Okuma süresi:

Cinlerin Özellikleri, Türleri, Cinler Hakkında Herşey

CİNLER NEDİR, NE DEĞİLDİR?

Şimdi, Kuran-ı Kerim’e göre varlığı tartışma götürmez, ancak pozitif bilime göre saçmalık olan Cinlerin ne olduğu ne olmadığı konusuna tekrar dönelim;


Cinlerin ne olduğu ne olmadığı hususunda bilgi alınabilecek en yetkili kişi kim olabilir? Kur’an-ı Kerim’e göre cinlerin varlığı tartışma götürmez ama ille de “bilimsel çalışma” diye bu konuyu bilimin sınırları dışına itebilecek olanları da düşünerek, “Cinler” konusuna bir bilim adamının araştırmasıyla devam ediyorum.


5 Ekim 1996 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan bir röportajdan yola çıkıyoruz. Röportajın kahramanı Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr.Ali Ataç… Cinler konusunda Master tezi hazırlayan ve arkadaşlarının “Cin Doktoru” lakabıyla andığı Ataç, cinlerin varlığı konusunda şüphe taşımıyor.


KOMPLEKSLİ YARATIKLAR


Cinlerin varlığını pek çok insanla konuşarak, çeşitli vakaları takip ederek ortaya çıkardığını ifade eden Ataç, cinlerin Kur’an-ı Kerim’deki yerini, ruh ve cin arasındaki farkı, insanlarla ilişkilerini, bu ilişkinin sınırlarını, cinlerin yaşamını incelemiş. Sonuç şu; “Üstün ruh, aşağı ruh, cin… Nasıl adlandırırsak adlandıralım, onlar ateşten yaratıldı. Şekilleri saydam. İnsan gibi akıl ve irade sahibi onlar da. Ve maalesef yeryüzünde yaşıyorlar! Kur’an-ı Kerim’deki Cin Suresi ve 35′i aşkın ayete göre cinler insana itaat etmek zorunda! Bu yüzden kompleksli yaratıklar.”


IŞIK HIZIYLA HAREKET EDİYORLAR


Ataç’a göre cinler ışık hızıyla hareket edebiliyor, gökyüzüne bile çıkabiliyor. En üstün cin olan Şeytan, Allah’a başkaldırdığı için cezalandırıldı. Cinler insandan önce yaratıldı. Hz.Muhammed döneminde yaşayan cinler bugün hala hayatta. Ömürleri 1000-1500 yıl arasında değişebiliyor.


İnsanlarla aralarındaki tek fark, onlar bizi görüyor, inceliyor, oysa biz onları göremiyoruz. Bu yüzden Aristo’nun, Kristof Kolomb’un ya da Nazım Hikmet’in ruhuyla konuştuğunu öne sürenler, hummalı ruh çağırma seansları düzenleyenler Ataç’a göre kendilerini aldatıyor. Çünkü cinler bize küçük bir oyun oynuyor ve bir kişinin ruhu adı altında seanslara bambaşka bir boyutta yaşayan cinler katılıyor.


İNSANDAN ÜSTÜN YARATIKLAR DEĞİL


Peki ne yer, ne içer bu yaratıklar? Nasıl yaşarlar, dinleri, hobileri, zevkleri var mıdır? Dr.Ataç, araştırmalarına göre cinler toplu halde, insanların yaşamadıkları tenha yerlerde, dere kenarlarında, mezarlıklarda ve çöplüklerde yaşıyorlar, insanların yemek artıklarıyla besleniyorlar. Ataç, cinlerin insandan güçlü, üstün özelliklere sahip, korkulması gereken bir varlık olarak görülmesini doğru bulmuyor. “Çünkü bu alemde en üstün varlık insandır.”


Yine Ataç’a göre cinlerin ilim üretme, medeniyet kurma gibi yetenekleri yok. Kapasiteleri, zekaları ve bilgi seviyeleri 12 yaşındaki bir çocuğunki kadar.


ONLARLA İLETİŞİM KURMAK KOLAY


Dr.Ali Ataç, “Cinlerle iletişim kurmak için medyumlara ihtiyaç yok” diyor. Dileyen herkes cinlerle kolayca temasa geçebilir. Ancak cinler geçmişten gelen yaratıklar olarak bugün de yaşıyorlar. Dolayısıyla gelecekten haber veremezler. “Medyum Memiş hem ‘Gaybden bilgi veremem’ diyor, hem de ‘Bu sene Fenerbahçe şampiyon olacak’ diyor. Bu ancak onun yorumudur. Cinlerine dayanarak gelecekle ilgili hiçbir kehanette bulunamaz, hiçbir haber veremez” diyor Ataç.


Cinlerle iletişim kurmak konusunda Fethullah Gülen’in “İnancın Gölgesinde” adlı eserinde geniş bilgi bulunuyor. Ona göre “Bazı insanların ruhları cinlerle temasa müsaittir, çabuk trans haline geçebilir, çabuk bizim buudlarımızın dışına çıkabilir ve onların alemi, onların buudları, onların dilleri ve haberleşmeleriyle mayalanabilirler. Bu bir fıtrat meselesidir ve bundan bir insani üstünlük manası çıkarılmamalıdır.”


Görülmeyen bu kuvvetlerin tabi oldukları belli prensipler vardır. Dolayısıyla insan her arzu ettiği yerde cinlere iş yaptıramaz, ama kolayca onlarla bağlantıya geçebilir. Kişi birtakım kelimeleri ve isimleri, sırlı kilitleri açar gibi kullanarak cinlerle temasa geçebilir. Ama cinlerden kolay kolay istifade edemez.


Günümüzde bazı insanlar birtakım kelimeleri birer kod, birer telefon numarası gibi kullanarak ve belirli sayıda tekrarlayarak onlarla irtibat kurmakta, fakat genelde zararlı çıkan da insanoğlu olmaktadır. Çünkü bu seansların, eskilerin -el verme- dediği yöntemle, yani bilen kişilerle yapılması gerekir. Her iki varlık da ayrı boyutlarda yaşamaktadır. Temas kurmaya karar verdiğinizde enerjiniz onları karşılamaya yetmeyebilir ya da onları negatif etkileyebilir. Bu durumda da ipler onların eline geçer ve psikiyatrların possesyon dediği -belki de demekte zorlandığı- durum ortaya çıkar. Yani bedensiz bir varlık sizi yönetmeye başlar.


Birtakım yolları ve usulleri olmakla beraber cinlerle irtibat kurmak bir rehber eşliğinde yapılmalı ve rehberiniz işinin ehli olmalıdır. Usul, prensip ve rehber olmazsa hata yapıp paçayı kaptırmak, meczup yaftasını sırtınızda görmek de var işin ucunda…

Cinler ile İletisim Kurmak

Cinler alemi ile iletisim kurma istegi çok eski ilkel insanlara kadar dayanir. Bunun asil nedeni iletisim kurmak isteyenin yalnizca insanlar olmamasi aksine cinlerin de bunu yapmayi fazlasiyla istemeleridir.

Aramizda bulunan boyut farki nedeniyle ne biz onlari görebiliriz ne de onlar bizi ancak cinler bazi “boyut kapilari”ni kullanarak bizim boyutumuza kisa süreli geçisler yapabilirler. Tabi bunu da tüm cinler yapamaz, insanlarla iletisim kurabilme becerisine ve bunu yapmak için gerekli teorik bilgiye ihtiyaçlari vardir.

Dünya’nin her yerinde sayisiz boyut kapisi bulunmaktadir. Bu boyut kapilarindan geçen cinler yine de her insanla görüsemezler. Ancak bunu gerçeklestirmeye elverisli bir beden yapisi bulunan insanlar ile iletisim kurabilirler.

Bu insanlarin auralarinda ciddi bir bosuk (arka kapi, menfez noktasi) bulunur. cinler bu zafiyeti ( ya da bazilarina göre bu özel bir yetenektir) kullanarak insanlar ile iletisim kurarlar.


Insanlarin cinler ile nasil irtibat kurabilecegi konusu ise günümüzde hâlâ aydinliga kavusturulabilmis degildir.

Öncelikle insan bir bedene sahip oldugu için ( ve bedensiz var olmasi da mümkün olmadigi için) bir boyut kapisi kullansa dahi cinler alemine geçis yapamaz. Bu nedenle görüsmenin gerçeklesebilmesi için cinlerin bizim boyutumuza intikal etmeleri önkosuldur.

Cinler enerji dalgasi olduklari için bizim boyutumuza geldiklerinde ya asiri bir yogunlasma gerçeklestirmeleri ya da insanlar ile telepatik bag kurmalari gerekir. Yogunlasma seçeneginde cin ete kemige bürünmüs gibi gözükebilir ancak bu islem cinler için çok zordur ve yogunlasmayi en fazla bir – iki dakika sürdürebilirler. Bir dakikalik yogunlasma islemi bile bünyelerinde tarifsiz yorgunluga ve hatta enerjetik bedenlerinde hasarlara neden olur. Bu olumsuz kosullar nedeni ile cinlerle kurulan irtibatin çok büyük bir bölümü telepatik formattadir. Bu da bize cinler ile iletisime geçecek olan insanin her seyden önce telepati yetenegine sahip olmasi gerektigini gösterir.

Cinler kendi aralarinda da iletisim için telepati kullanirlar bu nedenle telepatik iletisim onlar için siradandir. Cinler yalnizca genis topluluklar söz konusu oldugunda sözlü iletisime geçerler. Kullandiklari dil saglam rivayetlere göre Aramice’dir.

Cin bu telepatik baglantiyi insan beynine bazi elektromanyetik sinyaller göndererek kurar fakat her insana anadili ile hitap edebilirler. Yani bir cinle irtibat kurmak için Aramice bilmenize gerek yoktur.

Bunun nedeni dilimizi bilmeleri degil, kelimelere yükledigimiz anlamlarin karsiligi olan elektrik sinyallerini beynimizdeki anlama merkezine dogrudan göndermeleridir.


Peki cinler ile iletisim kurmak için ne yapilmalidir? Özellikle de hangi cin ile irtibata geçeceginizi bilmiyorsaniz basiniz ciddi belada demektir… Çünkü çalisan bir telefona ve telefon hattina sahip olsaniz bile kimi arayacaginizi bilmiyorsaniz (veya arayacak kimseniz yoksa) bu telefondan faydalanmaniz da pek kolay olmayacaktir.

Cinler ile irtibat kurmaya merakli bir kisi konuyla ilgili yazilmis eserleri okudugu zaman büyük bir saskinlik içinde kalacaktir. Konunun uzmanlarini sadece gülme krizlerine sokan bu iddialari kisaca anlatacak ve örnekler de sunacagim ancak yeni baslayanlarin bunlari gerçekten ciddiye alip uyguladiklarini ve sonuçta – çok dogal olarak – büyük bir hayal kirikligina ugradiklarini aklinizdan çikartmayin.


- Cin Çağırma Örnekleri -


Açikça görüldügü gibi eski eserler bu konuyu o kadar karmasik bazi ritüellere baglarlar ki daha baslamadan vazgeçmeniz isten bile degildir.

Bunun yapilma nedeni – sahsi kanaatimce – isi olabildigince yokusa sürerek bu ise herkesin ilgi duymasini önlemek, ilgi duyanlari da bu sekil ise yaramaz formüller ile oyalayarak isten bir an önce sogumalarini saglamaktir. Piyasada bulunabilecek tüm öneriler – ne yazik ki – bu bahsettigimiz türdendir.

Tüm bu eski formüller, cinler ile irtibat kurmak isteyen kisinin toplumdan soyutlanmasini ve oruç tutarak nefsini terbiye etmesini sart kosarlar. Ardindan bazi ayet ve dualarin binlerce – evet binlerce – kez okunmasini, hatta haftalarca Dünya kelami konusulmamasini salik verirler.

Açikçasi bu formülleri üstün körü okuyup da bu yargilara varmis degilim, birçogunu bizzat denedim ve hiçbiri ama hiçbiri zaman kaybettirmekten baska bir ise yaramadi. Yeni baslayan diger insanlarin da benim gibi zaman ve emeklerini bosa harcamalarini istemiyorum.

Bilinmesi gereken en önemli kosul cinler ile iletisim kurmak ile dua okumak arasinda hiçbir baglanti bulunmadigidir.

Böyle bir baglantinin varligini kabul edersek cinler ile en rahat iletisimin bütün gün Kur’an okuyan degerli hafizlar tarafindan kurulmasi gerektigi sonucuna ulasiriz ki bunun böyle olmadigi hafizlarin beyanlari ile sabittir.

Ayrica cinlerle iletisim kurmak için dua okumak sart olsaydi cinler ile yalnizca müslümanlar iletisim kurabilirdi. Bunun da katiyyen dogru olmadigini ve her dinden ve dinsiz insanlarin cinlerle görüsebildiklerini biliyoruz.

Elbette Kur’an okumanin hiçbir zarari ve/ya sakincasi bulunmamaktadir ancak bunun cinler ile iletisime geçmek için tek yol oldugunu iddia etmek de tamamiyla zulümdür.


Isin aslina gelirsek, cinler ile iletisim kurmak için insanin mutlaka bu konuya elverisli bir aura yapisina sahip olmasi gerekmektedir. Buna elverisli kisiler de zaten ergenlikten itibaren aniden çesitli ilhamlar almaya daha sonra ise sesler duymaya baslarlar.

Dedigim gibi ilk irtibat genellikle cinler tarafindan kurulur. Konuya dair yetenegi olan bir kisi ise konuya hakim birinden ders alarak bu isi gerçeklestirebilir. Kendi basina bu iletisimi kurmayi basaran insan yok denecek kadar azdir.

Tam bu noktada cinler ile iletisim kurmanin tehlikeli bir is oldugunu hatirlatmakta fayda vardir.

Bu isi gerçeklestirmek için gereken riskleri göze almak ve fazlasiyla çaba harcamak için geçerli bir nedene ihtiyaciniz vardir. Neden cinler ile görüsmek istiyorsunuz? Iletisim sürenizi ve ne sekilde iletisime geçeceginizi bu kritik soruya vereceginiz cevap belirleyecektir.

Örnegin büyü yaparak birilerine zarar vermeye amaçlayan bir kisi kötü cinler – yani seytanlar- ile çok çabuk bir sekilde iletisime geçebilir ve fakat zarar görme olasiligi da bir o kadar yüksektir. Gel gör ki bu is için gerekli tilsimlar piyasada kisa bir arama sonucunda bile bulunabilir. Kötü cinler zaten kendilerine köle aramaktadirlar ve kendi ayaklari ile onlara giden bir büyücüyü asla geri çevirmezler.


Cinler ile irtibat kurabilmek için öncelikle cinler hakkinda saglam teorik bilgiye sahip olmak gerekir. Bir cine hükmetmeye çalismak, bu konuda teorik bilgisi olmayanlarin kalkistiklari ilk istir ve ne yazik ki çok tehlikelidir. Çünkü cine hükmetmek – teorik olarak bile – mümkün degildir ancak cinin insana hükmetmesi sanildigindan çok daha kolaydir.

Cinler ile insanlar ancak dostluk münasebeti kurabilirler ve bunu gerçeklestirmek de uzun yillar süren çabalar gerektirir. Bu nedenle bir cine sahip olmak kesinlikle söz konusu degildir. Sizinle sürekli görüsen bir cin sizin köleniz degil olsa olsa arkadasiniz olabilir. Eger onunla yatak iliskiniz de varsa – tipki insanlarla oldugu gibi – sizin sevgiliniz olur. Ama tüm bunlar, sizin her emrinizi yerine getirecegini ve/ya size yalan söylemeyecegini göstermez.

Daha önce de belirttigim gibi cinler insanlara hükmetmeyi sever ve insanlari kolaylikla köleleri haline getirebilirler.


Bu nedenlerden ötürü, cinler ile irtibat kurmaya kalkismadan önce çok detayli düsünmeli ve ortaya çikmasi muhtemel tüm sorunlara katlanmalisiniz.

Cinler ve Ruhlar


Bizim kültür yapimizda cinlerin varligi Islamiyet’in kabulünden beri sorgusuz – sualsiz kabul edilmistir. Diger Islam toplumlari da ayni sekilde cinlerin varligina inanir. Cahilliye Devri Araplari Kur’an’in indirilisinden önce dahi cinlerin varligina inanirdi ve hatta bazilari cinlere tapardi.


Buna karsin Bati medeniyetlerinden insanlar cinlerden çok ruhlara inanirlar. Kendi kutsal saydiklari kitaplarinda da cinlerden bahsedilmesine ragmen onlarin kollektif belleginde cinler sadece kötülük yapan dogaüstü varliklardir. Genie, demon vb. adlarla tanimladiklari bu varliklari seytanlar kategorisinde degerlendirirler ve uzak durmaya çalisirlar.

Onlarin inanç sistemine göre ölmüs insanlarin ruhlari ile iletisim kurulabilir ve ruhlar gelecekten haber verebilir. Ispritizma olarak adlandirdiklari seanslarda ruhlar ile irtibat kurmaya çalisir, aniden ortaya çikan hayalet (poltergeist) vakalarini incelerler.

Bu toplumsal inanis sistemi ne yazik ki parapsikoloji arastirmalarinda da kendisini gösterir ve bu konuda yayinlanan arastirmalar ölmüs kisilerin ruhlari ile girilen diyaloglar üzerinde yogunlasir.

Medyumlar, sarlatanlar bir yana birakilsa bile, çok ciddi bilimsel arastirmalar yapan parapsikologlar dahi seanslar sirasinda ruhlar ile görüstüklerini bildirmistir.

Tüm bunlar bize ortada gerçekten bir irtibatin bulundugunu gösterir ancak sahsi kanaatimce bu irtibat ölmüs kisilerin ruhlari ile degil dogrudan cinler ile kurulmaktadir.

Cinler yasadiklari boyut nedeniyle zamani farkli algilarlar ve yasam süreleri insanlara nazaran çok uzundur. Ayrica cinlerin, geçmiste yasanmis olaylarin tümünün kayitli bulundugu “Akasik” kayitlarina dogrudan erisimleri de vardir. Bu nedenle daha önceden yasamis ve ölmüs bir insan hakkindaki gerçek bilgileri elde edip, o insanmis gibi davranabilir, o insan hakkinda bildigi detayli olaylari anlatarak seansa katilan herkesi bu iddialarina inandirabilirler. Bu güveni kazandiktan sonra ise gelecek ile ilgili uydurma sözler söyleyerek insanlar ile oyun oynarlar.


Yalancilik ve insanlarla dalga geçme egilimi cinlerin tümünde mevcut olan özelliklerdendir. Çogunlugu kendisini insanlardan üstün görmekte oldugu için irtibat kurduklari insanlarin sefil ve acinasi halleri onlara arayip da bulamadiklari bir ego tatmini saglar.

Neticede ölmüs insanlarin ruhlari ile irtibat kurmanin bir yolu yoktur ve eger dogaüstü bir varlik ile irtibat kurmak mümkün hale gelmisse karsimizdaki mutlaka bir cindir.

Cinlerin Yalancılıkları


Cinlerin tümü insanlar ile girdikleri diyaloglarda kendilerini üstün varliklar gibi göstermeye çalisir. Bunun nedeni atesten yaratilmis olmaktan ötürü kapildiklari yersiz kibirdir. Oysa ki atesten yaratilmis olmalarina ragmen cinler insanlardan üstün degillerdir. Tabi ki ilim sahibi olan cin de olsa insan da olsa digerlerinden üstündür.

Genellikle imanli cinler ya insanlar ile irtibat kurmazlar ya da sorulan sorulara cevap vermez ve nasihat ederek çeker giderler. Insanlarin irtibat kurdugu cinler genellikle kafirdir ve bu nedenle çürümüs (decadencé) bir karakter yapisi sergilerler.

Cinlerin en tehlikeli özellikleri ise çok kolay ve inanilma olasiligi yüksek yalanlar söyleyebilmeleridir.

Tespitlerimize göre cinler en çok su üç konuda yalana basvururlar: Birincisi daha önce bahsettigimiz ruh çagirma (ispirtizma) seanslaridir. Yaramaz cinler ruh çagirma seanslarina katilarak kendilerini ölmüs birinin ruhu olarak tanitir ve seansa katilan insanlarin zavalli hallerine kahkahalarla gülerler. Bilinmesi gereken tek nokta ölmüs bir insanin ruhu ile irtibat kurmanin (teorik olarak bile) imkansiz oldugudur.

Ikincisi gaybdan haber vermeleri yani gelecekle ilgili bilgiler getirmeleridir. Cinler gökten nispeten önemsiz bazi haberler çalip bire bin katarak irtibatta olduklarini insanlari yoldan çikartirlar ve bundan da çok büyük zevk alirlar.

Akli basinda bir insanin zaten bir cine gelecekle ilgi bir soru sormasi söz konusu bile olamaz. Unutulmamalidir ki ne cinler ne de Allah’tan baskasi gelecegi bilemez. Bu önemli kosulu ihmal etmek insanin basina türlü felaketler açilmasina neden olur.

Üçüncü önemli konu ise cinlerin büyü yapabildiklerini söyleyerek irtibatta olduklari kisilerin isteklerini yerine getireceklerini vaad etmeleridir. Bu yöntemi genellikle insanlara bir sey yaptirmak isteyen cinler kullanir.

Evet, cinler arasinda da büyücüler vardir (gûller) ve büyü ilmi cinler arasinda çok gelismis bir ilimdir ama cinlerin hepsi büyücü degildir. Büyücüleri ise insanlarla – en azindan siradan insanlarla – irtibat kurmaya tenezzül etmez. Kuracaklari olasi bir irtibatta ise insanlardan bir sey istemezler. Bilinmesi gereken bir cinin herhangi bir isi gerçeklestirme vaadi ile bazi kosullarin yerine getirilmesini istemesinin çok büyük bir olasilik ile dolandiricilik oldugudur. Bu vaadde bulunan cinler genellikle hiçbir sey gerçeklestirebilecek güçte degildir. Siklikla begendikleri kadinlar ile birlikle olmak için irtibatta olduklari insana bu çesit vaadlerde bulunurlar. Vaadlerin en yaygini ise define yeri söyleyecegini iddia etmektir.

Tekrar tekrar belirtiyorum: cinlerin karakter yapilari yalan söylemeye çok müsait oldugu için bir cine güvenmek kesinlikle mümkün degildir.

Kur’an’in cinleri inananlar ve inanmayanlar olarak ikiye ayirdigini ve inanmayanlara “seytan” sifati ile hitap ettigini daha önceden belirtmistik.

Suara / 221′de mealen “Haber vereyim mi size seytanlarin kime iner oldugundan? Her bir iftiraci / dönek günahkar üzerine iner onlar. Kulak kabartirlar ama çogu yalancidir onlarin.” buyrulmustur. Bu ayet ile cinlerin çogunun yalanci oldugu bildirilmis olmakla kalinmamis, onlarla (yalanci kafir cinlerle) irtibat kuran insanlarin da iftiraci günahkarlar olduklari vurgulanmistir.

Ayette açikça belirtilen “kulak kabartma” hadisesi ise cinlerin gökten haber çalmaya çalismalaridir. Nispeten önemli bir haber çaldiklarinda bu derhal tespit edilir ve peslerine “sahab” adi verilen meteorlar düser. Böylece çaldiklari haberi insan dostlarina getiremeden havada yakilarak öldürülürler. Bu konuda Cin Suresi’nin 8 – 10 ayetleri arasinda hiçbir tartismaya yer birakmayan bilgiler verilmistir.


Cinler o kadar rahat yalan söylerler ki uzun süre ayni cinle irtibatta olup cinin dostlugunu kazanan insanlar bile bu yalanlara muhattap olmaktan kurtulamazlar. Yapilmasi gereken cinden ögrenilen bilgileri akil ve mantik ile tartmak ve edinilen bilgilerin dogru olduklari düsünülse




CİN VE PERİ NEDİR

Cinler hacmi ve kütlesi olmayan, bu alemde bir başka boyutta bulunan (yaşayan) varlıklardır.

Halk dilinde Cin erkek Peri de kadın olarak düşünülür. Gerçekte de durum farklı değildir. Cinler de erkekli dişili bir yaşam sürerler; doğarlar, yaşarlar, ürerler ve ölürler. İnançları ve idealleri vardır.

“CİN” adı geçtiği zaman, genelde hepimizin içine düştüğü büyük bir yanılgı vardır!.. Hemen aklımıza, kısa boylu, ayakları ters, kulakları uzunca, gözbebekleri dikine, seri hareket edebilen, her kılıkta görünebilen varlıklar gelir… Ya da beyninde belirli bozuklukları olan kişilerin görmüş olduğu halusünasyonlar.


Kuran-ı Kerim’de bildirildiği gibi cinler dumansız ateşten yaratılmıştır. Diğer bir deyişle bir enerji birikimidir. Yani şöyle tanımlayabiliriz.

Cinler hacmi ve kütlesi olmayan, bu alemde bir başka boyutta bulunan (yaşayan) varlıklardır.


‘BEN O CİNLERİ DE İNSANLARI DA ANCAK BANA KULLUK ETSİNLER DİYE YARATTIM.’ (Zâriyet surêsi ayêt: 56) Diyor ayeti-i Kerimin mealinde.


Bu arada cinlerin ilk atasının CANN isminde bir varlık olduğunu yine Kuran dan öğreniyoruz. ’CANN IDA YALIN BİR ATEŞTEN YARATTI’ (Rahman suresi ayet: 15)

Yine Kuran’ın bir çok Ayetinde Cinlerin; Ateş halinde bulunan dünyanın içine, merkezine kadar inmek, göklerde ışık hızında gezinmek ve benzeri işler yapabilmek için zorlanmadıkları anlatılıyor. Ama Dünya ve çevresinden ayrılamadıklarını da Kurandan öğreniyoruz.


Allah’ın cinleri yarattığını hepimiz biliyoruz.Bizlerin onlardan üstün olduğumuzu da biliyoruz.


Genelde insanları bilinç altına girerek etkilerler. Cinlerin daha önceki bölümlerde de bahsettiğimiz gibi mantıkları yoktur. Değerlendirme yapamazlar. Sadece verilen görevleri yaparlar.İnsanlar gibi üstün duygu hisleri yoktur.Akıllarını tam olarak kullanamazlar .En iyi özellikleri çok hızlı hareket etme kabiliyetleri ve istedikleri insan ve nesnenin şekline girebilmeleridir.


Onlarda insanlar gibi ,yemek yerler, içerler ,sarhoşu,uyuşturucu bağımlılıkları olanları ,spor yapanları vardır.Nasıl insanlar yaşıyorsa, onlarında aynı şekilde yaşamlarını sürdürmeleri mümkündür.


Onlar da dünyadadırlar. Bizim bu dünyayı kullandığımız gibi onlar da bu dünyayı kullanırlar. Genelde düşünce yapıları ve inanışlarına göre yaşamları vardır.Gruplar halinde yaşarlar ,kabileleri vardır. Kimi zaman onlarla bilmeden iç içe yaşarız, eski zamandan günümüze gelen bir çok tabir,bunlarla iç içe yaşamamızdan kaynaklanmaktadır.


Kabileleri 1 kabile 2 kabile 3kabile diye sıralamak mümkündür .


Kendilerine ait şehirleri vardır.Köyleri vardır. Kısacası yaşantıları insanlarla benzerlik arz eder.


İyileri korkutmamak için insanlara pek fazla gözükmezler.Kötüleri de bir büyü sonucu yada onlara zarar verecek bir harekette korkutmak için size gözükebilirler.Bir yerlerden ses gelmesi, gece yatarken kapı çalması, ışıkların yanıp sönmesi, çeşmeden su akma sesinin gelmesi gibi buna benzer tepkiler gösterebilirler.


Sonuç olarak insanları öldürmek gibi bir hareket içinde olamazlar. Allah onlara bu izni vermemiştir.


Cinlerin daha üst kademelerine hüddam, ifrit gibi değişik isimlerde rütbeleri vardır.Bir bina yüksekliğinde daha büyüğü ,kanatlısı,çift başlısı, yılan kafalısı gibi değişik şekillerde görmek mümkündür.


İnsanlara zarar vermeleri bir büyü sonucunda olur demiştik. O zaman bu durumda gösterecekleri etki yapılan büyünün durumuna bağlıdır.Müslüman bir cin, insana zarar vermez. Hayır işlerinde kullanılırlar, görev alırlar, zararsızlardır.Kendilerine zarar verildiğinde, rüyalarda neden zarar verildiğine dair hatırlatmalar yaparlar vede sizi korkutmadan olayı anlatmaya çalışırlar. Eğer anlamadığınız taktirde, en son yol olarak korkutarak anlatmaya başlarlar.Nedeni de, burada sizlerin ihmalciliğinizden kaynaklanmaktadır.Zamanında yapılan uyarıları dikkate almayıp yaparız gibi niyetlerde bulunmanızdan dolayıdır.


Evet bu bedensiz varlıklar gerçekte vardır. Onlarla bizim aramızda bir enerji yoğunluğu farklılığı vardır, bu yüzden onları göremeyiz fakat onlar bizleri görebilirler. Hareket kabiliyetleri çok fazladır, istedikleri şekilde bazı insanlara gözükebilirler ;onlar da bizim gibi inaçları olan (Müslüman, Hıristiyan, şeytana ve ateşe tapan vs. )kabileler guruplar şeklinde yaşarlar.Yerler, içerler, ibadet ederler. İnançsızları, alkolikleri, cinsel sapıklıkları olanlar vardır; düşünün ki insanın emrinde olan her şeyden onlarda nasibini almaktadır. İnsan olarak onlardan farkımız üstünlüğümüz irademizdir, mantığımızdır:burası çok önemli dikkat edilmesi lazım iradeye. Genelde insanları bilinç altına girerek etkilerler


Cinlerde kabileler vardır 3 kabile ye mensup 7 kabileye mensup diye her kabile bir farklı görevi vardır en kötüleri ise şeytana tapanlardır amaçları devamlı suretle kötülük


Bazı insanlara musallat olurlar onların başka karşı bir cinsle evlenmelerine izin vermezler kendileriyle cinsel ilişkiye zorlarlar zarar vermek isterlerse verebilirler fakat bunların şartları vardır .


Bazı zamanlar insanların rüya aleminde korkuturlar karabasanı buna bir örnek vermemiz mümkündür.ekil olarak en tehlikeli bazı insanlarında gördüğü yedi cücelere benziyen şekilde olanlar genelde uçan cinsi olup evlerde perde kenarlarında gözükürler ,hayvan şeklinde yılan olarak gözükenlerde tehlikeli olanlara örnek verebiliriz.


Özetle Cinlerin kalbi, gözü, kulağı, aklı, zekası, vardır. Kendilerinden gayrıya gizliler, ama birlikte yaşıyorlar. Nefisleri vardır, İsimleri vardır, beslenirler ve çok uzun yaşa salarda onlarda ölüyorlar diyebiliriz.


Cinlerin yaradılışı insanlardan öncedir. Bildiğimiz Şeytan lanetlenmeden önce cinlerin ileri gelenlerinden biriydi. Allah-ı Teala’nın emrine karşı gelen Şeytan sonsuza dek lanetlendi.


Şimdi diyeceksiniz ki madem bir başka boyut söz konusu cinler insanlara nasıl zarar verebiliyorlar? Evet haklısınız. Ancak bazı durumlarda bu boyutların kapısı açılıyor.


Aşırı korkuyla

Aşırı sevinçle

Cin ve Ruh daveti yapmakla

Mistizmi yanlış kullanmakla

Başkalarının size büyü yapmalarıyla

Bu ve bunun gibi durumlarda cinler yaşantımızı alt üst edebiliyorlar. Cinlerin verdiği zararlardan kurtulmak ve korunmak elbette mümkündür. Ancak yinede bilinçsiz yapılan korunma yarar yerine zarar verebilir.


Halk dilinde sara denilen hastalık, uyur gezerlik, zamanlı zamansız bayılmalar, Uykuda kabus görmek, sıçramak ve konuşmak, Yel de denilen vücutta gezen ağrılar, Sebepsiz asabiyet, hırçınlık, Ve daha birçok rahatsızlıklar, Tıp’bın çaresiz kaldığı bütün hastalıklar cinlerin eseridir. Bu ve benzeri rahatsızlıklarınız varsa bana çekinmeden yazabilirsiniz.


CİNLER ALEMİ


İslam inancına göre, göze görünen ve maddi bir yapıya sahip olan insanlar balçıktan yaratılmıştır veya insanın yaratıldığı sırada dünyadaki ortam balçık şeklindedir. Buna karşılık, göze görünmeyen bir yapıya sahip olan cinler ise yaratıldıkları sırada Dünyadaki ortamın kızgın alev ve dumanlar saçan bir ortam olduğu Kur’an-ı Kerim’in ifadelerinden anlaşılmaktadır. Cinlerden bir tek ferdine CİNNİ denir. CANN ve CİN kelimeleri çoğunluğu ifade etmekle aynı manadadır.”Cin” ve “Can” kelimelerinin anlattığı gözle görülemeyen varlıklar, Kur’an’da “İNS” kelimesinin karşılığı olarak ta kullanılmaktadır. Bu anlamda “İNS” gözle görülen akıllı ve mükellef varlıkları, “CİN” ise gözle görülemeyen akıllı ve mükellef varlıkları temsil eden kelimeler olarak ele alınmaktadır. “İNS” ve “CİN”in her ikisini birden ifade için kullanılan kelime ise “SAKALEYN”dir.


Kur’an-ı Kerim’de otuzdan fazla ayette cinden bahsedilmekte hatta müstakil bir sure olarak 72. Sure’nin adı da “Cin Suresi” olmaktadır. Bu bakımdan mutlak bir varlık olarak cinlerin inkarı İslam inancına göre mümkün değildir. Pozitif ilim de cinlerin varlığını ve görünmez olduklarını kabul etmektedir.


Cinler dünyadaki insan sayısının beş katıdır. Ömürleri 800 ile 1000 yıldır. Onlar da ölürler. Eşleri, dostları var; insanlar gibi hayat şartları var. Birbirleriyle evlenebilir, hatta çoluk çocuk sahibi olabilirler. İnsanlar cinlerle, cinler insanlarla evlenebilirler. Fakat yaradılış farklılıkları nedeniyle bu tür evliliğin insanlar için uygun olmadığı da bir gerçektir.


Cin’in lugattaki manası gizliliktir, görünmeyen gizli varlıklar demektir. Cinlerin asıl suretini gören olmamıştır. Cinlerin hakikatini göremeyiz. Çünkü cinler görülmeyecek kadar küçük varlıklardır. Eğer insan veya hayvan şekline girerlerse görebiliriz. Asıl sureti kesinlikle görülmez.


İnsanları, dağları, taşları, ağaçları, yerleri, gökleri, denizleri ve nehirleri yaratan Allah, tıpkı onlar gibi birer yaratık olan cinleri de yaratmıştır. Cinler de Allah (C.C.) tarafından yaratılmış olan tüm varlıkların gözle görülmeyen birer fertlerdir. Kur’anın ifadesine göre asıl maddeleri ateştir. Son derece latif ve ince cisimli oldukları için, gözle görülmezler. Tıpkı nurani olan melekler gibi. Onların gözle görünmemesi yokluklarını gerektirmez. Vardırlar ama görünmezler. Varlıkları Kur’an ve hadislerle sabittir. İnkarı mümkün değildir.


Büyük Alim ŞEYH ŞA’RAVİ buyururlar ki; ” Gaybi işlerde dini meselelere gelince, bunlara iman etmek vaciptir. Mahiyetini ve keyfiyetini bilmesek bile. Çünkü imanın bir zirvesi vardır ki, o da Allah’a iman etmektir. Bir kere kendi isteğinle Allah’a iman ettin mi? Aklınla zirvenin altına girdin mi? Aklın alsın, almasın Allah’ın her dediğini kabul etmek zorundasın. Çünkü bilmemek hiçbir zaman delil sayılmaz. Yani bir şeyin varolduğunu bilmemek, o şeyin yok olduğunu göstermez.


Araf Suresi Ayet : 27 Sayfa : 154


“Ey Adem oğulları, çirkin ve ayıp yerlerini kendilerine göstermek için ebeveyniniz olan Adem ile Havva’nın elbiselerini soyarak, şeytan onları nasıl cennetten çıkardı ise, sakın size de bir bela yapıp, sizi saptırmasın. Çünkü şeytan ve kabilesi kendilerini göremeyeceğiniz yerlerden onlar sizi görürler. Biz şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.”


Ayet-i Kerime’den anlaşılıyor ki, insanlar cinlerin asıl şekil ve suretlerini göremezler. Ancak herhangi bir kılığa girerlerse mümkündür. Ama cinler her surette ve her zaman insanları görürler.


CİNLERİN YARATILIŞININ DELİLLERİ


Hicr Suresi Ayetler: 26 ve 27 Sayfa: 264


“Andolsun ki, biz insanı balçık haline gelmiş, kuru bir çamurdan yarattık.”


“Cinleri de sizden önce, dumansız, azgın ve şiddetli ateşten yarattık.”


Rahman Suresi Ayetler: 14 ve 15 Sayfa: 532


” İnsanı kurumuş, kerpiç haline gelmiş kuru bir çamurdan yarattık. “


” Cinleri de dumansız bir alevden yarattık. “


Bu ayetlerden anlaşılıyor ki, cinler de kainatta yer kaplayan varlıklardır.


CİNLERİN GURUPLARI


1. İnsanların arasında bulunan, yerleşen ve göç eden cinlere, AMMAR denir.


2. Çirkinleşip şirret haline gelen cinlere ŞEYTAN denir.


3. Çocuklara musallat olan cinlere ERVAH denir.


4. Yaramaz ve güçlü cinlere de İFRİT adı verilir.


CİNLERİN SINIFLARI:


a) Kanatları vardır kuş gibi uçarlar.


b) Yılan, kedi, köpek, manda, keçi ve haşere hayvanlar şeklindedir.


c) Diğer bir sınıftır ki onlara hesap ve ceza vardır.


CİNLERİN ÖZELLİKLERİ


1…Cinlerin kılıktan kılığa, şekilden şekle girme özellikleri vardır.


Cinler bir çok kılığa girdikleri gibi, daha çok insan kılığına da girmeleri mümkündür. Enfal Suresi Ayet: 30 Sayfa: 181 ayetindeki ifade aynen şöyledir; Bir gün Kueryş kafirlerinin ileri gelenleri bir araya gelip, ‘Muhammed’i hapsedelim mi? Öldürelim mi? Veya Mekke’den sürelim mi? ‘ diye birbirleriyle istişare ederken, cinlerin ilk yaratılanı şeytan, namı diğer iblis, üstü başı pis, kötü bir insan kılığında bunlara yanaşıp, öldürmeleri için vesvese ile telkin etmiştir.


2…Hareket üstünlükleri vardır.


Neml Suresi Ayetler : 38 ve 39 Sayfa : 381


“Süleyman cinlerden, insanlardan ve kuşlardan müteşekkil adamlarına dönerek, -Ey ileri gelenler, Yemen Sultanı olan Belkıs, Müslüman olarak gelmeden önce, tahtını, yetkisini bana hanginiz getirecek dedi.”


“Cinlerden bir ifrit, -ben o tahtı sana yerinizden kalkmadan getiririm. Benim buna gücüm yeter, ona hiç bir zarar vermeyecek kadar, güvenilir ve eminim- dedi”


Yukarıdaki ayetin ifadesinden anlıyoruz ki, Hz. Süleyman Belkıs’ın tahtını Yemen’den getirmek isteyince, bir cin ‘ Sen makamından kalkmadan,ben onu sana getiririm. Benim buna yetecek gücüm var ‘ demiştir. Süleyman (A.S.) Kudüs’te, getirilecek taht Yemen’deydi. Onu bir saniyede getirmek büyük bir hız ve büyük bir güce sahip olmak demektir.


3…Semaya çıkıp, semadaki haberleri çalıp öğrenme özellikleri vardır. Ancak, Hz. Peygamber’ in doğumundan sonra bu yasaklanmıştır.


Şuara Suresi Ayet: 212 Sayfa: 377


” Şüphe yok ki cinler semaya çıkıp oradaki haberleri öğrenmelerinden, meleklerin sözünü işitmelerinden, gayb haberlerini öğrenmelerinden azledilmişlerdir. “


Mülk Suresi Ayet: 5 Sayfa: 563


“Yemin olsun ki en yakın semayı kandillerle, yıldızlarla süsledik ve onları şeytanlar için atılacak taşlar yaptık. Bu taşlar meleklerden sır çalmaya gelen şeytanları öldürür veya sakatlar. Ve o şeytanlara çılgın ateş azabı hazırladık.”


Cin Suresi Ayetler: 8 ve 9 Sayfa: 573


“ Cinler – Doğrusu biz semayı yokladık da, onu bekçiler ve gök taşları ile doldurulmuş bulduk.- “


“ Halbu ki biz Peygamberin gönderilmesinden önce, haber dinlemek için gök yüzünün bazı yerlerinde otururduk, haberleri öğrenirdik. Fakat şimdi kim haberleri dinleyecek olursa, kendisini gözetleyen yalın bir ateş buluyor. ”


Hz. Resulullah’ın doğduğu gece aşağıdaki sıralayacağım hadiseler ve mucizeler meydana gelmiştir.


1. Kabe’deki lat, uzza ve menat gibi kafirlerin taptığı yüzlerce put yere serilmiştir.


2. İran kısrasının MEDAYİN şehrindeki sarayının burçları yıkılmıştır.


3. Mecusilerin yani ateşe tapanların bin yıldan beri yanan ateşi aniden sönmüştür.


4. Mukaddes sayılan SAVA gölünün suyu çekilerek kurumuştur.


5. ŞAM tarafında bin yıldan beri kuru bir vadi olan ve suyu akmayan SEMAVE nehri dolup taşarak akmaya başlamıştır.


6. Hazreti Peygamberin doğduğu geceden itibaren şeytan ve cinlerin gayb haberlerini öğrenmeleri için semaya çıkmaları yasaklanmıştır. Böylelikle kahinlere, sihirbazlara gayb haberlerini veremez olmuşlardır.


HERKESİN CİNİ VARDIR


Peygamber Efendimiz (SAV) bir Hadis-i Şerifi’nde ;


Herkese cinlerden bir arkadaş verilmiştir” buyurunca, Sahabe sordu;


” Size de mi Ya Resulullah ? ” diye sorduklarında, Resulullah; “Evet, bana da cinlerden bir arkadaş verilmiştir. Ancak Allah ona karşı yardım edip beni güçlü kıldı. O cin müslüman oldu. ” buyurdu.


CİNLERİN MELEKLERDEN FARKI NEDİR


1. Allah melekleri nurdan, cinleri ise ateşten yarattı.


Sad Suresi Ayet: 76 Sayfa: 458


Araf Suresi Ayet: 12 Sayfa: 153


“ İblis, ‘ Ben ondan daha hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. O’nu ise topraktan yarattın. ‘ dedi. “ Bu ayetlerin ifadesi, cinlerin mutlak suretle ateşten yaratıldığının kanıtıdır.


Hz. Peygamber buyuruyor ki;


” Melekler nurdan, şeytan ateşten, insanlar topraktan yaratıldı. “


2. MELEKLER Allah’a isyan etmezler. ŞEYTAN Allah’a isyan etti.


Kehf suresi Ayet : 50 Sayfa : 300


“ Biz meleklere Adem’e secde edin dediğimizde İBLİS hariç hepsi secde etti. İBLİS cinlerdendi ve Allah’ın emrinden harice çıktı. ‘ Ey insanlar, beni bırakıpta iblis ve onun zürriyetini dostlar mı ediniyorsunuz ? Halbuki onlar size düşmandırlar. Zalimler için ne fena bedel. ‘ “ Bu ayetten anlıyoruz ki, şeytanlar cinlerin isyan eden ve Allah’ın emirlerine karşı çıkan gurubudur.


Tahrim suresi Ayet : 6 sayfa : 561


“O melekler Allah’ın emrettiği hususlarda asi gelmezler, isyan etmezler, emir olunduklarını yaparlar. Allah’a baş kaldırmazlar. “


3. MELEKLER, yemezler, içmezler, üreyip, çoğalmazlar. CİNLER ise, yerler, içerler, üreyip, çoğalırlar. Sayıları insanlardan daha çoktur. Cinlerin latif ve ince varlık olmaları, üreyip çoğalmalarına engel değildir. Kendilerine iyiliği dokunan insanları ödüllendirirler, saygısızlık yapanları da cezalandırırlar. Bazı insanları etki altına alıp kendi isteklerine alet ederler veya kötü işler yaptırırlar. Hatta bazen insanlara aşık olan cinler bile vardır, bu durumda sevgililerini kaçırarak onlara sahip olurlar.


İslamiyet açısından, iyi huylu “müslüman cinler” ve kötü huylu “kafir cinler“ de vardır. Bu tür cinler daha çok büyücülükle uğraşanların ilgisini çekmektedir. “Huddam” (hizmetçiler) adı altında bulunan bu cinler sayesinde hastalıkların iyileştirildiği, kötülüklerin defedildiği ve bir takım doğaüstü olayların meydana getirildiği varsayılmıştır.


Peygamber Efendimiz(SAV) buyurdular ki;


” Bana Nusaybinli cinlerden bir grup geldi, iyi cinlerdi. Benden yiyecek istediler, bende Allah’a dua ettim. Rastladıkları kemik ve tezekler onların yiyecekleri olsun.”


Hz. Peygamber (S.A.V.) buyuruyor ki;


“ Tezek ve kemikle taharet almayın. Çünkü onlar cin kardeşlerinizin azığıdır.“ buyurdu.


Sad Suresi Ayetler : 35, 36 ve 37 Sayfa : 456


“Ey Rabbim, bana öyle bir mülk, yetki ve ruhsat ver ki. Benden sonra hiç kimse de olmasın, muhakkak sen bütün dilekleri verensin, VAHHAB’ sın”


“Biz rüzgarı onun emrine bağlı kıldık, emri ile istediği yere rahatça akar giderdi.”


“Cinleri de onun emrine bağlı kıldık. O cinlerin kimisi bina ustası, kimide dalgıçtı”


Enbiya suresi Ayetler: 81 ve 82 Sayfa : 329 ve 330


“ Süleyman’ ın emrine esen rüzgarı verdik ki, bu rüzgar O’ nun emri ile içine bereketler verdiğimiz yere (Şam’a ) esiyordu. Biz her şeyi biliyorduk.


“ Cinlerden O’ nun için dalgıçlık edenleri ve daha başka işte çalışanları emrine verdik. Ve hep onları zapteden bizdik. “


Bu ayetlerin ifadelerinden anlıyoruz ki, Hz. Süleyman bina ve duvar ustalarına hanlar hamamlar, çeşmeler ve mescitler yaptırıyordu. Hatta Kudüsdeki Mescid-i Aksa’yı cinlere yaptırdığı mütevatirdir. Cinlerin dalgıçlarına da Kızıldeniz’ den inci ve mercan çıkarttırıyordu.


Neml suresi Ayetler : 17 ve 18 Sayfa : 379


“Birden Süleyman için cinlerden, insanlardan ve kuşlardan teşekkül eden orduları toplandı. Bütün bunlar toplandığı yerden sevk ve idare ediliyorlardı.”


“Nihayet Süleyman ve insanlardan, cinlerden, kuşlardan müteşekkil ordusu Şam’ daki karıncası bol olan, karınca vadisine vardıkları zaman, karıncaların hükümdarı olan bir karınca şöyle dedi; ’ Ey karıncalar, yuvalarınıza girin Süleyman ve müteşekkil ordusu sizi fark etmeyerek ezip geçmesin. ‘ “


Ayetlerin ifadelerinden özet olarak anlıyoruz ki, cinleri tahakküm altına alanların HZ. Süleyman gibi bir güce sahip olması gerek.


Cinler bir nevi yelden ibarettir. İnsan ise sürekli nefes alır verir, bu yüzden cinler herhangi bir yerinden insan bedenine girerler. Bu şekilde vücudun herhangi bir organına rahatça tesir eder.


Cinler ateşin duman tarafından yaratılmıştır. Duman ise insan vücuduna rahatlıkla girebilir. Sigara dumanının girmesi gibi. Ekseriyetle beyine yerleşirler. Çünkü oradan diğer uzuvlara kolay etki edebilirler. Hastanın dilinden konuşan bazı cinler de beyinde olduklarını haber verirler. Cinler beyine girip orada yerleştikleri gibi Vücudun herhangi bir yerine de yerleşebilirler. Ağrı ve sancıya sebep olurlar.


Peygamber Efendimiz(SAV) ;


” Şeytan insanoğlunun damarlarındaki kana karışıp, kan gibi akar. ” buyurmuşlardır.


Çünkü, cinler insan beynine hulûl etme kabiliyetine sahiptirler. Hatta etki altına aldıkları kişiye bazı bilgilerde verebilirler. Onların insan bedenine girip, beynine yerleştikleri tevatüren doğrudur. Cinlerin kötüleri, insanın bedenine ve aklına verdiği zarar, ilk çağlardan beri iyi bilinir. Ancak bundan daha tehlikelisi, insanın dinine, imanına verdiği zarardır. Tedavisi Kur’ anla mümkündür.


Şeytanın Allah tarafından üzerine musallat edildiği insanı çarpması doğrudur. Bu Kur’an da açıklanmıştır. Şeytanın çarptığı insanda fiziki değişiklikler yapabilir veya beyin dalgalarını kontrol altına alıp istediğini söyletebilir” insanların cinler tarafından çarpıldığı ve bir takım değişikliklere sebebiyet verdiği teyit edilmiştir. Cinlerin insan bedeninin tamamına girer. Bedende ağrı sancı ve titreme olur. Uzun zamandır insan bedeninde bulunur.


Şeyh Abdülaziz Bin Baz; Cin çarpmasının Kur’an-ı Kerim ile tedavi edilmesinin caiz olduğunu kaydetmiştir. Bu da şeytanın insanı çarpması olayının doğru olduğunu gösteren bir başka delildir.


Al’i İmran suresi Ayet : 175 Sayfa : 74


“ Cin ve şeytanlar sadece kendi dostlarına korku, heyecan ve zarar verir. Siz onlardan korkmayın. Gerçek manada inanıyorsanız, Benden korkun.” Bu ayetin ifadesinden anlıyoruz ki; Zaaf duruma düşen insanları cin ve şeytanlar insan bedenine verdiği korku ve eziyetten dolayı basiretleri ve idrakları bağlanır. Aklı selim olmazlar, aklı evvel hareketlerde bulunurlar.


Araf suresi Ayet : 200 Sayfa : 177


“ Eğer cin ve şeytanlardan bir korku ve dürtü sizi rahatsız ederse hemen Allah’a sığının. Çünkü O hakkıyla işitendir, her şeyi tam manasıyla bilendir.”


Müminun suresi Ayetler : 97 ve 98 Sayfa: 349


“ Ey Resulum de ki, Ya Rabbi şeytanların kışkırtmalarından, taşkınlık, zarar ve vesvese vermelerinden sana sığınırım. Ya Rabbi onların huzurunda olmalarından da sana sığınırım. “


CİN ÇARPAN İNSANDAKİ RAHATSIZLIKLAR NELERDİR ?


A : Cin çarpan insanda uyanıkken olan rahatsızlıklar şunladır:


1. Sebepsiz baş ağrıları, Beyin yorgunluğu Ani sinirlenmeler


2. Kasılma, sinirlenme, tembellik, ibadet etmekte ve Allah’ı zikretmede zorlanma. Kuran okunan ortamlarda bulunduğun da sıkıntılar duyması.


3. Herhangi bir uzuvda doktorların sebep bulamadığı bir ağrı veya sancı olur. Kasık ağrıları uyuşma karıncalama vs agrılar


B : Cin carpan insanda uyurken olan rahatsızlıklar şunladır:


1. Uzun süre sağ sola döner uyuyamaz ancak, iyice dinlendikten sonra uyuyabilir.Yataktan yorgun argın tenbel uyanır.


2. Çok korkunç rüyalar görür. Rüyasında muhtelif hayvanlar görür özellikle kedi köpek yılan görür. Uykuda çok ağlar, çok güler veya çığlık atar. Uyurken ah vah eder.


3. Yüksek bir yerden düşüyormuş gibi olur. Rüyasında kendisini mezarlıkta pis yerlerde ve korkunç yerlerde görür.


Haşr suresi Ayet : 21 Sayfa : 549


“ Kur’anı bir dağın üzerine indireydim, dağı Allah korkusundan baş eğmiş, yerle bir olmuş görürdünüz. “ Dağı yerle bir edecek kadar etkili, yeri delecek kadar tesirli olan Hazreti Kur’an karşısında, cini de, perisi de, büyüsü de, sihirbazı da hiçbir güç etkili olamaz. Samimi, candan ve yürekten Allah’a bağlanmak şarttır. ….


Cinnin Yaratılışı


Cinleri öz ateşten yarattı. (Rahman,15)


Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık. (Hicr Suresi, 27)


Kur’an-ı Kerim’de değişik lâfızlarda 32 yerde cinden bahsedilmektedir. Bunlardan 22′si cinn, 5′i cânn, 5′i de cinnet olarak geçmektedir;

Cinn:İsra (88), Kehf (50), Zariyat (56), Rahman (33), Araf (38,179), Neml (17,39), Fussilet (25,29), Ahkaaf (28,29), Sebe (12,14,41), Cinn (1,5,6), En’am (100,112,128,130)

Cânn: Hicr (27), Rahman (15,39,56,74)

Cinnet: Hûd (119), Secde (13), Saffat (158) 2kez, Nâs (6)


“De ki: Cinlerden bir topluluğun dinleyip de şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: Gerçekten biz, hârikulâde güzel bir Kur’an dinledik. Doğru yola iletiyor, ona iman ettik. Kimseyi Rabbimize asla ortak koşmayacağız. Hakikat şu ki, Rabbimizin şânı çok yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir. Doğrusu bizim beyinsiz olanımız, Allah hakkında pekaşırı yalanlar uyduruyormuş. Halbuki biz, gerek insanlar gerekse cinler Allah hakkında asla yalan söylemezler, sanmıştık. Şu da gerçek ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da, onların taşkınlıklarını arttırırlardı. Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah’ın hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı. Doğrusu biz, göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyledoldurulmuş bulduk. Halbuki, biz onun bazı kısımlarında dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor. Bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi? Gerçekten biz, -kimimiz sâlih kişiler, kimimiz ise bunlardan aşağıda olmak üzere- türlü türlü yollar tutmuştuk. Şu gerçeği şüphesiz anladık ki, biz yeryüzünde bulunsak da Allah’ı âciz bırakamayacağız, başka yere kaçmakla da elinden kurtulamayacağız. Doğrusu biz, o hidayeti işitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, artık ne bir eksikliğe uğratılmasından ne de haksızlık edilmesinden korkar. İçimizde, teslimiyet gösterenler de var, hak yoldan sapanlar da var. Teslimiyet gösteren kimseler, doğru yolu arayanlardır. Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır.” (Cinn Suresi 1-15)

“Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık. Bu şeytanlar ahrete inanmayanların kalblerinin o sözlere yönelmesi, ondan hoşnut olması ve kendilerinin isledikleri suçları islemeleri için böyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile başbaşa bırak.” (En’am Suresi 112-113)

” Allah hepsini toplayacağı gün, “Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınz” der, insanlardan onlara uymuş olanlar, “Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin surenin sonuna ulaştık” derler. “Cehennem, Allah’ın dilemesine bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınız” der. Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir. Zalimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz. “Ey cin ve insan topluluğu! Size ayetlerimi anlatan, bugünle karşılaşmamızdan siziuyaran peygamberler gelmedi mi?” “Kendi hakkımızda şahidiz” derler. Dunya hayati onları aldattı da inkârcı olduklarına, kendi aleyhlerinde şahidlik ettiler.”

(En’am Suresi 128-130)


“Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin. Ancak büyük bir güçle çıkıp gidebilirsiniz.”

(Rahman Suresi 33)


” Sabah gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgârı da Süleyman’a (onun emrine) verdik ve onun için erimiş bakırı kaynağından sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı, onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden sapsa, ona alevli azabı tattırırdık. Onlar Süleyman’a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (geniş) leğenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükredin. Kullarımdan şükreden azdır! Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Sonunda yere) yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.” (Sebe Suresi 12-14)

İNSİ VE CİNNİ ŞEYTANLAR


Şeyâtin, insî ve cinnî şeytanlardır ve bunlar İblis’in evlatlarıdır. İblis, evlatlarını iki gruba ayırmış, bunlardan bir kısmını insanlara karşı, diğer kısmını da cinlere karşı vazifelendirmiştir ki, bunlar vazifeli oldukları saha itibariyle bu ismi almışlardır.

Şeytanlar, insî ve cinnî olmak üzere iki kısımda mütâlaa edilmiştir ki,

“Böylece her nebi için ins ve cin şeytanlardan düşmanlar var ettik.” (En’am, 6/112) ayeti, bu hakikatı ifade eder. Ayette geçen “Şeyâtîn” kelimesinin manasında iki rivayet söz konusudur. Ulemâ arasında her iki rivayeti de destekleyen bir hayli insan vardır.


Birincisi:

Bu kelimeden maksat, insan ve cinlerin azgın ve sapkınlarıdır ki, İbn-i Abbas (ra) bu görüştedir. Bir rivayete göre Atâ, Mücâhid, Hasan ve Katâde gibi büyük imamlar da bu görüşü paylaşırlar.(1) Onlara göre hem Cinlerden hem de insanlardan şeytanlar vardır. Cinnî şeytanlar, mü’min insanları kendilerine uyduramayınca insî şeytanlara giderler ve bunları o mü’minler üzerine salarlar. Bu hususu te’yîd eden şöyle bir hâdiseden bahsederler:

Allah Rasulü (sav), Ebu Zer’e (ra) sorar:

“İnsî ve cinnî şeytanların şerrinden Allah’a sığındın mı?”

Hz. Ebu Zer de bu suale, yine bir sual ile karşılık verdi:

“İnsanlardan da şeytan var mı?”

Allah Rasulü cevabında:

“Evet, hem de onlar cinnî şeytanlardan daha da şerirdirler.” (2) buyurur.


İkincisi:

Şeyâtin, insî ve cinnî şeytanlardır ve bunlar İblis’in evlatlarıdır. İblis, evlatlarını iki gruba ayırmış, bunlardan bir kısmını insanlara karşı, diğer kısmını da cinlere karşı vazifelendirmiştir ki, bunlar vazifeli oldukları saha itibariyle bu ismi almışlardır.(3)


Aslında, bu iki mana arasında ciddi ve neticeye tesir eden bir ayrılık olmamakla beraber, birinci rivayet her halde ayetin zahiri manasına daha uygun düşmektedir ki, alimlerin ekserisi bu birinci manayı tercih etmişlerdir. Ayrıca bu hususu teyid eden, Efendimiz’den (sav) mervi bir çok rivayet de mevcuttur. Bu cümleden olarak, Allah Rasulü (sav) bir hadis-i şeriflerinde:

“Sizden biriniz namaz kılarken, önünden herhangi bir kimsenin geçmesine müsaade etmesin, gücü yettiği nisbette ve en uygun şekilde ona mani olmaya çalışsın. Yine de inat edip önünüzden geçmek isterse onunla dövüşsün, çünkü o Şeytan’dır.” (4) buyururlar.


Bir başka defasında Efendimiz (sav), sokakta bir güvercin arkasından koşup duran birisini görür ve şöyle buyurur:

“Bir şeytan, diğer bir şeytanın peşine düşmüş!..” (5)


İşte bunlar gibi daha pek çok rivayetlerde Allah Rasulü (sav) bazı şahıslara, hatta daha başka varlıklara bazı hareketlerinden dolayı, doğrudan doğruya “Şeytan” demiştir.


Yukarıda da temas edildiği gibi, aslında her iki mana arasında neticeye tesir edecek ciddi bir ayrılık yoktur. Zira birinci görüşte olanlar, kalb ve kalıbı birden ifade ile insana şeytan derken, ikinci manayı tercih edenler, kalb ile kalıbı birbirinden ayırmış ve “Kalıbıyla insan, fakat kalbiyle şeytan” demek istemişlerdir. Bunu destekleyen bir rivayet de vardır:


Huzeyfe (ra) anlatıyor: Bir gün Allah Rasulü’ne:

“Ya Rasulallah! Bizler şer içindeydik, Cenab-ı Hakk bizlere hayır ihsan etti ve şimdi hayır içinde bulunuyoruz. Acaba bu hayırdan sonra tekrar şer gelecek mi?”

Allah Rasulü:

“Evet” dedi.

Ben de:

“Acaba o şerden sonra tekrar hayır olacak mı?” diye sordum, yine

“Evet” dedi.

Bunun üzerine ” O nasıl olacak?” deyince Allah Rasulü de:

“Benden sonra bir kısım devlet adamları gelecek ki, benim yolumu ve benim sünnetimi takip etmeyecekler. Hatta onlardan öyleleri idareye vaziyet edecek ki, beden ve cesetleri insan cesedi ama, içlerinde taşıdıkları kalb, şeytan kalbi!..” cevabını verdi. Allah Rasulü’nün bu izahı üzerine

“O zaman ben nasıl hareket edeyim?” diye sorunca da:

“Dinle ve itaat et! Sırtına vurulsa, malın elinden alınsa, yine dinle ve itaat et!..” buyurdu. (6)



CİNLERİN İNSANLARA ZARARLARI

İman etmeyen cinler insanlarla içiçe yaşadıklarından birçok kimsenin ne durumda olduklarını bilirler ve cinler kendi aralarında birçok insan ile ilgili konuşmalar yaparlar. İnsanların manevi olarak hassaslaştığı, sıkıntılı olduğu dönemlerde, ekseriyetle kalplerine ve beyinlerine hükmederek bilhassa vesvese yolu ile sıkıntı verirler, yanlış yollara sevk etmek için yönlendirirler. İnsanları, imanlarından uzak tutabilmek için ellerinden ne geliyorsa yaparlar. Kimi insana vesvese ile, kimisine görünmek sureti ile kendilerini hissettirirler. Yılan, akrep, kedi, köpek ve deve halinde görünürler. Cinler değişik şekil ve suretlere girebildiklerinden dolayı, herhangi bir insan sureti ile de gözükebilir. İnsanlara musallat döneminde ekseriyette geçmişi hatırlatırlar. Cinlerin musallat olması ise bu şekilde başlar. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: “Cinlerin ve insanların nazarından Allaha sığınırım.” Yine bir hadis-i şerifinde “Şeytan yani şeytan cinler adem oğlunun damarlarında kanının dolaştığı gibi dolaşır” demektedir. Cinler ekseriyette rahatsız ettiği insanların gözlerine bir takım hayali görüntüler verirler.

Yorumlar