Ana içeriğe atla

Muhammed b. Abdullah el-Hânî ve Adab Risalesinden Kardeşlik Hukuku

Muhammed b. Abdullah el-Hânî ve Adab Risalesinden Kardeşlik Hukuku

Bir müridin diğer mümin kardeşlerine karşı edepleri şunlardır:

1. Müslüman cemaatleri hiçbir şekilde eleştirmemeli, onların kusurlarını araştırarak ifşa yoluna gitmemelidir. Bu şekilde hareket etmeyip onların gıybetlerini yapan ve kusurlarını araştıranlara mani olmalı ve İslam kardeşliğini esas almalıdır.

2. Kafir ve münafıkların zulüm ve küfürlerini araştırmalı ve onları Müslüman kardeşlerine anlatarak uyarmalıdır.

3. Gücü nispetinde mü´min kardeşlerine maddi ve manevi olarak yardımcı olmaya çalışmalıdır. Allah Teâlâ kendisine neyi vermişse ondan kardeşlerine de ikram etmeli, hediyeleşmelidir. İsterse bu basit, ucuz bir şey olsun

4. Vefat eden kardeşlerinin cenazesinde bulunmaya çalışmalı ve onun geride bıraktığı ailesi ile ilgisini kesmemelidir. Mü´min kardeşlerini sadece hayırla anmalıdır.

5. Kardeşlerinin kusurlarını araştırmamalı, meydana çıkmış bir ayıbına bakmamalı, onların kusurlarından bahsetmemeli, geçmiş bir hatasını söz konusu etmemelidir. Eğer bir mürid kardeşlerinin hatalarını örtmez, üstelik eski hatalarını karıştırırsa aynı vartalara kendisi düşebilir.

6. Kardeşlerinin üzüntülü zamanlarında üzüntülerini, sevinçli zamanlarında ise sevinçlerini paylaşmalıdır.

7. Kardeşlerinin uygun olmayan hareketlerini gördüğü zaman onlara küsmemeli, ümmeti Muhammed´e hayır duada bulunmalıdır.

8. Kardeşlerinden veya diğer insanlardan herhangi bir borç aldığında borcunu vadettiği zamanda ödemeli eğer herhangi bir sebeple ödeyemeyecekse bu durumu karşısındakine güzelce anlatıp belli bir zaman tayin etmeli, borç veren de borçluya bütün kolaylıkları göstermeli, gerekirse borcundan vazgeçmelidir.

9. Kibirli ve gururlu zenginlerin yanına gitmemelidir. Gayesi dünya ve makam olan alimlerle de sohbet etmeyerek onlar ile görüşmemelidir.

10. Hiçbir yerde imamlık etmeğe, baş olmaya kafi surette özenmemeli, ileri atılmamalıdır.

11. Eğer herhangi bir müslümana karşı kalbinde bir kini, bir buğzu varsa onu izale etmeye çalışmalı ve kardeşinin haklı olduğuna kendini ikna etmelidir.

12. Kardeşinde bir hata gördüğü zaman onu latife ile karışık uygun bir uslûbla nasihat ederek düzeltmelidir. Topluluk içinde mahcub edecek şekilde hareket etmemelidir. İmam Şafiî radıyallahu anh şöyle demiştir: "Eğer kardeşine gizlice ve güzellikle nasihat edersen vazifeni yapmış olursun. Eğer herkesin içinde onu ikaz ederek mahcub edersen onu yıkmış olursun ve arsız edersin."

Bir müridin ihvanıyla beraber olduğunda riâyet etmesi gereken âdabı şunlardır:

1- Bütün kardeşlerini kendinden daha faziletli bilmelidir. Kendisi hangi derecede olursa olsun kendinden kıdemli olanlara karşı hürmet ve hizmette kusur etmemelidir.

2- İhvanını hayırlı vakitlerde, seherlerde, toplantı gecelerinde uyarmalıdır. Gece uyanmalı, ihvanından fazla ibadet etse bile kendi ibadetini görmemeli, kardeşlerinin uykusunu kendi ibadetinden efdal bilmelidir. Çünkü uyuyana kalem işlemez.

3- Kat´i surette ihvanına kötü örnek olmamalıdır. İster şeyhle beraber bulunsun, isterse ayrı bulunsun. Bunu yapan kimse şeyhini terkedip dünya işlerine dalıp giden, yeme giyme yolunda ömrünü tüketen, ihvanının ve şeyhinin hakkına riayet etmeyen bir müriddir ki sonu iyi olmaz.

4- Birbirine giren, birbiriyle bozuşan ihvanının aralarını bulup haddi aşanı ikaz eder, mazluma da sabretmeyi ve affetmeyi tavsiye eder.

5- Tembellikten, uyuşukluktan kurtulup nerede olursa olsun ihvanının hizmetlerine koşmalıdır.

6- Her meşakkatli işde en önde gelmeğe çalışmalıdır. Kimsesi bulunmayan, bakıcısı olmayan hasta ihvanının hizmetlerini görmekde azamî gayretini göstermelidir.

7- Vefat etmek üzere olan ihvanından habersiz olmayıp sabaha kadar onun başında beklemelidir. Hizmetinde bulunmalıdır. Üzerindeki hakları belki böyle eda edebilir.

8- Her gece kalktığında, secdelerinde kardeşleri için duayı unutmamalı, her zaman onların hayrına dua etmelidir.

9- Kardeşleri hakkında iyi konuşmalı, iyiliklerini konuşmalıdır. Bilhassa bir kardeşine öfkelendiği zaman onun hakkında rastgele konuşmaktan çekinmeli ve kalbini düzeltmelidir. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem "Öfkelendiğin zaman sus!" buyurmuşlardır.

10- Bir kardeşinin ihtiyacını giderip hizmetini görmeyi nafile ibadetlerden efdal bilip önce ihvanının hizmetini görmelidir.

11- Derviş insan, kardeşlerinin oturduğu yerlerdeki pislikleri, eza verici şeyleri temizlemeğe özen göstermelidir. Bilhassa şeyhi emretmişse daha fazla dikkat etmelidir.

12- Yanında her zaman bıçak, makas, iğne, iplik gibi şeyleri bulundurmalı, her ne zaman ihtiyaç vaki olursa kardeşlerinin açığını kapatmalı, söküğünü dikmeli, ayıbını örtmelidir.

13- Eğer şeyhi hakkında ihvanına veya herhangi bir kimseye su-i edebde bulunmuşsa içi yanarak pişman olup bu kusurundan dolayı istiğfar etmelidir.
14- Bütün kardeşlerini edebli olmağa teşvik etmelidir.


15. Dergahlarda ve evlerde sohbet, ilim ve takvası üstün olanlara yaptırılmalı sohbet anında anlaşılamayan veya yanlış anlaşılan bir bilgi sunulmuşsa sohbet kesilmeden müsait yer ve zamanda doğrusu bulunmalı. Çekişmeye yol açarak ihlas ve samimiyet bağlarının kopup zayıflamasına ve sohbetin manevi halinin bozulmasına sebep olmamalıdır.

16- Kardeşini bir günah işlerken veya bir ma´sıyet yerinde görürse onu terk etmemeli ve içine düştüğü ma´sıyetten onu kurtarmak için elinden gelen gayreti göstermelidir. Çünkü o kardeşi, o günahtan kurtarılmağa muhtaçdır.

Bir zamanlar Hazret-i Ömer radıyallahu anh´ın, aralarında Allah için kardeşlik kurduğu bir kardeşi vardı. O sırada bu kardeşi Şam´da bulunuyordu. Hazret-i Ömer radıyallahu anh onun halini sormak üzere Şam´dan gelen bir kimseyi aradı, buldu ve kardeşinin halini sordu. O kimse de: "Kardeşin Şeytan´a kardeş oldu" dedi. Hazret-i Ömer "böyle konuşma" dediyse de adam devamla: "O, kebâir işlemeğe koyuldu. Şimdi de içkiye mübtela oldu," dedi. Hazret-i Ömer de: "Buradan giderken bana haber ver" dedi ve onunla göndermek üzere Mü´min suresinin ilk ayetlerini yazdı. (Meâl-i şerifi):

"Ha mîm. Bu kitabın indirilmesi O mutlak Gâlib, O her şeyi bilen, mü´minlerin günahını mağfiret eden, tevbesini kabul buyuran, azabı pek çetin, fazi u keremi sonsuz olan Allah´dandır. O´ndan başka hiçbir tanrı yoktur. Dönüş ancak O´nadır. Allah´ın ayetleri üzerinde küfredenlerden başkası mücadele etmez. Şimdilik onların memleketler içinde dolaşmaları seni aldatmasın. Onlardan önce Nuh kavmi de, bunlardan sonraki sürü sürü fırkalar da peygamberlerini yalan saydılar. Bunlardan her ümmet kendi peygamberlerini yalanlamayı kasdetti. Gerçek olmayan şeylerle gerçeği yok edebilmek için savaşıp durdular. Başlarına indirdiğim azabın nasıl olduğuna bir bak! (Gâfir Suresi/1-5)

Hazret-i Ömer bu âyetleri yazdıktan sonra onu azarlayıcı mahiyette birkaç söz daha yazdı, o adamla gönderdi. O kardeşi mektubu alınca ağlamaya başladı: "Allah doğruyu buyurdu, Ömer de bana doğru yolu gösterdi" dedi. Tevbe etti ve halini düzeltti.

Ebû Zerr radıyallahu anh der ki: "Kardeşin halini bozduğu zaman onu terk etme. Şimdi eğrildi ise bir müddet sonra doğrulur. Onun iyiliğine çalış."

İbrahim Nehaî şöyle derdi: "Alim kimselerin hatalarını insanlara anlatmayın. Çünkü ilim sahibi bir kerre yanılırsa sonunda düzeltir." Böyle hareket etmenin güzelliği, yumuşaklık esasına göre hareket edildiği, günahkârı daha fazla günah işlemekten alıkoyup onu istikamete sevkedeceği içindir.

Bir mürid istikametini bozduğu zaman ondan ilgi kesilmeyip sohbete getirilirse düzeltmek ümid ve ihtimali vardır. Eğer ilgi kesilirse o kimse günahında ısrar eder ve ebediyyen kopmuş olur.

İlgi kesmemenin daha doğru hareket olması şundan dolayıdır: İslâm kardeşliği bir akiddir. Bir yakınlık temin ve tesis eder. Bu kardeşlik devam ettiği zaman karşılıklı haklar kuvvetlenir. Akdin gereğine göre ve akdin şerefi ölçüsünde vefakârlık vacib olur. Vefakârlık ise kardeşini fakirlik zamanında terk etmemektir. Dinen fakirlik ise dünyaca fakirlikten hem daha şiddetli, hem daha acı, hem zararı daha büyüktür. Dinen istikametini bozan kardeşin manen fakir düşmüş, yardım beklemektedir. Başına bir felaket gelmiştir. İmdad beklemektedir. Dinine bağlılığının zayıflaması sebebiyle maneviyatı fesada uğramıştır. Böyle bir kimsenin gözetilmesi, terkedilmemesi ihmal edilmemesi lazımdır. Nezaketle davranarak o kardeşinin kurtarılması için azamî gayret gösterilmelidir.

Anlatılır ki: Allah için birbiriyle kardeş olmuş iki kişiden birisi istikametten ayrılma belâsına uğradı. Bu kimse kardeşine gidip:

- Ben bir illete tutuldum. Eğer istersen, Allah´a olan muhabbetine zarar gelmemesi için beni terket, deyince o kardeşi o andan itibaren Allah ile sözleşti ve: "Ya Rabbi, kardeşim eski istikametine dönerek hali düzelinceye kadar ne bir lokma yiyeceğim, ne bir yudum su içeceğim!" dedi. Kırk gün süreyle yemedi ve içmedi. Her gün onun durumunun düzelip düzelmediğini sorardı. Kendisine yemesi ve içmesi için ısrar olundukça: "Sözümde sâdıkım. Kardeşim manen şifa bulmadıkça vallahi yemeyeceğim ve içmeyeceğim! dedi. Fakat hüznünden ve açlığından ölecek hale geldiği vakit kardeşinin ıslah olduğu görüldü. Kardeşi gelip düzeldiğini gösterdi. O da yeyip içti. Fakat az kaldı ki ölüyordu.

Selef-i salihden iki kardeş vardı. Biri istikametini bozdu. Bazıları: "Görüyorsun ki kardeşin istikametini bozdu. Onu terk etmeyecek misin? dediler. O ise: "Hayır, kardeşim şimdi bana her zamankinden daha fazla muhtaçtır. Eğer ben onun elinden tutar, güzellikle azarlayarak da olsa bir şeyler söyler, onun bu halinden dönmesi için dua edersem belki bir gün ıslah olmasına sebeb olurum. Kardeşlik hukuku bunu gerektirir, terkedivermeyi değil!" diye cevap verdi.

Büyüklerimiz buyurdular ki: "Kardeşlerin hatalarına karşı müsamaha sonsuz olmalıdır. Kardeşin sana karşı yetmiş kerre hata edip de özür dilerse kabul edeceksin. Şayed bunu kendine kabul ettiremiyorsan kalbine demelisin ki: "Ne kadar katısın! Kardeşin senden yetmiş kerre özür diliyor da kabul etmiyorsun. Yazık sana! İnsafını ne kadar da yitirmişsin!
Bunu, İmam Şa´rani kuddise sirruh "müslümanlık hakları" kitabında söyler.

Biz de öyle bir zamanda geldik ki, bir insanın yetmiş tane doğru ve güzel tarafı olsa, bir de hatalı tarafı bulunsa, o hata hiç sözü edilmeyecek bir hata da olsa kardeşlerimiz o yetmiş güzelliği görmez de o bir tek hatayı görürler. Bunu dillerine dolayıp zihinleri fesada vermek için ağızlarını doldura doldura konuşurlar. Herkese inandırmaya çalışırlar. Bu huyları, nice mahcubların arsız olmasına sebeb olur. Onların namuslarıyla oynarlar. Sanki kardeşinin bir hatasını gözetliyormuş gibi onu küçük düşürmek için olmadık lafları ederler. O kadar iyi taraflarının hiçbirini görmezler. Bir de tereddüd etmeden iyi bir şey yaptıklarını iddia ederler. Bu ifsadlarını ibadet-taat sayarlar.

Bu işin sonu, zayıf müslümanların cemiyetten kopup millete zararlı bir unsur olmalarına kadar varır. İş böylelerinin zannettiği gibi değildir. Bu da Allah´dan uzak kalmanın neticesinde şeytanın bulandırdığı kafaların yaptığı ve yaptırdığı şeylerin fesadıdır.

Hepimiz Allah´a aidiz ve hepimiz O´na döneceğiz. Ey rabbımız, bizi böyle şeylerle imtihan etmeden huzuruna al. Rahmetin hürmetine, ya erha-merrâhimîn!.

Abdullah İbn Mübarek der ki: "Mü´min, özürlerin kabul edilip araya soğukluğun girmemesini ister. Münafık ise müslümanların darmadığın ve perişan olmalarını arzu eder."

Fudayl ibn lyaz da şöyle der: "Fütüvvet (asıl yiğitlik) kardeşlerinin hatâlarını her zaman afvetmektir."

Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyururlar: "İyilik görünce örten, kötülük görünce herkese yayan kötü komşunun şerrinden Allah´a sığının."


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kırk Anahtar Duası

Tüm kötülüklere ve büyücülere karşı koruyucu dua Şans için kırk kilit açma duası Hz Fatma tarafından bu dua herkez için bir anahtardır.sorunlardan kurtulmak için mucize dua kısmet ve şans açmak aşk, sevgi, muhabbet, servet,bağlı işleri çözmek, işe girmek,sihir ipatli ve sorunları çözmek,Düşmanları kovmak ve Evlilik niyeti için cuma günü sabah namazdan sonra mavi çanak kasenin içinde suya okunur okunan su içilir ve bu suyla gusül abdesti alınır. Karı koca arasındaki muhabbet için su çay veya meyve suyuna okunur ikisi içer Cuma sabahı Temiz ve saf niyet ile büyük bir kase suya okuyun ve su ile banyo yapın Evlilik Niyeti için Dört hafta en iyi zaman perşembe veya cuma günü sabahıdır.Duayı bitirdikten sonra bir defada yasin suresi okuyun (Dört perşembe veya Dört cuma) Servet açmak ve Büyüden kurtulmak için şans servet ve sihir iptali için suya okunur ve o suyla banyo yapılır Büyüden kurtulmak için safran mürekkebi ile arapça yazıp suda bekledikten sonra o suyla kişi yıkanırsa büyü

Kün Fe Yekün Nedir? Sırları ve Faziletleri!

 Bu cümle arapçadır ve kurani bir kavramdır. Kün ol anlamındadır. Feyekün ise oluverir manasına gelir. Yasin süresi son sayfa son âyetlerde geçen bu kelime, Allahın dilemesi ile ilgilidir. Allah bir şeye ol dedi mi o hemen olur. Sırları ve Faziletleri Not: Tecrübe ile sabittir. Yasin süresinin su 2 ayeti 1001 kere okudunmu kabul olmayacak dua yok biiznillah( Allah'in izni ile).. Ramazanın son 10 günü içerisinde okunması gerekli. tüm dualarimizin kabul olması dileğiyle yardım bekleyen herkese iletelim..Rabbim şifa versin korktuklariniza ugratmasin.iki ayet; İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn(yekûnu). Bütün meşru istekler için. Kur'ân-ı Kerîmin bir çok âyet-i kerîmesinde geçen;‘’kün feyekün.’’ duası. Yani, "Allâh-u Te'âlâ bir şeyi yaratmak murad ettiğinde o şeye '’kün feyekün =var ol!'' buyurur, o da hemen var olur". Kur'an'daki, "Kün feyekûn" kavl-i şerifi bulunan bütün âyetler bu duada zikredildiği için bu duay

Recep Ayının 10. Günü Okunacak Dualar

Duanın Türkçe Okunuşu: Allahümme in ketebtenî şegıyyen fektüb sa’ııı’den. Vemhusmiii an divânil eşgıya’i ve semminiii tegıyyen verzügniii. A’yetel enbiya’i vensurniii ala cemi’ıl egda’i vahşürniii yevmel gıyameti fiii zümratil’embiya’i aleyhimüs’selam.Ve e’ız’ni min derkil eşgıya’i inneke semiud’düa’i bi rahmetike ya erhamer’rahımiyn.

Ömründe 4 Defa Okuyana Mucizeler Yaşatan Muazzam İstiğfar

Abduh Muhammed Baba (elmecmuatul mubareke) Abdullah İbni Sultan (r.a) istigfaridir ! Hz. Ali (r.a) peygamber efendimiz (s.a.v) emri ile yaziya dökmüştür. Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi hamdeyyüvafinniame ve eşhedüel la ilahe illallahu vahdehü la şerikelhü şehedetem müberraetem mineşşekki vettühemi ve eşhedüenne seyyidena muhammedennebiyyene abdühü ve rasulühü seyyidül arabi vel acemi sallallahu teala aleyhi ve sellem ve ala alihi ve ashabihi ve ezvacihi ve zürriyetihi efdalil ümem. Manasi; Nimetlerine denk gelecek bir hamd ile Allah'u te'ala'ya hamdü senalar olsun. Ben şek ve töhmetlerden beri kılınmış bir şahadetle şahitlik ederim ki Allahu teala'dan başka hiç bir ilah yoktur.yine şahitlik ederim ki peygamberimiz, efendimiz muhammed o'nun kuludur. rasulüdür, arab'ın ve acemin efendisidir. Allah'u teala ona ve ümmetlerin en üstü olan aline, ashabına, eşlerine ve zürriyetine salat ve selam eylesin' Fazileti; Bu istiğfari okuyan

Es'elullâhel azîm, Rabbel arşil azîm en yeşfiyek! - Şifa Dilemek

Sahabeden Abdullah ibn Abbas (r.a.), Peygamberimiz (s.a.s.)’in şöyle buyurduğunu bildirmiştir: “Kim eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de onun yanında yedi defa; أَسْأَلُ الٰهّلَ الْعَظي۪مَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظي۪مِ أَنْ يَشْفِيَكَ Okunuşu: “Es’elüllâhel-azîme, Rabbel-arşil-azîmi en yeşfiyeke.” Anlamı: “Ulu Arş’ın Rabbi Yüce Allah’tan sana şifa vermesini isterim, derse, Yüce Allah ona mutlaka o hastalıktan şifa verir.” (Ebû Davud, Cenâiz, 12) Peygamberimiz, sabah akşam şu duayı okuyarak Allah’tan sağlık, âfiyet ve iyilik istemiştir: اَللّٰهُمَّ إنّ۪ى أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ Okunuşu: “Allâhümme innî es’elükel-‘afve vel-‘âfiyete fîd-dünyâ vel-âhırah.” Anlamı: “Allah’ım! Senden dünya ve ahirette af, sağlık, sıhhat ve nimet istiyorum.” (Ebû Davud, Edeb, 110) Tıbbî tedavi yanında telkin ve dua ile tedavi yöntemi (psikolojik tedavi) günümüz müspet bilimi için de büyük önemi haizdir. * Sahabeden Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: Peygam

Mümin Suresinin Sırrı Havası ve Faziletleri

MÜ’MİN Suresi yedi kere okuyan kimsenin istek ve hacetini Hak Teala reva kılar. “Herşeyin bir özü vardır. Kur'ânın özü ise, "Hâ mîm"lerdir.” “Her kim Âyet-el kürsî ve Mü'min sûresini okursa, o gün içerisinde bütün fenâlıklardan muhâfaza olunur.” “Cennet bahçelerinde yükselmeyi arzu eden kimse, "Hâ mîm"leri okusun.” “Her kim Mü'min sûresini (İleyhil masîr)e kadar ve Âyet-el kürsî'yi sabahleyin okursa, bu kimse bütün bela ve musibetlerden korunur. Akşam okursa, sabaha kadar bütün fenâlıklardan muhâfaza olunur.” “Hâ mîm'ler yedidir: Cehennemin kapıları da yedidir. Her Hâ mîm gelip Cehennemin bir kapısına durur ve; "Yâ Rab, bana inanan ve beni okuyan kişiyi bu kapıdan içeri sokma" diye yalvarır.” “Kim Mü'min sûresini okursa, ona duâ etmeyen ve onun için istigfârda bulunmayan hiçbir nebî, sıddîk, şehid ve mü'min rûhu kalmaz.” “Allahü teâlâ, yedi Hâ mîm'leri bana Tevrât yerine; Elîf lâm râ'lardan Tâ sîn mîm'lere ka

Uykuda Cünüp, Rüyalanmamak, İhtilam Olmamak İçin Dua

Maaric , Tarık ve Kadir surelerini okumak da uykuda boşalmayı önler. Felahu's-Sail'de İmam Ali'den (as) rivayet edilmiştir ki; "Uykudayken boşalmaktan korkuyorsanız, uyumadan önce şunları söyleyin: اَللّهُمَّ اِنّي اَعُوذُ بِكَ مِنَ الإحْتِلامِ وَ مِنْ شَرِّ الأحْلامِ وَ مِنْ أنْ يَتَلاعَبَ بِىَ الشَّيْطانُ في الْيَقْظَةِ وَ الْمَنامِ Allâhumme innî e'ûzu bike minel ihtilâm ve min şerril ahlâm ve min en yetelâ'abe biye'ş şeytânu fil yeqzati vel menâm. Allah'ım, (uykuda) cunup olmaktan, karmaşık rüyaların şerrinden, uykuda ve uyanıkken şeytanın benimle oynamasından sana sığınırım.

Recep Ayında İhlas Suresini Okumanın Faziletleri

Receb Ayında İhlâs'ı Şerif: "Her kim Recebde, bir kere İhlâs okusa, ALLAH'u Teâlâ onun elli senelik günahını bağışlar." Hadis'i Şerif, EnîSü'l celîs, sh:195 Hannani(RA) şöyle demiştir: "Her kim, Recebin her günü bir tane bile İhlâs Sûresi okusa, onbin deve yükü kâğıda sahip olur ki, göklerin ve yerin tüm sakinleri, ellerinde altın kalemlerle toplanıp o İhlâs'ın sevabını o kağıtlara yazarlar" (50 İhlâs okuyanın 50 senelik günahları silinir, 100 kere okuyan cehennemden berat alır, 1000 kere okuyan canını cehennemden satın alır.)

% 100 Kabul Olan Dua !

ALLAHTAN BİRŞEY İSTEYECEĞİN ZAMAN HADİD SURESİNİN İLK 6 AYETİ HAŞR SURESİNİN SON 4 AYETİNİ OKU VE ŞÖYLE DUA ET Yâ men hüve hâkezâ es'elüke bi hakkı hâzihil esmâi en tüsaliye alâ muhammedin ve âli muhammedin ve en tef'ale bi ( burada hacet söylenir) Azîb (r.a.), Ali b. Ebu Talib Kerremellahu Vecheh Hazretlerine demişti ki: "Senden Allah aşkına rica ediyorum. Rahmân Teâlâ'nın gönderdiklerinden, bilhassa Cebrail'in Resulullah'a getirdiklerinden ve Resulullah'ın özellikle sana öğrettiklerinden en faziletlisini bana özel bir şekilde öğretmez misin?" Hz. Ali de ona "Ya Bera! Allah'a İsm-i A'zam'ı (en yüce ismi) ile dua etmek istersen, Hadid Sûresi'nin baş tarafından on âyeti ve Haşr Sûresi'nin sonunu oku, sonra de ki: 'Ey o, böyle olan ve O'ndan başka böyle bir şey olmayan zât! Senden bana şöyle şöyle yapmanı dilerim." Vallahi ya Bera, bununla benim aleyhime dua etsen yere geçerim.' dedi."

Günlere Göre Kulak Çınlaması Alametleri

Bir insanın durup dururken kulağı çınlar. Güya tiz bir düdük veyahut ince bir çıngırak çalınıyormuş gibi bir ses, bir sağda duyar ve eski hallerden insanlara Cenab-ı Hak tarafından bir işaret olmak üzere telakki eden, Cenab-ı Allah tarafından bir işaret nazarı ile bakan ilim ve bilim erbabı ve havvas alimleri uzun tecrübeler neticesinde gün ve gecesine göre hükümlere tasnif ve taksim eylemişler, hayr ve şerden her neye delalet ettiğini belitmiş ve bildirmişlerdir. Bir kimsenin her ne zaman kulağı çınlarsa derhal "Allahümme salli ala seyyidine muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve selleme. Allahümme inni eselüke küllel hayri ve eüzü bike min külli şerri" demek lazımdır demişler. çünkü her bir işaret ve alametde Cenab-ı Vacibül Vucud hazretlerinden hayrı istemek ve şerden ise istiaze etmek ehli imanın adeti kadimesi ve müstahsenesidir. Yani bir savap işleme halidir. Pazar Günü: Büyüklerden faide görmesine, ümit ettiği yerden menfaat görmesine delalet eder. Pazar Gecesi: Büyü