Muvatta > GİYİM-KUŞAM KİTABI

 

islam



1. Süslenme Maksadıyla Elbise Giyme

2. Boyalı Elbise Giyme Ve Altın Ziynet Takma

3. İpek Elbise Giyilmesi

4. Kadınların Giymesi Mekruh Olan Elbiseler

5. Erkeğin Elbisesini Uzatıp Sarkıtması

6. Kadının Elbisesini Uzatması

7. Ayakkabı Giymek

8. Elbise Giymek





48 GİYİM-KUŞAM KİTABI

1. Süslenme Maksadıyla Elbise Giyme


1. Cabir b. Abdullah el-Ensârî (r.a.) şunları anlattı: Resûlul-lah (s.a.v.) ile Benî Enmâr gazvesine çıktık. Ben bir ağacın altında konaklamıştım. O sırada Resûlullah (s.a.v.) geldi:

«— Ya Resûlullah, gölgeye buyur!» dedim. O da geldi. (Erzak koyduğumuz) çuvalımıza bakıp (yiyecek) bir şey aradım. Orada küçük bir acur buldum. Doğrayıp Resûlullah (s.a.v.)'e sunduğumda:

«— Bunu nereden aldınız?» buyurdu.

«— Medine'den getirdik, ya Resûlallah!» dedim. O sırada yanımızda hayvanlarımızı otlatmaya gitmesi için hazırladığımız bir arkadaşımız vardı. Onun hazırlığını yaptım. Üzerinde eskimiş iki hırkasiyle hayvanları gütmeye gitti. Resûlullah (s.a.v.) ona bakıp:

«— Bu adamın bunlardan başka elbiseleri yok mu?» dedi. Ben:

«— Var, heybede yedek elbiseleri var, ya Resûlallah!» dedim. Resûlullah (s.a.v):

«— O halde onu çağır, ona söyle iyi elbiselerini giysin»

buyurdu. Ben de onu çağırdım. Elbiselerini giydi, sonra dönüp gitti. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.):

«—Allah boynuna vurasıcaya ne oluyor (da yeni elbisesi varken eskileri giyiyor). Bu kendisi için daha hayırlı değil inidir?» dedi. Hayvan otlatmaya giden adam bunu işitip:

«— Ya Resûlullah! Allah yoluna cihadda da mı?» deyince, Resûlullah (s.a.v.):

«—Cihadda da (yeni elbiselerini giymesi güzeldir)!» buyurdu. O zat savaşta şehid düştü.



2. imam Malik'e rivayet edildiğine göre, Ömer b. Hattab (r.a.) şöyle dedi: «Şüphesiz ben beyaz elbiseli nafiz1 a (Kur'an okuyana) bakmayı seviyorum.»



3. îbni Sirin'den: Ömer b. Hattab (r.a.) şöyle dedi: «Allah size bol verince siz de kendinize iyi bakınız (temiz giyiniz). Herkes giyimine önem versin.»[1]


2. Boyalı Elbise Giyme Ve Altın Ziynet Takma


4. Naft'den: «Abdullah b. Ömer (r.a.) kırmızı toprak ve zafe-ranla boyanmış elbise giyerdi.»

Yahya der ki, imam Malik'in şöyle dediğini işittim: «Erkek çocukların altın takmalarını mekruh görüyorum.[2]Çünkü bana Resûlullah (s.a.v.)'in altın yüzük takınmayı yasakladığı rivayet

edildi. Bu sebeple ben erkeklerin, büyüklerinin olduğu gibi küçüklerinin de altın takmalarını kerih görüyorum.»2

îmam Malik der ki: Erkeklerin evlerde ve dışarıda kırmızı renkli kumaştan yorgan yüzü (yatak çarşafı) ve elbise yapmalarını haram görüyorum. Fakat bana göre diğer renkler daha iyidir.»[3]


3. İpek Elbise Giyilmesi


5. Urve, Peygamberimiz (s.a.v)'in zevcesi Hz. Aişe (r.a.)'ın giydiği ipek ve yün karışımı çizgili elbisesini Abdullah b. Zübeyr'e giydirdiğini rivayet etti.


4. Kadınların Giymesi Mekruh Olan Elbiseler


6. Ebû Alkame oğlu Alkame'nin anası şöyle anlattı: «Abdurrahman'm kızı Hafsa (saçlarını gösteren) ince bir baş örtüsüyle Peygamberimiz (s.a.v)'in hanımı Hz. Aişe (r.a.)'ın yanına girince, ince baş örtüsünü yırtıp Hafsa'ya kalın bir baş örtüsü giydirdi.»



7. Ebû Hüreyre (r.a.)'dan: «Vücudlarını gösteren ince elbiseler giyinip salınarak yürüyen kadınlar cennete giremezler ve kokusunu da alamazlar. Halbuki cennetin kokusu beşyüz senelik mesafeden alınır.»[4]



8. İbn Şihab'dan: Resûlullah (s.a.v.) bir gece kalkıp ufuklara bakarak: «Bu gece nice hazineler açıldı, ne kadar fitneler meydana geldi. Dünyada nice giyinik kadınlar var ki ahi-rette çıplaktırlar. Hanımları namaza kaldırınız» buyurdu.[5]


5. Erkeğin Elbisesini Uzatıp Sarkıtması


9. Abdullah b. Ömer (r.a.)'dan; Resûlullah (s.a.v.): «Kibirlenerek elbisesini yerde sürükleyen kimseye Allahü Teâlâ kıyamet gününde bakmaz (acıyıp bağışlamaz)» buyurdu.



10. Ebû Hüreyre'den: Resûlullah (s.a.v.):

«Allahü Teâlâ kıyamet gününde eteklerini büyüklene-rek yerde sürükleyen kimseye (rahmet gözüyle) bakmaz.»

buyurdu.[6]



11. Abdullah b. Ömer (r.a.)'dan: Resûlullah (s.a.v.):

«Allahü Teâlâ kıyamet gününde büyüklük taslayarak eteğini yerde sürükleyen kimseye (rahmet gözüyle) bakmaz.)» buyurdu.[7]



12. Alâ, babası Abdurrahman'dan şunları rivayet etti: Ebû Sa-id el-Hudri'ye etekleri ne kadar uzatmalı diye sorduğumda:

«— Sana bildiğim doğru cevabı vereceğim. Resûlullah (s.a.v.):'ı şöyle derken işittim: «Mü'min erkeğin etekleri bacaklarının yarısına kadar inmelidir. Topuklarına kadar uzanınca da ona günah yoktur. Topuklardan aşağıda olan şey cehennemdedir. Allahü Teâlâ kıyamet gününde eteğini büyüklük taslayarak yerde sürükleyen kimseye (rahmet gözüyle) bakmaz.» buyurdu.[8]


6. Kadının Elbisesini Uzatması


13. Ebû Ubeyde kızı Safiyye şunları anlattı:

«Peygamber efendimiz (s.a.v.)'in zevcesi Ümmü Seleme (r.a.) elbiseden (izar'dan) söz edilince:

«— Ya Resûlullah! Kadın elbisesini ne kadar uzatacak?» dedi. Resûlullah (s.a.v.):

«— Bir karış fazla uzatır.» buyurdu. Ümmü Seleme (r.a.):

«— O zaman (kadın yürürken) bacakları gözükür» dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.):

«— Öyleyse bir zira (yaklaşık 50 cm) uzatır, daha fazlasına lüzum yok» buyurdu.[9]

7. Ayakkabı Giymek


14. Ebû Hüreyre (r.a.)'den: Resûlullah (s.a.v.): «Sizden biri tek ayakkabı ile yürümesin, ya ikisini birden giysin veya her ikisini de çıkarsın, yalınayak gezsin» buyurdu.[10]



15. Ebû Hüreyre (r.a.)'den: Resûlullah (s.a.v.): «Sizden biri ayakkabı giyerken önce sağ ayağını giysin, çıkarırken de önce sol ayakkabısını çıkarsın. Sağ ayakkabı ilk giyilen ve sol ayakkabı ilk çıkarılan olsun» buyurdu.[11]



16. Süheyl'in babası Malik, Ka'b el-Ahbar'dan naklen şöyle rivayet etti: Bir adam ayakkabılarını çıkartınca Ka'b el-Ahbar:

«— Ayakkabılarını niçin çıkarttın? Galiba: «(Ey Musa!) Haydi pabuçlarını çıkar, Çünki sen mukaddes vadide,

Tuva'dasın (Turi Sinadasın)»[12] ayetini yorumladın.» deyip sonra adama:

«— Musa'nın pabuçları ne idi biliyor musun?» dedi.

îmam Malik der ki: Adamın ne cevap verdiğini bilmiyorum.

Ka'b: «Musa (a.s.)'ın pabuçları eşek derisindendi» dedi.


8. Elbise Giymek


17. Ebû Hüreyre (r.a.)'den: Resûlullah (s.a.v.) iki çeşit elbise giyme ile iki çeşit satışı yasakladı. (Bunlar) münabeze ve mülame-se yoluyla satışla, kilot giymeksizin bir entari giyip dizlerini dikerek oturup avret mahallerinin gözükmesi ve vücudunun bir tarafını kapatıp diğer tarafım açık bırakan elbise giymesidir.»[13]



18. Abdullah b. Ömer (r.a.)'den: Babam Ömer b. Hattab mescidin kapısında satılık ipek kumaştan kaftan görünce:

«—Ya Resûlullah! Bu kaftanı alsan da cuma günleri ve yanına elçiler geldiği zaman giysen.» dedi. Resûlullah (s.a.v.)'da:

«—Bunu ancak ahiretten nasibi olmayan giyer» buyurdu. Daha sonra Resûlullah (s.a.v.)'e ipek kaftanlardan gelince, Ömer b. Hattab (r.a.)'e ondan bir kaftan verdi. Hz. Ömer (r.a.)'da:

«— Ya Resûlaîlah! Onu bana rnı verdin? Halbuki sen Utarid'in[14] elbisesi hakkında neler söylemiştin» deyince Resûlullah (s.a.v.):

«— Onu sana giyinen için vermedim.» buyurdu.

Hz. Ömer de (r.a.) bu elbiseyi Mekke'deki müşrik kardeşine verdi.[15]



19. Enes b. Malik der ki: Ömer b. Hattab (r.a.) Halife iken onu Medine'de gördüm, elbisesinin iki omuzu arasındaki yırtığına birbirine tutturulmuş üç yama dikmişti.






--------------------------------------------------------------------------------

[1][1] Bu, Buhari'nin, Hammad b. Zeyd - Eyyub - Muhammed b. Şîrîn - Ebu Hurey-re senediyle gelen hadisin bir bölümüdür: Buharî, Salat, 8/9. Her müslümanın, avret mahallerini örtecek, vücudunu sıcak ve soğuktan koruyacak şekilde elbise giymesi farzdır. Müslüman her konuda olduğu gibi elbise giymede de orta yolu tutmalıdır. Elbisesi ne son derece kötü, âdi ve ne de son derece lüks olmayıp ikisi arasında olmalıdır. Çünkü Resûlullah (s.a.v.): «Giyimde sadelik imandandır» buyurmuştur. Allahu Teâlâ'nın kendisine vermiş olduğu nimeti belirtmek için, çok güzel elbise giymesi de müstehabdır. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v.): «Allahü Teâlâ sana lütuf ve ihsanda bulunduğu gibi, sen de kendi nefsine lütuf ve iyilikte bulun», «Allahü Teâlâ vermiş olduğu nimetinin belirtisini kulunun üzerinde görmeyi sever» buyurmuştur. Bilhassa Cuma ve bayramlar gibi Önemli günlerde ve toplantılarda güzel ve temiz elbiseler giyilmelidir. Yüce Allah, Araf sûresinin 31 ve 32'nci âyetlerinde şöyle buyurmuştur: «Ey Adem oğullan.! Her mescide güzel elbiselerinizi giyinerek gidin, yiyin, için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez. De ki: Allah'ın kulları için yarattığı zineti, temiz ve hoş rızıkları kim haram etmiş? De ki: O (onlar), dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet günü ise yalnız onlara mahsustur.» Aynı sûrenin 26'ncı âyet-i kerimesinde ise şöyle buyurulur:

«Ey Âdem oğulları! Size avret mahallerinizi örten ve sizi süsleyen elbise indirdik. Takva elbisesi ise daha hayırlıdır.» Şu halde, elbise giymekten maksat, sadece vücudu örtmek değildir. Aynı zamanda vücuda yakışması gerekir.

Hz. Ebû Hüreyre (r.a.)'ın rivayet ettiği bir hadisde güzel giyinen bir sahabi Resûlullah (s.a.v.)'ın huzuruna gelerek:

«—Ya Resûlallah! Ben güzelliğe aşık biriyim. Bana gördüğün güzellik verilmiştir. Ayakkabılarımın bağının güzelliğinde bile kimsenin beni geçmesini istemiyorum, bu kibir midir?» deyince, Resûlullah (s.a.v): «— Hayır bu, kibir değildir. Kibir benlikten dolayı hakkı inkâr etmek ve insanları küçük göstermektir.» buyurdu. Ebû Davud, K. el-Libas, B. macâe fü-Kibri.

[2] Buharı, Libas, 77/45; Müslim, Libas, 37/11, no:51.

[3] îmam Malik, kırmızı renk elbise ve çarşafı hoş görmüyor. Psikologlar da renk üzerinde araştırmalarında şu neticeye varmışlardır: Kırmızı renge çok bakmak insanı asabileştirîr. Onun için asabî mizaçlı ve sinir hastaları kırmızı renklerden, yatak odalarını kırmızıya boyamakdan ve kırmızı abajur kullanmaktan kaçınmalıdırlar.

[4] Yahya'nın ve Abdullah b. Nafı dışındaki Malik'in ravileri bu şekilde mevkuf rivayet ederler.

Müslim'de, cerir - Süheyl b. Ebî Salih -babası-Ebu Hureyre senediyle rivayet edilir: Müslim, Libas, 37/34, no: 125.

[5] Mürseldir. Buharî'de (llm, 3/40), Ma'mer - Zührî- Hind bintu el-Haris -Ummu Seleme yoluyla mevsuldür.

[6] Buharı, Libas, 77/5.

[7] Buharı, Libas, 77/1; Müslim, Libas, 37/9, no:42.

[8] Ebu Davud, Libas, 31/27; Müslim, Libas, 32/7.

Dinimize göre erkeklerin eteklerinin veya pantolonlarının yere kadar uzatılması mekruhtur. Hele bu hal kibrinden dolayı ise haramdır. Zira eteklerin fazla uzaması hem israf, hem temizliğe aykırı ve hem de normal harekete mani olur.

[9] Ebu Davud, Libas, 31/37.

Yukarıdaki hadislerde erkeklerin giydikleri elbisenin boylarından kısa olması tavsiye edilmişti. Bu hadisde ise kadınların elbisesinin uzun olması söyleniyor. Zira kadınların durumu erkeklerden ayrıdır. Erkeklerde'avret mahalli diz kapağı ile göbek arasıdır. Burasını kapatmak farzdır. Gerisi Örf ve adetlere göre değişebilir. Kadınların ise vücudlarımn tamamı avret mahallidir, örtülmesi gerekir. Resûlullah (s.a.v.) zamanında o zamanın adet ve ekonomi durumu icabı bazı kadınlar yalınayak gezerlerdi. Bu yüzden yürürken ayaklarının açılmaması için eteklerinin uzatılması emredilmiştir. Günümüzde ise durum değişiktir. Kadınların giydiği kapalı ayakkabı ve çorap ayaklarını kapattığı için eteklerin yerde sürünmesi gerekmez.

[10] Buharı, Libas, 77/40; Müslim, Libas, 37/19, no:68.

[11] Buharı, Libas, 77/39.

[12] Tâhâ, 12

[13] Buharı, Libas, 77/21.

Münabeze ve mülamese cahiliye devri alış veriş şekillcrindendi. Resûlullah (s.a.v.) bu tür alış verişleri yasaklamıştır.

Mülamese: Müşterinin alacağı şeye dürülü olarak veya karanlıkta dokununca onu mutlaka alması gerekirdi. Artık malı görünce geri verme hakkı kalmazdı.

Münabeze ise, satılan şeyi satıcı müşterinin üzerine atıyor, bununla müşteri razı olmasa da satış kesin leşi yordu.

[14] Utarid, Temim oğullan elçisi ile Medine'ye gelip müslüman olmuş biridir ki hadisi şerifin baş tarafında zikredilen ipekli kaftanı mescidin kapısına satmaya getiren kişidir.

[15] Buharı, Cum'a, 11/7; Müslim, Libas, 37/2, no:6; Şeybanî, 870.


islam