TIP VE İLGİLİ KONULARIN BAHSİ HADİSLER


TIP VE İLGİLİ KONULARIN BAHSİ......181



TIP VE İLGİLİ KONULARIN KİTABI
7473- İbn Amr bin el-Âs radİyallahu anh'-dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Tutup tiryak içtiğimde, muska taşıdığımda veya şiir söylediğimde başıma gelen ken-dimdendir, artık umursamam" [Ebû Davudi
7474-   el-Muğîre bin Şu'be radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Dağlama ya da rukye yapan tevekkül etmemiş olur." |Tirmizî]
7475- Ukbe bin Âmir radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Hastalarınızı, yemeğe içmeye zorlamayın! Şüphesiz Allah onlara hem yedirir, hem de içirir." (İkisi de Tirmizî'ye aittir.]
7476- Aişe radiyallahu anhâ'dan: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e hastalandığında ağızdan ilâç içirdik. Bize 'Bana ilaç îçirmeyin' diye işaret etti. Galiba (hastaların çoğunda olduğu gibi) ilaçtan hoşlanmadığı için böyle işaret ediyor, dedik. Ayilınca şöyle dedi: 'Ben size bana ilâç içir-meyin demedim mi?' Yalnızca ilâçtan hoşlanmadığını sandık' dedik. Abbâs hariç, (ceza olarak) evde ilâçtan içmedik kimse kalmayacaktır. Zira o, sizler beraberce bana ilâç içirirken burada yoktu'." fBuhârî]
7477- Ebû'd-Derdâ radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Şüphesiz Allah, hastalığı ilâcı ile birlikte indirmiştir. Her hastalığa karşı bir ilâç var etmiştir. Öyleyse tedavi olun; ancak haram olan Şeylerle tedavi olmayın!" [EbûDâvud|
7478-  Üsâme bin Şerik radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Tedavi olun! Yaşlılık hariç Allah ilâçsız hiçbir hastalık yaratmamıştır." | Ebû Davud ve Tİrmizî]
7479- Ebû Mûsâ radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Allah, şifasını vermedik hiçbir hastalık yaratmamıştır. Siz inek sütü içmeksiniz. Çünkü o süt, her türlü (şifayı) bünyesinde taşıyan otlardan meydana gelmektedir."
[Bezzâr layyin bir senedle.]
7480- el-A'meş radiyallahu anh'dan: "İbn Ebhur el-Kebîr'in dedesi Hayyân'm şöyle dediğini duydum: 'Vücudun hastalığa tahammül ettiği sürece ilâcı bırak!'"
[Taberânî, Mu' cemu' I-Kebîr'de]
7481- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Mide bedenin havuzudur. Damarlar ona gelirler. Mide sağlıklı olursa damarlar da sağlıklı olur. Mide hasta olursa damarlar da hasta olur." [Taberânî, Mu'cemu'l-Evsût'ta, zayıf bü isnadla.]
7482- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem burnuna ilâç çekti." [Ebû Dâvud]
7483- Ümmü'l-Münzir bint Kays el-Ensâ-riyye radiyallahu anhâ'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile Ali yanıma girdi. Ali henüz (geçirdiği bir hastalığın) nekahat devresindeydi. Evimizde asılmış (çağla) hurmalarımız vardı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ondan yemek için ayağa kalktı. Ali de yemek için kalkınca ona: 'Yavaş ol, sen daha iyilesemedin, hastasın!' deyince Ali, elini çekti. Sonra ona arpa unu ve (bir tür) pazıdan yemek yapıp gelirdim.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ona: 'Haydi bundan ye, bu sana daha yararlıdır' buyurdu. |Ebû Dâvud ve Tirmizî]
7484- Sehl bin Sa'd radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in
yüzü yaralandı. Ön dişleri kırıldı. Başı yarıldı. Fâtıma ondan akan kanları yıkıyordu. Ali de kalkan ile ona su döküyordu. Fâtıma, suyun kanı daha da çoğalttığını görünce, bir hasır parçası alıp yaktı, küllerini alıp yaranın üstüne sürdü ve ondan sonra kanı dindi." |Buhârî ile Müslim.]
7485- Tirmizî:
"İnsanlar, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yarasının ne ile tedavi olduğu hu-
susunda ihtilâfa düştüler. Medine'de kalan son sahabi Sehl bin Sa'd'a sordular, şöyle dedi: 'Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in ne ile tedavi olduğunu benden daha iyi bilen kimse kalmamıştır; Fâtıma onun yüzünü yıkıyordu...'" Yukarıdakinin benzerini nakletti.
7486- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Tedavi oldukarımz arasında kan aldırmak, en faydalı olanıdır!" |Ebû Dâvud]
7487-  Ebû Kebşe el-Enmârî radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, başının tepesinden ve omuzlarının arasından kan aldırıp hacamat yaptırır ve şöyle derdi: 'Kim bu kanları akıtırsa, bundan başka bir şeyle tedavi olmamak ona bir zarar vermez'."
[İkisi de Ebû Davud'a ait.]
7488- Rezîn'in rivayeti: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, o zehirli koyunun yüzünden başının tepesinden kan aldırdı."
Ma'mer der ki; "Ben zehirlenmeksizin, başımın üst kısmından kan aldırdım, hafızam gitti. Hatta namazda Fatiha'yi okuyamazdım da başkaları hatırlatırd."
7489- Câbir radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir ağrıdan dolayı kaba etinden kan aldırdı."
[Ebû Dâvud]
7490- Nafi' radiyallahu anh'dan:
İbn Ömer dedi ki: "Ey Nâfi! Kanım taşıyor, bana bir haccâm (kan alıcı) çağır! Delikanlı olsun, yaşlı ve çocuk olmasın Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu duydum: 'Aç karnına hacamat yaptırmak daha elverişlidir. O (kan aldırmak), aklı ve anlayışı artırır. Hafızayı kuvvet-
lendirir. Kim kan aidırırsa Allah'ın adıyla perşembe günü aldırsın. Cuma, cumartesi ve pazar günü kan aldırmayın. Pazartesi, salı günleri de kan aldırmayın. Çarşamba günü kan aldırın! Çünkü Eyyûb o gün hastalanmıştır. Ayrıca Cüzzam ve sedef hastalığı da ancak çarşamba günü ve gecesi başlar'." [îbn Mâce zayıfbir senedle.]
7491- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
boynunun iki tarafındaki damarlar ile iki omuzun arasındaki damarlardan kan alduırdı. (Ayın) onyedinci, ondokuzuncu ve yirmibi-rinci günleri kan aldırırdı." [Tirmizî]
7492- Ebû Davud'un rivayeti:
"Üç defa boynunun iki tarafındaki damarlar ile sırtından kan aldırdı."
7493- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Onun üç haccâm (kan alan) kölesi vardı. Onların ikisi onu ve ailesini tedavi ederdi. Biri de ondan ve ailesinden kan alırdı."
7494- İbn Abbâs merfu olarak rivayet etti: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:)
"Hacamat yapan köle ne güzeldir! Kanı gideriyor ve sulbü hafifletiyor, gözü cilalandı-rıyor (görüşü güçlendiriyor)."
7495- Dedi ki:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Mi'rac'a çıktığı gece hangi meleklerin yanından geçtiyse hepsi de: 'Hacamat yaptırmalısın' dediler."
7496- Buyurdu ki:
"Hacamat yaptıracağınız en uygun günler: Onyedinci, ondokuzuncu ve yirmibirinci günlerdir."
7497-Buyurdu ki:
"Tedavi olacağınız en iyi şey, burun damlası, içilecek ilâç, hacamat ve müshildir."
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e Abbâs ve ashabı (rızası olmadan) ilâç içirmişür.
(Kendine gelince) "Bana kim ilâç içirdi?" dedi. Hepsi susup ses çıkarmadılar.
Bunun üzerine evde, amcası Abbâs'tan başka ağzına içilecek ilâç akıtılmayan kimse kalmadı. [Tirmizî]
7498- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"(Ayıtı) onyedinci, ondokumncu ve yirmi birinci günleri kan aldırana bu, her hastalığına şifa olur." [Ebû Dâvud]
7499- Rezîn'in rivayeti:
"Eğer onyedinci gün, salıya rastlarsa, o günde hacamat yaptırana tam bir sene bir şey olmaz."
7500-  Kebşe bint ebî Bekre radiyallahu anhâ'dan:
"Babası, salı günü ailesini hacamat olmaktan alıkor ve:
'Peygamber sallallahu aleyhi ve sellenı'in, salı gününün kan günü olduğunu ve o gün belirli bir saatte (açılan yarada) kanın dinmediğini söylediğini iddia edermiş'." |Ebû Davud]
7501- Rezîn şunu da İlave elti:
"Kanı güçlü olduğu (salı) gün(ü) aldırmayın! Çünkü o gün demirin iz bıraktığı gündür. O halde demirin güçlü olduğu günde kan aldırmayın!"
7502- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Hadîd sûresi, salı günü inmiştir. Demiri Allah, salı günü yaratmıştır."
Ayrıca Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, salı günü hacamat yaptırmayı yasaklamıştır. [Taberânî, Mu' cemu'l-Kebîr'de zayıf bir senedle.|
7503- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Baştan kan aldırmak, deliliğe, cüzzama, sedef hastalığına, uyuklamaya ve azı dişi ağrısına karşı iyi bir devadır."
Taberânî, Mu' cemıt'l-Evsatla zayıf bir senedle.
7504- Âsim bin Ömer bin Katâde radiyallahu anh'dan:
"Câbir ailemize geldi. Bir adam yara bereden şikayetçi idi. Ona 'Ne'n var?' dedi.
'Yara (çıban) çıktı beni perişan etti" deyince: 'Ey delikanlı! Haydi bana bir haccâm (kan alıcı) çağır!' dedi. Adam: 'Haccâmı ne yapacaksın; ey Ebû Abdullah?'diye sordu.
'Ona hacamat şişesiyle kan aldırtacağım.'
'Vallahi sinek veya elbisem o yaraya değiyor da ben acıdan duramıyor, kıvranıp duruyorum, ona nasıl tahammül ederim?" dedi, Câbir adamın hacamat yaptırmaktan çekindiğini görünce şöyle dedi:
'Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel-Iem'in şöyle buyurduğunu duydum: "Eğer tedavi olduğunuz şeylerin herhangi birinde bir fayda varsa; hacamatçının aletinin darbesinde, bal şerbetinde, ya da ateşle dağlamada, mutlaka bir fayda vardır.' Ancak Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem: 'Yaramı dağlatmam hoşuma gitmez' buyurmuştur. (Râvi) dedi ki: Nihayet haccâm geldi ve ondan kan aldı ve adanı duyduğu acıdan kurtuldu." [Müslim]
7505- Peygamber sallallahu aleyhi ve sel-lem'in hizmetçisi Selmâ'dan, dedi ki:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e kim başının ağrısından şikayet etti ise ona mutlaka: 'Kan aldır!' demiştir. Kim de ayaklarından yakındı ise ona da: 'Onları kınala!' demiştir. |Ebû Dâvud]
7506-  Zeyd bin Sâbit'in hanımı Ümmü Saîd radiyallahu anhâ'dan: Dedi ki: '
"Peygamber sallallahu  aleyhi ve  sel-
lem'in, hacamat yaptırdığında çıkan kanların gömülmesini emir buyurduğunu işittim."
[Taberânî, Mu'cemıı'I-Evsat'ia zayıfbir senedle.]
7507- Câbir radiyallahu anh'dan: "Ubeyy bin Kâ'b, Ahzâb (Hendek) harbinde kolundaki candamarmdan isabet aldı da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu dağladı." [Müslim]
7508- Ebû Dâvud radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Ubeyy bin Kâ'b'a bir tabip gönderdi. Tabip onun bir damarım kesti."
7509- Yahya bin Saîd radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in zamanında Es'ad bin Zürâıe boğazındaki bir iltihaptan dolayı kendini dağlattı ve bu sebeple öldü." [Malik|
7510- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Es'ad bin Zürâre'yi akrep iğnesi (sokmasından dolayı dağladı." [Tirmizî]
7511-   Taberânî,   Mu' cemu l-Kebîr'dc, benzerini Muhammed bin Abdirrahman bin Es'ad bin Zürare tarikiyle, amcasından rivayet etti. Onda şöyle geçmektedir:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu bizzat eliyle dağladı; ancak o öldü. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
'Yahudilere göre bu, kötü bir Ölümdür. Şimdi diyecekler ki: 'Onun arkadaşına bir yararı olmadı. Ne onun, ne de kendi nefsim için Allah'a karşı bir şey yapamam'."
7512- Onun (Taberânî'nin) başka bir is-nadla rivayeti:
"Yahudiler nazarında bu, kötü bir ölümdür. Çünkü onlar şöyle diyecekler: 'Arkadaşı (Muhammed) onu tedavi etti, fakat bir yararı olmadı'."
7513-Nâfİ'den:
"İbn Ömer, yüz felcinde dağlama yaptırdı, akrep sokmasında ise kendini okuttu." |Mâlik]
7514- Enes radiyallahu anh'dan:
"Ebû Talha, onu (Enes'i), Peygamber sal-lallahu aleyhi ve sellem'in sağlığında zâtü'l-cenb hastalığı sebebiyle dağladı." [Buhârî]
7515- Âişe radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Dağlama yeri sıcak bezle sarılır; nefes almakta zorluk çeken kişi burnuna ilâç çeker; karın şişmelerinde (ağızdan) ilâç alınır." [Ahmed]
7516- Ebû Saîd radiyallahu anh'dan: "Bii' adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e gelip şöyle dedi:
'Kardeşim ishal oldu."
'Ona bal içir!' buyurdu. Ona bal içirdi. Tekrar gelip dedi ki:
'Ona bal içirdim, bir fayda vermedi. İshalini artırmaktan başka bir işe yaramadı.' Ona üç kere: 'Bal içir!' dedi. Dördüncüsünde de: 'Ona bal içir!' buyurdu. Adam: 'İçirdim hiç fayda etmedi, hastalığı daha da arttı' deyince Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Allah doğru söyledi, kardeşinin karnı yalan söyledi.' Ondan sonra yine içirdi; bu defa hasta İyileşti." [Buharı, Müslim ve Tirmizî]
7517- Nafi' radiyallahu anh'dan:
"İbn Ömer, kendisinde çıkan çıban veya yaranın yerine bal sürerdi ve 'Yahrucu min butûnihâ şerâbun muhtelifun elvânuhu, fîhi şifâun lin-nâsi (= Karnında çeşitli renklerde içecek çıkar ki onda insanlar için şifâ vardır)' âyetini okurdu." [Rezîn]
7518- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Karın ağrısından Ölen şehittir. Karın ağrısının devası baldır."
[İkisi Rezîn'e ait.]
7519- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim her ay üç sabah bal yalarsa (yerse) onun başına büyük bir belâ gelmez." [İbn Mâce]
7520- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Çörek otunda, ölüm hariç, her türlü hastalığa karşı şifa vardır."
7521- Diğer rivayet:
Katâde dedi ki: "Her gün çörek otundan yirmi bir dane alır, bir bezin İçinde suya koyup iyici ezer, her gün ondan (birinci gün) burnun sağ deliğine iki, sol deliğine bir damla damlatır. İkincisinde soluna iki damla, sağına bir damla damlatır. Üçüncü günde sağına iki, soluna bir damla damlatır."
[Tirmizî, Buhârî ve Müslim.]
7522- İbn Ebî Atık radiyallahu anh'dan: "Bu çörek otunu kullanmalısınız. Ondan beş veya yedi dane alın ve onu zeytinyağı ile karıştırıp iyici eritin! Sonra (hasta olan kişinin) burnunun iki deliğine damlatın! Âişe, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in şöy-
le dediğini bana anlattı: 'Bu çörekotu sam hariç, tüm hastalıklara şifadır.' Dedim ki: 'Sâm nedir?'
'Sâm, ölümdür' buyurdu." [Buhârî]
7523- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, hastalandığı zaman, bir avuç çörek otu alıp onu su ve bal ile karıştırıp İçerdi."
[Taberânî, Mu'cemu'I-Evsat'ta zayıf bir senedle.]
7524- Sa'd radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim sabahleyin yedi tane acve (kaliteli ve yumuşak) hurması yerse, o gün ona ne zehir ve ne de büyü tesir etmez."
7525- Diğer rivayet:
"Her kim (Medine'nin) iki yakası (kara taşlığı) arasındaki hurmalardan sabahleyin yedi tane hurma yerse, akşama kadar zehir ona bir zarar veremez."
7526- Diğer rivayet:
"Bir defasında hastalandım. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ziyaretime geldi. Mübarek elini göğsümün ortasına koydu. Öyle ki onun soğukluğunu yüreğimde hissettim. Bana şöyle dedi: 'Sen kalbinden rahatsızlaşmıs bir adamsın. Sen, Sakîf'in kardeşi el-Hâris b. Kelde'ye git; o doktorluk yapan bir adamdır. Medine'nin acve hurmasından yedi tane alsın, çekirdekleri ile birlikte onları İyice ezsin ve onu suya koyarak senin ağzına versin'."
[Buhârî, Müslim ve Ebû Dâvud.]
7527- Âişe radiyallahu aiıhâ'dan; (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu;)
"Medine'nin Aliye denilen yüksek yerlerinin acve hurmasında şifa vardır. Yahut o, sabahın ilk vaktinde tiryak (panzehir)dir." [Müslim]
7528- Râfi' bin Amr el-Muzenî radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Acve ile (Beytu l-Makdis'deki) miraç kayası cennettendir."
7529- Ebû Saîd radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Hurmalarınızın en iyisi el-Bürennî hur-masıdır; hastalığı giderir, (sürekli yiyenin) kendisinde hastalık olmaz."
(Taberânî, Mu'cemu'l-Evsat'ta zayıf bir senedle]
7530- Suheyb radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e geldim; önünde ekmekle hurma vardı. Şöyle buyurdu: 'Buyur sen de ye!' Bunun üzerine hurmadan alıp yemeğe başladım. Şöyle buyurdu: 'Sende göz ağrısı varken, hurma yiyorsun?' Dedim ki: 'Diğer yanımla çiğnerim.' Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem gülümsedi." [Ibn MBee teyyln bir senedte.]
7531- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: "Birtakım insanlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e dediler ki: 'Mantar, yerin (çiçek hastalığı) kabarcığıdır.' Şöyle buyurdu: 'Mantar, bîr kudret helvasıdır. Suyu göze şifadır. Acve (kaliteli hurma) cennettendir. Zehire karşı iyi gelen bir şifadır'."
Ebû Hureyre der ki: "Üç, ya da beş ya da yedi mantar aldım, onları iyice sıkıp suyunu bir bardağa koydum. Gözlerinden hasta olan bir cariyeyi onunla tedavi ettim; cariye iyileşti." |Tirmizî]
7532- Selmâ el-Hâdime'den: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in ailelerinde herhangi bir çıban ve yara olduğu zaman Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel-
lem, bana o yaranın üstüne kına koymamı emrederdi." [Tirmizî]
7533-  Esma bint Umeys radiyallahu an-hâ'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ona şöyle dedi: 'Bağırsaklarını yumuşatmak için ne kullanıyorsun?'
'Şübrüm (bir nevi ot).1
Şöyle buyurdu: "O yakıcı ve rahatsızlık vericidir.'
Kadın dedi ki: 'Bundan sonra müshil olarak sinameki kullandım,' (Bunu Öğrenince) Şöyle buyurdu: 'Eğer ölüme karşı bir şeyde şifa olsaydı, mutlaka sinamekide bulunurdu.'
[Üçü de Tîrmizi]
7534- Ümmü Kays bint Mihsan radiyallahu anhâ'dan:
"Oğlumla Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına girdim, bademciklerini elimle sıkarak tedavi etmiştim.
Buyurdu ki: 'Neden çocuklarınızı parmakla sıkarak rahatsız ediyorsunuz? Siz şu ûd-i hindiyi kullanmalısınız. Onda yedi çeşit şifa vardır. Bunlardan bir tanesi: zâtü" l-cenbe iyi gelir. Boğaz hastalığına karşı buruna damlatılır. Zâtü'l-cenb hastalığına karşı ağızdan verilir."
Süfyan dedi ki: Zührî'nin şöyle dediğini duydum: "Bize şifaların ikisi açıklandı, diğer beşi söylenmedi."
Bir rivayette: "Süfyân (b. Uyeyne), kendi damağına elini sokarak, çocuğun parmakla ağzının içinin sıkılıp oğulmasını gösterdi. Bununla da ancak çocuğun ağzının tavanının, yani damağının parmağıyla yukarı kaldırılmasını gösterip anlatmak istiyordu."
7535- İbn Abbâs radiyallahu anlı'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu.)
"İsmid (sürme taşı) ile sürme çekin! Çünkü en hayırlı sürmelerinizden birisi de sürme taşıdır. Çünkü o, gözü parlatır, kirpiği güçlendirir." Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sürme kullandığında sağ gözünden başlamak ve orada bitirmek kaydıyla sağ gözüne üç, sol gözüne de dört kere sürme çekerdi. [Rezînj
7536- Tirmizî'nin rivayeti: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in sürmedanlığı vardı. Her gece ondan alıp şu gözüne üç, öbür gözüne de üç kere sürme çekerdi."
7537- Âişe radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Humma, cehennemin kaynamasındandır. Onu su ile soğutun!"
[Muvattât Tirmizî, Buhârî ve Müslim.]
7538- İkisi (Buhârî ile Müslim) İbn Ömer radiyallahu anh'dan:
O, hummaya yakalandığı zaman şöyle dua ederdi: 'Ey Rabbimiz! Bizden riczi (azabı) gider! Hiç şüphe yok ki biz mü'minleriz'."
7539- Sevbân radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Birinize humma isabet ettiği zaman —bitin ki, humma ateşten bir parçadır— onu su ile gidermeye çalışsın, akan bir nehire dalsın. Akıntıyı karşısına alıp dursun ve şöyle desin: 'Allah'ın adıyla. Allahım kuluna şifa ver! Peygamberin doğru söylemiştir' Bunu sabah namazından sonra, güneş doğmadan önce söylesin. Üç gün üst üste üçer kere dalsın. Eğer üç kerede iyileşmezse, beş kere dalsın, beşte de iyileşmezse, yedi kere dalsın. Yedi kerede de iyileşmezse, dokuz kere dalsın. Allah'ın izni ile dokuzu geçmeden iyileşir." [Tirmizîl
7540- Abdurrahman bin el-Murakka' radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Humma, ölümün el değirmenidir. O, yeryüzünde Allah'ın hapishanesidir. Onun için testilerde su soğutun ve üzerinize dökün, iki ezan arası, akşamla yatsı ezanları arasında (dökün)." Onlar bunu yaptılar ve hummadan iyil eştiler.
[Taberânî, Mu'cemu'I-Kebîr'de uzun bir metinle rivayet elti; isnadında el-Mucîr bin Hârûn adlı râvİ yer almıştır.]
7541- İbn Ömer radiyallahu anlı'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Cibril bana her hastalığa iyi gelecek bir ilâç öğretti. Ve bana söyle dedi: 'Bu ilâcı ben, Levh-i mahfuzdan yazıp aldım. (Tarifi şöyledir:) Dam üzerinden akmamış olan yağmur suyunu alır temiz bir kaba koyarsın. Ona yedi kere Fatiha, yedi kere Ayetel-kürsî, yedi kere İhlas, yedi kere Kul eûzü bi-Rabbilfelak'ı, yedi kere Kul eûzü bi-Rabbinnâs sûrelerini okursun. Sonra: 'LÛ ilahe illallahu vahdehû la şerîkeleh. Lehul-mülkü ve lehul-hamdu yuhyi ve yumîlu ve huve Hayyun dâimen lâ yemût bi-yedihil-hayru ve huve alâ külli şeyin kadir" i okursun. Yedi gün oruç tutar ve bu su ile iftar edersin'." [Rezînj
7542- Âişe radiyallahu anhâ'dan:
"O, hasta için ve ölmüş kimse üzerine dertli ve mahzun kişi için (süt, bal ve köpeklen yapılma) sütlü bulamaç tavsiye ederdi. Ve şöyle derdi; 'Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu duydum: 'Sütlü bulamaç hastanın kalbini kuvvetlendirir. Üzüntünün bir kısmını giderir'."
[Buhârî ile Müslim.]
7543- Diğer rivayet:
"Âişe, sütlü bulamaç yapılmasını emredip şöyle derdi: 'O, hasta tarafından sevilmez (ancak hastalığı için) faydalıdır'."
7544- Diğer rivayet:
"O (Âişe), aile içinden biri öldüğü zaman, taziye için kadınlar toplanıp, dağıldıktan sonra kendi akrabası ve ailesi ile başbaşa kaldığında, bir çömlek sütlü bulamaç getirir ve pişirmelerini emrederdi. Sonra tirid yaptırıp üzerine döktürür ve şöyle derdi: 'Haydi buyurun, yeyin!' Çünkü ben, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu duydum: 'Sütlü bulamaç, hastanın kalbini güçlendirir. Üzüntü ve kederin de bir kısmım giderir'."
7545- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ailesinden biri hummaya yakalandığı zaman, mayalanmış hamur bulamacı yaptırırdı. Sonra emredip ondan içirirdi. Şöyle buyururdu: 'Bu, hüzünlü kimsenin gönlünü hoş tutar, hastanın kalbinden üzüntüyü temizler. Tıpkı birinizin yüzündeki kiri suyun giderdiği gibi'." [Tirmizî]
7546-  Zeyd bin Erkam radiyallalıu anh'-dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, zâtü'l-cenbe karşı zeytinyağı ile vers (bir nevi ot)u tarif ve methederdi. Katâde derdi ki: 'Zeytinyağı ağzın, hastalık hissedilen tarafından içirilirdi'."
7547- Diğer rivayet:  '
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bize zâtü'l-cenbe karşı kust-u bahrî isimli ot ile zeytinyağını emrederdi." [Tirmizî]
7548- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"(Sarı) Sabır ve süfâ otunda ne gibi şifalar vardır (bir bilseniz)!" [Rezin]
7549- Ebû Saîd radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Aç karnına su içen kimsenin gücü nok-sanlaşır." [Taberânî, Mıı'cetnu'l-Evsafte zö_yj/birse~ nedle.]
7550- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
siyatiğe karşı, ne büyük ve ne küçük olmayan siyah arap koçunun kuyruk yağını tavsiye ederdi. 'O kuyruk yağı üçe bölünüp eritilir ve her gün onlardan biri içirilir' derdi." |Ahmed]
7551- Müleyke bİnt Amr ez-Zeydiyye radiyallahu anhâ'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Onun sütleri şifa, yağı devadır. Etleri ise hastalıktır."
[Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr'de adı belirtilmeyen bir kadın râvi kanalıyla]
Hadiste "sığır" sözkonusu edilmiştir.
7552- Tank bin Süveyd radiyallahu anh'dan:
"O, Peygamber sallallahu aleyhi ve sel-lem'e 'Şarabı ilâç olarak kullanabilir miyim?' diye sordu. Şöyle buyurdu: 'Kullanma!' 'Fakat ben onu ilâç için yapıyorum.' 'O, deva değil, bilakis derttir' buyurdu."
[ Müslim ve Ebû Dâvud. Tirmizî de benzerini riva-yel elli.]
7553-  Her ikisi (Ebû Dâvud ve Tirmizî) Ebû Huıeyre radiyallalıu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, zehir ve benzeri her habis olan şeyden ilâç yapılmasını yasakladı."
7554- Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına girdim, baktım ki siyah bir köle sırtını tutuyor. 'Ne'n var?' diye sorunca, şöyle dedi: 'Deve bana çarptı'."
| Bezzâr ve Taberânî, Mu' cemıı' I-Evsal vesSağîr'de rivayet elli.]
7555- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Yaralı bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e geldi; yarayı yardırmak için izin istedi. O da ona izin verdi."
[Taberânî, Mu'centu'l~Kebîr7de leyyin bîr senedle.]
7556- Abdullah bin Yahya el-Hadremî radiyallahu anh'dan:
"Hayyân bin Ebcur el-Kinânî, gerdeğe girdiği karısının karnını deldi, sonra onu tedavi elti."
|Taberanî, Mu'cemu'tSebîf'de leyyin bir senedle.]
7557- Âişe radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Burunda kılların olması, cüzzam hastalığına karşı bir güvencedir."
|Ebû Ya'lâ, Bezzâr ve Taberânî, Mu'cemu'l-Evsat'ta zayıf bir senedle.|


RUKYE, (HASTA OKUMA), MUSKA, NAZAR, VE BENZERİ MESELELER
7558- İmrân bin Husayn radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ümmetimden yetmişbin kişi hesaba çekilmeden doğruca cennete girecektir."
Sordular: "Kimdir onlar ey Allah'ın Resulü?"
"Yaralarını dağlatmıyanlar, hasta olup kendilerini okutmayanlar, sadece Rablerine tevekkül edenler" buyurdu.
Bunun üzerine Ukkâşe ayağa kalkıp şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü! Beni onlardan kılması için Allah'a dua et!" Şöyle buyurdu: "(Zaten) sen onlardansın." Bir adam daha kalkıp: "Ey Allah'ın Resulü! Beni de onlardan kılması için Allah'a dua et!" dedi. Şöyle buyurdu: "Ukkâşe seni geçti."
Diğer rivayette şu ek yer almaktadır: "Herhangi bir şeyi uğursuz saymayanlar."
[Müslim]
7559- Muğîre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim dağlama yaparsa, ya da kendine rukye  yaptırırsa   tevekkülden   uzaklaşmış olur." [İbn Mâce]
7560- İbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan: "Karısı Zeynep onun şu sözünü nakletti:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'İn şöyle buyurduğunu duydum:
'Rukye, muska ve muhabbet muskasında şirk vardır.' (Zeynep) Dedim ki: 'Neden bunu söylüyorsun? Gözüm ağrıyordu, falan yahu-diye gidip geldim, rukye yaptırdım. Beni okuduğu zaman gözümün ağrısı kesildi.' Bunun üzerine Abdullah şöyle dedi: 'Bu (ağrı), şeytanın işiydi. Onu kendi eliyle koyar. Ona okunduğu zaman, ondan uzaklaşır. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in buyurduğu gibi şöyle demen sana yeterlidir: 'Sıkıntıyı gider, ey insanların Rabbi! Şifa ver! Şifa veren
ancak sensin. Senin şifandan başka hiçbir şifa yoktur. Hiçbir hastalık bırakmayan bir şifa ihsan eyle.'"' |Ebû Dâvud]
7561- Câbir radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e nüşre (denilen cinlerden koruma maksadıyla yapılan rukye)den sordular; şöyle buyurdu:
'O, şeytandandır'." [İkisi de Ebû Davud'a ait.]
7562- İsa bin Abdurrahman bin Ebu Leylâ radiyallahu anh'dan:
"Kızıl hastalığına yakalanan Abdullah bin Ukeym bin Ma'bed el-Cühenî'yi ziyaret etmek maksadiyle evine girdim. Dedim ki: 'Muska taksana!' Şu cevabı verdi: 'Bundan Allah'a sığınırım. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: 'Kim bir şey takarsa o, ona havale edilir'." [Tirmizî]
7563- İmrân bin Husayn radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir adamın, elinde bakır taktığını gördü. 'Nedir bu halka?' diye sordu. 'Bu, zaafiyeti gideren bir şeydir' deyince, 'Çıkart onu! O, senin zaafiyetini daha da artırır'." [İbn Mâce]
7564- Avf bin Mâlik el-Eşca'î radiyallahu anh'dan:
"Biz cahiliyetle efsunlama yoluyla tedavi yapardık. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve selleme'e dedik ki: 'Bu hususta ne buyurursun?' Şöyle buyurdu: 'Bana o i/kuma şeklinizi bir sunun bakalım.' (Okuduğumuz şeyi ona arzettik) Şöyle buyurdu: 'İçinde şirk bulunmayan efsunlamada herhangi bir sakınca yoktur'." [Müslim ve Ebû Dâvud]
7565- Câbir radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
efsunlama yoluyla tedaviyi yasakladı. Amr bin Hazm ailesi gelip dediler ki; 'O, bizim akrep sokmalarına karşı okuduğumuz bir efsun idi. Sen bizi rukyeden (efsundan) alıkoyuyorsun. ' Ona efsunlarını sundular. Bunun üzerine şöyle buyurdu: 'Bunda bir sakınca görmüyorum, içinizden kim kardeşine bir şey ile faydalı olabiliyorsa onu yapsın'." [Müslim]
7566-  Esma bint Umeys radiyallahu an-hâ'dan, dedi ki:
"Ey Allah'ın Resulü! Ca'fer'in çocuklarına çok çabuk nazar değiyor. Onları nazara karşı okutayım mı?" Şöyle buyurdu:
"Evet; eğer kaderi bir şey geçseydi, onu ancak göz (nazar) geçerdi." [Tirmizî]
7567- Ebû Huzâme, babasından radiyalla-hu ânh:
Dedim ki:
"Ey Allah'ın Resulü! Yaptığımız efsunların, tedavide kullandığımız ilâçların ve uyguladığımız perhizlerin Allah'ın kaderinden bir şeyi Önleyeceği görüşünde misin?" diye sorduk. Şöyle buyurdu: "Bunlar da Allah'ın ka-denndendir." [İkisi deTirmizî'ye ait.]
7568- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bizim nazar, zehir (ve hayvan zehirlenmeleri) ve nemle kurduna (sıraca hastalığına) karşı efsun yapmamıza İzin verdi." |Müslim, Tirmizî ve Ebû Dâvud.]
7569-   Ümmü Seleme radiyallahu  an-hâ'dan:
''Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, evinde yüzünde sanlık eseri bulunan bir cariye için şöyle dedi: 'Bunda nazar vardır. Onu efsunlatmf " [Buhârî ile Müslim.]
7570- İbn Abbas radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ateşli hastalıklarda ve bütün ağrı ve sancılarda şunu okumalarım öğretip tavsiye ederdi: 'Bismillahi'l-Kebîr. Eûzü billahil-Azîm, min külli ırkın neâr ve min şerri harri'n-nâr (-Yüce Allah' in adıyla! Kanla kabaran her bir damardan ve ateşin hararetinin şerrinden büyük olan Allah'a sığınırım)'," [Tirmizî]
7571- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem yara, çıban ve yaralanma gibi şeylerden rahatsız olan her insana, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, parmağı ile şöyle yapardı — Süfyân, bunu anlatırken şehadet parmağını yere koymuş, sonra kaldırmış— ve şöyle derdi: 'Bismillahi türbetu ardinâ bi-rîkati ba'di-
nâ yeşfı bihi sakimunâ bi-izni Rabbinâ (=Al-lah'ın adı ile, yerimizin toprağı ve birimizin tükürüğü ile hastamız, Rabbimizin izni ile şifa bulur)'." [Buhârî, Müslim ve Ebû Dâvud.]
7572- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sağ elini ağrıyan yere sürer şu duayı okurdu: 'Ey insanların Rabbi! Sıkıntıyı gider, şifa ver! Şifa veren sensin. Senden başka şifa veren yoktur. Hasta üzerinde hiçbir hastalık bırakmayan bir şifa ver!'"
7573- Diğer rivayet:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hastalanıp ağırlaşınca, elini tutup onun yaptığı gibi yapmak İstedim. Elini hemen elimden çekti.
Sonra şöyle dua etti: 'Allahım! Beni bağışla! Beni Refîk-i A'lâ ile beraber kıl!' Bir bakayım dedim, meğer çoktan vefat etmiş."
[Buhârî ve Müslim.]
7574- Sabit biıı Kays bin Şemmâs radiyal-lahu anh'dan:
"O hasta iken Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem yanına girip şu duayı yapmış: 'Ey İnsanların Rabbi! Sabit bin Kays bin Şemmâs'tan sıkıntıyı gider!' Sonra But-hân'dan biraz toprak alıp bir kadehe koydu. Sonra ona su karıştırıp okudu ve sonra onun (Kays'ın) üzerine o suyu serpti." [Ebû Dâvud]
7575- Ebû Saîd radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, (çeşitli dualar okuyarak) Allah'a sığınır ve şöyle derdi: 'Eûzü billahi minel-cân ve min ayni' l-insân (=Allahım! Sana cinlerden ve insan gözünden sığınırım).'
Sonra Muavvizeteyn (Felak, Nas sûreleri) inince, onları esas aldı ve diğerlerini bıraktı."
[Tirmizî]
7576- Ebû Saîd radiyallahu anh'dan: "Cibril, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e gelip şöyle dedi:
'Ey Muhammed hasla mı oldun?'
'Evet.'
Cibril şu duayı okudu: 'Allah'ın adıyla, sana eza veren bütün hastalıklara karşı, bütün kötü nefis ve hasetçi gözlere karşı sana okuyorum. Allah sana şifa versin, ben Allah'ın adıyla sana dua ediyorum'."
[Müslim ve Tirmizî]
7577- Ebû'd-Derdâ radiyallahu anh'dan: "Ona bir adam gelip babasının idrar tutukluğundan şikayet etti. O da ona Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den duyduğu bir duayı öğretti. Kim bir hastalıktan rahatsız olursa: 'Rabbunallahullezî fıs-semâi tekadde-se ismüke, emrüke fis-semâi vet-ard, kemâ rahmetüke fis-semâi, fec' al rahmeteke fil-ard. Fağfîr lenû hûbenâ ve hatâyânâ ente Rabbu't-Tayyibîn. Fe-enzil şifâen min şifâike ve rah-meten min rahmetike ala hazel-vecai (= Ey ismi gök yüzünde, emri hem gökte hem yerde yüce olan Rabbimiz! Gökteki rahmetin gibi yerde de rahmet kıl! Büyük günahlarımızı ve hatalarımızı bağışla! Sen iyilerin Rabbisin. Bu acıya, şifandan bir şifa, rahmetinden bir rahmet indir!)' duasını okusun, iyileşir. Ondan sonra (Ebû'd-Derdâ) bunu okumasını ona emretti. Okudu ve İyileşti." [Ebû Davudi
7578-  Osman bin Ebî'l-Âs radiyallahu anh'dan:
"O müslüman olduğu gündenberi çekmekte olduğu ağrıdan Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e şikayet etti.
Şöyle buyurdu: 'Elini vücudunun ağrıyan yerine koy ve üç kere: 'Bismillah' de! Yedi kere de 'Eûzü billahi ve kudretihi min şerri mâ ecidu ve uhaziru (^Bedenimde mevcut ve çekindiğim sıkıntının şerrinden Allah'a ve kudretine sığınırım!)' de!'
Söylediği gibi yaptım, Allah benden o ağrıyı giderdi. Ondan sonra aileme ve başkalarına hep bunu tevsiye ettim."
[Müslim, Ebû Dâvud ve Tirmizî.]
7579- Ebû Saîd radiyallahu anh'dan:
"Sahabeden bir grup insan bir yolculukta bulundu. Arap kabilelerinden bir kabilenin yanında konakladılar. Onlardan kendilerini misafir etmelerini istediler. Onlar ise onları misafir etmekten kaçındılar. Derken kabilenin reisi (yılan ya da bir akrep tarafından) sokuldu. Ne yaptılarsa fayda vermedi. Onlardan biri dedi ki: 'Şuraya konaklayan insanlara gitseniz, belki onlarda buna iyi gelecek bir şey vardır.' Hemen gidip şöyle dediler:
'Ey Cemaat! Reisimiz (bir yılan tarafından) sokuldu; ne yaptıksa fayda vermedi. Sizde onu tedavi edecek bir şey var mıdır?'
İçlerinden biri dedi ki: 'Ben okurum vallahi. Fakat bizi misafir etmenizi istedik, bizi misafir etmediniz. Onun için size ücretsiz okumam.' Bir miktar koyuna anlaştılar. Bunun üzerine adam gitti ve okumağa başladı.
Fatiha sûresini okudu: el-Hamdu lillahi Rabbilâlemîn... Bu sûreyi adama her okudukça adam iyileşmeye başladı, sanki bağlardan çözülmüş gibi ayağa kalktı, fırladı ve yürümeye başladı. Adam iyileşince onlar da anlaştıkları ücreti verdiler.
İçlerinden biri: 'Haydi bu koyunları taksim edelim' dedi. Okuyan kişi: 'Olmaz gidelim Allah Resulüne danışalım, ondan sonra paylaşırız. Bakalım ne diyecek?' dedi. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sel-lem'e geldiler ve olayı anlattılar. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Bunun (Fatiha' mn) rukye olduğunu nerden biliyordun?' Sonra şöyle buyurdu: 'Yaptığınız iş, doğrudur. Koyunları paylaşın bana da onlardan bir hisse ayırın!' buyurdu ve sonra Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem güldü."
[Buhârî, Müslim, Ebû Davud ve Tirmizî]
7580-   Cebele bin el-Ezrak radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Öğlen ya da ikindi namazını, ashabına taşları çok olan bir duvarın yanında kıldırdı. İkinci rek'atta oturunca bir akrep çıkıp onu soktu. Kendinden geçti; İnsanlar ona okumaya başladılar, ayılınca şöyle buyurdu: 'Bana Allah şifa verdi, sizin okumanız değil'."
|Taberânî, Mu'cemu'!-Kebtr'âe leyyin bir senedle.l
7581- Ali radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i, namaz kılarken bir akrep soktu. Namazı bitirince: 'Allah lanet etsin! Ne namaz kılanı ve ne de başkasını rahat bırakıyor' dedi.
Sonra su ile tuz getirtti. Onun soktuğu yere sürüp ovdu. Bir yandan da 'Kul yâ eyyü-hel-kâfirûne, Kul eûzü bi-Rabbil-felak ve Kul eûzü bi-Rabbin-nâs' sûrelerini okudu."
[Taberânî, Mu'cemu's-Sağîr'de,]
7582- Abdurrahman bin Ebû Leylâ, babasından radiyallahu anh:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında oturuyordum. Bir bedevi gelip şöyle dedi: 'Hasta bir kardeşim var.' 'Kardeşinin hastalığı nedir?' diye sordu.
'Deliliği var, bunalım geçiriyor.'
'Getir onu bakalım!' dedi.
Hemen gitti ve kardeşini gelirdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu önüne oturttu ve okumaya başladı. Ona Fatiha sûresini; Bakara sûresinin ilk dört âyetini; ortasından iki âyeti: 'Ve ilâhukum ilâhun vahid...'; Âyetel-kürsî'yi; (Bakara'nin) sonundan üç âyeti; Âli İmrân'dan bir âyeti ki bu, sanırım 'Şehidellahu ennehu Lâ ilahe illâ huve'Ğir, A'râf' tan 'Inne Rabbekümüllahillezî' ile başlayan âyet; Müminûn süresindeki 'Ve men yed'u maallahi ilahen ahar' ile başlayan âyet; Cin sûresinden 'Ve ennehu. teâlâ ceddu Rabbi-nâ' ile başlayan âyet; Saffat sûresinin ilk on âyeti; Haşr sûresinin son üç âyeti; Kul huvallahu Ehad ve Muavvizeteyn'i okuduğunu duydum. Okumayı bitirince, adamın hiçbir şeyi kalmadı, kendine geldi ve bunalımı geçip iyileşti." [İbn Mâce zayıf bir senedle.]
7583-  Hârice bin es-Salt et-Temimî, amcası radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sel-lem'den ayrılıp bir arap kabilesinin yanına vardık.
Dediler ki: 'Duyduğumuza göre siz o adamın (Peygamber'i kastediyorlar) yanından gelmişsiniz ve bize bir haber getirmişsiniz. Sizin yanınızda bir ilâç ya da rukye var mıdır? Bizde zincirlerle bağlı bir akıl hastası vardır. 'Evet vardır' dedik.
Adamlar hemen gidip zincire vurulan akıl hastasını getirdiler, Ben de üç gün sabah akşam ona Fâtiha'yı okudum. Tükürüklerimi ağzımda topluyor sonra tükürüyordum. Adam bağlarından çözülür gibi ayağa kalktı ve kendine geldi. Bana ücret vermek istediler. 'Olmaz, Peygamber'e sormadıkça almanı' dedim. Şöyle buyurdu: 'Ye! Hayatım hakkı için. Ruk-yeden alınan ücret batıldır, yenmez; ancak sen Hak olan bir rukye icra etmişsin, onun için yiyebilirsin'." [EbûDâvud]
7584- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ayrıldı, ben de ayrıldım. Namaz kıldım, sonra oturdum.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: 'İşkenbderdmi oldun? (Karnın mı ağrıyor?)' dedi. 'Evet ey Allah'ın Resulü!' dedim. 'Kalk namaz kıl! Çünkü namazda şifa vardır' buyurdu." |İbn Mâce zayıf bir senedle.]
İbnul-Kattân'ın tahrîcinde "(İşkenbderd, Farsça) Karnın mı ağırıyor? (demektir)" şeklinde geçmektedir.
7585- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim, eceli gelmeyen bir hastayı ziyaret edip de yedi kere: 'Es'elu lillahil-Azîm. Rab-bi't-Arşi'l-Azim en yeşfiyeke (=Büyük Arş'in sahibi olan Büyük Allah'tan sana şifa vermesini dilerim.)' derse mutlaka Allah onu iyileştirir." [Ebû Dâvud ve Tirmizî]
7586- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Göz değmesi (nazar) haktır. Eğer kaderi
bir şey geçseydi göz değmesi onu geçerdi. (Bu maksatla) yıkanmanız talep edilirse yıkanınız!" [Müslim ve Tirmizî]
7587- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "(Asr-ı seâdette) nazar edene emredilir, abdest alırdı, sonra onun suyu ile kendisine nazar değen kişi yıkanırdı." [Ebû Dâvud]
7588-  Muhammed bin Ebû Ümâme bin Sehl bin Hanîf radiyallahu anh'dan, o babasından şöyle duymuş:
"Babam Sehl bin Hanîf Harrâr denilen yerde yıkandı. Daha yıkanmadan önce üstündeki cübbeyi çıkarmıştı. Bu sırada Amir bin Rabîa ona bakıyordu. Sehl çok beyaz tenli bir adamdı. Cildi de oldukça güzeldi. Âmir dedi ki: 'Bugün gördüğüm cilt kadar güzel bir cildi hiç görmedim; sanki çadıra çekilmiş bakire kız gibi.' Hemen Sehl olduğu yerde çakılıp kaldı ve titremeye başladı.
Onun o halini Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e bildirdiler. 'Başım kaldıramıyor' dediler. Sehl gönüllü olarak orduya yazılmıştı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e dediler ki:
'Ey Allah'ın Resulü! O, seninle galiba gidemeyecek, vallahi başım bile kaldıramıyor.' 'Onunla ilgili olarak herhangi bir kimseyi İtham ediyor musunuz?' buyuranca 'Amir bin Rabîa('nm nazarı değmiştir)' dediler. Onu çağırtıp, kendisine kızıp şöyle bağırdı: 'Niçin biriniz kardeşini (böyle) öldürüyor. Gördüğün zaman ona 'Bârekellahu' demen gerekmez miydi? Haydi onun için azalarını yıka.1' emrini verdi. Bunun üzerine Âmir yüzünü, ellerini, kollarını, dizlerini, ayaklarının uçlarını ve bedevinin peştemalinin içinde kalan kısmını içini bir kap içinde yıkadı. Sonra bir adamın bu suyu onun (Sehl'in) üzerine arkasından döktü. Sehl anında iyileşip ayağa kalktı."
Diğer rivayette: "Sehl, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber yürüdü gitti, üstünde herhangi bir rahatsızlığı kalmadı" diye geçer.
7589- Câbir radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ümmetimin çoğu, Allah'ın Kitabı, kazası ve kaderinden sonra, (enfüsten) na: ardan dolayı Ölür." [Bezzâr.]
Dedi ki: "Hadisin metnindeki "enfus"ün anlamı "nazar" demektir.
7590- Ali radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, tarlalara kafataslarının dikilmesini emretti.
Dedim ki; 'Bu ne içindir, ey Allah'ın Resulü?'
'Nazar için buyurdu." [Bez/İr zayıf bir senedle.]
7591- Câbİr radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Akşam olup karanlık basınca, çocuklarınızın dışarı çıkmalarına engel olun! Çünkü^o saatlerde şeytanlar faaliyete geçerler. Gecenin bir kısmı geçince (karanlık iyice bastırınca) onları bırakın! (Geceleyin) kapınızı kapatıp, besmele çekin! (Yiyecek ve içecek) kaplarının üstünü bir şey ile dahi olsa örtüp, besmele çekin."
7592- Diğer rivayet:
"Yemek ve içeceklerinizin üstünü örtün!"
7593- Diğer rivayet:
"Kapların üstünü örtün, tulumların başını bağlayın, kapıyı kapatın, kandilleri söndürün. Çünkü şeytan, bağlı tulumu çözemez, (kapalı) kapıyı ve örtülü kabı da açamaz."
(Altı hadis İmamı, Nesâî hariç.)
7594- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Horoz ötüşünü duyduğunuz zaman Allah'in fazlından isteyin! Çünkü o, meleği görmüştür. Eğer eşeğin anırmasını duyarsanız, şeytandan Allah'a sığının! Çünkü o, şeytanı görmüştür." [Buharı, Müslim, Tirmizî ve Ebû Dâvud.]
7595-  Onun (Ebû Davud'un) Câbir'den rivayeti: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Gece, köpek havlaması ve eşek anırmasını duyarsanız, Allah'a sığının, çünkü onlar sizin göremediklerinizi görürler."


UĞURSUZLUK, FAL, KÖTÜMSERLİK VE HASTALIĞIN BULAŞMASINDAN KORKMAK
7596- Bureyde radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hiçbir şeyi uğursuz saymazdı. Bir memur gönderdiği zaman ismini sorardı, (adından) hoşladığında sevinirdi. Bu sevinç mübarek yüzünde görülürdü. Eğer isminden hoşlanmazsa, hoşlanmadığı yüzünden beli olurdu." Bİr kasabaya girdiği zaman, adını sorardı. Eğer isminden hoşlanırsa sevinir ve bu sevinci yüzünden anlaşılırdı. İsminden hoşlanma-mışsa, hoşlanmadığı da yüzünden belli olurdu. [Ebû Dâvud]
7597- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir kelime duydu, beğendi ve şöyle buyurdu: 'Falını (uğurunu) senin ağzından aldık'."
|İkisi de Ebû Davud'a aittir.]
7598- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir ihtiyacı için (yola) çıktığı zaman etraftan: 'Ey Râşid, ey Necîh!' sözcüklerini duymaktan hoşlanırdı." [Tirmizî]
7599- Urve bin Âmir el-Kureşî radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında uğursuzluktan bahsedildi. Şöyle buyurdu: 'Onun en iyisi fe'ldir. (Uğursuzluk inancı) tnüslümam yoldan çıkarmaz. Sizden biriniz hoşlanmadığı bir şey görürse, şöyle desin: 'Allahım! İyilikleri senden başka kimse ihsan etmez. Kötülükleri de ancak sen önlersin. Güç ve kuvvet ancak sendendir'."
[Ebû Dâvud]
7600- İbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Uğursuz saymak şirktir. Uğursuz saymak şirktir. Uğursuz saymak şirktir. İçimizden bunu kalbinden geçirmeyen yoktur; ancak Allah böyle bir duyguyu, kendisine edilecek tevekkül İle giderir. |Tirmizîve aynı lafızla Ebû Dâvud.]
Tirmizî dedi ki: Muhammed bin İsmaîl (el-Buhârî)'yi Süleyman b. Harb'tan naklen şöyle söylediğini işittim:
"Bunu içimizden geçirmeyen yoktur. Ne var ki Allah, bu duyguyu tevekkül ile giderir" sözü kanaatimce İbn Mes'ûd'a aittir."
7601- İbn Amr bin el-Âs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kimi uğursuz sayması işinden alıkoyar-sa, Allah'a sirk koşmuş olur."
Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü! Bunun keffâreti nedir?" Şöyle buyurdu:
"Birinizin şöyle demetidir: 'Allahım! Senin hayrından başka hiçbir hayır yoktur. Senin uğurundan başka hiçbir uğur da yoktur. Senden başka hiçbir ilah yoktur'."
[Ahmed ve Taberânî, Mu'cemu'l-Kebir'de.]
7602- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Hastalık bulaşması ve uğursuzluk diye bir şey yoktur. (Uğursuzluk) ancak üç şeyde olur: At, kadın ve ev."
7603- Diğer rivayet:
"Eğer. uğursuzluk olursa, ancak ev, kadın ve atta olur."
7604- Ahmed, Ebû Hassân'dan benzerini rivayet etti: Onda şöyle geçmektedir:
Âişe dedi ki: Muhammed'e Kur'ân'ı indirene yemin ederim ki bunu, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem asla söylememiştir. O sadece: 'Bunu cahiliye ehli söylerdi. Çünkü bazı şeyleri onlar uğursuz sayarlardı' demiştir."
7605- Diğer rivayet:
"Cahüİye ehli şöyle derdi: Uğursuzluk evde, kadında ve hayvanda olur."
Sonra Âişe şunu okudu: "Yerde ve kendilerinizde basınıza gelen hiçbir şey yoktur ki, biz onu yaratmadan önce Kitâb'da olmasın." (Hadîd, 22)
7606-   Hakîm bin Muâviye radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Uğursuzluk (ve kötümserlik) yoktur. Uğur ancak evde, kadında ve atta olur."
|Tirmizî]
7607- Câbir radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ne hastalık bulaşması, ne de safer (karın yılanı tahayyülü) ve ne de gül (denilen çöl cini) vardır." [Müslim]
7608- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ne hastalık geçme korkusu ve hayali, ne de safer (karın yılanı hayali) ve ne de hâme (kuştan zarar gelme ve uğursuzluk hayali) vardır." Bir bedevi dedi ki:
"Ey Allah'ın Resulü! Kumda ceylan gibi olan develerimizin arasına uyuz bir deve gelip katılıyor ve onları uyuzlaştınyor. Buna ne dersiniz?" Cevap verdi: "Peki (uyuzu) birincisine kim sirayet ettirdi."
7609- Ebû Seleme'ye ait diğer rivayet: Sonradan Ebû Hureyre'nin şöyle dediğini duydum:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Hasta develeri olan kimse sağlam develeri olan kimse üzerine uğramasın!"
Böylece Ebû Hureyre, ilk rivayet ettiği (Sirayet yok...) hadisi(ne) ters düşmüş oldu. Bunun üzerine ona dediler ki:
"Hastalık geçmesi sözkonusu değildir" mealinde hadisi rivayet eden sen değil miydin?" (Ebû Hureyre) Habeş dilinde bir şeyler söyleyerek cevap verdi.
Ebû Seleme dedi ki: "Ben Ebû Hureyre'nin bundan başka eski söylediklerinden herhangi bir hadisi unuttuğunu bilmiyorum."
7610- Diğer rivayet:
"(Ebû Seleme dedi ki:) Ebû Hûreyre mi unuttu, yoksa hadislerin biri diğerini mi nes-hetti, bilmiyorum."
7611- Diğer rivayet:
"Ne hastalık bulaşması (sirayeti), ne bir şeyi uğursuz saymak, ne (baykuş gibi uğursuz kus tahayyülü) haine ve ne de (karın kurdu hayali olan) safer vardır. Ancak, cüzzamlıdan arslandan kaçar gibi kaç!"
[Buhârî, Müslim ve Ebû Dâvud.]
7612- Katan bin Kabîsa radiyallahu anh'-dan, o da babasından:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kus falı, uğursuz sayma ve tark (çakıl falı) sihirdendir." |Ebû Dâvud]
7613- Enes radiyallahu anh'dan:
Bir adam dedi ki: "Biz bir yurttaydık, hem nüfusça kalabalıktık, hem de çok malımız vardı. Sonra oradan başka bir yere göçtük, hem nüfusumuz azaldı ve hem de malımız." Şöyle buyurdu: "Orayı mezmûm olarak bırakın!" [İkisi de Ebû Davud'a ait.]
7614- Bezzâr, Ömer'den benzerini nakletti: Onda şöyle geçmektedir: "Ey Allah'ın Resulü! Orayı nasıl bırakalım?" Şöyle buyurdu: "Orayı satın ya da hibe edin!
7615- İbn Atiyye'den:
(Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ne hastalık bulaşması, ne uğursuz kuş tahayyülü ve ne de karın kurdu tahayyülü vardır. Hastalıklı lıayvan sağlıklı hayvanların arasına karıştırılmasın. Sağlıklı hayvan dilediği yerde dolaşıp otlayabilir." Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü! Bu neden böyledir?" Şöyle buyurdu: "Çünkü hastaları sağlamlara karıştırmak zarar getirir." |Mâlik]
7616- Şerîd bin Süveyd radiyallahu anh'dan:
"Sakif delegesinin içinde cüzzamlı biri vardı. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem ona 'Haydi sen dön, biz senin biatim kabul ettik' diye haber gönderdi." [Nesâî]
Derim ki: (Müellif) bunu "yiyecekler" bölümünde daha Önce tahrîc etmiş ve orada kaynak olarak yalnız Müslim'i göstermiştir.
7617- İbn Abbas radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Cüzzamlılara sürekli bakmayın (alınırlar)." [ÎbnMâce]


YILDIZLAR, SİHİR VE KÂHİNLİK
7618- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Allah'ın zikrettiğinden başka her kim yıldızlar ilminden bir bab iktibas ederse sihirden bir parça iktibas etmiş olur. Müneccim kâhindir. Kâhin ise sihirbazdır. Sihirbaz ise kâfirdir." [Rezîn.J
Ebû Dâvud ise hadisin bir bölümünü tah-rîc etti.
7619-  Zeyd bin Hâlid radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bize Hudeybiye'de, gece yağan yağmurun ardından sabah namazı kıldırdı. Namazı bitirip bize dönerek şöyle buyurdu: 'Ey cemaat, Rabbiniz ne dedi biliyor musunuz?'"
'Allah ve O'nun Resulü bilir' dediler. 'Şöyle buyurdu' dedi:
'Kullarımdan bir kısmı bana inanmış, bir kısmı ise inkâr etmiş olarak sabahladı.
'Allah'ın fazlı ve rahmetiyle bize yağmur yağdı' diyenler bana inanmış ve yıldızlan inkar etmiş oldu. 'Falan falan yıldız sayesinde bize yağmur yağdı' diyenler beni inkâr etmiş oldu. Yıldızlara da inanmış oldu'."
(Tirmizî hariç, allı hadis imamı.]
7620- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Allah Teâlâ buyurdu: Kullarıma bir nimet verdiğim zaman mutlaka onların bir kısmı onu inkar etmişlerdir; çünkü onlar derler ki: '(Bu nimet) yıldız sayesinde (geldi)'."
[Müslim ve Nesâî]
7621- Malik:
"Ebû Hureyre, sabah olup da insanlar yağmurla karşılaşınca, 'Rabbimiz bize yağmur göndermiş' der ve sonra şu âyeti okurdu: 'Allah'ın insanlara verdiği rahmeti önleyebilecek hiçbir güç yoktur'." (Fâtir, 2)
7622- Katâde radiyallahu anh'dan, dedi ki: "Allah şu yıldızları üç şey için yarattı; göğün süsü için, (dinleme hırsızlığı yapan) şeytanları kovalamak için; yolculara yol göstermek için. Kim yıldızları bunun dışında yo-rumlarsa, bahtında yanılmış olur. Nasibini yitirmiş olur. Kendisini ilgilendirmeyen şeyleri kendine dert etmiş olur. Peygamberler ve meleklerin dışında kimsenin bilmediği şeylerle beyhude iştigal etmiş olur." |Rezîn]
(Müellif) Derim ki: Bunu Buhârî, "Kimsenin bilmediği" ibaresine kadar, (Sahîh'inde) Bed'ul-halk (3, IV, 74) bölümünde nakletti.
7623- Abbâs radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile
Medine'den çıktım. Sonra ona (Medine'ye) dönüp baktı ve şöyle buyurdu: 'Eğer onları yıldızlar saptırmazsa, Allah bu ülkeyi şirkten tertemiz eder'." [Ebû Yâ'lâ, Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr vel-Evsat'ta leyyin bir senedle.]
7624- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim bir düğüm bağlayıp, da sonra ona üf-lerse, sihir yapmış olur. Kim de sihir yaparsa Allah'a sirk koşmuş olur. Kim de üzerine bir şey takarsa ona havale edilmiş olur," [Nesâî.]
7625-  İbn Abbâs radiyallahu anh'dan, o da Ensâr'dan bir sahabîden:
"Onlar bir gece Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber otururlarken, bir yıldız kaydı ve ortalığı aydınlattı. Onlara sordu: 'Siz cahiliyede böyle yıldız atılmasına (kaymasına) ne derdiniz?'
'Allah ve Resulü daha iyi bilir. Ancak biz cahiliyette böyle bir olayda şöyle derdik: 'Galiba büyük bir adam doğdu. Ya da büyük bir adam Öldü." Bunun üzerine şöyle buyurdu: 'O ne bir adamın doğumuna ve ne de bir adamın ölümüne kaymaz. Lâkin Rabbimiz Teâla bir şey takdir ettiği zaman, Arş' in taşıyıcıları olan melekler) teşbih eder Sonra bunları takiben gelen sema ehli teşbih eder. Nihayet teşbihler dünya seması ehline kadar ulaşır. Sonra Arş'in taşıyıcıları takip edenler Arş'in taşıyıcılarına sorarlar: 'Rabbiniz ne dedi?' Onlar da Rablerinin ne dediğini onlara bildirirler. Göklerin ehilleri birbirlerine sora sora nihayet bilgi bu dünya seması ehline ulaşır. Cinler gizlice kulak verir ve bu haberi dostlarına iletirler, (Ancak bu esnada yıldızla) taşlanırlar Aldıkları gibi hiç saptırmadan onlardan gelen haber doğru olur. Ne var ki onlar o haberi aktarırlarken kendilerinden de yalan bir şeyler ilave edip Öyle aktarırlar'," [Müslim ve Tirmizî]
7626- Aişe radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e kâhinler hakkında sordular; 'Onlar hiçbir şey değildir' buyurdu. Dediler ki:
'Ey Allah'ın Resulü! Onların bazen söyledikleri doğru çıkmaktadır.'
'Bu doğru olan sözdür. Cin onu kapıp dostunun kulağına söyleyiverir. Ne var ki onunla birlikte yüz tane de yalan katar'."
7627- Diğer rivayet:
"Dostunun kulağına tavuğun gıdaklaması gibi gıdaklar."
7628- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e
büyü yaptılar. Öyle ki yaptığı bir şeyi yapmadı diye tahayyül etti. Hatta (sihre maruz kaldıktan sonra) bir gün benim yanımdayken Allah'a dua etti. Sonra tekrar dua etti. Sonra dedi ki: 'Biliyor musun ey Aişe? Allah bana sorduğum hususta malumat verdi.'
'Hangi hususta ey Allah'ın Resulü?' diye sorduğumda şöyle buyurdu:
'Bana iki kişi gelip biri başucumda, diğeri ayakucumda oturdu; biri arkadaşına sordu:
'Adamın sancısı nedir'
'O'na büyü yapmışlar.'
'O'na kim büyü yapmış?'
'Zurayk oğullarında olan Yahudi Lebîd bin el-A'sam yapmış.'
'Hangi şey ile yapmış."
'Bir tarak kıl döküntüsü ve erkek hurma tomurcuğunun kapçığı ile.'
'Peki şimdi o, nerededir?'
'Zî Ervân kuyusunda.'
Râvilerden biri: "Zervan'ın kuyusunda" olarak rivayet etti. Zervân, Zuraykoğullannda bulunan bir kuyudur.
Ondan sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem birtakım ashâbla o kuyuya gitti. Ona bir baktı üzerinde kuyudan beslenen hurma ağaçlan vardı. Sonra Aişe'ye dönüp dedi ki:
'Ey Aişe! Vallahi sanki kuyunun suyu kına katılmış (bulanık bir) su gibi idi. Hurma ağaçlarının başları da sanki şeytanların başı gibi idi.'
Dedim ki: 'Ey Allah'ın Resulü! Onu oradan çıkarsaydın.'
'Hayır. Allah bana şifa ihsan edip iyileştirdi, insanlara bir kötülük getirmesinden korktum.' Sonra emretti o (kuyunun üzeri toprakla kapatılmak suretiyle) gömüldü."
7629- Diğer rivayet:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e büyü yaptılar, hatta kadınlara yaklaşmadığı halde yaklaştığını zannetmeye başladı." Benzerini nakletti.
Ayrıca onda şöyle geçer: "Büyü yapan, yahudi müttefiki ve dostu olan Zuraykoğulla-rından bir adamdı. Ayrıca o adam münafık İdi." [Buhârîve Müslim]
7630-  Zeyd bin Erkam radiyallahu anlı'-dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e yahudilerden bir adam büyü yaptı. Bu yüzden birkaç gün rahatsızlaştı. Cibril ona gelip şöyle dedi: 'Sana yahudilerden bir adam büyü yaptı, düğümler bağlayıp falan kuyuya attı.' Hemen Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, bir adam gönderip onu oradan çıkarttı ve eliyle onu çözüverdi. Ondan sonra bağlardan çözülmüş gibi dimdik ve dinç olarak ayağa kalktı. Bu olayı o (sihri yapan) yahudiye anlatmadı ve yüzüne vurmadı." [Nesâî]


TAHRİC
==========================================
7473- Bu hadisi Ebû Dâvud (3869), Ubeydullah b. Ömer b. Meysere an Abdillah b. Yezîd an Saîd b. e. Eyyûb an Şurahbîl b. Yezîd el-Muâfirî an Abdirrahman b. Râfi' et-Ten?hî an İbn Amr senedi ile tahrîc etti.
7474- Bu hadisi Tirmizî (2055), Muh. b. Beşşâr an Abdirrahman b. Mehdî an Süfyân an Mansûr an Mücâhid an Affân b. el-Muğîre b. Şu'be an ebîhî senedi ile tahrîc etti ve "hasen sahîh" hükmü verdi.
7475- Bu hadisi Tirmizî (2040) ve İbn Mâce (2444), Bekr b. Yûnus b. Bukeyr an Mûsâ b. Alî b. Rebâh an ebîhî an Ukbe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü verdi.
7476- Bu hadisi Buhârî (mağâzî 83, V, 143; tıb 21/1, VII, 17), Alî b. Abdillah an Yahyâ b. Saîd an Süfyân an Mûsâ b. e. Âişe an Ubeydillah b. Abdillah b. Utbe an İbn Abbâs ve-Âişe senedi ile tahrîc etti.
7477- Bu hadisi Ebû Dâvud (3874), Muh. b. Ubâde an Yezîd b. Hârûn an İsm. b. Ayyâş an Sa'lebe b. Müslim an Ebî İmrân el-Ensârî an Ümmi'd-Derdâ an Ebî'd-Derdâ' senedi ile tahrîc etti.
7478- Bu hadisi Ebû Dâvud (3855) ve Tirmizî (2038), Ziyâd b. Alâka an Usâme asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Tirmizî "hasen sahîh" hükmü verdi.
7479- Râvilerinden Muh. b. Seyyâr, sadûk bir râvi olmakla birlikte birkaç imam tarafından zayıf addedilmiştir. Diğer râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 85).
7480- Râvileri, Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 86).
8481- Râvilerinden Yahyâ b. Abdillah el-Bâbeltî zayıf bir râvidir (Mecma‘ V, 86).
7482- Bu hadisi Ebû Dâvud (3867), Osmân b. e. Şeybe an Ah. b. İshâk an Abdillah b. Tâvus an ebîhî an İbn Abbâs senedi ile tahrîc etti.
7483- Bu hadisi Ebû Dâvud (3856) ve Tirmizî (2037), Fuleyh b. Sül. an Eyyûb b. Abdirrahman b. Sa'sa'a el-Ensârî an Ya'k?b b. e. Ya'k?b an Ümmi'l-Münzir asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî, isnâdı hakkında "ceyyid garîb" hükmü verdi.
7484- Bu hadisi Buhârî (cihâd 85, III, 229; 163, IV, 26; vudû' 72, I, 66; mağâzî 24/3, V, 38; tıb 27, VII, 19) ve Müslim (cihâd 101-3, s. 1416), Ebû Hâzım an Sehl asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7485- Bu hadisi Buhârî (nikâh 123, VI, 162) ve Tirmizî (2085), Süfyân b. Uyeyne an Ebî Hâzım an Sehl asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7486- Bu hadisi Ebû Dâvud (3857), Mûsâ b. İsm. an Hammâd an Muh. b. Amr an Ebî Seleme an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
7487- Bu hadisi Ebû Dâvud (3859), el-Velîd an İbn Sevbân an ebîhî an Ebî Kebşe asl-ı senedi ile tahrîc etti.
7489- Bu hadisi Ebû Dâvud (3863), Müslim b. İbr. an Hişâm an Ebî'z-Zübeyr an Câbir senedi ile tahrîc etti.
7490- Bu hadisi İbn Mâce (3487-8), ayrı ayrı Muh. b. Hucâde ve Saîd b. Meymûn an Nâfi' asl-ı senedi ile tahrîc etti.
İbnü'l-Cevzî, el-Vâhiyât adlı eserinde "Bütün tariklerine rağmen sahîh değildir" (Feyd III, 405).
7491- Bu hadisi Tirmizî (2051), Abdülkudd?s b. Muh. an Amr b. Âsım an Hemmâm ve Cerîr b. Hâzım an Katâde an Enes senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü verdi.
7492- Bu hadisi Ebû Dâvud (3860), Müslim b. İbr. an Cerîr b. Hâzım an Katâde an Enes senedi ile tahrîc etti.
7493-7497- Bu metinlerin tümünü Tirmizî (2053), tek bir senedden tahrîc etmiştir: Abd b. Humeyd ani'n-Nadr b. Şumeyl an Abbâd b. Mansûr an İkrime an İbn Abbâs. Daha sonra isnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü vermiştir.
7498- Bu hadisi Ebû Dâvud (3861), er-Rebî' b. Nâfi' an Saîd b. Abdirrahman an Süheyl an ebîhî an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
7500- Bu hadisi Ebû Dâvud (3862), Mûsâ b. İsm. an Bekkâr b. Abdilazîz an Keyse binti ebî Bekre senedi ile tahrîc etti.
7502- Râvilerinden Mesleme b. Alî el-Huşanî zayıftır (Mecma‘ V, 93).
7503- Râvilerinden Mesleme (ya da Müslim) b. Sâlim el-Cühenî zayıf bir râvidir (Mecma‘ V, 93).
7504- Bu hadisi Müslim (selâm 71, s. 1729-30), Nasr b. Alî an ebîhî an Abdirrahman b. Sül. an Âsım b. Ömer senedi ile tahrîc etti.
7505- Bu hadisi Ebû Dâvud (3858), Muh. b. el-Vezîr an Yahyâ b. Hassân an Abdirrahman b. ebî'l-Mevâlî an Fâid mevlâ Ubeydillah b. Ali b. e. Râfi' an Ubeydillah b. Ali an ceddetihî Selmâ senedi ile tahrîc etti.
7506- Bu hadisin râvilerinden Heyyâc b. Bistâm zayıftır (Mecma‘ V, 94).
7507- Bu hadisi Müslim (selâm 74, s. 1730), Bişr b. Hâlid an Muh. b. Ca'fer an Şu'be an Süleymân el-A'meş an Ebî Süfyân an Câbir senedi ile tahrîc etti.
7508- Bu hadisi Müslim (selâm 73, s. 1730) ve Ebû Dâvud (3864), el-A'meş an Ebî Süfyân an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7509- Muvattâ', ayn 13, s. 944.
7510- Bu hadisi Tirmizî (2050), Humeyd b. Mes'ade an Yezîd b. Zurey' an Ma'mer ani'z-Zührî an Enes senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü verdi.
7511- Râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 98).
7512- Râvilerinden Zem'a b. Sâlih, çoğunluğa göre zayıf bir râvidir (Mecma‘ V, 98).
7513- Bu hadisi Mâlik (ayn 14, s. 944), an Nâfi' an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.
7514- Bu hadisi Buhârî (tıb 26/2, VII, 19), Ârım an Hammâd an Eyyûb an Ebî Kılâbe an Enes senedi ile tahrîc etti.
7515- Bu hadisi Ahmed (VI, 170), Huşeym an Muğîre an İbrâhîm an Âişe senedi ile tahrîc etti. Râvileri Sahîh ricâlindendir, ancak İbrâhîm, Âişe'ye ulaşamamıştır.
7516- Bu hadisi Buhârî (tıb 4, VII, 12; 24, VII, 18), Müslim (selâm 91, s. 1736-7) ve Tirmizî (2082), Katâde an Ebî'l-Mütevekkil an Ebî Saîd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7519- Bu hadisi İbn Mâce (3450), Mahmûd b. Hidâş an Saîd b. Zekeriyyâ ani'z-Zübeyr b. Saîd an Abdilhamîd b. Sâlim an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
Buhârî'ye göre Abdülhamîd ile Ebû Hureyre arasında kopukluk vardır.
7520- Bu hadisi Buhârî (tıb 7/2, VII, 13-4), Müslim (selâm 88, s. 1735-6) ve Tirmizî (2041), ez-Zührî an Ebî Seleme an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7521- Bu rivayeti Tirmizî (2070), Muh. b. Beşşâr an Muâz an ebîhî an Katâde an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
7522- Bu hadisi Buhârî (tıb 7/1, VII, 13), Abdullah b. e. Şeybe an Ubeydillah an İsrâîl an Mansûr an Hâlid b. Sa'd an İbn e. Atîk senedi ile tahrîc etti.
7523- Râvilerinden Yahyâ b. Saîd el-Attâr zayıf bir râvidir (Mecma‘ V, 87).
7524-7525- Bu hadisi Buhârî (at'ime 43, VI, 213 tıb 52/1-2, VII, 30-1; 56/2, VII, 32-3), Müslim (eşribe 154-5, s. 1618-9) ve Ebû Dâvud (3876), Hâşim an Âmir b. Sa'd b. e. Vakkâs an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7526- Bu rivayeti Ebû Dâvud (3875), İshâk b. İsmaîl an Süfyân an İbn e. Necîh an Mücâhid an Sa'd senedi ile tahrîc etti.
7527- Bu hadisi Müslim (eşribe 156, s. 1619), İsmaîl b. Ca'fer an Şerîk b. e. Nemir an Abdillah b. e. Atîk an Âişe senedi ile tahrîc etti.
7528- Bu hadisi İbn Mâce (3456), Muh. b. Beşşâr an İbn Mehdî ani'l-Muşmail b. İyâs el-Müzenî an Amr b. Süleym an Râfi' b. Amr senedi ile tahrîc etti.
Sindî, bu kitabın Zevâid'inde "isnâdı sahîhtir, râvileri güvenilir kimselerdir" demiştir.
7529- Râvilerinden Saîd b. Süveyd zayıf bir kimsedir (Mecma‘ V, 40).
7530- Bu hadisi İbn Mâce (3443), Abdurrahman b. Abdilvehhâb an Mûsâ b. İsm. an İbni'l-Mübârek an Abdilhamîd b. Seyfî an ebîhî an ceddihî Suheyb senedi ile tahrîc etti.
Sindî, bu kitabın Zevâid'inde "isnâdı sahîhtir, râvileri güvenilir kimselerdir" demiştir.
7531- Bu hadisi Tirmizî (2068), Muh. b. Beşşâr an Muâz b. Hişâm an ebîhî an Katâde an Şehr b. Havşeb an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen" hükmü verdi.
7532- Bu hadisi Tirmizî (2054), Fâid mevlâ li-âli Ebî Râfi' an Alî b. Ubeydillah an ceddetihî Selmâ asl-ı senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü verdi.
7533- Bu hadisi Tirmizî (2081), Muh. b. Beşşâr an Muh. b. Bekr an Abdilhamîd b. Ca'fer an Utbe b. Abdillah an Esmâ binti Umeys senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü verdi.
7534- Bu hadisi Buhârî (tıb 10, VII, 14; 21/2, VII, 17; 26/1, VII, 19), Müslim (selâm 86-7, s. 1734-5) ve Ebû Dâvud (3877), ez-Zührî an Ubeydillah b. Abdillah b. Utbe an Ümmi Kays asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7536- Bu hadisi Tirmizî (1757, 2048), Abbâd b. Mansûr an İkrime an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü verdi.
7537- Bu hadisi Mâlik (ayn 16, s. 945), Buhârî (tıb 28/3, VII, 20), Müslim (selâm 81, s. 1732) ve Tirmizî (2073), Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7538- Bu hadisi Buhârî (tıb 28/1, VII, 20) ve Müslim (selâm 78-80, s. 1731-2), Nâfi' an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7539- Bu hadisi Tirmizî (2084), Ah. b. Saîd el-Aşkar an Revh b. Ubâde an Merz?k Ebî Abdillah eş-Şâmî an raculîn min ehli'ş-Şâm an Sevbân senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında garîb hükmü verdi.
7540- Heysemî, isnâdında yer alan el-Mücîr b. Hârûn'u tanımadığını, diğer râvilerinin güvenilir kimselerden oluştuğunu söylemiştir (Mecma‘ V, 95).
7542-7543-7544- İlk ve üçüncü lafzı Buhârî (tıb 8/1, VII, 14; at'ime 24, VI, 205) ve Müslim (selâm 90, s. 1736), ez-Zührî an Urve an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
İkinci lafzı Buhârî (tıb 8/2, VII, 14), Ferve b. ebî'l-Mağrâ' an Alî b. Müshir an Hişâm an ebîhî an Âişe senedi ile tahrîc etti.
7545- Bu hadisi Tirmizî (2039), Ah. b. Menî' an İsm. b. İbr. an Muh. b. es-Sâib b. Bereke an ümmihî an Âişe senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü verdi.
7546- Bu hadisi Tirmizî (2078), Muh. b. Beşşâr an Muâz b. Hişâm an ebîhî an Katâde an Ebî Abdillah an Zeyd senedi ile tahrîc etti ve "hasen sahîh" hükmü verdi.
7547- Bu rivayeti Tirmizî (2079), Recâ b. Muh. an Amr b. Muh. b. e. Rezîn an Şu'be an Hâlid el-Hazzâ' an Meymûn Ebî Abdillah an Zeyd senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen garîb sahîh" hükmü verdi.
7549- Râvilerinden Muh. b. Mahled er-Ruaynî zayıftır (Mecma‘ V, 87).
7550- Bu hadisi Ahmed (III, 219), Muh. b. Abdillah el-Ensârî an Hişâm b. Hassân an Enes b. Sîrîn an Enes senedi ile tahrîc etti.
7551- Râvilerinden birisinin ismi belirtilmemiştir. Diğer râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 95).
7552- Bu hadisi Müslim (eşribe 12, s. 1573), Ebû Dâvud (3873) ve Tirmizî (2046), Şu'be an Simâk an Alkame b. Vâil an ebîhî an Târık asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7553- Bu hadisi Ebû Dâvud (3870) ve Tirmizî (2045), Yûnus b. e. İshâk an Mücâhid an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7554- Abdullah b. Zeyd b. Eslem dışındaki râvileri Sahîh ricâlindendir. Bu şahıs, ihtilâflı bir râvidir (Mecma‘ V, 97).
7555- Râvilerinden birisi Abdullah b. Hirâş'tır. Bu zât, İbn Hibbân dışındaki imamlara göre zayıftır (Mecma‘ V, 99). Diğer râvileri güvenilir kimselerdir.
7556- Râvilerinden Câbir el-Cu'fî zayıftır. Ancak kimilerinde tevsîk de edilmiştir (Mecma‘ V, 99).
7557- Râvilerinden Eb?'r-Rebî' es-Sümmâr zayıftır (Mecma‘ V, 100).
7558- Bu hadisi Müslim (îmân 371-2, s. 198), iki ayrı senedden olmak üzere Muh. b. Sîrîn ve el-Hakem b. el-A'rec an İmrân asl-ı senedi ile tahrîc etti.
7559- Bu hadisi İbn Mâce (3489), Ebû Bekr b. e. Şeybe an İsmaîl b. Uleyye an Leys an Mücâhid an Akkâr b. el-Muğîre an ebîhî senedi ile tahrîc etti.
7560- Bu hadisi Ebû Dâvud (3883), Muh. b. el-Alâ an Ebî Muâviye ani'l-A'meş an Amr b. Murre an Yahyâ b. el-Cezzâr an İbn ahî Zeyneb imreeti Abdillah an Zeyneb an İbn Mes'ûd senedi ile tahrîc etti.
7561- Bu hadisi Ebû Dâvud (3868), Ah. b. Hanbel an Abdirrezzâk an Ukayl b. Ma'kil an Vehb b. Münebbih an Câbir senedi ile tahrîc etti.
7562- Bu hadisi Tirmizî (2072), Muh. b. Abdirrahman b. e. Leylâ an ësâ ahîhî an Abdillah b. Ukeym asl-ı senedi ile tahrîc etti.
7563- Bu hadisi İbn Mâce (3531), Ali b. ebî'l-Hasîb an Vekî' an Mübârek ani'l-Hasan an İmrân senedi ile tahrîc etti.
7564- Bu hadisi Müslim (selâm 64, s. 1727) ve Ebû Dâvud (3886), İbn Vehb. an Muâviye an Abdirrahman b. Cübeyr an ebîhî an Avf senedi ile tahrîc ettiler.
7565- Bu hadisi Müslim (selâm 60-3, s. 1726), dört ayrı tarikten olmak üzere İbn Cüreyc an Ebî'z-Zübeyr an Câbir ve el-A'meş an Ebî Süfyân an Câbir asl-ı senedleri ile tahrîc ettiler.
7566- Bu hadisi Tirmizî (2059), İbn e. Ömer an Süfyân an Amr b. Dînâr an Urve b. Âmir an Ubeyd b. Rifâa ez-Zurakî an Esmâ senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü verdi.
7567- Bu hadisi Tirmizî (2065), Süfyân b. Uyeyne ani'z-Zührî an Ebî Huzâme an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü verdi.
7568- Bu hadisi Müslim (selâm 57-8, s. 1725) ve Tirmizî (2056), Âsım el-Ahval an Yûsuf b. Abdillah b. el-Hâris an Enes asl-ı senedi ile;
Ebû Dâvud (3890) ise Şerîk ani'l-Abbâs b. Zerîh ani'ş-Şa'bî an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7569- Bu hadisi Buhârî (tıb 35/2, VII, 23) ve Müslim (selâm 59, s. 1725), Muh. b. el-Velîd ez-Zübeydî ani'z-Zührî an Urve an Zeyneb binti Ümmi Seleme an Ümmi Seleme asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7570- Bu hadisi Tirmizî (2075), Muh. b. Beşşâr an Ebî Âmir el-Akadî an İbr. b. İsmaîl b. e. Hubeybe an Dâvud b. Husayn an İkrime an İbn Abbâs senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında garîb hükmü verdi.
7571- Bu hadisi Buhârî (tıb 38/4-5, VII, 24), Müslim (selâm 54, s. 1724) ve Ebû Dâvud (3895), Abdurrabbih b. Saîd an Amre an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7572-7573- Lafızları Müslim'e aittir. Bu hadisi Buhârî (tıb 38/2, VII, 24) ve Müslim (selâm 46-8, s. 1722), Ebû'd-Duhâ an Mesr?k an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7574- Bu hadisi Ebû Dâvud (3885), İbn Vehb. an Dâvud b. Abdirrahman an Amr b. Yahyâ an Yûsuf b. Muh. b. Sâbit b. Kays b. Şemmâs an ebîhî an ceddihî senedi ile tahrîc etti.
7575- Bu hadisi Tirmizî (2058), Hişâm b. Yûsuf ani'l-Kâsım b. Mâlik el-Müzenî ani'l-Cerîrî an Ebî Nadre an Ebî Sâid senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü verdi.
7576- Bu hadisi Müslim (selâm 40, s. 1718), Tirmizî (972) ve İbn Mâce (3523), Abdülvâris b. Saîd an Abdilazîz b. Suheyb an Ebî Nadre an Ebî Saîd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7577- Bu hadisi Ebû Dâvud (3892), Yezîd b. Hâlid b. Mevheb an Leys an Ziyâd b. Muh. an Muh. b. Ka'b el-Kurazî an Fadâle b. Ubeyd an Ebî'd-Derdâ senedi ile tahrîc etti.
7578- Bu hadisi Mâlik (ayn 9, s. 942), Müslim (selâm 67, s. 1728), Ebû Dâvud (3891) ve Tirmizî (2080), Nâfi' b. Cübeyr b. Mut'im an Osmân asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7579- Bu hadisi Buhârî (icâre 16, III, 53, lafız buraya ait; tıb 33, VII, 22-3; 39/3, VII, 25), Müslim (selâm 65, s. 1727), Ebû Dâvud (3900) ve Tirmizî (2082), Ebû'l-Mütevekkil an Ebî Saîd asl-ı senedi ile;
Buhârî (fadâilu'l-Kur'ân 9/2, III, 103) ve Müslim (selâm 66, s. 1728), Hişâm b. Hassân an Muh. b. Sîrîn an Ma'bed b. Sîrîn an Ebî Saîd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7580- Râvilerinden Bekr b. Sehl ve şeyhi Leys'in kâtibi Abdullah b. Sâlih zayıf kimselerdir; diğer râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 109).
7581- Heysemî'ye göre isnâdı hasendir (Mecma‘ V, 111).
7582- Bu hadisi İbn Mâce (3549), Hârûn b. Hayyân an İbr. b. Mûsâ an Abde b. Sül. an Ebî Cenâb an Abdirrahman b. e. Leylâ senedi ile tahrîc etti.
Sindî, Zevâid'de diyor ki: "Ebû Cenâb, zayıftır. El-Hâkim, bunu Müstedrek'te tahrîc etti ve "Bu hadis mahf?z ve sahîhtir" demiştir.î
7583- Bu hadisi Ebû Dâvud (3896-3901), eş-Şa'bî an Hârice b. es-Salt an ammihî senedi ile tahrîc etti.
7584- Bu hadisi İbn Mâce (3458-9), Dâvud b. Ulbe an Leys an Mücâhid an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc etti.
Leys zayıf bir râvidir.
7585- Bu hadisi Ebû Dâvud (3106) ve Tirmizî (2083), Şu'be an Yezîd b. Hâlid ani'l-Minhâl b. Amr an Saîd b. Cübeyr an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî, İsnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü verdi.
7586- Bu hadisi Müslim (selâm 42, s. 1719) ve Tirmizî (2062), Vuheyb an İbn Tâvus an ebîhî an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7587- Bu hadisi Ebû Dâvud (3880), Osmân b. e. Şeybe an Cerîr ani'l-A'meş an İbr. ani'l-Esved an Âişe senedi ile tahrîc etti.
7588- Mâlik (ayn 1, s. 938), bunu doğrudan Muh. b. e. Umâme'den tahrîc etmiştir.
7589- Kendisi güvenilir bir râvi olan Tâlib b. Habîb b. Amr dışındaki râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 106).
7590- Râvilerinden el-Heysem b. Muh. b. Hafs ile Ya'k?b b. Muh. ez-Zührî zayıf kimselerdir (Mecma‘ V, 109).
7591-7593- İlk rivayeti Buhârî (bed'ul-halk 11, IV, 93, lafız buraya ait; eşribe 22/1, VI, 249-50), Müslim (eşribe 97, s. 1595) ve Ebû Dâvud (3731), İbn Cüreyc an Atâ an Câbir asl-ı senedi ile;
İkinci lafzı Buhârî (eşribe 22/2, VI, 250), Mûsâ b. İsm. an Hemmâm an Atâ an Câbir senediyle;
Üçüncü lafzı Müslim (eşribe 90, s. 1594), Leys b. Sa'd an Ebî'z-Zübeyr an Câbir asl-ı senedi ile;
Yaklaşık bir metinle Mâlik (sıfatu'n-Nebî 21, s. 928-9), Ebû Dâvud (3731) ve Tirmizî (1812), Mâlik an Ebî'z-Zübeyr asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7594- Bu hadisi Buhârî (bed'ul-halk 15/4, IV, 98), Müslim (zikr ve'd-duâ 82, s. 2092), Ebû Dâvud (5102) ve Tirmizî (3459), Kuteybe an Leys an Ca'fer b. Rabîa ani'l-A'rec an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7595- Bu hadisi Ebû Dâvud (5103), Hennâd an Abde an Muh. b. İshâk an Muh. b. İbr. An Atâ b. Yesâr an Câbir senedi ile tahrîc etti.
7596- Bu hadisi Ebû Dâvud (3920), Müslim b. İbr. an Hişâm an Katâde an Abdillah b. Büreyde an ebîhî senedi ile tahrîc etti.
7597- Bu hadisi Ebû Dâvud (3917), Mûsâ b. İsm. an Vuheyb an Süheyl an raculin an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
7598- Bu hadisi Tirmizî (1616), Muh. b. Râfi' an Ebî Âmir el-Ukadî an Hammâd b. Seleme an Humeyd an Enes senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen garîb sahîh" hükmü verdi.
7599- Bu hadisi Ebû Dâvud (3919), Vekî' an Süfyân an Habîb b. e. Sâbit an Urve b. Âmir senedi ile tahrîc etti.
7600- Bu hadisi Ebû Dâvud (3910) ve Tirmizî (1614), es-Sevrî an Seleme b. Kuheyl an ësâ b. Âsım an Zir b. Hubeyş an İbn Mes'ûd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü verdi.
7601- Bu hadisi Ahmed (II, 220), Hasan an İbn Lehîa an İbn Hubeyre an Ebî Abdirrahman el-Hubelî an İbn Amr senedi ile tahrîc etti.
İbn Lehîa'nın hadisleri hasen kabul edilmiştir.
7602-7603- Bu hadisi Mâlik (isti'zân 22, s. 972), Buhârî (cihâd 47, III, 217; nikâh 17/1, VI, 123-4; tıb 43/1, VII, 26-7; 54/1, VII, 31), Müslim (selâm 115-6, s. 1746-7), Ebû Dâvud (3922) ve Tirmizî (2824), ez-Zührî an (Hamza ve) Sâlim b. Abdillah b. Ömer an ebîhi (mâ) asl-ı senedi ile;
Buhârî (nikâh 17/2, VI, 124) ve Müslim (selâm 117, s. 1747-8), Ömer b. Muh. b. Zeyd an ebîhî an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7604-7605- Bu hadisi Ahmed (VI, 50, 240, 246), Katâde an Ebî Hassân el-A'rec an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc etti.
Heysamî'ye göre râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 104).
7606- Bu hadisi Tirmizî (2824), Alî b. Hucr an İsm. b. Ayyâş an Sül. b. Süleym an Yahyâ b. Câbir an Muâviye b. Hakîm an ammihî Hakîm b. Muâviye senedi ile tahrîc etti.
7607- Bu hadisi Müslim (selâm 108, s. 1745), Abdullah b. Hâşim b. Hayyân an Behz an Yezîd et-Tüsterî an Ebî'z-Zübeyr an Câbir senedi ile tahrîc etti.
7608-7611- İlk üç lafzı Buhârî (tıb 53-54, VII, 31), Müslim (selâm 101-5, s. 1742-4) ve Ebû Dâvud (3911) ez-Zührî an Ebî Seleme an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile;
Dördüncü lafzı Buhârî (tıb 19, VII, 17), Affân an Süleym b. Hayyân an Saîd b. Minâ an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
7612- Bu hadisi Ebû Dâvud (3907), Müsedded an Yahyâ an Avf an Hayyân b. el-Alâ an Katan b. Kabîsa an ebîhî senedi ile tahrîc etti.
7613- Bu hadisi Ebû Dâvud (3924), el-Hasan b. Yahyâ an Bişr b. Ömer an İkrime b. Ammâr an İshâk b. Abdillah b. e. Talha an Enes senedi ile tahrîc etti.
7614- Bu hadisi rivayet eden Bezzâr şöyle söylemiştir: "Bu rivayette Sâlih b. ebi'l-Ahdar hata etmiştir, doğrusu bunun Abdullah b. Şeddâd'ın mürsellerindendir. Sâlih ise zayıf olmakla birlikte hadisi yazılmış bir râvidir. Ayrıca râvilerinden Saîd b. Süfyân zayıftır (Mecma‘ V, 104).
7615- Bu hadisi Mâlik (ayn 18, s. 946), an Bükeyr b. Abdillah b. el-Eşacc an İbn Atiyye senedi ile tahrîc etti.
7616- Bu hadisi Nesâî (7590) ve İbn Mâce (3544) Hüşeym an Ya'lâ b. Atâ an Amr b. eş-Şerîd an ebîhî senedi ile tahrîc etti.
7617- Bu hadisi İbn Mâce (3543), Muh. b. Abdillah b. Amr b. Osmân an ümmihi Fâtıma binti'l-Hüseyn an İbn Abbâs senedi ile tahrîc etti.
7618- Lafız Rezîn'e aittir. Bu hadisi Ebû Dâvud (3905), İbn Mâce (3726) ve Taberânî (11278), Ubeydullah b. el-Ahnes ani'l-Velîd b. Abdillah an Yûsuf b. Mâhek an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7619- Bu hadisi Mâlik (istiskâ' 4, s. 192), Buhârî (ezân 156/2, I, 205-6; istiskâ 28, II, 23), Müslim (îmân 125, s. 83-4), Ebû Dâvud (3906) ve Nesâî (istiskâ 16, III, 165), Mâlik an Sâlih b. Keysân an Ubeydillah b. Abdillah Utbe an Zeyd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7620- Lafız Nesâî'ye aittir. Bu hadisi Müslim (îmân 126, s. 84) ve Nesâî (istiskâ 15/1, III, 164-5), İbn Vehb an Yûnus ani'z-Zührî an Ubeydillah b. Abdillah Utbe an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Müslim'de başka bir tariki daha yer almıştır.
7621- Mâlik (istiskâ 6, s. 192), bunu belâğan irâd etti.
7623- Bu hadisi Ebû Ya'lâ (6709), Ebû Kureyb ani'l-Hasan b. Atiyye an Kays an Yûnus b. Ubeyd ani'l-Hasan an Ahnef b. Kays ani'l-Abbâs senedi ile tahrîc etti.
Kays ihtilâtlı bir râvidir. Diğerleri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 116). Başka bir yerde (VIII, 114), Heysemî: "Ebû Ya'lâ'nın isnâdı hasendir" demiştir.
7624- Bu hadisi Nesâî (tahrîmu'd-dem 19, VII, 112), Amr b. Ali an Ebî Dâvud an Abbâd b. Meysere ani'l-Hasan an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
7625- Bu hadisi Müslim (selâm 124, s. 1750-1) ve Tirmizî (3224), ez-Zührî an Alî b. Hüseyin an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7626-7627- Bu hadisi Ahmed (VI, 87), Buhârî (tıb 47, VII, 28; edeb 117, VII, 123; tevhîd 57/2, VIII, 218) ve Müslim (selâm 122-3, s. 1750), ez-Zührî an Yahyâ b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7628-7629- Bu hadisi Buhârî (cizye 14, IV, 68; tıb 47, VII, 28; 49, VII, 29; 50, VII, 30; edeb 56, VII, 88) ve Müslim (selâm 43-4, s. 1720-1), Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
7630- Bu hadisi Nesâî (tahrîmu'd-dem 20, VII, 112-3), Hennâd an Ebî Muâviye ani'l-A'meş an Yezîd b. Hayyân an Zeyd b. Erkam senedi ile tahrîc etti.
Râvileri Sahîh ricâlindendir.

islam
islam