YİYECEKLER BAHSİ HADİSLER

YİYECEKLER BAHSİ


YEMEK ALETLERİ, BESMELE ÇEKMEK, EL YIKAMAK, SAĞ EL İLE YEMEK, ÖNÜNDEN YEMEK, PARMAKLARI YALAMAK GİBİ YEMEK ÂDABI

5458- Enes radiyallalıu anh'dan: "Peygamber salhülahu aleyhi ve sellem ölünceye kadar yemek masasında yemek yememiştir. Yine o, ölünceye kadar halis buğday unundan yapılmış ekmek de yememiştir."
5459- Diğer rivayet: "Onun sükrucce (denilen tahta sofra) üstünde yemek yediğini hiç görmedim." Kalâde'ye "Peki ne üzerinde yemek yerdi" diye sordular. "Sofra üzerinde yerdi" diye cevap verdi. IBuhârî]
5460- Ebû Hazım radiyallahu anh'dan: Sehl bin Sa'd'a sordum; dedim ki: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem kepeksiz has undan yapılmış ekmek yedi mi?" Cevap verdi: "Peygamber olarak gönderildiğinden Ölünceye kadar o, has unu görmemiştir." "Peki onun zamanında sizde elekler var mıydı?" "Allah onu gönderdiği günden ölünceye kadar elek de görmemiştir."
"Peki siz elenmemiş arpayı nasıl yerdiniz?" diye sorunca şu cevabı verdi: "Onu öğütüp üflüyorduk, uçan uçarda kalanına da su katıp hamur yapıyorduk."
[İkisi de Buhârî'nindir.]
5461-   Ümmü  Eymen radiyallahu an-hâ'dan:
"O, Peygamber sallallalıu aleyhi ve sellem için un eledi ve ona ekmek yaptı.
'Bu nedir?' diye sordu.
'Bu ülkemizde yaptığımız bir çeşit yiyecektir. Sana ondan ekmek yapmak istedim. "Onu elediğine tekrar kat ve iyice yoğttr!' dedi, ttbn Mâcel
5462- Huzeyfe radiyallahu anh'dan: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile yemek yemeye hazırlandığımız zaman, o başlayıp elini uzatmadıkça biz elimizi (yemeğe) koymazdık. Bir keresinde onunla birlikte bir yemekte bulunduk. Bir cariye gelip süratle elini yemeğe daldırdı, hemen Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onun elini çekti. Sonra bir bedevi geldi, o da süratle elini yemeğe daldırmak istedi, onun da elini tuttu ve şöyle buyurdu: 'Şeytan besmele çekilmediği zaman yemeği kendine helâl kılar. Şeytan bu cariye vasıtası ile yemeği kendine helâl kılmak istedi, (bu nedenle ben de) cariyenin elini tuttum. Sonra bu bedevi vasıtası ile besmele çekmediği için yemeği kendine helâl kılmak istedi.
Onun da elini tuttum. Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, onun (Şeytanın) eli o ikisinin eliyle birlikte benim elimdedir' ." [Müslim ve Ebû Dâvud.]
5463- Âişe radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Biriniz yemek yerken 'Bismillah" desin; başta .söylemeyi unutursa .sonunda 'Bismilla-hi fî evvelini ve âhirihi (Başında da sonunda da Bismillah)' desin." [Ebû Dâvud ve Tirmizi]
5464- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem ashabından allı kişi ile birlikte yemek yiyordu, bir bedevî gelip yemeği iki lokmada bitirdi. Bunun Üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Eğer o besmele çekseydi yemek hepinize yetecekti'." ITirmizî]
5465- Vahşî bin Harb bin Vahşî'den, o da babasından, o da dedesinden:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabı dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü! Yemek yiyoruz ama doymuyoruz." Şöyle buyurdu: "Herhalde siz ayrı ayrı yiyorsunuz."
"Evet" dediler.
"Birlikte yiyin ve Allah'ın adını anın (Besmele çekin) ki yemeğiniz bereketlensin."
(Ebû Dâvud|
5466-   Ümeyye bin Mahşî radiyallahu anlı'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem oturuyordu, bir adam da yemek yiyordu. Besmele çekmemişti; yemekten geriye tek lok-
ması kalmıştı ki: 'Bismillahi fi evvelihi ve âhirihi (=Başında da sonunda da Allah'ın adıyla)' dedi. Sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem güldü ve şöyle buyurdu:
'Şeytan da onunla beraber yiyordu, sonunda adam besmele çekince, şeytan karnın-dakini kustu'." [İkisi de Ebû Davud'a aittir.]
5467- Câbir radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kişi evine döndüğünde, içeriye girerken ve yemek yerken Allah'ın adını anarsa, Şeytan (avanesine): "Burada sizin ne yatacakye-riniz, ne de aksam yemeğiniz vardır' der.
Eve girerken Besmele çekip de yemek yerken çekmezse, şeytan söyle der: 'Siz yemeğe yetiştiniz; fakat (size) gecelemek yok.' Ne girerken ve ne de yemek yerken besmele çekmezse, şeytan şöyle der: 'Hem yatacak yere, hem de akşam yemeğine yetiştiniz'."
[Müslim ve Ebû Dâvud.]
5468- Enes radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kişiye sofrası kurulur; sofra henüz kaldırılmadan bağışlanır." "Niçin bu böyle olur ey Allah Resulü!" diye sorduklarında şöyle buyurmuştur: "Çünkü o, sofra kurulduğu zaman besmele çeker, kaldırıldığı zaman 'el-Hamdü lillah' der."
jTaberânî, Mu'ce.mu'l-Evsat'ia zayıf bir senedle.j
5469- Selmân radiyallahu anh'dan: "Tevrat'ta şunu okudum: Yemeğin bereketi, yemekten sonra (el ve ağzı) yıkamaktadır. Bunu Peygamber sallallahu aleyhi ve sel-lem'e anlatınca, şöyle buyurdu:
'Yemeğin bereketi, hem yemekten evvel hem de yemekten sonra (el ve ağzı) yıkamaktadır'." [Ebû Dâvud veTİrmizî|
5470- Enes radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim Allah'tan, evinin bereketini artırmasını isterse yemekten önce de sonra da elini yıkasın." |İbn Mâce zayıf bir isnadla.|
5471- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
heladan çıktı, kendisine yemek getirildi ve şöyle denildi: 'Sana abdesl suyu getirelim mi?' Şöyle buyurdu: 'Ben ancak namaz kılacağım zaman abdest almakla emrolundum ." [Müslim ve sünen ashabı.]
5472- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem süt içti, su getirtip ağzını çalkaladı ve şöyle dedi:
'Bundayağ vardır'."
[Mâlik hariç, allı hadis imamı.j
5473- Câbir radiyallahu anh'dan:
Ona, ateşte pişen şeyden dolayı abdest almak hakkında soruldu; şöyle dedi: "Biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'İn zamanında (böyle pişmiş) yemekleri pek nadir bulurduk. Bulduğumuz zamanda da avuçlarımız, ellerimiz ve ayaklarımızdan başka mendillerimiz olmazdı (yani bunlara silerdik), (yemekten) sonra abdest almadan namaz kılardık." IBuhârî]
5474- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Şüphesiz şeytan çok hassas ve (artıkları) yalayıcıdır. Kim elinde et kokusuyla yatıp da daha sonra basına bir şey gelirse, asla kendi nefsinden başkasını kınamasın!"
| Ebû Dâvud ve Tirmizî]
5475- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Biriniz sol el ile ne yemek yesin ve ne de su içsin, Çünkü şeytan sol eliyle yer ve içer." Nâfi' rivayete şunu da ilave ederdi:
"Sol eliyle almasın, sol eliyle vermesin." (Mâlik, Müslim, EM Dâvud ve Tirmİzî.l
5476-   Seleme bin el-Ekva' radiyallahu anh'dan:
"Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında sol eliyle yemek yedi. Bunun üzerine 'Sağ elinle ye!' buyurdu.
'Sağ elimle yiyemiyorum!' deyince 'Yiye-miyesice!' buyurdu. Adam kibrinden ötürü böyle yapıyordu. Ondan sonra adam elini ağzına bir daha kaldıramadı." [Müslim]
5477-  Ömer bin Ebî Seleme radiyallahu anh'dan:
"Allah Resulünün sallallahu aleyhi ve sellem'in himayesinde bir çocuktum: elim yemek tabağının her tarafında dolaşıp dururdu. Bunun üzerine şöyle buyurdu: 'Ey Çocuk! Besmele çek, sağ elinle ye ve sana yakın olan taraftan ye!' Ondan sonra yemek yeme şeklim Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in talim buyurduğu gibi olmuştur."
[Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud veTirmizî]
5478-  Ubeydullah bin İkrâş'dan, o da babasından:
"Mürreoğulları beni zekâtları ile Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e gönderdiler.
(Peygamber) Beni alıp Ümmü Seleme'nin evine götürdü ve sordu: 'Yemek var mıdır?' İçi tirit ve kuşbaşı el dolu bir tabak getirildi. Ben elimi tabağa sokup her tarafından yemeğe başladım, Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem ise önünden yiyordu. Sol eliyle sağ elimi tutup şöyle buyurdu: 'Ey İkrâs! Bir yerden ye, çünkü o tek, yani her tarafı bir yemektir.' Sonra içinde çeşitli yaş veya kuru hurma —râvi Ubeydullah bunda tereddüt etti— bulunan bir tabak getirildi. Ben önümden yedim, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ise elini tabağın her tarafına dolaştırdı ve dedi ki: 'Ey Ikrâş! istediğin yerden ye: çünkü içindeki yemek tek çeşit değildir.' Sonra su getirildi, ellerini yıkadı, elinin suyu ile avuçlarını, yüzünü, kollarını ve başını mesnetti. Sonra şöyle buyurdu: 'Ey İkrâş! Ateşin dokunup değiştirdiği şeyden (yenince) alınan abdest işte budur'."
İTirmizî ve isnadı için gartb hükmü verdi, j
5479- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Bereket yemeğin ortasına iner. Onun için kenarlarından yiyin, ortasından yemeyin!" [Tirmizî|
5480-   Abdullah bin Büsr radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in dört adamın laşıdığı Ğarrâ adında büyük bir çanağı vardı. Kuşluk vakti duhâ namazı kıldıktan sonra içine tiril (yemeği) konmuş olarak o büyük tabak getirildi. Etrafında oturdular; insanlar çok olduğu için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de diz çöküp oturdu.
Ona bir bedevi: 'Bu nasıl oturuştur?' diye sorunca, şöyle buyurdu:
'Allah beni iyi (kerim) bir kul kıldı, zorba ve inatçı bir kul kılmadı.'
Sonra şöyle buyurdu: '(Yemeğin) tepesini (ortasını) bırakıp etrafından yiyin, tepesini bırakın ki bereketli olsun'." |Ebû D3vud|
5481- Âişe radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü saltallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Etİ bıçakla kesmeyin. Çünkü o, acemlerin adetidir. Onu (keserek değil) dişleyerek
(dişinizle kopararak) yiyin. Bu daim kolay ve tatlıdır." [İkisi de Ebû Davud'a aîllir]
5482-   Saivân bin Ümeyye radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile yemek yiyordum, (ben) eti kemiğinden ayırıp öyle yerken, şöyle buyurdu: 'Kemiği ağzına yaklaştır (dişinle .sıyırarak ye; çünkü bu dalut kolay ve daha lezzet vericidir'."
[Tirmizıve Ebû Dâvud.I
5483- İbn Amr bin el-Âs radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallailahu aleyhi ve seilem, yaslanarak yemek yerken hiç görülmemiştir. İki adamın onun ardından gittiği de vâki değildir. Üç kişi olduklarında aralarında yürürdü. Toplu oldukları zaman birini öne geçirirdi." [Ebû Davudi
5484- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e
hurma getirildi. Onu taksim etmeye başladı, bir yandan da tam manasıyla yerine yerleşmeden oturmuş olarak (ayak üstü) hızlı bir şekilde ondan yiyordu."
5485- Diğer rivayet: "Sessiz yiyordu. Onu çömelir vaziyette hurma yerken gördüm."
[Müslim ve Ebü Dâvud.]
5486- tbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, içki içilen sofrada oturmayı yasak etti. Kişinin karnına dayanarak, eğilerek yemesini ve içmesini de yasakladı. Dane ve benzerini oturarak ya da yaslanarak yemeğe izin verdi."
|Rezîn|
5487- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Biriniz yemek yediğinde, parmaklarım yalamadan, ya da yalatmadan elini (mendile)
silmesin." [Buhârî, Müslim ve Ebû Dâvud.|
5488-  Kâ'b bin Mâlik radiyallahu anh'~ dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in üç parmakla yemek yediğini gördüm, yemeği bitirdiği zaman o parmaklarını yalardı."
jEbû Dâvud ve aynı lafızla Müslim.|
5489- Câbİr radiyallahu anlı'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
(yemek esnasında) parmakların  ve  tabağın yalanmasını emretti ve şöyle buyurdu: 'Siz
yemeğinizin neresinde bereket olduğunu bilemezsiniz'."
5490-  Diğer rivayet:  "Birinizin lokması düştüğü zaman onu yerden alsın, bulaşan kısmını silip yesin. Şeytana bırakmasın. Parmaklarını yalamadıkça elini mendile .silmesin. Çünkü kişi, yemeğininin neresinde bereket olduğunu bilmez." [Müslim ve Tirmizî.l
5491- Nubeyşetü'1-Hayr radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim bir tabakta yemek yiyip de sonra o tabağı yalarsa, o tabak onun için Allah'tan mağfiret diler." |Tirmizî]
5492-  Rezîn'in lafzı:  "Tabak ona söyle der: Sen beni şeytandan kurtardığın gibi Allah da seni ateşten azat edip kurtarsın'."
5493- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e eski hurma getirildi. İçindeki böceklerin çıkması için onu İyice ayıklamaya koyuldu." JEbû Davudi
3494- Abdullah bin Büsr radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, babamda misafir oldu. Ona yemek, yağ ve keşli hurma yemeği ikram ettik.
Ondan yedi, sonra kuru hurma getirildi. Bir yandan onu yiyor, bir yandan da çekirdeklerini orta parmakla şehadet parmağını birleştirip o iki parmağı araşma alıp atıyordu."
[Müslim daha uzun bir metinle. Ebû Dâvud ve Tir-mizî benzerini rivayei ettiler.|
5495-  İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallalıu aleyhi ve sellem,
sahibinden izinsiz hurmayı ikişer ikişer yemeği yasakladı."
Şa'bî der ki: "İzin" sözü İbn Ömer'in sözüdür. [Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud ve Tİrmizî.]
5496- Bureyde radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Hurmaları çifter çifter yemenizi yasaklamıştım, Allah size bunu şimdi bol vermiştir. ikişer ikişer yiyebilirsiniz."
[Taberânî, Mu'cemu'l-Evsat'ta ve Bezzâr zayıf bir senedle.]
5497- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: Nâfi' der ki: "İbn Ömer, beraberinde bir
yoksul bulunmayınca yemek yemezdi. Beraber yemesi için yanına bir (fakir) adam götürdüm. Adam çok yemek yiyip (bir türlü doymasını bilmeyince) şöyle dedi: "Ey Nafi'! Bir daha bu adamı yanıma getirme. Çünkü ben Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu duydum:
'Müslüman tek bir bağırsağını doyurmak için yemek yer. Kâfir ve münafık ise yedi bağırsağını doldurmak için yemek yer'."
5498-  Diğer rivayet: "Ebû Nuheyk obur bir adamdı. İbn Ömer ona şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Kâfir yedi bağırsağı ile yemek yer.'
Adam cevap verdi: 'Ben (oburum, ancak) Allah'a da, Resulüne de iman ediyorum'."
(Buhârî, Müslim ve Tirmizî.]
5499- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, kâfir bir adamı misafir etti. Bîr koyun sağılmasını emretti. Sütünü içti, sonra bir koyun daha sağıldı, onun da sütünü içti. Sonra bir daha sağıldı, onun da sütünü içti. Koyunların sayısı yedi oldu. Yedi koyunun sülünü içtikten sonra ancak doydu. Sabah olunca adam müslüman oldu.
Bir koyun sağılmasını emretti, onun sütünü içti, bir daha sağıldı, onun da sütünü doydu. Bunun üzerine şöyle buyurdu: 'Mü'min {ek bağırsağını doyurmak için içer, kâfir ise yedi bağırsağını doldurmak için içer']"
5500- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"İki kişilik yemek üç kişiye yeter. Üç kişilik yemek ise dört kişiye yeter"
|Buhârî, Müslim, Mavalla veTirmizî.]
5501- Câbir radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Bir kişilik yemek iki kişiye yeter. İki kişilik yemek dört kişiye yeter. Dört kişilik yemek ise sekiz kişiye yeter." \Müslim ve Tirmizî.]
5502- İbn Ömer radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında bir kişi geğirdi. Bunun üzerine şöyle buyurdu: 'Yanımızda geğirme; dünyada en çok duyanlar, kıyamette en uzun süre aç kalacaklardır'." ITirmizî]
5503- Nâfi' radiyallahu anh'dan: "Irak'tan bir adam, İbn Ömer'e cevâriş
(toz mide ilâcı) hediye etti.
'Bu neye yarar?' diye sorunca:, 'Yemek seni rahatsız edince ondan alırsın' dedi. Dedi ki: 'Vallahi şu kadar zamandır doyarak yiyorum fakat ona hiç ihtiyacım olmadı'." [Rezîn]
5504-  Mikdâm bin Ma'dî Kerb radiyalla-hu anh'dan:
(Allah Resûiü salîallahu aleyhi ve seilem buyurdu:)
"Âdemoğlu karnından daha kötü bir kabı doldurmamıştır. Âdemoğluna belini doğrultacak birkaç lokma ye fer; mutlaka bundan fazla yemesi İcap ederse, midesini üçe bölsün: Öçte birini yemek, üçte birini su, üçte birini de nefesine (ayırsın).' |Tirmiri|
5505-  Enes radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü salîallahu aleyhi ve seilem buyurdu:)
"Bir avuç adi hurma ile bile olsa akşam yemeğini yiyin. Çünkü akşam yemeğini terk etmek İhtiyarlık sebebidir." [İkisi de Tirmizî'ye aittir.]
5506- Enes radiyallahu anh'dan: "Ömer'i gördüm. O, müzminlerin emîri
idi. Ona akşam yemeği için bir sa' hurma getiriliyor ve onunla beraber adi hurma yiyordu." {Mâlik.] Ancak o bunu "Akşam yemeği" ibaresi olmadan rivayet etmiştir. Ve Rezîn.
5507- Ebö Hureyre radiyallahu anh'dan; ''Peygamber salîallahu aleyhi ve sellem hiçbir yemeğe kusur bulmazdı, canı çekerse yerdi, çekmezse bırakırdı."
(Buhârî. Miislim, Ebû Dâvud ve Tirmizî]
5508- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü salîallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Birinizin tabağına sinek düşerse onu içine hatırın. Çünkü kanatlarının birinde hastalık, öbüründe şifa vardır. O, kendisinde hastalık bulunun kanadım öne sürerek kendisini korur. Bu nedenle tamamını hatırın."
[Btıharîve Ebû Davudi
5509- Câbir radiyallahu anh'dan: "Peygamber salîallahu aleyhi ve sellem, bîr cüzzamlımn elinden [uttu, onu kendi eliyle tabağa koyup şöyle dedi: 'Allah'a güvenerek ve tevekkül ederek ye/'"
iTirmizîve Ebû Davut!.]
5510- Bureyde radiyallahu anh'dan: "Ömer ile Ebû Bekr de (radiyallahu aııhumâ) aynı şeyi yaptılar, aynı şeyleri söylediler." |Rezîn]
5511- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Peygamber salîallahu aleyhi ve seilem, yiyeceklerin, içeceklerin ve hurmanın içine üfürülmesinİ yasakladı."
|Taberânî, Mu'remu'l-Kehtr'ÛG zayıf bir senedle.|
5512- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü salîallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Sofra kurulduğu zaman, kaldırılıncaya kadar kimse kalkmasın. Kişi doysa hile elini herkes yemeği bitirinceye kadar sofradan Çekmesin. Çünkü aralarında utanan kimse bulunur da doymadığı halde yemekten kalkar." |tbn Mâce.j
5513- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ayakta su içmekten ve yemek yemekten neh-y etmiştir." [Bezzâr ve Ebû Ya'lâ.|


YENMESİ ÖVÜLEN, MUBAH OLAN VE MEKRUH GÖRÜLEN YİYECEKLER; MECBUREN YENMESİNİN HÜKMÜ VE DİĞER MESELELER

5514- Câbir bin Semure radiyallahu anh'-dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Ebû Eyyûb'a misafir oldu. Yemek yediği zaman ona artanını gönderirdi. Bir gün ona bir yemek gönderdi; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yemedi. Ebû Eyyûb, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek ona bu hususu anlatınca, şöyle buyurdu: 'Çünkü içinde sarmısak vardı.' Dedi ki: 'Ey Allah'ın Resulü! O haram mıdır?' 'Hayır! Lâkin ben kokusundan hoşlanmıyorum' buyurdu." |Tirmizî|
5515-  Ubeydullah bin ebî Yezîd, Ümmü Eyyûb'dan şunu bildirdi:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kendilerine konuk oldu. Ona iyi bir yemek ik-
ram etmek istediler. İçinde sebzeler bulunan bir yemek hazırladılar. Yemek istemedi ve arkadaşlarına: 'Siz buyurun yiyin! Ben sizden herhangi biriniz gibi değilim; zira ben arkadaşıma eziyet vermekten korkuyorum'."
[İkisi de Tirmİzî'ye aittir.}
5516- Aişe radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in
en son yediği yemeğin içinde soğan vardı." [Ebû Davudi
5517- Yahya bin Saîd radiyallahu anh'dan: "Ömer, yağla ekmek yiyordu. Çöl halkından birini buyur etti, adam da onunla yemeye başladı. Çabuk çabuk yemeye başladı ve tabağın kenarındaki yağlan da sıyırdı. Ömer şöyle dedi: 'Sanki sen hiç görmemiş gibi yiyorsun.' Şu cevabı verdi:
'Vallahi falan zamandan beri ben ne bir yağ yedim, ne de et. Halta kimseyi de bunları yerken görmedim.' Bunun üzerine Ömer şöyle dedi:
'Vallahi şimdiden sonra halkımın tümü bu imkana sahip oluncaya kadar ben de yağ ye-miyeceğim'." [Mâlik]
5518-   Humeyd bin Malik radiyallahu anh'dan:
"Akîk'de Ebû Hureyre ile beraberdim, birtakım insanlar gelip onun yanında konakladılar. Bana dedi ki: 'Haydi anneme git ve de ki: Oğlunun sana selâmı vardır, yanında yiyecek ne varsa bize göndersin, diyor. O, bir tabağa üç parça ekmek, biraz da zeytinyağı ile tuz koydu ve getir!' dedi. Ben de o tabağı başıma
koyup getirdim. Önlerine koyduğum zaman Ebû Hureyre: 'Allahü ekber!' dedi. Ondan sonra şöyle dedi: ' Yemeğimiz sade su ile kara hurmadan -(metinde:) iki siyahtan başka değilken, bizi ekmekle doyuran Allah'a hamdol-sun.' İnsanlar yemekten hiçbir şey yemeden ayrıldılar. Dedi ki: 'Ey kız kardeşimin oğlu! Koyunlarına güzel bak, toz ve topraklarını iyi sil, ağıllarını da temiz tut ve orada namaz kıl! Çünkü onlar cennet hayvanlanndandır. Canım elinde olan Allah'a yemin ederim ki, insanlar üstüne öyle bir zaman gelecek ki, birkaç koyun, sahibine Mervan'm köşkünden daha sevimli olacaktır'." [İkisi de Mâlik'e ait.]
5519- Câbir radiyallahu anh'dan:
"O, Peygamber sallallahu aleyhi ve sel-lem'in hanımlarından birinin evinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile beraberdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sordu: 'Yemek var mı?' 'Evet' dediler. Üç parça aıpa ekmeği getirildi, onları bir sofra üzerine koydu. Onlardan birini alıp önüme koydu, bir tane daha alıp kendi Önüne koydu. Üçüncüsünü ise ortadan ikiye böldü, yarısını kendi önüne diğer yarısını da benim önüme koydu.
Soma sordu: 'Katık var mı?'
'Biraz sirkeden başka hiç bir şey yoktur' dediler.
'Ondan daha iyi katık mı olur, getirin!' dedi." IMüslİm ve sünen ashabı.|
5520- Diğer rivayette: "Sirke ne güzel bir katıktır!" diye geçer.
Câbir dedi ki: "Bunu duyduğum günden-beri sirke hep sevdiğim bir kalık olmuştur."
|Tİrmizi]
5521- Ümmü Hâni' radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yanıma girip: 'Yanınızda yiyecek bir şey var mıdır?' diye sordu.
'Yanımızda sadece biraz ekmek parçası ile biraz da sirke var' dedim. 'Onu getirin, içinde sirke bulunan ev asla fakir sayılmaz.1' buyurdu." |Tirmi/.î|
5522- Enes radiyallahu anh'dan:
"Bir terzi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'İ onun için hazırladığı yemeğe davet etti, ben de onunla gittim. Ona bir arpa ekmeğiyle içinde kabak bulunan bir çorba ile kurutulmuş et sundu. (Enes dedi ki:) Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in, tabağın etrafından kabakları araştırarak topladığını gördüm. İşte o gün bugün ben kabağı çok severim."
5523-  Diğer rivayet: "Onu görünce, kabakları kendim yemİyerek onun Önüne bırakmaya koyuldum."
5524- Diğer bir rivayet: Enes dedi ki: "O zamandan beri mümkün olduğu kadar hep bana içinde kabak bulunan yemek yapıldı."
|Nesâî hariç, allı hadis imamı. |
5525- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e
Tebuk'te Hıristiyan mamulü peynir getirildi, besmele çekerek onu bıçakla kesti."
[Ebû Dâvud. Re/.în "ve yedi" ilavesini yaptı.]
5526- Ahmed ve Bezzâr, İbn Abbâs'tan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e bir savaşta peynir getirildi ve: 'Bu nerede yapıldı?' diye sordu. Dediler ki: 'O, İran'da yapılmıştır. İçine meyte katıldığını zannediyoruz.' Şöyle buyurdu: 'Ona bıçağı çalın, Allah' in adını anıp yeyin!'"
5527- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir gün ashabı arasında hurma taksim etti,
herkese yedişer hurma verdi; bana da yedi hurma verdi. Fakat bir tanesi tam olmamış hurma idi.
O tam olmamış hurma hurmaların içinde benim en çok hoşuma giden hurma oldu. Çünkü bu hurma, ağzımda çabuk erimezdi."
5528- Yûsuf bin Abdillah bin Selâm radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i gördüm, bir parça ekmek aldı üstüne hurma koydu ve şöyle dedi: 'İşte bu, bunun katığıdır' ." jEbûDâvud]
5529- Âişe radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"İçinde hurma olmayan evin halkı açtır." |Müslim, Ebû Dâvud ve Tirmizî]
5530- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem karpuzu hurma ile yeyip şöyle derdi: 'Hurmanın hararetim karpuz ve kavunun serinliği ile; karpuz ve kavunun serinliğini de şunun harareti ile gîderiyoruz'","
[Tirmizîve aynı lafızla Ebû Dâvud.]
5531- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile evlenirken annem kilo almamı istedi; onun istediği şeylerden hiçbir şey yemek istemedim, nihayet bana yaş hurma ile iri salatalık yedirdi ve beklenildiğinden fazla kilo alıp güzel-leştim." | Ebû Dâvud]
5532-  Abdullah bin Ca'fer radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i taze hurma ile salatalık yerken gördüm."
[Buhârî, Ebû Dâvud ve Tİrmrzî]
5533- Abdullah bin Büsr ve kardeşi radiyallahu anhumâ'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bizim yanımıza girdi, kendisine tereyağı ile hurma ikram ettik. Tereyağı İle hurmayı pek severdi. lEbû Dâvud|
5534- Ahmed, zayıf bir senedle: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
bize geldi, ninem pişirip hazırladığı bir hurma (şerbetini) ona ikram etti. İçtiği kadeh bitince, ona başka bir kadeh İkram ettim. Şöyle buyurdu: 'Bana içtiğim kadehi ver!'"
5535- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem helva ile balı severdi." [Tirmizî]
5536-  Abdullah el-Müzenî radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Biriniz et satın aldığı (ve yemek yapacağı) zaman suyunu çok yapsın. (Yemek sırasında yiyenlerin çokluğu nedeniyle) Eğer et bulamayıp da suyuna rastlarsa o su, iki etten birisidir (et gibidir)." itkisi de Tirmİzî'ye aittir.)
5537- İbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in en çok sevdiği kemikli et, koyunun kemikli eti idi. Ve dedi ki: 'O, koyunun but kısmını severdi. (Nitekim Yahudiler tarafından) But kısmı ile zehirlenmiştir."
5538- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber  sallallahu  aleyhi ve sel-
lem'in, en sevdiği et koyunun but kısmı değildi; fakat eti ancak gün aşırı bulabilirdi. Çabuk piştiği İçin hemen ona but kısmı pişirilip ikram edilirdi." |Tinnîzî|
5539- Ömer radiyallahu anh'dan, dedi ki: "Etten uzak durun; çünkü şarap alışkanlığı (iptilâsı) gibi alışkanlık yapar."
[Mâlik]
5540- Câbir radiyallahu anh'dan:
"Ben çarşıdan beraberimde et hamalım olduğu halde gelirken Ömer bana yetişip 'Bu nedir?' diye sordu. Dedim ki: 'Haydi bize ete buyur. Bir dirhem verip et satın aldım.'
'Biriniz komşusunu ve amcasının oğlunu unutup da kendi kamını mı doyurmak istiyor? Cenâb-ı Hakk'm: 'Siz bütün hoş şeylerinizi (sevap ve iyiliklerinizi) dünya hayatınızda bitirdiniz ve (yalnız) onlarla faydalandınız...' kavl-i celîlini (Ahkâf 20) hiç düşünmez misiniz?'" [Mâliki
5541- Eşlem radiyallahu anh'dan:
O, Ömer'e dedi ki:
"Zekâtlık hayvanlar arasında kör bir deve vardır."
"Onu ihtiyaç sahibi bir aileye ver de faydalansınlar."
"Kör bir devedir."
"Katara katınca yürür."
"Peki nasıl otlayacak?"
"O cizye hayvanlarından mı, yoksa zekât hayvanlarından mı?"
"Cizye hayvanlarından."
"Vallahi demek ki siz onu yemek istiyorsunuz."
"Burada üstünde cizye damgası bulunan bir deve var" dedim. Hemen emretti ve kestim. Onun yanında dokuz tabak vardı. Ne zaman eline bir meyve ya da başka güzel şeyler geçerse, hemen o tabaklan doldurup Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in hanımlarına gönderirdi. Peygamber hanımlarından biri olan kendi kızı Hafsa'ya en son gönderirdi. Eğer eksik olursa bu eksiği ve noksanı Haf-
sa'nın hissesine koyardı. İşte yine o tabaklara etler doldurtup onlara gönderdi. Kalanı da pişirildi. Muhacirler ve Ensârdan insanlan davet edip onlara ikram etti. |Mâlik.]
5542-  Sehl bin Sa'd radiyallahu anh'dan, dedi ki:
"Biz cuma günü olunca sevinirdik." "Neden?" diye sorunca, şöyle dedi: "Bizim yaşlı bir ninemiz vardı. Pazı köklerini alıp bir tencereye doldurur, üzerine de arpa öğütüp ilavede bulunurdu. Vallahi içinde ne kuyruk yağı olurdu ve ne de iç yağı. Cuma namazından çıktıktan sonra ona uğrar selâm verirdik ve bize o yemekten ikram edip yedirirdi. Onun için cuma günü olunca pek sevinirdik."
5543-  Diğer rivayet: "Biz öğle yemeğini ancak Cumadan sonra yerdik. Öğle istirahatını da ancak Cuma namazından sonra yapardık." IBuhârî ve Müslim]
5544- Câbir radiyallahu anh'dan:
"Biz, Merru'z-Zahrân'da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'le beraber erâk ağacının kebâs denilen meyvesini topluyorduk. Resûlulllah sallallahu aleyhi ve sellem de bize şöyle bu yürüyordu;
'Onun siyahlarını toplayın, çünkü o daha güzeldir'
Dedim ki: 'Sen koyun güder miydin (de, iyisinin siyah olduğunu biliyorsun)?'
'Koyun gütmeyen peygamber var mıdır?' buyurdu." |İkisİ de Buhârî ile Müslim'e aittir.]
5545- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e bir kap ya da bir ağaç çanak getirildi, içinde süt ile bal vardı. Şöyle buyurdu: 'Kapta iki katık vardır. Onu ben ne yerim, ne de yasak ederim'." [Taberânî, Mu'cemu'1-Kebîr'de.]
İsnadında Muhammed bin Abdilkebîr bin Şuayb adlı bir râvi vardır.
5546- Ebû Hâlid radiyallahu anh'dan: "Hurma ile süt yiyen bir adamın yanına
girdim; bana 'Buyur!' dedi, Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bu ikisine 'İki güzel ve helâl şey' adını vermiştir' dedi."
|Ahmed]
5547- Câbir bin Semure radiyallahu anh'dan:
"Bir adam (Medine yakınlarındaki) Har-re'de konakladı, beraberinde ailesi ve çocukları da vardı.
Bir adam ona şöyle dedi: 'Benim bir devem kayboldu, bulursan kaçırma, tut!' Sonra bu adam o deveyi buldu, fakat sahibini bulamadı. Derken deve hastalandı; hanımı 'Onu kes!' dedi. Adam razı olmadı. Deve son nefesini verdi. 'Haydi onu yüz, yağını ve etini doğrayıp yiyelim' dedi. 'Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e sormadıkça buna el süre-mem' dedi ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e vanp bu meseleyi sordu.
'Seni, buna (ölü deve etine) muhtaç etmeyecek başka yiyeceğin var mıdır?' diye sordu.
'Hayır' dedi.
'Öyleyse ondan yiyebilirsiniz' buyurdu.
Bilahare sahibi gelip sordu, durumu kendisine bildirince şöyle dedi:
'Keşke onu kesseydin!'
'Ne yapayım, senden utandım' dedi.
[Ebû Davud]
5548-Fücay'el-Âmirî radiyallahu anh'dan:
"O, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e gelip : 'Ölü etlerinden bize ne helâl olur?'diye sordu.
'Sizin yemeğiniz nedir?'
'Iğtibâk ederiz, istıbâh ederiz' dedi. — Ebû Nuaym diyor ki: "Ukbe bana bu kelimeleri şöyle açıkladı: Sabahleyin bir kadeh süt, akşamleyin de bir kadeh süt.—
Babama yemin olsun ki, işte bu (bir bardak süt açlığın tamamını gideremeyeceğinden) açlıktan ibarettir. Bunun üzerine Allah'ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, bu durumda onlara ölmüş hayvan etini helâl kıldı."
[Ebû Dâvud]
5549- İbn Amr bin el-Âs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Rahman'a ibadet edin! Yemek yedirin! Bol selâm verin ki selâmetle cennete giresiniz!" [Tirmizî]
5550- Ebû'd-Derdâ radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)    -
"Kardeşinin can çeken ikramını kabul eden, bağışlanır."
[Taberânî, Mu'remıı'l-Kebfr'ti& ve Bezzâr leyyiıı bir senedle.]
5551- İsmet radiyallahu anh'dan: "Dediler ki: 'Ey Allah'ın Resulü! Biz bu
çarşıdan geçiyoruz, orada çeşitli meyveler görüyoruz; canımız çekiyor; fakat alacak paramız yoktur. Bu hususta bize bir ecir var mıdır?'
'Bundan büyük bir ecir olur mu?' buyurdu." |Taberânî, Mu'remıı' I-Kebfr'de zayıf bir senedfe.J
5552-  Esma bint-i ebî Bekr radiyallahu anhâ'dan:
"O, tirit (et suyuyla ıslatılmış) yemeği yaptığı zaman, buharı gidinceye dek üstünü örtüp kapatırdı. Sonra şöyle derdi: 'Ben Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'den şöyle duydum:
'Bu, yemek için en büyük bir bereket vesilesidir'." [Ahmed ve Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr'ût.]
5553- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Yemeği soğutun! Zira sıcak yemek, bereketsiz olur."
[Taberânî, Mu'cemıt'l-Kebîr'de zayıf bir senedle]
5554- Câbir radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Allah'ın en çok sevdiği yemek, üzerinde ellerin çoğaldığı yemektir."
|Ebû Ya'lâ ve Mu'cemtt'I-Evsat]
5555- Ararnâr radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
Hayber'de kendisine hediye edilen zehirli koyundan ötürü verilen hediyeden sahibine tattırmadan yemezdi."
|Bezzâr ve Taberânî, Ma'cemu'l~Kebtr'â.t,]
5556- Enes radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Birinize ayağı pabuçlu İken yemeği getirildiğinde, pabuçlarını çıkarsın. Çünkü böyle yapması ayaklarını daha iyi rahatlatır."
[Bezzâr, Ebû Ya'lâ ve Taberânî, Mu' cemu' I-Evsal'u.]
5557- Ebû Ümâme radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Çarşıda (sokakta) yemek yemek alçaklıktır."
[Taberânî, Mu' cemu' t-Kebfr'Ac zayıf bir senedle.]
5558- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "(Azı) Dişlerin arasında kalan yemek kırıntıları dişleri zayıflatır."
[Taberânî, Mu' cemu' I-Kebîr'â]
5559- el-Hasan bin Ali radiyallahu anh'dan: "O, dışkı ve idrarın mecrasında bir kırıntı buldu. Üzerindeki pisliği giderdi bir güzel yıkayıp, kölesine verdi ve 'Abdestimi aldıktan sonra bana bunu hatırlat!' dedi. Abdest aldıktan sonra köleye: 'Haydi o kırıntıyı bana ver!' dedi. Köle 'Onu ben yedim' deyince, 'Haydi git sen hürsün!' dedi.
Köle sordu:
'Beni neden azat ettin?'
'Çünkü ben Fâtıma'dan babasının (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in) şöyle buyurduğunu duydum:
"Dışkı ve idrar mecrasında bir lokma ya da bir kırıntı görüp ondan pisliği giderdikten sonra bir güzel yıkar sonra yerse, karnına o lokma yerleşip yerleşmez günahları bağışlanır' Onun için, ben (senin gibi) cennet ehlinden olan bir adamı istihdam edemem'."
[Ebû Ya'lâ]
5560- Bureyde radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Dünyada da, âhirette de katıkların efendisi ettir. Dünyada da, âhirette de içeceklerin efendisi sudur. Dünyada da, âhirette de kokuların efendisi kına çiçeğinin kokusudur."
[Taberânî, Mu'cetnu'1-EvscU'te. İsnadında Saîd bin Utbe el-Ka!(ân vardır.}
5561-   Abdullah bin Selâm radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Osman'ı, un, yağ ve bal yüklü deveyi önüne katıp sürerken gördü. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ona: 'Deveni çökert!' buyurdu, çökertti. Bir tencere (getirilmesini) emretti, getirdiler. İçine yağ, bal ve un koyup altına ateş yaktırdı ve pişene kadar kaynattı. İyice piştikten sonra: 'Haydi buyurun, yiyin!' dedi ve kendisi de ondan yedi. Sonra şöyle buyurdu: 'Fâ-risHerin hubeys dedikleri yemek işte budur'."
[Taberânî]
5562- Enes radiyallahu anh'dan: "Ukeydir, Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem'e bir cürre (ağaçtan yapılmış su kabı dolusu) helva hediye etti. Namazını bitirdikten sonra uğradığı insanlardan herbirine ondan bir parça verdi. Câbir'e de bir parça verdi, sonra dönüp ona bir parça daha verdi. O: 'Sen bana bir kere verdin ya!' deyince şu cevabı verdi:
'Bu (son verdiğim) Abdullah'ın kızları (yani Câbir'in kızkardeşleri) içindir'."
[Ahmed]
5563- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "O, narı tane tane alıp yiyordu. Bunun üzerine ona denildi ki: 'Neden böyle yiyorsun?'
'Yeryüzünde aşılanan hiçbir nar ağacı yoktur ki cennet tanelerinden bir taneden olmasın. Umarım bu tane onun tanelerinden biridir' dedi." |Taberânî, Mıı'cemu't-Kebir'de.]
5564- Ali radiyallahu anh'dan: Dedi ki: "Nan içindeki posası ile yiyin. Çünkü o midenin tabaklayıcısı (temizleyidsi)dır." [Ahmed]
5565- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Câbir bin Abdillah, Peygamber sallallahu
aleyhi ve sellem'e Tâif'ten getirdiği bir ayvayı verdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Bu, göğüsteki üzüntü ve sıkıntıyı giderir, yüreği parlatır'."
[Taberânî, Mu'cemıı'l-Kebfr'de. İsnadında Ali el-Kureşî vardır.]
5566-  Selmân radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim çamur yerse, âdeta intiharına yol açmış olur."
(Taberânî, Mıt'cemu'l-Kebîr'âs.]
5567- Ebû Hureyre radiyalîahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Biriniz müslüman kardeşinin yanına girip de, kendisine yemek yedirdiği zaman, ondan yesin. Onun hakkında bir şey sormasın. İkram ettiği suyu da içsin, hakkında bir şey sormasın."
[Ahmed ve Taberânî, Mu'cemu' I-Evsar'ta leyyin bir senedle.]


TAHRİC
==========================================
5458-5459-Bu hadisi Buhârî (at'ime 8/2, VI, 199; rikâk 17, VII, 180) ve Tirmizî (no. 1789), Katâde an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5450-Bu hadisi Buhârî (at'ime 22, 23/3, VI, 204) ve Tirmizî (no. 2365), an Ebî Hâzım an Sehl asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5451-Bu hadisi İbn Mâce (no. 3336), İbn Kâsib an İbn Vehb an Amr b. el-Hâris an Bekr b. Sevâde an Haneş b. Abdillah an Ümmi Eymen senedi ile tahrîc etti.
Zevâid'de Sindî isnâdının hasen olduğunu söyledi.
5462-Bu hadisi Müslim (eşribe no. 102, s. 1597) ve Ebû Dâvud (no. 3766), el-A'meş an Hayseme b. Abdirrahman an Ebî Huzeyfe el-Erhabî an Huzeyfe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5463-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3767) ve Tirmizî (no. 1858), Hişâm ed-Destevâî an Büdeyl b. Meysere an Abdillah b. Ubeyd b. Umeyr an Ümmü Küls?m an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü vermiştir.
5464-Bu hadisi Tirmizî (no. 1858), Muh. b. Ebân an Vekî' an Hişâm an Büdeyl b. Meysere an Abdillah b. Ubeyd b. Umeyr an Ümmi Küls?m an Âişe senedi ile tahrîc etti.
Hükmü yukardakinin aynıdır.
5465-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3764) ve İbn Mâce (no. 3286), el-Velîd b. Müslim an Vahşî b. Harb b. Vahşî b. Harb an ebîhî an ceddihî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5466-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3768), Müemmel b. el-Fadl an ësâ b. Yûnus an Câbir b. Subh ani'l-Müsennâ b. Abdirrahman an ammihî Ümeyye b. Mahşî senedi ile tahrîc etti.
5467-Bu hadisi Müslim (eşribe no. 103, s. 1597-8) ve Ebû Dâvud (no. 3765), İbn Cüreyc an Ebî'z-Zübeyr an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5468-Bu hadisi Taberânî (M. el-Evsat II, 106) ve İbnü's-Sünnî (s. 154), Ubeyd b. İshâk el-Attâr an Mendel an Abdilvâris mevlâ Enes an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Abdülvâris sebebiyle isnâdı zayıftır.
5469-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3761) ve Tirmizî (no. 1846), Kays b. er-Rebî' an Ebî Hâşim er-Rummânî an Zâdân an Selmân asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî'ye göre Kays sebebiyle isnâdı zayıftır.
5460-Bu hadisi İbn Mâce (no. 3260), Cübâre b. el-Muğallis an Kesîr b. Süleym an Enes senedi ile tahrîc ettiler.
Cübâre ve Kesîr zayıf râvilerdir.
5461-Bu hadisi Müslim (hayd no. 118-121, s. 282-3), Ebû Dâvud (no. 3760), Tirmizî (no. 1848) ve Nesâî (tahâret 101, I, 85), Saîd b. el-Huveyris an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5472-Bu hadisi Ahmed (I, 223, 227, 329, 337, 373), Buhârî (vud? 48, I, 59; eşribe 12, VI, 246), Müslim (hayd no. 95, s. 274), Ebû Dâvud (no. 196), Tirmizî (no. 89), Nesâî (tahâret 122, I, 106), İbn Mâce (no. 498), İbn Huzeyme (no. 47), Ebû Ya'lâ (no. 2418) ve Beyhakî (I, 159-60), ez-Zührî an Ubeydillah b. Abdillah b. Utbe an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5473-Bu hadisi Buhârî (at'ime 53, VI, 213), İbr. b. el-Münzir an Muh. b. Fuleyh an ebîhî an Saîd b. el-Hâris an Câbir senedi ile tahrîc etti.
5474-Bu hadisin lafzı Tirmizî'ye aittir (no. 1859); isnâdı şöyledir: İbn Menî' an Ya'k?b b. el-Velîd an İbn e. Zi'b ani'l-Makburî an Ebî Hureyre. İsnâdı ona göre garîbtir.
Ebû Dâvud (no. 3852) ve Tirmizî (no. 1860), yaklaşık aynı metinle Ebû Sâlih an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî, ikinci tariki hakkında "hasen" hükmü vermiştir.
5475-Bu hadisi Mâlik (sıfatu'n-Nebî no. 6, s. 922-3), Müslim (eşribe no. 105, s. 1598-9), Ebû Dâvud (no. 3776) ve Tirmizî (no. 1801), ez-Zührî an Ubeydillah b. Abdillah b. Ömer an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5476-Bu hadisi Müslim (eşribe no. 107, s. 1599), İbn e. Şeybe an Zeyd b. el-Hubâb an İkrime b. Ammâr an İyâs b. Seleme an ebîhî senedi ile tahrîc etti.
5477-Bu hadisi Buhârî (at'ime 2-3, VI, 196), Müslim (eşribe no. 108-9, s. 1591-1600), Mâlik (sıfatu'n-Nebî no. 32, s. 934) ve Tirmizî (no. 1858), Vehb b. Keysân an Ömer b. e. Seleme asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5478-Bu hadisi Tirmizî (no. 1848) ve İbn Mâce (no. 3274), Muh. b. Beşşâr ani'l-Alâ b. el-Fadl b. Abdilmelik b. e. Seviyye an Ubeydillah b. İkrâş an ebîhî İkrâş asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5479-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3772), Tirmizî (no. 1805) ve İbn Mâce (no. 3277), Atâ b. es-Sâib an Saîd b. Cübeyr an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5480-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3773) ve İbn Mâce (no. 3263), Amr b. Osmân b. Saîd b. Kesîr b. Dînâr an ebîhî an Muh. b. Abdirrahman b. Irk an Abdillah b. Busr asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Sindî, Zevâid'inde isnâdının sahîh, râvilerinin ise güvenilir kimseler olduğunu söylemiştir.
5481-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3778), Saîd b. Mansûr an Ebî Ma'şer an Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe senedi ile tahrîc etti.
5482-Lafız Ebû Dâvud'a aittir. Bunu Ebû Dâvud (no. 3779) ve Tirmizî (no. 1835), Osmân b. e. Süleyman ve Abdullah b. el-Hâris'ten (ayrı ayrı) her ikisi de Safvân'dan olmak üzere tahrîc ettiler.
5483-Bu hadisi Ebhu Dâvud (no. 3770), Mûsâ b. İsmaîl an Hammâd b. Seleme an Sâbit an Şuayb b. Abdillah b. Amr an ebîhî senedi ile tahrîc etti.
5484-5485-Bu hadisi Müslim (eşribe no. 148-9, s. 1616-7) ve Ebû Dâvud (no. 3771), Mus'ab b. Süleym an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5487-Bu hadisi Buhârî (at'ime 52, VI, 213), Müslim (eşribe no. 129-130, s. 1605), Ebû Dâvud (no. 3847) ve İbn Mâce (no. 3269), Atâ an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5488-Bu hadisi Müslim (eşribe no. 131-132, s. 1605)-6) ve Ebû Dâvud (no. 3848), İbn Ka'b b. Mâlik an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5489-Bu hadisi Müslim (eşribe no. 133, s. 1606), İbn e. Şeybe an Süfyân b. Uyeyne an Ebî'z-Zübeyr an Câbir senedi ile tahrîc etti.
5490-Bu hadisi Müslim (eşribe no. 134) ve Tirmizî (no. 1802), Ebû'z-Zübeyr an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5491-Bu hadisi Tirmizî (no. 1804), Nasr b. Ali ani'l-Muallâ b. Râşid an cedditihî Ümmi Âsım an Nübeyşe senedi ile tahrîc etti, isnâdı hakkında "garîb" hükmü verdi.
5493-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3832), Muh. b. Amr b. Cebele an Selm b. Kuteybe an Hemmâm an İshâk b. Abdillah b. e. Talha an Enes senedi ile tahrîc etti.
5494-Bu hadisi Müslim (eşribe no. 146, s. 1615-6), Ebû Dâvud (no. 3729) ve Tirmizî (no. 3571), Şu'be an Yezîd b. Humeyr an Abdillah b. Busr asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5495-Bu hadisi Buhârî (mazâlim 14/1, III, 100; şirket 4, III, 110-1, at'ime 44, VI, 212), Müslim (eşribe 150-1, s. 1617), Ebû Dâvud (no. 3834) ve Tirmizî (no. 1815), Cebele b. Suhaym an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5496-Râvilerinden Yezîd b. Buzey' zayıf bir râvidir (Mecma‘ V, 42).
5497-Bu hadisi Buhârî (at'ime 12/1-2, VI, 200-1), Müslim (eşribe no. 182, s. 1631) ve Tirmizî (no. 1818), Nâfi' an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5498-Bu rivayeti Buhârî (at'ime 12/4, VI, 201), Alî b. Abdillah an Süfyân b. Uyeyne an Amr b. Dînâr an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.
5499-Bu hadisi Müslim (eşribe no. 186, s. 1632), Mâlik (sıfatu'n-Nebî no. 10, s. 924) ve Tirmizî (no. 1820), Süheyl b. e. Sâlih an ebîhî an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile;
Buhârî ise (at'ime 12/5, VI, 201), Sül. b. Harb an Şu'be an Adî b. Sâbit an Ebî Hâzım an Ebî Hureyre senedi ile aynı mânâda tahrîc etti.
5500-Bu hadisi Mâlik (sıfatu'n-Nebî no. 20, s. 928), Buhârî (at'ime 11, VI, 200), Müslim (eşribe no. 178, s. 1630) ve Tirmizî (no. 1821), Mâlik an Ebî'z-Zinâd ani'l-A'rec an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5501-Bu hadisi Müslim (eşribe no. 179-181, s. 1630) ve Tirmizî (no. 1821), ayrı ayrı Ebû Süfyân ve Ebû'z-Zübeyr an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5502-Bu hadisi Tirmizî (no. 2478) ve İbn Mâce (no. 3350), Abdülazîz b. Abdillah el-Kuraşî an Yahyâ el-Bekkâ an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc etti.
Tirmizî, isnâdının "garîb" olduğunu söyledi.
5504-Bu hadisi Tirmizî (no. 2380), İsmaîl b. Ayyâş an Ebî Seleme el-Himsiyy ve Habîb b. Sâlih an Yahyâ b. Câbir et-Tâî ani'l-Mikdâm asl-ı senedi ile ve İbn Mâce (no. 3349), Hişâm b. Abdilmelik el-Hımsî an Muh. b. Harb an ümmihî an ümmihî ani'l-Mikdâm senediyle tahrîc ettiler.
Tirmizî kendi tarikinin sahîh olduğuna hükmetti.
5505-Bu hadisi Tirmizî (no. 1856), Yahyâ b. Mûsâ an Muh. b. Ya'lâ el-Kûfî an Anbese b. Abdirrahman el-Kuraşî an Abdilmelik b. Allâk an Enes senedi ile tahrîc etti ve isnâdının münker olduğunu söyledi.
5506-Bu mevkûf hadisi Mâlik (sıfatu'n-Nebî no. 30, s. 933), an İshâk b. Abdillah b. e. Talha an Enes an Ömer senedi ile tahrîc etti.
5507-Bu hadisi Buhârî (menâkıb 23, IV, 167; at'ime 21, VI, 204), Müslim (eşribe no. 187-8, s. 1632-3), Ebû Dâvud (no. 3763) ve Tirmizî (no. 2032), el-A'meş an Ebî Hâzım an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5508-Bu hadisi Buhârî (bed'ul-halk 17/1, IV, 100; tıbb 58, VII, 33) ve İbn Mâce (no. 3505), Utbe b. Müslim an Ubeyd b. Huneyn an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile;
Ebû Dâvud (no. 3844), Ahmed b. Hanbel an Bişr b. el-Mufaddal an İbn Aclân an Saîd el-Makburî an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc ettiler.
5509-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3925), Tirmizî (no. 1817) ve İbn Mâce (no. 3542), Yûnus b. Muh. ani'l-Mufaddal b. Fadâle an Habîb b. eş-Şehîd an İbni'l-Münkedir an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5510-Bu, Rezîn'in ziyadesidir.
5511-Râvilerinden Muh. b. Câbir sebebiyle isnâdı zayıftır (Mecma‘ V, 78).
5512-Bu hadisi İbn Mâce (no. 3295), Muh. b. Halef an Ubeydillah an Abdila'lâ an Yahyâ b. e. Kesîr an Urve an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.
Sindî, Zevâid'inde râvisi Abdül-a'lâ b. A'yun sebebiyle isnâdının zayıf olduğunu söyledi.
5513-Güvenilir bir râvi olan el-Muğîre b. Müslim dışındaki râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 25).
5514-Bu hadisi Tirmizî (no. 1807), Mahmûd b. Gaylân an Ebî Dâvud an Şu'be an Simâk an Câbir senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü verdi.
5515-Bu hadisi Tirmizî (no. 1810), el-Hasan b. es-Sabbâh an İbn Uyeyne an Ubeydillah b. e. Yezîd senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen sahîh garîb" hükmü verdi.
5516-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3829), Bakiyye b. el-Velîd an Bahîr an Hâlid an Ebî Ziyâd Hiyâr b. Seleme an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc etti.
5517-Bu hadisi Mâlik (sıfatu'n-Nebî no. 29, s. 932-3), doğrudan Yahyâ'dan ahzetmiştir.
5518-Bu mevkûfu Mâlik (sıfatu'n-Nebî s. 31, s. 933), an Muh. b. Amr b. Halhale an Humeyd b. Mâlik b. Huseym senedi ile tahrîc etti.
5519-5520-Bu hadisi Müslim (eşribe no. 166-9, s. 1622-3), Ebû Dâvud (no. 3821) ve Nesâî (eymân 21, VII, 14), Talha b. Nâfi Ebû Süfyân an Câbir asl-ı senedi ile;
Kısa metniyle Ebû Dâvud (no. 3820), Tirmizî (no. 1842) ve İbn Mâce (no. 3317), es-Sevrî an Muhârib b. Dissâr an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5521-Bu hadisi Tirmizî (no. 1841), Ebû Kureyb an Ebî Bekr b. Ayyâş an Ebî Hamza es-Sümmâlî ani'ş-Şa'bî an Ümmi Hânî senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü verdi.
5522-5523-5524-İlk lafzı Mâlik (nikâh s. 51, s. 546-7), Buhârî (at'ime 4, VI, 197; 36, VI, 209; 37/1, VI, 209; 38, VI, 210; buyû‘ 30, III, 13), Müslim (eşribe no. 144, s. 1615), Ebû Dâvud (no. 3782) ve Tirmizî (no. 1850), Mâlik an İshâk b. Abdillah b. e. Talha an Enes asl-ı senedi ile;
İkinci lafzı Müslim (no. 145), Ebû Kureyb an Sül. b. el-Muğîre an Sâbit an Enes senedi ile;
Üçüncü lafzı Müslim (no. 145/a), Abdürrezzâk an Ma'mer an Sâbit an Âsım el-Ahvel an Enes asl-ı senedi ile tahrîc etti. Bu son lafzı yakın mânâsı ile Buhârî (at'ime 25, VI, 205-6; 35, VI, 209), İbn Avn an Sümâme an Enes tarikiyle tahrîc etmiştir.
5525-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3819), Yahyâ b. Mûsâ el-Belhî an İbr. b. Uyeyne an Amr b. Mansûr ani'ş-Şa'bî an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.
5526-Bu hadisi Ahmed (I, 302-3), Esved an Şerîk an Câbir an İkrime an İbn Abbâs senedi ile tahrîc etti.
Câbir el-Cu'fî hakkında ihtilâf vardır. Diğer râvileri Sahîh ricâlindendir.
5527-Bu hadisi Buhârî (at'ime 23/1, VI, 204; 40VI, 210), Ebû Osmân en-Nehdî an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc etti. Lafız ilkine aittir.
5528-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3259, 3830), iki ayrı senedle Yûsuf b. Abdillah b. Selâm'dan tahrîc etti.
5529-Bu hadisi Müslim (eşribe no. 152, s. 1618), Ebû Dâvud (no. 3831), Tirmizî (no. 1816) ve İbn Mâce (no. 3327), Süleymân b. Bilâl an Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5530-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3836) ve Tirmizî (no. 1842), Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî, hasen garîb hükmü vermiştir.
5531-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3903) ve İbn Mâce (no. 3324), Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5532-Bu hadisi Buhârî (at'ime 39, VI, 210; 45, 47, VI, 212), Müslim (eşribe no. 147, s. 1616), Ebû Dâvud (no. 3835) ve Tirmizî (no. 1845), İbrâhîm b. Sa'd an ebîhî an Abdillah b. Ca'fer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5533-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3837) ve İbn Mâce (no. 3334), İbn Câbir an Süleym b. Âmir an İbnâ Busr asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5534-Bu hadisi Ahmed (IV, 188), Hammâd b. Hâlid an Muâviye b. Sâlih an İbn Abdillah b. Busr an ebîhî senedi ile tahrîc etti.
5535-Bu hadisi Tirmizî (no. 1831), Ebû Usâme an Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc etti ve "hasen sahîh garîb" hükmü verdi.
5536-Bu hadisi Tirmizî (no. 1832), Muh. b. Ömer el-Mukaddemî an Müslim b. İbr. an Muh. b. Fadâ' an ebîhî an Alkame b. Abdillah el-Müzenî an ebîhî senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "garîb" hükmü verdi.
5537-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3780-1), et-Tayâlisî an Züheyr an Ebî İshâk an Sa'd b. İyâd an İbn Mes'ûd asl-ı senedi ile tahrîc etti.
5538-Bu hadisi Tirmizî (no. 1838), el-Hasan b. Muh. ez-Za'firânî an Yahyâ b. Abbâd an Füleyh b. Süleymân an Abdilvehhâb b. Yahyâ an Abdillah b. ez-Zübeyr an Âişe senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında garîb hükmü verdi.
5539-Bu mevkûfu Mâlik (sıfatu'n-Nebî s. 36, s. 935), an Yahyâ b. Saîd an Ömer senediyle tahrîc etti.
5540-Keza bunu da Mâlik, yukardakinin akabinde aynı senedle tahrîc etti.
5541-Bu hadisi Mâlik (zekât 44, s. 279), an Zeyd b. Eslem an ebîhî senedi ile tahrîc etti.
5542-5543-Bu hadisi Buhârî (cum'a 40/2, I, 225; müzâraa 21, III, 73; at'ime 17, VI, 203; istîzân 16, VII, 131; 39, VII, 140) ve Müslim (cum'a 30, s. 588), Ebû Hâzım an Sehl asl-ı senedi ile tahrîc etti.
5544-Bu hadisi Buhârî (enbiyâ 29, IV, 130; at'ime 50; VI, 213) ve Müslim (eşribe no. 163, s. 1621), ez-Zührî an Ebî Seleme an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5545-Bu hadisin râvilerinden Muh. b. Abdilkerîm'i Heysemî tanımadığını, diğer râvilerinin ise güvenilir kimseler olduğunu söylemiştir (Mecma‘ V, 134).
5546-Bu hadisi Ahmed (III, 474), Vekî' an İsmaîl İbn e. Hâlid an ebîhî senedi ile tahrîc etti.
5547-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3816), Mûsâ b. İsmaîl an Hammâd an Simâk b. Harb an Câbir b. Semure senedi ile tahrîc etti.
5548-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3817), Hârun b. Abdillah ani'l-Fadl b. Dukeyn an Ukbe b. Vehb b. Ukbe an ebîhî ani'l-Fucay' senedi ile tahrîc etti.
5549-Bu hadisi Tirmizî (no. 1855), Hennâd an Ebî'l-Ahvas an Atâ b. es-Sâib an ebîhî an İbn Amr senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü verdi.
5550-Râvilerinden Ziyâd b. Nümeyr en-Nümeyrî'yi İbn Hibbân tevsîk etmiş ve hatâlar yaptığını söylemiş, buna karşılık onu başkaları zayıf addetmiştir. Ayrıca Heysemî, isnâdında tanımadığı bir râvinin mevc?diyetine dikkat çekmiştir (Mecma‘ V, 18).
5551-Râvilerinden el-Fadl b. el-Muhtâr zayıf bir râvidir (Mecma‘ V, 18).
5552-Bu hadisi Ahmed (VI, 350), Hasan an İbn Lehî'a an Ukayl b. Hâlid ani'z-Zührî an Esmâ binti ebî Bekr senedi ile tahrîc etti.
İbn Lehî'a'nın hadisleri hasendir. Taberânî'nin râvileri Kurre b. Abdirrahman hâriç Sahîh ricâlindendir. Bu zat ise ihtilâflı bir râvidir (Mecma‘ V, 19).
5553-Abdullah b. Yezîd el-Bekrî'yi Ebû Hâtim zayıf addetmiştir (Mecma‘ V, 20).
5554-Râvilerinden Abdülmecîd b. e. Revâd ihtilâflı bir râvidir (Mecma‘ V, 20).
5555-Taberânî'nin râvileri Heysemî'ye göre güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 21).
5556-Bu hadisi rivayet eden Taberânî'nin isnâdı güvenilir râvilerden oluşmuştur. Ancak Ukbe b. Hâlid es-Sek?nî'nin Muh. b. el-Hâris'ten semâ'nın olup olmadığı kesinlik kazanmamıştır (Mecma‘ V, 23).
5557-Râvilerinden Ömer b. Mûsâ b. Vecîh sebebiyle isnâdı zayıftır (Mecma‘ V, 25).
5558-Râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 30).
5559-Heysemî'ye göre râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 35).
5560-Heysemî, sözü edilen râvi hakkında bilgi edinemediğini diğer râvilerinin ise güvenilir kimseler olup bir tanesi hakkında zararsız bazı sözler sarfedildiğini söylemiştir (Mecma‘ V, 36).
5561-Mu'cemu's-Sağîr ve'l-evsat'ın râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 38).
5562-Bu hadisi Ahmed (III, 111, 122), Alî b. Zeyd b. Cüd'an an Enes asl-ı senedi ile tahrîc etti.
İsnâdı Ali sebebiyle hasendir.
5563-Ricâli Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 45).
5564-Heysemî'ye göre râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 45). İsnâdı şöyledir: Saîd b. Huseym el-Hilâlî an ceddetihî Rabî'a binti İyâd el-Kilâbiyye an Alî.
5565-Heysemî, Alî el-Kureşî'yi tanımadığını, sâir râvilerinin ise güvenilir kimselerden oluştuğunu söylemiştir (Mecma‘ V, 45).
5566-Zehebî, râvilerinden Yahyâ b. Yezîd el-Ehvâzî, hıfzı yönünden techîl etmiştir. Diğer râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 45).
5567-İmâm Ahmed, bunu (II, 399), Hüseyn b. Muh. an Müslim b. Hâlid an Zeyd b. Eslem an Summâ an Ebî Sâlih an Ebî Hureyre senediyle tahrîc etti.


islam