NESAİ > AHBAS (VAKIF) KİTABI

 

islam

help 2.26.29 029 previous next

HADİS KİTAPLARI > NESAİ > 029
29- AHBAS (VAKIF) KİTABI

1- VAKIF NASIL YAPILIR? VAKIFNÂME NASIL HAZIRLANIR?

2- HİSSELİ YER DE VAKFEDİLİR Mİ?

3- MESCİD YERİNİ ALIP VAKFETMEK



29- AHBAS (VAKIF) KİTABI

3538- Amr b. Haris (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) ne dirhem ne dinar ne köle ne cariye miras olarak hiçbirşey bırakmadı. Ancak bindiği beyaz katırını, silahını ve Allah yolunda vakıf kıldığı bir araziyi bırakmıştı. (Kuteybe’nin değişik rivayetinde Allah yolunda sadaka kıldığı araziyi denilmektedir.) (Buhârî, Vesaya: 1; İbn Mâce, Vesaya: 1)

3539- Amr b. Haris (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle diyordu: Rasûlullah (s.a.v) miras olarak hiçbir şey bırakmadı; katırı, silahı ve vakfettiği bir arazisi vardı. (Buhârî, Vesaya: 1; İbn Mâce, Vesaya: 1)

3540- Amr b. Haris (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle diyordu: Rasûlullah (s.a.v)’in miras olarak bıraktığı şeyler; beyaz katır, silahı ve vakfettiği arazisiydi. (Buhârî, Vesaya: 1; İbn Mâce, Vesaya: 1)

1- VAKIF NASIL YAPILIR? VAKIFNÂME NASIL HAZIRLANIR?

3541- Ömer b. Hattab (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Hayber arazisinden bir toprak parçasına sahip olmuştum. Rasûlullah (s.a.v)’e geldim ve şöyle dedim: “Öyle bir araziye sahip oldum ki bu güne kadar çok sevdiğim ve çok hoşuma giden böyle bir mala sahip olmamıştım. Onu ne yapayım?” diye sordum. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Dilersen onu tasadduk et” buyurdu. Ömer b. Hattab ta o araziyi alım satımı yapılmamak ve hibe edilmemek üzere tasadduk (vakıf) etti. Gelirinden fakirlere, yakın akrabaya, kölelikten kurtulacak kimselere, misafirlere, yolda kalmışlara dağıtılmak üzere tasadduk (vakıf) etti. O arazinin idaresini üzerine alan kimseye de ihtiyacından fazla olmamak şartıyla yemesinde ve başkalarına da yedirmesinde bir günah yoktur denildi. (Ebû Davud, Vesaya: 13; Buhârî, Şurüt: 19)

3542- İbn Ömer (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Babam Ömer, Hayber’den bir araziye sahip olmuştu o arazi hakkında istişarede bulunmak üzere Rasûlullah (s.a.v)’e geldi. “Bu güne kadar elde etmediğim kıymetli bir arazim var. Ne yapmamı emredersiniz?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “İstersen aslını vakfeder mahsulünü de tasadduk edersin” buyurdu. Ömer’de: “Aslı alınıp satılmamak, hibe edilmemek, miras olunmamak üzere mahsulünü de fakirlere, yakın akrabalara, kölelikten kurtulacak kimselere, Allah yolundaki tüm işlere, misafirlere, yolda kalmış kimselere tasadduk edilecektir” dedi. Onun idaresini üzerine alan kimseye de ihtiyacından fazla olmamak şartıyla örfe uygun biçim de yemesinde ve başkalarına da yedirmesinde bir sakınca yoktur denilmişti. (Ebû Davud, Vesaya: 13; Buhârî, Şurüt: 19)

3543- İbn Ömer (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Babam Ömer, Hayber’den bir araziye sahip olmuştu. Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek bu araziyle alakalı ne yapması gerektiğini sormuş ve şöyle demişti: “Çok büyük arazilere sahib oldum, bu güne kadar böyle güzel bir mala sahip olamamıştım. Bu konuda ne yapmamı emredersiniz?” Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “İstersen aslını vakfedersin mahsulünü de tasadduk edersin.” O da aynı şekilde aslını vakfetti ve alınıp satılmaması, hibe edilmemesini şart koştu. Oradan çıkacak ürünü de fakirlere, yakın akrabalara, kölelikten kurtarılmak istenenlere ve Allah yolunda olanlara, yolda kalmışlara, misafirlere tasaduk edilmesini şart koştu. O malın idaresini üzerine alan kimseye de ihtiyacını karşılayacak kadar yemesinde ve yedirmesinde bir sakınca olmadığını da bildirdi. (Ebû Davud, Vesaya: 13; Buhârî, Şurüt: 19)

3544- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre: Ömer, Hayber’de arazi sahibi olmuştu. Peygamber (s.a.v)’e gelerek, o araziyi ne yapması gerektiğini sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Dilersen aslını vakfedersin mahsulünü de tasadduk edersin” buyurdu. Bunun üzerine Ömer aslını alım satım yapılmamak üzere, hibe edilmemek üzere ve miras olunmamak üzere vakfetti. Mahsulünü de fakirlere, yakın akrabaya, kölelerin kurtarılmasına, dilencilere, yolda kalmış olanlara ve zayıflara tasadduk edilmesini şart koştu. O malın idaresini üzerine alan kimseye de ihtiyacından fazla almamak şartıyla yemesinde ve başkalarına da yedirmesinde bir sakınca olmadığını bildirmişti. (Ebû Davud, Vesaya: 13; Buhârî, Şurüt: 19)

3545- Enes (r.a)’ten rivâyete göre: “Sevdiğiniz şeylerden Allah rızası için başkalarına harcamadıkça gerçek erdemliliğe ve hayra ulaşmış olamazsınız” (Ali İmran 92.) ayeti nazil olunca, Ebu Talha: “Rabbimiz mallarımızdan dağıtmamızı istiyor. Ey Allah’ın Rasûlü! Seni şahit tutarım ki ben bahçemi Allah yolunda tasadduk edip vakfettim” deyince Peygamber (s.a.v)’de onu yakın akrabalarından fakir olan Hassan b. Sabit ve Übey b. Ka’b’a tahsis et demişti. (Dârimi, Zekat: 23; Ebû Davud, Zekat: 45)

2- HİSSELİ YER DE VAKFEDİLİR Mİ?

3546- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer b. Hattab Rasûlullah (s.a.v)’e şöyle demiştir: “Hayber gazası sonunda ganimetlerin taksiminde bana düşen yüz hisse arazi şimdiye kadar hiç sahib olmadığım güzellikte bir mal, ben onu tasadduk etmek istiyorum.” Peygamber (s.a.v)’de: “Aslını vakfet mahsulünü de tasadduk et” buyurdu. (Buhârî, Şurut: 19; Ebû Davud, Vesaya: 13)

3547- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Şimdiye kadar sahip olmadığım bir araziye sahip oldum. Benim yüz adet hayvanım vardı onlarla Hayber’den ve Hayberlilerden yüz hisse bir arazi parçası aldım, bu malımla Allah’a daha da yakın olmak istiyorum” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Aslını vakfet ürününü de tasadduk et” buyurdu. (Ebû Davud, Vesaya: 13; Buhârî, Şurüt: 19)

3548- İbn Ömer (r.a)’den rivâyete göre, Ömer, Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek “Semğ’deki bana düşen araziyi ne yapayım” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Aslını vakfet ürününü de tasadduk et” buyurdu. (Ebû Davud, Vesaya: 13; Buhârî, Şurüt: 19)

3- MESCİD YERİNİ ALIP VAKFETMEK

3549- Husayn b. Abdurrahman (r.a)’dan rivâyete göre, Temim oğullarından bir adam olan Ömer b. Cavan adlı birine: “Ahnef b. Kays, o hâdisede neden ayrılmıştı?” diye sordum. O da şöyle dedi: “Ahnef’in şunları anlattığını duydum: “Hac vazifemi yapmak üzere bir seferinde Medine’ye gelmiştim. Biz konakladığımız yerde yüklerimizi indirirken birisi geldi ve şöyle dedi: İnsanlar mescidde toplandılar. Ben de gittim gerçekten insanlar orada toplanmışlardı. Bir de baktım ki ortada bir gurup toplu olarak oturuyordu. Bunlar Ali b. Ebi Talib, Zübeyr, Talha ve Sa’d b. Ebi Vakkas (r.anhüma) idiler. Tam onların yanına durmuştum ki işte Osman b. Affan geldi dediler. Geldi ve üzerinde sarı bir elbisesi vardı. Ben arkadaşıma: “Olduğun yerde kal Osman’ın ne haberle geldiğini bir öğreneyim” dedim. Osman (r.a) Ali burada mı? Zübeyr burada mı? Talha burada mı? Sa’d burada mı? diye sordu. “Evet burada” dediler. Kendisinden başka gerçek ilâh olmayan Allah adına söylüyorum. Biliyor musunuz? Rasûlullah (s.a.v): “Kim falan oğullarının hurma kurutma yerini satın alırsa Allah onu bağışlar” dediğini…” Ben de orayı satın aldım ve Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek: “Falan oğullarının hurma kurutma yerini satın aldım” dedim. Rasûlullah (s.a.v): “Onu bizim mescidimize vakfet ecrini alırsın” buyurdu. Oradakiler: “Evet bunun böyle olduğunu biliyoruz” dediler. Bu sefer Osman b. Affan: Kendisinden başka gerçek ilâh olmayan Allah aşkına söylüyorum, biliyor musunuz?” Rasûlullah (s.a.v): “Kim Rume kuyusunu satın alırsa Allah onu bağışlar” buyurdu. Ben de Rasûlullah (s.a.v)’e geldim. Rume kuyusunu satın aldım dedim. Rasûlullah (s.a.v)’de “Onu Müslümanların kullanması için vakfet karşılığını bulursun” buyurdu. Oradakiler: “Evet bunu da böyle olduğunu biliyoruz” dediler. Bu sefer Osman b. Affan: “Kendisinden başka gerçek ilâh olmayan Allah adına söylüyorum, biliyor musunuz? Rasûlullah (s.a.v): “Kim zorluk gününün ordusu olan Tebük ordusunu techiz edip donatırsa Allah onu bağışlar” buyurmuştu da ben de yularından yay ve kirişine kadar her şeyiyle donatmıştım” dedi. Oradakiler “Evet bu söylediklerini de aynen yapmıştın” dediler. Bunun üzerine Osman: “Allah’ım şahit ol! Allah’ım şahit ol! Allah’ım şahit ol!” dedi. (Müsned: 481)

3550- Ahnef b. Kays (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Hac maksadıyla çıkmış ve Medine’ye kadar gelmiştik, yüklerimizi konakladığımız yerde indirirken birisi bizim yanımıza geldi ve: “Halk mescidde toplanmış ve korku içindeler” dedi. Biz de hemen mescide gittik bir de baktık ki insanlar mescidin ortasında oturan bir grup insanın etrafında toplanmışlar. Bir de ne görelim oturanlar Ali, Zübeyr, Talha ve Sa’d b. ebi Vakkas idi. Biz bu halde iken Osman b. Affan sarı bir örtü içerisinde geldi, başını da sarmıştı.Ve dedi ki: “Ali burada mı? Talha burada mı? Zübeyr burada mı? Sa’d burada mı?” Onlarda: “Evet” dediler. O zaman Osman b. Affan: Kendisinden başka gerçek ilâh olmayan Allah adına sizlere soruyorum. Biliyor musunuz? Rasûlullah (s.a.v): “Kim filan oğullarının hurma kurutma yerini satın alırsa Allah onu bağışlar” buyurdu. Ben de orayı yirmi bin veya yirmi beş bin dirheme satın aldım sonra Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek haber verdim. Rasûlullah (s.a.v): “Onu bizim mescidimize vakfet karşılığını Allah’tan alırsın” buyurdu. Oradakiler: “Allah için doğru söylüyorsun. Bu dediklerin aynen olmuştur” dediler. Bu sefer Osman: “Yine kendisinden başka gerçek ilâh olmayan Allah hakkı için soruyorum. Biliyor musunuz? Rasûlullah (s.a.v): “Kim Rume kuyusunu satın alırsa Allah onu bağışlar” demişti de ben de o kuyuyu şu kadar paraya satın alıp, Rasûlullah (s.a.v)’e geldim ve o kuyuyu şu kadara satın aldım dedim. Bunun üzerine: “Onu Müslümanların içmesine ve kullanmasına vakfet karşılığını alırsın” buyurdu. Oradakiler: “Evet bu söylediklerin de aynen olmuştur” dediler. Bu sefer Osman: Kendisinden başka gerçek ilâh olmayan Allah adına sizlere soruyorum. Rasûlullah (s.a.v) Müslümanlara bakarak şöyle demişti: “Kim bu zorluk günlerinin ordusu olan Tebük ordusunu teçhiz edip donatırsa, Allah onu bağışlar” buyurmuştu. Ben de o orduyu yularına yay ve kirişine varıncaya kadar donatmıştım dedi. Oradakiler: “Evet biliyoruz ki bu da aynen böyle olmuştur” dediler. O zaman Osman: “Allah’ım şahit ol! Allah’ım şahit ol!” dedi. (Müsned: 481)

3551- Sümâme b. Hazn el Kuşeyri (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Onların yanına Osman geldiğinde ben de oradaydım. Osman şöyle demişti: “Allah adına ve İslâm adına soruyorum, biliyor musunuz? Rasûlullah (s.a.v) Medine’ye geldiğinde Rume kuyusundan başka tatlı su kuyusu yoktu. Rasûlullah (s.a.v): “Kim Rume kuyusunu satın alır ve Müslümanların o kuyudan istifadelerini sağlarsa, Cennette daha fazla karşılığını bulur” buyurmuştu da; ben de kendi öz malımdan orayı satın alıp kovamı Müslümanların kovasıyla eşit hale getirdim yani o kuyuyu Müslümanlara vakfettim. Fakat bugün sizler beni o kuyunun suyundan içmemi yasaklıyorsunuz ve deniz suyu içmemi istiyorsunuz. Oradakiler: “Evet doğrudur” dediler. Bunun üzerine Osman: “Allah adına ve İslâmiyet adına soruyorum, siz biliyor musunuz? Tebük ordusunu kendi malımla teçhiz etmiştim.” Oradakiler: “Evet doğru söylüyorsun bu şekilde olmuştu” dediler. Osman: “Allah ve İslâm adına soruyorum biliyor musunuz, Mescid cemeatı almaz olmuştu da Rasûlullah (s.a.v): “Kim filan oğullarının yerini satın alıp mescide ilave eder ve Cennette daha hayırlı yerlere sahip olur” demişti de; ben de kendi öz malımdan orayı satın alıp mescide ilave etmiştim. Şimdi siz beni o mescidden iki rekat namaz kılmaktan men ediyorsunuz. Oradakiler: “Evet Allah şahittir ki söylediklerin doğrudur” dediler. Allah ve İslâm adına soruyorum biliyor musunuz? Rasûlullah (s.a.v), sebir dağında idi yanında Ebu Bekir, Ömer ve ben vardım, dağ sallanmaya başlayınca Rasûlullah (s.a.v) ayağıyla dağa vurdu ve: “Ey dağ sakin ol, senin üzerinde bir Peygamber (s.a.v) bir Sıddık ve iki şehid vardır” demişti. Oradakiler: “Allah adına doğru söylüyorsun böylece olmuştu” dediler. O zaman Osman: “Allahü ekber benim lehimde şahitlik yaptılar” (yani ben şahitim) dedi. (Müsned: 481)

3552- Ebu Seleme b. Abdurrahman (r.a)’dan rivâyete göre, Halk, Osman’ın evini kuşattıklarında Osman onlara geldi ve şöyle dedi: “Allah adına soruyorum doğru söyleyin, Rasûlullah (s.a.v) dağa çıktığında dağ sallanmaya başladığında ayağıyla dağa vurarak: “Sakin ol ey dağ zira senin üzerinde bir Peygamber (s.a.v) bir sıddık iki de şehid var” dediğini duymadınız mı? ben de orada değil miydim?” Pek çok insan: “Evet doğru söylüyorsun” dediler. Sonra Osman şöyle dedi: “Allah aşkına doğru söyleyin Rıdvan beyatında bu Allah’ın eli bu da Osman’ın eli dediğini duymadınız mı?” Pek çok kimse de bunun da böylece doğru olduğunu kabul edip şahitlik ettiler. Sonra Osman: Allah adına soruyorum Rasûlullah (s.a.v), Tebük ordusunu hazırladığında: “Kim kabul görecek bir infak yapmak ister” buyurduğunda ben ordunun yarısını kendi malımla techiz etmiştim. Pek çok kimse: “Evet doğru söylüyorsun” dediler. Osman: “Allah aşkına doğru söyleyin, kim Cennette bir ev karşılığında şu mescidin toprağını genişletmek ister buyurduğunda o araziyi kendi malımla almamış mıydım?” Oradakiler yine: “Evet öylece olmuştur” dediler. Daha sonra Osman: “Allah adına soruyorum satılan Rume kuyusunu kendi malımla satın alıp Allah yolunda Müslümanlara vakfettiğimi bilen yok mu” dedi. Oradakiler: “Evet aynen böyle olmuştur” dediler. (Müsned: 481)



© 2015 http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/
islam