İstihare ve İstişare Nedir? Nasıl Yapılır? İstihare Fal Değildir

Bir işe başlayacağınız veya bir şeyden kurtulmak istediğiniz zaman, iki rekat nafile namaz kılıp [aşağıda bildirilen Arapça duayı okuyarak] "Eğer bu işim [Mesela şununla evlenmem veya şu evi almam] dünya ve ahiretim için hayırlı ise, bunu bana mübarek eyle. Eğer hakkımda hayırlı değilse, onu benden uzaklaştır ve hayırlı olanı bana kolaylaştır. Beni kazana rıza gösterenlerden eyle, Ya Erhamerrahimin" demelidir.

Önce günahlardan tevbe edilir. Tevbe için kısaca, "Ya Rabbi! Büluğ anımdan şimdiye kadar yaptığım günahlara pişman oldum. Bundan sonra da, inşallah hiç günah işlememeye söz veriyorum" denir. Sonra gusledilir. Gusülden sonra, o gece (istihareye niyet ettim) diyerek iki rekat nafile namaz kılınır. İlk rekatta Sübhaneke ve Fatihadan sonra Kâfirun, ikinci rekatta Fatihadan sonra İhlas okunur. İstihare namazı bittikten sonra şu dua okunur:

(Allahümme innî estehirüke bi-ilmike ve estakdirüke bi-kudretike ve eselüke min fadlikelazim fe inneke takdirü ve la akdirü ve tâlemü vela âlemü ve ente allamül-guyub)

Bu şekilde istihareye yedi gece devam edilir. [Gündüz de istihareye yatmak caizdir.] Gusül sadece ilk gün alınır. Diğer günler gusle gerek yoktur.


Başka bir istihare
Bir muradı olan kimse, abdest alır, temiz bir yere oturur, üç defa salevat-ı şerife okur, sonra her birine Besmele çekerek 10 Fatiha, sonra 11 İhlas okur, sonra üç defa salevat okur. Sonra sağ yanı üzere, yüzü kıbleye karşı olarak ve sağ elini sağ yanağı altına koyarak yatar, niyet ettiği şeyin iyi veya kötü olacağını bi-iznillah rüyada görür. (Fetava-i Karı-ül-hidaye)

İstihare namazı fal değildir

Süleyman KÖSMENE

Özlem Men:

*“Ben istihare namazı kılmıştım. Sonuç olarak da yeşil gördüm, biraz karışık rüyaydı, ama sonra da siyah beyaz bir fön makinesi gördüm. Ben bir anlam veremedim. Bu renklerin beyazı hayır, siyahı ise şer olduğunu biliyorum. Nasıl karar vermeliyim? Hayırlı mı, değil mi diye. Bana yardımcı olursanız sevinirim. Acele bekliyorum.”

Bir iş yapmaya karar verdiğimizde ALLAH’tan hayırlısını isteriz. Aslında istihare budur.

Bir şeyin hayırlısını isterken, iki rekât namaz kılmayı ve duâ yapmayı Resûlullah Efendimiz (asm) tavsiye buyurmuştur. Nazar ve niyet dünyevî olmamalıdır; aksi halde namazı kökten iptal eder. Bu namaz, diğer namazlar gibi sırf ALLAH rızası için kılınmalı ve sonuçta her hangi bir faydadan çok, ALLAH’ın rızası gözetilmelidir. Çünkü kendisi başlı başına bir ibadet olduğundan, neticesi rıza-i Hak’tır. Meyvesi ve faydaları uhrevîdir.1 Hükmü sünnettir.

Cabir b. Abdullah’tan (ra) rivayet edilen bir hadîste Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz bir işe kalben azmettiğinde, farzın dışında iki rek’at namaz kılsın ve şöyle duâ etsin: ‘ALLAH’ım! İlmine güvenerek, Senden, hakkımda hayırlısını istiyorum. Kudretinle bana güç vermeni istiyorum. Sonsuz lütfunla bana hayır vermeni istiyorum. ALLAH’ım! Senin her şeye gücün yeter; ama ben güçsüzüm! Sen her şeyi bilirsin; ama ben bilmem! Sen her gizli şeyi, şuurumuzdan her uzak olan şeyi, pek yakından bilirsin, Sen Allâmü’l-Guyûb’sun. ALLAH’ım! İstediğim bu şey, (burada istenen şey ismen de zikrolunabilir) Senin ilminde, benim dinime, dünyama, hayatıma, geleceğime, âhiretime, sonuma hayırlı ise bunu bana takdir et ve kolaylaştır! Eğer bu iş, Senin ilminde benim dinim, hayatım, sonum, dünyam ve âhiretim için şerli ise, onu benden, beni de ondan uzaklaştır; beni vazgeçir! Her nerede hayır varsa, onu bana nasip et. Benim için hayır takdir eyle. Sonra da beni o hayırdan hoşnut ve razı eyle!”2 Bu duâyı namazdan sonra Türkçe olarak yapmak mümkündür.

Bir iş hususunda kararsız kaldığımızda, işin sonucunun bizim için hayır mı-şer mi getireceğini kestiremediğimizde, işin iyi veya kötü olacağından emin olamadığımızda, sâlim düşünceler ve istişareler sonucunda sağlıklı bir karara ulaşamadığımızda, Cenâb-ı Hakk’ın kalbimizi hayırlı olana yönlendirmesini ve kalbimizi yatıştırmasını istemek ve ALLAH Teâlâ’dan hayır dilemek için istihare namazı kılarız. Bediüzzaman Hazretlerinin, dua ve ibadette tespit ettiği temel prensipler çerçevesinde söylemek gerekirse3; Cenâb-ı Hak’tan “hayır” istemeye ihtiyaç duyduğumuz anlar,—gece veya gündüz fark etmez—istihare namazının hususî vakitleridir.

Fakat salim düşünceyi ve istişareyi çiğneyip geçmemelidir. Bir işin bize hayır mı-şer mi getireceğini az çok sezgilerimizle, salim aklımızla, sağlıklı düşüncelerimizle; bu olmadığında bilenlere danışarak, büyüklerle veya uzmanlarla ya da güvendiğimiz kimselerle istişare ederek ve görüşerek tahmin etmemiz mümkündür. Bu yollar öncelikle denenmelidir. İstihare namazını, hâşâ, fala bakar gibi kılmak veya fal gibi kabul etmek caiz değildir. Sonuç vermez.

İstihare namazını kıldıktan sonra, kalbimizde bir yatkınlık, kararımızda bir ferahlık ve rahatlık, içimizde işin hayırlı olabileceğine dair bir genişlik ve ümit doğarsa, ALLAH’a güvenerek o işe “Bismillah” der ve ilk adımı atarız. Eğer içimizden sıkıntı ve darlık geçmez ise, kararsızlık hâli devam ederse, hayırlı olacağından emin olmama durumu sürerse, gönlümüz hâlâ yatışmamışsa, istihare namazını tekrar kılar ve ALLAH’a tekrar duâ ederiz. Böylece yedi defaya kadar istihare namazının kılınabileceğine dair Peygamber Efendimiz’den (asm) rivayet vardır.4 İç sıkıntımız yine de geçmez ise, bu işin olumsuz ve hayırsız olacağına yorumlarız.

İstihare namazında okunan özel bir sûre rivayet edilmemiştir. ALLAH rızası için istihare namazı kılmaya niyet edilir, her hangi iki rek’atli bir namaz gibi kılınır ve duâ yapılır. İbn-i Ömer’in, Peygamber Efendimiz’in (asm) “dünya ve içindekilerden daha hayırlı bulduğu” sabah namazının sünnetinde genellikle “Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn” suresi ile “Kul hüve’llâhü ehâd” sûrelerini okuduğunu rivayet etmesi üzerine; başta İmam-ı Gazalî olmak üzere bazı âlimler istihare namazında da bu sûrelerin okunmasının daha faziletli olacağına hükmetmişlerdir.5

İstihare namazı kılındıktan sonra uykuya yatılacak ve rüya beklenecek diye bir şart yoktur. Bunlar daha sonra ilâve edilmiş ve söz gelişi rüyada beyaz veya yeşil görülürse hayra; siyah veya kırmızı görülürse şerre işaret sayılmıştır.

Ancak Peygamber Efendimiz (asm), bilhassa, “namazdan sonra kalpten geçen mânânın ve oluşan kararlığın” hayra yorumlama açısından önemli olduğunu bildirmiştir.6

Dipnotlar:

1- Lem’alar, s. 136. 2- Buhârî, Teheccüd, 4/598. 3- Sözler, s. 287. 4- Tecrit Terc. 4/143. 5- İhya, 1/566. 6- Tecrit Terc. 4/143.

Başkası adına istihare yapılır mı?

Yazar Mehmet Paksu, “Başkasının adına istihare yapılır mı? Ben birisinin adına istihare yaptım, ama rüyada bir şey göremedim” diyen okurunur sorusunu şöyle yanıtladı:
İstihare, Allah’tan hayır dilemek demektir. Yani yapılacak bir işin iyi mi, kötü mü olduğunu anlamak ve kalbinin o meseleye yatışmasını Allah’tan dilemek tir. Ama istihareden önce istişare yapılması, o konu hakkında başkasının görüş ve düşüncesinin alınması gerekir. Peygamberimiz, “İstihare eden kimse zarar görmez, istişare eden pişmanlık duymaz, iktisatlı yaşayan da geçim sıkıntısı çekmez” buyurmuştur. İstihare Peygamberimizin tavsiye ettiği bir duâ şeklidir. Peygamberimiz, Sahabilere Kur’ân’dan bir sûre öğretir gibi istiharenin yapılışı ve duasını öğretirdi. İstihareyi yaptıktan sona kalbi hangi tarafa yönelirse ona göre davranmalıdır. Gerektiğinde istiharenin 7 sefer tekrar edilmesi tavsiye edilmiştir. Ama tekrar etmeye zaman yoksa, “Allah’ım, hakkımda hayırlı olan ne ise onu nasip et. Beni kendi halime bırakma.” Bazı kitaplarda istihare duasından sonra o niyetle rüyaya yatılması da geçer. Sünnetin kendisinde böyle bir şey olmasa da bir sakıncası yoktur. Ama başkası adına istihareye yatılması diye bir uygulama Peygamberimizin zamanında ve sahabe döneminde yoktu. Daha sonra bazı tasavvuf ehli arasında yaygınlaşmıştır. Bunun yerine en isabetli olanı, kişinin kendisinin bu sünneti yapması ve Allah’tan bizzat kendisinin dilekte bulunmasıdır.

Bugün

İstihare “hayırlı olanı istemek” anlamına gelir. İnsanlar, kendileri için önemli olan bir karar verecekleri veya bir seçim yapacakları zaman, bazan belki eldeki verilerin yetersizliği sebebiyle veya çeşitli sebeplerle dünya ve ahiret baımından kendileri için hangi seçimin hayırlı olacağını kestiremezler ve bunu bilmek için çeşitli çarelere başvururlar. Mesela, Peygamber imiz’in nübüvetle görevlendirildiği sıralarda Araplar’dan bir kimse yolculuğa şıkmak istendiğinde, bu yolculuğun kendisi için hayırlı olup olmadığını anlamak için fal oklarına başvururdu. Peygamberimiz bu adeti kaldırarak onun yerine istihareyi getirmiş ve şöyle buyurmuştur: (1)

” Biriniz bir iş yapmaya niyetlenince farzın dışında iki rek’at namaz kılsın ve şöyle desin: Ey ALLAHım, ilmine güvenerek senden hakkımda hayırlısını istiyorum, gücüme güç katmanı istiyorum. Sınırsız lutfundan bana ihsan etmeni istiyorum, gücüme güç katmanı istiyorum. Ben bilmiyorum, ama sen bilyorsun, ben güç yetremem ama sen güç yetirirsin. Ey ALLAHım! Yapmayı düşündüğüm bu iş, benim dinim, dünyam ve geleceğim açısından hayırlı olacaksa, bu işi benim hakkımda takdir buyur, onu bana kolaylaştır, uğurlu ve bereketli eyle. yok eğer benim, dünyam ve geleceğim için kötü ise, onu benden, beni ondan uzaklaştır. Ve hayırlı olan her ne ise sen onu takdir et ve beni hoşnut ve mutlu eyle!” (2)


Kaynaklar:
1) İlmihal 1, İman ve İbadetler, Türkiye Diyanet Vakfı, 1999
2) Buhari, Teheccüd, 25


Yorum yaptığınız için teşekkür ederiz.
"Anonim" seçeneğiyle isim vermeden yorum yazılabilir.
"Adı/URL" seçeneğiyle sadece isim verilerek de yorum eklenebilir.
Yorum yazarken anlaşılır olmaya ve Türkçe yazım kurallarına uymaya çalışınız!

Yorum Gönder (0)
Daha yeniDaha eski