METÂLİB UL-ALİYE > NAFİLE NAMAZLAR, CUMA, CENAZELER

 

islam

help 2.19.1.2 002 previous next


Namazın Mescitte Cemaatle Tekrarlanması

Kamet Getirildikten Sonra İmamlık için Çekişmekten Men

Namazlarda Okunacak Kırâât Miktarı

Evlerde Cemaat Yapmak

İmamlarda Bulunması Gereken Özellikler

Namaz'da Kıraat Ve Kıraati Kısa Kesmenin Sebebi

Âmin Demek

Namazda Kıraatin İmama Da, Memuma Da Farz/Vacip Oluşu Ve Özellikle Birinci Rekatta Mesbûktan Kıraatin Kalktığı Görüşünde Olanlar

Kunût Duaları

Teşehhüt Duası

Özür Sahibinin Namazı

Namaz İçinde Ve Dışında Tilavet Secdesi Ve Tilavet Secdesi Olarak Rüku Yapmanın Caiz Oluşu

Selâm Vermek

Namaz Sonrasında Okunacak Dua

Mescide Gece Yürüyerek Gitmenin Fazileti

Sürekli Mescitlerde Bulunmanın Fazileti

Mescitler İnşa Etmek Ve Genişletmek

NAFİLE NAMAZLAR BÖLÜMÜ

Farzı Tam Yapmak Nafileden Sayılır

Mutlak Nafile İbadetler

Orta Namaz

Teheccüt Namazı

Ramazan'in İhyası

Nafile Namazların Evlerde Kılınmasına Dair Emir

Binek Üzerinde Nafile Namaz Kılmak

Yüksek Sesle Kur'ân Okumanın Mekruh Oluşu

İbadet İçin Aşın Meşakkat Ve Sıkıntıya Girmenin Yasaklanması

Beş Vakit Namazın Düzenli Sünnetleri (Revâtib) Ve Bunlara Devam Edilmesi

Vitir Namazı

Kuşluk/ Duhâ Namazı

CUMA KONULARI

Cumanın Fazileti Ve Duanın Kabul Olunması Umulan Saat

Cumanın Kimlere Farz Olduğu

Cuma Günü Gusletmek ve Cuma Namazına Yürüyerek Gitmek

Cuma Namazı İçin Gusül

Cuma Vakti

Hutbe Âdabı

Minber Edinmek

Cuma Namazı için Süslenmenin Emredilmesi

Hutbeyi Dinlemek

Hz. Peygamber'in (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Hutbesi

İmam Hutbe Verirken Tahiyyetü'l-Mescid Namazı Kılmak

Cumadan Geri Kalanların Azarlanması

Cuma Günü İnsanların Omuzlarına Basarak İlerlemekten Men

Cuma Namazının Bir Rekatına Yetişen Cumaya Yetişmiştir

Cuma'dan Sonra Namaz Kılanlar Ve Bunu Mekruh Görenler

Cuma Gününün Fazileti

Yolculuk Esnasında Namazların Kısaltılması ve İki Namazın Cemi Hakkında Varit Olan Rivayetler

Korku Namazı

Küsûf/Güneş Tutulması Namazı

Yağmur Duası

Bayram Namazları

CENAZELER KİTABI

Ölüm Döşeğindeki Kimse İle İlgili Haller

Sabrı Emretmek

Çocuğu Ölen Kimsenin Sevabı

Taziye/Teselli

Ölü Ailesine Yemek Yapmak

Ölü Yıkamak

Kefen

Cenazeyi Taşımak Ve Cenazeyle Beraber Yürümek

Cenaze İçin Ayağa Kalkmak

Cenaze Namazında İmamın/Devlet Başkanının Önceliği

Cenazenin Peşinden Taşınması Yasaklanan Şeyler

Bebek Ve Veled-İ Zina/Zina Çocuğu İçin Cenaze Namazı

Kabir Üzerinde (Cenaze) Namaz

Ölülere Sövülmesinin Yasaklanması ve Onların Güzel Sözlerle Anılmasına Teşvik

Mescitte Cenaze Namazı Kılınmasını Mekruh Görenler

Giyabî Cenaze Namazı

Cenaze Duası

Cenaze Namazı, Defin İşlemi Sırasında Hazır Bulunma, Kabre Toprak Atma Ve Kabri Kazmanın Fazileti

Cenaze Namazı Tekbirleri

Namazın Mescitte Cemaatle Tekrarlanması


426. el-Ca'd Ebû Osman demiştir ki: Benî Salebe oğullan mescidinde Ene b. Mâlik yanımıza uğradı ve: "Namazı kıldınız mı?" diye sordu. "Evet" dedik. Sabah namazıydı. Sonra bir adama emir verdi. O da ezan okuyup kamet getirdi. Sonra arkadaşlarına namazSaldırdı. {Ebû Ya'lâ) [1]



Kamet Getirildikten Sonra İmamlık için Çekişmekten Men


427. İshâk demiştir ki: Bize Abdürrezzâk bildirdi. Dedi ki: Babamın bir âlimden şu sözünü naklettiğini bahsettiğini işittim: "Namaz için kamet getirildikten sonra bir topluluk imamlık için birbirleriyle çekiştiler. Bu ona: "Öne geç!", o buna: "Öne geç!" deyip durdular. Sonunda hepsi birlikte yerin dibine geçirildiler.!"



Namazlarda Okunacak Kırâât Miktarı


428. Ubâde b. es-Sâmit'in naklettiğine göre Resûlullah (sdlallahualeyhiveselkm) yolculuk sırasında yatsı namazında Tîn sûresini okumuştur. (İshâk)

Senedinde iki yerde kopukluk vardır. Fakat Sahttite Berâ b. Âzİb'den nakledilen bir şahidi vardır.

429. Ali b. Yahya b. Halîâd, amcasından şöyle dediğini nakletmiştir; Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ilk iki rekatta Fatiha sûresi ile başka bir sûre, son iki rekatta ise sadece Fatiha sûresini okurdu. (İshâk)

Hadiste zayıflık vardır. [2]

430. Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi vesellem) ashabından olan Abdullah b. Abd [3] es-Sümâlî [4] ile yine Resûlullah'm (sallallahu aleyhi vesellem) ashabından olan Haccac b. Amir es-Sümâlî'den nakledildiğine göre bunlar, Ömer b. el-Hattâb'm arkasında sabah namazını kılmışlar ve Hz. Ömer "İza's-semâu inşakkat (İnşikâk)" sûresini okumuş ve (namaz içinde) secde yapmış. (Müsedded) [5]

43l. Abdullah b. Sa'lebe demiştir ki: Hz. Ömer'in arkasında sabah ainazını kıldım. Namazda Hac sûresini okudu ve iki kere secde yaptı. "Sabah namazı mı?" diye sordum; "Sabah namazı" dedi. (Müsedded) [6]

432. Ebû Eyyûb'un naklettiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) sabah namazında "Tebâreke'1-lezi biyedihi'l-rrıülk" (Mülk) sûresini okumuştur. (el-Hâris) [7]

433. İbn Abbâs der ki: Resûlullah (sallallahu aleylıi vesellem) bana sabah ıamazında "Vel-leyli iza yağşâ" ve "Veş-şemsi ve-duhâhâ" surelerini okumamı emretti. (ei-Hâris): [8]

434. Amr b. Abese'nin naklettiğine göre Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) sabah namazında "Kul eûzu birabbi'l-felak" ve "Kul eûzu birabbi'n-nas" sûrelerini okumuştur. Ayrıca Allah Resulü (sallallahu aleyhi veseüem): "Felah, cehennemdir'1 buyurmuştur. (Ebû Ya'lâ) [9]



Evlerde Cemaat Yapmak


435. îbrâhîm b. Ubeyd b. Rifâ'a anlatmaktadır: Mekke'de Câbir b. Abdullah'ın yanma girdim. Oturarak arkadaşlarına namaz kıldırdığını gördüm.... Hadisin devamında şu cümleler geçmiştir: "Bizler evlerimizde namaz için çağrı yapar, ailelerimiz için cemaat oluştururduk." (Abd b. Humeyd)



İmamlarda Bulunması Gereken Özellikler


436. Enes b. Mâlik'in naklettiğine göre Resûlullah (sallahu aleyhi vesellem): "Halkın imamı, onları Allah'a götüren elçileridir. Bu yüzden en faziletli olanınızı öne geçiriniz. " (el-Hâris) [10]

437. Ebû Salih der ki: Muâz, Hz. Peygamber'le (salkllahu aleyhi vesellem) beraber sabah namazını kılar, sonra gidip kendi kavmine imamlık yapardı.

Hadis mürseldir.[11] (el-Hâlis)

438. Abdurrahman b. Yezîd b. Câbir demiştir ki: Kasım b. Muhaymire'yi şöyle derken işittim: Selman'ı kavmi kendilerine namaz kıldırması için öne geçirdi. Kabul etmeyince tutup ileri ittiler. Namazı kıldırdıktan sonra: "Hepiniz bundan memnun kaldınız mit" diye sordu. "Evet" dediler. Bunua üzerine "Allah'a hamdolsun. Zira Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyururken işittim: "Şu üç kişinin namazı kabul olunmaz; kocasından izinsiz olarak evinden çıkan kadın, kaçak köle, kendisini istemeyen cemaata imamlık yapan kişi." (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) [12]

439. Müsedded demiştir ki: Bize Hafs'm Haccâc'dan naklen bildirdiğine göre Hz. Ali, teyemmümlünün abdestliye imamlık yapmasını hoş görmezdi. (Müsedded)

440. Sa'd b. İbrahim'in babasından naklettiğine göre Muâviye onlara bir entari içinde imamhk yapmıştır. (Müsedded)

441. Ebu'l-Ahvas ve Damre'nin naklettiklerine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Ey Ebû Ubeyde! Benden sonra kimse oturduğu yerde imamlık yapmasın" buyurmuştur. (el-Hâris)



Namaz'da Kıraat Ve Kıraati Kısa Kesmenin Sebebi


442. Enes der ki: ResûluUah (sallalialıu aleyhi vesellem) bir şahsı arayıp bulamadığı zaman..... Hadisin devamı şöyledir: Adam: "Ya Resûlallah! Ben sana uğradım. Sen akşam namazını kılıyordun. Seninle birlikte akşam namazını kıldım. Sen namazda şu sûreyi (Kâria'yı) okuyordun" dedi. (Ebû Ya'lâ)

443. Ebû Mâlik'in naklettiğine göre ResûluUah (sallaüahu aleyhiveseüem) öğle ve ikindi namazlarının dört rekatında da kıraatte bulunurdu. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) [13]

443b. Ebû Hureyre demiştir ki: "Farz namazda Fatiha'yı okuyan için, o yeterlidir. Ama onun üzerine başka sûre de okursa, bu benim için daha güzeldir" (Müsedded)

444. Hanzala es-Sedusî dedi ki: İkrime'ye "Ben zaman zaman akşam namazında "Kul euzu birabbi'l-felak" ve Kul eûzu birabbi'n-nas" sûrelerini okuyorum ve bazı insanlar bundan dolayı beni kınıyorlar" dedim. Sübhânallah! Onları oku! Zira onlar Kurân'dandır" dedi. (Müsedded)

445. Hayyân el-Bârikî dedi ki: İbn Ömer'e denildi ki -veya ona bir zat dedi ki-: "Ben falan kimsenin arkasında namaz kılıyorum ve o, namazı uzatıyor." İbn Ömer: "Kuşkusuz Resûlullah'm (sallaUahualeyhiveselkm) namazının iki rekatı falan kimsenin namazının bir rekatından daha kısa idi [14] veya "Falan kimsenin namazı gibi" veya "falan kimsenin namazının bir rekatı kadardı" diye cevap verdi. (Ebû Dâvud et-Tayâlisî) [15]

446. Osman b. Ebi'l-Âs şöyle demiştir: Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) Kur'ân'dan "Sebbihi'sme rabbike'1-a'lâ ellezî halaka" ve benzeri sûreleri okumam için bana belirli bir zaman tayin etti. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe)

447. Ebû Saîd'in naklettiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) sabah namazını onlara kıldırmış ve namazda Kur'ân'm en kısa iki sûresini okumuştur. Namazı kıldıktan sonra Ebû Saîd el-Hudrî -veya Muâz-kendisine: "Ya Resûlallah! Öyle bir namaz kıldın ki, daha evvel hiç öyle namaz kıldığını görmedim!" dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de: "Arkamda kadınlar safındaki çocuk ağlamasını işitmedin mi? Annesinin onunla ilgilenmesini sağlamak istedim" buyurdu. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) [16]

448. Sükeyn'in babası Abdülazîz demiştir ki: Enes'in yanma gidip: "Bana Allah Resûlü'nün (sallallahu aleyhi vesellem) namazını anlat!" dedim. O da ev halkına imam oldu, onlara öğle ve ikindi namazlarını kıldırdı. (Namazlarda) Gizli kıraatte [17]bulunarak Mürselât, Nâziât, Amme yetesâelûn vb. sûreleri okudu. (Ebû Yala)


Âmin Demek


449. Mücâhid'den nakledildiğine göre bir Yahudi, cemaatin tam "âmin" dediği bir sırada bir mescidin yanında geçti ve: "Size âmîni öğretene yemin ederim ki, siz gerçekten hak yoldasınız" dedi. (Müsedded)

450. Enes b. Mâlik'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Bana üç hususiyet verilmiştir. (Birincisi) Saflarda namaz kılmak. Bana selâm hasleti verilmiştir ki, bu cennet halkının selamlaşma şeklidir. Bana "âmîn" sözü verilmiştir. Sizden önce bu söz kimseye verilmemişti. Sadece Allah onu Harun'a vermiştir. Şöyle ki Mûsâ dua eder, Hârûn da "âmin" derdi. " (el-Hâris) [18]

451. Ümmü'l-Husayn'ın naklettiğine göre o Hz. Peygamber'in (sallaUahu aleyhi vesellem) arkasında namaz kılmış. Onu "Mâliki yevmi'd-din" âyetini okurken işitmiş ve "Ve-la'd-dâllîn" kelimesini okuyunca, kadınlar safrnda onun işiteceği bir sesle "âmîn" demiş. [19] (İshâk)


Namazda Kıraatin İmama Da, Memuma Da Farz/Vacip Oluşu Ve Özellikle Birinci Rekatta Mesbûktan Kıraatin Kalktığı Görüşünde Olanlar


452. Ebû Hureyre demiştir ki: "Cemaate rükuda yetişirse o rekata itibar edilmez." (Müsedded)

453. Abdullah b. Yezîd'in bildirdiğine göre Resûlullah (sailallahualeyhi veseOem) akşam namazında Ve't-tîn ve'z-zeytûn (Tîn) sûresini okumuştur. (İbn Ebî Ömer [20] ve Abd b. Humeyd)



Kunût Duaları


454. Aişe'nin naklettiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) sabah namazında rükudan önce kunût okur ve derdi ki: "Size kunût okutuyorum ki, Rabbinize dua edip dileklerinizi ileteniniz. " (el-Hârİs) Hadiste zayıflık vardır.

455. Abdullah (b. Mes'ûd) bir gün Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi vesellem) yanında geceledi ve Resûlullah rükudan önce kunût okudu. (Abdullah emiştir ki) Ertesi gece annemi gönderdim. Bana, yine aynısını yaptığını bildirdi. (İbn Ebî Ömer)

456. Ahmed b. Menî demiştir ki: Bize Yezîd, Ebân b. Ebî Ayyâş'tan. bildirdi..... Hadisi şu ifadelerle nakletmiştir: Vitir namazında nasıl kunût okuduğuna bakmak için bir gün Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi vesellem) yanında geceledim. Rükudan önce kunût okudu. Sonra annem Ümmü Abd'i gönderdim. Gönderirken de: "Hanımlarının yanında gecele ve vitir namazında nasıl kunût okuduğuna bakıver" diye tembihledim. Bana, O'nun rükudan önce kunût okuduğunu söyledi.

Senedinde metruk biri vardır.!

457. Saîd b. Zeyd'in naklettiğine göre Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) kunût okumuş ve kunûtunda: "Allahım, Allah'a ve Resulüne isyan eden Ri'i, Zekvan, Azl ve Usayye kabilelerini sana havale [21] ediyorum" diye (bed)dua etmiştir. (Ahmed b. Menî) [22]

458. Abdullah şöyle demiştir: Peygamber (salIaUahualeyhi vesdlem) yalnız bir ay kunût okudu. Ne daha önce, ne de sonra kunût okumadı. (EbÛ Bekir b. Ebî Şeybe) Senedinde zayıflık vardır. [23]

Ebû Ya'lâ demiştir ki: Bize Bişr b. el-Velîd, Serik'ten bildirdi.... Hadisi şu ifadelerle nakletti: Bir ay kunût okuyarak Usayye ve Zekvan kabilelerine beddua etti. Onlara üstün gelince, kunût okumayı bıraktı.[24] (Ebû Ya'lâ)

460. İmrân b. Hudayr der ki: Ebû Miclez'e sabah namazında kunût okunması soruldu. O da şöyle anlattı: Resûlullah (sallaUahu aleyhivesellem) bir zâtı falan oğullarına göndererek: "Bak bakalım Müslüman olmuşlar mı? Eğer Müslüman olmuşlarsa, falan oğullarına geç!" buyurdu. Onların yanına varınca kendilerine bunu sordu. Derken bir adam içeri girip silahını kuşandı. Sonra Allah Resûlü'nün elçisinin yanına çıktı ve onu hançerleyerek yere serdi. O zaman Resûlullah'm (sallaUahu aleyhi vesellem) elçisi: "Allahım! Ben senin elçinin elçisiyim. Sen de senin elçine benim elçim ol! Ona benden selâm söyle!" diye niyaz etti. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Ve aleykümü's-selâm (sancı da selâm olsun)" diyerek onun selâmını aldı. Yanındakiler: "Ey Allah'ın Resulü, biz kimseyi görmedik!" diye şaşkınlıklarını bildirdiler. O da: •'Falan şahıs öldürüldü. (Ölürken) bana selâm gönderdi" buyurdu. Bu olaydan sonra bir ay boyunca sabah namazının akabinde kıyamda iken: "Allahtm! pal?lerine isyan eden Usayye oğulların?, Zekvan oğullarını sana havale ediyorum" diye beddua etti. Sonra bunu terk etti. Bir daha da kunût okumadı. (ei-Hâris) [25]

461. Ebû Miclez demiştir ki: İbn Ömer [26] ve İbn Abbâs'a: "Yaşlılık sizi kunût okumaktan alıkoyuyor, öyle değil mi?" dedim. "Biz arkadaşlarımızdan buriu öğrenmedik" dediler. (Ahmed b. Menî) [27]



Teşehhüt Duası


462. Âsim b. Küleyb, babasından, o da dedesinden nakletmiştir; Bir gün Mescid'e girdiğimde Resûlullah (saDallahu aleyhi vesellem), namazda sağ elini sağ dizi üzerine koymuş, işaret parmağıyla işaret ederek: "Ey kalpleri dilediği yöne çeviren (Allahım)! Benim kalbimi dinin üzere sabit kıl!" diye dua ediyordu. (Ebû Ya'lâ)'



Özür Sahibinin Namazı


463. İbn Ömer'in naklettiğine göre Resûlullah (sallallahualeyhivesellem): "Secde yapmaya gücü yeten secde etsin. Gücü yetmeyen de (yerden) yüzüne bir şey kaldırmasın. Secdesini rüku şeklinde, rükusıınu da ima ile yapsın" buyurmuştur. (Ahmed b. Menî) Senedinde iki zayıf ravi vardır:

464. Câbir b. Abdullah şöyle nakletmiştir: Resûlullah (sallaîlahu aleyhi vesellem), benimle birlikte bir hastayı ziyaret etti. Hastanın namaz kılarken yastık üzerine secde ettiğini görünce onu bundan menetti ve: "Yere secde edebilirsen, secde et! Yoksa bir şekilde ima edip secdede rükudakinden daha fazla eğil!" buyurdu. (Ebû Ya'lâ) Senedinde zayıflık vardır. [28]

465. Enes b. Mâlik'in naklettiğine göre Resûlullah (salMahu aleyhi vesellem) yerde oturarak farz namazı kılmış, tespih sırasında yere oturarak bir şekilde ima etmiş.[29] (Ebû Ya'lâ)



Namaz İçinde Ve Dışında Tilavet Secdesi Ve Tilavet Secdesi Olarak Rüku Yapmanın Caiz Oluşu


466. Ebû İshâk demiştir ki: el-Esved'i, Abdullah'tan (yani İbn jvles'ûd'dan), onun sonunda secde âyeti bulunan sûre hakkında şöyle dediğini naklederken işittim: "Oku ve secde et! Sonra kalk, oku ve rüku yap! İstersen A'raf, Necm, İkra bi'smi Rabbik vb. sûrelerde sadece rüku yap!" (İshâk) [30]

467. Ebû Hureyre'nin iki zattan naklettiğine göre ki, ikisi de Ebû Hureyre'den daha üstündür, onlardan biri "İza's-semâü inşakkat" veya "İkra bismi rabbik" sûrelerini okuduğunda secde eder, diğeri secde etmezdi. Secde eden, secde etmeyenden daha üstündü. Eğer bu Ömer değilse, o Ömer'den daha üstündür. (Müsedded) [31]

468. Yine Ebû Hureyre demiştir ki: Ömer b. el-Hattâb, Necm sûresini okudu ve secde etti. Sonra ayağa kalkıp başka sûre okudu. (Müsedded) [32]

469. Ibn Abbâs: "Secde sadece oturup onu dinleyene gerekir" demiştir. {Müsedded) [33]

470. Abdurrahman b. Avf'ın bildirdiğine göre Peygamber (sallalbhu aleyhi vesdlem) "İza's-semâu inşakkat" sûresi için on kere secde etti. {Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) [34]

471. Hz. Ömer: "Mufassal sûrelerde secde (âyeti) yoktur" demiştir. (Müsedded) [35]

472. Huzeyme [36] uyuyan kimsenin gördüğü gibi rüyasında Hz. peygamber'in (saDallahu aleyhi vesdlem) alnına secde ettiğini gördü. Bunun üzerine Allah Resulü (saUallahu aleyhi veseUem) onun için yere uzandı ve: "Rüyanı gerçekledir!" buyurdu. O da Hz. Peygamber'in alnına secde etti. (el-Hâris)

473. Ebû Saîd diyor ki: Uyuyan bir kimsenin gördüğü gibi rüyamda kendimi sanki bir ağacın altında gördüm. Sanki ağaç Sâd suresini okuyordu. Secde âyetine gelince secde etti ve secdesinde: "Allahım! Buna mukabil benim bir günahımı bağışla. Allahım! Buna mukabil benden bir günah eksilt. Ona mukabil bende şükretme duygusu yarat ve kulun Dâvud'dan secdesini kabul buyurduğun gibi benden bunu kabul buyur" diye dua etti. Hemen Allah Resulü'ne (sallallahu aleyhi vesellem) gidip bunu kendisine haber verdim. "Sen de secde ettin mi, ey Ebû Saîd?" buyurdu. Ben "Hayır" deyince: "Sen secde etmeye ağaçtan daha layıksın" buyurdu. Sonra Sâd sûresini okudu. Secde âyetine gelince (secde etti), secdesinde ağacın okuduğu dua gibi dua okudu. (Ebû Ya'lâ) [37]



Selâm Vermek


474. Abdullah b. Zeyd'in naklettiğine göre Peygamber (saüalhhu aleyhi veselîem): "Namazın anahtarı ahdest, girişi tekbir, çıkışı da selâmdır" buyurmuştur. (el-Hârİs)

475. Atâ b. Yesâr'm bildirdiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi veseüem), (namazdan çıkış için) sağ tarafına bir kere selâm vermiştir. (el-Hârİs)

476. İbn Abbâs'dan nakledildiğine göre o, kıble cihetine bir kere selâm vermiştir.[38] (el-Hâris)

477. Bize Abdurrahman b. Abdülaziz'in bildirdiğine göre o Zührî'den şöyle dediğini işitmiş: Ben, Kabîsa b. Züeyb'in kıble cihetine doğru bir kere selâm verdiğini gördüm. Bunu Abdullah b. Mevhib'e anlattım. Dedi ki: Ben bunu Kabîsa'ya sordum. O da: "Ben, Zeyd b. Sâbit'i kıble cihetine doğru bir kere selâm verirken gördüm" dedi.[39] (el-Hâris)

478. Ebû Razın, Hz. Ali'nin [40] sağ ve taraflarına selâm verip kalktığını letmiştir. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe)

479. Berâ'nm naklettiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi veselîem) "Esselâınü aleykum ve rahmetullah (Allah'ın selâm ve rahmeti üzerinize olsun)" diyerek sağ ve sol taraflarına selâm verirdi. Selâm verirken (arkadan) şakağının beyazı görünürdü.[41] (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe)

480. Saîd b. Atâ b. Ebî Mervân el-Eslemî, babasından, o da dedesinden naklen şöyle dediğini nakletmiştir: "Hz. Ömer'in arkasında, Hz. Ali'nin arkasında ve Ebû Zer'in arkasında namaz kıldım. Hepsinin de sağ ve sol taraflarına selâm verdiklerini gördüm." (el-Hâris)

481. Ukbe b. Âmir şöyle nakletmiştir: Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi vesellem) sağ ve sol taraflarına selâm vererek "Esselâmü aleykum ve rahmetullah, Esselâmü aleykum ve rahmetullah" derken gördüm. (el-Hâris)



Namaz Sonrasında Okunacak Dua


482. Sıla b. Züfer demiştir ki: İbn Ömer'in namaz sonrasında şu duayı okuduğunu işittim: "Allahım! Sen selâmsın. Selâm sendendir. Ey celâl ve ikram sahibi, senin şanın ne yücedir!" Sonra Abdullah b. Amr'm yanında namaz kıldım. Onun da aynı duayı okuduğunu işittim. Kendisine: "Ben, İbn Ömer'in de senin okuduğun duayı okuduğunu işittim" deyince Abdullah b. Amr: "Ben, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi veseîlem) bunları namaz akabinde okuduğunu işittim" diye karşılık verdi. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) [42]

483. Amr b. Murra demiştir ki: Bir adam Abdullah b. Ömer'in yanında namaz kıldı, (Abdullah) Namazını bitirince oturup dua etti.. Sonra Abdullah b. Amr'm yanında namaz kıldı. O da aynı duayı okudu. Bunun üzerine zikri geçen zat ona: "Ben, bu duayı kardeşin Abdullah b. Ömer'den de işittim" dedi. (Müsedded) [43]

484. Câbir b. Semure der ki: Ben, Resûlullah'ı (salbllahu aleyhi vesellem) namazda parmağıyla işaret ederken gördüm. Selâm verdiğinde ise şöyle dua ettiğini işittim: "Allahım! Senden bildiğim ve bilmediğim bütün hayırları diler, bildiğim ve bilmediğim bütün serlerden sana sığınırım." (Ebû Dâvud et-Tayâlisî)

485. Harise b. Mudarrib demiştir ki: Ammar bir sene emirimizdi. Bu süre zarfında bize kıldırdığı her namazda kesinlikle: "Esselâmu aleykum ve rahmetullah, Esselâmu aleykum ve rahmetullah" diye sağ ve sol yanma selâm verdi. (Müsedded)



Mescide Gece Yürüyerek Gitmenin Fazileti


486. Ebu'd-Derdâ'nm naklettiğine göre Peygamber (saüaflahu aleyhi vesellem): "Gece karanlığında mescide yürüyen kimse, kıyamet günü (elinde) bir nurla/ışıkla Allah'la buluşur" buyurmuştur. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe)

Mâce'nin nüshalarından iradesi geçmiştir.

Senedindeki Meklıûl ile sahabî arasında kopukluk vardır. [44]

487. Ebû Hureyre ve İbn Abbâs şöyle nakletmişlerdir: Resûlullah (salbllabu aleyhi vesellem) bize geldi..... Ravinin zikrettiği uzun hadiste şu ifadeler yer almıştır: "Kim mescitlerden bir mescide yürüyerek giderse, attığı her adıma karşılık kendisine on hasene/sevap verilir, ondan on seyyle/kötülük silinir ve mertebesi on derece yükseltilir. " (el-Hârİs)

Uydurma bir hadistir.!

488. Ebû Hureyre'nin naklettiğine göre ResûluUah (saMlahu aleyhi vesellem): "Her hangi bir Müslüman abdest alıp abdestini eksiksiz, yaparak bir farz namazı kılmak üzere Allah'ın evlerinden bir eve yürürse, attığı her adıma karşılık ona bir hasene yazdır" buyurmuştur. (Ebû Ya'lâ) [45]

489. Enes b. Mâlik der ki: Namaz için kamet getirildi. Resûlullah (sallallahu «t-yhi vesellem), evden çıkıp benimle beraber Mescid'e doğru yürüdü. Derken adımlarını kısa atmaya başladı ve: "Bunu sadece namaza giderken adımlarımın sayısı artsın diye böyle yaptım" buyurdu. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ebû Ya'lâ) [46] Ben derim ki: Dahhâk [47] hafızası zayıf biridir. Bu konuda mahfuz olan rivayet, Zeyd b. Sâbit'e ait mevkuf rivayettir.

490. Enes demiştir ki: Mescid'e gitmek üzere evden çıktım. Yolda Yezîd b. Sâbit'e rastladım. Elini omzuma koyarak bana dayandı. Ben, delikanlı adımlarıyla adımlayınca Zeyd: "Adımlarını kısa at! Zira ResûluUah (sallailahu aleyhi vesellem): Kim mescide yürüyerek giderse, attığı her adıma karşılık kendisine on hasene/sevap verilir buyurdu" dedi.[48] (el-Hâris) Senedinde zayıf biri (Ebân) vardır.

491. Ebû Bekir b. Ebî Meryem'in, Yahya el-Gassânî'den bildirdiğine göre Resûlullah {salkUahu aleyhi vesellem): "Mescide yürüyerek gitmen ve mescitten ayrılıp ailenin yanına gitmen sevap bakımından eşittir" buyurmuştur.[49] (Müsedded)

"Rabbim bana en güzel surette geldi. diye başlayan Ebû Umâme ve Sevbân hadisleri, daha evvel Abdesti Tam Almaya dair kısımda detayıyla geçmişti.[50] Orada cemaatle namazlara yaya gitmek ve namazı beklemek gibi amellerinden bahsedilmiştir.

492. Abdullah (b. Mes'ûd)'un naklettiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Her kim ahdest alır da mescitlerden bir mescide giderse, attığı her adıma karşılık Allah onun İçin bir hasene/ecir yazar, ondan bir günah siler ve mertebesini bir derece artırır" buyurmuştur. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) [51]



Sürekli Mescitlerde Bulunmanın Fazileti


493. Ebû Hureyre mevkuf olarak nakletmiştir: "Her kim mescitleri yurt edinir de kendisini oralardan hastalık veya başka bir mazeret alıkoyduktan sonra tekrar oralara dönerse, muhakkak Allah onu sevinçle karşılar...." (Müsedded)

Sahih mevkâjtai. Aynı hadisi İbn Ebî Zi'b ise Saîd'den daha kısa olarak nakletmiştir.

494. Enes'in naklettiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Allah'ın mescitlerini imar edenler, Allah 'in altesidirler [52] buyurmuştur. (Ebû Dâvud et-Tayâlisî, Abd b. Humeyd, Ebû Ya'lâve Bezzâr) [53]

495. Enes merfû olarak şöyle nakletmiştir: "Muhakkak ki Allah, kıyamet günü: Benim komşuların nerededir diye nida edecek. Melekler: Ey Rabbimiz, sana kim komşu olabilir kl? diyecekler. Bunun üzerine: Mescİtleri imar edenler nerededir? buyuracak." (el-Hâris) [54]



Mescitler İnşa Etmek Ve Genişletmek


496. îbn Ebû Katâde [55] el-Ensârî, babasından nakletmiştir: Biz, mescit yaparken Allah Resulü (saMlahu aleyhi vesellem) yanımıza geldi ve: "Onu geniş yapınız, ki, dolduruş iniz" buyurdu. (Ebû Dâvud et-Tayâlİsî) [56]

497. İbn Ömer'in bildirdiğine göre Hz. Ömer şöyle demiştir: "Eğer ben Allah Resûlü'nü (saMahu aleyhi vesellem) Kıble cihetini genişletmek istiyorum diye buyururken işitmeseydim, onu (Mescid-i Nebevî'yi) büyültmezdim.[57] (Ebû Ya'lâ)

498. Başka bir rivayette şu ilave yer almıştır: "Ve minber ile mihrap arasını büyülttü." (Ebû Ya'lâ)

499. Amr b. Meymûn, Hz. Peygamberin (sallallahu aleyhi vesellem) ashabından Muhakkak ki mescitler Allah 'in yeryüzündeki evleridir" sözünü nakletmiştir. (Müsedded} [58]

500. İbn Ömer der ki: Allah Resûlü'ne (sallallahu aleyhi vesellem) bir adam geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü! (Yeryüzünün) Hangi bölge(si) daha hayırlıdır?" diye sordu" Hz. Peygamber: "Bilmiyorum" buyurdu; ya da sustu, cevap vermedi. Adam: "Peki hangi bölgesi en kötüdür?" diye sordu. Hz. Peygamber {sallallahu aleyhi vesellem) yine: "Bilmiyorum", buyurdu; ya da sustu, cevap vermedi. Derken yanma Cebrail geldi ve ona sordu. O da: Bilmiyorum" diye karşılık verince "Öyleyse rabbine sor!" dedi. Cebrail: "Biz ona bir şey sormayız" dedi -ve öyle bir irkildi ki, neredeyse şiddetinden Muhammed'in (sallallahu aleyhi wfsellem) ruhu çıkacaktı-. Sonra Cebrail göğe yükselince aziz ve celil olan Allah: "Muhammed sana hangi yerler daha hayırlıdır?, diye sordu. Sen de Bilmiyorum diye cevap verdin" buyurdu. Cebrail: "Evet, öyle dedim" dedi. Bunun üzerine Allah: "Ona bildir ki, en hayırlı yerler mescitler; en kötü/şerli yerler ise pazarlardır" buyurdu. (Ebû Ya'lâ) [59]



NAFİLE NAMAZLAR BÖLÜMÜ


Farzı Tam Yapmak Nafileden Sayılır


501. Zürâre b. Ebi'l-Halâl el-Atekî demiştir ki: Enes b. Mâlik'i şöyle söylerken işittim: Ben, Allah Resûlü'nün (sallallahu aleyhi vesellem): "Günde 12 rekat (nafile) namaz kılanın tenini Allah cehenneme haram kılar" buyururken işittim. Daha sonra bunları hiç bırakmadım. (Ebü Ya'lâ) [60]

502. Yûsuf b. Abdullah demiştir ki: Ebu'd-Derdâ'yı ölüm hastalığı sırasında ziyarete gittim. Bana: "Yeğenim (Ey kardeşimin oğlu)! Seni bu ülkelere getiren sebep nedir?" diye sordu. Ben de: "Yalnız seninle benim ve babam arasındaki dostluk sebebiyle buraya geldim" dedim. O zaman Ebu'd-Derdâ dedi ki: Yalan söylemek için ne kötü zamandır bu zaman?! Ben, Allah Resûlü'nü (sailallahu aleyhi vesellem) şöyle buyururken işittim: "Kim abdest alır, sonra kalkıp rüku ve secdesini tam yaparak iki veya dört rekat farz. veya nafile namaz kılar da sonra Allah'tan bağışlanmak dilerse, mutlaka Allah onu bağışlar." (Ebû Ya'lâ) [61]



Mutlak Nafile İbadetler


503. Resûlullah'm (sailallahu aleyhi vesellem) hizmetçisinin -kadın veya erkek-bildirdiğine göre: Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesdlem) ona: "Bir ihtiyacın var mı?" diye sorardı. O kadar ki bir gün hizmetçisi: "Ya Resûlallah! Benim bir ihtiyacım var" dedi. "Nedir ihtiyacın?" diye sorduğunda: "Kıyamet günü bana şefaat etmendir" dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Sana bunu kim öğretti?" diye sordu. O da: "Rabbim" diye cevap verdi. Bunun üzerine "Öyleyse çokça secde ederek bana yardımcı ol!" buyurdu. (Müsedded) [62]

504. Suheyb'in naklettiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Kişinin insanların görm-eyeceği şekilde tenhada nafile olarak kılacağı bir namaz, insanların gözleri önünde kılacağı 25 namaza denktir" buyurmuştur. (Ebû Yala) [63]

505. Hz. Peygamber'in (sallaMıu aleyhi vesellem) eşi Meymûne'nin naklettiğine göre Resûlullah (sallallahualeyhivesellan) buyurmuştur ki: "Yüce Allah buyurdu ki: Kiın benim bir dostuma eziyet ederse, düşmanlığımı hak etmiş olur.' Kulu/n farz kıldığım ibadetleri eda etmekle bana yaklaştığı kadar başka herhangi bir ibadetle yaklaşamaz. Nafile ibadetlerle de bana yaklaşmaya devam eder, tâ ki, ben onu severim. Onu sevdim mî de onun yürüyen ayağı, tutan eli, konuşan dili ve akleden kalbi olurum. Benden bir şey isterse, onu kendisine veririm. Bana dua ederse, icabet ederim. Onun ruhunu almakta tereddüt ettiğim gibi hiç bir şeyi yapmakta tereddüt etmemişimdir. Çünkü o bundan hoşnut olmaz, ben de onu rahatsız etmekten hoşnut olmam. " (Ebû Ya'lâ)

Hadiste zayıflık vardır. Konu hakkında Buhârî'de Ebû Hureyre, Âişe ve Enes'ten nakledilen hadisler de vardır..



Orta Namaz


506. Sâlim'in bildirdiğine göre Abdullah (b. Ömer), orta namazın sabah namazı olduğunu düşünüyormuş. [64] (Müsedded)



Teheccüt Namazı


507. Konuyla ilgili Enes hadisi geçmişti. Orada Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) es-Sekafî'ye: "Eğer bütün gece namaz kılarsan, işte o zaman sen, sen olursun" buyurmuştur. [65]

508. Ebû Eyyûb'un naklettiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), teheccüt namazı kılarken her iki rekat arasında secde ederdi.[66] (İshâk)

Hadiste zayıflık vardır.

509. Vâsıl, aynı hadisi kendi senediyle şu ifadelerle nakletmiştir: "Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) gece iki ya da üç kez misvak kullanır, gece teheccüde kalktığında ise dört rekat namaz kılar; bu arada hiç bir şey konuşmaz, hiç bir emir vermezdi; ayrıca her iki rekatta bir selâm verirdi."

(Abd b. Humeyd).[67] Bunun ravi zinciri zayıftır.

510. Huzeyfe anlatıyor: Bir gece, Allah Resûlü'nün (sallalbhu aleyhi vesellem) namazı gibi namaz kılmak için yanına gittim. Namaza başladıktan sonra alçak veya yüksek sesle olmayıp normal bir sesle Kur'ân okudu. Kıraati güzeldi. Bize duyuracak şekilde teshil/tertil üzere okudu. Sonra bir sûre okuyacak kadar rükû yaptı. Sonra başını kaldırdı ve: "Semi'allahu liınen hamideh, Zu'l-Ceberût vel-melekût vel-kibriyâ vel-azaınet" (Allah kendisine hamdedenlerin hamdını işitir. O ceberut ve melekût sahibi, ulu ve yüce bir varlıktır) duasını okudu. Sonra bir sûre okuyacak kadar ayakta durdu. Ardından aynı süre kadar secde etti. Sonunda uzun sûreleri [68] bitirdiğinde hala gece karanlığı kalkmamıştı. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe)

Abdülmelik [69] demiştir ki: Bu, gece nafılesidir.

511. Mücâhid demiştir ki: Ben ve Ca'de,[70] Ensar'dan sahabi olan bir zatın yanma girdik. Dedi ki: Resûlullah'm (salbllahu aleyhi vesellem) yanında Abdulmuttalib oğullarının bir azatlı cariyesinin gece ibadet edip gündüz oruç tutuğundan bahsettiler. Allah Resulü (saüaHahu aleyhi veselkm) de : "Fakat ben hem uyur, hem namaz kılarım, bazen oruç tutar, bazen tutmam..." buyurdu. (Ahmed b. Menî)

512. Ca'de demiştir ki: Hz. Peygamber'e (sallallahu aleyhi vesellem) bahsettiler. (Müsedded) [71]

Gece namazı ile ilgili Câbir hadisi Gazveler Bölümü'nün Hudeybiye gazvesi bahsinde gelecektir.

513. Muâz b. Cebel demiştir ki: Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) gece amazından bahsetti de gözlerinden yaşlar boşaldı. "Yanları yataklarından klaşır [72] (yani gece teheccüd namazı kılmak için yanlarını yataklarından ayırıp kalkarlar) buyurdu. (Ebû Ya'lâ)

514. Âişe'nin naklettiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Bakara sûresini iki rekatta okumuştur.[73] (Ebû Ya'lâ)

515. Abdurrahman b. Osman (et-Teymî) demiştir ki: Bir gece Hz. Osman'ı Makam mevkiinde (Makam-ı İbrâhîm'de) gördüm. İleri çıkıp bir rekatta Kur'ân'ı okudu. Sonra oradan ayrıldı.

(Ahmed b. Meni ve Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) [74] Bunun isnadı hasenâu.

516. Hz. Ali'nin naklettiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) sırasında vitir kılardı. (Ebû Dâvud et-Tayâlisî) [75]

517. Ebu'l-Ahvas, Ebû İshak'tan benzerini rivayet etmiştir. Fakat o, rivayetinde "ilk ezan" demiştir. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe [76] ve Müsedded)

518. Müslim b. Mihrâk'tan şöyle dediği nakledilmiştir: Hz. Âişe'ye: "Bizde öyle kimseler var ki, bir gecede Kur'ân'ı iki üç kez okuyorlar" dedim. Âişe: "Onlar onu okusalar da, onu (gerçekte) okumayan bir topluluktur. Ben bütün gece Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ile beraber kalkardım. Allah Resulü umut âyetine her rastladığında mutlaka durur, Rabbinden dilek diler ve ona ederdi. Korkutma/tehdit âyetine her rastladığında da mutlaka durur, Rabbine dua eder ve O'na sığınırdı." (Ahmed b. Menî) [77]

519. îbn Lehî'a aynı senetle naklettiği rivayetinde farklı olarak şu ifadelere yer vermiştir: "(Hz. Peygamber) Bütün gece ibadet eder, Bakara, Âl-i îmrân ve Nisa sûrelerini okurdu...." (Ebû Ya'lâ)

520. Huzeyfe b. el-Yemân anlatıyor: Yatsıdan sonra Resûlullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) rastladım ve: "Ey Allah'ın Resulü! Bana müsaade et de senin ibadetin gibi ibadet edeyim" dedim.... Sonra kıbleye döndü. Beni sağ yanma dikti. Sonra Fatihâtü'l-Kitâb'ı (Fatiha sûresini) okudu. Sonra Bakara sûresine başladı. Ne zaman bir rahmet âyetine rastlasa, mutlaka onu dilerdi. Ne zaman bir korku/azap âyetine rastlasa, mutlaka durup ondan (Allah'a) sığınırdı. Ne zaman bir mesele (kıssaya) rastlasa, mutlaka durup onun üzerinde tefekkür ederdi. Bu şekilde Bakara sûresini bitirdi. Sonra tekbir aldı. Rükusunda "Sübhâne Rabbiye'l-azîm (Ey Yüce Rabbim! Seni her türlü noksanlıklardan tenzih ederim)" dediğini işittim. Hatta zannedersem

Hamdinle" ifadesini de kullanmıştı. Yaklaşık olarak kıyamda kaldığı süre kadar rükuda kaldı. Sonra başını kaldırıp tekbir getirerek secdeye gitti. Secdesinde "Sübhâne Rabiye'l-A'la (Ey ulu Rabbim! Seni her türlü noksanlıklardan tenzih ederim)" dediğini işittim. Hatta zannedersem "Hamdinle" ifadesini de kullanmıştı. Secdesinde de rükusunda kaldığı süreye yakın bir süre kaldı. Sonra iki secdesini bitirince ayağa kalkıp Fatihatü'l-Kitab'ı okudu. Sonra aynı şekilde Al-i İmrân sûresine başladı. Sonra sabah namazını işittim. Huzeyfe: "Bana onun kadar zor gelen bir ibadet yapmadım" demiştir.[78] (el-Hâris)

521. Ebû Saîd el-Hudrî demiştir ki: "Eğer erkek, gece kalkar ve ailesini de kaldırarak iki rekat namaz kılarlarsa, Allah'ı anan (zâkir) erkek ve kadınlardan yazılırlar.[79] (el-Hâris)

522. İbn Abbâs demiştir ki: Gece ibadetinden bahsettim. Birisi dedi ki: Resûlullah (sallahu aleyhi veseüem): "Gecenin yansı, dörtte biri [80]çeyreği', bir deve sağacak kadarı...(ibadet edin) [81] buyurdu. (Ebû Yala)

523. Numân b. Beşîr der ki: Resûlullah'ı (salMahu aleyhi vesellem) şöyle buvurur en işittirr: "Sizden biri içinde namaz kılma arzusu varken uyursa, yanına bir avuç toprak koysun. Sonra uyandığı zaman sağ eliyle bir avuç alsın. Sonra soluna atsın [82] (Ebû Ya'lâ)

524. Semure der ki: Resûlullah (sallaUahu aleyhi vesellem) bize gecenin azında veya çoğunda namaz kılmamızı ve onu vitir ile (tek rekatla) bitirmemizi emretti. [83] (Ebû Ya'lâ)

525. Vâsile'nin naklettiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Nafile ibadette âyetleri sayın, ama farzlarda saymayın" buyurmuştur. [84] (Ebû Ya'lâ)

526. Câbir'in naklettiğine göre Resûlullah (sallallahu akyhivesellem) gece iki üç kez misvak kullanırdı. Her yatıp kalkmasında, misvak kullanır, abdest alır, sonra iki veya daha fazla rekat namaz kılardı. (Abd b. Humeyd) [85]

527. Hz. Ali'nin bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) kişinin yatsı namazı öncesi ve sonrasında arkadaşlarını yanıltacak derecede yüksek sesle Kur'ân okumasını yasaklamıştır. (Müsedded ve Ebû Bekr b. Ebî Şeybe) [86]

528. Ebû Ya'lâ demiştir ki: Bize Vehb b. Bakiyye, Hâlid'den aynısını bildirdi. Fakat o, rivayetinde "Namaz kılan arkadaşlarını yanıltacak derecede" ifadesini kullanmıştır. [87]

529. Enes'in naklettiğine göre Resûlullah (sallalbhu aleyhi vesellem) ayakları veya bacakları şişinceye kadar namaz kılmıştır. Kendisine: "Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamadı mı?" denince "Şükreden kul olmayayım mı?" diye karşılık vermiştir. (Ebû Ya'lâ ve Bezzâr) [88]

Ben derim ki: Hadis ma'lulâür (illetlidir). Meşhur olan, bunun Mis'ar'dan, onun da Ziyad b. İlâka'dan, onun da el-Muğîre b. Şu'be'den nakli olduğudur.

530. Enes şöyle nakîetmiştir: Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) kendini jj^ifsiz hissetti. Sabah olunca: Ey Allah'ın Resulü! Hissettiğiniz acı aşikardır" denildi. O da: "Gördüğünüz gibi ben dün gece yedi uzun sûreyi okudum " buyurdu. {Ebû Ya'lâ) [89]

531. İbn Mes'ûd bildiriyor: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) gözünü göğe kaldırıp indirdi. "Ya Resûlallah! Niçin böyle yaptın?" diye sorduğumuzda "Meleklerden iki meleğin haline şaşırdım. Gökten inip yeryüzünde kendi namazgahında ibadet eden bir kulu aradılar, fakat bulamadılar. Tekrar göğe çıkarak demiştir."

[129] Bûsîrî yorum yapmamıştır.

[130] Muhammed b. Nasr, Kıyâmü'l-leyl'de hadisi şu ifadelerle nakletmiştir: "Onunla birlikte akşam namazını kıldım. İki namaz arasında .....namaz kıldı." (s. 33). Bûsîrî de demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ ve Nesâî, ceyyid bir senetle nakletmişlerdir."

[131] Bu zât Ali b. Ebî Tâlib'in müezzini idi. Bkz. Zehebî, eb-Miiştebih. Asıllar, Zevâid ve ei-îthâf da ise ismi İbnü't-Teyyâh şeklinde yer almıştır.

[132] Senedinde ismi zikredilmeyen İki kişi vardır. Taberânî'nin rivayet ettiğine göre Hz. Ali, ilk fecir anında İbnü'n-Nebbâh ezan okuyunca çıkar ve "Bu vitir saati ne güzel saattir" derdi. Senedinde metrik bir ravi vardır. Bkz. Zevâid, II, 246. Beyhakî'nin, senedi daha ideal olan rivayet, için bkz. II, 476. Bûsîrî "Senedinde ismi zikredilmeyen bin vardır" demiştir.

[133] Hadisin bir kısmı daha önce geçmişti.

[134] Taberânî benzerini el-Eğarr el-Müzcnî'den muhtasar olarak nakletmiştir. Heysemî demiştir ki: "Ravileri, biri hakkında önemsiz tenkit bulunsa da güvenilir kabul edilmişlerdir" (II, 246). el-Eğarr'ın hadisim Beyhakî de rivayet etmiştir. (Ul, v^h Muâviye b. Kurre'nin hadisi ise mürseldiî. Bûsîrî hadis hakkmda yorum yapmamıştır. Zannımca yanılgı eseri rivayeti, İyâs b. Kurre'den nakletmiştir.

[135] Muhammed b. Nasr, Ktyâmü'l-hyl'&e zikretmiş (s. 116), yine mânâca aynısını merfü olarak İbn Ömer'den nakletmiştir. Bezzâr ve Taberârû de anlamca benzerini Ebû Hureyre ve Ukbe b. Âmir'den merfû olarak nakletmişlerdir. Bkz. Zeuâid, 11, 245.

[136] Senedini Bûsîrî de zayıf görmüştür.

[137] Senedinde "Ümmü Şebîb ki/ kardeşi Ümmü Abdullah'tan naklen" geçmiştir. Bunları zikredeni görmedim. Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Müsedded zayıf bir senetle rivayet etmiştir. Çünkü ravilerinden biri bilinmemektedir."

[138] İbn Nasr ve başkaları, benzerini Ubcy b. Ka'b, İbn Abbâs, Âişe ve Enes'den nakletmişlerdir. Bûsîrî rivayet hakkında değerlendirme yapmamıştır.

[139] Senedinde Ebû Ya'lâ'nm hocası Abdülmelik b. el-Velîd b. Ma'dân bulunmaktadır. Bunun hakkında Yahya: "Sâlihtîr" derken Buhârî: "Tartışmalıdır" demiştir. Bkz. Heysemî, Zevâid, II, 243. Bûsîrî ise demiştir ki: "Bunu Bezzâr da nakletmiş olup Sünen müellifleri ile İbn Hibbân'ın Sahîh'inde naklettikleri Âişe hadisi onun şahididir."

[140] el-İthâf ta ifade: "Beş ya da yedi rekat vitirden başkası uygun olmaz" şeklindedir.

[141] el-İthâf ta tekrarsız "Güvenilir bir raviden, o da Aişe ve Meymûne'den" şeklindedir. Bûsîrî bunu İshak'a değil, İbn Ebî Şeybe ve el-Hâris'e nispet etmiş, derecesi hakkında yorum yapmamıştır.

[142] İkisinin senedinde de ismi zikredilmeyen iki ravi bulunmaktadır ki, Miksem'e göre ikisi de güvenilir kimselerdir.

[143] Mâlik'in Mıtvattâ'ında İbn Ömer rivayeti ile yer almıştır (Kur'ân nr. 35)

[144] Sâd 18

[145] Taberânî, İbn Abbâs'dan şu sözünü nakletmiştir: Ben bu âyete rastlar, ne mânâya

geldiğini bilmezdim. Nihayet Ümmü Hâni bana bildirdi.....Hadisin sonunda şu ifadeler

yer almıştır: Sonra kuşluk namazını kıldı. Sonra: "Ey Ümmü Hâni! İşte bu işrak namazıdır" buyurdu. Senedinde geçen Haccâc b. Nusayr'ı bir grup âlim zayıf görürken İbn Maîn ve İbn Hibbân güvenilir kabul etmişlerdir. Bkz. Zevâİd, II, 238. el-îthâf da ise ifade şöyle yer almıştır: İbn Abbâs'dan şöyle dediği nakledilmiştir: Öyle bir zamana rastladık ki, "Yusebbihne bil-aşiyyi vel-işrak" âyetinin ne anlama geldiğini bilmez olduk. Nihayet insanların kuşluk vaktinde namaz kıldıklarını gördük." Bûsîrî bunu Ahmed b. Menî'ye nispet etmiş, ama hakkında yorum yapmamıştır.

[146] İbn Ebî Şeybe bunu Musannef 'inde de nakletmiştir. (II, 151) Bûsîrî senedinde zayıf bir ravi olan Yezîd er-Rakkâşî'nin bulunduğunu söylemiştir.

[147] Bunu Taberanî rivayet etmiş olup, Taberânî'nin hocası dışmdaki ravileri Sahîh'in ravileridir. Ama o da güvenilir biridir. Bkz. Heysemî, II, 164. BÛsîrî bunu İbn Ebî Şeybe'nin hnsen bir senetle rivayet ettiğini söylemiştir.

[148] Ebû Bekir bunu Musnnnefinde de rivayet etmiştir. (II, 150). Zevnid, X, 421.

[149] e!-İthâfta "Kıyamet günü" denilmiştir.

[150] Çünkü birincisi Yezîd er-Rakkâşî'nin rivayetidir. Bu ise Ali b. Hakem ei-Bunânî'nin rivayetidir ki, bu Yezîd'den daha iyidir. Bûsîrî, senedi hakkında sahih hükmünü vermiştir.

[151] Burada boşluk vardır. el-İthnfta burada "mir günlere üstün kılındı. Buna sevindim" cümlesi yer almıştır,

[152] Bu Ebân'ın Enes'den rivayetidir, ki bu zat metruktür. Senedinde ayrıca münkcr hadisler nakleden Dâvûd b. el-Muhabber bulunmaktadır. Bûsîrî demiştir ki: "Bunu el-Hâris, Dâvûd b. el-Muhabber'den nakletmişti ki, o zm/ı/biridir."

[153] Heysemî demiştir ki: Bunu Ebû Ya'lâ, Abdüssamed b. Ebî Hıdâş'm Ümmü Avâm'dan rivayeti şeklinde nakletmiştir. Ümmü Avâm'ın biyografisini zikredene rastlamadım. (II, 165). Ben derim ki: Zevâid'in matbu nüshasında da bu şekilde geçmiştir. Müsnede'de ise: "Ümmü Avam" değil, "Avam" denilmiştir. Bunun da biyografisine rastlamadım. Ebû Hıdâş'ın ismi ise, et-Tehzîb'de Abdullah b. Abdüssamed'in biyografisinde belirtildiği üzere Ali'dir. Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ rivayet etmiştir. Senedinde Abdülvâhid b. Zeyd yer almıştır ki, İbn Abdülber onun zayıflığı konusunda âlimlerin fikir birliği ettiğini söylemiştir."

[154] Yani Sabit el-Bünânî veya Süleyman et-Teymî.

[155] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ içinde el-Ezver b. Galib'in yer aldığı bir senetle nakletmiştir. İbn Hibbân bu zat hakkında: "Tek başına olursa, kendisiyle ihticac edilmez/hüccet olmaz. Rivayet ettiği hadisin metni batıl ve asılsızdır!" demiştir.

[156] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ ve Beyhakî zayıf bir senetle rivayet etmişlerdir. Çünkü ravilerinden biri bilinmemektedir."

[157] Zeyd b. Ali'dir.

[158] Beyhakî, bunu Şunbu'l-iman'da yalnız Ebû Bekir'den nakletmiştir. Bkz. Kenzü'l-ummâl, İV, 154. İbn Hibbân ve İbnü'n-Neccar ise her ikisinden nakletmişlerdir. Bkz. Kenzü'l-ummâl, IV, 162. (593 ve 594 nolu hadisler). Bakiyye'nin teâlis yapması sebebiyle Bûsîrî hadisinin senedini zayıf görmüştür.

[159] Buharı bunu Sahîh'inde "iki fersah uzaklıktaki zavıy es indeyken" ilavesiyle muallak olarak nakletmiştir. Yani Basra'dan iki fersah uzaklıktaki zaviyesi. (II, 262). Bûsîrî ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[160] İbn Ebî Şeybe de nakletmiştir. (II, 102). Bûsîrî değerlendirme yapmamıştır.

[161] İbn Ebî Şeybe de nakletmiştir, (II, 152).

[162] İbn Ebî Şeybe mânâca rivayet etmiştir. (II, 154). Bûsîrî ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[163] Bûsîrî demiştir ki: "Ravileri güvenilir kimselerdir." İbn Ebî Şeybe'nin Ezher yoluyla İbn Avn'dan, onun da Ebu'l-Melîh'den naklen yaptığı rivayet, eğer matbu nüshada geçen metin güvenilir ise onun bazen Übülle'de Cuma namazı kıldığına yorulur.

[164] Bunu Taberânî, el-Mıı'cernu's-sağlr'de nakletmiştir. İki rivayetin senedinde de Hakem b, Abdulmelik yer alma'ktadır ki, zayıf biridir. Bkz. Zevâid, II, 177. Hadisin lafzı şöyledir: "Kişi kesin cennet halkından olduğu halde Cuma namazından geri kalır da bu yüzden cennet halkından olduğu halde oraya girmesi ertelenir." Zannımca asıl nüshalardaki rivayette eksiklik vardır. Bûsîrî de senedini zayıf görmüştür.

[165] Senedi sahihtir. Busîrî "Ravileri güvenilir kimselerdir" demiştir.

[166] Bakiyye b. el-Velîd'in zayıf olması nedeniyle Bûsîrî senedinin zayıf olduğunu söylemiştir.

[167] İkisi de 584 ve 585. numaralarda geçti. Bûsîrî ikincisi hakkında yorum yapmamıştır.

[168] Hadisi İbn Zenceveyh e t- Terğîb' inde, Dârekutnî zayıf hükmüyle el-îlel'de, Taberânî el~Mu'cemu'l-evsat'ta ve Beyhakî Şuabu'l-iman'da nakletmişlerdir. Bkz. Kenzü'l-ummâl, IV, 273.

[169] İbn Ebî Şeybe, II, 94. Bûsîrî de demiştir kî: "Bunu Ahmed b. Menî rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir."

[170] İbn Ebî Şeybe, II, 94. Senedi hnscndir. Bûsîrî hakkında değerlendirme yapmamıştır.

[171] Ahmed b. Hanbel tahrîc etmiştir. Aynı hadisi Bezzâr da nakletmiştir. Ama senedinde geçen Atiyye hakkında pek çok tenkit vardır, Bkz. Heysemî, II, 172. Heysemî, Ebû Davud'un da muhtasar olarak naklettiğini belirtmiştir. Hadisi Bûsîrî de zayıf olarak değerlendirmiştir.

[172] İbn Ebî Şeybe, II, 93. Senedi ceı/yid'dir. Hadisi Bûsîrî de tam olarak nakletmiş ve sahih senetle Ahmed b. Menî, el-Hâris, Ebû Ya'lâ ve Ahmed b. Hanbel'e nispet etmiştir.

[173] İbn Ebî Şeybe (II, 96) ve et-Tayâİisî'nin rivayetlerinde bu şekilde geçmiştir. Asıl nüshalarda ise yanlışlıkla "Hişâm" denilmiştir. el-İthâfte da "Hişâm" şeklinde geçmiştir.

[174] Bûsîrî yorum yapmamıştır.

[175] Bûsîrî: "Hnsen bir senetle" demiştir.

[176] İbn Ebî Şeybe, II, 94. Bûsîrî demiştir ki: "Bunu MÜsedded rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir."

[177] Bûsîrî hakkında yorum yapmamıştır.

[178] İbn Hacer, Müsnede'de geçtiği üzere "Senedi sahihtir" demiş, bu değerlendirmesine Bûsîrî de katılmıştır.

[179] Bûsîrî ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[180] Bunu el-Hâris, Vâkıdî'den rivayet etmiştir. Geri kalan ravileri ise güvenilir kimselerdir.

[181] Müsnede'de "sahih" denilmiş, Bûsîrî de bu hükme katılmıştır.

[182] Müsnede'de "senedi sahthtiv" denilmiştir. Bûsîrî de "Bunu Müsedded sahih bir senetle nakletmiştir" demiştir.

[183] Bunu Mâlik, Şafiî ve İbn Ebî Şeybe, Ubeyd b. es-Sâib'den (matbu nüshada bu şekilde geçmiştir. Ama doğrusu "Îbnü's-Sebbâk" olmalıdır) mürsel olarak nakletmişlerdir. Ebû Nuaym ise Misvak kitabında Ubeyd b. es-Sebbâk yoluyla İbn Abbâs'dan nakletmiştir. Bkz. Kenzü'l-ummâl, IV, 162; Beyhakî, III, 243. Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Müsedded ve Beyhakî ravileri güvenilir olan bir senetle rivayet etmişlerdir."

[184] İbn Ebî Şeybe, Ahmed b. Hanbel ve Beyhakî tahrîc etmişlerdir. Bkz. Kenzü'l-ummâl, İV, 162. Senedi ceyyid'dir. Bûsîrî hakkında yorum yapmamıştır.

[185] Metinde bu şekilde geçmiştir. Ancak doğrusu, "Hepsi Müsedded'c aittir" şeklinde olmalıdır.

[186] Senedinde yer alan Mus'ab b. Selâm hakkında farklı görüşler bildirilmiştir. Bûsîrî ise yorum yapmamış, hadisi Ahmed b. Hanbel'e de nispet etmiştir.

[187] Senedinde yer alan Haccâc b. Ertât teâlis yapardı. Hakkında tenkit vardır. Bûsîrî tarafından da zayıf görülmüştür.

[188] Bunu el-Hâris, Vâkıdî'den nakletmiştir. Ayrıca Sehl b. Sa'd, Ebû Humeyd es-Sâidî ve Seleme b. el-Ekva'dan müsned olarak da zikretmiştir. Bûsîrî de hadisi bu şahıslardan hepsinden tahric etmiştir.

[189] Bûsîrî hadisi İbn Rlhaveyh'e de dayandırmıştır.

[190] Hadisi Zevâiâ'de zikreden Heysemî demiştir ki: Senedinde yer alan Mûsâ b. Muhammed b. Ibrâhîm b. el-Hâris et-.Teymî oldukça zayıf biridir. (II, 181). Bûsîrî de bu yorumunda ona tâbi olmuştur,

[191] Heysemî, Zevâid'de Câbir b. Abdullah'ın rivayeti olarak buna benzer bir hadis zikretmiş, sonra şöyle demiştir: "Kimisi 5unu el-Etrnf müellifi İbn Mâce'ye nispet etmişlerdir. Ama ben, ondan duyduklarımda bunu bulamadım. Doğrusunu en iyi Allah bilir" Aynı hadisi Taberânî de rivayet etmiş ve "Bunu el-Curayrî'den, Şeybe'den başkası nakletmedi" demiştir. (II, 82). Ben derim ki: Bunu Abd b. Humeyd, Ali b. Âsım'dan, o da el-Curayrî'den nakletmiştir, Fakat bunu Câbir'in değil, Ebû Saîd'in müsnedine katmıştır. Ali b. Asım hakkında ise pek çok tenkit vardır.

[192] Ebû Bekir, Musannefte hadisin buraya kadarım zikretmiştir. (II, 156).

[193] Bûsîrî "Senedinde zayıf bir ravi olan Mûsâ b. Ubeyde vardır" demiştir.

[194] el-Hâris bunu Vakıdî'den nakletmiştir. Bûsîrî demiştir ki: "Bu zat zayıf biridir. Ama metni sahîh senetle İbn Mâce, İbn Huzeyme ve İbn Hibbân rivayet etmişlerdir."

[195] Beyhakî de Müsedded yoluyla nakletmiştir. (III, 280).

[196] İbn Hacer şu hükmü vermiştir: "Senedi sn/rî/ı, mevkuftur" demiştir. Benzerini Mâlik, Sa'lebe b. Ebî Mâlik'ten nakletmiştir. (I, 126). Bil ki, bu mevkufu nakledenin ismi Müsnede'de belirtilmemiştir. d-İthâfta beyan edildiğine göre bunu Ishak nakletmiştir. Hadise Bûsîrî de sahîh hükmünü vermiştir.

[197] bkz. Nr:598.

[198] Bunu Bezzâr da nakletmiştir. Senedinde yer alan Mücâlid b. Saîd hakkında ihtilaf edilmiştir. Bkz. Zevâiâ, II, 185. Bûsîrî hadisi Abd b Humeyd, Ebû Ya'lâ ve İbn Hibbân'a nispet ederek "Hepsi de zayıf biri olan Mücâlid yoluyla nakletmişlerdir" açıklamasını yapmıştır.

[199] Heysemî demiştir ki: "Ebû Ya'lâ'nın ravileri güvenilir kimselerdir." Ben derim ki: Asla! Onlar arasında bulunan İsa b. Câriye'nin hadisleri münkerdit, İbn Adî onun hakkında "Hadisleri mahfuz değildir" demiştir. el-İthâfda geçtiği üzere doğru metin şöyledir: Bunu kendisine karşı bir güceniklik zannetti. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) namazından çıkınca, İbn Mes'ûd: "Ubey, bana neden cevap vermedin!" diye sordu. O da: "Sen Cumada bizimle beraber değildin" diye karşılık verdi. "Niçin?" diye sorunca "Çünkü sen Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) hutbe verirken konuştun" dedi. Bunun üzerine İbn Mes'ûd kalkıp Hz. Peygamber'in (saHallahu aleyhi vesellem) yanma girdi ve bunu kendisine anlattı. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de: "LJbe]/ doğru söylemiş" buyurdu.

[200] Ben derim ki: Bu, müellifin defalarca uydurma olduğunu açıkladığı hadisindir parçasıdır. Fakat başka sahih bir yoldan bunun "Hacet hutbesi" olduğu sabittir. Bûsîrî bu uzun hadis hakkında "Bu, Davûd b. el-Muhabber'in uydurduğu bir hutbedir" demiştir.

[201] Bunu Ebû Ya'lâ da nakletmiştir. Heysemî demiştir ki: "Muhammed b. Abdurrahman, İbn Sa'd b. Zürâre'dir. Senette yer alan Şu'be hakkında ihtilaf edilmiştir. Geri kalan ravileri güvenilir kimselerdir" (II, 193). Bûsîrî ise "MÜsedded bunu Sahîh'm senediyle nakletmiştir" demiştir.

[202] Bunu İbn Ebî Şeybe nakletmiştir. Fakat ifadesi "Allah onun kalbini mühürler" şeklindedir. (IJ, 154). Heysemî'nin belirttiğine göre Ebû Ya'lâ'nın ravileri Sahîh'in ravileridîr. Bûsîrî de "Bunu Ebû Ya'lâ snhîh bir senetle mevkuf olarak nakletmiştir" demiştir.

[203] Muhammed b. Abbâd b. Ca'fer'den bu mânâda nakledilen mürsel rivayeti için bkz. İbn Ebî Şeybe, II, 155. Heysemî, "Ebû Ya'lâ'nın ravileri güvenilir görülmüştür" derken (II, 193) Bûstri yorum yapmaksızın "Bunu ibn Mâce ve sahih hükmüyle Hâkim başka bir ifadeyle nakletmişlerdir" demiştir.

[204] Müsnede'de "Ömer b. el-Vclîd eş-Şcnnî dışındaki ravileri güveniiir kimselerdir. Ömer hakkında ise tenkit bulunmaktadır" şeklinde geçmiştir. Bûsîri ise hiçbirini ayırmaksızın ravüerinin güvenilir olduklarını belirtmiştir.

[205] Hadis nıürseldir. Bûsîrî, Ahvas b. Hakîm'in zayıf olması nedeniyle hadisi zayıf saymıştır.

[206] Heysemî demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ rivayet etmiştir. Senedinde yer alan Haccâc b. Ertât hakkında tenkit vardır." (II, 192).

[207] İbn Ebî Ömer'in senedinde yer alan zat.

[208] Bûsîrî, senedinde Salih b. Ebi'l-Ahdar'ın bulunduğunu söylemiştir, (yani, onun zayıf biri olduğunu söylemek istemiştir)

[209] İbn Ebî Şeybe bunu Humeyd b. Hilâl'in kendisinden nakletmiş, "el-Hakem b. el-i'rac veya Husayn b. Ebi'l-Hur'dan naklen" dememiştir. (II, 132). Senedi küsendir. Bûsîrî mavilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[210] Bunu İbn Asâkir nakletmiştir. Bkz. Kenzü'î-ummâl, IV, 277. Müsedded'in senedi sağlamdır. Bûsîrî "Bunu Müsedded mevkuf olarak rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir" açıklamasını yapmıştır.

[211] Miisnede'de şöyle geçmiştir: Şurahbîl b. Saîd'in, dedesi Sa'd b. Ubâde'den işittiği sâbitso, bu hasen bir senettir. Kenzi/'i-umm^rda (IV, 153) bildirildiğine göre hadisi Beyhakî de, Şuabıt'l-imari'da nakletmiştir.

[212] Bûsîrî ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[213] Bûsîrî "Senetlerinin ekseninde zm/i/biri olan Haris el-A'ver vardır" demiştir.

[214] Bûsîrî, hakkında yorum yapmamıştır.

[215] Bunu İbn Ebî Şeybe de nakletmiştir, (11, 452). Bûsîrî, hakkında yorum yapmamıştır.

[216] Zevnid'de (II, 157) belirtildiğine göre bunu Ahmed b. Hanbel Müsned'inde nakletmiştir. Senedi kıymetsiz değildir. Bûsîrî "Bunu Ahmed b. Menî, zayıf bir senetle nakletmiştir. Çünkü ravilerinden biri tanınmamaktadır" değerlendirmesini yapmıştır.

[217] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu İbn Ebî Ömer, Sahîh'in senediyle rivayet etmiştir." Bunu İbn Ebî Şeybe de (II, 448)'de nakletmiştir. Zevâid'de belirtildiğine göre Abdürrezzâk ve yine İbn Ebî Şeybe hadisi başka bir tarikten nakletmişlerdir. Bundan başka sağlam bir senetle Taberânî de rivayet etmiştir.

[218] Hadis-i şerif, Hüzeyl sebebiyle mürsel durumundadır. Diğer taraftan Hüzeyl, çoğunlukla Abdullah b. Mes'ûd'dan rivayetleri ile bilinmektedir. Bu ifadelerden anlaşıldığıma göre İbn Ebî Leylâ, aynı hadisi yine Hüzeyl kanalıyla, bu defa Abdullah b. Mes'ûd'dan mevsûl olarak rivayet etmiştir.

[219] Ebû Bekir b. Ebî Şeybe bunu Musannef inde de nakletmiştir (II, 458). Zevâid'de (II, 159) bildirildiğine göre ayrıca Ebû Ya'lâ ve Bezzâr da rivayet etmişlerdir.

[220] Bekr b. Abdullah ile Ömer arasında kopukluk vardır. Fakat Ebû Katâde el-Adevî'nin Ömer'den naklettiği, onun bir valisine "Uç şey büyük günahlardandır" diye yazıp bunlar arasında özürsüz iki namazı cem etmeyi saydığına dair rivayet buna Şahittir: (bkz. Kenzü'l-ummâl, IV, 242.) Bunu İbn Ebî Hatim nakletmiştir. Beyhakî: "Bu, birinci hadise katılırsa, kuvvetli hale gelir" demiştir. el-İthâf ta bu şekilde geçmiştir.

[221] Bunu Taberânî, el-Mu'cemu'l'kebîr'de nakletmiş olup ravileri Sahîh'in ravileridir. Bkz. Heysemî, II, 155.

[222] Müsnede'de belirtildiği üzere Hafız İbn Hacer: "Bu, hasen hadistir" hükmünü vermiş, Bûsîrî de onun bu hükmüne katılmıştır.

[223] Fakat Abdürrezzâk'm İbn Abbâs'dan "Yolcunun mukim gibi namaz kılması uygun olmaz" ifadesiyle naklettiği hadis buna şahittir. (Kenzü'l-ummâi, IV, 242) Bûsîrî ise demiştir ki: "Bunu İbn Ebî Şeybe sahih bir senetle nakîetmiştir. Aynı hadisi Müslim de Sahîh'möe Enes'den nakletmiştir."

[224] İbn Abbâs'dan gelen haberi Ahmed b. Hanbel de nakletmiştir. Bkz. Zevâid, II, 155). Ebû Saîd hadisinde yer alan Ebû Hârûn .el-Abdî zayıf biridir. Bûsîrî demiştir ki: "Hepsinin senetlerinin ekseninde Ebû Hârûn vardır. O da zayıftır."

[225] Taberânî rivayet etmiştir. Heysemî ravilerinin Sahîh'in ravfleri olduğunu söylemiştir. (Tl, 154). Müsnede'de ise senedinin sahih olduğu belirtilmiştir.

[226] Mecdüddîn demiştir ki: Ğâbe, Medine'den yaklaşık bir berid uzaklıktadır. Semhûdî bunu, en uzun miktarına yormuştur. Berid: 12 mildir. Hadisin senedi sahihtir.

[227] Bûsîrî demiştir ki: Bunu Abd b. Humeyd rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir.

[228] Senedi sahîhtir. Bûsîrî hakkında değerlendirme yapmamıştır.

[229] Senedi ceyyid olup Bûsîrî hakkında yorum yapmamıştır.

[230] Ebû Bekir b. Ebî Şeybe bunu Musannef inde de nakletrniştir. (II, 462). Bûsîrî demiştir ki: "Ravileri güvenilir kimselerdir. Ne var ki hadis munkatıdır."

[231] Bunu İbn Ebî Şeybe, hem Musannefte (II, 464), hem de Müsned'inde nakletrniştir. Hadis, daha önce aynı isnatla "yolculuk namazı" ifadesiyle 636 nolıı rivayette geçmişti. Hadisi her iki ifadesiyle zikreden Bûsîrî onu İbn Ebî Ömer'e de nispet etmiş ve "Senetlerinin ekseninde zayıf biri olan Haris el-A'ver bulunmaktadır" açıklamasını yapmıştır.

[232] Aynı hadisi nakleden İbn Ebî Şeybe'nin İfadesi ise şöyledir: "Eğer düşman erken davranıp üzerine saldırırsa, iki rekat arasında savaşman ve konuşman caiz olur." Diğer bir rivayette ise ifade "Sana savaşmak ve konuşmak helal olur (yani namazda) şeklindedir. II, 465. Bûsîrî bunu et-Tayâlisî'nin ravîleri güvenilir olan bir senetle mevkuf olarak rivayet ettiğini söylemiştir.

[233] Ebû Bekir b. Ebî Şeybe bunu Musannefte de (II, 469) rivayet etmiştir. Bûsîrî hakkında yorum yapmamıştır,

[234] Bunu Eyyûb, Ebû Kılâbe'den, o da Kabîsa veya başkasından nakletmiştir. Bkz. Tahâvî, Şerhu Meâni'l-âsâr, 1,195. Bezzâr da benzerini Bilâl'den nakletmiştir. Bkz. Zevâid, II, 208. Eser, senedi ceyyid olmakla birlikte mürseldir. Bûsîrî, Müsedded'in onu mürsel olarak naklettiğini belirtmiştir.

[235] Ahmed b. Hanbel de rivayet etmiştir. Ama senedinde, hakkında tenkit bulunan İbn Lehî'a yer almıştır. Bkz. Heysemî, II, 207. Bûsîrî de "Bunu Ebû Ya'lâ ve Beyhakî, içinde İbn Lehî'a'mn yer aldığı bir senetle rivayet etmişlerdir" açıklamasını yapmıştır.

[236] Bunu Ahmed b. Hanbel de rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kabul edilmişlerdir. Bkz. Heysemî, II, 212. Bûsîrî demiştir ki: "Bunu et-Tayâlisî, ondan da Ahmed b. Hanbel hasen bir senetle rivayet etmiştir."

[237] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ, Yezîd er-Rakkâşî'nin yer aldığı bir senetle rivayet etmiştir." Müslim de Enes'ten şöyle dediğini nakletmiştir: "Üzerimize yağmur yağdı. Hemen Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) elbisesini sıyırdı ve vücuduna yağmur isabet etti.....

[238] Bunu Ahmed b. Hanbel, Ebû Ya'lâ ve Bezzâr rivayet etmişlerdir. Senedinde yer alan Muhammed b. ei-Kâsım el-Esedî'yi İbn Maîn güvenilir kabul ederken Ahmed b. Hanbel yalancı olduğunu söylemiştir. Diğer hadis bilginleri ise zayıf kabul etmişlerdir. Bkz. Zevâid, VII, 203. Bûsîrî ise yorum yapmamıştır.

[239] Bu iki hadisi Ebû Ya'lâ biri diğerini destekleyen iki senetle rivayet etmiştir.

[240] Bezzâr hadisi, Amr b. Hureys'in azatlısı Velîd b. Serî yoluyla rivayet etmiş olup "Hadisin, Ali'den muttasıl olarak yalnız bu isnatla geldiğini biliyoruz" demiştir. (Bkz. Keşfü'l-estâr, 1, 130, yazma). eî-İthâfta ise "Bunu Bezzâr daha detaylı bir metinle nakletmiş ve demiştir" ifadesi geçmiştir.

[241] Bûsîrî de bu açıklamaya katılmış ve eklemiştir: "Tirmizî'nin İbn Ömer ve Ebû Hureyre'den,' İbn Mâce'nin do Sa'd eî-Kuraz'dan naklettikleri hadisler de şahitleridir"

[242] Senedinde bir mahzurlu husus yoktur. Bûsîrî ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[243] İbnü'1-Esîr, ilk nefr gününün Teşrik günlerinin ikincisi, son nefr gününün de Teşrik günlerinin üçüncüsü olduğunu söylemiştir.

[244] Bunu Beyhakî, Simm'inde Ebû Ubeydullah el-Mahzûmî yoluyla Süfyan'dan nakletmiş ve ifadesinde "Nefr günü" yerine "Sadr günü" demiştir. Sadr günü ise kurban bayramının dördüncü günüdür. Bkz. Knmûs. Bûsîri demiştir ki: "Bunu Müsedded mevkuf olarak nakletmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir."

[245] Beyhakî bunu Müsedded yoluyla nakletmiş olup sahîh mevkuf hükmünü vermiştir. (III, 379). Bûsîrî demiştir ki: Bunu Müsedded mevkuf olarak nakletmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir."

[246] Bunu İbn Ebî Şeybe ve Mervezî de bayramlara dair bölümde rivayet etmişlerdir. Bkz. Kenzü'l-ummM. Aynı hadisi Beyhakî de rivayet etmiştir. Hadiste geçen ifadesini tahiyyatü'l-mescid namazı, ifadesini de bayram namazı olarak anlamıştır. (III, 310). Gerek onun, gerekse İbn Menî'nin senedinde yer alan Leys tenkitedilmiştir. Beyhakî hadisi yanlış anlamıştır. Çünkü aynı hadisin İbn Ebî Şeybe tarafından nakledilen varyantında "iki rekat bayram namazı için, iki rekat da Cebâne'ye (namazgaha) çıkmak yerine" denilmiştir. (II, 184). Bûsîri senette yer alan Haneş'in zayıf biri olduğunu söylemiştir.

[247] Asıl nüshalarda bu şekilde yer almıştır. Hadisi Süleym b. Ahdar, Ubeydullah'dan, o da Nâfi'den nakletmiştir, Aynı haberi Beyhakî ise İbn Nümeyr yoluyla Ubeydullah'tan, o da Nâfi'den, o da İbn Ömer'den nakletmiş olup ifadesi şöyledir: "İbn Ömer kurban bayramında hiçbir şey yemeden musallâya/namazgâha/bayram namazı alanına çıkardı." Yine aynı haberi İbn Ebî Şeybe, İbn Nümeyr'den aynı senetle "(İbn Ömer) Bayram günü hiçbir şey yemeden namazgaha çıkardı" ifadeleriyle nakletmiş ve bu konuda "Hiçbir şey yememeye ruhsat verenlere dair bâb" başlığıyla bir bölüm açmıştır.

[248] Asıllarda bu şekilde geçmiştir. Müsnede'de ise "Ebû Akil" diye yer almıştır. Zikri geçen İbn Akîl'den maksat ise Abdullah b. Muhammed b. Akîl'dir.

[249] Bûsîrî "Bunu el-Hâris, zayıf biri olan Vâkıdî'den rivayet etmiştir" açıklamasını yapmıştır.

[250] Bûsîrî, hadis hakkında yorum yapmamıştır.

[251] Senedi ceyyid'dir. Bûsîrî demiştir ki: "Bunu İbn Menî, Sahth'in senediyle nakletmiştir."

[252] Bûsîrî ravilerinin güvenilir olduklarını belirtmiştir.

[253] Bunu Tahâvî nakletmiş ve Abdullah b. Arnir es-Eslemî sebebiyle zayıf hükmünü vermiştir. Çünkü onu hiç kimse güvenilir kabul etmemiştir. Hadisi ondan rivayet eden Ferac b. Fudâle de onun gibidir. Ancak Bûsîrî, Sa'd el-Kuraz tarafından nakledilen bir şahidi bulunduğunu söylemiştir.

[254] Bunu İbn Ebî Şeybe, Musannef inde (II, 177) nakletmiştir. Bûsîrî: "Bunu Tayâlisî ve Ebû Ya'lâ zayıf bir senetle nakletmişlerdir. Çünkü tâbîî neslinden olan zat bilinmemektedir" açıklamasını yapmıştır.

[255] el-İthâf da ifade "ve sünneti terk etmektir" şeklindedir. Doğrusu ise "O sünnettir" şeklindedir.

[256] Bu ve bundan önceki rivayet hakkında Bûsîrî: "Zayıf bir senetle rivayet etmiştir. Zira senedinde ismi zikredilmeyen biri vardır" açıklamasını yapmıştır.

[257] Senedinde bir sakınca yoktur. Bûsîrî demiştir ki: "Ravüeri güvenilir kimselerdir."

[258] İbn Ebî Şeybe, II, 180.

[259] Senedi güçlüdür. Bûsîrî yorum yapmamıştır.

[260] İbn Ebî Şeybe ayrı ayrı nakletmiştir. Senedi ceyyittir. Bûsîrı demiştir ki: "Bunu Müsedded rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir."

[261] Bkz. Tirmizî, II, 129.

[262] Heysemî demiştir ki: "Senedinde Zaide b. Ebi'r-Rekkâd vardır ki, el-Kavâriri onu güvenilir kabul ederken, Buharı ve başkaları zayıf görmüştür. (II, 323). Bûsîri de Zâi-rfe'nin zayıf olması sebebiyle hadise zayıf hükmünü vermiş ve ayrıca Bezzâr'a nispet etmiştir.

[263] Kâf sûresi., 50/19.

[264] Heysemî demiştir ki: "Senedinde yer alan raviler Sahîh'in ravileridir. (III, 20)" Aynı hadisi Abdürrezzâk da sahth bir senetle rivayet etmiştir. (Bkz. III, 264, yazma)

[265] Bunu Abd b. Humeyd, Ebû Ya'lâ, İbn Menî ve Saîd b. Mamur nakletmiştir. Bkz. Kenzii'l-ummâl, VIII, 107. Müellif İbn Menî'nin rivayetini bunun peşinden zikretmiştir. Ben derim ki: Ravileri güvenilir kimselerdir. Sonra Bûsîrî'nin benden önce "Bunu ibn Ebî Şevbe, Abd b. Humeyd ve Ebû Ya'lâ ravileri güvenilir olan bir senetle tek metinle rivayet etmişlerdir" dediğini gördüm.

[266] Bûsîrî demiştir ki: "Ahmed b. Menî, Allah Resûlü'nün {sallallahu aleyhi vesellem) diye başlayan ilk hadisi mürsel olarak nakletmiştir/'

[267] Senedinde yer alan Mervân b. Salim oldukça zayıf biridir. Sonra Bûsîrî'nin de Mervân' in. zayıflığı dolayısıyla Hadisi zayıf hükmünü verip "Ama Sünen müellifleri tarafından nakledilen Ma'kıl b. Yesâr hadisi ona şahittir" dediğini gördüm.

[268] Bezzâr bir başka hadiste bunu: "Bil ki, ben her mümine karşı merhametliyimdir" ifadesiyle nakletmiştir. Bkz. Kenzü'l-uınmâl, III, 326.

[269] Hadis mürselâiY. Bezzâr, Selman'dan merfü olarak: "Muhakkak ki ben o vakit karşılaşılanı bilirim. O vakit her damar, (münferit olarak) acı duyar" ifadesiyle nakletmiştir. Bkz. Zeımiâ, II, 327.

[270] M.üsnedü'1-Hâris, II, 94, yazma. Senedinde yer alan Hasan b. Kuteybe zayıftır. Bu hadis de mürseldıv. Bkz. d-İthâf.

[271] Her iki senette de Husâm b. Misak vardır ki, hakkında pek çok tenkit bulunmaktadır. İbn Adî onun hakkında: "Bu kişi, zayıf olmakla beraber hadisi hasen derecesindedir. Bu, doğruluktan çok zayıflığa yakındır" demiştir.

[272] Bûsîrî bunlardan mevkuf olanına sahih hükmünü verirken merfû olanı hakkında yorum yapmamıştır.

[273] İbn Menî'nin senedinde yer alan Kasım b. Ma'an tenkide uğramıştır. Aynı hadisi mevkuf olarak Müsedded sahih bir senetle naklederken Ahmed b. Menî ve Bezzâr zayıf bir senetle nakletmişlerdir.

[274] Heysemî demiştir ki: Senedinde yer alan Bekr b. Esved Ebû Ubeyde en-Nâcî zayıf biridir. Bezzâr onun bir kısmını (baş tarafını) irad etmiştir. {Utana1, III, 1). Hafız Ibn Hacer der ki: "Bu hasen bir hadistir. Zira her ne kadar Ebû Ubeyde hakkında tenkit olsa da, Buhârî ve başka kaynakların naklettiği Enes hadisi onun aslı olduğuna güçlü bir şahittir." Busirî ise hadise zayıf hükmünü verdikten sonra "Enes hadisi, onun şahididir" demiştir.

[275] 698 ve 699 nolu hadisleri İbn Ebî Şeybe Musannef'inde (II, 245, Multan bsk.) naklet-miştir. Ebû Umâme hadisini Ahmed b. HanbeS, Ebû Uınâme'den, o da Amr b. Abese'den nakletmiştir, Âişe hadisini ise Müsedd^d mevkuf olarak rivayet etmiştir. Bkz. el-îthnf.

[276] İbn Hacer demiştir ki: "Bu mürsel hadis, sağlamdır." Bûsîrî de "Hadis, miirsd olup ravileri güvenilir kimselerdir" demiştir.

[277] Heysemî demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ ve Bezzâr muhtasar olarak rivayet etmişlerdir. Bezzâr'ın ravileri Sahîh'in ravileridir." (III, 11), Bûsîrî ise yorum yapmamıştır.

[278] Ebû Ya'lâ, bunu İbn Ebî Şeybe'dcn naklen rivayet etmiştir. Bkz. Miisnede. Zevâid'de bunun Ebû Ya'lâ'ya nispet edildiğini görmedim. Bilakis Taberâriî'ye nispet edilmiştir. {III, 9). Bûsîrî "Senedi zayıftır. Çünkü ravilerindcn biri bilinmemektedir. Biri de zayıftır" açıklamasını yapmıştır.

[279] Bunu Ebû Ya'lâ da rivayet etmiştir. Ravileri, Snhîh'in ravileridir. Bkz. Heysemî, III, 11. Bûsîrî de "Ravileri güvenilir kimselerdir" demiştir.

[280] Zevnid, III, 10. Bûsîrî hadis hakkında yorum yapmayıp: "Bunu Nesâi, es-Sünenü's-suğra'da farklı bir ifadeyle nakletti" demiştir.

[281] Heysemî demiştir ki: Bunu Bezzâr ve Taberânî de rivayet etmiştir. Senedinde geçen Abdurrahman b. İshâk Ebû Şeybe zayıftır. (III, 6). Bûsîrî hadis hakkında yorum yapmamıştır.

[282] Bunu Bezzâr da nakletmiştir. Ravileri Sahth'in ravileridir. Bkz. Heysemî, III, 8. Bûsîrî yorum yapmamıştır.

[283] Bunu Ahmed b. Hanbel, Kurre b. Iyâs'dan ilaveli olarak nakletmiştir. Ravileri Sfl-hîh'in ravileridir. Nesâî de kısa olarak nakletmiştir. Bkz. Heysemî, III, 10. Bûsîrî yorum yapmamıştır.

[284] Bûsîrî yorum yapmamıştır.

[285] Hadisin senedi hasendii. Bûsîrî demiştir ki: "Senedinde Ali b. Zeyd b. Ced'ân bulunmaktadır."

[286] Hadis, Menkıbeler bölümünde buradakinden daha kısa olarak yer almıştır. Hadisin tamam) ise şöyledir: "Resûlullah ( (sallallahu aleyhi vesellom) öldü. Arkasından yedik, içtik. Sonra Ebû Bekir öldü. Arkasından yine yedik, içtik. Ey insanlar, o halde siz de bu yemekten yivini/" dedi. Sonra elini uzatıp yedi. Onu gören insanlar da ellerini uzatıp yediler. İşte o zaman Hz. Ömer'in sözünün gerçek anlamını anladım."

[287] Senedi kuvvetlidir.

[288] Heysemî demiştir ki: Senedinde yer atan Ebû Abdullah eş-Şâmî'nin biyografisine rastlamadım. (III, 21) bkz. İbn Ebî Hatim, eî-Cerh ve't-ta'dîl. Bûsîrî ise yorum yapmamıştır.

[289] Senedi ceı/yiddir. Bûsîrî yorum yapmamıştır.

[290] İbn Ebî Şi-Jybe, (farklı bir ifadeyle), III, 93, Multan bsk. Senedi güçlüdür. Büsirî ise yorum yapmamıştır.

[291] Bûsîrî yorum yapmamıştır.

[292] Bu, İbn Hacer'in mevzu I uy durma hükmünü verdiği o uzun hadisin bir kısmınıdır.

[293] Senedi güçlüdür..

[294] bkz. Abdürrezzâk, Musnnnef, II, 176, yazma.

[295] Hadis mürseldir. Bûsîrî demiştir ki: "Senedinde yer alan Hatim b. Nasr hakkında İbnü'l-Kattân ve Zehebî Meçhuldür açıklamasını yapmışlardır. İbn Hibbân ise es-Sf/cof'ta zikretmiştir. Geri kalan ravileri güvenilir kimselerdir."

[296] Heysemî demiştir ki: Ravileri Sahîh'ın ravileridir. (IIE, 24). Bûsîrî ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[297] el-Hâris, Müsned, I, 65. yazma. Hadisin senedi ceyyiâ olup onu Taberânî nakletmiş-tir, Heysemî "Senedinde yer alan Ebû Ömer el-Kasmelî el-Hüseynî tanınmamaktadır" demiştir. Ben derim ki: el-Hâris'in senedinde bu şahıs yer almamıştır. Bûsîrî ise hadis hakkında açıklama yapmamıştır.

[298] el-Hâris, Müsned, I, 308. Yazma. Bûsîrî de Sevvâr b. Mus'ab'm zayıflığı nedeniyle hadisin senedini zayıf görmüştür.

[299] Senedi güçlüdür. Bûsîrî ise yorum yapmamıştır.

[300] Bunu Taberâriî de rivayet etmiştir. İkisinin senedinde de ismi zikredilmeyen biri vardır. (Bkz. Zevâİd, III, 29). Bûsîrî demiştir ki: "Ebû Ya'lâ bunu zayıf bir senetle naklet-miştir. Çünkü tabiîler neslinden olan ravi bilinmemektedir."

[301] Bunu Atâ rivayet etmiştir. Bkz. İbn Ebî Şeybe, IV, 100, Multan bsk.

[302] Bûsîrî ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[303] ibn Ebî Şeybe hadisin ekseriyetini İbrahim b. Râfi yoluyla nakletmiştir. Bûsîrî ise hakkında yorum yapmamıştır.

[304] Senedinde yer alan el-Hâris b. Ziyad hakkında Zehebî "zayıf hükmünü vermiştir. (Zevnid, III, 28). Bûsîrî de "Senedi zayıftır. Çünkü tabiîn neslinden olan ravi bilinmemektedir" demiştir.

[305] Senedinde Mendel b. Ali bulunmaktadır ki, hakkında ihtilaf edilmiştir. Zayıf olması daha muhtemeldir. Bûsîrî "Mendel'in zayıflığı sebebiyle senedi zayıftır" demiştir.

[306] Heysemî demiştir ki: Bunu Taberânî rivayet etmiş olup birinin senedinde Muhtesib, diğerinde Ravh b. Ata yer almıştır ki, her ikisi de zayıftır." Ben derim ki: Bu hadisin senedinde ben bunu görmedim. Onu Ebû Ya'lâ iki senetle rivayet etmiştir. Hadis hasen derecesindedir. Bûsîrî de demiştir ki: "Senedinde Yezîd er-Rakkâşî bulunmaktadır. Fakat Yezîd bunu tek başına nakletmemiştir. Şuayb b. Habhâb, Enes'den naklinde ona mutabaat etmiştir."

[307] Ahmed b. Hanbel'in naklettiği Abdullah b. Yesar hadisinde ifade: "Cemaatle kılınan farz namazın, tek başına kılman namaza üstünlüğü gibidir" şeklindedir.

[308] Bûsîrî, Mutarrah'ın zayıflığı nedeniyle hadise zayıf hükmünü vermiştir. Hadisin el-Ithâf'tz yer alan metninde bazı tahrifler vardır. Müsnede'de "Bu senet kesinlikle zayıftır" denilmiştir. Ben derim ki: Bunu Bezzâr, Atiyye'den, o da Ebû Saîd'den, o da Hz. Ali'den kısmen daha kısa bir metinle nakletmiştir. Heysemî, senedinde yer alan Abdullah b. Eyyûb'un zayıf biri olduğunu söylemiştir. (III, 44). Aynı hadisi Abdürrezzâk da rivayet etmiştir. (II, 209, Yazma)

[309] Heysemî, Zevâid'de zikretmiş ve demiştir ki: Ebû Dâvud bundan yalnız hasta ziyareti kısmını nakletmiş ve ziyaret edenin Ebû Musa olduğunu belirtmiştir. Aynı hadisi Ahmed b. Hanbel ve Bezzâr da muhtasar olarak nakletmişlerdir. Ahmed b. Hanbel'in ravileri güvenilir kimselerdir. (III, 31). Bûsîrî de: "Bunu Ahmed b. Meni, el-Hâris, Ahmed b. Hanbel ve Sahfh'mde İbn Hibbân nakletmiştir" demiş ve yorum yapmamıştır.

[310] Heysemî demiştir ki: Bunu Bezzâr rivayet etmiş olup senedinde yer alan Mervan b. Salim zayıf biridir. (III, 29. Ben derim ki: Abd b. Humeyd'in senedinde de Mervan vardır. Bûsîrî de onun zayıf olduğuna işaret etmiştir.

[311] Müsnede'de zikredildiği üzere senedi sahih ve mevkûfixa. Sahih hükmüne Bûsîrî de katılmıştır.

[312] Senedinde yer alan İbn Ebî Leyla hıfzı zayıf biridir. el-İthâf da da zayıf olduğu belirtilmiştir.

[313] Heysemî demiştir ki: Abdullah b. Muharrar'ın biyografisini zikredene rastlamadım." Ben derim ki: "Bu şahıs Tehzibü't-tehzib'de geçmektedir ve metruku'l-hadistir. (Hadisi alınmaz) Hadisi Bûsîrî de Ebû Ya'la'dan aktarmıştır.

[314] Müsnede'de şöyle geçmiştir: "Bu sn/iî/ı bir seneddir." Bûsîrî de bu hükme katılmıştır.

[315] İbn Ebî Şeybe'nin Musannef'inde geçen, sahih senetli rivayet
[316] Senedinde Câbir el-Cu'fî vardır. Bu hadis Taberânî tarafından İbn Ömer'in rivayeti olarak nakledilmiş olup senedinde Nafi'nin arkadaşı Mahmâ b. Ziyad yer almıştır. Heysemî "Onun biyografisini zikredene rastlamadım" demiştir. (III, 41). Nu'mân'ın rivayetini ise İbn Ebî Şeybe nakletmiştir. ,(İV, 143, Multan). Bûsîrî "Bunu İbn Menî nakletmiş olup senedinde Câbir el-Cu'fî bulunmaktadır" açıklamasını yapmıştır.

[317] Bu senedin aynısıyla hadisi İbn Ebî Şeybe de rivayet etmiştir. {IV, 149, Multan bsk,). Bûsırî "Müsedded bunu mürsel öüarak rivayet etti" demiştir.

[318] el-Hâris, Miisned, I, 445, yazma.

[319] Senedi hnsen olup İbn Mâce daha kısa bir metinle nakletmiştir. Aynı hadisi İbn Ebî Şeybe de Musannef 'inde muhtasar olarak nakletmiştir. (IV, 150), Multan bsk.) el-Hâris b. Ebî Usâme de, Yakub b. Muhammed'den, o da Derâverdî'den naklen rivayet etmiş olup sözleri, bu kitaptaki sözler gibidir. (I, 445, yazma). Bûsîrî "Bunu İbn Ebî Şeybe hasen bir senetle rivayet etti" dömiştir.

[320] Abdullah b. Âmir tabiîdir. Bu sebeple hadis mürseldiv. Bûsîrî ise yorum yapmamıştır.

[321] b. Huneyf.

[322] İbn Ebî Şeybe Musannef inde muhtasar olarak nakletmiştir. (IV, 150, Multan). Bûsîrî ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[323] Yani Muhammed b. Mus'ab'a mutabaat etmiştir. Bu iki senet de güçlüdür. Bûsîri, ol-Hâris'in senedi hakkında yorum yapmamıştır.

[324] Musannefinde de kısa olarak rivayet etmiştir. (IV, 154, Muitan bsk.). Bûsîrî demiştir ki: "Zayıf bir senetle rivayet etmiştir. Çünkü Musa b. Ubeyde er-Rabezî zayıftır. Ama Sahihnyn'da bir şahidi vardır.

[325] Heysemî demiştir ki: "Bunu Ahmed b. Hanbel ve Ebû Ya'lâ .... rivayet etmişlerdir. Ahmed b. Hanbel'in ravileri Sahîh'in ravüeridir. (III, 4). Ben derim ki: Ebû Ya'lâ'nm senedinde yer alan Mu'emmel (b. Abdurrahman) gevşek biridir. Bûsîrî de "Bunu Ebû Ya'lâ rivayet etmiş, ondan da İbn Hibban Sahîh'inde nakletmiştir. Hadis, Sahîh'te ve Sü-nenlerde farklı sözlerle yer almıştır.

[326] Bölümün sonunda bulunan bu hadisi buraya aldım. Çünkü ilgili olduğu yer burasıdır. Eser Kemü'l'UmmâVda İbn Ebî Şeybe remziyle zikredilmiştir. (VIII, 112). Beyhakî "Salih'in adaleti konusunda ihtilaf edilmiştir. Mâlik onu cerhetmiştir" demiştir.

[327] Beyhakî, IV, 52.

[328] Heysemî senedinde yer alan Hadîc b. Muâviye hakkında tenkit bulunduğunu söylerken (III, 37) Bûsîrî de senedi zayıf görmüştür.

[329] Müsnede'de denilmiştir ki: "Bu mürsel bir hadis olup ravileri güvenilir kimselerdir." Busirî'nin el-İthâf ında da ifade böyle geçmiştir.

[330] İbn Ebî Şeybe, Cerir'den, o da Muğire'den, o da İbrahim'den ... yurdundan esir alınan kadın hakkında şöyle dediğini nakletmiştir: "Eğer kelime-i tevhidi ve iki şahadet sözünü kabul ederse namazı kılınır" (IV, 144, Multan).

[331] Bûsîrî ravilerınin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[332] İbn Ebî Şeybe'nin Musannefinde ifade "Söyledi ve öldü" şeklindedir. (IV, 144) Zevâid'de ise "Söyleyip kabul etti. Sonra öldü" şeklindedir, (III, 42).

[333] Heysemî demiştir ki: Ravileri Salûh'in ravileridir. Bûsîrî de "Ravileri güvenilir kimselerdir" demiştir.

[334] Bu zatı d-lsâbe'de bulamadım. Çünkü matbu nüshada "oğullar" bölümü yoktur. Bunu İbn Ebî Hatim zikretmiş ve "İbn Âiz b. Kureyt'in Resûlullah'la sohbeti vardır" demiştir. Talik yazarı demiştir ki: "Bazıları ona Abdullah b. Âiz b. Karat ismini verirken bazıları Âiz b. Karat olduğunu söylemişlerdir. İbn Hacer ise Âiz b. Karat'ı eserinde zikretmiş ve ondan iki hadis nakletmiştir."

[335] el-lsnbe'dc geçen, bunun peşinden gelen Ebû Atiyye hadisinde ise: "Sen ancak gıybetten hesaba çekilirsin" ifadesi yer almıştır ki, bu İsmail b. Ayyaş'm rivayetidir. Diğer iki rivayette ise ifade "Sen ancak fıtrattan, yani İslam'dan hesaba çekilirsin" şeklînde geçmiştir. Bkz. Ahmed b. Menî, Müsned. e I-İsâbe'deki rivayet daha doğru gözüküyor, el-îthâf da ise İfade "Ey Ömer, insanların yaptıkları sorulmaz. Ama İnsanlar namazdan hesaba çekilirler" şeklindedir. Bûsîrî bunu Ebû Ya'lâ'ya da nispet etmiş ve hakkında değerlendirme yapmamıştır.

[336] Çünkü Atâ el-Horasânî İbn Mes'ûd'a yetişmemiştir. Bkz. Müsnede.

[337] Hadisi İbn Ebî Şeybe, Saîd yoluyla İbn Abbâs'dan daha kısa olarak nakletmiştir. IV, 113. Beyhakî ise İbn Abbâs'dan Şurahbil b. Sa'd yoluyla daha detaylı olarak nakletmiştir. (IV, 42).

[338] Senedinde yer alan Âsim b. Hilâl ihtilaflıdır. Bunu İbn Ebî Şeybe ise İbn Ömer'den fievkûf olarak nakletmiştir. (IV, 110). Ebû Ya'iâ'nm rivayeti için bkz. Zevâid, III, 33. Hadisin senedini Bûsîrî hasen olarak değerlendirmiştir.

[339] İbn Ebî Şeybe, Şu'be tarikiyle Zeyd el-Ammî'den kısa olarak nakletmiştir. (IV, 110). Aynı hadisi Bezzâr da rivayet etmiş olup kendi hocası dışındaki ravileri Sahîh'in ravileridir. Bkz. Zevâid, III, 33. Bûsîrî demiştir ki: "İkisinin senedinde de Zeyd el-Ammî vardır ki, zayıftır."

[340] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu ravileri güvenilir olan bir senetle Müsedded ve ayrıca Ebû Ya'lâ nakletmiştir. Ebû Ya'lâ'dan da Sahîh'inde İbn Hibban nakletmiştir.

[341] Bkz. Nr: 746.

[342] Aynı hadisi nakleden Bezzâr'ın rivayeti de zayıftır. Bkz. Zevnid, III, 33. Her iki senedi Bûsîrî de zayıf görmüştür.

[343] İbn Sa'd, İbrahim en-Neha'î'den nakletmiştir. Bkz. Kenzü'l-ummâl, VIII, 112.

[344] Beyhakî (IV, 38) ve İbn Ebî Şeybe'nin (IV, 114,132) rivayetlerinde bu isimle geçmiştir.

[345] Beyhakî, Ubey'den nakletmiştir. (IV, 36), Ayrıca bkz. Zevâiâ, III, 35.

[346] Bûsîrî, Furât b. es-Sâib'in zayıf olması nedeniyle hadisi zayıf saymıştır. Aynı hadisi İbn Asâkir de Furât es-Sâib'in yer aldığı bir senetle rivayet etmiştir. Buhârî bu zat hakkında "Hadisi münkerdir. Bu yüzden âlimler terk etmişlerdir" demiştir. Kenzü'1-ummâl, VIII, 113.

[347] Bûsîrî, Ali b. Hazavver'in zayıf olması nedeniyle isnadını zayıf görmüştür.



© 2015 http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/