NESAİ > VASIYETLER KİTABI (Bölümleri)

 

islam

help 2.26.30 030 previous next

HADİS KİTAPLARI > NESAİ > 030
30- VASIYETLER KİTABI (Bölümleri)

1- VASIYET GEÇİKTİRİLMEMELİ

2- RASÛLULLAH (S.A.V) VASİYET ETMİŞ MİDİR?

3- MALIN ÜÇTE BİRİNİ VASİYET ETMEK

4- MİRAS TAKSİMİNDEN ÖNCE BORÇ ÖDENMELİ

5-VARİSE VASİYET YOKTUR

6- YAKIN AKRABAYA VASİYET OLUR MU?

7- ANSIZIN VEFAT EDEN ADINA VARİSLERİ HAYIR YAPAR MI?

8- ÖLEN KİMSE İÇİN YAPILAN SADAKANIN DEĞERİ VE KIYMETİ

9- BU KONUDA DEĞİŞİK RİVAYETLER

10- SORUMLULUK GETİREN İŞLERDEN UZAK DURMAK

11- YETİM MALINI YÖNETEN KİMSENİN DURUMU

12- YETİM MALINI YEMEKTEN SAKINMAK GEREKİR



30- VASIYETLER KİTABI (Bölümleri)

1- VASIYET GEÇİKTİRİLMEMELİ

3553- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’e bir adam gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Hangi sadakanın sevabı daha büyüktür” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Sadakanın hayırlısı vücudun sıhhatle ve mala düşkünlüğün fazla olup fakirlikten korkup ebedi kalacakmış gibi olduğun anda verilenidir” buyurdu ve, “Sadaka vermeyi can boğaza geldiği ve sen de şu malım şu kimseye şu malımda şu kimseye aittir diyeceğin güne erteleme.” (Ebû Davud, Vesaya: 3; Müslim, Zekat: 31)

3554- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hanginiz varislerinin malını kendi malından daha çok sever?” Oradakiler: “Ey Allah’ın Rasûlü! Biz kendi malımızı severiz varislerin malını değil” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İyi bilin ki şu anda sevdiğinizi söylediğiniz tüm bu mallarınız sizin mallarınız değildir varislerinizin mallarıdır. Senin malın ahiret ve Cennet için önceden verdiğin maldır geri kalanlar ise varislerin mallarıdır.” (Buhârî, Rikak: 12; Müsned: 3443)

3555- Mutarrif (r.a)’in babasından rivâyetine göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: Tekâsür sûresi 1.2 ayeti olan: “Aç gözlülük saplantısı içinde mal mülk çokluğuyla övünmek oyaladı sizleri. Öyle ki mezara girinceye kadar bu oyalanmaya devam ettiniz.” Ayetler hakkında şöyle buyurdu: “Ademoğlu dünyada sahip olduğu şeylerle malım malım diyerek övünür durur. Ey Ademoğlu! Senin olan mal yiyip tükettiğin, giyip eskittiğin ve Sadaka olarak verip ahiret için hazırladığındır.” (Müslim, Zühd ve Rekaik: 1; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 89)

3556- Ebu Habibe et Taî (r.a) şöyle demiştir: “Bir adam Allah yolunda harcanmak üzere bir miktar para vasiyet etti. Ebu’d Derda’ya bu durum sorulunca Peygamber (s.a.v)’den şu hadisi nakletti: “Ölümüne yakın köle azâd eden veya bir şey tasadduk eden kendisi doyduktan sonra başkasına hediye veren gibidir.” (Dârimi, Vasiyet: 34; Tirmizî, Vasiyet: 7)

3557- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Vasiyet edebilecek malı bulunan bir kimseye vasiyet’i yanında yazılı bulunmadıkça iki gece geçirmesi caiz değildir.” (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)

3558- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hiçbir Müslüman kişinin vasiyeti yanında yazılı olarak bulunmadıkça iki gece geçirmesi caiz değildir.” (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)

3559- Abdullah b. Ömer (r.a)’in haber verdiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Hiçbir Müslüman kimsenin vasiyeti yanında olarak bulunmadıkça üç gece geçirmesi caiz değildir.” Abdullah b. Ömer diyor ki: “Rasûlullah (s.a.v)’den bu hadisi duyduğum andan itibaren vasiyetim daima yanımdadır.” (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)

3560- Sâlim b. Abdullah (r.a) babasından naklediyor. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Vasiyet edebileceği kadar dünyalığı bulunan bir kişiye vasiyeti yanında yazılı bulunmadıkça üç gece geçirmesi helâl değildir.” (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)

2- RASÛLULLAH (S.A.V) VASİYET ETMİŞ MİDİR?

3561- Talha (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn ebî Evfa’ya: “Rasûlullah (s.a.v) vasiyette bulunmuş mudur?” diye sordum. “Hayır” dedi. “Peki Müslümanlara vasiyet nasıl emrolundu?” dedim. Allah’ın Kitab’ına uyarak emretti dedi. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)

3562- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) vefatında geriye ne bir dinar ne de bir dirhem ne koyun ne de deve bıraktı. Bu yüzden hiçbir şey de vasiyet etmedi. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)

3563- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) vefatından sonra geriye ne bir dirhem ne de dinar ne koyun ne de deve bıraktı. Bu yüzden de hiçbir şey vasiyet etmemişti. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)

3564- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) vefatından sonra geriye ne bir dirhem ne de dinar ne koyun ne de deve bıraktı. Bu yüzden de hiçbir şey vasiyet etmemişti. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)

3565- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Ali’ye vasiyet etti diyorlar. Halbuki vefatından az önce idrarını yapmak için bir kap istemişti de o esnada tüm vücudunu bırakıvermişti, benim göğsüme dayalı olmasına rağmen ben bile vefat ettiğini anlayamadım, şu halde kime vasiyet etti? (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)

3566- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) vefat ettiğinde yanında benden başka kimse yoktu. Vefatına yakın idrar yapmak için bir kap istemişti. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)

3- MALIN ÜÇTE BİRİNİ VASİYET ETMEK

3567- Amir b. Sa’d (r.a) babasından naklederek şöyle diyor: Şifa bulduğum bir hastalığa yakalanmıştım. Rasûlullah (s.a.v) beni ziyarete gelmişti. Ben de şöyle demiştim: “Ey Allah’ın Rasûlü! Benim malım çoktur, kızımdan başka da mirasçım yok, malımın üçte ikisini tasadduk edebilir miyim?” diye sordum. “Hayır” dedi. Ben: “Peki yarısına ne dersiniz?” dedim. Yine “Hayır” dedi. Ben: “Ya üçte biri nasıl olur?” deyince, “Üçte bir… üçte bir de çoktur ama senin için yeterlidir. Mirasçılarını zengin bırakman başkalarına avuç açacak durumda bırakmandan daha hayırlıdır” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)

3568- Sa’d (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben Mekke’de hasta iken Rasûlullah (s.a.v) beni ziyarete geldi. Ben de: “Ey Allah’ın Rasûlü! malımın hepsini vasiyet etmek isterim ne dersiniz?” dedim. “Hayır olmaz” buyurdu. Ben: “Yarısını” dedim. Yine “Hayır olmaz” buyurdu. “Üçte birine ne dersiniz?” deyince: “Üçte bir… üçte bir de çoktur ama vasiyet edebilirsin. Ey Sa’d! Mirasçılarını zengin bırakman onları fakir ve başkalarına el açar halde bırakmandan daha hayırlıdır” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)

3569- Amir b. Sa’d (r.a) babasından naklediyor ve şöyle diyor: Sa’d Mekke'de hasta yatıyordu, vaktiyle hicret ettiği bu toprakta ölmek istemiyordu. Peygamber (s.a.v) onu ziyarete geldi. “Allah, Sa’d b. Afra’ya merhamet etsin veya Allah Sa’d’e acısın” buyurdu. Onun mirasçı olarak tek bir kızı vardı. Ve şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! malımın hepsini vasiyet etmek istiyorum ne dersiniz?” Rasûlullah (s.a.v): “Hayır öyle yapma!” buyurdu. “Yarısını” dedim, yine: “Hayır öyle yapma” buyurdu. Üçte bir deyince: “Üçte bir… üçte bir çoktur… zira mirasçılarını zengin bırakman insanlara el avuç açacak şekilde muhtaç bırakmandan hayırlıdır” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)

3570- Bükeyr b. Mismar (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Amir b. Sa’d tan işittim. O da babasından şöyle aktarmıştı: “Sa’d hastalanmıştı Rasûlullah (s.a.v) ziyaret için yanına girmişti. Sa’d, Rasûlullah (s.a.v)’i görünce ağladı ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! Vaktiyle hicret ettiğim yerde öleceğim” dedi. “Rasûlullah (s.a.v) hayır inşallah iyileşirsin” buyurdu. Sa’d: “Malımın hepsini Allah yolunda vasiyet etmek istiyorum” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Hayır öyle yapma” buyurdu. “Sa’d üçte ikisini mi vasiyet edeyim” deyince, yine: “Hayır öyle yapma” buyurdu. Yarısını mı deyince, yine: “Hayır olmaz” dedi. “Ya üçte birine ne dersin?” deyince Rasûlullah (s.a.v): “Üçte bir… üçte birde çoktur, çocuklarını zengin bırakman onları başkalarına el açacak şekilde fakir bırakmandan hayırlıdır” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)

3571- Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Hastalığımda Rasûlullah (s.a.v) beni ziyaret etti ve “Vasiyette bulundun mu?” diye sordu. Ben de: “Evet” dedim. “Ne kadarını” diye sordu. Ben de: “Malımın tamamını Allah yolunda vasiyet ettim” dedim. “Çocuğuna bir şey bırakmadın mı?” buyurdu. “Onlar zengindir” dedim. “Öyleyse o malının onda birini vasiyet et” buyurdu ben daha fazlasını istedim. Rasûlullah (s.a.v)’de artırdı ve: “Üçte birini vasiyet et hatta üçte bir de çoktur ve büyüktür” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)

3572- Sa’d (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) onu hastalığında ziyaret etmişti. Sa’d: “Ey Allah’ın Rasûlü! Malımın tamamını vasiyet etmek istiyorum” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Hayır öyle yapma” buyurdu. Sa’d: “Yarısını vasiyet etmeme ne dersin” dedi. Rasûlullah (s.a.v), yine: “Hayır olamaz” dedi. Sa’d: “Üçte birini vasiyet edeyim” deyince: “Üçte bir kafidir gerçi o da çoktur ve büyüktür” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)

3573- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Sa’d’ı ziyarete gelmişti. Sa’d: “Ey Allah’ın Rasûlü! Malımın üçte ikisini vasiyet edeyim mi?” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Hayır” dedi. “Öyleyse yarısına ne dersiniz?” deyince yine: “Hayır” buyurdu. “Üçte biri olur mu?” deyince: “Peki üçte birini vasiyet et, üçte bir de gerçi çoktur ve büyüktür. Varislerini zengin bırakman onları başkalarına el açacak şekilde fakir bırakmandan hayırlıdır” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3574- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Temenni olunur ki insanlar vasiyet konusunda dörtte biri tercih etsinler çünkü Rasûlullah (s.a.v): “Üçte bir… üçte bir de çoktur ve büyüktür” buyurmuştur. (Ebû Davud, Vesaya: 1; Buhârî, Vesaya: 3)

3575- Muhammed b. Sa’d, babası Sa’d b. Malik’ten naklediyor: O hasta iken Rasûlullah (s.a.v) ona geldi ve Sa’d: “Bir kızımdan başka çocuğum yok dolayısıyla malımın hepsini vasiyet etmek istiyorum” dedi. Peygamber (s.a.v)’de: “Hayır öyle yapma” buyurdu. Sa’d: “Yarısını vasiyet etsem” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “O da çoktur” buyurdu. “Üçte birini vasiyet etsem” deyince: “Üçte bir yeterlidir hatta o bile çoktur” buyurdu. (Ebû Davud, Vesaya: 1; Buhârî, Vesaya: 3)

3576- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan: Câbir’in babası Uhud savaşında şehid düşmüştü, geriye altı kız ve bir sürü de borç bırakmıştı. Hurma toplama zamanı geldiğinde Rasûlullah (s.a.v)’e geldim ve şöyle dedim: “Biliyorsunuz ki babam, Uhud savaşında şehid düştü, pek çok ta borç bıraktı ve ödemenin hakkından gelemeyeceğimi sanıyorum bu sebeple alacaklıların sizinle görüşmelerini istiyorum” dedim. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sen şimdi git her cins hurmayı ayrı ayrı yerlere topla ve bana haber ver.” Ben de, Rasûlullah (s.a.v)’in dediğini yaptım ve sonra da O’nu çağırdım. Alacaklılar Rasûlullah (s.a.v)’i orada görünce isteklerindeki ısrarı biraz daha artırdılar. Rasûlullah (s.a.v) onların bu yaptıklarını görünce en büyük hurma yığınının etrafını üç defa dolaştı ve o yığının yanına oturdu ve “Alacaklıları çağır” dedi. Rasûlullah (s.a.v) alacaklılara ölçerek hurmayı verdi ve sonunda babamın borcunu Allah ödettirmiş oldu ve ben: “Allah babamın borcunu ödemeyi nasib etsin de tek bir hurma bile bana ve kardeşlerime kalmasın buna bile razıyım” diyordum. Halbuki borçların tamamı ödenmiş ve yığınlardan tek bir hurma bile eksilmemiş gibiydi. (Buhârî, Vesaya: 37; İbn Mâce, Sadakat: 20)

4- MİRAS TAKSİMİNDEN ÖNCE BORÇ ÖDENMELİ

3577- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Câbir’in babası borçlu olarak vefat etmişti. Câbir diyor ki: Peygamber (s.a.v)’e geldim ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! babam bir sürü borç bırakarak vefat etti, miras olarak ta sadece bir hurmalık bıraktı. Bu hurmalıktan çıkacak ürünlerle bu borç birkaç senede ancak ödenebilir. Alacaklıların bana bir kötülük yapmamaları için hurmalığa beraberce gidelim” dedim. Rasûlullah (s.a.v) geldi ve hurma yığınlarını dolaştı ve onların etrafında selâm verdi, dua etti ve yığının yanına oturdu. Alacaklıları çağırdı ve alacaklarını ödedi yine de kalan yığınlar hiç alınmamış gibi duruyordu. (Buhârî, Vesaya: 37; İbn Mâce, Sadakat: 20)

3578- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Amr b. Haram vefat etmişti. Pek çok ta borç bırakmıştı. Rasûlullah (s.a.v)’den alacaklıların bir kısım alacaklarından vazgeçmeleri için yardım istedim. Rasûlullah (s.a.v) alacaklılardan böyle bir istekte bulundu fakat kabul etmediler. Rasûlullah (s.a.v)’de bana: “Git hurmalarını çeşitlerine göre, Acve’yi bir yere, Izk Ubn Zeyd çeşidini bir yere ayrı ayrı topla sonra bana haber ver” buyurdu. Rasûlullah (s.a.v)’in dediğini yaptım. Rasûlullah (s.a.v) geldi, hurma yığınlarını en üstte olanını veya ortadakinin yanına oturdu sonra da şöyle buyurdu: “Alacaklılara alacakları nispette ölç.” Ben de ölçtüm onlara verdim borcum kalmadı sonra baktım hurma yığınları hiç eksilmemiş gibiydi. (Buhârî, Vesaya: 37; İbn Mâce, Sadakat: 20)

3579- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir yahudinin babamdan hurma alacağı vardı. Babam da Uhud savaşında şehid olmuştu, geriye miras olarak iki hurma bahçesi bırakmıştı. Hurmaların tamamı ise yahudinin alacağını ancak karşılayacaktı. Rasûlullah (s.a.v), o yahudiye: “Alacağın hurmanın yarısını şimdi alsan yarısını da diğer seneye bıraksan olmaz mı?” dedi. Yahudi buna yanaşmadı. O zaman Rasûlullah (s.a.v), bana: “Hurmaları toplamaya başladığında bana haber ver” buyurdu. Ben de dediğini yaptım ve Rasûlullah (s.a.v)’e haber verdim. Rasûlullah (s.a.v): “Ebu Bekir ile birlikte geldi. Hurmanın en altından başlanarak toplanmaya ve ölçülmeye başlandı, Rasûlullah (s.a.v)’de bereketlenmesi için dua ediyordu. Neticede o iki bahçenin küçüğünden çıkan hurmalarla yahudinin borcunu ödedik. Sonra Rasûlullah (s.a.v) ve Ebu Bekir’e ikram olmak üzere yaş hurma ve su getirdim, yiyip içtiler ve şöyle buyurdular: “İşte bu hurma ve su ahirette hesaba çekileceğiniz şeylerdendir.” (Buhârî, Vesaya: 37; İbn Mâce, Sadakat: 20)

3580- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Babam borçlu olarak vefat etmişti. Alacaklılara alacaklarına karşılık hurma almalarını teklif ettim kabul etmediler ve alacaklarını karşılamayacağını söylediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v)’e geldim ve durumu anlattım. O da şöyle buyurdu: “Hurmaları toplayıp kurutma yerine koyduğunda Bana haber ver.” Ben de toplayıp kurutma yerine yığdığımda haber vermek üzere Rasûlullah (s.a.v)’e geldim. Rasûlullah (s.a.v)’de Ebu Bekir ve Ömer ile birlikte hurma kurutma yerine geldiler. Oraya oturdu ve bereket için dua etti sonra şöyle buyurdu: “Alacaklıları çağır ve alacaklarını hurmadan öde.” Babamdan alacağı olan herkese alacaklarını verdim, on üç vesk hurma arttı. Bunu Rasûlullah (s.a.v)’e söylediğimde güldü ve: “Ebu Bekir ve Ömer’e de git bunu haber ver” buyurdu. Ebu Bekir ve Ömer’e gidip haber verdim onlar: “Rasûlullah (s.a.v) bereket için dua ettiğinde bunun böyle olacağını bilmiştik” dediler. (Buhârî, Vesaya: 37; İbn Mâce, Sadakat: 20)

5-VARİSE VASİYET YOKTUR

3581- Amr b. Harice (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), bir hutbe vererek: “Allah, her hak sahibine hakkını miras paylaşımında vermiştir. Artık varise vasiyet yapılamaz.” (Tirmizî, Vasiyet: 6; İbn Mâce, Vasiyet: 6)

3582- İbn Harice (r.a) Rasûlullah (s.a.v)’in geviş getirirken ağzının köpüğü dışarıya akan devesi üzerinde insanlara hitab ederken şöyle buyurduğuna şahit oldu: “Allah, mirastan herkese hisselerini bildirmiştir. Artık varise vasiyet caiz değildir.” (Tirmizî, Vasiyet: 6; İbn Mâce, Vasiyet: 6)

3583- Amr b. Harice (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “İsmi aziz olan Allah, her hak sahibine hakkını vermiştir. Artık varise vasiyet yoktur.” (Tirmizî, Vasiyet: 6; İbn Mâce, Vasiyet: 6)

6- YAKIN AKRABAYA VASİYET OLUR MU?

3584- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Yakın akrabalarını uyar” (Şuarâ sûresi 214.) ayet nazil olunca Rasûlullah (s.a.v) Kureyş’i çağırdı, Kureyş’te toplandı. Rasûlullah (s.a.v) bazen tek olarak şahıslara bazen de halkın geneline hitab ederek şöyle buyurdu: “Ey Ka’b b. Lüey oğulları, Ey Ka’b b. Mürre oğulları, Ey Abdi Semş oğulları, Ey Abdi Menaf oğulları, Ey Hâşimoğulları, Ey Abdülmuttalib oğlulları kendinizi ateşten koruyunuz. Ey Fatıma sen de kendini ateşten koru! Çünkü ben Allah’ın buyruğu karşısında size hiçbir şey yapamam. Ancak akrabalık hakkı vardır ki ben o bağdan dolayı sizlere bağlı bulunuyorum.” (Buhârî, Vesaya: 11; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 27)

3585- Musa b. Talha (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ey Abdi Menaf oğulları! Kendinizi Rabbinizin azabından koruyunuz! Yoksa Allah katında size hiç bir şey yapamam. Ey Abdülmuttalib oğlulları! Kendinizi Rabbinizin azabından koruyunuz. Allah katında sizin için hiçbir şey yapamam şu kadar ki aramızda akrabalık bağı vardır. Ben bu akrabalık bağını koparmam.” (Buhârî, Vesaya: 11; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 27)

3586- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Şuarâ sûresi 214. ayeti olan: “Yakın akrabalarını uyar” ayeti nazil olunca Kureyş’i topladı ve şöyle dedi: “Ey Kureyş topluluğu! Allah’ın azabından kendinizi koruyunuz. Allah’tan hiçbir şeyi sizden geri çeviremem. Ey Abdülmuttalib oğlulları! Sizden Allah’ın hiçbir azabını geri çeviremem. Ey Abdülmuttalib oğlu Abbas! Allah’ın azabına karşı sana hiçbir faydam olamaz. Ey Rasûlullah (s.a.v)’in halası Safiye! Allah’ın sana karşı olacak hiçbir azabını senden geri çeviremem. Ey Muhammed kızı Fatıma! Benden ne istersen iste vereyim, yapayım fakat Allah’ın azabına karşı sana bir şey yapamam.” (Buhârî, Vesaya: 11; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 27)

3587- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Şuarâ sûresi 214. ayeti inince kalktı ve şöyle dedi: “Ey Kureyş topluluğu! Kendinizi Allah’ın azabından koruyunuz. Çünkü Allah’ın azabına karşı sizlere bir şey yapamam. Ey Abdi Menaf oğulları! Size olacak olan Allah’ın azabından hiçbir şeyi sizden geri çeviremem. Ey Abdülmuttalib oğlu Abbas! Allah’ın sana vereceği azabdan hiçbir şeyi senden çeviremem. Ey Peygamber (s.a.v)’in halası Safiyye! Allah’ın azabına karşı sana da bir şey yapamam. Ey kızım Fatıma! Benden dilediğini iste fakat Allah’ın azabına karşı hiçbir şey yapamam.” (Buhârî, Vesaya: 11; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 27)

3588- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Yakın akrabalarını uyar (Şuarâ 214. ayet) nazil olduğunda Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ey Muhammed’in kızı Fatıma! Ey Abdülmuttalib’in kızı Safiye! Ve Ey Abdülmuttalib oğlulları! Allah’ın azabına karşı sizlere bir şey yapamam. Dünyada malımdan istediğiniz kadar isteyin fakat ahiretteki azabı başınızdan savamam.” (Müsned: 24359)

7- ANSIZIN VEFAT EDEN ADINA VARİSLERİ HAYIR YAPAR MI?

3589- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e: “Annem ansızın vefat etti. Eğer konuşmaya fırsat bulsaydı tasaddukta bulunurdu, onun için tasaddukta bulunayım mı?” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Onun için tasadduk et” buyurdu. (Ebû Davud, Vesaya: 15; İbn Mâce, Vesaya: 8)

3590- Sa’d Ubâde (r.a) babasından ve dedesinden naklederek şöyle diyor: “Sa’d b. Ubâde, Peygamber ile birlikte bir savaşa katılmak üzere çıkmıştı. O esnada annesi de Medine’de vefat etmek üzereydi, kendisine bir şey vasiyet et” denildi. Ne vasiyet edebilirim ki mal Sa’d’ın malıdır, Sa’d gazveden dönmeden de vafat etti. Sa’d, Medine’ye geldiğinde bu olay ona aktarıldı. Bunun üzerine Sa’d: “Ey Allah’ın Rasûlü! Eğer anam hakkında tasaddukta bulunursam ona faydası dokunur mu?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Evet” buyurdu. Sa’d ta şu ve şu bahçem diyerek bahçesinin ismini söyledi ve annem için sadakadır dedi. (Müsned: 21421)

8- ÖLEN KİMSE İÇİN YAPILAN SADAKANIN DEĞERİ VE KIYMETİ

3591- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “İnsan ölünce tüm amellerinin sevabı kesilir ancak şu üç çeşit amelinin sevabı devam eder: 1. Sadaka-i (su yol köprü vs. gibi devam eden işler) 2. Kendisinden istifade edilen dini bilgi çalışmaları 3. Kendisine hayırlı duada bulunan hayırlı evlat.” (Ebû Davud, Vesaya: 14; Tirmizî, Ahkam: 36)

3592- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e: “Babam öldü geriye mal da bıraktı. Fakat vasiyette de bulunmadı onun için tasadduk ta bulunsam onun günahlarına keffaret olur mu?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v): “Evet olur” buyurdu. (İbn Mâce, Vesaya: 8; Müsned: 8486)

3593- Şerid b. Süveyd es Sekafî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e geldim ve: “Annem vefat etmeden kendisi için bir köle azâd edilmesini vasiyet etmişti. Şu anda benim elimde Nubiyeli bir cariye (Kadın köle) var, bu cariyeyi onun adına azâd etmemle üzerimdeki borcum ödenmiş sayılır mı?” diye sordum. Rasûlullah (s.a.v): “O cariyeyi bana getir” buyurdu. Yanına getirdim, Peygamber (s.a.v) ona: “Rabbin kimdir?” diye sordu. Cariye “Allah’tır” dedi. “Ben kimim?” diye sordu. “Sende Allah’ın elçisisin” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Onu azâd ediver o mü’mindir” buyurdu. (Ebû Davud, Vesaya: 12; Müsned: 18636)

3594- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Sa’d Peygamber (s.a.v)’e: “Annem bir şey vasiyyet etmeden öldü, onun için bir şeyler tasaddukta bulunabilir miyim?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Evet” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)

3595- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Annem vefat etti, onun adına bir şeyler tasadduk etsem ona faydası dokunur mu?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Evet” dedi. O adam da: “Öyleyse benim bir hurma bahçem var Seni şahit tutuyorum ki o bahçeyi onun için tasadduk ettim” dedi. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)

3596- İbn Abbas (r.a) Sa’d b. Ubâde (r.a)’den naklediyor: Sa’d b. Ubâde Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Annem vefat etti. Onun bir adağı vardı, onun için bir köle azâd etsem borcunu ödemiş olur muyum?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Annen adına köle azâd et” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)

3597- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Sa’d b. Ubâde’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasûlullah (s.a.v)’den fetva istedi. Rasûlullah (s.a.v): “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)

3598- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Sa’d b. Ubâde’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasûlullah (s.a.v)’den fetva istedi. Rasûlullah (s.a.v): “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)

3599- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Sa’d b. Ubâde’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasûlullah (s.a.v)’den fetva istedi. Rasûlullah (s.a.v): “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)

9- BU KONUDA DEĞİŞİK RİVAYETLER

3600- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Sa’d b. Ubâde’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasûlullah (s.a.v)’den fetva istedi. Rasûlullah (s.a.v): “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)

3601- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Sa’d b. Ubâde’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasûlullah (s.a.v)’den fetva istedi. Rasûlullah (s.a.v): “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)

3602- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Sa’d b. Ubâde’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasûlullah (s.a.v)’den fetva istedi. Rasûlullah (s.a.v): “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)

3603- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Sa’d b. Ubâde’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasûlullah (s.a.v)’den fetva istedi. Rasûlullah (s.a.v): “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)

3604- Sa’d b. Ubâde (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Annem öldü onun için sadaka verebilir miyim?” dedim. O da: “Evet” buyurdu. Ben de: “Hangi sadaka daha hayırlı ve değerlidir” dedim. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Su hayrı” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)

3605- Sa’d b. Ubâde (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Hangi sadaka daha hayırlı ve kıymetlidir” diye sordum. “İnsanları ve hayvanları sulamaktır” buyurdu. (Müsned: 21421)

3606- Sa’d b. Ubâde (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Sa’d b. Ubâde’nin annesi vefat etmişti ve Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Annem öldü onun adına sadaka verebilir miyim?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Evet” buyurdu. Sa’d: “Hangi sadaka daha hayırlı ve değerlidir?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “İnsan ve hayvanların su ihtiyaçlarına cevap vermektir” buyurdu. Bu yüzden Sa’d’ın Medine’de bir çeşmesi vardı. (Müsned: 21421)

10- SORUMLULUK GETİREN İŞLERDEN UZAK DURMAK

3607- Ebu Zer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bana şöyle dedi: “Ey Ebu Zer! Ben, seni başkanlık ve emirlik vazifelerini yapmakta güçsüz görüyorum. Ben kendim için sevip hoşlandığımı senin için de sevip hoşlanırım. Aman sakın iki kişiye bile olsa başkan olma ve hiçbir yetimin malının idaresini de üzerine alma.” (Müslim, Imara: 4; Ebû Davud, Vesaya: 4)

11- YETİM MALINI YÖNETEN KİMSENİN DURUMU

3608- Amr b. Şuayb (r.a) babsından ve dedesinden aktararak şöyle dedi: Bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Ben fakirim, hiç malım mülküm de yok fakat bir yetimin vasiliğini yapıyorum ne yapmalıyım?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Yetimin malından ye fakat israf etme, şaçıp savurma ve kendi üzerine de geçirme” buyurdu. (Ebû Davud, Vesaya: 8; İbn Mâce, Vesaya: 9)

3609- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Enâm sûresi 152. ayeti olan: “Ergenlik çağına erişinceye kadar yetimin malına onun iyiliği için olmadıkça dokunmayın” ayeti ile Nisâ sûresi 10. ayeti olan “Doğrusu yetimlerin mallarını ve imkanlarını haksızca yiyip bitirecekler karınlarını sadece ateşle doldurmuş olurlar” ayetleri nazil olunca insanlar yetim malıyla ilgilenmekten uzak durmaya başladılar ve bu durum Müslümanlara ağır geldi ve Peygamber (s.a.v)’e bu durumdan şikayette bulundular. Bunun üzerine Allah, Bakara sûresi 220. ayetini indirdi: “…Yetimlere nasıl davranılacağı hakkında sana sorarlar deki: Onların durumlarını düzeltmek en iyisidir. Ve onların hayatlarını paylaşırsanız unutmayın ki onlar sizin kardeşlerinizdir. Zira Allah bozgunculuk yapanları düzeltmeye çalışanlardan ayırt etmesini bilir, Allah dileseydi taşıyamayacağınız yükleri omuzunuza yüklerdi...” (Ebû Davud, Vesaya: 4; Müsned: 2845)

3610- İbn Abbas (r.a) Nisâ sûresi 10. ayeti hakkında şöyle dedi: “Bu ayet indiği sırada bazılarının gözetimi altında yetimler bulunuyordu. Ayetteki tehditten korktukları için aynı evde olmalarına rağmen yiyeceklerini, içeceklerini ve kaplarını ayırıyorlardı. Bu da Müslümanlara zor geldi ve yetimlerle ilgilenmekten uzak durmaya başladılar. Bunun üzerine kolaylık getiren Bakara 220. ayeti nazil oldu ve birlikte yiyip içmeleri helâl kılındı.” (Ebû Davud, Vesaya: 4; Müsned: 2845)

12- YETİM MALINI YEMEKTEN SAKINMAK GEREKİR

3611- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İnsanları helak edecek olan şu yedi şeyden uzak durunuz.” “Ey Allah’ın Rasûlü! Onlar nelerdir?” denilince; Rasûlullah (s.a.v): “1. Allah’a kanun koyuculuğunda ortak koşmak 2. Cimrilik 3. Allah’ın haram kıldığı bir cana kıymak, haksız yere adam öldürmek 4. Faiz yemek 5. Yetim malı yemek 6. Savaştan kaçmak 7. Zinadan uzak olan Müslüman kadınlara zina isnadında ve iftirasında bulunmaktır” buyurdu. (Ebû Davud, Vesaya: 5; Buhârî, Vesaya: 24)





© 2015 http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/