedir. Ne zaman biz bu dusunceye onem verir ve bununla ilgilenir korkarsak, bu dusunce bizi hasta eder, Basimiza bir bela olur. .Ne zaman ki bu dusunceye onem verir korkmaya baslarsak, bu dusunce bizi hasta eder,basimiza bela olur. Bu beladan kurtulmak icin hasta oldugumuzu kabbullenmeli ve tedaviyi kabul etmeliyiz. Tedaviyi kabul etmedigimiz takdirde, hastalik ilerler ve devamli olarak yerlesir. Tedaviyi kabul etmedigimiz takdirde, hastalik ilerler ve kalici olmak uzere yerlesir.


Vesvese neymis:

1. Vesvese bir hastaliktir.

2. Vesvese bir ehvam ve kuruntudur.

3. Vesvese supheler ve tereddutler zinciridir.

4. Vesvese bir musibet ve bir beladir.

5. Vesveseye ehemmniyet verdikce siser, ehemniyet vermessen soner.

6. Vesvese buyuk nazariyla baksan buyur, kucuk gorsen kuculur.

7. Vesveseden korksan hasta eder, korkmassan hafif olur gizli gizli kalir.

8. Vevesenin mahiyetini bilmezsen devam eder yerlesir, mahiyetini bilsen onu tanisan gider.


Insana bulasan vesvese ve kurtulus yollari:


Vesvesenin bes cesidi vardir. Bunlarin herbirini degisik sekilde tedavi etmek mumkundur.


Birinci vesvese sekli: Seytan insanoglunun kalbine ilk basta bir suphe atar. Bunun uzerine kalp bu dusunceyi kabul etmesse bu dusunce setme doner. Bundan sonra insanoglu sanir ki bu kotu dusunce, imana aykiri hayali sozler, kendi kalbine yerlesmis. Insanoglu rabbina karsi edepsizlik ettigini dusunur ve bundan buyuk aci ve uzuntu duyar. Bu uzuntuden kurtulmanin yolunu ise rabbinden kacarak ararve gaflete girmek ister.


Birinci vesvese seklinin tedavi yontemleri:

1. Boyle bir vesveseye kapilan kisi heyecanina yenilip telasa dusmemelidir. Cunku telasa duserse gercekte olmayan birsey icin endise eder.Yani hersey hayal urunudur ve hayaller insanlari baglamaz. Hukum olmazsa rabbine karsi terbiyesizlikde soz konusu olamaz.

2. Eger kalbe gelen cirkin sozlerden dusunceleren kalp sikiyor daraltiyorsa, bu dusunceler sozler kalbe ait degildir, kuruntu veya evhamdir.Yani seytanin lemmesinden geliyordur. Seytanin lemmesi, “seytanin yakinligi, dokunmasi vesves“i olarak tarif edilir ve melegin lemmesinede “ilham“ denilir. Insan bu kuruntunun, evhamin seytandan geldigini, ona zarar vermeyecegini dusunurde seytanin serrinden allaha siginirsa bu vesveseden kurtulur.


Ikinci vesvese sekli: Insanoglu surekli olarak dusunur, birseyler dusler diler. Bu hayaller kendilerine bir sebeb bularak bir suret, dis gorunus dokur durur. Eger bu manalar temiz ise, dis gorunusu rezil ise bunlar birbirine temas eder. Ama mana o dis gorunuse donusmez. Insanlar mananin bu surete burundugunu kabullenilerse, seytan ona yapmadigi seyi yapmis, kalben kabul etmedigi seyi kabul etmis gibi gosterir.


Ornek: Insan ilahi bir tefekkure dalmis, rabbinin varliklari uzerinde gorunun isim ve sifatlarini teccelilerini dusunmektedir.Bu esnada tuvalet ihtiyaci olur ve akli oraya kayiverir. Bu durumde guzel dusunculer ve kotu pis suretler sanki bir anda birbirine karisiverir gibi gorunurler.


Ikinci vesvese seklinin tedavi yontemi:Boyle bir durumda insan iradesine hakim olmali ve daginiklik yuzunden hakikatla hayali karistirmamalidir.

Cunki temiz guzel bir dusunce ve pis kotu bir suret birbirine temas eder ama karismaz, yani insan bir zarar gormez. Ancak durup kotu seyleri dusunur ve guzel seyleri unutursa zarar gorur.


Ucuncu vesvese sekli: Insalar bir konu hakkinda dusunurken irade disi bu dusunce baska bir dusunceyi akla getirir, cagristirir. Bu iki dusunce arasina farkina varilmadan zayif bir bag hayal edip kurulur. Bu iki dusunce birbirine tamamen zit olabilir.


Ornek: Insan namazadayken, aklina mustehcen manzaralara kadar farkli dusunceler dusebilir.


Ucuncu vesvese seklinin tedavi yontemi: Seytanin istedigi insanlari boyle bir vesveseyle telasa dusurup yaptiklari hayirli islerden sogutmak. Bu iki dusunce arasinda yakinlik olsada birbirine temas etmiyor ve karismiyorlar, bu yuzdende zarar vermezler. Insanlar diger vesveselerde oludugu gibi bundada kotu dusuncelere takilip kalmamali ve hatta hic onemsememeli. Aklima getimiyeyim diye mucadele edip ters etkiye sebeb olmamali.


Dorduncu vesvese sekli: Bu vesvese turunde insanlar ibadetlerini en mukemmel sekilde yerine getirmek isterler. Zaman zaman amelin en iyisini yapayim derken harama dusebilir. Sunneti en mukemmel sekilde yapayim derken farzi terk edebilir insanlar. Pes pese ayni ibadeti yapar, yaptigi ibadet sahih oldumu suphesine duser. Bu vesvese turu , namazda, abdest ve gusul abdest alirken cok gorulur.


Dorduncu vesvese seklinin tedavi yontemleri:


1. Insan abdest veya gusul alirken yada namaz kilarken bunu kusursuz ve eksiksiz yerine getirirse supheye dusmemeli. Kabul olmus mu diye vesvese etmemeli, cunku insanin elinden bundan fazlasi gelmez. Vazifesini elinden geldigi gibi, eksigiyle kusuruyla yapmis bulunur. Kabul edip etmemekde Allah’a kalmistir.


Namaz icin ozel:

1 Namazi tam kilip kilmadigindan suphe edenler o supheyi atsin ve son bildigi yerden devam etsinler. O rek’ati bitirdikten sonra selamdan once 2 secde daha etsinler. Eger namaz tam degilse, bu secde tamamlar, eger tamsa nafile namaz olur. Namazin sonunda yapilan 2 sehiv secde ayni anda seytanin burnunu topraga surter.

2 Seytan namazla arana girdigi vakit allaha sigin ve sol tarafina 3 defa tukur. Bu tukurme seytani huzurundan kovmak icin hemde insanin icini seytana karsi bosaltmaya yarar.

2. Bu vesvesede ikincici cozum su iki gercekden gecer;”dinde zorluk yoktur” ve 4 meshepde haktir. Bunun icin vesveseye kapilan kisi, tekrar tekrar namaz kilmak yerine, rabbine istigfarda bulunsun ve dua etsin ibadetlerinin yenede kabul olunmasini icin. Ayrica sunu hep hatirlasin, isledigi amelín, ibadetin kendi meshebine gore hak degilse bile, dort meshebin dordude haktir, birine sahih gelmesi ona yeter.


Besinci vesvese sekli:

Bu vesvese cesidi insanin dusunce ozgurlugunu kendisine kisitlamasindan baslar. Inancina aykiri bir sey dusununce kufre girdigini sanip, inancima zarar geldi der umitsizlige duser.


Benim ogrendiklerim:


Insan ilk once kendisini vesveseye karsi koruyabilmek icin ne oldugunu bilmeli, dusmanini tanimali. Tanimak icin niyeti nedir, en guclu kozu nedir benim ona karsi en guclu kozum nedir bilmeli.


Vesvese seytanin insani ibadetden alikoyabilmesi icin bir silahtir. Bu hem cok guclu hemde cok zayif bir silahtir. Ne kadar guclu veya zayif bir silah oldugunuda kendimiz belirliyoruz. Nasil mi ?


Biz vesveseye hernekadar onem verir ondan korkarsak o bizim icin o kadar buyuk bir dusman oluyor. Hangi vesvese cesidi olursa olsun bu farketmiyor. Eger biz vesvese gelince kendi kendimize “gelirse gelsin, bana ne” diyebilirsek, umursamazsak ve ibadetimize oylece devam edersek kurtulmak icin onemli bir adim atmis oluruz. Dusmanimiz yani seytan eli bos doner.


En Doğrusunu Yüce ALLAH bilir.

Yorum yaptığınız için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski