NESAİ > HIRSIZIN ELİNİN KESİLMESİ KİTABI (Bölümleri)

 

islam

help 2.26.45 047 previous next

HADİS KİTAPLARI > NESAİ > 047
47- HIRSIZIN ELİNİN KESİLMESİ KİTABI (Bölümleri)

1- HIRSIZLIĞIN BÜYÜK GÜNAH OLUŞU

2- HIRSIZ SUÇUNU İTİRAF ETMESİ İÇİN DÖVÜLÜR MÜ?

3- HIRSIZA NE TELKİN EDİLİR?

4- MALI ÇALINAN KİŞİ HÂKİM HUZURUNDA HIRSIZI BAĞIŞLAYABİLİR Mİ?

5- KORUMA ALTINDAKİ ŞEYLER Mİ ÇALININCA EL KESİLİR?

6- MAHZUM’LU KADIN HAKKINDA DEĞİŞİK RİVAYETLER

7- CEZAYI UYGULAMAYA TEŞVİK

8- EL KESME NE KADAR MAL ÇALMAKLA GERÇEKLEŞİR

9- EL KESME MİKTARI HAKKINDA DEĞİŞİK RİVAYETLER

10- EL KESME MİKTARI HAKKINDA DEĞİŞİK RİVAYETLER

11- AĞAÇTAN MEYVE ÇALINIRSA EL KESİLMEZ

12- NE KADAR MEYVE ÇALINIRSA CEZASI NEDİR?

13- EL KESMEYİ GEREKTİRMEYEN ŞEYLER

14- HIRSIZLIK TEKRAR EDERSE ELDEN SONRA NE KESİLİR?

15- EL VE AYAK KESİMİNDEN SONRA BEŞİNCİ DE HIRSIZ ÖLDÜRÜLÜR

16- SAVAŞTA HIRSIZLIK YAPANIN ELİ KESİLMEZ

17- CEZA UYGULANACAK YAŞ HANGİ YAŞTIR

18- HIRSIZIN KESİLEN ELİ BOYUNA ASILIR MI?



47- HIRSIZIN ELİNİN KESİLMESİ KİTABI (Bölümleri)

1- HIRSIZLIĞIN BÜYÜK GÜNAH OLUŞU

4787- Ebu Hüreyre (r.a) ‘den rivâyette göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Mü’min olan kimse iman ettiği halde zina etmez. Mü’min olan kimse Mü’min olduğu halde hırsızlık etmez; yine Mü’min Mü’min olduğu halde içki içmez; yine Mü’min kimse Mü’min olduğu halde insanların saygı gösterdiği mallarına göz dikmez.” (Buhârî, Hudud: 2; Müslim, İman: 38)

4788- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Zina eden bir kimse Mü’min olarak zina etmez. Yine Mü’min bir kimse Mü’min olarak hırsızlık etmez. Mü’min kimse Mü’min olarak içki içmez (içerse) tevbe kapısı açıktır.” (Buhârî, Hudud: 2; Müslim, İman: 38)

4789- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Zina eden kimse zina ettiği anda Mü’min değildir. Hırsızlık yapan da hırsızlık yaptığı an Mü’min değildir. İçki içende içki içtiği an Mü’min değildir. Dördüncü bir şey daha söylemişti ama ben unuttum. Bunlardan birini yapan kimse İslâm’la bağını koparmış olur. Eğer tevbe ederse, Allah tevbeleri kabul edendir.” (Buhârî, Hudud: 2; Müslim, İman: 38)

4790- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah hırsıza lanet etsin bir yumurta çalar da eli kesilir, bir urgan çalar da eli kesilir.” (Buhârî, Hudud: 8; Müsned: 7127)

2- HIRSIZ SUÇUNU İTİRAF ETMESİ İÇİN DÖVÜLÜR MÜ?

4791- Numan b. Beşir (r.a)’den rivâyete göre, Kelai kabilesinden bir gurup Numan b. Beşir’e hırsızlar eşyalarımızı çaldılar diye şikayette bulundular. Numan hırsızları yakaladı birkaç gün hapsettikten sonra bıraktı. Malları çalınanlar Numan’a geldiler ve: “Hırsızları döverek suçlarını itirafa zorlamadan bıraktın” dediler. Numan: “Ne istiyorsunuz? İsterseniz onları döverim eşyanız çıkarsa ne âla, çıkmazsa onları dövdüğüm gibi sizi de döverim” dedi. Adamlar: “Bu senin kanaatin ve hükmündür” dediler. Numan’da: “Bu Allah ve Rasûlünün hükmüdür” dedi. (Ebû Davud, Hudud: 9)

4792- Behz b. Hakîm (r.a)’in babasından ve dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) hırsızlıkla itham edilen bir adamı hapsetti. (Tirmizî, Diyat: 17; Ebû Davud, Akdıye: 48)

4793- Numan b. Beşir (r.a)’den rivâyete göre, Kelai kabilesinden bir gurup Numan b. Beşir’e: “Hırsızlar eşyalarımızı çaldılar” diye şikayette bulundular. Numan hırsızları yakaladı, birkaç gün hapsettikten sonra bıraktı. Malları çalınanlar Numan’a geldiler ve: “Hırsızları döverek suçlarını itirafa zorlamadan bıraktın” dediler. Numan: “Ne istiyorsunuz? İsterseniz onları döverim, eşyanız çıkarsa ne âla çıkmazsa onları dövdüğüm gibi sizi de döverim” dedi. Adamlar: “Bu senin kanaatin ve hükmündür” dediler. Numan’da: “Bu Allah ve Rasûlünün hükmüdür” dedi. Sonra onu serbest bıraktı. (Tirmizî, Diyat: 17; Ebû Davud, Akdıye: 48)

3- HIRSIZA NE TELKİN EDİLİR?

4794- Ebu Ümeyye el Mahzûmî (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’e bir hırsız getirildi suçunu itiraf ediyordu fakat yanında çaldığı mal yoktu. Rasûlullah (s.a.v) ona: “Senin çaldığını sanmıyorum” dedi. Hırsızda: “Evet ben çaldım” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Bunu götürün elini kestikten sonra tekrar geri getirin” buyurdu. Adamı götürdüler elini kestikten sonra Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna getirilince, Rasûlullah (s.a.v) ona: “Allah’tan bağışlamasını isterim ve ona yönelirim de” buyurdu. Adam da: “Aynı şekilde Allah’tan bağışlanmamı ister ve ona yönelirim” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Allah’ım onun tevbesini kabul et” diye dua etti. (İbn Mâce, Hudûd: 28)

4- MALI ÇALINAN KİŞİ HÂKİM HUZURUNDA HIRSIZI BAĞIŞLAYABİLİR Mİ?

4795- Safvan b. Ümeyye (r.a)’den rivâyete göre, bir adam Safvan b. Ümeyye’nin hırkasını çalmıştı. Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna götürüldü de Rasûlullah (s.a.v) adamın elinin kesilmesini emretti. Safvan: “Ey Allah'ın Rasûlü! ben dâvamdan vazgeçtim” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Ey Ebu Vehb, adamı huzuruma getirmezden önce vazgeçseydin ya!” buyurdu ve elini kestirdi. (İbn Mâce, Hudûd: 28; Dârimi, Hudud: 6)

4796- Safvan b. Ümeyye (r.a)’den rivâyete göre, bir adam Safvan b. Ümeyye’nin hırkasını çalmıştı. Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna götürüldü de Rasûlullah (s.a.v) adamın elinin kesilmesini emretti. Safvan: “Ey Allah'ın Rasûlü! Ben davamdan vazgeçtim” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Ey Ebu Vehb adamı huzuruma getirmezden önce vazgeçseydin ya!” buyurdu ve elini kestirdi. (İbn Mâce, Hudûd: 28; Dârimi, Hudud: 6)

4797- Ata b. Ebî Rebah (r.a)’tan rivâyete göre, Elbise çalan bir hırsız Rasûlullah (s.a.v)’in yanına getirildi de Rasûlullah (s.a.v) hırsızın elinin kesilmesini emretti. Bunun üzerine elbisesi çalınan adam: “Elbisem onun olsun ben davamdan vazgeçtim” deyince. “Buraya getirmeden önce vazgeçseydin ya!” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

5- KORUMA ALTINDAKİ ŞEYLER Mİ ÇALININCA EL KESİLİR?

4798- Safvan b. Ümeyye (r.a)’den rivâyete göre, Safvan Kâbe’yi tavaf edip namaz kıldıktan sonra hırkasını katlayıp baş altına koydu sonra yattı ve uyudu. Bir hırsız onu başının altından çekti. O da hırsızı yakalayıp Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna götürdü ve: “Ey Allah'ın Rasûlü! Bu adam hırkamı çaldı” dedi. Rasûlullah (s.a.v), hırsıza: “Bunun hırkasını çaldın mı?” dedi. Adam: “Evet çaldım” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Götürün bunu elini kesin” buyurdu. Bu hükmü duyan Safvan: “Hırkamın yüzünden elinin kesilmesini istememiştim” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Buraya getirmeden vazgeçseydin ya!” buyurdu. (Ebû Davud, Hudûd: 14; İbn Mâce, Hudûd: 28)

4799- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Safvan, mescidde uyuyordu. Hırkası başının altında iken çalınmıştı kalktı fakat hırsız gitmişti, arkasından yetişip hırsızı yakaladı ve Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna getirdi. Rasûlullah (s.a.v)’de elinin kesilmesini emretti. Safvan: Ey Allah'ın Rasûlü! Hırkam bu adamın elini kestirecek derecede pahalı bir şey değildir dedi. Rasûlullah (s.a.v) “Bunu buraya getirmeden önce düşünseydin ya!” buyurdu. (Ebû Davud, Hudûd: 14; İbn Mâce, Hudûd: 28)

4800- Safvan b. Ümeyye (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Otuz dirhem değerinde işlemeli hırkamı başımın altına koyup uyumuştum. Bir adam gelip hırkamı çaldı. Adamı yakalayıp Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna getirince elinin kesilmesini emretti. Bunun üzerine ben otuz dirhem değerindeki bir hırka yüzünden bu adamın elini mi kesiyorsun, ben ona hırkamı satmış oluyorum ve parasını da sonra alacağım deyince, Rasûlullah (s.a.v): “Bunu bize getirmeden önce düşünseydin ya!” buyurdu. (Ebû Davud, Hudûd: 14; İbn Mâce, Hudûd: 28)

4801- Tavus (r.a)’tan rivâyete göre, Safvan b. Ümeyye’nin, mescidde uyurken başının altından hırkası çalınmıştı. Hırsızı yakalayıp Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna getirdi. Rasûlullah (s.a.v)’de elinin kesilmesini emredince, Safvan dedi ki: “Elini mi keseceksin?” Rasûlullah (s.a.v): “Bunu bize getirmeden düşünseydin ya!” buyurdular. (Ebû Davud, Hudûd: 14; İbn Mâce, Hudûd: 28)

4802- Amr b. Şuayb (r.a)’ın babasından ve dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ceza gerektiren davalarınızı Bana gelmezden önce anlaşınız. Bu davalar bana gelince hüküm vermem vacip olur.” (Ebû Davud, Hudûd: 6; İbn Mâce, Hudûd: 28)

4803- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ceza gerektiren davalarınızı huzuruma gelmeden kendi aranızda anlaşın, bu davalar bana getirilince ceza vermem vacip olur.” (Ebû Davud, Hudûd: 6; İbn Mâce, Hudûd: 28)

4804- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Mahzum kabilesinden bir kadın bazı insanlardan ödünç bir şeyler alıyor sonra inkar ediyordu. Rasûlullah (s.a.v) onun elinin kesilmesini emretti. (Ebû Davud, Hudûd: 6; İbn Mâce, Hudûd: 28)

4805- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Mahzum kabilesinden bir kadın komşularından komşuları adına bazı eşyaları ödünç olarak alıyor ve sonradan inkar ediyordu. Rasûlullah (s.a.v) onun elinin kesilmesini emretti. (Ebû Davud, Hudûd: 15; İbn Mâce, Hudûd: 28)

4806- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, bir kadın insanlardan ödünç olarak ziynet eşyası alıyor ve vermiyordu. Bunu haber alan Rasûlullah (s.a.v): “Bu kadın tevbe etsin, Allah ve Rasûlünün emrine dönsün ve aldığı malları da sahiplerine geri versin” buyurdu. Kadın bu işe yanaşmayınca, Rasûlullah (s.a.v): “Ey Bilal kalk ve bu kadının elini kes” buyurdu. (Ebû Davud, Hudûd: 15; İbn Mâce, Hudûd: 28)

4807- Nafi (r.a)’den rivâyete göre, Bir kadın Rasûlullah (s.a.v) zamanında insanlardan ödünç olarak ziynet eşyası alır, süs eşyalarını toplar ve sahiplerine geri vermezdi. Bunu duyan Rasûlullah (s.a.v) defalarca bu kadına: “Tevbe etsin aldığı malları da sahiplerine iade etsin” demesine rağmen kadın dinlemedi. Rasûlullah (s.a.v)’de elinin kesilmesini emretti de eli kesildi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

4808- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Mahzum oğullarından bir kadın hırsızlık yaptı, yakalanıp Rasûlullah (s.a.v)’e getirildi. Rasûlullah (s.a.v)’in suçunu bağışlaması için Ümmü Seleme’ye sığındı. Ümmü Seleme’nin rica etmesi üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Muhammed’in kızı Fatıma olsaydı yine elini keserdim” ve kadının eli kesildi. (Ebû Davud, Hudûd: 15; Tirmizî, Hudûd: 6)

4809- Said b. Müseyyeb (r.a)’ten rivâyete göre, Mahzum kabilesinden bir kadın insanlardan insanlar adına ödünç ziynet eşyaları alır ve sonra onları inkar ederdi. Rasûlullah (s.a.v) emretti ve eli kesildi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

6- MAHZUM’LU KADIN HAKKINDA DEĞİŞİK RİVAYETLER

4810- Süfyan (r.a) anlatıyor: Mahzumlu bir kadın bazı eşyaları ödünç olarak alıyor sonra da inkar ediyordu. Kadın, Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna çıkarıldı. Elinin kesilmemesi için Rasûlullah (s.a.v)’e söylenince: “Kızım Fatıma da olsa muhakkak elini keserdim” buyurdu. (Ebû Davud, Hudûd: 15; Tirmizî, Hudud: 6)

4811- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Hırsızlık yapan bir kadın, Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna çıkarıldı. Kadının akrabaları şöyle dediler: “Rasûlullah (s.a.v)’e bu konuda Üsâme’den başka kimse şefaatçilik yapmaya cesaret edemez.” Bunun üzerine Üsâme onların arzularını Rasûlullah (s.a.v)’e bildirdi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Ey Üsâme! İsrailoğullarının helak olmalarının tek sebebi halkın şereflileri bir suç işlediklerinde onları cezalandırmaktan vazgeçiyorlar. Fakir kimselerden biri bir suç işleyince cezayı tatbik ediyorlardı. Eğer hırsızlık yapan Muhammed’in kızı Fatıma bile olsa onunda elini keserdim.” (Ebû Davud, Hudûd: 15; Tirmizî, Hudud: 6)

4812- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e bir hırsız getirildi de onun elinin kesilmesini emretti de eli kesildi. Getirenler biz bunun böyle cezalanmasını istememiştik deyince, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kızım Fatıma bile olsaydı onun elini de keserdim.” (Ebû Davud, Hudûd: 15; Tirmizî, Hudud: 6)

4813- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Bir kadın Rasûlullah (s.a.v) zamanında hırsızlık yapmıştı. Hırsızın velileri bu konuda şefaat etmesi için ancak Üsâme bu işi yapabilir dediler. Üsâme’de durumu Rasûlullah (s.a.v)’e aktarınca, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İsrailoğulları bu tür hareketlerden dolayı helak olup gittiler. Onlardan zengin kimseler hırsızlık yapınca onu bırakıyorlar fakir biri yapınca da onun elini kesiyorlardı. Dolayısıyla Muhammed’in kızı Fatıma bile hırsızlık yapsa onun da elini keserdim.” (Ebû Davud, Hudûd: 15; Tirmizî, Hudud: 6)

4814- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kadın tanınmış kimselerin adını kullanarak kendini tanımayan insanlardan ödünç mücevherat alıp onları satıyordu. Bunun üzerine kadın yakalanıp Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna götürülünce, kadının akrabaları Üsâme’nin yanına koştular. Üsâme’de kadının bağışlanması için Rasûlullah (s.a.v) ile konuşunca, Rasûlullah (s.a.v)’in yüzünün rengi değişti. Üsâme konuşuyordu. Sonra Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’ın hükümlerinden bir hükmü yerine getirmemem için bana aracı mı oluyorsun?” Üsâme: “Ey Allah'ın Rasûlü benim için Allah’tan bağışlanma dile” dedi. Daha sonra Rasûlullah (s.a.v) kalktı ve günün akşamı bir konuşma yaparak Allah’a gerektiği biçimde hamd ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu: “Sizden önce gelip geçen insanların helak olmalarının sebebi aralarında zengin kimseler hırsızlık yapınca bırakıyorlar, zayıf ve fakir kimseler hırsızlık yaptıklarında ise cezayı uygulamakta idiler. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki Muhammed’in kızı Fatıma bile hırsızlık yapsa onun da elini keserdim.” Sonra bu kadının da eli kesildi. (Tirmizî, Hudûd: 6; Ebû Davud, Hudûd: 15)

4815- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Mahzumlu bir kadının hırsızlık yapması olayı Kureyş’i hayli rahatsız etmişti ve şöyle dediler: “Bu konuda Rasûlullah (s.a.v) ile kim konuşup şefaatçilik edebilir?” ve Rasûlullah (s.a.v)’in sevgilisi Üsâme b. Zeyd bunu yapabilir diye karar verdiler. Üsâme, Rasûlullah (s.a.v) ile bu kadının bağışlanması için konuşunca, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah’ın hükümlerinden bir hükmü uygulamamam için aracı mı oluyorsun?” Sonra kalkıp bir hutbe vererek şöyle buyurdu: “Sizden öncekilerin helakinin sebebi aralarında zengin kimseler suç işlediklerinde onları bırakırlar. Zayıf ve fakir kimseler suç işlediklerinde de cezayı uyguluyorlardı. Allah’a yemin olsun ki Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık yapsaydı onun da elini keserdim.” (Tirmizî, Hudûd: 6; Ebû Davud, Hudûd: 15)

4816- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Kureyşten ve Mahzum oğullarından bir kadın hırsızlık yapmıştı. Kadın, Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna getirildi ve insanlar bu kadının bağışlanması için Rasûlullah (s.a.v) ile konuşmaya kim cesaret edebilir?” dediler. Üsâme b. Zeyd bu işi yapabilir denildi. Üsâme geldi ve konuştu. Rasûlullah (s.a.v) kızdı ve şöyle buyurdu: “İsrailoğulları aralarında asil kimseler suç işlediklerinde onu bırakırlar, düşük bir kimse suç işleyip hırsızlık yaptığında da elini keserlerdi. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki Muhammed’in kızı Fatıma bile hırsızlık yapsa onun da elini keserdim.” (Tirmizî, Hudûd: 6; Ebû Davud, Hudûd: 15)

4817- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Mahzum kabilesinden bir kadının yaptığı hırsızlık Kureyşi çok meşgul etmişti ve: “Bu kadın için şefaat edebilecek ve Rasûlullah (s.a.v) ile konuşabilecek kim olabilir?” dediler ve sonunda: “Rasûlullah (s.a.v)’in sevgilisi Üsâme’den başkası bunu yapamaz” dediler. Üsâme bu konuda konuşacağını konuştu da Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Sizden önceki toplumlar helak olup gittiler Onlar aralarında şerefli kimseler suç işlediklerinde onu cezalandırmaz bırakırlar, zayıf ve düşük kimseler suç işlediklerinde ise onu cezalandırırlardı. Allah’a yemin olsun ki Muhammed’in kızı Fatıma bile hırsızlık etse onun elini de keserdim.” (Tirmizî, Hudûd: 6; Ebû Davud, Hudûd: 15)

4818- Âişe (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) zamanında bir kadın fetih günü hırsızlık yapmıştı. Kadın, Rasûlullah (s.a.v)’in yanına getirildi. Üsâme b. Zeyd o kadının bağışlanması için aracılık yaparak bir şeyler konuşmuştu. Üsâme konuşurken Rasûlullah (s.a.v)’in rengi değişti ve şöyle buyurdu: “Allah’ın sınırları çiğnendiği için uygulanacak cezanın uygulanmaması için mi benimle konuşuyorsun?” Üsâme, Rasûlullah (s.a.v)’e: “Benim için Allah’tan bağışlanma dile” dedi. Akşam olunca Rasûlullah (s.a.v) kalktı ve Allah’a gerektiği biçimde hamdü sena ettikten sonra şöyle buyurdu: “Sizden önceki helak olan toplumlar aralarında itibarlı kimseler hırsızlık yapsalar onlara bir şey yapmazlar bırakıverirler, zayıf ve itibarsız kimseler suç işlerlerse onlara cezayı uygularlardı. Sonra sözüne şöyle devam etti. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık etseydi onun elini de keserdim.” (Tirmizî, Hudûd: 6; Ebû Davud, Hudûd: 15)

4819- Urve b. Zübeyr (r.a)’den rivâyete göre, bir kadın Rasûlullah (s.a.v) zamanında Mekke fethinde hırsızlık yapmıştı, kavmi şaşkına döndü ve Üsâme b. Zeyd’in şefaatçi olması için Üsâme’ye geldiler. (Urve diyor ki) Üsâme o konuda Rasûlullah (s.a.v) ile konuşunca, Rasûlullah (s.a.v)’in yüzünün rengi değişti ve şöyle dedi: “Allah’ın cezalarından birini uygulamamam için mi benimle konuşuyorsun?” Bunun üzerine Üsâme: “Ey Allah'ın Rasûlü! Benim için bağışlanma talebinde bulun” dedi. Akşam olunca Rasûlullah (s.a.v) kalktı ve bir konuşma yaparak Allah’a gerektiği şekilde hamd ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu: “Sizden önceki toplumların helak ediliş sebepleri şuydu. Onların arasında itibarlı kimseler suç işlerlerse onu cezalandırmayıp bırakırlar, zayıf kimseler suç işlediklerinde ise onlara cezayı uygularlar idi. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki Eğer Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık etseydi onun da elini keserdim.” Sonra Rasûlullah (s.a.v) o kadının elinin kesilmesini emretti ve eli kesildi. Bundan sonra kadın güzelce tevbe etti. Âişe diyor ki: Bu olaydan sonra bu kadın yanıma gelirdi de ben de onun ihtiyacını Rasûlullah (s.a.v)’e arz ederdim. (Tirmizî, Hudûd: 6; Ebû Davud, Hudûd: 15)

7- CEZAYI UYGULAMAYA TEŞVİK

4820- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Yeryüzünde Allah’ın bir hükmünün infaz edilmesi insanlar için otuz gün yağmur yağmasından hayırlıdır.” (Müsned: 8858)

4821- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Yeryüzünde Allah’ın bir hükmünün uygulanması insanlar için kırk gün yağmur yağmasından daha hayırlı ve faydalıdır.” (Müsned: 8858)

8- EL KESME NE KADAR MAL ÇALMAKLA GERÇEKLEŞİR

4822- Abdullah b. Ömer (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) beş dirhem değerindeki bir kalkanı çalan kimsenin elini kesmişti.” (Ebû Davud, Hudud: 11; İbn Mâce, Hudud: 22)

4823- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) üç dirhem değerindeki bir kalkanı çalan kimsenin elini kesmişti.” (Ebû Davud, Hudud: 11; İbn Mâce, Hudud: 22)

4824- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) üç dirhem değerindeki bir kalkanı çalan kimsenin elini kesmişti.” (Ebû Davud, Hudud: 11; İbn Mâce, Hudud: 22)

4825- Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) Mescidin Kadınlar bölümünden üç dirhem değerinde bir kalkan çalan hırsızın elini kesti. (Ebû Davud, Hudud: 11; İbn Mâce, Hudud: 22)

4826- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) değeri üç dirhem olan bir kalkan çalmaktan dolayı hırsızın elini kesti. (Ebû Davud, Hudud: 11; İbn Mâce, Hudud: 22)

4827- Enes b. Malik (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) bir kalkan çalımından dolayı el kesmişti. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

4828- Enes (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Bekir değeri beş dirhem olan bir kalkan için el kesmiştir. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

4829- Katade (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes’ten işittim şöyle diyordu. Ebu Bekir’in halifeliği döneminde bir adam değeri beş dirhem olan bir kalkan çalmıştı da eli kesilmişti. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

9- EL KESME MİKTARI HAKKINDA DEĞİŞİK RİVAYETLER

4830- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) dörtte bir dinar değerindeki bir şey çalan kimsenin elini kesmişti. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4831- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Değeri yarım dinar veya üçte bir dinara varmayan kalkan çalınmasından dolayı el kesilmez.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4832- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) dörtte bir dinardan daha fazla değeri olan şeylerden dolayı kesilir. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4833- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hırsızın eli dörtte bir dinara varan meblağda hemen kesilir.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4834- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hırsızın eli dörtte bir dinara varan meblağda hemen kesilir.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4835- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hırsızın eli dörtte bir dinara varan meblağda hemen kesilir.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4836- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hırsızın eli dörtte bir dinara varan meblağda hemen kesilir.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4837- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) dörtte bir dinara varan hırsızlıklarda hemen el keserdi. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4838- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hırsızın eli dörtte bir dinara varan meblağda hemen kesilir.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4839- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hırsızın eli dörtte bir dinara varan meblağda hemen kesilir.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4840- Amre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Âişe’den işittim şöyle diyordu: Dinarın dörtte birine varan meblağlarda el kesilir. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4841- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hırsızın eli dörtte bir dinara varan meblağda hemen kesilir.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4842- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hırsızın eli dörtte bir dinara varan meblağda hemen kesilir.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4843- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Aradan ne çok zaman geçti ne de unuttum; el kesme işi dörtte bir dinara ulaşan miktarlarda hemen kesilir. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

10- EL KESME MİKTARI HAKKINDA DEĞİŞİK RİVAYETLER

4844- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den duydum şöyle diyordu: “Hırsızın eli dörtte bir dinara ulaşan miktarlarda hemen kesilir.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4845- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: El kesme işi dörtte bir dinara ulaşan miktardadır. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4846- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hırsızın eli bir kalkan değerindeki şeylerden dolayı kesilir, bir kalkan da dörtte bir dinardır.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4847- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) dörtte bir dinara ulaşan miktarlarda hemen el keserdi. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4848- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “El ancak dörtte bir dinara varan miktarlarda kesilir.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4849- Mü’minlerin annesi Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “El, bir kalkan bedeli kadar meblağda kesilir.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4850- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle diyordu: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hırsızın eli kalkan bedelinden az miktarlarda kesilmez. Âişe’ye denildi ki, kalkanın bedeli ne kadardır? O da, dörtte bir dinardır” dedi. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4851- Âişe (r.anha) Rasûlullah (s.a.v) şöyle derken işitmiştir: “Hırsızın eli dörtte bir dinara varan miktarlarda kesilir.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4852- Âişe (r.anha) Peygamber (s.a.v)’den aktararak şöyle demiştir: “El kesme işi bir kalkan veya onun değerinde bir şey çalmakla gerçekleşir.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4853- Âişe (r.anha) Peygamber (s.a.v)’den aktararak şöyle demiştir: “El kesme işi bir kalkan veya onun değerinde bir şey çalmakla gerçekleşir.” Urve diyor ki: Kalkanın değeri dört dirhemdir. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4854- Âişe (r.anha) Rasûlullah (s.a.v)’den şöyle derken duymuştur: “El kesme işi dörtte bir dinar ve daha üzerindeki miktarlarda gerçekleşir.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4855- Süleyman b. Yesar (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Beş parmaklı el ancak beş dirhem çalmakla kesilir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

4856- Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Hırsızın eli deri ve demir kalkan değerinden az olan şeylerden dolayı kesilmez, her bir kalkanın da bir değeri vardır.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4857- Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, “Peygamber (s.a.v), değeri beş dirhem olan miktarlarda el kesmiştir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

4858- Eymen (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bir kalkan değerindeki hırsızlıklarda el kesmiştir. O gün için bir kalkan bedeli de bir dinardı. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4859- Eymen (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) zamanında el kesme işi ancak bir kalkan bedeli kadar olan şeylerde gerçekleşirdi. Bir kalkanın değeri de o günlerde bir dinar idi. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4860- Eymen (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in zamanında el kesme işi bir kalkan bedeline ulaşan miktarlarda olurdu. O gün için bir kalkan bedeli de bir dinar idi. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4861- Eymen (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in zamanında el kesme işi bir kalkan bedeline ulaşan miktarlarda olurdu. O gün için bir kalkan bedeli de bir dinar idi. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4862- Eymen (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Hırsızın eli bir kalkan değerine ulaşan miktarlarda kesilir.” Rasûlullah (s.a.v) zamanında bir kalkan bedeli bir dinar veya on dirhem idi. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4863- Eymen (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’in zamanında el kesme işi bir kalkan bedeline ulaşan miktarlarda olurdu. O gün için bir kalkan bedeli de bir dinar idi. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4864- Eymen (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Hırsızın eli kalkan değerinden daha az miktarlarda kesilmez.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4865- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle diyordu: “Bir kalkanın bedeli Rasûlullah (s.a.v), zamanında on dirhem idi.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4866- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) zamanında (bir kalkan) on dirhem ederdi. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4867- Ata (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: El kesme miktarının en aşağısı bir kalkan değeridir. O gün için bir kalkanın bedeli de on dirhemdir. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4868- Ka’b (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Kim güzelce abdest alır sonra namaz kılarsa (Abdurrahman diyor ki: Yatsı namazını kılarsa sonra da rüku secde ve tüm erkanına uyarak dört rekat namaz kılarsa) (Sevvar diyor ki: Rüku ve secdelerini güzelce yapar ve ne okuduğunu da bilir ve anlarsa) Kadir gecesini değerlendirmiş gibi sevap kazanır.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4869- Ka’b (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Kim abdestini güzelce alır ve yatsı namazını cemaatle kılarsa sonra da rüku ve secdelerini tam yaparak dört rekat bir namaz daha kılarsa kadir gecesini değerlendirmiş gibi sevap kazanır.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)

4870- Amr b. Şuayb (r.a) babasından ve dedesinden rivâyet ederek şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) zamanında bir kalkanın değeri on dirhemdir. (Müsned: 6455)

11- AĞAÇTAN MEYVE ÇALINIRSA EL KESİLMEZ

4871- Amr b. Şuayb babasından ve dedesinden naklederek şöyle der: Rasûlullah (s.a.v)’e, “Ne kadar miktardan el kesilir?” diye soruldu. O da şöyle buyurdu: “Ağaçtan çalınan meyve sebebiyle el kesilmez, toplandığı yerden meyveleri götürürse ve değeri de bir kalkan miktarına ulaşırsa o zaman el kesilir. Dağda yayılan hayvanın çalınmasından da el kesilmez. Ahırdaki çalınan hayvanın bedeli kalkan miktarına ulaşırsa o zaman el kesilir.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 28)

12- NE KADAR MEYVE ÇALINIRSA CEZASI NEDİR?

4872- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’e, “Ağaçtan meyve koparan hırsızın eli kesilir mi?” diye soruldu. O da şöyle buyurdular: “İhtiyacı kadar koparır ve toplayıp götürmezse bir şey lazım gelmez. Toplayıp götürürse götürdüğünün iki misli kadar ücretini öder ayrıca ceza da verilir. Muhafaza altındaki bir yerden toplanmış meyveleri alıp götüren kimsenin götürdüğü meyve miktarı kalkan bedeline ulaşırsa eli kesilir. Çaldığı şey kalkan bedelinden az olursa çaldığının iki mislini öder ve ayrıca ceza da verilir.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 28)

4873- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, Müzeyne kabilesinden bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek şöyle sordu: “Ey Allah'ın Rasûlü! Dağ başında yayılan davarı çalan kimse hakkında ne dersin?” Rasûlullah (s.a.v)’de: “Çaldığının iki mislini verir ve ayrıca bir ceza (te’dib) daha verilir. Yayılan hayvanların çalınmasından dolayı el kesmek yoktur. Ancak ağıla ve ahıra girdikten sonra çalar ve değeri de bir kalkan bedeline ulaşırsa eli kesilir. Kalkan bedeline ulaşmazsa çaldığının iki katını öder ve değneklenir” buyurdu. Adam: Ağaçtaki meyveleri çalan kimsenin durumunu sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Kopardığı meyvenin iki katını öder ve değneklenir, koparılmamış meyveyi çalanın eli kesilmez. Toplandığı yerden ve kurutma yerinden çalınmışsa ve bedeli de bir kalkan bedeline ulaşıyorsa o zaman el kesilir. Kalkan bedeline ulaşmayan hırsızlıklarda ise çaldığının iki katı ödettirilir ve bir de değneklenir.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 28)

13- EL KESMEYİ GEREKTİRMEYEN ŞEYLER

4874- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Ağaçtan koparılan meyve ve ağaçlarda bulunan sakız (püs) çalımından dolayı el kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27)

4875- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Ağaçtan koparılan meyve ve ağaçlarda bulunan sakız (püs) çalımından dolayı el kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27)

4876- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Ağaçtan koparılan meyve ve ağaçlarda bulunan sakız (püs) çalımından dolayı el kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27)

4877- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Ağaçtan koparılan meyve ve ağaçlarda bulunan sakız (püs) çalımından dolayı el kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27)

4878- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Ağaçtan koparılan meyve ve ağaçlarda bulunan sakız (püs) çalımından dolayı el kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27)

4879- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Ağaçtan koparılan meyve ve ağaçlarda bulunan sakız (püs) çalımından dolayı el kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27)

4880- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Ağaçtan koparılan meyve ve ağaçlarda bulunan sakız (püs) çalımından dolayı el kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27)

4881- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Ağaçtan koparılan meyveden ve ağaçlarda oluşan sakızların çalınmasından dolayı el kesme yoktur.” Keser = Ağaç sakızı demektir. (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27)

4882- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Ağaçtan koparılan meyve ve ağaçlarda bulunan sakız (püs) çalımından dolayı el kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27)

4883- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Ağaçtan koparılan meyve ve ağaçlarda bulunan sakız (püs) çalımından dolayı el kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27)

4884- Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Ağaçtan koparılan meyve ve ağaçlarda bulunan sakız (püs) çalımından dolayı el kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27)

4885- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Emanete hainlik edenin, yağmada bulunanın ve çarpıp kaçanın eli kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27)

4886- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Emanete hainlik edenin, yağmada bulunanın ve çarpıp kaçanın eli kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27)

4887- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Çarpıp kaçanın eli kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27)

4888- Câbir (r.a)’den rivâyete göre: “Emanete hainlik edenin eli kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27)

4889- Câbir (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Emanete hainlik edenin, yağmada bulunanın ve çarpıp kaçanın eli kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27)

4890- Câbir (r.a)’den rivâyete göre: “Emanete hainlik edenin eli kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27)

14- HIRSIZLIK TEKRAR EDERSE ELDEN SONRA NE KESİLİR?

4891- Haris b. Hatib (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’e bir hırsız getirildi de: “Onu öldürün” buyurdu. “Ey Allah'ın Rasûlü! Bu adam sadece hırsızlık yaptı” dediler. Yine: “Onu öldürün” buyurdu. Yine: “Ey Allah'ın Rasûlü! Bu adam sadece hırsızlık yapmıştır” dediklerinde: “Öyleyse elini kesin” buyurdu. Adam sonra tekrar hırsızlık yaptı, bu sefer ayağı kesildi. Ebu Bekir zamanında tekrar hırsızlık yapınca, tüm elleri ve ayakları kesilmiş oldu yine beşinci sefer hırsızlık yapınca Ebu Bekir şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v) onu öldürün dediğinde bu adamı daha iyi biliyormuş.” Ve adamı öldürülmesi için bir gurup gence teslim etti. Onlardan biri de Abdullah b. Zübeyr idi. Başkan tayin ettiler. O vurduğunda onlar da vurdular ve adam öldü. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)

15- EL VE AYAK KESİMİNDEN SONRA BEŞİNCİ DE HIRSIZ ÖLDÜRÜLÜR

4892- Câbir b. Abdullah (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’e bir hırsız getirildi. Rasûlullah (s.a.v): “Onu öldürün” buyurdu. Hırsızın velileri: “Ey Allah'ın Rasûlü! O sadece hırsızlık yaptı” deyince: “Öyleyse elini kesin” buyurdu. Eli kesildi sonradan ikinci bir hırsızlık yaptı. Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna getirilince: “Onu öldürün” buyurdu. Hırsızın yakınları o sadece hırsızlık yaptı deyince, “Öyleyse ayağını kesin” buyurdu. Üçüncü sefer tekrar hırsızlık yapıp getirilince, Rasûlullah (s.a.v): “Onu öldürün” buyurdu. Oradakiler: “Ey Allah'ın Rasûlü o sadece hırsızlık yaptı” deyince: “Öyleyse elini kesin” buyurdu. Dördüncü sefer hırsızlık yapıp Rasûlullah (s.a.v)’e getirilince yine: “Onu öldürün” buyurdu. Oradakiler: “O sadece hırsızlık yapmıştı” dediler. “Öyleyse ayağını kesin” buyurdu. Beşinci sefer tekrar hırsızlık yapıp getirilince: “Onu öldürün” buyurdu. Câbir diyor ki: Adamı deve ağılına götürdük, üzerine yüklendik sırtüstü yattı sonra el ve ayaklarıyla çırpınınca develer ürktü ve dağıldı. Sonra ikinci ve üçüncü defa üzerinde yüklendik yine aynı şekilde çırpındı, üçüncü sefer üzerine yüklenip taş attık ve öldürdük sonra bir kuyuya atıp üzerine de taş attık. (Ebû Davud, Hudud: 20)

16- SAVAŞTA HIRSIZLIK YAPANIN ELİ KESİLMEZ

4893- Büsr b. Ebî Ertae (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Savaşta çalınan mal (ganimet) dan dolayı el kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 19; Tirmizî, Hudud: 20)

4894- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Bir köle bir hırsızlık yaparsa az bir ücretle de olsa onu satıver.” (İbn Mâce, Hudud: 25; Ebû Davud, Hudud: 20)

17- CEZA UYGULANACAK YAŞ HANGİ YAŞTIR

4895- Atiyye (r.anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Kureyza esirlerinin arasındaydım, esirlere bakılıyordu tüyü bitenler (Akil baliğ olanlar) öldürülüyor tüyü bitmeyenler ise öldürülmeyip sağ bırakılıyordu. (İbn Mâce, Hudud: 25; İbn Mâce, Hudud: 25)

18- HIRSIZIN KESİLEN ELİ BOYUNA ASILIR MI?

4896- İbn Muhayriz (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Fedale b. Ubeyd’e hırsızın kesilen elinin boynuna takılmasının hükmünü sordum. O da “Sünnettir” dedi. Rasûlullah (s.a.v) hırsızın elini kesti ve boynuna astı. (İbn Mâce, Hudud: 25; İbn Mâce, Hudud: 25)

4897- Abdurrahman b. Muhayriz (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Fedale b. Ubeyd’e: “Hırsızın elinin boynuna asılmasının sünnet olduğu görüşünde misin?” diye sordum. O da: “Evet” dedi ve şöyle devam etti: Rasûlullah (s.a.v) huzuruna getirilen bir hırsızın elini kesti ve boynuna taktı. (İbn Mâce, Hudud: 25; İbn Mâce, Hudud: 25)

4898- Abdurrahman b. Avf (r.a)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Hırsıza cezası uygulandıktan sonra ayrıca tazminat ödettirilmez.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)





© 2015 http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/
islam