Müsned-i Ahmed Bin Hanbel > NAMAZI BOZAN, NAMAZDA YAPILMASI MEKRUH VE MUBAH OLAN FİİLLER

 

islam

help 2.24.6.3 namazi-bozan-mekruh-mubah-fiiller previous next

HADİS KİTAPLARI > Müsned-i Ahmed Bin Hanbel > 6 > namazi-bozan-mekruh-mubah-fiiller


P)-NAMAZI BOZAN, NAMAZDA YAPILMASI MEKRUH VE MUBAH OLAN FİİLLER

Namazda Konuşmanın Yasaklanması

Namazı Bölen Durumlar

Namaz Kılanın Saçım Bağlaması, Namazda Çakıllarla Oynaması ve Üflemesi

Namazda Gülmek, Kıbleden Başka Tarafa Yönelmek, Parmaklan Çıtlatmak ve Kenetlemek

Namazda Göğe Bakmak, El île İşaret Etmek ve Mescitte Özel Bir Yer Edinmek

Tuvalete Daralmış Olarak, Uyuklarken ve Yemek Hazırlarken Namaz Kılmak

Eller İçerde Kalacak Şekilde Bir Kumaşa Bürünerek (İstimal),

Elbiseyi Eller İçerde Kalacak Şekilde Giyerek (Sedl) ve Elbisenin

Uçlarını Tümüyle Yere Sarkıtarak (İsbâl) Namaz Kılmak

Namazda İhtiyaç Anında Teşbih (Sübhanallah Demek), El Çırpmak ve İşaret Etmek

Namazda Allah Korkusu ya da Huşu' Nedeniyle Ağlamak

Namazda Yılan, Akrep Gibi Zararlı Hayvanları Öldürmek, İhtiyaç Anında Biraz Yürümek ve Başka Tarafa Bakmak

Namaz Kılanın Sırtında Küçük Çocuk Taşıması

Çizgili Elbise ve Hayız Gören Kadının Büründüğü Kumaş ile Namaz Kılmak

Karanlıkta Namaz Kılanın Karşısında Eşinin Uyuması/Yatması Caizdir









p)-NAMAZI BOZAN, NAMAZDA YAPILMASI MEKRUH VE MUBAH OLAN FİİLLER


• Namazda Konuşmanın Yasaklanması

• Namazı Bölen Durumlar

• Namaz Kılanın Saçını Bağlaması, Namazda Çakıllarla Oynaması ve Üflemesi

• Namazda Gülmek, Kıbleden Başka Tarafa Yönelmek, Parmakları Çıtlatmak ve Kenetlemek

• Namazda Göğe Bakmak, El ile İşaret Etmek ve Mescitte Özel Bir Yer Edinmek

• Tuvalete Daralmış Olarak, Uyuklarken ve Yemek Hazırken Namaz Kılmak

• Eller İçerde Kalacak Şekilde Bir Kumaşa Bürünerek (İstimal)/ Elbiseyi Eller İçerde Kalacak Şekilde Giyerek (Sedl) ve Elbisenin Uçlarını Tümüyle Yere Sarkıtarak (îsbâl) Namaz Kılmak

• Namazda İhtiyaç Anında Teşbih (Sübhanallah Demek), El Çırpmak ve İşaret Etmek

• Namazda Aflah Korkusu ya da Huşu' Nedeniyle Ağlamak

• Namazda Yılan, Akrep Gibi Zararlı Hayvanları Öldürmek, İhtiyaç Anında Biraz Yürümek ve Başka Tarafa Bakmak

• Namaz Kılanın Sırtında Küçük Çocuk Taşıması

• Çizgili Elbise ve Hayız Gören Kadının Büründüğü Kumaş ile Namaz Kılmak

• Karanlıkta Namaz Kılanın Karşısında Eşinin Uyuması/Yatması Caizdir[1]


p)-NAMAZI BOZAN, NAMAZDA YAPILMASI MEKRUH VE MUBAH OLAN FİİLLER


Allah Teâlâ buyurdu: 'Müminler kurtuluşa ermiştir, onlar ki namazlar.nda huşu içindedirler..." (Mü'minûn, 23/1-2)

Allah Teâlâ buyurdu:

"Namazlara ve orta namaza[2] devam edin. Allah'a saygı/bağlılık içinde bunları kilini" (Bakara, 2/238)

Müslümanlar ilk dönemlerde namazda rahat hareket ediyorlarîardt. Yukarıdaki ayetler inince hareketlerine dikkat ettiler ve huşûu bozacak hareketlerden kaçındılar. Hz. Peygamber bunu bizzat gösterdi ve müminlere emretti. Bununla ilgili rivayetler:

Ebû Hüreyre'den: [3]

Rasûlullah önceleri namazlarında .yağma ve soluna dönerdi/bakardı. AllahTeâlâ; ayetlerini indirince Rasûlullah huşâa dikkat etti ve sağına soluna bakmadı.

Zeyd b. Erkam şöyle anlattı:[4]

'Bizden birisi hacetini kardeşinden isteyecek şekilde biz namazda konuşurduk, sonunda şu ayet indi ve biz namazda susmakla emrolunduk'.

§Huşû selef tarafından namazda gözü yere, secde mahalline indirmek, sağ ve solla meşgul olmamak, ibadeti samimi olarak Allah için yerine getirmek, şeklinde anlaşılmıştır[5] ki bu da saygı ve tevazuun üst noktası demektir.

Aşağıda o döneme ait pratik uygulamalar zikredilmektedir. Ayetleri bu uygulamalar bağlamında anladığımızda namazlarımız Allah ve Rasülünün isteklerine daha uygun olacaktır. [6]


Namazda Konuşmanın Yasaklanması


Namaz özel bir ibadet olduğu İçin başlandıktan sonra orada konuşmak, selâm vermek ve almak yasaklanmıştır. Başlama tekbiri ile dünyadaki bütün mubah fiiller namaz bitinceye kadar Allah rızası için terk edilmiştir. Artık kul namazda Allah ile yalnız kalmıştır ve O'na yönelip dua etmektedir. Başlangıç tekbirinin bir adı da 'tahrine tekbiri'dir. Tahrime, haram kılmak demektir. Yani bu tekbir bazı şeyleri geçici olarak haram kılmaktadır.

Sahabe önceden namazda konuşurlardı. Bir süre sonra Rasûlullah tarafından namazda konuşmak ve selam alıp vermek yasaklandı. Hatta Habeşistan'a hicret eden bazı sahabiler döndüklerinde bu durumu öğrendiler ve konuşmayı bıraktılar.

Bundan sonra kıyamete kadar namazda dünya kelamı yasaklanmış ve namazı bozan fiillerden sayılmıştır. [7]



798/1668-Zeyd b. Erkam'dan (Radıyaiiahüanh). [8]

Rasûlulah (Sailaiiahu aleyhi ve seiiem) döneminde (önceleri) bir adam namaz kılarken herhangi bir ihtiyacı için arkadaşıyla konuşurdu. Sonunda şu ayet indi: 'Allah'a saygı/bağlılık içinde bunları (namazları) kılın!'

Peşinden biz de namazda susmakla emrolunduk. [9]



799/1669-Abdullah b. Mes'ûd'dan (Radıyatiatmanh)[10]

Biz Rasûlullah'a (SaUaiiahu aleyhi ve settem) namaz kılarken selam verirdik.

O da (namazda) bizim selamımızı alırdı. Necaşî'nin yanından (Habeşistan'dan) döndüğümüzde Rasülullah'a selam verdik, ancak o (namazda) selamımızı almadı. Bunun üzerine biz:

'Ey Allah'ın Rasülü! Önceden sen namaz kılarken biz selarn verirdik, sen de selamımızı alırdın' deyince o şöyle buyurdu:

"Namazda[11] (saygı içinde ibadetle) meşguliyet vardır (konuşma yasaklanmıştır)."

§Aynı râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

Biz Habeşistan topraklarına gitmeden önce Mekke'de Rasülullah'a (SaiiaUahu aleyhi ve settem) (namaz kılarken) selam verirdik. Habeşistan'dan döndüğümüzde onun yanına gittik, kendisine (namazda) selam verdik, selamımızı almadı. Yakın ve uzak bütün ihtimaller/şüpheler beni sardı. Sonunda Rasülullah namazı bitirdi, kendisine bunun sebebini sordum. O şöyle dedi:

"İzzet ve celal sahibi Allah emrinde/işinde dilediğini değiştirir. [12] Emrinden birini namazda konuşulmaması şeklinde değiştirdi." [13]



800/1670- Muaviye b. Hakem es-Sülemî'den (Radıyaüahü anh). [14]

Biz Rasûlullah (Saliahu aleyhi w sellem) ile namaz kılarken topluluktan bir adam aksırdığında ona:

'Yerhamükallati[15] dedim. Topluluk bana sert bir şekilde baktı. Bunun üzerine ben:

'Vay başıma gelenek[16] Size ne oldu da bana böyle bakıyorsunuz?" dedim Bu sefer de ellerini uyluklarına/dizlerine vurmaya başladılar, Onların beni susturmaya çalıştıklarını görünce ben de sustum. Rasûlullah namazı kılınca -annem babam ona feda olsun ben ne önce, ne de sonra onun gibi güzel öğreten bir öğretici görmedim- bana ne suratını astı[17]ne sövdü ne de dövdü. O şöyle dedi:

"Bu namaz (öyle bir ibadettir ki), içinde insanların sözlerinden bir şey bulunması uygun değildir. Namaz teşbihtir, tekbirdir ve,Kur'ân okumaktır."

Ya da Rasûlullah buna benzer bir şey dedi. Ben:

Ey Allah'ın Rasülü! Biz cahiliye döneminden yeni kurtulan bir kavimiz. Bizden bir topluluk var ki kahinlere giderleri Rasûlullah:

"Siz onlara gitmeyin."

'Bizden bir başka topluluk da uğursuzluk inancına sahipler

"Bu onların içlerinde duydukları bir şeydir (aslı yoktur).

'Bir başka topluluk remil ile uğraşırlar.'

"Bir Peygamber[18] de remil ile uğraşırdı. Onun üslûbuna uyarsa onun gibidir (değilse yanlıştır)."

'Benim Uhud ve Cevvâniyye taraflarında koyun sürümü güden bir cariyem vardı. Bir kurdun sürüden koyun götürdüğünü öğrendim. Ben de Adem oğullarından bir adamım, onların kızması gibi ben de kızdım, fakat ben (ayrıca) o cariyeyi çok şiddetli bir şekilde tokatladım,' Sonra Hz. Peygamber'e geldim, (yaptığım) bana[19] ağır geldi. Ona dedim ki:

'O cariyeyi azad edeyim mi? Rasûlullah:

"Onu bana getir" dedi.

Cariyeyi Rasûlullah'ın yanına getirdim. Rasûlullah ona:

"Allah nerede?" dedi. Cariye:

'Gökte/yukarıda.'

"Ben kimim?" Cariye:

'Sen Allah'ın Rasûlusün' deyince Peygamberimiz bana şöyle buyurdu:

"Onun azad et, o mümin bir kadındır. [20]


Açıklama


Bu hadisten namazda konuşmanın mekruh olduğu, ama namazı bozmayacağı şeklinde bir hüküm anlaşılabilir. Ancak bu hüküm, namazda konuşmanın namazı bozacağını bilmeyen kişi için geçerlidir. Namazda bilerek (amd), unutarak (nisyan) ve yasak olduğunu bilmeyerek (cehalet ile) konuşmak arasında fark vardır:

1-İbn Münzir: Namazda konuşmanın yasak olduğunu bilerek (amden), bir kişinin konuşması durumunda namazının bozulacağı konusunda müçtehidlerin icmaı vardır (hiçbir muhalefet olmaksızın görüş biıiiğindedirler). [21]

2-Unutarak (sehven) ya da yasak olduğunu bilmeyerek (cehaleten) konuşmanın namazı bozması konusunda ihtilaf edildi:

a-Bir kişi namazda nasıl olursa olsun her türlü konuşması İle namazı bozulur. Bu alimlere göre bilerek ya da bilmeyerek veya cehaleten konuşma arasında fark yoktur. Bu görüşte olanlar: Süfyan es-Sevrî, Abdullah b. Mübarek, Nehâi, Hammad,

Ebû Hanife ve bir rivayette Katade'dir. Bu alimlere göre Zeyd b. Erkam hadisinde[22] herhangi bir ayırım yoktur, her türlü konuşma yasaktır ve namazı bozmaktadır. [23]

b-Ancak cumhura göre bilerek konuşma dışındaki (sehven ya da cehaleten) konuşmalar namazı bozmaz. Bu görüşü İbn Mes'ûd, İbn Abbas, İbn Zübeyr, Urve b. Zübeyr, Ata, Hasan-ı Basri, bir rivayette Katade, ayrıca Malik Şafiî, Ahmed b. Hanbel ve Ebû Sevr benimsemişlerdir[24] Cumhura göre ise bu konuda birçok rivayet bulunmaktadır:

Zi'l-yedeyn (RadıyaUahü anh) hadisi, [25]

Ebû Hüreyre {RadıyaUahü anh) hadisi:

Ebû Hüreyre'den (Radıyaüahüanh) [26]

Hz. Peygamber namazda unutarak konuştu ve (namazını bozmayıp) kalanını tamamladı.

Yukarıda zikredilen Muaviye b. Hakem (Radıyallaha anh) hadisi.

Hata ve unutmanın affedildiğine dair meşhur hadis:

Ebû Zerden (Radıyallahü anh): [27]

Rasûlullah dedi ki:

"Allah ümmetimin hata, unutma ve ikrah altında işlediklerinden vazgeçti (affetti).

ŞNamazda konuşarak selam almak haramdır ve ittifakla namazı bozar. Fakat el ile işaretle selam almanın cevazında ihtilaf edildi:

1-Hanefi mezhebine göre namazda işaretle selam almak namazı bozmaz, ancak mekruhtur. Cumhurun delili olarak aşağıda zikredilen hadiste Rasûlullah'ın selamı işaretle aldığına dair kendisinden bir söz bulunmamaktadır. Sahabe gördüğü fiili nakletmiş, yorumlamıştır. Rasûlullah'ın bu işareti, selam almaya ihtimali olduğu gibi, kendisinin namazda olduğunu işaret ederek nehyetmek kasdıyla da işaret etmiş olabilir. Böyle şüpheli bir durumda işaretle de olsa selam almamak tavsiye edilir ya da mekruh olduğuna hükmedilir.[28]

Ayrıca bu konuda namazda anlaşılır işaretin namazı bozacağına dair bir rivayet bulunmaktadır:

Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh):[29]

Rasûlullah şöyle dedi:

"Namazda (imamı uyarmak için) erkeklere düşen teşbihtir, (erkekler uyar-mazsa) kadınlara düşen de el çırpmadır. Kim namazında anlaşılır bir işaret yaparsa namazını İade etsin!"

2-Cumhurun görüşü ise namazda işaretle selam almanın cevazı yönündedir, [30] Bu konuda varid olan bir hadisle delil getirmektedirler;

Rasûlullah'ın sahabisi Suheyb'den (Radıyaliainianh): [31]

Rasûlullah namaz kılarken yanma uğradım ve selam verdim, selamı işaretle aldı/cevap verdi.

(Râvi) ekledi: Bilemiyorum, ancak parmaklarıyla işaret etmişti.

Diğer sahabilerin yaptıkları da amel-i kesir kapsamına girmemektedir ve onların da namazını bozmaz. Çünkü namazları bozulsaydı, muüaka Rasûlullah iade etmelerini isterdi. Erkeklerin yanılan imamı uyarmak için tekbir getirmeleri, onlar uyarmadığında kadınların ellerini birbirine vurmalarını emreden hadis ile bu rivayet cem edildiğinde doğru hüküm verilebilir.

§Hata yapan sahabiye karşı bu rivayette Rasûİullah'ın olgun davranışı, konuyu izah etmesi ve onun diğer sorularına sabırla cevap vermesi Peygamberimizin yüksek ahlâkını göstermektedir. Davetçi her zaman sabırlı olmalıdır. Rasûiullah böyle davrandığı için insanlar onunla konuşmaya bayılıyorlar, annem babam sana feda olsun, diyecek şekilde onu seviyorlardı.

§Bu sahabi kendi topluluğundaki sorunlu bazı şeyleri Rasûlullah'a aktarıp çözüm istemektedir. Kendisinin de ifade ettiği gibi cahİliyeden yeni kurtulmuş insanlardan birisidir Peygamberimiz bütün bu sorulara uygun bir şekilde cevap vermekte ve cevaplarında dikkat edilirse (onlara siz gitmeyin sözü ile) pratik şeyler tavsiye etmekte, (uğursuzluk onların içlerinde duydukları bir şeydir) diyerek konuyu ruhsaî açıdan değerlendirmekte, aslının olmadığını da ima etmektedir. Remi[32] konusunda ise bir peygamberin bunu yaptığı, onunkine uyarsa doğru olabileceğini ifade ederek, onun vahiy ile desteklendiğini ve metodunun da bugün bilinmediği İçin böyle şeylerle uğraşılmaması gerektiğini nezih bir üslûpla izah etmiştir.

Bu konuşmalardan sonra söz konusu sahabinin belki de kalbi yumuşamış ve eskiden yaptığı bir hatayı tamir etmek istemiştir. Rasûlullan'a bir zamanlar cariyesini tokatladığını ve şimdi onu azad etmek istediğini arz edince, Rasûluilah o cariyeye iki soru sormuştur: Bunlar tevhid ve risalet ile iigilidir. Peygamberimizin bu kadının putperest olup olmadığını anlamak için 'Allah nerede?' şeklindeki sorusuna, o 'Gökte/yukarıda,' diyerek cevap vermiş ve putperest olmadığını ifade etmiştir. Biz onun yüceliğini ifade için yukarıdadır, deriz ve ellerimizi dua ederken yukarıya açarız. Bunlar sembolik söz ve hareketlerdir. Allah mekandan münezzehtir. [33]


Namazı Bölen Durumlar


801/1671- (Z.) Husayn el-Müzeni'den:[34]

Hz. Ali (Radtyaiiahaanh) minberde şöyle dedi:

'Ben Rasûlullah'ı (Sailaiiaha aleyhi ve seilem) şöyle derken dinlemiştim: "Namazı ancak abdesti bozan şeyler (hades hali) böler." Rasûİullah'ın çekinmediği bir konuda ben de size karşı çekinmem. Hades, [35] kişinin sessiz ya da sesli yellenmesidir.'

NOT: Sesli ya da sessiz yellenmenin namazı bozmasında herhangi bir ihtilaf yoktur. Ancak namazı böler (V bs.) lafzının kullanılması kişinin bu durumda hiç konuşmadan gidip abdest alması durumunda gelip aynı yerde namazı kaldığı yerden tamamlamasının vurgulanması içindir. [36]



802/1672-Ebû Zer'den (Radıyaliahü anh). [37]

Rasûlullah (Saiiaiiaha aleyhi ve settem) şöyle dedi:

"Bir adamın önünde hayvan semerinin arka kısmı (gibi bir sütre) bulunmazsa (önünden geçen) kadın, merkep ve siyah köpek onun namazını böler."

§Ben (Abdullah b. Sanat):

'Siyahın kızıldan farklı durumu nedir?' deyince Ebû Zer şöyle dedi: 'Ey kardeşimin oğlu! Bana sorduğun gibi ben de Rasûlullah'a sormuştum, o şöyle demişti:

"Siyah köpek şeytandır. [38]


Açıklama


Rivayette geçen binek üzerindeki semerinin arka kısmıdır, bu da süvarinin dayandığı tahta olup yaklaşık zira' kadardır.[39]

En küçük sütrenin boyutunda ihtilaf edildi: 1 zira' ya da zira'ın 2/3 kadar kısmıdır, denildi. [40] Abdürrezzak'ın (v.211/826) Nâfi'den rivayetinde İbn Ömer'in bu dayanak tahtasının 1 zira' kadar olduğu, nakledildi[41]

1 zira' iki karış ya da altı avuçtur ki bu da yaklaşık 50-68 cm. arasındadır. [42]

§Namaz kılanın önünden geçen kadın, merkep ve siyah köpeğin namazı bölmesi, cumhura göre hakiki anlamda değildir, belki o kişinin huşûunu götürür, fakat namazı bozmaz. Geniş açıklama konu sonunda gelecektir.''[43]



803/1673-Hz. Peygamber'in eşi Hz. Âişe'den (Radıyaiiahaanha):[44]

Rasûlullah (Satiaiiahu aie\-hi ve sellem) buyurdu ki:

"Müslümanın namazını ancak (önünden geçen) merkep, kafir, köpek ve kadın böler."

Bunun üzerine Hz.Aişe şöyie dedi:

"Ey Allah'ın Rasûlü! Kötü hayvanlarla biz yanyana getirildik." [45]



804/1674-Abdullah b. Muğaffel'den (Radıyallahüanh): [46]

Hz. Peygamber (Saitailahu aleyhi ve sellem) şöyle dedi:

"Kadın (Bir rivayette: Hayızlı kadın), merkep ve köpek namazı böler." [47]



805/1675-Hz. Âİşe'den (RadıyallakUanha):[48]

Bir takım insaniarın 'köpek, merkep ve kadın namazı böler' sözü kendisine ulaşınca şöyle dedi:

'Onların bizi köpekler ve merkeplerle denk tuttuklarını görüyorum. Ben kendisiyle kıble arasındaki bir yatakta yatarken Rasûlullah'ı (Saiiaiiaha aleyhi ve set/em) gece (bana dönük olarak) namaz kılarken gördüm. Benim bir ihtiyacım olduğunda Rasûlullah'a (o namaz kılarken) yüzümle dönmekten hoşlanmadığım için yatağın ayak ucu kısmından yavaşça çekilir giderdim.'

§Aynı râviden ikinci tarikle gelen rivayet: ...Bunun üzerine Hz. Âişe (Radıyallahüanha) şöyle dedi: 'Bizi köpek ve merkebe ne kötü denk tuttunuz. Rasûlullah'ı (Saiiaüaha aleyhi ve seüem), ben onun önünde enlemesine yatarken (bana dönük olarak) namaz kılarken gördüm. Secdeye gittiğinde dokunurdu, yani ayağıma, ben de ayağımı kendime çekerdim, sonra Rasûlullah secde ederdi.'[49]



806/1676-îbn Abbas'tan (Radıyallahü anhüma):[50]

(Râvi Yahya, Şu'be'nİn bunu merfu olarak rivayet ettiğini bildirdi.) "Köpek ve hayızlı kadın namazı böler." [51]



807/1677-Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anhy. [52]

Hz. Peygamber (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) şöyle dedi: "(Önden geçen) kadın, köpek ve merkep namazı böler. [53]





Açıklama


Namaz kılanın Önünden kadın, köpek ve merkep gibi varlıklar geçtiğinde namazı böler () şeklindeki lafızdan Öncelikle namazı bozduğu anlaşılır. Ancak Peygamberimiz'in, odasında yerde yatan Hz. Âişe'ye dönük olarak namaz kılması, cemaatle namaz kılarken önünden merkep ve kızlar geçtiği halde namazını bozmaması gibi rivayetleri[54] de göz önüne alırsak Rasûlullah'ın burada dikkatin dağılması, huşûun kaybolması gibi durumlara dikkat çekmek istediği anlaşılmaktadır. Zahirîler dışında Cumhur ulemaya göre bunların namaz kılanın önünden ceçmesi ile namaz bozulmaz. Ahmed b. Hanbel siyah köpeğin de namazı bozacağı kanaatinde, çünkü onun bozmayacağına dair diğerlerinde olduğu gibi herhangi bir nas bulunmamaktadır. [55]

§Hadiste siyah köpeğin şeytan olarak vasfedilmesi, şeytanın o surete girmesinden ya da bu tür köpeklerin daha tehlikeli olmasından kaynaklanmış olabilir. [56]

§Hz. Peygarnber'in eşlerine ait odalar küçüktü ve karşısında yatan birisine müsaade ederdi. Hattâ secde edecek bir yer bile kalmazdı. Peygamberimiz (Salfallahu aleyhi ve seUem) secdeye gideceğinde Hz. Âişe'nin ayaklarına dokunur, o da ayaklarını çekerdi ve Rasûlullah secde ederdi. [57] Peygamberimiz gece namaz kılacağında kendisi kalkar ve kılardı. Ev ahalisini buna zorlamazdı, sadece sabaha yakın vitir kılacağında onları uyandırırdı. [58] Burada Peygamber Efendimizin nezaketi ve yüksek ahlâkı gözümüzü kamaştırmaktadır.

§Hz. Peygarnber'in secdeye giderken eşinin ayağına değmesini Hanefiler gibi bazı alimler kadına dokunmakla abdestin bozulmayacağına delil getirirlerken, Şafiîler ise burada kumaş üzerinden dokunma vardır ya da kendi hanımı olduğu için abdesti bozmaz şeklinde anlamışlardır. [59]

§Hz. Âişe'nin Peygamberimizin sözüne taaccüp etmesi belki de yanlış anla-masındandır. Peygamberimiz bunu kalbin Önden geçenle meşgul olması, şeklinde ifade etmek İstemektedir. Ancak Hz. Âişe'nin kendi yapısından olsa gerek anlamadığı ya da yanlış anladığı şeylerde mutlaka açıklama isterdi. Peygamberimiz de her seferinde ona olgun bir şekilde davranmış, anlamadığı konulan izah etmişti Çünkü Hz. Aİşe Peygamberimiz için çok önemliydi. Onun önemi belki de eşinden öte çok zeki olması, insanlarla ve özellikle kadınlarla çok İyi diyalog kurmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü İslâm'ı en iyi bilen yedi sahabeden birisiydi. İnsanlar ona sürekli gelir ve farklı konuları sorarlardı. O da gücü yettiğince sorulara cevap verirdi.

Allah ondan razı olsun.

§Namaz kılanın önünden kadın, köpek ve merkebin geçmesiyle namazın bölünmesi şeklinde Peygamberimizden rivayet edilen başka hadisler de bulunmaktadır. Bu rivayetlerde Peygamberimiz kuzu. oğlak gibi hayvanlar yanında, insanlardan da sadece kadınlar değil, erkeklerin de namaz kılanın önünden, özellikle secde mahallinden geçmelerine izin verilmemesini emretmektedir.[60] Sütre de bu nedenle emredilmiştir. [61]Bundan dolayı olsa gerek ki Hz, Âişe önden geçenlerin namazı bölmelerinin kadınla sınırlı tutulmasına' tepki göstermektedir. Aynı tepkiyi İbn Abbas'ta da görmekteyiz. [62] Diğer hadisler de gözönüne alındığında namaz kılanın önünden geçen her türlü varlığa engel olunması gerekliği anlaşılır. Bu nedenle Rasûlullah'ın hadislerini ve sünnetini doğru olarak anlamak gerekir.[63]


Namaz Kılanın Saçım Bağlaması, Namazda Çakıllarla Oynaması ve Üflemesi


Bazı hallerin namaz kılan için Rasûlullah tarafından sakıncalı olduğu beyan edilmiştir. Bunlar:

1- Saçı uzun olan erkeğin saçı bağlı oİarak namaz kılması: İnsan secde yaptığı zaman bütün uzuvlarının yere gelmesi şartından dolayı uzun saçı olan erkeğin de saçlarının yere dökülmesi ve bu şekilde secde yapması emredilmiştir. Saçı bağlı olarak namaz kılan ve secdeye giden kişi, elleri omzunda bağlı olarak secdeye giden kişiye benzetilmiştir.

2-Namazda çakıllarla oynamak: Nakledilen rivayetlerde keyfi oarak çakıllarla oynanması kesinlikle yasaklanmıştır. Ancak sahabenin yaptığı çok sıcak oian bir yere secdeye gittiklerinde buradaki çakılları/taşları hafif oynatmaları ya da elleriyle dokunup biraz da olsa sıcağını gidermeleridir. Peygamberimiz bunun doğru olmadığını, ancak secde yapan kişi sıcağa dayanamıyorsa söz konusu çakıllara bir kere dokunabilir/mesh edebilir, şeklinde ruhsat vermiştir. Değilse şeytan o kişiye vesvese verecek ve namazı huşu İçinde kılamayacaktır. Namazda ise huşu çok önemlidir.

3- Namazda yere liflemek: Namaz kılan kişinin secde mahalline üflemesini Peygamberimiz hoş karşılamadı ve yüzün Allah için topraklanması gerektiğini anlattı. [64]



808/1678-Küreyb'den:[65]

İbn Abbas (Radıyailaha anhttma), Abdullah b. Haris'i saçları arkadan bağlanmış olarak namaz kılarken gördü, arkasına dolandı ve çözmeye başladı. Öbürü de hareket etmeksizin ona İmkan tanıdı. (Namazı bitirdikten) sonra

İbn Abbas'a yöneldi ve:

'Benim başımdan sana ne?' deyince İbn Abbas şöyle dedi: 'Ben Rasûlullah' in (Sattaiiahü aleyhi ve seüem) şöyle dediğini işittim: "Bunun misali, ellerini omuzuna bağladığı halde namaz kılan kişiye

benzer (uzun saçların da secdeye dökülmesi gerekir)."'

NOT: Rivayette geçen mekfûf elleri arkaya, omuza doğru bağlamak anlamındadır. Bu şekilde namaz kılan kişinin secde azalarından bir kısmı yere değmez. Uzun saçı olan erkeklerin de saçlarını bağlaması yasaklanmıştır, saçlarının da secdeye katılması gerekir. [66]



809/1679-Ebü Rafi'den (Radıyallahü anh): [67]

Rasûlullah (Saiiaitaha aleyhi ve seim), bir erkeğin saçını bağladığı halde namaz kılmasını yasakladı (uzun saçların secdeye dökülmesi gerekir). [68]



810/1680-Ali b. Abdurrahman el-Muâvî'den:[69]

İbn Ömer'in (RadıyaUaka anhüma} yanında namaz kıldım. O sırada da (secdeye giderken) çakılları (sıcaklığını almak ya da düzeltmek için) kurcaladım/çevirdim. İbn Ömer şöyle dedi:

(Namazda) çakılları kurcalama, şüphesiz bu şeytandandır. Fakat Rasûlullah'ı (Saiialiahu aleyhi ve seüem) gördüğüm gibi (yapabilirsin), o şöyle hareket ettirirdi.'

§Ebû Abdullah ekledi: 'Yani bir kere[70]sıvazlamak, şeklinde.'[71]


Açıklama


İmam Ahmed, râvinin şöyle hareket ettirirdi, sözünü bir kere mesh etmek, sıvazlamak şeklinde açıkladı. Bennâ da Câbir (Radıyallahü anh) hadisine[72] dayanarak kişi mutlaka dokunmak istiyorsa böyle yapabilir, terk etmesi efüaldir, dedi. [73] Ancak aynı hadisin başka tarikten gelen rivayetinde; Rasûlullah teşehhudde şehadet parmağını hareket ettirirdi, şeklinde açıklanmış olarak nakledildi. Bu daha doğru olsa gerek:

*Ali b. Abdurrahman el-Muâvî'den: [74]

Ben namazda çakıl taşlarını kurcalarken Ibn Ömer (Radıyallahü anhüma) beni gördü. Namazı bitirince beni bundan menetti ve:

'Sen de RasüSullah'm yaptığı gibi yap!' dedi. Ben:

'Rasüiullah naşı yapardı?' diye sordum. İbn Ömer:

'Namazda oturduğu zaman, Peygamberimiz sağ avucunu sağ dizinin üzerine koyarak, parmakların hepsini yumar, başparmağını takip eden parmağıyla da (tevhidi) işaret ederdi. Sol avucunu da sol uyluğunun üstüne koyardı, İşte Rasûlullah böyle yapardı.'[75]



811/1681-Ebû Zer (Radıyallahü anh) [76]

Hz. Peygamber'e (Saiialiahu aleyhi ve seüem) şu sözü isnad etti: "Biriniz namaz kılmaya kalktığında şüphesiz rahmet ona yönelir, kesinlikle çakıllarla oynamasın!"

§Bir diğer rivayette.

"Çakıllarla oynamasın!" ya da "Çakıllara dokunmasın!" şeklinde geçmektedir. [77]



812/1682-Câbirb. Abdullah'tan (Radıyallahü anh):[78]

Hz. Peygamber'e (Sattaiiahu aleyhi ve sellem) (namazda secdeye giderken) çakıllara (sıcağını almak ya da düzeltmek için) el sürmenin hükmünü sorunca o şöyle buyurdu:

"Bir kere (el sürebilirsin). (Ancak namazda) onlardan geri durman senin İçin hepsi en kaliteli[79] yüz deveden daha hayırlıdır."

§Başka rivayetteki ziyade:

"Eğer şeytan bu durumda birinize galip geliyorsa (vesvese veriyorsa) çakıllara (sıcağını almak ya da düzeltmek için) bir kere elini sürebilir." [80]



813/1683-Muaykîb'den (Radıyatiahu anh) [81]

Hz. Peygamber'e (Sallallahü aleyhi ve sellem),

'Mescitte (secdeye giderken) çakıllara el sürmek (caiz mi), denilince o şöyle dedi:

"(Sıcaktan dolayı ya da düzeltmek için) mutlaka yapman gerekiyorsa bir kere (dokunabilirsin)."

§Ayni râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

Rasûlullah (Satkaiahu aleyhi ve seiiem) secdeye giderken toprağı düzelten bir kişiye şöyle dedi:

"Eğer mutlaka düzeltmen gerekiyorsa (bu seni rahatsız ediyorsa) bir kere (düzeltebilirsin)." [82]



814/1684-Câbir b. Abdullah'tan (radıyallahü anh) [83]

Rasûlullah (Sattailahu aleyhi ve sellem) ile birlikte öğle namazı kılıyordum. (Yerdeki) sıcağın şiddetini azaltmak/serinletmek için (önümdeki) çakıllardan elime bir avuç aldım ki (onlar serinlesin ve rahatlıkla üzerlerine) secde yapabileyim.

§Diğer rivayette:

Onları sıcağın şiddetinden dolayı diğer elime alıyordum (ki serinlesin), sonra da üzerlerine secde yapabileyim. [84]



815/1685-(Talha'nm mevlâsı) Ebû Salih anlattı: [85]

Ümmü Seleme [Radıyaiiaha anhai annemizin yanına geldim. Kendi kardeşinin oğlu da yanına geldi ve Ümmü Seleme'nin evinde iki rekât namaz kıldı. Secdeye gittiğinde (oradaki) toprağı üfledi. Bunun üzerine Ümmü ona şöyle dedi:

'Ey kardeşimin oğlu, (böyle) üfleme! Ben Rasûlullah'm (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem) toprağı üfleyen Yesar isimli kölesine şöyle dediğini işittim: "Yüzünü Allah için topraklandır!'"[86]



816/1686-Abdullah b. Amr (b. Âs)'tan (Radıyallahü anhOtna):[87]

Rasûlullah (Saüaiiam aleyhi ve seiiem) döneminde güneş tutuldu. Rasûlullah namaza durdu, biz de durduk. (Namazda) kıyamı o kadar uzattı ki rükûa gitmeyecek zannettik. Sonra rükûa gitti, (o kadar durdu ki) neredeyse başını kaldırmayacaktı. Sonra başını kaldırdı (doğruldu ve o kadar durdu ki) neredeyse secdeye gitmeyecekti. Sonra secdeye gitti, (o kadar durdu ki) neredeyse başını kaldırmayacaktı. Sonra oturdu (o kadar durdu ki) neredeyse secdeye gitmeyecekti. Sonra tekrar secdeye gitti, (o kadar durdu ki) neredeyse başını kaldırmayacaktı. Birinci rekâtta yaptığını ikinci rekâtta da yaptı (namazı uzattı). İkinci rekâtta secdeye giderken yere üflemeye başladı ve ağlıyordu. Şöyle demeye başladı:

"Rabbim! Ben onların içinde olduğum halde onlara niçin azap edeceksin?

Rabbim! Biz sana istiğfar ettiğimiz halde, bize niçin azap edeceksin?'

Bundan sonra başını kaldırdı, güneş açılmıştı...[88]


Açıklama


Yukarıdaki hadislerde zikredilen fiiller namazı bozmamakta, ancak bunlar mekruh kabul edilmiştir. Bu konuda üç teh İd! erin görüşleri:

1-Uzun saçlı erkeğin namaz kılarken saçını bağlamaması gerekir ki secdeye gittiğinde bütün yüzü ve saçları ile secde edebilsin. Saç bağlı olarak namaz kılmayı sahabeden Hz. Ömer, Osman, Ali, Huzeyfe, İbn Ömer, Ebû Hüreyre, İbn Mes'ûd, İbn Abbas (Radıyattahu anhüm), tabiûndan İbrahim en-Nehâi gibi zatlar mekruh görmüştür. [89]

İmam Nevevi şöyle dedi: 'Namazda elbisenin ya da saçların toplanması, saçın topuz yapılması ya da uzun saçın sarığın içinde toplanması mekruhtur. Ancak kerahet tenzihidir, namazı bozmaz. Cumhurun görüşü bu şekildedir. İbn Münzir ise Hasan-ı BasrîMen namazın iade edilmesi görüşünü nakletti. Bunun hikmeti saçların

da secdeye katılmasıdır. [90]

§Buradakı mekruh olma durumu erkekler içindir. Kadınların başlarını örtmeleri farzdır.

2- Secdeye giden kişinin secde mahallindeki taşların sıcak ya da düzensiz olması nedeniyle onlara elini sürmesi ya da düzeltmesi Peygamberimiz tarafından yasaklanmıştır. Ancak secdeye giden kişi sıcağa dayanamayacaksa ya da oradaki durum kendisini rahatsız edip namazına mani olacaksa, bu durumda bir kerede onların düzeltilmesine izin verilmiştir.

3- Namazda secde mahalline üflemek mekruhtur. Bazı alimlere göre mekruh olmasının nedeni iki ya da üç harf çıkması ve namazın bozulma tehlikesidir. Bu konudaki bazı rivayetler:

Ümmü Seleme (Radıyatlahü), [91]

Namaz kılan ve namazda yere üfleyen bir akrabasına şöyle dedi:

'Böyle yapma! Ben Rasûlullah'ın Rabah isimli kölesine şöyle dediğini işittim: "{Bu şekilde) üfleme! Üflemek kelam (konuşmak) sayılır.'"

*İbn Abbas'tan (Radıyallahüanhlima)![92]

(Secdeye giderken) üflemek kelam demektir.'

EbÛ Hüreyre'den fRadıyallahü anh): [93]

'(Secdeye giderken) üflemek kelamdır.'

§ Peygamberimizin Küsûf namazında yere üflemesini de bu şekilde almak ve kelam olmamasına hamletmek daha doğru olsa gerek.

§Üflemenin namazı bozması konusunda müçtehidler ihtilafa düştüler:

a-İmam Azam ve Muharnmede'e göre işitilen bir üfleme namazı bozar, çünkü kelam gibidir. İ. Ebû Yusuf'a göre ise namazı bozmaz.

b-îbn Vehb'den gelen rivayete göre İmam Malik, namazda boğazı temizlemek (tenahnuh), üflemek (nefh) ve inlemek namazı bozmaz, görüşündedir. İbn Kasım'dan gelen rivayette ise Malik, üflemek kelam sayılır ve namazı bozar görüşündedir.

c-1. Şafiî'ye göre, üflemekten hece harfleri anlaşıirmyorsa namazı bozmaz, bu kelam değildir. Ebû Sevr'in de görüşü bu şekildedir.

d-î. Ahmed b. Hanbel'e göre üflemek namazı »bozmaz, ancak mekruhtur. Üflemekten bir kelam anlaşılıyorsa namazı bozar. [94]


Namazda Gülmek, Kıbleden Başka Tarafa Yönelmek, Parmaklan Çıtlatmak ve Kenetlemek


817/1687-Ebû Hüreyre'den (Radıyaiiaha anh).[95]

Bana dostum (Hz. Muhammed) (SaliaUahB aleyhi ve seiiem) üç şeyi emretti, üç şeyi yasakladı:

Bana uyumadan önce vitri kılmamı, her (hicrî) aydan üç gün oruç

tutmamı ve iki rekât duhâ namazı kılmamı tavsiye etti.

Namazda başka tarafa (sağa, sola) yönelmekten, maymun oturuşu gibi oturmaktan ve horoz gagalaması gibi (rükûya. secdeye) çabuk gitmekten/acele hareketlen[96]beni menetti.

§Aym râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

Bana Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve sellem) üç şeyi tavsiye etti, üç şeyden de beni menetti:

Bana her gün iki rekât duhâ namazı kılmamı, uyumadan önce vitri

kılmamı ve her (hicrî) aydan üç gün oruç tutmamı tavsiye etti.

Namazda horoz gagalaması gibi (rükûya, secdeye) çabuk gitmekten/acele hareketten, köpek oturuşu gibi oturmaktan, tilki gibi (sağa sola) yönelmekten beni menetti.

NOT: Bu konudaki izah için bk. MüsnedTrc. 829/1699 Nolu hadisin açıklaması. [97]



818/1688-Muaz b. Enes el-Cühenî'den (Racityaiiahü anh): [98]

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve sellem) şöyle derdi:

"Namazda gülen, (sağa sola) yönelen ve parmaklarını çıtlatan aynı hükme tabidir." [99]



819/1689-Ebû Zer'den (Radtyauahü anh)[100]

Rasûlullah (Saiiaitaha aleyhi w seitem) şöyle dedi:

Kul namazında (sağa, sola) dönmedikçe izzet ve celâl sahibi Allah o kula yönelmeye devam eder. Kul yüzünü başka tarafa döndürdüğü anda Allah da ondan sarf-ı nazar eder/döner. [101]



820/1690-Hz. Âişe'den odıyaliahü anha):[102]

Hz. Peygamber'e ısaiiaiiahu aleyhi ve seitem) namazda (sağa, sola) yönelmenin hükmünü sorunca o şöyle dedi:

"Bu bir kapıp kaçırmadır ki şeytan o kulun namazından alıp kaçırır/bir şeyler eksiltir." [103]



821/1691-Abdullah b. Selâm'm oğlu Yusuf anlatıyor:[104]

Bir şeyler öğrenmek için Ebü'd-Derdâ'nın iRadıyaiiaMmh) yanındaydım. Öleceği vakit bana dedi ki:

'İnsanlara ölüm anında olduğumu haber et!' Ben de gittim ve insanlara bu sahabinin ölüm anında olduğunu haber verdim. Evinin içi ve dışı ziyaretçilerle doldu. Ona:

'Senin ölüm halinde olduğunu insanlara ulaştırdım, evin içi ve dışı ziyaretçilerle doldu' deyince:

'Beni onların yanma götür!' dedi. Kendisini insanların yanına götürdüm,

'Beni oturtun!' dedi, biz de kendisini oturttuk. Orada şunları söyledi:

'Ey insanlar! Rasûlullah'ın (Saiiatiaha aleyhi ve sdiem) şöyle dediğini duymuştum:

"Kim abdest alır, abdestini güzelce tamamlar, sonra iki rekât namaz kılar ve bunu eksiksiz olarak tamamlarsa, Allah ona istediğini hemen (dünyada) ya da daha sonra (âhirette) mutlaka verir." Ebû'd-Derdâ sözüne şöyle devam etti:

'Ey İnsanlar! Sakın namazda (kıbleden) başka tarafa dönmeyin. Zira başka tarafa dönenin namazı kabul olmaz. Nafilede bunu yaptıysanız farzda mutlaka dikkat edin yapmayın!'[105]



822/1692-Ka'b b. Ucre'den[106]

Rasûlullah (Saitaiiahu aieyiv w seiiem) mescidde yanıma getdi, ben parmaklarımı birbirine kenetlemiştim. Bana dedi ki:

"Ey Ka'b! Mesciddeyken sakın parmaklarını kenetleme! Sen namazı beklediğin sürece namazda sayılırsın." [107]



823/1693-Ka'bb. Ucre'den[108]

Hz. Peygamber (Saiiaiiahu aleyhi ve sdlem) şöyle dedi:

"Bir kul evinde temizlenir (abdestini alır), sonra sadece namaz kılmak İçin dışarıya çıkarsa o kişi namazını bitirinceye kadar kesinlikle namazda sayılır. Biriniz namazdayken ellerinin parmaklarını birbirine kenetlemesin!" [109]


Açıklama


Namazda bazı hareketler vardır ki farklı şekillerde namaza tesir eder. Kimisi namazı bozarken, kimisi de namazdaki mekruh fiillerden sayılır:

1-Sağa sola yönelmek/bakmak (iltifat) hadislerde geçtiği gibi namazın sevabından önemli bir kısmını, belki de hepsini şeytanın alıp kaçtığı andır. Namazda insan bir nöbetçi dikkatiyle durması gerekir. Sağa sola bakıp dikkatini dağıttığı anda şeytan onun sevabını alır ve gider. Ayrıca Allah bu kula yönelmişken ondan sarf-ı nazar eder, kendi haline bırakır.

§ Namazda sağa sola yönelmek/bakmak Cumhur ulemaya göre mekruhtur Ancak bir ihtiyaç varsa göğsünü kıbleden çevirmemek şartıyla bakmasına izin verilmiştir. Zira göğsünü kıbleden çevirmek namazın bozulmasına sebeptir. İhtiyaç anında başı çevirme ile ilgili rivayet:

Sehl b. Hanzale'den (Radıyallahüanh);[110]

Sabah namazı için kamet getirildi. Rasûlullah dağ tarafındaki yoîa bakarken namaza başladı.

-Ebû Davud ekledi: Dağ yoluna Rasûlullah etrafı kolaçan eden bir süvari göndermişti, (onu bekliyordu) [111]

Namazda arkaya bakmak ya da göğsü kıbleden çevirmek namazı bozar. Bu konudaki rivayet:

İbn Abbas'tan (Radıyallahü anhiima): [112]

Hz. Peygamber namaz kılarken (ihtiyaç anında) sağa ve sola (göz ucuyla) [113] bakardı, ancak boynunu sırtının gerisine çevirmezdi.

§1. Ebû Hanife ve Şafiî'ye göre secde mahalline bakmak müstehabdır. İ. Malik'e göre ise kıble tarafına bakmak müstehabdır. Bu konuda herhangi bir nas bulunmamaktadır, ancak bütün müçtehidlerin ittifakla kabul ettiği şey namaz kılanın ön tarafa bakması sünnettir, sağa ve sola bakması mekruhtur. Bazı alimler de namaz kılan kişinin kıyamda ön tarafa, rükûda ayaklarına ve secdeye giderken secde mahalline ve otururken de kucağına bakmasının daha uygun olduğunu belirttiler.[114]

2-Namazda tebessüm etmek namazı ittifakla bozmaz, ancak namazda gülmek namazı ittifakla bozar. İbn Münzir bu konuda icmaın olduğunu belirtti. Ancak gülmenin abdesti de bozduğu konusunda ihtilaf vardır:

a-Hanefılere göre kendisi duyacak şekilde gülenin namazı bozulur, kahkaha şeklinde başkasının da duyacağı şekilde gülmekle de abdesti bozulur, namazın iade edilmesi gerekir. [115]

Bu mezhebin delili bazı rivayetlerdir. Zeylaî (v.762/1361) bunları incelemiş ve iki guruba ayırmıştır:

Müsned olan rivayetler: Ebö Musa el-Eş'âri, Ebû Hüreyre, İbn Ömer, Enes, Câbir ve İmran b. Husayn gibi sahabilerden gelmektedir, hepsi zayıftır.

Mürsel rivayetler: Ma'bed el-Cüheni, Ebu'l-Âliye, İbrahim en-Nehâi, Hasan-ı Basri'den gelmektedir. Bu mürsellerden sadece Ebu'l-Aliye'nin kendisinden gelen mürsel rivayet sahih, diğerleri zayıftır. [116]

ŞHanefi mezhebinde genel kurallara aykırı olmadıkça zayıf hadisler ve tabiûnun mürsel rivayeti eriyle amel edilir.

b-Cumhura göre ise kahkahayla gülmek ile abdest değil namaz bozulur, ancak bu kişin abdest alması müstehabdır.

Bu konudaki rivayetler zayıftır. Namaz dışında gülmek abdesti bozmaz ki, namazda gülmek abdesti bozsun. [117]

3-Namaza giderken, mescitte namaz vaktini beklerken ve namaz kılarken parmaklan çıtlatmak ya da kenetlemek mekruhtur, ancak namazı bozmaz. [118]


Namazda Göğe Bakmak, El île İşaret Etmek ve Mescitte Özel Bir Yer Edinmek


824/1694-Enes b. Mâlik'ten iRadıyaiiahuanh)'[119]

Hz. Peygamber (SailaUahü aleyhi ve seüem) şöyle dedi:

"Bazı kişilere ne oluyor da namazlarında gözlerini (göğe) dikiyorlar."

Bu konuda Peygamberimiz ağır konuştu ve sonra şöyle dedi:

"Ya bundan vaz geçerler ya da gözlerinin feri (gücü) alınır." [120]



825/1695-Ebü Hüreyre'den [121]

(Peygamberimizden (Saiialiahu aleyhi ve sellem) benzeri nakledildi..,) [122]



826/1696-Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mes'ûd'dan,[123]

Rasûlullah'ın bir sahabisinin (Radıyaüaha anh) kendisine naklettiğine göre: Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve sellem) şöyle dedi:

"Sizden biri görme gücünün alınması (tehlikesi) sebebiyle namazdayken gözlerini göğe dikmesin!" [124]



827/1697-Câbir b. Semüra'dan (Radıyallahü anh): [125]

Hz. Peygamber (Saiküiahu aleyhi ve seikm) şöyle dedi: "Sizden biri namazdayken başını göğe kalırdığında görme gücünün kendisine geri dönmemesinden/verilmemesinden korkmaz mı?" [126]


Açıklama


Namazda gökyüzüne bakmak Rasûlullah tarafından yasaklanmıştır. Ayrıca ağır tehditler/cezalar ile konunun önemine dikkat çekilmiştir. Çünkü namazda dönülmesi ve bakılması gereken mahal kıbledir, gökyüzü değil. Bu konuda icma' vardır.

Namazda başın gökyüzüne çevrilmesinin yasaklanma hikmeti olarak, namaz sırasında meleklerin yukarıdan inmesi ve bunların görülmesi durumunda şuasından dolayı gözlerin kör olma ihtimali de nakledildi. [127]

Duada başın gökyüzüne çevrilmesinin cevazında ihtilaf edildi. Kadı Şureyh mekruh görürken. Cumhur ulema caiz olduğunu ifade ettiler. Çünkü namazın kıblesi Kabe olduğu gibi, duanın da kıblesi gökyüzüdür, bu nedenle ellerin içi gökyüzüne çevrilir.[128]



828/1698-Câbir b. Semüra'dan (Radıyaiiaha anh): [129]

İnsanlar ayrı ayrı halkalar halinde dururlarken Rasûlullah aleyhi ve seiiem) mescide girdi. Şöyle dedi:

"Bana ne oluyor, sizi gurup gurup ayrılmış görüyorum,"

İnsanlar (namazdaki selamda) ellerini kaldırırlarken Rasûlullah mescide girdi. Şöyle dedi:

"Onlar ellerini hırçın atların kuyrukları gibi kaldırıyorlar/oynatıyorlar.

Namazda sakin olun!" [130]


Açıklama


Câbir b. SemUradan (RadıyaUahU anh) başka tarikle gelen rivayette yukarıdaki iki konu daha açık olarak nakledildi, ayrıca saflarla ilgili bir başka olay da haber

verildi: Bu üç olay:

1- Namazda selam verirken elle işaret ediliyordu ve Rasûlullah bunu yasaklayıp, sağa ve sola bakarak es-Selâmü aleyhim ve rahmetullâhi veberakâîühû demek yeterlidir.

Câbir b.. Semüra'dan (Radıyallahü anh):[131]

Rasûlullah ile beraber namaz kıldığımızda, ellerimizle (işaret ederek): 'es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâh, -Seİâmü aleyküm ve rahmetullâh1 demiştik. (Râvi göstermek için) eliyle de iki tarafına işaret etti. Rasûlullah bunun üzerine:

"ellerinizle neye işaret ediyorsunuz? Niye etlerinizi hırçın atların kuyruğu gibi oynatıyorsunuz? Namazda sükûnet içinde olun. Herbirinizin ellerini dizlerine koyup, sonra sağındaki ve solundaki kardeşine selam vermesi yeterlidir."

2- Rasûlullah insanların mescitte halkalar halinde ayrı ayrı durmasını tefrikaya düşerler korkusuyla tenkid etmiştir. Çünkü Müslümanların birlik halinde bulun-maları ve beraber hareket etmeleri asıldır; [132]

3- Bu rivayette üçüncü olarak geçen olay farz namaza duruş şeklidir. Bu duruşta safların birinci saftan itibaren arkaya doğru düzgün bir şekilde yapılması emredilmekte ve meleklerin saf biçiminin bu şekilde olduğu haber verilmektedir.

Müslim'deki farklı tarikle gelen rivayet bunu açıklamaktadır. Bu rivayetin saf ile ilgili kısmı:

...Rasûlullah yanımıza geldiğinde bizi ayrı ayrı halkalar halinde gördü ve şöyle dedi:

"Bana ne oluyor, sizi gurup gurup ayrılmış görüyorum."

Sonra Rasûlullah yanımıza geldiğinde şöyle dedi:

"Meleklerin, Rableri katında saf tutmaları gibi saf tutmaz mısınız?" Biz:

'Melekler Rableri katında nasıl saf tutarlar?" deyince o şöyle dedi: "Önce ilk safları tamamlarlar ve safta düzenli dururlar.[133]



829/1699-Abdurrahman b. Şibl el-Ensârî'den (Radtyat!ahüanh); [134]

Rasûlullah (Saiiaüahü aleyhi ve seUem) namazda üç şeyi yasakladı:

Karga gagalaması (gibi hızla inip kalkmayı), yırtıcı hayvan oturuşunu ve devenin bir yeri (devamlı) tutması gibi bir adamın da bir yeri devamlı kendine ayırmasını (yasakladı).

§Aym râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

Rasûlullah'tan tSaUaüaha aleyhi ve seüem) (namazda) üç şeyi yasakladığını duydum:

Karga gagalaması (gibi hızla inip kalkmayı), yırtıcı hayvan oturuşunu ve devenin bir yeri (devamlı) tutması gibi bir adamın da bir yeri devamlı kendine ayırmasını (yasakladı).[135]


Açıklama


Rasûlullah efendimiz namazların huşu içinde kılınabilmesi için bazı şeylere dikkat etmemizi istemektedir

1- Namazı hızlı kılmamak gerekir. Hızlı kılanın ve tadil-i erkana riayet etmeyenin hali bu rivayette karga gagalamasına, Müsned Trc. 817/1687 noiu rivayette ise horoz, gagalamasına benzetilmiştir. Namaz çok önemli bir ibadet olup,,bu sırada Allah kuluna teveccüh ettiği için kulun da namazını güzei kılması gerekir. Bu konuyu Peygamberimiz çeşitli vesilelerle ifade ederek Müslümanların dikkatini çekmiştir. Namazda tadil-i erkân Cumhura göre farzdır; rükû ve secdelere, kıraat ve kıyam gibi fiillere dikkat edilmediği ve özen gösterilmediği takdirde namazın batıl olma tehlikesi vardır.

2- Namazda oturuş diz çökerek olmalıdır, çünkü bu kulluğun bir ifadesidir. Ama bu rivayette geçtiği gibi yırtıcı hayvan oturuşu, Müsned Trc. 817/1687 nolu rivayette ifade edildiği gibi köpek oturuşu bu mantığa aykırıdır. O hayvanların oturuşu; arka ayaklarını/dizlerini dikip kalçaları üzerine oturmak ve ön ayaklarını da yere koymak şeklindedir. Ayrıca kalçanın yere konması şeklindeki oturuşun Yahudilere has olduğu ve onlara muhalefet edilmesi gerektiği de bazı alimler tarafından ifade edildi.

§Namazda otururken kalçanın yere konmasının cevazında ihtilaf edildi:

1- Ebû Hüreyre ve Katade gibi zatlara göre mekruhtur.

2- Ibn Abbas'a göre ise böyle oturmak da sünnete uygundur. Tavus ve Atiyye el-Avfi ise Abadile denilen sahabileri (Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Zübeyr'i) böyle otururken gördüklerini naklettiler.

Ebû Amr ise Abdullah b. Ömer'in bir rahatsızlığından dolayı böyle oturduğunu, aslında bunun sünnet olmadığını belirtti. Diğer sahabilerin de böyle bir özür sebebiyle oturdukları ihtimaii bulunmaktadır.[136] Zaruret olmadıkça böyle oturma-mak en güzeli ve hadislere en uygunudur.

3- Bir kişinin camide devamlı bir yeri kendisine tahsis etmesi de yasaklanmıştır. Çünkü mescitler Allah'ındır, böyle bir tahsiste özel mülkiyet/sahiplenme anlamı vardır. Ayrıca bu kişi değişik yerlerde namaz kılmayı terk ederek kıyamette bu yerlerin kişi lehine şahitlik yapması nimetinden de mahrum kalacaktır. [137]


Tuvalete Daralmış Olarak, Uyuklarken ve Yemek Hazırlarken Namaz Kılmak


830/1700-Abdullah b. Erkam'dan (Radıyaüa anh):[138]

Kendisi hacdaydı, arkadaşlarına ezan okuma ve kamet ile birlikte namaz kıldırıldı. Bir gün namaz için kamet etti ve dedi ki: Biriniz namaz kıldırsın, ben RasûSullah'ın (Saiiaüahıı aleyhi ve setum) şöyle dediğini duydum:

'Sizden biri tuvalete gitmek ihtiyacı duyarsa ve namaz kameti de yapıldıysa o kişi tuvalete gitsin!'[139]



831/1701-Ebû Ümâme'den (RadıyallaManh)[140]

Rasûlullah'ı (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem) şöyle derken işittim:

"Biriniz tuvalete daraldığı halde namaza gelmesin/başlamasın, bir eve izinsiz girmesin ve cemaati bırakıp duayı sadece kendisine edecekse başkalarına imamlık yapmasın!"

§Diğer rivayette şunu ekledi: "...Kim böyle yaparsa onlara (cemaate) ihanet etmiş olur." [141]



832/1702-Hz. Âişe'den (Radıyauahü anha):[142]

Rasûluîlah'ı (Sallaiiahaaleyhi ve seüem) şöyle derken işittim: "Yemek hazır olduğunda, büyük ve küçük tuvaleti kendisini sıkıştırdığında kimse namaz klimasın!" [143]



833/1703-Hz. Âişe'den (RadtyallahUanha): [144]

Rasûlullah'ı (Sallallahaaleyhivesellem) şöyle derken işittim:

"Akşam yemeği konulsa ve bu sırada da namaz vakti gelse önce yemeğe başlayın/onu yeyin!"

§(Râvi) Vekî: Akşam yemeği hazır olduğunda, şeklinde nakletti.

§(Râvi Süfyan) İbn Uyeyne akşam yemeği konuldu zaman, şeklinde nakletti. [145]



834/1704-Hz. Peygamber'in eşi Âişe annemiz'den (Radıyallahü anha).[146]



Rasûlullah (Saiiaüahu aleyhi ve seiiem) şöyle dedi:

"Biriniz uyukladığmda[147] uykunun (tesiri) geçinceye kadar uyusun! (Çünkü) bu kişi uyuklarken namaz kılarsa istiğfar etmeye yöneldiğinde kendisine karşı saçmalamaya/sövmeye başlayabilir." [148]


Açıklama


Uyuklama ve hükmü ile ilgili hadis bir sonraki rivayetin açıklamasında gelecektir. Yukarıdaki rivayette yesubbü kelimesi geçmektedir. Burada sövmek

manasına değil, sadece kötü ve alçaltıcı söz anlamında kullanılmıştır. İstiğfar ederken Allahümmeğjİr şeklinde ğaym'(^) ile okunan kelimeyi uyuklarken ayın (^) ile Allahümme'firlî şeklinde söylerse mana af islemekten çıkar, kişinin kendisini kötülemesi ve alçaltilmasmı istemesi, anlamına döner. Bu gibi örnekler çoğaltılabilir, önemli olan namaz kılarken huşu içinde olmaktır ve namazda uyuklayan insanın da huşu sahibi olmadığı kesindir. [149]



835/1705-Enes b. Mâlik'ten {Radıyaliahu anh):[150]

Rasûlullah (SallallahUaleyhi vesettem) dedi ki:

"Biriniz namaz kılarken uyuklarsa namazı bıraksın ve ne dediğini bilinceye (uykusu açılıncaya) kadar uyusun!" [151]


Açıklama


Uyuklarken namaz kılmak mekruhtur. Çünkü bu kişi namaz kılarken* Allah'ın huzurunda olduğu için ne yapttğınt bilmesi ve düzgün hareketler yapması lazımdır. Hatta hadisle geçtiği gibi istiğfar edeceğim, derken kendisine sövebilir, saçma sapan sözler söyleyebilir. El ve ayağıyla da ne yaptığını bilemez.

Az olan uyuklamanın abdesîi bozmadığı konusunda alimler ittifak ettiler. Sadece Müzenî'ye (v.264/877) göre bu durumda abdest bozulur. [152]


Eller İçerde Kalacak Şekilde Bir Kumaşa Bürünerek (İstimal),
Elbiseyi Eller İçerde Kalacak Şekilde Giyerek (Sedl) ve Elbisenin
Uçlarını Tümüyle Yere Sarkıtarak (İsbâl) Namaz Kılmak


Bazı giyim şekilleri namazda yasaklanmışta. Bunlar:

1-İştimâl Eîier İçerde kalacak şekilde bir kumaşa bürünmektir. [153]

2-Sedl Eller içeride kalacak şekilde bir gömleği ya da bir elbiseyi giymektir. [154]

3-İsbâl Elbisenin uçlarını yere salmak, yerde sürünmesi İçin sarkıtmaktır. [155]

Namazda yasaklanan istimal ve sedl şeklindeki'giysiler insanın hareketini engellemektedir, rükû veya secdeye gidildiğinde ya da eller kullanıldığında avret mahallinin açılma tehlikesi vardır. Ayrıca Allah'ın huzurunda olan insanın düzgün ve normal olarak giyinmesi gerekir. İsbâl şeklindeki giyside ise, zaruret yokken elbisenin uçları yerde süründüğü için kibir alâmeti kabul edilmiştir. Yürürken yerde sürünen elbise uçlarının yerdeki necasetleri de toplayacağı unutulmamalıdır.[156]



836/1706-Ebû Said el-Hudrî'den (Radıyaliahu anh): [157]

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) iki giysiye ve iki akdi (sözleşmeyi) yasakladı:

Yasaklanan iki akid: Münâbeze ve mülâmesedir.

Yasaklanan iki giysi ise: Bir elbiseyi eller içinde kalacak şekilde giymek ve avret yerlerinin örtünmesine dikkat etmeksizin tek parça kumaşla bürünmektir. [158]


Açıklama


Peygamberimiz cahilİyede uyguianan iki sözleşmeyi yasaklamıştır. Bunlar:

1-Münâbeze Müşteri ya da satıcı tarafından atılan malın satışının bağlayıcı olmasıdır, iki taraftan birisi der ki: 'Ben bu dükkandaki mallardan sana attığımı alıyorum (ya da satıyorum).[159]

2-Mülâmese Mala dokunma ile gerçekleşen ve bağlayıcı hale geien satıştır. Müşteri ya da satıcı tarafından: 'Dokunduğum malda satış geçerlidir şeklinde olur. [160]

Bu şekildeki satışta kavga çıkma (münazaa) ve kandırılma (gabn) ihtimali olduğu İçin ve sözleşmenin ciddiyeti de bulunmadığı için yasaklanmıştır.

§Cahüiyede uygulanan iki tür giyinme şekli de yasaklanmıştır: 1-îştimâl (ju^-iVi): Bir elbiseyi eller içinde kalacak şekilde giymektir. [161] Bu giysi ile İnsan rahat edemez ve yürüyemez. Ayrıca hareket ederken avret mahallinin açılma ihtimali vardır. Müsiümanın bu gibi komik hallere düşmesini Peygamberimiz istememektedir.

Avret yerlerinin örtülmesine dikkat etmeksizin tek parça kumaşla bürünmektir ki bunda da aynı tehlike ve gülünç duruma düşme söz konusudur. [162]



837/1707-Ebû Hüreyre'den (Radtyaüaha anh). [163]

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) elbiseyi eller içerde kalacak şekilde giymeyi (sedl) yasakladı, yani namazda.

NOT: Sedl Eller içeride kalacak şekilde bir gömleği ya da bir elbiseyi giymektir. [164]Bu giyim şeklinde de ciddiyet olmadığı için yasaklamıştır. [165]



838/1708-Atâ b. Yesar, Hz. Peygamber'in ashabından olan bir kişiden (Radıyallahü anh) nakletti: [166]

Rasûlullah (Satiallaha aleyhi ve settem), izannı yere sarkıtarak namaz kılan adama şöyle dedi:

"Git ve abdest al!"

O adam gitti, abdest aldı ve döndü. Rasûlullah ona:

"Git ve abdest al!" dedi.

Adam tekrar gitti, abdest aldı ve döndü. Sonra birisi Rasûlullah'a:

'Sana ne oluyor, ey Allah'ın Rasûlü! Sana ne oluyor ki (önce) adama abdest almayı emrettin, sonra da sustun (açıklama yapmadın)' deyince Peygamberimiz şöyle buyurdu:

"O, izannı yere sarkıtarak namaz kılıyor. İzzet ve celal sahibi Allah, izarınt sarkıtarak (kibirle) namaz kılanın namazını kabu! etmez." [167]


Açıklama


Rasûlulİah'ın yaşadığı toplumda elbisenin/izarın yere sarkıtılması ve bu şekilde toplumda dolaşılması kibir alâmeti sayılırdı. Allah kibirlileri, özellikle kibirle namaz kılanları sevmez, çünkü kibir kulluğa aykırıdır. Bu rivayetteki şahıs abdesti bozucu bir hareket yapmadığı halde Peygamberimiz onun abdest almasını istedi, ikinci defa da bunu emretti. Bunun nedeni o kişinin düşünmesi ve hatasını bulmasıydı. Ancak adam bunu anlamayınca Peygamberimiz kendisi açıklama yapmak zorunda kaldı.

§Namazda ve namaz dışında elbisenin kibirle yerde sürünmesi İmam Âzam, Şafiî ve diğer müctehidlere göre mekruhtur. İmam Malik ise namazda caiz olduğunu, ancak kibir alameti olarak o elbise ile yürümenin caiz olmadığını belirtti. Bu konuda alimlerin görüşleri birbirine yakındır.[168]



839/1 709-Hz. Aişe'detl (Radtyallahii anha)[169]

Hz. Peygamber (SaUaüam aleyhi ve seUem) nakışları olan bir elbise ile namaz kıldı. Namazı bitirince şöyle dedi:

"Bu elbisenin nakışları beni meşgul etti. Bunu Ebû Cehm'e götürün, bana da Enbİcân yapımı elbiseyi getirin!"

§Aynı râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

Hz. Peygamber'in (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) nakışlı bir elbisesi vardı. Onu Ebû Cehm vermiş, Hz. Peygamber'den de Enbicân yapımı elbiseyi almış ve şöyle demişti:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Bu nakışlı elbise Enbicân yapımından daha hayırlıdır/iyidir.' Rasûlullah şöyle dedi:

"(Ancak) ben namazda onun nakısına bakıyorum (beni meşgul ediyor)." [170]


Açıklama


Rivayette hamtsa kelimesi geçmektedir. Harhîsa; yünlü olan kaliteli ve ince bir elbise türüdür ki[171] o dönemde Peygamberimiz'e Ebû Cehm hediye etmiştir. Ancak elbisenin nakışları Peygamberimiz'i namazda meşgul edince, Peygamberimizi bu elbiseyi acele ile gönderdi ve kalın, daha az kaliteli, ama nakışsız olan Enbicân yapımı elbiseyi istedi. [172] Peygamberimizin nakışlı elbise yerine Enbicân yapımı elbiseyi istemesinin nedeni hediyeyi reddetme şeklindeki yanlış anlaşılmayı önlemek İçindir.

Enbicânî elbise; nakışsız yün elbise demektir ve Şam bölgesindeki Enbicân denilen yere nispet edilmiştir. [173]

Namaz kılarken secde mahalline/kıbleye bakmak müstehabdır, başka şeylerle uğraşmak huşûa aykırıdır.

Rivayette geçen sahabi Ebû Cehm'in adı, Âmir b. Huzeyfe b. Ganim el-Kureşî'dir. [174]



840/1710-İbn Sirin'den:[175]

Hz. Peygamber (SaiiaiiaM aleyhi ve sdiem) kadınların bürgül eri/ç arş afi arı[176] ile namaz kılmayı (erkeklere) mekruh gördü.

§Katâde dedi ki: Bunu bana Kesir (ya da Abdurabbih, ki burada râvi Hemmam, Katâde'nin şeyhinde şüphe etti), Ebû Iyaz yoluyla Hz. Aişe'den

(Radıyallahü anha) nakletti."

'Hz. Peygamber üzerinde, Aişe'ye ait yünden çarşa[177] olduğu halde namaz kıldı, halbuki (yatarken) o çarşafın bir kısmı (hayızlı olan) [178]Aişe ve bir kısmı da Hz. Peygamber üzerinde olurdu." [179]


Açıklama


Yukarıdaki iki rivayet birbirine aykırı görülmektedir. Ancak bu haberleri aynı konuda gelen diğer rivayetlerle beraber düşündüğümüzde tenakuz olmadığı ortaya çıkar.

1- Temiz olması şartıyla her türlü kumaş ya da elbise ile namaz kılmak caizdir.

2- Kadınların kullandığı çarşafların temiz olması durumunda bunlarla namaz kılmakta bir sakınca yoktur.

3- Bu çarşaflar hayızlı kadın tarafından kullanılıyorsa temiz olan kısmı ile namaz kılınabilir.

ŞYukarıda geçen birinci rivayette Peygamberimiz bu konuda dikkatli olunmasını istemektedir. Birçok kişinin söz konusu çarşafın temizliğine dikkat etmemesi nedeniyle bunlarla namazı mekruh görmüştür. Ancak ikinci rivayette geçtiği bu çarşaflar temiz olsa, onlarla namaz kılmak caizdir. İkinci rivayetin başka tariklerle gelen lafızlarında hayızlıyken kaydı bulunmaktadır.[180]



841/1711- İbn Ömer'den (Radıyallahü anhüma) [181]

Hz. Peygamber (Saiiatiaha aleyhi ve setiem) mescitte kıble tarafında bir balgam gördü. (Bir dal parçası ile) [182] onu sıyırdı/attı ya da eliyle onu sildi. Sonra insanlara yöneldi, onlara kızdı ve şöyle dedi;

"İzzet ve celâl sahibi Allah sizden biri namazdayken sizin yüzünüze döner. Biriniz namazda iken kıble tarafına balgam atmasın!"[183]



842/1712- Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahü unh).[184]

Allah'ın Peygamberi (Satuuiahü aleyhi ve seiiem) şöyle dedi: "Sizden birisi namazdayken Rabbine yönelmiştir/ona yalvarmaktadır. (O hâide kimse öne tükürmediği gibi) sağına da tükürmesin!"

(Râvi) İbnCa'fer ekledi: "Önüne ya da sağına tükürmez/tükürmesin. Ancak (zor durumdaysa) soluna ya da ayaklarının altına tükürüğünü bırakabilir." [185]



843/1713-Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh)[186]

Hz. Peygamber (Saiiaiiahü aleyhi ve seiiem) kıble tarafında bir balgam (atılmış) gördü. (Râvi bir keresinde de: 'Onu sildi' şeklinde nakletti). Kalktım ben de (kalanı) sildim. Sonra Peygamberimiz şöyle dedi:

"Sizden biri namazda iken yüzüne balgam atılmasını ya da yüzüne tükürülmesini İster mi? Biriniz namaz kılarken ön tarafına ve sağ tarafına tükürmesin! Fakat (zor durumdaysa) sol tarafa ayağının altına bunu bıraksın. Bunu yapma imkanı da yoksa onu elbisesinin (kenarı) ile şöyle alsın!" [187]


Açıklama


Peygamberimiz'in karşılaştığı insanların bir kısmı eğitimsizdi. Özellikle çölden gelenler kaba yapıları yanında, temizliğe dikkat etmemeleri ile biliniyordu. O günkü şartlarda mescid kumluktu ve herhangi bir sergi de bulunmamaktaydı. Kumluk olmasına rağmen Peygamberimiz mescidin temiz tutulmasını ister, balgam ve tükürük gibi maddeleri bazen bizzat kendisi temizler, yukarıdaki hadislerde geçtiği gibi insanları uyarır, bazen de onları kıyametteki kötü son ile korkuturdu/uyarırdı:

Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve seiiem) buyurdu ki:

"Kim kıble tarafına tükürürse kıyamet günü bu tükürüğü iki gözünün (kaşının) arasında olduğu hâlde gelir.[188]

Ayrıca Rasûlullah, imamlık yaparken tüküren kişiyi görünce; onu bir daha imam yapmayın, diye uyarmıştı.

Mescidde görülen balgam ya da tükürüğün yok edilmesini emretmişti. Hattâ bu temizliği hasene (sevap/iyilik) olarak nitelemişti. [189]

Peygamberimiz özellikle kıble ve sağ tarafa tükürülmeme üzerinde durmakta ve insanları uyarmaktadır. Sol tarafa tükürülmesi ile ilgili ruhsatı o günkü şartlarda anlamak doğru olur. Eğitimsiz bazı çöl insanlarının tükürme problemlerini asgariye indirme ve kumluk olan zeminde onun yok edilmesini emretmekteydi. Bu şekildeki olayla ilgili rivayetler fazla bulunmamaktadır, bundan birkaç olay üzerine Peygamberimiz'in onları uyardığı anlaşılmaktadır. Bugün için mescidde öksürük vb. Sebeplerle önlenmesi mümkün olmayan balgam ve sümüğün yok edilmesi, yere düşerse onu temizlemek ya da mendil içine alıp dışarı atmak şeklinde anlaşılır. Önemli olan, mes-cidlerin temiz tutulmasıdır, her dönemin kendisine göre temizlik şekli vardır.

Allah mekândan münezzehtir. Burada kıble tarafında şeklindeki izafet kıblenin önemine yapılan bir vurgudur.

Rasûlullah bu insanların her şeyleriyle ilgilenmiş ve toplumu rahatsız edecek konularda onları eğitmiştir. Bu eğitim burada tükürük vb. pisliklerin temizliği ile İlgili görülürken başka yerde soğan ve sarımsak yiyenlerin mescidlere gelmemelerini istemesi şeklinde tezahür etmektedir. [190]



844/1714-Ziyad b. Subeyh/Sabîh el-Hanefî'den:[191]

Ben Kabe'ye doğru namaz kılıyordum, yanımda da bir ihtiyar vardı. Namazı (biraz) uzattım ve elimi böğrüme koydum. (Yanımdaki) ihtiyar eliyle göğsüme azımsanmayacak şiddette vurdu. Kendi kendime:

'Bendeki hangi şey onu buna sevk etti[192]dedim.

Namazı aceleyle bitirdim. Baktım ki bir köle arkasında oturuyor.

Ben:

'Bu ihtiyar kim?' deyince o köle şöye cevap verdi:

'Bu Abdullah b. Ömer'dir.'

Ben de Abdullah b. Ömer namazını bitirinceye kadar yanında oturdum ve sonra dedim:

'Ey Ebû Abdurrahman! Bendeki hangi şey seni buna sevk etti?' Abdullah:

'Sen şu (elini böğrüne koyan) kişi misini'

Ben:

'Evet.'

Abdullah:

'Bu (hareketin), namazda haç(a benzemekitir.[193] Rasûlullah bundan len ederdi? [194]



845/1715-Ebû Hüreyre'den (Radıyaiiahüanlı) [195]

Namazda ihtisar (elleri böğürlerine koymak) yasaklandı.

§(Râvi Yezid b. Harun) ekledi: Biz bunu (rivayeti aldığımız) Hişam'a sorduk:

'İhtisar nedir?'

O şöyle dedi:

'Namaz kılarken kişinin ellerini böğürlerine koymasıdır.'

Hişam'a, bunu Hz. Peygamber'den mi naklediyor, diye sorduk. O da başıyla 'evet' işareti yaptı. [196]


Açıklama


İhtisar elleri böğürlere koymaktır. [197] ki yukanda geçen hadiste Rasûlullah namazda yasaklamıştır.

Namazda ihtisarın hükmünde ihtilaf edildi:

1-Zahirilere göre haramdır.

2-Diğer müctehidlere mekruhtur.

İhtisarın namazda haram kılınmasının sebebi konusunda farklı görüşler nakledildi:

1-İbn Abbas ve Tirmizi'ye göre burada şeytana benzeme vardır.

2-Hz. Âİşe'ye göre burada Yahudilere benzeme vardır.

3-Hz. Âişe ve Ebû Hüreyre'den gelen rivayetlere göre bu, cehennemliklerin istirahat şeklidir.

4-İbn Ebî Safra'ya göre Mütekebbirlere benzeme vardır.

5-Hattabİ'ye göre musibete uğrayanlara benzeme vardır.

6-Yııkarıdaki rivayette ise haça benzetilmiştir. Doğrusunu Allah bilir.[198]


Namazda İhtiyaç Anında Teşbih (Sübhanallah Demek), El Çırpmak ve İşaret Etmek


846/1716- Câbir b. Abdullah el-Ensârî'den (Radıyatlah anh) [199]

Rasûlullah (SaüaUahu aleyhi ve sellem) Benî Mustalık (savaşı için) yola çıktığında beni (bir iş İçin) göndermişti. (İşi bitirip) döndüm, Rasûlullah devesi üzerinde namaz kılıyordu. Kendisine (bir şeyler) söyledim, eliyle şöyle yaptı (reddetti). Sonra tekrar (bir şeyler) söyledim, eliyle şöyle yaptı (reddetti). Onu okurken ve (bineği üzerinde) başı ile ima ederken dinledim. Namazı bitirince şöyle dedi:

"Seni gönderdiğim (o işi) ne yaptın? Namaz kılmam sana cevap vermeme mani oluyordu."

§Aynı râviden farklı yolla gelen rivayet:

Rasûlullah (Sattaitahu aleyhi ve nitem) beni bir iş için göndermişti. Sonra kendisine yetiştim ve selam verdim. Eliyle işaret etti, namazı bitirince de beni çağırdı ve şöyle dedi:

"Sen bana namazdayken selam vermiştin...1' Rasûlullah o anda doğuya yönelmişti.

NOT: Bu rivayette namaz kılan birisine selam vermenin caiz olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda namaz kılan el işareti ile cevap verir.

Binek üzerinde nafile namaz kılmak caizdir. Zaruret olmadıkça binek üzerinde farz namaz kılınmaz.

ŞBenû Mustalık savaşı h. 6. yılın Şaban ayında gerçekleşti. Bu kabile Rasûlullah ve ordusunu yok etmek için toplanmıştı. Bu konudaki tafsilat Kitabu's-Siyer'in Gazevût bölümünde gelecektir.[200]



847/1717- Câbir b. Senıüra'dan (Radıyaiiahü anh)[201]

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve sellem) bize sabah namazını kıldırdı. Eliyle (namazda) öne doğru eğildi/meyletti. Namazı bitirincebir topluluk bunun sebebini sordu. O şöyle dedi:

"Şeytan beni namazda meşgul etmek için üzerime ateş parçaları (kıvılcımları) atıyordu. Ona (doğru) meylettim/yakalamaya çalıştım. Eğer tutabilseydim benden kurtulamazdı, hatta o, mescit direklerinden bir direğe bağlanırdı da Medinelilerin çocukları onu görürdü.[202]


Açıklama


Bu rivayette Peygamberimiz kendisini meşgul eden ve namazdaki huşûunu bozmaya çalışan şeytana karşı mücadele etmekte ve eliyle işaret etmektedir. Zaruret olduğunda bu gibi hareketler mekruh değildir.

Bu şekildeki bir olay Ebu'd-Derdâ'dan (Radıyallahüanh) da nakledilir:

Ebu'd-Derdâ'dan:[203]

Bir keresinde Resûluliah namaza kalktı. Şöyle dediğini işittik:

"Senden Allah'a sığınırım."

Sonra da üç kere:

"Seni Allah'ın lânetiyle lanetliyorum" dedi ve sanki bir şey yakaiıyormuşca-sına elini uzattı. Namazı bitirince:

'Ey Allah 'm Resulü! Senden bugün daha Önce hiç söylemediğin bir şey işittik. Ayrıca ellerini de açtığını gördük?' dedik. O şu cevabı verdi:

"Allah'ın düşmanı olan iblis, yüzüme atmak için ateşten bir afev getirdi. Ben de ona, üç kere: Senden Allah'a sığınırım, dedim, Sonra da: Seni Allah'ın eksiksiz lânetiyle lanetliyorum, dedim, geri çekilmedi, üç kere tekrarladım. Sonunda onu yakalamak istedim. Vallahi kardeşim Süleyman'ın duası olmasa idi, bağlı olarak sabaha ulaşacak ve Medine'nin çocukları onunta oynayacaklardı."

§Hz. Süleyman'ın duası, başkasına verilmeyen büyük bir mülkün sadece kendisine verilmesidir:

Allah Teâlâ buyurdu:

"(Süleyman;) Rabbim! Beni bağışla; bana, benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver. Şüphesiz Sen, daima bağışta bulunansın, dedi.

Bunun üzerine biz de, istediği yere onun emriyle kolayca giden rüzgâr, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanlar, demir halkalarla bağlı diğer yaratıkları onun emrine verdik.

îşte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister (elinde) tut, hesap yok, dedik."

Doğrusu onun, bizim katımızda büyük bir değeri ve güzel bir yeri vardır." (Sad, 38/35-40) [204]



848/1718-Rasûluilah'ın sahabisi Suheyb'den (Radıyaliakuanh): [205]

Yapılması Mekrun ve Rasûlullah (Seutaiiahu aieyiü ve seitem) namaz kılarken yanına uğradım ve selam verdim, selamı işaretle aldı/cevap verdi.

(Râvi) ekledi: Bilemiyorum, ancak parmağıyla işaret etmişti. [206]



849/1719-İbnÖmer (Radıyaiiahuanimma) anlattı:[207]

Bilâl'e:

'Rasûlullah (Saikutahu aleyhi ve seiiem) namazdayken kendisine selâm verdiklerinde nasıl cevap verirdi?' deyince o şöyle dedi: 'Eliyle işaret ederdi.'[208]



850/1720- Enes b. Mâük'ten (Radıyaitahaanh):[209]

Hz. Peygamber (Sailaikıhü aleyhi ve sellem) namazda işaret ederdi. [210]



851/1721-Yezîd b. Keysân'dan: [211]

Salim b. Ca'd namaz kılarken (yanma gelmek için) [212] ondan izin istedi. (Anlatmaya şöyle devam etti;)

Bana teşbihle (Sübhanallah diyerek) [213]cevap verdi. Selam verince de şöyle dedi:

'Erkeğin izni namazdayken teşbihle, kadının izni de el çırpmakla olur.'[214]



852/1722 (Z.)-HZ. Ali'den {Radtyallahü anh):[215]

Ben Hz. Peygamber'in (SaliaHaha aleyhi ve seiup) yanma gelir ve (girmek içi n) izin isterdim. Eğer namazda ise Sübhanallah derdi (teşbihle izin verirdi), namaz dışında ise (sözlü olarak) izin verirdi. [216]



853/1723-Câbir b. Abdullah'tan [217]

Hz. Peygamber'in (SaiMiaha aleyhi ve seüem) şöyle dediğini işittim: "Şeytan bana namazımdan bir şey unutturursa erkekler Sübhanafiah desin, (onlar uyarmazsa) kadınlar el çırpsın." [218]



854/1724-Sehl b. Sa'd es-Sâidî'den [219]

Hz. Peygamber (SaiiaUaha aleyhi veseiiem) şöyle dedi:

"Namazda kişinin başına bir şey geldiğinde (uyarmak için) Sübhanaltah desin. (Bu durumda) kadınlar için el çırpma, erke*kler için teşbih geçerlidir (caizdir)." [220]



855/1725-Ebû Hüreyre'den [221]

Rasûlullah (Saiiatiahu aleyhi ve seiiem) şöyle dedi:

"(Namazda birini uyarmada) erkekler için teşbih, kadınlar için et çırpma geçerlidir (caizdir)." [222]


Namazda Allah Korkusu ya da Huşu' Nedeniyle Ağlamak


856/1726-Mutarrif b. Abdullah b. Şihhîr babası (Abdullah b. Şihhîr)'dan (Radıyalkıhü anh) nakletti: [223]

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) namaz kılarken yanına geldim, göğsünde tencere(deki su) kaynaması gibi bir kaynama (sesi) vardı.

§(RâviJ başka yolla gelen rivayet:

Rasûlullah'ı gördüm, ağlamaktan dolayı göğsünde tencere kaynaması gibi bir kaynama sesi vardı. [224]



857/1727-Hz. Âişe'den (Radıyaüahü anha)[225]

Rasülullah (SaiiaiiaM aleyhi ve seîlem) (yakalanıp da vefat ettiği en son hastalığında) benim odama geldiğinde şöyle dedi:

''Ebû Bekir'e söyleyin, insanlara namazı kıldırsın!" Hz. Aişe dedi ki:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Ebû Bekir gözyaşlarına sahip olamayan ince kalbli/hassas bir adamdır. O, (şimdi) Kur'ân okurken ağlar, babamdan başkasına emretseniz.

(Hz. Aişe anlatmaya şöyle devam etti;)

Rasûlullah'ın makamına geçecek ilk kişi olan Ebû Bekir(in ağlaması) nedeniyle insanların günaha girmesinden hoşlanmayarak böyle dedim. Bunları iki ya da üç kere tekrarladım. Her seferinde Rasülullah şöyle dedi:

"Ebû Bekir'e söyleyin, insanlara namazı kıldırsın! Gerçekten sizler Yusuf (Peygamberin) yanındaki kadınlar (gibisiniz, duygusal davranırsınız).[226]


Açıklama


Yukarıda zikredilen hadislerden namazda ağlamanın namazı bozmayacağı anlaşılmaktadır. Ancak bu ağlamanın Allah korkusu ya da huşu' ile kayıtlanma şartında ihtilaf edildi:

1-Hanefi mezhebine göre, namazda Allah korkusu ya da huşu' nedeniyle ağlamak namazı bozmaz. Bir ağrı ya da başına gelen bir musibet sebebiyle ağlarsa namazı bozulur. [227]

2-MalikiIere göre, namazda Allah korkusu veya huşu' nedeniyle ağlamak namazı bozmaz. Ama bunlar dışında dünyevi bir sebeple ağlarsa bakılır: Eğer sessiz ağlarsa beis yoktur. Ama sesli ağlarsa bilerek (amden) olduğunda azı ya da çoğu namazı bozar, sehven olursa azı namazı bozmaz, çoğu bozar. [228]

3-Şafiîlere göre, ağlamada iki harf söylenmedikçe (konuşmaya benzemedikçe) namaz bozuimaz. Ancak ağlarken iki harf söylenirse namaz mutlak olarak bozulur, ağlamanın nedeni Allah korkusu ya da huşu da olsa hüküm bu şekildedir. [229]

4-Hanbelilere göre, Allah korkusu veya huşu' nedeniyle ağlama ne şekilde olursa olsun mutlak olarak namazı bozmaz. Ancak dünyevi nedenlerle olan ağlamada iki harf çıkarsa namaz bozulur. [230]


Namazda Yılan, Akrep Gibi Zararlı Hayvanları Öldürmek, İhtiyaç Anında Biraz Yürümek ve Başka Tarafa Bakmak


858/1728-Ebû Hüreyre'den (Radıyaiiaku anh).[231]

Hz. Peygamber (Saiiaiiahu aleyhiseüem) namazda esvedeyn olarak (bilinen) akrep ve yılanın öldürülmesini emretti/izin verdi.

NOT: Hadiste geçen esvedeyn) kelimesi akrep ve yılan için tağlib yoluyla kullanılmıştır. Ebeveyn kelimesinin anne-baba manasına gelmesi gibi. Sadece esved kelimesi ise yılan için kullanılır.[232]



859/1729-Hz. Âişe'den (Radıyatlaküanha): [233]

Hz. Peygamber (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem} kapısı kapalıyken evde namaz kılardı. Ben geldiğimde bana kapıyı açma mesafesine kadar yürüdü, sonra (geriye doğru gelerek) tekrar yerine döndü.

Râvi (Urve) [234] ekledi: Hz. Âişe kapının kıble tarafında olduğu, şeklinde (evi) tarif etti.





§Aynı râviden başka tarikle gelen rivayet:

Hz. ÂİŞe (Radıyalluhfı anha) dedi ki:

'Kapıyı açmasını istedim, o sırada Rasûlullah (Saliaiiahu aleyhi ve seüem) ayakta namaz kılıyordu. Ya sağdan ya da soldan kıble tarafına yürüdü, bana kapıyı açtı. Sonra namaza (yerine) döndü.'[235]



860/1730-Ezrakb. Kays'tan:[236]

Ebû Berze (el-Eslemî) (Radıyaüahti anh) Ehvâz beldesinde nehir kenarındaydı. (Hayvanın) yularını eline aldı, namaza başladı. Hayvan geriye gitti, o da hayvanla geriye gitti. Bunun üzerine Haricîlerden bir adam şöyle dedi:

'Allahım, bu ihtiyarı rezil et, nasıl namaz kılıyor?'

Ebû Berze namazını bitirince şöyle dedi:

'Dediğinizi işittim. Ben Rasûlullah (SaiMiahu aleyhi ve sellem) ile birlikte altı ya da yedi veya sekiz savaşa katıldım. Onun emrini ve ruhsatını gördüm. Hayvanımla geri gelmem onu kendi haline bırakmaktan bana daha kolay geldi. (Çünkü bırakırsam) dilediği yere gider ve (onu bulmak/yakalamak) benim için zor olur.1

§Ebû Berze (yolcu olduğu İçin) ikindi namazını iki rekât kıldı. [237]


Açıklama


Ebû Berze'nin (v. 65/685) asıl ismi Nadle b. Ubeyd b. Haris el-Eslemî'dir. Bu sahubinin yolculukta hayvanını tutarak namaz kılması o dönemdeki sert fikirleriyle tanınan Haricilerden bazı kişilere tuhaf geldi ve onlardan biri kızarak bu namazın olmadığını söyledi. Ebû Berze de kendisinin Rasûlullah'la Hayber, Mekke've Huneyn başta olmak üzere uzun süre savaşlara katıldığını ve o Peygamberin emirlerini ve ruhsatlarını çok iyi bildiğini ifade etti. Yani ben bu işi sizden iyi biliyorum, derce-sine onlara güzel bir ders verdi.

§Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde Ebû Berze yoluyla gelen 47 hadis bulunmaktadır. Bunların on yedisi kütüb-i sittede nakledilmiştir.

§Ehvâz Basra taraflarında bir beldedir. Hz. Ömer'in halifeliği zamanında fethedilmiştir. [238]



861/1731-îbn Abbas'tail (Radıyallaha anhüma).[239]

Hz. Peygamber (Saitaiiahü aleyhi ve seiiem) namaz kılarken (ihtiyaç anında) sağa ve sola (göz ucuyla) [240]bakardı, ancak boynunu sırtının gerisine çevirmezdi.[241]



862/1732-Abdullah. Said b. Ebû Hind, tkrime'nin ashabından olan bir adamdan nakletti:[242]

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve sei/cm) namazında boynunu sırtının gerisine çevirmeksizin göz ucuyla bakardı.[243]



863/1733-Enes b. Sîrîn'den: [244]

Enes b. Malik'i (Radıyaiiaha mh) namaz kılarken bir şeye gözünü dikmiş ona bakarken gördüm.[245]


Açıklama


Bu konuda geçen hadislerden istinbat edilen hükümler:

1-Namazda yılan ve akrep gibi zararlı varlıklar mutlak olarak Öldürülebilir. Cumhura güre bu caizdir. Ancak İbrahim en-Nehâi, Katade gibi bazı alimlere göre bunlar saldırmadıkça namazda öldürmek mekruhtur. Buradaki vuruş bir veya iki ile sımrlanmahdir, değilse namaz bozulur.

2-Namazda ihtiyaç anında az bir fiil caizdir, namazı bozmaz. Çünkü az; kendisinden kaçınılması zor olan ve zaruret/hacet kapsamında olan şeylerdir. İslâm fıkhında bunlar affedilen, ibadeti ya da muameleyi bozmayan şeylerdir. Bu konudaki kural:

Zaruret/hacet kapsamında olduğu için aza itibar edilmez, (hükme tesir etmez). [246] Ancak namazda az da olsa yemek, içmek, konuşmak gibi fiiller af kapsamında değildir ve namazı bozar. Az kabul edilen fiiller peşpeşe yapılırsa da namazı bozar. [247]

§Az kelimesinin namazdaki tarifinde müctehidler İhtilaf ettiler.

a-Hanefilere göre dışardan bakanın yadırgamadığı hareketler az sayılır. Ama dışardan bakan kişiye, namaz kılmıyor vehmini verdirecek kadar fazla olan fiiller amel-İ kesir (çok fiil) hükmündedir ve namazı bozar. Bir amelde iki el kullanılırsa namazı bozar.[248]

b-Malİkîlere göre insanın yadırgamadığı ve hafif görülen fiiller az sayılır, namazı bozmaz. Akrep öldürmek, mest giymek, el ile işaret ve hafifçe yönelmek/bak-inak, gibi. [249]

c-Şafiîlere göre azın tarifinde örfe bakılır. İnsanların gözünde küçük/az görülen fiiller az kapsamındadır. Mestleri çıkarmak, hafif bir elbise giymek, bit, pire gibi haşera öldürmek, orta halli iki adım atmak, haşeratı öldürmek için iki kere vurmak, işaretle selam almak gibi...Çünkü bu konularda Rasülullah'tan gelen ruhsatlar bulunmaktadır. [250]

d-Hanbelilere göre de azın tarifinde örfe bakılır. İnsanların gözünde küçük/az görülen fiiller az kapsamındadır. Şafiiîlerde az olarak zikredilen fiiller bu mezhebe güre de az kapsamındadır. [251]

3-Namazda az iltifat (başka tarafa yönelmek/bakmak) göğsün kıbleden çev-rilmemesi halinde namazı bozmaz. Ancak zaruret/hacet yokken yapılan bu fiiller mekruh kabul edilmiştir. Bu konuda yukarıda zikredilen rivayetler bunun delilidir. [252]


Namaz Kılanın Sırtında Küçük Çocuk Taşıması


864/1734-Ebû Katâde (Radıyaliahüanh) anlattı: [253]

Biz mescidde otururken yanımıza Rasûlullah (Saihüiahu aleyhi ve seüem) geldi. Kendi kızı Zeyneb'in çocuğu olan Ümâme bt. Aş'ı taşıyordu.[254] Sonra çocuğu boynuna/sırtına[255] aldı ve çocuk boynundayken namaza durdu. Rü-kûya gittiğinde çocuğu yere bırakıyordu, ayağa (kıyama) kalktığında tekrar sırtına alıyordu. Onunla bu şekilde hareket ederek namazı bitirdi.

NOT: Ümâmc'nin o dönemde süt emen küçük bir bebek olması nedeniyie zarar görme endişesi bulunduğu ve Rasûlullah'm bu davranışının zaruret kapsamı içinde düşünülmesinin daha doğru olacağı alimler tarafından belirtildi. [256]



865/1735- EbÛ Katâde'den (Radıyaliahüanh): [257]

Yukarıdaki rivayetin benzeri nakledildi.

§Bu metindeki ziyade:

(Râvi) Âmir ekledi: 'O hangi namaz, diye sormadım.'

(Râvilerden) İbn Cüreyc dedi ki:

'Bana Zeyd b. Ebû Attâb yoluyla Amr b. Süleym'den nakledildiğine göre söz konusu namaz sabah namazıydı.1

Ebû Abdurrahman (Abdullah b. Ahmed b. Hanbel) şöyle dedi: (İbn Cüreyc) bu senedin ceyyid olduğunu belirtti. [258]



866/1736-Şeddâd (b. Hâd eI-Leysî)'den (Radıyaitahaanh).[259]

Günün sonraki namazları olan öğle ya da ikindi namazlarından birinde Hz. Peygamber (Sailaiiahü aleyhi ve seüem) yanımıza geldi. Hasan'ı veya Hüseyin'i taşıyordu. Rasûlullah öne geçti ve çocuğu yere bıraktı. Sonra namaza durdu, namazın ortasında secdeye gitti ve secdeyi uzattı. Ben başımı kaldırdım, o da ne, Rasûlullah secdedeyken küçük çocuk onun sırtında duruyor, ben (tekrar) secdeye döndüm. Rasûlullah namazı bitirince insanlar:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Sen namaz ortasında secdeyi o kadar uzattın ki bir şey oldu veya sana vahiy geliyor zannettik' dedi. Bunun üzerine Rasûlullah şöyle buyurdu:

"Bunlardan hiç biri olmadı. Ancak oğlum (torunum) beni binek yaptı. Onu acele ettirmek istemedim, böylece istediği olsun."[260]


Açıklama


Bu rivayetlerden bir kişinin namazda Rasûlullah'ın yaptığı gibi sırtında çocuk olduğu halde namaz kılmasının ya da sırtına çıkan çocuğun inmesini bekicyerek secdeyi uzatmasının caiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu konuda müclehid alimlerin görüşü:

1-Hanefi mezhebine göre çocuğun sırtta taşınarak namaz kılınması mekruhtur, ancak namazı tamdır. Çünkü namazda genel kural huşûyu bozacak fiillerden kaçınmaktır. Yukarıdaki rivayet amel-i kesirin namazı bozmadığı döneme ait bir haber ya da zaruret durumu olarak açıklanabilir.[261]

2-Malikilere göre bu durum sadece nafile namazda caizdir, rivayetlerde farz namaz olduğu açıklanmamıştır.[262]Bazı Maliki alimleri, bu durumun mensuh olduğunu, bir kısmı da Rasûlullah'a has olduğunu söyledİler: [263]

3-Şafıî mezhebine göre farz ya da nafile namazda küçük çocuk taşımak caizdir. Bu hem imam için, hem de cemaat veya münferit olarak kılan için geçerlidir. [264]

4-Hanbelilere göre yukarıdaki rivayette olduğu gibi bir Özür sebebiyle çocuğun taşınması ya da secdenin uzatılması caizdir. [265]


Çizgili Elbise ve Hayız Gören Kadının Büründüğü Kumaş ile Namaz Kılmak


867/1737-Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahü anh) [266]

Hz. Peygamber (Sailaiiahü aleyhi ve seiiem) çizgili Yemen elbisesi[267]İİe namaz kıldı.

(Râvi Enes) ekledi: Zannederim iki ucunu (çaprazlama olarak) bağladı.

NOT: Rivayette zikredilen bağlama şekli: Sol kolun altından alınıp sağ omuz üzerine atılan kumaşın bir ucu ile sağ kolun altından alınıp sol omuz üzerine atılan kumaşın diğer ucu birlikte çekilip göğüs üzerinde bağlanır. [268]



868/1738- Enes b. Mâlik'ten ıRadıyallahü anh): [269]

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve setiem), cemaatle beraber kıldığı en son namazı Ebû Bekir'in arkasında tek kumaşa bürünerek kılmıştı.

NOT: Bu rivayetin benzen:

Enes b. Malik ve Hasan b. Ali'den (Radıyallahü anhüm):[270]

Rasûlullab Üsame b. Zeyd'e dayanarak çıktı geldi. Üzerinde iki ucunu çaprazlama (göğsünde) bağladığı pamuktan bir kumaş vardı. Onlara namaz kıldırdı.[271]



869/1739-Musa b. İbrahim b. Ebû Rabia babasından nakletti: [272]

Enes b. Malik'in (RadıyaUakumh) yanına, o tek kumaşa bürünerek namaz kılarken girdik. Ridası da oraya konulmuştu. Namazı bitirince ona dedik ki:

'Sen namazı böyle (mi) kılıyorsun, halbuki ridan buraya konulmuş. [273]O şöyle cevap verdi:

'Ben Ras&Mlah'ıtSatiaiûıhü aleyhi ve seüem) böyle namaz kılarken gördüm.'[274]



870/1740-Ebû Said el-Hudri'den (Radıyaliahümh): [275]

Rasûlullah (Saiiaitaiuı ak-yht ve tettem) dedi ki:

"Biriniz tek parça kumaşla namaz kılacağında onun ucunu iki omuzu Üzerine atsın (ve çaprazlama bağlasın)[276]



871/1741-(Hz. Peygamberdin eşi) Meymûne annemizden (Radtyaiiahü anha) [277]

Hz. Peygamber (Saiiaiiaha aleyhi ve seüem) üzerinde hanımlarından birisine ait yünden bir çarşaf[278] ile namaz kıldı. Secdeye gittiğinde o çarşafın bir kıs-mı eşınm üzerine gelirdi. [279] (Râvi) Süfyan ekledi: Bana görünen o ki hayızlı hanımına ait, şeklinde açıklama yaptı.

NOT: Bu rivayeti aşağıdaki ile haber ile değerlendirdiğimizde doğru sonuca ulaşırız.[280]



872/1742-Abdullah b. Şeddâd b. Hâdi'den: [281]

Hz. Peygamber'in (SaüallaM aleyhi ve settem) eşi teyzem Meymûne bt. Haris'ten (Radıyullahiıunhü) İşittiğime göre,

Meymûne annemiz hayızlıyken seccadesi üzerinde namaz kılan Rasû-lullah'ın secde mahalli hizasında (çarşafına) bürünerek dururdu/yatardı. (O şöyle dedi):

'Rasûlullah secde ettiğinde elbisesi bana değerdi, halbuki ben hayızhydım.'

§Diğer rivayette şöyle dedi:

'Gece Rasûlullah kalkar ve ben onun yanı başındayken namaz kılardı. Secdeye gittiğinde ise elbisesi bana değerdi, halbuki ben hayizlıydım.'[282]


Açıklama


Bu rivayetlerden anlaşılan hükümler:

1-Temiz olması şartıyla her türlü kumaş ya da elbise ile namaz kılmak caizdir.

2-KadınIarın kullandığı çarşafların temiz olması durumunda bunlarla namaz kılmakta bir sakınca yoktur.

3-Namaz kılan kişinin elbisesinden bir kısmı hayızlı eşine gelmesi namaza mani değildir. [283]


Karanlıkta Namaz Kılanın Karşısında Eşinin Uyuması/Yatması Caizdir


873/1743-Hz. Âişe'den (Radıyaltahü anha).[284]

Ben Rasûlullah'ın (Saiiaiiahü aleyhi ve seitem) önünde uyurken ayağım da kıble tarafında olurdu. Secdeye gittiğinde bana dokunurdu, ben ayağımı toplardım, kalktığında da ayağımı uzatırdım. O günlerde evde kandiller yoktu. [285]



874/1744-Hz. Âİşe'den (Rtuiıyattahü anha):[286]

Ben sağında ve solunda uzanmışken Rasûluilah (SaiiaiiaM aleyhi namaz kılardı. [287]



875/1745- Hz. Âİşe'den (Radıyallahü anha}:[288]

Ben tabutun/cenazenin ön tarafa konulması gibi Rasâffeallh'la (S hsyhiveseilem) kıble arasında uzanmış yatarken[289] Rasûluilah gece namazını kılardı.

NOT: Hz. Âişe annemiz bu örneklerle namaz kılanın önünde bulunan/geçen kadının, namazı bozmayacağını anlatmak istemektedir. [290]



876/1746- Hz. Âişe (Radıyallahü anha) [291]

Kendisinin Hz. Peygamber1 in (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) önünde uzanmış yatarken Hz. Peygamber'in namaz kıldığından bahsetti.

(Râvi Urve)[292] ekledi: 'O kadınlar da sizin anneleriniz, kardeşleriniz ve halalarınız değiller mi?'[293]



877/1747- Hz. Âişe'den (Radıyallahü anh)[294]

Ben Hz. Peygamber'le (Sallallaha aleyhi ve sellem) kıble arasındaki yatak üzerinde uzanmış yatarken Hz. Peygamber namaz kılardı.

(Râvi Urve şöyle devam etti;)

Ben: 'İkisi arasında mescidin duvarları mı vardı?' diye sorunca Hz. Âişe şöyle dedi:

'Hayır. (Rasûlullah) evde mescidin duvarlarına dönük olarak (namaz kılıyordu).'[295]


Açıklama


Hz. Âişe yukarıdaki rivayette hadisi kendisinden alan Urve'nin namazın mescitte olması ile ilgili sorusuna; hayır, namazı evde mescidin duvarlarına doğru kılıyordu, şeklinde cevap verdi. Bu rivayetler, namaz kılan kişinin önünde yatan karısının namazı bozmadığını göstermektedir. Alimler bu kadının, namaz kılanı meşgul etme endişesi üzerinde durmuşlar, o günlerde kandillerin bulunmaması nedeniyle namaz kılanın kalbinin meşgul olmasının söz konusu olmadığını belirtmişlerdir. Bazı alimler de bunun Rasûluilah'a has olduğum söylemişlerdir, ancak bu zayıf bir ihtimaldir. Önde yatan kadının (eşin) namaz kılanın kalbini meşgul etmesi ve dikkatini dağıtması durumunda bu şekilde namazın mekruh olduğunda alimler müttefiktir.[296]


r)-SEHİV SECDESİ


• Namazında Tereddüt Edenin Yapması Gereken Fiil

• Namaz Kılana Gelen Şeytan Vesvesesi ve Kurtulma Yolları

• Dört Rekâtlık Farz Namazda Yamlarak İkinci Rekâtta Selam Vermek ve İlgili Zü'l-Yedeyn Rivayeti

• Selam Verdiğinde Namazından Bir Rekât Eksik Kıldığını Anlayanın Durumu

• İlk Teşehhüdde Oturmayı Unutup Ayağa Kalkan Kişi Geri Dönmez, Namaza Devam Eder

• Dört Rekâtlık Namazı Beş Kılanın Durumu

• Her Unutma İçin Selamdan Sonra Sehiv Secdesi Yapmak[297]


--------------------------------------------------------------------------------

[1] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/183.

[2] Ayetteki orta namazı hakkında ihtilaf edildi:

a- Hz. Ali, îbn Abbas ve Malik b. Enes'ten gelen bir rivayette sabah namazıdır, dendi.

b- Hz. Âişe, Ebû Saîd, Zeyd b. Sabit, Urve b. Zlibeyr, Abdullah b. Şeddâd ve İbn Ömer'den gelen rivayette ise öğle namazıdır.

c-Ancak bu konuda en kuvvetli görüş ikindi namazıdır, zira hadislerde Peygamberimiz bizzat açıklamıştır ve yukarıda ismi geçenlerin bir çoğu da dahil sahabe, tabiûn, etba ve müctehid İmamların birleştiği görüş budur. Bu görüş Hz. Ömer, Ali, îbn Mes'üd, Ebû Eyyub, Abdullah b. Amr, Semüre b. Cündüb, Ebû Hüreyre, Ebû Saîd, Haf'sa, Ürnmü Habibe, Ümmü Seleme, ayrıca İbn Ömer, Ubeyde, İbrahim en-Nehâî, Said b. Cübeyr, İbn Şîrîn, Hasan b. Münzir, Ebû Hanife, Ebû Yusuf, Şafiî, Ahmed b. Hanbel... gibi alimlerden nakledilmiştir. Ayrıca Müsned Trc. H.no: 125/9995'de Hz. Ali orta namazını sabah namazı olarak bildiklerini, ancak ikindi namazı olması gerektiğini kendisi söylemiştir. (Bk. Malik, Salat, 8, H.no: 25-28; İbn Hazm, Muhatla, IV/249; Şîrâzî, MUhezzeb, 1/53; Zemahşerî, Keşşaf, 1/283-284; Nevevî, Mecmu, 111/60-61; İbn Kudâme. Muğnî. 1/387-389; İbn Kesir, Tefsir, 1/274-278: İbnü'l-Hlimam, Fethu'l-Kadir, i/257; Bennâ. age., 11/263: Hadisler için bk. Müsned Trc. H.no: 124/994, 125/9995, 126/996, 127/997. 129/999)

[3] Taberâni, el-Mu'cemu'l-evsat, IV/240, No: 4082; (Heysemî seneddekİ Hıbre isimli zatın tercüme-i hâlini bulamadığını, diğer râvilerin ise sika olduğunu belirtti. Bk. Meaneu 'z-z.evûid, 11/80)

* Hz. Ali'den de bu ayetin sağa sola bakmamakla ilgili olarak indiğini belirttiği benzer rivayet için bk. Beyhakî, es-SünenU'l-kiübra, 11/279, No: 3333

[4] Ahmed b. Hanbel, 1/435; Buharı, el-Amel fi's-saiât, 2, Tefsiru's-sûre, 2, 33; Müslim, öMesacİd, 35, (539); Tirmizi, Salât, 180, H.no: 405

[5] İbnü'l-Esir, Nihaye, IV/225

[6] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/184-185.

[7] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/185.

[8] Sahih: Müsned, IV/368, H.no:19174; Buharı, Amel, 2 (Âyetin tamamı zikredilmiştir: Tefsîr, 2/43; Müslim, Mesâcid, 35; Ebû Dâvûd, Salât, 174,

H.no:949; Tirmizi Salât. 180. H.no;405; Tefsîr. 2/33, H.no:2986; Nesûî. Sehv, 20. H.no: 1217. ' Bakara, 2/238

[9] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/185.

[10] Sahih: Müsned, 1/376, H.no:3563; İkinci rivayet: 1/377, H.no:3575; Benzer rivayetler İçin bk. 1/409, H.no:3884^3885; 1/415, H.no:3944; 1/435, H.no:4145:

1/463, H.no:4417; fiwMn, Amel, 2, 15; Menâkıb, 37; Mw.Wim, Mesâcid, 34; Ebû Dâvûd, Salât, 166, H.no:923-924; yVesdf, Sehv, 20, H.no:1218-1219;îbnMâce, İkâme, 59, H.no:İD19.

Suheyb'den (Radıyallahü anh) nakledilen rivayetle karşılaştırınız. Bk. 848/1718. hadis. Ammar b. Yâsir'den (Radıyallahü anh) şahidi:....."

Müsned, IV/263. H.ııo: 18234; Wf,v«ı, Sehv, 6, H.no:l 186.

Benî Âmir'den (Bir rivayette; Benî Kuşeyr'den) bir kişi Ebû Zerr'in {Radıyaüahü anh) yanına girdiğinde namazda iken selâm verdiği, Ebû Zerin ise bu selâmı almadığına dâir rivayet için bk. 17/868. hadis.

Ayrıca bk. 848/1718. hadis.

[11] Metindeki ziyade: Yada benim meşguliyetim var

[12] Bk. Azimâbâdi, Avnü'l-Ma'bûd, 111/136

[13] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/186-187.

[14] Sened: Sahih: Müsned, V/447, H.no:23652; Benzer rivayetler için bk. V/447-449, H.no:23653-23658 (Mükerrer için bk. III/442, H.no: 15600); V/449, H.no:23659; Müslim, Mesâcid, 33; Ebû Dâvûd, Salât, 167, H.no:930-931; Eymân, 16, H,no:3282; NesâU Sehv, 20, H.no:1216 ( Jiteâ Dârimi, Salât, 177, H.no: 1510.

Ayrıca cariyenin âzâd edilmesi ile İlgili benzer rivayetler için bk. 39-40/81-82. hadisler

[15] Namaz dışında aksıran kişi 'el-Hamdülittah* derse karşısındaki de ona 'Yerhamükâllah' der. Bu söz, Allah sana rahmet etsin, şeklinde bir duadır. Sahabi namazda konuşma işinin yasaklandığını bilmediği için namazda aksıran birisine bu şekilde dua etmektedir.

[16] Metindeki sözün lafız tercemesi, vay/yazık annemin çocuğunun başına gelene şeklindedir. Bu söz Araplarda beddua anlamında kullanılmaktadır. Bir kişi yaptığı bir hatadan dolayı kendini bazen bu şekilde tenkid ederdi. Bk. Nevevi, Şerhıt Sahihi Müslim, V/20

[17] İbnü’I-Esir, Nihaye, IV/212

[18] Bu kişi İdris ya da Danyal peygamber olabilir. Doğrusunu Allah bilir. Bk. Bennâ, age, İV/75

[19] Diğer rivayette: ...Rasûlullah'a ağır geldi, şeklindedir. B-k. Ahmedb. Hanbel, V/448

[20] Metindeki ek: Bir keresinde şöyle buyurdu: "O mümin bir kadındır, azad et!"

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/188-189.

[21] İbn Münzir. İcma'25, No: 45

[22] Bk. Müsned Trc. 798/1668 nolu hadis.

[23] İmam Muhammed, el-Hucce, i/150-151

[24] İmam Şafiî, İhtilafü'l-Hadis, 230; İbn Abdilber, ysft/Ud, 1/343^ Nevevi. Meemu', III/158; İbnMüfıh, Furw', 1/432;

[25] Sehiv secdesi bölümünde gelecektir.

[26] Sened:

Zayıf: Taberani, el-Mu'cemu'l-Evsau H/162. No: 1582; Heysemi, senedde durumu tartışmalı (kimine göre münker) ravi bulunduğunu, söyledi. Mecmeu 'z-zevâid, 11/81

[27] Sened:

Hasen: ı Mace, Talak, 16 .No: 2043

İbn Abbas'tan şahidi için bk. İbn Hibban, XV1/2O2, No: 7219; Hakim. U/216, No: 2801; Taberani, el-Mu'cemu'l-Kebir, KI/133, No: 11274; Heysemi, senedde tarışmah ravi İbn Lehia'nın olduğunu, söyledi. Bk. Mecmeu'z-zevâid, Vl/250; Burada tartışmalı râvi sadece İbn Lehîa bulunmaktadır. Ebû Abdurrahman Abdullah b. Lehîa b. Ukbe el-Hadramî el-Mısrî hakkında İbn Hacer, "Sadûktur. Kitapları yandıktan sonra ihtilât etti. İbnü'l-Mübarek ve İbnÜ'i-Vehb'in kendisinden rivayetleri daha doğrudur. Müslim'in ricalinden biridir," der. Bk. Takrib, Trc. no.3563. Zehebî ise zayıf sayıldığını ifade eder ve Ebû Dâvûd kanalıyla Ahmed b. Hanbel'İn bu zât hakkında şöyle dediğini nakleder: "Çok hadis rivayet etmiştir, zabt ve İtkânında Mısır'da O'nun gibi kim vardır?" (Bk. Zehebî, Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed, el-Kâşif, Thr. Ahmed Muhammed Nemr el-Hatîb (Muhammed Avvâme taliki ile), Cidde, 1992, Trc. no.2934.) Kâşifin Haşiyesinde EbÜ'1-Vefâ: "İhtilât tarihinin h.169 veya 170 yılları olduğu için bu tarihten önceki rivayetleri makbuldür. Sonrakiler merdûd ve zayiftır"der. Buna göre, h.174 yılında vefat eden İbn Lehîa'nın 4-5 yıllık dönemdeki rivayetlerinin iyi bir tetkik ve araştırmaya tabî tutulması gerekliliği kanaatine varılabilir. İhtilâtından önce kendisinden hadis nakleden râvîler şunlardır: Evzaî, Şu'be, Süfyân es-Sevrî, Amr b. el-Hâris... Bu râvîler İbn Lehîa'nın kitapları yanmadan yani ihtilâfından önce vefat eden kişilerdir. Yine Abdullah b. Mübarek, Abdullah b. Vehb, Abdullah b. Mesleme el-Ka'nebî ve Abdullah b. Yezîd el-Mukrî ise ihtilâtından sonra ibn Lehîa'dan nakilde bulunmadılar. Rivayetlerine son verenler arasında Kuteybe b. Saîd, Velid b. Mezîd el-Beyrûtî ve Abdurrahman el-Mehdî de sayılabilir. Bk. İbn Hacer, Muhammed b. Ali, Ebu'1-Fadl Ahmed b. Ali el-Askalânî, Lisânü 'I-Mizan, Müessesetü'l-İlmiyye. Beyrut, 1406/1986, III. Baskı, i/10, el-Müsned Trc, I. cild, 22/64 nolu hadisin tahrici.)

[28] İmam Muhammed, el-Hucce, 1/150-151: Tahavi. Şerhu Meâni'l-âsâr, 1/454; Kâsânî, Bedâiu'S'Sanâi', 1/237

[29] Sened: Sahih: Tahavi, age., 1/453; Darekutni, IÎ/83, Babü'l-işare fi's-salat,!; Beyhaki, 11/262, No: 3233 (Beyhaki, şeyhi Ebû Bekir b. Ebû Davud es-Sicistani'den bu rivayetin senedinde Ebû Katafan'ın bulunduğunu ve bu kişinin meçhul bir şahıs olduğunu, nakletti.) Ancak Yahya b. Main, onun sika olduğu söyledi. Bk. İbn Ebi Hatim, el-Cerh ve't-ta'dil, DC/424, No: 2076; Ayrıca İbn Hibban onu sika kabul etti. Bk. Sikât, V/567, No: 6279; İbn Hacer, senedlerde geçen Ebû Gatafan isminin meçhul olduğunu, ancak Ebû Gatafan b. Tarifin meçhul olmadığını belirtti. Bk. Lisanü'l-mizm, VII/90, No: 934: Bu senededdeki şahıs da Ebû Gatafan b. Tariftir, meçhul değildir ve sika bir râvidir.

[30] Sehnûn, el-Müdevveneiü'l-kübru, 1/99; Şirazi. Mühezzeb, 1/88; İbn Kudâme, MuğnL 1/663

[31] Sahih olan bu hadisin tahrici için bk. Müsncd Trc, 848/17 18 nolu rivayet.

[32] Remi, kumlara çizilen çizgi ile gaipteki bîr takım gizemleri keşfetmektir. Söz konusu Peygamber ilahi emir ve yardım ile bunu yapmaktaydı. Ancak sonra onu taklit edenlere böyle bir ilahi yardım söz konusu olmadığı için hata yapma ve insanları saptırmaları söz konusudur, yasaklanmıştır. Bk. Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, M/16

[33] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/189-192.

[34] Scned:

Hasen: Müsned, 1/138. H.ııo: 1164; Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat, 11/274, H.no:l%5; Dârekutnî, Mel, III/189; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/220, H.no:993; Heysemî hadisin senedinde yer alan Husayn hakkında Yahyab. Maîn'in "Onu tanımıyorum"dediğini nakleder. Bk. Mecma'. 1/243.

Heysemî hadisin Hz.Ali'den gelen rivayetine yer vererek sü'nenlerde Ali b. Talk el-Hanefî'den nakledildiğini, asıl Hz.Ati rivayetinin Abdullah b. Ahmed b. Hanbel'in Müsned'e yaptığı ziyâde olduğunu, ayrıca bu hadisin râvilerinîn de sika olduklarını belirtir. Bk. age., 1/243; IV/299. Heysemî'nin bahsettiği ziyâde bu hadistir.

Husayn el-Müzenî mechûl, Hıbbân b. Ali ise zayıf bir râvidir. Fakat hadis şâhid ve mütâbileri ile hasen İi ğayriiıî seviyesine yükselir. Hz. Aliden nakledilen diğer bîr rivayet için bk. 349/657. hadis {Müsned, 1/86, H.no;655; Ebû Dâvûd, Taharet, 81, H.no:205; Salât, 187, H.no:1005; Tirmizî, Radâ\ 12, H.no: 1164-1166; Dârimî, Vudû', 114, H.ııo: 1141; îbn Hıbbân, V/514-515, H.no:4199, 4201; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, V/324-325, H.no:9023-9026). Ebû Hüreyre'den (Radıyaliahü anh) şahidi için bk. 351-352/659-660 ve 37/907. hadisler. Ebû Saîd el-Hudrî'den (Radıyaliahü anh) şahidi için 38/908. hadise bk.

[35] Hades ile ilgili bu açıklama Hz. Ali'nin sözüdür. Bk. Taberani el-Mu'cemu'l-evsat, 11/274, No: 1965

[36] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/192-193.

[37] Sened:

[38] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/193-194.

[39] Sahih: Müsned, V/149, H.no:21220; Benzer rivayetler için bk. V/155-156, H.no:2i274 (Yukarıdaki metindeki parantezler bu rivayetten İlâve edildi); V/151, H.no: 21239: (Başında şu ziyade ile:

V/158. H.no:21296; V/I60, H.no:21317; V/161, H.no:21323; V/164, H.no:21347 Abdürrezzâk, 11/26, H.no:2348; Müslim, Saiât, 265; EM üâvûrf, Salfit, 109, H.no:702 Tirmizî, Salât, 136, H.no:338 (Bu konuda

Ebû Saîd, Hakem b. Amr el-Gıfârî, Ebû Hüreyre ve Enes'ten de nakiller vardır. Ebû Zer rivayeti ise hasen-sahihtİr); Nesâî, Kıble, 7. H.no:748; /&rc Mâce, İkâme, 38, H.no:952; Sayd, 4, H.no:3210; Dârimi, Salât, 128, H.no: 1421. Hadisin şâhîdleri:

a-Hz. Âişe'den (Radıyallahü anha) şahidi için bk. 803/1673. ve 805/1675. hadisler.

b-Abdullah b. Muğaffel'den (Radıyallaha anh) şahidi İçin bk. 804/1674. hadis.

c-ibn Abbas'tan [Radtyallahü anhiima) şahidi için bk. 806/1676. hadis.

d-Ebû Hüreyre'den {Radtyallahü anh) şahidi için bk. 807/1677. hadis.

e-Ebû Saîd el-Hudrî'den (Radıyallahü anh) şahidi:

Bk. £ö« DâvÛ^, Salât, 114, H.no:719.

[40] Metinde geçen lafzı, bineğin (devenin) palanının arka kısmı, dayanılan bölümdür. Bu palanın ön tarafına ise ( denir. (Bk.Nevevî, ^erfty Sü/hTî/ Müslim. 1/231; Âsim Efendi, ^m«s Tercemesi, IH/1319; Karahisarî, Ahteri-i kebîr, 1/426)

[41] İbn Hacer, Fethu'l-Bârî, 1/581

[42] Abdürrezzak, Musannef, H/9

[43] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/194-195.

[44] Sahih: Müsned, Vl/84-85, H.no:24427: Benzer rivayetler için bk. VI/54-55, H.no:24155; VI/44, H.no:24051; Heysem! râvilerinin sika sayıldıklarını belirtir. Bk. Mecma', 11/60.

Ebû Zer'den ve diğer sahabeden (Radıyallahü anhüm) şahidi için bk. 802/1672. hadisin tahrici.

Hz. Âişe'den (Radıyallaha anha) nakledilen diğer rivayetler İçin bk. 378/686 ve 805/1675. hadis.

[45] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/195.

[46] Sahih: Müsned. V/57, H.no:20450; Benzer rivayet için bk. İV/86, H.no:16741 (Ahmed b. Hanbel hocası Abdula'lâ ile birlikte işittiği Muhammed b. Cafer kanalı ile ve aynı senedle "Sakletmiştir); İbn Mâce, İkâme, 38, H.no:951.

Ebû Zer'den ve diğer sahabeden (Radıyallahü anhüm) şahidi için bk. 802/1672. hadisin tahrici.

[47] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/195.

[48] Sahih: Musned, VI/42, H.no;24035; İkinci rivayet için bk. VI/44, H.no:24051 (Mükerrer için

bk. VI/54-55, H.no:24155); Benzer rivayetler için bk. VI/32, H.no:23926; VI/37, H.no:23970;

VI/41, H.tıo:24021; VI/50, H.no:24ll8; Vl/64, H.no:24240; VI/67, H.no:24263; VI/70,

H.no:24294; VI/86, H.no:24443; VI/94, H.no:24510; VI/95, H.no:24523; VI/98, H.no:24545;

VI/99, H.no:24556; VI/103, H.no:24596; VI/125, H.no:24818; VI/126, H.no:24828:

VI/134, H.no:24905; VI/137, H.no:24945; VI/146, H.no:25010, 25012; VI/148, H.no:25028; VI/152, H.no:25062; VI/154, H,no:25085; VI/155, H.no:25100; VI/174, H.no:25288; VI/176, H.no:25308; VI/182, H.no:25365; VI/192, H.no:25475; VI/199, H.no:25504;VI/I99-200, H.no:25513; VI/200, H.no:25523; VI/204, H.no:25562; VI/205, H.no:25572; VI/220, H.no:25718; VI/225. H.no:25760; VI/230, H.no:25805-25806:

Vl/231, H.no:25818 (Bu rivayetin metni: y, ö); VÎ/249. H.no:25996; VI/251, H.no:260l4; VI/255, H.no:26059; Vl/260, H.no:26112; Vl/266, H.no:26180; VI/275, H.ııo:26235 ( 465/1335. hadis); Mâlik, Salâtü'1-leyt, 2; Buhân, Salât, 22. 104, 108; Mü.s-/im. Salât, 272; £feö DâvÖrf, Salât, 111, H.no:710-7 14; Nesâl, Taharet, 120, H.no:166-168; Kıble. 10, H.no:757; İbn Mâce, İkâme, 40. H.no:956.

Hz. Âİşe'den (Radıyallahü anha) nakledilen diğer rivayetler için bk. 378/686, 875/1745, 465/1335 ve 803/1673. hadis.

Ayrıca 30/834, 873-874/1743-1744 ve 876-877/1746-1747. hadislerle karşılaştırınız.

Ebû Zer'den ve diğer sahabeden (Radıyallahü anhüm) şahidi için bk. 802/1672. hadisin tahricİ.

[49] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/196-197.

[50] Sahih: Müsned, 1/347, H.no:3241; Ebû Dâvûd, Salât, 109, H.no:703; Nesâi Kıble, 7, H.no:749; İbn Mâce, İkâme, 38, H.no:949.

Ebû Zer'den ve diğer sahabeden (Radıyallahü anhüm) şahidi için bk. 802/1672. hadisin tahrici.

[51] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/197.

[52] Sahih: Müsned, 11/299, H.no:7970; Benzer rivayet için bk. 11/425, H.no:9458; M&î/im, Salât, 266 (sonunda: ziyadesi ile); İbn Mâce. İkâme, 38, H.no:95ü.

Ebû Zer'den ve diğer sahabeden (Radıyallahü anhüm) şahidi için bk. 802/1672. hadisin tahrici.

[53] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/197.

[54] Müsned Trc. 458/1328, 466/1336,467/1337, 468/1338, 469/1339 nolu rivayetler.

[55] İbn Abdilber, Ternhid, XXI/168; Nevevi, Mecmu', 1117222-223; Kâsâni, Bedâiu's-sanâi', 1/241; İbn Kudame, Muğni, 11/44; İbn Müflih, Furû\ 1/417;

[56] Bennâ, age., IV/78

[57] Bcarf,Salat, 22; Müslim, Salât, 272

[58] Buharı, Salat, 103; Müslim, Salât, 268; Ebû Dâvûd, Salat, 112, H.no: 7 11

[59] Bennâ, age., IV/79

[60] Namaz kılanın önünden geçmeye çalışan insan ya da bir başka şeyin engellenmesi İle ilgili hadisler için bk. Müsned Trc. H. No: 454/1324 ve devamı.

[61] Sütre emri ile İlgili hadisler için bk. Müsned Trc. H. No: 445/1315 ve devamı.

[62] Bk. Müsned Trc. 469/1339 nolu rivâyeı.

[63] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/198-199.

[64] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/199.

[65] Sahih: Müsned, 1/304, H.no:2768; Benzer rivayetler için bk. 1/316, H.no:2904-2905; Müslim, Salât, 232; Ebû Dâvûd, Salât, 87, H.no:647; Nesâî, Tatbik, 57, H.no: 1 i 12; Dârimi, Saiât, 105, H.no: 1388; Taberânî, el-Mu'cemtt'l-kebîr,XU413,422-423, H.no:12174, 12196-12197,

[66] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/200.

[67] Sened:

Hasen: Müsned, VI/391, H.no:27062; Benzer rivayet için bk. VI/8, H.no:23746; Ebû Dâvûd, Salât, 87, H.no:646; Tirmizî, Salât, 165, H.no:384 (Ümmü Seleme ve İbn Abbas'tan (Radıyallahü anhiim) da nakiller vardır. Ebû Rafı' rivayeti ise hasendir); İbn Mâce, İkâme, 67, H.no: 1042; Dârimi, Salât. 105, H.no: 1387; İbn Huzeyme, U/58, H.no:911; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, 1/331, H.no:990; XXlII/252, H.no:512; Beyhakî, 11/109.

Hamza Ahmed ez-Zeyn 23746. hadis için zayıf, 27062. hadis için de hasen ifadesi

kullanarak çelişkiye düşmüştür.

Senedde yer alan Muhavvel b. Râşid en-Nehdî sika biridir. İsmi bazılarınca Mihvel olarak telaffuz edilmiştir. Bk. Zehebî, Kâşif, Trc. no:5345; îbn Hacer, Takrîb, Trc.no:6543. Ahmed b. Hanbel'in Müsned'deki her iki rivayetinde de Muhavvel'in hocası belirli değildir. Bu yüzden de rivayet müphemdir. Fakat Dârimî'nİn naklettiği rivayette bu şahsın Ebû Saîd Keysân el-Makburî (v.100) olduğu görülmektedir:

İbn Mâce'nin rivayetinde ise Medineli Ebû Sa'd olarak bu zata işaret edilmiştir. Dârimî'nİn metninden yasağın bizzat Ebû Râfı'e yöneltildiği sonucu çıkarülabilir. Diğer kaynaklarda da Ebû Râfı'den nakledenin Ebû Saîd el-Makburî olduğu anlaşılmaktadır. Ebû Dâvûd. Tirmizî ve Dârimî'nİn rivayetlerinde ise Ebû Râfi'in Hz. Hasan b. Ali'ye bu yasağı hatırlattığı İfade edilmektedir. Fakat bu zatın talebesi olarak Muhavvel değil, Imrân b. Mûsâ isimli bir râvİ vardır.

Bu metinler Ebû Dâvûd, Tirmizî ve İbn Mâce'nin rivayetlerinden alınarak birleştirilmiştir.

Taberânî'nin bir rivayetinde Ebû Râfi'in bu rivayeti Ümmü Seleme annemizden aldığı görülmektedir. Bk. Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr,

XXlII/252. H.no:512. Heysem!, hadisin Taberânî tarafından nakledildiğini, râvilerinin sahih hadis ricali olduklarını belirtir. Bk. Mecmu'. 11/86.

İbn Mes'ûd'dan (Radıyallahii anh) nakledilen bir rivayet şöyledir:

Heysemî bu rivayetin Taberânî tarafından Kebîr'inde nakledildiğini, râvilerinin sika olduklarını belirtir. Bk. Mecmu', 11/125-126.

[68] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/200-201.

[69] senecı:

Sahih: Aflunai D710, H.no:4575; Benzer rivayetler için bk. n/119, H.no:6000 (721/1591. hadis); H/45, H.no:5043; 11/73, H.no:5421; 11/131, H.no:6153; U/147, H.no:6348; 11/65, H.no:5331 (723/1593. hadis); Mâlik, Salât, 48; Müslim, Mesâcid, 114-116; Ebû Dâvûd, Salât, 181, H.no: 987; Tirmizî, Saiât, 104, H.no:294 "Bu konuda Abdullah b. Zübeyr, Nümeyr el-Huzâî, Ebû Hüreyre, Ebû Humeyd ve Vâil b. Hucr'dan (Radıyallahü anhüm) da nakiller vardır. İbn Ömer rivayeti ise hasen-garibdir" der; Nesât, Tatbik, 98, H.no:l 158; Sehv, 32-33, H.no:1264-1265: Bu rivayetlerde metin içinde geçen müphem şahsın Ali b. Abdurrahman el-Muâvî olduğu anlaşılmaktadır (723/1593, hadise bk.), 1269; İbn Mâce, İkâme, 27, H.no:913; Dârimi, Salât, 83, H.no:1345.

Ayrıca bk. 721/1591. hadis.

[70] Bk. Bennâ, age., İV/81

[71] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/201-202.

[72] Bk. Müsned Trc. 812/1682 nolu hadis.

[73] Bk. Bennâ, age., IV/82

[74] Sened:

Sahih: Muvatta, Salât 48, (1, 88); Ahmed b. Hanbel, ü/65, 73; Müslim, Mesâcid 114-116, (580);

EbÛ Dâvud, Salât 186, (987); Tirmizî, Salât 220, (294); Nesaî, İftitah 189, (2, 237), Sehv 32-

35,(3,36-38).

[75] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/202.

[76] Sened:

Sahih: Müsned, V/150, H.no:21227; Diğer rivayet: V/150, H.no:21229; Benzer rivayetler için bk. V/163, H.no:21338

V/163, H.no:21340 V/179, H.no:21445 Ebâ Dâvûd, Salât, 171, H.no:945; Tirmizî, Salât, 162, H.no:379 (Bu konuda Muaykıb, Ali b. Ebû Tâlİb, Huzeyfe ve Câbir b. Abdullah'tan (Radıyallahil anhüm) da nakiller bulunmaktadır. Ebû Zer (Radıyallahü anh) hadisi hasendir); Nesâî, Sehv, 7, H.no:1189; İbn Mâce, İkâme, 62, H.no:1027; İbn Huzeyme, 11/59, H.no:913; Humeydî, 1/70, H.no: 128. (EK) Huzeyfe'den (Radıyallahü anh) şahidi:

Bk. Mi«n^, V/385, H.no:23168; Mükerrer için bk. V/402, H.no:23311; Heysemî, Mecma1,11/68.

Muaykıb'dan (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 813/1683. hadis.

Câbir b. Abdullah'tan (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 812/1682. hadis.

[77] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/202-203.

[78] seneo:

Hasen: Msî/icrf, 111/300. H.no:14138; Ziyâdeli diğer rivayetler için bk. III/328, H.no:1445l; IH/384. H.no:15062; 111/393. H.no: 15165; Heysemî senedinde Şurahbil b. Sa'd'ın bulunduğunu, bu râvinin ise zayıf olduğunu belirtir. Bk. Mecmu', U/86.

Senedinde yer alan Şürahbîl b. Sa'd el-Ensârî el-Hâcib (v. 123/741) sadûk olup son zamanlarında ihtilât eden bir râvidir. Ebû Dâvûd üç. İbn Mâce dön. Dârimî bir ve Ahmed b. Hanbel 19 rivayetini nakletmiştir. Ebû Hüıeyre, Câbir, İbn Abbas ve Ebû Katâde (Radıyallahü anhüm) gibi sahabeden hadis işitmiş bir tabiîdir. İmam Mâlİk'in de hocasıdır. Zehebî, Dârekutnî'nin "zayıftır" dediğini nakleder. Bk.Kâşif, Trc. no:2256. İbn Hacer ise "sadûktur, son döneminde ihtilât etti" der. Bk.Takrîb, Trc. no:2764. İbn Mâce'nin bir hadisinde Bûsırî Şürahbîl için şunları dile getirir: "Zayıftır. Birçok kimse zayıf saydı, hattâ bazıları onu yalanla itham ettiler. Fakat İbn Hıbbân onu Sikât'mda zikretti ve (Sünen'de zikredilen hadisi) Sahih'inde nakletti. Aynı Şekilde İbn Huzeyme de Sahih'ine aldı." Bk.Sünen, İkâme, 44, H.no:974.

Hamza Ahmed ez-Zeyn 14138, 14451 ve 15062. hadislerin tahricinde sahih, 15165, hadisle ise hasen hükmü verir.

Ayrıca 148/456. hadisin lahricinebk.

[79] Araplarda en kaliteli develer şeklinde vasfedİlirdi. İri gözlü, gözünün siyahı iri olan manasına gelen bu kelime en kaliteli, en güzel develer için kullanılırdı. Bk. Bennâ, age İV/82-83; Bu kelime iri gözlü, gözünün siyahı iri olan insan için de kullanılır. Bk. Münâvi, Feyzu'l-Kaclir.V/70

[80] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/203-204.

[81] Sened:

Sahih: Müsned, III/426, H.no: 15448; Mükerrer için bk. V/425, H.no:2350i; ikinci rivayet için bk. EH/425, H.no:15450; V/425-426, H.no:23503; Benzer rivayet için bk. V/425, H.no:23500; Buharı, Amel, 8; Müslim, Mesâcid, 47-49; Ebû Dâvûd, Salât, 171, H.no:946; Tirmızî, Salât, 162, H.no:380 (hasen-sahih); Nesâî, Sehv, 8, H.no:119Ü; İbn Mâce, İkâme, 62, H.no:1026; Dârimi, Salât, 110, H.no:1394.

Câbir'den (Radıyullahü anlı) şahidi için bk. 812/1682. hadis.

[82] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/204-205.

[83] sened:

Sahih: Müsned, III/327, H.no: 14444; Diğer rivayet için bk. 111/327, H.no: 14443 Dâvûd, Salât, 4, H.no:399; Tatbik, 33, H.no:1079.

[84] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/205.

[85] Sened:

Hasen: Müsned, VI/301, H.no:26451; Benzer rivayet için bk. VI/323. H.no:26623:

Salat, 163, H.no:381:

Tirmizî, Ümmü Seleme (Radıyallahü atıh) hadisinin isnadının pek kuvvetli olmadığını ifade eder ve şunu ekler: "Senedeki Meymûn Ebû Hamza bazı ilim sahibi zatlar tarafından zayıf sayılmışlardır."

[86] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/205-206.

[87] Sened:

Sahih: Müsned, 11/159, H.no:6483; Hadisin son kısmı Kusuf bölümünde gelecek, orada terceme edileceği için metnini burada vermekle yetiniyoruz:

Benzer rivayetler için bk. 11/188, H.noİ6763; H/163 H "0:6517, IV198 ^ 11/220, H.no:7046; U/223, H.no:7080; 11/175, H.no:6631; Buhâri Kusut, 3, 8, Müslim, Ku^t. 20; EbÛ DavÛd, İstiskâ. 9, H.noıl 194; Nesat KusÛf, 20, H.no:1494. ^rıca bk. 639/1509. hadis

[88] Hadisin tamamı Kusûf Namazı bölümünde gelecektir.

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/206-207.

[89] Sehnûn, el-Müdevvenetü'l-kübra, 1/96: Şevkâni, Neylü'l-evtar, 11/387: Bennâ, age., IV/85

[90] Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, IV/209

[91] İshak b. Râhûye. Müsned, İV/135. No: 92; Nesâi, es-SUnenUH-kübra, 1/196. No: 548

[92] Abdürrezzak, 11/189, No: 3018; İbn Ebi Şeybe, 11/67, No: 6542, 6543

[93] Abdürrezzak, 11/189, No: 3019

[94] İmam Muhammed, el-Hucce ala Ehli'l-Medine, 1/260-261; Sehnun, el-Mudevvenetul-kübra, 1/105; İbn Abdilber. Temhid, XIV/156; İbn Kudame. Muğni. 1/705 ; Şevkâni, Neylu l-evtar, 11/368

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/207-208.

[95] Sahih: Mtlsned, 11/265, H.ııo:7585; İkinci rivayet için bk. 11/311, H.no:8091. Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat, V/266. H.no:5275:

Beyhakî, 11/120. Heysemî, Ebû Ya'lâ'nm Müsned'ine de nispet ederek hadisin isnadının hasen olduğunu söyler. Bk, Mecma', 11/79-80.

Sadece Müsned'in bu iki rivayetinde emredilen ve yasaklanan maddeler dile getirilmiştir. Taberânî'nin metni de bu İki rivayet gibidir.

Hadisin senedinde Yezîd b. Ebû Ziyâd ei-Kuraşî el-Hâşİmî (v. 136/753) yer almaktadır. Bu râvi ise yaşlandığında hafıza kaybına maruz kaldığı için zayıf biridir. Sadûk sayılan talebesi Muhammed b. Fudayl ile birlikte şîı olmakla suçlanmışlardır. Heysemî, Yezîd b. Ebû Zİyâd'ın hadisinin hasen olduğunu belirtir. Bk. age., VIII/258; Müslim (mütâbî olarak) bir, Nesâî üç, Dârİmî sekiz, Tirmizî 14, Ebû Dâvûd İ9, îbn Mâce 21, Ahmed b. Hanbel 110 rivayetini nakleder. Tirmizî hadislerini "hasen-sahih" sayar. Bk. Sünen, Taharet, 83, H.no: H.no: 114; Savm, 61, H.no:777. Ayrıca Yezîd'in hocası, Ebû Hüreyre'nin ise öğrencisi bilinmediği için senedi de müphemdir. İkinci rivayetle müphem şahstn Mücâhid b. Cebr el-Mahzûmî (v.102) olduğu görülmekledir. Bu râvi ise sika biridir. Taberânî'nin ise senedinde görüldüğü gibi Saîd b. Cübeyr kanalı ile tamamen farklı bir isnadla nakledilmektedir. Kısacası bu rivayet Yezîd b. Ebû Zİyâd sebebiyle hasendir. Hadis şâhidleri ve mütâbileri ile sahih 1İ gayrihî seviyesine yükselir.

Benzer rivayetlerin hemen hemen hepsinde sadece emredilen maddeler yer almıştır: 11/258, H.no:75Ö3; 11/277, H.no:7711; 11/392, H.no:9074; 11/402, H.no:9189; 11/459, H.no: 9878-9879; 11/497, H.no:10399; H/499, H.no:10431; 11/526, H.no:10756; Buharı, Teheccüd, 33; Savm, 60; Müslim, Müsâfirûn, 85; Ebû Dâvûd, Vitir, 7, H.no: 1432; Tirmizî, Savm, 54, H.no:760; Nesâî, Kıyam, 28, H.no:1675-1676 Dârimi, Salât, 151, H.no:1462; Savm, 38, H.no: 1752. Sonunda ziyâdesinin bulunduğu rivayetler de vardır: 11/265, H.no:7586; 11/505, H.no: 10507.

Sadece "uyumadan önce vitir" maddesinin tavsiye edildiği rivayet de vardır: 11/347, H.no:8555;

Emredilen rivayetlerin bîr kısmında ise "duhâ namazı" yerine "cuma günü gusletme" maddesi yer almıştır: 11/233, H.no:7I80; 11/254, H.no:7452; 11/260, H.no:7527; 11/229, H.no: 7138; 11/231, H.no:8366; 11/472-473, H.no:10067; 11/484, H.no:10222; 11/329, H.no:8339.

"Cuma günü gusletme" maddesinin bir yanılgı eseri olarak alındığına şu rivayet değinmektedir: 11/271, H.no:7658 (Abdürrezzak - Ma'mer - Katâde - Hasan el-Basrî):

11/489, H.no: 10291 {Muhammed b. Ca'fer - Saîd - Katâde - Hasan el-Basrî)

Hadisin ilk bölümünün Ebu'd-Derdâ'dan (Radıyallahü anh) şahidi:

Bk. Müsned, VI/440, H.no:27354 (müphem bir râvi bulunduğu İçin İsnadı zayıftır); Vl/451, H.no:27422 (senedinde inkıta bulunduğu için bu rivayetin de isnadı zayıftır: Hamza Ahmed bunun isnadı için sahih hükmü verir); Müslim, Müsâfırûn, 86 (Müslim, bu rivayeti muttasıl ve sahih bir isnadla nakletmiştir:

Ebû Dâvûd, Vitir, 7, H.no:1433 (Ahmed b. Hanbel'in ikinci isnadı gibidir, rivayette inkıta vardır);

Yasaklanan maddeler ile İlgili bölümün Abdurrahman b. Şİbl'den (Radıyallahü anlı)

şahidi için bk. 829/1699. hadis

Şuayb el-Arnayut senedinde Yezîd b. Ebû Ziyâd el-Kuraşî el-Hâşimî bulunan rivayetleri zayıf, Ahmed Muhammed Şâkir ise sahih olarak değerlendirmiştir. Diğerlerinin senedlerinde bulunan Ali b. Âsim ve Leys b. Ebî Süleym sebebiyle rivayetleri tenkit etseler de rivayetler mütâbaallan ile kuvvetlenir.

[96] Bennâ, age., [V/86

[97] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/208-210.

[98] Sened:

Hasen: Müsned, m/438, H.no:15194; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, XX/189, H.no:419; Beyhakî, 11/289. Heysemî, hadisin Ahmed b. Hanbel ve Taberânî tarafından nakledildiğini, senedinde hakkında tenkid bulunan İbn Lehîa'nın bulunduğunu, ayrıca Zebbân b. Fâid'in zayıf olduğunu belirtir. Bk. Mecma\ 11/79. İbn Lehîa. ile İlgili geniş bilgi için bk.22/64. hadis. Zehebî, Zebbân b. Fâid el-Habrânî'nin (v.155/772) zayıf olduğunu söyler. Tirmİzî bir. İbn Mâce iki, Ebû Dâvûd üç, Ahmed b. Hanbel ise 35 rivayetini nakleder. Tirmİzî tenkît etmemiştir. Bk.Sünen, Cum'a. 17, H.no:513; Ahmed Muhammed Şâkir Tirmizî'nİn şerhinde bu râvî hakkında şu değerlendirmeyi yapar: "Ahmed b. Hanbel ve Yahya b. Maîn zayıf saydı. İbn Hıbbân ise "Gerçekten münkeru'l-hadistir. Sehl b. Muâz'dan rivayette tek kaldı. Sanki mevzu gibidir. Onunla delil getirilmez" der. Ebû Hatim: "Salih bir şeyh" olduğunu söyler. Bende oluşan kanaata göre hadisi hasen derecesinin altına düşmez.". Aynca bu râvi hakkında bilgi için bk.496/804. hadisin tahrici.

[99] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/210-211.

[100] Sened:

Sahih: Müsned, V/172, H.no:21400; Ebû Dâvûd, Salât, 161, H.no:909; NesM, Sehv, 10. H.no:1193;//w Huzeyme, 1/244, H.no:482; Dârimi, Salât, 134, H.no:1430. Yunus b. Yezid'in (v.159) İbn Şihâb ez-Zührî'den (v.124) işittiği rivayetleri kuvvetli nakillerdir. Hârİs el-Eş'arî'den (Radıyallahü anh) şahidi:

Mümed, IV/130, H.no:17104; Mükerrer rivayet için bk. IV/202, H.no:17727; TirmizU Edeb, 78, H.no:2863 (hasen-sahih).

[101] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/211-212.

[102] Sened:

Sahih: Müsned, VI/70, H.no:24293; Diğer rivayet için bk. VI/106, H.no:24627; Buharı, Ezan, 93; Ebû Dâvüd, Salât, 161, H.no;910; Tirmizî, Cum'a, 60, H.no:590 (hasen-garib); Nesâî, Sehv, 10, H.no:1194, 1197.

[103] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/212.

[104] Hasen: Müsned, VI/442-443, H.no:27370; Bennâ hadisin isnadının ceyyid olduğunu belirtir. Bulûğu'l-emânî, IV/88. Eserinin bir başka yerinde ise hasen olduğunu ifade eder. Bk.age., fiW.^ Heysemî, Taberânî'nin rivayet ettiği hadisin senedinde zayıf kabul edilen Atâ b. Aclan'ın bulunduğunu belirtir. Bk. Mecma', 11/80; Bir başka yerde senedinde Meymûn Ebû Muhammd'i

bulunduğunu söyleyerek, Zehebî'nin "Bu râvî tanınmıyor" dediğini nakleder. . Mecma MI/278;

Bu rivayet 210/518. hadiste zikredilmişti. Ayrıca 368/10794. hadiste de tekrar edilecektir. Benzer bir rivayet için bk. 211/519. hadis (Müsned, VI/450, H.no:27417).

[105] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/213.

[106] " Sened:

Sahih: Miisned, IV/242, H.no:18033; Benzer rivayetler için bk. IV/241, H.no:18021; IV/242, H.no:18030 (823/1693. hadis), 18032; IV/243-244, H.no:18048; Mâlik, Taharet, 33; Abdürrezzâk, H/271, H.no:3331; Ebû Dâvûd, Salât, 50, H.no:562; Tinnizt. Saiât, 167, H.no:386; Dârimî, Salât, 121, H.no:14U; îbn Huzeyme, 1/227, H.no:441; Hakim, 1/324-325, H.no:745 (Hâkim: Şerik b. Abdullah, Muhammed b. Aclan'dan rivayet etti" derken. Zehebî ise: "Şerik, İbn Aclan'dan, o babasından, babası da Ebû Hüreyre'den nakleder" der); Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebtr, XIX/146, H.no:321; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, IH/230; Hadis Ebû Üsâme el-Hannât (bazı nüshalardaki "Hayyât" hatalıdır) sebebiyle hasen gösterilmiştir. İbn Hıbbân sika, Dârekutnî mechûl sayar, fakat bu râvinin mutâbîleri vardır.

Hadisin Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anlı) şahidi için bk. Taberânî, d-Mu'cemü'l-evsat, 1/256, H.no:838: Hâkim, 1/324-325, H.no;744. 746 (Hakim. Buhârî ve Müslim'in şaıtına/rüvîlerine uygun olarak sahih olduğunu söyler, Zehebî de bu görüşü onaylar). Heysemî, Mecmu'. 1/240;

Teşbîk (parmakların birbirine geçirilmesi) ile ilgili olarak Ebû Saîd el-Hudrî'nİn mevlâsından nakledilen rivayet iç İn bk. bir önceki 316/1186. hadis. Şerîk b. Abdullah b. Ebû Şerik en-Nehaî (v. 177/793) hakkında bilgi için bk. 145/453. hadis.

Ayrıca bk. 196/504 ve 317/1187. hadisler.

[107] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/214.

[108] Hasen: Miisned, IV/242, H.no: 18030; Bu rivayet senedindeki müphem râviler sebebiyle zayıftır. Fakat hadis diğer rivayetlerle kuvvetlenmektedir. Bk. 196/504, 317/1187 ve 822/1692. hadisler.

[109] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/214.

[110] Sahih: Ebû Davud, Salaı. 168, No: 916; İbn Huzeyme. 1/245, No: 486Senedin sıhhati için bk «enna, age., IV/89

[111] Bu açıklamnın geçtiği uzun rivayet için bk. Ebû Davud,C\î\ad, 17. No- 2501- Nesâi es-^ıenü'1-kübra, V/273, No: 8870; Hakim, 1/362. No: 864

[112] Sened:

Sahih: Ahmed b. Hanbel, 1/275; Nesai, es-Sünenü'l-kübra, I/19I, No: 529; An Huzeyme, 45, No: 485 (İbn Huzeyme rivayetin sonunda şöyle dedi: namazda dönerdi sözünden sağa ve sola gözüyle bakardı, anlaşılır.)

[113] Tîrmizi'deki rivayetle şeklindedir. Bk. Sünen,

1!,3; ^°' No: 587; Ay°ca 'bn Huzeyme de rivayetinin sonunda böyle bir açıklama ekledi. Sahih, 1/245, No: 485

[114] İbn Abdilber, Temhid, XVll/393

[115] İmam Muhammed, el-Camiu's-sağîr. 101; el-Hucce, 1/203-204

[116] Bu rivayetler için bk. Zeylai'. Nasbıı'r-raye, 1/4753; Ayrıca bk. Heysemi, Mecmeu'z-zevâid, 1/246,11/82

[117] Selinim, el-MüdevvenetU'l-kübra, 1/100; Şirazi, Mühezzeb, 1/24: İbn Teymiyye el-Harrânî, Şerhu'l-Umde, 1/323

[118] Nevevi, Mecmu', IV/464; İbn Nüceym, el-Bahru'r-râik, 11/22; Azimâbâdi, Avnü'l-Ma'bûd, 0/189

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/215-216.

[119] Sened:

Sahih: Müsned, III/109, H.no: 12004; Benzer rivayetler için bk. III/112, H.no:12043; III/115, H.no:12085; IH/116, H.no:12094; III/140, H.no:12366; IH/258, H.no:13645; Buhâri, Ezan,

92; Ebû Dâvûd, Salât, 163, H.no:913; Nesâî, Sehv, 9, H.no:1191; /ön Mâce, İkâme, 68, H.no:1044; Dâr/mi", Salât, 67, H.no:13Ü7. Hadisin şâhidleri:

Ebû Hüreyre'den (Radıyaüahü anh) şahidi için bk. 825/1695. hadis.

İsmi belirtilmeyen bir sahâbiden (Radıyaüahü anh) şahidi İçin bk. 826/1696. hadis.

Câbir b. Semüra'dan (Radıyaüahü anh} şahidi için bk. 827-828/1697-1698. hadisler.

Bk. MösneJ, V/258, H.no:22126.

[120] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/216-217.

[121] Sahih: A/fened, 11/333. H.no:8389; Benzer rivayet için bk. 11/367, H.no:8788 Müslim, Salât, 118; /Vesâf, Sehv, 40, H.no:1274; Müslim ve Nesâî'nin rivayetlerinde (kaydı bulunmaktadır. Bu ziyâde Ebû Hüreyre'den hadis aian A'rac pbdurrahman b. Hürmüz '^J-Ü ity ziyadesi ile); Tirrnizî, Salât, 161. H.no:378 (Ebû Cühayfe'den (Radıyallahü anh) şahidi bulunmaktadır); Dârimi. Salât. 104, H.no:l386. Senedinde yer alan isi b. Süfyân et-Temîmî el-Basrî el-Yerbûî zayıf biridir. Fakat Süleyman b. Ebû Müslim el-Ahval el-Mekkî bu râvinin ınütâbiidir. Ebû Davud'un ziyâdeli rivayetinde Atâ'nın talebesi olarak bu zatı görebiliriz. Ayrıca bk. îbn Huzeyme, 1/379, H.no:772; U/60, H.no:918; îbn Hıbhân, Vl/117, H.no:2353; Hâkim, 1/384, H.no:931 (Hâkim, Buhârî ve Müslim'in şartına göre rivayetin sahih olduğunu söyler. Zehebî de bu görüşü onaylar); Beyhakî, 11/242.

Îbn Mâce'nin rivayetinde ise mütâbi Hasan b. Zekvân'dır:

Bk. îbn Mâce, İkâme, 42, H.no:966; Bİr diğer mütâbî Âmir el-Ahval'dir Bk. Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat, 11/70, H.no:1280. Ebû Cühayfe'den (Radıyallahü anh) şahidi:

Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat, VI/193, H.no:6164; el-Mu'cemü"l-kebîr, XXII/111, H.no:283 Mu'cernü's-sağîr, 11/110, H.no:

867. Bu rivayetin de senedinde Hafs b. Ebî Dâvûd bulunmaktadır. Bu râvi hakkındaki ihtilâfa rağmen zayıf bîridir.

Ebû Hüreyre'nin (Radıyallahü anh) hadisi ise şâhid ve mütâbaaıları ile hasen li ğayrihî seviyesine yükselmektedir.

[164] İbnü'1-Esir, Nihaye, 11/355.

[165] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/230-231.

[166] Sahih: Müsned, IV/67, H.no:16581 (Bu hadis hatam Hayye b. Habis et-Temîmî başlığa altın-^a yer almıştır. Hayye b. Habis ise babası Habis b. Rabîa eı-Temîmî'den bu hadîsi nakleder. Halbuki bu sahâbinin nazarın hak oluşu İle ilgili naklettiği rivayetten başka bir nakli bulunmamaktadır); Mükerrer rivayet için bk. V/379. H.no:23110; Nesâî, es-Sünenü'1-kübrâ, V/488, H.no:9703; Bu üç rivayetin senedindeki müphem sahâbinin Ebû Hüreyre olduğunu Ebû Davud'un rivayetinden Öğreniyoruz:

Ebû Dâvûd, Salât, 82, H.no:638; Libâs, 25, H.no:4086; Beyhakî, es-SUnenü'l-kübrâ, 11/241-242; $uûfc«7-/mân, V/145-146, H.no:6126-6I27.

Heysemî, hadisi Mizzî'nin Nesâî'ye tıisbet ettiğini, fakat Sünen-i Suğrâ'da bulamadığını, Sünen-i Kübrâ'da nakledilmiş olabileceğini, Ahmed b. HanbeFin râvilerinin sahih hadis ricali olduklarını belirtir. Bk. Mecma', V/125.

[167] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/231-232.

[168] Azimâbâdi, Avnti'l-Ma'bÛd, 11/240

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/232.

[169] Sahih: Müsned, VI/37, H.nc:23969; İkinci rivayet VI/46, H.no:24072; Benzer rivayetler için bk. V1/177, H.no:25321:

VI/199, H.no:25511 VI/208, H.no:25610; Mâlik, Salât, 67-68; Buharı, Salât, 14; Ezan. 93; Libâs, 19; Müslim, Mesâcid, 61-63; Ebû Dâvûd, Salât, 163. H-no:914; Libâs, 8, H.no:4052; Nesal Kıble. 20. H.no:77I: İbn Mûce, Libâs. I, H.no:3550.

[170] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/233.

[171] Nevevt, Şerhu Sahihi Müslim, V/43; İbn Hacer, Fethu'i-Bâri, 1/483

[172] Nevevi- a§e- V/43; İbn Hacer, age., 1/483 '

[173] Bk. İbn Hacer. Fethıt'l-Bâri, 1/483

[174] Bennâ, age., IV/99-100

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/233.

[175] Sened:

Sahih: Müsned, VI/129, H.no:24860; Benzer rivayetler için bk. VI/10I, H.no:24579:

VI/204, H.no:25562; VI/146, H.no:25012; VI/70, H.no:24294; VI/99, H.no:24556; VI/137, H.no:24945; VI/199, H.no:25504; VI/220, H.no:25718; VI/249, H.no:25996; VI/330, H.no:26683-26684; VI/251, H.no:26014; VI/179. H.no:25336; VI/245, H.no:25962; Müslim. Taharet, 75; Ebû Dâvûd, Salât, 133, H.no:367, 370: Tirmizî, Cum'a, 67. H.no:600 (hasen-sahih); Edeb, 49, H.no:2813 hasen-garib-

sahih); We.vaf, Kıble. 17. H.no:766.

Hz. Peygamber'in eşi olan Meymûne annemizden (Radıyallahü anha) şahidi için bk. 30/834. hadis

[176] Karahisari, Ahter-i kebir. 11/339

[177] Karahisari, age., 11/286

[178] Bu kayıt için bk. İmam Şafiî, es-Sünenü'l-me'sûra, 298, Nü: 147

[179] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/234.

[180] Azimâbâdi, Avnü'l-Ma'bûd, 11/22, 237

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/234-235.

[181] Sahih: Müsned, 11/6, H.no:4509; Benzer rivayetler için bk. 11/34-35, H.no:4908; 11/29, H.no:4841; 11/53, H.no:5152; H/32, H.no:4877 11/66, H.no:5335;

II/18, H.no:4684 11/72, H.no:5408; 11/141, H.no:6265; 11/144, H.no:6306; 11/99, H.no:5745 Mâlik, Kıble, 4; Buhârî, Salât, 33; Ezan, 94; Amel, 12; Edeb, 75; Müslim, Mesâcid, 50; Nesâî, Mesâcid, 31, H.no:722; İbn Mâce, Mesâcid, 10, H.no:763.

Ebû Dâvûd ve Dârimî'nİn rivayetinde bu hadisenin hutbe esnasında cereyan ettiği anlatılmaktadır:

Bk. Ebû Dâvûd, Salât, 22. H.no:479; Dârimt Salât, 116, H.no:i404.

Heysemî, yine İbn Ömer'den (Radıyallahü anhüma) nakledilen ve Bezzar'a nisbet ettiği bir hadiste şöyle buyrulur: "Kıbledeki tükürük kıyamet gününde sahibinin yüzünde iken ba'solur/dirilir." Bu rivayetin senedinde Âsim b. Ömer var. Buhâri ve birçok âlim onu zayıf saydı. İbn Hıbbân Sikât'ında zikretti. Bk. Mecma', 11/19. Enes'ten (Radıyallahü anh) şahidi İçin bk. 327/1197. hadis. Ebû Saîdel-Hudrî'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 324-325/1194-1195. hadisler. Ayrıca bk.322/1192. hadis.

[182] Bu ziyade için bk. Müsned Trc. 322/1 192 nolu hadis

[183] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/235.

[184] 'Sened:

Sahih- Müsned. 111/109, H.no:12002; Benzer rivayetler için bk. III/109, H.no:12001; M/176, H.no:I2745; III/214, H.no:13176; III/234, H.no:133S4-133485; 111/273, H.nû:13823; 111/278. H.[io:13888; 111/291. H.no:1403!; III/269, H.no:13780; III/245, H.no:13501; III/191-192, H.no:12926; 111/188. Etm: 12394; İII/I99-200, H.no:130Ü0; III/252, H.no:13581; 111/238. H.iiü:13434; 111/209, H.no: 13 115; III/277. H.no: 13883; III/173. H.no: 12711 Cil^İ) lâfzı ile: 111/274, H.no:i3841; III/232. H.no:13367 fj>>J) lâfzı ile; 111/289. H.no:14008; 111/183, H.no: 12825-12826 (fa) lâfzı ile; 10/252. H.no:I3581; 111/212. H.no:13l49 111/238, H.no:13434 (wM; Buharı, Mevâkît, 8; Salât, 37; Müslim, Mesâcid, 54, 56; Ebû Dâvüd, Salât, 22, H.no:474-475; Tirmizî, Cum'a, 49, H.no:572; Nesât, Mesâcid, 30, 35, H.no:721, 726; İbn Mâce, Mesâcid, 10, H.no:762; Dârimî, Salât, 116, H.no: 1402-1403.

Hadisin şâhidleri:

a-Ebû Saîd el-Hudrî'den (Radıyallahü anh) şahidi İçin bk.324/1194. hadis.

b-Târık b. Abdullah'tan (Radıyallahü anh) şahidi için bk.332/1202. hadis.

c-Huzeyfe'den (Radıyallahü anh) şahidi: Heysemî, hadisin Bezzâr tarafından nakledildiğini, râvilerinin sahih hadis ricâü olduklarını belirtir. Bk. Mecma', 11/18-19.

d-Semüra b. Cündüb'den (Radıyallahü anh) şahidi: Heysemî, hadisin Bezzâr ve Taberânî'nin Kebîr'inde nakledildiğini, senedinde zayıf olan Yusuf b. Hâlid es-Semtî'nin bulunduğunu belirtir. Bk. age., 11/19.

e-îbn Ömer'den (Radıyallahü anhüma) şahidi için bk.322/1192 ve 841/1711. hadis. Ayrıca şöyle bir rivayet de nakledilir: Heysemî, hadisin

Bezzâr tarafından nakledildiğini, senedinde Asım b. Ömer'in bulunduğunu, bu râviyi Buharı'nin ve bir topluluğun zayıf saydığını, İbn Hibbân'ın ise Sikât'ında zikrettiğini belirtir. Bk. age., W\9,

f-Ebû Ümâme'den (Radıyallahü anhj şahidi: Heysemî, hadisin Taberânî'nin Kebîr'inde nakledildiğini, senedinde çok zayıf olan Cafer b. ez-Zübeyr'in bulunduğunu belirtir. Ebû Ümâme'den nakledilen bir rivayet için de Heysemî şöyle der: "Bu hadis de Taberânî'nin

de nakledilir. Senedinde zayıf olan Ubeydııllah b. Zahr ve Ali b. Yezîd baluamakta--r Bk. age., 11/19.

Ayrıca 326-327/1196-1 197. hadise bk.

[185] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/236.

[186] Sahih: Müsned, 11/415, H.no:9337; Benzer rivayetler için bk. H/266, H.no:7598:

11/324, H.no:8280 ziyadesi ile; 11/260, H.no:7522 (323/1193. hadis); II/471-472, H.no:10052; 11/532. H.no:10833; 11/250, H.no:7399:

H/318, H.no:8217 (Hemmâm, H.no:124):

f, Salât, 33-35, 38; Mto/im, Mesâcid, 52-53; Wes4f, Taharet, 193, H.no:308; Ebû Oavûd, Salât, 22, H.no:477; İbn Mâce, Mesâcid, 10, H.no:761; İkâme, 61, H.no:1022; Dânmî, Salât, 116, H.no: 1405.

Câbir b. Abdullah'tan (Radıyallahü anh) şahidi: IH/324, H.no:14407; Benzer rivayetler için bk. IIV337, H.no:14560; ÖI/395,H.no: 15196.

Enes'ten (Radıyallahü anh) şahidi: Heysemî, hadisin Taberânî'nin Evsafında nakledildiğini, râvilerinin sahih hadis ricali o'dukianrn belirtir. Bk. Mecma', 11/19. Heysemî aynca hadisin EbÛ Ümame, Sa'd b. Ebî

Huzeyfe' Semüra b. Cündub, İbn Ömer, Abdullah b. Amr, Amr b. Hazm e ibn Mes'ûd'dan (Radıyallahü anhüm) da şâhidierini verir. Bk. age., 11/18-19. Ayrıca bk. 323/1193. hadis.

[187] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/237-238.

[188] İbn Huzeyme, 111/83; Ebû Davûd, Efıme, 40; İbn Hıbbân, IV/518; Beyhakî, 111/76

[189] Bk. Müsned Trc. H.no: 328/1198

[190] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/238.

[191] Sened:

Sahih: Müsned, 11/30, H.no:4849; Benzer rivayet için bk. 11/106, H.no:5836:

£öiî DüvwJ, Salât, 156, H.no:903 Nesâî, İftitâh, 12, H.no:891. Hz.Aişe'den (Radıyaltahii anim) şâhîdi:

Buhârî, Ezan, 50 (mevkuf olarak).

Ebû Hüreyre'den (Radıyaltahii anh) şahidi için bk. 845/1715. hadis.

[192] Râbe (vlı); şüphelendirdi, vehim verdi man aşırıdadır, Arapçada bir deyim olan bu söz doğru analaşılmaS! için burada 'sevk etti' şeklinde terceme edildi.

[193] Bk. Bennâ., IV/104

[194] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/239.

[195] Sened:

Sahih: Müsned, U/290, H.no:7884; Benzer rivayetler için bk. 11/295, H.no:7917; 11/232, H.no: 7175:

11/331, H.no:8356 11/399, H.no:9153 Bm/ıüh, Amel, 17; Müslim, Mesâcid, 46; Ebû Dâvûd, Salât, 172, H.no:947; Tirmizî, Salât, 164, H.no: 383 (Hadisin hasen-sahih olduğunu ifade eden Tirmizî şöyle bir rivayetin varlığına da dikkat çeker: Neidf, İftitâh, 12, H.no:888; Dünmj, Salât, 138, H.no:1435.

[196] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/240.

[197] Azİmâbâdi, Avnü'l-Ma'bûd, 01/120

[198] Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, V/36; Azinıâbâdİ, age., IH/120; Bennâ, age.. İV/105; Şevkani, Neylü'l-eviar, 11/383

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/240-241.

[199] senea:

Sahih: Müsned, III/312, H.no:14281; Ziyâdeli rivâyeı için bk. IH/334, H.no:14523; Benzer rivayetler için bk. III/339-34Ü, H.no: 14577 III/300, H.no: 14134

III/379, H.no:15001; III/388, H.no:15104; III/351, H.no;14724 (ortasında ziyadesi ile; III/363, H.no: 14844 fa 111/388-389, H.no:15113; III/350-351, H.no:14719:111/332, H.no: 14491:

[200] Bazı rivayetler de şöyledir:

Bk. 111/330, H.no: 14470; III/304-305, H.no: 14206; [ü/378, H.no: 14978 EH/380, H.no: 15011 111/296, H.no:14088 (437/1307. hadis); Suftârf, Salât, 31, Taksir, 7, 9; Amel, 15; Meğâzî, 34: Müslim, Mesâcid, 36-38; Ebû Dâvûd, Salât, 166, H.no:926, Sefer, 8, H.no:1227; Tinnizî, Salât, 143, H.no:351; Nesâî, Sehv, 6, H.no: 1187-1188; İbn Mâce, İkâme, 59, H.no:I0L8; Dûrimî, Salât, 181, H.no:1521.

Câbİr b. Abdullah'tan (Radıyallahil anhüma) nakledilen diğer bir rivayet için bk. 437/1307. hadis. 560 Bk. İbn Hacer, age., VE/429; Bennâ, age., IV/106

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/241-242.

[201] seneü:

Sahih: Müsned, V/104, H.no:20898; Benzer rivayetler için bk. V/105, H.no:20904:

Heysemî, hadisin Ahmed b. Hanbel ve Taberânî tarafından nakledildiğini, Taberânî'nin râvilerinin sahih hadis ricali olduklarını belirtir. Bk. Mecma', 11/87. Hadisin sahicileri: a-Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh) şahidi:

11/298, H.no:7956; fiu/itîrf, Salât. 75; Amel, 10; Bed'iil-halk, 11; Tefsîr, 38/1: Enbiyâ. 40 ziyadesi ile; Müslim, Satât, 39.

b-Ebû Saîd el-Hudrî'den (RadıyallahU anh) şahidi için bk. 456/1326. hadis. (Müsned. g/82-83, H.no: 11719; Heysemî. senedindeki râvjlerin sika olduklarım belirtir. Bk. Mecma', H/87). Ebû Saîd el-Hudrî'den (Radıyallahii anh) farklı bir rivayet için 455/1325. hadise bk.

c-Ebu'd-Derdâ'dan (Radıyallahii anh) şahidi:

Müslim, Salât, 40; Mu^f, Sehv, 19, H.no:1213.

[202] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/243.

[203] Sahih: Müslim, Mesâcid 40, (542); Nesâi, es-Sünenü'l-kÜbra, 1/196, No: 549, 1/361, No: 1138; İbn Huzeyme, 11/50, No: 891 Sened:

[204] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/243-244.

[205] Sahih: Müsned, IV/332, H.no:İ8833; Ebû Dâvûd, Salât, 166, H.no:925; TirmizU Salât, 154, H.no:367 (Bilâl, Ebû Hüreyre, Enes ve Âİşe'den de şahidi vardır. Suheyb hadisi hasendir);

Nesâî, Sehv, 6, H.no: i 184-1185 İbn Mâce, İkâme, 59, H.no: 1017 (jC

Hadisin şâhidleri:

a-Ammar b. Yâsİr'den (Radıyalîahü anlı) şâhîdİ:

r, IV/263, H.no:18234; Nesâî, Sehv, 6, H.no:1188 (Bu rivayet 799/1669. ha-dİste de şâhid olarak zikredildi).

b-İbn Mesûd'dan (Radıyalîahü anh) şahidi İçin bk. 799/1669. hadis.

c-Bilâl'den (Radıyalîahü anh) şahidi için bk. 849/1719. hadis.

d-Benî Amir'den (Btr rivayette; Benî Kuşeyr'den) bir kişi Ebû Zerr'in (Radıyalîahü anh) yanına girdiğinde namazda iken selâm verdiği, Ebû Zer'in ise bu selâmı almadığına dâir rivayet için bk. 17/868. hadis.

[206] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/244-245.

[207] senen:

Sahih: Müsned, VI/12, H.no:23771; Ebû Dâvûd, Salât, 166, H.no:927: Tirmizî Salât, 154, H.no:368 (Tirmizî: "Bilâl (Radıyallahii anh) hadisi hasen-sahih, Suheyb hadisi hasendir" der ve Şunları ekier:

"Bence (birinin senedi hasen olsa da) her iki hadis de sahihtir. Suheyb kıssası ile Bilâl kıssaları farklı rivayetlerdir. Her ne kadar İbn Ömer her ikisinden de bu rivayeti nakletmiş °lsa da her ikisi İle aralarında benzer hâdise yaşanmış ve İbn Ömer ikisinden de hadis nakletmiş olabilir".

Hadisin şâhidleri için bir önceki (848/1718.) hadisin tahricine bk.

[208] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/245.

[209] Sened:

Sahih: Müsned, III/138, H.no:J2347; Ebû Dâvûd, Salât, 170, H.no:943. Râvileri sahih hadis ricalidirler.

Ayrıca bk. 745/1615. hadis.

[210] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/246.

[211] Sened:

Sahih: Müsned, U/290, H.no:7880-7882 (Ahmed b. Hanbel bu hadisi hocası Mervân b. Muâviye el-Fezârî kanalı ile üç ayrı isnadla ve aynı metinle nakleder: a- Mervân - Yezîd b. Keysân -Salim b. Ebi'1-Ca'd "Bu bir eserdir, hadis değildir, isnadı sahihtir", b-Mervân - Avf- Hasan -Hz. Peygamber "Hasan-ı Basrî'nin mürseli olduğu için isnadı zayıftır", c-Mervân - Avf- İbn Şîrîn - Ebû Hüreyre - Hz. Peygamber "Bu merfû muttasıl isnâd sahihtir"); Benzer rivâyetlerdeki hadisin metni şöyledir:

Bk. 11/529, H.no:10795; 11/507, H.no:10540; 11/492-493, H.no:10337-10339; 11/479. H.no:10165; 11/473, H.no:10070; 11/440, H.no:9644; 11/432, H.no:9551; 11/376, H.no:8877; 11/241, H.no:7283; 11/261, H.no:7541; 11/317, H.no:8189 (Hemmâm b. MünebbUYin sahifesİ, H.no:95); Buhân, Amel, 5; Müslim, Salât, 106-107; Ebû Dâvûd, Salât, 169-170, H.no:939, 944; Tirmizî, Salât, 155, H.no:369; Nesâî, Sehv, 15-16, H.no:1205-1208; İbn Mâce, İkâme, 65, H.no:1034; Dârimi, Saİât, 95, H.no:1370. Ebû Htireyre'den nakledilen bu rivayet için bk. 855/1725. hadis.

Ebû Hüreyre (RudıyalUıhü anh) hadisinin sahicileri:

a-Câbir'den (RadıyallaMunh) şahidi için bk. 853/1723. hadis.

b-Sehl b. Sa'd es-Sâidî'den (Radtyallahü anh) şahidi için bk. 854/1724. hadis.

c-İbn Ömer'den IRadıytdlahii anhüına) şahidi:

Bk. İbn Mâce, İkâme, 65, H.no: 1036.

[212] Bk. Müsned Trc. 852/1722 nolu rivayetin tahricindeki haberler.

[213] Bennâ, age., IV/108

[214] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/246.

[215] Sened:

Hasen: Müsned, 1/79, H.no:598; Mükerrer rivayet için bk. 1/103. H.no:809 (z.); Benzer rivayetler için bk. 1/98, H.no:767 (Bu rivayeti Ahmed b. Hanbel hocası Yahya b. Âdem'den İbnü'l-Mübârek kanalı ile aynı isnadla nakleder); 1/112, H.no:899; Bu rivayetlerin sened-lerinde Ali b. Yezid el-EIhânî bulunmaktadır. Bu râvi zayıf sayılmıştır. İbn Hacer ve Zehebî de zayıf sayanlardandır. Bk. Takrîb, Trc.no:48l7; Kâşif, Trc.no:3983. Tirmizî ve İbn Mâce yedi, Dârimî bîr ve Ahmed b. Hanbel 40 rivayetini nakleder. Tirmizî hadisleri için: "Âlimler zayıf saydılar" Buyu", 51, H.no:1282; "hasen" Zühd, 35, H.no:2347; Zühd, 61, 2406; "isnadı kuvvetli değildir" İsti'zân, 31, H.no:2731; "Buharı hadiste zayıf sayıldığını söyledi" Tefsîr, 31/1, H.no:3195. Tamamen farklı bir İsnadla nakledilen hadisin metni şöyledir:

Bk. 1/77, H.no:570; Sadûk sayılan Abdullah b. Nücey'in Hz. Ali'den naklettiği bu rivayetin bir benzeri nakil de şudur:

Bk. 1/80, H.no:608; 1/139, H.no:1172; 1/83, H.no:632 (438/746. hadis); 1/104, H.no:815; 1/85, H.no:647; î/107, H.no:845; I/İ50, H.no:1289; 1/148, H.no:1269; 1/146, H.no: 1246-1247. Müsned'deki benzer rivayetler şu lafızlarla rivayet edilir (Bu hadislerin tercemeleri "Lİbâs ve Zînet" konusunun "içinde suret, köpek ve cünüp bulunan eve meleklerin giremeyeceği" bölümünde (155-167/7178-7190. hadislerde) terceme edilecektir. Nesâî,$ehv, 17. H.no: 1209, 210 1211:

İbn Mâce, Edeb, 56. H.no:3708.

Rivayet mütâbaatî ile birlikte hasen seviyesine yükselir. Bu rivayetleri 438/746. hadisle birlikte değerlendiriniz.

[216] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/247.

[217] Sahih: Müsned, III/340, H.no:14589; Benzer rivayetler için bk. IH/348, H.no:14686; IH/357, H.no:14795; Hadisin senedinde İbn Lehîa bulunmaktadır. Bu râvî i!e ilgili geniş bilgi için bk.22/64. hadis.

Hamza Ahmed ez-Zeyn 14589 ve 14686. hadisleri İbn Lehîa sebebiyle hasen, 14686. hadisi de bu râvi bulunmadığı için sahih saymıştır.

Hadis hasen seviyesinde kabul edilse bile mülabat ve şâhidieri ile sahih li ğayrihî seviyesine yükselir.

Ebû Hüreyre ve diğer sahabeden (Radıyallahüanhüm) şâhidieri İçin bk. 851/1721. hadis.

[218] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/248.

[219] Sahih: Müsned, V/330, H.no:22700; Benzer rivayetler için bk. V/331, H.no:22706; V/332, H.no:22714 (1401/2271. hadis); V/332-333, H.no:22715; V/335-336, H.no:22338; V/336, H.no:22746; V/337, H.no:22750; V/338, H.no:2276l; Mâlik, Kasr, 61; Buharı, Ezan, 684; Ezan, 48; Amel, 5, 16; Sehv, 9; Sulh, I; Müslim, Mesâcid, 102-104; Ebû Dâvûd, Salât, 169, H.no:940; Nem, İmame, 7. 15, H.no:782. 791. Sehv, 4. H.no:ll81; İbn Mâce, İkâme. 65, H.no: 1035; Dârimı, Salât, 95, H.no:1371.

Ebû Hüreyre ve diğer sahabeden şâhidieri için bk. 851/1721. hadis.

Bu hadis uzun bir rivayetten bir parçadır. Bu uzun rivayet için bk. 1401/2271. hadis.

[220] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/248.

[221] " Sened:

Sahih: Müsned, 11/440, H.no:9644; Benzer rivayetler için bk. 11/529, H.no:10795; 11/507. H.no:10540; 11/492-493, H.no:10337-10339; 11/479, H.no:10165; 11/473, H.no:10070; 11/432, H.no:9551; 11/376, H.no:8877; 11/317, H.no:8189 (Hemmâm b. Münebbih'in sahifesi, H.no:95); 11/241, H.no:7283; 11/261, H.no:7541; Buhârî, Amel, 5; Müslim, Salât, 106-107; Ebû Dâvûd, Salât, 169-170, H.no:939, 944; Tirmizl Salât, 155, H.no:369 (Bu konuda Hz. Ali, Sehi b. Sa'd, Câbir, Ebû Saîd ve İbn Ömer'den nakiller vardır. Ebû Hüreyre hadisi İse hasen-sahihlir); Nesût, Sehv, 15-16, H.no:1205-1208; İbn Mâce, İkâme, 65, H.no:1034; Dârimi, Salât, 95, H.no: 1370.

Ebû Hüreyre (RadıyaUahü anh) nakledilen diğer rivayet ve şâhidieri için bk. 851/1721. hadis.

[222] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/249.

[223] Sahih: Müsned, IV/25, H.no:16269; İkinci tarik: IV/25, H.no:16264 (Rivayetin sonunda Abdullah b. Ahmed b. Hanbel şöyle der: "(s^'1 ^*) ekini sadece (babamın hocası) Yezid b. Hâı-ûn nakletti"; Benzer rivayetler için bk. IV/26, H.no: 16278 rivayet ('^J' Ljı) lafzı ile başlar; Ebû Dâvûd, Salât, 157, H.no:904 lafzı ile; Naat, Sehv, 18, H.no:1212 $£&)) lafzı ile nakledilir. Abdullah b. Mübarek, Zühd. s.36, H.no: 109; İbn Huzeyme, 11/53,

H.no:900; Ebû Ya'lâ, III/174, H.no:1599; İbn Hıbbân, 11/439, H.no:665; İÜ/30, H.no:753; Hâkim, i/396, H.no:97I (Hâkim "Buhârî ve Müslim'in şartına/râviîerine uygun olduğu halde eserlerine almadıkları İsnadı sahih bir hadistir" der); Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 11/251;

Bennâ, hadisi Tirmİzî'ye de nisbet ederek Tirmizî'nin sahih saydığını söyler. ok.Bülûğu'l-emânî, 111/162, IV/1U. Fakat biz bu rivayeti Tirmizî'nin Sünen'İnde bulamadık.

Bu rivayet 486/1356. hadiste zikredilmişti.

[224] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/249-250.

[225] Sened:

Sahih: Müsned, VI/34, H.no:23943; Benzer rivayetler için bk. VI/96. H.no:24528:

VI/159, H.no:25134 sonunda şu ziyade vardır: VI/210, H.no:25637:

VI/202, H.no:25539; VI/224. H.no:25752; VI/229, H.tıo:25793; VI/231, H.no:25819; VI/249, H.no:25991; VI/251, H.no:26015; VI/270. H.no:26201; Mâlik, Kasr, 83; BwMn, Vudû', 45; Cenâiz, 3; FezâiIü'I-aKhâb, 5; Meğâzî, 84; Tıb, 21; Müslim, Salât, 92-97; Tirmtzl Menâkıb, 16. H.no:3672 (hasen-sahİh olan bu rivayet, îbn Mes'ûd, Ebû Mûsâ, İbn Abbâs. Salim b. Ubeyd ve Abdullah b. Zem'a'dan (Radtyaltahü anhiim) da nakledilmiştir); Nesâî, İmame, 40, H,no:831; Cenâiz, 11, H.no: 1837-1839; îbn Mâce. İkâme, 142, H.no:1232; Cenâiz, 65, H.ııo: 1627; Dârimi, Mukaddime, 14, H.no:82.

[226] Bu ek için bk. Nev&vi, Şerhu Sahihi Müslim, W /140; İbn Hzcev, Fethu'l-Bâri, 11/153

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/250-251.

[227] Kâsâni, Bedâiu's-sanâi', 1/235

[228] İbn Abdilber, Temhid, XXII/134

[229] İbn Hacer, age., 11/206,

[230] İbnMüflıh, Mübdi'. 1/5 17

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/251.

[231] Sened

[232] Sahih: Müsneâ, 11/248, H.no;7373; Benzer rivayetler için bk. 11/475. H.no:lG108; 11/473, H.no: 10072; 11/284, H.no:7804 H/233, H.no: 7178 (Mükerrer için bk. 11/490, H.no: 10306); 11/255, H.no;7463; Ebû Dâvûd, Salât, 165, H.no:921; Tirmizî, Salât, 170, H.no:390 (İbn Abbas ve Ebû Râfı'den de nakledilen Ebû Hüreyre hadisi hasen-sahihtir); NesâU Sehv, 12, H.no:1200-1201; İbn Mâce, İkâme, 146, H.no:1245; Dârimi, Salât, 178, H.no:1512.

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/251-252.

[233] Bennâ, age.,TV/113

[234] Sened:

Sahih: MfenoJ, VI/31, H.no:23909; İkinci rivayet için bk. VI/234, H.no:25848; Benzer rivayet için bk. VI/183, H.no:25379; Ebû Dâvûd, Salât, 165, H.no:922 (Hocası Ahmed b. Hanbel'den naklettiği hadislerden biridir); Tirmizî, Cum'a, 68, H.no:601 (hasen-garib); Nesâî, Sehv, 14, H.no:l204; Beyhakt, 11/265.

Tirmizî'nin rivayeti hasen saymasının sebebi Bürd b. Sinan'dır (v.135). Fakat Yahya b. Maİn, Nesâî, Ebû Hatim ve diğer cerh tadil âlimleri bu râvİyî sıka saymışlardır. Bk. Ahmed Muhammed Şâkir'in Tirmizî'nin Sünen'ine (Cum'a, 68, H.no:601) yaptığı haşiye. s:iBennâ, age., IV/I13

[235] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/252-253.

[236] Sahih: Müsned, IV/420, H.no:19658; Diğer rivayet için bk. IV/423. H.no:!9679:

Buhârî'nin metni şöyledir:

Bk. Buhârî, Amel, 11; Buhârî'nin diğer bir metni de şöyledir:

Bk. S«/^rf, Edeb. 80; Beyhakî, 11/266.

[237] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/253-254.

[238] Bennâ, age., IV71I4

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/254.

[239] Sened: Sahih: Müsned, 1/275. H.no:2485; Benzer rivayetler için bk. 1/275, H.no:2486 (862/1732. hadis); 1/306, H.no:2792; Tirmizt, Cum'a, 60. H.no:587 (Tirmizî "Bu rivayet garibdir" der. Fakat Ahmed Muhammed Şâkir haşiyede bütün nüshalarda bu şekilde kayıtlı olduğunu, bir nakilde de: "hasen-garib" dediğinin kayıtlı olduğunu, hattâ İmam Nevevî'nin isnadının sahih olduğuna dâir bir görüşünün bulunduğunu ifade eder ve kendisi de isnadının sahih olduğunu söyler); Nesâî, Sehv, 11, H.no:ll99; es-Sünenul-kübrâ, 11/191. H.no:529; İbn Huzeyme, 1/245, H.no:485 (ibn Huzeyme rivayetin sonunda şöyle dedi: namazda

dönerdi sözünden sağa ve sola gözüyle bakardı, anlaşılır); Dârekutnî, 11/83; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, XI/223, H.no:11559; Hâkim, 1/362, H.no:864 (Hâkim "Buhârî'nin şartı-na/râvilerine uygun olduğu halde eserine almadığı isnadı sahih bir hadistir" der. Zehebî de buna muvafakat eder); Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 11/13-14.

[240] Tirmizi'deki rivayette şeklindedir. Bk. Sünen, Cum'a, 60, No: 587; Ayrıca İbn Huzeyme de rivayetinin sonunda böyle bir açıklama ekledi. Bk. Sahih, 1/245, No: 485; Ayrıca bk. Müsned Trc. 862/1732 nolu rivayet.

[241] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/254.

[242] Sened:

Hasen: Müsned, 1/275, H.no:2482; İbn Ebî Şeyhe, 1/396, H.no:4548; Tirmizî, Cum'a, 60. H.no:588 (" ;ül=_tı ^j, ki; jii"r lafzı ile nakledilmiştir. Enes ve Âişe'den de birer nakil vardır); Hem mürsel, hem de müphem bîr rivayettir. Bu senedle rivayet zayıftır. Fakat 861/1731. hadiste bu rivayetin merfû ve muttasıl bir halde naklini görmekteyiz. Böylece bu rivayet de hasen li ğayrihî seviyesine yükselir.

[243] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/255.

[244] Sened:

Sahih; Müsned. 1/429, H.no:4()83; İbn EbîŞeybe, 1/396. H.no:4552.

[245] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/255.

[246] Kâsâni, age.. 1/97

[247] İbn Abdilber, Temhid, XX/95

[248] Kâsâni, age., 1/241

[249] İbn Abdilber, age., XX/95

[250] Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, V/20; Şirbînî, Muğni'l-muhtac, 1/199

[251] İbn Müflih, Mübdı, 1/484

[252] İbn Abdilber, age., XVII/391; Kâsâni, age., 1/215; Şirbini, age., 1/201; İbn Müflih, Mübdi', 1/476

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/255-256.

[253] Sened:

Sahih: Müsned, V/303, H.no:22483; Benzer rivayetler için bk. V/295, H.no:22418 (420/1290. hadis); V/296, H.no:2243i; V/303, H.no:22478; V/303, H.no:22483; V/304, H.no:22488 (865/1735. hadis); V/310, H.no:22544 (Bu rivayette "İnsanlara imamlık yapıyor, namaz kıldırıyordu" ziyadesi vardır); V/311, H.no:22550; Mâlik, Kasr, 81; Buharı, Salât, 106; Edeb, 18; Müslim, Mesâcid, 43; Ebû Dûvûd, Salât, 165, H.no:917-919, 920:

[254] Mesâcid. 19, H.no:709; Sehv, 13. H.no: 1202-1203: Dâri/nf, Salât, 93. H.no: 1367. Peygamber efendimizin kızı Zeyneb'in kocası Ebu'l-As b. er-Rabf b. Abdüluzzâ'dır. Bu İsim bazı eserlerde Ebu'l-Âs b. Rabîa b. Abdüşşems olarak geçer. Bk. Mâlik, Kasr, 81; Buhâri, Salât, 106. Ayrıca bk.420/L290 ve 865/1735. hadisler.

[255] Bu kısım metinde hâl cümlesi olduğu halde rahat anlaşılması için bu şekilde terceme edildi.

[256] Metindeki atık kelimesi, boyun ile omuzlar arası yer İçin kullanılır. Bk. İbnü'1-Esir. Nihaye, 1/333

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/256-257.



[257] Bennâ, age., IV/117

[258] Bk.Bennâ,age.,IV/118

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/257-258.

[259] Sahih: Müsned, Vl/466, H.no;27519 (Müsned'in normal leribindeki en son hadisi); Mükerrer rivâyet için bk. ni/493-494. H.no:15975; İbn EM Şeybe, VI/379-380. H.no:32191; Nesât, Tatbik. 82, H.no:1139: es-Sünenü'l-kübrâ, 1/243, H.no:727; Taherânî, el-Mucemü'l-kebu; VD7270, H.no: 7107; Ahmed eş-Şeybânî,Âhâd, SI/187-188. H.ııo:934; Hâkim, 111/181. H.no:4775 (Hâkim "Buhârî ve Müslim'in şartina/râvîlerine uygun olduğu halde Sahih'lerine almadıkları sahih bir hadistir" der. Zehebî de buna muvafakat eder); III/726, H.no:663i; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 11/263.

Hadisin sahabİsi Şeddâd b. Üsâme b. ei-Hâd (Anır) b. Abdullah el-Leysî'dir (RadıyaUahli anh). Dedesine nisbetle Şeddâd İbnü'1-Hâd olarak da bilinir. Sahâbinin şeceresi ve hakkında bilgi için bk. Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, VII/270; Îbnü'l-Esîr. Üsdii'l-ğâbe, 11/616. Trc.no:2400.

Hadisin şâhidleri:

a-Ebû Bekre'den (Radıyallahü anh) şahidi:

Bk. Müsned, V/51, H.no:20395; Benzer rivayetler için bk. V/37-38, H.no:2Ü271; V/44, H.no:20327; V/47, H,no:20352; V/49, H.no:20378; Buharı, Sulh, 9; Menâkıb, 25; Fezâilü'l-ashâb, 22; Fiten, 20; Ebû DâvÛd, Sünnet, 12, H.no:4662; Tirmizî, Menâkıb. 30, H.no:3773 (hasen-sahih); Nesât, Cum'a, 27. H.no: 1408; Tayâlisî, s.l 18, H.no:874; //j/i tfifeMn, XV/418-419, H.no;6964; Heysemî, hadisin Taberanî ve Bczzar tarafından da nakledildiğini, Ahmed b.

Hanbel'in senedinde Mübarek b. Fedâle'nin bulunduğunu, bu râvinin de sika sayıldığını belirtir. Bk. Mecma',IX/l75.

b-Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh) şahidi:

Bk. Müsned. 11/513, H.no: 10607; Taberanî, el-Mu'çemü'l-kebîr, 111/51-52, H.no:2659; Hâkim, III/183, H.no:4782 (Hâkim "Buhârî ve Müslim'in şartına/râvİlerİne uygun olduğu halde Sahih'lerine almadıkları isnadı sahih bir hadistir" der. Zehebî de buna muvafakat eder); Heysemî, hadisin (özet olarak 4 " ziyadesi ile de) Bezzâr tarafından da nakiedildiği-ni, Ahmed b. Hanbel'in râvilerİnin sika olduklarını ifade eder. Bk. Mecma', IX/181.

c-Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahü anh) şahidi:

Bk, Ebû Ya'lâ, VI/150, H.no:3428: Heysemî. hadisin senedinde Muhammed b. Zekvân'ın bulunduğunu, bu râviyi İbn Hıbban'ın sika. diğer cerh tadil âlimlerinin ise zayıf saydığını, diğer râvilerİnin ise sahih hadis ricali olduklarını belirtir. Bk. Mecma', IX/181.

d-Berâ b. Âzib'den (Radıyallahü anlı) şahidi:

Bk. Tayâlisî, s.99, H.no:732; Taberanî, el-Mu'cemü'l-evsal, İV/205, H.no:3987; Heysemî, hadîsin isnadının hasen olduğunu belirtir. Bk. Mecmu', 1X/182. e-Abdullah b. Mesûd'dan (Radıyallahü anh) şahidi:

Bk. Nesâî, es-Sünenü'l-kübrâ, V/50, H.no:8170; £M Ka7â, VIII/434, H.no:5017; k/250, H.no:5368; An Huzeyme, 11/48, H.no:887; ^(, 11/113, H.no:638; Heysemî, hadisin Bezzâr ("-üi u^^. ;->La)ı _^i ıiıi " ziyadesi ile) ve (muhtasar olarak da) Taberanî tarafından da nakledildiğini, Ebû Ya'lâ'nın râvilerİn sika olduklarını, diğerlerinde de ihtilâfın bulunduğunu söyler. Bk. Mecma', DC/179-180.

f-İbn Abbas'tan (Radıyallahü anhüma) şahidi:

Bk. Taberanî, el-Mu'cemü'l-kebîr, 111/66, H.no:2682; el-Mu'cemü'l-evsat, Vl/298. H.no:6462; Heysemî, hadisin senedinde metruk bir râvi olan Ahmed b. Muhammed b. Ömer b. Yunus el-Yemamî'nin bulunduğunu belirtir. Bk. Mecma', 1X7184.

g-EbÛ Saîd'den (Radıyallahü anh) şahidi:

[260] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/258-260.

[261] Bk. Tuberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, 111/51, H.no:2657; Heysemî, hadisin râvileri ile delil getirilip getirilmeyeceği konusunda ihtilâfın bulunduğunu ifade eder. Bk. Mecmu'. IX/186. Ebû Saîd'den (Radıyallahü anh) nakledilen bir başka rivayet de şudur:

Bk. Heysemî, bu hadisin de Bezzâr tarafından nakledildiğini, bunun da isnadında ihtilâfın bulunduğunu belirtir. Bk. Mecma', IX/175. Zİrb. Hubeyş'ten (Radıyallahü anh) şahidi:

Bk. Beyhakî, es-Sünenü'İ-kübrâ, 11/263.

ı-Zeynep bt. Cahş'tan (Radıyallalıü anha) nakledilen bir rivayette ise evde kıldığı bir namazda kucağına aldığı nakledilir:Bk. Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, XXIV/54. H.no:l41; Heysemî, hadisin Taberanî tarafından iki isnadla nakledildiğini, râvileri arasında meçhul kişilerin bulunduğunu belirtir. Bk. Mecma', K/188.

i-Zübeyr'den (Radıyalkıhii anh) şahidi:

Bk. Heysemî, hadisin Taberânî tarafından nakledildiğini, İsnadında /.ayıf olan Ali b. Abis'in bulunduğunu belirtir. Bk. Mecma', IX/175.

[262] İbn Abdilber, Temhid, XX/95-96

[263] Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, V/32

[264] Nevevi, age., V/32

[265] Ebû Abdillah Muhammed b. Yusuf, et-Tac ve'i-İklil, 11/87

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/260-261.

[266] Sahih: Müsned, 111/99, H.no:l 1884; Makdisî, Muhtara, VI/59, H.no:2437;

Bu şekli ile sadece bu rivayeti görebiliyoruz. Fakat Hz. Peygamberin hoşlandığı elbise çeşidinden bahsedilirken bu rivayet zikredilir:

Bk. 111/134. H.no:12318: [ü/184, H.no:12840; 111/251, H.no:13559; 111/291, H.no: 14040; Buharı, Libâs. 18: Mto/im, Libâs. 32-33; Ebû DâvfuL Libâs, 12, H.no:4060; Tirmizî, L'bâs, 45, H.no:l787.

[267] Bk. İbnü'1-Esir, Nihaye, 1/128

[268] Bennâ, age., fV/121

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/261.

[269] Sened:

Sahih: Müsned, III/159, H.no:12554; Benzer rivayetler için bk. IH/262, H.no: 13696, 13698; IH/216, H.no:13193 m/243, H.no:13490; m/128, H.no: 12324 {869/1739. hadistir. Mükerreri: m/127, H.no: 12220) Tirm&t, Salât, 151, H.no:363 (Tirmizî ziyâdesi İle naklettiği rivayetin sonunda şunları söyler: "Hadis hasen-sahihtir. senedi ile nakledilen rivayet daha sahihtir/doğrudur" ); Nesûî,

İmame, 8, H.no:785.

Ahmcd b. Hanbel ve Nesâî'nin rivayetlerinde Humeyd et-Tavîl bu hadisi, Enes b. Mâlik'ten Sabit aracılığı olmadan işitmiştir. Fakat Tİrmİzî'nin rivayetinde Sabit aracılığı ile nakletmiştik Humeyd et-Tavil'in sika-müdellis bir râvi olduğunu ve muanan bir rivayet naklettiğini dikkate alırsak rivayetin zayıf olduğunu belirtmeliyiz. Ancak Tİrmİzî'nin naklinde düşerj râvinin kim olduğu tesbit edildiği için rivayet kuvvetlenmektedir. Ayrıca Enes b. Mâlik'ten (RadıyaliahU anh) nakledilen diğer rivayetler ve şâhid nakiller de rivayeti kuvvetlendirir. Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahü anh) nakledilen diğer rivayetler:

111/239, H.no:13444; TU/257, H.no:13637 (Mükerreri: 111/281. H.no:13923); Heysemî Enes'ten nakledilen hadisleri Bezzâr ve Ebû Ya'lâ'ya nisbet eder. Bir rivayetin râvilerinin sika sayıldığını, diğer rivayetin ise senedindeki» râvilerin sahih hadis ricalinden olduklarını ifade eder. Bk. Mecma', 11/49. Enes b. Mâlİk'in bu konudaki rivayetlerinden biri de Ümmü'1-Fadl bt. Hâris'tcn naklettiğidir, "o" maddesine bk. Hadisin diğer şâhidleri:

a-Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk.378/1248, 377/1247 ve 386/1256. hadisler.

b-(Ek) Ebû Seleme b. Abdurrahman'ın Hz. Peygamber'i gören bir sahâbîden (Radıyallahü anh) şahidi:

Müsned, III/462, H.no:15744 (Mükerrerleri: IV/17. H.no:16162; V/366, H.no:22996); Heysemî, Ahmed b. HanbePin râvilerinin sahih hadis ricâü olduklarını belirtir. Bk. age., 11/49. c-(Ek) Ömer b. Ebû Seleme'den (Radıyallahü anh) şahidi:

Miw««/, IV/27, H.no:16287; IV/26, H.no:16281 (CS, 'İ oî ^}; IV/27, H.no:16288; İV/26, H.no: 16285; Mâ/iife, Cemâat, 29; fîu/idrf, Salât, 4; Wfli/wi, Salât, 278-280; Ebû Dâvûd, Salât, 77, H.no:628; îbn Mâce. İkâme, 69, H.no:1049; Taberânî, el-Mu'cemü'î-kebîr, 1X/21. 24. H.no:8270, 8286;

d-(Ek) Abdullah b. Ebû Ümeyye'den (Radıyallahü anh) şahidi:

Müsned, IV/27, H.no: 16294; Heysemî, senedindeki râvilerinden Abdurrahman b. Ebu'z-Zinâd'm zayıf olduğunu söyler. Fakat hadisin Taberânî tarafından nakledildiğine işaret ederek bu sözünü "tariklerinden birinde bulunan..." cümlesi ile kayıtlar. Bir diğer rivayette sika-müdellis biri olan İbn İshak'ın bulunduğunu, bu zatın da an'ane ile naklettiğini ifade eder. Heysemî, İbn Abdilberr'in İmam Müslim b. Haccac'ı senedinde hatalı bulur. Çünkü senede ismi geçen Urve b. Zübeyr değil, Abdullah b. Ebû Ümeyye'nin oğlu Urve'dir der. Ayrıca o

Abdullah b. Ebû Ümeyye'nin yaşının küçüklüğünü bahane göstererek sahabeden oluşunu kabullenmez. Bk. age., 11/48-49.

Bu sahabİ Abdullah b. Abdullah b. (Ebû Ümeyye) Muğîre el-Mahzûmî (Radıyallahü anh) olarak da karşımıza çıkar:

Müsned, IV/27, H.no: 16293; Heysemî, senedindeki râvilerin sika olduklarını belirtir. Bk. ög^-» ü/48. Heysemî bir önceki rivayetin değerlendirmesinde İbn İshak'tan ve onun an'ane yapmasından bahsetmişti. Demekkİ o sadece Taberânî'deki hadise vakıf olmuş, bu rivayeti gözden kaçırmış. İbn İshak bu rivayetle tahdis sigası ile nakletmektedir.

e-Ebu'd-Derdâ'dan (Radıyallahü anh) şahidi: fol Mâce, Taharet, 83-84, H.no:541-542.

f-Ebû Saîd el-Hudrî'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 870/1740. hadis. g-Câbİr b. Abdullah'tan (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 380/1250, 381/1251 388/1258. hadisler

h-Keysan'dan (Radıyallahü anh) şahidi için bk.379/1249. hadis. ı-Sehl b. Sa'd'dan (Radıyallahüanh) şahidi için bk.382/1252. hadis. İ-Übey b. Ka'b'dan (Radıyallahü anh) şahidi için bk.384/1254. hadis. j-İbn Abbas'tan (Radıyallahü anhüma) şahidi için bk.385/1255. hadis. k-İbn Ömer'den (Radıyallahü anhüma) şahidi İçİn bk.387/1257. hadis. 1-Seleme b. Ekva'dan (Radıyallahü anh) şahidi için 389/1259. hadise bk. m-Ümmü Hânî'den (Radıyallahü anim) şahidi için 383/1253. hadise bk. n-(Ek) Ümmii Habîbc'den (Radıyallahü anha) şahidi:

Bk. Müsned, VI/325, H.no:26640; Heysemî, senedindeki râvilerin sika olduklarını belirtir. Ebû Ya'lâ ve Taberânî'ye nisbet ettiği hadisi de ele alır ve Ebû Ya'lâ'nın isnadının hasen olduğunu söyler. Bk. age., 11/49.

o-Ümmü'1-Fadî bt. Hâris'ten (Radıyallahü anha) şahidi için bk. 578/1448. hadis.

p-(Ek) Hz. Aişe'den (Radıyallahü anha) şahidi:

Bk. Müsned, Vl/32, H.no:23926; £M Dâvûd, Salât, 79, H.no:631; Bu rivayeti Heysemî Sbmed b. Hanbel'in Huzeyfe'den de naklettiğini râvilerinin ise sahih hadis ricalinden olduk-|mm söyler (Bk. age., 11/49):

Bk. (Ek) Müsned, V/402, H.no:23289; V/403, H.no:23297. Ebû Ya'Iâ'nın Hz. Aişe'den naklettiği rivayete Heysemî hasen; Hz. Âişe'nin bakıcısı/dadısı Ebû Abdurrahman'ın Taberânî'nin Evsat'ında geçen rivayeti için de zayıf hükmü verir. Bk. age., 11/49-50.

r-Meymûne'den (Radıyallahü anha) şahidi için bk.871-872/1741-1742. hadis.

Ayrıca Heysemî bu konuda şu sahâbilerden de nakledilen hadislere yer verir: Esma bt. Ebû Bekir, Ammar, Ebû Cühayfe, Ubâde, Muâz, Ebû Ümâme. Abdullah b. Üneys, Abdullah b. percis, Hâlid b. Velid ve el-Felctân b. Âsim el-Cermî'den (Radıyallahü anhüın) de rivayetler verir. p-age., 11/48-51.

* Tek parça elbise giyilirken dikkat edilmesi gereken konu hakkında Ebû Hüreyre (390/1260) veCâbir b. Abdullah (391/1261) (Radıyallahü anhüma) hadislerine bk

[270] Sened:

Sahih: Ahmed b. Hanbel, III/239; Ebû Abdullah el-makdisî, el-Ehadisİt'l-muhtâra, Vl/20 (isnadı sahih); Heysemi bu rivayetin Bezzar tarafından da nakledildiğini ve ricalinin sahih olduğunu belirtti. Bk. Mecmeu'z-zevâid, 11/49

[271] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/262-264.

[272] Sened:

Sahih; MUsned, III/12S, H.no: 12324. Mükerreri: 111/127, H.no:1222Û. hadisin tahrici için bk. 868/1738. hadis.

[273] Bir rivayette; 'Tek elbise içinde namaz kılıyorsun (ha)?' denildi.

[274] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/264.

[275] Sened:

Sahih: Müsned, 111/15, H.no:11058; Benzer rivayet için bk. 111/54, H.no:11457 (Bu rivayet Ali b. İshak - Abdullah b. Mübarek - İbn Lehia ... senedi ile nakiedİlİr); Heysemî, senedinde hakkında tenkid bulunan İbn Lehîa'nm bulunduğunu belirtir. Bk. Mecma', 11/48-49. Ebû Saîd el-Hudrî'den (Radıyallahii anh) nakledilen diğer rivayetler:/59. H.no: 11498; 111/52, H.no: 11431; ffl/15, H.no:11058;IIV10, H.no:11014:

Müslim, Salât. 281-283; /to Mâce. İkâme. 69. H.no:!048. Bu hadis Müsned'de şu sened ve metinle de geçer:

Müsned, 111/356-357, H.no: 14780. Hadisin şâhidleri için bk. 868/1738. hadis.

[276] Önceki rivayetten faydalanılarak bu şekilde bir açıklama konuldu.

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/264-265.

[277] Sahih: Müsned, V1/330. H.no:26683; Benzer rivayetler için bk. VI/335. H.no:26728; Vl/330-331, H.no:26684 (Mükerreri için bk. VI/336, H.no:26730) Sadece:

lafzı ile; VI/330-331, H.no:26686 (30/834. hadis. Ayrıca 872/1742. hadisin ikinci tariki); VI/330, H.no:26685 (872/1742. hadis); VI/331, H.no:26689; V1/33İ, H.no:26690; p/334, H.no:26713; VI/331, H.no:26687 (415/1285. hadis. Abdullah b. Şeddad'ın mütâbî olarak Yezid b. Esam'ı görmekteyiz); Buhârî, Hayz, 30; Salât, 19, 21, 107; Müslim, Salât, 273; Ebû Dâvûd, Salât, 90, H.no: 369 " ziyadesi ile); 656; Nesâî, Taharet, 174, H.no:272; Mesâcid, 44, H.no:736; İbn Mâce, Taharet, 131, H.no:653 " ziyadesi ile); İkâme, 40, 63, H.no:958, 1028; Dârimt, Salât, 101, H.no:1380; Taberânî, el-Mu'cemü'i-kebîr, XXlV/22, H.no:53.

Meymûne (Radıyaüahü anha) annemizden nakledilen diğer rivayetler için bk. 30/834 ve 415/1285. hadisler.

^ Hz. Âişe'den (Rudıyalkıhü anha) şahidi:

Bk. Müsned, VI/32, H.no:23926; VI/179, H.no:25335 (Mükerreri için bk. VI/149, H.no:25041); VI/209, H.no:25625; VI/204, H.no:25562; VI/146, H.no: 25012; VI/70, H.no:24294; VI/99, H.no:24556; Vl/129, H.no:24860; VI/137, H.no:24945;

VI/199, H.no:25504; VI/220, H.no:25718; VI/249, H.no:25996; Vl/251, H.ııû:26014; Vi/179, H.no:25336; VI/245, H.no:25962; VI/111, H.no:24683. Müslim, Salât, 274; Ebû Dâvûd, Salât, 79, 133, H.no: 367, 370, 631; Nesâî, Kıble, 17, H.no:766. Bu rivayeti Heysemî Ahmed b. Hanbel'in Huzeyfe'den de naklettiğini râviierinin ise sahih hadis ricalinden olduklarını söyler (Bk. age., 11/49):

Bk. (Ek) Miisned, V/402, H.no:23289; V7403, H.no:23297. Ebû Ya'lâ'nın Hz. Âişe'den naklettiği rivayete Heysemî hasen; Hz. Âişe'nin bakıcısı/dadısı Ebû Abdurrahman'ın Taberânînın Evsat'ında geçen rivayeti için de zayıf hükmü verir. Bk. age., 11/49-50

[278] Karahisari, age., 11/286

[279] Azimâbâdi, Avnü'l-Ma'bûd, 11/22

[280] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/265-266.

[281] Sened: Sahih: Miisned, Vl/331, H.no:26685; İkinci rivayet için bk. VI/331, H.no:26686; Ayrıca bu rivayet 30/834. hadîste zikredilmişti. Hadisin şahidi için bk. 871/1741. hadis.

[282] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/266-267.

[283] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/267.

[284] Sened:

Sahih: Miisned, VI/148, H.no:25028; Benzer rivayetler için bk. VI/225, H.no:25760 Vl/255, H.no:26059; Mâlik, Salât, 258; Buharı, Salât, 22, 104; Amel, 10; Menâkıb, 24; Müslim, Salât, 267, 274; Müsâfırûn, 121, 134-135; Ebû Dâvûd, Taharet, 133, H.no:370; Salât, 79, Ul, H.no:631, 710; Tatavvu", 1, H.no:1251; Tirmizl Salât, 208, H.no:440; Nesâî, Taharet. !20, H.no: 166, 168; Kıble, 7, 17, H.no: 753, 766; îbn Mâce, Taharet, 131, H.no:652; İkâme. 40, 123, 181, H.no: 956, 1191, 1358.

Müsned'deki rivayetlerin bir kısmı da şöyledir: Bk. VI/137, H.no:24945; VI/67, H.no:24263; VI/70, H.no:24294; VI/204, H.no:25560; VI/249, H.no:25996; VI/220, H.no:25718 p/251, H.no:26014 VI/146, H.no:25012 W32, H-no:23926 dikili VI/199, H.no:25504:

Mükerreri için bk. VI/99, H.no:24556.

Ayrıca 29-30/833-834,419/1289,378/686, 874-877/1744-1747. hadislerle karşüaştınnız

[285] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/267-268.

[286] Sahih: Müsned, VI/146, H.no:25010; Benzer rivayetler için bk. VI/86, H.no:24443:

VI/95, H.no:24523 VI/41, H.no:2402i VI/174, H.no:25288:

Vİ/50, H.no:24118:

Vl/192, H.no:25475; VI/205, H.no:25572; Vi/231, H.no;25818; VI/1O3, H.no:24596:

VI/98,H.no:24545:

VI/176, H.no:25308; VI/94, H.no:24510

Ayrıca 465/1335, 873/1743 ve 875-877/1745-1747. hadislerle karşılaştırınız. Hadisin tahrici için bk. 873/1743. hadisin tahrici.

[287] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/268.

[288] Sened:

Sahih: Müsned, VI/37, H.no:23970; Benzer rivayetler için bk. VI/154, H.no:25085; VI/134, H.no:14905

VI/126, H.no:24828:

VI/260, H.no;261 12:

VI/275, H.no:26235 (** 465/1335. hadis); VI/23Ü, H.no:25805; Vl/125, H.no:24828:

VI/266, H.no:26180; V^42, H.no:24035 (805/1675. hadis); VI/44, H.no:24051 (805/1675. hadisin ikinci rivayeti); VI/54-55, H.no:24155;

Ayrıca 873-874/1743-1744 ve 876-877/1746-1747. hadislerle karşılaştırınız. Hadisin tahrici için bk. 873/1743. hadisin tahrici.

[289] İbn Racer,Fethu'l-Bâri, 1/492

[290] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/268-269.

[291] Sahih: Müsned, VI/64, H.no:24240; Benzer rivayet için bk. VI/154, Rno:25085;

Ayrıca 465/1335, 873-875/1743-1745 ve 877/1747. hadislerle karşılaştırınız.

Hadisin tahrici için bk. 873/1743. hadisin tahrici.

[292] Bennâ, age., İV/124

[293] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/269.

[294] Sened:

Sahih: Musned, VI/200, H.no:25523;

Ayrıca 873-876/1743-1746. hadislerle karşılaştırınız.

Hadisin tahrİci için bk. 873/1743. hadisin tahrici

[295] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/270.

[296] Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, IV/228

İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/270.

[297] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 6/271.



© 2015 http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/
islam