NESAİ > MÜZAREA=ZİRAAT ORTAKLIĞI KİTABI (Bölümleri)

 

islam

help 2.26.35 036 previous next

HADİS KİTAPLARI > NESAİ > 036
36- MÜZAREA=ZİRAAT ORTAKLIĞI KİTABI (Bölümleri)

1- ÇIKACAK ÜRÜNÜN BELLİ BİR MİKTARI İLE ORTAKLIK YAPILIR MI?

2- ARAZİ KİRALAMASIYLA İLGİLİ DEĞİŞİK RİVAYETLER

3- ÜÇ KİŞİYE KURULAN İNÂN ŞİRKETİ SÖZLEŞME ÖRNEĞİ

4- CAİZ GÖRENLERİN GÖRÜŞÜNE GÖRE MUFAVADA ORTAKLIĞI DÖRT KİŞİ ARASINDA GERÇEKLEŞMİŞTİR

5- DEĞİŞİK ORTAKLIKLAR

6- ORTAKLARIN BİRBİRİNDEN AYRILMALARI

7- EŞLERİN BİRBİRİNDEN AYRILMALARI

8- KİTABET= Efendinin kölesine miktarı belirlenmiş para karşılığı hürriyetine kavuşma sözleşmesi yapmak demektir. Yüce Allah (Nur sûresi 33. ayetinde) “…Yasal olarak sahip bulunduğunuz köle ve cariyelerden serbestliği satın almak isteyenlerin kendilerinde iyi niyet görüyorsanız onlarla sözleşme yapıp yazışın…”

9- TEDBİR= Kölesinin özgürlüğünü kendi ölümüne bağlıyan efendinin sözleşmesi

10- KÖLE AZAD ETMEK= Köleyi hürriyetine kavuşturmak



36- MÜZAREA=ZİRAAT ORTAKLIĞI KİTABI (Bölümleri)

3797- Ebu Said (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir işçi çalıştırırsan ona vereceğin ücreti bildir.” (Müsned: 11222)

3798- Hasan’ı Basri (r.a)’den rivâyete göre, “Ücreti bildirilmeden işçi çalıştırılmasını hoş görmediğini söyledi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3799- Ebu Süleyman (r.a)’dan rivâyete göre, kendisine yemeği de dahil olmak üzere işçi çalıştırmanın hükmünü sordular. O da: “Kendisine ücretini bildirmeden kimse işçi çalıştırmasın” dedi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3800- Hammad ve Katade (r.anhüma)’dan rivâyete göre, bir adam hakkında şöyle demişlerdi: Bir kimse bir kimseden Mekke’ye gitmek üzere bir binit kiralamış ve kiralarken bir ay kadar veya şu tarihe kadar demiş gününü belirlemiş süreyi geçerse, fazladan şu kadar bu kadar para vereceğini de söylemiş. Bu durum hakkında Hammad ve Katade: Zararı yok fakat bir aydan daha fazla zamanda giderse ücretini eksik vermesinin doğru olmadığını söylemişlerdir. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3801- İbn Cüreyc (r.a) anlatıyor. Ata’ya dedim ki: Bir yıl yemeğini vermek bir yıl da şu kadar ücret vermek üzere bir köle tutayım mı? O da: Zararı yok fakat o köleyi tutarken yıllık olarak değil günlük olarak tutarsan daha iyidir. İbn Cüreyc: “Onu tutmuş isem ve senenin bir kısmı da geçmiş ise ne yapmalıyım?” diye sordu. Ata: “Geçmişin hesabını bana sorma” dedi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

1- ÇIKACAK ÜRÜNÜN BELLİ BİR MİKTARI İLE ORTAKLIK YAPILIR MI?

3802- Rafi’ b. Üseyd b. Züheyr (r.a) babası Useyd b. Züheyr kavmi Harise oğullarının yanına giderek: “Ey Harise oğulları! Felakete uğradınız” dedi. Onlar da: “Ne oldu?” diye sordular. O da: “Rasûlullah (s.a.v) arazi kiralamayı yasak etti. Biz de Ey Allah’ın Rasûlü! içersinden çıkacak ürünün bir kısmı karşılığında kiralayalım” dedik. Rasûlullah (s.a.v): “Hayır” dedi. Ben: Kuru incir karşılığında bahçe kiralıyorduk dedim. Rasûlullah (s.a.v) “Hayır olmaz” dedi. Ben: “Sulak arazinin mahsulü karşılığında kiralıyorduk” dedim. Yine: “Hayır olamaz” dedi ve: “Arazini ya sen ek veya mü’min kardeşine emanet olarak ver o eksin” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3803- Üseyd b. Zühayr (r.a) anlatıyor. Rafi b. Hadîc yanımıza gelerek şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v) tarlalarımızı, mahsulün üçte biri, dörtte biri karşılığında kiralamayı ve müzabene yollu alışverişi yasakladı.” Müzabene: Ağaçtaki hurmayı şu kadar bu kadar ölçek kuru hurma ile satmaktır. (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 42)

3804- Yine Üseyd b. Zühayr (r.a) anlatıyor. Rafi b. Hadîc bize gelerek, Rasûlullah (s.a.v) faydamıza olan bir şeyi yasak etti. -Rasûlullah (s.a.v)’e itaat etmek sizin için daha hayırlıdır- tarlaları belli bir mahsul karşılığında kiralamayı yasakladı ve şöyle buyurdu: “Kimin bir arazisi varsa bir kardeşine karşılıksız ödünç versin veya boş bıraksın.” Müzabene modeli alışverişi de yasakladı. Müzabene: Pek çok hurması olan bir adamın hurmalarını belli ölçeklerde kuru hurma vermek sûretiyle satın almaktır. (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 42)

3805- Üseyd b. Zühayr (r.a)’den rivâyete göre, şöyle anlatıyor. Rafi b. Hadîc bize geldi ve Rasûlullah (s.a.v) faydanıza olan bir şeyi yasakladı-fakat Rasûlullah (s.a.v)’e uymak sizin için faydanıza olan şeylerden daha hayırlıdır-Rasûlullah (s.a.v) tarlayı parayla kiraya vermeyi veya tarladan çıkan ürünlerin üçte bir dörtte bir miktarda ürününü almak karşılığında kiralamayı yasakladı. Kimin bir arazisi varsa ve ona da ihtiyacı yoksa kardeşine verip ektirsin veya boş bıraksın. Muzabene modeli alış verişide yasakladı. Müzabene: Pekçok hurmaları olan bir adama bir alıcı gelerek şu ağaçlardaki tüm hurmaları şu kadar kilo kuru hurma vermek sûretiyle satın almaktır. (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3806- Rafi b. Hadîc (r.a) şöyle demiştir. Rasûlullah (s.a.v) bizim için faydalı gibi olan bir şeyi yasakladı -fakat Rasûlullah (s.a.v)’e uymak sizin için daha faydalıdır- “Kimin bir arazisi varsa eksin, gücü yetmiyorsa kardeşine versin ve ona ektirtsin.” (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3807- Mücahid (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Tavus’un elinden tutarak Rafi b. Hadîc’in yanına götürdüm, o da babası vasıtasıyla Rasûlullah (s.a.v)’den şunu nakletti: Rasûlullah (s.a.v) arazi kiralamayı yasakladı. Tavus bunu yadırgadı ve dedi ki: İbn Abbas’tan bunun zararı olmadığını işittim. (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3808- Mücahid (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rafi b. Hadîc diyor ki: Rasûlullah (s.a.v) bizi faydalı bir şeyden yasakladı -fakat Rasûlullah (s.a.v)’in emri başımız ve gözümüz üzerinedir- tarlayı içersinden çıkan ürünün bir kısmını alarak kiralamayı yasakladı. (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3809- Mücahid (r.a)’ten rivâyete göre, Rafi b. Hadîc şöyle demiştir. Rasûlullah (s.a.v), ensardan fakir olduğunu bildiği bir kimsenin yanından geçerken: “Burası kimindir” dedi. O da: “Burası falan kimsenindir, bana bir ücret karşılığında kiraya vermiştir” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Kardeşine karşılıksız emanet olarak verseydi ya!” buyurdu. Bunu duyan Rafi, ensar’ın yanına gelerek: “Rasûlullah (s.a.v) sizin faydanıza olan bir şeyi size yasak etmiştir. Fakat Rasûlullah (s.a.v)’e itaat etmek ise daha faydalıdır” dedi. (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3810- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) tarlayı kiraya vermeyi yasakladı. (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3811- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) yanımıza gelerek faydamıza olan bir şeyi bize yasak etti ve şöyle buyurdu: “Kimin bir arazisi varsa kendisi eksin veya bir kardeşine emanet olarak versin de o eksin veya boş bıraksın.” (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3812- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) yanımıza geldi ve bize faydalı olan bir şeyden bizi yasakladı. Fakat Rasûlullah (s.a.v)’in emri bize her şeyden daha hayırlıdır. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kimin bir arazisi varsa kendisi eksin veya boş bıraksın veya bir kardeşine emanet olarak versin de orayı o eksin.” (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3813- Amr b. Dinar (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Tavus araziyi altın ve gümüş karşılığında kiraya vermeyi hoş görmüyor ve mahsulün üçte bir ve dörtte biri karşılığında kiralamakta bir sakınca görmüyordu. Mücahid ona: Rafi b. Hadîc’in yanına git ondan bu konudaki hadisi dinle deyince Tavus: “Vallahi, Rasûlullah (s.a.v)’in bunu yasak ettiğini bir bilsem yapmam. Fakat bana Rafi b. Hadîc’ten daha alim bir kimse olan İbn Abbas, Rasûlullah (s.a.v)’den şöyle aktarmıştı: “Tarlasını mü’min kerdeşine ekmesi için karşılıksız vermek bir ücret karşılığında vermekten daha hayırlıdır.” (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3814- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kimin bir tarlası varsa onu eksin, ekemeyecekse Müslüman kardeşine ekmesi için emanet versin, bir ücret karşılığında kiralamasın.” (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3815- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kimin bir arazisi varsa onu kendisi eksin veya mü’min kardeşine karşılıksız ekmesi için versin ama para ve mahsul karşılığında kiralamasın.” (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3816- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bazı kimselerin ihtiyaçlarından fazla arazileri vardı. O arazileri içinden çıkacak ürünün yarısı, üçte biri ve dörtte biri karşılığında kiraya veriyorlardı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kimin bir arazisi varsa kendisi eksin yahud ekmesi için mü’min kardeşine ücretsiz versin veya boş bıraksın.” (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3817- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bize bir hutbesinde şöyle buyurdu: “Kimin bir arazisi varsa onu kendisi eksin veya bir kardeşine ücret almaksızın ektirsin ama kiraya vermesin.” (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3818- Câbir (r.a) Rasûlullah (s.a.v)’den şöyle aktarmıştır: “Arazi kiralamak yasaktır.” (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3819- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v): “Tarlayı ürünü karşılığında kiralamayı, ağaçtaki meyveyi meyve karşılığında satmayı, ağaçtaki meyveyi olgunlaşmadan satmayı yasakladı.” (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3820- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v): “Ağaçtaki yaş meyveyi kurusuyla değişmeyi, olgunlaşmadan satmayı ve yaş üzümü kuru üzümle, meyveler belli olmadan değişmeyi yasakladı.” (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3821- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kimin bir tarlası varsa onu kendisi eksin veya Müslüman kardeşine ücretsiz vererek ektirsin ama bir kardeşine kiralamasın.” (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3822- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v): “Tarlayı kiraya vermeyi ve kuru hurma karşılığında yaş hurma satın almayı yasakladı.” (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3823- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v): “Ağaçtaki meyveyi kurusuyla değişmeyi, olgunlaşmadan satmayı Muhadara: Meyvenin olgunlaşmadan satılması demektir. Bağdaki yaş üzümü belli ölçeklerde kuru üzümle değişmeyi yasakladı.” (Buhârî, Müzaraa: 18; Tirmizî, Ahkam: 41)

3824- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v): “Tarlayı mahsulün bir kısmı karşılığında kiraya vermeyi ve ağaçtaki yaş meyveyi kurusu karşılığında değişmeyi yasakladı.” (Müslim, Büyü’: 13; Müsned: 9066)

3825- Ebu Said el Hudrî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v): “Tarlayı ürününden bir kısmı karşılığında kiraya vermeyi ve ağacındaki yaş meyveyi kurusu karşılığında satmayı yasaklamıştır.” (Müsned: 11211)

3826- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v): “Tarlayı ürününden bir kısmı karşılığında kiraya vermeyi ve ağaçtaki meyveyi kurusu karşılığında satmayı yasakladı.” (Müslim, Büyü’: 14; Ebû Davud, Büyü’: 18)

3827- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v): “Tarlayı ürününden bir miktar almak sûretiyle kiralamayı ve yaş meyveyi kuru meyve karşılığında satmayı yasakladı.” (Müslim, Büyü’: 14; Ebû Davud, Büyü’: 18)

3828- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v): “Arazileri kiraya vermeyi yasakladı.” (Müslim, Büyü’: 14; Ebû Davud, Büyü’: 18)

3829- Umeyr b. Yezid (r.a) anlatıyor: Amcam beni hizmetçisiyle beraber Said b. Müseyyeb’e, araziyi kiraya vermenin hükmünü sormak üzere gönderdi, gidip sorduğumuzda Said şunu anlattı: Rafi b. Hadîc’ten şu hadisi duyuncaya kadar Abdullah b. Ömer bunun bir sakıncası olmadığı kanaatindeymiş. Rafi dedi ki: Rasûlullah (s.a.v), Harise oğullarının bahçesine geldi ve ekinleri görünce; “Zuheyr’in ekinleri ne güzelmiş” dedi. Oradakiler “Burası Zuheyr’in değildir” dediler Rasûlullah (s.a.v): “Bu tarla Zuheyr’in değil midir?” dedi. Onlar da: “Evet ama o başkasına kiraladı” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Tarlanızdaki ürünleri kaldırın, kiraladığınız kimsenin masrafını da verin” buyurdu. Tarla sahipleri diyorlar ki: Bunun üzerine ürünlerimizi aldık ve kiraladığımız kimseye de masrafını ödedik. (İbn Mâce, Rehin: 10; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3830- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) tarlayı ürününden bir kısmı karşılığında kiraya vermeyi, ağaçtaki meyveyi kurusuyla değiştirmeyi yasakladı ve şöyle buyurdu: “Bir tarlayı üç kişi ekebilir; 1- Tarla sahibinin kendisi 2- Emaneten verilen Müslüman kardeşi 3- Veya altın ve gümüşle kiralayan kimse.” (İbn Mâce, Rehin: 10; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3831- Said (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ürününden bir miktar karşılığı tarla kiralamayı yasak etti. (İbn Mâce, Rehin: 10; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3832- Tarık (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Said b. Müseyyeb’ten işittim şöyle diyordu: “Tarlayı üç kişiden başkası ekemez. 1- Arazinin sahibi 2- Emaneten verilen Müslüman kardeşi 3- Altın ve gümüşle kiralayan kimse.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3833- Said b. Müseyyeb (r.a)’ten rivâyete göre, “Rasûlullah (s.a.v) tarlayı ürününden bir miktarı karşılığında kiraya vermeyi ve yaş hurmayı kuru hurma karşılığında değişmeyi yasakladı.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3834- Sa’d b. ebi Vakkas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) zamanında tarla sahipleri sulak bölgenin ürünü kendilerinde kalmak şartıyla tarlalarını kiraya veriyorlardı. Anlaşmazlıklar üzerine davalarını görmek üzere Rasûlullah (s.a.v)’in yanına geldiler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) bu çeşit kiralamayı yasakladı ve: “Altın ve gümüşle kiralayın” buyurdu. (Buhârî, Müzarea: 19; Müslim, Büyü’: 19)

3835- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) zamanında tarlalarımızı ürürünün üçte biri, dörtte biri veya tespit edilen bir miktar karşılığında başkalarına kiraya veriyorduk. Bir gün amcalarımdan biri gelerek: Rasûlullah (s.a.v) bizim için faydalı olan bir şeyi yasakladı. Allah ve Rasûlüne itaat etmek bizim için daha hayırlıdır. “Tarlalarımızı ürününden bir miktarı ile kiraya vermemizi üçte bir, dörtte bir veya belirlenen bir ölçüde ürün alarak kiraya vermeyi yasakladı. Tarla sahiplerinin kendilerinin ekmesini veya Mü’min kardeşini bir ücret almaksızın emaneten ektirmelerini emretti ve başka şekillerde kiralamayı hoş görmedi.” (Müslim, Büyü: 17; Buhârî, Müzarea: 19)

3836- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz tarlalarımız içerisinden çıkacak ürürünün üçte bir, dörtte bir veya belirlenen bir ölçüde kiraya veriyorduk. (Buhârî, Müzarea: 19; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3837- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) zamanında tarlalarımız içerisinden çıkan ürünün bir kısmı karşılığında kiraya verirdik. Bir gün amcalarımdan biri gelerek şöyle dedi. Rasûlullah (s.a.v) bize faydalı olan bir şeyi yasakladı. Fakat Allah ve Rasûlüne itaat etmek bizim için daha hayırlıdır. Biz neden yasakladı dedik. Amcam şöyle dedi. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kimin bir tarlası varsa onu ya kendisi eksin veya bir Müslüman kardeşine emaneten versin o eksin. Çıkan ürünün üçte biri, dörtte biri veya tesbit edilen bir miktarı alarak kiraya vermesin.” (Buhârî, Müzarea: 19; Müslim, Büyü’: 19)

3838- Rafi b. Hadîc (r.a) amcasından naklederek şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v) zamanında tarla sahibleri sulak bölgenin ürünü kendilerine verilmek şartıyla tarlalarını başkalarına kiraya veriyorlardı. Rasûlullah (s.a.v) bu uygulamayı yasakladı. Ravi diyor ki: Rafi’e dedim ki: Dinar ve dirhemle kiralamak nasıldır dedim. Rafi: Dinar ve dirhemle kiralamakta bir sakınca yoktur dedi. (Ebû Davud, Büyü’: 32; Buhârî, Müzarea: 19)

3839- Hanzale b. Kays el Ensarî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rafi b. Hadîc’e dinar ve gümüşle tarla kiralamayı sordum. Dedi ki: Bunda bir sakınca yoktur. İnsanlar Rasûlullah (s.a.v) zamanında kanal ve ark kıyılarındaki yetişenler kendilerine ait olmak üzere kiraya veriyorlardı. Bazen sulak yerler bazen de kıraç yerlerin ürünü bozuk olabiliyordu. O günlerde kiralama modeli ancak bu idi. Bu yüzden bir tarafın zarar görme ihtimali göz önüne alınarak ve karşılıklı anlaşmazlıklara çok sebep olacağı için bu tür kiralama yasak edildi. “Fakat belli bir para ile kiralamak caizdir” dedi. (Buhârî, Müzarea: 19; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3840- Hanzale b. Kays (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rafi b. Hadîc’e tarla kiralamanın hükmünü sordum. Rasûlullah (s.a.v) arazi kiralamayı yasakladı dedi. Altın ve gümüşle kiralamayı sordum. Hayır yasaklanan tarladan çıkan ürünle olan kira şeklidir. Altın ve gümüşle kiralamakta bir sakınca yoktur dedi. (Buhârî, Müzarea: 19; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3841- Hanzale b. Kays (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rafi b. Hadîc’e boş araziyi altın ve gümüşle kiralamanın hükmünü sordum. Helaldir sakıncası yoktur, alınan para intifa hakkıdır. (Buhârî, Müzarea: 19; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3842- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) arazi kiralamayı yasakladı. O zamanlar altın ve gümüşle kiralamak adet değildi. Arazi sahibi arazisinin su kenarlarında ve ark yanındaki yetişen ürünlerden belirlenen bir miktarla arazilerini kiraya veriyorlardı. (Buhârî, Müzarea: 19; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3843- Sâlim b. Abdullah (r.a) anlatıyor. Abdullah b. Ömer Rafi b. Hadîc arazileri kiraya vermekten yasakladığını duyuncaya kadar tarlasını kiraya veriyordu. Abdullah Rafi ile karşılaşınca “Ey ibn Hadîc! Rasûlullah (s.a.v)’den naklettiğin arazi kiralama konusundaki hadis nasıldır?” diye sordu. Rafi’de Abdullah’a şöyle dedi: “Bedir’e katılan iki amcam müşriklerden öldürülmeleri caiz olan kişilerden bahsediyorlardı. O sırada Rasûlullah (s.a.v) arazi kiralamayı yasak etmişti. Abdullah: “Ben de Rasûlullah (s.a.v) zamanında arazilerin kiraya verildiğini biliyordum” dedi. Bundan sonra Abdullah, Rasûlullah (s.a.v)’in bu konuda kendisinin bilmediği bir hadisi olduğundan korkarak tarlasını kiraya vermekten vazgeçti. (Buhârî, Müzarea: 19; Müslim, Büyü’: 17)

3844- Zühri (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rafi b. Hadîc’in şu hadisi bize ulaştı. Bedir savaşına katılan iki amcamdan bana ulaştığına göre, Rasûlullah (s.a.v) arazi kiralamayı yasakladı. (Müslim, Büyü’: 17; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3845- Zühri (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Müseyyeb şöyle diyordu: Altın ve gümüş karşılığında araziyi kiralamakta bir sakınca yoktur. Rafi b. Hadîc Rasûlullah (s.a.v)’in ürün karşılığında arazi kiralamanın yasak olduğunu rivâyet etmiştir. (Müslim, Büyü’: 17; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3846- İbn Şihab (r.a)’tan rivâyete göre, Rafi b. Hadîc şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v) arazi kiralamayı yasakladı. İbn Şihab der ki: Bundan sonra Rafi’e o günlerde nasıl kiralama yapılıyordu? diye soruldu. O da şöyle anlattı: “Arkların kenarına gelen ve ırmakların kıyısındaki verimli arazilerden çıkacak ürünlerden bir miktarı şart koşularak kiraya verilirdi. (Müslim, Büyü’: 17; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3847- Nafi (r.a)’den naklettiğine göre, Rafi b. Hadîc Abdullah b. Ömer’e şöyle anlatmıştı: Rafi’in amcaları Rasûlullah (s.a.v)’e geldiler ve döndüler, Rasûlullah (s.a.v)’in arazilerin kiraya verilmesinin yasaklandığı haberini getirdiler. Bunun üzerine Abdullah dedi ki: Rasûlullah (s.a.v) zamanında arazilerin kiraya verildiğini, sulak yerlerde yetişen ürünlerden de kira alındığını biliyorduk. (Müslim, Büyü’: 17; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3848- Nafi (r.a)’den rivâyete göre, İbn Ömer arazilerini kiraya veriyordu. Rafi b. Hadîc’ten bu konuda bir şeyler kendisine ulaşınca elimden tuttu, beraberce Rafi’nin yanına gittik. Rafi bize amcalarından bazısının Rasûlullah (s.a.v)’den arazi kiralamayı yasakladığını söylediklerini söyledi. Bunun üzerine Abdullah ta o günden sonra arazi kiralamaktan vazgeçti. (Müslim, Büyü’: 17; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3849- Nafi (r.a)’den rivâyete göre, İbn Ömer tarlasını kiraya veriyordu. Rafi b. Hadîc’in amcalarından Rasûlullah (s.a.v)’in arazi kiralamayı yasakladığı hadisini duyunca ondan sonra kiraya vermekten vazgeçti. (Müslim, Büyü’: 17; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3850- Nafi (r.a) anlatıyor. İbn Ömer tarlasını kiraya veriyordu. Muaviye’nin halifeliğinin son zamanlarında Rafi b. Hadîc’in bu işi yasakladığını duyunca beni de alarak onun yanına götürdü ve ona sordu. O da: “Rasûlullah (s.a.v) tarlaları kiraya vermeyi yasakladı” deyince, İbn Ömer ondan sonra tarlalarını kiraya vermedi. Kendisine bu konu sorulduğunda Rafi b. Hadîc, Rasûlullah (s.a.v)’in bunu yasak ettiğini iddia etti derdi. (Müslim, Büyü’: 17; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3851- Nafi (r.a)’den rivâyete göre, Abdullah b. Ömer tarlalarını kiraya veriyordu. Rafi b. Hadîc’in: Rasûlullah (s.a.v) bunu yasak etti dediğini duyunca, Nafi diyor ki: İbn Ömer beni de yanına aldı ve Belat (yüksekçe bir yerde) otururken Rafi’nin yanına vardık. Bu meseleyi ona sorunca, Rafi: “Evet, Rasûlullah (s.a.v) arazileri kiralamayı yasakladı” dedi. Abdullah’ta tarlalarını kiraya vermeyi bıraktı. (Müslim, Büyü’: 17; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3852- Nafi (r.a)’den rivâyete göre, bir adam Abdullah b. Ömer’e Rafi b. Hadîc’in Rasûlullah (s.a.v)’den araziyi kiraya vermeyi yasakladığını söylediğini haber verdi. Ben, İbn Ömer ve o haber veren şahıs üçümüz birden Rafi’nin yanına gelince, Rafi: “Rasûlullah (s.a.v) tarlaları kiraya vermeyi yasakladı” dedi. Abdullah’ta tarlalarını kiraya vermeyi bıraktı. (Müslim, Büyü’: 17; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3853- Nafi (r.a)’den rivâyete göre, Rafi b. Hadîc Abdullah b. Ömer’e Rasûlullah (s.a.v)’in tarlaları kiraya vermeyi yasakladığını aktarmıştır. (Müslim, Büyü’: 17; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3854- Nafi (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer arazisinin mahsulünün bir kısmını alarak tarlasını kiraya veriyordu. Rafi b. Hadîc’in Rasûlullah (s.a.v) bunu yasak etti dediği kendisine ulaşınca, (ve Rafi: “Rasûlullah (s.a.v), bundan yasakladı” dedi.) bunun üzerine İbn Ömer dedi ki: “Rafi’i tanımadan önce tarlamızı kiraya veriyorduk” dedi ve daha sonra bu konuda şüpheye düşerek elini omuzuna koydu ve Rafi’in yanına vardık. Abdullah Rafi’ye dedi ki: “Rasûlullah (s.a.v)’in araziyi kiraya vermeyi yasak ettiğini duydun mu?” Rafi’de: Peygamber (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu dedi: “Arazilerinizi hiçbir şeyle kiraya vermeyiniz.” (Müslim, Büyü’: 17; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3855- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v): “Arazileri kiraya vermeyi yasakladı.” (Müslim, Büyü’: 17; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3856- Amr b. Dinar (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer’den işittim şöyle diyordu: Tarlalarımızı belli bir miktar ürün almak karşılığında kiraya veriyor ve bunda bir sakınca görmüyorduk Rafi b. Hadîc’ten, Rasûlullah (s.a.v): “Ürününden bir miktar alarak tarlaları kiraya vermeyi yasakladı” hadisini işitinceye kadar böylece devam etmiştik. (Müslim, Büyü’: 17; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3857- İbn Cüreyc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Amr b. Dinar’dan işittim şöyle diyordu: Ben şahidim ki İbn Ömer, tarlaları ürününden belli bir miktar alarak kiraya vermeyi sormuştu da şöyle diyordu: “Biz bunda bir sakınca görmüyorduk, bir önceki yıl İbnü Hadîc Rasûlullah (s.a.v)’den bu tür işi yasakladığını öğreninceye kadar bu işe devam ediyorduk. (Müslim, Büyü’: 17; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3858- Amr b. Dinar (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer’den işittim şöyle diyordu: Biz önceleri arazilerimizi ürününden bir miktarı karşılığında kiraya vermekte bir sakınca görmüyorduk, bir yıl önce Rafi’nin Peygamber (s.a.v)’den bunu yasakladığını duyuncaya kadar bu kiralamaya devam etmiştik. (Müslim, Büyü’: 17; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3859- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) araziyi ürününden bir miktar alarak kiraya vermeyi, yaş hurmayı kuru hurma karşılığında alıp vermeyi yasakladı. (Müslim, Büyü’: 17; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3860- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) meyveleri olgunlaşmadan satmayı ve arazileri içersinden çıkan ürünlerin üçte bir, dörtte bir karşılığında kiraya vermeyi yasak etti. (İbn Mâce, Ticarat: 32; Ebû Davud, Büyü’: 23)

3861- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) ona: “Tarlalarınızı kiraya veriyor musunuz?” diye sordu. Bende: “Evet dörtte bir veya vesak arpa karşılığında kiraya veriyoruz” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Öyle yapmayın ya kendiniz ekin ya Mü’min kardeşinize ekmesi için verin veya ekmeyin boş kalsın.” (Ebû Davud, Büyü’: 32; İbn Mâce, Rehin: 10)

3862- Rafi (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Zuheyr b. Rafi bize gelerek: Rasûlullah (s.a.v) faydamıza olan bir şeyi bize yasak etti dedi. Ben de: “Nedir o yasaklanan?” dedim. “Rasûlullah (s.a.v)’in emri haktır. Bana tarlalarınızı nasıl kiraya veriyorsunuz?” diye sordu. Ben de: Ürününden dörtte bir almak veya bir miktar arpa ve hurma karşılığında veriyoruz dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdular: “Öyle yapmayın ya kendiniz ekin veya Müslüman kardeşinize ekmesi için verin veya boş bırakın ekmeyin.” (İbn Mâce, Rehin: 10; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3863- Üseyd b. Rafi b. Hadîc’ten Rafi’in kardeşi kavmine: Rasûlullah (s.a.v) bu gün sizin menfaatinize olan bir şeyi yasak etti. Onun emrine uyulması gerekir, hakkınızda hayırlıdır. Araziyi kiraya vermeyi yasakladı. (İbn Mâce, Rehin: 10; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3864- Abdurrahman b. Hürmüz (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Üseyd b. Rafi b. Hadîc el Ensarî’den işittim şöyle anlatıyordu: Rasûlullah (s.a.v) onları “Muhakale” türü kiraya vermekten yasaklamıştı. “Muhakale” içerisinden çıkan ürünün bir kısmıyla kiraya verilen arazi demektir. (İbn Mâce, Rehin: 10; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3865- İsa b. Sehl b. Rafi b. Hadîc (r.a) anlatıyor: “Dedem Rafi b. Hadîc’in yanında yetim olarak büyüdüm akil baliğ oldum ve birlikte hacca gittim. O sırada kardeşim Imran b. Sehl b. Rafi b. Hadîc dedeme gelerek: “Arazimizi falan kadına iki yüz dirheme kiraladık” dedi. Bunun üzerine dedem: “Evladım böyle yapma! Bırak Allah rızkını başka yerden verir çünkü Rasûlullah (s.a.v) araziyi kiralamayı yasak etmiştir” dedi. (İbn Mâce, Rehin: 10; Ebû Davud, Büyü’: 32)

3866- Zeyd b. Sabit (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Allah, Rafi b. Hadîc’i bağışlasın. Vallahi -Allah en iyisini bilir- ben arazi kiralama konusundaki hadisi daha iyi biliyorum olay şöyle olmuştu: “Arazi kiralayıp anlaşamayan iki kişi kavga ediyorlardı. Rasûlullah (s.a.v): “Böyle kavga edecekseniz arazilerinizi kiraya vermeyiniz” buyurdu. Rafi; sadece “Kiraya vermeyiniz” sözünü duydu. Ebu Abdurrahman arazi kiralamasında sözleşme şöyle yapılır dedi: “Tohum ve masraflar tarla sahibine, Allah’ın verdiği ürünün dörtte biri de kiralayana ait olmak üzere kendi arzu ve yetkisiyle filan oğlu filan, arazi sahibi falan oğlu falanla bu sözleşmeyi yapmıştır.”

Falan memleketin falan bölgesinde etrafı dört bir yandan şu sınırlarla çevrilmiş olan arazinin tamamı su kanallarıyla ağaçsız ve ekinsiz boş olarak belli şartlar içerisinde mal sahibi tarafından kiracı durumundaki şahsa teslim edilmiştir.

Bu şartlarda bu yazışmayla sınırları belli arazilerini bana teslim etmiş oluyorsun. Tüm haklarıyla su kanalı ve sulama teşkilatıyla düz araziyi hiçbir ağacı ve ekini olmaksızın bir yıl süreyle şu ayın şu gününden başlayıp şu ayın şu gününde bitmek üzere ekmem için bana teslim edilmiştir. Bu sözleşmedeki hususlara riayet edilerek sınırları belirlenmiş bu arazi parçası senenin uygun zamanlarında benim istediğim ve arzu ettiğim şekilde buğday, arpa, susam, pirinç, pamuk, yaş sebzeler, bakla, nohut, bezelye, mercimek, hıyar, acur, karpuz, havuç, şalgam, turp, soğan, sarımsak, baklagiller ve kokulu bitkiler ve bunların dışında da yaz ve kış her şeyi ekebilirim.

Tüm çekirdek ve tohumlar sana aittir. Diğer yapılacak şeyler bana aittir. Bu işleri ben kendim de yürütebilirim. Hayvanlarım ve aletlerimle ürünün en iyi olması için çalışacağım, bu konuda çalışmak bana aittir. Araziyi işletmek ürünü artırmak için gerekli su kanalları açmak, gerektiğinde gübrelemek, sulamak, ürünleri toplamak, biçmek, harmanlamak, dövüp savurmak bana, masraflar sana aittir. Kendim çalışırım, yardımcılarım işçilerimle çalışırım sana çalışmak yok. Bu süre içerisinde Allah’ın verdiği ürünlerden sözleşme şartlarına uygun hareket edildikten sonra çıkan ürünün dörtte üçü sana ait olup araziyi sulamanın, tohumunun karşılığıdır. Kalan dörtte bir ise işçilerimle ve aletlerimle çalışmamdan dolayı bana aittir. Bu sözleşmedeki şartlarla bu araziyi senden filan gün, filan ayda ekip dikmek üzere teslim aldım, mülkiyet hakkı benim değildir. Mal sahibinindir. Sadece sözleşme uyarınca ekip dikme görevi benimdir. Sözleşme süresi bitince arazi aynen teslim edilecektir. Sözleşme süresi bitince beni ve benim sebebimle orada bulunan her çalışanı çıkarabilirsin. Bu sözleşmeyi falan ve filan da okumuş ve şahit olmuşlardır, bu sözleşme iki nüsha yapılır. (Ebû Davud, Büyü’: 31; İbn Mâce, Rehin: 10)

2- ARAZİ KİRALAMASIYLA İLGİLİ DEĞİŞİK RİVAYETLER

3867- İbn Avn (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Muhammed diyor ki: Arazi bana göre mudarebe malı gibidir. Mudarebe malı hakkında caiz olan her şey arazide de caiz ve geçerlidir. Mudarebede geçerli olmayan ve caiz olmayan şeyler arazide de caiz olmaz. Muhammed diyor ki: Bir arazide kendisi, çocukları, hayvanları ve aletleriyle çalışan kimseye kiraya verilmesinde bir sakınca yoktur. Fakat tüm masraflar arazi sahibine olacaktır. (Mudarebe: Mal birinden, çalışmakta birinden olarak yapılan ortaklıktır.) (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3868- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir gün Hayber’deki hurmalık ve arazileri çalışması Yahudilere ait olmak üzere çıkan ürünleri yarı yarıya bölüşmek şartıyla Yahudilere kiraya vermişti. (Müslim, Müsakat: 1; Ebû Davud, Büyü’: 35)

3869- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v), çalışması Hayber yahudilerine ait olmak üzere Hayber arazisini ve hurmalıklarını çıkan ürünün yarısı onlara yarısı da Rasûlullah (s.a.v)’e ait olmak üzere kiraya vermişti. (Müslim, Müsakat: 1; Ebû Davud, Büyü’: 35)

3870- Abdullah b. Ömer (r.a) şöyle diyordu. Rasûlullah (s.a.v) zamanında su kıyılarında yetişen ziraat ürünleri -ne kadar olduğunu bilmediğim bir oranda- saman tarla sahibine kalmak üzere kiralanıyordu. (Müslim, Müsakat: 1; Ebû Davud, Büyü’: 35)

3871- Abdurrahman b. Esved (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: İki amcam ve babam çıkan ürünün üçte biri veya dörtte biri kendilerinde kalmak üzere arazi kiralıyorlardı. Alkame ve Esved bunu bilmelerine rağmen bu yapılan işe engel olup değiştirmiyorlardı. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3872- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Yaptığınız en hayırlı iş arazilerinizi altın ve gümüş karşılığında kiraya vermektir. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3873- Mansur (r.a)’dan rivâyete göre; İbrahim ve Said b. Cübeyr boş araziyi kiralamakta bir sakınca görmüyorlardı. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3874- Muhammed (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Kûfe kadısı Şüreyh Mudarebe davalarına şöyle bakıyordu: Malın zarar etmesinde çalışan kimsenin kusuru olmadığını ispat için deliller getirmesi gerekir diyor, mal sahibine de malını emanet ettiğin ortağının hain olduğunu ispat et, edemezsen o hain olmadığına yemin eder. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3875- Said b. Müseyyeb (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Altın ve gümüşle boş araziyi kiralamak caizdir. Bir kimse bir kimseye mudarebe usulü para kazanmak üzere malını ve parasını teslim ederken şöyle sözleşme yapmalıdır: “Bu sözleşmeyi falan oğlu falan kendi istek ve arzusu ile yetki vererek falan ve filan kimse için yazmıştır. Sen kendi isteğinle falan yılın falan ayı ve falan gününde on bin dirhemi eksiksiz ve tam olarak bana verdin. Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyarak gizli ve açık her durumda emaneti aynen iade edeceğimi ve bu emanet parayla ticaret maksadıyla istediğim yerden istediğim zaman peşin ve veresiye istediğim şekilde kendi görüş ve düşüncemle her şeyi alıp satabilirim. Sözleşmeye uygun bir şekilde ister kendim istersem vekil kılacağım biri vasıtasıyla bu sermayeye para kazandırmak için verilen süre içerisinde gayret edip çalışacağım. Elde edilen kar yarı yarıya olacaktır, yarısı sermaye sahibinin yarısı da her türlü çalışmayı yapan benim için olacaktır. Bu on bin dirhemi sağlam ve tam olarak filan gün filan ayda senden teslim aldım, sözleşmedeki şartlar dahilinde kullanacağım ve benim idaremdedir. Falan ve filan kişiler de buna şahittirler. Parayı veren ticaretin sadece peşin veya sadece veresiye olmasını isterse onu da sözleşmeye koyabilir veya borca verilmeyip peşin alım satım yapılmasınıda kayda geçirebilir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

3- ÜÇ KİŞİYE KURULAN İNÂN ŞİRKETİ SÖZLEŞME ÖRNEĞİ

Bu şirket Kanuni yeterlilik ve bilinçleri yerinde olarak falan, falan ve filan kimsenin katılımıyla kurulmuştur. Bu şirket Mufavada şirketi değildir. Üç kişi otuz bin dirhem koyarak bu şirketi meydana getirmişlerdir. Ortaklardan her biri on bin dirhem koyarak sermayelerini karıştırmışlardır ve bu otuz bin dirhem aralarında kurdukları üç ortaklı şirketin ortak sermeyesi olmuştur. Ortaklar Allah’a karşı sorumluluk bilinci içersinde ve birbirlerinin emanetlerini koruma prensibi ile çalışacaklardır. Bu sermaye ile uygun gördükleri malları satın alacaklar veya tek başlarına bile olsa kendi aralarında bu ticareti devam ettireceklerdir. Bu ticaret nakit para ile olabileceği gibi vade ile de olabilecektir. Bunu yaparken ortaklardan hiç biri bir diğerinden izin alıp danışması yoktur, isteyen istediği şekilde alışverişlerini yapabilir birlikte yapmak zorunluluğu yoktur, kendi başına yapabileceği gibi arkadaşları adına da yapma imkanına sahiptirler. Bu alışverişi kendisi yapabileceği gibi diğer iki arkadaşı adına da yapabilir. Bir kişiyi bağlayan durum diğer iki kişiyi de bağlar. Belirtilen sermayeye göre az veya çok kâr aralarında bölüştürülür. Her türlü vergi, harç vs. de yine sermayeler oranında bölüştürülür. Bu sözleşme aynı sözcüklerle üç nüsha olarak hazırlanmış birisi falana diğeri filana üçüncü de diğer kişiye verilmiştir. Sözleşmeyi imza edenler: Falan, falan ve filan.

4- CAİZ GÖRENLERİN GÖRÜŞÜNE GÖRE MUFAVADA ORTAKLIĞI DÖRT KİŞİ ARASINDA GERÇEKLEŞMİŞTİR

Allah; (Mâide sûresi 1. ayetinde) “Ey inananlar! Akitlerinizi titizlikle yerine getirin” buyurmaktadır. Buna dayanarak falan, falan, filan ve falan kimseler kendi aralarında aynı miktar ve aynı cins parayı bir araya getirip karıştırarak tek parça haline getirdiler. Bundan sonra artık hiç kimse kendi malını ayırt edecek durumda değildir, birinin malı aynı zamanda değerine de aittir. Az ya da çok peşin veya veresiye yapılacak alım satım ve ticari işlerde genel anlamıyla insanların yaptıkları her türlü ticari muamelede ortakların hakları eşittir. İnsanların kendi aralarında yaptıkları tüm meşru işleri gerek birlikte gerekse bireysel olarak yapabilirler. Bu şirketten dolayı bir ortağın borçlanması durumu diğer ortakları da bağlar yine bu ortaklardan her birinin kazancı ve Allah’ın bunlara verdiği rızık eşit bir şekilde dağıtılır. Zarar da aynı şekilde diğer ortaklar arasında paylaştırılır. Bu sözleşmede adı geçen falan, falan, falan ve falan hepsi dava açma, para tahsil etme ve itiraz gibi konularda diğer ortakların kefili ve vekilli durumundadır. Hatta her konuda kendisine vekil tayin ettiği gibi ölümünden sonra da kendisine vâsi olarak seçmiştir. Dolayısıyla ölenin borçlarını öder ve vasiyetini de yerine getirir. Her ortak diğer ortağını aynı şekilde her şeyiyle (alacak, borç, vasiyet hususunda) tekeffül etmiş ve bu sözleşmeyi imza altına almışlardır. İmza edenler falan, falan, falan ve falan.

5- DEĞİŞİK ORTAKLIKLAR

3876- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bedir savaşında Ben, Ammar ve Sa’d ortak olmuştuk. Sa’d iki esirle gelmişti. Ben ve Ammar hiç bir şey getirememiştik. (Ebû Davud, Büyü’: 30; İbn Mâce, Ticarât: 63)

3877- Zührî (r.a)’den rivâyete göre: “Efendileriyle mükatebe sözleşmesi imzalayan iki kölenin iş ortaklığı yapmaları caizdir. Biri diğeri adına borcunu ödeyebilir.” (Ebû Davud, Büyü’: 30; İbn Mâce, Ticarât: 63)

6- ORTAKLARIN BİRBİRİNDEN AYRILMALARI

İş bu sözleşme falan, falan, falan ve filan şahıslar arasında yapılmıştır. Söz konusu kişilerden her biri bilinci yerinde ve hür iradesiyle bu sözleşmeye imza koymuştur. Ortaklar olarak biz değişik ticaretler, alışverişler ve ortaklıklar yaptık, başkalarına borç verdik, emanet para verdik, ihalelere katıldık, kiraladık, ekim dikim yaptık. Şu anda yaptığımız her işi sona erdirerek gönül rızasıyla bu ortaklığı bitirdik, birlikte yaptığımız tüm işleri ve aramızda geçen her şeyi tek tek ve açık olarak açıkladık. Her birimiz ortağının her konudaki doğruluğunu ve haklılığını bilerek ve haklılığına kanaat getirerek bu ortaklığın dağılmasına karar verdik. Ortaklardan her biri hakkı olan malın tamamını teslim aldı. Bu sözleşmede adı geçen ortakların diğer ortaklardan alacağı hiçbir şey kalmadı. Biz ortaklar hiç birimiz diğerinden bir şey isteme ve dava etme yetkisi olmadığı gibi başkalarından da hiçbir ortağın bir şey isteme hakkı yoktur ve böyle bir yetkisi de kalmamıştır. Çünkü hepimiz hakkını alıp elindekine razı olmuştur. Bu söylenenleri kabul ederek falan, falan, falan ve falan kimseler bu sözleşmenin feshini imza altına almışlardır.

7- EŞLERİN BİRBİRİNDEN AYRILMALARI

Yüce Allah şöyle buyurur (Bakara 229) “…Boşanmadan sonra, kadınlara önceden mehir olarak verdiğiniz bir şeyi geri almanız sizin için helâl olmaz. Ancak ikisi (karı koca) Allah’ın sınırlarını yani evlilik haklarını koruyamamaktan korkar ve siz de onların bu sınırları koruyup yerine getiremeyeceklerinden endişe ederseniz, kadının serbestliğe kavuşması için mehrinden kocasına bazı şeyler bırakmasında her iki taraf için de bir günah yoktur.”

Bu dilekçe falan oğlu, falanın kızı filanın bilinci yerinde olarak falan oğlu filana gönderdiği dilekçesidir. Ben senin hanımın idim, benimle birlikte oldun, içli dışlı oldun. Sonra ben seninle birlikte olmaktan hoşlanmaz oldum. Bana zarar vermeksizin ve senin üzerinde hakkım olan bir görevi yerine getirmeme engel olmaksızın senden ayrılmaya karar verdim. Allah’ın sınırlarını koruyamama sıkıntısı yaşadığımızda bana ait mallarımı (mehrimi) vererek beni boşamanı istedim ki bu miktar şu kadar ve şu kadar dinardır. Ayrıca sana verdiğim şu kadar da dinarı sen olarak beni kesin bir şekilde- dönüşü olmayan- boşamayla boşamış oldun. Seninle konuştuğumda bana söylediklerini kabul etmiş ve buna razı olmuştum. Bu yüzden senin sözlerine inanarak bu dilekçede belirtilen tutarları sana verdim ancak geriye benim mehrim kaldı. Böylece bu dilekçede yazıldığı şekliyle senden boşanmış oldum. Bu durumda bu kararından vazgeçme ya da başka bir şey talep etme hakkın kalmamıştır. Benim durumumdaki bir kadının senin gibi bir kocasından alması gerekenlerin tümünü aldım. İddet süresi içinde boşanmış bir kadının alması gerekenlerin hepsini almış bulunmaktayım. Ne senin benim, ne de benim senin üzerinde herhangi bir hakkım, talebim kalmamıştır. Bundan sonra sen yada ben birbirimizin üzerinde herhangi hak talep ederse ya da başka bir alacak iddia ederse bu iddianın gerçekle bir ilgisi yoktur. Karşı taraf böyle yükümlülükten uzaktır. Her birimiz bu dilekçede belirtilen diğerimizin verdiği ifadeleri kabul etmiş, evlenmeden önce şifahi olarak konuşulan şeyleri kabul etmiş ve buna dayanarak bu sözleşmeyi imzalamış demektir. Falan ve filan imza ettiler.

8- KİTABET= Efendinin kölesine miktarı belirlenmiş para karşılığı hürriyetine kavuşma sözleşmesi yapmak demektir. Yüce Allah (Nur sûresi 33. ayetinde) “…Yasal olarak sahip bulunduğunuz köle ve cariyelerden serbestliği satın almak isteyenlerin kendilerinde iyi niyet görüyorsanız onlarla sözleşme yapıp yazışın…”

Bu sözleşme falan oğlu falanın bilinci yerinde ve sıhhatli iken sahip olduğu kölesi falan kimse için kaleme alınmıştır. Şöyle ki: Ben açık ve net eksiksiz üç bin dirhem karşılığı ve bu dirhemleri peş peşe gelen altı yıl boyunca yedi taksit şeklinde ödenmesi şartıyla ilk taksitini şu yılın şu ayının başında verecek ve şu yılın şu ayında son taksitle ödeme sona erecektir. Bu süre içersinde bu sözleşmede belirtilen parayı ödediğin takdirde hürriyetine kavuşacaksın, özgür bir insanın sahip olduğu tüm haklara sahip olacaksın. Eğer bu sözleşmeye aykırı davranırsan bu sözleşmenin geçerliliği sona erer ve sen de köle olarak kalırsın, böyle bir sözleşme yapılmamış sayılır. Bu sözleşmede belirtilen şartlar çerçevesinde seninle bulunduğumuz yerde yaptığımız bu sözleşmeyi olduğu gibi kabul ettim. Sözleşmeyi imza eden taraflar falan ve filan.

9- TEDBİR= Kölesinin özgürlüğünü kendi ölümüne bağlıyan efendinin sözleşmesi

Bu dilekçe (sözleşme) falanca oğlu falanın o tarihte sahibi olduğu falan aşçı fırın ustası Sakalli’li kimse için yapılmıştır. Ben yüce Allah’tan sevap umarak ve O’nun rızasını isteyerek seninle bu sözleşmeyi yapıyorum. Sen benim ölümümden sonra hürsün. Ben öldükten sonra senin üzerinde hiçbir kimsenin herhangi bir hakkı yoktur. Vela hakkı ise benim ve benden sonra gelen zürriyetimin hakkıdır. İş bu ifadeyi falan oğlu falan kendi özgür iradesi ve bilinci yerinde iken vermiştir. Bütün bu ifadeler bu tutanakta ve yazan şahitlerin huzurunda ifadeyi verene okutuldu. İş bu ifadeyi duyduğunu, anladığını ve içeriğini tam olarak bildiğini söyledi. Buna Allahı da şahit gösterdi. Ve Allah şahit olarak yeterlidir dedi. Sonra şahitler huzurunda Sakalli’li aşçı köle geldi, bilinci ve sağlığı yerinde olarak bu tutanakta yazılı olanların doğruluğunu beyan etti.

10- KÖLE AZAD ETMEK= Köleyi hürriyetine kavuşturmak

Bu dilekçeyi (sözleşmeyi) şu tarihle falan oğlu filan kendi isteğiyle ve sıhhati yerinde olarak falan tarihte sahibi olduğu falan isimli Rum kölesi hakkında yazmıştır. Ben Allah’ın rızasını ve sevabını umarak geri dönmesi olmayan kayıtsız şartsız bir kararla seni azâd ettim yani hürriyetine kavuşturdum. Sen Allah rızası ve Ahiret yurdunun sevabı için artık hürsün. Ne benim ne de başka bir kimsenin senden hiçbir hak talep etme yetkisi yoktur. Sadece Vela hakkı vardır. O da bana ve benim zürriyetimden gelenlere aittir.





© 2015 http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/
islam