METÂLİB UL-ALİYE > MİRAS, EVLİLİK, DÜĞÜN

 

islam

help 2.19.2.2 005 previous next


Söz Hak Sahibine Aittir Ve Borcunu Ödeyenin Fazileti

Kölesinin Malında Müşterinin Değil, Satıcının Hak Sahibi Oluşu

Âriye/Ödünç

İflas

Borcunu Ödemede Güçlük Çeken Kimseye Yardımcı Olmaya Teşvik

Borç

Anlaşma

Havale

Emaneti Sahibine İade Emri

Buluntu

Dinar ve Dirhemi Kırmaktan Men

İcâr/İşçi Çalıştırmak

Hediye

Bağış Konusunda Çocuklar Arasında Eşit Davranmaya Teşvik

Rehin

Hacr/Tasar rufların Kısıtlanması

Satıcıların Cimriliği

Mükellefiyetin Bağlandığı Ergenliğin Alâmeti

Ölü Arazilerin Islahı

Vakıf

Ödül

Köle Azadı Kitabı

Zina Çocuğunun Azâd Edilmesi

Vasiyetler Kitabı

MİRAS BAHİSLERİ

Dedenin Mirası

Bir Topuluğa Mensup, Kız Kardeş Oğlu ile Azatlıları ve Müttefiklerinin Durumu

Sadaka Veren, Sonra Verdiği Sadaka Kendisine Miras Olarak Dönen Kimsenin Durumu

Aynı Anda Ölenlerin Varis Olma Durumları

Kelâle (Babasız/Çocuksuz Ölenin Mirası)

Çocuğun ve Bir Kimsenin Eliyle Müslüman Olan Kişinin Miras Durumu

Müslümanın Kafire Varis Olacağım Savunanlar ve Aksini Söyleyenler

Hz. Peygamber'in (Sallaibıhualeyhivesellem) Mirası

Mürtedin Mirası

Asabenin Olmaması Durumunda Zevi'l-Erhamin Mirası

Mirasın Kan Bağıyla Akrabalığa Bağlanmasından Sonra Akit Yoluyla Varis Olma Durumunun Kalkması (Neshi)

Diyet Mirası

Katil Varis Olamaz

EVLİLİK VE BOŞANMA KİTABI

Kendileriyle Evliliğin Haram Olduğu Kadınlar

Kız İsteme

Mehir ve Mehrin Kolaylığını Teşvik

Boşanma Hürriyeti

Mehiri Vermeden Önce Gerdeğe Girmenin Caiz Olduğuna Dair

Evlilik Törenine Katılmaya Teşvik ve Törenin Cuma Günü İcra Edilmesi

Kadının Uğursuzluğu

İhramlı Olanın Evlenmesi

Eşler Arasında Âdil Davranmak ve Kadının Hakkı Olan Mehri Yememek

Kendileriyle İlgili Konularda İstişare Edilmesi, Kızıyla İstişare Etmese Bile Babanın (Kızını) Evlendirmesinin Geçerli Olması

Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesei)Em)'İn Hem Kendisine, Hem De Başkasına Dilediği Kadını Mehirsiz Nikahlaması

Yabancı Kadına Temastan Kaçınmak

Köle Azâd Etmenin Mehir Hükmünde Olması

Harama Bakmanın Hükmü

Evlenme Konusunda Kadınların Salâhiyetlerinin Olmadığı

Kişinin Evlendirmek Üzere Kızını Salih Birine Teklif Etmesi

Bekârlarla Evlenmek

Kadınların Hile ve Tuzakları; Kıskançlıkları Anında Söylediği Sözlerden Dolayı Kıskanç Kadının Affedilmesi

Eşler Arasında Adil Davranmak

Kadınlara Karşı İyi Muameleyi Tavsiye Etme

Salih Kadınların Az Olduğu

Kadınlarla Geçim

Azil (Meniyi Rahmin Dışına Akıtmak)

Eşi Yatağa Çağırdığı Zaman Kadının Bu İsteği Yerine Getirmesi

Kadınla Anal İlişki Kurmak

Evlenen Kişinin Koku Sürülmesi

Evlenene Neler Söyleneceği

Kadının Salih Kişiye Teklif Edilmesi

Ayın Başında ve Ortasında İlişki Kurulmaması, İlişki Esnasında Örtünmenin Gerekliliği ile Cinsel Organa Bakmanın Caiz Oluşu

Dindar Kadınl^Evlenmenin Teşviki ve Mü'min Bir Hanımı Olan Kişiye Gıpta Edilmesi

Kadım Evlendiği Kocasının Yanına (Gerdeğe) Sokmak

Evliliğe Teşvik

İhtiyaç Olmaksızın Kadının Yolculuğa Çıkması

Kadının Cimada Hakkı Olmadığına Dair İstidlal

Kadının Ev İçi Görevi

Veliler

Kadınların Evlilik Tercihini Etkilemeyecek Bazı Kusurlarını Gizlemenin Caiz Olduğu

VELİME (DÜĞÜN ZİYAFETİ)

Düğün Yemeği Daveti Dışında Bir Davete İcabet Etmeme

Düğün Yemeği ve Mikdârı

Hoş Olmayan Uygulamalara Şahit Olanın Daveti Terkedebilecepi

Düğün Yemeği Davetine İcabet Etmek

Davetsiz Velimeye Gitmenin Mekruh Oluşu

Kocanın Hanımı Üzerindeki Hakkı

Kadının Cimada Hakkı Olmadığına Dair

Kadınlara İyi Davramlmasını Tavsiye Etmek

Kadına Yalan Söylemenin Caiz Olduğu

Kuşkulanılan Birisi de Olsa, Güzel Kadından Boşanılmamasının Caiz Olduğu

Düğünde Def Çalmak ve Evliliği Duyurmak

Himaye

Kadınların Vasıfları

İddet

Üç Talâkla Boşanan Kadının Nerede Kalacağı

Boşamada İstisna Etme Durumu

Sarhoşun Boşaması

Hülle Gayesiyle Üç Talâkla Boşanmış Kadınla Evlenmek

Boşamayı Bir Eğlence Haline Getirmeyi Yasaklamak ve Boşamaya Başvuracak Kişinin Sünnete Uygun Bir Boşama Yapmasını Teşvik Etmek

Boşamada Niyet

Boşama İfadeleri

Niyet Etmesi Durumunda Üç Talâkın Bir Sözle Geçerli Olması

Şaka İle de Olsa Talâkın Geçerli Olması

Üç Talâk İle Boşanan Kadının Başka Biriyle Evlenmedikçe Eski Kocasına Dönemeyeceği

Evlilikten Önce Boşamanın Olacağı

Boşamanın Hoş Bir Şey Olmadığı

Talâk Sayısı

Babalarından Başkasına Nesebini Dayandırmanın Yasak Olduğu

Kadının Ahirette (Dünyadaki) Son Eşine Ait Olduğu

Soy Takibi

Mut'a Nikâhı

Hayız Müddeti Geçinceye Kadar Kadını Beklemek Ve Cariyelerle Evliliği Teşvik

İddetli Kadının Yolculuğu

Doğumla İddetin Sona Ermesi

Cariye Olan İki Kız Kardeşle veya Anne-Kızla Bir Anda Evli Olmak

Liân Ve Kıskançlık

Söz Hak Sahibine Aittir Ve Borcunu Ödeyenin Fazileti


1384. Hişâm b. Urve'nin babasından naklettiğine göre Resûlullah (sallallahu deyhi vesellem) bir bedeviden, o anda elinde olmayan bir vesak acve hurmasına carşılık kesimlik bir deve veya dişi bir deve satın aldı. Sonra bedevî gelip alacağını istedi. Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) borcunu erteleyince bedevî: "Hain, hain!" diye bağırdı. Muhammed'in (sallallahu aleyhi vesellem) ashabı onu azarladılar. Ama Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Bırakın. Zira söz hak sahibinindir" buyurdu. Adam aynı şeyi iki üç kere tekrarlayınca Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Onu Havle binti Hakım'e götürün. -Havle ilk muhacirlerdendi- Ondan borç isteyin. Çünkü o, acve hurması topluyor" buyurdu. Ona gittiler ve adama alacağını tam olarak ödedi. Sonra Resûlullah'm (sallallahu aleyhi vesellem) yanma dönerek: "Sen borcunu eksiksiz ödedin, iyi davrandm" dedi. Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) de: "Allah katında en hay ırklar mız onlar değil midir? Şüphesiz ki Allah katında yaratılanların en hayırlıları, borçlarını eksiksiz ödeyenler ve iyi davrananlardır" buyurdu.[1] (İshâk)

1385. Veki' demiştir ki: Bize Hişâm b. Urve'nin, babasından naklen bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bir bedeviden vadeyle bir deve satın almış.... Muhammed'in {sallallahu aleyhi vesellem) ashabı adamı azarladılar. Hadiste "Muhacirlerdendi" ifadesi yer almamıştır. (İshâk)


Kölesinin Malında Müşterinin Değil, Satıcının Hak Sahibi Oluşu


1386. Hz. Ali demiştir ki: "Kim malı bulunan bir kölesini satarsa, müşteri aksini şart koşmamışsa, onun malı satıcıya aittir. Kim aşılanmış hurmalık satarsa, müşteri aksini şart koşmadıkça, meyveleri satıcıya aittir. Resûlullah (sallaüahu aleyhi vesellem) böyle hükmetti." (İshâk)



Âriye/Ödünç


1387. Ebu'l-Abbâs, Ensarlı bir zattan şöyle dediğini nakletmiştir: Resûlullah'ı (saUallahu aleyhiveseOem): "Âriye/ödünç eşya, iade edilir, meniha (sütü, kılı ve yününden istifa İçin verilen ödünç memeli) iade edilir" buyururken işittim. (İbn EbîÖmer)



İflas


1388. Adî b. Adî'nin bildirdiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi -vesellem) borcunu ödeyecek durumu olmayan bir adam hakkında şöyle hükmetmiştir: Alacaklılarından biri adamın yanında mal bulmuş ve o da bunu itiraf itmiştir. Resûlullah (sallalkhu aleyhi vesellem) de, borçlunun yanında kendi malını bulması halinde alacaklının, malını alabileceğine hükmetmiştir. (İbn Ebî Ömer)

1389. Abdullah b. Abdurrahman b. Ka'b b. Mâlik anlatmaktadır: Muâz b. Cebel yumuşak huylu, yakışıklı bir gençti. Hatta kavminin en değerli gençlerindendi. Hiç bir şey saklamazdı. Bu yüzden git gide borçlandı Derken bütün malını borca ipotek etti. Sonra Hz. Peygamber'e (sallallahu aleyhi vesellem) gidip ondan, alacaklılarına borçlarını düşürmelerini söylemesini rica etti. Fakat alacaklıları kabul etmediler. Eğer birinin hatırı için birinden alacaklarını silselerdi, Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi vesellem) hatırı için Mu'az'dan alacaklarını silerlerdi. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Mu'az'm bütün malını borcuna karşılık sattı. Öyle ki Muâz'in hiçbir şeyi kalmadı. Sonra Mekke fethinde Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) onu, bir grup Yemenlinin başında komutan olarak gönderdi ki, yaralarını sarsın. Muâz, Yemen'de emir/vali olarak bir müddet kaldı. Böylece Allah'ın malıyla ilk ticaret yapan kişi o oldu. Muâz, Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) hastalanıp vefat edene kadar orada kaldı. Döndüğünde Hz. Ömer, Ebû Bekir'e: "Şu adama birini gönder, ihtiyacı kadar kendisine mal bırakıp, gerisini ondan al!" dedi. Ebû Bekir: "Onu oraya Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) yaralarını sarsın/zararını karşılasın diye gönderdi. Kendisi bana bir şey vermedikçe ben ondan hiçbir şey almam" diye karşılık verdi. Ebû Bekir dediğini yapmayınca Hz. Ömer kendisi Muâz'a gitti ve meseleyi kendisine arz etti. Muâz: "Peygamber beni oraya durumumu düzelteyim diye gönderdi. Bunu yapmam" dedi. Sonra bir gün Hz. Ömer'le karşılaşınca ona: "Seni dinleyip söylediğini yapacağım. Çünkü rüyamda kendimi büyük bir suyun ortasında buldum. Boğulmaktan korktum. Beni oradan sen kurtardın Ömer" dedi. Sonra Ebû Bekir'e gidip aynısını ona da anlattı ve ondan hiçbir şeyi gizlemeyeceğine yemin etti. Hatta kırbacını dahi bildirince Ebû Bekir: "Vallahi ben bunu senden almam. Onu sana hibe ettim" dedi. Ömer de: "Bu, gönül rızasıyla ve helallikle olursa, mümkündür" dedi. Sonra Muâz oradan ayrılıp Şam'a gitti. (İshâk) [2]

1390. İbn Ka'b b. Mâlik anlatmaktadır: Muâz b. Cebel, yumuşak huylu bir cti. Kavminin gençlerinin en iyisiydi. Git gide malını borca ipotek ettirdi. R nUn için Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) alacaklılarıyla konuştu. Eğer birinin hatırı için birinin borçları silinseydi, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi veseüem) hatırı iWiyecek. İyi bilin ki, Allah ve Resulü, haksız yere eşlerinden boşanmaya kalkışan kadınlardan uzaktır. Yine iyi bilin ki boşanma hakkını kendisinden talep edecek kadar hanımına eziyet eden erkekten de Allah ve Resulü uzaktır. Kim kötü ahlaklı bir kadına sabreder ve sevabını Allah Teâlâ'dan beklerse, Allah Teâlâ ona, Eyyûb Aleyhisselûma verdiği sevabın-aynısını verir. O kadına da her gün için Alic çölünün kum tanesi kadar günah yazılır- Eğer eşinin gönlünü almadan ve onu razı etmeden ölürse, kıyamet günü, cehennemin en alt derekesinde/katında münafıklarla beraber baş aşağı vaziyette dirilülecektir. Kimin de hanımı olur da onunla anlaşmaz, Allah'ın verdiği rızka sabretmez., aleyhine çalışır ve gözünün yetmeyeceği yükü yüklerse, hiçbir hasenesi/ameli kabul edilmez. Bu hal üzere ölürse, Allah Teâlâ'nın

"kendilerine öfkelendiği/gazap ettiği" zümre ile beraber hasredilir. " (el-Hâris) [148]

1550. Humeyd b. Hilâl anlatıyor: Safiyye şöyle dedi: Resûlullah (saMahu aleyhi vesellem)'in yanma vardığımda, benim için insanlar arasında en hoşlanmadığım kimse idi. Kendisi bana: "Senin kavmin bana şöyle şöyle yaptılar... Şunları şunları işlediler..." demeye başladı. Oturduğum yerden kalktığımda O, benim için insanların en sevimlisi oldu. (Ishâk) [149]


Azil (Meniyi Rahmin Dışına Akıtmak)


1551. Ubâde b. es-Sâmit der ki: İlk azil yapanlar Ensâr'dan bir gruptu. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'e gelip: "Ensâr'dan bir grup azil yapıyorlar" dediklerinde Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ürktü ve: "(Allah Teâlâ takdirinde) yaratılmış ruh, mutlaka dünyaya gelecektir" buyurdu. Dolayısıyla ne emretti, ne de yasakladı. (İshâk) [150]

1552. îbn Abbâs şöyle der: "Resûlullah (sallaDahu aleyhi vesellem) azil ile ilgili bir şey söylemişse, mesele O'nun söylediğinden ibarettir. Ben de bu konuda hiçbir sakınca görmüyorum. Kendi tarlanı, ister susuz bırakırsın, ister sularsın." (Ahmed b. Menî') [151]

1553. Cerîr anlatıyor: Bir adam Resûlullah (sallallahualeyhıvesellemj'e gelip: "Yâ Resûlallah! Sana hicret etmek üzere müşriklerden sadece bir câriye ile gelebildim. Çarşıda çalışmasını istediğim için azil yapıyorum" dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de: "Allah'ın takdir ettiği gerçekleşir" buyurdu. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) [152]

1554. Azil ile ilgili olarak Ebû Sâîd şöyle der: "Bir cariyemle azil yapıyordum, ama (buna rağmen) dünyada en çok sevdiğim şu çocuğu bana doğurdu." (Ebû Dâvud et-Tayalisî) [153]

1555. Abdûlvâhid el-Bunânî şöyle demiştir: Bir adam İbn Ömer'e gelip azil meselesini sordu. İbn Ömer öfkelenip eliyle yere vurdu. Adam gerisin geriye dönüp gitti. İbn Ömer peşinden küçük taşlar atıp: "Öf be!" dedi. Abdülazîz der ki: Bunu Enes'e anlattığımda: "Azilde herhangi bir sakınca görmezdik" dedi. (Müsedded)

1556. Alkame ve Abdullah (b. Mes'ûd)'un ashabı (öğrencileri): "Azil yapmakta herhangi bir sakınca yoktur" demişlerdir.[154] (Müsedded)


Eşi Yatağa Çağırdığı Zaman Kadının Bu İsteği Yerine Getirmesi


1577. İbn Ömer anlatıyor: (Allah'ın Resulü şöyle buyurdu) "Allah erteleyenlere lanet etmiştir"

Erteleyenler" kimlerdir?" diye sorulduğunda: "Kocası kendisini yatağa davet ettiğinde: Biraz sonra, biraz sonra deyip onun uyumasını bekleyen kadındır" cevabını verdi. (Ahmed b. Menî') [155]

1558. Aynı isnâd ile ResûluUah (sallallahualeyhi veseilem)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Kendisini kocasına arzeîmedikçeJsunmadıkça yatağa girip uyuması kadına helâl değildir. "

"Kendisini kocasına nasıl arzedecek?" diye sorulduğunda ResûluUah (sallallahualeyhivesellem): "Elbiselerini çıkarıp onunla beraber yatağa girecek, cildim kocasının cildine yapıştıracak... Bunu yaptığı zaman kendini arzetmiş olacak" buyurdu.[156] (Ahmed b. Menî')

1559. Ebû Hureyre naklediyor: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) "müsevvife" ve "müfessile" kadınlara lanet etti. Müsevvife, eşi kendisini yatağa davet ettiği zaman Birazdan diyen kadındır. Müfessile ise eşi kendisini yatağa davet ettiği zaman olmadığı halde Hayızlıyım diye bahane uyduran kadındır.[157] (Ebû Ya'lâ)



Kadınla Anal İlişki Kurmak


1560. Semura. b. Cündüb (bir rivayette İmrân b. Husayn) ResûluUah (sallallahu aleyhi vese]lem)'in: "Kadınların dübürleri size haramdır" buyurduğunu nakletmiştir.[158] (el-Hâris)

1561. İmrân der ki: "Resûlullah (sallallalıu aleyhi vesellem) kadınlarla dübürlerinden ilişki kurulmasını yasaklamıştır." el-Hasan (el-Basrî) der ki: "Böyle bir eylemi ahmak ve fâcir (sapık)dan başkası yapar mı?!" (el-Hâris) [159]

1562. Hz. Ömer, Resûlullah {sallallahu aleyhi vesellem)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Allah Teâlâ'dan haya edin; zira Allah, Hakk'ı söylemekten hâyâ etmez: Kadınlarla dübürlerinden ilişki kurmayın. " (Ebû Ya'lâ) [160]


Evlenen Kişinin Koku Sürülmesi


1563. Hz. Ali, Fâtıma ile evlendiğinde Resûlullah (sallallahu aleyhi veseüem)'in kendisine: "Bütün mehiri kokuya ayır!" buyurduğunu nakleder. (İshâk)


Evlenene Neler Söyleneceği


1564. Enes b. Mâlik naklediyor: Ümmü Süleym, beni Resûlulîah (sallallahu aleyhi vseliem)'e gönderdi... (Hadisin devamında şu ibareler yer almıştır) Sonra elimden tuttu. Dışarı çıktık. Henüz Zeyneb bint Cahş ile yeni evlenmişti. Hanımlarına uğradığında kendisini tebrik ettiler, diğer insanlar da onu tebrik ettiler ve şöyle dediler: Yâ Resûlallah! Gözünüzü aydın kılan Allah'a hamdü senalar olsun"... (Ebü Ya'lâ)


Kadının Salih Kişiye Teklif Edilmesi


Enes naklediyor: Bir kadın, Resûlullah (saMahu aleyhi vesellem)'e gelip: "Yâ Resûlallah! Şöyle şöyle bir kızım var" deyip endam ve güzelliğine dair bir şeyler söyledi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahualeylıivesellem): Kabul ettim" buyurdu. Fakat o kadını o kadar çok Övdü kî, nihayet hiç başının ağrımadığını ve hiç bir rahatsızlığı olmadığını söylediğinde ise Allah'ın Resulü (sallallahualeyhiveseliem): "Benim senin kızına ihtiyacım yok" buyurdu. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ebû Ya'lâ) Bu hadis "Hastalığın Kefareti" bahsinde [161]îpektir. [162]

1565. el-Fadl Abbâs'ın "Yanında güzel bir kızı olan bir bedevinin, nunla evlenir ümidiyle onu Resûlullah (saMahu aleyhi vesellem)'e arzetmesiyle" ilgili hadisi "Harama Bakmanın Hükmü" başlığında zikredilmişti.[163]


Ayın Başında ve Ortasında İlişki Kurulmaması, İlişki Esnasında Örtünmenin Gerekliliği ile Cinsel Organa Bakmanın Caiz Oluşu


1566. Hz. Ali naklediyor: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bana şöyle buyurdu: "Ey Ali! Eşinle ayın ortasında ve Hilal'in İlk göründüğü günlerde ilişkiye girme! Delilerin bu iki dönemde çokça sârâya yakalandıklarını görmedin mi!" (el-Hâris) [164]

1567. Sa'd b. Mes'ûd el-Kindî, Osman b. Maz'ûn'un Resûlullah (sallallahu aleyhi veseOem)'e gidip şöyle dediğini nakleder: "Ya Resûlallah! Ben hanımımın avret mahalline bakmaktan hoşlanıyorum, ancak kendisi benim avret mahallimi görmüyor. [165] Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhivesellem): "Niçin ' o seninkini görmüyor ki?! Zira Allah Teâlâ seni ona bir örtü yarattığı gibi, onu da sana bir örtü olarak yaratmıştır. Ben ailemin avret mahallini gördüğüm, gibi, onlar da benimkini görürler" buyurdu. Bunun üzerine Osman: "Ya Resûlallah! Sen böyle yapıyorsan senden ötesi yoktur" dedi ve Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in huzurundan ayrıldı. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de: "İbn Maz'un çok hâyâ sahibi ve tesettüre çok riayet eden birisidir" buyurdu. (el-Hârİs) [166]

1568. Abdullah (b. Mes'ûd), Resûlullah (sallallahu aleyhi vesilem)'in şöyle buyurduğunu nakleder: "Sizden biriniz ailesiyle yatağa girdiği zaman üstüne örtü alsın ve merkepler gibi soyunmasın. " (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) [167]

1569. Enes b. Mâlik'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ^yle buyurdu: "Sizden biriniz ailesiyle cima yaptığında ona karşı samimi olsun; eğer eşinden Önce davranırsa, ihtiyacım görünceye kadar onu beklesin, acele davranmasın.[168] (Ebû Ya'lâ)



Dindar Kadınl^Evlenmenin Teşviki ve Mü'min Bir Hanımı Olan Kişiye Gıpta Edilmesi


1570. Ata ve Yahya b. Ca'de naklediyor: "Kadın dört şey için nikahlanır: Malı, soyu, güzelliği ve dini için. Sen, -elleri toprak olası- dindarım al.[169] (Müsedded)

1571. Yahya b. Ca'de naklediyor: "Müslümanın İslam gibi bir nimetten sonra yararlandığı en büyük nimet şudur: Kocası kendisine bakınca gönlüne huzur veren kadın ile, emrettiği zaman itaat eden ve hoşlanmadığı bir şey yapmayan kadındır [170] (Müsedded)

1572. İbn Ömer, Peygamber (sallallahu aleyhi veseüem)'in şöyle buyurduğunu nakletti: "Beli kıran üç şey vardır: İçeri girip de çıkmak bilmeyen fakirlik, kocası kendisine güvenen ancak eşine hıyanet eden kadın, Allah'ın Öfkesini kazanıp insanları razı eden idareci! Bilesiniz ki mü'inin kadının iyiliği, yetmiş sıddîkın iyiliği gibidir. Facir kadının fücuru bin fâcirin fücuru gibidir.[171] (el-Hâris)

1573. Ebû Bekr b. Muhammed b. Hazm, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Kadınlar oyuncaktır/eğlencedir; kim bir oyuncak edinirse ona en güzel şekilde baksın veya onu güzel görsün. " (el-Hâris)


Kadım Evlendiği Kocasının Yanına (Gerdeğe) Sokmak


1574. İkrime ve Ebû Yezîd el-Medînî naklediyorlar: Hz. Fâtıma, Hz. Ali ile zifafa girmeden Resûlullah (sallallahualeyhiveseüem) Hz. Ali'ye haber gönderip: "Ben gelene kadar zifafa girme!" diye emretti. Sonra Resûlullah (sallallahualeyhi vEsel]em) su getirip ona Allah'ın dilediği kadar dua etti. Sonra Fâtıma'yı çağırdı, patıma kalktı, hayadan elbisenin kenarına basarak yürüyordu. Sonra aynı sudan onun da üstüne serpti. Sonra örtünün arkasından bir karartı gördü. "Kim o?" diye sordu. Esma: "Benim" dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Esma binti Umeys mi?" diye sordu; o: "Evet" dedi. Esma anlatıyor: Bana dua etti. Sevap hanenrc yazılan en iyi amelim oldu. Sonra Resûlullah (sallallahualeyhi vesellem) Fâtıma'ya: "Yakınlarımdan en çok sevdiğim kişiyi evlendirmekle herhangi bir kusur etmedim" dedikten sonra çıkıp Hz. Ali'ye: "Ailen senindir, artık!" buyurdu. Sonra çıktı ve evine gidene kadar onlara dua etti. (İshâk)

Derim ki: Bu hadisin râvileri güvenilir kimselerdir. Ancak Esma binti Umeys bu olayın olduğu zamanda eşi Cafer ile birlikte Habeşistan'daydı, bu konuda hiçbir tartışma yoktur. Muhtemelen burada zikredilen onun kız kardeşi Selmâ binti Umeys'dir ki, o da Hamza b. Abdulmuttalib'in hanımıdır.[172] (Ebû Ya'iâ)

1575. Ebû Musa bir adamın Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) gelip: "Ben hoşuma giden bir kadın buldum, ancak kısırdır, onunla evleneyim mi?" diye sordu. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de: "Hayır evlenme!" buyurdu. Adam o kadını bıraktı; ancak daha sonra gönlü tekrar ona meyletti. Yine Hz. Peygamber (saüallahu aleyhi veseDem)'e gelerek: "Bu kadın ve davranışları hoşuma gitti, işvesi ve tarzı beni etkiledi, onunla evlenebilir miyim?" diye sordu. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) yine: "Hayır evlenme! Doğurgan siyah bir kadın bana göre ondan daha iyidir. Bilmiyor musun ki ben kıyamet günü sizin çokluğunuzla övüneceğim. Kıyamet günü müslümanların çocukları anne-babalarına tutunmuş olarak gelecek ve kendilerine: Cennete girin! denilecektir. Hatta cennetin kapısından içeriye ağır ağır giren düşük doğmuş çocukları görür gibiyim; onlara: Hadi cennete girin denildiğinde: Ya Rabbi! Ya anne-babalarımız? diyecekler. Bunun üzerine Allah Teûlâ: Gir anne-babanla beraber! diye nida edecektir" buyurdu. (Ebû Ya'lâ)

1576. Abdullah (b. Mes'ûd), Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'m şöyle buyurduğunu nakleder: "Güzel, ancak kısır kadınları bırakın, siyahi de olsa doğurgan kadınlarla evlenin; zira ben, sizin çoğunluğunuzla övüneceğim. Kıyamet günü düşük çocuklar dahi cennetin kapısında bekleşecekler. Kendilerine: Cennete girîn! denildiğinde onlar: Anneın-babam benimle girinceye kadar girmeyeceğİm diyecekler. [173] (Ebû Ya'lâ)

1577. Ka'b b. Ücra, Resûlullah (saMahu aleyhi vese!lem)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Size cennet kadınlarınızı söyleyeyim mi? Eşini çok seven ve doğurgan kadınlar ki onlar bir haksızlığa uğradıklarında veya bir haksızlıkta bulunduklarında eşlerine Sen razı oluncaya kadar uyku uyumayacağtm derler. [174] (Ebû Ya'lâ)

1578. Enes b. Mâlik, Resûlullah (sallallahu aleyhivesellem)'in şöyle buyurduğunu nakleder: "Kim evlenirse ibadetin/kulluğun yansını elde etmiş olur. [175] (Ebû Ya'lâ)

1579. Ebû'I Muğallis der ki: Ebû Necîh es-Sülemî'nin şöyle dediğini işittim: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdu ki: "Kimin evlenmeye gücü olur da evlenmezse bizden değildir. " (el-Hâris) [176]



Evliliğe Teşvik


1580. İbn Sirîn naklediyor: Utbe b. Farkad, oğluna evlenmesini teklif etti de oğlu yanaşmadı. Bu durumu Hz. Osman'a zikrettiğinde, Osman kendisine şöyle dedi: "Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) evlenmedi mi, Ebû Bekir ve Ömer evlenmediler mi, üstelik sayılmayacak kadar adaylarımız var." Bunun üzerine Utbe: "Ey Mü'minlerin Emiri! Kimimizin Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), Ebû Bekir, Ömer ve senin gibi ameli var?" deyince Osman: "Yeter artık; dilersen evlen, dilersen evlenme!" dedi. (İshâk) [177]

1581. Saîd b. Cübeyr naklediyor: Daha sakalım çıkmamışken İbn Abbâs bana şöyle dedi: "Ey îbn Cübeyr evlendin mi?" Ben: "Hayır, şu an evlenmek istemiyorum" dedim. Bunun üzerine İbn Abbâs şöyle dedi: "Senin sulbünde var olan mutlaka yaratılacaktır." (Ahmed b. Menî') [178]

1582. Ebu'l-Bahterî, Resûlullah (sallallahualeyhivesellem)'in şöyle buyurduğunu nakleder: "öv/e şeyler vardır ki, kişi onları yaptığında sevap kazanır, hatta ailesiyle beraber olmasından dolayı da sevaba nail olur." Bunun üzerine ashâb-ı kiram: "Yâ Resûlallah! Bu nasıl olur?! Tattığı şehvetinden dolayı da mı sevap alır?" dediklerinde Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Ya o ihtiyacını haramda görseydi günah kazanmayacak mıydı?!" Ashâb-ı kiram: "Evet" deyince Resûlullah {sallallahu aleyhi vesellem): "İşte bundan dolayı kendisine sevap yazdır" buyurdu. (Ebû Dâvud et-Tayalisî) [179]

1583. Hasan' (el-Basrî) naklediyor: Bir grup toplanıp: "Resûlullah'ın eşlerine haber göndersek de onlara Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellemj'in" ibadetlerini sorsak" dediler. Hz. Peygamber'in hanımları kendilerine: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) hem namaz kılar hem uyur, hem oruç tutar, hem tutmaz ve evlenirdi" dediler. Bunun üzerine o kişiler: "(Biz nerede Peygamber nerede!) Zira O'nun geçmiş ve gelecek bütün günahları bağışlanmıştır" dediler. Bunun üzerine biri: "Her gece sürekli ibadet edeceğim ve uyumayacağım"; ikincisi: "Her gün sürekli oruç tutacağım"; üçüncü ise: "Kadınlarla beraber olmayacağım, onlara yaklaşmayacağım, zira kadın insanı meşgul etmektedir" dedi. (Bilahare durumdan haberdar olan) Hz. Peygamber {sallallahu aleyhi vesellem) onları bularak: "Bakıyorum da bazı kimseler Peygamberlerinin durumunu araştırıyorlar, kendilerine anlatıldıktan sonra da ondan yüz çeviriyor ve kimileri şöyle, kimileri böyle böyle şeyler söylüyorlar... Ancak bilesiniz ki ben, namaz kılanın da, uyurum, da; hem oruç tutar, hem yerim; kadınlarla beraber de olurum (Benim sünnetim budur), kim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir" buyurdu. (el-Hâris) [180]

1584. Câbir, Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'in şöyle buyurduğunu nakleder: "Gençliğinin ilk yıllarında evlenen genç, şeytanını çileden çıkarır. Şeytanı: Eyvah, dinini benden korudu diye yakınır. [181] (Ebû Ya'lâ)

1585. Yine Salih Mevla't-Tev'eme'ye kadar aynı isnâdla Ebû Hureyre naklediyor: Ömrümden tek bir gün kalsa bile Allah Teâlâ'nm huzuruna evli çıkmak isterim; zira Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Sizin en şerlileriniz bekarlarınızdır. [182]

Bu iki hadis mimker olup senedlerinde yer alan Hâlid (b. İsmâîl) "Hadis uydurmakla itham edilmiştir! (Ebü Ya'lâ)

1586. Ubeyd b. Sa'd, kendisine Hz. Peygamber (saüalkhu aleyhi vesellem)'in şu sözünün ulaştığını bildirdi: "Kim benim fıtratımı seviyorsa sünnetime uysun, o sünnetimden birisi de evlenmektir. [183] (Ebü Ya'lâ)

1587. Tâvûs der ki: "Evlenmedikçe genç kişinin ibadeti tamam değildir.[184] (Ebû Ya'lâ)

1588. Ebû Talhâ, Resûlullah (salMahu aleyhi vEselIem)'in şöyle buyurduğunu nakleder: "Ey Kureyş gençleri! Zina etmeyin, kim gençliğini zinaya düşmekten muhafaza ederse cennete girer." {Ebû Ya'lâ} [185]

1589. Atiyye b. Busr el-Mâzinî anlatıyor: Attâf b. Vedâa el-Hilâlî Resûlullah (salMahualeyhivesellem)'e geldi. Resûlullah (sallallahualeyhivesellem) ona: "Ey Attâf, hanımın var m;?",diye sordu. O da: "Hayır" karşılığını verdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Sağlığın ve durumun yerinde iken mi?" diye sordu. O da: "Evet, elhamdülillah sağlığım ve durumum yerinde iken" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "O zaman sen şeytanın kardeşisin! Sen ya hristiyanlann nthbanlanndansın ki şu anda öylesin, ya da bizdensin ki o zaman bizim yaptığımızı yap. Zira sünnetlerimizden birisi de nikâhtır. Sizin en kötüleriniz bekarlarınızdır. Zira şeytanın salih kimselere karşı kadından daha güçlü/ etkili bir silahı yoktur. İyi bilesiniz ki evliler, çirkin sözden uzak olan pak kimselerdir. Yazıklar olsun sana ey Attâf! Kadınların Dâvud, Ey âb, Yusuf ve Kürsufu çelen varlıklar olduğunu unutmayasın.[186] Yazıklar olsun sana ey Attâf! Evlen, zira sen .sıkıntılı bir konumdasın." Bunun üzerine Attâf şöyle demiştir: "Ya Resûlallah! İstediğin bir adayla beni evlendirmedikçe evlenmeyeceğim." Bunun üzerine Resûlullah (saHlahu aleyhi vesellem): "Allah'ın adıyla ve O'nun berekeîiyle seni Kerîme binti Gülsüm el-Himyerî ile evlendirdim " buyurdu.[187] (Ebû Ya'İâ)


İhtiyaç Olmaksızın Kadının Yolculuğa Çıkması


1590. Ümmü Seleme, Resûlullah (saMahu aleyhi vse]lem)'in Veda Haccı'nda kendilerine şöyle buyurduğunu nakleder: "Bu farz haccımz, sonra tekrar evdeki hasırlara! [188] (Ebû Ya'İâ)

1591. İbn Ömer, Resûlullah (saMahu aleyhi veseUem)'İn hanımîarıyla hacc ettiğinde kendilerine şöyle dediğini nakleder: "Bu sizin farz haccımz, sonra evlerinizdeki hasırlara!" (Ebû Ya'İâ) [189] peygamber (salblkhu aleyhi vesellem)' in kılıcının kabzasında yazılı olan şeylerle ilgili dis, Evlilik bölümünün başında Hz. Âişe'den nakledilmiştir, [190]


Kadının Cimada Hakkı Olmadığına Dair İstidlal


1592. İbn Cüreyc'in bir zât vasıtasıyla Enes'ten rivayet ettiği hadisinde kadının cimada hakkı olduğuna dair bir delil vardır.

Câbir'in bu konudaki hadisi ise Peygamberliğin Alâmetleri bölümünde "Peygamber (saMlahu aieyhi vesellem)'in Duasının Bereketi" başlığında zikredilecektir.

1593. el-Hakem, Tayyi' kabilesinin Benî Sinbis boyundan adı Ümmü Yala olan bir kadının eşiyle birlikte Hz. Ali'ye gelerek ona şöyle dediğini nakleder: "Ben çocuk arzulayan bir kadınım, ancak eşim bana yanaşmıyor." Bunun üzerine adam: "Görmüyor musun, erkeği kendisine çekecek üzerinde hiçbir çekicilik yoktur" dedi. Hz. Ali: "Süslü iken de mi?" diye sordu. Adam "Evet o zaman da yoktur" dedi. Bunun üzerine Hz. Ali: "Erkeğin istekli olduğu seher vaktinde de mi ona yanaşmazsın?" diye sorduğunda, adam: "Hayır, o zaman da yanaşmam" dedi. Bunun üzerine Ali: "Hem kendim helak etmişsin, hem de başkasını" dedi ve kadına dönüp ona: "Allah bu sıkıntıyı giderinceye kadar sabret!" dedi.[191] (Müsedded)



Kadının Ev İçi Görevi


1594. Damra b. Habîb der ki: Resûlullah (sallallahualeyhiveseilem) kızı Fâtıma'ya evin iç işlerini, Hz. Ali'ye de evin dış işlerim yapmalarını emretti. (Müsedded) [192]

1595. Enes naklediyor: Kadınlar: "Yâ Resûlallah! Erkekler cihâdın faziletini alıp götürdüler. Cihâdın faziletini yakalayacak bir amelimiz var mı?" diye sorduklarında Resûlullah (sallallahu aleyhi veseilem) şöyle buyurdu: "Evet, her birinizin kendi evinde yaptığı iş ve hizmet, kendisini cihâdın faziletine ulaştırır." (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ebû Ya'lâ)



Veliler


1596. Hasan (el-Basrî) ve İbrahim naklediyor: "Veli (veya yetkili kişi) olmadan nikâh yoktur.[193] (Müsedded)

1597. Hasan (el-Basrî) der ki: "Veli olmaksızın nikâh olmaz." (Müsedded) [194]

1598. Câbir Resûlullah (salMahu aleyhi vesellem)ıin şöyle buyurduğunu nakleder: "Kadınlar sadece kendilerine denk kimselerle nikahlanır, onları sadece velileri evlendirir ve on dirhemden aşağı mehir yoktur." (Ebû Ya'lâ) [195]



Kadınların Evlilik Tercihini Etkilemeyecek Bazı Kusurlarını Gizlemenin Caiz Olduğu


1599. eş-Şa'bî naklediyor: Bir adam Hz. Ömer b. el-Hattâb'a gelerek şöyle dedi: "Benim bir kızım var, ben onu Cahiliye döneminde toprağa gömmüş, ancak sonra dayanamayıp geri çıkarmıştım. Kız müslüman oldu ve bir suç işleyip keskin bir aletle boğazını keserek intihara kalktı. Ben ona yetiştiğimde bazı damarlarını kesmişti. Alıp onu tedavi ettim ve şifa buldu. Daha sonra bu kez kendini ibadete ve Kur'an'a verdi. Şu an birileri ona talip oluyor. Acaba başından geçenleri talip olan kimselere anlatayım mı?" Bunun üzerine Hz. Ömer şöyle dedi: "Allah Teâlâ'nm örttüğü bir şeyi yeniden açmaya mı çalışıyorsun! Eğer kızın başından geçenleri birilerine anlattığını duyarsam seni âleme ibret bir ceza ile cezalandırırım. Yapman gereken şey, onu iffetli, müslüman bir genç kız gibi evlendirmendir." (el-Hâris) [196]



VELİME (DÜĞÜN ZİYAFETİ)


Düğün Yemeği Daveti Dışında Bir Davete İcabet Etmeme


1600. Hasan el-Basrî şöyle der: Osman b. Ebî'l-Âs, bir sünnet davetine çağrıldığında ona icabet etmedi. Bu tavrı kendisine sorulduğunda şöyle dedi: "Biz, Resûlullah (sallallahualeyhivesellem) döneminde sünnet davetine çağrılmaz ve öyle bir merasime gitmezdik. [197] (Ebû Ya'lâ)

1601. Osman b. Ebi'l-Âs, bir yemeğe davet edilmişti. Davete geldiğinde: "Bu nedir?" diye sordu. Davet sahipleri: "Bir cariyenin sünneti" cevabını verdiler. Bunun üzerine Osman yemeden kalkıp gitti ve şöyle dedi: "Bu, Resûlullah (sallaUahu aleyhi vesellem) döneminde davet edilmediğim bir şeydir.[198] (Ebü Ya'lâ)


Düğün Yemeği ve Mikdârı


1602. Esma binti Umeys der ki: Fatımâ'nm düğününde Resûlullah (sallaüahu aleyhi vesellem.), bana bir kaç sâ' hurma ve arpa verdi ve: "Ensar'ın kadınları geldiği zaman onlara bundan ikram et!" buyurdu. (Ahmed b. Menf)

1603. Enes şöyle der: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) velimeyi üç gün olarak belirledi. (Ebû Ya'lâ) [199]

1604. Ebû Rûmân naklediyor: Ömer b. el-Hattâb'a düğün yemeği hakkında: "Ey Mü'minlerin Emiri! Düğün yemeğinin kokusu bizim evdeki yemeklerden neden daha hoş oluyor?" diye bir soru soruldu. Hz. Ömer şu cevabı verdi: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in şöyle buyurduğunu işittim: Düğün yemeğinde cennetin kokusundan bir miskâl koku bulunur. " Ayrıca Hz. Ömer der ki: "İbrâhîm Halil ile Muhammed, düğün yemeğinin bereketli ve lezzetli olması için dua etmişlerdir." (el-Hârİs) Bu, karanlık (zayıf) bir rivayet zinciridir.[200]


Hoş Olmayan Uygulamalara Şahit Olanın Daveti Terkedebilecepi


Ebû Eyyûb'un hadisi "Evlerin Süslenmesinin Yasaklanması" bölümünde ' zikredilecektir. [201]

1605. Amr anlatıyor: Bir adam Abdullah b. Mes'ûd'u bir velimeye davet etti. Abdullah b. Mes'ud düğür yemeğine geldiğinde eğlence sesi duyup içeriye girmedi. Kendisine: "Hayırdır, ne oldu sana?" diye sorulduğunda şu cevabı verdi: Resûlullah (sallaüahu aleyhi veseEem)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Kim bir topluluğun karanlığını arttınrsa, kendisi de onlardandır. Kim de bir topluluğun yaptığı bir eylemi onaylarsa kendisi de onlara ortak olur." (Ebû Ya'lâ) [202]

Hz. Ömer'in hadisi ise İçecekler bölümünde zikredilecektir. [203]



Düğün Yemeği Davetine İcabet Etmek


1606. Ümmü Hakim binti Veda' el-Huzâîyye şöyle der: Resûlullah (salkllahu jgyki vesellem)'e: "Hediyenin reddedilmesi mekruh mudur/kötü bir şey midir?" dîye sordum; şöyle cevap verdi: "Ne kadar kötü bir şey! Bana bir paça hediye edilse onu kabul ederim, bir paça yemeğine davet edilsem mutlaka icabet Uerim." (Ebû Ya'lâ)

1607. Ömer b. Abdullah b. Ya'lâ, İyâz b. Ebî Eşres'den şunları naklediyor: Bir gün Ya'lâ b. Murre'yi gördüm ve onu bir yemeğe davet ettim. İçeri girip insanlar yemek yemeğe başladığında kendisi oruçlu bir halde bir kenarda oturup bir şey yemedi. Biz kendisine: "Allah'a yemin olsun ki, senin oruçlu olduğunu bilseydik seni yormazdık" dediğimizde bize şu karşılığı verdi: "Aman böyle söylemeyin, zira ben Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in şöyle buyurduğunu işittim: "Kardeşinin davetine icabet et, zira onun davetine İcabet etmekle iki şeyden birini yapmış olursun: Ya hayır bir şey ile karşılaşmış olursun ki bu, karşılaşabileceğin en iyi durumdur. Ya da nahoş bir şeyle karşılaşırsın ki, bu durumda onu kötü şeyden alıkoyar ve iyiyi emredersin. [204] (Ebû Ya'lâ)

Konuyla ilgili olarak Mücâhid'in mürsel hadisi Şemail bölümünde zikredilecektir.


Davetsiz Velimeye Gitmenin Mekruh Oluşu


1608. Ebû Hureyre şöyle der: "Kim davet edilmeksizin bir yemeğe oturursa fâsık halde girmiş ve dolayısıyla haram yemiş olur." (Ebû Dâvud et-Tayaiisî) [205]



Kocanın Hanımı Üzerindeki Hakkı


1609. İbn Ömer, Peygamber (sallallahualeyhivesellemJ'den naklediyor: Bir kadm Hz. Peygamber (sallallu aleyhi vesellem)'e gelip: "Kocanın hanımı üzerindeki hakkı nedir?" diye sordu. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Binek üzerinde de olsa kendini (kocasına) arzetmekîen uzak durmayacak. Onun izni olmadan evinden hiç birşey vermeyecek; eğer böyle bir şey yapacak olursa verdiğinin sevabı kocasına, günahı kendisine yazılacaktır. Onun izni olmadan birgün bile olsa nafile oruç tutmayacak, şayet böyle birşey yaparsa günah işlemiş ve orucunun sevabına nail olmamış olur. İzni olmadan evinden dışarıya çıkmayacak; şayet çıkacak olursa tevbe edinceye dek hem gazap, hem de rahmet melekleri ona lanet edecek." Hz. Peygamber (sallailahualeyhivesellem)'e: "Kocası zalim ise de mi?" diye sorduklarında: "Evet, zalim ise de" cevabını verdi. (Ebû Dâvud et-Tayalisî)

1610. Abdülvâhid b. Ziyâd: Biz Leys bildirdi... deyip, yukarıdaki hadisi nakletmiştir. "Zalim İse de mi?" ifadesinden sonra anılan kadının: "Seni hak ile gönderen Allah'a yemin olsun ki, bundan sonra asla bir erkeğin tasarrufu altına girmeyeceğim" sözünü eklemiştir. (Müsedded ve Ebû Bekir b. Ebî Şeybe)

1611. Abd b. Humeyd şöyle der: Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe, Ebû Muaviye'den, o da Ebû Kutbe'den, o da Leys'ten... İlk rivayetin benzerini nakletmiş ancak: "Zâlim ise de mi?" ile başlayıp devam eden ibareyi zikretmemiştir.

İbn Abbâs der ki: Bir kadm, Peygamber (sallallahu aleyhi veseüem)'e şöyle sordu... deyip Cerîr'in naklettiğine benzer bir rivayet nakletmiş, ancak sonundaki ilaveyi zikretmemiştir. Söz konusu rivayet farklılığı Leys b. Ebî Süleym'den kaynaklanmaktadır ki, bu zât zayıftır. (Ebü Ya'lâ) [206]

1612. İbn Abbâs naklediyor: Has'am kabilesinden bir kadm Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'e gelip: "Ya Resûlallah! Ben dul bir kadınım. Bana kocanın hanımı üzerindeki hakkını söyler misiniz?" diye sordu. Peygamber (sallallahualeyhivesellem) cevaben şöyle buyurdu: "Kocanın hanımı üzerindeki hakkı, (cinsel) arzusuna cevap vermesini Talep etmesi durumunda binek sırtında olsa bile bu talebini engellememesi. Kocanın hanımı üzerindeki bir hakkı da, onun izni olmadan bir gün bile olsa nafile oruç tutmamasıdır. Bunu yapması durumunda aç, susuz kalmış, ancak orucu kabul edilmemiş olur. Kocanın hanımı üzerindeki haklarından birisi de onun izni olmadan evinden hiçbir şey vermemesidir; şayet verirse sevabım başkası, günahını da kendisi yüklenmiş olur. Yine kocanın hanımı üzerindeki haklarından birisi de onun izni olmadan dışarıya çıkmamasıdır; şayet çıkarsa dönünceye veya tevbe edinceye kadar gök melekleri, rahmet melekleri ve azap melekleri ona lanet eder." (Müsedded ve Ebû Ya'lâ) [207]

Bezzâr der ki: Bize Muhammed b. Abdülmelik el-Kureşî, Hâlid b. Abdullah kanalıyla bu hadisi nakletmiş ve hadisin sonunda kadının şu ifadesini de ilave etmiştir: "Artık hiçbir şekilde evlenmeyeceğim."

1613. Ebû Zabyân, Ensar'dan bir kişiden şunları naklediyor: Muâz, Yemen'den döndüğünde: "Ya Resûlallah! Ben orada birbirlerine secde eden bir topluluk gördüm, biz de sana secde etmeyecek miyiz?" diye sordu. Bunun üzerine Resûhıliah (salbllahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Bir kimsenin diğerine secde etmesini emredecek olsaydım kadınların kocalarına secde etmelerini emrederdim."

el-A'meş der ki: Ben bu hadisi İbrahim'e zikrettiğimde kendisi şu karşılığı verdi: "Eğer kadın, cüzzam hastalığından dolayı eşinin akan burnunu yalasa bile onun hakkını yerine getirmiş olmaz." (el-Hârİs)

1614. Ebû Saîd naklediyor: Bir adam kızını Resûlullah (sallallahu aleyhi getirip: "Ya Resûlallah! Bu kızım evlenmeye yanaşmıyor" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (saUaUahu aleyhi vesellem) kıza: "Babam dinle!" buyurdu. Bütün bunlara rağmen kız babasını dinlemiyordu. Daha sonra kız, Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'e şöyle dedi: "Seni hak ile gönderen Allah'a yemin olsun ki, bana kocanın hanımı üzerindeki hakkının ne olduğunu söylemedikçe evlenmeyeceğim." Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi veseBem) ona şöyle buyurdu: "Eğer kocanın bir yarası veya burnu kan veya irin aksa, sonra da sen onu dilinle yalasan onun hakkım ödemiş olmazsın." Bunun üzerine kız: "Seni hak ile gönderen Allah'a yemin olsun ki, asla evlenmeyeceğim" deyince Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Kızlarınızı rızaları/onayları olmadan evlendirmeyin".buyurdu. (Ebû Bekir b. EbîŞeybe) [208]

1615. Fâtıma binti Kays, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in bir kadın topluluğunun yanından geçtiğinde onlara şöyle dediğini nakletmiştir: "Ey size nimet bahşeden kimselere nankörlük yapan kadınlar! Allah'ın selamı üzerinize olsun." Bunun üzerine kadınlar: "Allah'ın nimetine nankörlük etmekten Allah'a sığınırız" deyince Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Öfkelendiğinde biriniz eşine: Senden asla hiç bir hayır görmedim iyor." (el-Hâris) [209]

1616. Enes naklediyor: Bir kadın birisiyle evliyken kadının babası hastalanmış ve bunun üzerine Peygamber (salbllahü aleyhi vesellein)'e gelip: "Yâ Resûlallah! Babam hasta, eşim de babama bakmaya müsade etmedi" dedi. Bunun üzerine Resûluîlah (sallallahu aleyhi vesellem): "Kocam dinle, ona itaat et!" dedi. Daha sonra kadının babası vefat edince namazını kılması için eşinden izin istedi, ancak eşi babasının cenaze namazına katılmasına müsade etmedi. Durumu Peygamber (sallallahu aleyhi veseüem)'e iletince şöyle buyurdu: "Kocanı dinlemenden dolayı Allah, babanın günahlarım affetmiştir. " (Abd b. Humeyd) [210]

1617. Yûsuf b. Atiyye, benzer bir ifadeyle rivayet etmiştir.[211] Ancak hadisin başında şöyle geçmiştir: Bir adam cihâda çıkmıştı. Hanımı yüksek bir mevkide, babası ise aşağıda bir yerde oturuyordu. Eşine evinden dışarı çıkmamasını emretmişti. Ancak babası hastalanmıştı... {el-Hâris}

1618. Umara b. Gurâb bir halasının kendisine, mü'minlerin annesi Âişe'ye şöyle bir soru yönelttiğini nakletmiştir: "İçimizden birinin kocası kendisiyle beraber olmayı arzuladığında, ya öfkeli olması veyahut kendini dinç hissetmesi sebebiyle yanaşmamaktadır. Bundan dolayı kadın için herhangi bir günah söz konusu mudur?" Âişe şöyle dedi; "Evet, eşinin senin üzerindeki haklarından birisi de, seni arzuladığında, binek üzerinde olsan dahi talebini geri çevirmemendir..." (İbn Ebî Ömer) [212]

1619. İkrime naklediyor: Esma binti Ebî Bekir, (kocası) ez-Zübeyr'i şikayet etmek üzere babası Ebû Bekir'e geldiğinde, babası ona: "Kızım dön! Şayet sabredersen onunla iyi geçinirsin, sonra da eşin ölürse ve sen ondan sonra kimseyle evlenmezsen ikiniz beraber cennete girer ve orada onun zevcesi olursun" dedi. (İshâk)

1620. Mâlîk b. Yuhâmir es-Seksekî, Muâz b. Cebel'den Resûlulîah (sallalMıu aleyhi veselkm)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Bir kadının kocasının izni olmadan onun evinden birşey alması helâl değildir. O istemedikçe ve izin vermedikçe dışarı çıkması uygun değidir, onunla beraber oldukça ondan başkasının sözünü dinlemesi de uygun değildir. Kocasının gönlünü kırmayacak ve onu öfkelendirmeyecek, onu yatakta dışlamayacak, ona dargın küskün davranmayacak, kendisinden gaddar da olsa gönlünü edinceye kadar ona yakın olmaya çalışacak. Şayet kocası onu kabul ederse üzerine düşeni yapmış olur ve Allah Teâlâ onun özrünü kabul eder, sıkıntısını giderir ve ona hiçbir günah terettüp etmemiş olur. Şayet koca razı olmaya yanaşmazsa, gönlünü almak üzere yanına gelmiş olmakla ondan Özür dilemiş gibi olur. [213]

1621. Ümmü Selmâ binti Kays der ki: Resûlulîah (sallallahu aleyhi vesdkm)'e Ensar'dan bir grup kadın ile biat ettiğimizde "Kocalarınızı aldatmayın!' diye bizden ahit/ söz aldı. Hz. Peygamber (saMtahu aleyhi vesellem)'in yanından ayrılıp gittiğimizde birbirimize şöyle dedik: "Resûlulîah (sallallahu aleyhi vesellem)'e eşlerimizi nasıl aldatmış olacağımızı sorsak" dedik ve tekrar O'na dönüp bu soruyu sorduğumuzda şöyle buyurdu: "Malını/servetini başkasına hediye etmen/ver mendir. [214] (Ishâk)



Kadının Cimada Hakkı Olmadığına Dair


1622. Kehmes el-Hilâlî naklediyor: Hz. Ömer'in yanındaydım. Biz otururken bîr kadın çıkageldi ve Ömer'in karşısında oturdu. Hz. Ömer'e: "Ey Mü'minlerin Emiri! Eşimin şerri arttı, hayrı azaldı" dedi. Bunun üzerine Ömer: "Eşin kim?" diye sordu. O da: "Ebû Seleme" dedi. Ömer: "Senin kocan sahabî ve doğru bir adamdır" dedikten sonra yanı başında oturan bir adama dönüp: "Böyle değil mi?" diye sordu. O zât da: "Ey Mü'minlerin Emiri! Aynen senin dediğin şekilde o zâtı tanırız" karşılığını verdi. Daha sonra Hz. Ömer bir başka adama: "Git Ebû Seleme'yi bana çağır!" dedi. Ömer, eşini çağırtmaya gidince kadın kalkıp Ömer'in arkasında bir yere oturdu. Çok geçmeden kocası adamla beraber geldi ve Ömer'in önünde oturdu. Ömer:

"Su arkamda oturan kadın ne diyor?" diye sorunca Ebû Seleme: "Kim bu Vadm ey Mü'minlerin Emİri" dedi. Ömer: "Bu senin hanımın" deyince Ebû Seleme: "Ne diyorsun?" karşılığını verdi. Bunun üzerine Ömer: "Bu kadın senin hayrının azaldığını, şerrinin çoğaldığını söylüyor" dedi. Ebû Seleme de: Ne kadar kötü söylemiş ey Mü'minlerin Emiri! Kadınlar arasında en iyi fonumda olan, en fazla üst-başa sahip olan ve en çok refaha sahip olan bir kadındır, ancak kocası zayıf düşmüştür" dedi. Bunun üzerine Ömer kadına: "Ne dersin?" diye sordu. Kadın da: "Doğru söylüyor" dedi. Bunun üzerine Ömer eline kırbftı alıp kadını kırbaçladı ve: "Ey nefsinin düşmanı kadın! Adamın malını yedin, gençliğini bitirdin, sonra onda olmayan bir şeyi gelip anlatıyorsun" diye azarladı. Bunun üzerine kadın: "Ey Mü'minlerin Emiri, yavaş ol! Allah'a yemin olsun ki, bu meclise asla bir daha gelmeyeceğim" dedi. Sonra Ömer ona üç elbise verilmesini emretti ve: "Sana attığım kırbaçlara karşılık şunu al ve sakın bu yaşlıyı bir daha kimseye şikayet etme" dedi. Kehmes der ki: Kadının elbiseleri alıp gittiği anı görür gibiyim. Daha sonra da Ömer kadının kocasına dönüp: "Hanımına bu yaptıklarımdan cesaret alarak sakın ona kötü davranma!" dedi. Ebû Seleme de: "Bunu yapmam mümkün değil" dedi ve oradan ayrılıp gitti.

Bu hadis "îlk Neslin Fazileti" bölümünde de zikredilecektir. (Ebû Dâvud et-Tayalisî) [215]


Kadınlara İyi Davramlmasını Tavsiye Etmek


İbn Ömer'in bu konuyla ilgili hadisi Hac bölümünde geçmiştir. [216]

1623. el-Mikdâm b. Ma'dîkerib naklediyor: Resûlullah (sallallahu aleyhiveseüem) hutbe irâd etmek üzere ayağa kalktı, Allah'a hamdü senada bulunduktan sonra şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Allah Teâla size kadınlara iyi davranmanızı Öğütlüyor, Allah Teâla size kadınlarınıza iyi davranmanızı tavsiye ediyor, Allah Teâla size kadınlarınıza iyi davranmanızı tavsiye ediyor. Kilise ehline mensub bir adam kendisinden hayır geleceğini bilmediği bir kadınla evlenir de karı-koca ikisi piri fânî olup vefat edinceye kadar birbirlerinden nefret etmezler,[217]

Ebû Seleme der ki: Bu hadisi el-Alâ b. Sûfyân el-Gassânî'ye naklettiğimde şöyle dedi: "Allah Teâla'nın Kur'an-ı Kerim'de açıklamadığı nahoş eylemlerden biri de, kişinin bir kadınla evlenmesi, kadının yaşı ilerleyip güç ve takattan düşmesiyle hiç acımadan onu boşamasıdır." İbn Mâce bu hadisi: "Allah, size annelerinize karşı iyi davranmanızı öğütlüyor" ibaresiyle, ancak başka bir tarikle Mikdâm'dan nakletmiştir. (el-Hârİs)

1624. Ümmü Gülsüm binti Ebî Bekir der ki: Resûlullah (sallaMıualeyhivseliem) kadınlara vurmayı yasakladı. Ancak kadınlara yönelik bir takım şikayetler gelince, onlara vurulmasına müsâde etmiş ve şöyle buyurmuştur: "Muhammed ailesine bu gece tümü darb edilmiş yetmiş kadın gelmiştir." Bir başka hadisinde Resûlullah (saMahuakyhi^sdlem) şöyle buyurmuştur. "Hanımına köpürmüş vaziyette onu döven öfkeli erkeği görmekten hoşlanmıyorum. " (İshâk) [218]

Derim ki: Hadis mürselâii. Zira Ümmü Gülsüm, Ebû Bekir'in ölümünden sonra doğmuştur.

1625. İbn Abbâs, Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'in şöyle buyurduğunu kleder: "Cebrail bana kadınlara iyi davranılmasım o kadar tavsiye etti ki, nıında kadınların boşanmasını haram kılacağını zannettim. "

(Ahmed b. Menî1) [219]


Kadına Yalan Söylemenin Caiz Olduğu


Bu konuyla ilgili hadis Edep bölümünde zikredilecektir.


Kuşkulanılan Birisi de Olsa, Güzel Kadından Boşanılmamasının Caiz Olduğu


1626. İbnu'z-Zübeyr (veya Ebu'z-Zübeyr) naklediyor: [220] Bir adam Resûlullah (sallallahualeyhiveeüem)'e gelip: "Yâ Resûlallah! Benim hanım kendisine lokunan hiçbir eli reddetmiyor" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Onu boşa!" dedi. Ancak adam: "Kendisi güzel bir kadın, ben de onu seviyorum" deyince Resûlullah (sallallahualeyhivesellem): "Onunla yaşamaya devam et!" diye buyurdu. (Ahmed b. Menî') [221]



Düğünde Def Çalmak ve Evliliği Duyurmak

1627. İbn Ömer, Hz. Ömer'in bir ses işittiği zaman rahatsız olduğunu ancak kendisine sünnet veya düğün olduğu hatırlatıldığında ise sustuğunu ve ses çıkartmadığını nakleder. [222] (Müsedded)

1628. Hişam b. Hassan, Muhammed b. Sirîn'in eline geçmesi durumunda def çalmaktan hoşlandığını nakleder. (Müsedded) [223]

1629. Âmir b. Sa'd el-Becelî şöyle der: Sabit b. Vedîa ve Karaza b. Ka'b el-Ensârî'yi bir düğünde görmüştüm. Düğünde şarkı, türkü söylemeye başlanınca onlara bunun caiz olup olmadığını sordum. Şöyle dediler: "Düğünde şarkı-türküye ruhsat verilmiştir. Aynı şekilde dövünüp yırtınmadan ölüye ağlamaya da izin verilmiştir." (Ebû Dâvud et-Tayalİsî) [224]

1630. Âmir b. Sa'd der ki: Ukbe b. Amr, Sabit b. Yezîd ile Karaza b. Ka'b'ın bulunduğu bir meclise girmiştir. Yanlarında şarkı, türkü söyleyen câriye ve çocuklar vardı. Onlara: "Siz de mi böyle yapıyorsunuz?" diye sorduğumda bana şu cevabı verdiler: "Düğünde şarkı-türkü söylemek bize müsade edildi. Aynı şekilde yırtınmadan ölüye ağlamak da." (Ahmed b. Meni') [225]

1631. Yine Âmir b. Sa'd anlatıyor: Ebû Mes'ud Ukbe b. Amr, Karaza b. Ka'b ile Yezîd b. Sâbit'in içlerinde bulunduğu bir meclise girdim... deyip yukarıdaki hadisi Nakletti. Her iki rivayette geçen Sâbit'in bilinen adı Sabit b. Yezîd olup, tam adı Sabît b. Yezîd b. Vedîa'dır. Hadisi Nesâî, Şerîk tarikiyle Ebû İshâk'tan rivayet etmiş ve sadece Ebû Mes'ûd Ukbe b. Amr'ı ve Karaza b. Ka'b'ı zikretmiştir.

1632. Ebû Saîd el-Hudrî, Resûlullah (sallallahu aleyhi veseîlem)'in düğünü ilân 2tmeyi sevdiğini ifade etmiştir. (el-Hârİs) [226]


Himaye


1633. Muhammed b. Ka'b el-Kurazî naklediyor: Çöl halkından bir adam amcası kızıyla evlendi ve bir kız çocukları oldu. Daha sonra adam vefat etti. Kadın Ensar'dan birisiyle evlendi. Kadının yakınları: "Biz kızımızı onların yanında bırakmayız" deyip durumu Resûlullah (saUallahu aleyhi vesellem)'e şikayet ettiler. Anne şöyle dedi: "Onu karnında taşıyan, küçükken ona bakan ve süt emziren benim, bende kalsın." Bunun üzerine Resûlullah (saMMıu aleyhi vesellem) kıza: "Kimi istersin?" diye sordu. Kız: "Ben, Allah'ı, Resulünü ve iman yurdu Medine'yi, Muhacir ve Ensar'ı tercih ederim" deyince Resûlullah (saUaîlahu aleyhi vesellem), kızın velilerine: "Burada gözümün önünde olduğu müddetçe onu başka bir yere götürmeyin. Şayet Allah ömür verirse ve o zamana kadar hayatta kalırsam onu mutlu olacağı bir yere yerleştireceğim" buyurdu.

Ravî der ki: Daha sonra Ebû Bekir'e meseleyi götürdüler. Ebû Bekir kıza: "Kimi tercih edersin?" diye sordu. Kız, Resûlullah (salkllahu aleyhi veseBem)'e verdiği cevabın aynısını verdi. Bunun üzerine Ebû Bekir velilerine verilmesine hükmetti. Bilâl ayağa kalkıp: "Ey Ebû Bekir..." diye hatırlatınca, Ebû Bekir, Resûlullah CsaMlahuaJeyhiveseilem)'ın verdiği hükmün aynısını verdi.

Bu hadis zayıf ve munkatıdır. [227] (lshâk)

1634. Âmir (eş-Şa'bî), Mesrûk'tan naklediyor: Hz. Ömer, Ümmü Âsım'ı boşadı. Daha sonra Ümmü Âsim vefat edince, Âsim büyükannesinin himayesinde kaldı. Büyükannesi durumu Ebû Bekir'e şikâyet etti. Ebû Bekir çocuğun, anneannesiyle birlikte kalacağına, nafakasının da Ömer tarafından ödeneceğine hükmetti. (Müsedded) [228]

1635. Ali b. Ebî Tâlib naklediyor: Zeyd b. Harise, Mekke'ye doğru yola Çıktı. Hamza'nın kızını da beraberinde götürdü. Cafer b. Ebî Tâlib: "Onu ben himayeye alacağım, o benim hakkım; hem amcamın kızı, hem de teyzesi yanimdadır. Zira teyze anne hükmündedir ve onu himaye etmeye en yakın isimdir" dedi. Hz. Ali ise şöyle dedi: "Yok, ben onu himaye etmeye en layık kimseyim. Zira o amcanın kızı ve yanımda Allah Resûlü'nün kızı vardı. O, onu yanına almaya daha çok hak sahibidir. Ben de çıkmadan önce sesimi ve gerekçemi yüksek bir sesle ilân ediyorum." Zeyd ise şöyle dedi: "Onu (Mekke'den) çıkaran, onunla yolculuk yapan ve buraya getiren benim." Bunun üzerine Resûlullah (sallallahualeyhivesellan) dışarı çıkıp: "Net oluyor?" diye sorunca Hz. Ali: "O amcamın kızıdır. Ben onu himaye etmeye en lâyık kimseyim. Hem Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'ın kızı bendedir, ikisi beraber olurlar" diye cevap verdi. Cafer de şöyle dedi: "Ya Resûlallah! Onu himaye etmeye ben daha layığım, zira o amcamın kızı ve teyzesi yanımda, teyze de anne gibidir, dolayısıyla o ona bakmaya daha layıktır." Zeyd ise şöyle dedi: "Hayır, ben daha layığım, yâ Resûlallah. Zira onu yola çıkaran, sefer meşakkatine katlanan ve ona bakan benim, dolayısıyla ben daha layığım." Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Bu ve daha başka konularda aranızda hüküm vereceğim. "

Hz. Ali der ki: Resûlullah (sallallahualeyhivesellem) "ve daha başka konularda" sözünü söyleyince: "Resûlullah (saüaUahu aleyhi vesellem) ile konuşurken yüksek sesle konuşmamız nedeniyle vahiy nazil oldu" dedim. Bunun üzerine Resûlullah (saMahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Ey Zeyd! Sana gelince, sen hem benim, hem de onların dostusun." Buna Zeyd: "Hükmüne razı oldum, yâ Resûlallah" diyerek karşılık verdi. Daha sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Cafer'e dönüp şöyle dedi: "Ey Cafer! Sana gelince, sen hem sureti, hem ahlâkı bana benzeyensin. Sen benim soyumun geldiği şeceremdensin." Cafer de: "Yâ Resûlallah! Hükmünüze razı oldum" dedi. Daha sonra Hz. Ali'ye dönüp şöyle buyurdu: "Ya Ali! Sana gelince, sen benim seçkinim ve emİnİmsin."

Yezîd b. el-Hâd der ki: Bu olayı Abdullah b. Hüseyn'e zikrettiğimde şöyle dedi: O hadisde Resûlullah (sallallahu aleyhi veseilem) Ali'ye: "Sen bendensin, ben de sendenim" buyurdu. Hz. Ali de: "Ya Resûlallah! Hükmüne razı oldum" dedi. Râvi der ki: (Sonra) Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Kıza gelince onu Cafer'e veriyorum. Teyzesiyle beraber olsun, zira teyze annedir." Bunun üzerine hepsi: "Hükmüne razı olduk yâ Resûlallah" dediler. (İbnEbîÖmer) [229]



Kadınların Vasıfları


1636. Ebû Umâme, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve3ellem)'in şöyle buyurduğunu akleder: "Sâliha kadının, bütün kadınlar içerisindeki konumu el-A'sam iargasının diğerlerine olan oranı gibidir." Ashâb-ı Kiram: "Yâ Resûlallah! el-i'sâm kargası nasıl bir şeydir?" diye sorunca Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) nvle buyurdu: "İki ayağından biri alacalı olanıdır." (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) [230]



İddet


1637. Ubeyd b. Amr şöyle dedi: "Kadına cinsel organı emanet edilmiştir." (Müsedded) [231]

1638. Ebû Hureyre, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in Fâtıma (binti Kays)'a şöyle dediğini nakleder: "Ümmü Şerîk'in yanına git ve bizimle istişare etmeden kendin hakkında karar verme. " (Ebû Ya'lâ ve İshâk) [232]



Üç Talâkla Boşanan Kadının Nerede Kalacağı


1639. Meymûn b. Mihrân der ki: Saîd b. el-Müseyyib'e üç talâkla boşanan kadının iddetini nerede geçireceğini sorduğumda şöyle dedi: "Eşinin evinde geçirir." Bu defa ona: "Fâtıma binti Kays ile ilgili rivayet edilen hadisi ne yapacağız?" diye sorduğumda şöyle dedi: "Söz konusu olan o kadın insanları birbirine düşürdü, dili uzun birisiydi." Bir başka rivayette: "Kocasının ailesine karşı çok küfürlü bir dili olan kadındı" ifadesiyle geçmiştir.

(İshâk ve Müsedded)

1640. Meymûn b. Mihrân naklediyor: Saîd b. el-Müseyyib ile bu konuyu müzâkere ettik... dedikten sonra yukarıdaki hadisi nakletmiştir. (İshâk ve Müsedded)

1641. Meymûn b. Mihrân bildiriyor: Medine'ye gittiğimde oranın en fakihinin kim olduğunu sordum. Beni Saîd b. el-Müseyyib'e gönderdiler. Ona boşanan kadının iddetini nerede geçireceğini sorduğumda: "Eşinin evinde" dedi. Bu defa ona: "ed-Dahhâk binti Kays'ın kız kardeşi olan Fâtıma binti Kays'ı kocası, üç defa boşadığında İbn Ümmü Mektûm'un evinde iddetin geçirmişti" dediğimde Saîd: "O, dili keskin bir kadındı" dedi.

(İshâk ve Müsedded) [233]


Boşamada İstisna Etme Durumu


1642. Muğîre Allatıyor: İbrâhîm en-Nehâî'ye gidip ona dedim ki: "Saîd adında bir kişiyle tartıştım..." Daha sonra İbrâhîm en-Nehâî olayı şöyle nakletmiştir: Bu zat bir defasında bana geldi ve hanımına: "Sen hariç bütün kadınlar boştur" dediğini iddia etti. Ben ise ona şöyle dedim: Şureyh şöyle derdi: "Kişi boşama lafını ağzına aldığı ve telaffuz ettiği zaman bununla o' hanımını kasdetmiştir." Sonra bu zâtın çıkarken şöyle dediğini haber aldım: "Bu sadece bir görüştür." Daha sonra da bu adamın hanımım terk ettiğini duydum. Cerîr der ki: Saîd ez-Zübeydî ile buluştuğumda ona bu hadiseyi sordum; şöyle dedi: Ben, Saîd b. Cübeyr'e sordum, bana: "Bu durumda kadın boş olmaz" dedi. Daha sonra ez-Zübeydî şöyle der: "Bu gün içinde bulunduğum konuma o gün sahip olsaydım onu boşamazdım.[234] (İshâk)

1643. Muâz, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in şöyle buyurduğunu nakleder: "Ey Muâz! Allah Teâlâ yeryüzünde kendisine köle âzâd etmekten daha sevimli bir şey yaratmamıştır. Yine Allah Teâlâ yeryüzünde talâktan (boşamaktan) daha kötü bir şey yaratmamıştır. Şayet birisi kölesine: Sen Allah'ın izniyle hürsün derse o kişi hürdür ve bunun hiçbir istisnası geriye dönüşü yoktur. Bir adam da hanımına: Sen Allah'ın izniyle boşsun dese bunun istisnası/geri dönüşü vardır ve talâk gerçekleşmemiştir." (îshâk ve Ebû Ya'lâ) İsnadı munkatıâır. [235]



Sarhoşun Boşaması


1644. Ebân b. Osman, babasından (Hz. Osman'dan) naklediyor: "Sarhoşun boşaması geçerli değildir." (Müsedded) [236]


Hülle Gayesiyle Üç Talâkla Boşanmış Kadınla Evlenmek


1645. İbn Ömer, boşandığı kimseye tekrar dönsün diye üç talâk ile boşanmış kadınla evlenen kişi (hulleci) hakkında şöyle der: "Evlenen kişi bu gaye ile evlendiğini bilerek böyle bir kadınla evlenirse on (yahut yirmi) yıl beraber yaşasalar da ikisi de zânidir." (Müsedded) [237]


Boşamayı Bir Eğlence Haline Getirmeyi Yasaklamak ve Boşamaya Başvuracak Kişinin Sünnete Uygun Bir Boşama Yapmasını Teşvik Etmek


1646. Humeyd b. Abdurrahman el-Himyerî naklediyor: Ebû Musa, peygamber (sallallahu aleyhi -veseDem/in kendilerine kızdığı haberini alınca doğruca Hz- Peygamber (salMahu aleyhi vesellem/e gelip, O'na sebebini sorduğunda peygamber (sallallahu aleyhi veselkm) şöyle buyurdu: "İçinizden birinin çıkıp ınüslümanm boşama tarzı olmadığı halde ben evlendim, ben boşandım demektir. îddet döneminin başlangıcında kadım boşayınız,"

(Ebû Bekir b. Ebî^eybe) [238]

1647. Ebû Burde naklediyor: Adamın biri hanımına: "Seni boşadım, tekrar seninle evlendim" diyordu. Bu durum Peygamber {sallaUahu aleyhi veseUem)'e ulaşınca şöyle buyurdu: "Bakıyorum da bazı kimseler Allah Teâlâ'nın koyduğu sınırlarla oynuyorlar." (Ebû Dâvud et-Tayalisî) [239]

1648. Hz. Ali şöyle der: "Sünnet olan talâk/ boşama usulüyle boşamaya başvuran hiçbir erkek daha sonra pişman olmamıştır." (Ahmed b. Menî') [240]



Boşamada Niyet


1649. Şehr bildiriyor: Bir adam bir kadına talip oldu. Kadının yakınları: "Üç defa boşamadıkça seni evermeyiz" dediler. Bunun üzerine adam: "Şahid olun ki, üç defa boşadım" dedi. Gerdek gecesi kadmm yakınları adamın eşini boşadığını hatırlatınca adam şu karşılığı verdi: "Nasıl olur, ben bu eşimi boşamadım ki." Kadının yakınları: "Üç defa boşamadıkça seni evermeyiz" dedik. Sen de üç defa boşadm ya!" Bunun üzerine adam şöyle dedi: "Siz bilmiyor musunuz ki ben falancayla evlenmiş idim, onu kasterek boşadım." Bu cümleyi üç defa tekrar etti. Bu defa kadının yakınları: "Biz senin o kadını boşamanı istememiştik ki" dediler. Bunun üzerine adam, Şakîk'i Hz. Osman'a gönderdi. Adam meseleyi Osman'a nakletti. Dönünce kendisine Osman'dan ne cevap aldığını sordu. Bize Osman'ın şöyle dediğini nakletti: "Hangi niyet ile yaptıysa onun için geçerlidir." (Müsedded) [241]


Boşama İfadeleri


1650. Yahya b. Vessâb der ki: Mesrûk'un şöyle dediğini işittim. İbn Mes'ûd şöyle derdi. "Erkek hanımına: Kararın elinde, kurtuluşunu kendin tayin et, seni ailene doğru yöneltiyorum der ise bu bir hâin talâk hükmüne girer. [242] (Müsedded)

1651. Hârice b. Zeyd naklediyor: İbn Ebî Atîk, Zeyd b. Sâbit'e ağlayarak İdî ve Zeyd kendisine: "Neden ağlıyorsun?" diye sordu. O da: "Hanımıma T di kendini boşama yetkisi verdim de o beni boşadı" dedi. Bunun üzerine Seni buna sevk eden ne idi?" diye sorunca o: "Kader" dedi. Bu defa Bu bir talâk hükmündedir; dilersen ona geri dönersin, dilersen boşarsın" dedi.[243] (M^sedded)

1652. İbn Ömer haram konusunda şöyle der: "Şayet kişi talâk niyetiyle söylese talâk hükmünde olur. Talâk niyetiyle söylememişse o zaman kefareti gereken bir yemin olur." (Müsedded} [244]



Niyet Etmesi Durumunda Üç Talâkın Bir Sözle Geçerli Olması




1654. Alkame bildiriyor: İbn Mes'ûd ile beraber oldduğumuz bir ortamda bir adam gelip şöyle dedi: "Bir adam karısı için: Sekiz defa boştur dedi." Bunun üzerine İbn Mes'ûd adama: "Bir defamı söyledin?" diye sordu, Adam da: "Evet" cevabını verdi. İbn Mes'ûd: "Hanımının senden tamamen ayrılmasını mı kastederek söyledin?" diye sorunca adam: "Evet" dedi. Daha sonra başka birisi gelip: "Bu gece adamın biri hanımına: Yüdızlann sayısı kadar boşsun dedi." İbn Mes'ûd: "Bir defada mı söyledin?" deyince adam: "Evet" dedi. İbn Mes'ûd: "Peki hanımının senden tamamen ayrılmasını kastederek mi söyledin?" diye sordu. Adam yine: "Evet" dedi. Bunun üzerine İbn Mes'ûd kadınlar hakkında hafızamda tutamadığım bir şeyler söyledi ve sonra şöyle dedi: "Allah Teâlâ size talâkın nasıl olacağını beyan etti; kim Allah Teâlâ'nm emir buyurduğu şekilde talâkı uygulamak isterse onu açıkça görebilir. Kim de talâk ifadelerini şık ve net olmayan ifadeler şeklinde ortaya koyarsa onun sonucuna katlanır. Dolayısıyla talâkta kapalı ifadeler kullanmayın ki, biz de sorumluluk altına girmeyelim. O denildiği gibidir.[245] (İshâk)

1655. İbn Abbâs der ki: "Duhûl vâki olmayan (fiilen evli olmayan) kadın hakkında üç talâktan bahsedilmesi durumunda talâk gerçekleşir." Ravi şöyle der: Bu hükmü Tâvus'a andığımda: "Ben, İbn Abbâs'm bu tür boşamayı bir boşama kabul ettiğine şahidim" dedi. Yine râvi şöyle der: Amr: "Tümünü birden kullansa da boşama hükmündedir" dedi.[246] (İshâk)

1656. İbn Abbâs der ki: "Fiilen evli olmayanla, normal evli olan kadın hakkında üç talâk ile boşanmanın hükmü aynıdır. [247] (İshâk)

1657. Dâvûd b. İbrâhîm b. Ubâde b. es-Sâmit bildiriyor: Dedelerimden birisi hanımını bin defa boşadığmı ifade etmişti. Bunun üzerine oğulları Peygamber (sdlallahu aleyhi vesellem/e gelerek durumu anlatmışlar. Peygamber (sdlallahu aleyhi vesellem) de şöyle buyurmuş: "Babanız Allah Teâladan korkmamış ki Allah ona bir çıkış yolu bıraksın. Anneniz üç talâkla ondan boşanmıştır. Üçün üstünde kalan rakam ise aşırılık ve zulümden başka birşey değildir. Allah dilerse ona azab eder, dilerse affeder."



Şaka İle de Olsa Talâkın Geçerli Olması


1658. Ubâde b. es-Sâmit, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Üç şeyde oyun olmaz: Talâk/ boşama, evlilik ve köle âzâd etme. Bunlardan birini kim telaffuz ederse gereği yerine gelmiş olur ve ondan dönüş olmaz." (el-Hârİs) [248]

1659. Ubâde b. es-Sânıit naklediyor: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) döneminde kişi hanımını boşar ve: Oyun olsun diye söylem iştim derdi: Aynı şekilde kölesini âzâd eder ve: Oyun/ şaka olsun diye yapmıştım; kızım evlendirir ve: Şaka olsun diye evlendirmiştim derdi: Bunun üzerine Resûlullah (sallallahualeyhi vesellem): "Üç şey vardır ki, kim bunları oyun/ .şaka olsun diye söylerse onun gereği yerine gelmiş olur: "Talâk, köle âzâd etme ve evlilik." Bunun üzerine Allah Teâlâ da şöyle bir ayet indirmiştir: "Allah'ın âyeüeriyle alay etmeyin!" [249] (Ahmed b. Menî') [250]


Üç Talâk İle Boşanan Kadının Başka Biriyle Evlenmedikçe Eski Kocasına Dönemeyeceği


1660. Abdullah (veya el-Fazl) b. Abbâs, el-Gumeysâ (veya er-Rumeysâ)'nın kocasını şikayet etmek üzere Peygamber (saliallahu aleyhi vesellem)'e gelip, onun kendisiyle beraber yatmadığını söyledi. Bunun üzerine kocası: "Yalan söylüyor, yâ Resûlallah! Ben onunla yatıyorum ancak kendisi önceki kocasına dönmek istiyor" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Sen onun balçığını tutmadıkça (beraber yatmadıkça, önceki) kocasına helâl olmaz/geri dönemez" buyurdu. (Ebû Ya'lâ) [251]

1661. İbn Ömer yukarıdaki rivayete benzer olarak naklettiği bir hadiste su ifadelere yer vermiştir: "O, onun balçığım tatmadıkça (beraber yatmadıkça) önceki kocasına haramdır. [252] (Ebû Ya'lâ)

1662. Abdullah^b. Ebî Muleyke der ki: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): Balçık (liseyle), cinsel ilişkidir" buyurdu. (Ebû Ya'lâ)

1663. Hz. Âİşe der ki: Peygamber (sallaUahu aleyhi vesellem): "Balçık sözüyle cinsel ilişkiyi kinayeli olarak ifade etmiştir.[253] (Ebû Ya'lâ)



Evlilikten Önce Boşamanın Olacağı


1664. îbn Cüreyc der ki: Resûlullah (saMahu aleyhi vesellem)'den bana şöyle bir hadis rivayet edildi. "Nikâhtan/ evlenmeden önce talâk (boşama) yoktur." (İshâk)

1665. Yine İbn Cüreyc der ki: Amr b. Şuayb, Tâvûs'dan, o da Muâz b. Cebel'den Resûlullah (salla]lahualeyhivesellem)'in aynı hadisini nakletmiştir.[254] (ishâk)

1666. Muhammed b. el-Münkedir, Tâvûs'dan işiten birinden Resûîullah (sallallahu aleyhi vesellem)' in şöyle buyurduğunu nakleder: "Evlilikten önce boşanma yoktur, sahip olmadan önce de köle âzâd etme yoktur' (İshâk ve Bezzâr)

1667. Câbir, Resûlullah (sallallahu aleyhi veseflan/in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Evlenmeden önce boşama yoktur..." (el-Hârİs) [255]

1668. Câbir Peygamber (sallallahu aleyhi vesellemj'in şöyle buyurduğunu nakleder: "Evlenmeyenin boşaması, köleye sahip olmayanın da azâd etmesi söz konusu değildir. (Ebû Dâvud et-Tayalisî)

1669. Muâz b. Cebel, Resûlullah (sallallahualeyhiveseilem)'ın şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Evlenmeyenin boşaması, köleye sahip olmayanın azâd etmesi ve Allah'a isyan konusunda adak etme yoktur." (Abd b. Humeyd) [256]



Boşamanın Hoş Bir Şey Olmadığı


1670. Ebû Umâme naklediyor: Evlilik konusunda izin almak üzere Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'e bir adam geldi ve: "Yâ Resûlallah! Ben uzun bir süre önce evlendim" dedi. Bunun üzerine Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem): "Evlen, ancak boşama! Zira Allah Teâlâ, gözü başkasının zevkinde olan kadın ve erkeklerden hoşlanmaz" buyurdu. (Ebû Ya'lâ) [257]



Talâk Sayısı


1671. Ebû Razın naklediyor: Bir adam Resûlullah (saUallahu aleyhi vesellem)'in yanma gelerek: "Allah Teâlâ'mn: Boşama ikidir buyurduğunu işittim. Üçüncüsü nerede?" diye sordu. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) âyetin geri kalan kısmını okudu: "Bundan sonrası ya iyilikle tutmak, ya da güzellikle salıvermektir. [258] (el-Hâris) [259]



Babalarından Başkasına Nesebini Dayandırmanın Yasak Olduğu


1672. Saîd b. el-Müseyyib der ki: Sad b. Ebî Vakkâs: "Ya Resûlallah! Ben kimim?" diye sordu. Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhiveseliem) şöyle buyurdu: "Sen, Sad b. Mâlik b. Vehb b. Menâr b. Zühre'sin. Kim bundan başkasını söylerse Allah'ın laneti üzerine olsun. " (İshâk) [260]


Kadının Ahirette (Dünyadaki) Son Eşine Ait Olduğu


1673. Meymûn b. Mihrân naklediyor: Muaviye, Ümmü'd-Derdâ'ya talip oldu. Ancak Ümmü'd-Derdâ onunla evlenmeyi reddetti ve şöyle dedi: "Ebu'd-Derdâ'nm şöyle dediğini işittim: Resûlullah (sallaDahu aleyhi veseliem) şöyle buyurdu: Kadın, son eşine ait olacaktır. Ben de Ebu'd-Derdâ'nm yerine başka birini istemiyorum." (Ebû Ya'lâ) [261]


Soy Takibi


1674. Süfyan b. Uyeyne naklediyor: Ubeydullah b. Ebî Yezîd, babasının şöyle dediğini işitmiş: Hz. Ömer, Kabe'nin Hicr tarafından oturan Benî Zühre kabilesine mensup bir adamı çağırttı. Ben de adamla beraber Ömer'in yanma gittim. O adam Cahiliye döneminde de yaşamış birisiydi. Ömer ona Cahiliye döneminde farklı anne ve babalardan dünyaya gelen çocuklar hakkında soru sordu. Cahiliye döneminde kadınlar iddet beklemezdi. Eşleri öldüğü zaman hemen evlenir ve iddet beklemezlerdi. Adama asıl babanın kim olduğunu sordu. Adam: "Asıl baba başka birisi iken çocuk üzerinde doğduğu yatağa ait olurdu" dedi. Hz. Ömer: "Doğru söyledin. Ancak Resûlullah (sallaMıu aleyhi veseliem) de, çocuğun doğduğu eve ait olduğuna hükmetmiştir" dedi. Adam çekip gidince Ömer: "Bize Kabe'nin inşâsı hakkında bilgi ver" deyince adam: "Kureyş, Kabe'nin İnşâsı için büyük zorluklara katlandı ve etraftan borç aldı" dedi. Bunun üzerine Ömer yine: "Doğru söyledin" dedi. (İshâk) [262]

1675. Muhammed b. İshak naklediyor: Nasr b. el-Haccâc, Hâlid b. el-Velîd'in azadlı kölesi olan Abdullah b. Rabâh'm kardeşi olduğu iddiasında bulununca, Abdurrahman b. Hâlid kalkıp şöyle dedi: "Hayır, o bizim azatlı kölemizdir ve babamın evinde doğmuştur." Bunun üzerine Nasr: "Hayır, kardeşimdir, o benim ayrılmaz bir parçamdır" dedi ve aralarındaki tartışma uzadı. İkisi beraber Muaviye'ye gittiler. Muaviye'nin başı altında küçük bir taş vardı. İkisi beraber iddialarını onun huzurunda dile getirdiler. Bunun Üzerine Muaviye şöyle dedi: "Resûlullah (saMlahu aleyhi veseilem)'in şöyle buyurduğunu İşttim: Çocuk doğduğu eve aittir, zâni babasına da onu himaye etmek düşer." Bunun üzerine Muaviye'ye: "Peki Ziyâd hakkında verdiği hüküm nerede kaldı?" deyince Muaviye şu karşılığı verdi: "Resûlullah (sallaflahu aleyhiwsdlem)'in hükmü Muaviye'nin hükmünden daha hayırlıdır." Muhammed b. İshak şöyle der: Abdullah b. Rabâh, Nasr'ın bu iddiasını kale almazdı. Bunun üzerine Nasr şu beyitleri söylemiştir.

hbû Hâlid! Babamdan aldığın mirasın yarısını al!

Ancak sıkıntı anında da benî yanma kardeş al!

Hâlid kiziarımizi Manzum kabilesine câriye kılma!


Mut'a Nikâhı


1676. Amr naklediyor: Ben, başucunda ayakta durmakta iken İbn Abbâs'a birinin şöyle dediğini işittim: "Muaviye mut'a nikâhını yasaklatmaktadır." Bunun üzerine İbn Abbâs şöyle dedi: "Bakın, eğer bu hükmü Allah'ın kitabında bulursanız o zaman Muaviye, Resûlullah (saMahualeyhiveseEem)'e yalan söylemiştir, eğer Allah'ın kitabında yoksa o zaman mesele onun dediği gibidir."

Bu sahîh ve mevkuf bir rivayettir.[263] (İbn Ebî Ömer) İbn Abbâs "Allah'ın kitabında" ifadesiyle: "Kadınlardan faydalanmanız/ mut'alanmanız karşılığında onlara haklarını verin..." âyet-i kerimesini (Nisa 24) kastetmiştir. Buhârî'de geçtiği üzere ibn. Mes'ûd da bu âyeti delil kullanmıştır.

1677. İbn Ebî Müleyke naklediyor: Hz. Âişe'ye mut'a nikâhı ile ilgili soru sorulduğunda şöyle cevap verirdi: Benimle onlar arasında Allah'ın kitabı var. Zira.Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: "O mü'minler ki kendi eşleri hariç ferclerini yabancılara karşı korurlar. [264] Sonra şunu eklerdi: "Kim Allah Teâlâ'run kendisine bahşettiği eşten veya cariyeden başkasının peşine düşerse haddi aşmış olur." (el-Hârİs) [265]

1678. Abdullah b. Saîd [266] Resûlullah (salkllahu aleyhi veseîlem)'in şöyle buyurduğunu nakleder: "Evlenme, boşama ve miras, mut'a nikâhını yok etmiştir.[267] (el-Hâris)

1679. Ebû Hureyre naklediyor: Tebuk gazvesine Resûlullah (salbllahu aleyhi veseüem) İle beraber çıkmıştık. Derken Veda tepesinde konakladığımızda Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bazı ışıklar gördü ve ağlaşan kadınlar duydu. "Bu nedir?" diye sorduğunda kendisine: "Mut'a nikâhına tâbi tutulan kadınlar ağlaşmaktadır" denildi. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi veseltem): "Mut'a nikâhı haram kılınmıştır" buyurdu ve şöyle ekledi: "Evlenme, boşama, İddet ve miras mut'a nikâhım yok etmiştir." (Ebü Ya'lâ} [268]



Hayız Müddeti Geçinceye Kadar Kadını Beklemek Ve Cariyelerle Evliliği Teşvik


1680. İbn Ömer der ki: "Eğer onu (cariyeyi) bekar elde ederse, dilerse hayız döneminden temizlenmesini beklemeyebilir." Eyyûb der ki: Bu durum, savaşta esir alman cariyelerle ilgilidir.[269] (İshâk)

1681. Ebû Umâme, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in Hayber Gazvesinde esir alınan kadınlardan hamile olanlarla doğum yapıncaya kadar ilişkide bulunulmasını yasaklamıştır. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Ebû Ya'lâ) [270]

1682. ez-Zübeyr b. Saîd el-Haşimî der ki: Bana Hâşim oğullarından bir amcazadem Resûlullah (sallaUahu aleyhi vesellem)'in şöyle buyurduğunu nakletti: "(Evlenirken) Cariyeleri tercih ediniz; zira onlar rahimleri bereketli kimselerdir." (İbn Ebî Ömer) [271]

1683. Yahya b. Saîd naklediyor: Güvenilir bir ravi Peygamber (sallallahualeyhi veseUem)'in Hayber Gazvesinde hamile kadınlarla ilişkide bulunulmasını yasaklamış ve: "Başkasına ait ekini sulamış olursun!" buyurmuştur.

(EbûYa'lâ) [272]

1684. Câbir, Resûlullah (saüallahualeyhivesellem)'in esir edilen hamile kadınlarla ilişkide bulunulmasını yasakladığını nakleder. (Ebû Dâvud et-Tayalisî) [273]

1685. Enes, naklediyor: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Safiyye'yi (azat edip kendisine) aldığında hayız müddeti geçinceye kadar ona yaklaşmadı. Kendisine: "Onu mü'minlerin annesi olarak mı alıyorsun, yoksa câriye olarak mı?" diye sorulduğunda Peygamber (sallalkhualeyhivesellem): "Mü'minlerin annesi olarak" buyurdu. (el-Hâris) [274]


İddetli Kadının Yolculuğu


1686. Atâ der ki: Hz. Âişe, Talha b. Ubeydullah'ın hanımı olan kız kardeşi Ümmü Gülsüm'ü yanma alarak iddetli olduğu dönemde onunla birlikte hacca çıktı. (Müsedded) [275]



Doğumla İddetin Sona Ermesi


1687. Amr b. Meymûn b. Mihrân, babasından naklediyor: Ukbe'nin kızı Ümmü Gülsüm, Zübeyr b. el-Avvâm'm hanımıydı. Namaza çıktığı bir sırada doğum sancısı gelmiş, ancak bu durumu gizleyerek kocasına: "Beni bir boşamayla boşa da, beni rahatlat" dedi. Bunun üzerine ez-Zübeyr onu boşadı. Ancak namazdan döndüğünde doğum yapmıştı. Bunun üzerine Peygamber (saUallahu aleyhi vesellem) de: "Onu tekrar iste!" buyurdu. Bunun üzerine Zübeyr: "Beni neden kandırdın? Allah müstehakkını versin" dedi. (İshâk) [276]



Cariye Olan İki Kız Kardeşle veya Anne-Kızla Bir Anda Evli Olmak


1688. Ebû Salih el-Hanefı naklediyor: Îbnu'l-Kevvâ, Hz. Ali'ye iki kız kardeş câriye ile evli olma durumunu sorduğunda şu cevabı verdi: "Bunu bir âyet helal kıldı, bir âyet ise haram kıldı. Ne ben, ne de ehl-i beytimden hiç kimse böyle bir evlilik gerçekleştiremez, dolayısıyla ben onu ne helâl, ne de haram görürüm." (Müsedded)

1689. Ebû Salih naklediyor: Hz. Ali şöyle dedi: "Sorunuz varsa bana sorun; zira benim gibi sorularınıza cevap verecek birisini asla bulamazsanız." Bunu üzerine İbnu'l-Kevvâ şöyle dedi: "İki kız kardeş cariye ve süt yeğen ile evli olma konusunda bilgilendirir misin?" Bunun üzerine Hz. Ali şöyle dedi: "Seninle alâkalı konularla ilgili soru sor, zira bakıyorum da alâkasız sorular soruyorsun." Bunun üzerine İbnu'l-Kevvâ': "Ben sana bilmediğimiz bir soruyu soruyorum, bildiğimiz şeye gelince onu sana niçin soralım ki?" dedi. Bunun üzerine Hz. Ali şu cevabı verdi: "Kız kardeş olan iki cariyeyle evliliğe gelince bu durumu bir âyet-i kerime helâl kılmış, bîr başkası ise yasaklamıştır. Ben bu konuda ne yapılmamasını, ne de yapılmasını emrediyorum ve ne ben, ne de ehl-i beytim böyle bir evliliği yapmayız." (Ebû Ya'lâ) [277]

1690. Kabîsa b. Züeyb naklediyor: Hz. Osman'a, köle iki kız kardeş ile aynı anda evli olma durumu sorulduğunda şu cevabı verdi: "Bu durumu bir âyet helâl, bir âyet te haram kıldı. Ben böyle bir şey yapmak istemem." Bu durum Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'in sahabelerinden birine ulaştığında şöyîe dedi: Müslümanların idarecisi konumunda olsaydım, sonra da bu durumu haber alsaydım yapanları cezalandırırdım." ez-Zührî der ki:

Hadiste bunu söyleyenin Osman değil de, H2. Ali olduğunu sanıyorum." (Müsedded) [278]

1691. Müsedded, ez-Zührî'den, o da Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe'den, o da babasından n&lediyor: Hz. Ömer'e köle olan kadın ve kızıyla aynı anda evli olma durumu ile ilgili soru sorulduğunda şu cevabı verdi: "İkisinin aynı kişiyle evli olmasını caiz görmem" dedi ve bu durumu yasakladı. [279]

1692. İbn Cüreye der ki: İbn Ebî Müleyke'yi işittim, Muâz b. Ubeydullah b. Ma'mer'in Aişe'ye şu soruyu sorduğunu nakletti: "Beraber olduğum bir cariyem var. Bu cariyemin de genç bir kızı var. Onunla beraber olabilir miyim?" Hz. Âişe, onu caiz görmeyip yasakladı. Bunun üzerine adam: "Bana haramdır demedikçe onunla beraber olacağım" dedi. Bunun üzerine Hz. Âişe: "Bunu benim yakınlarımdan ve beni dinleyenlerden hiç kimse yapmaz" karşılığını verdi. İbn Ebî Müleyke der ki: "İbn Ömer'e de bu soru sorulduğunda o da uygun görmemiş ve yasaklamıştır." {Müsedded) [280]



Liân Ve Kıskançlık


1693. Sa'd b. Ubâde bildiriyor: Resûlullah (saîlaEahu aleyhi vesellem)'in yamndayken O'na bir adam gelip: "Karımın karnı üzerinde bir adamı görsem kılıçla başını kesebilir miyim?" diye sordu. Resûlullah (salMahu aleyhi veseUem) de: "Kılıçtan daha açık bir delil olur mu?" buyurdu. Arkasından bu sözünden vaz geçerek: "Allah'ın Kitabı ve şahit" buyurdu. Bunun üzerine Sa'd b. Ubâde: "Kılıçtan daha açık bir delil var mı?" diye sordu. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de: "Allah'ın Kitabı ve şahit" dedi. Bu defa Sa'd yine: "Kılıçtan daha acık bir delil var mı?" dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de şöyle buyurdu: "Ey Ensar topluluğu! İşte Sa'd'in kıskançlığı harekete geçti de Allah'ın Kitabına aykırı hareket etti. " Bunun üzerine Ensar'dan birisi şöyle dedi: "Sa'd çok kıskanç birisidir ve hayatında bir dul ile evlenmemiştir. İçimizden hiç birisi boşadığı bir hanımla tekrar evlenmemiştir." Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Sa'd çok kıskanç birisidir, ben de çok kıskanç birisiyim, ancak Allah benden daha kıskançtır." Bunun üzerine Ensar'dan birisi: "Allah Teâlâ neye (karşı) kıskanç olur?" diye sorunca Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Allah, yolunda cihâd eden bir kişinin ailesi konusunda Allah Teâlâ'nın yasakladığı bir şeyin yapılmasını kıskanır." (İshâk) Kanaatimce hadiste kopukluk vardır; hadisin senedinde yer alan Ebû Ma'şer zayıftır. [281]

1694. Ümmü Seleme bildiriyor: Resûlullah (saliallahu aleyhi vesellem) her sabah, hanımlarını dolaşır ve hal-hatırlarını sorardı. Hanımlarından birinin yanında bal vardı. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ona uğradığında kendisine biraz bal takdim eder ve yanında bir süre kalırdı. Hz. Aişe ve Hafsa bu durumu kıskandılar. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) yanlarına geldiğinde ikisi: "Ya Resûlallah! Sende meğâfir (meşe ağaçlarından sızan zamk) kokusu var" dediler. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) balı yemeyi bıraktı. (Ebû Yâ'iâ) [282]

1695. Ömer b. el-Hattâb'm şöyle dediği nakledilir: Ey Zeyd b. Sabit! Bilmiyor musun ki biz Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle bir âyeti okurduk: "Babalarınızı dışlamayın, zira bu sizin hakkınızda bir nankörlüktür." Zeyd: "Evet" dedi. (İshâk) [283]

1696. Hz. Peygamber (saMlahu aleyhi veseUem)'in huzurunda liân olayına şahit olan Hz. Ali'nin şöyle dediği nakledilir: "Bu dört kişi arasında ilk kişi olmayı istemem." (İshâk)

1697. İmrân b. Ebî Enes der ki: Abdullah b. Cafer'in şöyle dediğini işittim: f.esûlullah (saUallahu aleyhi vesellem), el-Aclânî ile hanımı arasında liân yemini yaptırdı. Liân karnındaki çocuğun kendisinden hamile kalıp kalmadığı ile ilgili idi. (el-Hâris) [284]

1698. Saîd b. Amr b. Süleym der ki: el-Kâsım b. Muhammed'e, "Şayet falanca kadınla evlendiysem o bana boştur" sözünü söyleyen bir kişi hakkındaki hükmü sorduğumda bana şu cevabı verdi: Bir adam Hz. Ömer'e gelip: "Ben şöyle dedim: Falanca kadınla evlendiysem o bana boştur." Bunun üzerine Ömer: "Şayet onunla evlenmiş isen ve onu yanında tutmak istiyorsan bu eyleminden dolayı kefaret ver" dedi.[285] (Müsedded)

1699. Saîd b. el-Müseyyib bildiriyor: Bir adam Ramazan ayı geçinceye kadar hammıyla zıhâr yaptı/ ona yaklaşmamaya yemin etti. Gece evine geldi.[286] Hadisin devamını uzunca zikretti. (Müsedded)

1700. Ebû Yezîd el-Medînî naklediyor: Benî Beyâda kabilesinden bir kadın, Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'e bir ya da yarım vask (60 sâ') ağırlığında arpa gönderdi, Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) de bunu hammıyla zıhar yapan birisine verdi ve ona şöyle dedi: "Bununla tasaddukta bulun, zira bir sa' arpa, yarım sa' buğdayın yerine geçer." (el-Hâris) [287]

1701. İbn Abbâs naklediyor: Bir adam hammıyla zıhar yaptı, ancak hanımını Ay ışığında görünce hoşuna gitti ve onunla beraber yattı. Bu durum üzerine Resûlullah (sallallahualeyhivesellem/e gelerek O'na durumu bildirdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi veseUem) de: "Allah Teâtâ: Eşler birbirlerine dokunmadan önce. buyurmuyor mu?" deyince adam: "Onu Ay ışığında gördüm, hoşuma gitti" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Kefaret verinceye dek ona yaklaşma!" buyurdu. (İshâk) [288]


--------------------------------------------------------------------------------

[1] Bunu İshâk mürsel olarak nakletmiştir. Aynısını İmam Ahmed ve Bezzâr da ^e'den nakletmişlerdir. Heysemî, İmam Ahmed'in senedinin sahih olduğunu söylemış-' 140). Hadisi Hz. Peygamber'in (sillallahu aleyhi vesdiem) ashabından bir kaç kişi nakletmiştir.

[2] Müsneâe'de şu kayıt yer almıştır: "Bu sahih bir hadis olmakla birlikte miirseîdir. Hadis müellifleri bunu eserlerinde zikretmemişİerdir. Ebû Dâvud el-Mernsii'mde bir kısmını zikretmiştir. Abdürrezzak, Hişâm b. Yusuf'a muhalefet ederek bunu Ma'mer'den muttasıl olarak rivayet etmiş ve "İbn Ka'b, babasından naklen" diye kaydetmiştir. İbn Mübarek ise Ma'mer'den mürsel alarak rivayet etmiştir."

[3] Bureyde hadisini İmam Ahmed rivayet etmiş olup ikinci hadisin sözleri: "Kim borcunu Ödeme sıkıntısı bulunana süre tanırsa, geçen her güne karşılık ona, onun iki katı sadaka sevabı yazılır" şeklindedir. Heysemî "İmam Ahmed'in ravilerİ Sahîh'm ravileridir" açıklamasını yapmıştır. (IV, 135). BCısîrî Ebû Ya'lâ'nın senedi hakkında yorum yapmamıştır.

[4] İmam Ahmed ve Ebû Ya'lâ rivayet etmişlerdir. Heysemî, İmam Ahmed'in ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir. (IV, 133). Bûsîrî ise "Bunu İbn Mâce muhtasar olarak rivayet etmiştir. Hepsi de zayıf biri olan Zeyd el-Ammî yoluyla nakletmişler-dir" açıklamasını yapmıştır.

[5] Bunu Taberânî de rivayet etmiş olup senedinde yer alan Utbe b. Hamîd'i, İbn Hibban güvenilir kabul ederken, başkaları zayıf olduğunu söylemişlerdir. Bkz. Heysemî, IV, 126. Ben derim ki: et-Tayâlisî'nin senedinde geçen Ca'fer b. Zübeyr metruktür. Ancak Bûsîrî, zayıf olduğunu söylemiştir.

[6] Bûsîrî "Senedinde yer alan Zem'a b. Salih'i İmam Ahmed zayıf saymıştır" açıklamasını yapmıştır.

[7] Heysemî demiştir ki: "Bunu Taberânî rivayet etmiş olup senedinde yer alan Cârûd el-Ammî metruk ve kezzab/yalana biridir." (IV, 161). Ben derim ki: Aynı zat Ebû Ya'lâ'nın senedinde de geçmektedir. Hadisi Habîb b. Yesar'dan nakletmektedir. Bûsîrî ise yorum yapmamıştır.

[8] Senedinde yer alan Musa b. Ubeyde er-Rabezî zayıftır.

[9] Müsncde'de şu kayıt yer almıştır: "Bunu Ebû Dâvud el-MerâsîV\nde es-Sevri'den, o da İsmail b. Umeyye'den rivayet etmiştir." Ben derim ki: Beyhakî de bunu, onun tarikiyle nakletmiştir. (VI, 156).

[10] Bu, daha evvel geçen uydurma hadisin bir parçasıdır.

[11] Miisnede'de "Senedinde yer alan İsmail zayıftır" kaydı düşülmüştür. Bunun hakkında Bezzâr "Mutabaat yapılmaz" hükmünü verirken, Bûsîri: "Fakat Ebû Hureyre ha-disi şahididir" diye belirtmiştir.

[12] Senedinde geçen Musa b- Ubeyde er-Rabezî zayıftır.

[13] Senedinde Haccâc b. Ertât yer almıştır.

[14] Bunun senedinde de Haccâc geçmiştir.

[15] Senedi tendir. Heysemî demiştir ki: "Bunu Ahmed b. Hanbel ve Taberânî rivayet etmiş olup senedi tendir." (IV, 175). BÛsîrî ise "Senedinde Abdullah b. Muhammed b. Ukayl yer almıştır" açıklamasını yapmıştır.

[16] Senedinde yer alan Muhammed b. Küreyb'in rivayetleri mimkerdir. Bu zatı BÛsîrî de zayıf görmüştür.

[17] Senedi dikkate alınabilir. Fakat Heysemî: "Tâlib ve hocasının biyografilerini zikredene rastlamadım" açıklamasını yapmıştır. (IV, 172).

[18] Senedi, bana göre sakıncasızdır. Heysem? demiştir ki: "Bunu Taberânî rivayet etmiş olup senedinde yer alan Muhammed b. Ukbe es-Sedûsî'yi İbn Hibban güvenilir kabul ederken, Ebû Hatim zayıf görmüş ve Ebû Zür'a da terk etmiştir." Ben derim ki: Bu zat Ebû Ya'lâ'nrn senedinde yer almamıştır. Bûsîrî de: "Senedinde yer alan Atıyye b. Saîd zayıftır" açıklamasını yapmıştır.

[19] Senedinde EbCı Ferve yer almıştır. Heysemî demiştir ki: "Bunu Taberânî rivayet et- olup senedinde geçen Ebû Ferve Yezîd b. Sinan'ı, Ebû Hatim ve başkaları güvenilir ul ederken bir kesim âlim zayıf saymıştır. (IV, 169). Yine demiştir ki: Hadisin bir mı Sünelilerde geçmektedir. Bûsîrî ise "Ravüeri güvenilir olmakla birlikte senedi " demiştir.

[20] Senedinde ismi geçen Fâid Ebu'l-Verkâ metruktür. Bûsîrî de onu zayıf görmüştür.

[21] Müsnede'de "Bu hnsen bir hadis olup Ebû Dâvud az bir kısmını rivayet etmiştir" ifadesi geçmiştir. Bûsîri de "Senetlerinde yer alan Sa'd b. Evs ihtilaflıdır" açıklamasını yapmıştır.

[22] Miisnede'de de benzer hat/yazı yer almış olup eğer muharrer değilse, un ı doğrudur. Fakat M. ez-Zevâid'de şöyle geçmiştir: Uç dirhemiyle kuru hurma satın Üç dirhem ödeme yaptı. Bir dirhemiyle et, bir dirhemiyle de sıvı yag satın aldı. dinar on bir dirhemdi." (IV, 169). Bu durumda "Yanında bir dirhem de arttı * gelmemektedir.

[23] Heysemî dem,ştir ki: »Bunu Bezzâr ve Ebû Yala rivayet an*;olup senedinde^er dan Ebû Bekir b. Ebî Sebre hadis uydurucusudur!» (IV, 170). Mfirfde ,se şu umld geîm,şt,r: »Buna (yani Muhammed b. Bekir'e) Yahya b. Saîd, Ibn Cureyc de, tabaat etmiş olup rivayetin, Bezzâr nakletmiştir. Ebû Bekir: "Bana göre bu zai S*re'd,r ki, bu da İbnü'l-Haris'tir» demiştir. Ben derim ki, Hafız Zıya bunun olduğunu zannederek bu hadisi el-Muhtâm'd* zikretmiştir. Hadis, Busın de,nm /.ayıf olması nedeniyle zayıf görmüştür.

[24] Heysemî demiştir ki: "Bunu Bezzâr ve Ebû Ya'lâ rivayet etmişlerdir... Senedinde geçen Osman b. Abdurrahman et-Tarâifî de, güvenilir olmakla birlikte zayıflık vardır." (IV, 170).

[25] Senedinde, Şu'be'nin ismi zikredilmeyen dolayısıyla durumu meçhul bir komşusu vardır.

[26] Senedinde geçen Muhammed b. Süleyman b. Mesmûl, Heysemı nm behrtUgm^ go re, zayiftı, Hadis, Taberânî'den nakletmistir. (IV, 165). Bûsîn y^/^^ * İsâbe'L ise "İbn Samûal zayıftır" denilmiştir. (III, 393). Doğrusu, ehCerh ve t-Ta âti başka kaynaklarda geçtiği üzere isim "İbn Mesmûl"dür.

[27] Mâlik, Muvattâ, II, 137.

[28] Heysemî demiştir ki: "Senedinde yer alan Abdullah b. Ca'fer b Necîh ki, Ibnü'l-Medînî'nm babasıdır, zayıftır." (IV, 98). Hadis hakkında değerlendirme yapmayan Sûsîrî, iki şahidi bulunduğunu söylemiştir.

[29] Senedinde yer atan Mendel b. Ali, zayıf olmakla birlikte güvenilir olduğu da söylenmiştir. Bkz. Heysemî. (IV, 148).

[30] Senedinde yer alan Yahya b. Saîd el-Attâr el-Hımsî zayıftır, Bkz. Heysemî, (IV, 148). Bûsîrî demiştir ki: "Bunu İshâk zayıf bir senetle rivayet etmiştir. Çünkü Yahya b. Aiâ zayıftır."

[31] Basrah olup güvenilir kimsedir. Bkz. cl-Cerh ve't-Ta'dü.

[32] Senedi hascnd\r.

[33] M. ez-Zevâid'de müellif bunu Taberânî'ye nispet ederek senedinde tanınmayan birinin bulunduğunu söylemiştir.

[34] Bûsîrî, İbn İshâk'in tediis yapması sebebiyle hadisi zayıf görmüştür. Sonra "Fakat >bn İshâk bu rivayetinde yalnız değildir" açıklamasını yapmıştır.

[35] Bûsîrî ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[36] Bûsîrî'nin belirttiğine göre Ebû Ya'lâ bunu sahih bir senetle rivayet etmiştir.

[37] Senette Ömer b. el-Hattâb ile Zührî arasında kopukluk vardır. Bûsîrî ise ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiş, fakat senetteki kopukluğa işaret etmemiştir.

[38] Bûsîrî ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[39] Bûsîrî, "Mrtktü (tabiine ait söz) olup ravileri güvenilir kimselerdir" demiştir.

[40] Senedinde yer alan Saîd b. Yusuf er-Rahbî zayıftır. İbn Adî demiştir ki: "Bu zatın, tbn Abbâs'dan naklettiği "çocuklarınıza eşit davranın" hadisinden daha munker rivayeti yoktur." Hadisi Heysemî kaynak göstermeden nakletmiş ve: "Senedinde el-Leys'in katı-bi Abdullah b. Salih bulunmaktadır. Onun hakkında Abdülmetik b. Şuayb b. el-Ley: Onu Me'mûn güvenilir kabul edip överken, İmam Ahmed ve başkaları zayıf olduğunu söylemişlerdir> demiştir." (IV, 153). Bûsîrî ise yorum yapmamıştır.

[41] Tâ hâ sûresi 20/131.

[42] Hepsinin senedinde, ayrıca Taberânî ve Bezzâr'm senetlerinde Musa b. Ubeyde er-Rabezî yer almıştır ki, zayıftır. Bkz. Heysemî, IV, 126.

[43] Senedinde yer alan Ca'fer b. Sa'd b. Semure'yi İbn Abdülberr ve başkaları zayıf görürken İbn Hibban es-Sikât'te zikretmiştir. Hocası Hubeyb b. Süleyman ise meçhuldür. Yine onu ve babası Süleyman b. Semure'yi İbn Hibban es-Sikât'ta zikretmiştir. Süleyman b. Semure'den oğlu ve Ali b. Rabî'a el-Vâlibî rivayette bulunmuştur. Bûsîrî rivayeti, Yusuf b. Hâlid'in zayıf oluşu nedeniyle zayıf görmüştür.

[44] Hadis son derece zayıftu.

[45] Müsnede'de: "Bu, hasen bir senettir" kaydı vardır. M- ez-Zevâid'de ise şöyle denilmiş-*fr: "Senedinde yer alan Ebû Hureyz'i, Ebû Zür'a, Ebû Hatim ve İbn Hibban güvenilir kabul ederken İmam Ahmed ve başkaları zayıf görmüşlerdir. Geri kalan ravileri ise gu-venilir kimselerdir." (IV, 154)

[46] Müsncde'de "Kesîr, oldukça zayıftır" ifadesi yer almıştır. Bu zatı Bûsîri de zayıf görmüştür.

[47] Senedinde geçen Zem'a b. Salih zayıftır. Bu zatı Bûsîrî de zayıf görmüştür.

[48] Hadis sahih olup mevkuftur.

[49] Senedinde ismi zikredilmeyen biri vardır.

[50] el-İthâf ta belirtildiğine göre, bu rakam kelle basınadır.

[51] Beyhakî demiştir ki: "Bu hadis munkattdıt." Bûsîrî de "Bunu Müsedded mürsel olarak nakletmiştîr" açıklamasını yapmıştır. Metin, aynı metindir.

[52] Senedinde yer alan Haram b. Osman hakkında İmam Şafiî: "Ondan rivayet haramdır" demiştir.

[53] Ravileri güvenilir kimselerdir.

[54] Asıl nüshalarda bu şekilde geçmiştir. d-İthâfta ise şöyle geçmektedir: "Ebû Miclez'den nakledildiğine göre iki kişiden biri, aralarında ortak olan bir köleden kendi hissesini azat etmiş. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) de onu, kendisine ait koyunu satm-caya kadar tutmuş. İbn Avn yoluyla Muhammed'den nakledildiğine göre ise "İki kişiarasında ortak bir köle vardı..... Buradaki hadisin benzerini zikretmiştir ki, bana göre doğrusu budur. Burada gördüğün karışıklık, Müsnede nüshasını kopya edenin göz ya mlgısından kaynaklanmıştır. Ebû Miclez hadisinin senedinde geçen İbn Ebî Leylâ zayıftır. Bu, değerlendirme Bûsîrî'ye aittir. Diğer rivayet hakkında ise yorum yapmamıştır.

[55] Ravileri güvenilir kimselerdir. Bûsîri demiştir ki: "Ravileri güvenilir olmakla birlikte senet munkatıdır."

[56] Bişr b. Musa nüshasında bu hadise rastlamadım. Bûsîrî de yorum yapmamış, yalnız buna hasen bir senetle nakledilmiş bir şahit zikretmiştir.

[57] Müdebber köle, sahibinin ben öldükten sonra hürsün dediği köledir.

[58] Senedinde Leys b. Ebî Süleym vardır.

[59] Senedi hasendir. Bûsîri ise İbn İshâk'ın tediis yapması sebebiyle hadisi zm/i/gprmüş tür.

[60] Senedi sahihtir. Bûsîri ise yorum yapmamıştır.

[61] Bûsîri, Haccac b. Ertât'm zayıflığı sebebiyle hadisi zayıf görmüştür.

[62] Bûsîri demiştir ki: "Ravileri güvenilir kimselerdir."

[63] Abdürrezzâk, Ömer b. Râşid'den, o da Yahya b. Ebî Kesîr'den bu senetle nakletmiş-tir. (IV, 426, yazma)

[64] Senedi sahihtir. Fakat Hâlid b. Ma'dân Ebû Bekir'den hadis işitmemiştir. Bûsîrî ise 'Kavileri güvenilir kimselerdir" demekle yetinmiştir.

[65] Hadis mürsel olup Bûsîrî, ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[66] Senedinde yer alan Leys b. Ebî Süleym sndûk/dürüst olmakla birlikte son zamanlarında bunamıştır. Şehr b. Havşeb de sadftk/dürüst olmakla birlikte çokça yanılırdı.

[67] Bunu el-Hâris, İshâk b. İsa et-Tabbâ'dan, o da Ebû Ma'şer'den rivayet etmiştir. Aynı hadisi Saîd b. Mansûr da Ebû Ma'şer'den rivayet etmiş, fakat Hz. Peygamber'e (sallallahu aleyhi vesellem) nispet etmemiştir. Bilakis bunun Zeyd b. Sâbit'in kendi sözü olduğu belirtilmiştir. (III/1/20). İsa b. Ebî İsa zayıf olup Zeyd'den hadis işittiği kesin değildir. Rivayeti Bûsîrî de, İsa'nın zayıf oluşu nedeniyle zayıf görmüştür.

[68] Heysemî demiştir ki: "Ebû Ya'lâ'nın ravüeri Sahîh'in ravileridir. (IV, 227).

[69] Kcşfii'l-estâr'da da böyle geçmiştir (I, 285). Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Bezzâr rivayet etmiş ve zayıf görmüştür. Âlimlerimizden birisi ise sahih görmüştür." Sanki Heysemî'yi kastetmektedir.

[70] Kesîr b. Abdullah oldukça zayıf biridir.

[71] Ravileri güvenilir kimselerdir.

[72] Saîd b. Mansûr, Ebû Muâviye'den, o da İbn Ebî Leylâ'dan aynı isnatla rivayet etmiştir. (III/I/63] Bûstri, el-HâriS ve İbn Ebî Leylâ'nın zayıf olması sebebiyle hadisi zayıf görmüştür.

[73] Nisa sûresi 4/12

[74] Nisa sûresi 4/176.

[75] Nisa sûresi 4/176.

[76] Bu rivayet, Beyhakı'nin naklettiği rivayeti açıklamaktadır: Rivayete göre Tavus, İbn Abbâs'ı şöyle derken işitmiş: Allah Teâlâ Çocuğu olmayan, fakat kız kardeşi bulunan bir kişi ölürse, bıraktığı malın yarısı o (kız kardeşi)nundur buyurmuştur." İbn Abbâs demiştir ki: "Sizler mirasın yarısı onundur" dediniz. "Eğer çocuğu varsa" âyetinde çocuktan (veledden) maksat oğuldur. Peygamber (saflaüahualeyhi veseüem.) ve ondan sonrakilerin uygulaması bunu göstermektedir. (VI, 233) Beyhakı'nin rivayetini, Abdürrezzâk başka bir tarikten rivayet etmiştir. İbn Ebî Müleyke'nin İbn Abbâs'dan rivayetinin senedi ise zm/ı/tır. Süfyan'ın hocası Mus'ab b. Abdullah, Mus'ab b. Sabit b. Abdullah'tır. Bûsîrî de hadisi Mus'ab'm zayıflığı nedeniyle zayıf görmüştür.

[77] Hadis, M. ez-Zevniâ'de ise bunun tam tersi bir ifadeyle geçmiştir. (IV, 229).

[78] Heysemî demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ rivayet etmiştir. Manasını anlayamadım. Senedinde yer alan el-Hâris ise zayıftır." (IV, 229) Ben derim ki: Hadisin mânâsı şöyledir: Aynı anneden olma oğullar birbirlerine varis olurlarken kumaların oğullan olamazlar. Bunun izahı da şöyledir: Kişi öldüğünde geride bir ana-baba bir erkek kardeş, bir de baba bir erkek kardeşi kalmışsa, birincisi ona varis olur, ikincisi olamaz. Bkz. Beyhakî, VI, 232. Ama bu açıklama, "Kişi ana baba bir erkek kardeşine varis olurken, baba bir erkek kardeşlerine varis olamaz" ifadesiyle varit olan rivayete göre geçerlidir. Diğerine göre değil. Bûsîrî demiştir ki: "Ebû Ya'iâ'ya ait mevkuf bil rivayette ifadesi geçmiştir."

[79] Tayâlisî'nin Müsned'mde şöyle geçmektedir: Murre'nin şöyle dediğini işitmiş: Hz. Ömer dedi ki: "Üç mesele var ki, onları keşke Resûlullah'a (saUallahu aleyhi wsel!em) sorsay dım. Bu, benim için kızıl develere sahip olmaktan bile daha iyi olurdu: Halifelik, kelâle ve faiz" Murre'ye dedim ki:... (s. 12) Kavileri güvenilir kimselerdir. Bûsîrî "Ravilerı güvenilir olmakla birlikte hadis munkatıdır" demiştir.

[80] Bkz. Saîd b. Mansûr, Sünen, 01,1/73.

[81] Bunu Saîd, İbrahim'den naklen rivayet etmiş olup senedinde kopukluk vardır. (III,1/3).

[82] Saîd b. Mansûr, Müsedded'in senedinin aynısıyla nakletmiştir. (111, 1/57). Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Müsedded güvenilir ravüerden oluşan bir senetle mürset olarak rivayet etmiştir."

[83] Bunu Saîd b. Mansûr, Müsedded'in senediyle rivayet etmiş olup sözleri şöyledir: "Kimin etiyle bir kimse Müslüman olursa, onun velnsı onn nit olur" (III, 1/56). Senedinde yer alan Muâviye b. Yahya es-Sadefî zayıf olup ihticaca elverişli değildir. Hadisi Bûsîrt de Yahya'nın zayıflığı sebebiyle zayıf görmüştür.

[84] Saîd b. Mansûr ve Dârimî'nin Sünen'lennâe bu şekilde geçmişken asıl nüshalarda "Kıptî" kelimesiyle yer almıştır.

[85] Saîd b. Mansûr, Müsedded'in senediyle rivayet etmiştir. (111, 1/57). Dârimî de İsrâîl tarikiyle Mansûr'dan nakletmiştir. (s. 400)

[86] Ravileri güvenilir kimselerdir.

[87] Ravileri güvenilir olmakla birlikte Ebu'I-Esved'in hocası meçhuldür. Ebı/1-Esved ise ed-Deylî'dir. Bûsîrî hadisi buradakinden daha detaylı olarak nakletmiş ve "hadisin Söeninde Amr b. Kürdî bulunmakta olup durumunu bilmiyorum. Geri kalan ravileri ise güvenilir kimselerdir" açıklamasını yapmıştır.

[88] Aynı hadisi Saîd b. Mansûr da Müsedded'in senediyle nakîetmiştir. (III, 1/43).

[89] M. ez'Zevâiâ'de Heysem! demiştir ki: "Mâlik b. Ebi'r-Rahhâl dışındaki ravileri Sn-hîh'\r\ ravileridir. Mâlik'i de İbn Hibbân güvenilir kabul etmiştir ve onu zayıf gören olmamıştır (İV, 293). Bûsîrî de "Mâlik b. Muhammed b. Abdurrahman meçhuldür. Ancak şahidi vardır" demiştir.

[90] Mücerrede'de "Abdullah b. Mes'ûd" ismi zikredilmiştir. Senedinde yer alan Ebû Ya'Iâ'nın hocası Amr b. Mâlik'i, Ebû Ya'lâ ve başkaları zayıf görmüşlerdir.

[91] Müsnede'deki senedinde geçen Velid b. Cemi, Beyhakî'nin rivayetinde geçtiği üzere Velid b. Abdullah b. Cemî'dir. Beyhakî rivayetin münkati olduğunu, Kasım'ın dedesine yetişmediğini söylemiştir. (VI, 255) Bûsîrî ise bundan fazla bir şey söylememiştir.

[92] Saîd b. Mansûr, (III, 1/48; Abdürrezzâk, Dârimî 401. Bûsîrî, İbn İshâk'm tedlıs yapması sebebiyle hadisi zayıf görmüştür.

[93] Bu kadın, Ümmü Sa'd binti Sa'd b. er-Rabî' olup onun akit yoluyla elde edilen mirasın kalkmasına ilişkin hadisini Ebû Dâvud nakletmiştir.

[94] Bûsîrî değerlendirme yapmamıştır. Muğîre b. Şu'be'nin Ebû Sabit b. Hazn veya b. Ha/m'dan naklettiğine göre Peygamber (sdllallahu aleyhi vöellan), Dahhâk b. Süfyân'a, E-şîm/Uşeym ed-Dubâbî'nİn hanımını, onun diyetine varis kılmasını yazmıştır. Bkz. Kenzü'l-ummâl, VI, 21.

[95] M. ez-Zevâid'de hadisin tamamı zikredilmiştir. (IV, 230) Heysemî demiştir ki: Ravi!eı-j Snhîh'in ravileridir. Ne var ki aralarında ismi zikredilmeyen biri vardır. Aynı Misi Beyhakî ise Abdurrahman b. Harmele'den "Bana birden çok kimsenin bildirdiği-ne göre Adî el-Cuzzâmî...." ifadeleriyle nakletmiştir. (Vî, 219) Tâbiûn neslinden olan ravinin meçhul olması sebebiyle Bûsîrî ha-disi zayıf olarak değerlendirmiştir.

[96] Benzer bir rivayet Bûsîrî'nin eî-îthâfmâa mevcuttur.

[97] Bu hadisin bir kısmı 1486 nolu hadiste geçmiştir. Heysemî der ki: Hadisin râvileri, Mâlik b. Ebî'r-Rahhâl hariç hepsi Snhîh'in şartlarına uygun râvilerdir. Ancak İbn Hibbân onu güvenilir kabul eder. Onu hiç kimse zayıf ravi telakki etmemiştir (Mecma' 7/293).

[98] Beyhakî şöyle der: Hadis mürseldir, ancak mânâsı el-İthnfda ifade edildiği gibi şu ayetle Örtüşiriektedir: "İçinizden inanmış hür kadınlarla evlenmeğe gücü yetmeyen kimse, elleriniz altında bulunan inanmış genç kızlarınız (olan cariyelerinizden alsın."

[99] Bu hadisin senedini Busın sahih diye nitelemiştir.

[100] Bu rivayet Hac bölümünde 1121 nolu hadiste geçmiştir.

[101] İbn Hibbân bu kişiyi güvenilir olarak zikretmiş, Nesâî ise onun hakkında: "Güçlü bir râvi değildir" ifadesini kullanmıştır.

[102] Hadisin son cümlesini: "Zekat vermekle yükümlü kimse, develeri zekat memurundan gİzlemeklee faize düşmüş olur" şeklinde anlamak da mümkündür. Bûsîrî'nin ifadesine göre hadisi el-Hâris ve Bezzâr hasen bir isnâdla rivayet etmişlerdir.

[103] Sahih bir mevkuf rivayettir. Bûsîrî senedin şahinliği konusunda bir şey söylememiştir.

[104] Bu hadisi Bûsîrî rivayet etmemiştir. Heysemî der ki: Bu hadisi Taberânî iki isnâdla rivayet etmiştir. Birinci isnadında Câbir el-Cu'fî vardır ki bu zat zayıftır. Ama Şu'be ve es-Sevrî onu güvenilir kabul etmişlerdir. Diğer isnadında Recâ b. el-Hâris yer almış olup ibn Ma'în ve daha başkaları onu zayıf kabul etmişlerdir. İsnadında bulunan diğer Havileri ise güvenilir kimselerdir.

[105] Ebû Sa'lebe'den bu hadisi rivayet eden Urve b. Meryem, Ebû Sa'lebe ile görüştüğünü ve onunla konuştuğunu ifade etmiştir. Bu râvinin rivayet ettiği hadislerin nûirse! olduğu ifade edilmiştir. (Tehzîbıt't-Tezhîb)

[106] Heysemî der ki: Bu hadisi Taberânî rivayet etmiş ve senedinde yer alan Ebu Ferve vezîd b. Sinan'ın zayıf olduğunu ifade etmiştir (Mecma i/287). Bûsîrî ise herhangi bir "eğexlendirmede bulunmamıştır.

[107] Senedinde Dâvûd b. el-Muhabber ve Ebân b. Ebî Ayyaş olup ikisi de zayıftır. Bûsîrî de şöyle der: el-Hâris bu hadisi zfli/i/bir senedle rivayet etmiştir.

[108] Nisa sûresi 4/20

[109] Heysemî şöyle der: Ebû Ya'lâ bu hadisi Miısned el-Keb'ir'de rivayet etmiştir. Senedindeki Mücâlid b. Saîd'de zayıflık vardır. Bu raviyi güvenilir kabul edenler de vardır (Mecma 4/284). Aynı değerlendirmeler el-îthâfda da yer almıştır.

[110] Senedinde Hârûn el-Abdî vardır ki, herkes onun zayıf olduğu konusunda hem fikirdir. Bu raviyi Bûsîrî de zayıf addetmiştir. d-İthâfta hadis: "Taraflar karşılıklı anlaşıp vitrin şahitler huzurunda gerçekleştirdikten sonra hiçbir sakınca ı/oktur" şeklinde rivayet edilmiştir.

[111] İsnadında zararlı bir durum söz konusu değildir. Heysemî der ki: "Senedinde yer alan Harb b. Meymûn el-Abdî zayıftır. İbn Ebî Hatim onu güvenilir kabul eder. Diğer ravileri güvenilir kimselerdir {Mecma 4/271). Bûsîrî şöyle der: Ebû Ya'lâ bu hadisi Bişr b. Seyhan'dan nakletmiştir. İbn Hibbân bu raviyi güvenilir kabul etmiştir.

[112] Heysemî der ki: "Yahya b. Abdurrahmân b. Ebî Lebîbe zayıftır (Mecma 4/281).

[113] Hadis 1598 numarada gelecektir.

[114] Müsnede'de şöyle geçer: Bu hadisi Ebû Dâvud: "... derken kız büyüdü" ifadesine r aynen nakletmiş, geri kalan kısmını ise Meymûne binti Kerdem'in hadisinden n akl etmiştir.

[115] Müsnede'de şöyle geçer: "Bu mürsei bir hadis olup Ebû Dâvûd ve daha başkaları Ş°'îk vasıtasıyla Hz. Âişe'den mevsûl olarak rivayet etmişlerdir. Süfyan ise mürsei olarak iletmiştir"

[116] Ravilerden Mİndel'm zayıflığına binaen Bûsîrî bu hadisi zayıf addetmiştir.

[117] Mekhûl'un Âişc'den hadis işittiği kesinlik kazanmamıştır. Ancak (Müsnede'
[118] Bûsîrî der ki: Râvileri güvenilir olan mürsel bir hadistir.

[119] el-Hâris'in Müsned'inde: "bekar iken ..." ilavesi vardır. Aynı ilave Ahmed'in Müsned'mde mevcut iken "İki defa" kaydı yoktur (Müsned 8/5720).

[120] cl-Hâris (1/242), Ahmed (Müsned 8/5720) ve Heysemî (Mccma 4/278) rivayet etmişlerdir.

[121] Müsnede'de şöyle geçmektedir: "İbrahim b. Salih, Hz. Peygamher'i (sallaflahu aleyhi Vesellem) idrâk edip O'ndan hadis rivayet etmemiştir. Hz. Peygamber (saüallahu aleyhi Vl hd döneminde doğduğunu söyleyenler de vardır." Derim ki: Bu hadisi Ahmed, b. Muhammed'den rivayet etmiştir. el-İthâf da Müsnede'dekine benzer ifadeler yer almaktadır.

[122] Abdullah b. Ebî Bekr b. Abdurrahmân el-Mahzûmî olup, güvenilirdir. Muhacir b. İkrime, amcazadosidir.

[123] Abdurrezzâk hadisin her iki bölümünü Muhacir b. ikrime'den mevkuf olarak nakletmiş ve Abdullah b. Ebî Bekri anmamıştır. Bûsîri de bir değerlendirme yapmamıştır.

[124] Senedinde yer alan Abdürrahîm b. Harun el-Gassânî, münker hadisler rivayet etmiştir. Hocası Fâid b. Abdurrahman münkcnıl-hndistir. Bûsîrî der ki: Fâid b. Abdıırrahman ve ondan rivayet edenin zayıf olmalarını binaen İbnu'l-Cevzî bu hadisi uydurma hadisler içerisinde irad etmiştir.

[125] Müsnede'de şöyle geçer: Derim ki bu hadisi Ma'mer, Sâbit'ten, o da Enes'ten olmak üzere rivayet etmiştir. Başka bir tarikle ise Deylem b. Gazvân, Sâbit'ten, o da Enes'ten rivayet etmiştir. Hammâd b. Seleme'nin rivayeti daha Sfl/n/itir. Devim ki: Ahmed her İki tarikten rivayet etti. Bkz: cz-Zevâid 9/368 Hammâd'ın rivayeti için bkz: Ahmed, Müsneâ 4/422 ve 425.

[126] el-Humeydî, Müsned 1/178

[127] İsnadında mahzurlu bir durum yoktur.

[128] Mürseldii.

[129] İsnâd zttytfnt. Senedinde yere alan Hâşim b. Saîd el-Kûfî'yi İbn Ebî Hatim zayıf görür. Hocası ve Safiyye'nin efendisi Kinâne de aynı şekilde zayıftır. Bûsîrî ise hakkında herhangi bir değerlendirme yapmamıştır.

[130] Tabetânî de rivayet etmiştir. Her iki isnâdda Muhammed b. Mutarrif dedesinden nakletmiştir. Heysemî der ki: Muhammed b. Mutarrifin dedesini tanımıyorum. Diğer râviler İse güvenilir kimselerdir [Mectnn 6/256) Bûsîrî ise bir değerlendirmede bulunmamıştır.

[131] Bu hadisin bu rivayet /inciri ile uydurma olduğu daha önce birkaç defa zikredilmiştir.

[132] Kalpleri kontrolüne alır ve onlara baskın gelir" şeklinde de tercüme edilebilir.



[133] Bunu Taberânî de güvenilir râvilerin bulunduğu senedlerle rivayet etmiştir. Bunu eysemî ifade etmiş {Mecma 1/176), ancak hadisi Ebû Ya'lâ'ya nisbet etmemiştir, el-Münzirî der ki: "Bunun râvilerinden cerhedilen birini tanımıyorum." Ancak Bûsîrî, doğrusunun mevkuf olduğunu söylemiştir.

[134] Bunu el-Heysemî, Ebû Ya'lâ'ya değil de et-Taberânî'ye nisbet etmiş ve ilave etmiş: senedinde yer alan Ebû Habîb el-Ankazî (veya el-Kanavî, Müsnede de: el-Ganevî Şeklinde geçmektedir) adlı râviyi tanımıyorum. Diğer râvüeri güvenilir kimselerdir." usırî herhangi bir değerlendirme yapmamıştır.

[135] Hadis mürseldu.

[136] İsnadı hasen, ancak mürsu/dir.

[137] Bûsîrî der ki: Ahmed b. Menî, DâvCıd b. ez-Zibrikân'dan rivayet etmiştir ki bu zât zayıftır.

[138] Heysemî der ki: "Senedinde İbn İshâk vardır ki kendisi miidellis'tir. Seleme b. el-Fadl'ı bir grup güvenilir addederken, bir diğeri ise "zayıf" olduğunu ifade etmişlerdir." (Mecnın 4/322) Bu hadisin bir kısmı ilerde 1927 nolu hadisi bir daha zikredilecektir. İbn Ishâk'ın tedlis'inden dolayı Bûsîri hadisi zayıf olarak değerlendirmiş ve başka bir tavikten rivayet edildiğini ifade etmiştir.

[139] lsâbe'dc dua burada bitmektedir. M. ez~Zevâid'd£ ise tamamı geçmektedir.

[140] el-îsâbe'de der ki: "Hadisin isnadında "Rabîa b. Yezîd, Münebbih'ten" ifadesi vardır. el-İthâfta da böyle geçmektedir.

[141] Heysemî der ki: Bunu Taberam rivayet etmiştir. İsnadında tanımadığım kişiler vardır (Mccma 10/180). Bu yüzden Bûsîrî bu hadisi zm/ı/kabul etmiştir.

[142] Bu da "uydurma" olarak geçen 1515 nolu hadisin bir parçasıdır,

[143] Taberânî de rivayet etmiştir. Heysemî (Mecma 4/303) iki isnadında yer alan Ali b. Asım b. Suheyb'in "çok galat" (rivayette yanlışlık) yapan bir râvi olduğunu ifade etti ve rivayeti Ebû Ya'lâ'ya nisbet etmedi. Bûsîrî ise onu Ebû Ya'lâ'ya nisbet etmiş, ancak herhangi bir değerlendirme yapmamıştır.

[144] Hadisin son kısmını el-Hakîm et-Tinnizî, Kesîr b. Murre'den; İbn Asâkir ise Ebû Şeçere'den rivayet etmişlerdir. eî-Kenz'de (8/264) böyle geçmektedir.

[145] İbn Ebî Hatim zikretmiştir.

[146] el-Dûlabî hadisi Ebû Bekr b. Ebî Şeybe'den, ö da Ebû Usâme'den olmak üzere nvayet etmiştir (2/18). Hadisin isnadı, "zararsız" olup Bûsîrî hakkında bir değerlendirme yapmamıştır.

[147] Bezzâr da rivayet etmiştir. İki isnadında yer alan Musa b. Ubeyde er-Rabazî "zayıftır." Bunu Heysem! ifade etmiştir (4/368). Bu hadisin bir kısmı "Hac" bölümünde 1060 nolu hadiste geçmiştir.

[148] Bu da uydurulmuş hadisin bir parçasıdır.

[149] Miisnede'de "miirsel" olduğu ifade edilmiştir.

[150] İsnâdmdaki İsâ b. Sinan'ı, İbıı Maîn ve daha başkaları "zayıf" addetmişlerdir. Onu, zayıf görmeyenler de vardır. Bunu Taberânî rivayet etmiştir. Heysemî bu râvi hakkmda aynı şeyleri söylemiştir. (Mecma 4/296)

[151] Senedinde Süleym kabilesinden bir zâtın ismi verilmemiştir. Bûsîrı der ki: el-Hâkim de bunu "mevkuf olarak rivayet etmiş ve hakkında bir değerlendirme yapmamıştır.

[152] İsnâdmdaki Mindel var ki o da "zayıftır." Taberânî de rivayet etmiştir. Heysemî der ki: "İsnadında yer a)an Mindel zayıftır; onu güvenilir kabul edenler de vardır." {Mecmu 4/298) Bûsîrî de isnadını zayıf bulmuştur.

[153] Senedinde Umâratü'1-Abdî vardır ki onun hakkında İbn Abdi'1-Berr: "Zayıf olduğunda ittifak edilmiştir" demiştir. Bûsîrî sadece: "Senedinde Ebû Harun eî-Abdî var" demiştir.

[154] İsnadı sahihtir. Bûsîrî: "Râvileri güvenilir kimselerdir" demiştir.

[155] Senedinde Ca'fer b. Meysere vardır ki o zât, Ca'fer b. Ebî Ca'fer, Ebûl-Vefâ'dır. Tam anlamıyla münkerü'î-hndistiv. Ondan rivayet eden Ali b. Sabit el-Cezerî güvenilir ravidir. Müsnede'de Ali b. Vehb şeklinde vârid oluşu hatadır. Hadisi Taberâm de rivayet etmiştir. Heysemî ise onu Ca'fer b. Meysere adıyla zayıf kabul etmiş ve: "Babasının İbn Ömer'den hadis işittiğini sanmıyorum" demiştir. (Mectna 4/296). Ca'fer'in "zayıf" olmasından dolayı Bûsîrî de rivayeti zayi/kabul etmiştir.

[156] İsnadı zayıf olup Ca'fer b. Meysere'nin "zayıf" olmasından dolayı Bûsîrî senedini zayıf kabul etmiştir.

[157] Heysemî der ki: Senedinde Yahya b. el-Alâ vardır ki bu zât, zayıf bir ravidir (Mecma A/296). Bûsîrî: "O zayıftır" demiştir.

[158] Bûsîrî bu hadisi İmrân'dan, bir sonrakini ise Semura'dan tahrîc etmiştir.

[159] Bu iki rivayetin senedinde Amr b. Ubeyd var ki bu zât aleyhinde çok şeyler söylenmiş ve çok noktadan tenkide uğramıştır. Bûsîrî, Semura'nm hadisinin el-Halîl b. Zekeriyya'nın rivayeti olması hasebiyle zayıf kabul etmiştir. Ancak İmrân'ın hadisi hakkında bir şey söylememiştir.

[160] Taberânî ve Bezzâr rivayet ettiler. Heysemî der ki: "Ya'lâ b. el-Yemân güvenilir bir ravidir. Bunun dışında kalan Ebû Ya'lâ'nm râvileri, Sahih şartlarına uygun râvilerdir. {Mecma 4/299). Zem'a b. Salih'in zayıf olmasından dolayı Bûsîrî bu hadisi zayıf kabul eder.

[161] 2424 nolu hadis.

[162] Bûsîrî: "Râvileri güvenilir kimselerdir" demiştir.

[163] Bkz.: 1534 nolu hadis. Bûsîrî bunun hakkında bir değerlendirme yapmamıştır.

[164] Senedinde Hammâd b. Amr var ki o da münkerü'l-hndîstir. Bûsîrî: "İsnadında zayıf aviler var" demiş ve isimlerini vermiştir.

[165] el-Hâris'in Müsned'mde böyle geçmektedir. Mücerrede'de ve el-İthaftd ise: "Ben, hanımımın avret mahalline bakmaktan hoşlanıyorum..." ibaresi yer almıştır.

[166] Hadisin senedinde Abdurrahman b. Ziyâd b. En'am vardır ki bu zât, hafızası zayıf olarak nitelenir. Bu hadisi ondan İsmâîl b. Ayyaş rivayet etmiştir. Taberânî ise Yahya b. el-Alâ'nm bulunduğu bir senet ile rivayet etmiştir. Heysemî der ki: Bu hadisin senedinde Yahya b. el-Alâ vardır ki, o da metruktür. (4/294). Bûsîrî der ki: "Bu hadis zayıftır."

[167] Bu hadisin senedinde Mindel adlı bir râvi vardır ki zayıftır. Onu güvenilir kabul edenler de vardır. Bu hadisi Bezzâr ve Taberânî rivayet etmişlerdir. Bezzâr der ki: "Hadisin merfû olduğu konusunda Mindel hata etmiştir. Doğru olanı hadisin rnürsel olduğudur." M. ez-Zevâid'dc böyle geçmektedir (4/293) Mindel'in zayıf bir râvi oluşundan dolayı Bûsîrî bu hadisi zayıf kabul etmiş ve: "İki şahidi var" demiştir.

[168] Hadisin senedinde adı verilmeyen bir râvi mevcuttur. Senedin diğer râvileri ise güvenilirdir. (Mecma 4/595). Bûsîrî de: "Senedinde adı geçmeyen bir râvi var" demiştir.

[169] Bu hadis mürsel basendir.

[170] Bu hadis de mürseldk. Taberânî hadisi Ebû Hureyre'den merfû olarak rivayet eîrniştir, ancak o rivayette: "Emrettiği zaman itaat eden" ifadesi yoktur. Hadisin senedinde Câbir el-Cu'fî vardır ki bu zât, zayıftır, onu güvenilir kabul edenler de vardır. Diğer güvenilirdir. Bunu Heysemî ifade etmiştir. (Mecma 4/272)

[171] Hadisi İbn Zenceveyh de tahrîc etmiştir. Hadis el-Kenz'de (8/184) zayıf olarak geçmiştir.

[172] Taberânî benzer bir hadisi İbn Abbas'tan rivayet etmiştir. Heysemî der ki: Hadisin senedinde Yahya b. Ya'lâ vardır ki, o da metruk bir râvidir. (Mecma 9/209)

[173] Hadisin senedinde Ebû Ya'lâ'nın şeyhi Amr b. el-Husayn vardır. ed-Dârekutnî der ki: "Bu râvi metruktür." Bu rivayeti Heysemî kitabına almamıştır. Bûsîrı ise der ki: "Senedinde Hassan b. Siyah adlı bir râvi vardır ki o da zayıftır."

[174] Senedinde Hüseyn b. Yezîd et-Tahhân vardır ki bu zât, leyyinu'l-hadîs'tir. Ancak hocaları Saîd b. Hüseyin ve Muhammed b. Hâlid ed-Dabbî zararsız ravüerdir. Yine senedinde es-Seriyy b, İsmâîl vardır ki bu zât, çok "zayıftır." el-Hcysemî, hadisi Ebû Ya'lâ yerine Taberânî'ye nispet ederek tahric etmiş ve şöyle demiştir: "es-Seriyy b. İsmâîl metruktür." (Mecma 4/312) Bûsîrî, es-Seriyy b. İsmail'in zayıf oluşundan dolayı hadisi zayıf telakki etmiştir.

[175] Heysemî der ki: Senedinde Abdurrahîm b. Zeyd el-Ammî vardır ki bu zat, metruktür (4/252). Bûsîrî ise şöyle demiştir: Senedinde Zeyd el-Ammî vardır ki o da zayıf bir râvidir.

[176] Hadisi Taberânî de rivayet etmiştir. Heysemî der ki: Bu hadisin isnadı mürseldu. {Mecma 4/252) el-Busîrî ise der ki: Bu hadisi, K, el-Merâsîl'de Ebû Davûd ve el-Beyhakı tahrîc etmiştir. Hepsi hadisi munkatı bir senetle rivayet etmişlerdir.

[177] Bûsîrî der ki: Senedin râvileri güvenilir kimselerdir.

[178] Miisnede'de şöyle geçer: "Hadis ssftîfe mevkuftur." Bûsîrî de aynı kanaati paylaşmıştır.

[179] Bu hadis mürseldir. Bûsîrî der ki: "Bu hadisi İbn Hibbân, Sn/ıî/ı'inde rivayet etmiştir."

[180] Bûsîrî der ki: Bu hadis mürseldir, râvileri Sahih şartlarına uygun ravilerdir.

[181] el-Heyserni der ki: Senedinde Hâiid b. İsmail el-Mahzûmî vardır ki, bu zat (4/253). Bûsîrî ise hadisi zayıf olarak değerlendirmiştir.

[182] Bu hadisi Taberânî de rivayet etmiştir. Heysemî der ki: "Senedinde Hâlid b. İsmâîl el-Mahzûmî vardır ki, bu zat metruktür." (4/251). Bûsîrî de şöyle demiştir: "Bu ve bundan önceki hadis münker olup isnâdlarma yönelik hüküm aynıdır."

[183] Heysemî der ki: "Eğer Ubeydullah b. Saîd sahabi ise senedindeki raviler güvenilir kimselerdir. Yok eğer sahabi değilse hadis mürse/dir." (Mecnıa 4/252).

el-Hâfiz, eî-îsâbe'de şöyle der: "Büyük bir tahminle o râvi (Ubeyd) tabiîdir." (2/444) Bûsîrî ise şu değerlendirmede bulunmuştur: "Hadisi Ebû Ya'lâ ve Beyhaki sahîh bir senetle mürsel olarak rivayet etmişlerdir."

[184] Hadisin isnadı "zararsız" derecesindedir. Bûsîrî ise şöyîe der: "Ravileri güvenilir kimselerdir, ancak hadis maktûdur, yani tabiî sözüdür."

[185] Heysemî der ki: "İsnadı munkatidır ve içerisinde tanımadığım ravi mevcuttur/ {Hecma 4/253).

[186] Hadisin tamamı Ahmed'in Müsned'inde ve M. ez-Zevâid'de mevcuttur. (4/250)

[187] Heysemî der ki: "Senedinde Muaviye b. Yahya es-Sadefî olup bu zât zayıftır. Ahmed de bu hadisi Ebû Zer'den rivayet etmiş ve içerisinde kimliği belirsiz bir ravi geçmiştir. İbn Hacer der ki: Bu hadisin bütün tariklerinde zayıflık mevcuttur (el-İsâbe, 2/46). BûsM de bu hadisi zayıf kabul eder. ez-Zehebî, et-Tecrid'de şöyle der: Hadis kuvvetli bir hadistir.

[188] Taberânî de rivayet etmiştir. Heysemî der ki: "Ebû Ya'lâ'nın râvileri güvenilir kimselerdir." (Mecma 3/214)

[189] Hadisi Taberânî de rivayet etmiştir, her iki isnâdda Asım b. Ömer el-Umerî mevcuttur. Heysemî der ki: Bu zâtı İbn Hibbân güvenilir kabul etmiş ve: "Hata eder" demiştir. Cumhur ise bu zâtı zayıf kabul eder. (Mecma 3/214). Heysemî hadisi Ebû Ya'lâ'ya nisbet etmemiştir.

[190] bkz. 1493 no'lu hadis

[191] Bûsîrî, bu hadis hakkında herhangi bir şey söylememiştir.

[192] Bûsîrî mürsel olduğunu ifade etmiştir.

[193] Hadisi Saîd b. Mansûr tahrîc etmiştir. (Sünen 2/3/133)

[194] Bu iki hadis el-İthâfts, zikredilmiş ancak haklarında herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.

[195] Heysemî der ki: Senedinde Mübeşşir b. Ubeyd vardır ki o da metruktür (Mecma 4/285). Bûsîrî, Mübeşşir'in zayıf oluşuna binaen hadisi zm/ı/kabul etmiş ve: "İbnü'l-Cevzî uydurma hadisler içerisinde verdi" demiştir.

[196] Saîd b. Mansûr bu olaya benzeyen başka bir olay nakletmiştir (Sünen 3/2/213). s, el-Hâris'in MiİSMed'inde (1/36) yer almaktadır.

[197] Bu hadisi Taberânt de rivayet etmiştir. Her iki isnâdda İbn İshâk yer almıştır. Heysemî der ki: İbn İshâk güvenilir kimsedir. Ancak tedlîs ile maruftur {Mecma 4/60). Ahmed de hadisi rivayet etmiştir. Bûsîrî, İbn İshâk'm tedlisinden dolayı hadisi zayıf kabul eder.

[198] Bu hadisin isnadında zayıf bir ravi olan Cubâra b. el-Muğallis vardır. Ayrıca Ali b-Ğurab yer almaktadır ki bu zât, tedlîsle itham edilmekle beraber sadûktvr. Bûsîrî ise Cubâra b. el-Muğallis'in zayıf oluşuna binaen hadisi zayıf kabul etmiştir. Ancak Taberânî bu hadisi başka bir isııâd île tahrîc etmiştir, bkz. ez-Zevâid 4/60.

[199] Bu hadisi Heysemî irâd etmemiştir. O, Enes'ten Safiye'nin velimesi ile ilgili bir adis rivayet etmiştir. Hadisin sonunda da: "ve Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ns ani ara üç gün yemek ikram etti" ifadesi yer almaktadır (Mecma A/49). Burada yer alan isin isnadında Ebû Ca'fer er-Râzi vardır ki, bu zât sadûk, ancak seyyiu'l-hıfz'dır zberi kötü). Bûsîrî ise şöyle demiştir: "Bu hadisin İbn Mes'ud'dan nakledilen bir şahidi

[200] Bûsîrt der ki: Bu hadisi el-Hâris zayıf bir senetle rivayet etmiştir. Abdurrahîm b. Vâkıd'ın zayıf oluşu ve el-Velîd b. Müslim'in tedtîs ile maruf oluşundan dolayı zayıf bit senetle tahrîc etmiştir.

[201] Bkz. 2174 nolu hadis.

[202] Ebû Ya'lâ bu hadisi munkatı bir senetle rivayet etmiştir.

[203] Bkz. 1796 nolu hadis

[204] Heysemî der ki: "Hadisi Taberânî rivayet etmiştir." Ancak o, Ebû Ya'lâ'ya nisbet etrnerniştir. Hadisin senedinde Ömer b. Abdullah b. Ya'lâ vardır ki, o da zayıftır (Mecma 4/53) Bûsîrî ise bir değerlendirme yapmamıştır.

[205] Bu hadis, Hz. Âişe ve İbn Ömer'den mertti olarak nakledilmiştir. Bak: ez-Zevnid (4/55). Tayâlisı'nin isnadında geçen el-Yemân Ebû Huzeyfe adlı zât, münker hadisler rivayet eden bir ravidir.

[206] Daha önce ifade edildiği gibi Heysemî bu hadisi Bezzâr'a nisbet etmekle yetinmiştir. Bezzâr, hadisi Hüseyn'den, o da İkrime'den nakletmiştir. Ebû Ya'lâ ise hadisi, Muhammed b. Abdurrahman et-Tafâvî'den, o da Leys'den, o da Atâ'dan nakletmvştir. Bûsîrî ise hadisi Beyhakî'ye nisbet etmiş ve herhangi bir değerlendirme yapmamıştır.

[207] Bu hadisi Bezzâr da nakletmiştir. Her iki isnâdda Hüseyn b. Kays vardır ki, bu zât zayıf bir râvidir. Bûsîrî der ki: "Bu hadisin senedinde Leys b. Ebî Süleym vardır ki, bu zâtı hadisçilerin büyük bir kısmı zayıf kabul etmiştir."

[208] Müsnede'de şöyle geçer: Bu hadisi Bezzâr, Cafer b. Avn'dan nakletmiş ve şöyle Emiştir: "Bu hadisin bu rivayet zincirinden başka bir yolla rivayet edildiğim bilmiyoruz. Onu Rabîa b. Osman'dan sadece Cafer'in rivayet ettiğini biliyoruz." Ayrıca hadisi îbn Hibbân ve el-Hâkim sahih kabul etmiştir. Heysemî ise şöyle der: "Bu hadisin ravilerinden olan Nehâr el-Abdî de güvenilirdir." (Mecma 4/307). Bûsîrî ise hadisi Beyhakî'ye nisbet etmiştir.

[209] Bu hadisin senedinde Mücâlid b. Saîd vardır ki bu ravi güçlü değildir. Bu zâtın hafızası, ömrünün sonlarında değişmiştir. İmam Ahmed, Esma binti Yezîd'den bu hadisin benzerini rivayet etmiştir ki, senedinde yer alan Şehr b. Havşeb zayıftır. Onu güvenilir kabul edenler de olmuştur. Bunu Heysemî ifade etmiştir (Mecma 4/311). Bûsîrî şöyle der: "Bu hadisi el-Hâris, Mücâlid b. Saîd ve ondan rivayet eden ravinin zayıf oluşuna binaen zayıf bu senetle rivayet etmiştir."

[210] Hadisin senedinde Yûsuf b. Atiyyc vardır ki, bu zât metruktür. Taberânî, İsmet b. el-Mütevekkil'in bulunduğu bir isnâdla bu hadisi rivayet etmiştir ki, adı geçen zât zayıftır. ez-Zavâid'de böyİe ifade edilmiştir (4/313).

[211] Yûsuf daha önce ifade edildiği gibi metruk bir râvidir. Bûsîrî der ki: Bu hadisi Abd b. Humeyd, Yûsuf'un zayıf oluşuna binaen, zayıf bir senetle rivayet etmiştir. Onun tarikiyle de hadisi el-Hâris tahrîc etmiştir.

[212] Hadisin senedinde el-İfrikî vardır ki, bu zat hıfzı zayıf bir ravidir. Yine senedinde Umara b. Gurâb vardır ki, el-Hâfız bu zâtm durumunu meçhul olduğunu ifade etmiştir. Ancak İbn Hibbân bu zâtı güvenilir raviler arasında zikreder. İbn Hibbân bu konuda Şöyle der: "Bu zâtm, el-İfrikî'nin kendisinden naklettiği rivayetler dışındaki hadisleri muteberdir." Bûsîrî ise şöyle der: "Bu hadisi muhtasar olarak Ebû Dâvûd, el-Ifrîkı tarikiyle Sümm'inde rivayet etmiştir, el-İfrikî ise zayıftır."

[213] Hadisin buraya kadar olan kısmını Taberânî İki ayrı isnâdla rivayet etmiştir ki, bu isnatlardan birinin ravileri güvenilirdir, bunu Heysemî ifade etmiştir (Mecma 4/313). el-Hâkim ise bu hadisi Atâ el-Horasanı'den, o Mâlik b. Yuhâmir'den olmak üzere rivayet etmiştir ki, bunu el-Hâkim sahîh kabul eder. ez-Zehebî der ki: "Hadis münker olup, isnadı munkatıdır." (2/190)

[214] Hadisi Ahmed de rivayet etmiştir. Her iki isnatta ismi verilmeyen ravi mevcuttur. Yine isnadında İshâk diye bir râvi vardır ki, o da müdellstir. M. ez-Zevâid'de böyle ifade edilmiştir {4/312). Bûsîrî de bazı ravilerinin tanınmaması ve İbn İshâk'ın tedlisinden "Olayı hadisin isnadında zayıf bulmuş ve şöyle demiştir: Ancak Ebû Ya'iâ bu hadisi sahîh bir senetle rivayet etmiştir.

[215] Tayâlisî'nin (syf. 8) isnadı zarasız hükmünde olup, Kehmes Peygamber (sallallahu veseUem) ile görüşmüş ve sahabi olmuş birisidir. Bunu Buharı ve İbn Ebî Hatim ifade etmişlerdir. (Bkz. 1592)

[216] Hadis 1060 no'dadır.

[217] Heysemî der ki; Bu hadisi Taberânî rivayet etmiştir ve ravileri Yahya b. Câbir hariç güvenilirdir. Yahya, Mikdâm'dan hadis işitmemiştir (Mecma 3/302)

[218] Hadis, el-Kenz'de İbn Sa'd, el-Hâkim ve el-Beyhakî'ye nisbet edilmiştir. (8/260)

[219] Bûsîrî der ki: Ahmed b. Menî bu hadisi zayıf bir senedle rivayet etmiştir.

[220] Bu hadisi es-Sevrî, Abdulkerîm b. Mâlik'ten, o da Ebu'z-Zübeyr'den, o da Benî laşîm'in azatlı bir kölesinden; ayrıca Ubeydullah b. Amr er-Rukiy'den, o Ebu'z-'übeyr'den, o da Câbir'den rivayet etmiştir. Aynı şekilde Ma'kıl b. Ubeydullah da, -bu'z-Zübeyr'den o da Câbir'den rivayet etmiştir. {Bkz. el-Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ

[221] Bûsîri der ki: Bu hadisi Ahmed b. Menî' bazı ravilerin zayıf oluşu sebebiyle zayıf bir senet ile rivayet etmiştir.

[222] Hadisin isnadı sahihtir. Bûsîrî, hakkında herhangi bir değerlendirmede bulunmamıştır.

[223] Hadisin ravileri güvenilirdir.

[224] Bûsîrî hadisin ricalinin güvenilir olduğunu ifade etmiştir.

[225] Bu hadisi Beyhakî, İsrail tarikiyle Ebû İshâk'tan rivayet etmiştir.(Sünen 7/289)

[226] Bûsîrî şöyle der: Bu hadisi el-Hâris, el-Vâkidî' den rivayet etmiştir ki, el-Vâkıdı zayıftır.

[227] Bûsîrî der ki: İshâk, Musa b. Ubeyde'nin zayıf oluşuna binaen zayıf bir senetle rivayet etmiştir. Hadis munkatıdır ve Ebû Bekir'den rivayet edilen bir hadisten şahidi vardır.

[228] Bûsîrî der ki: Bu hadisi Müsedded, Mücâlid b. Saîd'in zayıf oluşuna binaen zayıf bir senetle rivayet etmiştir.

[229] Hadisi Ebû Dâvud Sünen'inde Abdülmelik b. Amr tarikiyle ed-Derâverdî'den muhtasar olarak rivayet etmiştir. (5/311) Hadisin zevaidinden sayılması bir yanılgıdır, el-Kenz sahibi hadisi İbn Ebî Ömer el-Adenî'ye, el-Müstedrek'e ve daha başka kaynaklara dayandırmıştır.

[230] Hadiste Mutarrah b. Yezîd vardır ki, onun zayıf olduğu konusunda icmâ vardır. Bunu Heysemî ifade etmiştir. Hadisi aynı zamanda Taberânî rivayet etmiş, bazı mavilerinin bilinmemesi, bazılarının da zayıflığı dolayısıyla da Bûsîrî zayıf kabul etmiştir.

[231] Hadisi isnadı sahihtir:. Bûsîrî der ki: Hadisi Müsedded rivayet etmiştir, râvileri güvenilirdir.

[232] Her ikisi güvenilir ravilerle rivayet etmiştir. Bûsîrî şöyle der: "Ebû Ya'lâ bu hadisi güvenilir ravilerin bulunduğu bir sened ile nakletmiştir."

[233] Cafer b. Burkan hariç hadisin bütün ricali güvenilirdir. Cafer yanılgı sahibi sadûk bir ravidir.

[234] Abdürrezzâk bu rivayeti hem geniş, hem de özet bir şekilde rivayet etmiştir {Musannef 3/713). Saîd b. Mansûr (1/2/3) ve Vekî de Ahbâru'l-Kudât'da (2/280) rivayet etmiştir. Saîd ez-Zübeydî, İbn Abdurrahman olup et-Tehzîb'in ravilerin dendir.

[235] Bu hadisi İshâk, Yahya b. Yahya'dan, oda İsmâîl b. Ayyâş'tan rivayet etmiştir. Ebû Ya'lâ da, Dâvud b. Reşîd'den, o da İsmail'den rivayet etmiştir. Bûsîrî der kî: Hadisi Ebû Ya'lâ munkah ve zayıf bir senetle rivayet etmiştir. Dârekutnî ve Beyhakî de böyle rivayet etmişlerdir.

[236] Hadisi Saîd b. Mansûr muhtasar olarak rivayet etmiştir. (3/1/268) Beyhakî ise muallak olarak irâd etmiştir.

[237] Hadisin senedinde Abdullah b. Şerik vardır ki, bu zâtı Ahmed ve İbn Maîn güvenilir kabul ederken, daha başka muhaddisler onu zayıf telakki etmişlerdir. Bûsîrî ise hadisin ravilerinin güvenilir olduklarını kabul eder.

[238] Hadiste Yezîd ed-Dâlânî vardır ki, bu zat Yezîd b. Abdurrahman Ebû Hâlid el-fesıtî olup rivayetlerde çok kötü hatalar yapan birisi idi; el-Lubâb'da böyle ifade ilmektedir. İbn Maîn ve Ebû Hatim bu zâtı güvenilir kabul ederler. Heysemî der ki: "Bu hadisin râvileri güvenilirdir." (Mecma 4/336)

[239] Hadis mürseldir.

[240] Müsnede'de denir ki: "Hadisin isnadı sahihtir." Hadisi Bûsîrî de sahih addetmiştir.

[241] Bûsîrî der ki: Bu hadisi Müsedded rivayet etmiştir ve râvileri güvenilirdir.'

[242] Bûsîrî der ki: Bu hadisi el-Hâkim, ondan da el-Beyhakî rivayet etmiş ve şöyle demiştir: Sahîh olan bu hadisin Mesrûk'un sözü olduğudur. Hadisi Beyhakî daha detaylı olarak rivayet etmiştir (Sünen 7/346). Abdürrezzak ise muhtasar olarak rivayet etmiştir (Mûsannef 4/36)

[243] Bûsîrî der ki: Bu hadisi de Beyhakî rivayet etmiştir, râvileri de güvenilirdir. Saîd ise aŞka bir tarikle Zeyd'den tahrîc etmiştir (Sünen 3/1/386). Abdürrezzak da hadisi rivayet benler arasındadır (Mûsannef'4/36).

[244] Bu hadis İbn Mcs'ûd'un rivayeti ile tanınan bir hadistir. (Bkz. ez-Zevâid 4/337) Bûsîn e Şöyle der: Hadisin senedinde el-Haccâc b. Ertât vardır, el- Bûsîrî senedin isnadı âkında herhangi bir hüküm belirtmemiştir.

[245] Bûsîrî bu hadisin isnadını sahîh kabul eder. Beyhakî, hadisi Yezîd b. İbrahim tarikiyle İbn Sîrîn'den rivayet etmiştir. (Sünen 7/335) Müsnede'de şöyle geçer: "Bu isnâd, eğer İbn Şîrîn, Alkame'den işittiyse mevkûf-sahîh bir isnâddır. Beyhakî'nin rivayetinde do İbn Sîrîn'in hadisi Alkame'den işittiğine dair ifade açıkça yer almaktadır." (Bkz. ez-Zevâid 4/348)

[246] Hadisi Abdürrezzak rivayet etmiştir (Musnnnef 3/648)

[247] Hadisi Abdürrezzak başka bir lafızla rivayet etmiştir. (Musmnef 3/648)

[248] Bûsîrî bu hadis üzerinde herhangi bir değerlendirmede bulunmamıştır.

[249] Nisa sur. 231

[250] Bu hadisi Hasan'm Ubâde'den rivayetidir ki, onun Ubâde'den hadis rivayet ettiği kesinlik kazanmamıştır.

Heysemî der ki: "Hadisin senedinde Amr b. Ubeyd vardır ki o da, Allah düşmanlarından biridir." (Mecma 4/288). el-Heysemî, Ebû'd-Derdâ'nm köle âzâd etmeyle ilgili hadisini muhtasaran irâd ettikten sonra şöyle der: içerisinde İsmâîl b. Müslim el-Mekkî vardır ki, bu zat zayıftır." (Mecma 4/246).

[251] Heysemî der ki: Hadisin ravileri Sahîh şartlarına uygun ravilerdir (Mecma 4/340). Bûsîrî ise herhangi bir değerlendirme yapmamıştır.

[252] Bu hadisi Taberâni de rivayet etmiştir. Heysemî der ki: "Ebû Yâ'lâ'nm ravileri Sahih şartlarına uygun ravilerdir." (Mecma 4/240). Bûsîrî ise şöyle der: "Bu hadisi Ahmed b. Menî rivayet etmiştir ve senedinde Süleyman b. Razîn vardır. Bu zâtı Buhârî zayıf kabul ederken, İbn Hibbân onu güvenilir addeder. Diğer ravileri ise güvenilirdir."

[253] Bu ve bir Önceki hadiste Ebû Abdulmelik el-Mekkî bulunmaktadır. Heysemî der ki: "Ben bu zâtı bu hadisten başka bir rivayetle tanımıyorum." Heysemî bu iki hadisi Âişe hadisinden irâd etmiştir (Mecma 4/341). İbn Hacer der ki: "Ebû Abdulmelik, Mervan b. Muâviye el-Fezârî'den hadisi nakleden râvi, kendi hocalarının adlarını karıştırmakla (tedlh yapmakla) bilinen birisidir." Bunu İbn Hacer, Ta'cîlu'l-Menfea adlı eserinde zikretmiştir, (s. 500). Bûsîrî, Muharnmed b. Dinar'ın zayıf bir râvi olması sebebiyle bu iki hadisten birincisinin isnadını zayıf görür. Diğeri hakkında ise: "Mürsel zayıftır" ifadesini kullanmıştır.

[254] Heysemî der ki: "Tâvûs, Muâz b. Cebel ile bulvışmamıştır." (Mecma 4/334). Bûsîrî ise herhangi değerlendirmede bulunmamayı tercih etmiştir.

[255] İsnadında Haram b. Osman adlı bir ravi vardır. eş-Şâfiî bu zat hakkında: "Ondan rivayet haramdır" demiştir.

Hadisinin senedinde kimliği belirsiz bir râvi vardır.

[256] Senedinde Tâvûs'un Muâz'dan naklettiği ifade edilmiştir ki, Tâvûs, Muâz'la buluşmamıştır. Bu husus daha önce de Heysemî tarafından İfade edilmiştir.

[257] Hadisin senedinde Bişr b. Numeyr vardır ki, bu zat münkerü'l-hadîs ve metruktür. Bûsîrî bu hadisi irâd etmemiştir.

[258] Bakara 229

[259] Bu hadisi Beyhakî mürsel olarak tahrîc etmiştir (Sünen 7/340). Bûsîrî, Beyhakî'den naklen onun şöyle dediğini nakletmiştir: "Bu mürsel hadisi güvenilir ravilerden bir grup İsmail'den rivayet etmiştirler ki, doğrusu da budur."

[260] Hadisin isnâd] Esendir. Bûsîrî şöyle der: "Bu hadisi İshâk, Musa b. Ubeyde'nin zayıf olmasına binâen zayıf bir senetle tahrîc etmiştir. Ebû Bekir'den nakledilen bir hadisten şahidi vardır. Hadis munkahdır."

[261] Heysemî, hadisi Ebû Yâ'lâ'dan değil, Taberânî'den aktarmıştır. Taberânî, Atiyye b. Kays el-Kilâî'den rivayet etmiştir (Mecma 4/270).

[262] Müsnede'dç şöyle geçmiştir: "Derim ki: Ahmed, İbn Mâce ve daha başkaları hadisin sadece ınerfü kısmını rivayet etmişlerdir. İbn Ebî Ömer ise Müsned'mde hadisi, ibn Uyeyne'den İshâk'ın rivayetinin benzeri olarak tahrîc etmiştir." Bûsîrî hadisi İbn Ebî Ömer cl-Adenî'ye, İshâk ve Beyhakî'ye nisbet etmiş ve şöyle demiştir: "Hadisi Müsedded, İbn Ebî Şeybo, İbn Mâce muhtasar olarak rivayet etmişlerdir."

[263] Bûsîrî der ki: "Ricali güvenilirdir."

[264] Mü'minûn 5-6

[265] Hadisinin ravileri güvenilirdir. Bunu Bûsîrî ifade etmiş ve: "Hadisi el-Hakîm, ondan da Beyhakî tahrîc etti" demiştir.

[266] Bûsîrî bu ve bundan sonraki hadisi Saîd'den, o da Ebû Hureyre'den rivayet etmiştir.

[267] Bûsîrî der ki: "Hadisi el-Hâris, Ebû Yâ'lâ, Sahîh'inde İbn Hibbân ve Beyhakî rivayet etmiştir.

[268] Heysemî der ki: "Hadisin senedinde Mu'cmmil b. Ismâîl vardır ki, bu raviyi İbn Maîn ve İbn Hibbân güvenilir kabul ederken, Buhârî ve daha başka muhaddisler onu zayıf görürler. Diğer ravileri Sahih şartlarına uygun ravilerdir." (Mecmn 4/264)

[269] Bûsîrî der ki: İshâk bu hadisi sahih bir senedle mevkuf olarak rivayet etmiştir.

[270] Heysemî der ki: Hadisi Taberânî rivayet etmiştir; ravileri Sahih şartlarına uygundur {Meana 4/300)

[271] Hadisin senedinde ismi verilmeyen bir ravi vardır ve hadis mürseldit. Bûsîrî herhangi bir değerlendirme yapmamıştır.

Bu hadis mürsel olup, isnadı "zararsız" hükmündedir. Diğer taraftan Ebû'd-Derdâ'dan rivayet edilen bir tarik ile mevsûl olarak rivayet edilmiştir. Bunu el-Hâkim tahrîc etmiştir. Senedi çok zayıf olduğu için İbnü'l-Cevzî onu mevzu hadisler içerisinde irâd etmiştir. Taberânî de tahrîc etmiştir. Heysemî şöyle der: "Hadisin senedinde Amr b. Muhammed el-Ukaylî vardır ki o da metruk bir ravidir." (Meana 4/259)

[272] Heysemî der ki: "Senedinde geçen Yahya'yı tanımıyorum. İbn Ebîz-Zinâd ise zayıftır. Onu güvenilir kabul edenler de vardır." {Mecmn 4/400). Bûsîrî ise herhangi bir değerlendirmede bulunmamıştır.

[273] Hadisin isnadı hasenâir. Müsnede'deki isnadında Rebâh b. Ebî Ma'rûf yer almıştır. Bûsîrî de: "Ravileri güvenilir kimselerdir" demiştir.

[274] Hadisi Beyhakî, ez-Zührî'den, o da Enes'den muhtasar olarak tahrîc etmiştir ve: "isnadında zayıflık var" demiştir {Sünen 7/449). Bûsîrî hadis hakkında herhangi bir değerlendirmede bulunmamış ve onun tahrîcini el-Hâkim'e nisbet etmiştir.

[275] Senedinde İbn Ebî Leylâ adlı bir ravi vardır ki onun ezber gücü bozuktur. Bûsîrî hadisin isnadını zayıf görmüştür.

[276] Hadisi ınürseldir.

[277] Heysemî der ki: Ravilcri Sahih şartlarına uygun ravilerdir {Mecma 4/269). Bûsîrî ise şöyle demiştir: "Hadisi Müscdded, Ebû Yâ'lâ (râvileri güvenilirdir). Bezzar ve Beyhakî rivayet etmiştir."

[278] Hadisi Mâlik, el-Muvattâ'da tahrîc etmiştir (2/72). Hadisin râvileri güvenilirdir. Bûsîrî der ki: "Bu hadisi Müsedded sahih bir sened ile rivayet etmiştir."

[279] Hadisi Mâlik rivayet etmiştir (Muvattâ 2/72). Bûsîrî der ki: "Hadisi Müsedded sahth bir sened ile rivayet etmiştir."

[280] Her iki hadisin râvileri güvenilirdir. Bûsîrî der ki: Müsydded bu hadisi sahih bir senetle rivayet etmiştir.

[281] Heysemî der ki: "Bu hadisi Ahmed ve Taberâm rivayet etmiştirler. Ahmed'in râvileri güvenilirdir." (4/329). Bûsîrî der ki: Bu hadisi İshâk ve Ahmed, Ebû Ma'şer'in zayıflığından dolayı zayıf bir senetle rivayet etmiştir. Bu hadisin İbn Abbâs'dan rivayet edilen bir hadisten şahidi vardır.

[282] Bûsîrî, herhangi bir değerlendirmede bulunmamıştır.

[283] Hadisin râvileri güvenilirdir, bunun Bûsîrî ifade etmiştir. Bkz. Tayâlisi'ye nispet edilen 2504 no'lu hadis.

[284] Hadiste Vâkıdî yer almaktadır. Abdullah b. Cafer ise sahabenin küçüklerindendir. Bûsîrî der ki: "Bu hadisi el-Hâris, Vâkıdî'den rivayet etmiştir ki, zayıftır."

[285] el-îihâf'da böyle geçmektedir. Mâlik'in el-Muvattâ''sinda ise rivayet şöyle nakledilmektedir: "Hz. Ömer o kişiye, şayet o hanımla evlenirse zıhar kefareti vermedikçe kendisine yaklaşmamasını emretti." (2/84) Hadisin bir benzer rivayeti Saîd b. Mansûr'un Sünen'inde yer almaktadır (3/1/248). Bu hadisi Müsedded, Yahya'dan, o da Mâlik'ten rivayet etmiştir. Bûsîrî ise şöyle der: "Senet mıtnkatt olup, el-Kâsım, Ömer'e yetişmemiştir."

[286] Bûsîrî şöyle demiştir: "Bu hadisi Müsedded rivayet etmiştir ve râvilerİ güvenilirdir."

[287] Ricali güvenilirdir, ancak hadis mürseldir. Bûsîrî der ki: Bu hadisi el-Hâris mürsel olarak rivayet etmiştir.

[288] Hadisin senedinde İsmâîl b. Müslim el-Mekki vardır ki, o da zayıftır.



© 2015 http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/
islam