SILA-İ RAHİM'E İYİLİK BAHSİ HADİSLER

SILA-İ RAHİM'E İYİLİK BAHSİ



ANNE-BABAYA İYİ DAVRANMA
8206- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e gelip şöyle dedi:
"Ey Allah'ın Resulü!  Kendisine iyilik yapmaya kim daha lâyıktır?"
"Annen."
"Sonra kim?"
"Annen."
"Sonra kim?"
"Annen."
"Peki sonra kim?"
"Baban" buyurdu.
8207- Diğer rivayet:
"Annen, sonra annen, sonra baban, sonra yakınlık derecelerine göre diğer akrabaların." [Bııhârî ile Müslim.]
8208-   Kuleyb bin Menfaa radiyallahu anh'dan, o da dedesinden:
Dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Kime İyilik yapayım?" Şöyle buyurdu:
"Annene, babana, kız kardeşine, erkek kardeşine, yanındaki azatlına. (Bunlara iyilik etmek) üzerine vacip olan sıla-i rahmin gereğidir." [Ebu Dâvud]
8209- İbn Amr bin el-As radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e bir adam gelip şöyle dedi:
'Ey Allah'ın Resulü! Benim malım ve bir çocuğum var, babamın da malıma ihtiyacı var.'
'Sen ve malın, babana aitsiniz. Çünkü çocuklarınız en iyi kazançlarınızdandır. Bu nedenle çocuklarınızın kazançlarından yiyiniz!'" [İkisi de Ebû Davud'a aittir]
8210- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Burnu sürtülsün, burnu sürtülsün, burnu sürtülsün!"
"Kimin ey Allah'ın Resulü?" diye sorulunca, şöyle buyurdu:
"Yanında ana babası ya da onlardan biri yaşlanıp da (onların gönlünü hoş ederek) cennete giremiyen kimsenin." [Müslim]
8211- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Bir çocuk babasının hakkını, onu köle olarak bulup satın alıp azat etmedikçe ödeyemez." [Müslim, Tirmizî ve Ebû Dâvud.]
8212- İbn Amr bin el-As radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Allah'ın hoşnutluğu babanın hoşnutluğunda gazabı da babanın gazabındadır."
[Tirmizî]
8213- İbn Amr bin el-Âs radiyallahu anh'-daıı:
"Bir adam gelip, harbe katılmak için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den izin isledi.
Ona şöyle dedi:
'Annen baban yaşıyor mu?'
'Evet."
'O halde onlara hizmet etmek suretiyle ci-had et!' buyurdu." [Mâlik hariç, altı hadis İmamı.]
8214- Diğer rivayet:
"Bir adam gelip şöyle dedi: 'Hicret üzere sana biat ediyorum. Ancak ana babamı ağlar vaziyette bırakıyorum.' Şöyle buyurdu:
'Haydi dön, onları ağlattığın gibi güldür!'
8215-  Muâviye bin Câhime radiyallahu anh'dan:
Câhime şöyle dedi:
"Ey Allah'ın Resulü! Harbe katılmak istiyorum, seninle istişare etmeye geldim." Ona sordu:
"Annen var mı (yani hayatta mı)?"
"Evet."
"Onun yanından ayrılma! Çünkü cennet onun ayaklan yanındadır." [Nesâî.]
8216- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Nikâhımın altında çok sevdiğim bir kadın vardı. (Babam) Ömer ondan hoşlanmıyordu. Bana: 'Onu boşa!' dedi. Boşamadim. Gidip Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e bu durumu anlattı. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bana: 'Onu boşa!' buyurdu." [Tirmizîve Ebû Dâvud]
8217- Ebû'd-Derdâ radiyallahu anh'dan: "Bir adam ona dedi ki: 'Benim bir karım var, fakat babam onu boşamamı emrediyor.' Ebû'd-Derdâ şöyle dedi:
'Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu duydum: Baba, cennet kapılarının ortasıdır, İstersen o kapıyı kapat, istersen koru!'" [Tirmizî]
8218- Esma bint Ebû Bekr radiyallahu an-hâ'dan:
"Müşrik olan annem yanıma geldi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e sordum: 'Müşrik olan annem bana geldi, ona yardım edeyim mi?'
'Evet. Annene yardım et!' buyurdu.
[Buhârî, Müslim ve Ebû Dâvud.]
8219- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e dedi ki:
'Ey Allah'ın Resulü! Çok büyük bir günah işledim; acaba tevbe edebilir miyim?'
'Annen var mı?' buyurdu.
Hayır.
'Teyzen var mı?'
'Evet.'
'öyleyse ona bir iyilikte bulun!' buyurdu."
| Tirmizî |
8220-   Ebû Üseyd es-Sâidî radiyallahu anh'dan:
"Bir adam şöyle dedi:
'Ey Allah'ın Resulü! Annem babam öldükten sonra onlara karşı yapabileceğim bir iyilik var mıdır?'
'Evet; onlara dua etmek, onların (günahlarının) bağışlanmasını Allah'tan dilemek, verdikleri sözleri (vasiyetleri) yerine getirmek, anne-bahamn akrabalarına karsı sıla-i rahimde bulunmak, anne babanın dostlarına ikram etmek vardır' buyurdu." [Ebû Dâvud]
8221- İbn Ömer radîyallahu anh'dan: "İbn Ömer, Mekke'ye gitmek istediğinde, merkebine binerdi. Binmekten usandığı zaman, onu dinlendirirdi. Başına da sarık sarardı. Bir keresinde o, bu haldeyken bir bedevî yanından geçti ve İbn Ömer ona: 'Sen falanoğ-lu falan değil misin' dedi. Adam 'Evet' deyince, merkebini ve sarığını ona vererek 'Haydi buna bin! Bu sangı da başına sar!" dedi.
Bunun üzerine arkadaşlarından birisi ona dedi ki: 'Allah seni bağışlasın! Üstüne binip rahatladığın merkebini bedeviye verdin. Sarığını da onun başına sardın.' Şu cevabı verdi:
'Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu duydum:
iyilikler içinde en güzel, -öldükten sonra-babanın dostlarına ilgi gösterip iyilikte bulunmaktır.'
Onun babası Ömer'in (yani babamın) dostu ve arkadaşı idi."
[Ebû Dâvud, Tirmizî ve aynı lafızla Müslim.]
8222- Ömer bin es-Saîb radiyallahu anh'dan:
Ona şu haber ulaşmış:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir gün oturuyordu. Süt babası çıkageldİ. Ona hemen elbisesinin bir tarafını serdi. Süt babası onun üzerine oturdu. Sonra süt annesi geldi, elbisesinin öbür tarafının da ona serdi. O da onun üzerine oturdu. Sonra süt kaidesi geldi. Hemen Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ayağa kalktı onu önüne oturttu."
[Ebû Davud]
8223- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
Ümmü Eymen'e gitti. Ben de onunla beraber gittim.
(Ümmü Eymen) Ona içinde su bulunan bir kap verdi. Oruçlu muydu, yoksa canı mı çekmiyordu bilmiyorum -içmedi-. Bunun üzerine Ümmü Eymen ona karşı bağırıp çağırmaya ve alıp tutmaya başladı." [Müslim]
8224- Ömer bin es-Sâib radiyallahu anh'dan:
Ona şu haber ulaşmış:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Hevâzin kabilesinden bağışlamasını rica ettiği kimseler hakkında, süt annesine şefaat etme yetkisini vermiştir. Ayrıca ona ve süt babasına ikramda bulundu. Elbisesini o ikisi için serip üzerlerine oturttu." |Rezîn]
8225-' Zeyd bin Erkam radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim ana babasından birinin namına haccederse bu, (borcunu Ödemeye) kâfi getir ve semada babasının ruhuna müjdelenir. Âsi olsa bile bu .sebeple o kişi Allah katında itaatkâr olarak kayda geçer."
8226- Diğer rivayet:
"Babası için bir hac, kendisi için yedi hac (sevabı) yazılır." "Msi Rezîn'e ait.]
8227- Muâz bin nnes radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ana babasına iyilik yapana ne mutlu! Allah onun ömrünü artırsın!"
[Ebû Ya'lâ ve Taherânî, Mu'cemu'l-Kebîr'de]
8228- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e bir adam beraberinde yaşlı biri olduğu halde geldi. Ona sordu: 'Ey Fülan bu yanındaki adam kimdir?'
'Babam' deyince; 'Onun önünde yürüme! Ondan önce oturma! Onu ismi ile çağırma! Ona sövdürme!' buyurdu."
|Taberânî, Mu' cemu' I-Evsat'tu teyyilt bir senedle.]
8229- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Babalarınıza iyilik edin ki oğullarınız da size iyilik etsin. Siz kendiniz iffetli olun ki kadınlarınız da iffetli olsunlar."
|Taberânî, Mu' cemu' I-Evsat'ta]
8230- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Çocuklarınızın size iyilik etmesinde onlara yardımcı olun. (Böyle yardımcı olmayan kimse) isteyerek çocukları kendisine âsi edebilir." [Taberânî, Mu'cemû'I-Evsat'ta hafi bir senedle]


ÇOCUKLARA, AKRABAYA, YETİMLERE İYİLİK ETMEK, YOLDA (İNSANLARA) SIKINTI VEREN ŞEYLERİ KALDIRMAK VE DİĞER MESELELER
8231- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Yanıma bir kadın girdi, beraberinde iki kızı vardı. Bir şeyler istedi. Yanımda bir hurma-
dan başka yiyecek bir şey de yoktu. Hurmayı ona verdim; onu iki kızı arasında ikiye bölüp paylaştırdı. Kendisi bir şey yemedi. Sonra çıkıp gitti, derken Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem geldi ve olan biteni ona anlattım. Şöyle buyurdu: 'Kimin bu şekilde kızları olup da onlara iyilik ederse, onun bu iyiliği ona ateşe karsı bir perde olur'," [Buhârî, Müslim-ye Tiraiizîj
8232- Sürâka bin Mâlik radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Sana en güzel sadakayı bildireyim mi? Kızın (herhangi bir sebeple) sana geri çevrilmiş ve senden başka onun nafakasını temin edecek kimsesi bulunmadığında ona bakman-dir." [İbnMâce]
8233- Enes radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim, erginlik çağına erinceye kadar iki
kızı yetiştirilse kıyamet gününde o  ve ben -bunu söylerken parmaklarını bir araya getirdi- şunlar gibi oluruz" (buyurdu). [Tirmizî ve aynı lafızla Müslim.]
8234- Ebû Saîd radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim üç kıza, ya da üç kız kardeşe, yahut iki kız kardeşe, yahut iki kıza bakıp onları güzelce (eksiksiz) terbiye edip yetiştirilse sonra da onları evlendir irse, cenneti hak eder."
[Tirmizî ve aynı lafızla Ebû Dâvud.j
8235- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kimin kız çocuğu olup da onu dindin toprağa gömmez, ona ihanet etmez, erkek çocuğunu ona tercih etmezse, Allah onu mutlaka cennete koyar." [Ebû Dâvud]
8236- Avf bin Mâlik el~Eşca'î radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ben ve yanakları solmuş kadın kıyamet gününde şöyle olacağız. —Râvi Yezîd bin Zu-ray' bunu rivayet ederken orta parmakla şeha-det parmağını (birleştirerek) gösterdi- Mevki ve güzellik sahibi bu kadın kocasından dul kalmıştır. Kendini yetimlerine adamış (evlenmemiş) ve bu hal onlar evleninceye dek ya da ölünceye dek böyle devam etmiştir,"
[İkisi de Ebû Davud'a ait.]
8237-  Havle bint Hakîm radiyallahu an-hâ'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir gün kucağında, kızının (Fâtıma'nın) iki oğlundan biri olduğu halde şöyle diyerek çıktı: 'Siz, şüphesiz (insanı) cimri, korkak ve cahil kılarsınız (haktan saptırırsınız) ancak aynı zamanda Allah'ın en güzel lütuflarındansı-niz'." [Tirmizî]
8238- Saîd bin el-Âs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahÖ aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Bir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha iyi bir miras bırakamaz." |Tirmizî]
8239- Âişe radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"En iyiniz, ailesine iyi davranandır. Ben içinizde ailesine en iyi davranan kişiyim. Arkadaşınız öldüğü zaman (kusurlarını zikretmeyi) bırakın." [Tirmizî.]
8240- Sehl bin Sa'd radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ben ve yetime bakan kimse cennette böyleyiz." Bunu söylerken orta parmağı ile baş parmağım yan yana getirip sonra aralarını açarak İşaret buyurdu. (Buharı, Timıizî ve Ebû Dâvud.[
8241- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim müslümanlarm arasından bir yetimi yedirip içirirse bağışlanmayacak günahı hariç Allah onu elbette cennete koyar. " [Tîrmizi]
8242- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: "Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve
sellem'e kalbinin katılığından yakındı. Bunun üzerine şöyle buyurdu: 'Yetimin başını okşa, yoksulu doyur!'" [Ahmed]
8243- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Müslüman evlerin içinde en hayırlı ev, içinde yetime bakılan evdir. Müslümanların evlerinin içinde en kötü ev, içinde yetime kötülük yapılan evdir." |İbn Mâce, leyyin bir senedle.]
8244- Ebû Mûsâ radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Sofralarında yetim bulunduran kavmin sofrasına şeytan asla yaklaşamaz."
[Taberânî, Mu'cemtı'I-Evsat'ia.)
8245- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Bir adam yolda yürürken bir diken dalı gördü, kaldırıp onu kenara koydu bu sebeple Allah ondan memmnun oldu ve onu bağışladı."
8246- Diğer rivayet:
"(Yolda) insanlara eziyet veren bir diken dalım yoldan kaldıran kişiyi cennette gezinirken gördüm.'"
8247- Diğer rivayet:
"Hiç bir güzel ameli olmayan fakat (yalnızca) yoldan (insanlara eziyet veren) diken dalını kaldırmış olan bir adamı (gördüm)..." Benzeri rivayet. [Nesâî hariç, altı hadis imamı.]
8248- Ebû Zer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ümmetimin iyi ve kötü amelleri bana sunuldu, iyi amelleri arasında, insanları rahatsız ettiği için bir şeyi yoldan kaldırıp uzaklaştırmayı gördüm; kötü amelleri arasında ise, mescidde yere gömülmeyen tükrüğü buldum." [Müslim]
8249- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Dul kadınların ve yoksulların yardımına koşan, Allah yolunda savaşan gibidir." Râvi derki: "Sanırım ayrıca'Bıkmadan gece namazını kılan ve devamlı oruç tutan gibidir'de buyurmuştur." [Buhârî, Müslim, Tirmizî ve Nesâî.|
8250-   İbn Amr bin el-Âs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kırk haslet vardır ki, bunların en üstünü sağıp kullanmak için verilen keçidir. Kim bu hasletlerden birini sevap ümit ederek ve vaadolunan mükâfatı tasdik ederek yaparsa
Allah, mutlaka bu ameli sebebiyle onu cennete koyar."
Râvi dedi ki: "Söz konusu amellerden keçi vermek dışındaki diğerlerini selâm almak, aksırana 'Yerhamukellah' demek ve yoldan eziyet vereni kaldırmak ve benzerlerini saydık, ancak onbeşe kadar ulaşamadık."
[Buhârî ve Ebû Dâvud]
8251- Ebû Mûsâ radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Her müslümanın sadaka vermesi gerekir." Denildi ki: "Ya bulamazsa?"
"İki eliyle çalışır, kendisine harcar, hem de îasadduk eder" buyurdu.
"Bunu da yapamazsa?"
"Yorgun ve ihtiyaç sahibine bedenen yardım eder."
"Bunu da yapamazsa?"
"iyiyi ve hayrı emreder."
"Bunu da yapamazsa?" "Kötüden meneder, bu (da) bir sadakadır" buyurdu.
8252- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"İnsanın herbir azası için her gün verilmesi gereken bir sadakası vardır. İki kişi arasında adaletli davranman bir sadakadır. Hayvanına binerken kişiye yardım etmen, onu üzerine bindirmen, veya yükünü onun üzerine yüklerken yardım etmen bir sadakadır. Güzel bir söz de bir sadakadır. Namaza gitmek üzere attığın her adım bir sadakadır. Yoldan insanları takatsiz edici bir şeyi kaldırman da bir sadakadır."
8253- Hakîm bin Hizam radiyallahu anh'-dan:
"Dedi ki: 'Ey Allah'ın Resulü! Akrabalarla İlgilenmek köle azat etmek, sadaka vermek gibi cahiliyette yapmış olduğum şeylerde acaba benim için bir sevap var mıdır?'
'Eskiden yapmış olduğun hayırların sevabını kazanarak müslüman oldun' buyurdu."
8254- Diğer rivayet:
Urve dedi ki: "Hakîm, cahiliyede yüz köle azat etti. Yüz deveyi de teçhiz etti. Müslüman olduğu zaman (Allah yolunda) yüz deve verdi. Yüz tane de köle azat etti." (Hakîm) dedi ki: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e sordum: 'Ey Allah'ın Resulü! Cahiliyede yaptığım bunca iyilikler ne olacak?' Şöyle buyurdu: İyiliklerin heba olmayacak, onlarla birlikte müslüman oldun'."
8255- Diğer rivayet:
Dedim ki: "Vallahi cahiliyede ne gibi İyilikler yaptımsa İslâm'da da bırakmam, aynısını yaparım." [Buharîve Müslim.]
8256- Âişe radiyallahu anhâ'dan: Dedim ki:
"Ey Allah'ın Resulü! İbn Cüd'ân, cahili-yede akrabaya yardım eder, yoksulu doyurur idi. Bu ona fayda verecek midir?"
"(Hayır) fayda vermez, çünkü o hiçbir gün: 'Ya Rabbi! Kıyamet gününde benim günahlarımı bağışla dememiştir' buyurdu."
|Müslim|
8257- Câbir radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Küçük de olsa hiçbir iyiliği hakir görme! (Din) kardeşini güler yüzle karşılaman ve kovandan kardeşinin kabına su boşaltman bile iyilikten sayılır."
|Buhârî, Müslim ve aynı lafızla Tirmizî.|
8258- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Malum olsun ki, akşam ve sabah bol süt veren devesini, bir ev halkına, sütünden ve yününden yararlanmaları için geçici olarak bağışlayan kimsenin sevabı oldukça büyüktür." [Müslim]


SILA-İ RAHİM VE KOMŞU HAKKI
8259-  Abdurrahman bin Avf radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Allah Teâla buyurmuştur: 'Ben Allah'im. Ben Rahman'im. Rahmi ben yarattım. Ona ismimden bir isim ayırıp, taktım. Kim onunla (akrabayla) ilgisini sürdürürse, ben de onunla ilgimi sürdürürüm. Kim ondan ilgisini keserse, ben de ondan ilgimi keser, perişan ederim' ." [Tirmizî ve Ebu Davud.]
8260- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Rahm, Rahman isminden alınmadır. Allah Teâlâ şöyle buyurdu: 'Kim seninle ilgisini devam ettirirse (sıla ederse), ben de onunla ilgilenirim. Kim senden ilgisini keserse ben de ondan ilgimi keserim'."
8261- Diğer rivayet:
"Allah mahlûkatı yarattı. Yaratma İşini bitirince, rahim kalkıp Rahman'm belinden tuttu. Bunun üzerine Rahman: 'Yavaş ol!' dedi. Rahim şu cevabı verdi:
'İşte burası ilgiyi kesmekten sana sığınma makamıdır.'
'Evet; Sana ilgisini devam ettirene benim ilgimi devam ettirmeme senden ilgisini kesenle de ilgimi kesmeme razı değil misin?' buyurdu.
'Evet' dedi.
'İşte bu, sana verilmiştir' buyurdu. Sonra Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: 'İsterseniz: 'Geri dönerseniz yeryüzünde bozgunculuk yapmanız ve akrabalık bağını kesmeniz beklenmez mi sizden? ... yok-
sa kalpleri kilidi mi?' âyetini (Muhammed, 22-24) okuyunuz!'" [Buhâri ve Müslim]
8262- Âişe radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Rahm, Arş'a asılmış diyor ki: Kİm benimle ilgisini sürdürürse, Allah da onunla ilgisini sürdürsün, kim benden ilgisini keserse Allah da ondan ilgisini kessin."
[İkisi de Buhârî ile Müslim'e ait]
8263- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim, Allah'ın rızkım genişletmesini ve ömrünü uzatmasını isterse, sıla-i rahm yapsın (akrabasını ziyaret etsin)." [Buhârî]
8264- Tirmizî:
"Büyüklerinizden akrabalarınızı ve akraba ziyaretim öğrenin! Çünkü akraba ziyareti, ailede muhabbeti artırır, malı çoğaltır ve ömrü uzatır."
8265-   Cübeyr bin Mut'im radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Sılayı terkeden (akrabadan ilişkisini kesen), cennete giremez."
[Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud ve Tirmizî]
8266- Ebû Bekre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ahiretteki cezası baki kalmak üzere kişiye hemen ceza verdiren şey; dille tecavüz ve akrabadan alakayı kesmektir." [Tirmizî ve Ebû DSvuci|
8267- İbn Amr bin el-Âs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kendisiyle ilgiyi devm ettirdiğinde akraba ile ilgilenmek, gerçek ilgilenme (sıla) değildir; asıl ilgilenmek, akraba kendisinden alakayı kestiği zaman onu ziyaret edip ona ilgi göstermektir." [Buhârî, Ebu Davud ve Tirmizî]
8268- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: Bir adam şöyle dedi:
"Ey Allah'ın Resulü! Benim akrabalarım vardır; kendilerini ziyaret edip ilgilenirim. Onlar ise benimle hiç ilgilenmezler. Kendilerine iyilik yaparım onlar ise bana kötülük yaparlar. Onlara yumuşak davranırım, onlar ise bana sert (cahilce) davranırlar."
"Eğer dediğin gibi isen, galiba onları çok bıktırmışsın. Sen bu durumda olduğun sürece Allah tarafından onlara karşı daima senin yardımcın bulunacaktır." [Müslim]
8269- Amr bin el-Âs radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in gizli değil açık olarak şöyle buyurduğunu duydum:
'Ebû... ailesi -Râvi Muhammed bin Ca'fer'in kitabında Şu'be'den yapılan nakilde burası boş bırakılmış - benim dostlarım (velîlerim) değildir. Benim dostum (velîm) ancak Allah'tır. Bir de salih mü"minlerdir'."
8270- Diğer rivayet:
"Ebû Fülan'ın ailesi."
8271-  Dıger rivayet:
"Ne var ki daima canlı tuttuğum akrabalıkları vardır." [Buhârî ve Müslim.|
8272- Ebû Zer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Siz içinde kırattan bahsedilecek olan bir ülkeyi fethedeceksiniz." -Diğer rivayette:-Siz içinde kırattan söz edilen Mısır' ı fethedeceksiniz. Siz orasını fethettiğiniz zaman, ahalisi hakkında hayır tavsiyesinde bulunun.' Çünkü onların bir zimmeti ve rahim (hürmet)i vardır. —Ya da şöyle dedi:— Onların bir zimmeti ve dünürlükleri bulunmaktadır. Orada kerpiç kadar yer hakkında iki kişinin tartıştığını görürsen oradan çık!"
Hakikaten de (Ebû Zer) Rabîa ve Abdur-ralıman bin Şurahbil'in yanından geçerken onların kerpiç kadar bir yer hususunda tartıştıklarını gördü ve hemen oradan çıktı. |Müslim]
8273- Meymûne radiyallahu anhâ'dan: "O, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den izin almadan bir cariyeyi azat etti. Kendi nöbet günü geldiğinde, şöyle dedi: 'Ey Allah'ın Resulü! Cariyeyi azat ettiğimi biliyor musun?'
'Bunu sahiden yaptın mı?' 'Evet.'
'Eğer sen onu dayılarına verseydin, daha büyük sevaba girerdin' buyurdu." IBuhârî, Müslim ve Ebû Dâvud.]
8274- Selmân bin Amir radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Yoksulu sadaka vermek (normal) bir sadakadır. Akrabaya sadaka vermek ise: Hem sadaka, hem de sıla-i rahm'dir" [Nesâi]
8275- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
" Ademoğullarının amelleri her cuma ge-
cesi olan perşembe günü akşamı sunulur. Akrabadan ilgisini kesenin ameli ise kabul olunmaz." |Ahmed]
8276- Aişe radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Cibril bana komşu hakkında o kadar ısrarlı tavsiyede bulundu ki onu varis kılacağını sandım."
IBuhârî, Müslim, Ebû Düvud ve Tirmizî]
8277-   İbn Amr bin el-Âs radiyallahu anh'dan:
"Ailesinde onun için bir koyun kesildi. Gelince şöyle dedi: 'Yahudi olan komşumuza onun etinden verdiniz mi? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu duydum:
'Cibril bana komşuyu o kadar çok tavsiye etti ki, nerdeyse onu bana vâris kılacağım sandım'." |Ebû Dâvud ve lafzıyla Tirmizî]
8278- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: "Bir adam gelip Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e komşusunu şikayet etti. Ona: 'Haydi git, sabret!' buyurdu. Gitti; iki ya da üç kere Resûlullah'a gitti, geldi. Nihayet şöyle buyurdu: 'Haydi git malını yola at!' Gitti, Peygamber'in sallallahu aleyhi ve sellem dediğini yaptı, malını (eşyalarını) yola attı. Gelen giden sordu, o da komşusunun kendisine kötü davrandığını söyledi. Derken herkes ona (komşusuna) lanet etmeye başladılar, beddualar yağdırdılar; 'Allah onu kahretsin!' dediler. Hemen komşusu kendisine geldi ve şöyle dedi: 'Haydi dön, artık benden hoşlanmadığın bir davranış görmiyeceksin'." |Ebû Dâvud]
8279- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Vallahi iman etmemiş olur, vallahi iman etmemiş olur, vallahi iman etmemiş olur." Denildi ki:
"Kim ey Allah'ın Resulü?"
"Komşusunun; kendi kötülüklerinden güven içinde olmadığı kişi" buyurdu.
[Buharı ile Müslim.]
8280-  Ebû Şureyh el-Adevî radiyallahu anh'dan:
"Dedesinin bostanında (Abdurrahman) İbn Avf in su arkı vardı. İbn Avf, bu su arkını kendi arazisine daha yakın olan bir tarafa almak istedi.
Bostan sahibi buna mani olmak isteyince, Abdurrahman Ömer'le konuştu. Bunun üzerine Ömer Abdurrahman'm lehine suyun yerinin değiştirilmesine hükmetti." [Mâliki
8281-  Ebû Şurayh el-Adevî radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Bir kimseye zarar vermek doğru olmadığı gibi, zarar gördüğü birine aynı şekilde zararla karşılık vermek de doğru değildir."
[İkisi de Mâlik'e ait.]
8282- Ebû Sırme radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu;)
"Kim (bir müslümana) zarar verirse Allah da ona zarar verir. Her kim de (bir müslü-manla) çekişmeye girerse Allah da onunla çekişmeye girer." [Ebû Dâvud|
Dedim ki: Müellif Bunu Levâhik'da sadece Tirmizî'ye nisbet ederek tahriç elli.
8283- Enes radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Yanında komşusu aç iken bunu bile bile kendi tok yatan kişi bana iman etmiş sayılmaz." [Taberânî, Mu'cemu'l-Kebir'de ve Bezzâr.]
8284- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Komşunun hakkı, buradan, buradan, buradan, buradan sağlı sollu, önlü arkalı kırk hanedir (Yani kırk haneye kadar komşu sayılır)." [Ebû Ya'lâ zayıf bir isnadla.J
8285- Fadale bin Ubeyd radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Üç kişi belâlardandır: Kendisine iyilik yaptığın zaman teşekkür etmeyen, kötülük yaptığın zaman bağışlamayan önder.
Senden iyilik görürse gizleyen, kötülük görürse de etrafa yayan kötü komşu.
Yanına vardığın zaman sana eziyet eden, yanından uzaklaştığın zaman ise arkandan sana ihanet eden kadın."
[Taberânî, Mu'cemu'l-Kehîr'de]
8286- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: Bir adam dedi ki:
"Ey Allah'ın Resulü! Falan kadının çok namaz kıldığından, çok sadaka verdiğinden, çok oruç tuttuğundan, ancak dili ile komşusuna çok eziyet ettiğinden söz ediliyor, ne dersiniz?" Şöyle buyurdu:
"O ateşte olacaktır."
Dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Falan kadının az (nafile) oruç tuttuğundan, az namaz kıldığından, süzme peynir gibi şeylerden az sadaka verdiğinden, bununla beraber dili Ue komşularına eziyet vermediğinden söz ediliyor, ne dersiniz?" Şöyle buyurdu: "O cennette olacaktır." [Ahmed ve Bezzâr]


MERHAMET, MİSAFİRPERVERLİK VE ZİYARET
8287- İbn Amr bin el-Âs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Merhamet edenlere Rahman da merhamet eder. Yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin."
[Tirmizî ve aynı lafızla Ebû Dâvud]
8288- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Merhamet sadece şakî (ebedi hüsrana uğrayan) kişiden çekip alınmıştır."
[Ebû Dâvud ve aynı lafızla Tirmizî]
8289- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem (torunu) Hasan bin Ali'yi öptü. O sırada ya-
nında Akra' bin Habis bulunmaktaydı. Dedi ki: 'Benim on çocuğum vardır; daha bugüne kadar hiçbirini öpmedim.' Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ona bir baktı ve sonra şöyle buyurdu:
'Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz' ." (Buharı, Müslim, Tirmizî ve Ebû Dâvutl.]
8290- Aişe radiyallahu anhâ'dan:
"Bir bedevi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e gelip şöyle dedi: 'Siz çocukları öpüyorsunuz, biz öpmeyiz.' Şöyle buyurdu: 'Allah sizin kalbinizden merhameti çıkartmış ise ben ne yapabilirim ki?'" [Buhârî ile Müslim.]
8291- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Allah, mahlûkatı yarattığı zaman, Arş'm üstünde bulunan kitabına şunu yazdı: 'Rahmetim, gazabımı geçmiştir'."
[Buhârî, Müslim ve Tirmizî]
8292- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Allah'ın yüz rahmeti vardır; ondan bir tanesini yeryüzüne indirmiştir ki cinler, insanlar, hayvanlar ve zararlı sürüngenler arala-rında onun sayesinde birbirlerine şefkat gösterip merhametledirler. Yabani hayvanlar onunla yavrularına şefkat gösterirler. Geride kalan doksandokuz rahmetini kıyamet gününe ertelemiştir ki âhirette kullarına onunla muamele edecektir."
8293- Diğer rivayet:
"Eğer kâfir Allah katındaki tüm rahmetlerden haberdar olsa, asla cennetten umudunu kesmez. Eğer mümin, Allah katındaki azabın tümünü bilse kesinlikle cehennemden emin olamaz." [İkisi de Buhârî, Müslim ve Tirmizî'ye aittir]
8294- Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e esirler getirildi. Esirler arasında memeleri sütle dolmuş bir kadın geldi, esirler arasında bulduğu bir çocuğu kapıp bağrına başlı ve onu doya doya emzirmeye koyuldu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
'Ne dersiniz bu kadın bu çocuğunu ateşe atar mı?'
'Hayır vallahi atamaz' dediklerinde, şöyle buyurdu: 'Allah'ın kullarına olan şefkati, bu kadının çocuğuna olan şefkatinden daha çoktur' ." [Buharî ve Müslim.]
8295- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Bir adam yolda yürürken susadı, bir kuyu buldu, içine inip su içti. Yukarıya çıktığı zaman dilini çıkarıp susuzluktan toprak yalamakta olan bir köpek gördü. Adam: 'Zavallı hayvan tıpkı benim gibi susamış' dedi ve derhal kuyuya indi ayağındaki pabucunu çıkartıp içine su doldurdu, ağzına alıp yukarıya çıkardı ve köpeğe içirdi. Allah onun bu hareketinden memnun kalıp bağışladı." Dediler ki:
"Ey Allah'ın Resulü! Bizim için hayvanlara yaptığımız iyilikler) hakkında ecir var mıdır?"
"Her canlı varlık için vardır elbet" buyurdu.
8296- Diğer rivayet:
"Günahkâr bir kadın sıcak bir günde dilini dışarı çıkartmış susuzluktan, solumakta olan bir köpek gördü. Hemen mestini çıkararak ona su çekip içirdi. Bu sebeple Allah onu bağışladı." [Mâlik, Buhârî, Müslim ve Ebû Dâvud]
8297- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Bir kadın bir kedi yüzünden cehenneme girdi. Çünkü o, kediyi eve hapsetmiş, ayrıca onun yerin haşaratından yememesi için ne onu serbest bırakmış ve ne de ona yiyecek bir şey vermişti." [Buhârî ile Müslim.]
8298-  Abdullah bin Ca'fer radiyallahu anh'dan:
"Bir gün Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem beni terkisine aldı, kulağıma kimseye söylememi tenbih ederek bir su- söyledi. Def-i hacet için gizlenmek üzere en çok sevdiği yer ya sığınılacak bir yer idi ya da hurma ağaçlarının arkası idi. Bir seferinde Ensâr'dan bir adamın bahçesine girdi. Baktı ki orada bir deve var. Deve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i görünce, inledi ve gözleri dolu dolu oldu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hemen yanma varıp göz yaşlarını sildi. Hayvan sakinleşli. Şöyle buyurdu: 'Bu devenin sahibi kimdir?' Ensâr'dan bir delikanlı gelip 'Benim ey Allah'ın Resulü!' dedi.
'Allah'ın seni kemlisine sahip kıldığı bu hayvan hakkında Allah'tan korkmuyor musun; senin kendisini aç bıraktığını ve fazla çalıştırıp yorduğunu bana şikayet ediyor' buyurdu." [Ebû Dâvud]
8299-   Sehl bin Hanzeliyye radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, (açlıktan) sırlı karnına bitişmiş bir devenin yanından geçti. Bunun üzerine şöyle buyurdu: 'Bu dilsiz hayvanların hakkında Allah'tan korkun! Onlara besili olarak binin ve etini de besili olarak yeyin!'" |Ebû Dâvud]
8300- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Hayvanlarınızın sırtlarını minberler edinmeyin! Çünkü Allah onları sadece ulaşılması güç olan yerlere sizleri ulaştırmaları için emrinize vermiştir. Arzı da sizin için yaratmıştır. On'un (yer) üzerinde işinizi görün!" |Ebû Dâvud]
8301-   Abdurrahman  bin Abdillah  (b. Mes'ûd)'dan, o da babasından:
"Bir yolculukta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile beraberdik. Bir işi İçin biraz uzaklaştı. Derken beraberinde iki yavrusu bulunan bir kırmızı başlı kaya kuşu gördük. Hemen yavrularını aldık, biraz sonra (ana) kuş geldi ve üzerimizde dolaşmaya başladı.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem gelince: 'Bu kuşu, yavrularını almak suretiyle kim üzdü? Derhal yavrularını geri verin!' dedi.
Bir ara karıncaların yuvasını yaktığımızı görünce, şöyle buyurdu:
'Bunu kim yaktı?'
'Biz yaktık'dedik.
'Ateşle azap etmek, ancak ateşin Rabbine yaraşır' buyurdu." [Ebû Dâvud]
8302- Âmir er-Râm radiyallahu anh'dan:
"Biz ülkemizdeydik, bir de baktık ki sancak ve bayraklar dikilmiş. Dedim ki:
'Nedir bu (bayraklar)?'
'Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in sancağıdır' dediler. Onun yanma vardım, bir ağacın altında kendisine serilmiş bir giyecek üzerine oturduğunu ve ashabının da toplanıp önünde oturduklarını gördüm. Rahatsızlık ve hastalıklardan bahsediyordu. Buyurdu ki:
'Bir mü'min hastalanıp da sonra Allah kendisine afiyet verip iyileştirirse, o hastalığı
günahları için bir keffâret olur. İlerisi için de bir ibret ve öğüt olur.
Münafık hastalandığı zaman, sahibinin bağlayıp da sonra salıverdiği devesi gibi olur. Neden bağlandıklarını ve niçin salıverildikle-rini bilemezler.'
Bir adam dedi ki:
'Ey Allah'ın Resulü! Vallahi ben hiç hastalanmadım. Hastalık da nedir?'
'Kalk sen bizden değilsin!' buyurdu.
Biz onun yanındayken, üzerinde bir elbise ve koltuğunun altında bir şey sarılmış halde bir adam çıkageldi ve şöyle dedi:
'Ey Allah'ın Resulü! Seni görünce, yola koyuldum. Bir ağacın yanından geçerken, kuş yavrularının seslerini duydum. Onları alıp giysime koydum. Annesi geldi (ver yavrularımı der gibi) başımın üstünde dolaşmaya başladı. Ben de giysimi açıp ona yavrularını gösterince, ana kuş gelip yavrularının üzerine düştü; onu da onlarla beraber sarıverdim. İşte onlar buradalar.'
'Bırak onları!' emrini verdi ve ben de emrini yerine getirdim. Anneleri yanlarından hiç ayrılmadı. Şöyle buyurdu: "Yavrulara karsı annesinin merhametine şaşıyorsunuz değil mi?'
'Evet' dediler.
'İşte Allah, kullarına, bu kuşun yavrularına karşı gösterdiği şefkattân daha fazla şefkat gösterir. Haydi bunları götür, anneleri ile birlikte aldığın yere koy!' buyurdu. Adam da onları götürüp aldığı yere koydu."
[Bunlar, Ebû Davud'a ait]
8303- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Bir karınca, peygamberlerden birini ısırdı. Bunun üzerine karınca yuvalarının yakılmasını emretti ve yakıldı. Allah bunun üzerine şunu vahyetti: 'Seni bir karınca ısırdı diye Allah' t teşbih eden ümmetlerden bir ümmeti yaktın'." [Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud ve Nesâî.)
8304- Ebû Kerime radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Bir gece misafir etmek, her müslümanın. üzerine vâcipdir. Kim (bir ev sahibinin) avlusunda sabahlarsa, ağırlanma masrafı (ev sahibi) üzerine bir borç olur. (Misafir) dilerse o hakkını alır, dilerse bırakır (almaz)."
8305- Diğer rivayet:
"Bir adam bir cemaate misafir olup da o misafir ağırlanmaktan mahrum bırakılırsa, ona yardım etmek her müslüman üzerine vacip olur. (Ağırlanma masrafı) onların ekininden ve malından misafirin hakkı olarak alınır." [Ebu Davud]
8306-  Ukbe bin Âmir radiyallahu anh'dan, dedim ki:
"Ey Allah'ın Resulü! Biz (sefer sırasında) bir kavme uğruyoruz, bizi ne misafir ediyorlar ve ne de bize bir şey veriyorlar. Onlardaki hakkımız nedir? Yahut onlardan bir şey almı-yacak mıyız?" Şöyle buyurdu:
"Eğer mahrum bırakılıp da onlardan zorla almak mecburiyetinde kalırsanız, alın!"
[Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud ve aynı lafızla Tirmizi]
Ve dedi ki: Ömer de böyle emrederdi.
Bu hadisin mânâsı şudur: Onlar, savaşa çıktıklarında bir kavme uğrarlar ve para karşılığında satın alacak yemek bulamazlardı.
Nitekim bu hadis, bir rivayette bu şekilde açıklanmış olarak gelmiştir.
8307- Avf bin Mâlik radiyallahu anh'dan: Dedim ki:
"Ey Allah'ın Resulü! Birine uğruyorum, ne beni misafir ediyor ve ne de bana ikramda bulunuyor. Aynı kişi bana uğrarsa ben de ona karşı aynı şekilde davranayım mı?"
"Hayır. Aksine onu misafir et!" buyurdu.
[Daha uzun bir metinle Tirmizî.]
8308-  Ebû Şurayh al-Adevî radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu, kulaklarım duydu, gözlerim gördü ve kalbim de ezberledi:
'Allah ve âhiret gününe inanan kişi, misafirine hediyesini ikram etsin.'
'Hediyesi nedir ey Allah'ın Resulü?' diye sordular. Şöyle buyurdu:
'Bir gün ve gecesidir. Misafirlik üç gündür. Bundan fazlası sadaka sayılır. Kim Allah'a ve âhiret gününe iman ediyorsa, ya hayrı söylesin ya da sükût eylesin'."
8309- Diğer rivayet:
"Bir müslümanın, müslüman kardeşinin yanında onu günaha sokuncaya kadar kalması helâl olmaz."
"Günaha sokmak nasıl olur ey Allah'ın Resulü?" diye sordular; şöyle buyurdu: "Kendisine ikram edecek bir şeyi bulunmadığı halde onun (ev sahibinin) yanında kalması."
[Nesâî hariç, altı hadis imamı.]
8310- Şakîk bin Seleme radiyallahu anh'dan:
"Ben bir arkadaşımla Selmân el-Farisî'nin yanına girdim. Selmân dedi ki: 'Allah Resulü sallallahu aleyhi ve seüem eğer tekellüfü ya-saklamasaydı size tekellüfte bulunurdum.' Sonra su ile tuz getirdi. Arkadaşım dedi ki:
'Ah tuzun yanında bir de kekik otu olsaydı! ' Hemen Selmân matarasını gönderip rehin bıraktı ve karşılığında kekik otu getirtti. Yedikten sonra arkadaşım şöyle dedi: 'Verdiği rızka karşı bize kanaat ettiren Allah'a hamd olsun!' Bunun üzerine Selmân şöyle dedi:
'Eğer Allah'ın sana verdiği rızka kanaat etseydin, bizim mataramız rehin bırakılmazdı'." [Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr'de]
8311- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan; (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Biriniz müslüman kardeşinin yanına girdiği zaman, eğer yemeğinden yedirirse, yesin, ondan bir şey istemesin. Suyundan içirirse içsin, ondan istemesin."
[Ahmed ve Ebû Ya'lâ leyyin bir isnadla]
8312-   Abdullah bin Kays radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Ensâr'ı hem özel ve hem de genel olarak sık sık ziyaret ederdi. Özel olarak ziyaret ettiği zaman kişinin evine giderdi; genel ziyaret ettiği zaman mescide gider onları orada görüp ziyaret ederdi."
[Ahmed ismi belirtilmeyen bir râvi kanalıyla.]
8313- Enes radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Müslüman kul, sırf Allah rızası için müslüman kardeşini ziyaret ederse, mutlaka gökten ona biri şöyle seslenir: 'Güzel bir davranışta bulundun. Cennet de artık sana helâl olmuştur. Allah da muhakkak Arş'inin melekû-tünda şöyle buyurur:
'Kulum benim için ziyaret etti. Sırf benim için ağırlandı. Cennetten başkasıyla o razı edilemez (zira cenneti hak etmiştir).'
[Bezzâr ve Ebû Ya'lâ.]


TAHRİC
==========================================
8206-8207- Bu hadisi Buhârî (edeb 2, VII, 69) ve Müslim (birr 1-4, s. 1974), Ebû Zür'a an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8208- Bu hadisi Ebû Dâvud (5140), Muh. b. İsâ ani'l-Hâris b. Murre an Küleyb b. Menfea an ceddihî senedi ile tahrîc etti.
8209- Bu hadisi Ebû Dâvud (3530), Muh. b. el-Minhâl an Yezîd b. Zurey' an Habîb el-Muallim an Amr b. Şuayb an ebîhî an ceddihî senedi ile tahrîc etti.
8210- Bu hadisi Müslim (birr 9-10, s. 1978), Süheyl b. e. Sâlih an ebîhî an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc etti.
8211- Bu hadisi Müslim (ıtk 25, s. 1148), Ebû Dâvud (5137), Tirmizî (1906) ve İbn Mâce (no. 3659), Süheyl b. e. Sâlih an ebîhî an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8212- Bu hadisi Tirmizî (1899), iki isnâd ile Şu'be an Ya'lâ b. Atâ an ebîhî an İbn Amr asl-ı senedi ile tahrîc etti. Sahîh olan tarikin İbn Amr'ın sözü olduğunu söyledi.
8213-8214- İlk rivayeti Buhârî (edeb 3, VII, 69; cihâd 138, IV, 18), Müslim (birr 5-6, s. 1975), Ebû Dâvud (2529), Tirmizî (1671) ve Nesâî (cihâd 5, VI, 10), Habîb b. e. Sâbit an Ebî'l-Abbâs an İbn Amr asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
İkinci rivayeti Ebû Dâvud (2528), Muh. b. Kesîr an Süfyân an Atâ b. es-Sâib an ebîhî an İbn Amr senedi ile tahrîc etti.
8215- Bu hadisi Nesâî (cihâd 6, VI, 11), Abdülvehhâb b. Abdilhakem an Haccâc an İbn Cüreyc an Muh. b. Talha b. Abdillah b. Abdirrahman an ebîhî Talha an Muâviye senedi ile tahrîc etti.
8216- Bu hadisi Ebû Dâvud (5138) Tirmizî (1189) ve İbn Mâce (2088), İbn e. Zi'b ani'l-Hâris b. Abdirrahman an Hamza b. Abdillah b. Ömer an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü verdi.
8217- Bu hadisi Tirmizî (1900), İbn e. Ömer an Süfyân b. Uyeyne an Atâ b. es-Sâib an Ebî Abdirrahman es-Sülemî an Ebî'd-Derdâ senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "sahîh" hükmü verdi.
8218- Bu hadisi Buhârî (hibe 29/2, III, 142; edeb 8/1, VII, 71), Müslim (zekât 49-50, s. 696) ve Ebû Dâvud (1668), Hişâm b. Urve an ebîhî an Esmâ asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8219- Bu hadisi Tirmizî'deki yerini bulamadım. Bunu Sahîh'inde İbn Hibbân ve el-Hâkîm tahrîc ettiler (Tergîb III, 323).
8220- Bu hadisi Ebû Dâvud (5142), Abdullah b. İdrîs an Abdirrahman b. Sül. an Üseyd b. Ali b. Ubeyd mevlâ Benî Sâide an ebîhî an Ebî Üseyd senedi ile tahrîc etti.
8221- Bu hadisi Müslim (birr 11-3, s. 1979), Ebû Dâvud (5143) ve Tirmizî (1904), Abdullah b. Dînâr an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8222- Bu hadisi Ebû Dâvud (5145), Ah. b. Saîd el-Hemdânî an İbn Vehb an Amr b. el-Hâris an Ömer b. es-Sâib senedi ile tahrîc etti.
8223- Bu hadisi Müslim (fadâilu's-sahâbe 102, s. 1907), Ebû Kureyb an Ebî Usâme an Sül. b. el-Muğîre an Sâbit an Enes senedi ile tahrîc etti.
8227- Râvilerinden Zeyd b. Fâid ihtilâflı bir râvidir. Ebû Ya'lâ'nın diğer râvîleri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ VIII, 137).
8228- Râvilerinden Alî b. Saîd b. Beşîr hadiste "leyyin=gevşek"tir. İbn Dakîk el-İd, onun tevsik olunduğunu söylemiştir. Ayrıca Muh. b. Urve'yi tanımadığını söyleyen Heysemî diğer râvilerinin Sahîh ricâlinden olduğunu söylemiştir (Mecma‘ VIII, 137).
8229- Râvileri güvenilir kimselerdir. Hatta Heysemî'ye göre Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ VIII, 138).
8230- Heysemî, isnâdında tanımadığı bir râvinin bulunduğunu söylemiştir (Mecma‘ VIII, 146).
8231- Bu hadisi Buhârî (zekât 10/4, II, 114-5; edeb 18/2, VII, 74), Müslim (birr 147, s. 2027) ve Tirmizî (1916), ez-Zührî an Abdillah b. e. Bekr b. Amr b. Hazm an Urve an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8232- Bu hadisi İbn Mâce (3667), İbn e. Şeybe an Zeyd b. el-Hubâb an Mûsâ b. Uleyy an ebîhî an Surâka senedi ile tahrîc etti.
Sindî diyor ki: "Râvileri güvenilir kimselerden oluşmuştur. Ancak Uleyy b. Rebâh, Surâka'yı işitmemiştir.
8233- Bu hadisi Müslim (birr 149, s. 2027-8) ve Tirmizî (1914), Muh. b. Abdilazîz er- Râsibî an (Ebî Bekr b.) Ubeydillah b. Enes an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8234- Bu hadisi Ebû Dâvud (5147-8) ve Tirmizî (1916), Süheyl b. e. Sâlih an Saîd b. Abdirrahman b. Mükmil an Eyyûb b. Beşîr an Ebî Saîd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî, isnâdı hakkında "garîb" hükmü verdi.
8235- Bu hadisi Ebû Dâvud (5146), Ebû Muâviye an Ebî Mâlik el-Eşcaî an İbn Hudeyr an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc etti.
8236- Bu hadisi Ebû Dâvud (5149), Müsedded an Yezîd b. Zurey' ani'n-Nehhâs b. Kahm an Şeddâd Ebî Ammâr an Avf senedi ile tahrîc etti.
8237- Bu hadisi Tirmizî (1910), İbn e. Ömer an Süfyân an İbr. b. Meysere an İbn e. Süveyd an Ömer b. Abdilazîz an Havle senedi ile tahrîc etti ve isnâdının garâbetine dikkati çekti.
8238- Bu hadisi Tirmizî (1952), Nasr b. Alî an Âmir b. e. Âmir an Eyyûb b. Mûsâ b. Amr b. Saîd b. el-Âs an ebîhî an ceddihî senedi ile tahrîc etti ve "garîbtir, bence isnâdı mürseldir" dedi.
8239- Bu hadisi Tirmizî (3895), Muh. b. Yahyâ an Muh. b. Yûsuf an Süfyân an Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe senedi ile tahrîc etti.
İsnâdı hakkında "hasen garîb sahîh" hükmü verdi ve kimi râvilerce Urve'nin mürseli olarak ta rivayet olunduğunu söyledi.
8240- Bu hadisi Buhârî (edeb 24, VII, 76), Ebû Dâvud (5150) ve Tirmizî (1918), Abdülazîz b. e. Hâzım an ebîhî an Sehl asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8241- Bu hadisi Tirmizî (1917), Saîd b. Ya'k?b ani'l-Mu'temir b. Sül. an ebîhî an Haneş an İkrime an İbn Abbâs senedi ile tahrîc etti ve Haneş'in zayıf bir râvi olduğunu söyledi.
8242- Bu hadisi Ahmed (II, 263, 387), Hammâd b. Seleme an Ebî İmrân el-Cevnî (an raculin) en Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc etti.
Râvileri, Sahîh ricâlindendir (Tergîb III, 349)
8243- Bu hadisi İbn Mâce (3679), Alî b. Muh. an Yahyâ b. Âdem an İbni'l-Mübârek an Saîd b. e. Eyyûb an Yahyâ b. Sül. an Zeyd b. e. Attâb an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
Yahyâ b. Süleymân sebebiyle isnâdında zaaf vardır.
8244- Râvilerinden el-Hasan b. Vâsıl, kötü ezberi nedeniyle zayıftır. Bu nedenle rivayetleri hasen telakki edilmiştir (Mecma‘ VIII, 160). Tergîb'de (III, 348) Münzirî, isnâdı hakkında "hasen" hükmü verdi.
8245-8247- Bu hadisi Buhârî (mazâlim 28, III, 106), Mâlik (salâtu'l-cemâat 6, s. 131), Müslim (birr 127, s. 2021; imâret 164, s. 1521) ve Tirmizî (1958), ilk rivâyeti Mâlik an Summâ an Ebî Sâlih an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile;
Müslim (birr 128), ikinci rivayeti Şeybân ani'l-A'meş an Ebî Sâlih an Ebî Hureyre tarikiyle;
Üçüncü lafzı Ebû Dâvud (5245), ësâ b. Hammâd ani'l-Leys an Muh. b. Aclân an Zeyd b. Eslem an Ebî Sâlih an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
8248- Bu hadisi Müslim (mesâcid 57, s. 390), Mehdî b. Meymûn an Vâsıl mevlâ Ebî Uyeyne an Yahyâ b. Ukayl an Yahyâ b. Ya'mer an Ebî'l-Esved an Ebî Zer asl-ı senedi ile tahrîc etti.
8249- Bu hadisi Buhârî (edeb 25/2, 26, VII, 76-7), Müslim (zühd 41, s. 2286), Tirmizî (1969) ve Nesâî (zekât 78, V, 86-7), Mâlik an Sevr b. Zeyd an Ebî'l-Gays an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile;
Buhârî (edeb 25/1) ve Tirmizî (1969), Mâlik an Safvân b. Süleym asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8250- Bu hadisi Buhârî (hibe 35/4, III, 144-5) ve Ebû Dâvud (1683), el-Evzâî an Hassân b. Atiyye an Ebî Kebşe es-Sel?lî an İbn Amr asl-ı senedi ile tahrîc etti.
8251- Bu hadisi Buhârî (zekât 30, II, 121; edeb 33/2, VII, 79) ve Müslim (zekât 55, s. 699), Şu'be an Saîd b. e. Bürde an ebîhî an ceddihî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8252- Bu hadisi Buhârî (cihâd 72, III, 224; 128, IV, 15; sulh 11, III, 170-1) ve Müslim (zekât 56, s. 699), Ma'mer an Hemmâm an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8253-8255- Bu hadisi Buhârî (buyû‘ 100/4, III, 39; zekât 24, II, 119; edeb 16, VII, 73-4) ve Müslim (îmân 194-6, s. 113-4), Urve an Hakîm b. Hizâm asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8256- Bu hadisi Müslim (îmân 365, s. 196), İbn e. Şeybe an Hafs b. Gıyâs an Dâvud ani'ş-Şa'bî an Mesr?k an Âişe senedi ile tahrîc etti.
8257- Bu hadisi Buhârî (edeb 33/1, VII, 79) ve Tirmizî (1970), Muh. b. el-Münkedir an Câbir asl-ı senedi ile rivayet ettiler.
8258- Bu hadisi Müslim (zekât 73-4, s. 707), el-A'rec ve Ebû Hâzım an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc etti.
8259- Bu hadisi Ebû Dâvud (1694) ve Tirmizî (1907), Süfyân b. Uyeyne ani'z-Zührî an Ebî Seleme an Abdirrahman b. Avf asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî, isnâdı hakkında "sahîh" hükmü verdi.
8260- Bu hadisi Buhârî (edeb 13/2, VII, 73), Hâlid b. Mahled an Sül. an Abdillah b. Dînâr an Ebî Sâlih an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
8261- Bu rivayeti Buhârî (edeb 13/1, VII, 72-3), ve Müslim (birr 16, s. 1980-1), Muâviye b. e. Müzerrid an Saîd b. Yesâr an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8262- Bu hadisi Buhârî (13/3, VII, 73) ve Müslim (birr 17, s. 1981), Muâviye b. e. Müzerrid an Yezîd b. R?mân an Urve an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8263- Bu hadisi Buhârî (edeb 12/1, VII, 72), İbr. b. el-Münzir an Muh. b. Ma'n an ebîhî an Saîd b. e. Saîd an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
8264- Bu hadisi Tirmizî (1979), Ah. b. Muh. an İbni'l-Mübârek an Abdilmelik b. ësâ an Yezîd mevla'l-Münbeis an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "garîb" hükmü verdi.
8265- Bu hadisi Buhârî (edeb 11, VII, 72), Müslim (birr 18-9, s. 1981), Ebû Dâvud (1696) ve Tirmizî (1909), ez-Zührî an Muh. b. Cübeyr an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8266- Bu hadisi Ebû Dâvud (4902) ve Tirmizî (2511), Uyeyne b. Abdirrahman an ebîhî an Ebî Bekre senedi ile tahrîc etti.
Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü verdi.
8267- Bu hadisi Buhârî (edeb 15, VII, 73), Ebû Dâvud (1697) ve Tirmizî (1908), es-Sevrî ani'l-A'meş ve'l-Hasan b. Amr ve Fıtr an Mü'câhid an İbn Amr asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8268- Bu hadisi Müslim (birr 22, s. 1982), Muh. b. Ca'fer an Şu'be ani'l-Alâ b. Abdirrahman an ebîhî an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc etti.
8269-8271- Bu hadisi Buhârî (edeb 14, VII, 73) ve Müslim (îmân 366, s. 197), Kays b. e. Hâzım an Amr b. el-Âs asl-ı senedi ile tahrîc etti.
8272- Bu hadisi Müslim (fadâilu's-sahâbe 227, s. 1970), Vehb b. Cerîr an ebîhî an Harmale el-Mısrî an Abdirrahman b. Şemâse an Ebî Basre an Ebî Zer asl-ı senedi ile tahrîc etti.
8273- Bu hadisi Buhârî (hibe 15/3, III, 135), Müslim (zekât 44, s. 694) ve Ebû Dâvud (1690), Kureyb mevlâ İbn Abbâs ve Sül. b. Yesâr an Meymûne (ayrı ayrı) asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8274- Bu hadisi Nesâî (zekât 82, V, 92), Muh. b. Abdila'lâ an Hâlid an İbn Avn an Hafsa an Ümmi'r-Râib an Selmân senedi ile tahrîc etti.
8275- Bu hadisi Ahmed (II, 483-4), Yûnus b. Muh. ani'l-Hazrec b. Osmân es-Sa'dî an Ebî Eyyûb mevlâ Osmân an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
8276- Bu hadisi Buhârî (edeb 28, VII, 78), Müslim (birr 140, s. 2025), Ebû Dâvud (5151) ve Tirmizî (1942), Yahyâ b. Saîd an Ebî Bekr b. Muh. b. Amr b. Hazm an Amre an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8277- Bu hadisi Ebû Dâvud (5152) ve Tirmizî (1942), Süfyân b. Uyeyne an Beşîr Ebî İsmâil an Mücâhid an İbn Amr asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü verdi.
8278- Bu hadisi Ebû Dâvud (5153), er-Rebî' b. Nâfi' an Sül. b. Hayyân an Muh. b. Aclân an ebîhî an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
8279- Lafız Buhârî'ye aittir. Bu hadisi Buhârî (edeb 2n, VII, 78) ve Müslim (îmân 73, s. 68), (ayrı ayrı) Abdurrahman b. Ya'k?b ve Saîd el-Makburî an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8280- Bu hadisi Mâlik (akdiye 34, s. 746), an Amr b. Yahyâ el-Mâzinî an ebîhî senedi ile tahrîc etti.
8281- Bu hadisi Mâlik (akdiye 31, s. 745), an Amr b. Yahyâ el-Mâzinî an ebîhî senedi ile tahrîc etti.
İbn Mâce, bunu Ubâde b. es-Sâmit'ten rivayetle vasletmiştir.
8282- Bu hadisi Ebû Dâvud (3635) ve Tirmizî (1940), Yahyâ b. Saîd an Muh. b. Yahyâ b. Hibbân an Lu'lu' an Ebî Sırma senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü verdi.
8283- Heysemî'ye göre isnâdı hasendir (Mecma‘ VIII, 169).
8284- Bu hadisin râvilerinden Muh. b. Câmi' el-Attâr zayıftır (Mecma‘ VIII, 168).
8285- Râvilerinden Muh. b. Usâm b. Yezîd'i İbn e. Hâtim zikretti ve hakkında ne cerh, ne de tevsîk zikretmedi. Diğer râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ VIII, 168).
8286- Bu hadisi Ahmed (II, 440), el-A'meş an ebî Yahyâ mevlâ Ca'de an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
8287- Bu hadisi Ebû Dâvud (4941) ve Tirmizî (1924), Süfyân b. Uyeyne an Amr b. Dînâr an Ebî Kâbûs an İbn Amr asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü verdi.
8288- Bu hadisi Ebû Dâvud (4942) ve Tirmizî (1923), Şu'be an Mansûr an Ebî Osmân mevlâ'l Muğîre b. Şu'be an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc etti.
İsnâdı hakkında Tirmizî "hasen" hükmü verdi.
8289- Bu hadisi Buhârî (edeb 18/4, VII, 75), Müslim (fadâil 65, s. 1808-9), Ebû Dâvud (5218) ve Tirmizî (1911), ez-Zührî an Ebî Seleme an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8290- Bu hadisi Buhârî (edeb 18/5, VII, 75) ve Müslim (fadâil 64, s. 1808), Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8291- Bu hadisi Buhârî (bed'ul-halk 1/4, IV, 73; tevhîd 15, VIII, 171; 22/5, VIII, 176; 28/1, VIII, 187-8; 55/1, VIII, 216), Müslim (tevbe 14-6, s. 2107-8) ve Tirmizî (3543), (ayrı ayrı olmak üzere), el-A'rec, Ebû Sâlih, Ebû Râfî, Aclân ve Atâ bin Mînâ' an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8292- Bu hadisi Buhârî (edeb 19, VII, 75; rikâk 19, VII, 183), Müslim (tevbe 17-9, s. 2108), Tirmizî (3541), (ayrı ayrı), Saîd b. el-Müseyyeb, Saîd el-Makburî, el-Alâ b. Abdirrahman an ebîhî ve Atâ b. e. Rebâh an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8293- Bu rivayeti Müslim (tevbe 23, s. 2109) ve Tirmizî (3542), el-Alâ b. Abdirrahman an ebîhî an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8294- Bu hadisi Buhârî (edeb 18/6, VIII, 75) ve Müslim (tevbe 22, s. 2109), İbn e. Meryem an Ebî Gassân an Zeyd b. Eslem an ebîhî an Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8295- Bu hadisi Mâlik (sıfatu'n-Nebî 23, s. 929), Buhârî (vudû' 33/5, I, 51; Şurb 9/1, III, 77; mazâlim 23, III, 103; edeb 27/2, VII, 77), Müslim (selâm 153, s. 1761) ve Ebû Dâvud (2550), Ebû Sâlih an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8296- Bu rivayeti Müslim (selâm 154-5, s. 1761), Muh. b. Sîrîn an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc etti.
8297- Bu hadisi Buhârî (bed'ul-halk 16/6, IV, 100 şürb 9/3, III, 77) ve Müslim (birr 133-4, s. 2022), Nâfi' an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8298- Bu hadisi Ebû Dâvud (2549), Mûsâ b. İsm. an Mehdî an İbn e. Ya'k?b ani'l-Hasan b. Sa'd mevlâ'l-Hasan b. Ali an Abdillah b. Ca'fer senedi ile tahrîc etti.
8299- Bu hadisi Ebû Dâvud (2548), en-Nüfeylî an Miskîn b. Bükeyr an Muh. b. Muhâcir an Rabîa b. Yezîd an Ebî Kebşe an Sehl senedi ile tahrîc etti.
8300- Bu hadisi Ebû Dâvud (2567), Abdülvehhâb b. Necde an İbn Ayyâş an Yahyâ b. e. Ömer eş-Şeybânî an İbn e. Meryem an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
8301- Bu hadisi Ebû Dâvud (2675, 5268), Mahb?b b. Mûsâ an Ebî İshâk el-Fezârî an Ebî İshâk eş-Şeybânî ani'l-Hasan b. Sa'd an Abdirrahman b. Abdillah an ebîhî senedi ile tahrîc etti.
8302- Bu hadisi Ebû Dâvud (3089), Abdullah b. Muh. en-Nüfeylî an Muh. b. Seleme an Muh. b. İshâk an Ebî Manz?r an ammihî an Âmir senedi ile tahrîc etti.
8303- Bu hadisi Buhârî (cihâd 153, IV, 22), Müslim (selâm 148-50, s. 1759), Ebû Dâvud (5265) ve Nesâî (sayd 38, VII, 210-11), Saîd b. el-Müseyyeb, Ebû Seleme, el-A'rec ve Hemmâm b. Münebbih (ayrı ayrı) an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8304- Bu hadisi Ebû Dâvud (3750), Ebû Avâne an Mansûr ani'ş-Şa'bî an Ebî Kerîme asl-ı senedi ile tahrîc etti.
8305- Bu rivayeti de Ebû Dâvud (3751), Müsedded an Yahyâ an Şu'be an Ebî'l-C?dî an Saîd b. ebî'l-Muhâcir ani Ebî Kerîme senedi ile tahrîc etti.
8306- Bu hadisi Buhârî (mazâlim 18/2, III, 102; edeb 85/4, VII, 104), Müslim (lukata 17, s. 1353), Ebû Dâvud (3752) ve Tirmizî (1589), Leys b. Sa'd an Yezîd b. e. Habîb an Ebî'l-Hayr an Ukbe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8307- Bu hadisi Tirmizî'de bulamadım.
8308-8309- Bu hadisi Buhârî (edeb 85/1, VII, 103-4; 31/2, VII, 79; rikâk 23/3, VII, 184), Mâlik (sıfatu'n-Nebî 22, s. 929), Müslim (lukata 14-6, s. 1352-3), Ebû Dâvud (3748) ve Tirmizî (1967-8), Saîd el-Makburî an Ebî Şureyh asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
8310- Güvenilir bir râvi olan Muh. b. Mansûr et-T?sî hariç diğer râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ VIII, 179).
8311- Bu hadisi Ahmed (II, 399), Hüseyn b. Muh. an Müslim b. Hâlid an Zeyd b. Eslem an Summâ an Ebî Sâlih an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
Müslim ihtilâflı bir râvidir. Diğer râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ VIII, 180).
8312- Bu hadisi Ahmed (IV, 398), Affân an Hemmâm an raculin mine'l-Ensâr an Ebî Bekr b. e. Mûsâ an ebîhî senedi ile tahrîc etti.
Bütün râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ VIII, 173).
8313- Ebû Ya'lâ'nın güvenilir bir râvi olan Meymûn b. Aclân dışındaki râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ VIII, 173).


islam