NESAİ > YEMİNLER VE NEZİRLER (ADAK) KİTABI (Bölümleri)

 

islam

help 2.26.34 035 previous next

HADİS KİTAPLARI > NESAİ > 035
35- YEMİNLER VE NEZİRLER (ADAK) KİTABI (Bölümleri)

1- KALPLERİ EVİRİP ÇEVİREN ALLAH DİYE YEMİN EDİLİR Mİ?

2- ALLAH’IN GÜÇ VE KUVVETİNE YEMİN EDİLİR Mİ?

3- ALLAH’TAN BAŞKASI ADINA YEMİN EDİLEMEZ

4- ATALARA YEMİN ETMEK

5- ANALAR ADINA DA YEMİN EDİLEMEZ

6- İSLÂM DİNİNDEN BAŞKA BİR DİN ADINA YEMİN ETMEK

7- İSLÂM’DAN UZAK OLDUĞUNA YEMİN ETMEK

8- KÂBE ADINA YEMİN ETMEK

9- TAĞUT=HER TÜRLÜ PUT VE PUTLAŞTIRAN ŞEYLERE YEMİN ETMEK

10- LÂT PUTU ADINA YEMİN ETMEK

11- LÂT VE UZZA İSİMLİ PUTLAR ADINA YEMİN ETMEK

12- YEMİNİ BOZMAMAK

13- BİR ŞEYE YEMİN EDİP DAHA HAYIRLISINI GÖREN NE YAPMALI?

14- YEMİN BOZMADAN KEFFARETİNİ ÖDEMEK

15- YEMİNİ BOZDUKTAN SONRA DA KEFFARET VERİLİR Mİ?

16- KİŞİ KENDİSİNDE OLMAYAN BİR ŞEY HAKKINDA YEMİN EDER Mİ?

17- İSTİSNA GETİREREK YEMİN ETMEK

18- HER ŞEYDE OLDUĞU GİBİ YEMİNDE DE NİYET ESASTIR

19- ALLAH’IN HELAL KILDIĞI BİR ŞEY HARAM EDİLEBİLİR Mİ?

20- SİRKENİN NE GÜZEL KATIK OLDUĞU

21- YEMİN VE YALAN KARIŞAN TİCARET NE İLE TEMİZLENİR?

22- SADAKA BAZI ŞEYLERİ TEMİZLER Mİ?

23- ADAK ADAMAK DOĞRU MUDUR?

24- ADAK BİR ŞEYİ NE ÇABUKLAŞTIRIR NE DE GECİKTİRİR

25- ADAK CİMRİDEN MAL ÇIKARMAK DEMEK MİDİR?

26- İTAATE YÖNELİK ADAK YAPILABİLİR

27- KÖTÜLÜK VE ALLAH’A İSYAN İÇİN ADAK YAPILABİLİR Mİ?

28- ADAK ADANMIŞSA MUTLAKA YERİNE GETİRİLMELİ

29- ALLAH’IN RIZASI OLMAYACAK ŞEKİLDE ADAK ADANIR MI?

30- KİŞİ SAHİBİ OLMADIĞI ŞEY ÜZERİNE ADAK YAPAMAZ

31- YÜRÜYEREK KABE’YE GİTMEYE ADAK ADANIR MI?

32- BAŞI AÇIK VE ÇIPLAK AYAKLA YÜRÜMEK ADANIR MI?

33- ORUÇ TUTMAYI ADAYIP TUTAMADAN ÖLEN KİMSENİN DURUMU

34- ADAK BORCU OLUP YERİNE GETİREMEDEN ÖLEN KİMSE

35- MALIN TAMAMI ADAK OLARAK ADANIR MI?

36- TEVBESİ ALLAH TARAFINDAN KABUL EDİLEN KA’B B. MALİK NE YAPMIŞTI?

37- GANİMET MALINDAN ÇALAN KİMSENİN DURUMU

38- YEMİN EDEN İNŞALLAH DERSE NE OLUR?

39- SÜLEYMAN PEYGAMBER NE DEMİŞTİ?

40- NEZR = ADAK’IN KEFFARETİ NASILDIR?

41- KİŞİ GÜCÜ YETMEYEN ŞEYLERİ ADARSA NE OLUR?

42- YEMİN EDEN YEMİNDE İNŞAALLAH DERSE NE OLUR?



35- YEMİNLER VE NEZİRLER (ADAK) KİTABI (Bölümleri)

3701- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v): “Hayır! Kalpleri evirip çeviren Allah’a yemin ederim ki diyerek yemin ederdi.” (İbn Mâce, Keffaret: 1; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 12)

1- KALPLERİ EVİRİP ÇEVİREN ALLAH DİYE YEMİN EDİLİR Mİ?

3702- Sâlim (r.a) babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) yemin ederken: “Hayır! Kalpleri evirip çeviren Allah adına yemin ederim ki” diye yemin ederdi. (İbn Mâce, Keffaret: 1; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 12)

2- ALLAH’IN GÜÇ VE KUVVETİNE YEMİN EDİLİR Mİ?

3703- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah Cennet ve Cehennemi yarattığında Cibril’i Cennete göndererek; oraya ve oraya girecekler için hazırladığım şeylere bak buyurdu. Cibril Cennete bakıp dönünce şöyle dedi: “Güç ve kuvvetine yemin olsun ki Cenneti ve nimetlerini duyan herkes mutlaka oraya girmek ister” dedi. Bunun üzerine Allah emretti ve Cennete giden yollar insanların hoşuna gitmeyen, nefse ağır gelen, (namaz, oruç, cihad) gibi şeylerle kuşatıldı. Cibril oraya bakıp Cennetin nefse hoş gelmeyen şeylerle kuşatıldığını görünce: “Güç ve kuvvetine yemin ederim ki hiç kimsenin oraya giremeyeceğinden korkarım” dedi. Bu sefer Allah git Cehenneme ve Cehennemlikler için hazırladığım şeylere bak dedi. Cibril Cehenneme baktı, orada birbiri üzerine binmiş ateş çukurları ve ateş tepelerini görünce döndü ve dedi ki: “Güç ve kuvvetine yemin ederim ki oraya kimse girmek istemez.” Allah emretti Cehennem hoşa giden (Yalan zina ve her türlü günah) şeylerle kuşatıldıktan sonra Cibril’e tekrar dön ve Cehenneme bak buyurdu. Cibril oraya bakıp oranın da hoşa giden şeylerle kuşatıldığını görünce hemen dönerek; şöyle dedi: “Güç ve kuvvetine yemin ederim ki Cehenneme herkes girecek ve hiçbir kimse oradan kurtulamayacaktır böyle olmasından korkuyorum dedi.” (Ebû Davud, Sünnet: 25; Tirmizî, Sıfatü’l Cenne: 21)

3- ALLAH’TAN BAŞKASI ADINA YEMİN EDİLEMEZ

3704- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim yemin edecekse Allah adına yemin etsin.” Kureyşliler atalarına yemin ediyorlardı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Babalarınız adına yemin etmeyiniz” buyurdu. (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 5; Dârimi, Eyman ve Nüzür: 7)

3705- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah atalarınız adına yemin etmekten sizi sakındırır.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 5; Dârimi, Eyman ve Nüzür: 7)

4- ATALARA YEMİN ETMEK

3706- Sâlim (r.a) babasından rivâyet ederek şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v) bir sefer Ömer’i; “Babama yemin ederim” derken işitti. Bunun üzerine: “Allah babalarınız adına yemin etmekten sizi sakındırır” buyurdu. Ömer diyor ki: “Allah’a yemin ederim ki o günden sonra ne bilerek ne de başkasının sözünü naklederek te olsa atalarım adına yemin etmedim.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 8)

3707- Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah atalarınız adına yemin etmekten sizi yasaklıyor” buyurdu. Ömer diyor ki: “Vallahi bunu duyduktan sonra ne bilerek ne de başkalarının sözünü naklederek Allah’tan başkasına yemin etmedim. (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 8)

3708- Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah atalarınız adına yemin etmekten sizi yasaklıyor” buyurdu. Ömer diyor ki: “Vallahi bunu duyduktan sonra ne bilerek ne de başkalarının sözünü naklederek Allah’tan başkasına yemin etmedim. (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 8)

5- ANALAR ADINA DA YEMİN EDİLEMEZ

3709- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Analarınız, babalarınız ve putlar adına yemin etmeyiniz. Sadece Allah adına yemin edip doğru söze yemin edin.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 8)

6- İSLÂM DİNİNDEN BAŞKA BİR DİN ADINA YEMİN ETMEK

3710- Sabit b. ed Dahhak (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Her kim yalandan da olsa İslâm’dan başka bir din adına yemin ederse o dediği gibi olur.” Kuteybe rivâyetinde “Bile bile” İslâm’dan başka bir din adına” ilavesi vardır. Yezid’in rivâyetinde ise: “Yalan olarak yemin ederse o dediği gibi olur. Kim de kendini bir şeyle öldürürse kıyamette Allah ona aynı şeyle azab eder” ilavesi vardır. (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 6; İbn Mâce, Keffaret: 3)

3711- Sabit b. ed Dahhak (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim yalan olarak İslâm’dan başka bir din adına yemin ederse o dediği gibi olur. Kim de bir şeyle kendini öldürürse ahirette aynı şeyle azab olunur.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 6; İbn Mâce, Keffaret: 3)

7- İSLÂM’DAN UZAK OLDUĞUNA YEMİN ETMEK

3712- Büreyde (r.a)’nin babasından rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim ben İslâm’dan uzağım derse; bu sözünde yalancı ise o dediği gibi olur. Eğer bu söylediğinizde ciddi ise İslâm’a bir daha Sâlim olarak dönemez.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 6; İbn Mâce, Keffaret: 3)

8- KÂBE ADINA YEMİN ETMEK

3713- Cüheyne kabilesinden Kuteyle isimli bir kadın anlatıyor. Bir Yahudi, Peygamber (s.a.v)’e gelerek şöyle söyledi: “Siz Allah’a eşler kılıyor ve şirk koşuyorsunuz. Allah dilerse ve sen dilersen diyorsunuz. Kâbe hakkı için diye yemin ediyorsunuz..” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v), Müslümanlara: “Yemin etmek istediklerinde Kâbe’nin Rabbine diye yemin etmelerini ve Allah dilerse ve sen dilersen şeklinde konuşmalarını emretti.” (Müsned: 25845)

9- TAĞUT=HER TÜRLÜ PUT VE PUTLAŞTIRAN ŞEYLERE YEMİN ETMEK

3714- Abdurrahman b. Semure (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Atalarınız ve Tağutlar adına yemin etmeyiniz.” (İbn Mâce, Keffaret: 2; Müslim: İman: 17)

10- LÂT PUTU ADINA YEMİN ETMEK

3715- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz Müslüman olmadan önceki alışkanlığı icabı Lat’a yemin ederim derse hemen “Lâ ilâhe illallah” desin. Kim bir arkadaşına cahiliyye dönemindeki alışkanlığı icabı gel kumar oynayalım derse keffaret olarak mutlaka bir sadaka versin.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 5; İbn Mâce, Keffarât: 2)

11- LÂT VE UZZA İSİMLİ PUTLAR ADINA YEMİN ETMEK

3716- Mus’ab b. Sa’d (r.a) babasından naklederek şöyle diyor: Bazı konular konuşuyorduk ben yeni Müslüman olanlardandım bu arada Lat ve Uzza adına yemin ediverdim. Yanımda bulunan Rasûlullah (s.a.v)’in ashabı: “Ne kötü söz söyledin! Git Rasûlullah (s.a.v)’e durumu bildir, biz senin kafir olduğunu zannediyoruz” dediler. Rasûlullah (s.a.v)’e gidip durumu anlattım. Rasûlullah (s.a.v) bana: “Üç defa Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur, tek O vardır, Onun ortağı yoktur de. Üç defa şeytandan Allah’a sığın ve üç defa da sol tarafına tükür ve bir daha böyle bir şey söyleme” buyurdu. (İbn Mâce, Keffarât: 2; Müsned: 1505)

3717- Mus’ab b. Sa’d (r.a), babasından naklediyor. Bir gün Lat ve Uzzaya yemin etmiştim. Bunu duyan arkadaşlarım: “Ne kötü söz söyledin, berbat ettin” dediler. Ben de Rasûlullah (s.a.v)’e gelip durumu anlattım. O da şöyle buyurdu: “Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Tek O vardır, O’nun ortağı yoktur, mülk ve otorite O’nundur. Her türlü övgüler O’na mahsustur. Onun her şeye gücü yeter de (sonra da) sol tarafına üç sefer tükür ve şeytandan Allah’a sığın, bir daha da böyle bir şey söyleme!” (İbn Mâce, Keffarât: 2; Müsned: 1505)

12- YEMİNİ BOZMAMAK

3718- Bera b. Âzib (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bize yedi şeyi emretti: “1. Cenazeyi kaldırmayı 2. Hasta ziyaret etmeyi 3. Aksıran kimse elhamdülillah derse ona yerhamükallah demeyi 4. Davete icabet etmeyi 5. Mazlum kimselere yardım etmeyi 6. Yemini bozmamayı 7. Selâmı almayı.” (Buhârî, Cenaiz: 17; Tirmizî, Edeb: 1)

13- BİR ŞEYE YEMİN EDİP DAHA HAYIRLISINI GÖREN NE YAPMALI?

3719- Ebu Musa (r.a)’dan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Yeryüzünde herhangi bir şeye yemin etsem daha sonra başka bir şeyi o işten daha hayırlı görürsem mutlaka onu yaparım.” (Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 6; Müslim, Eyman: 3)

14- YEMİN BOZMADAN KEFFARETİNİ ÖDEMEK

3720- Ebu Musa el Eşari (r.a) anlatıyor ve şöyle diyor: Eşarilerden bir gurupla Rasûlullah (s.a.v)’in yanına geldik kendisinden binek istiyorduk. Rasûlullah (s.a.v): “Vallahi sizi bir şeye bindiremem, sizi bindirebilecek bineğim yoktur” buyurdu. Allah’ın dilediği kadar bir süre yanında kaldık, kendisine develer getirildi. Bize üç deve verilmesini emretti. Oradan ayrılınca arkadaşlarımızdan biri Allah bu develeri bize bereketli kılmaz. Rasûlullah (s.a.v)’den binek istedik bize yok olup veremeyeceğine yemin etmişti dedi. Ebu Musa der ki: Bu söz üzerine Rasûlullah (s.a.v)’e geldik ve durumu kendisine anlattık. Rasûlullah (s.a.v): “Develeri size ben vermedim, Allah verdi. Allah’a yemin ederim ki bir şeye yemin eder de başkasını daha hayırlı görürsem yeminime keffaret verir hayırlı gördüğümü yaparım” buyurdu. (Müslim, Eyman: 3; İbn Mâce, Keffarât: 7)

3721- Amr b. Şuayb (r.a)’ın babasından ve dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz herhangi bir şeye yemin ederde başkasını ondan daha hayırlı görürse, yemininin keffaretini versin ve o hayırlı işi yapsın.” (Müsned: 6444)

3722- Abdurrahman b. Semure (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz herhangi bir şeye yemin eder de başka bir şeyi ondan daha hayırlı görürse, yeminine keffaret versin hayırlı olanı düşünüp yapsın.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)

3723- Abdurrahman b. Semure (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir kimse bir şeye yemin eder de başkasını daha hayırlı görürse, yemininin keffaretini versin ve hayırlı olanı yapsın.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)

3724- Abdurrahman b. Semure (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Herhangi biriniz bir şeye yemin eder de başkasını daha hayırlı görürse, yeminine keffaret versin hayırlı olan şeyi yapsın.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)

15- YEMİNİ BOZDUKTAN SONRA DA KEFFARET VERİLİR Mİ?

3725- Adiy b. Hatim (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim bir şeye yemin eder de başka bir şeyi ondan daha hayırlı görürse, hayırlı olanı yapsın ve bozduğu yemini için keffaret versin.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)

3726- Adiy b. Hatim (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim bir şeye yemin eder de ondan daha hayırlısını görürse, yemin ettiği şeyi bırakıp hayırlı olanı yapsın ve keffaretini versin.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)

3727- Adiy b. Hatim (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim bir şey üzerine yemin eder de ondan daha hayırlısını görürse, o hayırlı olanı yapsın ve yemini terketsin.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)

3728- Ebu’l Ahvas (r.a) babasından rivâyet ederek şöyle diyor: “Peygamber (s.a.v)’e Ey Allah’ın Rasûlü! Amcamın bir oğlu var gidip kendisinden bir şeyler istiyorum vermiyor, benimle de ilgilenmiyor sonra da ihtiyacı olursa gelip benden istiyor. Ona bir şey vermemeye ve onunla ilgilenmemeye yemin ettim” dedim. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Hayırlı olanı yapmamı ve yeminimi bozup keffaret vermemi” emretti. (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)

3729- Abdurrahman b. Semure (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bana: “Bir şeye yemin eder de başkasını ondan hayırlı görürsen hayırlı olanı yap ve yeminine keffaret öde” buyurdu. (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)

3730- Abdurrahman b. Semure (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir şey üzere yemin edersen ondan başkasını da daha hayırlı görürsen hayırlı olanı yap ve yeminin için keffaret öde.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)

3731- Abdurrahman b. Semure (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bana şöyle dedi: “Bir şey üzere yemin edersen başkasını da ondan hayırlı görürsen hayırlı olanı yap ve yeminin için keffaret öde.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)

16- KİŞİ KENDİSİNDE OLMAYAN BİR ŞEY HAKKINDA YEMİN EDER Mİ?

3732- Amr b. Şuayb (r.a), babasından ve dedesinden rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Senin olmayan bir şey hakkında ne adak ne de yemin olur, günah olan bir şeyi işlemeye ve akraba ile bağı koparmaya da yemin edilmez.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Nüzür ve Eyman: 3)

17- İSTİSNA GETİREREK YEMİN ETMEK

3733- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir kimse Allah dilerse şöyle yaparım diyerek yemin ederse, isterse o şeyi yapar isterse yapmaz yeminini bozmuş olmaz.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Nüzür ve Eyman: 3)

18- HER ŞEYDE OLDUĞU GİBİ YEMİNDE DE NİYET ESASTIR

3734- Ömer b. Hattab (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Yapılan her iş niyete göre değerlendirilir. Herkesin niyet ettiği ne ise eline o geçer. Kimin memleketini terk etmesi veya günahları terk etmesi Allah ve Rasûlünün isteği doğrultusunda ise onun bu yaptığı iş Allah yolunda sayılır ve ahirette hesabı ona göre görülür. Kimin de memleketini terk edişi eline geçireceği bir dünyalık veya elde edeceği bir kadın için olursa onun da bu hicreti hicret ettiği şeye aittir. Onları elde etmiş olur ve ahirette de hesabı ona göre verilir.” (Müslim, Imara: 45; Ebû Davud, Talak: 11)

19- ALLAH’IN HELAL KILDIĞI BİR ŞEY HARAM EDİLEBİLİR Mİ?

3735- Ubeyd b. Umeyr (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe’den işittim şöyle diyordu: Rasûlullah (s.a.v), Zeyneb b. Cahş’ın yanında kaldığında orada bal şerbeti içerdi. Bir gün ben ve Hafsa anlaştık, Rasûlullah (s.a.v) hangimizin yanına girerse Ona: “Sende meğafir kokuyor yoksa meğafir mi? yedin diyelim dedik.” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) birimizin yanına girdiğinde O’na kararlaştırdığımız gibi dedik. O da: “Hayır! Zeyneb binti Cahş’ın yanında bal şerbeti içmiştim, bu yüzden bir daha bal şerbeti içmeyeceğim” dedi. Bunun üzerine Tahrim sûresi 1-4 ayetleri indirildi: “Ey Peygamber! eşlerinden herhangi birini memnun etmek için neden Allah’ın Sana helâl kıldığı bazı şeyleri kendine haram kılıyorsun…” (Müslim, Talak: 3; Ebû Davud, Eşribe: 11)

20- SİRKENİN NE GÜZEL KATIK OLDUĞU

3736- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte O’nun evine gitmiştik, orada ekmek ve sirke vardı. Rasûlullah (s.a.v) bana: “Ye, sirke ne güzel katıktır” buyurdu. (Ebû Davud, Etıme: 40; Tirmizî, Etıme: 35)

21- YEMİN VE YALAN KARIŞAN TİCARET NE İLE TEMİZLENİR?

3737- Kays b. ebî Gareze (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bize Simsarlar denilirdi. Rasûlullah (s.a.v) bize geldi. Biz alışveriş yaparken bizim ismimizden daha hayırlı bir isimle bize hitab ederek: “Ey Tüccar topluluğu! yaptığınız bu alışverişinize yalan ve yemin karışabilir bu yüzden ticaretinizi sadaka vermek sûretiyle temizleyin.” (Tirmizî, Büyü’: 4; Ebû Davud, Büyü’: 1)

3738- Kays b. ebî Gareze (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz Baki denilen yerde alışveriş yapardık. Bize simsarlar denilirdi. Rasûlullah (s.a.v) bize geldi ve: “Ey tüccar topluluğu!” diyerek bize ismimizden daha hayırlı bir isimle hitab etti ve şöyle buyurdu: “Bu ticaretinizde yemin ve yalan karışabilir. Siz bunlara karşılık sadaka vererek ticaretinizi temizleyin.” (Tirmizî, Büyü’: 4; Ebû Davud, Büyü’: 1)

22- SADAKA BAZI ŞEYLERİ TEMİZLER Mİ?

3739- Kays b. Gareze (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz çarşıda alışveriş yaparken Rasûlullah (s.a.v) bizim yanımıza geldi ve şöyle buyurdu: “Bu çarşı ve pazarlarda ticaretin içersine boş söz ve yalan karışabilir. Bu sebeple ticaretinizi sadaka vererek temizleyin.” (Tirmizî, Büyü’: 4; Ebû Davud, Büyü’: 1)

3740- Yine Kays b. Gareze (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştik. Medine çarşılarında değişik ölçü birimleriyle alışveriş yapıyorduk, insanların bize verdikleri simsarlar ismiyle anılırdık. Rasûlullah (s.a.v) bir gün yanımıza geldi ve kendimize insanların verdiği isimden daha hayırlı bir isim vererek: “Ey Tüccarlar topluluğu! Alışverişinize yalan ve yemin karışabilir, vereceğiniz sadaka ile onu temizleyin” buyurdu. (Tirmizî, Büyü’: 4; Ebû Davud, Büyü’: 1)

23- ADAK ADAMAK DOĞRU MUDUR?

3741- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) Adak adamayı yasakladı ve şöyle buyurdu: “Adak hiçbir hayır getirmez ancak böylelikle cimriden mal çıkarılır.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 21; İbn Mâce, Keffarât: 15)

3742- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) adak adamayı yasak etti ve “Adak hiçbir şeyi önlemez sadece cimriden mal çıkarır” buyurdu. (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 21; İbn Mâce, Keffarât: 15)

24- ADAK BİR ŞEYİ NE ÇABUKLAŞTIRIR NE DE GECİKTİRİR

3743- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v): “Adak bir şeyi ne çabuklaştırır ne de geciktirir ancak adakla cimriden mal çıkarılmış olur” buyurdu. (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 21; İbn Mâce, Keffarât: 15)

3744- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Adak adamak Ademoğluna takdir olunmayan hiçbir şeyi getirmez fakat adak yoluyla cimriden mal çıkarılmış olur” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 21; İbn Mâce, Keffarât: 15)

25- ADAK CİMRİDEN MAL ÇIKARMAK DEMEK MİDİR?

3745- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Adak adamayın çünkü adak kaderi değiştirmez ancak adak yoluyla cimriden mal çıkarılmış olur.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 21; İbn Mâce, Keffarât: 15)

26- İTAATE YÖNELİK ADAK YAPILABİLİR

3746- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Allah’a itaat etmek üzere adakta bulunursa Allah’a itaat etsin. Kim de Allah’a isyan etmeyİ nezrederse isyan etmesin.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 21; İbn Mâce, Keffarât: 15)

27- KÖTÜLÜK VE ALLAH’A İSYAN İÇİN ADAK YAPILABİLİR Mİ?

3747- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Kim Allah’a itaat edeceğine dair adakta bulunursa, sözünü yerine getirip Allah’a itaat etsin. Kimde Allah’a isyan konusunda adakta bulunursa, adağını yerine getirmesin ve Allah’a isyan etmesin.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 21; İbn Mâce, Keffarât: 15)

3748- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Kim Allah’a itaat edeceğine dair adakta bulunursa, sözünü yerine getirip Allah’a itaat etsin. Kimde Allah’a isyan konusunda adakta bulunursa, adağını yerine getirmesin ve Allah’a isyan etmesin.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 21; İbn Mâce, Keffarât: 15)

28- ADAK ADANMIŞSA MUTLAKA YERİNE GETİRİLMELİ

3749- Imran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sizin en hayırlı olanlarınız Benim asrımda yaşayanlarınızdır sonra onlara yakın olanlar daha sonra da onlara yakın olanlardır. (Bilmiyorum kendisinden sonra iki asır mı yoksa üç asır mı söyledi) daha sonra gelecek olan bir toplumdan bahsetti ve onlar hainlik yapacaklar ve kendilerine güvenilmeyecektir. Kendilerinden şahitlik istenmeden şahitlik yapacaklardır. Adak adayacaklar ve adaklarını da yerine getirmeyecek-lerdir. Ve o toplumlar arasında şişmanlık da yaygınlaşacaktır.” (Buhârî, Eyman ve Nüzür: 27; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 7)

29- ALLAH’IN RIZASI OLMAYACAK ŞEKİLDE ADAK ADANIR MI?

3750- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bir adamı başka bir adamın boynuna ip takıp götürürken gördü ve o ipi kopardı. Boynunda ip olan adam bu yapılan işin kendi adağı olduğunu bildirdi. (Buhârî, Eyman ve Nüzür: 28; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 23)

3751- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v): Bir adama uğradı, o kimse başka birinin burnuna ip takarak Kâbe’yi tavaf ettiriyordu. Rasûlullah (s.a.v) bu ipi kopardı ve elinden tutarak götürmesini emretti. İbn Cüreyc der ki: Süleyman’dan, Tavus’tan ve İbn Abbas’tan bildirildiğine göre, Peygamber (s.a.v) Kâbe’yi tavaf eden iki insanın yanından geçiyordu, onlardan biri diğerinin eline ip veya değişik bir şey bağlanmış ve tavaf ediyorlardı. Rasûlullah (s.a.v) onu eliyle kopardı ve “Elinden tutarak tavafını yap” buyurdu. (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 23; Buhârî, Eyman ve Nüzür: 27)

30- KİŞİ SAHİBİ OLMADIĞI ŞEY ÜZERİNE ADAK YAPAMAZ

3752- Imran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a isyan olabilecek yerlerde ve kişinin elinde olmayan sahibi olmadığı şeylerde adak adanmaz.” (Müslim, Nezr: 3; İbn Mâce, Keffarât: 16)

3753- Sabit b. Dahhak (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir kimse yalan olarak İslâm’dan başka bir din adına yemin etse o dediği gibi olur. Kim de dünyada kendini bir aletle öldürürse kıyamet günü aynı şeyle azap edilir. Hiçbir kimse sahibi ve maliki olmadığı bir şey üzerine adak yapamaz.” (Buhârî, Eyman: 20; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 3)

31- YÜRÜYEREK KABE’YE GİTMEYE ADAK ADANIR MI?

3754- Ukbe b. Âmir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Kız kardeşim yürüyerek Kâbe’ye gideceğini adamıştı ve bunu Rasûlullah (s.a.v)’den sormamı istedi. Sorduğumda Rasûlullah (s.a.v): “Yürüsün yorulunca da binite binsin” buyurdular. (Müslim, Nüzür: 4; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 23)

32- BAŞI AÇIK VE ÇIPLAK AYAKLA YÜRÜMEK ADANIR MI?

3755- Ukbe b. Âmir (r.a)’in haber verdiğine göre, şöyle demiştir: Kız kardeşim yalın ayak, başı çıplak yürümeyi adamıştı. Peygamber (s.a.v) ona dedi ki: “Ona söyle, başını kapatsın ve bineğe binsin ve üç gün de oruç tutsun.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 23; Müslim, Nüzür: 4)

33- ORUÇ TUTMAYI ADAYIP TUTAMADAN ÖLEN KİMSENİN DURUMU

3756- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, bir kadın gemiye bindi ve bir ay oruç tutmayı adadı, orucunu tutamadan da öldü. Kız kardeşi bu durumu Rasûlullah (s.a.v)’e gelip sordu. Rasûlullah (s.a.v) onun yerine kendisinin (üç gün oruç) tutmasını emretti. (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 26; Buhârî, Eyman ve Nüzür: 30)

34- ADAK BORCU OLUP YERİNE GETİREMEDEN ÖLEN KİMSE

3757- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre; Sa’d b. Ubâde, annesinin adak borcunu yerine getirmeden ölmesi üzerine Rasûlullah (s.a.v)’den fetva istedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “O adağı sen yerine getiriver” buyurdu. (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 26; Buhârî, Eyman ve Nüzür: 30)

3758- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre; Sa’d b. Ubâde, annesinin adak borcunu yerine getirmeden ölmesi üzerine Rasûlullah (s.a.v)’den fetva istedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “O adağı sen yerine getiriver” buyurdu. (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 26; Buhârî, Eyman ve Nüzür: 30)

3759- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre; Sa’d b. Ubâde, annesinin adak borcunu yerine getirmeden ölmesi üzerine Rasûlullah (s.a.v)’den fetva istedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “O adağı sen yerine getiriver” buyurdu. (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 26; Buhârî, Eyman ve Nüzür: 30)

35- MALIN TAMAMI ADAK OLARAK ADANIR MI?

3760- Ömer (r.a), İslâm’a girmeden önce Mescidi Haramda bir gece itikafa gireceğini nezretmişti. Bu durumu Rasûlullah (s.a.v)’e sorduğunda itikafa girmesini emretti. (İbn Mâce, Keffarât: 18; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 11)

3761- Ömer (r.a), İslâm’a girmeden önce Mescidi Haramda bir gece itikafa gireceğini nezretmişti. Bu durumu Rasûlullah (s.a.v)’e sorduğunda itikafa girmesini emretti. (İbn Mâce, Keffarât: 18; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 11)

3762- Ömer (r.a), İslâm’a girmeden önce Mescidi Haramda bir gece itikafa gireceğini nezretmişti. Bu durumu Rasûlullah (s.a.v)’e sorduğunda itikafa girmesini emretti. (İbn Mâce, Keffarât: 18; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 11)

3763- Abdullah b. Ka’b b. Malik (r.a), babasından naklediyor. Ka’b tevbesi Allah tarafından kabul edildiğinde, Ey Allah’ın Rasûlü! tüm malımı Allah ve Rasûlü yolunda vakfedeyim mi? diye sormuştu da Rasûlullah (s.a.v): “Malının bir kısmını kendine bırak bu senin için daha hayırlıdır” buyurdular. (Müslim, Tevbe: 9; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 10)

36- TEVBESİ ALLAH TARAFINDAN KABUL EDİLEN KA’B B. MALİK NE YAPMIŞTI?

3764- Ka’b b. Malik (r.a)’den Tebük savaşına katılmadığımdan dolayı işlediğim günah affedilip tevbem kabul edilince, Rasûlullah (s.a.v)’in yanına oturdum ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! Tevbem kabul olunduğu için malımın tamamını Allah ve Rasûlü uğrunda bağışlıyorum” dedim. Rasûlullah (s.a.v): “Malının bir kısmını kendine bırak bu senin için daha hayırlıdır” buyurdu. Bu sefer ben: “Hayber de hisseme düşen malı kendime bırakayım” dedim. (Müslim, Tevbe: 9; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 10)

3765- Ka’b b. Malik (r.a), Tebük seferinden geri kalışının hikayesini anlatırken Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Tevbem kabul edildiği için malımın tamamını Allah ve Rasûlü yoluna sadaka ediyorum demiştim de Rasûlullah (s.a.v): “Malının bir kısmını kendine bırak senin için bu daha hayırlıdır” buyurdu. Ben de: “Öyleyse Hayber’deki bana düşen hissemi kendime bırakıyorum” dedim. (Müslim, Tevbe: 9; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 10)

3766- Ubeydullah b. Ka’b (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Babam şöyle anlatırken dinlemiştim dedi. Ka’b: “Ey Allah’ın Rasûlü! Allah beni doğruluğumdan dolayı kurtardı, tevbem de kabul edildi. Bu yüzden malımın tamamını Allah yolunda sadaka ediyorum” deyince, Rasûlullah (s.a.v): “Malının bir kısmını kendine tut böylesi senin için daha hayırlıdır” buyurdu. Bunun üzerine ben: “O halde Hayber’deki hissemi kendime bırakıyorum” dedim. (Müslim, Tevbe: 9; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 10)

37- GANİMET MALINDAN ÇALAN KİMSENİN DURUMU

3767- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Hayber savaşında Rasûlullah (s.a.v) ile beraberdik oradan ganimet olarak arazi, eşyalar ve kumaşlar elde ettik. Dubeyb oğullarından bir adam -ki kendisine Rifaa b. Zeyd denilir- Rasûlullah (s.a.v)’e, Midam adında siyah bir köle hediye etmişti. Rasûlullah (s.a.v), Vadil Kura’ya doğru yola çıktı. Vadil Kura’ya varınca Müdam, Rasûlullah (s.a.v)’in yükünü indiriyordu. O anda kendisine bir ok isabet etti ve orada öldü. İnsanlar onun için müjdeler olsun Cennete gireceksin dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Hayır canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki Hayber’den elde edilen ganimetlerden haksız yere aldığı bir elbise ateş olarak onu yakıyor” buyurdu. Ashab bunu duyunca içlerinden biri bir veya iki takunya tasması getirip Rasûlullah (s.a.v)’e teslim etti. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Bir veya iki ayakkabı tasması ateş olup seni yakardı” buyurdular. (Ebû Davud, Cihad: 143; Muvatta', Cihad: 13)

38- YEMİN EDEN İNŞALLAH DERSE NE OLUR?

3768- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Bir kimse yemin ederken inşallah derse, istisna etmiş olur yemini gerçekleşmez.” (İbn Mâce, Keffarât: 6; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 7)

3769- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Bir kimse yemin ederken inşallah derse, istisna etmiş olur yemini gerçekleşmez.” (İbn Mâce, Keffarât: 6; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 7)

3770- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir kimse yemin ederken inşallah = Allah dilerse derse, o kimse yemin ettiği şeyi yapıp yapmamakta serbesttir. Dilerse yapar dilerse terk eder.” (İbn Mâce, Keffarât: 6; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 7)

39- SÜLEYMAN PEYGAMBER NE DEMİŞTİ?

3771- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Davud’un oğlu Süleyman bir gün ve gecede doksan karımı da dolaşacağım ve hepside Allah yolunda savaşacak birer kahraman doğuracaktır dedi, yanındaki arkadaşı inşallah dedi. Fakat Süleyman inşallah demedi. O gece tüm hanımlarını dolaşmıştı da hiç biri doğum yapmamış sadece biri doğum yapmıştı, o da yarım ve özürlü idi. Muhammed’in canını kudretiyle elinde tutan Allah’a andolsun ki Eğer Süleyman inşallah deseydi hepsi Allah yolunda cihad edecek birer kahraman olurlardı.” (Buhârî, Eyman ve Nüzür: 3; Müslim, Eyman: 5)

40- NEZR = ADAK’IN KEFFARETİ NASILDIR?

3772- Ukbe b. Amir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Adak’ın keffareti yemin keffareti gibidir.” (Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 7)

3773- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a isyan konusunda adak yapılmaz.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3774- Aişe (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a isyan konusunda adak adanmaz eğer yapılırsa, keffareti yemin keffareti gibidir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3775- Aişe (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a isyan konusunda adak adanmaz eğer yapılırsa, keffareti yemin keffareti gibidir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3776- Aişe (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a isyan konusunda adak adanmaz eğer yapılırsa, keffareti yemin keffareti gibidir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3777- Aişe (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a isyan konusunda adak adanmaz eğer yapılırsa, keffareti yemin keffareti gibidir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3778- Aişe (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a isyan konusunda adak adanmaz eğer yapılırsa, keffareti yemin keffareti gibidir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3779- Aişe (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a isyan konusunda adak adanmaz eğer yapılırsa, keffareti yemin keffareti gibidir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3780- Imran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a isyan konusunda adak adanmaz eğer yapılırsa, keffareti yemin keffareti gibidir.” (Müslim, Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 6)

3781- Imran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a isyan konusunda adak adanmaz eğer yapılırsa, keffareti yemin keffareti gibidir.” (Müslim, Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 6)

3782- Imran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Öfkeli anda adak yapılmaz eğer bir kimse böyle bir şey yapar da adağını yerine getirmezse, keffareti yemin keffareti gibidir.” (Müslim, Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 6)

3783- Imran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Öfkeli anda adak yapılmaz eğer bir kimse böyle bir şey yapar da adağını yerine getirmezse, keffareti yemin keffareti gibidir.” (Müslim, Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 6)

3784- Imran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Öfkeli anda adak yapılmaz eğer bir kimse böyle bir şey yapar da adağını yerine getirmezse, keffareti yemin keffareti gibidir.” (Müslim, Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 6)

3785- Imran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Adak iki çeşittir. Biri Allah’a itaat konusunda olup Allah içindir ve yerine getirilmesi gerekir. İkincisi Allah’a isyan konusunda yapılan adaktır ki bu şeytandandır. Yerine getirilmez yemin keffareti gibi keffaret gerekir.” (Müslim, Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 6)

3786- Imran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre, bir adam mahallesindeki mescidde namaz kılmamayı adamıştı. Imran diyor ki: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Öfkeli durumda adak adanmaz yapılırsa, keffareti yemin keffareti gibidir.” (Müslim, Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 6)

3787- Imran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a isyan konusunda ve öfkeli durumda adak adanmaz, keffareti ise yemin keffareti gibidir.” (Müslim, Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 6)

3788- Imran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a isyan konusunda adak adanmaz, keffareti yemin keffareti gibidir.” (Müslim, Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 6)

3789- Imran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kişi sahibi olmadığı bir şeyde ve Allah’a isyan olan hususlarda adak yapamaz.” (Müslim, Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 6)

3790- Abdurrahman b. Semûre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a isyan olan konularda ve kişinin sahibi olmadığı şeylerde adak yapması olmaz.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3791- Imran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a isyan konusunda ve kişinin sahibi olmadığı şeylerde adak adaması caiz değildir.” (Müslim, Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 6)

41- KİŞİ GÜCÜ YETMEYEN ŞEYLERİ ADARSA NE OLUR?

3792- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) kolları iki adamın omuzunda olduğu halde zorla yürüyen bir adam gördü ve: “Buna ne oldu” dedi. Onlar da: “Yürüyerek hacca gitmeyi adamıştı” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Allah, bu adamın kendisine zulmetmesine izin vermez ve onun zulmetmesine ihtiyacı yoktur. Ona emret bineğine binsin” buyurdular. (Müslim, Nüzür: 4; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 23)

3793- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), bir adamı iki kişinin omuzlarına dayanarak zorlukla yürüdüğünü görünce: “Buna ne oldu?” buyurdu. Onlar da: Yürüyerek Kâbe’ye gitmeyi adamıştı dediler. Rasûlullah (s.a.v): “Allah’ın bu adamın canına azab etmesine ihtiyacı yoktur dedi ve binitine binmesini emretti.” (Müslim, Nüzür: 4; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 23)

3794- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bir adamın iki oğlunun omuzlarına tutunarak zorla yürüdüğünü görünce: “Buna ne oldu” diye sordu. Yürüyerek Kâbe’ye gitmeyi adadı denildi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v)’e: “Allah, insanın canına böyle zulmetmesini istemez” buyurdu ve: “Bineğe binmesini” emretti. (Müslim, Nüzür: 4; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 23)

42- YEMİN EDEN YEMİNDE İNŞAALLAH DERSE NE OLUR?

3795- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir kimse yemin ederken inşallah = Allah dilerse derse, istisna etmiş olur ve yemini gerçekleşmez.” (İbn Mâce, Keffarât: 6; Müsned: 7762)

3796- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Süleyman (a.s) bu gece doksan hanımımı dolaşacağım ve hepside Allah yolunda savaşacak birer erkek çocuğu doğuracaklar deyince kendisine inşallah = Allah dilerse, de dediler. Fakat Süleyman inşallah demeden kadınlarını bir gecede dolaştı. Onlardan sadece bir tanesi doğum yaptı doğan çocukta yarım idi. Daha sonra Rasûlullah (s.a.v): “Eğer inşallah deseydi yemini yerini bulmuş olurdu ve istediğine kavuşurdu.” (Buhârî, Eyman ve Nüzür: 3; Müslim, Eyman: 5)





© 2015 http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/
islam