NESAİ > KİTAB-ÜS SIYAM (ORUÇ BÖLÜMLERİ)

 

islam

help 2.26.22 022 previous next

HADİS KİTAPLARI > NESAİ > 022
22- KİTAB-ÜS SIYAM (ORUÇ BÖLÜMLERİ)

1- ORUCUN FARZ KILINMASI

2- RAMAZAN AYININ DEĞER VE KIYMETİ

3- RAMAZAN AYININ ÖZELLİĞİ

4- ŞEYTAN HANGİ AYDA ZİNCİRE VURULUR?

5- RAMAZAN AYINDA CENNET KAPILARI AÇILIR MI?

6- RAMAZANDA YAPILAN UMRENİN SEVABI HACCA EŞİTTİR

7- RAMAZAN HİLALİ DEĞİŞİK GÜNLERDE GÖRÜLEBİLİR Mİ?

8- HİLALİ GÖRENLER MÜSLÜMAN KİMSELER Mİ OLMALI?

9- ORUÇ, HİLALİN GÖRÜLMESİYLE BAŞLAR VE BİTER

10- HİLAL GÖRÜLMEDEN ORUCA BAŞLANMAMALI

11- HİLAL BULUTTAN DOLAYI GÖRÜLEMEZ İSE NE YAPILMALI?

12- ORUÇ HİLALİ GÖRMEDEN DE TUTULABİLİR Mİ?

13- HİLAL KONUSUNDA DEĞİŞİK RİVAYETLER

14- RAMAZAN AYI KAÇ GÜNDÜR?

15- BİR AY YİRMİ DOKUZ GÜNDÜR

16- BİR AY ÇOĞUNLUKLA YİRMİ DOKUZ GÜNDÜR

17- BİR AY BAZEN YİRMİ DOKUZ GÜNDÜR

18- SAHURA KALKMAYA TEŞVİK

19- SAHURA KALKMAK GEREKİR

20- SAHURLA SABAH NAMAZI ARASINDAKİ SÜRE NE KADARDIR?

21- SAHUR İLE SABAH NAMAZI ARASINDAKİ SÜRE NE KADARDIR?

22- SAHURLA SABAH NAMAZI ARASINDAKİ SÜRE NE KADAR?

23- İFTAR MI YOKSA SAHUR YEMEĞİ Mİ TEHİR EDİLİR?

24- SAHURA KALKMANIN DEĞER VE KIYMETİ

25- SAHUR YEMEĞİNE DE DAVET EDİLİR Mİ?

26- SAHURA YEMEK DENİR Mİ?

27- MÜSLÜMANIN ORUCUYLA EHLİ KİTABIN ORUCUNUN FARKI NEDİR?

28- SAHUR VAKTİ NASILDIR?

29- BEYAZ İPLİK SİYAH İPLİK NE DEMEKTİR?

30- FECR AYDINLIĞI NEDİR?

31- RAMAZAN AYI BİR GÜN ÖNCE ORUÇ TUTARAK KARŞILANMAZ

32- RAMAZAN AYI BİRKAÇ GÜN ÖNCE ORUÇ TUTARAK TA KARŞILANMAZ

33- RASÛLULLAH (S.A.V) İKİ AY PEŞPEŞE ORUÇ TUTMUŞ MUDUR?

34- ŞABAN AYININ ÇOĞU ORUÇLA GEÇİRİLİR

35- RASÛLULLAH (S.A.V) İKİ AY, ÜÇ AY ÜST ÜSTE ORUÇ TUTMUŞ MUDUR?

36- PAZARTESİ VE PERŞEMBE ORUCU TUTULUR MU?

37- ŞEK GÜNÜ ORUCU

38- ŞEK GÜNÜ KİM ORUÇ TUTABİLİR?

39- RAMAZAN AYININ DEĞER VE KIYMETİ

40- RAMAZAN AYI DİĞER AYLARDAN KIYMETLİDİR

41- ORUCUN DEĞER VE KIYMETİ

42- ORUCUN SEVABINDAKİ FARK

43- ORUÇ DİĞER İBADETLERE BENZEMEZ

44- ALLAH İÇİN BİR GÜN ORUÇ TUTAN KİMSENİN SEVABI

45- ALLAH RIZASI İÇİN TUTULAN ORUÇ KİŞİYİ ATEŞTEN UZAKLAŞTIRIR MI?

46- YOLCULUKTA ORUÇ TUTULUR MU?

47- YOLCULUKTA ORUÇ TUTMAK İBADET SAYILMAZ

48- YOLCULUKTA RUHSAT TERCİH EDİLİP ORUÇ TUTULMAMALI?

49- YOLCULUKTA ORUÇ TUTMAK ALLAH’A İSYAN ETMEK MİDİR?

50- ALLAH YOLCULUKTA ORUCU VE NAMAZIN YARISINI KALDIRMIŞTIR

51- YOLCULUK SIKINTILARINDAN DOLAYI ALLAH KOLAYLIKLAR SAĞLIYOR

52- YOLCULUKTA ORUÇ TUTMAYANLARIN MÜKAFATI DAHA ÇOKTUR

53- YOLCULUKTA ORUÇ TUTAN ORUÇ TUTMAYAN KİMSE GİBİ MİDİR?

54- ORUÇLU YOLCULUĞA ÇIKINCA ORUCUNU BOZABİLİR

55- YOLCULUKTA YOLCU ORUÇ TUTUP TUTMAMAKTA SERBESTTİR

56- YOLCULUKTA ORUÇ TUTMAK VE TUTMAMAK SERBESTTİR

57-YOLCULUKTA ORUÇ TUTULABİLİR VE TUTULMAYABİLİR

58- YOLCULUKTA İSTEYEN ORUÇ TUTABİLİR

59- YOLCULUKTA ORUCA BAŞLAYAN GEREKİRSE ORUCUNU BOZABİLİR

60- YOLCULUKTA ORUÇ TUTMADA SERBESTLİK

61- HAMİLE VE SÜT EMZİREN KADINLAR ORUÇ TUTMAYABİLİR

62- BAKARA SÛRESİ 184. AYETİNİN TEFSİRİ

63- HAYIZLI KADINLARDAN DA ORUÇ KALDIRILMIŞTIR

64- AŞURA ORUCU HAKKINDA RASÛLULLAH (S.A.V) NE DEMİŞTİ?

65- GÜNÜN YARISINDA DA ORUÇ TUTULUR MU?

66- YEMEK BULUNMADIĞINDA RASÛLULLAH (S.A.V) NE YAPARDI?

67- ORUCA NİYET NE ZAMAN EDİLMELİ

68- DAVUD (A.S)’IN ORUCU VE NAMAZI NASILDI?

69- RASÛLULLAH (S.A.V)’İN ORUCU NASILDI?

70- DEVAMLI ORUÇ TUTAN HİÇ ORUÇ TUTMAMIŞ GİBİDİR

71- YIL BOYU DEVAMLI ORUÇ TUTULUR MU?

72- ORUCA DAYANIKLILIK

73- EN UYGUN ORUÇ, HER AYDAN ÜÇ GÜN ORUÇ TUTMAKTIR

74- BİR GÜN ORUÇ BİR GÜN İFTAR ETMEK

75- DEĞİŞİK NAFİLE ORUÇ ÇEŞİTLERİ

76- DAVUD (A.S)’IN ORUCU NASILDI?

77- SENENİN YARISINI ORUÇLA GEÇİRMEK

78- EN DEĞERLİ ORUÇ DAVUD (A.S)’IN ORUCUDUR

79- RASÛLULLAH (S.A.V), EBU ZER’E NE TAVSİYE ETMİŞTİ?

80- ÖMÜR BOYU ORUÇ NASIL TUTULUR?

81- HER AYDAN ÜÇ GÜN ORUÇ HANGİ GÜNLERDE TUTULUR

82- RASÛLULLAH (S.A.V) TAVŞAN ETİ YEMİŞ MİDİR?

83- HER AY ÜÇ GÜN ORUÇ TUTMALI





22- KİTAB-ÜS SIYAM (ORUÇ BÖLÜMLERİ)

1- ORUCUN FARZ KILINMASI

2063- Talha b. Ubeydullah (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’e saçı başı dağınık bir bedevi geldi ve: Ey Allah’ın Rasûlü! Allah’ın bana farz kıldığı namazlar nedir, söyler misin?” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Beş vakit namaz ama nafilede kılabilirsin” buyurdu. Bedevi: “Allah’ın bana farz kıldığı oruç ne kadardır” dedi. Peygamber (s.a.v), Ramazan ayında oruç tutmak, ama nafile oruçta tutabilirsin. “Allah’ın farz kıldığı zekattan da haber ver” dedi. Rasûlullah (s.a.v) İslâm’ın temel prensiplerini anlattı. O zaman o adam: “Seni Peygamber (s.a.v) olarak gönderen ve böylece sana ikramda bulunan Allah’a yemin olsun ki, bunlardan daha fazlasını yapmam farzlardan da eksiltmem” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Eğer doğru söylüyorsa kurtulmuştur, doğru ise Cennete girmiştir” buyurdu. (Buhârî, Savm: 1; Müslim, İman: 2)

2064- Enes (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz Kur’an’daki bir ayetle Rasûlullah (s.a.v)’e bazı şeyleri sormaktan yasaklandık fakat çölde yaşayanlardan aklı başında birinin gelip bir şeyler sorması tuhafımıza giderdi. Yine böyle çölde yaşayanlardan bir adam gelip, “Ey Muhammed! Senin bize gönderdiğin bir adam, Senin, Allah tarafından gönderildiğini söyledi.” Rasûlullah (s.a.v): “Doğru söylemiş” buyurdu. O adam: “Peki öyleyse gökleri kim yarattı?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v): “Allah yarattı” buyurdu. O adam: “Yeri kim yarattı?” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Allah” buyurdu. O adam: “Peki yeryüzüne bu dağları kim dikti?” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Allah” buyurdu. O adam: “O yeryüzünde insanlara pek çok faydalı şeyleri yaratan kimdir?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v): “Allah” buyurdu. O zaman adam yeri göğü yaratan, yeryüzüne dağları diken ve orada insanların faydasına pek çok şeyi yaratan Allah adına söyle, Seni Peygamber olarak Allah mı gönderdi?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v): “Evet” buyurdu. O adam: “Senin gönderdiğin adam her gece ve gündüz içersinde üzerimize beş vakit namaz kılmamız gerektiğini söyledi doğru mu?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v): “Evet doğru söylemiş” buyurdu. Adam: “Seni gönderen Allah adına bunları sana Allah mı emretti?” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Evet” buyurdu. Adam: “Senin gönderdiğin elçi bizim mallarımızdan zekat alınacağını söyledi” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Doğru söylemiş” buyurdu. Adam: “Allah aşkına bunu sana Allah mı emretti?” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Evet” dedi. Adam: “Gönderdiğin kimse Ramazan ayında oruç tutmamızın gerektiğini söyledi” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Doğru söylemiş” buyurdu. Adam: “Seni gönderen adına, bunu sana Allah mı emretti?” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Evet” buyurdu. Adam: “Senin gönderdiğin kimse gücü yeten kimsenin Hac yapması gerektiğini söyledi.” Rasûlullah (s.a.v): “Doğru söylemiş” buyurdu. Adam: “Seni gönderen Allah aşkına bunu sana Allah mı emretti? Dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Evet” dedi. Bunun üzerine adam: “Seni hak din ile gönderen Allah’a yemin yemin olsun ki ne bunlardan fazla yaparım ne de az” dedi. Adam dönüp gidince, Rasûlullah (s.a.v): “Eğer doğru söylüyorsa bu adam mutlaka Cennete gider” buyurdu. (Buhârî, Savm: 1; Müslim, İman: 2)

2065- Enes (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Mescidde otururken, bir adam deve üzerinde geldi, devesini çöktürdü, bağladı ve oradakilere: “Muhammed hanginizdir?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v) onların arasında yaslanmış durumda oturuyordu. Biz de: “Şu yaslanmış durumda oturan beyaz elbiseli kimsedir” dedik. O adam, Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Abdulmuttalib‘in torunu!” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Buyur, dinliyorum seni” buyurdu. Adam: “Sana bazı şeyler soracağım sorularım çok çetin olacak, bana darılma!” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “İstediğini sor” buyurdu. Adam: “Senin ve Senden öncekilerin Rabbi olan Allah adına doğru söyle; tüm insanlığa Peygamber olarak Seni Allah’mı? gönderdi.” Rasûlullah (s.a.v): “Allah’ım şahiddir ki evet” dedi. Adam: “Allah adına söyle, gündüz ve gecede beş vakit namaz kılmayı Allah mı? sana emretti?” Rasûlullah (s.a.v): “Allah şahidimdir evet” buyurdu. Adam: “Allah adına söyle bu Ramazan ayında oruç tutmanı Allah mı emretti?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v): “Allah şahidimdir evet” buyurdu. Adam: “Allah hakkı için söyle, zenginlerden zekatı alıp fakirlere dağıtmanı Allah mı sana emretti?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v): “Allah şahidimdir evet” dedi. Bunun üzerine adam: “Senin getirdiğin dine iman ettim. Ben kavmime bunları tebliğ edeceğim ben, Ben’i Sa’d b. Bekr’in kardeşi Dimam b. Sa’lebe’yim” dedi. (Müslim, İman: 3; Buhârî, Savm: 1)

2066- Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir gün Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte mescidde oturuyorduk. Deveye binmiş bir adam geldi. Mescidin içine deveyi çöktürdü, bağladı ve; Muhammed hanginiz? diye sordu. Rasûlullah (s.a.v) onların arasında yaslanmış durumda oturuyordu. Biz ona: “İşte şu yaslanan beyaz adamdır” dedik. O Adam: Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Abdulmuttalib‘in torunu!” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Buyur, dinliyorum seni” buyurdu. Adam: “Sana bazı şeyler soracağım sorularım çok çetin olacak” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Sor, sorularına cevap bulacaksın” buyurdu. Adam: “Senin ve Senden öncekilerin Rabbi olan Allah adına doğru söyle! Tüm insanlığa Peygamber olarak Allah’mı? Seni gönderdi.” Rasûlullah (s.a.v): “Allah’ım gönderdi” dedi. Adam: “Allah adına senenin bu ayı olan Ramazanda oruç tutmanı Allah mı emretti?” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Allah şahidimdir evet” buyurdu. Adam: “Allah hakkı için söyle, zenginlerden zekatı alıp fakirlere dağıtmanı Allah’mı sana emretti?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v): “Allah şahid ki evet” buyurdu. Bu sefer adam: “Senin getirdiğin hak dine ben iman ettim, Kavmimin insanlarına da bunları tebliğ edip duyuracağım. Ben, Ben’i Sa’d b. Bekr’in kardeşi Dimam b. Sa’lebe’yim” dedi. (Müslim, İman: 3; Buhârî, Savm: 1)

2067- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kere Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte otururken çölde yaşayanlardan bir adam geldi ve; “Abdulmuttalib‘in torunu! Hanginiz” diye sordu. Oradakiler: “Şu kırmızı yanaklı dirseğine dayanmış kimsedir” dediler. (Hamza diyor ki: Emgar kelimesinin anlamı beyazımtırak kırmızı demektir.) Adam: “Sana bazı şeyler soracağım sorularım çok çetin olacak” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “İstediğini sorabilirsin” buyurdu. Adam: “Senin ve Senden öncekilerin Rabbi olan Allah adına doğru söyle! Tüm insanlığa Peygamber olarak Allah’mı Seni gönderdi?” Rasûlullah (s.a.v): “Allah’ım gönderdi” dedi. Adam: “Allah adına senenin bu ayı olan Ramazanda oruç tutmanı Allah mı emretti?” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Allah şahidimdir evet” buyurdu. Adam: “Allah hakkı için söyle zenginlerden zekatı alıp fakirlere dağıtmanı Allah’mı sana emretti?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v): “Allah şahid ki evet” buyurdu. Bu sefer adam: “Senin getirdiğin hak dine ben iman ettim, kavmimin insanlarına da bunları tebliğ edip duyuracağım. Ben Ben’i Sa’d b. Bekr’in kardeşi Dimam b. Sa’lebeyim” dedi. (Müslim, İman: 3; Buhârî, Savm: 1)

2- RAMAZAN AYININ DEĞER VE KIYMETİ

2068- Abdullah b. Abbas (r.a)’den rivâyete göre, şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v), insanların en cömerdiydi. Özellikle Ramazan’da Cebrail ile karşılaştığında daha da cömert olurdu. Cebrail, Ramazan ayının her gecesi ona gelir ve Kur’an’ı onunla mukâbele ve müzakere ederdi.” Ravi diyor ki: Rasûlullah (s.a.v), Cebrail yanına geldiğinde cömertlikte ve hayır yapmada esen rüzgardan daha cömert idi. (Buhârî, Savm: 7; Müslim, Fedail: 12)

2069- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) diline lanet etmeyi dolamaz yani çok lanet etmezdi. Cebrail ile Kur’an’ı müzakere ve mukabele edeceği zaman yaklaştı mı hayır işlerinde rüzgardan daha cömert idi. (Buhârî, Savm: 7; Müslim, Fedail: 12)

3- RAMAZAN AYININ ÖZELLİĞİ

2070- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ramazan ayı geldiğinde Cennetin kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Savm: 5; Müslim, Sıyam: 1)

2071- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ramazan ayı gelince Cennetin kapıları açılır, Cehennemin kapıları kapanır, ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî Savm: 5; Müslim Sıyam: 1)

4- ŞEYTAN HANGİ AYDA ZİNCİRE VURULUR?

2072- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ramazan ayı girince Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Savm: 5; Müslim, Sıyam: 1)

2073- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ramazan ayı gelince Rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Savm: 5; Müslim, Sıyam: 1)

2074- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ramazan ayı olunca Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Savm: 5; Müslim, Sıyam: 1)

2075- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ramazan ayı geldiğinde Cennetin kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.” (Buhârî, Savm: 5; Müslim, Sıyam: 1)

2076- Enes b. Malik (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İşte şu gelen Ramazan ayı var ya o ayda Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulurlar.” (Buhârî, Savm: 5; Müslim, Sıyam: 1)

5- RAMAZAN AYINDA CENNET KAPILARI AÇILIR MI?

2077- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) zorlamaksızın müslümanları Ramazan gecelerini değerlendirmeye teşvik eder, ve şöyle buyururdu: “Ramazan ayı girdiğinde Cennetin kapıları açılır, Cehennemin kapıları kapanır ve o ayda şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Savm: 5; Müslim, Sıyam: 1)

2078- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ramazan ayı girince rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Savm: 5; Müslim, Sıyam: 1)

2079- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ramazan ayı geldi. Bu ay, Allah’ın oruç tutmayı farz kıldığı aydır; Sema kapıları bu ayda açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanların azgınları bağlanır. Bu ayda öyle bir gece vardır ki, bin aydan daha hayırlıdır. Bu gecenin hayrından mahrum kalan bin ayın hayrından mahrum kalmış gibidir.” (Müslim, Sıyam: 1; İbn Mâce, Sıyam: 2)

2080- Arfece (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Utbe b. Ferkad’ı ziyarete gitmiştik. Ramazan ayından bahsediyorduk. O: “Neden bahsediyorsunuz?” diye sordu. “Ramazan ayından” dedik. O da şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “O ayda Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır ve bir anonsçu her gece; “Ey hayır isteyen haydi koş. Ey şer isteyen kötülüğü bırak” diye bağırır.” (İbn Mâce, Sıyam: 2)

2081- Arfece (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Utbe b. Ferkad’ın bulunduğu bir evdeydim, bir hadis söylemek istedim, orada bulunan Peygamber (s.a.v)’in ashabından birisi hadis konusunda benden daha ehil idi ve Peygamber (s.a.v)’den şu hadisi nakletti: “Ramazan ayında semanın kapıları açılır, ateş kapıları kapanır ve her türlü şeytanlar zincirlere bağlanır ve her gece bir anonsçu: “Ey hayırlı işler yapmak isteyen, haydi koş ve ey kötülükler yapmak isteyen, vazgeç” diye seslenir.” (İbn Mâce, Sıyam: 2)

6- RAMAZANDA YAPILAN UMRENİN SEVABI HACCA EŞİTTİR

2082- Ebu Bekre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hiç biriniz Ramazanda oruç tuttum ve gecelerini de güzelce değerlendirdim demesin.” (Ravi diyor ki: Bu şekilde kişinin kendi kendini tezkiye etmesinden niçin hoşlanmadı bilmiyorum) Rasûlullah (s.a.v) sözünü şöyle sürdürdü: “Elbette Ramazan ayı içerisinde uyku ve gafletle geçirdiği zamanlar olmuştur.” (Ebû Davud, Savm: 47; Müslim, Hac: 36)

2083- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), Ensar’dan bir kadına şöyle buyurdu: “Ramazan ayı geldiğinde umre yap, o ayda yapılan umrenin sevabı hacca eşittir.” (Müslim, Hac: 36; Dârimi, Hac: 41)

7- RAMAZAN HİLALİ DEĞİŞİK GÜNLERDE GÖRÜLEBİLİR Mİ?

2084- Küreyb (r.a) anlatıyor: Ümmü-l Fadl kendisini Şam’da ki Muaviye’ye göndermişti. Ravi Küreyb diyor ki: Şam’a vardım, Ümmü-l fadl’ın istediklerini yerine getirdim. Ben, Şam’da iken Medine’de, Ramazan hilali görülmüş, Ben ise Cuma gecesi hilali görmüştüm. Ayın sonunda Medine’ye döndüm. Abdullah b. Abbas beni arayıp, “Hilal meselesinden bahsetti ve hilali ne zaman gördünüz?” dedi. Bende: “Cuma gecesi gördük” dedim. O: “Cuma gecesi sende gördün mü?” diye sordu. Ben de: “Evet, halkta gördü ve oruca başladılar. Muaviye de oruca başladı” dedim. Abdullah b. Abbas: “Ama biz Cumartesi gecesi gördük, dolayısıyla otuz güne tamamlayıncaya kadar veya tekrar hilali görünceye kadar oruç tutacağız” dedi. Bende: “Muaviye ve arkadaşlarının hilali görmeleri yetmez mi?” dedim. O da: “Hayır, Rasûlullah (s.a.v) bize böylece emretmişti” dedi. (Müslim, Sıyam: 5; Tirmizî, Savm: 9)

8- HİLALİ GÖRENLER MÜSLÜMAN KİMSELER Mİ OLMALI?

2085- İbn Abbas (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir bedevi Rasûlullah (s.a.v)’e geldi ve hilali gördüm” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Allah’tan başka gerçek ilâh olmadığına ve Muhammed’in de O’nun kulu ve Rasûlü olduğuna şahitlik eder misin?” dedi. Bedevi: “Evet” deyince, Rasûlullah (s.a.v), Müslümanların oruca başlamalarını ilân etti. (Tirmizî, Savm: 7; Dârimi, Savm: 6)

2086- İbn Abbas (r.a)’den rivâyete göre, bir bedevi Rasûlullah (s.a.v)’e geldi ve: “Hilali bu gece gördüm” dedi. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’tan başka ilâh olmadığına Muhammed’in de O’nun kulu ve elçisi olduğuna şahadet eder misin?” diye sordu. Bedevi: “Evet” deyince; Rasûlullah (s.a.v): “Bilal’e kalk insanlara ilân et, yarın oruç tutsunlar” dedi. (Tirmizî, Savm: 7; Dârimi, Savm: 6)

2087- Abdurrahman b. Zeyd b. el Hattab (r.a)’den rivâyete göre, bizzat kendisi, Ramazan mı yoksa Şaban mı diye şüphe edilen bir günde halka hitap ederek şöyle dedi: “Beni dikkatlice dinleyin! Ben Rasûlullah (s.a.v)’in ashabıyla beraber oturup konuştum ve onlara sordum. Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu naklettiler: “Hilali görünce oruca başlayın tekrar bir hilali daha görünce orucu bırakın, bu usule devam edin hava bulutlu olur da göremez iseniz Ramazan’ı otuz güne tamamlayın. İki kişi hilali gördüklerini söylerlerse, oruca başlayın ve orucu bırakın.” (Müsned: 18137)

9- ORUÇ, HİLALİN GÖRÜLMESİYLE BAŞLAR VE BİTER

2088- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hilali görünce oruca başlayın yine diğer hilali görünce orucu bırakın, hava kapalı ve bulutlu olur da hilali göremez iseniz Ramazan’ı otuz’a tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)

2089- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ayı görerek oruca başlayın diğer ayı gördüğünüzde ise orucu bırakın, hava bulutlu ve kapalı olurda hilali göremez iseniz Ramazan’ı otuz güne tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)

10- HİLAL GÖRÜLMEDEN ORUCA BAŞLANMAMALI

2090- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hilali gördüğünüzde oruca başlayın yine hilali gördüğünüzde orucu bırakın. Eğer hava bulutlu ve kapalı olursa Ramazan’ı otuz’a tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)

2091- Abdullah b. Ömer (r.a) şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Hilali gördüğünüzde oruç tutun yine hilali gördüğünüzde orucu bırakın, hava bulutlu olursa otuz’a tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)

2092- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), Ramazan dan bahsetti ve şöyle buyurdu: “Hilali görmeden oruca başlamayın yine hilali görmeden orucu bırakmayın, hava bulutlu ve kapalı olursa otuza tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)

11- HİLAL BULUTTAN DOLAYI GÖRÜLEMEZ İSE NE YAPILMALI?

2093- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hilali görmeden oruca başlamayınız. Yine hilali görmeden orucu bırakmayınız, hava bulutlu ve kapalı olursa otuz gün olarak hesaplayınız.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)

2094- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Ramazan hilalinden bahsederek şöyle buyurdu: “Hilali gördüğünüzde oruca başlayın yine hilali gördüğünüzde orucu bırakın, hava bulutlu ve kapalı olursa Ramazan’ı otuz güne tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)

12- ORUÇ HİLALİ GÖRMEDEN DE TUTULABİLİR Mİ?

2095- İbn Abbas (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ayı görün oruca başlayın ayı görerek orucu bırakın, bulutlu olursa Ramazan’ı otuz güne tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)

2096- Yine İbn Abbas (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ramazan ayı girmeden Ramazan’ı karşılamak için oruç tutana şaşarım. Halbuki Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştu: “Hilali görünce oruca başlayın yine hilali görünce orucu bitirin, hava bulutlu ve kapalı olursa Ramazan’ı otuz güne tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)

13- HİLAL KONUSUNDA DEĞİŞİK RİVAYETLER

2097- Huzeyfe b. Yeman (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ramazan’ı karşılamak için hilali görmeksizin oruca başlamayın veya Ramazan ayından önceki ayın sayısını tamamlayın ve oruca öyle başlayın, hilali görünceye kadar veya önceki ay gibi sayıyı otuza tamamlayıncaya kadar oruca devam edin.” (Ebû Davud, Savm: 8)

2098- Rıb’î (r.a) Rasûlullah (s.a.v)’in ashabından bir kişiden naklediyor Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Şaban ayının günlerini tamamlamadan veya hilali görmeden Ramazan’a başlamayınız. Hilali görünce veya Şaban ayını tamamlayınca oruca Ramazan’ı karşılamak için başlamayınız. Hilali görmeden veya Ramazan’ı otuza tamamlamadan orucu bırakmayınız.” (Ebû Davud, Savm: 8)

2099- Rıb’î (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hilali gördüğünüzde Ramazan orucuna başlayın yine diğer hilali gördüğünüzde de orucu bırakın, hava bulutlu olursa Şaban ayını otuza tamamlayınız. Eğer daha önce hilali görürseniz oruca başlayın. Daha önce hilali görmeniz hariç, Ramazan’ı otuza tamamlayın.” (Ebû Davud, Savm: 8)

2100- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hilali görerek oruca başlayın yine diğer hilali görerek orucu bitirin. Eğer hilal ile aranıza bulut girmişse Ramazan’ı otuza tamamlayın. Ramazan ayını karşılamak için bir iki gün önce oruca başlamayın.” (Ebû Davud, Savm: 8)

2101- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ramazan’ı karşılamak maksadıyla Ramazandan önce oruç tutmayın, hilali görerek oruca başlayıp hilali görerek orucu bırakın. Eğer hava bulutlu olursa Ramazan’ı otuza tamamlayın.” (Ebû Davud, Savm: 8)

14- RAMAZAN AYI KAÇ GÜNDÜR?

2102- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) hanımlarının odalarına bir ay boyunca girmemeye yemin etmişti. Yirmi dokuz gün olunca Rasûlullah (s.a.v) odama geldi. Ben: “Bir ay boyunca gelmemeye yemin etmemiş miydin? Ben saydım yirmi dokuz gün oldu” dedim. Rasûlullah (s.a.v): “Ay yirmi dokuz gündür” diye cevap verdi. (Müslim, Sıyam: 4; İbn Mâce, Talak: 24)

2103- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer b. Hattab’a; Allah’ın kendileri için: “Eğer tevbe ederseniz zaten kalpleriniz buna meyletmiş bulunuyor…” uzunca hadisiyle alakalı Rasûlullah (s.a.v)’in hanımlarından ikisi hakkındaki olayı çok sormayı arzu ediyordum. Bu hadiste şöyle deniliyor: “Peygamberin sadece kendisine söylediği sırrı o da Âişe’ye ifşa edince… Rasûlullah (s.a.v), yirmi dokuz gece hanımlarından ayrılıp uzaklaşmıştı.” Aişe diyor ki: “Rasûlullah (s.a.v) şöyle demişti: “Allah, onların yaptıklarını Rasûlune haber verince, O hanımlarına çok öfkelenip bir ay süreyle yaklaşmayacağım” demişti. Olayın üzerine yirmi dokuz gece geçince, Aişe (r.anha)’nın yanına girip ondan başladı. Bunun üzerine Aişe O’na demişti ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Sen, hanımlarının yanına bir ay girmeyeceğine yemin etmemiş miydin? Ben saydım, bu gün yirmi dokuz gün oldu.” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Bir ay yirmi dokuz gecedir” buyurdu. (Buhârî, Mezalim: 25; İbn Mâce, Talak: 24)

15- BİR AY YİRMİ DOKUZ GÜNDÜR

2104- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Cibril bana geldi ve: “Bir ay yirmi dokuz gündür” dedi. (Müslim, Sıyam: 4; Buhârî, Mezalim: 25)

2105- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ay yirmi dokuz gündür.” (Müslim, Sıyam: 4; Buhârî, Mezalim: 25)

16- BİR AY ÇOĞUNLUKLA YİRMİ DOKUZ GÜNDÜR

2106- Sa’d b. ebi Vakkas (r.a), babasından naklederek; Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle yaptığını nakletmiştir: “Rasûlullah (s.a.v) bir ay şöyle şöyledir deyip on parmağını üç defa açmış ancak üçüncüde bir parmağını açmamıştır.” (Müslim, Sıyam: 4; Buhârî, Mezalim: 25)

2107- Muhammed b. Sa’d babasından naklederek, Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle söylediğini bize aktarıyor: “Bir ay şöyle şöyle şöyledir diyerek, (on parmağını üç defa açıp üçüncüde birini açmayıp) yirmi dokuz gündür” buyurdu. (Müslim, Sıyam: 4; Buhârî, Mezalim: 25)

2108- Sa’d b. ebi Vakkas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir ay şöyle şöyle şöyledir.” Muhammed b. Ubeyd anlatmak için elini üç defa açıp kapadı üçüncüde ise sol elinin baş parmağını tuttu.” (Müslim, Sıyam: 4; Buhârî, Mezalim: 25)

17- BİR AY BAZEN YİRMİ DOKUZ GÜNDÜR

2109- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir ay bazen yirmi dokuz bazen otuz gündür. Hilali gördüğünüzde oruç tutunuz yine hilali görünce orucu bırakınız. Eğer hava bulutlu olur ve kapalı olursa sayıyı otuza tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 4; Ebû Davud, Savm: 8)

2110- Abdullah b. Ömer(r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim: “Ay yirmi dokuz gündür.” (Müslim, Sıyam: 4; Ebû Davud, Savm: 8)

2111-İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Biz ümmi bir cemaatiz. Ne yazı yazarız, nede hesap biliriz. Bir ay şöyledir: şöyledir, şöyledir diye üç defa tekrarladı ve yirmi dokuz gün olduğunu söyledi.” (Müslim, Sıyam: 4; Ebû Davud, Savm: 8)

2112- İbn Ömer (r.a)’in naklettiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Biz Ümmi bir toplumuz; ne hesap biliriz nede yazı. Ay şöyle şöyle şöyledir, diyerek parmaklarını üç defa açtı üçüncü de başparmağını yumdu. Yine bir Ay şöyle şöyle şöyledir diye otuz gündür” buyurdu. (Müslim, Sıyam: 4; Ebû Davud, Savm: 8)

2113- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir ay şöyledir: Cebele’nin, İbn Ömer’den naklettiğine göre, Şu’be iki defa iki elinin parmaklarını gösterdi ve yirmi dokuz gündür dedi. İki sefer iki elinin parmaklarını gösterdi üçüncü de bir parmağını eksiltti.” (Müslim, Sıyam: 4; Ebû Davud, Savm: 8)

2114- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ay, yirmi dokuz gündür.” (Müslim, Sıyam: 4; Ebû Davud, Savm: 8)

18- SAHURA KALKMAYA TEŞVİK

2115- Abdullah (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sahura kalkınız çünkü sahurda bereket vardır.” (Müslim, Sıyam: 9; Buhârî, Savm: 18)

2116- Yine Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Sahura kalkınız!” (Müslim, Sıyam: 9; Buhârî, Savm: 18)

2117- Enes (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Sahura kalkınız! çünkü sahura kalkmakta bereket vardır.” (Müslim, Sıyam: 9; Buhârî, Savm: 18)

19- SAHURA KALKMAK GEREKİR

2118- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sahura kalkınız! Çünkü sahura kalkmakta bereket vardır.” (Tirmizî, Savm: 17; Müslim, Sıyam: 9)

2119- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle demiştir: “Sahura kalkınız! Çünkü sahura kalkmakta bereket vardır.” (Tirmizî, Savm: 17; Müslim, Sıyam: 9)

2120- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sahura kalkınız! Çünkü sahura kalkmakta bereket vardır.” (Tirmizî, Savm: 17; Müslim, Sıyam: 9)

2121- Yine Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sahura kalkınız! Çünkü sahura kalkmakta bereket vardır.” (Tirmizî, Savm: 17; Müslim, Sıyam: 9)

2122- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Sahura kalkınız! Çünkü sahura kalkmakta bereket vardır.” (Tirmizî, Savm: 17; Müslim, Sıyam: 9)

20- SAHURLA SABAH NAMAZI ARASINDAKİ SÜRE NE KADARDIR?

2123- Zir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Huzeyfe’ye: “Rasûlullah (s.a.v) ile beraber sahura kaktığınız zaman hangisidir?” diye sordum. O da şöyle dedi: “Gündüze yakın bir zamandır ama güneş henüz doğmamıştır.” (Müslim, Sıyam: 9)

2124- Zir b. Hubeyş (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Huzeyfey’le birlikte sahur yapmıştık. Sonra sabah namazı için mescide çıktık. İki rekat sünneti kıldık, sonra farz için kamet getirildi. İkisi arasında çok kısa bir zaman vardı.” (Müslim, Sıyam: 9)

2125- Sıla b. Züfer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Huzeyfe ile birlikte sahur yemeği yedik. Sonra mescide sabah namazı için çıktık. Sabah namazının iki rekat sünnetini kıldık sonra da kamet getirildi ve farzını kıldık.” (Müslim, Sıyam: 9)

21- SAHUR İLE SABAH NAMAZI ARASINDAKİ SÜRE NE KADARDIR?

2126- Zeyd b. Sabit (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte sahur yemeği yemiştik. Sonra da sabah namazı için kalktık. Ben, Rasûlullah (s.a.v)’e sahurla sabah namazı arasındaki süreyi sordum. ”Bir insanın elli ayet okuyabileceği kadar bir zamandır” buyurdu. (Müslim, Sıyam: 9)

22- SAHURLA SABAH NAMAZI ARASINDAKİ SÜRE NE KADAR?

2127- Zeyd b. Sabit (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte sahur yemeği yemiştik. Sonra da sabah namazı için kalktık. Ben (soruyu soran kimsenin Enes olduğu söylenir) İkisi arası ne kadardır? Dedim. Rasûlullah (s.a.v): “Bir kimsenin elli ayet okuyabileceği kadar bir süredir” buyurdu. (Müslim, Sıyam: 9)

2128- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ve Zeyd b. Sabit sahur yemeği yedi sonra sabah namazı için kalktılar. Katade diyor ki: Biz Enes’e; “Rasûlullah (s.a.v) ile Zeyd’in sabah namazını kılmaları ve yemek yemeleri arasındaki zaman ne kadardır?” diye sorduk. Enes: “Bir kimsenin elli ayet okuyabileceği kadar bir süredir” dedi. (Müslim, Sıyam: 9)

23- İFTAR MI YOKSA SAHUR YEMEĞİ Mİ TEHİR EDİLİR?

2129- Ebu Atıyye (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe (r.anha)’ya: “Aramızda Rasûlullah (s.a.v)’in ashabından iki kişi var birisi iftarı erken yapıp sahuru geciktiriyor diğeri ise iftarı geciktirip sahurda acele ediyor” dedim. Aişe: “Hangisi iftarda acele edip sahuru geciktiriyor?” diye sordu. Ben de: “Abdullah b. Mes’ud” dedim. “O zaman Rasûlullah (s.a.v)’de böyle yapıyordu” dedi. (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 20)

2130- Ebu Atıyye (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe’ye dedim ki: “Aramızda iki adam var, onlardan biri iftarda acele edip sahuru geciktiriyor. Diğeri ise iftarı geciktirip sahuru acele erkenden yapıyor” dedim. Aişe: “Hangisi iftarı acele edip sahuru geciktiriyor?” diye sordu. Ben de: “Abdullah b. Mes’ud” dedim. O da: “Rasûlullah (s.a.v)’de aynen öyle yapardı” dedi. (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 20)

2131- Ebu Atıyye (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben ve Mesrük, Aişe’nin yanına girmiştik. Mesrük, Aişe’ye demişti ki: “Rasûlullah (s.a.v)’in ashabından iki kişi var, her ikisi de hayırlı kimseler onlardan biri namazla iftarı geciktiriyor; diğeri ise namazda ve iftarda acele ediyor.” Aişe dedi ki: “Hangisi namazı ve iftarı geciktiriyor, namazda ve iftarda acele ediyor?” Mesrük: “Abdullah b. Mes’ud” dedi. Aişe de: “Rasûlullah (s.a.v)’de aynı şekilde yapardı” dedi. (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 20)

2132- Ebu Atıyye (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben ve Mesrük, Aişe’nin yanına girmiştik ve şöyle demiştik: “Ey Mü’minlerin anası, Muhammed’in ashabından iki kişi var, onlardan biri namazı da iftarı da acele yapıyor diğeri ise namazı da iftarı da geciktiriyor.” Aişe dedi ki: “Hangisi iftarda ve namaz da acele ediyor?” Biz de: “Abdullah b. Mes’ud” dedik. Bunun üzerine şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v)’de aynen öyle yapardı.” Diğer kişi ise Ebu Musa (r.a) idi. (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 20)

24- SAHURA KALKMANIN DEĞER VE KIYMETİ

2133- Abdullah b. Haris (r.a), bir sahabeden şöyle nakleder: Rasûlullah (s.a.v)’in yanına girdim. O, sahur yemeği yiyordu, şöyle buyurdu: “Sahur yemeği Allah’ın size verdiği bir berekettir, onu terk etmeyiniz.” (Buhârî, Savm: 18; Müslim, Sıyam: 9)

25- SAHUR YEMEĞİNE DE DAVET EDİLİR Mİ?

2134- Irbad b. Sariye (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Ramazan ayında sahura davet ederken şöyle buyurdu: “Mübarek yemeğe buyurun.” (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 16)

26- SAHURA YEMEK DENİR Mİ?

2135- Mıkdam b. Ma’dı Kerib (r.a)’ten rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sahur yemeğine devam ediniz çünkü o bereketli bir yemektir.” (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 15)

2136- Halid b. Ma’dan (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir adama şöyle buyurdu: “Haydi bereketli yemeğe (sahura) gel.” (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 15)

27- MÜSLÜMANIN ORUCUYLA EHLİ KİTABIN ORUCUNUN FARKI NEDİR?

2137- Amr b. As (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bizim orucumuzla ehli Kitab’ın orucu arasındaki fark sahur yemeğidir.” (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 15)

28- SAHUR VAKTİ NASILDIR?

2138- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bir sahur zamanı, “Ey Enes bir şeyler getir yarın oruç tutacağım” dedi. Ben de biraz hurma ve içerisinde su bulunan bir kap getirdim. Bu olay Bilal’in ezan okumasından sonra oluyordu. Rasûlullah (s.a.v): “Ey Enes benimle birlikte yiyecek bir kimse bul” dedi. Ben de Zeyd b. Sabit’i davet ettim. O da geldi ve: “Ben sevîk şerbeti içmiştim ve oruç tutacaktım” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de “Ben de oruç tutacağım” dedi. İkisi birlikte sahur yemeğini yediler sonra Rasûlullah (s.a.v) kalkıp iki rekat sabah namazının sünnetini kıldı ve namaz için mescide çıktı. (Müslim, Sıyam: 9; Ebû Davud, Savm: 15)

29- BEYAZ İPLİK SİYAH İPLİK NE DEMEKTİR?

2139- Bera b. Âzib (r.a)’den rivâyete göre, (orucun ilk farz kılındığı dönemlerde) bir kimse oruç tutar da akşam iftar etmeden uyursa, o kimse ne gece ne de ertesi gün akşam oluncaya kadar bir şey yiyip içmezdi. Bu durum Bakara Sûresi 187. ayeti olan “… Siyah iplik beyaz iplikten yani gecenin karanlığından tan yerinin aydınlığı fark edilinceye kadar yiyip içebilirsiniz…” nazil oluncaya kadar. Bu ayet Ebu Kays b. Amr hakkında nazil olmuştu. O, oruçlu olduğu halde bir gün evine gelip: “Yiyecek bir şeyler var mı?” diye sormuştu. Hanımı evde bir şeyler yok fakat senin için bir şeyler bulup getirebilirim diye evinden çıkmıştı. Bu arada Kays, yorgun olduğundan başını yastığa koymuş ve uyuyakalmıştı. Hanımı dönüp gelince onu uyumuş olarak buldu. Fakat Kays iftar vakti geçtiği için hiçbir şey yemedi ve oruçlu olarak sabahladı ve öğle vakti gelince kendisine baygınlık geldi. Bu olay bu ayet gelmezden önce olmuştu. (Ebû Davud, Savm: 1; Dârimi, Savm: 7)

2140- Adiy b. Hatim (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e, “Beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar…” ayetinin ne anlama geldiğini sordum. Şöyle buyurdular: “Gecenin karanlığından tan yerinin aydınlığı fark edilinceye kadardır.” (Ebû Davud, Savm: 1; Dârimi, Savm: 7)

30- FECR AYDINLIĞI NEDİR?

2141- İbn Mes’ud (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bilal geceleyin ezan okur ki uyuyanlarınız uyansınlar, uyananlar da ihtiyaçlarını gidersinler diye. Bu vakit fecr vakti demek değildir. Eliyle işaret ederek şöyle demek istemiştir: Fakat fecr demek iki parmağıyla işaret ederek (gece ile gündüzün ayrıştığı andır) (Müslim, Sıyam: 8; Tirmizî, Savm: 15)

2142- Semure (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bilal’in ezanı ve sahte beyazlık sizi aldatmasın, gerçek fecr ortaya çıkıncaya kadar o da şöyledir. Yani gecenin karanlığından tan yerinin aydınlığı fark edilinceye kadar…” Ebu Davud diyor ki: Rasûlullah (s.a.v) bu anı tarif ederken ellerini sağa sola uzatıyordu. (Müslim, Sıyam: 8; Tirmizî, Savm: 15)

31- RAMAZAN AYI BİR GÜN ÖNCE ORUÇ TUTARAK KARŞILANMAZ

2143- Ebu Hüreyre (r.a)’nin Rasûlullah (s.a.v)’den rivâyetine göre, şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayı gelmeden onu oruçla karşılamayınız. Fakat daha önce alışık olduğu orucu tutanlar var da o güne denk gelmişse o başka.” (Müslim, Sıyam: 3; Tirmizî, Savm: 38)

32- RAMAZAN AYI BİRKAÇ GÜN ÖNCE ORUÇ TUTARAK TA KARŞILANMAZ

2144- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hiç kimse bir iki gün oruçla Ramazan ayını karşılamaya kalkmasın ancak daha önceden oruç tutan orucuna devam etsin.” (Müslim, Sıyam: 3; Tirmizî, Savm: 38)

2145- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ramazan ayını karşılamak için bir ve iki gün önce oruca başlamayın. Ancak tutageldiği orucu o günlere rastlayan kimse müstesna, o günlere rastlarsa da orucunu tutsun.” (Müslim, Sıyam: 3; Tirmizî, Savm: 38)

33- RASÛLULLAH (S.A.V) İKİ AY PEŞPEŞE ORUÇ TUTMUŞ MUDUR?

2146- Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in iki ay peş peşe oruç tuttuğunu görmedim fakat, Şaban ayını Ramazan ayına eklerdi.” (Tirmizî, Savm: 39; Dârimi, Savm: 33)

34- ŞABAN AYININ ÇOĞU ORUÇLA GEÇİRİLİR

2147- Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), Şaban ayını Ramazan ayına oruçlu olarak eklemiş olurdu.” (Tirmizî, Savm: 39; Dârimi, Savm: 33)

2148- Ebu Seleme b. Abdurrahman (r.a)’ın haber verdiğine göre, şöyle demiştir: Aişe’ye, Rasûlullah (s.a.v)’in nasıl oruç tuttuğunu sordum. O da şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v) oruca başladı mı öyle devam ederdi ki biz bu ay boyu oruç tutacak zannederdik. Oruç tutmadığında da hiç tutmazdı da bizler bu ay hiç oruç tutmayacak her halde derdik. Şaban da oruçlu olur veya çoğunu oruçla geçirirdi.” (Tirmizî, Savm: 39; Dârimi, Savm: 33)

2149- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bizden biri Ramazan da (hayızlı olduğu için) oruç tutmazdı. Şaban ayı gelinceye kadar da bu orucu kaza edemezdi. Rasûlullah (s.a.v) hiçbir ayda Şaban ayındaki kadar oruç tutmazdı, Şaban’ın çoğunu veya tamamına yakın olarak oruç tutardı. (Tirmizî, Savm: 38; Ebû Davud, Savm: 12)

35- RASÛLULLAH (S.A.V) İKİ AY, ÜÇ AY ÜST ÜSTE ORUÇ TUTMUŞ MUDUR?

2150- Ebu Seleme (r.a) anlatıyor: Aişe’ye: “Rasûlullah (s.a.v)’in orucu hakkında bilgi verir misin?” diye sordum. O da şöyle cevap verdi: “Rasûlullah (s.a.v) bazen oruca öyle devam ederdi ki devamlı oruç tutacak zannederdik. Bazen de oruç tutmaz iftar ederdi. Biz bu ayda hiç oruç tutmayacak zannederdik. Şaban ayından başka hiçbir ayda bu kadar çok oruç tutmazdı. Şaban ayının çoğunluğunu oruçlu geçirir veya tamamına yakın oruçlu olurdu.” (Tirmizî, Savm: 38; Dârimi, Savm: 33)

2151- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), senenin hiçbir ayında Şaban ayında ki kadar oruç tutmazdı Şaban ayının tamamına yakın oruç tutardı. (Tirmizî, Savm: 38; Dârimi, Savm: 33)

2152- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Şaban ayını çoğunlukla oruçla geçirirdi. (Tirmizî, Savm: 38; Dârimi, Savm: 33)

2153- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in Kur’an’ın hepsini bir gecede okuduğunu, bir geceyi sabaha kadar ibadetle geçirdiğini, Ramazan ayı dışında bir ayı tamamen oruçla geçirdiğini bilmiyorum. (Tirmizî, Savm: 38; Dârimi, Savm: 33)

2154- Abdullah b. Şakik (r.a), Aişe’ye: “Rasûlullah (s.a.v)’in orucunu sormuştu. O da şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v) bazen oruca başlar öyle ki biz devamlı oruç tutacak derdik. Bazı zamanlarda da oruç tutmaz biz bu ay oruç tutmayacak derdik. Medine’ye geldikten sonra Ramazan ayı dışında hiçbir ayın tamamını oruçla geçirmedi.” (Tirmizî, Savm: 38; Dârimi, Savm: 33)

2155- Abdullah b. Şakik (r.a), Aişe’ye; “Rasûlullah (s.a.v) kuşluk namazı kılar mıydı?” diye sormuştu da Aişe şöyle dedi: “Hayır sadece yolculuklardan dönüşünde kılardı” dedi. “Rasûlullah (s.a.v) bir ayın tamamını oruçla geçirir miydi?” diye sordum. “Ramazan dışında hiçbir ayı tamamen oruçla geçirdiğini bilmiyorum, her aydan durumuna göre bazen oruç tutar bazen de tutmazdı” dedi. (Tirmizî, Savm: 38; Dârimi, Savm: 33)

2156- Şakik (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe’ye: “Rasûlullah (s.a.v) kuşluk namazı kılar mıydı?” diye sordum. “Hayır yolculuktan dönüşünde kılardı” dedi. Ramazan dışında belli bir ayın tamamını oruçla geçirdiği var mıdır?” diye sordum. “Ramazan dışında ay boyu oruç tutmazdı. Allah’ın rızasını kazanmak için her aydan mutlaka oruç tutardı.” (Tirmizî, Savm: 38; Dârimi, Savm: 33)

36- PAZARTESİ VE PERŞEMBE ORUCU TUTULUR MU?

2157- Cübeyr b. Nüfeyr (r.a)’den rivâyete göre, birisi Aişe’ye Rasûlullah (s.a.v)’in orucunu sormuştu da Aişe şöyle demişti: “Rasûlullah (s.a.v), Şaban ayının çoğunu oruçlu geçirir. Pazartesi ve Perşembe günü oruçlarını da çok sever ve kaçırmazdı.” (Dârimi, Savm: 41; Tirmizî, Savm: 44)

2158- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), Şabanın çoğunu ve Ramazan’ın tamamını oruçla geçirir, Pazartesi ve Perşembe günü orucunu da kaçırmak istemezdi. (Dârimi, Savm: 41; Tirmizî, Savm: 44)

37- ŞEK GÜNÜ ORUCU

2159- Sıla (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Biz Ammar’ın yanındaydık, kızartılmış bir koyun getirildi ve buyurun dedi. Oradakilerden bir kısmı yemedi ve ben oruçluyum dedi. O zaman Ammar: “Ramazan olup olmadığı şüpheli olan Şabanın son günü oruç tutmaya kalkan Ebu’l Kasım Muhammed ( s.a.v)’e isyan etmiş sayılır dedi.” (İbn Mâce, Sıyam: 3; Buhârî, Savm: 14)

2160- Sımak (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ramazan mı yoksa Şaban ayından mı olduğu şüphe edilen bir günde İkrime’nin yanına gittim. O, o gün ekmek sebze yiyor ve süt içiyordu. Bana da buyur dedi. Ben de oruçluyum dedim. O da Allah’a yemin ederek; orucunu mutlaka bozacaksın dedi. Ben de iki defa sübhanallah dedim sonra onun niçin ve neye dayanarak yemin ettiğini anlamak için yaklaştım ve bu konuda dayanağın nedir söyle bakalım dedim. O da şöyle dedi: İbn Abbas (r.a)’tan işittim şöyle diyordu: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hilali görerek oruca başlayın, diğer hilali görünce orucu bırakınız, eğer hava bulutlu ve pus’lu olursa Şaban ayını otuza tamamlayınız. Ramazan’ı oruçla karşılamayın ve Ramazandan bir gün ve iki gün öncesinden oruç tutmayın.” (İbn Mâce, Sıyam: 3; Buhârî, Savm: 14)

38- ŞEK GÜNÜ KİM ORUÇ TUTABİLİR?

2161- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Dikkatli olun, Ramazan ayını bir gün iki gün öncesinden oruç tutarak karşılamayın. Ama önceden tuta geldiği bir orucu olan varsa ve o oruçta o günlere rastlamışsa o kişi orucu tutsun.” (İbn Mâce, Sıyam: 3; Buhârî, Savm: 14)

39- RAMAZAN AYININ DEĞER VE KIYMETİ

2162- Said b. Müseyyeb (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim iman ederek ve mükafatını da Allah’tan bekleyerek Ramazan ayını değerlendirirse, o kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)

2163- Peygamber (s.a.v)’in hanımlarından Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) zorlamaksızın insanları Ramazan ayını değerlendirmeleri için teşvik eder ve şöyle buyururdu: “Kim Allah’a inanarak ve mükafatını da Allah’tan bekleyerek Ramazan’ı değerlendirirse, Allah onun geçmiş günahlarını affeder.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)

2164- Aişe (r.anha)’nın haber verdiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) bir gece yarısı namaz kılmak için mescide çıktı ve cemaate namaz kıldırdı. (Bu hadis biraz uzuncadır) ve bu hadiste şöyle denilir. Aişe diyor ki: Rasûlullah (s.a.v) Ramazan gecelerini değerlendirmeye zorlamaksızın teşvik eder ve şöyle buyururdu: “Kim, kadir gecesini Allah’a inanarak ve mükafatını da Allah’tan bekleyerek değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır.” Rasûlullah (s.a.v) vefat edinceye kadar bu böylece devam edip gitti. (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)

2165- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’i Ramazanda şöyle derken işittim: “Kim Ramazan ayını Allah’a iman ederek ve mükafatını da ondan bekleyerek ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” buyurdu. (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)

2166- Aişe (r.anha)’nın haber verdiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) bir gece yarısı mescide çıktı ve namaz kıldı -Hadis buradakinden uzuncadır- Aişe o hadiste diyor ki: “Kim Ramazan ayının gecelerini, Allah’a inanarak ve mükafatını da Allah’tan bekleyerek değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)

2167- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim, Ramazan ayı için şöyle diyordu: “Kim Ramazan ayını Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek Allah’a kullukla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)

2168- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Ramazan ayının gecelerini, Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)

2169- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) zorlamaksızın Ramazan ayının gecelerini, ibadetle geçirmeye teşvik eder ve şöyle buyururdu: “Kim Ramazan ayının gecelerini, Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek ibadetle değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)

2170- Ebu Hüreyre (r.a)’nın naklettiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Ramazan ayının gecelerini Allah’a iman ederek karşılığını da Allah’tan bekleyerek ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)

2171- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Ramazan ayının gecelerini Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)

2172- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Ramazan ayının gecelerini Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)

2173- Ebu Hüreyre (r.a)’nın naklettiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Ramazan orucunu tutar -Kuteybe hadisinde kim Ramazan ayının gecelerini ibadetle geçirirse- Allah’a iman edip karşılığını da Allah’tan beklerse geçmiş günahları bağışlanır. Kim de kadir gecesini Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek ibadetle değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)

2174- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)

2175- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)

2176- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)

40- RAMAZAN AYI DİĞER AYLARDAN KIYMETLİDİR

2177- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Ramazan ayının gecelerini Allah’a iman ederek karşılığını da ondan bekleyerek ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır. Kim de kadir gecesini Allah’a iman ederek karşılığını da ondan bekleyerek ibadetle değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)

2178- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Ramazan ayının gecelerini Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek ibadetle değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır. Kim de aynı şekilde kadir gecesini Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanmış olur.” (Tirmizî, Savm: 1; Dârimi, Savm: 54)

2179- Nadr b. Şeyban (r.a)’dan rivâyete göre, Bir gün kendisi Ebu Seleme b. Abdurrahman’la karşılaştı ve ona dedi ki: “Ramazan ayıyla ilgili duyduğun bir hadisi bana haber verir misin?” O da dedi ki: “Abdurrahman b. Avf bana, Rasûlullah (s.a.v)’den şöyle haber vermişti: Rasûlullah (s.a.v) Ramazan’dan bahsetti diğer aylardan üstün ve değerli olduğunu söyledi ve şöyle devam etti: “Kim Ramazan ayının gecelerini Allah’a inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek ibadetle değerlendirirse anasından doğduğu gün gibi günahlarından temizlenir. Bir başka rivâyette gündüzünü oruçla gecesini de namazla geçirirse diye geçmektedir.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 173)

2180- Nadr b. Şeyban (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Seleme b. Abdurrahman’a şöyle dedim: “Babandan işittiğin babanın da Rasûlullah (s.a.v)’den işittiği ve araya başka bir kimsenin girmediği Ramazanla alakalı bir hadis aktarır mısın?” Peki dedi ve şöyle anlattı: Babam, bana Rasûlullah (s.a.v)’in şöyle söylediğini nakletmiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah Tebareke ve Teâlâ Ramazan ayının orucunu size farz kıldı, bende size gecelerini namazla geçirmenizi tavsiye ve teşvik ediyorum. Kim o ayda, “Allah’a inanarak ve sevabını da Allah’tan bekleyerek orucunu tutar ve gecelerini de namazla geçirirse, anasından doğduğu gün gibi günahlarından arınır.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 173)

41- ORUCUN DEĞER VE KIYMETİ

2181- Ali b. Ebi Talib (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kutlu ve yüce olan Allah şöyle buyurur: “Oruç benim rızam için tutulur dolayısıyla onun mükafatını ben veririm. Oruçlunun sevindiği iki an vardır. Birisi iftar vaktindeki sevinci, diğeri de Rabbine kavuştuğu zaman ki sevincidir. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki oruçlu kimsenin ağzının kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.” (İbn Mâce, Sıyam: 1)

2182- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurur: “Oruç benimdir yani benim rızam için tutulur. Ve onun mükafatını Ben veririm. Oruçlunun iki sevinci vardır. Biri Rabbine kavuştuğu an diğeri de iftar ettiği andır. Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)

42- ORUCUN SEVABINDAKİ FARK

2183- Ebu Said (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kutlu ve yüce olan Allah şöyle buyuruyor: Oruç benim içindir yani, benim rızamı kazanmak için tutulur. Ve onun mükafatını da fazlasıyla ben vereceğim, oruçlu kimsenin iki sevinçli anı vardır. İftarını açtığında sevinir. Allah’a kavuştuğu andaki mükafatı da yine sevinmektir. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha iyidir.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)

2184- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Oruç benim için tutulur. Dolayısıyla onun mükafatını da ben fazlasıyla vereceğim. Oruçlu, iftar ettiğinde bir de Allah’a kavuştuğunda sevinir. Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha iyidir.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)

2185- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Adem oğlunun işlediği hiçbir amel yoktur ki karşılığında on katından yedi yüz katına kadar sevap yazılmış olmasın. Allah buyuruyor ki oruç bunun dışındadır. O benim için tutulur. Bana aittir ve onun mükafatını ben vereceğim. Çünkü kulum benim için şehevî arzularını bırakıyor, yemeyi içmeyi bırakıyor. Oruç oruçlu için koruyucu bir kalkandır. Oruçlu için iki sevinç zamanı vardır. Biri iftar açtığı anda diğeri de Rabbine kavuştuğu andadır. Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hayırlıdır.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)

2186- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Adem oğlunun tüm amelleri kendisi içindir oruç hariç o benim için tutulur, onun mükafatını da ben vereceğim. Oruç bir kalkandır. Biriniz oruçlu iken hanımına yaklaşmasın, öfkelenmesin, bir kimse kendisine sataşır ve kavga etmek isterse, ben oruçluyum desin. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki, oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hayırlıdır. Oruçlunun iki sevinç anı vardır, biri iftar açtığında iftarıyla sevinir diğeri de Rabbine kavuştuğunda orucunun mükafatı ile sevinir.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)

2187- Ebu Hüreyre şöyle diyor Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: Allah şöyle buyurur: “Oruç hariç, Adem oğlunun tüm amelleri kendisi içindir, o bana aittir ve onun mükafatını da ben kat kat vereceğim, oruç bir kalkandır. Oruçlu iken hanımınıza yaklaşmayın, öfkelenmeyin, bir kimse size sataşır ve kavga ederse, ben oruçlu bir kimseyim deyin.” Rasûlullah (s.a.v) şöyle devam etti: “Canım kudret elinde olan Allah’a andolsun ki oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha iyidir.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)

2188- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurur: “Adem oğlunun tüm amelleri kendisinindir ancak oruç öğle değil, o Bana aittir. Ve onun mükafatını ben vereceğim.” Rasûlullah (s.a.v) şöyle devam etti: Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha iyidir.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)

2189- Ebu Hureyre’nin bildirdiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Adem oğlunun yaptığı her bir iyilik on katı ile mükafat görür ancak orucun mükafatını Allah ben vereceğim buyuruyor.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)

43- ORUÇ DİĞER İBADETLERE BENZEMEZ

2190- Ebu Umâme (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e geldim ve; bana senden alıp tatbik edebileceğim bir kulluk modeli söyle dedim. O da şöyle buyurdu: “Oruç tut, zira oruç gibi sevabı çok olan bir amel yoktur.” (Müsned: 21122)

2191- Ebu Umâme el Bahîlî (r.a)’nin bildirdiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e şöyle dedim: “Ey Allah’ın Rasûlü! bana öyle bir şey emret ki Allah onunla beni faydalandırsın o da: “Oruca devam et çünkü oruç gibi sevaplı olan bir amel yoktur” buyurdu. (Müsned: 21122)

2192- Ebu Umâme (r.a) Rasûlullah (s.a.v)’e şöyle sormuştu: “Hangi amel daha değerli ve kıymetlidir?” Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Oruç tutmaya devam et çünkü sevap yönünden onun bir dengi yoktur.” (Müsned: 21122)

2193- Ebu Umâme (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü!” dedim. Bana bir amel emret ki onu yapayım o da şöyle buyurdu: “Oruç tutmaya bak çünkü sevap kazanmak yönünden onun bir dengi yoktur.” (Müsned: 21122)

2194- Muaz b. Cebel (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Oruç bir kalkandır.” (Müslim, Sıyam: 30; Buhârî, Savm: 2)

2195- Muaz b. Cebel (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Oruç bir kalkandır.” (Müslim, Sıyam: 30; Buhârî, Savm: 2)

2196- Muaz b. Cebel (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Oruç bir kalkandır.” (Müslim, Sıyam: 30; Buhârî, Savm: 2)

2197- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Oruç bir kalkandır.” (Müslim, Sıyam: 30; Buhârî, Savm: 2)

2198- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Oruç bir kalkandır.” (Müslim, Sıyam: 30; Buhârî, Savm: 2)

2199- Amir b. Sa’saa (r.a)’nın haber verdiğine göre, Osman b. ebil Âs, içilsin diye süt getirmişti. Mutarrif’te ben oruçluyum dedi. Bunun üzerine Osman dedi ki: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Oruç sizden birinizin savaşın tehlikelerinden korunduğu bir kalkan gibidir.” (Müslim, Sıyam: 30; Buhârî, Savm: 2)

2200- Mutarrif (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Osman b. Ebil Âsın yanına gitmiştim, biraz süt getirmişti de ben oruçluyum demiştim. O da şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v)’den şöyle derken işittim: “Oruç; savaşın tehlikelerinden sizi koruyan kalkan gibi sizi ateşten koruyan bir kalkandır.” (Müslim, Sıyam: 30; Buhârî, Savm: 2)

2201- Ebu Ubeyde (r.a) şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Dedi kodu ile sevabını kaçırmaz ise oruç bir kalkandır.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

2202- Aişe (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Oruç, kişiyi ateşten koruyan bir kalkandır. Oruçlu olan bir kimse cahilce hareketler yapmasın başka bir kimse oruçluya cahilce hareketler yapıp sataşırsa ona kötü söylemesin, sövmesin ve ben oruçluyum desin. Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha iyidir.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)

2203- Aişe (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Oruç kişiyi ateşten koruyan bir kalkandır. Oruçlu olan bir kimse cahilce hareketler yapmasın başka bir kimse oruçluya cahilce hareketler yapıp sataşırsa ona kötü söylemesin, sövmesin ve ben oruçluyum desin. Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha iyidir.” (İbn Mâce, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 30)

2204- Sehl b. Sa’d (r.a) Peygamber (s.a.v)’den şöyle nakletmiştir: “Oruçlular için Cennette bir kapı vardır ki adı Reyyan’dır. Oruçlulardan başkası o kapıdan giremez, oruç tutanların sonuncusu o kapıdan girince o kapı kapanır, o kapıdan girenler bir şeyler içerler, bir daha asla susuzluk nedir bilmezler.” (Buhârî, Savm: 4; Tirmizî, Menakıb: 16)

2205- Sehl (r.a) bize aktararak şöyle dedi: “Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Kıyamet günü, oruçlular nerede diye seslenilir ve onlara Reyyan kapısından girmez misiniz buyurun denilir. O kapıdan girenler asla susuzluk çekmezler, onlar o kapıdan girince kapı kapanır, o oruçlulardan başka hiçbir kimse o kapıdan içeri giremez.” (Buhârî, Savm: 4; Tirmizî, Menakıb: 16)

2206- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Allah rızası için ikişer ikişer sadaka verirse Cennet kapılarında “Ey Allah’ın kulu buraya gel, burada büyük hayır vardır” denilir. O kimse çok namaz kılan kimselerden ise namaz kapısından çağrılır. Cihadı seven ve cihad yolunda biri ise cihad kapısından çağrılır. Sadaka verenlerden ise sadaka kapısından çağrılır. Oruç tutmayı sevenler çok oruç tutanlar ise Reyyan kapısından çağrılacaklardır.” Ebu Bekir es Sıddîk: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bir kimsenin bu kapıların birinden çağrılması zaruri midir? Bir kişi bu kapıların hepsinden de çağrılabilir mi?” Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Evet çağrılabilir, senin böylece tüm kapılardan çağrılacağını ümid ederim.” (Tirmizî, Menakıb: 16; Buhârî, Savm: 4)

2207- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile beraber çıkmıştık, biz genç idik evlenme imkanımız yoktu. Bize şöyle buyurdu: “Ey gençler evlenmeniz gerekir. Zira evlilik gözü haramdan korur iffeti de korur. Evlenmeye gücü yetmeyenler oruç tutsun çünkü oruç şehevî arzuları azaltır.” (Tirmizî, Menakıb: 16; Buhârî, Savm: 4)

2208- Alkame (r.a)’den rivâyete göre, İbn Mes’ud; Arafat’ta, Osman ile karşılaştı, onunla yalnız kalıp ona bir şeylerden bahsetti. Osman da İbn Mes’ud’a, dedi ki: Sevdiğin bir genç kızla seni evlendireyim. Bunun üzerine Abdullah, Alkame’yi çağırarak şu hadisi söyledi: Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Evlenmeye gücü yetenleriniz evlensin çünkü evlilik gözü haramdan sakındırır. İffeti korur. Evlenmeye gücü yetmeyenler ise oruç tutsun çünkü oruç şehevî arzuları azaltır.” (Tirmizî, Menakıb: 16; Buhârî, Savm: 4)

2209- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kimin evlenmeye gücü yeterse mutlaka evlensin imkan bulamaz ise oruç tutsun çünkü oruç şehevi arzuları azaltır.” (Tirmizî, Menakıb: 16; Buhârî, Savm: 4)

2210- Abdurrahman b. Yezid (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Yanımızda Alkame, Esved ve birkaç kişi olduğu halde Abdullah’ın yanına girdik. O bize bir hadis anlattı. Bu hadisi sadece benim için anlattığını anladım, aralarında en genç olanı ben idim. Hadis şöyle idi. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ey gençler topluluğu, evlenmeye gücü yeteniniz mutlaka evlensin çünkü evlenmek gözü haramdan sakındırır, iffeti korur.” (Tirmizî, Menakıb: 16; Buhârî, Savm: 4)

2211- Alkame (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Mes’ud’la beraberdik. O da Osman’ın yanında idi. Osman dedi ki: Rasûlullah (s.a.v) bir gurup gencin yanına çıkmıştı ve şöyle buyurmuştu: “Evlenmeye gücü yeteniniz mutlaka evlensin çünkü evlilik gözü haramdan sakındırır ve iffeti korur. Kimin de evlenmeye gücü yetmezse, oruç onun için şehevi arzuları azaltır.” (Müsned: 388)

44- ALLAH İÇİN BİR GÜN ORUÇ TUTAN KİMSENİN SEVABI

2212- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Allah rızası için bir gün oruç tutarsa, Allah o bir günlük oruca karşılık o kimsenin yüzünü yetmiş yıl ateşten uzaklaştırır.” (İbn Mâce, Sıyam: 34; Müslim, Sıyam: 31)

2213- Ebu Said el Hudrî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Allah yolunda onun rızasını kazanmak için bir gün oruç tutarsa, o tuttuğu bir gün oruç sebebiyle Allah yetmiş yıl ateşle arasını uzak tutar.” (İbn Mâce, Sıyam: 34; Müslim, Sıyam: 31)

2214- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Allah’ın rızasını kazanma yolunda bir gün oruç tutarsa, Allah o kimseyi yetmiş yıl ateşten uzak tutar.” (İbn Mâce, Sıyam: 34; Müslim, Sıyam: 31)

2215- Ebu Said (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Allah’ın rızasını kazanma yolunda bir gün oruç tutarsa, Allah onun yüzünü yetmiş yıl ateşten uzaklaştırır.” (İbn Mâce, Sıyam: 34; Müslim, Sıyam: 31)

2216- Ebu Said (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’den şöyle işitmiştir: “Hiçbir kul yoktur ki Allah o kulun tuttuğu bir günlük oruca bedel onun yüzünü yetmiş yıl ateşten uzaklaştırmasın.” (İbn Mâce, Sıyam: 34; Müslim, Sıyam: 31)

2217- Ebu Said el Hudrî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Allah’ın rızasını kazanma yolunda bir gün oruç tutarsa, Allah’ta o kimseyi yetmiş yıl ateşten uzaklaştırır.” (İbn Mâce, Sıyam: 34; Müslim, Sıyam: 31)

2218- Ebu Said el Hudrî (r.a) Rasûlullah (s.a.v)’den şöyle işitmiştir: “Kim Allah’ın rızasını kazanmak için bir gün oruç tutarsa, Allah’ta o kimseyi yetmiş yıl ateşten uzaklaştırır.” (İbn Mâce, Sıyam: 34; Müslim, Sıyam: 31)

45- ALLAH RIZASI İÇİN TUTULAN ORUÇ KİŞİYİ ATEŞTEN UZAKLAŞTIRIR MI?

2219- Ebu Said el Hudrî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bir kul Allah’ın rızasını kazanma yolunda bir gün oruç tutarsa, Allah o kimsenin yüzünü yetmiş yıl ateşten uzaklaştırır.” (İbn Mâce, Sıyam: 34; Müslim, Sıyam: 31)

2220- Ebu Said el Hudrî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kim Allah rızasını kazanma yolunda bir gün oruç tutarsa, bu bir günlük orucu karşıladığında Allah onun yüzünü yetmiş yıl ateşten uzak tutar.” (İbn Mâce, Sıyam: 34; Müslim, Sıyam: 31)

2221- Ebu Said el Hudrî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Allah rızasını kazanma yolunda bir gün oruç tutarsa, bu oruç yüzünden Allah onun yüzünü yetmiş yıl ateşten uzak tutar.” (İbn Mâce, Sıyam: 34; Müslim, Sıyam: 31)

2222- Ukbe b. Âmir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim Allah’ın rızasını kazanma yolunda bir gün oruç tutarsa, Allah o kimseyi yüz yıllık yoldan Cehennemden uzaklaştırır.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

46- YOLCULUKTA ORUÇ TUTULUR MU?

2223- Ka’b b. Âsım (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Yolculukta oruç tutmak iyi Müslüman olmak demek değildir.” (İbn Mâce, Sıyam: 11; Dârimi, Sıyam: 16)

2224- Said b. Müseyyeb (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Yolculukta oruç tutmak iyi Müslüman olmak demek değildir.” (İbn Mâce, Sıyam: 11; Dârimi, Sıyam: 16)

47- YOLCULUKTA ORUÇ TUTMAK İBADET SAYILMAZ

2225- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) insanların bir adamın başına toplandıklarını gördü ve ne olduğunu sordu. Oradakiler oruç onu halsiz bırakmış dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Yolculukta oruç tutmak ibadet sayılmaz.” (İbn Mâce, Sıyam: 11; Dârimi, Sıyam: 16)

2226- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir ağacın gölgesinde su ile serinletilen bir adama rastladı ve: “Arkadaşınıza ne oldu?” buyurdu. Oradakiler: “Oruçluydu” dediler. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Yolculukta oruç tutmanız ibadetten değildir. Ruhsata sarılın; Allah’ın sizin için tanıdığı bir kolaylık var onu kabul edip kullanın.” (İbn Mâce, Sıyam: 11; Dârimi, Sıyam: 16)

48- YOLCULUKTA RUHSAT TERCİH EDİLİP ORUÇ TUTULMAMALI?

2227- Câbir b. Abdullah’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: ”Yolculukta oruç tutmak iyi Müslüman olmak demek değildir. Allah’ın sizin için tanıdığı kolaylık ruhsatını kabul edin ve yolculukta oruç tutmayın.” (İbn Mâce, Sıyam: 11; Dârimi, Sıyam: 16)

2228- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Yolculukta oruç tutmak iyi Müslüman olmak demek değildir.” (İbn Mâce, Sıyam: 11; Dârimi, Sıyam: 16)

49- YOLCULUKTA ORUÇ TUTMAK ALLAH’A İSYAN ETMEK MİDİR?

2229- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v), yolculuk süresince (oruç tuttuğu için) gölgelendirilen bir adam gördü de: “Yolculukta oruç tutmak iyi Müslüman olmak demek değildir” buyurdu. (İbn Mâce, Sıyam: 11; Dârimi, Sıyam: 16)

2230- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), fetih yılı Ramazan ayında Mekke’ye doğru yola çıktı. Kendisi de ashabı da oruçlu idiler. Kura’ül Gamim denilen yere geldiklerinde, Rasûlullah (s.a.v)’e, oruç sebebiyle ashabının zahmet çektikleri haberi ulaştı. İkindiden sonra bir bardak su istedi ve içti. Müslümanlar, Rasûlullah (s.a.v)’e bakıyorlardı, bazıları oruçlarını bozdu bazısı ise oruca devam ettiler. Bir kısım kimselerin oruçlu olduklarını duyunca: “Onlar asi oldular” buyurdu. (Müslim, Sıyam: 5; Tirmizî, Savm: 18)

2231- Ebu Hüreyre (r.a) rivâyete göre, şöyle demiştir: Merrüz Zahran denilen yerde Rasûlullah (s.a.v)’e yemek getirildi. Rasûlullah (s.a.v), Ebu Bekir ve Ömer’e: “Gelin ve yiyin” buyurdu. O ikisi de: “Biz oruçluyuz” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Arkadaşlarınızın yüküne yardım edin ve onlara yardımcı olun” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

50- ALLAH YOLCULUKTA ORUCU VE NAMAZIN YARISINI KALDIRMIŞTIR

2232- Amr b. Ümeyye ed Damri (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir yolculuk dönüşünde Rasûlullah (s.a.v)’in yanına geldim. Ey Ebu Ümeyye biraz bekle de yemek yiyelim dedi. Ben oruçluyum dedim. Rasûlullah (s.a.v) gel yaklaş yolculuk hakkında bilgi vereyim dedi ve şöyle buyurdu: “Allah yolcudan oruç yükünü kaldırdı, namazı da yarıya indirdi.” (Dârimi, Savm: 17)

2233- Amr b. Ümeyye ed Damrî (r.a) babasından aktararak şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v)’in yanına geldim, Rasûlullah (s.a.v) bana dedi ki: “Biraz bekle de yemek yiyelim.” Ben de: “Oruçluyum” dedim. Yine buyurdular ki: “Gel yolculuk hakkında sana bilgi vereyim” dedi ve şöyle buyurdu: “Allah yolcudan orucu kaldırdı, namazı da yarıya indirdi.” (Dârimi, Savm: 17)

2234- Yine Amr b. Ümeyye ed Damrî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir sefer dönüşü Rasûlullah (s.a.v)’in yanına gelmiştim, selâm verdim, gitmek için çıkarken buyurdular ki: “Biraz bekle birlikte yemek yiyelim.” Ben de: “Ey Allah’ın Peygamberi, ben oruçluyum” dedim. Yine buyurdular ki: “Gel yolculuk hakkında sana bilgi vereyim; Allah yolcudan orucu kaldırdı, namazı da yarıya indirdi.” (Dârimi, Savm: 17)

2235- Ebu Umeyye ed Damrî (r.a)’nin anlattığına göre, bir yolculuk dönüşünde Rasûlullah (s.a.v)’in yanına gelmişti. Peygamber (s.a.v)’de: “Ey Ümeyye biraz bekle de yemek yiyelim” demişti. Ben de: “Oruçluyum” dedim. Yine buyurdu ki: “Yaklaş ta sana yolculuk hükümlerinden haber vereyim: Allah yolcudan oruç yükünü kaldırdı. Namazı da yarıya indirdi” buyurdu. (Dârimi, Savm: 17)

51- YOLCULUK SIKINTILARINDAN DOLAYI ALLAH KOLAYLIKLAR SAĞLIYOR

2236- Ebu Umeyye ed Damrî (r.a)’nin haber verdiğine göre, bir sefer dönüşü oruçlu iken Rasûlullah (s.a.v)’in yanına gelmişti. Rasûlullah (s.a.v)’de ona: “Biraz bekle de birlikte yemek yiyelim” demişti. O da oruçlu olduğunu söyleyince, Rasûlullah (s.a.v): “Gel de yolculuk hakkında sana bilgi vereyim demişti ve şöyle buyurdu: “Allah yolcudan oruç yükünü kaldırdı namazı da yarıya indirdi.” (İbn Mâce, Sıyam: 12; Tirmizî, Sıyam: 21)

2237- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Allah yolcudan namazın yarısını ve orucu kaldırdı. Hamile ve emziren kadından da orucu kaldırdı.” (İbn Mâce, Sıyam: 12; Tirmizî, Sıyam: 21)

2238- Eyyüb (r.a)’tan rivâyete göre, Kuşeyr’den ihtiyar bir adam amcasından naklederek şöyle diyor: Amcam, devesi üzerinde Rasûlullah (s.a.v)’in yanına varmış ve Rasûlullah (s.a.v)’de o sırada yemek yemekteymiş. Rasûlullah (s.a.v): “Gel yaklaş sen de ye” buyurmuş. Amcam da: “Ben oruçluyum” demiş. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuş: “Allah, yolculuk yapandan namazın yarısını ve orucu kaldırmıştır. Hamile ve emziren kadından da yine orucu kaldırmıştır.” (İbn Mâce, Sıyam: 12; Tirmizî, Sıyam: 21)

2239- Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Benim için alınan deveye binip Rasûlullah (s.a.v)’in yanına gelmiştim. Rasûlullah (s.a.v) yemek yiyordu beni yemeğine buyur etti. Ben de oruçluyum dedim. Bunun üzerine tekrar şöyle buyurdu: “Yaklaş yolculuk hakkında sana bir şeyler söyleyeyim; Allah yolcudan orucu ve namazın da yarısını kaldırmıştır.” (İbn Mâce, Sıyam: 12; Tirmizî, Sıyam: 21)

2240- Ebu Kılabe (r.a) bir adamdan rivâyet ederek şöyle diyor: Bir ihtiyacım için Rasûlullah (s.a.v)’e geldim yemek yiyordu. Yemeğe beni buyur etti. Ben de oruçluyum dedim. Yine buyurdu ki: “Gel de oruç tutmaktan sana haber vereyim” dedi. Ve şöyle buyurdu: “Allah yolcudan namazın yarısını ve orucu kaldırmıştır. Hamile ve çocuk emziren kadınlara da oruç tutamıyorlarsa ruhsat vermiştir.” (İbn Mâce, Sıyam: 12; Tirmizî, Sıyam: 21)

2241- Belharişli bir adam babasından naklederek şöyle diyor: Ben yolcu ve oruçlu idim. Peygamber (s.a.v)’in yanına geldim. O yemek yiyordu. “Buyur birlikte yiyelim” dedi. Ben de oruçluyum dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Gel bilmiyor musun? Orucu, Allah’ın misafirden kaldırdığını?” Ben de: “Allah yolcudan neyi kaldırmıştır” dedim. Şöyle buyurdu: “Orucun ve namazın yarısını.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

2242- Belharişli bir adam babasından naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Yolculuk yapıyorduk bu arada Rasûlullah (s.a.v)’in yanına gelmiştik, O yemek yiyordu. Bize de: “Buyurun yemek yiyelim” dedi. Ben de: “Oruçluyum” dedim. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Oruçla alakalı sana bir şeyler haber vereyim: “Allah yolcudan orucu kaldırmış, namazı da yarıya indirmiştir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

2243- Abdullah b. Şıhhîr (r.a) babasından naklederek şöyle diyor: Yolculuk yapıyordum Peygamber (s.a.v)’in yanına uğradım, oruçlu idim. O da yemek yiyordu buyur etti. Ben de: “Oruçluyum” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Allah’ın yolcudan neyi kaldırdığını biliyor musun?” Ben de: “Allah yolcudan neyi kaldırmış” dedim. O da: “Orucu ve namazların yarısını” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

2244- Gaylan (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Kılabe ile beraber bir yolculuğa çıkmıştım yemek hazırlandı, ben de oruçluyum dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v) bir yolculuğa çıkmıştı, yemek hazırlandı ve bir adama: “Buyur beraberce yiyelim” dedi. O kimse de: “Ben oruçluyum” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah yolcudan namazın yarısını ve orucu kaldırmıştır yaklaş ve ye” buyurdu. Ben de yaklaşıp yedim. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

52- YOLCULUKTA ORUÇ TUTMAYANLARIN MÜKAFATI DAHA ÇOKTUR

2245- Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile beraber bir yolculukta idik, aramızda oruç tutanlar da tutmayanlar da vardı. Çok sıcak bir günde mola verdik, gölgelikler yaptık oruçlular bayılıp kaldılar. Oruç tutmayanlar da kalkıp hayvanları suladılar. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bu gün oruç tutmayanlar mükafat almakta oruçlu olanları geçmiştir.” (Müslim, Sıyam: 17; Ebû Davud, Sıyam: 42)

53- YOLCULUKTA ORUÇ TUTAN ORUÇ TUTMAYAN KİMSE GİBİ MİDİR?

2246- Abdurrahman b. Avf (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Yolculukta oruç tutan oruç tutmamış gibidir” denildi. (İbn Mâce, Sıyam: 11)

2247- Abdurrahman b. Avf (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Yolculukta oruç tutan oruç tutmamış gibidir.” (İbn Mâce, Sıyam: 11)

2248- Abdurrahman b. Avf (r.a) babasından naklederek şöyle diyor: “Yolculukta oruç tutan oruç tutmamış gibidir.” (İbn Mâce, Sıyam: 11)

54- ORUÇLU YOLCULUĞA ÇIKINCA ORUCUNU BOZABİLİR

2249- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) Ramazan ayında Mekke’nin fethi için çıkmıştı. Kudayd denilen yere gelince bir bardak süt getirildi, onu içerek orucunu bozdu. Ashabı da oruçlarını bozdular. (Müslim, Sıyam: 15; Müsned: 2520)

2250- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Mekke fethi için Medine’den çıkarken oruçlu idi. Kudeyd denilen yere gelince orucunu bozdu ve Mekke’ye oruçsuz geldi. (Müslim, Sıyam: 15; Müsned: 2520)

2251- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre: Rasûlullah (s.a.v) bir yolculukta oruç tutmuştu. Kudeyd denilen yere gelince bir bardak süt istedi. Ondan içerek orucunu bozdu, ashabı da O’na bakarak oruçlarını bozdular. (Müslim, Sıyam: 15; Müsned: 2520)

55- YOLCULUKTA YOLCU ORUÇ TUTUP TUTMAMAKTA SERBESTTİR

2252- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Ramazan ayında Mekke’nin fethi için çıktığında oruçlu idi. Usfan denilen yere geldiğinde, bir bardak meşrubat getirtti ve içti. (Şu’be bu olay Ramazan da olmuştu diyor) İbn Abbas ise, dileyen oruç tuttu dileyen tutmadı diyor. (Müslim, Sıyam: 15; Müsned: 2520)

2253- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Ramazan ayında (Mekke fethi için) yola çıkmıştı oruçlu idi. Usfan denilen yere gelince bir kap meşrubat getirtti, güpe gündüz halkın gözü önünde içti ve orucunu bozdu. (Müslim, Sıyam: 15; Müsned: 2520)

2254- Avvam b. Havşeb (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Mücahid’e yolculukta oruç tutmanın durumunu sormuştum, o da şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v) yolculukta bazen tutar bazen de iftar ederdi.” (Müslim, Sıyam: 15; Müsned: 2520)

2255- Mücahid (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) Ramazan ayında oruç tutar yolculuğa çıkmış ise tutmazdı. (Müslim, Sıyam: 15; Müsned: 2520)

56- YOLCULUKTA ORUÇ TUTMAK VE TUTMAMAK SERBESTTİR

2256- Hamza b. Amr el Eslemî (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’e yolculukta oruç tutmanın hükmünü sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Dilersen tutarsın dilersen tutmazsın” buyurdu. (İbn Mâce, Sıyam: 10)

2257- Hamza (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e yolculukta oruç tutmanın hükmünü sordum. Şöyle buyurdu: “Oruç tutmak istersen oruç tut oruç tutmak istemezsen tutmayabilirsin.” (İbn Mâce, Sıyam: 10)

2258- Hamza b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e yolculukta oruç tutmanın hükmünü sormuştum. O da şöyle buyurmuştu: “Oruç tutmak istersen tutarsın oruç tutmak istemezsen tutmayabilirsin.” (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)

2259- Hamza b. Amr el Eslemî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! benim yolculukta oruç tutmaya gücüm yeter” dedim. O da şöyle buyurdu: “İstersen tut istersen tutma.” (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)

2260- Hamza b. Amr (r.a) Rasûlullah (s.a.v)’e yolculukta oruç tutmanın hükmünü sormuştu da Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Tutmak istersen tutarsın tutmak istemiyorsan tutmayabilirsin.” (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)

2261- Hamza b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) zamanında arka arkaya oruç tutan biriydim. Bu yüzden Rasûlullah (s.a.v)’e sordum. “Yolculukta da oruç tutabilir miyim?” O da şöyle buyurdu: “Dilersen tut dilersen tutma.” (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)

2262- Hamza (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben devamlı oruç tutabilen biriyim, yolculukta da aynı şekilde tutabilir miyim?” dedim. O da şöyle buyurdu: “İstersen tut istersen tutma.” (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)

2263- Hamza b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, bizzat kendisi Rasûlullah (s.a.v)’e sordu; kendisi yolculuklarda oruç tutan biriydi. Rasûlullah (s.a.v): “İstersen tut istersen tutma!” buyurdu. (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)

57-YOLCULUKTA ORUÇ TUTULABİLİR VE TUTULMAYABİLİR

2264- Hamza b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, kendisi Rasûlullah (s.a.v)’e şöyle demiştir: “Yolculukta oruç tutmaya gücüm yetiyor, acaba oruç tutarsam günaha girmiş olur muyum?” Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Yolculukta oruç tutmamak Allah tarafından verilmiş bir ruhsattır. Kim bu ruhsatı kullanırsa iyi bir iş yapmış olur, oruç tutmak isteyene de hiçbir günah yoktur.” (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)

2265- Hamza b. Amr el Eslemî (r.a) Rasûlullah (s.a.v)’e: “Yolculukta oruç tutabilir miyim?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Dilersen tut dilersen tutma” buyurdu. (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)

2266- Hamza b. Amr (r.a) Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ben çok oruç tutan biriyim, bu sebeple yolculukta da oruç tutabilir miyim?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Dilersen tutarsın dilersen tutmazsın.” (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)

2267- Aişe (r.anha)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Hamza, Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben çok oruç tutan biriyim. Yolculukta oruç tutabilir miyim?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Dilersen tutarsın, dilersen tutmazsın” buyurdu. (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)

2268- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Hamza, Rasûlullah (s.a.v)’e: “Yolculukta oruç tutuyorum ne dersiniz” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Dilersen tut dilersen tutma” buyurdular. (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)

2269- Yine Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Hamza el Eslemî Rasûlullah (s.a.v)’e: Yolculukta oruç tutmanın hükmünü sormuştu -Hamza kendisi çok oruç tutan biriydi- Rasûlullah (s.a.v)’de: “Dilersen tut dilersen tutma” buyurdular. (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)

58- YOLCULUKTA İSTEYEN ORUÇ TUTABİLİR

2270- Ebu Said (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ramazanda yolculuk ederdik. Kimimiz oruç tutar kimimiz tutmazdı. Tutan tutmayanı tutmayan da tutanı ayıplamazdı. (Müslim, Sıyam: 15; Tirmizî, Savm: 19)

2271- Ebu Said (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte yolculuğa çıkardık. Bizden oruç tutanlar olduğu gibi oruç tutmayanlarda olurdu. Oruç tutanlar tutmayanları tutmayanlar da tutanları ayıplamazdı. (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)

2272- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte yolculuğa çıkardık. Bir kısmımız oruç tutar bir kısmımız tutmazdı. (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)

2273- Ebu Said ve Câbir b. Abdullah (r.anhüma)’dan rivâyete göre, şöyle demişlerdir: Rasûlullah (s.a.v) ile birlikte yolculuğa çıkardık. Oruç tutan orucunu tutar, tutmayan da tutmazdı. Böylece ne oruç tutan tutmayanı nede tutmayan tutanı ayıplardı. (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)

59- YOLCULUKTA ORUCA BAŞLAYAN GEREKİRSE ORUCUNU BOZABİLİR

2274- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Mekke fethi yılı Ramazanda oruçlu olarak yola çıktı. Kedîd denilen yere gelince orucunu bozdu. (Müslim, Sıyam: 15)

60- YOLCULUKTA ORUÇ TUTMADA SERBESTLİK

2275- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) oruçlu iken yolculuğa çıktı. Ufsan denilen yere gelince bir kapla meşrubat istedi. İnsanlar görecek şekilde gündüzleyin ondan içti ve böylece iftar etmiş oldu ve Mekke’ye böylece girdi ve Mekke’yi Ramazan ayında fethetti. İbn Abbas diyor ki: Rasûlullah (s.a.v) yolculukta oruç tuttu ve orucunu bozdu. Dileyen oruç tuttu dileyen de tutmadı. (Müslim, Sıyam: 15; Müsned: 2520)

61- HAMİLE VE SÜT EMZİREN KADINLAR ORUÇ TUTMAYABİLİR

2276- Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, bir adam Medine’ye Rasûlullah (s.a.v)’in yanına geldi. Peygamber (s.a.v) yemek yiyordu. Peygamber (s.a.v) onu buyur etti. O da: Ben oruçluyum dedi. Peygamber (s.a.v)’de ona: “Allah yolculuk yapan kimseden orucu ve namazın yarısını kaldırmıştır. Ayrıca hamile ve çocuk emziren kadından da orucu kaldırmıştır” buyurdu. (Dârimi, Savm: 17; İbn Mâce, Sıyam: 12)

62- BAKARA SÛRESİ 184. AYETİNİN TEFSİRİ

2277- Seleme b. Ekva (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Sayılı günlerde oruç… Ancak sizden kim hasta veya seyahatte olursa tutamadığı günler sayısı kadar başka günlerde tutar. Oruç tutmaya gücü yetmeyenlere veya zorla güç yetirip de orucu yiyenlerin üzerine fidye vermesi bir yükümlülüktür” ayeti nazil olunca, bizden bazı kimseler oruçlarını bozup fidye veriyorlardı. Daha sonra bir sonraki ayet nazil oldu ve bu uygulamayı değiştirdi. (Ebû Davud, Savm: 1; Müslim, Sıyam: 25)

2278- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, “Orucu tutmaya gücü yetmeyenlere bir yoksul doyurman gereklidir” ayetindeki “Yutîkûnehü” kelimesi oruç kendilerine zor gelen kimseler demektir. “Fidyetü taamu miskîn” demek bir yoksulu doyuracak fidye miktarıdır. “Femen tetavvea hayran” demek fakir ve yoksulu doyurma konusunda fazladan gönlünden koparak iyilik ve ikramı artırırsa demektir. Bu ayet neshedilmiş değildir. “Bu onun için daha hayırlıdır” oruç tutması daha hayırlıdır demektir. Bu ayeti kerimede sadece oruç tutmaya güç yetiremeyenlere ve şifa bulmayan hastalar için ruhsat vardır. (Ebû Davud, Sayım: 1; Müslim, Sıyam: 25)

63- HAYIZLI KADINLARDAN DA ORUÇ KALDIRILMIŞTIR

2279- Muaze-tül Adeviyye (r.anha)’dan rivâyete göre, kadının birisi Aişe’ye: “Hayızlı kadın hayızdan temizlenince namazı kaza eder mi” diye sordu. Aişe (r.anha)’da: “Sen harici denilen haruralı kimselerden misin?” Biz Rasûlullah (s.a.v) zamanında hayız görüp temizlenince, Rasûlullah (s.a.v) orucu kaza etmemizi namazları ise kaza etmemiz gerekmediğini bize emretti. (Ebû Davud, Sıyam: 1; Müslim, Sıyam: 25)

2280- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Eğer hayızlı olmamdan dolayı Ramazan orucundan tutamadığım oruç olursa (on bir ay sonra) Şaban gelince kaza ederdim. (Tirmizî, Savm: 66; Müslim, Hayz: 15)

64- AŞURA ORUCU HAKKINDA RASÛLULLAH (S.A.V) NE DEMİŞTİ?

2281- Muhammed b. Sayfıy (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), aşura günü şöyle buyurdu: “Aranızda bu gün oruç tutmayan kimse var mı?” Oradakiler: “Oruç tutan da var tutmayan da” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Gününüzün geri kalan kısmını oruçlu olarak tamamlayınız. Etrafınızdaki yerlere de haber gönderiniz, onlar da kalan günlerini oruçla tamamlasınlar” buyurdu. (İbn Mâce, Sıyam: 41; Müslim, Sıyam: 21)

65- GÜNÜN YARISINDA DA ORUÇ TUTULUR MU?

2282- Seleme (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir adama: “Aşura gününde ilân et hiçbir şey yemeyen oruca niyet etsin, diğer kimseler de günün kalan kısmını oruçla tamamlasın” buyurdu. (İbn Mâce, Sıyam: 41; Müslim, Sıyam: 21)

66- YEMEK BULUNMADIĞINDA RASÛLULLAH (S.A.V) NE YAPARDI?

2283- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir gün Rasûlullah (s.a.v) yanımıza geldi ve: “Yanınızda yiyecek bir şeyler var mı?” buyurdu. Ben de: “Hayır” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Öyleyse ben bugün oruçluyum” buyurdu. Rasûlullah (s.a.v) ondan sonra başka bir gün bana tekrar uğradı, bana hays denilen bir yemek hediye edilmişti, ben de onun bir kısmını Rasûlullah (s.a.v)’e ayırmıştım çünkü Rasûlullah (s.a.v) o yemeği severdi. Aişe şöyle diyor: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bana hays yemeği hediye edilmişti ondan sana birazını saklamıştım” dedim. Rasûlullah (s.a.v): “Getir, çünkü ben oruçlu olarak sabahladım” buyurdu. O yemekten yedi ve şöyle buyurdu: “Nafile oruç tutan kimse malından bir şeyler çıkaran adam gibidir, dilerse dilediği kadar verir ve sevabını artırır dilerse vermez.” (Müslim, Sıyam: 32; Tirmizî, Savm: 35)

2284- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir defasında Rasûlullah (s.a.v) evime geldi ve: “Yiyecek bir şey var mı?” diye sordu. Ben de: “Hiçbir şey yoktur” dedim. Bu sefer, “Öyleyse ben oruçluyum” dedi. Aişe diyor ki: Rasûlullah (s.a.v) sonra bir daha geldi, o arada bana hediye olarak hays yemeği getirilmişti. Rasûlullah (s.a.v)’a onu getirdim, O da ondan yedi. Ben hayret ettim ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! Biraz önce geldiğinde oruçluyum dedin şimdi ise yiyorsun” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Evet Ey Âişe, Ramazan ayı dışında oruç tutan kimsenin durumu –tuttuğu oruç Ramazan’ın kazası değilse – aynen malından sadaka olmak üzere bir miktar ayıran kimsenin durumu gibidir. İsterse o ayırdığından hepsini verir isterse elinde tutar.” (Müslim, Sıyam: 32; Tirmizî, Savm: 35)

2285- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bazen gelir ve: “Yanınızda yiyecek bir şey var mı?” diye sorardı. Biz de: “Hayır yok” derdik. O da: “Öyle ise ben oruçluyum” derdi. Bir gün gelmişti bana da hays yemeği hediye edilmişti yine: “Yanında yiyecek bir şeyler var mı?” buyurdu. Biz de: “Evet” dedik. Hays yemeği hediye edilmişti. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Fakat ben oruç tutmak için sabahlamıştım” dedi ve ondan yedi. (Müslim, Sıyam: 32; Tirmizî, Savm: 35)

2286- Mü’minlerin annesi Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bir gün bize geldi ve biz Ona şöyle dedik: “Bize hays yemeği hediye olarak gönderilmiş Sana da ondan biraz ayırmıştık.” Rasûlullah (s.a.v): “Oruçluyum” dedi. Ve onunla iftar ederek orucunu bozdu. (Müslim, Sıyam: 32; Tirmizî, Savm: 35)

2287- Mü’minlerin annesi Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) yanıma oruçlu olduğu halde gelir ve: “Yanınızda yiyecek bir şeyler var mı?” derdi. Biz de: “Hayır” deyince, “Öyleyse ben oruçluyum” derdi. Ondan sonra tekrar geldiğinde biz kendisine dedik ki: “Bize bir yemek hediye edildi.” Bunun üzerine: “Nedir o” dedi. Ben de: “Hays yemeğidir” dedim. O da: “Oruçlu idim” dedi ve ondan yedi. (Müslim, Sıyam: 32; Tirmizî, Savm: 35)

2288- Mü’minlerin annesi Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Günlerden bir gün Rasûlullah (s.a.v) yanıma gelmişti ve: “Yanınız da yiyecek bir şeyler var mı?” demişti. Biz de: “Hayır” deyince: “Öyleyse ben oruçluyum” dedi. (Müslim, Sıyam: 32; Tirmizî, Savm: 35)

2289- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir gün kendisine geldi ve: “Yanınızda yiyecek bir şeyler var mıdır?” dedi. Ben de: “Hayır yoktur?” deyince: “Öyleyse ben oruçluyum” dedi. Bir başka gün yine gelmişti. Aişe şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bize hays yemeği hediye edilmişti Rasûlullah (s.a.v)’de onu getirtti ve: “Ben oruçlu olarak sabahlamıştım” diyerek ve ondan yedi. (Müslim, Sıyam: 32; Tirmizî, Savm: 35)

2290- Mü’minlerin annesi Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bir gün geldi: “Yanında yiyecek bir şeyler var mı?” dedi. Ben de: “Hayır yoktur” dedim. O zaman: “Öyleyse ben oruçluyum” dedi. Bir başka sefer tekrar geldi. Ben de: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bize hays yemeğinden hediye gelmişti” dedim. O da: “Öyleyse orucu bozayım çünkü ben oruca niyetlenmiştim” buyurdu. (Müslim, Sıyam: 32; Tirmizî, Savm: 35)

67- ORUCA NİYET NE ZAMAN EDİLMELİ

2291- Hafsa (r.anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim fecirden önce geceleyin oruca niyet etmezse o kimsenin orucu yok sayılır.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)

2292- Yine Hafsa (r.anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim fecir vaktinden önce tutacağı oruca niyet etmezse o kimsenin orucu yok sayılır.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)

2293- Hafsa (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim güneş doğmadan önce oruca niyetlenmez ise onun orucu yok sayılır.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)

2294- Hafsa (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Geceleyin oruca niyet etmeyenin orucu yoktur.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)

2295- Hafsa (r.anha) şöyle demiştir: “Kim geceleyin oruca niyetlenmezse onun orucu yoktur.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)

2296- Peygamber (s.a.v)’in hanımı Hafsa (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Fecirden önce oruca niyetlenmeyenin orucu yoktur.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)

2297- Hafsa (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Fecirden önce oruca niyetlenmeyenin orucu yoktur.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)

2298- Yine Hafsa (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Fecirden önce oruca niyet etmeyenin orucu yoktur.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)

2299- Yine Hafsa (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Fecirden önce oruca niyet etmeyenin orucu yoktur.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)

2300- Yine Hafsa (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Fecirden önce oruca niyet etmeyenin orucu yoktur.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)

2301- Aişe ve Hafsa (ranhüma)’dan rivâyete göre, şöyle demişlerdir: “Fecirden önce oruca niyet etmeyenlerin oruçları yoktur.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)

2302- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Kişi orucuna geceden niyet etmemişse oruç tutmasın.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)

2303- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Fecirden önce oruca niyet etmeyenin orucu yoktur.” (Tirmizî, Savm: 33; İbn Mâce, Sıyam: 26)

68- DAVUD (A.S)’IN ORUCU VE NAMAZI NASILDI?

2304- Amr b. As (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’a oruçların en sevimlisi Davud (a.s)’ın orucudur o bir gün oruç tutar bir gün iftar ederdi. Yine Allah yanında namazların en makbulü Davud’un namazıdır; O, gecenin yarısına kadar uyur, gecenin üçte birinde namaz kılar ve altıda birinde tekrar uyurdu.” (İbn Mâce, Sıyam: 31; Ebû Davud, Savm: 67)

69- RASÛLULLAH (S.A.V)’İN ORUCU NASILDI?

2305- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) Eyyam’ı Biyz denilen her ayın on üç, ön dört ve on beşinde yolculukta ve yolcu olmadığı anlarda hep oruçlu olurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

2306- Yine İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v) öyle oruç tutardı ki, biz hiç iftar etmeyecek ay boyu oruçlu olacak derdik. Bazen de o derece oruç tutmazdı ki, biz bu ay oruç tutmayacak derdik.” (Ebû Davud, Savm: 59; Müslim, Sıyam: 34)

2307- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) oruç tutardı, biz herhalde bu ay hiç iftar etmeyecek derdik. Bazı aylarda da hiç oruç tutmazdı biz yine bu ayda hiç oruç tutmak istemiyor herhalde derdik.” (Ebû Davud, Savm: 59; Müslim, Sıyam: 34)

2308- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in bir gecede Kur’an’ı baştan sona okuduğunu, ve bir gece sabaha kadar namaz kılıp ibadet ettiğini, Ramazan dışında hiçbir ayın tamamını oruçla geçirdiğini bilmiyorum.” (Ebû Davud, Savm: 59; Müslim, Sıyam: 34)

2309- Abdullah b. Şakik (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe’ye: Rasûlullah (s.a.v)’in nasıl oruç tuttuğunu sormuştum. O’da şöyle dedi: “Öyle oruç tutardı ki ay boyu oruç tutacak derdik, bazen de hiç oruç tutmazdı bu ay hiç oruç tutmayacak derdik. Rasûlullah (s.a.v), Medine’ye geldikten sonra Ramazan dışında hiçbir ayı tümüyle oruç tutmuş değildir.” (Ebû Davud, Savm: 59; Müslim, Sıyam: 34)

2310- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in oruç tutmayı en çok sevdiği ay Şaban ayı idi öyle ki; Şaban ayının çoğunu oruçla geçirip Ramazan’a eklerdi.” (Ebû Davud, Savm: 59; Müslim, Sıyam: 34)

2311- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) bazı aylarda öyle oruç tutardı ki bu ay hiç oruca ara vermeyecek derdik. Bazen de hiç oruç tutmazdı bu ay hiç oruç tutmayacak derdik. Rasûlullah (s.a.v) Şaban ayından başka bir ayda bu kadar çok oruç tutmazdı.” (Ebû Davud, Savm: 59; Müslim, Sıyam: 34)

2312- Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre, “Rasûlullah (s.a.v) Şaban ve Ramazan hariç iki ay ardı ardına oruç tutmazdı.” (Tirmizî, Savm: 37; Müslim, Sıyam: 34)

2313- Yine Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre, “Rasûlullah (s.a.v), Şaban ayı dışında senenin hiçbir ayında baştan sona oruç tutmazdı ve onu da Ramazan’a eklerdi.” (Tirmizî, Savm: 37; Müslim, Sıyam: 34)

2314- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), Şaban ayındaki kadar hiçbir ayda oruç tutmazdı. Şaban ayının çoğunu veya tamamını oruçla geçirirdi.” (Tirmizî, Savm: 37; Müslim, Sıyam: 34)

2315- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), Şaban ayının az bir kısmı hariç çoğunu oruçla geçirirdi.” (Tirmizî, Savm: 37; Müslim, Sıyam: 34)

2316- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), Şaban ayının tamamını oruçla geçirirdi.” (Tirmizî, Savm: 37; Müslim, Sıyam: 34)

2317- Üsâme b. Zeyd (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Hiçbir ayda Şaban ayı kadar oruç tuttuğunu görmedim” dedim. O da şöyle buyurdu: “Bu ay Receb’le Ramazan arasında insanların gafil bulundukları bir aydır. O ayda ameller alemlerin Rabbi olan Allah’a arz olunur. Ben de amellerimin oruçlu olduğum halde Allah’a arz olunmasını severim.” (Tirmizî, Savm: 37; Müslim, Sıyam: 34)

2318- Üsâme b. Zeyd (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Sen bazen hiç bırakmayacakmış gibi oruç tutuyor bazen de hiç tutmayacakmış gibi orucu bırakıyorsun ama iki gün mutlaka tutuyorsun” dedim. “Onlar hangileridir” diye sordu. Ben de: “Pazartesi ve Perşembe günleri” dedim. Bu sefer şöyle buyurdu: “O iki gün de ameller alemlerin Rabbine arz olunur. Ben de amellerimin oruçlu iken Allah’a arz olunmasını isterim.” (Ebû Davud, Savm: 60; İbn Mâce, Sıyam: 42)

2319- Üsâme b. Zeyd (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) oruç tutmayı o kadar uzatırdı ki hiç iftar etmeyecek sanırdık. Bazan da hiç oruç tutmazdı ay boyu tutmayacak sanırdık. (Ebû Davud, Savm: 59; Müslim, Sıyam: 34)

2320- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) Pazartesi ve Perşembe günü oruç tutmayı sever ve o günleri dört gözle beklerdi.” (İbn Mâce, Sıyam: 42; Tirmizî, Savm: 44)

2321- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) Pazartesi ve Perşembe günü oruç tutmayı sever ve o günleri dört gözle beklerdi.” (İbn Mâce, Sıyam: 42; Tirmizî, Savm: 44)

2322- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) Pazartesi ve Perşembe günü oruç tutmayı sever ve o günleri dört gözle beklerdi.” (İbn Mâce, Sıyam: 42; Tirmizî, Savm: 44)

2323- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), Pazartesi ve Perşembe günü oruç tutmayı sever ve o günleri dört gözle beklerdi.” (İbn Mâce, Sıyam: 42; Tirmizî, Savm: 44)

2324- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutardı.” (İbn Mâce, Sıyam: 42; Tirmizî, Savm: 44)

2325- Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), her aydan üç gün oruç tutardı, haftanın birinde pazartesi ve perşembeyi oruçla geçirir diğer hafta ise pazartesi günü oruç tutardı. (Ebû Davud, Savm: 69; İbn Mâce, Sıyam: 42)

2326- Hafsa (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) Her ayın ilk haftasının pazartesi ve perşembe günlerini ikinci haftanın da sadece pazartesi gününü oruçla geçirirdi.” (Ebû Davud, Savm: 69; İbn Mâce, Sıyam: 42)

2327- Hafsa (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) yatağına yattığında sağ avucunu yanağının altına koyardı ve pazartesiyle Perşembeleri oruç tutardı.” (Ebû Davud, Savm: 69; İbn Mâce, Sıyam: 42)

2328- Abdullah b. Mesud (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v), her ayın 13,14,15. günleri oruç tutardı. Bazen de Cuma günleri oruç tutmazdı.” (Tirmizî, Savm: 54; Ebû Davud, Savm: 68)

2329- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) bana; iki rekat kuşluk namazı kılmamı, uyumadan önce vitir namazını kılmamı ve her aydan üç gün oruç tutmamı emir buyurdu.” (Tirmizî, Savm: 54; Ebû Davud, Savm: 68)

2330- Ubeydullah (r.a), İbn Abbas’tan şöyle işitmiştir. İbn Abbas’a Aşura orucu sorulmuş o da şöyle cevap vermişti: “Rasûlullah (s.a.v)’in diğer günler içersinde Aşûra gününü aylar içersinde de Ramazan ayını oruçla geçirdiğini biliyorum.” (Buhârî, Savm: 68; Müslim, Sıyam: 20)

2331- Humeyd b. Abdurrahman b. Avf (r.a) şöyle demiştir: Aşûra günü Muaviye’nin minber de şöyle hitap ettiğini işittim: “Ey Medineliler! Alimleriniz nerede… Ben Rasûlullah (s.a.v)’den işittim aşura günü için şöyle diyordu: “Ben bu gün oruçluyum dileyen bu günde oruç tutsun.” (Buhârî, Savm: 68; Müslim, Sıyam: 20)

2332- Huneyde b. Halid (r.a)’in hanımından naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in hanımlarından birinin şöyle dediğini duydum: Rasûlullah (s.a.v), Aşûra günü, Zilhicce ayından dokuz günü, ve her aydan da üç günü oruçla geçirirdi. Bu üç gün o ayın ilk pazartesi günüyle iki Perşembe günleridir.” (Buhârî, Savm: 68; Müslim, Sıyam: 20)

70- DEVAMLI ORUÇ TUTAN HİÇ ORUÇ TUTMAMIŞ GİBİDİR

2333- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Devamlı oruç tutan hiç oruç tutmamış gibidir.” (İbn Mâce, Sıyam: 28; Müslim, Sıyam: 36)

2334- Yine Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Devamlı oruç tutan ne oruç tutmuş ne de tutmamış sayılır.” (İbn Mâce, Sıyam: 28; Müslim, Sıyam: 36)

2335- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle diyor: Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Devamlı oruç tutan kimse oruç tutmuş sayılmaz.” (İbn Mâce, Sıyam: 28; Müslim, Sıyam: 36)

2336- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle diyor: Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Devamlı oruç tutan kimse oruç tutmuş sayılmaz.” (İbn Mâce, Sıyam: 28; Müslim, Sıyam: 36)

2337- Abdullah b. Amr b. As (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Yıl boyu oruç tutan ne oruç tutmuş ne de iftar etmiş sayılır.” (Müslim, Sıyam: 36; Tirmizî, Savm: 56)

2338- Imran (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e; “Ey Allah’ın Rasûlü! Falan kimse devamlı oruç tutuyor denildi de Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “O ne oruç tutmuş ne de tutmamış gibidir.” (İbn Mâce, Sıyam: 28; Müslim, Sıyam: 36)

2339- Mutarrıf b. Abdullah b. Şıhhîr (r.a) babasından naklediyor: Rasûlullah (s.a.v)’e yıl boyu oruç tutan birisinden bahsedilmişti de, şöyle buyurmuştu: “O ne oruç tutmuş sayılır ne de iftar etmiş sayılır.” (İbn Mâce, Sıyam: 28; Müslim, Sıyam: 36)

2340- Yine Mutarrıf b. Abdullah b. Şıhhîr (r.a), babasından naklederek, Rasûlullah (s.a.v)’in yıl orucu tutan hakkında şöyle söylediğini bize bildirmiştir: “O kimse ne oruç tutmuş ne de iftar etmiş sayılır.” (İbn Mâce, Sıyam: 28; Müslim, Sıyam: 36)

71- YIL BOYU DEVAMLI ORUÇ TUTULUR MU?

2341- Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ile beraber gidiyorduk. Bir adama rastladık, oradakiler: Ey Allah’ın Peygamberi! Bu adam şu şu günden beri iftar etmez hep oruçludur dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “O ne oruç tutmuş ne de iftar etmiş sayılır.” (İbn Mâce, Sıyam: 28; Müslim, Sıyam: 36)

2342- Ebu Katade (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’e ne kadar oruç tuttuğu soruldu. Rasûlullah (s.a.v) bu soruya kızdı. Bunun üzerine Ömer b. Hattab: “Rab olarak Allah’ı din olarak İslâm’ı, Peygamber olarak ta Muhammed (s.a.v)’i seçip kabul ettik” dedi. Bu sefer yıl boyu oruç tutmanın durumu soruldu “Oruç tutmamış iftar etmemiş sayılır” veya, “Ne oruç tutmuş ne de iftar etmiştir” buyurdu. (İbn Mâce, Sıyam: 28; Müslim, Sıyam: 36)

72- ORUCA DAYANIKLILIK

2343- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Hamza b. Amr el Eslemî, Rasûlullah (s.a.v)’e sordu: “Ey Allah’ın Rasûlü! ben oruca dayanabilen biriyim, yolculukta da oruç tutabilir miyim?” Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Dilersen tut dilersen tutma.” (İbn Mâce, Sıyam: 10; Müslim, Sıyam: 17)

73- EN UYGUN ORUÇ, HER AYDAN ÜÇ GÜN ORUÇ TUTMAKTIR

2344- Amr b. Şurahbil (r.a) Rasûlullah (s.a.v)’in bir sahabesinden naklediyor ve şöyle diyor: Peygamber (s.a.v)’e yıl orucu tutan birisinden soruldu da şöyle buyurdu: “Yıl boyu bir şey yememiş gibi sayılır.” Yılın üçte birini oruçla geçiren kimsenin durumu soruldu. “O da çoktur” buyurdular. “Yarısını oruçla geçirmeye ne dersin?” denildi. “O da çoktur” buyurdu ve ekledi: “Bakın, gönlünüze en hoş gelebilecek bir oruç modelini haber vereyim mi? Her aydan üç gün oruç tutmaktır.” (Müslim, Sıyam: 17; İbn Mâce, Sıyam: 10)

2345- Amr b. Şurahbil (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ömür boyu oruç tutan bir kimse hakkında ne dersin?” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ömür boyu hiçbir şey yemeden (ölüp gitmesini) arzu ederim.” O adam: “Ya üçte birini oruçlu geçirmeye ne dersin?” deyince: “O da çoktur” buyurdu. Adam: “Yarısını oruçla geçirmek” deyince, Rasûlullah (s.a.v): “O da çoktur” buyurdu ve ekledi: “Dikkat edin gönlünüze en hoş gelecek bir oruç şeklini size haber vereyim mi?” Oradakiler: “Evet söyle” dediler. Bunun üzerine: “Her aydan üç gün oruç tutmaktır” buyurdu. (Müslim, Sıyam: 17; İbn Mâce, Sıyam: 10)

2346- Ebu Katade (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer dedi ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Tüm ömrünü oruçla geçiren kimse hakkında ne dersin?” Rasûlullah (s.a.v): “Ne oruç tutmuş ne tutmamıştır” buyurdu. Ömer: “İki gün oruç tutup bir gün tutmayan hakkında ne dersin” deyince, Rasûlullah (s.a.v): “Buna kimin gücü yeter” buyurdu. Ömer: “Bir gün oruç tutup bir gün tutmayan” kimsenin durumunu sorunca; Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bu Davud Peygamberin orucudur.” Ömer: “Bir gün oruç tutup iki gün iftar etmeyi” sorunca, şöyle buyurdu: “Buna güç yetirebileceğini ümid ederim.” Sonra da: “Her ay üç gün ve senede bir ay Ramazan orucu işte bütün ömrü oruçla geçirmiş gibi tutulan oruç” buyurdular. (Müslim, Sıyam: 17; İbn Mâce, Sıyam: 10)

74- BİR GÜN ORUÇ BİR GÜN İFTAR ETMEK

2347- Abdullah b. Amr (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Oruçların en değerli ve kıymetli olanı Davud (r.a)’ın orucudur. O bir gün oruç tutar bir gün iftar ederdi.” (Ebû Davud, Savm: 67; Buhârî, Savm: 57)

2348- Mücahid (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Amr bana şöyle anlattı: Babam beni asil bir kadınla evlendirmişti. Babam o kadına benden sorunca, o kadın: “Ne güzel bir kimsedir, evlendiğimizden bu yana ne yatağıma geldi ne de gizli yerlerimi araştırdı demiş. Bunun üzerine babam durumu Peygamber (s.a.v)’e anlatmış, Peygamber (s.a.v)’de: “Onu bana getiriniz” buyurmuş. Babamla birlikte Rasûlullah (s.a.v)’in yanına gittim. Rasûlullah (s.a.v): “Orucu nasıl tutuyorsun” diye sordu. Ben de: “Her gün” dedim. “Haftada üç gün tut” buyurdu. Ben: “Bundan daha fazla tutabilirim” dedim. “İki gün tut bir gün tutma” dedi. Ben, yine: “Bundan daha fazla tutmaya gücüm yeter” dedim. O zaman Rasûlullah (s.a.v): “Oruçların en değerlisi Davud’un orucudur, dolayısıyla sende onun gibi bir gün oruç tut bir gün iftar et” buyurdu. (Hadis buradakinden uzuncadır buraya sadece oruç bölümü için bu kadarı alınmıştır.) (Ebû Davud, Savm: 67; Buhârî, Savm: 57)

2349- Yine, Abdullah b. Amr (r.a) anlatıyor: Babam beni bir kadınla evlendirmişti. Onu ziyarete gelip, kocan nasıl iyi mi? diye sormuş. O da: “Çok iyi bir insan gece uyumayıp ibadetle meşgul oluyor gündüzleri de devamlı oruç tutuyor” demiş. Bunun üzerine babam, beni azarladı ve: “Müslüman bir kadınla evlendirdim sende onu terk edip ondan yüz çeviriyorsun” dedi. Güç ve kuvvetime güvendiğim için babamın sözüne kulak asmadım. Fakat bu olay Rasûlullah (s.a.v)’e ulaşınca; Rasûlullah (s.a.v) bana: “Fakat ben hem uyuyor hem de ibadet ediyorum, oruçta tutuyorum iftar ettiğim de oluyor sende kalk namaz kıl uyu, oruç tut, iftar da et. Her aydan üç gün oruç tut” buyurdu. Ben: “Daha fazlasına gücüm yeter” dedim. Rasûlullah (s.a.v): “Öyle ise, Davud (r.a)’ın orucunu tut; yani bir gün oruç tut bir gün iftar et” buyurdu. Ben: “Daha fazlasını yapabilirim” dedim. “Her ay Kur’an’ı bir sefer hatmeyle” buyurdu. Sonra on beş güne düşürdü. Ben de daha kısa sürede hatmedebilirim diyordum… (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

2350- Ebu Seleme (r.a)’den rivâyete göre, Abdullah b. Amr şöyle anlattı: Rasûlullah (s.a.v) odama girerek: “Senin gece boyu ibadet ettiğini ve gündüzleri de oruç tuttuğunu haber almadım mı sanıyorsun!” Ben de: “Evet haber almışsınızdır” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Böyle yapma uyu ve gece namazı kıl, gündüzleri bazen oruç tut bazen de tutma çünkü gözlerinin sende hakkı var, vücudunun sende hakkı var, hanımının sende hakkı var, misafirinin sende hakkı var, arkadaşının senin üzerinde hakkı vardır. Allah ömrünü uzun etsin (veya ömrün uzun olabilir) her aydan üç gün oruç tutman yeterlidir. Böylece bir seneyi oruçla geçirmiş gibi olursun. Çünkü Allah, iyiliklere on kat mükafat verir.” Ben: “Sağlam güçlü ve dayanıklıyım” dedim, Israrlı davrandım yüküm ağırlaştı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Haftada üç gün oruç tut” buyurdu. Ben ise: “Daha fazlasına gücüm yeter” dedim ve bu fikrimde ısrar ettim; yine yüküm ağırlaştı. Rasûlullah (s.a.v): “Allah’ın Peygamberi Davud (a.s) gibi oruç tut” buyurdu. Ben: “Davud (a.s)’ın orucu nasıldır?” dedim. O da: “Senenin yarısıdır” buyurdu. (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

2351- Said b. Müseyyeb ve Ebu Seleme b. Abdurrahman (r.anhüma)’ın haber verdiğine göre, Abdullah b. Amr b. As şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e benim: “Yaşadığım sürece geceleri ibadetle gündüzü de oruçla geçireceğim” sözüm aktarılınca; Rasûlullah (s.a.v): “Bu sözü söyleyen sen misin?” buyurdu. Ben de: “Evet ben söyledim” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sen buna güç yetiremezsin, oruçta tut iftar da et, uyu ve kalk namaz da kıl, her aydan üç gün oruç tut çünkü iyiliklere on katıyla mükafat verilir. Böylece bir yıl oruçlu geçirmiş gibi sevap kazanırsın.” Ben: “Daha fazlasına gücüm yeter” dedim. Rasûlullah (s.a.v): “Öyleyse bir gün oruç tut iki gün tutma” buyurdular. Ben yine: “Bundan daha fazlasına güç yetirebilirim” deyince; Rasûlullah (s.a.v): “Öyleyse bir gün oruç tut bir gün tutma, bu Davud (a.s)’ın orucudur ve oruçların en faziletlisi de budur” buyurdu. Ben yine: “Bundan daha fazlasını yapabilirim” deyince, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Bundan daha değerli ve kıymetli oruç yoktur.” Abdullah b. Amr diyor ki: “Rasûlullah (s.a.v)’in söylediği ayda üç gün orucu tutmuş olsaydım benim için malımdan ve ailemden daha hayırlı olacaktı.” (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

2352- Ebu Seleme b. Abdurrahman (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Abdullah b. Amr’ın yanına vardım ve: “Ey Amcacığım! Rasûlullah (s.a.v)’in sana anlattığını bana da anlat” dedim. O da şöyle dedi: “Yeğenim ben güç bir iş yapmaya karar vermiştim ve şöyle demiştim: “Ömür boyu oruç tutacağım, gece gündüz Kur’an okuyacağım.” Rasûlullah (s.a.v) bunu duyunca yanıma geldi ve evime girdi şöyle buyurdu: “Sen misin? Yıl boyu oruç tutacağım, gece gündüz Kur’an okuyacağım diyen.” Ben de: “Ey Allah’ın Rasûlü! Evet ben söyledim” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Böyle yapma, bir ayda üç gün oruç tut yeter.” Ben: “Bundan fazlasına güç yetirebilirim” dedim. O da: “Haftada iki gün; pazartesi ve perşembe günleri oruç tut” buyurdu. Ben: “Bundan daha fazlasına da güç yetirebilirim deyince: “Öyleyse Davud (a.s)’ın orucu gibi oruç tut; çünkü oruçların en değerlisi odur, bir gün oruç tutar bir gün tutmazdı, söz verdiğinde sözünden caymazdı, düşmanla karşılaştığında ise kaçmazdı.” (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

75- DEĞİŞİK NAFİLE ORUÇ ÇEŞİTLERİ

2353- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) kendisine şöyle buyurdu: “Bir gün oruç tut geri kalan günleri ecrini de alırsın.” Ben yine: “Benim bundan daha fazlasına gücüm yeter” deyince; Rasûlullah (s.a.v): “O halde iki gün oruç tut geri kalan günlerin ecrini alırsın” buyurdu. Abdullah: “Ben bundan fazlasına da güç yetirebilirim” deyince; Rasûlullah (s.a.v): “Üç gün oruç tut geri kalan günlerin ecrini alırsın” buyurdu. Ben yine: “Bundan fazlasına da güç yetirebilirim” deyince, “Dört gün oruç tut diğer günlerin ecrini de alırsın” buyurdu. Ben: “Bundan daha fazlasına güç yetirebilirim” deyince, şöyle buyurdu: “Öyleyse Allah katında oruçların en değerlisi olan Davud (a.s)’ın orucunu tut; çünkü O bir gün oruç tutardı bir gün de tutmazdı.” (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

2354- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v)’e tuttuğum oruçtan bahsettim o da şöyle buyurdu: “Her on günde bir oruç tut kalan dokuz günün de ecrini alırsın.” Ben: “Daha fazlasına güç yetirebilirim” deyince, “O halde her dokuz günde bir gün oruç tut kalan sekiz günün ecrini alırsın” buyurdu. Ben: “Bundan daha fazlasına da güç yetirebilirim” deyince, “Sekiz günde bir gün oruç tut diğer yedi günün ecrini alırsın” buyurdu. Ben: “Bundan fazlasına da güç yetirebilirim” deyince, “Bir gün tut bir gün tutma” deyinceye kadar bu konuşmamız böylece devam etti. (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

2355- Şuayb b. Abdullah b. Amr (r.a), babasından naklediyor ve şöyle diyor: Rasûlullah (s.a.v) bana şöyle buyurdu: “Bir gün oruç tut on gün oruç tutmuş gibi sevap alırsın.” Ben: “Artır” deyince, “İki gün oruç tut dokuz günün ecrini alırsın.” Ben, tekrar: “Artır” deyince, “Üç gün oruç tut sekiz günlük sevap alırsın” dedi. Ravi Sabit diyor ki: “Bu durumu Mutarrife aktardım şöyle dedi: Görüyorum ki amel arttıkça sevap noksanlaşıyor.” (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

76- DAVUD (A.S)’IN ORUCU NASILDI?

2356- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Senin geceleri ibadet ettiğin, gündüzleri de hep oruç tuttuğun bana bildirildi doğru mu?” Ben de: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bunu sadece sevap kazanmak maksadıyla yapıyorum” dedim. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Devamlı oruç tutan oruç tutmamış gibidir. Fakat sana ömür boyu ecir kazandıracak bir oruç modeli haber vereyim mi? “Her aydan üç gün oruç tutarsın.” Ben: “Bundan fazlasına güç yetirebilirim” dedim. “Öyleyse her aydan beş gün oruç tut” buyurdular. “Benim bundan daha fazlasına gücüm yeter” deyince: “Öyleyse her aydan on gün tutarsın” buyurdular. “Bundan daha fazlasına da gücüm yeter” deyince, “Davud (a.s)’ın orucundan tut, O bir gün oruç tutar bir gün iftar ederdi” buyurdular. (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

2357- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v), bana: “Ey Abdullah! Sen devamlı oruç tutuyor geceleri de hep ibadetle geçiriyormuşsun? Böyle yaparsan gözlerin çöker ve yıpranırsın. Devamlı oruç tutanın orucu yoktur. Her aydan üç gün oruç tutarsan işte yıl boyu oruç tutmuş ecrini alırsın” buyurdu. Ben: “Bundan fazlasına güç yetirebilirim” deyince, “Öyleyse Davud (a.s)’ın orucu gibi oruç tutarsın çünkü O bir gün oruç tutar, bir gün tutmazdı. Savaşta düşmanla karşılaşırsa da dönüp kaçmazdı” buyurdular. (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

2358- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v); “Bana, Kur’an’ı bir ayda baştan sona oku” buyurdu. Ben: “Bundan fazlasına güç yetirebilirim” diyerek günleri azaltmasını istedim durdum. O da: “Beş günde bir hatmet” buyurdu ve şöyle devam etti: “Her aydan üç gün oruç tut” Ben: “Daha fazlasını yapabilirim” diyerek bu işte ısrarlı davrandım. Sonunda Rasûlullah (s.a.v): “Allah katında oruçların en değerlisi olan Davud (a.s)’ın orucunu tut. O bir gün oruç tutar bir gün tutmazdı” buyurdu. (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

2359- Abdullah b. Amr As (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e, benim devamlı oruç tuttuğum ve gece boyu namaz kıldığım haberi ulaşınca beni çağırttı. Ben yanına gelince, şöyle buyurdu: “Senin devamlı oruç tutup hiç bırakmadığın ve gece boyu ibadet ettiğin haberi Bana ulaşmadı mı sanıyorsun? Böyle yapma çünkü gözünün sende hakkı vardır. Vücudunun senin üzerinde hakkı vardır. Ailenin senin üzerinde hakkı vardır. Oruçta tut bazen da tutma geceleri namazda kıl ve uyu. On gün de bir oruç tut diğer dokuz günün sevabını da alırsın.” Ben: “Bundan fazlasına güç yetirebilirim” deyince, “Öyleyse Davud (a.s)’ın orucunu tut buyurdu.” Ben: “Davud (a.s)’ın orucu nasıldır?” diye sorunca şöyle buyurdu: “Bir gün oruç tutar bir gün tutmazdı. Düşmanla karşılaştığında da dönüp kaçmazdı.” (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

77- SENENİN YARISINI ORUÇLA GEÇİRMEK

2360- Ebu’l Melih (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Babam Zeyd ile beraber Abdullah b. Amr’ın yanına vardık, bize şöyle anlattı: Rasûlullah (s.a.v)’e benim tuttuğum oruç anlatılmış, bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) yanıma geldi. Ona hurma lifinden doldurulmuş deriden bir minder serdim. Mindere oturmadı yere oturdu, minder ikimizin arasında kaldı. ”Her aydan üç gün oruç tutman yetmez mi?” diye sordu. Ben de: “Ey Allah’ın Rasûlü! biraz artır” dedim. “Her aydan beş gün tut” dedi. Ben yine artır deyince, “Her aydan yedi gün tut” buyurdu. Ben yine: “Artır” deyince, “Her aydan dokuz gün tut” buyurdu. Ben yine artırmasını isteyince, “On bir gün tutmamı emretti. Ben yine ısrar edince Davud (a.s)’ın orucundan başka üstün oruç olamaz ki, O bir yılın yarısı kadardır, bir gün oruç tutup bir gün iftar ederdi.” (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

78- EN DEĞERLİ ORUÇ DAVUD (A.S)’IN ORUCUDUR

2361- Abdullah b. Amr (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bana şöyle buyurdu: “Ayda bir gün oruç tut geri kalan günlerin sevabını alırsın.” Ben: “Daha fazlasına gücüm yeter” dedim. “Öyleyse her aydan iki gün oruç tut diğer günlerin mükafatını da alırsın” buyurdu. Ben: “Bundan fazlasına da güç yetirebilirim” deyince: “Üç gün oruç tut diğer günlerinde ecrini de alırsın” buyurdu. Ben: “Bundan fazlasını da yapabilirim” deyince: “Dört gün oruç tut diğer günlerin mükafatını da alırsın” buyurdu. Ben daha fazlasını yapabilirim deyince Rasûlullah (s.a.v): “Oruçların en değerlisi Davud (a.s)’ın orucudur. O bir gün oruç tutar bir gün iftar ederdi.” (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

79- RASÛLULLAH (S.A.V), EBU ZER’E NE TAVSİYE ETMİŞTİ?

2362- Ebu Zer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Sevgilim (s.a.v) bana üç şey vasiyet etmişti, Allah’ın izniyle onları hiç bırakmayacağım: “1-Kuşluk namazı 2- Yatmadan önce vitir namazı 3- Her aydan üç gün oruç tutmak.” (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

2363- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bana üç şeyi emretti: “1- Uykudan önce vitir namazı kılmamı, 2-Cuma günü gusul abdesti almamı, 3- Her aydan üç gün oruç tutmamı.” (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

2364- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bana: “İki rekat kuşluk namazı kılmayı, Vitir namazı kılmadan uyumamayı ve her aydan üç gün oruç tutmayı emretti.” (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

2365- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bana: “Uyumadan önce vitir kılmayı, her Cuma günü gusletmeyi ve her aydan üç gün oruç tutmayı emretmiştir.” (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

80- ÖMÜR BOYU ORUÇ NASIL TUTULUR?

2366- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle buyurdu: “Ramazan ayı orucu ve her aydan üç gün oruç… İşte ömür boyu oruç tutmuş gibi sevap kazandıracak oruç, yıl orucu.” (Buhârî, Savm: 57; Müslim, Sıyam: 35)

2367- Ebu Zer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir Rasûlullah (s.a.v): “Her kim her aydan üç gün oruç tutarsa, yıl boyu oruç tutmuş gibi olur” buyurdu ve şu ayeti okudu: “Kim Allah’ın huzuruna iyi bir iş ve davranışla çıkarsa bu yaptığının on katını kazanacaktır.” (En’âm Sûresi 160. ayet) Allah ne doğru söylemiş. (Tirmizî, Sıyam: 54; İbn Mâce, Sıyam: 29)

2368- Ebu Zer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle buyurdu: “Kim her ayın üç gününde oruç tutarsa ayın tamamını oruç tutmuş gibi sayılır.” (Tirmizî, Sıyam: 54; İbn Mâce, Sıyam: 29)

2369- Osman b. ebi’l As (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “En güzel oruç her aydan üç gün tutulandır.” (Tirmizî, Sıyam: 54; İbn Mâce, Sıyam: 29)

2370- Hur b. Sayyah (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer‘den işittim şöyle diyordu: “Rasûlullah (s.a.v) her aydan üç gün oruç tutardı.” (Tirmizî, Sıyam: 54; İbn Mâce, Sıyam: 29)

81- HER AYDAN ÜÇ GÜN ORUÇ HANGİ GÜNLERDE TUTULUR

2371- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, “Rasûlullah (s.a.v) her aydan üç gün oruç tutardı. Her ayın ilk Pazartesi günü ve ikinci üçüncü Perşembe günleri.” (Tirmizî, Sıyam: 54; İbn Mâce, Sıyam: 29)

2372- Hur b. Sayyah (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Huneyde el Huzai’den işittim şöyle diyordu: Mü’minlerin anasının yanına girmiştim şöyle diyordu: “Rasûlullah (s.a.v) her aydan üç gün oruç tutardı; her ayın ilk pazartesi günü sonra perşembe daha sonra yine perşembe günü.” (Tirmizî, Sıyam: 54; İbn Mâce, Sıyam: 29)

2373- Hafsa (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Dört şey var ki Rasûlullah (s.a.v) onları hiç terk etmezdi: “1- Aşura orucu, 2- Zilhiccenin on günü, 3- Her aydan üç gün 4- Kuşluk vakti iki rekat kuşluk namazı.” (Tirmizî, Sıyam: 54; İbn Mâce, Sıyam: 29)

2374- Peygamber (s.a.v) hanımlarından biri naklediyor ve şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v) Zilhicce ayında dokuz gün oruç tutardı, Aşura günü de oruç tutardı ve her ayın ilk pazartesi ile iki perşembesi olmak üzere üç gün oruç tutardı.” (İbn Mâce, Savm: 41; Tirmizî, Savm: 51)

2375- Peygamber (s.a.v)’in hanımlarından biri naklediyor ve şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v), Zilhicce’nin son on günü oruç tutardı, her aydan da üç gün oruç tutardı ki iki perşembe ve bir pazartesi günü.” (İbn Mâce, Savm: 41; Tirmizî, Savm: 51)

2376- Ümmü Seleme (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) her ayın üç günü ilk perşembe ve iki pazartesi günleri oruç tutmayı emrederdi.” (Tirmizî, Savm: 44; İbn Mâce, Savm: 37)

2377- Cerir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Her ayın üç gününde oruç tutmak ömür boyu oruç tutmak gibidir. Beyaz günler denilen her kameri ayın on üç, on dört ve on beşinci günleridir.” (İbn Mâce, Savm: 29; Tirmizî, Savm: 54)

82- RASÛLULLAH (S.A.V) TAVŞAN ETİ YEMİŞ MİDİR?

2378- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir bedevi Rasûlullah (s.a.v)’e geldi ve kızarmış bir tavşan getirip Rasûlullah (s.a.v)’ın önüne bıraktı. Rasûlullah (s.a.v) ondan yemedi fakat ashabına yemelerini emretti. Tavşanı getiren bedevi de yemedi. Rasûlullah (s.a.v) ona: “Niçin yemedin?” diye sorunca, Bedevi: “Ben her aydan üç gün oruç tutmaktayım” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Eğer üç gün oruç tutacaksan her ayın bedir halinde olduğu parlak günleri olan 13. 14. 15. inde tut” buyurdu. (İbn Mâce, Savm: 29; Tirmizî, Savm: 54)

2379- Ebu Zer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) her aydan üç gün oruç tutmamızı emrederdi ki o günler ayın beyaz ve büyükçe olduğu günlerdir. Yani kamerî ayların 13. 14. 15. günleri” (İbn Mâce, Savm: 29; Tirmizî, Savm: 54)

2380- Ebu Zer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) her aydan üç gün oruç tutmamızı emrederdi ki o günler ayın beyaz ve büyükçe olduğu günlerdir. Yani kamerî ayların 13. 14. 15. günleri.” (İbn Mâce, Savm: 29; Tirmizî, Savm: 54)

2381- Musa b. Talha (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rebeze’deki Ebu Zerr’den işittim şöyle diyordu: “Rasûlullah (s.a.v) bana dedi ki: Her aydan birkaç gün oruç tutmak istersen ayın 13. 14. 15. günleri tut.” (İbn Mâce, Savm: 29; Tirmizî, Savm: 54)

2382- Ebu Zer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) bir adama her ayın 13. 14. 15.inde oruç tutmasını emretti.” (İbn Mâce, Savm: 29; Tirmizî, Savm: 54)

2383- Ebu Zer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) bir adama her ayın 13. 14. 15.inde oruç tutmasını emretti.” (İbn Mâce, Savm: 29; Tirmizî, Savm: 54)

2384- İbn’ül Havtekiyye (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Babam şöyle anlattı: “Bir bedevi, Rasûlullah (s.a.v)’e geldi yanında kızartılmış tavşan ve ekmek vardı. Onları Rasûlullah (s.a.v)’ın önüne koydu ve şöyle dedi: Onu kan akıyor durumda buldum. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) ashabına: “Zararlı bir şey değildir yiyiniz” buyurdu. Bedeviye de: “Sende ye” buyurdu. Bedevi de: “Ben oruçluyum” dedi. Rasûlullah (s.a.v) “Ne orucu tutuyorsun?” buyurdu. Bedevi: “Her aydan tutulması gereken üç gün orucu” dedi. Rasûlullah (s.a.v): “Eğer her aydan üç gün oruç tutacaksan ayın dolunay olduğu günler olan beyaz günlerinde yani 13,14,15’inde tut” buyurdular. (İbn Mâce, Savm: 29; Tirmizî, Savm: 54)

2385- Musa b. Talha (r.a)’dan rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e bir tavşan getirdi. Rasûlullah (s.a.v) elini tavşana uzatırken o adam: “Ben onda kan gördüm” dedi. Rasûlullah (s.a.v) elini ondan çekti ve ashabına yemelerini emretti. Oradakilerden biri kenarda duruyordu. Rasûlullah (s.a.v) ona: “Senin neyin var” buyurdu. O adam da: “Oruçluyum” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de ona: “Her ayın dolunay olduğu günler olan 13-14-15’inde tutmuyor musun?” buyurdu. (İbn Mâce, Savm: 29; Tirmizî, Savm: 54)

2386- Musa b. Talha (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v)’e kızartılmış bir tavşan getirildi. O adam, O tavşanı Peygamber (s.a.v)’e takdim ederken: “Ey Allah’ın Rasûlü! Tavşanda kan görmüştüm” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) tavşanı bıraktı ve ondan yemedi, yanında bulunanlara: “Siz yiyin, iştahım olsaydı ben de yerdim” buyurdu. Bir adam bir kenarda oturuyordu. Rasûlullah (s.a.v) ona da: “Gel ötekilerle beraber sen de ye” buyurdu. O adam da: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben oruçluyum” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Dolunay günlerinde tutmalıydın deyince adam o günler hangileridir? Diye sordu. Her kamerî ayın 13.14.15. günleridir” buyurdu. (İbn Mâce, Savm: 29; Tirmizî, Savm: 54)

2387- Abdulmelik (r.a) babasından naklediyor ve diyor ki: Rasûlullah (s.a.v) ayın bembeyaz olduğu şu günlerde oruç tutmamızı emreder ve o günler bir ay içersinde oruç tutulacak günlerdir derdi. (İbn Mâce, Savm: 29; Tirmizî, Savm: 54)

2388- Abdülmelik b. Ebu’l Mınhal (r.a) babasından naklederek şöyle diyor: Peygamber (s.a.v) onlara ayın parlak olduğu 13.14.15. günlerde oruç tutmalarını emretti ve şöyle buyurdu: “O günler bir ayda oruç tutulacak günlerdir.” (İbn Mâce, Savm: 29; Tirmizî, Savm: 54)

2389- Abdülmelik b. Kudame b. Milhan (r.a), babasından naklederek şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v) bize ayın en parlak günleri olan 13.14.15. günlerinde oruç tutmamızı emrederdi.” (İbn Mâce, Savm: 29; Tirmizî, Savm: 54)

83- HER AY ÜÇ GÜN ORUÇ TUTMALI

2390- Ebu Nevfel b. Ebu Akrab (r.a), babasından aktararak şöyle diyor: “Rasûlullah (s.a.v)’e oruçtan sormuştum: “Her aydan bir gün oruç tut” buyurdular. “Ey Allah’ın Rasûlü! Biraz artır” dedim. “Demek sen daha artır diyorsun, öyleyse her aydan iki gün oruç tut” buyurdu. Ben: “Ey Allah’ın Rasûlü, artır artır ben kendimi güçlü hissediyorum” dedim. Rasûlullah (s.a.v): “Artır artır ben kendimi güçlü hissediyorum” sözünü tekrarladı ve sükût etti öyle ki daha fazlasına izin vermeyeceğini zannettim daha sonra: “Her aydan üç gün oruç tut” buyurdu. (İbn Mâce, Savm: 29; Tirmizî, Savm: 54)

2391- Ebu Nevfel b. Akrab (r.a), babasından naklederek şöyle diyor: Peygamber (s.a.v)’e oruçtan soruldu da: “Her aydan bir gün oruç tut” buyurdu. O, daha da artırmasını isteyerek anam babam sana feda olsun, ben kendimi güçlü hissediyorum deyince; Rasûlullah (s.a.v): “Her aydan iki gün oruç tut” dedi. O kimse tekrar Ey Allah’ın Rasûlü! Anam babam senin yoluna feda olsun, ben kendimi güçlü hissediyorum deyince, ben kendimi güçlü hissediyorum sözlerimi tekrarlayarak artırmak istemedi. Fakat o kimse ısrarla isteyince Rasûlullah (s.a.v) her aydan üç gün oruç tut buyurdular. (İbn Mâce, Savm: 29; Tirmizî, Savm: 54)





© 2015 http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/