Okuma süresi:

Araf Nedir? Kimler Araftadır? Araf Nerededir?

ARAF DENİLEN YER HAKKINDA
Araf, cennet ve cehennem arasında olan bir yerdir. Araf denilen yere dört türlü insanın gireceği söylenir.
1)Kendilerine peygamber gönderilmeyen, iki peygamber arasında gelip geçen ve bu nedenle Allah’ın davetini işitmeyenler. Vurdum duymaz olup var olanı inkar edenler.
2)İyiliği ve kötülüğü (hayır ile şerri) denk gelenler; yani birbirine karıştırıp ayırt edemeyenler.
3)Kafirlerin buluğ çağına ermeden ölen çocukları; belki ALLAH CC affedebilir.
4)Ana ve babasına asi olup, fakat sonradan şehit olarak ölenler.Bunlar cennete bakıp, nimetleri gördükçe ağlarlar; cehenneme bakıp,azabı görüncede sevinirler.Yine rabbimizin rahmeti ile bağışlanma safhasına geçebilirler.Allahın sadece deneme yeridir ve yine rahmet merhalesini gösterme safhasındandır.
Her şeyin tümseği yüksek yer, burç, sırt, tepe, örfler, âdetler, iki şey arasında kalan kısım arf kelimesinin çoğuluna araf denir; kelime anlamına bakarak anlam vermeye çalışmakta mantıklıdır.
A’raf ehli sevapları ile günahları birbirine denk olup, bir müddet orada kalan kullardır diye adlandırmak ne kadar doğru araştırıyoruz;
Araf ehli Kuran’da üç ayette geçer:
“Hem iki taraf (Cennet ve Cehennem ehli) arasında (aslâ aşamayacakları surdan) bir perde vardır. A‘râf üzerinde (bu sûrun yüksek yerlerinde) ise, herkesi sîmâlarından tanıyan adamlar vardır ki, Cennet ehline: “Selâmün Aleyküm! (Allah’ın selâmı üzerinize olsun!)” diye nidâ ederler; fakat onlar(Cennete girmeyi) çok arzu ediyor oldukları hâlde (henüz) oraya girmemişlerdir. O A‘râfdaki insanların) gözleri ateş ehli tarafına çevrildiği zaman ise: “Rabbimiz! Bizi zâlimler gürûhuyla berâber kılma!” derler. A‘râf ehli, kendilerini sîmâlarından tanıdıkları (Cehennem ehli) birtakım adamlara da seslenerek derler ki: “(Mal ve tarafdar) toplam ganız ve büyüklük taslamakta olmanız (bugün) size bir fayda vermedi!”(A’raf, 46-48)
Müfessirlere göre bu ayetlerdeki Arâf’dan maksad, Cennetle Cehennem arasındaki sur benzeri bir perdenin yüksek tepeleridir.
İbn Cerîr’in rivayetine göre Huzeyfe’ye (ra) Arâf’ın ne olduğu sorulduğunda şöyle demiştir: “A’râf; iyilikleri ile kötülükleri eşit gelen insanlardır. Kötülükleri Cennet’e girmelerine, iyilikleri de Cehennem’e girmelerine mani olmuştur. Bunlar, Cenâb-ı Hak onların hakkında hüküm verinceye kadar bu sur üzerinde kalacaklardır.”
A‘râf ehli’nin kimler olduğu hakkında muhtelif görüşler vardır. Bunlar, sevapları ile günahları birbirine denk olup, bir müddet orada kalan veya hesapları uzayan yâhut vazîfeleri sâdece bu nidâ olan birtakım kullardır. Daha sonra Cenâb-ı Hak, fazlıyla, bunları da Cennete koyar. (Celâleyn Şerhi). Biz kuran ve yazılan büyük ictihatçı imamların anlatımını paylaşınca alıntı yapmış diye letaiflerde bulunulmasın; nedeni çobanı olmayan sürü olmaz,, olsada kim kapar bilemem.
Kimler A’râf’ta bulunacaktır?
İyilikleriyle kötülükleri denk gelenler Arâf’ta bekletileceklerdir. Nitekim İbn Merdûye’nin Câbir b. Abdullah’dan merfu olarak rivayet ettiği bir hadis’te: “Peygamberimiz’e (asm) iyilikleriyle kötülükleri denk gelenlerin durumu sorulduğu zaman, Hz. Peygamber, “Onlar Arâf’ta bulunacaklardır. Onlar oraya isteyerek girmemişlerdir.” buyurmuştur. Daha sonra bunlar Allah’ın lûtfuyla Cennet’e gireceklerdir. (Muhtasaru Tefsîr)

Yorumlar