PEYGAMBER SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM'İN DUASININ KABUL EDİLMESİ VE DÜŞMANIN ONDAN ELİNİ ÇEKMESİ

PEYGAMBER SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM'İN DUASININ KABUL EDİLMESİ VE DÜŞMANIN ONDAN ELİNİ ÇEKMESİ
8513- Enes radiyallahu anh'dan: "Hıristiyan bir adam vardı. Müslüman olmuştu. Bakara ve Âl-i İmran sûrelerini okuyup ezberlemişti. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e gelen vahiyleri yazardı. Sonra tekrar hıristiyan oldu ve şöyle demeye başladı: 'Muhammed bir şey bilmiyor. Ancak ben ona ne yazdımsa onları biliyor.' Bunun üzerine Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Allahını! Onu bir ibret
kıl!' Hemen Allah onu öldürdü. Onu defnettiler, sabah olunca toprağın onu dışarıya atıp fırlattığını gördüler.
Hıristiyanlar:
'Bunu yapsa yapsa, Muhammed ve arkadaşları yapmıştır. Onların arasından çıkıp kaçtığı için, bu din kardeşimizin ölüsünden kefenini soydular ve onu meydanda bıraktılar' dediler. Daha derin kazıp toprağın derinine gömdüler. Sabah olunca yer tekrar onu dışarıya fırlatıp attı. Yine: 'Bunu Muhammed ve arkadaşları yapmıştır. Onların arasından çıkıp kaçtığı için bu din kardeşimizin ölüsünden kefenini soyup, onu kabrin dışına bıraktılar' dediler. Eskisinden daha derin kazıp tekrar gömdüler. Fakat sabah olunca yer onu tekrar dışarıya fırlatıp attı. Yine aynı şeyi söylediler, daha da derin kazıp gömdüler. Üçüncü kez yine dışarıya fırlatınca, bunun insan işi olmadığının farkına vardılar. Nihayet onu iki taş arasına koyup üzerine de kocaman bir taş koydular." |Buhârî ile Müslim.l
8514- Câbir radiyallahu anh'dan: "Onun babası öldü ve bir yahudiye olan otuz vasaklık borç bıraktı. (Câbir) Yahudiden mühlet istediyse de yahudi bu teklifi kabul etmedi. Bunun üzerine Câbir şefaat etmesi (arabuluculuk) için Peygamber sallallahu aleyhi ve seliem ile konuştu.
Peygamber sallallahu aleyhi ve seliem yahudiye gidip konuştu, alacağına mukabil hurmalığın meyvesini almasını söyledi. Yahudi yine kabul etmedi. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve seliem hurmalığa girdi ve içinde yürüdü. Sonra Câbir'e: 'Haydi çalış da onun borcunu ver!' dedi. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve seliem döndükten sonra onun için mahsul topladı ve ona (Yahudiye) otuz vesakını verdi. Geriye onyedi vesak da arttı. Câbir olan biteni haber vermek için Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e geldi. Fakat onu ikindi namazını kılarken buldu. Namazı bitince, ona onyedi vesak arttığını söyledi. O da:  'Haydi git bunu Ömer'e bildir!' dedi.
Ömer'e gidip bildirince, Ömer ona: 'Zaten onun bereketli olması için, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve seliem içinde yürüdüğü zaman ben bunu anlamıştım' dedi."
8515- Diğer rivayet:
"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve seliem ona (Câbir'e) dedi ki:
'Onu (hurmayı) toplayıp çardağa koyduğun zaman bana bildir!' Toplayıp çardağa koyduğum zaman ona bildirdim. Peygamber sallallahu aleyhi ve seliem Ebû Bekr ve Ömer ile birlikte geldi. Yanına oturup bereketlenmesi için dua buyurdu. Sonra: 'Haydi alacaklılarını çağır ve bundan onlara babanın bıraktığı borçları öde!' Babamdan alacaklı kim varsa hepsini çağırdım ve borçlarını ödedim de yine yedisi (kaliteli) acve hurması allı veya yedisi diğerlerinden olmak üzere onüç vesak arttı."
8516- Diğer rivayet:
"Dedim ki: 'Ey Allah'ın Resulü! Babam Uhud günü şehit düştü, geriye çok borç bıraktı. Alacaklıların seni görmesini istiyorum.' Şöyle buyurdu: 'Haydi git, her çeşit hurmayı, ayrı ayrı yerlerde harman yap!' Dediğini yaptım. Onu çağırdım. Onu görünce (alacaklılar) o anda başıma üşüştüler. (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve seliem) onların ne yaptıklarını görünce, harmanların en büyüğünün çevresinde üç kere döndü. Sonra yanına oturdu. Sonra: 'Haydi arkadaşlarını (alacaklıları) çağır!' dedi. Geldiler; onlara tartıp vermeye başladı. Nihayet Allah, babamın borçlarını ödememi nasip etti. Allah'ın babamın borçlarını ödememi nasip etsin ve kız kardeşlerime hurma-sız olarak dönmeye razıydım. Allah tüm harmanlara bolluk ve bereket vermişti. Hatta Resulü sallallahu aleyhi ve seliem'in yanına oturduğu harmana baktım; sanki ondan tek hurma bile eksilmemişti."
[Buhârî, Ebû Dâvud ve Nesâî.]
8517- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: "Annem müşrik bir kadındı. Onu (mütemadiyen) İslâm'a davet ederdim. Bir gün yine İslâm'a davet ettiğimde, annem Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hakkında hoşlanmadığım çirkin sözler söyledi.
Hemen ağlayarak Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e vardım ve dedim ki: 'Ey Allah'ın Resulü! Annemi İslâm'a davet ediyordum. O da bir türlü kabul etmiyordu. Bugün onu yine davet edince, senin hakkında ileri geri konuştu ve beni çok üzdü. Hidayete ermesi için, ne olur Ebû Hureyre'nin annesi için Allah'a dua et!' Bunun üzerine Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem: 'Allahtın! Ebû Hureyre'nin annesini hidayete erdir!' diye dua etti. Ben de onun yanından sevinerek ayrıldım.
Eve varınca kapıya yaklaştım. Kapalı idi. Annem ayak seslerimi duydu ve bana içerden:
'Yavaş ol ey Ebû Hureyre! Şimdi geliyorum' dedi. Tam o anda su şırıltısını duydum. Annem yıkanmıştı* Giyindi, aceleden başörtüsünü başına almadan gelip kapıyı açtı. Sonra şöyle dedi:
'Ey Ebû Hureyre! Allah'tan başka hiçbir tanrının olmadığına Muhammed'in O'nun kulu ve Resulü olduğuna şehadet ederim' dedi. Hemen Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e sevinerek döndüm. Sevincimden ağlamaya başladım ve dedim ki:
'Ey Allah'ın Resulü, müjde! Allah senin duanı kabul edip annemi hidayete erdirdi.' Bunun üzerine Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Allah'a hamdetti ve güzel şeyler söyledi. Sonra dedim ki:
'Ey Allah'ın Resulü! Allah'a dua et de beni ve annemi mü'mİn kullarına, onları da bize sevdirsin.' Şöyle dua etti: 'Allahım! Şu kulca-ğızını ve annesini mü'min kullarına sevdir, onları da bunlara sevdir!'
Ondan sonra beni işiten ve gören hiçbir mü'min yaratılmadı ki beni sevmiş olmasın."
(Müslim]
8518- es-Sâib bin Yezîd radiyallahu anh'dan:
"Teyzem beni (küçükken) Resûlullah sal-
8520- Câbir radiyallahu anh'dan:
"Biz Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel-lem ile çarşıdayken bir kadın şöyle dedi:
'Ey Allah'ın Resulü! Kocam bana yaklaşmıyor, benimle onun arasını ayır (boşa)!' Kocası uğradı; Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem onu çağırıp durumu bildirdi. Bunun üzerine şöyle dedi: 'Ey Allah'ın Resulü! Sana ikram edene yemin ederim ki ben onunla daha dün gece beraber oldum.' Bunun üzerine kadın ağlayıp şöyle dedi:
'Yalan söylüyor, sen bizi birbirimizden ayır! Çünkü Allah'ın yaratıkları içinde en çok nefret ettiğim adam budur.' Bunun üzerine Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem gülümsedi ve başlarını tutup birbirlerine yaklaştırdı ve şöyle dua etti: 'Allahım! Bunları birbirine yaklaştır, birbirlerini sevsinler.' Çok geçmeden kadın yine geldi ve şöyle dedi: 'Ey Allah'ın Resulü! Seni hak ile gönderene yemin ederim ki şimdi onun kadar hiç kimseyi sevmiyorum'." |Ebû Ya'lâ.j
8521- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: Ebû Cehl dedi ki: "Muhammed aranızda
hiç secdeye kapanmıyor mu?"
"Evet" dediler.
"Lât ve Uzzâ'ya yemin ederim ki, eğer onu secde yaparken görürsem boynuna basıp çiğneyeceğim. Yüzünü toprağa sürteceğim."
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem namaz kılarken boynuna basmak İçin geldi, fakat birden gerisin geri dönüp elleriyle kendini koruyarak geri çekilip gitti. Kendisine soruldu:
"Ne'n var, neden böyle yaptın?"
"Onunla aramızda ateşten bir hendek göründü. Birtakım kanatlı mahlûklar gördüm" dedi. Müteakiben Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurdu:
"Eğer o bana yaklaşsaydı, melekler onu paramparça yapacaklardı." (Râvi Ebû Hazım dedi ki:) Ebû Hureyre'nin rivayet ettiği hadiste mi yoksa kendisine ulaşan başka bir hadiste mi yer aldı bilmiyoruz, Allah hemen şu âyeti indirdi:
"Hayır, insan zengin oldu diye azar ... ona boyun eğme, Allah'a secde et ve yalnızca ona yaklaş" (Alak, 6-19).
8522- Câbir radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile
Necid'e doğru bir harbe çıktık. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem çok ağaçlı bir vadide, biz öğlen istirahatindeyken bize yetişti, Bir ağacın altında konakladı. Kılıcını da çıkartıp o ağacın bir dalına astı. İnsanlar da gölgelenmek üzere, her biri bir ağacın altına gitti. Gerisini Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle anlattı:
'Ben uyuyorken bir adam geldi, (ağaçta asılı) kılıcımı aldı, derken uyandım, kılıcım onun elinde parlıyordu, şöyle dedi: 'Şimdi seni elimden kim kurtaracak?'
'Allah' dedim. Kılıç elinden düştü, işte bu vak'anın kahramanı şu oturan adamdır.'
Evet o (adam) kavminin meliki idî. (Allah Resulü) onu affetmiş, ona bir ceza vermemişti. Adam affedildikten sonra şöyle diyerek ayrılıp gitti:
'Bir daha sana düşman olan bir kavmin içinde asla yer almam'." [Buhârîve Müslim.]
8523- Câbir radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Beyt'e (Kâ'be'ye) girdim, baktım ki şeytan kapının arkasında duruyor.- Hemen boğazına yapıştım, dilinin soğukluğunu (elimde) hissedinceye kadar öyle tuttum. Salih bir kulun (Süleyman Aleyhisselamın) duası olmasaydı, o (şeytan) orada bağlı kalacaktı da, insanlar sabahleyin onu o haliyle seyredeceklerdi." [Taberânî, Mu'cemu'l-Evsat'ta]

islam
islam