Muvatta > NAMAZ > SEFERDE NAMAZLARI KISALTMA KİTABI

 

islam



1. Hazarda Veya Seferde İki Vakti Cemetmek

2. Seferi İken Namazın Kılınışı

3. Namazı Kısaltmanın Gerektiği Durumlar

4. Kalacağı Süre Belli Olmayan Yolcunun Namazı Kılış Şekli

5. Seferde Kaç Gün Kalacağı Belli Olan Kimsenin Namazı Kılış Şekli

6. Seferi Olan Kimsenin İmam Olunca Veya İmama Uyunca Namazı Kılış Şekli

7. Seferi Olan Kimsenin Sünnetleri Kılışı, Binek Üzerinde Namazın Kılınışı

8. Kuşluk Namazı

9. Kuşluk Namazıyla İlgili Diğer Rivayetler

10. Namaz Kılan Kimsenin Önünden Geçmenin Yasaklanması

11. Namaz Kılanın Önünden Geçmenin Caiz Olduğu Durumlar

12. Seferi Durumlarda Namaz Kılarken Önüne Sütre Koymak

13. Namazda İken Secde Mahallerini Düzeltmek

14. Namazda Safları Düzgün Tutmak

15. Namazda Elin Birini Diğeri Üzerine Koymak

16. Sabah Namazında Kunut Duası

17. Tuvalete Gitme İhtiyacı Varken Namaz Kılmanın Mekruh Oluşu

18. Namazı Beklemenin Ve Namaza Gitmenin Fazileti

19. Secdede Elleri Alnın İki Yanına Koymak

21. İmama Rükuda Yetişmek

22. Namazda Resulullah'a (S.A.V.) Salavat Getirmek

23. Namazdan Önce Ve Sonra Yapılan İşlerle İlgili Diğer Rivayetler

24. Namazla İlgili Çeşitli Rivayetler:

25. Namaza Teşvikle İlgili Çeşitli Rivayetler




9- SEFERDE NAMAZLARI KISALTMA KİTABI


1. Hazarda Veya Seferde İki Vakti Cemetmek


1. Ebû Hüreyre'den: Resûlullah (s.a.v.) Tebük seferinde öğle ile ikindiyi cemetti.[1] (Yani iki vaktin namazlarını bir arada kıldı.)[2]



2. Muaz b. Cebel anlatıyor: Resûlullah (s.a.v.)'la beraber Tebük seferine çıkmıştık. Resûlullah (s.a.v.) öğle ile ikindiyi, akşamla da yatsıyı cemediyordu. Bir gün namazı tehir etti. Bunun üzerine öğle ile ikindiyi beraberce kıldıktan sonra çadırına girdi. Sonra çıkıp akşamla yatsıyı kıldı, daha sonra da şöyle buyurdu:

«— Yarın inşaallah Tebük Pınarı başında olacaksınız. Ancak kuşluk vaktinden önce orada olmayın. Oraya kim önce varırsa, ben gelmeden suya hiç dokunmasın!» Biz pınarın başına vardığımızda iki kişinin bizden daha önce oraya gelmiş olduğunu gördük. Su bulanmıştı. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) o iki kişiye:

«— Suya dokundunuz mu?» diye sordu. Onlar da:

«— Evet!» cevabım verdiler. Bu cevap üzerine Resûlullah (s.a.v.) onlara kızdı ve biraz söylendi. Daha sonra da orada bulunanlar pınardan avuçlarıyla azar azar alıp bir kapta biriktirdiler. Resûlullah (s.a.v.) bu suyla yüzünü, ellerini yıkayıp onu tekrar pınara döktü. Bunun üzerine pınardaki su çoğaldı. Halk su ihtiyacını tamamen giderdikten sonra Resûlullah (s.a.v.):

«— Ey Muaz! Eğer ömrün olursa buraların yemyeşil, bağlık bahçelik olduğunu göreceksin!» buyurdu.[3]



3. Abdullah b. Ömer'den: Resûlullah (s.a.v.), acele etmesi gerektiği bir yolculukta akşamla yatsıyı cem-i tehir yaparak kılardı.[4]



4. Abdullah b. Abbas anlatıyor: Bir defasında Resûlullah (s.a.v.) korkulacak bir durum olmadığı ve seferi de bulunmadığı halde öğle ile ikindiyi, akşamla da yatsıyı cemetti.

îmanı Mâlik bu konuda şöyle der: Bana kalırsa Resûlullah'm (s.a.v.) bu şekilde namazları cemetmesinin sebebi, havanın yağmurlu olmasına istinaden olsa gerektir.



5. Nafî'den: Abdullah b. Ömer, yağmurlu havalarda ileri gelen kişilerin akşamla yatsı namazım cemetmesi üzerine o da onlara uvarak cemfiderdi.[5]



6. îbn Şihab anlatıyor: Salim b. Abdullah'a:

«— Seferde Öğle namazı ile ikindi cem edilir mi?» diye sordum:

«— Evet, cemetmekte bir mahzur yok, Arafat'ta yapılıyor görmüyor musun?» cevabını verdi.

Ali b. Hüseyn'den: Resûlullah (s.a.v.), sefere çıkacağı gün öğle namazı ile ikindiyi, gece sefere çıkacağı zaman da o gecenin akşa-mıyla yatsıyı cem ederdi.[6]



2. Seferi İken Namazın Kılınışı


7. Hâlid b.. Esîd ailesinden bir adam anlatıyor: Abdullah b. Ömer'e «— Ebû Abdurrahman: Kur'an'da korku namazı (düşmandan tehlike gelmesi muhtemel olan zamanlarda) ve hazarda (kendi yerinde ve evinde) kılacağımız namaz hakkında âyetler buluyoruz, fakat seferde iken namazın nasıl kılınacağı hakkında âyet bulamıyoruz, niçin?» diye sordum. Şu cevabı verdi:

«—Yeğenim! Aziz ve Celil olan Allah, Muhammed (s.a.v.)'i bize, bizler hiçbir şey bilmezken gönderdi. Onun için Hz. Peygam-ber'i nasıl yaptığını görüyorsak, biz de aynısını yapıyoruz.»[7]



8. Hz. Âişe'den: Hazari (evindeki) olsun seferi olsun, başlangıçta bütün namazlar ikişer rekât olarak farz kılındı. Sonraları se-ferî namazlar olduğu gibi kaldı, fakat hazerî namazların rekâtları artırıldı.



9. Yahya b. Saîd anlatıyor: Salim b. Abdullah'a:

*— Baban seferi iken en geç kıldığı akşam namazını ne zaman kıldı?» diye sordum. Salim şu cevabı verdi:

•— Biz Zatü'l-Ceyş'te iken güneş battı, babam da akşam namazını Akik'de kıldı.»[8]



3. Namazı Kısaltmanın Gerektiği Durumlar


10. Nâfi'den: Abdullah b. Ömer hacca veya umreye giderken Zülhuleyfe'de namazı kısaltırdı.[9]



11. Salim b.Abdullah babasından naklediyor: Binekli olarak Riym'e gitmiştim, bu yolculuğum sırasında namazları kısaltarak kıldım.

imam Mâlik bu rivayet üzerine şöyle der: Abdullah'ın, bu yolculukla katettiği yol dört berid (48 müjdir.[10]



12. Salim b. Abdullah'tan: Abdullah b. Ömer bînekli olarak

Zâtü'n-nüsub'a gitmişti, bu yolculuğunda namazları kısaltarak kıldı.

îmam Mâlik demiştir ki: Zâtü'n-nusub ile Medine arası dört berid (48 mil) dir.



13. îbnü Ömer'den: îbn Ömer, Hayber'e gittiğinde namazları kısaltarak kıldığı rivayet edilmiştir.

Salim b. Abdullah'tan: Abdullah b. Ömer Hayber yolculuğunda bütün gün namazları kısaltarak kılardı.[11]



14. Nâfi anlatıyor: îbn Ömer'le beraber bir berîdlik (12 millik) yolculuğunda da o namazı kısaltmadı.[12]



15. îmam Mâlik'ten: Duyduğuma göre Abdullah b. Abbas Mekke ile Taif, Mekke ile Usfan ve Mekke ile Cidde arası kadar uzaklıktaki yolculuklarında namazları kısaltırdı.[13]

îmam Mâlik bu rivayetle ilgili olarak şöyle der: «Zikredilen yerler arası 4 berid (48 mil) kadardır. Bana göre de bu kadar mesafe, namazları kısaltarak kılmak için çok yeterli bir mesafedir.

Hayber ile Medine arası 69 mildir.

Yine îmam Mâlik şöyle der: Yolculuğa çıkan bir kimse beldenin son evinin hizasını geçmeden namazlarını kısaltarak kılamaz. Belde-i aslisine (kendi yerine) dönerken beldesinin ilk hanesine veya buna en yakın yere gelmeden namazını tam olarak (dört rekât) kılamaz.»[14]



4. Kalacağı Süre Belli Olmayan Yolcunun Namazı Kılış Şekli


16. Abdullah b. Ömer'den: Yolculuğum esnasında bir yerde ne kadar kalacağımı kararlaştırmadımsa orada on iki gece de kalsam namazlarımı seferi olarak kılarım.[15]



17. Nâfi anlatıyor: tbn Ömer Mekke'de on gece misafir olarak kaldı, bu esnada tek başına kıldığı namazlar hariç imamla namazı kıldığı vakit ona tabi olarak tam kılıyordu.[16]



5. Seferde Kaç Gün Kalacağı Belli Olan Kimsenin Namazı Kılış Şekli


18. Said b. Müseyyeb'den: Seferi olan kimse bir yerde dört gece kalmayı kararlaştırmışsa namazlarını mukim gibi tamam kılar.

îmam Mâlik bu konuda şöyle der: «Bu konuda duyduğum en iyi görüş budur.»[17]

imam Mâlik'e esir kalan kimsenin nasıl namaz kılacağı soruldu: «Seferi durumlar hariç, mukim gibi kılar.» buyurdu.[18]



6. Seferi Olan Kimsenin İmam Olunca Veya İmama Uyunca Namazı Kılış Şekli


19. Salim b. Abdullah babasından naklediyor: Ömer b. Hattab Mekke'ye geldiği zaman cemaata namazı iki rekât kıldırır, sonra da onlara:

«— Mekkeliler! Siz namazı tamamlayın, çünkü biz seferiyiz.» derdi.

Bu rivayet Zeyd'in babası Eşlem tariki ile de nakledilmiştir.[19]



20. Nâfi anlatıyor: Abdullah b. Ömer, Mina'da iken imama uyduğu zaman namazları dört rekât, tek başına kıldığı zaman ise iki rekât olarak kılardı.[20]



21. Safvan anlatıyor: Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Safvan'ı ziyarete geldiğinde bize namaz kıldırdı, iki rekât kılınca kendisi namazı bitirdi, biz kalkıp tamamladık.



7. Seferi Olan Kimsenin Sünnetleri Kılışı, Binek Üzerinde Namazın Kılınışı


22. Nâfî anlatıyor: Abdullah b. Ömer seferi iken farzdan ne önce ne de sonra hiç namaz kılmazdı. Yalnız gece hariç. Ayrıca o, namazını sabit yerde kıldığı gibi, gittiği yöne doğru bineği üzerinde de kılardı.[21]



23. îmanı Mâlik'ten: Duyduğuma göre Kasım b. Muhammed, Urve b. Zübeyr ve Ebû Bekir b. Abdurrahman seferî iken namazların sünnetlerini de kılıyorlardı.

Yahya naklediyor: îmam Mâlike seferî iken namazın sünnetlerinin kılınıp kılınmıyacağı soruldu. «Kılınsa da olur, kılınmasa da. Sünnetin gece veya gündüz namazının sünneti olması da fark etmez. Duyduğuma göre bazı ulema seferî iken sünnetleri de kılı-yorlarmış.»



24. Nâfi anlatıyor: Abdullah b. Ömer, oğlu Ubeydullah'ın seferi iken sünnetleri de kıldığını görür, ona bir şey demezdi.



25. Abdullah b. Ömer'den: Resûlullah'ı (s.a.v.), bir merke] üzerinde yolculuk yaparken Hayber'e müteveccihen nama: kıldığını gördüm.[22]



26. Abdullah b. Ömer'den: Resûlullah (s.a.v.) seferde (yolculukta) iken binek üzerinde gittiği yöne doğru namazını kılardı.[23]

Abdullah b. Dinar: «Abdullah b. Ömer de böyle yapardı.» der.[24]

Yahya b. Said'den: Bir yolculuk esnasında Enes b. Mâlik'i gördüm. Bir merkep üzerinde namaz kılıyordu. Yönü kıbleye karşı olmadığı gibi, yüzünü bir yere koymadan ima ile rükû ve secde yapıyordu.[25]



8. Kuşluk Namazı


27. Ebû Talib'in kızı Ümmü Hani'den: Resûlullah (s.a.v.) Mekke'nin fethedildiği sene bir kumaş parçasından oluşan bir elbiseye sarınarak sekiz rekat kuşluk namazı kıldı.



28. Ebû Talib'in kızı Ümmü Hani'den: Mekke'nin fethedildiği seneydi. Resûlullah (s.a.v.)'in yanına gittim. Yıkanıyordu (guslediyordu). Hz. Fatıma da başkalarının görmemesi için önüne perde tutuyordu. Selâm verdim.

«— Gelen kim?» diye sordu. Ben:

«— Ebû Talib'in kızı Ümmü Hani!» diye cevap verdim. Bunun üzerine:

«—Merhaba (hoş geldin!), Ümmü Hani!» dedi. Daha sonra da yıkanması bitince bir parça kumaştan oluşan bir elbiseye sarınarak sekiz rekât kuşluk namazı kılıp döndü. Ben:

«— Ya Resûlallah (s.a.v.)! Kardeşim Ali, eman verdiğim Hübeyre oğlu filanı öldüreceğini söylüyor, ne yapalım?» dedim. Resûlullah (s.a.v.):

«— Ümmü Hani! Senin eman verdiğine, biz de eman veririz!» buyurdu. Anlattığım bu olayın cereyan ettiği vakit tam kuşluk vaktiydi.[26]



29. Hz. Aişe'den: Resûlullah'ın kuşluk namazı kıldığını görmedim, fakat ben kılıyorum. Resûlullah (s.a.v.) bazen yapmak istediği nafile ibadetleri insanlar devamlı yapar da onlara farz kılınır korkusundan terkederdi.[27]



30. Hz. Aişe'den: Hz. Âişe kuşluk namazım sekiz rekât kılar, sonra da: «Anam ve babam mezardan çıksa bile bırakmam!» derdi.



9. Kuşluk Namazıyla İlgili Diğer Rivayetler


31. Enes b. Mâlik anlatıyor; Ninem Müleyke, Resûlullah'ı (s.a.v.) yemeğe davet etmişti. Yemekten sonra Resûlullah (s.a.v.):

«—Kalkın, size namaz kıldırayım!» buyurdu. Kalktım, çok eski olduğu için kararmış hasırımızı alarak suyla sildim. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) da ayağa kalktı. Ben ve Yetim[28] arkasına, ninem de daha geriye saf yaptık, Resûlullah (s.a.v.) bize iki rekât namaz kıldırıp ayrıldı.[29]



32. Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe'den: Öğle sıcağında Ömer b. Hattab'm huzuruna çıktım, kuşluk namazı kılıyordu, hemen ben de arkasına durdum. Bunun üzerine beni sağ yanına, hizasına yakın bir şekilde çekti. Daha sonra Yerfa gelince ben hafif geri çekildim. Hz. Ömer'in arkasında Yerfa ile birlikte bir saf yaptık.



10. Namaz Kılan Kimsenin Önünden Geçmenin Yasaklanması


33. Ebû Said el-Hudriden: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurd «Herhangi biriniz namaz kılarken Önünden başka birini geçmesine elinden geldiği kadar engel olsun. Eğer geçmeJ te ısrar ederse geçmesini engellesin, çünkü o şeytan gil davranmaktadır.»[30]



34. Büsr b. Said'den: Zeyd b. Halid el-Cühenî beni Ebû Cüheym'e göndererek: «Namaz kılan kimsenin önünden geçenin durumuyla ilgili Resûlullah (s.a.v.)'dan ne duyduğunu » sordu. Ebû Cüheym, Resûlullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu nakletti: «Eğer namaz kılanın önünden geçen bunun vebalini bilmiş olsaydı kırk (gün) (Râvî Ebu'n-Nadr demiştir ki: bu hadisi bana nakledenin kırk gün mü, kırk ay mı, yoksa kırk yıl mı dediğini hatırlamıyorum) olduğu yerde beklemesinin kendisi için daha hayırlı olduğunu anlardı.»[31]



35. Ka'bül Ahbar'dan: Eğer namaz kılanın önünden geçen bunun vebalini bilmiş olsaydı, yer yarılıp da içine girmesinin geçmesinden daha iyi olduğunu anlardı.



36. îmam Mâlik'den: Duyduğuma göre Abdullah b. Ömer namaz kılan kadınların Önünden geçmeyi kötü görürmüş.



37. Nân den: Abdullah b. Ömer, ne namaz kılanın önünden geçer, ne de namaz kılarken kimsenin kendisinin önünden geçmesine müsaade ederdi.



11. Namaz Kılanın Önünden Geçmenin Caiz Olduğu Durumlar


38. Abdullah b. Abbas anlatıyor: Bir dişi merkebe binerek gel-üm. O günlerde bulûğ çağına yaklaşmıştım. Resûlullah (s.a.v.), Vlina'da cemaata namaz kıldırıyordu. Ben hemen birkaç safın 5nünden geçtim. Merkebimden indim otlaması için salıverdim. Hemen saflardan birine girdim. Bu hareketimden dolayı hiç kim-*e bana bir şey demedi.[32]



39. îmam Mâlik'ten: Duyduğuma göre Sa'd b. Ebi Vakkas namaz kılınırken safların önünden geçermiş.

îmam Mâlik der ki: Kamet edilip imam tekbir alarak namaza durduktan sonra cemaate gelen kimsenin geçecek yer bulamazsa safların önünden geçmesi caizdir.



40. AH b. Ebî Talib'den: Namaz kılanın önünden birinin geçmesiyle namaz kesilmez.

Abdullah b. Ömer de şöyle derdi: «Namaz kılanın önünden birinin geçmesiyle namazını bir şey kesmiş olmaz.»[33]

.

12. Seferi Durumlarda Namaz Kılarken Önüne Sütre Koymak


41. imam Mâlik'den: Duyduğuma göre Abdullah b. Ömer namaz kılarken bineğini sütre (engelleyici) yapardı.

Hişam b. Urve de babasının sahrada (açık yerde, kırda) namaz kılarken önüne sütre koymadığını nakletmiştir.

.

13. Namazda İken Secde Mahallerini Düzeltmek


42. Ebû Cafer el-Kâri'den: Abdullah b. Ömer'in secdeye vardığı zaman alnım koyacağı yerdeki çakıl taşlarını hafifçe düzelttiğini gördüm.[34]



43. Ebû Zerden: Secdede alnın geleceği yeri bir hareketle bir defa düzeltmek caizdir. Ancak bunu yapmamak, (develerin en makbulü olan) kırmızı renkli develere sahip olmaktan daha hayırlıdır.[35]



14. Namazda Safları Düzgün Tutmak


44. Nâfi'den: Ömer b. Hattab cemaate safların düz tutulmasını emreder, safların düzeltildiği haberi kendisine ulaşınca tekbir alarak namaza başlardı.



45. Ebû Süheyl b. Mâlik, babasından naklediyor: Osman b. Af-fan'la beraberdim. Namaz için kamet getirildiği sırada ben de kendisinden bana yardım maaşı bağlanmasını istiyordum. Bu sırada o da ayağı ile yerdeki çakıl taşlarını düzeltiyordu. Daha sonra safları düzeltmek için arkaya gönderdiği adam geldi, safların düzgün olduğu kendisine bildirildi. Bana: «Safa gir!» dedi ve tekbir alarak namaza durdu.



15. Namazda Elin Birini Diğeri Üzerine Koymak


46. Abdülkerim b. Ebî Muhârik'ıl—Basrî'den: Şu sözler ilk peygamberlerden beri gelen sözlerdendir: «Utanma duygusunu kaybettiysen istediğin her şeyi yap». Ayrıca «Namazda ellerden birini diğeri üzerine koymak (sağ eli sol el üzerine), iftar vakti geldiğinde hiç beklemeden hemen iftar etmek, sahur vakti yemeği geç yemek, (sünnettir.)[36]



47. Sehl b. Sa'd'dan: «Müslümanlara namaz kılarken sağ elle-rini sol elleri üzerin koymaları emrediliyordu.»

Bu rivayetin ravilerinden Ebû Hâzim şöyle der: Sehl b. Sa'd'ın bunu Hz. Peygamber'e isnad ettiğini kesinlikle biliyorum.[37]



16. Sabah Namazında Kunut Duası


48. Nâfı'den: Abdullah b. Ömer hiç bir namazda kunut duası okumazdı.[38]



17. Tuvalete Gitme İhtiyacı Varken Namaz Kılmanın Mekruh Oluşu


49. Hişam b. Urve babasından naklediyor: Abdullah b. Erkanı arkadaşlarına namaz kıldınrdı. Günlerden bir gün yine bir namaz vakti idi. Abdullah tuvalete gitti, dönünce Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurduğunu nakletti: «Sizden biri tuvalete gitmek ihtiyacında ise, namazdan önce ihtiyacını gidersin.»[39]



50. Zeyd b. Eslem'den: Ömer b. Hattab şöyle buyurdu: «Her hangi biriniz büyük veya küçük su dökmek zorunda kaldığı zaman namaza durmasın.»



18. Namazı Beklemenin Ve Namaza Gitmenin Fazileti


51. Ebû Hüreyre'den: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

«Herhangi biriniz abdestli olarak namaz kıldığı yerde beklediği sürece melekler ona şöyle dua ederler: «Allahım, onu affet! Allahım, ona merhamet et!»[40]

imam Mâlik bu rivayete geçen «Malem yuhdis» lafzı için şöyle der: «Abdestini bozmadığı sürece» anlamındadır.



52. Ebû Hüreyre'den: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: «Herhangi biriniz namazı eda ettikten sonra evine dönmesine diğer vakti beklemekten başka bir engel olmadığı halde evine gitmeyip camide namazı beklerse, beklediği sürece o namazda sayılır.»[41]



53. Ebû Bekir b. Abdurrahman'dan: Başka bir şey için değil, bir hayır öğrenmek ya da öğretmek için erkenden veya geç vakitte mescide giden, sonra da evine dönen kimse Allah yolunda cihada çıkıp ganimetlerle dönen kimse gibidir.41



54. Ebû Hüreyre'den: Herhangi biriniz namazını kıldıktan sonra orada beklerse melekler onun için şöyle dua ederler: «Alla-hım onu affet! Allahım ona merhamet et!» Namazı kıldığı yerde kalkar da gelecek namazı beklemek için mescidde oturursa beklediği sürece namazda sayılır.



55. Ebû Hüreyre'den: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: «Size Allahu Teâlâ'nın kendisiyle hataları mahvedip dereceleri yükselteceği şeyi haber vereyim mi? Soğuk günlerde

C41)îbnAbdilberderki:

"Bunun akıl ve ictihadla bil İn em iveceği bellidir. Zira bu, Allah'ın hükmünün ve karşılığında vereceği sevabın belli olmadığı bir konuda kesin konuşmak olur. Öyle ise bu söz Hz. Peygambere ait olup hükmen meıfu'dur. Nitekim Süheyl b. Sa'd, Hz. Peygamber (s.a.v.)'den merfû olarak da rivayet etmiştir."

abdest almak, uzak yerlerden cemaata gitmek, namazı kıldıktan sonra diğer vakti beklemektir. İşte gerçek bağlılık budur! İşte gerçek bağlılık budur!»[42]



56. Said b. Müseyyeb'den: Denildiğine göre münafıklar hariç ezan okunduktan sonra camiden ancak tekrar mescide dönmek isteyen çıkabilir.[43]



57. Ebû Katâde el-Ensariden: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: «Herhangi biriniz mescide girdiği zaman oturmadan önce iki rekât namaz (tahiyyetül mescid) kılsın.»



58. Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan Ömer b. Ubeydullah'ın azatlısı Ebû Nadr'a:

«— Efendinin, mescide gelince tahiyyetül mescid namazını

kılmadan oturduğunu görüyorum.» dedi. Ebû Seleme böyle demekle Ömer b. Ubeydullah'm mescide girince iki rekat namaz kılmadan oturmasını hoş görmediğini ifade etmektedir.

İmam Mâlik der ki: Tehiyyetül mescid kılmak güzeldir ve fakat, vacip değildir.



19. Secdede Elleri Alnın İki Yanına Koymak


59. Nafi'den: Abdullah b. Ömer secdeye vardığı zaman ellerinin ayasını alnını koyduğu yere koyardı. Bir defasında onu soğuk bir günde gördüm, yamçısının (elbisesinin) altında ellerini çıkarmış (secde ederken) çakıl taşları üzerine koymuştu.



60. Abdullah b. Ömer'den: Kim alnını yere koyarsa, ellerini de alnının yambaşma koysun. Alnım kaldırınca ellerini de kaldırsın Zira yüz gibi, eller de secde eder.



61.Selhb. Sa'd es-Sâıdî anlatıyor: Resûlullah (s.a.v.) Amr b. Avf oğullarının aralarım bulmak için gitmişti. Namaz vakti yaklaşınca müezzin, Hz. Ebû Bekir'e:

«— tmam olur musun, kamet edeyim mi?» diye sordu, O da:

«— Evet,» dedi. Hz. Ebû Bekir Öne geçtiğinde, cemaat namazda iken Resûlullah (s.a.v.) geldi, cemaate yetişip bir safla durdu. Bunun üzerine cemaat (Hz. Peygamber'in geldiğini anlatmak için) el çırpıyordu. Fakat Hz. Ebû Bekir başım çevirdi ve Hz. Peygamberi gördü. Bunun üzerine Resûlullah(s.a.v.) kendisine "devam et" mealinde işaret etti. Ebu Bekir, hiç aldırmıyordu. Cemaatin el çırpması çoğalınca Ebû Bekir ellerini kaldırarak, Resûlul-İah'ın kendisine devam et, diye emredişinden dolayı, Allah'a ham-dettikten sonra geri geri çekilerek arkadaki safa girdi. Bu sefer

Resûlullah (s.a.v.) öne geçti, namazı kıldırıp bitirdi. Namazdan sonra:

«— Ebû Bekir! Devam et dediğim halde niçin geri çekildin?» buyurdu. Ebû Bekir:

«— Resûlullah'm (s.a.v.) önünde Ebû Kuhafe'nin oğlunun namaz kıldırması doğru olmaz!» cevabım verince Hz. Peygamber:

«— Ekseriyetinizin namazda el çırptığını gördüm. Bu gibi durumlarda Sübhanallah, deyiniz. Bu şekilde anlatmak istediğinizi namazdakine anlatmış olursunuz. Namazda el çırpmak kadınlara mahsus bir harekettir,» buyurdu.[44]

_

62. Nârı den: İbn Ömer namazda iken asla sağa sola bakmazdı.



63. Ebû Cafer el-Kâri'den: Namaz kılıyordum, Abdullah b. Ömer de ardımda imiş, hiç farkında değildim. (Namaz bitmediği halde) sağa sola dönüyordum, bunun üzerine beni ikaz ett



21. İmama Rükuda Yetişmek


64. Huneyf' in torunu Ebû Ümame b. Sehl'den: Zeyd b. Sabit mescide geldiğinde cemaat rükûda idi. Bunun üzerine o da rükûya vardı, sonra da ayaklarım sürüyerek iteledi, safa girdi.



65. imam Mâlik'ten: Abdullah b. Mesud'un (cemaate rükûda yetişmek için) ayaklarını sürüyerek safa kadar gittiği bana rivayet edildi.


22. Namazda Resulullah'a (S.A.V.) Salavat Getirmek


66. Ebû Humeyd es-Sâıdî anlatıyor: Hz. Peygamber'e:

«—Ya Resûlallah, sana nasıl salâvat getirelim?» diye sordular. Şöyle buyurdu: «Allahım, ibrahim (a.s.) ailesine rahmet ettiğin gibi Muhammed'e (a.s.), hanımlarına ve zürriyetine de rahmet et. İbrahim (a.s.) ailesine hayır ve bereket verdiğin gibi, Muhammed'e (a.s.), hanımlarına ve onun zürriyetine de hayır ve bereket ver. Muhakkak ki sen Övülmeye en lâyık ve en çok şerefli olansın, deyiniz.»[45]



67. Ebû Mes'ud el-Ensari anlatıyor: Sa'd b. Ubade'nin mecli-sinde bulunuyorduk. Resûlullah (s.a.v.) geldi. Beşir b. Sa'd kendisine:

«— Yâ Resûîullah! Allah sana salâvat getirmemizi emrediyor, nasıl salavat getirelim?» diye sordu. Resûîullah (s.a.v.) cevap ver-miyerek sustu. Bunun üzerine biz «keşke sormasaydı» diye içimizden geçirdik. Daha sonra Resûîullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

«—AUahım, İbrahim'e rahmet ettiğin gibi Muhammed'e ve onun ailesine de rahmet et Dünyada İbrahim'in ailesine hayır ve bereket verdiğin gibi Muhammed'in ailesine de hayır ve bereket ver. Muhakkak ki sen övülmeye lâyık ve en şerefli olansın, deyiniz. (Salâvat bu), selâm da bildiğiniz gibidir.»[46]



68. Abdullah b. Dinar'dan: Abdullah b. Ömer'i gördüm, Resû-lullah'ın (s.a.v.) kabri başında durmuş ona salâvat getiriyor, Ebû Bekir ve Ömer'e de dua ediyordu.


23. Namazdan Önce Ve Sonra Yapılan İşlerle İlgili Diğer Rivayetler


69. îbn Ömer'den: Resûîullah (s.a.v.), evinde öğlenin farzından önce ve sonra ikişer, akşamın farzından sonra evinde iki rekât sünnet kılardı. Yatsı namazının farzından sonra da iki rekât sünnet lalardı. Cuma namazının farzından sonra mescitte hiç sünnet kılmazdı. Odasına döner, orada iki rekâtlı bir namaz kılardı.[47]



70. Ebû Hüreyre'den: Resûîullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Siz namazda sadece kıble (arafını mı gördüğümü zannediyorsunuz! Allaha yemin ederim ki sizin ne huşunuz ne de rükûunuz bana gizli df ğîldir. Ardımda ne yaptığınızı da mutlaka görüyorum.»[48]



71. Abduiiah b. Ömer'den: Resûîullah (s.a.v.) Küba mescidine bazan yürüyerek, bazan da binekli olarak giderdi.[49]



72. Numan b. Mürre'den: Resûlullah (s.a.v.), içki içen ve hırsızlık yapanlar hakkında âyetler nazil olmadan Önce:

«— İçki içen, hırsızlık yapan ve zina eden hakkındaki görüşünüz nedir?» dîye sordu. Ashab da:

«Allah ve Resulü daha iyi bilir.» diye karşılık verdi. Bunun üzerine şöyle buyurdu:

«Hepsi de günahtır, hepsinin de cezası vardır. Hırsızlığın en kötüsü namazdan çalanın hırsızlığıdır.» Bu söz üzerine ashap:

«— însan namazdan nasıl çalar, ya Resûlallah (s.a.v.)?» diye sordu. Resûlullah (s.a.v.):

«— Rükû ve sücudda tadil-i erkâna uymayarak, rükû ve sücudu acele yaparak» cevabım verdi.[50]



73. Hişam, babası Urve'den naklediyor: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: «Namazlarınızdan bazısını (nafile namazları) evlerinizde kılınız.»[51]



74. Abdullah b. Ömer'den: Hasta olan bir kimse secde yapacak durumda değilse alnına bir şey kaldırmaz. Başı ile ima ederek secdesini yapar,



75. Rebia b. Ebî Abdurrahman'dan: Abdullah b. Ömer mescide geldiği zaman cemaat namazı kılmış idi. Bunun üzerine o hiç sünnet kılmadan hemen farzdan başladı.[52]



76. Nâfi'den: Abdullah b. Ömer namaz kılan bir adama uğrayarak ona selâm verdi. Adam (ve aleyküm selâm, diyerek) selâmı aldı. Bunun üzerine Abdullah b. Ömer adama dönerek şöyle dedi: «Namaz kılarken sizden birine selâm verildiği zaman (ve aleyküm selâm diyerek) selâm almasın, el işaretiyle alsın.[53]



77. Abdullah b. Ömer'den: Kim sünnet namazı kılmayı unutur da cemaatle namaz kılarken hatırlarsa, imam selâm verdikten sonra unuttuğu namazı kılsın, daha sonra son sünneti kılsın.



78. Vâsi b. Habban anlatıyor: Namaz kılıyordum, Abdullah b. Ömer de arkasını kıble duvarına dayamış duruyordu. Namazını bitirince solumdan dönerek yanına gittim. «Sağından niçin dönmedin?» diye sordu. «Seni gördüm, onun için döndüm.» dedim.

«— îyi yaptın. Bazıları namazı bitirince sağından dön der. Sen namaz kıldığında istediğin taraftan dön; ister sağından dön, isterse solundan dön.»[54]dedi.



79. Hişam b. Urve'nin babası muhacirlerden bir zâttan naklediyor: Abdullah b. Amr b. As'a:

«— Deve ağılında namaz kılabilir miyim?» diye sordum. Abdullah:

«—Kılamazsın! Fakat koyun ağıllarında kılabilirsin.» cevabını verdi.[55]



80. Sâî'd b. Müseyyeb'den: Bütün rekâtlarında oturulan hiç bir namaz ve namazın (iki rekâtlık) sünneti yoktur. Ancak, bir rekâtına yetişilemeyen akşam namazının farzı müstesnadır!



24. Namazla İlgili Çeşitli Rivayetler:

81. Ebû Katâde el-Ensari'den: Resûlullah (s.a.v.), kızı Zey-neb'in, Rebia b. Abdişems'in oğlu Ebü'l-As'dan olan kızı Ümame'yi namaz kılarken omuzuna alır, secde yaparken onu yere bırakır, kıyama kalkarken tekrar alırdı.[56]



82. Ebû Hüreyre'den: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: «Meleklerden bir grup gece, bir grup da gündüz sizin aranızda bulunurlar. Her iki grup ikindi ve sabah namazlarında birbirlerine görev teslimi yaparlar. Sonra gece görev yapanlar döndüklerinde Allahu Teâlâ —kendisi çok iyi bildiği halde— onlara:

«—Kullarım, siz gelirken ne yapıyorlardı?» diye sorar. Onlar da:

«— Biz gelirken namaz kılıyorlardı. Vardığımızda yine namaz kılıyorlardı.» cevabını verirler.[57]



83. Resûlullah'm (s.a.v.) hanımı Hz. Âişe'den: Resûlullah

(s.a.v.) (hastalığı ağırlaşınca):

«—Ebû Bekir'e haber verin, cemaate namazı kıldırsın,»

buyurdu. Bunun üzerine ben:

«— Yâ Resûlallah! Ebû Bekir sizin yerinize geçtiği zaman ağlamaktan sesini cemaate duyuramıyor. Onun için bu görevi Hz. Ömer'e verin, o kıldırsın.» dedim. Resûlullah (s.a.v.), tekrar:

«—Ebû Bekir'e söyleyin, cemaate namazı kıldırsın.» buyurdu. Bu sefer ben Hafsa'dan: Resûlullah'a (s.a.v.):

«— Ebû Bekir sizin makamınıza geçince ağlamaktan sesini duyuramıyor. Söyleyin cemaate, namazı Ömer kıldırsın» diye söylemesini istedim, dedim. Hafsa bunu söyleyince Resûlullah (s.a.v.):

«—Siz kadınlar Yusufa bile neler yaptınız.! Ebû Bekir'e söyleyin cemaate namazı kıldırsın!» buyurdu. Hafsa işittiği bu azar üzerine bana:

«— Hep senin yüzünden oldu!» diye çıkıştı.[58]



84. Adiy b. Hıyarın oğlu Ubeydullah'dan: Resulullah (s.a.v.) bir grup cemaatin arasında oturuyordu. Bir adam gelerek kendisine gizlice bir şeyler söyledi, fakat Resulullah (s.a.v.) bu söylenenleri bize söyleyinceye kadar adamın ne dediğini işitmemiştik. Bir de öğrendik ki adam münafıklardan birinin öldürülmesine müsaade istiyormuş. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.), açıktan açığa adama:

«— O, öldürmek istediğin adam Allah'tan başka ilah olmadığına, ve Muhammed'in onun kulu ve Resulü olduğuna şehadet ediyor mu?» diye sordu. Adam:

«— Evet ediyor, fakat o bunu samimiyetle söylemiyor.» dedi. Resulullah (s.a.v.) tekrar:

«— Namaz kılıyor mu?» diye sordu. Adam: «— Evet, fakat samimi değil...» cevabını verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber:

«— Böyle kimselerin öldürülmesini Allah Tealâ yasakladı.» buyurdu.[59]

Rasulullah'ı (s.a.v.) görmemiştir.



85. Atâ b. Yesar'dan: Resulullah (s.a.v.) şöyle dua etti:

«Allah'ım, kabrimi ibadetgâh yaptırma! Peygamberlerinin kabrini mescid haline getiren ümmete Allah'ın gazabı şiddetli olur.»[60]



86. Mahmud b. er-Rebî' el-Ensari'den: Utban b. Malik âmâ idi ve kendi kavmine namaz kıldırıyordu. Bir gün Resûlullah'a (s.a.v.) gelerek.

«— Zaman oluyor gece zifiri karanlık oluyor, zaman oluyor yağmur yağıyor, seller akıyor. Ben âmâ bir kimseyim. Ya Resulullah! Evime gel teberrüken bir yerde namaz kıl da ben orayı namazgah yapayım!» diye ricada bulundu. Bunun üzerine Hz. Peygamber bu zatın evine gelerek:

«— Nerede namaz kılmamı istersin?» diye sordu. Utban evin bir köşesini gösterdi, Resulullah (s.a.v.) da orada namaz kıldı.61[61]



87. Abbad b. Temim amcasından naklediyor: Ben Resûlullah'ı (s.a.v.) mescidde sırtüstü yatmış, ayaklarını da ayak ayak üzerine atmış bir vaziyette gördüm.[62]

Saîd b. Müseyyeb de bu konuda: «Ömer b. Hattab ve Osman b. Affan da aynı şekilde yaparlardı.» demektedir.



88. Yahya b. Saîd anlatıyor: Abdullah b. Mes'ud adamın birine:

*— Sen fakihi (fikıh bilgini) çok, kurrası (Kur'an okuyanı) az, Kur'an'ın ahkâmına uyulan, fakat hurufatına hakkı verilerek okunmayan, isteyeni az, vereni çok, —peygamberimizin emrettiği gibi— namazın uzatılıp, hutbenin kısa tutulduğu ve amellerin arzulara tercih edildiği bir zamanda yaşıyorsun. Öyle bir zaman gelecek ki fakihi az fakat kurrası çok olacak, Kur'an düzgün okunacak fakat ahkâmına riayet edilmeyecek, dilenen çoğalacak fakat veren azalacak, hutbeler uzatılacak fakat namaz çabucak kılınacak, arzular amellere tercih edilecek.»



89. Yahya b. Saîd'den: Duyduğuma göre kulun amellerinden ilk Önce namaza bakılacak, eğer ondan kabul edilenler varsa diğer amellerine de bakılacak, yoksa başka hiç bir ameline bakılmaya-cakmış.[63]



90. Resûlullah'm (s.a.v.) hanımı Hz. Âişe'den: Resûlullah'm (s.a.v.) en çok hoşuna giden amel, devamlı yapılan ameldi.[64]



91. Amir, babası Sa'd b. Ebî Vakkas'dan naklediyor: İki kardeş vardı, bunlardan biri diğerinden kırk gün önce vefat etti. Bir defasında Resûlullah'm (s.a.v.) huzurunda bu kardeşlerden ilkin ölenin meziyetleri anlatılıyordu. Hz. Peygamber:

«— Sonraki Ölen müslüman değil iniydi?» diye sordu. Kendisine:

«— Müslümandı, ya Resûlallah! Fena adam da değildi.» diye cevap verildi. Bunun üzerine:

«—- Namazının ona ne dereceler kazandırdığını biliyor musunuz? Namaz kapınızın önünden akan büyük ve suyu tatlı bir nehir gibidir. Kişi günde beş defa bu nehre girip yı-kansa onda kir kalır mı, dersiniz? Şüphesiz ki namazının ona ne dereceler kazandırdığını sizler bilemezsiniz.» buyurdu.[65]



92. imam Mâlik anlatıyor: Duyduğuma göre Ata b. Yesar mes-cidde bulunurken seyyar satıcılar kendisine uğradıkları zaman onlara:

«— Neyiniz var, ne istiyorsunuz?» diye sorar, onlar da satıcı olduklarını söyleyince:

«—Siz dünya pazarına gidiniz, burası ahiret pazarıdır!» diye mukabelede bulunurmuş.



93. Mâlik'den: Duyduğuma göre, Ömer b. Hattab mescidin bir kenarında Butayha denen özel yeri yaptıktan sonra: «Kim yüksek sesle veya gizlice bir şey konuşmak veya şiir söylemek isterse buraya çıksın.» demiş.


25. Namaza Teşvikle İlgili Çeşitli Rivayetler


94. Talha b. Ubeydillah anlatıyor: Necid ahalisinden saçı başı dağınık bir adam Hz. Peygamber'e geldi. Çok yüksek sesle konuşuyor, fakat ne dediğini anlayamıyorduk. Yaklaşınca anladık ki îslâmın şartlarının ne olduğunu soruyormuş. Resûlullah (s.a.v.): «Günde beş vakit namaz!» buyurdu. Adam:

«— Onlardan başka kılmam gereken namaz var mı?» diye sordu. Peygamberimiz:

«— Farz olanı bu, istersen nafile de kılabilirsin.» dedi. Daha sonra Resûlullah (s.a.v.):

«—Ramazanda oruç tutmak.» buyurdu. Adam:

«— Üzerime farz olan başka oruç var mı?» deyince Peygamberimiz:

«—Hayır, istersen nafile de tutabilirsin.* buyurdu.

Resûlullah (s.a.v.):

«—Bir de zekât var.» dedi. Adam:

«— Üzerime zekâttan başka farz olarak vermem gereken bir

şey var mı?» diye sorunca Peygamberimiz:

«— Hayır, ancak eğer istersen sadaka verebilirsin» buyurdu. Bunun üzerine adam dönüp giderken şöyle diyordu:

«— Vallahi bu söylediklerinden ne fazla ne de eksik yaparım.» Resûlullah (s.a.v.) adamın bu sözünü duyunca:

Sözünde durursa felaha erer.buyurdu.[66]



95. Ebû Hüreyre'den; Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: «Sizden biri uyuduğu zaman şeytan kafasına üç düğüm atar ve her düğüm de bütün gece derin bir uyku uyumasına sebep olur. Eğer gece uyanır da Allah'ı zikrederse, düğümlerden biri çözülür, kalkar abdest alırsa, ikincisi çözülür, namaz da kılarsa, üçüncü düğüm çözülür dinç ve huzurlu olur. Şayet ne uyanıp Allah'ı zikreder, ne abdest alır, ne de namaz kılarsa, tembel ve bitkin bir vaziyette sabahlar»[67]






--------------------------------------------------------------------------------

[1] İbn Abdilber, et-Takassî'de der ki: "Bu hadîsin senedinde, Yahya b. Yahya'ya itiraz edildi. Ondan mürsel olarak rivayet olundu. Muvatta ravilerinin çoğuna göre de mürseldir."

Yahya'dan, A'rec-Ebu Hureyre senediyle, musned olarak da rivayet edilmiştir.

[2] Eğer zeval vaktinden aonra yola çıkarsa cem-i takdim (öğle vaktinde öğle ile ikindiyi birleştirme) zevalden Önce çıkarsa cem-i t^.hir (ikindi vaktinde öğle ile ikindiyi birleştirme) yapılır. Yani Öğle namazı 1 -:hir edilerek ikindiyle beraber kılınır.

Hanefî mezhebi, konuyla ilgili hadisleri değeı le tc rerek, yalnızca iki durumda, birincisi Arafat'ta vakfe, ikincisi Mflzdelîfe'de vakfe yaparken namazların cem edilmesini (birleştirilmesini) beriimemiştir. Diğer mezhepler, yolculuk sırasında da cem yapmayı kabul ederler.

[3] Müslim, Fedâil, 43/10.

[4] Müslim, Salâtu'l-Musafirİn, 6/42 (Zührî-Sâlim- babası yoluyla); Salâtu'l-Musafırin, 6/44, Buhari, Taksîru's-Salât, 18/6. Ayrıca bkz. Şeybanî, 201.

[5] Şeybanî, 204.

[6] îbn Abdilber, et-Takassî'de der ki: "Bu hadis, Malik'in rivayetiyle Muaz fc>. Cebel ve îbn Ömer hadisiyle manaca Muttasıldır. Bir grup sahabeye göre ise müsneddir."

[7] îbn Abdilber, et-Takassî'de der ki: "Malik, bu hadisi, ibn Şihab Halil b. Esîd ailesinden bir adam senediyle rivayet eder. İbn Şihab'ın diğer ravileri ise, İbn Şihab -Abdullah b. Ebî Bekr b. Abdirrahman- Umeyye b. Abdillah b. Ha-lid b. Esîd- İbn Ömer yoluyla rivayet ederler. Nesaî, Taksîru's-Salât, 15/1 (Leys yoluyla); İbn Mace, Îkametu's-Salât, 5/73.

[8] Zatül Ceyş, Medine'ye 24 mil uzaklıktadır. Bir mil 1609 metredir. Zatül Ceyş'le Akîk arası ise 12 mildir. Bir milin uzunluğu takriben 4000 ziradır. Kulaç cinsinden de bin kulaçtır. Hanefi Mezhebine göre bir kimsenin çıktığı yolculukta seferi sayılabilmcsi ve dolayısıyla dört rekâtîı namazları iki rekât olarak kılabilmesi için gideceği yerin takriben 90 km olması icabeder.

[9] Şeybanî, 191.

Buna «namazı kasretmek» denir. Namazı kasretmek, dört rekâtli farzları iki rekât olarak kılmaktır. îki ve üç rekatlı farzlarda kasr olmaz, olduğu gibi kılınır.

[10] Şeybanî, 192.

Bir mil, 1609 metredir.

[11] Seybanî, 190.

[12] Şeybanî, 193.

[13] Mekke ile Taif arası iki veya üç, Mekke ile Usfan arası üç konaklık mesafedir.

[14] Hanefi imamlarına göre seferde onbeş gün kalacağı belli olmayan veya en az onbeş gün kalmaya niyet etmeyen kimse namazları seferi olarak kılar.

[15] Şeybanî, 194. (16)Şeybanî, 196.

[16] şeybani 196

[17] Hanefî Mezhebine göre, bir yerde onbeşgün veya daha fazla kalmayı kesin

olarak kararlaştıran kimseler, namazlarını tam sayıda kılar. (18)Şeybanî, 18.

[18] şeybani 18

[19] Şeybanî,195.

[20] Şeybanî, 199.

[21] Şeybanî, 209.

[22] Müslim, Salâtu'l-Musafırîn, 6/35, Ayrıca bkz. Şeybanî, 207.

[23] Buharı, Taksîru's-Salât, 18/8; Müslim, Salâtu'l-Musafırin, 6/37.

[24] Yolculukta, kıbleye dönülmesi mümkün olmayan binek üzerinde namaz kılan kimse bineğinin gittiği yöne doğru namazını kılar, kalben de kıbleye yönelir.

tbn Sîrîn'in Enes'den rivayet ettiği hadiste şu ziyade vardır; Enes der ki: "Resûlullah'in böyle yaptığını görmeseydim, yapmazdım.»

[25] Buhari, Taksîru's-Salât, 18/10; Müslim, Salâtu'I-Musafirin, 6/41.

îbn Şîrîn *Enes yoluyla yapılan rivayette ziyade vardır: "Rasulullah'ın bunu yaptığını görmeseydim, ben de yapmazdım." Aynca bkz. Şeybanî. 205, 208.

[26] Buharı, Salât, 8/4; Müslim, Salâtu'l-Musafirîn, 6/82, 83.

[27] Buharı, Teheccüd, 19/5; Müslim, Salâtu'l-Musafirîn, 6/77.

Hz. Âişe'nin Resûlullah'ın (s.a.v.) kuşluk namazı kıldığını görmedim demesi, Resûlullah'ın (s.a.v.) o namazı kılmadığına delâlet etmez. Bu ve benzeri hadisler, sünnet namazlara farz gibi devam etmeyip farz kabul edilmesin düşüncesiyle bazen terk ettiğini ifade eder.

[28] Nevevî bu zatın isminin Damiyye b. Sa'd el-Himyerî olduğunu söylemiştir. (Suyutî, Tenvîru'ul-Hayalik,

[29] Buharî, Ezan, 10/161; Müslim, Mesacid, 5/266.

[30] Buharî, Salât, 8/10; Müslim, Salât, 4/258, 259.

[31] Buhari, Salat,8/101;Müslim Salat 4/261

[32] Buharî, Salât, 8/90; Müslim, Salât, 4/254.

[33] Şeybanî, 275.

[34] Şeybanî, 145.

[35] Sufyan-Zührî, Ebu'l-Ahvas Ebu Zer yoîuyîa merfu olarak rivayet

edilmiştir. (Ebu Davud, Saîât, 2/171; Tirmizî, Salât, 2/162; Nesaî, Sehv,

13/7; İbn Mace, Îkametu's-Salât, 5/62.

[36] Birinci kısmı, Ebu Mes'ud, Ukbe b. Amr el-Ensarî el-Bedrî'ye ulaştırır. Buharı, Ezan, 10/87.

[37] Şeybanî, 291.

[38] Hanefi Mezhebine göre, kunut duası, sadece vitir namazının üçüncü rekatında okunur; sabah namazında kunut duası okunmaz. Şafiî Mezhebine göre, sabah namazında da kunut okunur.

[39] Ebu Davud, Taharet, 1/43; Tirmizî, Taharet, 1/108; Nesaî, İmamet, 10/51; İbn Mace, Taharet, 1/114.

[40] Buharı, Ezan, 10/36; Müslim, Mesacid, 5/49.

[41] Buharı, Ezan, 10/36; Müslim, Mesacid, 5/275.

Bu, işi olmayanlar içindir. Çalışan kimselerin namazı kıldıktan sonra işine gitmesi mescitte oturmasından efdaldir. Hatta Hz. Ömer namaz aralarında bazen mescide uğrar, orada oturanları kırbaçla işine gönderirdi.

[42] Müslim, Taharet, 5/41.

Hadisi şerifin sonunda; «îşte gerçek bağlılık» şeklinde tercüme edilen kelimenin arapçası «er-ribat> tır. er-iübat kelimesi namazı beklemek için mescidde durmak, sınır boylarında düşmanın gelebileceği stratejik yerlerde nöbet tutmak ve namaza devam etmek gibi manalara gelir.

[43] tbn Abdilber der ki: "Böyle bir söz, kendi görüşüyle değil, bir delille söylenebilir." Sahih senedle, Ebu Hureyre'den merfu olarak da rivayet edilmiştir, Buharî, Salât, 8/60; Müslim, Salâtu'l-Musafırîn, 6/70.

[44] Buharı, Ezan, 10/48; Müslim, Salat, 4/102.

[45] Buharî, Enbiya, 60/10; Müslim, Salât, 4/69, Ayrıca bkz. Şeybanî, 292.

[46] Müslim, Salât, 4/65, Ayrıca bkz. Şeybanî, 293.

Hesûlü Ekrem, selâmda bildiğiniz gibi, demekle namazda Tahiyyatta oku-cuğumuz selâmı kasdetmektedir. O da: «Esselâmü aleyke eyyuhennebiyyu ve rahmetullahi ve berekâtuhu.» dur. Müslim, Salât, 4/65, Ayrıca bkz. Şeybanî, 293.

Hesûlü Ekrem, selâmda bildiğiniz gibi, demekle namazda Tahiyyatta oku-cuğumuz selâmı kasdetmektedir. O da: «Esselâmü aleyke eyyuhennebiyyu ve rahmetullahi ve berekâtuhu.» dur.

[47] Buharı, Cum'a, 11/39; Müslim, Salâtu'l-Musafirîn, 6/104.

[48] Buharı, Salât, 8/40; Müslim, Salât, 4/109.

[49] Buharı, Salât fi Mescid Mekke ve'1-Modine, 20/4; Müslim, Hacc, 15/97.

[50] İbn Abdilber der ki: "en-Nu'man b. Mürre'den mürsel olarak rivayetinde Malik'in ravileri ihtilaf etmemiştir.

Bu, Ebu Hureyre ve Ebu Saîd yoluyla sahih-müsned bir hadistir.

[51] İbn Abdilber derki: Bu hadis, hepsine göre Muvatta'da mürseldir. Nafi, İbn Ömer yoluyla rivayet etmiştir.

Buharı, Salât, 8/52; Müslim, Salâtu'l-musafirîn, 6/208.

[52] Abdullah b. Ömer'in sünneti kılmayıp farzı kılışı, sünnetin bazen terk edileceğinin caiz olduğunu bildirmek için yahut vakit danldığı için olsa gerek. Yoksa Ashabı kiram bütün sünnetleri dikkat ve itinayla eda ederlerdi.

[53] Bu, İslam'ın başlangıcında idi. Daha sonra namaz kılana selam vermek ve onun selam alması yasaklanmıştır.

[54] Bu hadiste bahsedilen dönmekten maksat, imam veya cemaatten birinin namazı bitirdikten sonra yüzünü cemaate döndürmesidir. Bu hadise göre, sağdan veya soldan dönmek caizdir. Fakat bu hususta diğer hadislere bakınca, sağdan dönmenin daha efdal olduğu anlaşılıyor.

[55] îbn Abdilber der ki; "Böyle bir farklılık, akılla (rey ile) anlaşılmaz." er-Berâ'dan merfu olarak rivayet edilmiştir. (Ebu Davud, Salât, 2/25).

[56] Buharı, Saîât, 8/106; Müslim, Mesacid, 5/41.

[57] Buharı, Mevakîtu's-Salât, 9/16; Müslim, Mesâcid, 5/210.

[58] Buharı, Ezan, 10/46.

[59] tbn Abdilber der ki: "Diğer Muvatta ravileri de, bu şekilde mürsel olarak rivayet etmişlerdir. Abdullah,

[60] İbn Abdilber der ki: "Bu hadisin mürsel oluşunda, Malik'ten bir ihtilaf naklediîmemiştir."

[61] Buharı, Salât, 8/46; Müslim, Mesacid, 5/263.

[62] Buharî, Salât, 8/85; Müslim, el-Libas ve'z-Zinet, 37/75.

[63] Ebu Davud, Salât, 2/145; Tirmizî, Salât, 2/188; Nesaî, Salât, 5/9; îbn Mace, İkametu's-Salât, 5/202.

[64] Buharî, Rıkak, 81/18.

[65] Son kısım, Ebu Hureyre'den merfu olarak rivayet edilmiştir. Buharî, Mevakitu's-Salât, 9/6; Müslim, Mesâcid, 5/283

[66] Buharı, îmam, 2/34; Müslim, 3/8; Şafiî, Risale, no: 344.

[67] Buharı, Teheccüd, 19/12; Müslim, Salâtu'l-Musafîrîn, 6/207.

islam