Miskatul Mesabih > Namazda niyet

 

islam





Namazda niyyet :




Merakılfelah ve haşiyesi Tahtavî de, namazın sıhhati için niyyetin tarif ve îzahı şöyle zikredilmiştir :




«Namazın sahih olması için, niyyet şarttır. Ve o (niyyet) ibadeti adet­ten ayırmak için cezm edilen irade (kalbin yönelmesi) dir. İşte bu niyyetle Aliah için olan ihlas, tahakkuk eder.




Fetavayi Bezaziye de beyan edildiğine göre, Niyyet, İhlasın hasıl ol­ması için meşru kılınmıştır. Sonra riya ihlasa karışmıştır. Riyanın karışma­sı ise, nafilelerdedir. Vacib olan hükmün sakıt olması İçin, farzlarda riya yoktur,




— {Namaz kılmada) Riyanın hakîkatı şudur :

«— Bir kimse, insanlardan halî (yalnız) olduğunda namazı kılmaz, in­sanların yanında olduğunda namazı kılar. İşte bu kimse için sevab ve mükafat yoktur. Zira bu adam Rabbisine ibadette başkasını ortak koşmuş­tur.»

Tarikatı Muhammediyede İMaMI BİRGİVİ merhum riyakarlıkla ilgili şu hükümleri zikrediyor :




«İbadette riya (gösteriş) haramdır. Hatta ibadetin aslında (farz ola­nında) olsa bile haramdır.




«Bir kimsenin farz olan namazı insarın yanında kılıb, yalnız başına ol­duğunda kılmaması gibidir ki, işte bu hal bazı alimlere göre küfürdür. Bu hüküm tatarhaniyede zikredilmiştir.» Tarikat Muhammediye,Mülteka ve şerhinde de şu hükümler mezkûrdur :




«Namaz kılacak olan kimse, kalbinin kasdını (niyyet ve kararını), ifti-tah tekbîri ile namaza bitiştirmesi lazımdır.




— Binaenaleyh iftitah tekbîrinden sonra niyyet etmek caiz olmaz.




— (Kalb ile yapılan) niyyete, dil ile yapılanı söyleyerek bitiştirmesi ef-daldır.




— Sahih olan rivayette; Teravih namazı, sünnet ve nafile namazlar için, mutlak niyyet (yani, isim zikretmeden mutlak namaza niyyet etmek) kifayet eder.




Farz namaz için tayin etmek şarttır. Mesela : ikindi namazı (ikindinin farzı) gibi.» [45]




İmam olan kimseler de, tek başına kılan kimseler gibi niyyet ederler. Ancak imamlar arkalarında bulunan cemaatın sonunda kadınlar bulunur­sa, onlara imam olduğuna niyyet etmesi lazımdır. Zira kadınlara imamlık ancak niyyetle sahih olur.




Eşbah Vennezairden bazı hükümleri nakledelim ;




Cuma namazı için Hutbede Niyyet : Hutbenin sahip olması için şarttır. Hatta hatib.mimbere çıktıktan sonra aksırma ve tısırmaşı halinde «Elham-düllüllah der ve hutbenin hamdelesini kast etmesse, o hali ilede hutbeden inerse, hutbe şahin olmaz. Zira hutbenin hamdelesine niyyet edilmediğiden hutbenin sıhhatinin şartı bulunmamıştır.




Bayram namazlarını hutbelerinin sahih olup olmamasının şartıda, cuma nın hutbesinin sıhhatinin şartları gibidir.




Ezanda niyyet : Ezanın sahih olması için niyyet şart değildir. Ancak sevab ve mükafata nail olmak için niyyet lazımdır (sünnettir).




Zekatta niyyet : Zekatın edası niyyetsiz sahih olmaz. Zekat olarak ve­rilecek şey, ya zekatlık olarak ayrılırken veya zekatı eda ederken zekata niyyet etmek şarttır.




Oruç da niyyet : Orucun sahih olması İçin de her gün niyyet etmek şarttır. Farz, sünnet ve nafile oruçlarda niyyetin şartlığı müsavidir. Niyyetlerin zamanları hakkında geniş malûmat fıkıh kitablarının oruç bahsinde mezkûrdur.




Hac da niyyet : Hacc, farz olsun, nafile veya umre olsun Haccın sahih olması için, mutlaka niyyet şarttır.îtikaf da niyyet : Itikaf,, vacib olsun, sünnet veya nafile olsun îtikafın sahih olması için niyyet şarttır.




Kurban da niyyet : Kurban alınırken veya alınacağı zaman kurban niy-yetinin bulunması lazımdır. Keza kesileceği zamanda niyyet lazımdır.




Cihad da niyyet : İbadetlerin en büyüklerinden biri olan Cihad içinde ihlaslı niyyetin bulunması lazımdır.




Vasiyet de niyett : Eğer vasiyyet eden kimse, vasiyyeti ile cenabu hak ka yaklaşmayı kasdeder (niyyet eder) se, o kimse için sevab ve mükafat vardır.




Şayet Allahın rızasını tahsil etmek niyyeti olmadan vasiyyet ederse, o vasiyyet sahihdir. Fakat ecrü mükafat yoktur.




Vakıf da niyyet : Vakıf, başlı başına bir ibadet olmadığından vakfeden kimse, Allah rızası için vafederek halis bir niyyet ettiği zaman o vakıfdan mükafat alır. Allaha yaklaşmak ve rızasını kazanmak niyyeti olmazsa, bu takdirde sevab ve mükafat yoktur.




Nikah da niyyet : Fakihler dediler ki : Nikah, ibadetlere en yakın amel­lerdendir. Hatta nikah işi ve aile efradının ihtiyacı ile meşkul olmak yalnız başına kuşeye ibadete çekilmekten efdal ve sevabdır.




Nitekim bir hadîsi şerifte şöyle buyurulmuştur :




«İnsanların hayırlısı, onlara faidesi olan kimsedir.»




Nikahlanmak (evlenmek), mutedil ve sakin olan kimse için, sahih olan kavle göre sünneti müekkededir. Nefsin tahriki ve şehvetin azgınlığı halin­de olan kimseye de, evlenmek farzdır. Binaen aleyh sevab ve mükafatın hasıl olması için, evlenmede de iyi niyyete ihtiyaç vardır.




Hüküm ve Hakimlik de niyyet : Fukahai kiram dedilerki : Hüküm ver­mek ibadetlerin en şereflilerinden birisidir. Binaenaleyh hüküm vermeye de sevab ve mükafat niyyetin halis olmasına bağlıdır.




Mubah ve Helal olanlar da niyyet : yemek, içmek, uyumak, mal kazan­mak, nikahlanmak ve ailevi münasebette bulunmak gibi, mubah olan işler­de niçin yapılır ve neye niyyet edilirse, onun için olur.




Mesela : Bu mubah olanları işlemekle itaat ve dînî vazifelerini yapma­ğa takviye ve kuvvet vermek için veya o iyi olan itaat ve dîni vazifelere kavuşub İfa etmek kasdı ile yapılırsa, görünüşte yemek, içmek, yatmak, uyumak ve emsali işler dünya işi ise de, niyyet ve gayenin halis olması ile ibadet ve ahiret amelidir.




Muamelatta niyyet : muamelat : Alış verişler pek çok nevîlere ayrılır. Alış veriş de niyyete itibar yoktur. Söz ve lafızların durumuna ve söylenişi­ne itibar olunur. Caymak ve İcarlarda da itibar, konuşmayadır. Lakin alış verişte mazi sığası yerine (yani, aidim verdim veya sattım yerine} sin ve sevfe harfleri olmadan muzarî (gelecek) sığası kullanılırsa, bu husus da fa-kihler, niyyein lüzumundan bahsetmişlerdir.




Hibede niyyet : Hibe : bağışlama da niyyete ihtiyaç yoktur. Sözle ba­ğışlamak kifayet eder, velevki iatîfe ile söylensin.




Fakat ikrah ve zorla söyleterek bağışlatılırsa, bu bağış sahih olmaz. Zîra bağışlamada bulunması şart olan rıza yoktur.




Talak da niyyet : Talak, sarih ve kinaye olmak üzere ikiye ayrılmakta­dır. Sarih taiakda niyyete ihtiyaç yoktur. Sözle ne söylenirse, İtibar onadır.




Kinaye taiakda ise, talakın vaki olması niyyete bağlıdır.




Talakın diğer çeşitleri ve yukardaki meselelerin uzun İzahı, fıkıh kitab-farımızda mufassal olarak beyan edilmiştir. Ayrıca «Mülteka Tercümesi» adh eserimizin cildlerinde uzun İzahlarve dliilerle malumat zikredilmiştir.




Yemin de niyyet : Yemin etme de ve yeminin vukuunda niyyete ihtiyaç yoktur. Binaenaleyh bir kimse, bilerek veya sehvederek veya hataen veya mükrehen (zor(anarak) yemin etse yemin vaki olur.




ikrar da niyyet : Bir şeyi ikrar etme de niyyete ihtiyaç yoktur. Keza, vekalette, emanet tevdi etme de, ariyet koymada, İcara verme de, iftira ve hırsızlık hükümlerini ikrar etmede niyyete muhtaç olunmaz. Niyyt etmez­den evvel bu hükümleri söylemekle kesinlik ve karar vaki olur. Fakat her şeyin rızayı bariyi kazanmaya bağlı olması hasebiyle halis niyyet ve meş-rûiyyet dahilinde hareket etmek kasdınin bulunması gerekir.




Kur'an okumak da niyyet : Kur'anı kerimi okuyacak kişi, cünüb, hayız-lı ve nifaslı kadın olursa, kur'an niyyeti ile okuyamaz. Fakat, kura'nı kerî­min, dua, zikir, teşbih ve tehlil ayetlerini ve kur'anı kerîmi zikir kasdı ile okursa, bu takdirde bu kimselerin okumaları caiz ve mubahtır.




Bir kaide de şöyle denilmiştir :




«Bütün işler, maksad ve gayelere göredir.»




Bu kaideyi İzah sadedinde «Eşbah Vennezair» adlı eserde şu hüküm­ler zikredilmiştir :




«Fetavayı kadi Han da zikrolunmuştur ki,




«Şırayı, şarab yapan kimseye ticaret niyyeti ile satmak haram olmaz. «Fakat şarap yapmak kasdı ile şırayı satmak haramdır. «Keza bağ ve bahçe üzümleri de aynı böyledir.». Eşbah, 10 Yine aynı eserde ve diğer fıkıh kitabiarında şu hükümler mezkûrdur : «Namaz kılan bir kimse, cevab vermek kasdı ile kur'anı kerimden bir ayet okursa, namaz batıl olur. Zîra kur'an ayetini kıraat kasdi ile değil, bir




kişinin sualine cevab vermek kasdı ile okumuştur. Böylece cevab ise, na­mazı ifşad eder..




Keza namaz kılan kimseye, kendisinin sevineceği bir haber söylenince şükretmek ve sevincini izhar etmek kasdı ile «Elhamdülillah» derse, na­mazı batıl olur.




«Ve bir kişinin ölümünü duyunca namazdaki adam «innalillah ve inna ileyhi raciun» der ve bu sözle haberin üzüntüsünü kasdederse, namazı yine batıl olur..»




Bu mes'eleterin daha geniş izahı, «Mülteka tercümesi» İsimli eserimi­zin 1, 2, 3. ve 4. ciltlerinde beyan edilmiştir. Mahallinden okumak ve okut­mak şayanı tavsiyedir.




Buharî ve Müsiimin ittifakı ile rivayet ettikleri bu «Ameller niyyetlere göredir» hadîsi şerif, meşhur hadîsi şerifdir.




Bu hadîsi şerifin fazileti hakkında yukarda muhtelif hükümler zikre­dilmiştir. Son olgrakda imamı şafî-i merhumdan rivayet edilen şu hüküm­ler şayani dikkattir :




«Bu hadîsi şerifin fazileti, ilmin yarısı mahiyetindedir. Bu İlmin yansı olması ciheti, şöyledir : Şüphesizki niyyet; kalbin kulluğudur. Amel etmek ise, kalbin kulluğunun açıklanmasıdir. Veya elbette din; ya zahirendir oda ameldir. Veya batinendir. O da niyyettir.»




İmamı Şafi-Î den «innemel amalübinniyat...». hadisi, ilmin dörtte birine delalet eder, hükmüde rivayet edilmiştir.




Netekim şöyle denmiştir.




«Bize göre, hayrın esası dört kelimedir, işte bunları, yer yüzünün ha­yırlısı (Hz. Peygamber) buyurmuştur;




«Şüphelilerden kaçın, zühdet, sana yardımı olmayan şeyi terk et ve niyyetle amel et.»




Bu son cümlelerde dört hadîsi şerife işaret vardır. Sanki dört hadîsi şerif bütün iyilikleri ve hayrı beyan etmektedirler. Böyle oluncada «Ameller niyyetiere göredir» hadîsi şerifide ilim ve hayrı beyan eden hükümlerin dörtte biri olmuş oluyor.




Hulasa-i kelam, îman, amel ve ahiakda iyi niyyet, ihlas ve sadakat İazımdir. Onları da yukardaki muhtelif ayet ve hadîsi şerifler ve bu hadîsi şerifde Hz. peygamberimiz en güzel şekilde ifade ve îzah buyurmuşlardır. Yeterki mucibi ile amei edelim. Mevtamız her şeyde iyi niyyet ve ihiası nasıb buyursun. Amin