NESAİ > KİTABÜ’S SEHV (NAMAZDA YANILMA)

 

islam

help 2.26.13 013 previous next

HADİS KİTAPLARI > NESAİ > 013
13- KİTABÜ’S SEHV (NAMAZDA YANILMA)

1- NAMAZDAKİ TEKBİRLER

2- İKİNCİ REKATIN İKİNCİ SECDESİNDEN SONRA TEKBİR ALIP ELLERİ KALDIRMAK

3- TEKBİR ALIRKEN ELLER OMUZ HİZASINA KADAR KALKAR

4- EBU BEKİR, RASÛLULLAH (S.A.V)’E İMAM OLMUŞ MUYDU?

5- NAMAZDA EL İŞARETİYLE SELÂM ALINIP VERİLİR Mİ?

6- NAMAZDA İKEN EL İŞARETİYLE SELÂM

7- NAMAZDA SECDE YERİNDEKİ TAŞLARI TEMİZLEMEK

8- SECDE YERİNİ TEMİZLEMEK GEREKİRSE BİR DEFADA TEMİZLE

9- NAMAZDA GÖZLERİ YUKARI DİKMEMEK

10- NAMAZDA SAĞA VE SOLA BAKILMAZ

11- BOYNU ÇEVİRMEDEN SAĞA SOLA BAKILABİLİR

12- NAMAZDA YILAN VE AKREP ÖLDÜRÜLEBİLİR Mİ?

13- NAMAZ KILARKEN KÜÇÜK ÇOÇUKLARI KUCAĞA ALIP BIRAKMAK

14- KIBLEYE DOĞRU BİRKAÇ ADIM YÜRÜNEBİLİR Mİ?

15- NAMAZDA SAĞ ELİN İÇİNİ SOL ELİN DIŞINA VURMAK

16- NAMAZDA İMAMIN HATASINI BİLDİRMEK

17- NAMAZDA ÖKSÜRMEKLE BİRŞEY BİLDİRİLİR Mİ?

18- NAMAZDA AĞLANIR MI?

19- NAMAZDA ŞEYTANA LANET VE ALLAH’A SIĞINMA

20- NAMAZDA KONUŞULUR MU?

21- İLK TEŞEHHÜDE OTURULMAZ UNUTULURSA SEHV SECDESİ YAPILIR

22- İKİNCİ REKATTA UNUTARAK SELÂM VERİP KONUŞAN KİMSE NE YAPAR?

23- SEHİV SECDELERİ SELÂMDAN ÖNCE Mİ YOKSA SONRA MI YAPILIR?

24- NAMAZ KILAN NAMAZINDA ŞÜPHEYE DÜŞERSE NAMAZINI TAMAMLAR

25- NAMAZINDA ŞAŞIRAN NE YAPMALI?

26- BEŞ REKAT KILDIĞINI ZANNEDEN NE YAPAR?

27- NAMAZ DA UNUTAN NE YAPMALI?

28- SEHV SECDELERİNDE TEKBİR ALINIR MI?

29- NAMAZDA OTURUŞ ŞEKLİ NASILDIR?

30- NAMAZ DA KOLLAR, OTURUŞTA NEREYE KONULUR?

31- NAMAZ DA ORGANLARIN YERİ

32- NAMAZDA AVUÇ İÇLERİNİN YERİ NERESİDİR?

33- ŞEHADET PARMAĞI DIŞINDAKİ PARMAKLARI YUMMAK

34- SAĞ ELİN PARMAKLARI OTURUŞTA NASIL YAPILIR?

35- OTURUŞTA SAĞ EL VE SOL EL NASIL KONULUR?

36- TEŞEHHÜDDE ŞEHADET PARMAĞI İLE İŞARET EDİLİR Mİ?

37- TAHİYYATTA İKİ PARMAKLA İŞARET EDİLMEZ

38- ŞEHADET PARMAĞINI HAFİFÇE EĞMEK

39- TAHİYYATTA DUA EDERKEN GÖZLER NEREYE BAKMALI?

40- TAHİYYATTA GÖZLER SEMAYA DİKİLMEMELİ

41- TEŞEHHÜDDE OKUNACAK DUA

42- KUR’AN ÖĞRETİR GİBİ NE ÖĞRETİLMİŞTİ?

43- TEŞEHHÜDDE NE OKUNUR?

44- TEŞEHHÜDDE OKUNACAK DEĞİŞİK BİR DUA

45- DEĞİŞİK BİR TEŞEHHÜD DUASI

46- RASÛLULLAH (S.A.V)’E SALEVAT GETİRMEK

47- PEYGAMBERE SALEVAT GETİRMENİN DEĞER VE KIYMETİ

48- NAMAZDA ALLAH’I YÜCELTMEK VE PEYGAMBERE SALEVAT GETİRMEK

49- NAMAZDA RASÛLULLAH (S.A.V)’E SALEVAT GETİRMENİN EMREDİLMESİ

50- PEYGAMBERE SALEVAT NASIL GETİRİLİR?

51- DEĞİŞİK BİR SALEVAT ÖRNEĞİ

52- DEĞİŞİK SALEVAT ÖRNEKLERİ

53- DEĞİŞİK SALEVAT ÖRNEKLERİ

54- RASÛLULLAH (S.A.V)’E SALEVAT GETİRMENİN DEĞERİ VE KIYMETİ

55- SALEVAT DUALARINDAN SONRA HERHANGİ BİR DUA OKUNABİLİR

56- TEŞEHHÜDDEN SONRA HANGİ TESBİHAT YAPILIR?

57- NAMAZDAN SONRA NASIL DUA EDİLİR?

58- TAHİYYATTA OKUNACAK DEĞİŞİK BİR DUA

59- TAHİYYATTA OKUNACAK DEGİŞİK BİR DUA

60- TAHİYYATTA OKUNACAK DEĞİŞİK BİR DUA

61- TAHİYYATTA OKUNACAK DEGİŞİK BİR DUA

62- NAMAZDA ALLAH’A SIĞINMAK

63- KABİR AZABINDAN ALLAH’A SIĞINMA

64- TEŞEHHÜDDE OKUNACAK DEĞİŞİK BİR DUA

65- NAMAZIN HIZLICA KILINMASI

66- NAMAZDA UYULMASI GEREKEN TA’DİLİ ERKAN ÖLÇÜLERİ

67- NAMAZDA SELÂM NASIL VERİLİR?

68- SELÂM ESNASINDA ELLER NEREDE OLMALI?

69- SAĞA SELÂM NASIL VERİLİR?

70- SOLA SELÂM NASIL VERİLİR?

71- ELLERLE SELÂM VERİLİR Mİ?

72- İMAM SELÂM VERİNCE CEMAAT DE SELÂM VERİR

73- VİTİR NAMAZI TEK REKAT OLARAK KILINIR MI?

74- SELÂM VE KONUŞMADAN SONRA SEHV SECDESİ YAPMAK

75- SEHV SECDESİ YAPTIKTAN SONRA SELÂM VERMEK

76- SELÂMDAN SONRA İMAMIN BİRAZ BEKLEMESİ

77- İMAMIN SELÂMDAN SONRA KIBLEDEN CEMAATE DOĞRU DÖNMESİ

78- İMAMIN SELÂM VERMESİNDEN SONRA TEKBİR

79- NAMAZIN BİTİMİNDEN SONRA NAS FELAK VE İHLÂS SÛRELERİNİ OKUMAK

80- SELÂM VERDİKTEN SONRA YAPILACAK DUA

81- NAMAZ DA SELÂMDAN SONRA, İSTİĞFAR; DAHA SONRA, NE OKUNUR?

82- SELÂMDAN SONRA YAPILAN BAŞKA BİR DUA

83- SELÂMDAN SONRA YAPILAN DEĞİŞİK BİR DUA

84- SELÂMDAN SONRA YAPILACAK DEĞİŞİK BİR DUA

85- NAMAZDAN SONRA ÜÇ DEFA OKUNAN DUA HANGİSİDİR?

86- SELÂMDAN SONRA YAPILAN DEĞİŞİK BİR DUA

87- SELÂMDAN SONRA YAPILABİLECEK DEĞİŞİK BİR DUA

88- SELÂMDAN SONRA OKUNACAK DEĞİŞİK BİR DUA

89- NAMAZDAN SONRA ALLAH’A SIĞINMAK

90- NAMAZIN BİTİMİNDE TESBİH SAYISI KAÇTIR?

91- NAMAZDAN SONRA DEĞİŞİK BİR TESBİH

92- NAMAZDAN SONRA DEĞİŞİK BİR TESBİH

93- NAMAZDAN SONRA DEĞİŞİK BİR TESBİH

94- NAMAZDAN SONRA OKUNACAK DEĞİŞİK BİR DUA

95- NAMAZDAN SONRA OKUNACAK DEGİŞİK BİR DUA

96- TESBİHATLARI SAYMAK

97- İTİKAF HANGİ GÜNLERDE YAPILIR?

98- İMAM SELÂM VERDİKTEN SONRA MİHRAPTA OTURUR

99- NAMAZ BİTİNCE CEMAATE DÖNÜŞ HANGİ TARAFTAN OLUR?

100- KADINLAR, MESCİDDEN NE ZAMAN ÇIKARLAR?

101- CEMAAT, İMAMDAN ÖNCE HAREKET ETMEZ

102- NAMAZ BİTİNCEYE KADAR İMAMLA BİRLİKTE OLMANIN SEVABI

103- İMAM CEMAATIN OMUZLARINDAN ATLIYARAK GİDEBİLİR

104- NAMAZ KILDIN MI? DENİLDİĞİNDE HAYIR DENİR Mİ?



13- KİTABÜ’S SEHV (NAMAZDA YANILMA)

1- NAMAZDAKİ TEKBİRLER

1166- Abdurrahman b. Es’am (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes b. Malik’e namazdaki tekbirlerden soruldu. O da rükû’ya giderken, secdeye giderken ve secdeden başını kaldırırken ve ikinci rekattan üçüncüye kalkarken dedi. Yanında bulunan Hutaym: “Bunu nereden öğrendin?” diye sordu. Enes’de: “Rasûlullah (s.a.v), Ebu Bekir ve Ömer’den” dedi ve biraz sustu. Hutaym: “Osman’dan deyince; Enes: “Osman’dan da” dedi. (Müsned: 13144)

1167- Mutarrif b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ali b. ebi Talib namaz kıldı, her rükû’ ve secdeye giderken ve kalkarken tekbir alırdı. Mutarrif’ın bu sözü üzerine Imran b. Husayn dedi ki: “Bu bana Rasûlullah (s.a.v) in namazını hatırlattı.” (Ebû Davud, Salat: 140; Müslim, salat: 10)

2- İKİNCİ REKATIN İKİNCİ SECDESİNDEN SONRA TEKBİR ALIP ELLERİ KALDIRMAK

1168- Ebu Humeyd es Saidi (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), namazda ikinci rekatın ikinci secdesinden kalktığı zaman tekbir alır ve ellerini ilk tekbir alırken kaldırdığı gibi kaldırırdı. (Ebû Davud, Salat: 116; Dârimi, Salat: 70)

3- TEKBİR ALIRKEN ELLER OMUZ HİZASINA KADAR KALKAR

1169- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre: “Peygamber (s.a.v), namaza başladığı zaman, rükû’a gideceğinde, rükû’dan başını kaldırıp doğrulduğunda ve ikinci rekattan üçüncü rekata kalkacağında ellerini omuz hizasına kadar kaldırırdı.” (Ebû Davud, Salat: 116; Dârimi, Salat: 70)

4- EBU BEKİR, RASÛLULLAH (S.A.V)’E İMAM OLMUŞ MUYDU?

1170- Sehl b. Sa’d (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Amr b. Avf oğulları arasında çıkan anlaşmazlığı sulh etmeye gitmişti. Namaz vakti gelince; müezzin, Ebu Bekir’e geldi kendisine cemaati toplayarak imam olmasını söyledi. Bu arada Rasûlullah (s.a.v) geldi, safları yararak ön safa geçti. Cemaat, Rasûlullah (s.a.v)’in geldiğini Ebu Bekir’e bildirmek için ellerini çırptılar. Fakat, Ebu Bekir aldırmadı. Cemaat el çırpmayı artırınca namazda bir şey olduğunu anladı, döndü birde baktı ki Rasûlullah (s.a.v) yanı başında… Rasûlullah (s.a.v) namaza devam etmesini işaret etti. Ebu Bekir, Rasûlullah (s.a.v)’in bu işareti üzerine, ellerini kaldırıp Allah’a hamd-ü sena etti. Sonra arka arka geri geldi ve Rasûlullah (s.a.v) de öne geçerek namazı kıldırdı. Namazı bitirince, Ebu Bekir’e: “İşaret ettiğim halde namazı kıldırmamana ne sebep oldu?” diye sordu. Ebu Bekir de şöyle dedi: “İbn ebi Kuhafe, Rasûlullah (s.a.v)’e imamlık yapmaya layık değildir.” Daha sonra Rasûlullah (s.a.v) cemaate: “Size ne oluyorda namaz da ellerinizi çırpıyorsunuz? Elleri çırpmak kadınlara mahsustur. Cemaatle namaz kılarken bir şey olursa “Sübhanallah” deyiniz” buyurdu. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 26; Dârimi, Salat: 78)

5- NAMAZDA EL İŞARETİYLE SELÂM ALINIP VERİLİR Mİ?

1171- Câbir b. Semure (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz, namazda ellerimizi kaldırarak anlaşırken, Rasûlullah (s.a.v) üzerimize çıka geldi ve şöyle buyurdu: “Ne oluyor onlara ki şaha kalkmış atlar gibi namazda ellerini kaldırıp duruyorlar. Namazda sâkin olun, namazla ilgisi olmayan şeyleri yapmayın.” (Müslim, Salat: 27; Ebû Davud, Salat: 189)

1172- Câbir b. Semure (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in arkasında namaz kılıyorduk. Ellerimizle işaret ederek selâm verdik. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bunlara ne oluyor da şaha kalkmış atlar gibi ellerini kaldırarak selâm veriyorlar. Ellerini uylukları üzerine koyarak “Esselâmü aleyküm, esselâmü aleyküm” demeleri yetmiyor mu?” (Müslim, Salat: 27; Ebû Davud, Salat: 189)

6- NAMAZDA İKEN EL İŞARETİYLE SELÂM

1173- Rasûlullah (s.a.v)’in arkadaşı Süheyb (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’e uğramıştım namaz kılıyordu, selâm verdim işaretle selâmımı aldı.” Bu hadisi rivâyet eden ravi, Suheyb’in selâmını Peygamberin parmak işareti ile aldığını zannettiğini söylüyor.” (Müslim, Mesacid: 8; Ebû Davud, Salat: 170)

1174- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) namaz kılmak için Kuba Mescidine girmişti, peşinden de bazı kimseler girerek kendisine selâm verdiler. Bunun üzerine o sırada Peygamber (s.a.v)’in yanında bulunan Süheyb’e: “Selâm verildiğinde Rasûlullah (s.a.v) ne yapardı?” diye sordum. Süheyb: “El işaretiyle selâmı alırdı” diye cevap verdi. (Müslim, Mesacid: 8; Ebû Davud, Salat: 170)

1175- Ammar b. Yasir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ammar, Rasûlullah (s.a.v)’e; namaz kılarken selâm verdi. Peygamber (s.a.v) onun selâmını aldı.” (Müsned: 17599)

1176- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) beni bir iş için göndermişti, döndüğümde namaz kılıyordu, selâm verdim bana işaret ederek selâmımı aldı. Namazı bitirince beni çağırarak: “Biraz önce bana selâm verdin. Ben namaz kılıyordum” buyurdu. Rasûlullah (s.a.v) o gün Kudus’e doğru namaz kılıyordu. (Müslim, Mesacid: 7; Ebû Davud, Salat: 170)

1177- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) beni bir iş için göndermişti, geldiğimde -Kudüs’e veya Kâbe’ye doğru namaz kılıyordu. Selâm verdim eliyle işaret ederek selâmımı aldı sonra tekrar selâm verdim yine eliyle işaret ederek selâmımı aldı. Ben de dönüp gittim. “Câbir!” diye çağırdı. Ashab da: “Câbir” diye çağırdılar. “Ey Allah’ın Rasûlü! Selâm verdim selâmımı almadın” dedim. “Namaz kılıyordum” buyurdu. (Ebû Davud, Salat: 170; Müslim, Mesacid: 7)

7- NAMAZDA SECDE YERİNDEKİ TAŞLARI TEMİZLEMEK

1178- Ebu Zer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Namaza durduğunuzda secde yerindeki taş ve toprağı temizlemeye çalışmayınız. (Bu işi namaza durmadan önce yapınız.) Çünkü namazda olan kişi ile Allah’ın rahmeti karşı karşıyadır.” (Böyle şeylerle meşgul olup Allah’ın rahmetine engel olmayınız.) (Müslim, Mesacid: 11; Dârimi, Salat: 110)

8- SECDE YERİNİ TEMİZLEMEK GEREKİRSE BİR DEFADA TEMİZLE

1179- Muaykîb (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Secde edilecek yeri mutlaka temizlemen gerekiyorsa bunu bir defada yap.” (Müslim, Mesacid: 11; Dârimi, Salat: 110)

9- NAMAZDA GÖZLERİ YUKARI DİKMEMEK

1180- Enes b. Malik (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: ”Bu insanlara ne oluyor ki namazda gözlerini semaya dikiyorlar. -Bu konuda o kadar sert davrandı ki- Ya bu işi yapmaya son verirler veya gözlerinden olurlar.” (Ebû Davud, Salat: 167; Müslim, Salat: 27)

1181- Ubeydullah b. Abdullah (r.a), Rasûlullah (s.a.v)’in ashabından bir adam, Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu işittiğini haber veriyor: “Sizden biri namazında gözlerinden olmak istemiyorsa, gözlerini yukarı dikmesin.” (Ebû Davud, Salat: 165; Müsned: 15098)

10- NAMAZDA SAĞA VE SOLA BAKILMAZ

1182- Ebu Zer (r.a) Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu rivâyet etmektedir: “Kul, namazında sağa sola dönmediği sürece; Allah kuluna yönelir. Kul namazında sağa sola dönerek yüzünü kıbleden ayırır ayırmaz, Allah’ta o kuldan yüz çevirir.” (Müsned: 20531)

1183- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e namazda sağa sola dönmekten sordum şöyle buyurdular: “Bu şeytanın namazın sevabını eksitlmek için kapıp kaçtığı hareketlerdir.” (Ebû Davud, Salat: 165; Buhârî, Sıfatü’s Salat: 11)

1184- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle demiştir: “Namazda sağa sola bakınmak namazın sevabından şeytanın kapıp kaçmasıdır.” (Ebû Davud, Salat: 179; Buhârî, Sıfatü’s Salat: 11)

11- BOYNU ÇEVİRMEDEN SAĞA SOLA BAKILABİLİR

1185- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) rahatsızlanmıştı, bize oturduğu yerden namaz kıldırdı. Ebu Bekir de cemaate duyurabilmek için yüksek sesle tekbir alıyordu. Rasûlullah (s.a.v) bize döndü, bizi ayakta görünce işaret etti, hemen oturduk ve namaza oturarak devam ettik, selâm verdikten sonra şöyle buyurdu: “Biraz önce Rum ve İranlıların oturan hükümdarlarına karşı ayakta durdukları gibi ayakta duruyordunuz. Böyle yapmayın. Eğer uyduğunuz imam, oturduğu yerden namaz kıldırıyorsa siz de oturarak kılın, ayakta kıldırıyorsa sizde ayakta kılın.” (Müslim, Salat: 19)

1186- İbn Abbas (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), namaz kılarken sağa sola döner fakat boynunu çevirmezdi.” (Müsned: 2355)

12- NAMAZDA YILAN VE AKREP ÖLDÜRÜLEBİLİR Mİ?

1187- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), namazda iken iki siyah zararlı hayvan olan; akrep ve yılanın öldürülmesini emretmiştir.” (Dârimi, Salat: 178; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 146)

1188- Yine Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, “Rasûlullah (s.a.v) namazda iken iki siyah zararlı hayvan olan; yılan ve akrebin öldürülmesini emretmiştir.” (Dârimi, Salat: 178; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 146)

13- NAMAZ KILARKEN KÜÇÜK ÇOÇUKLARI KUCAĞA ALIP BIRAKMAK

1189- Ebu Katade (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), namaz kılarken Ümame’yi kucağına alır, secdeye giderken bırakır, kalktığı zaman tekrar alırdı.” (Müslim, Mesacid: 9; Buhârî, Salat: 106)

1190- Ebu Katade (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Peygamber (s.a.v)’i cemaate namaz kıldırırken Ebul As’ın kızı Ümâme’yi omuzuna aldığını gördüm. Rükû’ edeceğinde bırakıyor secdeleri yapınca tekrar omuzuna alıyordu.” (Müslim, Mesacid: 9; Buhârî, Salat: 106)

14- KIBLEYE DOĞRU BİRKAÇ ADIM YÜRÜNEBİLİR Mİ?

1191- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), nafile namaz kılarken kapıyı açmasını istedim, kapı kıble tarafındaydı. Sağından veya solundan yürüyerek gelip kapıyı açtı sonra tekrar namazına döndü.” (Müslim, Mesacid: 10)

15- NAMAZDA SAĞ ELİN İÇİNİ SOL ELİN DIŞINA VURMAK

1192- Ebu Hüreyre (r.a), Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu bize aktarıyor: Namazda imamın bir hatasını bildirmek için sübhanallah demek erkeklere; el çırpmak ise, kadınlara mahsustur. İbn’ül Müsenna’dan gelen değişik bir rivâyette ise: “Namazda” ilavesi vardır. (Tirmizî, Salat: 272; Dârimi, Salat: 95)

1193- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: (namazda imamın bir hatasını bildirmek için) “Sübhanalah demek erkeklere; el çırpmak da kadınlara mahsustur.” (Dârimi, Salat: 95; Tirmizî, Salat: 172)

16- NAMAZDA İMAMIN HATASINI BİLDİRMEK

1194- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sübhanallah demek erkeklere; ellerini birbirine vurmak ise kadınlara mahsustur.” (Dârimi, Salat: 95; Tirmizî, Salat: 172)

1195- Yine Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Subhanallah demek erkeklere; el çırpmak ise kadınlara mahsustur.” (Dârimi, Salat: 95; Tirmizî, Salat: 172)

17- NAMAZDA ÖKSÜRMEKLE BİRŞEY BİLDİRİLİR Mİ?

1196- Ali (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in yanına geldiğim belli saatler vardı. Vardığımda izin isterdim, eğer namaz kılıyorsa öksürürdü. Ben de içeri girerdim, namazda değilse izin verirdi yine girerdim.” (İbn Mâce, Edeb: 17; Müsned: 804)

1197- Ali (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in yanına gittiğim iki vakit vardı biri gece biri gündüz… Gece yanına vardığımda namaz kılıyor ise öksürerek izin verirdi.” (İbn Mâce, Edeb: 17; Müsned: 804)

1198- Abdullah b. Nücey (r.a), babasından rivâyet ederek şöyle diyor: Ali bana şöyle demişti: “Rasûlullah (s.a.v)’in yanında hiç kimse için olmayan özel bir yerim ve itibarım vardı. Her şafak vakti yanına gider, “Esselâmü aleyküm ya Nebiyyallah” derdim. Eğer öksürürse evime geri dönerdim değilse yanına girerdim.” (İbn Mâce, Edeb: 17; Müsned: 804)

18- NAMAZDA AĞLANIR MI?

1199- Mutarrıf (r.a)’ın babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in yanına varmıştım. Namaz kılıyordu, içinden hıçkırarak ağlıyordu.” (Ebû Davud, Salat: 161)

19- NAMAZDA ŞEYTANA LANET VE ALLAH’A SIĞINMA

1200- Ebu’d Derda (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), namaz kılmak için kalktı, namazında şöyle dediğini işittik: “Senden Allah’a sığınırım“ daha sonra üç defa: “Allah’ın laneti ile seni lanetlerim” dedi. Sanki bir şey yakalayacakmış gibi elini uzattı, namazını bitirince: “Ey Allah’ın Rasûlü! Namazda bundan önce hiç işitmediğimiz bir şeyler söylediğini duyduk ve elini uzattığını da gördük” dedik. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’ın düşmanı iblis, bir ateş parçası getirerek yüzüme yaklaştırdı. Ben de üç kere; “Senden Allah’a sığınırım” dedim. Sonra da: “Seni Allah’ın lanetiyle lanetliyorum” dedim, fakat o üç sefer söylememe rağmen kaçıp kaybolmadı sonra onu yakalamak istedim, ondan dolayı ellerimi uzatmıştım. Vallahi Süleyman kardeşimin duası (Sad sûresi 35. ayet olmasaydı) o şeytan mescidin direklerine bağlanmış olurdu da Medine’nin çocukları onunla oynarlardı.” (Müslim, Mesacid: 8)

20- NAMAZDA KONUŞULUR MU?

1201- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), namaz kılmaya kalktı biz de kalktık. Bir bedevi namazda iken: “Allah’ım bana ve Muhammed’e rahmet et. Bizden başka hiç kimseye merhamet etme” dedi. Rasûlullah (s.a.v), selâm verince; bedeviye: “Allah’ın rahmetini kastederek “geniş olanı daralttın” buyurdu. (İbn Mâce, Tahara: 78; Tirmizî, Tahara: 112)

1202- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, bir bedevi mescide girdi ve iki rekat namaz kıldı sonra da: “Allah’ım bana ve Muhammed’e merhamet et, bizden başka hiç kimseye merhamet etme” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Allah’ın rahmetini kastederek “geniş olan şeyi daralttın” buyurdu. (İbn Mâce, Tahara: 78; Tirmizî, Tahara: 112)

1203- Muaviye b. Hakem es Selemi (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bizler yakın zamana kadar cahiliyye döneminde yaşamaktaydık. Sonunda Allah, İslâm’ı getirdi de Müslüman olduk. Bizden bir kısmı uğursuzluk ve uğur işine inanıyorlar” dedim. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v): “O, uğur ve uğursuzluk onların kalplerine gelen bir şeydir. O şeyler bazı şeyleri yapmanıza engel olmasın” buyurdu. Ben: “Bizden bazıları kahinlere giderek onların söylediklerine inanıyorlar” dedim. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Onlara gitmeyin” buyurdu.

“Ey Allah’ın Rasûlü! Bizden bazıları da çizgiler çizerek falcılık yapıyorlardı” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Peygamberlerden bazısı da çizgiler çizerdi, onların çizgi ve falları peygamberin çizgisine uyarsa o da öylecedir.” Ravi şöyle diyor: Namazda Rasûlullah (s.a.v) ile beraberdim, cemaatten biri hapşırdı. Ben de “Yerhamükallah” dedim. Bunun üzerine cemaat bana sert bir şekilde baktı. Ben de: “Analarınız yokluğunuza yansın, ne oldu da bakıyorsunuz” dedim. Bu sefer hepsi ellerini uyluklarına vurdular. Beni susturmak istediklerini anladım ve ben susmuştum. Rasûlullah (s.a.v), namazını bitirince beni çağırdı. Anam, babam onun yoluna feda olsun, bana ne vurdu ne azarladı ne de kızdı. Ben hayatım boyunca onun gibi bir öğretici görmedim. Bana şöyle dedi: “Bizim bu kıldığımız namazda dünyalık sözler söylenmez. O namaz; tesbih, tekbir ve Kur’an okumaktan ibarettir.” Sonra ben Uhud taraflarında Cevvaniye denilen yerde cariyemin güttüğü koyunlarımın yanına gittim. Bir de ne göreyim Kurt sürüden bir koyun götürmüş insan olmamız dolayısıyla herkes gibi ben de üzüldüm ve cariyeyi tokatladım. Sonra Rasûlullah (s.a.v)’in yanına gelerek durumu ona haber verdim. Peygamber (s.a.v), bu yaptığımı bana çok gördü. Dedim ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! O’nu hürriyetine kavuşturayım mı?” Rasûlullah (s.a.v)’de: “Onu bana çağır” buyurdu. Ben de çağırdım cariye gelince; Rasûlullah (s.a.v), O’na: “Aziz ve Celil olan Allah nerededir?” dedi. Cariye de: “Göktedir” dedi. “Ben kimim” deyince; “Sen, Allah’ın gönderdiği peygambersin” dedi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v): “Bana o mü’min bir cariyedir onu hürriyetine kavuştur” buyurdu. (Müslim, Mesacid: 7; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 19)

1204- Zeyd b. Erkam (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), zamanında bir adam namazda bir ihtiyaç anında konuşulup konuşulamayacağı hakkında konuşuyorlardı da Bakara sûresi 238. ayet nazil oldu. Böylece bizler namazla ilgisi olmayan söz ve hareketleri yapmaktan yasaklanıp sükut etmekle emrolunduk.” (Buhârî, Tefsir: 39; Tirmizî, Tefsirul Kur’an: 3)

1205- Abdullah b. Mes’ud (r.a), Kasım’dan naklediyor ve şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v), namaz kılarken yanına varır selâm verirdim. O da selâmımı alırdı. Bir defasında yine yanına gittim namaz kılıyordu. Selâm verdim almadı, selâm verip namazdan çıktıktan sonra cemaate işaret ederek şöyle buyurdu: “Aziz ve Celil olan Allah, namazda Allah’ı zikirden başka konuşmalar yapılmamasını ve kendisinin huzurunda tam bir teslimiyetle namaz kılmamızı emretti. Zaten siz Müslümanlara da yakışan budur.” (Ebû Davud, Salat: 170; Müslim, Mesacid: 7)

1206- İbn Mes’ud (r.a) tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e namazda iken selâm verirdik selâmımızı alırdı. Habeşistan’dan geldikten sonra yine selâm verdim; fakat almadı. Selâmımı neden almadı diye bir düşünce zihnimi kapladı. Namazını bitirinceye kadar oturdum. O da şöyle buyurdu: “Aziz ve Celil olan Allah dilediği emrini bildirir. İşte emirlerinden biri olarak ta namazda konuşmamamızı emretti.” (Ebû Davud, Salat: 170; Müslim, Mesacid: 7)

21- İLK TEŞEHHÜDE OTURULMAZ UNUTULURSA SEHV SECDESİ YAPILIR

1207- Abdullah b. Buhayne (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), bize namaz kıldırdı, ikinci rekatta oturmadan üçüncü rekata kalktı. Cemaatte O’nunla birlikte kalktılar, namazını bitirince selâm vermesini bekledik fakat O, oturduğu yerde selâm vermeden tekbir aldı ve iki secde yaptı sonra selâm verdi.” (Tirmizî, Salat: 288; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 135)

1208- Yine Abdullah b. Buhayne (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) oturması gerekirken ayağa kalktı, namazın sonunda selâm vermeden önce iki secde yaptı ve sonra selâm vererek namazdan çıktı.” (Tirmizî, Salat: 288; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 135)

22- İKİNCİ REKATTA UNUTARAK SELÂM VERİP KONUŞAN KİMSE NE YAPAR?

1209- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bize ikindi veya öğle (hangisi olduğunu unuttum) namazını kıldırıyordu, iki rekat kıldırdıktan sonra selâm verdi ve mescidin yanı başında olan odunların yanına giderek kızgın bir durumda eliyle onları gösterdi. Mescidin kapısından hızlıca çıkanlar namaz kısaldı dediler. Ebu Bekir ve Ömer de o cemaat arasındaydı. Peygamberle bu konuyu konuşmaktan çekindiler. Cemaat içerisinde ellerinin uzunluğundan dolayı kendisine “zülyedeyn” denilen birisi vardı. O: “Ey Allah’ın Rasûlü! Unuttun mu? Yoksa namaz mı kısaltıldı?” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Ne unuttum ne de namaz kısaltıldı” buyurduktan sonra cemaate dönerek: “Zülyedeyn’in dediği doğru mu?” diye sordu. Cemaat: “Evet” diye cevap verince; Peygamber (s.a.v) gelip namazın geri kalan kısmınıda kıldırdı, selâm verdi sonra tekbir aldı, önceki yaptığı secde gibi veya daha uzunca secde etti sonra başını kaldırdı tekrar tekbir aldı, önceki secdesi gibi veya daha uzunca bir secde daha yaptı ikinci secdeden başını kaldırınca tekrar tekbir aldı. (İbn Mâce, İkametü’s Salat:134; Ebû Davud, Salat: 195)

1210- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, “Rasûlullah (s.a.v) ikinci rekattan sonra selâm vermişti. Zülyedeyn: “Ey Allah’ın Rasûlü! namaz mı kısaldı yoksa unuttun mu?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v): “Zülyedeyn doğru mu söylüyor?” dedi. Cemaat: “Evet” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v), kalkıp iki rekat daha kıldırdı sonra selâm verdi. Sonra tekbir aldı, önceki secdeleri gibi veya daha uzun secde yaptı sonra başını secdeden kaldırdı tekrar tekbir aldı, önceki secdeleri gibi veya daha uzunca bir secde daha yaptı ve kalktı.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat:134; Ebû Davud, Salat: 195)

1211- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bize ikindi namazını kıldırırken ikinci rekattan sonra selâm verdi. Bunun üzerine Zülyedeyn kalkarak: “Ey Allah’ın Rasûlü! Namaz mı kısaldı yoksa unuttun mu?” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “İkisi de olmadı” buyurdu. Zülyedeyn: “Ey Allah’ın Rasûlü! Mutlaka birisi oldu” deyince; Rasûlullah (s.a.v) cemaate dönerek: “Zülyedeyn doğru mu söylüyor” diye sordu. Cemaat: “Evet” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v), Namazın geri kalan iki rekatını tamamladı, selâmdan sonra oturduğu yerde iki secde yaptı. (İbn Mâce, İkametü’s Salat:134; Ebû Davud, Salat: 195)

1212- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v) öğle namazını iki rekat kıldırdı ve selâm verdi. Cemaat dediler ki: “Namaz kısaldı.” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) kalkıp iki rekat daha kıldırdı, selâm verip iki secde daha yaptı.” (Ebû Davud, Salat: 195; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)

1213- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir gün bize namaz kıldırırken iki rekatta selâm verdi, namazdan ayrılınca Zü’ş Şimaleyn isimli biri yanına vararak: “Ey Allah’ın Rasûlü! Namaz mı kısaldı yoksa unuttun mu?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v) de: “Ne unuttum ne de kısaldı” buyurunca; Zü’ş Şimaleyn: “Evet seni hak din üzere gönderen Allah’a yemin olsun ki namazı kısalttın” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v), “Züş Şimaleyn, doğru mu söylüyor” dedi. Cemaat: “Evet” deyince; insanlarla birlikte iki rekat daha namaz kıldı. (Ebû Davud, Salat: 195; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)

1214- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) unutarak ikinci rekattan sonra selâm verdi. Zü’ş Şimaleyn isimli birisi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Namaz mı kısaldı? Yoksa unuttun mu?” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Zü’ş Şimaleyn doğru mu söylüyor” dedi. Cemaat “Evet” deyince; Rasûlullah (s.a.v) kalkıp namazını tamamladı. (Ebû Davud, Salat: 195; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)

1215- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bize öğle veya ikindi namazını kıldırmıştı. İkinci rekatta selâm verip namazdan ayrılmıştı. Zü’ş Şimaleyn b. Amr isimli bir kimse: “Namaz mı kısaldı yoksa unuttun mu?” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Zü’ş Şimaleyn ne diyor?” dedi. Cemaat: “Ey Allah’ın Peygamberi doğru söylüyor” dediler. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) eksik kıldığı rekatları tamamladı. (Ebû Davud, Salat: 195; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)

23- SEHİV SECDELERİ SELÂMDAN ÖNCE Mİ YOKSA SONRA MI YAPILIR?

1216- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) bu güne kadar ne selâmdan önce ne de selâmdan sonra secde yapmamıştır.” (Ebû Davud, Salat: 195; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)

1217- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, “Rasûlullah (s.a.v) Zülyedeyn olayının olduğu günü selâmdan sonra iki secde yapmıştı.” (Ebû Davud, Salat: 195; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)

1218- Yine Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, “Peygamber (s.a.v) namazda yanıldığını zannederek selâmdan sonra secde yaptı.” (Ebû Davud, Salat: 195; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)

1219- Imran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre, “Peygamber (s.a.v) cemaate namaz kıldırırken yanıldı, iki secde yapıp sonra selâm verdi.” (Ebû Davud, Salat: 195; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)

1220- Imran b. Husayn (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), bir gün ikindi namazını üç rekat kıldırarak evine girdi. Bunun üzerine Hırbak ismi verilen biri kendisine giderek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Namaz noksan oldu” dedi. Rasûlullah (s.a.v), öfkeli bir durumda elbisesini çekerek geldi ve: “Doğru mu söylüyor” dedi. Cemaat: “Evet” deyince; kalkıp kalan rekatı da kıldırdı sonra selâm verdi sonra iki secde yaparak tekrar selâm verdi.” (Ebû Davud, Salat: 195; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)

24- NAMAZ KILAN NAMAZINDA ŞÜPHEYE DÜŞERSE NAMAZINI TAMAMLAR

1221- Ebu Said (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Biriniz namaz kılarken şüpheye düşerse şüphesini gidersin. Yakın bilgisi üzere amel etsin, namazının böylelikle tamam olduğu kanaatine sahib olursa oturduğu yerde iki secde yapsın. Eğer şüphelendiği namazda rekat sayısı beş olmuşsa o iki secde onu çift hale getirmiş olur eğer kıldığı rekat sayısı dört ise o iki secde şeytana rağmen yapılmış olur.” (Ebû Davud, Salat: 196; Müslim, Salat: 16)

1222- Ebu Said el Hudrî (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Biriniz namazı üç mü dört mü kıldığını bilemez ise bir rekat daha kılsın sonra oturduğu yerde iki secde yapsın, böylelikle kıldığı namaz beş rekat olmuş ise o iki secde o namazı çift hale getirmiş olur eğer dört kılmış ise o iki secde şeytana rağmen yapılmış olur.” (Ebû Davud, Salat: 196; Müslim, Salat: 16)

25- NAMAZINDA ŞAŞIRAN NE YAPMALI?

1223- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Biriniz namaz kılarken kaç rekat kıldım diye şüpheye düşerse; iyice düşünüp araştırsın, doğru olan hangisiyse ona dayanarak namazını tamamlasın sonra iki secde yapsın.” Rasûlullah (s.a.v)’in söylediklerini istediğim gibi anlayamadım. (Ebû Davud, Salat: 197; Müslim, Salat: 16)

1224- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Biriniz namaz kılarken şüpheye düşerse iyice düşünüp araştırsın namazını bitirince de iki secde yapsın.” (Ebû Davud, Salat: 197; Müslim, Salat: 16)

1225- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), bize namaz kıldırıyordu, eksik mi fazla mı kıldırmıştı hatırlamıyorum. Selâm verdikten sonra: “Ey Allah’ın Rasûlü! Namazda eksiklik fazlalık bir şey mi oldu?” diye sorduk. Şöyle buyurdu: “Namazda bir şey olmuş olsaydı size haber verirdim fakat Ben de insanım, sizin gibi unutabilirim. Namaz kılarken hanginiz bir şüpheye düşerse iyice araştırsın, doğruluğuna kanaat getirdiği fikre göre namazını tamamlasın, selâm verdikten sonra iki secde yapsın.” (Ebû Davud, Salat: 197; Muvatta', Salat: 16)

1226- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bize bir namaz kıldırdı fazla mı yoksa eksik mi kıldırdı hatırlamıyorum. Selâm verince; “Ey Allah’ın peygamberi, namazda bir yenilik bir değişim mi oldu?” dedik. “Ne oldu?” buyurdu. Olup biteni söyleyince; iki ayağını bitiştirerek kıbleye döndü, iki kere sehv secdesi yaptı sonra bize yüzünü dönerek: “Eğer namazda bir yenilik olmuş olsaydı onu size haber verirdim” dedi. Sonra şöyle devam etti: “Bende sizin gibi insanım, unutabilirim. Herhangi biriniz namazında şüpheye düşerse kendince en doğru olanı araştırsın, selâmını verip namazını bitirdikten sonra iki sehiv secdesi yapsın.” (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 129)

1227- Abdullah (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) öğle namazını kıldırdı sonra yüzünü cemaate karşı döndü. Bunun üzerine cemaat: “Namazda bir yenilik mi oldu?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v): “Ne oldu” dedi. Yaptığı kendisine bildirilince; ayaklarını birleştirip kıbleye döndü iki secde yaptıktan sonra selâm verdi. Sonra tekrar yüzünü cemaate döndü ve şöyle buyurdu: “Bende insanım, bende sizin gibi unutabilirim, unuttuğum zaman Bana hatırlatınız.” Sözünü şöyle sürdürdü: “Eğer namazda bir yenilik olmuş olsaydı onu size haber verirdim. Namazda biriniz eksik veya fazla kıldığı vehmine kapılırsa kendince en doru olana göre hareket etsin ve namazını ona göre tamamlasın. Sonra da iki secde yapıversin” buyurdu. (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 129)

1228- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre; Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim namazda eksik kıldığı vehmine kapılırsa, kendisine göre en doğru olanı araştırıp ona göre namazını tamamlasın sonra namazını bitirince oturduğu yerden iki secde yapıversin.” (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 129)

1229- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle demiştir: “Kim şüpheye düşer veya vehme kapılırsa kendince doğru olanı araştırıp sonra da iki secde yapıversin.” (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 129)

1230- İbrahim (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v)’in ashabı şöyle derlerdi: “Vehme kapıldığın zaman doğruyu araştır sonra iki secde yapıver.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

1231- Abdullah b. Cafer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kim namazında şüpheye düşerse selâm verdikten sonra iki secde yapıversin.” (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 129)

1232- Yine Abdullah b. Cafer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim namazında şüphe ederse selâmdan sonra iki secde yapıversin.” (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 135)

1233- Abdullah b. Cafer (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kim namazında şüpheye düşerse selâmdan sonra iki secde yapsın.” (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 135)

1234- Abdullah b. Cafer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim namazında şüpheye düşerse iki secde yapıversin.” Haccac: Bu secdelerin selâmdan sonra; Ravh ise: Oturarak yapılacağını nakletmişlerdir. (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 135)

1235- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz namaz kılacağında şeytan ona gelir ve zihnine değişik düşünceler getirmek sûretiyle karıştırır, o da kaç rekat kıldığını bilemez. Böyle bir durum birinizin başına gelirse oturduğu yerde iki secde yapıversin.” (Ebû Davud, Salat: 198; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 135)

1236- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Namaz için ezan okunduğu zaman şeytan yellenerek kaçar gider, kametten sonra tekrar gelir ve kişiyle kalbi arasına girer, kişi böylece kaç rekat kıldığını bilemez olur.Birinizin başına böyle bir durum gelirse iki secde yapıversin.” (Ebû Davud, Salat: 198; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 135)

26- BEŞ REKAT KILDIĞINI ZANNEDEN NE YAPAR?

1237- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v) öğle namazını beş rekat kıldırmıştı da kendisine: “Namaza ilave mi yapıldı?” diye soruldu. O da: “Ne oldu” dedi. “Beş rekat kıldınız” dedik. Hemen ayaklarını birleştirip iki secde daha yaptı. (Ebû Davud, Salat: 196)

1238- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre: “Peygamber (s.a.v), öğle namazını beş rekat olarak kıldırmıştı, cemaat: “Beş rekat kıldırdın” deyince selâmdan sonra oturduğu yerden iki secde yapıverdi.” (Ebû Davud, Salat: 196)

1239- İbrahim b. Süveyd (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Alkame, bir namazı beş rekat olarak kıldırmıştı. Namazdan sonra durum kendisine bildirilince “Hayır beş rekat kılmadım” dedi. Ben de hayır beş kıldın diye başımla işaret ettim. Bunun üzerine “Sen de mi? Öyle diyorsun ey A’ver” dedi. “Evet” dedim. Hemen iki secde yaptı sonra da Abdullah’tan gelen bir hadisi nakletti. “Bir seferinde Rasûlullah (s.a.v), namazı beş rekat kıldırdı. Bunun üzerine cemaat hemen birbirini dürterek mırıldanmaya başladılar ve dediler ki: “Namaza ilave mi yapıldı?” Rasûlullah (s.a.v)’de: “Hayır” dedi. Durumu kendilerine haber verip beş kılındığını söylediler, hemen ayaklarını birleştirip iki secde yaptı ve şöyle buyurdu: “Ben de sizin gibi bir insanım, sizin gibi unutabilirim.” (Ebû Davud, Salat: 196)

1240- Malik b. Mığvel (r.a) şöyle demiştir: Şa’bî’den işittim şöyle diyordu: Alkame b. Kays namazında yanılmıştı. Namazı bitirince, araya konuşmalar girdikten sonra durumu kendisine haber verdiler. “Sende mi böyle oldu diyorsun ey A’ver” dedi. O da “Evet” cevabını verince; hemen elbiselerini düzelterek iki sefer sehiv secdesi yaptı ve şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v)’de aynı şekilde yapmıştı.” Hakem’in de, Alkame’nin; namazı beş rekat kıldığını rivâyet ettiğini duydum. (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 129)

1241- İbrahim (r.a)’den rivâyete göre, Alkame namazı beş rekat kılmıştı, selâm verince; -İbrahim b. Süveyd diyor ki- “Ey Ebu Şibl, beş rekat kıldın” dedi. O da: “Öyle mi ey A’ver” dedi ve hemen iki sehiv secdesi yaptı. Sonra şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v)’de böyle yapmıştı” dedi. (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 129)

1242- Abdullah (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), yatsı namazlarından birini beş rekat olarak kıldırmıştı kendisine: “Namaza ilave mi yapıldı?” denildi “Ne oldu” dedi cemaat: “Beş rekat kıldın” dediler. O da şöyle buyurdu: “Ben de ancak bir insanım, sizin gibi Ben de unutabilirim sizin gibi Ben de hatırlayabilirim.” İki secde yaptıktan sonra namazını bitirdi. (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 129)

27- NAMAZ DA UNUTAN NE YAPMALI?

1243- Osman’ın azadlı kölesi Muhammed (r.a), babası Yusuf’tan aktarıyor; Muaviye cemaate imam olmuştu, oturması gerekirken kalkıverdi. Bunun üzerine cemaat: “Sübhanallah” dediler. Ama o ayağı kalktığı için namazını o şekilde bitirdi sonra da oturduğu yerden iki secde yaptı ve namazını tamamlamış oldu. Sonra minbere oturdu ve şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Kim namazında bir şey unutursa böylece iki secde yapıversin.” (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 129)

28- SEHV SECDELERİNDE TEKBİR ALINIR MI?

1244- Abdullah b. Buheyne (r.a)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v) öğle namazını kıldırırken ikinci rekatta oturması gerekirken ayağa kalktı, namazını bitirince iki secde yaptı. Her iki secdede tekbir aldı; secdeleri oturduğu yerden ve selâm vermeden önce yaptı. Cemaat de peygamberle birlikte unutulan oturumun yerine secde yaptılar.” (Müsned: 1638)

29- NAMAZDA OTURUŞ ŞEKLİ NASILDIR?

1245- Ebu Humeyd es Saidî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) namazın son oturuşunda sol ayağını sağ tarafa kıvırıp üzerine oturur, yarım kalçası üzerine müteverrik denilen şekilde oturur sonra selâm verirdi.” (Ebû Davud, Salat: 180; Buhârî, Sıfatü’s Salat: 75)

1246- Vail b. Hucr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) namaza başlarken, rükû’a giderken, rükû’dan başını kaldırırken tekbir aldığını, oturacağında da sol ayağını altına kıvırıp sağ ayağını dik tuttuğunu, sağ elini sağ uyluğuna sol elini de sol uyluğuna koyduğunu, şehadet parmağını kaldırıp orta parmağı ile baş parmağını halka gibi yaptığını ve şehadet parmağı ile işaret ettiğini gördüm.” (Ebû Davud, Salat: 179; Müslim, Mesacid: 21)

30- NAMAZ DA KOLLAR, OTURUŞTA NEREYE KONULUR?

1247- Vail b. Hucr (r.a)’den rivâyete göre, bizzat kendisi Rasûlullah (s.a.v)’i namaz kılarken görmüştür. Namazda tahiyyata oturunca sol ayağını altına yaydığını, dirseklerini uylukları üzerine koyduğunu ve şehadet parmağı ile işaret ederek dua ettiğini görmüştür. (Ebû Davud, Salat: 179; Müslim, Mesacid: 21)

31- NAMAZ DA ORGANLARIN YERİ

1248- Vail b. Hucr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in nasıl namaz kıldığını mutlaka göreceğim dedim ve bakmaya başladım. “Kalktı, Kâbe’ye döndü, kulakları hizasına kadar ellerini kaldırdı sonra sağ elini sol elinin üzerine getirerek tuttu, rükû’ edeceğinde yine ellerini kulakları hizasına kadar kaldırdı, rükû’da ellerini dizleri üzerine koydu, rükû’dan başını kaldırırken iki elini yine kulak hizasına kadar kaldırdı. Secde edeceğinde başını iki eli arasına koydu sonra oturdu, sol ayağını altına aldı, sol elini sol uyluğu üzerine koydu, sağ dirseğini de sağ uyluğuna koyarak parmaklarından ikisini bir araya getirerek halka yaptı.” (Ebû Davud, Salat: 180; Müslim, Mesacid: 21)

32- NAMAZDA AVUÇ İÇLERİNİN YERİ NERESİDİR?

1249- Yahya b. Said (r.a)’ten nakledildiğine göre, şöyle demiştir: Medineli Müslim b. ebi Meryem -ki ihtiyar birisidir- ile karşılaştım, Ali b. Abdurrahman’dan şunları duyduğunu söyledi: İbn Ömer’in yanında namaz kılarken secde yerindeki çakılları düzeltiyordum. İbn Ömer bana dedi ki: Taşlarla oynama, taşlarla oynaman şeytandandır. Benim Rasûlullah (s.a.v)’den gördüğüm gibi yap. Ben de: “Rasûlullah (s.a.v)’den nasıl yaptığını gördün” dedim. Şöyle yapardı diyerek; Sağ ayağını dikti sol ayağını altına yatırdı, sağ elini sağ uyluğu üzerine sol elini de sol uyluğu üzerine koydu, şehadet parmağı ile de işaret ediyordu. (Ebû Davud, Salat: 186; Müslim, Mesacid: 21)

33- ŞEHADET PARMAĞI DIŞINDAKİ PARMAKLARI YUMMAK

1250- Ali b. Abdurrahman (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer beni namazda taşlarla oynarken gördü. Namazı bitirince beni taşlarla oynamaktan sakındırdı ve Rasûlullah (s.a.v)’in yaptığı gibi yap dedi. Ben de; “Rasûlullah (s.a.v) nasıl yapardı” dedim. O da şöyle dedi: “Namazda oturduğunda sağ elini sağ dizine koyar tüm parmaklarını yumar ve şehadet parmağı ile işaret ederdi, sol elini de sol dizi üzerine koyardı.” (Ebû Davud, Salat: 186; Müslim, Mesacid: 21)

34- SAĞ ELİN PARMAKLARI OTURUŞTA NASIL YAPILIR?

1251- Vail b. Hucr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v)’in nasıl namaz kıldığına mutlaka dikkatlice bakacağım dedim. Baktım ve şöylece tarif ediyorum: “Oturdu, sol ayağını altına yatırdı, sol elini sol uyluğuna ve sol dizi üzerine koydu. Sağ dirseğini sağ uyluğundan ayırarak son iki parmağını bitiştirip diğer ikisini de halka gibi yaptı. Şehadet parmağını da yaptığı dua anında hareket ettiriyordu.” (Ebû Davud, Salat: 180; Müslim, Mesacid: 21)

35- OTURUŞTA SAĞ EL VE SOL EL NASIL KONULUR?

1252- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v) namazda tahiyyat için oturunca ellerini dizi üzerine koyar şehadet parmağını kaldırır ve onu hareket ettirerek dua ederdi. Sol elini ve parmaklarını ise sol dizi üzerinde serbest bırakırdı.” (Müslim, Mesacid: 21; Dârimi, Salat: 83)

1253- Abdullah b. Zübeyr (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) tahiyyatta dua ederken şehadet parmağını kaldırır fakat hareket ettirmezdi. İbn Cüreyc diyor ki: Amr’ın şöyle bir ilavesi vardır. Amir b. Abdullah b. Zübeyr’in babasından aktardığı bir hadiste şöyle denilmektedir. Bizzat kendisi Rasûlullah (s.a.v)’i bu şekilde dua ederken görmüş, sol elini sol uyluğu üzerine koyarak parmaklarını da serbest bırakmıştır. (Müslim, Mesacid: 21; Dârimi, Salat: 83)

36- TEŞEHHÜDDE ŞEHADET PARMAĞI İLE İŞARET EDİLİR Mİ?

1254- Malik b. Numeyr el Huzai (r.a) babasından aktararak şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v)’i namazda oturuş halindeyken sağ elini sağ uyluğu üzerine koyarak şehadet parmağı ile işaret ettiğini gördüm. (Müslim, Mesacid: 21; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 27)

37- TAHİYYATTA İKİ PARMAKLA İŞARET EDİLMEZ

1255- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, bir adam namazın oturuşunda iki parmağını birden kaldırarak dua ediyordu. Rasûlullah (s.a.v): “Birini, birini” buyurdu. (Müslim, Mesacid: 21; Müsned: 9070)

1256- Sa’d (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben namazda iki parmağımı birden kaldırıp dua ederken Rasûlullah (s.a.v) bana uğradı ve şehadet parmağını göstererek “birini, birini,” buyurdu. (Ebû Davud, Salat: 358)

38- ŞEHADET PARMAĞINI HAFİFÇE EĞMEK

1257- Basralı Malik b. Numeyr el Huzaî (r.a), babasından aktarıyor: “Rasûlullah (s.a.v)’i namazda otururken gördüm, sağ elini sağ uyluğu üzerine koymuş, şehadet parmağını biraz eğerek kaldırmış ve dua ediyordu.” (Tirmizî, Salat: 220; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 27)

39- TAHİYYATTA DUA EDERKEN GÖZLER NEREYE BAKMALI?

1258- Abdullah b. Zübeyr (r.a), babasından aktararak şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v) teşehhüde otururken sol elini sol uyluğu üzerine koyar, sağ elinin şehadet parmağını kaldırarak gözünü ondan ayırmazdı.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 27; Müslim, Mesacid: 21)

40- TAHİYYATTA GÖZLER SEMAYA DİKİLMEMELİ

1259- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Onlar tahiyyatta dua okurken ya gözlerini semaya kaldırmaya son verirler veya gözlerinden olurlar.” (Müslim, Salat: 26; Ebû Davud, Salat: 167)

41- TEŞEHHÜDDE OKUNACAK DUA

1260- İbn Mes’ud (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Teşehhüdde okunacak dua farz olmadan önce bizler: “Esselâmü alallah, esselâmü ala Cibrîl ve Mikail” derdik. Rasûlullah (s.a.v): “Böyle söylemeyin çünkü Allah, kendisi selâmdır. Fakat şöyle söyleyin. (Tahiyyat duası) Dilimizle vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur. Tüm kulluk ve ibadetler O’ndan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed, Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve selâmeti Senin üzerine olsun. Yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahitlik yaparım ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur yine kabul eder ve şahitlik yaparım ki Muhammed Allah’ın kulu ve Peygamberidir.” (Ebû Davud, Salat: 182; Müslim, Salat: 16)

42- KUR’AN ÖĞRETİR GİBİ NE ÖĞRETİLMİŞTİ?

1261- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bize Kur’an’dan bir sûre öğretir gibi teşehhüdde okuyacağımız duayı öğretirdi. (Ebû Davud, Salat: 182; Müslim, Salat: 16)

43- TEŞEHHÜDDE NE OKUNUR?

1262- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Aziz ve Celil olan Allah kendisi selâmdır. Namazda oturduğunuzda şöyle deyin. (Tahiyyat duası) Dilimizle, vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur, tüm kulluk ve ibadetler O’ndan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed, Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve selâmeti senin üzerine olsun yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahitlik yaparım ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur, yine kabul eder ve şahitlik yaparım ki Muhammed Allah’ın kulu ve peygamberidir.” Sonra dilediğini okuyabilir.” (Ebû Davud, Salat: 182; Müslim, Salat: 16)

44- TEŞEHHÜDDE OKUNACAK DEĞİŞİK BİR DUA

1263- Hıttan b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Eş’arî şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bize bir hutbe yaptı, nasıl hareket edeceğimizi öğretti ve nasıl namaz kılacağımızı da bildirerek şöyle dedi: “Namaza kalktığınızda saflarınızı sık ve düzgün tutunuz. Biriniz size imam olsun, o tekbir aldığında siz de tekbir alın, o “Veladdallîn” deyince sizlerde “Âmin” deyin ki Allah dualarınızı kabul etsin. İmam tekbir alıp rükû’a varınca siz de tekbir alıp rükû’ yapınız, imam sizden önce rükû’ yapar ve sizden önce rükû’dan başını kaldırır.” Rasûlullah (s.a.v) şöyle devam etti: “Diğer rekatlarda da durum aynıdır. İmam “Semiallahü limen hamideh” dediği zaman sizler “Allahümme Rabbena lakel hamd” deyin çünkü Aziz ve Celil olan Allah, Peygamberinin diliyle “Semiallahü limen hamideh” demiştir. İmam tekbir alıp secde ettiğinde sizde tekbir alıp secdeye varın. İmam sizden önce secdeye varır sizden önce secdeden kalkar.” Peygamber (s.a.v): “Diğer rekatlardaki yapılacak işler aynen böylecedir. Tahiyyata oturduğunuzda söyleyeceğiniz söz şöyle olmalı: (Tahiyyat duası) “Dilimizle, vücüdumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur, tüm kulluk ve ibadetler O’ndan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed, Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve selâmeti Senin üzerine olsun yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahitlik yaparım ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur yine kabul eder ve şahitlik yaparım ki Muhammed Allah’ın kulu ve peygamberidir.” (Müslim, Salat: 16; Ebû Davud, Salat: 182)

45- DEĞİŞİK BİR TEŞEHHÜD DUASI

1264- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bize tahiyyatta okuyacağımız duaları Kur’an’dan bir sûre öğretir gibi öğretirdi: “Allah’ın adıyla, Allah için diyerek; (Tahiyyat duası) “Dilimizle, vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur, tüm kulluk ve ibadetler O’ndan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed, Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve selâmeti Senin üzerine olsun yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahitlik yaparım ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur yine kabul eder ve şahitlik yaparım ki Muhammed Allah’ın kulu ve Peygamberidir.”

Allah’tan Cenneti isterim, ateşinden, Cehenneminden de Allah’a sığınırım. (Müslim, Salat: 16; Ebû Davud, Salat: 182)

46- RASÛLULLAH (S.A.V)’E SALEVAT GETİRMEK

1265- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’ın yeryüzünde dolaşan melekleri vardır, ümmetimin gönderdikleri salevatları bana ulaştırırlar.” (Dârimi, Rıkak: 58; Müsned: 4093)

47- PEYGAMBERE SALEVAT GETİRMENİN DEĞER VE KIYMETİ

1266- Abdullah b. ebi Talha (r.a) babasından naklediyor. Rasûlullah (s.a.v) bir gün geldi, yüzünde sevinç alametleri vardı. Biz de: “Yüzünde sevinç alametleri görüyoruz” dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Bana bir melek gelerek; Ey Muhammed! Rabbin şöyle buyurur: “Sana bir salevat getirene benim on rahmet etmemi, bir selâm gönderene benim on defa lütuf ve yardımda bulunmam seni memnun eder mi?” (Dârimi, Rıkak: 58; Müsned: 15769)

48- NAMAZDA ALLAH’I YÜCELTMEK VE PEYGAMBERE SALEVAT GETİRMEK

1267- Fedale b. Ubeyd (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) namazda bir adamın dua ettiğini duydu. Ne Allah’ı yüceltiyor ne de peygambere salevat getiriyordu. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Acele ettin. Ey namaz kılan!” Sonra namazda neler okunacağını cemaate öğretti. Yine bir defasında Peygamber birinin namazda Allah’ı yücelten dualar okuduğunu, Allah’a hamdettiğini ve Peygambere salevat getirdiğini işitti. Bunun üzerine o adama: “Dua et kabul edilir, iste verilir” buyurdu. (Müslim, Salat: 7; Ebû Davud, Salat: 358)

49- NAMAZDA RASÛLULLAH (S.A.V)’E SALEVAT GETİRMENİN EMREDİLMESİ

1268- Ebu Mes’ud el Ensarî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bizler Sa’d b. Ubâde’nin sohbetinde iken Peygamber (s.a.v) çıkageldi. Beşir b. Sa’d Peygamber (s.a.v)’e: Ey Allah’ın Rasûlü, Aziz ve Celil olan Allah bizim sana salevat getirmemizi emretti. Bu sebeple Sana nasıl salevat getirelim. Rasûlullah (s.a.v) önce sustu. Bizlerde keşke Rasûlullah (s.a.v)’e böyle bir soru sormasaydı dedik. Sonra şöyle salevat getirin buyurdu: (Salli Barik duaları) “Ey Allah’ım! Muhammed (s.a.v)’e, O’nun soy sop ve inanan yakınlarına; İbrahim (a.s) ve O’nun soy sopuna yeryüzünde rahmet edip hoş muamele et. Ey Allah’ım, Muhammed (s.a.v)’e, O’nun soy sop ve inanan yakınlarına İbrahim (a.s)’ın soy sop ve inanan yakınlarını mübarek kılıp yeryüzünde bereketli hayatlar nasib ettiğin gibi mübarek kıl, Sen övülmeye layık ve şanı şerefi yüce olansın. Selâm da bildiğiniz gibidir.” (Müslim, Salat: 18; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 25)

50- PEYGAMBERE SALEVAT NASIL GETİRİLİR?

1269- Ebu Mes’ud el Ensarî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v)’e şöyle denildi: “Sana Salat-ü selâm getirmekle emrolunduk, selâmı biliyoruz, salavatı nasıl getireceğiz?” Rasûlullah (s.a.v) şöyle deyiniz buyurdu: “Allah’ım, Muhammed’e ve İbrahim’e rahmet ettiğin gibi hoş muamele eyle. Allah’ım Muhammed’e, İbrahim’i mübarek kılıp bereketli hayatlar nasip ettiğin gibi mübarek kıl ve bereketli hayatlar nasib et.” (Müslim, Salat: 18; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 25)

51- DEĞİŞİK BİR SALEVAT ÖRNEĞİ

1270- Ka’b b. Ucre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Sana selâm vermeyi biliyoruz fakat Sana nasıl salevat getireceğiz?” dedik. Şöyle deyiniz buyurdular: “Ey Allah’ım! Muhammed (s.a.v)’e, onun soy sop ve inanan yakınlarına; İbrahim (a.s) ve O’nun soy sopuna ve inanan yakınlarına rahmet edip hoş muamele ettiğin gibi rahmet ederek, hoş muamele et. Allah’ım Muhammed’e (s.a.v), O’nun soy sop ve inanan yakınlarına İbrahim (a.s)’ın soy sop ve inanan yakınlarına mübarek kılıp bereketli hayatlar nasip ettiğin gibi mübarek kıl ve bereketli hayatlar nasip et, sen övülmeye layık olan ve şanı, şerefi yüce olansın.” (Müslim, Salat: 18; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 25)

1271- Ka’b b. Ucre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Sana nasıl selâm vereceğimizi biliyoruz fakat Sana nasıl salavat getireceğiz dedik. Şöyle buyurdu: “Ey Allah’ım Muhammed (s.a.v.)’e onun soy sop ve inanan yakınlarına; İbrahim (a.s) ve onun soyuna sopuna ve inanan yakınlarına rahmet edip hoş muamele ettiğin gibi rahmet ederek hoş muamele et. Allah’ım Muhammed (s.a.v)’e, O’nun soy sop ve inanan yakınlarına, İbrahim (a.s)’ın soy sop ve inanan yakınlarına mübarek kılıp bereketli hayatlar nasib ettiğin gibi mübarek kıl ve bereketli hayatlar nasip et. Sen övülmeye layık olan ve şanı, şerefi yüce olansın.” (Müslim, Salat: 18; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 25)

1272- İbn ebi Leyla (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ka’b b. Ucre bana dedi ki: “Sana bir hediye ikram edelim mi?; biz, Rasûlullah (s.a.v)’e Sana selâm getirmeyi biliyoruz fakat nasıl salevat getireceğiz diye sorduk ta, şöyle deyiniz demişti: “Ey Allah’ım! Muhammed (s.a.v.)’e O’nun soy sop ve inanan yakınlarına; İbrahim (a.s) ve O’nun soy sopuna ve inanan yakınlarına rahmet edip hoş muamele ettiğin gibi rahmet ederek hoş muamele et. Allah’ım! Muhammed’e (s.a.v), O’nun soy sop ve inanan yakınlarına İbrahim (a.s)’ın soy sop ve inanan yakınlarına mübarek kılıp bereketli hayatlar nasib ettiğin gibi mübarek kıl ve bereketli hayatlar nasip et. Sen övülmeye layık olan ve şanı, şerefi yüce olansın.” (Müslim, Salat: 18; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 25)

1273- Musa b. Talha (r.a), babasından rivâyet ederek şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Sana nasıl salavat getireceğiz diye sorduk. O da şöyle deyiniz dedi: “Ey Allah’ım! Muhammed (s.a.v.)’e O’nun soy sop ve inanan yakınlarına; İbrahim (a.s) ve O’nun soy sopuna ve inanan yakınlarına rahmet edip hoş muamele ettiğin gibi rahmet ederek; hoş muamele et. Allah’ım! Muhammed (s.a.v)’e O’nun soy sop ve inanan yakınlarına, İbrahim (a.s)’ın soy sop ve inanan yakınlarına mübarek kılıp bereketli hayatlar nasib ettiğin gibi mübarek kıl ve bereketli hayatlar nasip et. Sen övülmeye layık olan ve şanı, şerefi yüce olansın.” (Müsned: 1323)

1274- Musa b. Talha (r.a)’den rivâyete göre, şöyle diyor: Bir adam Peygamber (s.a.v)’e gelerek; ey Allah’ın Peygamberi! Sana nasıl salevat getireceğiz diye sormuştu da; Rasûlullah (s.a.v) şöyle deyiniz buyurdu: ”Ey Allah’ım! Muhammed (s.a.v.)’e onun soy sop ve inanan yakınlarına; İbrahim (a.s) ve onun soy sopuna ve inanan yakınlarına rahmet edip, hoş muamele ettiğin gibi rahmet ederek hoş muamele et. Allah’ım! Muhammed (s.a.v)’e O’nun soy sop ve inanan yakınlarına, İbrahim (a.s)’ın soy sop ve inanan yakınlarına mübarek kılıp bereketli hayatlar nasib ettiğin gibi mübarek kıl ve bereketli hayatlar nasip et. Sen övülmeye layık olan ve şanı, şerefi yüce olansın.” (Müsned: 1323)

1275- Musa b. Talha (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Zeyd b. Harice’ye, Rasûlullah (s.a.v)’e nasıl salevat getireceğini sordum. O da şöyle dedi: Ben de bunu Rasûlullah (s.a.v)’e sormuştum. O da şöyle cevap vermişti: “Bana salevat getirin, dua yapmaya gayret edin ve Allah’ım! Muhammed (s.a.v)’e ve O’nun soy ve sopuna ve inanan yakınlarına rahmet edip hoş muamele et.” (Müsned: 1621)

52- DEĞİŞİK SALEVAT ÖRNEKLERİ

1276- Ebu Said el Hudri (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Sana nasıl selâm edeceğimizi biliyoruz fakat nasıl salevat getireceğiz” diye sorduk ta şöyle deyiniz buyurdu: (Yukardakilerden az farklı bir şekilde) (Müslim, Salat: 18)

53- DEĞİŞİK SALEVAT ÖRNEKLERİ

1277- Ebu Humeyd es Saidi (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ashab, Peygamber (s.a.v)’e: “Sana nasıl salavat getireceğiz?” diye sordular. Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle deyiniz buyurdu: (yukarıdakilerden farklı olarak hanımları ve kendisinden sonra gelecek nesli de ilave etmiş oluyor.) (Müslim, Salat: 18; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 125)

54- RASÛLULLAH (S.A.V)’E SALEVAT GETİRMENİN DEĞERİ VE KIYMETİ

1278-Abdullah b. ebi Talha (r.a), babasından naklediyor. Bir gün Rasûlullah (s.a.v)’in yüzünde sevinç alametleri vardı ve şöyle buyurdu: “Cibril (r.a), Bana geldi ve şöyle dedi: “Ey Muhammed! Ümmetinden birinin sana bir salevat getirmesiyle benim ona, on rahmet etmem, ve onun sana bir selâm vermesiyle benim ona, on selâm etmem Seni memnun etmez mi? dedi.” (Müslim, Salat: 17; Dârimi, Rikak: 58)

1279- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Bana bir salevat getirirse, Allah ta o kimseye on defa rahmet eder.” (Dârimi, Rıkak: 58; Müslim, Salat: 18)

1280- Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim bana bir salevat getirirse, Allah o kimseye on defa rahmet eder, on tane hatasını siler ve derecesini de on kat artırır.” (Dârimi, Rıkak: 58; Müslim, Salat: 18)

55- SALEVAT DUALARINDAN SONRA HERHANGİ BİR DUA OKUNABİLİR

1281- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e uyarak namaz kılıp teşehhüde oturduğumuzda şöyle dua ederdik: “Kulların selâmı Allah’a olsun falana ve filana da selâm olsun derdik. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Allah’a selâm olsun demeyin çünkü, Allah kendisi selâmdır. Sizden biriniz namazda oturduğunuzda şöyle deyiniz: (Tahiyyat duası) Dilimizle ve vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur. Tüm kulluk ve ibadetler O’ndan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed (s.a.v)! Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve selâmeti Senin üzerine olsun, yine Allah’ın selâm ve selâmeti senin üzerine olsun, yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahitlik ederim ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur yine kabul eder ve şahitlik yaparım ki Muhammed (s.a.v), Onun kulu ve Peygamberidir. Daha sonra da isteyen istediği duayı seçip okusun.” (Tirmizî, Salat: 216; Ebû Davud, Salat: 182)

56- TEŞEHHÜDDEN SONRA HANGİ TESBİHAT YAPILIR?

1282- Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ümmü Süleym Peygamber (s.a.v)’e geldi ve Ey Allah’ın Rasûlü! namazdan sonra yapacağım duayı öğret dedi. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “On defa “Sübhanallah” de On defa “Elhamdülillah” de On defa da “Allahüekber” de daha sonra da ihtiyacın olan şeyleri iste daha sonra da istediğin verilir manasına “evet, evet” buyurdu.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 32; Tirmizî, Salat: 302)

57- NAMAZDAN SONRA NASIL DUA EDİLİR?

1283- Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile beraber oturuyordum. Adamın biri de namaz kılıyordu. Adam rükû’ ve secdelerini yapıp teşehhüdde tahiyyatı okuduktan sonra şöyle dua etti: “Allah’ım sadece Senden isterim, hamd Sana mahsustur. Senden başka gerçek ilâh yoktur. Başa kakmadan her şeyi çok çok veren Sensin, gökleri ve yeri eşsiz biçimde yaratan Sensin. Ey büyüklük ve ikram sahibi olan Allah’ım, devamlı diri olan Sensin, bizzat kimseye muhtaç olmadan hayatını devam ettiren Sensin, sadece Senden istiyorum. Adamın bu duası üzerine Rasûlullah (s.a.v), ashabına: “Nasıl dua ettiğini biliyor musunuz?” dedi. Onlar da: “Allah ve Rasûlü daha iyi bilir” dediler. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “O, canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki o Allah’a ismi azam duasıyla dua etti. Allah böyle yapılan duayı kabul eder ve bu dua ile istendiğinde de mutlaka verir” buyurdu. (Ebû Davud, Salat: 358)

1284- Mihcen b. Edra’ (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) mescide girdi adamın biri de namazını bitirmiş teşehhüdde oturuyor ve şöyle dua ediyordu: “Ey Allah’ım! Ya Allah sadece senden isterim çünkü sen her bakımdan tek ve bir olansın. Herkesin ve her şeyin ihtiyacını karşılayansın, doğmadın ve doğurmadın, hiçbir şey Sana denk olamaz. Günahlarımı bağışlamanı senden istiyorum. Sen çok affedici ve merhametlisin.” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Üç defa günahları bağışlandı” buyurdu. (Ebû Davud, Salat: 358; İbn Mâce, Dua: 9)

58- TAHİYYATTA OKUNACAK DEĞİŞİK BİR DUA

1285- Ebu Bekir es Sıddık ve Abdullah b. Amr (r.anhüma)’dan rivâyete göre, şöyle demişlerdir: Ebu Bekir, Peygamber (s.a.v)’e bana bir dua öğretde namazlarımda onu okuyayım demişti. Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle dua et dedi: “Allah’ım! Kendime pek çok zulmettim, Senden başka günahları kimse affedemez. O yüzden lütfunla benim günahlarımı affet, bana acı çünkü Sen çok affedici ve merhamet edensin.” (Buhârî, Deavat: 16; Müslim, Zikir ve Dua: 13)

59- TAHİYYATTA OKUNACAK DEGİŞİK BİR DUA

1286- Muaz b. Cebel (r.a), anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v), elimden tutarak; “Ey Muaz seni seviyorum” dedi. “Ben de seni seviyorum Ey Allah’ın Rasûlü” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Öyleyse her namazda şu duayı yapmayı ihmal etme: “Rabbim! Seni zikretmek Sana şükretmek ve Sana daha güzel ibadetler yapmak için bana yardım et.” (Ebû Davud, Salat: 361)

60- TAHİYYATTA OKUNACAK DEĞİŞİK BİR DUA

1287- Şeddat b. Evs (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) namazlarında şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Her türlü hayırlı işlerimde Senden sebat ve azimet istiyorum. Ve Senden verdiğin nimetlerine şükür ve Sana güzel ibadet etme gücü vermeni isterim. Ve Senden dürüst bir kalb ve doğruları söyleyen bir dil isterim. Senden bildiğin hayırları isterim, bildiğin şerlerden Sana sığınırım, bildiğin hatalarımdan dolayı Senden af dilerim…” (Tirmizî, Deavat: 17)

61- TAHİYYATTA OKUNACAK DEGİŞİK BİR DUA

1288- Ata b. Saib (r.a), babasından naklederek diyor ki: Ammar b. Yasir bize bir namaz kıldırdı, namazı biraz kısa tutunca bazıları namazı çok hafif kıldırdın ve hafif tuttun dediler. Bunun üzerine Ammar: “Acele kıldırdım fakat namazda Peygamber (s.a.v)’den duyduğum duaları okudum” diye cevap verdi. Ammar kalkıp giderken cemaatten biri onun peşine takıldı ve Peygamber (s.a.v)’den duyduğu duaların neler olduğunu sordu. Sonra gelip o cemaate duaları haber verdi: “Allah’ım! İlminle gaybları bilirsin, gücünle tüm yaratıklarına hâkimsin, yaşamak benim için hayırlı ise beni yaşat, ölüm benim için hayırlı ise beni vefat ettir. Allah’ım açık ve gizli her yerde Senin korkunu isterim, öfkeli ve sakin halimde bile doğru ve hakkı söylemeyi Senden isterim. Zenginlikte ve fakirlikte orta yolu tutmayı isterim, tükenmeyen nimetlerinden isterim, kesintisiz göz aydınlığı isterim, hükmünden sonra rızanı isterim; ölümümden sonra iyi bir hayat sürdürmeyi isterim. Sana şevkle kavuşmayı, cemaline bakma lezzetini, sıkıcı felaketlere uğramaksızın, sapıcı fitnelere düşmeksizin yaşamayı isterim. Allah’ım bizi, iman ziynetiyle süsle, doğru yola kavuşanlara sebep olucu kıl.” (Müsned: 17604)

1289- Kays b. Ubâde (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ammar b. Yasir cemaate biraz acele namaz kıldırmıştı. Cemaat bunu hoş karşılamamıştı. Bunun üzerine Ammar: “Rükû’ ve secdeleri tam yapmadım mı?” dedi. Cemaat: “Evet” dediler. Ammar: “Kısa kıldırdım ama namazda Rasûlullah (s.a.v)’in yaptığı duayı yaptım” dedi ve şu duayı okudu: “Gaybı bilen ve gücünle her şeyi yaratan sensin. Yaşamamın hayırlı olduğunu bildiğin sürece beni yaşat ölümüm benim için hayırlı ise beni vefat ettir, gizli ve açık her anımda senden korkmamı isterim. Sakin halimde ve kızgın halimde kelime-i tevhid üzere olmayı isterim. Senden bitmeyen nimet, kesintisiz göz aydınlığı, senin hükmüne razı olmayı isterim, öldükten sonra rahat bir yaşayış isterim. Cemaline bakma lezzeti ve Sana kavuşma arzusu isterim, sıkıntı veren felaketlerden Sana sığınırım. Saptırıcı fitnelere düşmekten de yine Sana sığınırım. Allah’ım! Bizi iman nimetiyle süsle ve doğru yola kavuşanlara rehber kıl.” (Müsned: 17604)

62- NAMAZDA ALLAH’A SIĞINMAK

1290- Ferve b. Nevfel (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe’ye, Rasûlullah (s.a.v)’in namazda yaptığı duayı söylemesini istedim. O da şöyle buyurdu: “Evet, Rasûlullah (s.a.v) namazda şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım, yapmadıklarımın şerrinden de Sana sığınırım.” (Müsned: 17604)

63- KABİR AZABINDAN ALLAH’A SIĞINMA

1291- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e kabir azabından sordum “Evet kabir azabı haktır” buyurdu. Aişe diyor ki: “Benim bu sorumdan sonra O’nun, kabir azabından Allah’ sığınmadan namaz kıldığını görmedim.” (Buhârî, Cenaiz: 86; Müslim, Mesacid: 24)

1292- Aişe (r.anha)’nın haber verdiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) namazda şöyle dua ediyordu: “Allah’ım! Kabir azabından Sana sığınırım, Mesih deccalin fitnesinden Sana sığınırım. Hayatın ve ölümün fitnelerinden Sana sığınırım. Allah’ım, günah işlemekten ve borçtan Sana sığınırım.” Birisi: “Borçtan ne kadar çok Allah’a sığınıyorsun” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kişi borçlanınca yalan söylemek mecburiyetinde kalır, söz verir sözünde duramaz.” (Müslim, Zikir ve Dua: 15; Ebû Davud, Salat: 367)

1293- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sizden biri teşehhüd için oturduğunda dört şeyden Allah’a sığınsın; Cehennem azabından, kabir azabından, ölüm ve hayatın fitnelerinden ve Mesih deccalin şerrinden sonra kalbine doğan dualardan istediğini yapsın.” (Buhârî, Cenaiz: 86; Müslim, Mesacid: 24)

64- TEŞEHHÜDDE OKUNACAK DEĞİŞİK BİR DUA

1294- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) namazında teşehhüdden sonra şöyle dua ederdi: “Sözlerin en güzeli Allah’ın kelamıdır yolların en güzeli Muhammed (s.a.v)’in yoludur.” (Müsned: 14445)

65- NAMAZIN HIZLICA KILINMASI

1295- Huzeyfe (r.a)’den rivâyete göre, bizzat kendisi acele namaz kılan birini gördü ve: “Ne zamandan beri böyle namaz kılıyorsun” dedi. O da: “Kırk yıldır böyle kılıyorum” deyince, Huzeyfe: “Öyleyse kırk yıldır namaz kılmıyorsun demektir. Eğer bu şekilde namaz kılarken ölürsen, Muhammed (s.a.v)’in namazı gibi namaz kılmamış olursun” dedi. Ve şöyle devam etti: “Kişi acele olarak namaz kılabilir ama tüm erkanına uyarak, güzel bir şekilde kılmalıdır.” (Buhârî, Salat: 17; Müsned: 22271)

66- NAMAZDA UYULMASI GEREKEN TA’DİLİ ERKAN ÖLÇÜLERİ

1296- Ali b. Yahya (r.a), babasından, O da Bedir harbinde bulunan amcasından aktardığına göre, adamın biri mescide gelip namaz kıldı. Rasûlüllah onu göz ucuyla denetliyordu, biz farkında değildik. Adam namazını bitirince döndü ve Rasûlullah (s.a.v)’e selâm verdi. Rasûlullah (s.a.v) de şöyle buyurdu: “Dön, tekrar namaz kıl çünkü sen namaz kılmış olmadın.” Adam döndü namaz kıldı tekrar dönüp Peygambere geldi ve selâm verdi. Rasûlullah (s.a.v), tekrar: “Dön namaz kıl sen namaz kılmış olmadın” buyurdu. Bu iş iki veya üç kere tekrarlandı. Bu sefer o adam: “Sana ikramda bulunan Allah’a yemin ederim ki elimden geldiği kadar eksiksiz kılmaya gayret ettim fakat kılabileceğim budur. Bana nasıl kılacağımı öğretir misin?” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Namaz için kalktığında güzel bir şekilde abdest al sonra kıbleye yönel ve tekbir al, gerekenleri oku sonra rükû’a git, rükû’da başınla belin aynı hizada olacak şekilde dur sonra kalk, dimdik oluncaya kadar sonra secdeye git, erkanına uyarak secdeyi yap. Secdeden kalktığında yine belini iyice doğrult sonra tekrar secdeye var, erkanına uyarak tekrar secdeyi yap. Sonra kıyama kalk ve ikinci rekata başla namazını bitirinceye kadar tüm rekatları böylece kıl.” (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 42; Ebû Davud, Salat: 148)

1297- Ali b. Yahya b. Hallad b. Rafi’ b. Malik el Ensârî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Babam, Bedir savaşında bulunan amcamdan naklederek şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte mescidde oturuyorduk. Bir adam gelip iki rekat namaz kıldı sonra gelip Rasûlullah (s.a.v)’e selâmını verdi. Rasûlullah (s.a.v), onun namaz kılışını gözetliyordu, selâm aldıktan sonra adama: “Dön, tekrar namaz kıl çünkü sen namaz kılmış olmadın” dedi. Adam, döndü namaz kıldı, tekrar dönüp geldi ve Rasûlullah (s.a.v)’e selâm verdi. Rasûlullah (s.a.v) selâmını aldı ve tekrar: “Dön ve namaz kıl, sen namaz kılmış olmadın” buyurdu. Üçüncüde veya dördüncü de adam: Sana, Kitabı indiren Allah’a yemin ederim ki çok gayret ediyorum, hırslanıyorum fakat kılabildiğim bu kadar dedi. Bana nasıl kılınacağını öğret dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Namaz kılmak istediğinde güzelce abdestini al sonra kıbleye dön, tekbir al sonra okunması gerekenleri oku sonra rükû’ yap, rükû’da başın ile belin aynı hizada olsun sonra dosdoğru doğrul, ayakta dur. Sonra secdeye git, secdede bir süre dur. Sonra doğrularak otur, sonra tekrar secdeye var, secdede bir miktar dur sonra secdeden kıyama kalk namazının tüm rekatlarını bu şekilde tamamlarsan tam kılmış olursun. Böyle kılmaz isen namazında noksanlık olmuş olur.” (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 42; Ebû Davud, Salat: 148)

1298- Sa’d b. Hişam (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ey Mü’minlerin annesi! Bana, Rasûlullah (s.a.v)’in nasıl vitir kıldığını anlat dedim, şöyle dedi: “Misvak ve abdest suyunu hazırladık, Allah O’nu ne zaman dilerse uyandırırdı. O da hemen dişlerini misvaklar, abdest alır ve sekiz rekat namaz kılardı ancak sekizinci rekatte oturur; Aziz ve Celil olan Allah’ı zikreder, dua eder sonra bize işittirecek şekilde selâm verirdi.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)

67- NAMAZDA SELÂM NASIL VERİLİR?

1299- Amir b. Sa’d (r.a), babasından naklediyor ve diyor ki: Rasûlullah (s.a.v), namazını bitirince sağa ve sola selâm verirdi. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 28; Müslim, Mesacid: 22)

1300- Sa’d (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’i namazda yanağının beyazlığı görünecek şekilde sağına ve soluna selâm verirken gördüm. (Ebû Davud, Salat: 189; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 28)

68- SELÂM ESNASINDA ELLER NEREDE OLMALI?

1301- Câbir b. Semure (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in arkasında namaz kıldığımızda (Mis’ar eliyle işaret ederek) “Esselâmü aleyküm, esselâmü aleyküm” derdik ve sağa sola selâm verirdik. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ne oluyor bu insanlara ki şahlanmış atın ön ayaklarını kaldırdığı gibi ellerini kaldırarak selâm veriyorlar elleri uylukları üzerinde olduğu halde sağındaki ve solundaki kardeşlerine selâm vermeleri yetmez mi?” (Müslim, Salat: 27; Ebû Davud, Salat: 189)

69- SAĞA SELÂM NASIL VERİLİR?

1302- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’i namaz kılarken gördüm. Her eğilirken ve doğrulurken, kıyama kalkarken ve otururken sağına soluna selâm verirken hep görmüşümdür. Başını sağa sola çevirerek esselâmü aleyküm ve rahmetullahi derdi. Yanağının beyazlığı görünürdü. Ebu Bekir ve Ömer’i de gördüm, onlar da aynen böyle yapıyorlardı. (Tirmizî, Salat: 226; Dârimi, Salat: 87)

1303- Vâsi b. Habban (r.a), Abdullah b. Ömer’e; Rasûlullah (s.a.v)’in nasıl namaz kıldığını sordu, o da şunları söyledi: Her iniş ve kalkışında tekbir alır “Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi” der sağına selâm verir yine “Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi” der soluna selâm verirdi. (Müsned: 6101)

70- SOLA SELÂM NASIL VERİLİR?

1304- Vâsi b. Habban (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer’e dedim ki: “Rasûlullah (s.a.v)’in nasıl namaz kıldığını bana haber verirmisin?” Tekbirlerini anlattıktan sonra dedi ki sağına selâm verirken “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” derdi yine soluna selâm verirken de “Esselâmü aleyküm” derdi. (Müsned: 6109)

1305- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v), sağına ve soluna selâm verirken yanağının beyazlığını görür gibiyim. “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” derdi. (Müslim, Mesacid: 22; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 28)

1306- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) sağına selâm verirdi, yanağının beyazlığı gözükürdü. Soluna selâm verince de sol yanağının beyazlığı görünürdü. (Müslim, Mesacid: 22; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 28)

1307- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) sağına ve soluna selâm verirken, “Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi, esselâmü aleyküm ve rahmetullahi” derdi. Yanağının beyazlığı hem o taraftan hem de öteki taraftan görünürdü. (Müslim, Mesacid: 22; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 28)

1308- Abdullah b. Mes’ud (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) sağına selâm verirken “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” derdi ve yanağının beyazlığı gözükürdü. Soluna selâm verirken de yine “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah der sol yanağının beyazlığı gözükürdü. (Müslim, Mesacid: 22; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 28)

71- ELLERLE SELÂM VERİLİR Mİ?

1309- Câbir b. Semure (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte namaz kıldım, selâm verirken ellerimizle de işaret ederek “Esselâmü aleyküm” derdik. Rasûlullah (s.a.v) bizim böyle yaptığımızı görünce, bize baktı ve şöyle buyurdu: “Size ne oluyor da şaha kalkmış at gibi selâm verirken ellerinizi kaldırıyorsunuz. Sizden biri selâm vereceğinde yanındaki arkadaşına dönsün ve selâmını versin fakat elini kaldırmasın.” (Ebû Davud, Salat: 190; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 28)

72- İMAM SELÂM VERİNCE CEMAAT DE SELÂM VERİR

1310- Itban b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Kabilem olan; Benî Sâlim’e namaz kıldırıyorum, Peygamber (s.a.v)’e gelerek; “Gözlerim zayıfladı, kabilemin mescidi ile evimin arasında seller akıyor. Gelip benim evimde namaz kılsanız da bende orayı mescid yapsam” dedim. Peygamber (s.a.v): “İnşallah o dediğini yaparım” dedi. Ertesi gün Ebu Bekir’le birlikte öğle sıcağında geldiler. İzin istediler, izin verdim içeri girdiler, oturmadan: “Evinin neresinde namaz kılmamı istersin” buyurdu. İstediğim yeri kendisine işaret edip gösterdim. Rasûlullah (s.a.v) hemen namaza durdu biz de arkasına saf olduk, namaz bitince selâm verdi biz de selâm verdik. (Buhârî, Salat: 46; Müslim, İman: 10)

73- VİTİR NAMAZI TEK REKAT OLARAK KILINIR MI?

1311- Urve (r.a)’den aktarıldığına göre, Aişe şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) yatsı namazını kıldıktan sonra Fecr vaktine kadar on bir rekat namaz kılardı, tek rekatla da vitir kılardı. Sonra da bir secde yapar ve başını kaldırmadan sizin elli ayet okuyacağınız kadar secdede kalırdı.” (Müslim, Mesacid: 19; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 136)

74- SELÂM VE KONUŞMADAN SONRA SEHV SECDESİ YAPMAK

1312- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) selâm verdi. Konuştu ve daha sonra da sehv secdesi yaptı. (Müslim, Mesacid: 19; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 136)

75- SEHV SECDESİ YAPTIKTAN SONRA SELÂM VERMEK

1313- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) selâm verdi sonra sehiv secdelerini yaptı, yerinden kalkmadan tekrar selâm verdi. (Müslim, Mesacid: 19; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 136)

1314- Imran b. Husayn (r.a)’dan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) namazı üç rekat kılıp sonra selâm verdi. Bunun üzerine Hırbak isimli şahıs, Peygamber (s.a.v)’e şöyle dedi: “Namazı üç rekat kıldınız” diye, eksik kıldığını hatırlatınca, hemen kalkarak unuttuğu rekatı da kıldırdı, selâm verdi sonra sehv secdesi yaptı daha sonra tekrar selâm verdi. (Ebû Davud, Salat: 147; Buhârî, Sıfatü’s Salat: 44)

76- SELÂMDAN SONRA İMAMIN BİRAZ BEKLEMESİ

1315- Bera b. Azib (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Namaz kılarken Peygamber (s.a.v)’i gözettim. Kıyamını, rükû’unu, rekatlar arasında ki duruşunu, secdelerini, iki secde arasındaki duruşunu ve selâm verdikten sonraki bekleyişini gözetledim hepsi aynı uzunluktaydı.” (Buhârî, sıfatü’s Salat: 71; Ebû Davud, Salat: 47)

1316- Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v) zamanında kadınlar selâm verdikten sonra hemen kalkarlar. Rasûlullah (s.a.v) ve namaz kılan cemaat ise biraz beklerler. Rasûlullah (s.a.v) kalkınca cemaatte kalkarlardı.” (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 71; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 33)

77- İMAMIN SELÂMDAN SONRA KIBLEDEN CEMAATE DOĞRU DÖNMESİ

1317- Câbir b. Yezid b. Esved (r.a), babasından naklediyor: “Rasûlullah (s.a.v) ile beraber sabah namazını kılmıştık, namazını bitirince cemaate doğru dönmüştü.” (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 71; Ebû Davud, Salat: 71)

78- İMAMIN SELÂM VERMESİNDEN SONRA TEKBİR

1318- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in namazının bittiğini selâmdan sonra alınan tekbirle bilirdik.” (Ebû Davud, Salat: 191; Müslim, Mesacid: 23)

79- NAMAZIN BİTİMİNDEN SONRA NAS FELAK VE İHLÂS SÛRELERİNİ OKUMAK

1319- Ukbe b. Amir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bana her namazdan sonra Nâs, Felâk ve İhlâs sûrelerini okumamı emretti. (Ebû Davud, Salat: 353; Tirmizî, Fedailül Kur’an: 13)

80- SELÂM VERDİKTEN SONRA YAPILACAK DUA

1320- Ebu Esma er Rahabî (r.a), Rasûlullah (s.a.v)’in kölesi Sevban’dan naklettiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) namazını bitirince; “Üç defa “Estağfirullah” der ve Allah’ım! Sen selâmsın, selâmet te Sendendir. Sen ne kutlusun, büyüklük ve ikram sahibi olan Allah’ım” derdi.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 32; Müslim, Mesacid: 26)

81- NAMAZ DA SELÂMDAN SONRA, İSTİĞFAR; DAHA SONRA, NE OKUNUR?

1321- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) (namazını bitirip) selâm verdiğinde (üç sefer istiğfar ettikten sonra) “Allah’ım! Sen selâmsın, selâmette sendendir. Sen ne kutlusun, büyüklük ve ikram sahibi olan Allah’ım” derdi. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 32; Müslim, Mesacid: 26)

82- SELÂMDAN SONRA YAPILAN BAŞKA BİR DUA

1322- Ebu’z Zübeyr (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Zübeyr’in bu minberde şöyle dediğini duydum: Rasûlullah (s.a.v) namazını bitirip selâm verince şöyle derdi: “Tek olan, ortağı olmayan Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Mülk, saltanat ve otorite onundur. Tüm eksiksiz övgüler de O’na aittir, O’nun her şeye gücü yeter. Allah’tan başka hiçbir güç ve kuvvet sahibi yoktur. Sadece O’na kulluk ederiz. Karşılıksız tüm nimetleri verip iyilikler yapan, en güzel övgülere layık olan Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Kafirler hoşlanmasa da en güzel hayat tarzı onun dinidir, O’na samimiyetle bağlıyız.” (Müslim, Mesacid: 26; Ebû Davud, Salat: 458)

83- SELÂMDAN SONRA YAPILAN DEĞİŞİK BİR DUA

1323- Ebu’z Zübeyr (r.a)’den rivâyete göre, Abdullah b. Zübeyr, her namazdan sonra şöyle dua ederdi: “Tek olan, ortağı olmayan Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Otorite, mülk, saltanat O’nundur. Eksiksiz tüm övgüler O’na mahsustur. O’nun her şeye gücü yeter. Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur ve sadece ona kulluk yaparız. Her türlü nimetleri veren ve karşılıksız iyilikler yapan O’dur. En güzel övgüler O’na mahsustur. Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Kafirler hoşlanmasa da en güzel hayat tarzı onun dinidir. O’na samimiyetle bağlıyız.” Sonra İbn Zübeyr: Rasûlullah (s.a.v)’de her namazın arkasından bu duayı yapardı diyor. (Müslim, Mesacid: 20; Ebû Davud, Salat: 458)

84- SELÂMDAN SONRA YAPILACAK DEĞİŞİK BİR DUA

1324- Muğire b. Şu’be’nin katibi Verrad (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Muaviye; Muğire b. Şu’be’ye mektup yazarak; Rasûlullah (s.a.v)’den duyduğu bir şeyi kendisine bildirmesini istedi. O da şu cevabı verdi: Rasûlullah (s.a.v) namazlardan sonra şu duayı yapardı: “Tek olan, ortağı olmayan Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Saltanat, otorite ve mülk O’nundur. Her türlü eksiksiz övgüler O’na aittir, O’nun her şeye gücü yeter. Allah’ım! Senin verdiğine hiçbir şey engel olamaz. Engel olduğun bir şeyi de kimse veremez. Senin yardımın olmadan hiçbir kuvvetliye kuvveti fayda vermez.” (Müslim, Mesacid: 26; Dârimi, Salat: 88)

1325- Ebu’l Ala el Verrad (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Muğire b. Şu’be, Muaviye’ye şöyle yazdı: Rasûlullah (s.a.v), namazından çıkıp selâm verdikten sonra şöyle dua ederdi: “Tek olan, ortağı olmayan Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Mülk, otorite ve saltanat ona mahsustur. Tüm eksiksiz övgüler ona mahsus olup, O’nun her şeye gücü yeter. Allah’ım! Senin verdiğine hiçbir şey engel olamaz. Engel olduğun bir şeyi de kimse veremez. Senin yardımın olmadan hiçbir kuvvetliye kuvveti fayda vermez.” (Müslim, Mesacid: 26; Dârimi, Salat: 88)

85- NAMAZDAN SONRA ÜÇ DEFA OKUNAN DUA HANGİSİDİR?

1326- Muğire’nin katibi Verrad (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Muaviye, Muğireye bir mektup yazarak, bana Rasûlullah (s.a.v)’den işittiğin bir hadisi yaz demişti de; Muğire de cevap olarak şöyle yazdı: “Ben, Rasûlullah (s.a.v)’in namazdan sonra üç defa şöyle dua ettiğini duydum: “Tek olan, hiçbir ortağı olmayan Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Mülk, otorite ve saltanat O’na aittir. Eksiksiz tüm övgüler O’na mahsustur ve O’nun her şeye gücü yeter.” (Müslim, Mesacid: 26; Dârimi, Salat: 88)

86- SELÂMDAN SONRA YAPILAN DEĞİŞİK BİR DUA

1327- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), bir toplantıda oturduğu zaman veya bir namazı kıldıktan sonra birkaç kelimecik bir dua yapardı. Aişe, bu duanın ne olduğunu Rasûlullah (s.a.v)’e sorunca Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Eğer bir kimse bu duayı işlediği bir hayırdan sonra okursa, kıyamete kadar aynı hayrı işlemiş gibi sevap alır. Eğer şerli bir işten sonra okursa, ona keffaret olur; “Allah’ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, eksiksiz övgülere Sen layıksın. Senden af diler, günahlarımdan vazgeçip Sana yönelirim.” (Müsned: 2346)

87- SELÂMDAN SONRA YAPILABİLECEK DEĞİŞİK BİR DUA

1328- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Evime bir Yahudi kadın geldi ve: “Kabir azabı, üzerimize sıçrattığımız idrardandır” dedi. Ben de: “Yalan söylüyorsun” dedim. O kadın: “Hayır doğru söylüyorum. Biz Yahudiler idrarın bulaştığı elbise, deri ne varsa hepsini makasla keserdik” dedi. Rasûlullah (s.a.v), namaz için çıkmıştı, bizim sesimizin yükseldiğini görünce: “Nedir meseleniz” dedi. Ben de, Yahudi kadının söylediklerini haber verdim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Doğru söylemiş” buyurdu, ve o günden sonra şu duayı her namazında okurdu: “Cebrail’in, Mikail’in, İsrafil’in Rabbi! Beni Cehennem ateşinden ve kabir azabından koru.” (Buhârî, Cenaiz: 86; Müslim, Mesacid: 24)

88- SELÂMDAN SONRA OKUNACAK DEĞİŞİK BİR DUA

1329- Ata b. Ebu Mervan (r.a), babasından naklediyor ve diyor ki: Ka’b, Musa’ya denizi yarıp kupkuru yol yapan Allah’a yemin ederek şöyle dedi: Tevrat’ta; Davud (a.s)’ın namazını bitirince okuduğu şu dua vardır: “Allah’ım! Cehennem azabından ve zalimlerin zulmünden korunmak için bir sığınak yaptığın dinimi benim için hayırlı kıl. Rızkımı elde etmeme vasıta kıldığın dünyayı da benim için hayırlı kıl. Allah’ım! Gazabından rızana sığınırım. Hışmından affına sığınırım. Senden, Sana sığınırım, verdiğine kimse engel olamaz. Vermediğine de kimse bir şey veremez, Senin yardımın olmadan hiçbir güçlüye gücü fayda veremez.”

Ka’b daha sonra Suheyb’in Peygamber (s.a.v)‘inde namazdan sonra bu duayı okuduğunu bize haber vermiştir. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

89- NAMAZDAN SONRA ALLAH’A SIĞINMAK

1330- Müslim b. ebi Bekre (r.a)’den rivayete göre, şöyle demiştir: Babam namazlarının arkasında şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Küfürden, fakirlikten, kabir azabından Sana sığınırım.” Bende bu duayı okuyordum, babam: “Yavrum bu duayı kimden öğrendin?” dedi. Senden deyince; “Rasûlullah (s.a.v) bu duaları namazdan sonra okurdu” dedi. (Müsned: 19514)

90- NAMAZIN BİTİMİNDE TESBİH SAYISI KAÇTIR?

1331- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “İki şey vardır ki onları yapan mutlaka Cennete girer, onlar çok kolay olup yapanı da azdır.” Sözünü şöyle sürdürdü: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Beş vakit namaz… Sizden biriniz her namazın arkasında on defa: “Sübhanallah” on defa “Elhamdülillah” on defa “Allahüekber” derse; günde diliyle bunları yüzelli defa söylemiş olur ki, Allah katındaki karşılığı bin beş yüzdür.” Peygamber (s.a.v) bunu söylerken parmaklarıyla sayıyordu. “Sizden biriniz yatağına girdiğinde otuz üç defa “Sübhanallah” otuz üç defa “Elhamdülillah” otuz dört defa “Allahüekber” derse; gerçekten Allah’ı dili ile yüz defa zikretmiş olur. Fakat bunun Allah katındaki değeri bindir.” Rasûlullah (s.a.v) sözüne şöyle devam etti: “Hangi biriniz günde iki bin beş yüz günah işleyebilir?” bunun üzerine: Ashab: Öyleyse bunları neden yapmayalım dediler. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Şeytan size namazda iken gelir şunları hatırla, şunları hatırla der siz de bu duayı yapmayı unutursunuz. Yine şeytan geceleyin aynı şekilde gelir ve bu duayı yapmadan sizi uyutur.” (Tirmizî, Dua: 25; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 32)

91- NAMAZDAN SONRA DEĞİŞİK BİR TESBİH

1332- Ka’b b. Ucre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Birbiri ardınca yapılması gereken zikirler vardır onları yapanlar sevaptan mahrum kalmazlar. Onlar şunlardır: “Otuz üç defa “Sübhanallah” otuz üç defa, “Elhamdülillah” otuz dört defa, “Allahüekber” demek.” (Müslim, Mesacid: 26; Tirmizî, Dua: 26)

92- NAMAZDAN SONRA DEĞİŞİK BİR TESBİH

1333- Zeyd b. Sabit (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ashab’a her namazın bitiminde otuz üç defa “Sübhanallah” otuz üç defa “Elhamdülillah” otuz dört defa da “Allahuekber” demeleri emredilmişti. Ensardan bir adam rüyasında: “Rasûlullah (s.a.v) size her namazdan sonra otuz üç defa “Sübhanallah” otuz üç defa “Elhamdülillah” otuz dört defa “Allahüekber” demenizi emretti değil mi?” denildi. Adam: “Evet” deyince; karşısındaki: “Öyleyse onları yirmi beşe indirin de “Lâ ilâhe illallah” demeyi de ilave edin” dedi. Sabah olur olmaz bu kimse durumu Peygamber (s.a.v)’e anlattı. Peygamber (s.a.v)‘de: “Öylece yapınız” buyurdu. (Tirmizî, Dua: 26; Dârimi, Salat: 90)

1334- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, bir adama rüyasında Rasûlullah (s.a.v), size neyi emretti diye sorulmuştu da, O’da: “Otuz üç defa “Sübhanallah” otuz üç defa “Elhamdülillah” otuz dört defada “Allahüekber” dememizi emretti. Böylece tesbihlerin sayısı yüz olmaktadır. Diye cevap vermiş. Bunun üzerine adam yirmi beş defa “Sübhanallah” yirmi beş defa “Elhamdülillah” yirmi beş defa “Allahüekber” deyin yirmi beş defa da “Lâilâhe illallah” deyin böylece yüz olsun demiş. Sabah olunca adam durumu Rasûlullah (s.a.v)’e aktarmış Peygamber (s.a.v)‘de: “Ensari’nin dediği gibi yapın” buyurmuştur. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

93- NAMAZDAN SONRA DEĞİŞİK BİR TESBİH

1335- Haris’in kızı Cüveyriye (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bana uğradı, bende mescidde dua ediyordum. Öğleye doğru tekrar uğradı: “Hâla, dua etmeye devam mı ediyorsun?” dedi. Ben de: “Evet” dedim. Bunun üzerine: “Sana nasıl dua edeceğini öğreteyim mi?” dedi ve şunları söyledi: “Yarattıklarının sayısınca Sübhanallah, Yarattıklarının sayısınca Sübhanallah, Yarattıklarının sayısınca Sübhanallah, kendi razı olacağı kadar Sübhanallah, kendi razı olacağı kadar Sübhanallah, kendi razı olacağı kadar Sübhanallah, arşının ağırlığı kadar Sübhanallah, arşının ağırlığı kadar Sübhanallah, arşının ağırlığı kadar Sübhanallah, sözlerinin mürekkebi kadar Allah’ı tesbih ederim, sözlerinin mürekkebi kadar Allah’ı tesbih ederim, sözlerinin mürekkebi kadar Allah’ı tesbih ederim” dersin.” Buyurdu. (Ebû Davud, salat: 359; İbn Mâce, Edeb: 56)

94- NAMAZDAN SONRA OKUNACAK DEĞİŞİK BİR DUA

1336- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Fakirler, Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek dediler ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Zengin kardeşlerimiz bizim gibi namaz kılıyorlar, bizim gibi oruç tutuyorlar fakat onların malları da var böylece sadaka da verip infakta da bulunuyorlar.” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Namaz kılıp bitirdiğinizde otuz üç sefer “Sübhanallah” otuz üç sefer “Elhamdülillah” otuz üç sefer “Allahuekber” ve on defa da “Lâ ilâhe illallah” deyin bununla hem sevap bakımından onlara yetişmiş olursunuz hemde sizden sonra gelecek olanları geçersiniz. (Ebû Davud, Salat: 360; Müslim, Mesacid: 26)

95- NAMAZDAN SONRA OKUNACAK DEGİŞİK BİR DUA

1337- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim sabah namazından sonra yüz defa “Sübhanallah,” yüz defa da “Lâ ilâhe illallah” derse, denizin köpükleri kadar bile olsa günahları affedilir.” (Müslim, Mesacid: 26; Buhârî, Deavat: 65)

96- TESBİHATLARI SAYMAK

1338- Abdulah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in tesbihatı yaparken sayıları bilebilmek için saydığını gördüm.” (Ebû Davud, Salat: 359; Tirmizî, Dua: 25)

97- İTİKAF HANGİ GÜNLERDE YAPILIR?

1339- Ebu Said el Hudri (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Ramazan’ın ortasındaki on günde itikafa girerdi yirminci geceyi mescidde geçirir ve yirmi birinci günü evine dönerdi. Kendisiyle birlikte itikafa girenler de aynı gün evlerine dönerlerdi. Yine evine döneceği bir gece insanlara bir hutbe verdi, Allah’ın emrettiği bazı şeyleri söyledi ve sonunda şöyle dedi: “Bu güne kadar Ramazan ayını ortasındaki on günde itikafa giriyordum. Bundan sonra Ramazan ayının son on gününde itikaf yapmam bana bildirildi. Benimle birlikte itikaf yapmak isteyenler yerlerinde kalsınlar. Ben, Kadir gecesinin hangi gecede olduğunu gördüm fakat Bana unutturuldu, siz onu son on günün içersindeki tek gecelerde arayın. Ben o gün kendimi çamur ve su içerisinde secde ederken gördüm.” Ebu Said diyor ki: O sene Ramazan ayının yirmi birinci gecesi yağmur yağmış ve Rasûlullah (s.a.v)’in kaldığı yere yağmur suları birikmişti. O gecenin sabah namazında namazı bitirip cemaate döndüğünde Rasûlullah (s.a.v)’in yüzünde su ve çamur izleri vardı. (Buhârî, İtikaf: 13; Muvatta', İtikaf: 6)

98- İMAM SELÂM VERDİKTEN SONRA MİHRAPTA OTURUR

1340- Câbir b. Semure (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) sabah namazını kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar mihrapta otururdu. (Müslim, Fedail: 17)

1341- Simak b. Harb (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Câbir b. Semure’ye: “Rasûlullah (s.a.v)’in sohbetinde bulunur muydun” diye sordum. O da: “Evet, Rasûlullah (s.a.v); sabah namazını kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar mihrapta otururdu. Ashabıyla konuşur, görüşür Ashabı’da cahiliye dönemi olaylarını anlatarak ve şiirler okuyarak gülerler. Peygamber (s.a.v)’de tebessüm ederdi. (Müslim, Fedail: 17)

99- NAMAZ BİTİNCE CEMAATE DÖNÜŞ HANGİ TARAFTAN OLUR?

1342- Suddi (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes b. Malik’e namaz kıldıktan sonra sağdan mı soldan mı dönmek gerektiği konusunu sormuştum. O da: “Ben çoğunlukla Rasûlullah (s.a.v)‘i sağından dönerken gördüm” dedi. (Dârimi, Salat: 89; Tirmizî, Salat: 225)

1343- Esved (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah şöyle demiştir: “Namaz bittikten sonra mutlaka sağ taraftan dönülmeli diyerek şeytanı memnun etmeyiniz. Çünkü ben Rasûlullah (s.a.v)’i çoğunlukla sol tarafından döndüğünü gördüm.” (Dârimi, Salat: 89; Tirmizî, Salat: 225)

1344- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ben, Rasûlullah (s.a.v)’in ayakta ve oturarak su içtiğini, yalınayak ve ayakkabıyla namaz kıldığını, namazdan sonra ise hem sağından hem de solundan döndüğünü gördüm.” (Müsned: 23428)

100- KADINLAR, MESCİDDEN NE ZAMAN ÇIKARLAR?

1345- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Kadınlar sabah namazını Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte kılarlar, selâm verip namaz bittikten sonra da örtülerine bürünmüş olarak evlerine dönerlerdi. Alaca karanlık olduğu için tanınmazlardı.” (Müslim, Mesacid: 40; İbn Mâce, Salat: 2)

101- CEMAAT, İMAMDAN ÖNCE HAREKET ETMEZ

1346- Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bir gün bize namaz kıldırdı sonra bize dönerek şöyle buyurdu: “Ben sizin imamınızım rükû’ ve secdelerde benden öne geçmeyin. Kıyama benden önce kalkmayın ve namazdan da benden önce ayrılmayın. Ben sizi önümden gördüğüm gibi arkamdan da görüyorum. Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin olsun ki benim gördüklerimi siz de görseydiniz az güler çok ağlardınız. “Ne gördün Ey Allah’ın Rasûlü!” diye soruldu da: ”Cennet ve Cehennemi” buyurdular. (Müslim, Salat: 25; Dârimi, salat: 72)

102- NAMAZ BİTİNCEYE KADAR İMAMLA BİRLİKTE OLMANIN SEVABI

1347- Ebu Zer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte Ramazan orucunu tuttuk. Son yedinci gün gelinceye kadar bizi mescidde bırakmadı. Ramazan’ın bitimine yedi gün kala gecenin ilk üçte biri geçinceye kadar bizi mescidde bıraktı, altı gün kala bizi yine tutmadı, beş gün kala yine gece yarısına kadar tuttu. Bunun üzerine biz, Ey Allah’ın Rasûlü! İstersen tüm gece kalabiliriz dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdular: “İmamla namaz kılan kimse sonuna kadar imamla beklerse tüm geceyi ihya etmiş gibi sevab kazanır.” Son dördüncü gece de bizi mescidde bırakmadı son üçüncü gece hanımlarına ve kızlarına haber göndererek ve cemaati de toplayarak o geceyi bir süre ihya ettik. O kadar ki felahı kaçıracağımızdan korktuk, o geceden başka bizi bir daha tutmadı. Hadisin ravisi Davud diyor ki: “Felah nedir” diye sordum. “Felah; sahurdur” dedi. (Tirmizî, Savm: 80; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 173)

103- İMAM CEMAATIN OMUZLARINDAN ATLIYARAK GİDEBİLİR

1348- Ukbe b. Haris (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte ikindi namazını Medine’de kıldım. Namazdan sonra Rasûlullah (s.a.v) cemaatın omuzlarından atlayarak hızlıca çıkıp gitti. Cemaatte bu harekete hayret ettiler. Ashabtan bazıları peşinden gittiler. Rasûlullah (s.a.v), hanımlarından birisinin yanına girip çıktıktan sonra şöyle dedi: “Namazda iken evde bir miktar altın olduğu aklıma geldi, bu gece yanımızda kalmasın istedim ve dağıtılmasını emrettim.” (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 77; Müslim, Zekat: 9)

104- NAMAZ KILDIN MI? DENİLDİĞİNDE HAYIR DENİR Mİ?

1349- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Ömer b. Hattab Hendek savaşında güneş battıktan sonra Kureyş kafirlerine sövmeye başladı ve Ey Allah’ın Rasûlü! Güneş batmaya yaklaştı hala ikindi namazımı kılamadım dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Ben de kılamadım” buyurdu. Rasûlullah (s.a.v) ile beraber Büthan’a gittik, namaz için abdest aldı, biz de abdest aldık, güneş battıktan sonra önce ikindiyi sonra da akşamı kıldı. (Dârimi, Salat: 186)





© 2015 http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/
islam