METÂLİB UL-ALİYE > İMAN VE TEVHİD,İLİM KİTABI

 

islam

help 2.19.3.3 009 previous next


Peygamber Adlarıyla Adlanmanın Mubah Oluşu Ve Bunun Mekruh Oluşuna Dair Varit Olan Rivayetler

Zalimlerin İsimlerini Almanın Mekruh Oluşu Ve İsmi, Daha Güzeliyle Değiştirmek

Allah Nezdinde En Sevimli Olan İsimler

İhtiyacın Giderilip Giderilmediğini Kinaye Yoluyla Sormak

İltifat Etmek

Oturma ve Uyuma Adabı

Korumasız Çatıda Uyumanın Yasak Oluşu

Teenni ve Yumuşaklık

Elçiler İçin Edep Kuralları

Büyüklere Hürmet Etmek

Müşriklere Hürmetten Mene Dair

Müşriklerin Yaşlılarına Hürmet Konusunda Ruhsat Verilmesi

Ziyaretçiye Hürmet Etmek

Mizah

Ademoğlunun Kalbinin Niteliği

Çocuk Sevgisi

RÜYA TABİRİ

İMAN VE TEVHİD

Lâ ilahe İllallah" Diye Şahadet Getirenin Kanının Haram Oluşu ve Öldürülmesinin Yasaklanışı

"Lâ İlahe İllallah" Sözünün Fazileti

İslam, Amelin Kabul Şartıdır

İslam Ve İmanın Tanımı

Mü'mine Ölümünden Sonra Verilecek Olan Mükafaat

Allah İçin Sevmek İmandandır

Cennete Sokan ve Canı Dokunulmaz Kılan Hasletler

İki Şahadet Kelimesini Söyleyen ve Salih Amel İşleyen Kimse İçin İmanın Sabit Oluşu

Küfre/İnkâra Zorlanan Kimsenin İmanının Gitmeyeceğine Dair

İmanın Gerektirdiği Özellikler

Din Kolaylıktır

Hadler Kefarettir

Müminin Misali

İmanın Alâmetleri

Gabya İnanmanın Fazileti

İslam Ehlinin/Müslümanların Çoğalması

Büyük Günahların İzahı

Eşyada Aslolan Mübahlıktır

Dinin Esasları

Amel İmandan Bir Cüzdür

Önemli Olan Akıbettir

Kader

Bebekler

Ümmetin Fırkalara Bölünmesi

Bidatlardan Sakındırma

Rafizilik

Ehl-i Kıbleyi Tekfirden Sakınmak

Birini Aklamanın (Tezkiyenin) Mekruh Oluşu

Dünyada Ric'ata İnanan Kimsenin Tekzip Edilmesi

Şirk Dışındaki Günahların Affedilmesi

Allah'ın Azameti ve Sıfatları

Hayır İşlerine Engel Olacak Vesveselerle Mücadeleye Teşvik

İLİM KİTABI

Alimin Fazileti

İcmanin Sapıklıktan Korunmuş Olması

İsnadı (Rivayet Zincirini) Araştırmak

Sahabe İhtilaflarını Nazar-ı Dikkate Almak

Yaşanmamış Olaylar Hakkında Soru Sormaktan Men

Fetvayı Kısa Kesmek

Kur'ân Dışında Bir şey Yazılmasının Yasaklanması

Yazıya Müsaade Edilmesi

Aziz ve Celil Olan Allah'tan Gelen Her Şeyi Tasdik Etmeye Teşvik

Güzel Davranış Derin İdrakin Eseridir

Bir Şeyi Hatırlamak İçin Araç Edinmek

Başlıksız Bâb

Ehl-i Kitâb'a Ait Kitaplara Bakmaktan Men

Yazılara (Mürekkebe) Toprak Serpmek

İlmi Gizlemekten Men

İlimde Samimi Olmaya Teşvik

İlmi Yaymaya Teşvik

Yalan Söylemenin ve Sözünde Durmamanın Mekruh Oluşu

Yalan Söylemek ve Telkinde Bulunmaktan Sakındırma

Muhaddisin Riayet Etmesi Gereken Edep Kuralları

Fetva Vermekten Sakınmak

Faziletler Konusunda Zayıf Hadisle Amel Edilmesi

Başlıksız Bâb

Hadisin Sağlamlığından Emin Olmak

Öğrencinin Riayet Etmesi Gereken Edep Kuralları

Müzâkere Yapmak

Kişisel Görüşe Göre Fetva Vermenin Yerilmesi

Mana ile Rivayet

İlmin Genişliği

İlmi Yaymaya Teşvik

Harflerin Mânâları

Kur'ân'ın Sünneti Doğrulaması

Sünneti Esas Almaya Teşvik

İlim Tahsiline Teşvik

Kur'ân'ın Genel ve Ayrıntılı Bütün Hükümleri İhtiva Etmesi

Hadisin Kur'ân'ın Mücmellerini Beyanı

Resûlullah (Sallaüahualeyhivesellem) Adına Yalan Uydurmaya Karşı Uyarmak

Kalplerin Ferahlatılması

Peygamber Adlarıyla Adlanmanın Mubah Oluşu Ve Bunun Mekruh Oluşuna Dair Varit Olan Rivayetler


2794. Muhammed b. Amr b. Hazm'm bildirdiğine göre Ömer b. el-Hattâb adı peygamber adı olan bütün çocukları topladı. Hepsini bir eve sokup isimlerini değiştirmek istedi. Sonra babaları, onlara o isimleri Allah Resûlü'nün (sallallahu aleyhi vesellem) verdiğine dair tanıklık ettiler. Muhammed b. Amr b. Hazm da onlardan biriydi. Hadisin senedi hasenâir. (Ishâk) [1]

2795. Nadr b. Şüfey'in bildirdiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Kimin üç çocuğu olur da hiçbirine Muhammed ismini vermezse, cahillik yapmış olur" buyurmuştur.[2] (el-Hâris)

2796. Enes'in bildirdiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) Çocuklarınıza Muhammed ismini veriyor, sonra onlara lanet okuyorsunuz" buyurmuştur.[3] (Ebû Dâvud et-Tayâlisî)

2797. Muhammed b. Talha'nm sütannesi demiştir ki: Muhammed b. Talha doğduğunda onu Hz. Peygamber'e (salîallahu aleyhi vesellem) götürdük. "İsmini ne koydunuz?" diye sordu. "Muhammed" dedik. "Bu, benim adım. Künyesi de Ebu'l-Kasım (olsun bari)" buyurdu.[4] (Ebû Bekr b. Ebî Şeybe)



Zalimlerin İsimlerini Almanın Mekruh Oluşu Ve İsmi, Daha Güzeliyle Değiştirmek


2798. İbnü'l-Müseyyib demiştir ki: Ümmü Seleme'nin erkek kardeşinin bir çocuğu oldu. İsmini Velîd koydular. Sonra onu alıp, Hz. Peygamber'in (saUallahu aleyhi veseOem) yanına girdiler. Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem): "İsmini koydunuz mu?" diye sordu. "Evet. Ona Velîd ismini verdiler" dediler. "Aman, aman. Onun ismi Abdurrahman olsun. Sİz ona firavunlarınızın ismini vermişsiniz. Ümmetimde adı Velîd olan bir kimsenin bulunması, ümmetime, Firavun'un kendi kavmine yaptığından daha çok dokunur" buyurdu.

Abdurrahman (b. Amr) dedi ki: Ona "Bu hangi Velîd'dir?" diye sordum. "Eğer halife olmuşsa bu, Velîd b. Yezîd'dir. Yoksa Velîd b. Abdülmelik'tir" dedi. (el-Hâris) [5]

2799. Enes'in bildirdiğine göre Hz. Ömer'in bir cariyesinin ismi Acem adlarındandı. Ona Cemile ismini verdi. Cariye: "Seninle benim aramda hakem, Peygamber'dir (salbllahu aleyhi vesellem)" dedi. Allah'ın Resulü (sallaOahu aleyhi yesellem/in yanma gittiler. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) cariyeye: "Sen Cemile'sin" buyurdu. Bunun üzerine Ömer: "İstemeye, istemeye al bu ismi" dedi. (İbn Ebî Ömer) [6]

2800. Abdullah b. el-Hâris b. Ebza demiştir ki: Bana annem, babasından naklen bildirdi. Dediğine göre babası, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ile birlikte Huneyn ganimetlerine şahit olmuştu. Adı "Ğurâb (Karga)" idi ve Resûlullah (saUallahu aleyhi vesellem) ona "Müslim" ismini verdi. [7] (Ebû Ya'lâ)

2801. Âişe'nin bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) "Ğabara (tozlu yer)" adında bir yere uğradı ve: "Burası Hadıra (yeşil) dir" buyurdu.[8] (Ebû Ya'lâ)



Allah Nezdinde En Sevimli Olan İsimler


2802. Enes'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "/Izjz ve celil olan Allah'ın en çok sevdiği isimler, Abdullah ve Abdurrahman'dır" buyurdu. (EbÛ Ya'lâ) Müslim'in Sahilimde yer alan İbn Ömer hadisi bunun şahididir. [9]


İhtiyacın Giderilip Giderilmediğini Kinaye Yoluyla Sormak


2803. İbn Rabî'a b. el-Hâris b. Abdülmuttalib demiştir ki: Babam beni, Abbâs da oğlu Fadl'ı Hz. Peygamber'e (sallallahu aleyhi vesellem) gönderdiler.... Yanlarına vardığımızda: "Ne yaptınız? Sa'd mı? Suayd mı? (Hayır mı, şer mi) [10] dediler. (Ebû Bekr b. Ebî Şeybe) [11]



İltifat Etmek


9804. Safvân b. Assâl demiştir ki: Bir yolculuk sırasında Peygamber ll) ile birlikte bulunuyorduk Derken bir adam geldia vesellem) ile birlikte bulunuyorduk. Derken bir adam geldi. Mullah (sallallahu aleyhi vesellem) ona bakınca: "Ne kötü arkadaş!" buyurdu. Bu, münafık bindir. İltifat ederek onu nifakından çevirmeye t acaettn. Çünkü başkalarının aklını da bozmasından endişe ediyorum" buyurdu. (el-Hâris)



Oturma ve Uyuma Adabı


2805. Ebû Şeybe'nin bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle uyurmuştur: "Sizden biriniz, bir topluluğun arasına girdiğinde kendisine yer ıçıhrsa otursun. Zira bu, Allah'ın bir lütfü olup onu, kendisine Müslüman ardeşi ikram etmiştir. Eğer kendisine bir yer açılmazsa, en geniş mekanı raştırıp oraya otursun." (el-Hâris)

2806. Enes'in bildirdiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Meclislerin en hayırlısı, en geniş olanıdır" buyurmuştur.[12] Bezzâr demiştir ki: Bunu Enes'ten yalnız bu tarikten bilmekteyiz." (el-Hâlİs)

2807. Yahya b. Ya'mer'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallalkhu aleyhi vesellem) bir yolda oturan bir topluluğa rastladı ve: "Sakın yolda oturmayın. Zira yol, cehennem veya şeytanın yoludur" buyurdu. Sonra yoluna devam etti. Hatta insanlar bunun kesin bir emir olduğunu zannetti. Sonra tekrar dönüp: "Ancak yolun hakkını verirseniz o başka " buyurdu. "Yolun hakkı nedir?" diye sorduklarında ise: "Gözlerinizi (haramdan) sakınmanız, yolunu şaşırana yol göstermeniz ve selamı alm.ant.zdir" buyurdu. [13] (el-Hârİs)

2808. Hişam b. Hassân'm, Muhammed (b. Sîrîn)'den naklen bildirdiğine göre o, erkeğin karnı üzere ve kadının da sırt üstü uyumasını mekruh görürmüş. (MÜSedded) Hadis sahih olup mevkuftur. [14]

2809. Ebu'n-Nadr'm bildirdiğine göre Ebû Saîd (el-Hudrî) ayağından rahatsızdı. Yanma kardeşi girdi. O sırada yattığı yerde, bacak bacak üstüne atmıştı. Kardeşi ayağıyla onun ağrıyan ayağına bir tekme indirerek canını yaktı. "Canımı yaktın. Ayağımda ağrı olduğunu bilmiyor musun?" deyince "Aksine. Biliyorum" dedi. "Öyleyse neden bunu yaptın?" deyince de: "Sen Allah Resûlü'nün (sallallahu aleyhi vödlem) bunu yasakladığını duymadın mı?" diye çıkıştı- (Ahmed b. Menî' ve el-Hâris) [15]

Ben derim ki: Ebû Saîd'in kardeşinin adı, Katâde b. Nu'man'dır.



Korumasız Çatıda Uyumanın Yasak Oluşu


2810. Ali b. Umâre anlatmaktadır: Ebû Eyyûb el-Ensârî için kenarları korumasız bir çatıya döşek serildi. Sonra gece yarısı emir verdi, oradan indirildi ve: "Neredeyse geceyi zimmetsiz/tedbirsiz geçirecektim" dedi. (Ahmed b. Menî') [16]

2811. Semure'nin bildirdiğine göre Resûlullah (salîallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Â7m kenarları korumasız bir çatıda uyursa, sorumluluğu kendine aittir. Kim gece taş atarsa, sorumluluğu kendine aittir. Kim dalgalı olduğu anda denize açılırsa, sorumluluğu kendine aittir [17] (el-Hâris)



Teenni ve Yumuşaklık


2812. Enes'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Teenni (dikkatli ve temkinli hareket etmek) Allah1 tan; acele etmek ise Seylan'dandır. Allah'tan daha çok mazeret beyan etmeye layık bir kimse yoktur. Allah nezdinde hamd etmekten daha sevimli hiç bir şey yoktur. " (Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, Ahmed b. Meni', el-Hâris ve Ebû Ya'lâ) [18]

2813. Zührî, Bİlâ'dan bir adamın şöyle dediğini nakletmiştir: Babamla birlikte Hz. Peygamber'in (saOallahu aleyhi vesellem} yanma girdim. Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) beni bırakıp yalnız babamla konuştu. "Babacığım! Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) sana ne söyledi?" diye sorduğumda, şöyle cevap verdi: "Bir iş sebebiyle darlığa düştüğünde, Allah sana o işten bir çıkış yolu gösterinceye kadar sağduyulu ol" buyurdu. [19]

Ebû Ya'lâ'nın rivayetinde ifade: "Allah seni o işten kurtanncaya kadar" şeklindedir. (Ebû Bekr b. Ebî Şeybe, Ebû Ya'lâ ve el-Hâris) [20]


Elçiler İçin Edep Kuralları


2814. İbn Ebî Müleyke'nin bildirdiğine göre İbn Abbâs demiştir ki: Müminlerin emiri Hz. Ömer ile birlikte idim. "Git, şunun kim olduğunu bana bildir" dedi. Ömer, birini bir iş için gönderdiğinde ona: "Döndüğünde seni niçin gönderdiğimi ve ne haber getirdiğini bana bildir!" derdi. Ben de: "Sen beni şu kişinin kim olduğunu bildirmem için gönderdin. O Suhayb'dır. Yanında da annesi var" dedim. "Yetiş, beraberinde annesi olsa da...." dedi. {İbn Ebî Ömer)


Büyüklere Hürmet Etmek


2815. eş-Şa'bî'nin bildirdiğine göre Cerîr b. Yezîd kendisine gelmiş ve ona bir yastık koymuş. Yanında da yaşlı bir kadın varmış. Bu kendisine sorulduğunda dedi ki: Bana Resûlullah (sallallahualeyhivesel]em)'in: "Size bir kavmin ulusu geldiği zaman ona ikramda bulununuz" buyurduğu ulaştı. (Müsedded) [21]



Müşriklere Hürmetten Mene Dair


2816. Câbir b. Abdullah demiştir kî: Resûlullah (sallallahu aleyhi veseHem) müşriklerle tokalaşmayı veya onları (hoşça) karşılamayı veyahut onlara "merhaba/hoş geldiniz" demeyi yasakladı. (İshâk) [22]


Müşriklerin Yaşlılarına Hürmet Konusunda Ruhsat Verilmesi


Bu konuda keşişlerle ilgili Hz. Ali hadisi vardır.


Ziyaretçiye Hürmet Etmek


2817. Bişr b. Harb anlatmaktadır: Bir gün Ebû Saîd'in yanında bulunuyorduk. Biz fark etmeden birden Abdullah b. Ömer içeri girdi. Kendisini değişik bir ha de gördüm. Kederli ve üzüntülüydü. Üstü başı toz toprak içindeydi. Hemen Ebû Saîd onun için su istedi ve abdest aldı. (el-Hâris)


Mizah


Âişe'nin Sevde'nin yüzünü yahni yemeğiyle buyamasma dair hadis Ömer'in menkıbelerine dair bölümde gelecektir.

2818. Resûlullah'm (sallallahu aleyhi vesellem) azatlı cariyesi Razîne'nin bildirdiğine göre Şevde, Âişe'yi ziyarete geldi. Âişe'nin yanında Ömer'in kızı Hafsa da vardı. Şevde, güzel bir görüntüyle geldi. Üzerinde Yemen hırkalarından bir hırka ve aynı şekilde bir de başörtüsü vardı. Yine, üzerinde güzel koku ve mest çarıklarında safran vardı. (Razîne demiştir ki: Ben kadınların safranla süslendikleri zamana yetiştim) Hafsa, Âişe'ye dedi ki: "Ey Müminlerin annesi! Birazdan Resûlullah (sallallahu aleyhi vesetlem) gelecek, bizi böyle dağınık ve pejmürde, bunu ise parlak ve güzel bir halde görecektir." Âişe: "Allah'tan kork Hafsa! Allah'tan kork Hafsa!" dedi. O ise: "Vallahi ben mutlaka onun süsünü bozacağım" dedi. Âişe de: "Yap öyleyse" dedi. Sevde'nin kulağı ağır işitiyordu. Hafsa ona: "Şevde! Tek gözlü (deccâf=a'ver) dışarı çıktı" dedi. Şevde bundan çok korktu ve titremeye başladı. "Nereye saklanayım" diye sordu. "Haymeye (eyvana) gir" dediler. Hayme çatısı olan ve içinde yemek pişirilen bir yerdi. Şevde de hemen gidip oraya gizlendi, ^rada tencereler ve örümcek ağları vardı. Derken Allah Resulü (sallallahu aleyhi veselıem) geldi. Âişe ile Hafsa gülmeye başladılar. Gülmekten konuşamıyorlardı. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Niçin gülüyorsunuz?" diye sordu ve bunu üç kez tekrarladı. Elleriyle çardağa işaret ettiler. Allah Resulü Nb ahu aleyhi vesellem) oraya gidince Sevde'nin titrediğini gördü ve: "Sana ne °ldu Şevde?" diye sordu. O da: "Ey Allah'ın Resulü! Tek gözlü (Deccâl) dışarı ıkmış" dedi, Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Çıkmadı, ama mutlaka çıkacaktır" buyurdu. Sonra içeri girip onu dışarı çıkardı ve üzerindeki tozları ve örümcek ağlarını temizledi. (Ebû Ya'lâ) [23]



Ademoğlunun Kalbinin Niteliği


2819. Ebû Ubeyde'nin bildirdiğine göre Resûlullah (sallaltehu aleyhi vesellem): Ademoğlunun kalbi serçe gibidir; günde yetmiş kere şekil değiştirir" buyurmuştur. (Ishâk) Senedi hasen olmakla birlikte munkatiâır.


Çocuk Sevgisi


2820. Ebû Saîd'in bildirdiğine göre Peygamber (sallahu aleyhi vesellem): "Çocuk kalbin meyvesidir; ebeveynini korkak ve cimri yapar" buyurmuştur. {Ebû Bekr b. EbîŞeybe ve Ebû Ya'lâ) [24]



RÜYA TABİRİ


2821. Ebû Katâde anlatmaktadır: Resûlullah'ı (saMlahu aleyhi vesellem) şöyle buyururken işittim: "Rüya üç türlüdür: Bir kısım kişinin aklından geçirdiği şeylerdir ki, bu bir şey değildir. Bir kısmı, şeytandandır. Eğer bir kimse rüyasında hoşuna gitmeyen bir şey görürse, melun şeytandan Allah'a sığınıp, sol yanına tükürsün. Böyle yaparsa şeytan ona zarar veremez. Bir kısmı da Allah'tan bir müjdedir. Müminin rüyası peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür. Onu doğru görüş sahibine anlatsın. O da rüya hakkında hayır söylesin ve onu hayra yorsun." Avf b. Mâlik dedi ki: "Eğer (rüya) çakıl taşlarının sayısına nispetle bir çakıl taşı kadar (peygamberliğin bir parçası) olsaydı bile, yine çok olurdu." (Ishâk)

2822. Ebû Katâde'nirı bildirdiğine göre Resûlullah (salblbhu aleyhi vesellem): "Sizden biriniz bir rüya gördüğü zaman onu doğru görüş sahibi birine anlatsın. O da onun hakkında hayır söylesin ve onu hayra yorsun " buyurmuştur.[25] (İshâk)

2823. Humeyd b. Hilâl'in belirttiğine göre Safiye henüz ailesindeyken "Sanki rüyamda bir meleğin benimle, Allah'ın gönderdiği şu Peygamber'! kanadı altında gezdirdiğini gördüm" demiş ve dinleyenler rüyasını kendisine iade ederek ona sert sözler söylemişler. (İshâk)

2824. İbn Abbâs demiştir ki: "Peygamberlerin rüyası haktır." (Ahmed b. Menî') [26]

2825. Ebu't-Tufeyl'in ve ayrıca Habîb ile Humeyd'in Hasan'dan naklen bildirdiklerine göre Nebî (sallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur: "(Rüyamda) Gece su çekerken yanıma bir siyah koyun sürüsü, bir de mor koyun sürüsü geldi Derken Ebû Bekir gelip bir veya iki kova su çekti, bunlar da eksikti. Allah tıslasın. Sonra Ömer geldi ve sürüler batıya çekildi. Ömer bütün °nli ''doldurdu ve suya gelenleri suladı. Ondan daha iyi su çeken yiğit Gördüğüm siyah koyunları, Araplara, mor koyunları ise Acemlere görmedim.

2826. Ebu't-Tufeyl'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) söyle anlatmıştır: "Uykudaki bir kimse gibi ben de rüya gördüm. Rüyamda siyah bir koyun sürüsü gördüm. Peşinden mor koyun sürüsü geldi. Siyah koyunları Araplara, mor koyunları ise Acemlere yordum. (Bezzâr)

2827. Ebû Miclez demiştir ki. Bir adam Allah Resûlü'ne (sallallahu aleyhi vesellem) gelerek: "Ben rüyamda başımın kesildiğini ve kesilen başıma baktığımı gördüm" dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem} güldü, sonra: "Eğer başın kesildiyse hangi gözle ona bakıyordun?" buyurdu. Bu olayın üzerinden çok bir süre geçmeden Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) vefat etti. Bunun üzerine insanlar adamın başının kesilmesini, Peygamber'in (sallallahu aleyhi ) ölümüne ve başına bakmasını da onun sünnetine tâbi olmasına yordular. (el-Hâris) [27]

2828. Saîd b. el-Müseyyib'in bildirdiğine göre Âişe, Hz. Ebû Bekir'e: "Ben rüyamda üç Ay'ın kucağıma düştüğünü gördüm" demiş, o da: "Hayır olsun" demiştir. (Müsedded)

2829. Yahya b. Saîd el-Ensârî demiştir ki: İnsanların şöyle konuştuklarını işittim: ResûluUah {sallallahualeyhivesellem) Âişe'nin evine defnedildi ve Ebû Bekir: "Bu, o Ay'larından biri ve en hayırlısıdır" dedi.[28] (Müsedded)

2830. Hişâm demiştir ki: Muhammed (b. Sîrîn)'in, "Ebû Bekir, Peygamber'den (sallallahu aleyhivesellem) sonra bu ümmetin en iyi rüya tabircisidir" dediğini işittim.[29] (Müsedded)

2831. Saîd b. el-Müseyyib'in bildirdiğine göre Âişe şöyle demiştir: Ben rüyamda üç Ay'ın kucağıma düştüğünü gördüm. Bunu Ebû Bekir'e sordum. "Ey Âişe! Eğer rüyan doğru çıkarsa, senin evine yeryüzü halkının en hayırlılarının üçü defnedilecektir" dedi. Resûluîlah (sallallahu aleyhi -vesellem) vefat de defnedilince Ebû Bekir: "Ey Âişe! Bu, Ay'larının en hayırlısı ve ardan biridir" dedi. (el-Humeydî) Hekim hadisin bu tarikini sahîh görmüş ve aynısını Enes'ten merfu olarak [30]

2832. Ebû Hureyre ve İbn Abbâs demişlerdir ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi bize bir hutbe irat etti... Zikredilen uzun hadiste şu sözler de geçmiştir: "Düşünde görmediği bir şeyi gördüğünü söyleyen kimse, yalancı şahit gibidir. Kıyamet günü ona iki kılı birbirine bağlaması emredilir ve bağlayıncaya kadar kendisine azap edilir. Ama bir türlü onları bağlayamaz." (el-Hâris)

2833. Süleyman b. Arîb der ki: Ebû Hureyre'yi işittim; İbn Abbâs'a: (sallallahu aleyhi veellem): "Müslümonın rüyası peygamberliğin kırk cüzünden bir cüzdür" buyurdu, dedi. İbn Abbâs: "Hayır, altmış cüzünden bir cüzdür" deyince Ebû Hureyre: Hem benim "ResûluUah (sallallahu aleyhi vesellem) uyurdu" dediğimi işitiyorsun, hem de kalkıp "hayır altmış cüzünden bir cuzdür" diyorsun, diye onu azarladı. İbn Abbâs da buna: "Ben de, bunu Abdülmuttalib dedi, diyorum" diyerek karşılık verdi.

Amr b. en-Nâkid demiştir ki: Ben ve arkadaşlarımız da diyoruz ki: Bu, bize göre inşallah Abbâs'ın Hz. Peygamber'den (sallallahu aleyhi «sellem) nakli şeklindedir. (Ebû Ya'lâ)

2834. Muhammed b. İshâk'tan .... Aynı hadis şu ifadelerle nakledilmiştir: "Müminin rüyası Allah1 tan bir müjde ve peygamberliğin kırk altı cüzünden bîr cüzdür." Demiştir ki: Bunu İbn Abbâs'a anlattığımda dedi ki: Bana Abbâs b. Abdülmuttalib'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallalkhıı aleyhi vesellem): "(Rüya) Peygamberliğin elli cüzünden bir cüzdür" buyurmuştur.[31] (Bezzâr) [32]



İMAN VE TEVHİD


Lâ ilahe İllallah" Diye Şahadet Getirenin Kanının Haram Oluşu ve Öldürülmesinin Yasaklanışı


2835. Cerîr demiştir ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) beni Yemen halkıyla savaşmak ve onları (İslam'a) davet etmek üzere Yemende gönderdi. "Lâ ilahe illallah" sözünü söylemeleri halinde, kanları ve malları bana haram kılındı.[33] (Ebû Bekr b. Ebî Şeybe)

2836. Câbir'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Kim Allah'tan başka tanrı bulunmadığına ve benim Allah'ın elçisi olduğuma şahadet ederse, kanı bana haram kılınmıştır. Ancak şu üç kişi bunun dışındadır: Dinini terk eden, zina eden evli ve bir de haksız yere cana kıyan kişi [34] (Ebû Bekr b. Ebî Şeybe)

2837. Yine Câbir naklediyor: Resûlullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) bir adam gelerek: "Benim bir münafık komşum var, şöyle, şöyle yapıyor" diye şikayetçi oldu. Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem): Lâ ilahe illallah diyor mu?" diye sordu. "Evet" deyince: "Bana öylelerini öldürmek yasaklandı" buyurdu.[35] (Ebû Bekr b, Ebî Şeybe)

2838. Ebû Hureyre ve İbn Abbâs şöyle nakletmişlerdir: Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) bize bir hutbe irat etti... Uzunca hadiste şu ifadeler geçmiştir: "Dikkat edin. Aziz ve celi! olan Rabbim bana, Lâ ilahe illallah diyene dek insanlarla savaşmamı emretti. Eğer bunu söylerlerse kanlarını/canlarım benden korumuş olurlar. Ancak bunu hakkıyla söyleyip söylemedikleri konusunda hesapları Allah'a aittir. " (el-Hârİs) [36]

2839. Cündeb b. Süfyân, Becîle'li1 bir zattan şöyle dediğini nakî etmiştir: Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanındaydım. Derken bir askeri müjdecisi geldi ve Allah'ın yardımına mahzar olan müfrezenin ve onların eliyle gerçekleşen fethi müjdeledi. Dedi ki: "Yâlallah! Allah kendilerini hezimete uğrattıktan sonra biz düşmanı al' rken, kılıcımla bir adama yetiştim. Kılıcın tepesine ineceğini [37] vınca, kaçarken dönüp Ben Müslüman'ım dedi. Ben de onu öldürdüm.

Allah'ın Nebisi! Bunu sadece kendini korumak için söyledi." Allah Resulü I llallahu aleyhi vesellem): "Kalbini yarıp, onun doğru mu, yalan mı söylediğine haksaydın ya!" buyurdu. Adam: "Eğer ben onun kalbini yarıp baksaydım, o bana bunu bildirmeyecekti. Onun kalbi ancak bir et parçasından ibaret değil midir?" deyince Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Ama sen onu öldürmekle ne' onun kalbinde olanı öğrendin, ne de dilini doğrıdadın" buyurdu. Adam: "Ey Allah'ın Resulü' Benim için mağfiret dile" dediyse de Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): 'Senin için mağfiret dilemeyeceğim" buyurdu. Sonra adam öldü. Onu defnettiler ve toprak onu üç kere dışarı attı. Adamın kabilesi bu durumu görünce mahcup oldular ve onu götürüp şu dağ geçitlerinden birine atıverdiler.[38] (Ebû Ya'lâ)

2840. Harun b. Riâb demiştir ki: Resûlullah (saüaMıu aleyhi vesellem) bir birlik gönderdi ve onlara fetih nasip oldu. Müjdecilerini Allah Resûlü'ne (sallallahu aleyhi vesellem) gönderdiler. Adam, Allah'ın kendilerine nasip ettiği fethi ve düşmandan öldürdüklerinin sayısını bildirirken dedi ki: "Onlardan bir adamın peşine düştüm. Tam öldürmek üzere tepesine çullanacağımda Ben Müslüman'ım dedi." Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Peki Müslüman olduğunu söyledikten sonra onu Öldürdün mü?" diye sordu. Adam: "Yâ Resûlallah! Bunu sırf kendini korumak için söyledi" deyince: "Kalbini yarıp baktın mı?" buyurdu. Adam: "Ben bunu biliyordum ey Allah'ın Resulü" deyince de: "Sen ne onun dilini doğndadın, ne de kalbinde olanı öğrendin. Sen onun katilisin. Def ol yanımdan ve bir daha bana gözükme!" buyurdu. Sonra bu adam vefat ettiğinde toprak iki kere onun cesedini dışarı attı. Sonra da götürüp şu vadilerden birine fırlattılar. İlim ehlinden bir zat demiştir ki: Toprak ondan daha kokuşmuş olanlarını örtmektedir. Ama bu, bir ibrettir.[39] (Ebû Ya'lâ)

2841. Abdullah (b. Mes'ûd)'un bildirdiğine göre Resûlullah (sallabu aleyhi vesellem): "Sizden biriniz mızrağını bir adama doğrultur da ucu tam gırtlağında iken adam Lâ ilahe illallah derse, mızrağı ondan çeksin" buyurmuştur.[40] (e-Hâris)

Ebû Ubeyde demiştir ki: "Allah bu kelimeyi Müslüman için bir güvence kılmış ve onunla kanını akıtılmaktan korumuştur. Cizyeyi de kafir için bir güvence kılmış ve onunla kanını akıtılmaktan korumuştur." (el-Hârİs)



"Lâ İlahe İllallah" Sözünün Fazileti


2842. Şakîk (b. Seleme) anlatmaktadır: Ebû Bekir, Talha'yla karşılaştı ve": "Neyin var, seni üzüntülü görüyorum" dedi. Talha da: "Bir şey yok. Sadece Allah Resûlü'nden (sallallahu aleyhi veellem) işittiğim ve "cenneti hak ettirir" buyurduğu bir sözün ne olduğunu kendisine sormadım da ondan böyleyim" dedi. Bunun üzerine Ebû Bekir: "Fakat ben onu biliyorum. Lâ ilahe illallah sözü" dedi. (Ahmecl b. Men?) [41]

2843. Abdurrahman b. Ziyâd b. En'um demiştir ki: Mâlik b. Kays'm şöyle söylediğini işittim: Ukbe b. Âmir, İlyâ'da bulunan Muâviye'nin yanma geldi. Ama çok kalmadan çıktı. Sonra arandıysa da bulunamadı. Sonra onu bir açık alanda namaz kılarken bulduk. "Niçin geldiniz?" diye sordu. "Seninle bir müddet birlikte olmak ve senin hakkını ödemek için geldik" dedik. Şöyle anlattı: "Bende sizinle ilgili bir haber var. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ile birlikteydik....." Zikrettiği hadiste şunları nakletti: Derken Ebû Bekir

çıkageldi ve: "İbn Âmir! Resûlullah (sallallahualeyhiveseüem) Kim Allah'tan başka ilâh olmadığına şahadet eder ve kalbi de dilini tasdik ederse, cennetin dilediği kapısından girer buyurdu" dedi. (Ebû Ya'lâ)

2844. Ebû Hureyre ve İbn Abbâs demişlerdi ki: Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) bize bir hutbe irat etti.... Zikrettikleri hadiste şu sözlere yer vermişlerdir: "Ey insanlar! Kim ihlâsla Allah'tan başka İlâh olmadığına şahadet ederek Allah'a kavuşursa, cennete girer." Ali b. Ebî Tâlib ayağa kalkarak: "Anam babam sana feda olsun, yâ Resûlallah! Kişi bunu ihlâsla nasıl söyler? Ona başkasını karıştırmaz mı? Bunu bize açıkla da bilelim" deyince: "Dünya hırsı, haksız yollarla dünyalık toplamak, dünyaya rıza göstermek. Öyle kimseler vardır ki, hayırlıların sözleri gibi söz söylerler, ama facirler gibi hareket ederler. Kim bu sıfatlardan hiçbirine bulaşmadan Lâ ilahe illallah diyerek Allah'a kavuşursa cennete girer" buyurdu.[42] (el-Hâris)

2845. Süleym b. Âmir demiştir ki: Ebû Bekir'i şöyle söylerken işittim: Mullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Kim Allah'tan başka ilâh olmadığına şahadet T - e cenneti kesin hak eder" buyurdu. Sonra dışarı çıktığımda Ömer b. el'tâb ile karşılaştım. "Neyin var, Ebû Bekir?" diye sordu. "Allah Resulü Lhu aleyhi vesellem) bana şöyle.... buyurdu" dedim. "Haydi dön geri. Ben .'arın buna güvenip dayanmalarından endişe ediyorum" dedi ve lullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) yanma döndüm. "Niçin döndün?" diye Ömer'in dediklerini anlattım. "Doğru söylemiş" buyurdu. (Ebû Ya'lâ) [43]

2846. Ebû Musa demiştir ki: "Kim Allah'tan başka ilâh olmadığına, O'nun tek olup ortağı bulunmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve resulü olduğuna şahadet ederek gelirse, o kimse cehenneme haram kılınır." (Müsedded) [44]

2847. Amr b. Abese demiştir ki: Yaşlı bir zât asaya dayanarak geldi ve Resûlullah'm (sallallahu aleyhi vesellem) önüne dikilerek: "Yâ Resûlallah! Benim bir çok hıyanetlerim ve isyanlarım oldu. Ben bağışlanır mıyım?" diye sordu. Allah Resulü: "Allah'tan başka ilâh olmadığına şahadet getiriyor değil mhin?" buyurdu. Adam: "Evet. Getiriyorum. Hatta senin Allah'ın Resulü olduğuna da şahadet ederim" deyince Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): Öyleyse bütün hıyanetlerin ve isyanların bağışlanmıştır" buyurdu. (Ebû Ya'lâ) [45]

2848. Hz. Ömer'in bildirdiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhivesellem) şöyle buyurmuştur: "Kim Allah'a ve âhireî gününe inanarak ölürse, kendisine: Cenneîin sekiz kapısından dilediğin kapıdan gir denir. " (İshâk) [46]

Ukbe'nin Ömer'den rivayeti, Sahîh'te farklı ifadelerle yer almıştır.

2849. Saîd b. Vehb el-Hemdânî demiştir ki: Muâz b. Cebel bize Yemen'e geldi ve şunları söyledi: "Ben, Allah Resûlü'nün (sallallahu aleyhi vesellem) size gönderdiği elçisiyim. Sadece Allah'a kulluk edin, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın ve bana itaat edin. O zaman size iyilikte kusur etmem. Kuşkusuz dönüş Allah'adır. Son durak ya cennet, ya da cehennemdir. Orası daimi ikametgâhtır, ayrılmak/göç yoktur. Sonsuzluk var, Ölüm yoktur.[47] (İshâk)

2850. Enes anlatmaktadır: Bir adam Allah Resûlü'ne (sallallahu aleyhi vesellem) gelerek: "Yâ Resûlallah! Büyük küçük ne (günah) varsa bir şey bırakmadım, yaptım" dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) (üç kere): "Peki kePS\ başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna 0a etmiyor musun?" diye sordu. "Evet. Ediyorum" deyince. 'İşte bu, ŞaTaZ ipsini siler" buyurdu.[48] (Ebû Ya'lâ)

2851. Enes b. Mâlik el-Ensârî nakletmektedir: Biz, Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) ile birlikteyken bir dağ yoluna girdi. Allah'ın Resulü (sallalkhu aleyhi vesellem) tek başına yürüyordu. Tekrar yola girmeye başlayınca güldü ve tekbir getirdi. Biz de bunun üzerine tekbir getirdik. Yüksekçe bir yere gelince yine gülüp tekbir getirdi. Biz de bunun üzerine tekbir getirdik. Sonra Allah'ın Resûlü'ne (sallallahu aleyhi vesellem) yetiştik. Grup dedi ki: "Senin tekbir alman üzerine biz de tekbir getirdik; niçin güldüğünü anlayamadık." Cevaben şöyle buyurdu: "Bana Cibrîl Aleyhisselâm geldi ve dedi ki: Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerike leh diyen kimse cennete girecek ve ona cehennem haram kılınacaktır; bunu müjdele." (Ebû Ya'lâ)

2852. İsmâîl b. Ebî Hâlid demiştir ki: Mervân b. el^Hakem, Eymen b. Huraym'e: "Sefere çıkıp bizimle birlikte savaşmaz mısın?" deyince, Eymen Şöyle cevap verdi: "Benin babam ve amcam Allah Resulü (sallallahu aleyhi veseüem) ve levrııd Kitabı ile birlikte Bedir savaşma katıldılar ve Allah'tan başka ilâh olmadığına şahadet eden hiç kimseyle savaşmamak üzere benden söz aldılar." Sonra "Eğer bana, cehennemden kurtuluş beraatı getirirsen, o zaman senin yanında savaşırım" dedi. Bunun üzerine Mervân da: "Git! Bizim sana ihtiyacımız yoktur" dedi. (Ebû Ya'lâ)

2853. Âmir (eş-Şa'bî) demiştir ki: Mervân, Dahhâk b. Kays'la savaşa girdiği zaman Eymen b. Huraym el-Esedî'ye bir elçi göndererek: "Biz senin bizimle beraber savaşmanı istiyoruz" mesajını iletti. O da: "Benim babam ve amcam Bedir savaşına katıldılar ve Allah'tan başka ilâh olmadığına şahadet eden hiç kimseyle savaşmamak üzere benden söz aldılar. Eğer bana bir (cehennemden) kurtuluş beraatı getirirsen, o zaman senin yanında savaşırım" dedi. Bunun üzerine o da: "Defol!" dedi. Kendisine hakaret edip sövdü. Eymen b. Hureym ise şöyle diyordu:

Kureyg ten başka bir otoriteye bağlı olarak namaz kılan birini öldürecek değilim.

Onun otoritesi vardır. Günah ise bana aittir. Cahillikten ve taşkınlıktan Allah'a sığınırım.

Sebepsiz yere bir Müslüman [49] öldürür müyüm hiç? Bunu yaparsam eğer, bundan sonraki yaşamımdan bir hayır görmem. (Ebü Yâ lâ)



İslam, Amelin Kabul Şartıdır


2854. Mücâhid'in bildirdiğine göre Ümmü Seleme: "Yâ Resûlallah! Hişâm b. el-Muğîra yemek yedirir, misafir ağırlar, akrabalık ilişkilerini korur ve fidyesini verip esiri kurtarırdı. Eğer (sana) yetişseydi, mutlaka Müslüman olurdu. O bundan dolayı mükâfat alır mı?" diye sordu. Allah Resulü (sallallahu aleyhi vsellem) de: "Denildiğine göre senin amca oğlun hep dünyalık İçin, dünyanın şanı ve süsü için verirmiş. Bir gün bile Rabbİm beni hesap günü bağışla dememiş" buyurdu. (Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Ebû Ya'lâ) [50]

2855. Hasan (el-Basrî) der ki: Biz, Medine'de idik ve Ebû Hureyre bize şöyle söyledi: "Kıyamet günü İslam gelir, aziz ve celil olan Allah şöyle buyurur: Sen İslâm'sın, ben de Selâm. Bugün ancak seninle verir, seninle alırım." (Ebû Dâvud et-Tayâlisî) [51]

2856. el-Hâris b. Mâlik el-Ensârî'den nakledildiğine göre o, Allah Resûlü'ne (sallallahu aleyhi vesellem) uğramış ve ona: "Ey Haris! Sabaha nasıl erdin?1' diye sormuş. O da: Gerçek nıü'min olarak sabaha erdim" deyince "Söylediğini iyi düşün. Her şeyin bir hakikati/gerçeği vardır. Senin hakikatin/gerçek yönün nedir?" buyurmuş. Haris de: "Nefsim dünyadan el etek çekti. Göz pınarlarım kurudu, gecelerim uykusuz geçti. Rabbimin Arş'ını apaçık görür gibiyim. Cennet halkının Arş'ı ziyaretlerini görür gibiyim. Cehennemliklerin çığlıklarını görür/duyar gibiyim" demiş. Bunun üzerine Allah Resulü (sallaltehualeyhiveseOem) üç kere: "Ey Haris! Bildin, bu yoldan ayrılma " buyurmuş. (Abd b. Humeyd) [52]



İslam Ve İmanın Tanımı


2857. Ebû Kılâbe, Şam halkından birinden, o da babasından nakletmiştir: Allah Resulü (sallallahua]eyhivesellem)bana: "Müslüman ol, kurtuluşa er!" buyurdu. "Ya Resûlallah! İslam nedir?" diye sordum. "Kalbini Allah'a teslim etmen ve Müslümanların senin elinden ve dilinden emin olmasıdır" buyurdu.

2858. Aynı hadisin tamamı Eyyûb'dan "Ölümden sonra dirilmeye, cennet ve cehenneme inanmandır" ilavesiyle nakledilmiştir. (Ebü Ya'lâ)

2859. Câbir'den nakledildiğine göre Resûlullah'a (salblîahu aleyhi veseUem) "Hangi İslam daha üstündür?" diye soruldu. "Müslümanların, elinden ve dilinden emin olduğu Müslüman'ın İslam'ıdır" buyurdu. (Soruyu soran zat) "Hangi iman daha üstündür?" diye sordu. "Sabır ve hoşgörü buyurdu. "Hangi mü'min iman bakımından en güçlüdür?" diye sordu. "Ahlâkı en güzel buyurdu. "Hangi cihat daha üstündür?" diye sordu. "Atı kesilen ve kanı akıtılan mücahidin cihadı" buyurdu. "Hangi namaz daha üstündür?" diye sordu. "Duası uzun olan" buyurdu. "Hangi sadaka daha üstündür?" diye sordu. "Fakirin el emeği" buyurdu. "Hangi hicret daha üstündür" diye sordu. "Allah'ın sana haram kıldıklarını terk etmendir" buyurdu. (Ebû Bekr b. Ebî Şeybe)

Bunu başkaları daha kısa bir metinle nakletmişlerdir. [53]

2860. Yine Câbir'den nakledildiğine göre Resûlullah'a (saDallahu aleyhi veseEem): "İmanın bereketi nedir?" diye soruldu. "Sabır ve hoşgörüdür" buyurdu.[54] (Ebû Ya'lâ)

2861. Enes'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallaüahualeyhiveselkm): "İslam aleni olandır. îman ise kalptedir" demiş, sonra eliyle göğsüne işaret ederek "Takva buradadır, takva buradadır" buyurmuştur.[55] (Ebû Ya'lâ)

2862. Ali b. Ebî Tâlib'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi veseUem) şöyle buyururmuş: "İmanın bağları dörttür. Ardından İslam'ın şartları gelir. İtnan'ın bağları şunlardır: Tek Allah'a, Muhammed'e ve O'nun getirdiği esaslara inanmandır. Allah'a inanıp öldükten sonra dirileceğini bilinendir. Sonra namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak, Beyt(ultah)ı haccetmek, Aziz ve celil olan Allah'ın yolunda cihat etmek gelir." (Abd b. HtllTieyd) Ravilerinden Bişr oldukça zayıftır.

2863. İbn Abbâs, Hz. Peygamber'den naklen şöyle bildirmiştir: "İslam'ın bağları ve dinin direkleri üç olup, islam'ın esasları bunlar üzerine kurulmuştur. Kim onlardan birini terk ederse, kafir ve kanı helal olur. Bunlar şunlardır: Allah'tan başka ilâh olmadığına şahadet etmek, farz namazları kılmak, Ramazan orucunu tutmak." Sonra İbn Abbâs şöyle dedi: "Bir kimsenin çok malı olup da zekat vermediğini görürsek ve bu hal üzere devam ederse, o kimse kafir olur, ama kanı helal olmaz. Yine bir kimsenin çok malı olup da haccetmediğini görürsek ve bu hal üzere devam ederse, kafir olur, ama kanı helal olmaz." (Ebû Ya'lâ) [56]

2864. Ebû Saîd el-Hudrî'nin bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi "veseliem) şöyle buyurmuştur: "Muhakkak ki Rahmanın önünde, içinde 315 kanunun bulunduğu bir levha vardır. Rahman buyurur ki: îzzetim ve celalim hakkı için, kullarımdan herhangi biri bana hiçbir şeyi ortak koşmaksızın huzuruma gelir de, amelleri arasından sizden biri varsa, muhakkak cennete girer." (Abd b. Humeyd ve Ebû Ya'lâ) [57]

2865. Enes b. Mâlik'in bildirdiğine göre Resûlullah (saMahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Kim Allah'a ihlâsla, O'na hiçbir şeyi ortak koşmadan İbadet ederek, namaz kılarak, zekat vererek dünyadan ayrılırsa, Allah kendisinden razı olarak ayrılmış olur. işte fikirlerin birbirine karışıp kişisel düşüncelerin farklılaşmasından önce peygamberlerin getirdikleri ve Rablerİ adına tebliğ ettikleri Allah'ın dîni budur. Nitekim aziz ve celil olan Allah şöyle buyurur: (Eğer tövbe ederler ve namazı kılarlar) yani, ortakları ve onlara tapınmayı bırakırlar ve (zekatı verirlerse, onları serbest bırakın[58])" (el-Hâris) [59]



Mü'mine Ölümünden Sonra Verilecek Olan Mükafaat


2866. Enes'in bildirdiğine göre Resûlullah (saMahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Muhakkak ki Allah mü'min kulu için iki melek görevlendirmiştir. Onlar onun amelini yazarlar. Allah mü'min kulunun ruhunu aldığı zaman melekler: Ey Rabbimiz bizi mü'min kulunun amellerini yazmakla görevlendirmiştin. Şimdi onun ruhunu aldın. Bize izin ver de semaya çıkalım derler. Rab: Sema, tespih eden meleklerle doludur buyurur. öyleyse yeryüzünde kalmamıza izin ver derler. Rab: Yeryüz.ü beni tespih eden yaratıklarımla doludur. Fakat siz kulumun kabrine gidip kıyamet gününe dek orada beni tespih edin, tehlil ve tekbir getirin, bana hamdedin ve bunun sevabını kuluma yaz.ın buyurur." (Ahmed b. Menî')


Allah İçin Sevmek İmandandır


2867. Abdullah b. Mes'ûd bildiriyor: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesdlem) bana: "Abdullah! İslam'ın hangi bağlan daha sağlamdır, bilir misin?" buyurdu. "Allah ve Resulü daha iyi bilir?" dedim. "Allah için dostluk, Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir" buyurdu. (Ebû Dâvud et-Tayâlisî, Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Ebû Ya'lâ) [60]



Cennete Sokan ve Canı Dokunulmaz Kılan Hasletler


2868. Zübeyr b. el-Avvâm'ın bildirdiğine göre Peygamber (salbllahu aleyhi vesellem): "Â7m /?««« altı şeyi garanti ederse, ben de ona cenneti garanti ederim" buyurdu. "Bunlar nelerdir ya Resûlallah?" diye sorulduğunda şöyle buyurdu: "(Kişi) Konuştuğunda yalan söylemez, söz verdiğinde sözünü tutar, kendisine bir şey emanet edildiğinde, emanete hıyanet etmez, gözünü haramdan sakınır, fercini haramdan korur ve elini zulümden çeker." (Ishâk) [61]

2869. Ebû Zer demiştir ki: Resûlullah'a (jaüalkhu aleyhi vesellem) "Kulu cehennemden ne kurtarır?" diye sordum. "Allah'a iman" buyurdu. "Ey Allah'ın Nebîsi! İmanla birlikte amel de var mıdır?" dedim. "Allah'ın sana verdiği rızkından biraz sadaka verirsin veya Allah'ın kendisine verdiği rızıktan biraz sadaka verir" buyurdu. "Ey Allah'ın Nebîsi! Ya kişi fakir olup sadaka. [62]

2870. el-Cârûd el-Abdî demiştir ki: Kendisine biat etmek üzere Hz. Peygamber'e (sallallahualeyhivesellem) gittim ve (biatimde): "Kendi dinimi bırakıp senin dinine girdiğim taktirde Allah'ın âhirette bana azap etmemesi şartıyla" dedim. "Olur" buyurdu.[63] (Ebû Bekr b. Ebî Şeybe)

2871. Huzeyfe şöyle nakletmiştir: Hz. Peygamber'i (sallahu aleyhi veseDem) göğsüme yaslandırmış duruyordum. Buyurdu ki: "Kim Lâ ilahe illallah der ve bu şekilde ömrünü tamamlarsa, cennete girer. " (Ebû Bekr b. Ebî Şeybe)

2872. Bişr b. Suhâr der ki: Bize hocalarımızın bildirdiğine göre Ayyâz kendilerine şöyle anlatmış: Resûlullah (sallallahu akyhi vesellem) onu bir müfreze içinde gönderdi. Askeri birlik, bedevi kardeşleriyle tartıştılar. Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) gelince bazıları kendilerinin Müslüman olduğunu iddia ettiler. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Bunu kim biliyor?" diye sorduğunda, "Ayyâz bizden bunu duydu" dediler. Allah Resulü (sallallahu aleyhivesellem)de: "Ayyâz! Sen bunu duydun mu veya buna tanık oldun mu?" diye sordu. O da: Lâ ilahe illallah diye ezan sesi duydum" dedi. Bunun üzerine onlara da (ganimetlerden) pay ayırdı. (Ebü Ya'lâ)

2873. Hasan (el-Basrî) demiştir ki: "Cennetin bedeli Lâ ilahe illallah sözüdür." Rivayet sahîh olup mevkuftur. (Ishâk)

2874. Saîd b. Rummâne demiştir ki: Vehb b. Münebbih'e "Cennetin anahtarı Lâ ilahe illallah sözü değil midir?" diye soruldu. "Evet, odur; ama her anahtarın mutlaka dişleri vardır. Kim anahtarı kapıya dişleriyle sokarsa, açılır. Kim de kapıya dişsiz sokarsa, açılmaz" diye cevap verdi.

Rivayet kasen olup mevkuftur. Buhârî, bunu Vehb'den muallak olarak nakletmiştir. (Ishâk)

2875. Vehb b. Münebbih demiştir ki: "İman kumandan, amel de rehberdir. Nefis ise inatçı/dik kafalıdır. Eğer kumandan emir verir, rehber yol göstermezse, hiçbir fayda elde edilmez. Ama rehber yol gösterirse, nefis ister istemez ona tâbi olur." (İshâk)

2876. Ebu'd-Deylem, Muâz'm hizmetinde bulunan üç kişiden birinden şöyle dediğini nakletmiştir: Muâz Ölüm döşeğine düştüğünde ona: "ölüm döşeğine düştüğünü görmekteyim?" dedim. O da şöyle karşılık verdi: "Evet. Yalan söylemek için ne kötü bir andır. Kim şu üç şeye kesin inanarak ölürse, yani Allah'ın hak olduğunu, kıyametin kopacağını ve Allah'ın kabirlerde olanları dirilteceğini bilerek ve bunu sözü ve ameliyle göstererek ölürse, mutlaka günahları bağışlanır." (Müsedded) [64]

2877. İbn Abbâs'm naklettiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Yüce Allah buyurdu ki: Sizden kim benim günahları bağışlamaya kudretim olduğunu bilirse, bana hiçbir şeyi ortak koşmadığı sürece, hiç aldırmam, onun günahlarını bağışlarım. " {Abd b. Humeyd)

2878. İbn Abbâs'm bildirdiğine göre Nebî (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Üç şey var ki bunlar kimde bulunmazsa, muhakkak ki aziz ve celil olan Allah dilediği kimseler için bunlar dışındaki günahları bağışlar: Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmadan, büyücülere uyan bir sihirbaz olmadan ve bir de kardeşine kin beslemeden ölen kimse. " (Abd b. Humeyd) [65]



İki Şahadet Kelimesini Söyleyen ve Salih Amel İşleyen Kimse İçin İmanın Sabit Oluşu


2879. Ma'bed el-Gühenî demiştir ki: Yezîd b. Umeyre es-Seksekî adında biri vardı ve Muâz b. Cebel'in öğrencisiydi... Ravi şöyle anlatmıştır: Derken Muâz vefat etti ve Yezîd Kufe'ye gitti. Abdullah b. Mes'ûd'un meclisine katıldı. Sonra iman konusunu müzakere etmeye başladılar. İçlerinden biri: "Eğer mü'min olduğuma şahitlik edersem, mutlaka cennete gireceğime de şahitlik ederim" dedi. Yezîd: "Ben kendimin mü'min olduğuna şahitlik ederim, ama cennete gireceğime şahitlik edemem" dedi. Sonra İbn Mes'ûd geldi ve bu mesele kendisine arz edildiğinde Yezîd'e: "Doğru mu?" diye sordu. "Evet" dedi. "Sen bunu nereden öğrendin?" diye sorunca Yezîd şöyle cevap verdi: "Ey Ebû Abdurrahman! Allah buyuruyor ki: Doğrusu, inananlar ve Yahudiler, Sabiiler, Hıristiyanlar, Mecusiler, puta tapanlar arasında, kıyamet günü Allah kesin hüküm verecektir. Doğrusu Allah her şeye şahittir.[66]

Sen bunlardan hangisindensin ey Ebû Abdurrahman?." İbn Mes'ûd: "İnananlardanım" deyince "Evet. Gerçekten de öyledir" dedi. Sonra İbn Mes'ûd, Yezîd'e: Allah aşkına söyle, sen yoksa Muâz b. Cebel'in öğrencisi miydin?" diye sordu. "Evet!" deyince İbn Mes'ûd: "Muâz, şüphesiz Allah'a boyun eğen ve O'na yönelen bir önderdi" derdi.[67] (İshâk)

2880. İbn Abbâs'm bildirdiğine göre bir adam Hz. Peygamber'e (sallalkhu aleyhi vesellem) gelerek "Annemin mü'min bir köle (azadı) borcu var. Bende de yabancı siyahi bir köle var" dedi. Resûlullah (sdbllahu aleyhi vedian): "Onu bana getir!" buyurdu ve (gelen cariyeye): "Allah'tan başka ilâh olmadığına şahadet eder misin?" diye sordu. "Evet" dedi. "Benim Allah'ın Resulü olduğuma şahadet eder misin?" diye sordu. Yine "Evet" deyince "Bunu azat et!" buyurdu.[68] (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe)

2881. Ebû Razın el-Ukaylî şöyle anlatmıştır: Bana Peygamber (sallallahu aleyhi veselJem): "Sert ve ben mutlaka rengi değişmemiş bir sütten içeceğiz" buyurdu. Ben: "Allah ölüleri nasıl diriltir?" diye sordum. "Çorak bir araziye rastlamadın mı? Sonra orasının verimli hale geldiğini görmedin mi? Sonra yine çoraklaştığını görmedin mi? Sonra yine verimli hale geldiğini görmedin mi?" buyurdu. "Evet. Gördüm!" dedim. "İşte yemden dirilmek de böyledir" buyurdu. "Mümin olduğumu nasıl bilirim?" diye sordum. Şöyle buyurdu: "Bu ümmetten -veya ümmetimden- bir kimse bir iyilik yapar da onun iyilik olduğunu ve Allah'ın ona karşılık kendisine mükâfat vereceğini ya da bir kötülük işlediğinde Allah'ın ona karşılık kendisini cezalandıracağım veya bağışlayacağını kesin bilirse o kimse mü'inindir." (Ebû Ya'lâ) [69]



Küfre/İnkâra Zorlanan Kimsenin İmanının Gitmeyeceğine Dair


2882. Ebû Ubeyde b. Muhammed b. Ammâr b. Yâsir demiştir ki: Müşrikler Ammâr b. Yâsir'i yakaladılar ve kendisine işkence ederek ona istedikleri bazı şeyleri yaptırmakta başarılı oldular. Sonra bu durumdan Allah Resûlü'ne (saltrtlahu aleyhi vesellem) yakınınca Resûlullah (salbllahu aleyhi vesellem) de: "Kalbinde ne hissediyorsun?" diye sordu. "İman ile huzur bulduğumu hissediyorum" deyince Resûl-i Ekrem (saMahu aleyhi vesellem): "Aynı şeyi tekrar yaparlarsa sen de aynı şekilde davran " buyurdu.[70] (İshâk)

Hadis başka bir tarik ve farklı bir metinle Nahl sûresinin tefsirinde gelecektir. [71]


İmanın Gerektirdiği Özellikler


2883. Muhavvel el-Behzî demiştir ki: "Ey Allah'ın Resulü! Bana tavsiyede bulun" dedim. "Namazı dosdoğru kıl, zekatı ver, Ramazan orucunu tut, haccet, umre yap, iyiliği emret, kötülükten menet...." buyurdu. (Ebû Ya'lâ)

2884. Ümmü Eymen, Allah'ın Resûlü'nü (sallallahu aleyhi vesellem) ailesiriden birisine şu vasiyeti yaparken işittiğini söylemiştir: "Kesİlsen de, ateşlere atılıp yanşan da sakın Allah'a hiç bîr şeyi ortak koşma! Günaha düşmekten de sakın ki bu, Yüce Allah'ı öfkelendirir. ".....(Abd b. Humeyd)

Zührî'nin bildirdiğine göre bu tavsiyenin yapıldığı kişi Sevbân'dır. {Ebû Ya'lâ)

2885. Abdullah b. Selâm'ın bildirdiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vsellem): "Haya (utanma duygusu) imandandır" buyurmuştur. (Ebû Ya'lâ) [72]

2886. Âmir (eş-Şa'bî) demiştir ki: "Sabır imanın yarısı; şükür üçte biri ve yakin ise imanın tamamıdır." (Müsedded) [73]

2887. Ma'bed b. Ka'b, amcasından ya da annesinden merfû olarak nakletmiştir: "Ey İnsanlar! Şüphesiz, ki düzensizlik/pejmürdelik imandandır." (el-Humeydı) [74]



Din Kolaylıktır


2888. İbnü'1-Edra' bildiriyor: Bir gece Allah Resûlü'nü (salhllahualeyhivesellem) koruyordum. Derken kalktım. Ellerimden tutarak onlara dayandı. Sonra yüksek sesle namaz kılan bir adama rastladık. Allah Resulü (salblMhu aleyhi vEsellem): "Münafık olabilir" buyurdu. Ben: "Ey Allah'ın Resulü! Ama namaz kılıyor, dua ediyor" dedim. Hemen elimi bıraktı ve: "Sizler bu işin künhüne aşırılıkla -veya şiddetle- eremezsiniz" buyurdu. Sonra başka bir gece yine dışarı çıktık ve yine yüksek sesle namaz kılan birine rastladık. "Yâ Resûlallah! Münafık olabilir" dedim. "Fakat ah çekiyor" buyurdu. Baktık ki o zat çizgili iki elbiseli (Zü'1-Bicâdeyn) Abdullah'tı.[75] Diğeri ise bir bedevi idi. (İshâk) [76]

2889. Ziyad b. Mihrak, Eşlem kabilesinden bir adamdan şöyle dediğini nakletmiştir: Bizden üç kişi; Büreyde, Mihcen ve Sukbe [77] Hz. Peygamber'e (sallallahu aleyhi vesellem) sahabi olmuştu. Mihcen, Büreyde'ye: "Sen Sukbe'nin namaz kıldığı gibi namaz kılmaz mısın?" dedi. O da şöyle dedi: "Hayır. Sen gördün ki ben Uhud'dan Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) ile beraber döndüm. El ele birlikte yürüyorduk. Derken namaz kılan bir adam gördü ve "Sence gösteriş mi yapıyor, yoksa samîmi midir?'7 deyince ben başladım adama övgüler yağdırmaya. Yaklaştığımızda elini elimden çekerek: "Yazıklar olsun sana! Sus! Ona duyurma! Sonra onu helak edersin. Sizin dininizin en hayırlısı, en kolay olanıdır" buyurdu.[78] (Müsedded)



Hadler Kefarettir


2890. Amr b. Şuayb, babasından, o da dedesinden nakletmiştir: Hz. Peygamber (saMahu aleyhi vesellem) buyurdu ki: "Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmamanız, hırsızlık yapmamanız, zina etmemeniz ve Allah'ın haram kıldığı bir cana haksız yere kıymamanız üzere sîzden biat alıyorum. Sizden her kim bunlardan bir suç işler de dünyada iken cezasını çekerse, bu onun için kefaret olur. Kimin de suçu gizlenirse, onun İşİ Allah'a kalmıştır; dilerse azap eder, dilerse bağışlar. Kim bu işlerden hiçbirine bulaşmazsa, ona cenneti garanti ederim." (Müsedded ve Ahmed b. Menî')

Hammad'ın rivayetinde şu ifadeler geçmiştir: "Ne üzere biat ettiğinizi biliyor musunuz?" "Allah ve Resulü daha iyi bilir" dediler. "Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamanız.---" ".-..bu günahına kefaret olur." "... hesabı Allah'a kalmıştır. [79]


Müminin Misali


2891. İbn Ömer demiştir ki: "Mümin hurma ağacına benzer. Onunla istişare edersen, sana faydası dokunur. Onunla birlikte yürürsen, sana faydası dokunur. Onunla ortak olursan yine sana faydası olur.[80] (Ebû Ya'lâ) [81]

2892. Sehl b. Sa'd'ın bildirdiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "inananlara göre mü'minin durumu, bedene göre başın durumu gibidir: Baştaki rahatsızlıktan bedenin de rahatsız olduğu gibi mü'min de inananların çektiği acılarından rahatsızlık duyar." (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) [82]



İmanın Alâmetleri


2893. Sa'd'ın bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Müminde her cibilliyet olabilir; ama hıyanet ve yalan asla" buyurmuştur. (Ebû Ya'lâ) [83]

2894. Ebu'1-Hayr, İbn Ebî Râfi'den işitmiş. Ona da bir adam Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi vesellem) işittiğini söylemiş. Allah'ın Resûlü'ne (sallallahu aleyhi vesellem): "Yâ Resûlallah! İman nedir?" diye sorduğunda Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem): "îman, Allah'a ve Resûlü'ne inanmandır" buyurmuş. İkinci defa sorduğunda yine aynı şeyi söylemiş. Adam üçüncü defa sorunca: "Sana sarih imanın ne olduğunu söylememi ister misin?" buyurmuş. O da: "Benim istediğim budur?" demiş. Bunun üzerine şöyle buyurmuş: "Sarih iman, kölen, cariyen ya da Müslümanlardan herhangi birine bir kötülük yaptığın veya haksızlık ettiğin zaman (kefaret olsun diye) sadaka vermen ve oruç tutman; iyilik yaptığında ise sevin/nendir. [84] (el-Hâiis)

2895. Ömer b. el-Hattâb'm bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Kul, mizah ve yalanı terk etmedikçe, haklı bile olsa tartışmayı bırakmadıkça sarih iman derecesine ulaşamaz" buyurmuştur. (Ebû Ya'lâ) [85]

2896. Huzeyfe demiştir ki: "İslam sekiz hissedir. İslam bir hisse, namaz bir hisse, zekat bir hisse, hac bir hisse, Ramazan orucu bir hisse, iyiliği emir bir hisse, kötülükten nehiy bir hisse, Allah yolunda cihat bir hissedir. İslam'da hiç bir hissesi bulunmayan kişi kaybetmiştir.[86] (Ebû Dâvud et-Tayâlisî)



Gabya İnanmanın Fazileti


2897. Ömer b. el-Hattâb şöyle nakletmiştir: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ile beraber oturuyorduk. "İnananların hangisi iman bakımından daha üstündür? Biliyor musunuz?" diye sordu. "Ey Allah'ın Resulü! Meleklerdir" dediler. "Onlar Öyledirler. Öyle olmaları da gerekiyor. Zira Allah'ın onları koyduğu makama koyduktan sonra böyle olmalarına mani bir şey yoktur. Asıl onlar dışındakilerden bahsediyorum" buyurdu. "Peygamberlerdir, yâ Resûlallah!" dedik. "Onlar da öyledirler. Öyle olmaları da gerekiyor. Asıl başkalarından bahsetmekteyim" buyurdu. "Kimlerdir bunlar ya Resûlallah?" dedik. "Bunlar benden nesillerce sonra gelen bir topluluktur. Beni görmedikleri halde bana inanırlar. Asılı bir yaprak bulurlar ve ondaki esaslara göre yaşarlar. İşte bunlar, İnananlar içinde imanları en üstün olanlardır" buyurdu. Senedinde hafızası zayıf biri vardır.[87] (Ishâk)

2898. Ömer b. el-Hattâb şöyle anlatmıştır: Resûlullah (saDaDahu aleyhi vesellem) ile birlikte oturuyordum. Derken: ''İnananların iman bakımından en üstün olanını bana söyleyin" buyurdu. "Ey Allah'ın Resulü! Meleklerdir" dediler. "Onlar öyledirler. Öyle olmaları da gerekiyor. Zira Allah'ın onları koyduğu makama koyduktan sonra onların böyle olmalarına mani bir şey yoktur" buyurdu. "Ya Resûlallah! Allah'ın risalet/peygamberlik ve nübüvvetle üstün kıldığı peygamberlerdir" dediler. "Onlar da öyledirler. Öyle olmaları da gerekiyor. Allah'ın onları koyduğu makarna koyduktan sonra onların böyle olmalarına mani bir şey yoktur" buyurdu. "Ya Resûlallah! Peygamberlerle birlikte bulunurken şehit düşen şehitlerdir" dediler. "Öyledirler ve öyle olmaları da gerekiyor. Allah'ın onları peygamberlerle birlikte şahadetle anmasından sonra böyle olmalarına mani bir şey yoktur" buyurdu. "Öyleyse kimlerdir, ya Resûlallah?" dediler. "Nesiller sonra gelecek olan topluluklardır....." buyurdu. (Ebû Ya'lâ) [88]

2899. Abdurrahman b. Yezîd demiştir ki: Abdullah (b. Mes'ûd)'un yanında oturuyordum. Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi veseUem) ashabından ve -herkesten ilerde oldukları erdemlerinden bahsedildi. Abdullah ise dedi ki: "Muhammed'in durumu onu gören için gayet açıktı. Kendisinden başka ilâh bulunmayana yemin ederim ki, hiç kimse, görmeden inanmaktan daha üstün bir imana sahip değildir" Sonra "Elif, Lâm, Mîm. Bu, doğruluğu şüphe götürmeyen ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yol gösteren Kitap'tır.

İşte Rablerinin yolunda olanlar ve saadete erişenler bunlardır [89] âyetlerini okudu. (Ahmed b. Menî) [90]



İslam Ehlinin/Müslümanların Çoğalması


2900. Attâb b. Şümeyr demiştir ki: "Ya Resûlallah! Benim yaşlı bir babam ve bir de onun erkek kardeşi var, Belki Müslüman olurlar umuduyla gidip onları sana getireyim" dedim. "Eğer Müslüman olurlarsa, bu kendileri için daha hayırlıdır. Eğer reddederlerse, bil ki, İslam geniş ve kapsamlıdır buyurdu. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) [91]



Büyük Günahların İzahı


2901. Ebû Saîd el-Hudrî'nin bildirdiğine göre Resûlullah fsallallahu aleyhi veseUem) şöyle buyurmuştur: "Zanİ, zina ederken mü'min olarak zina etmez. Hırsız, hırsızlık yaparken mü'min olarak hırsızlık yapmaz. Asil biri, halkın gözlerini dikeceği bir yağmayı mü 'min olarak yapmaz." (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) [92]

2901M. Vehb der ki: Câbir'e: Allah'ın Resûlü'nü (saMahu aleyhi vesellem) "Zani, zina ederken mü'min olarak zina etmez. Hırsız, hırsızlık yaparken mü'min olarak hırsızlık yapmaz"buyurduğunu işittin mi?" dedim. Cevaben: "Ben işitmedim; Bana bu sözü İbn Ömer'in söylediği haber verildi" dedi. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe)

2902. İmran b. Husayn'm bildirdiğine göre Resûlullah (saMahu aleyhi vesellem): "Zina edeni, hırsızlık yapanı ve içki içeni gördüğünüzde onlar hakkında ne dersiniz?" diye sordu. "Allah ve Resulü daha iyi bilir" dedik. "Bunlar çirkin davranışlardır ve cezaları vardır. Size büyük günahların en büyüğünü bildireyim mi?" buyurdu. Biz: "Elbette, bildir ya Resûlallah!" deyince şöyle buyurdu: "Allah'a ortak koşmaktır. Zira Yüce Allah: Allahıa ortak koşan kimse, şüphesiz büyük bir günahla iftira etmiş olur.[93] buyurmuştur. Sonra anne babaya saygısızlık etmektir. Zira Allah Teâlâ: Bana ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur buyurmuştur.[94] Resûlullah (salklMm aleyhi vesdlem) yaslandığı yerden doğrularak: "Dikkat edin! Yalancı şahitlik. Dikkat edin! Yalancı şahitlik" buyurdu. (el-Hâris)

2903. Kays b. Ebî Hazım demiştir ki: Ebû Bekir es-Sıddîk'den işittiğime göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Tanınmayan bir soya kendini nispet eden Allah'ı İnkar etmiş olur. Zayıf bile olsa, (bağlı olduğu) bir soydan teberri eden Allah'ı inkar etmiş olur.[95] (el-Hâris)

2904. Ebû Saîd el-Hudrî'nin bildirdiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Beş kişi cennete giremez; içki bağımlısı/alkolik, akrabalık bağlarını kesen, sihre inanan, iyiliği başa kakan ve bir de kâhin" buyurmuştur.[96] (el-Hâris)

2905. Büreyde'nin bildirdiğine göre Resûlullah (saUaüahualeyhivesellem): "Ailesi veya hizmetçisi konusunda Müslüman bir kişiyi aldatan bizden değildir" buyurmuştur. (el-Hâris)

2906. Muhammed b. Şîrîn demiştir ki: İbn Abbâs'a büyük günahlar sorulduğunda: "Allah'ın Kur'ân'da yasakladığı her günah büyük günahtır".diye cevap verdi. Bu cümleden olarak (haram) bakışı da zikretmiştir. (Ebü Ya'lâ)

2907. Ebû Eyyûb'un bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhivesellem) şöyle buyurmuştur: "Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmadan kulluk eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren, Ramazan orucunu tutan ve büyük günahlardan sakınan bir kul mutlaka cennete girer. "

"Büyük günahlardan maksat nedir?" diye soruldu. "Allah'a ortak koşmak ve cana kıymak" buyurdu. Hadis sahihtir. (Ebü Ya'lâ)

2908. İbn Abbâs'm bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi insanlara bir hutbe irat ederek şöyle buyurmuştur: "Muhakkak ki aziz ve celil olan Allah, her hak sahibine hakkım vermiştir. Muhakkak ki Allah bir takım farzlar kılmış, sünnetler koymuş, hadler çizmiş, helal ve haramlar kılmıştır. İslam şeriatını koymuş ve onu geniş ve kapsamlı kılmış; dar kılmamıştır. Ey insanlar! Emanet duygusuna sahip olmayanın imam da olmaz. Sözünde durmayanın dini de yoktur. Kim Allah'ın ahdini bozarsa, Allah onu ondan sorar. Kim de bana olan ahdini bozarsa, onu dava ederim. Ben kimi de dava edersem, mutlaka delille ona karşı davayı kazanırım. Kim bana olan ahdini bozarsa şefaatime eremez, ve Havzanda benimle birlikte olamaz. Dikkat edin. Şüphesiz ki, aziz ve celil olan Allah, ancak üç sınıf insanın öldürülmesine ruhsat vermiştir: inandıktan sonra dinden dönenin veya evlendikten sonra zina edenin veyahut bir cana kıyanın ki, buna karşılık o da öldürülür. Allahım tebliğ ettim mi?" (Müsedded) [97]



Eşyada Aslolan Mübahlıktır


2909. Ebû Salebe el-Huşenî'nin bildirdiğine göre Resûlullah (saMahualeyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Muhakkak ki Allah bir takım hususları farz kılmıştır, onları zayi etmeyin. Bir takım hadler koymuştur, onları aşmayın. Bazı şeyleri yasaklamıştır, onları çiğnemeyin. Bazı şeylerin hükmünü İse belirtmemiştir. Ama bunu unuttuğu için değil, size olan rahmetinden dolayı yapmıştır. Onları da araştırmayın. " (Müsedded)

Ravileri güvenilir olmakla beraber hadis tının kaildir. [98]

2910. Ebû Hureyre'nin bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem); "Müslüman kardeşinin yanma girdiğinde yemeğinden ye, ama soru sorma; içeceğinden iç, ama soru sorma" buyurmuştur. (Ebû Ya'lâ) [99]

2911. İbn Abbâs'ın bildirdiğine göre Resûlullah (sallaDahu aleyhi veseîlem) şöyle buyurmuştur: "Kim aşağılamak amacıyla Allah'ın yeryüzündeki otoritesine yürürse, Allah da kıyamet günü onu alçaltır. Ayrıca onun İçin sakladığı azap da cabası. Allah'ın otoritesi, O'nun kitabı ve Peygamber'inin sünnetidir." (Müsedded)



Dinin Esasları


2912. Ali b. Ebî Tâlib'in naklettiğine göre Hz. Peygamber (sallalkhu aleyhi veseîlem): "Şu üç şey dinin esaslanndandır: Salih ve fasık herkesin arkasında Cuma namazı kılman, kıble ehlinden biri öldüğünde cenaze namazını kılman ve herhangi birinin halifeliğinde cihat etmen. Bundan dolayı sana mükâfat vardır" buyurmuştur. (İshâk)

2913. Ebû Saîd el-Hudrî'nin bildirdiğine göre Resûlullah (sallaliahu aleyhi ): "Kur'ân'tn haramlarını helal kılan kimse, ona inanmamış sayılır" buyurmuştur.[100] (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe)

2914. Ebû Hureyre'nin bildirdiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi veseikm) şöyle buyurmuştur: "Bir adam kardeşine Allah seni bağışlamasın dedi. Bunun üzerine ona: Asıl seni Allah bağışlamasın, de> denildi." (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) Hadis sahihtir.

2915. İbn Tâvus'un babasından naklettiğine göre Muaviye, İbn Abbâs'a: "Sen Ali b. Ebî Tâlib'in milleti/mezhebi üzere misin?" diye sordu. "Hayır. Ne onun, ne de İbn Affân'm milleti üzereyim" diye karşılık verdi. Muaviye: Ya kimin milleti üzeresin?" deyince, "Ben, Muhammed'in (sallallahu aleyhi veseîlem) milleti üzereyim" diye karşılık verdi. (İbn Ebî Ömer)


Amel İmandan Bir Cüzdür


2916. el-Kâsım bildiriyor: Bir adam Ebû Zer'in yanına gelerek ona imanı sordu. O da: "Yüzlerinizi doğudan ve batıdan yana çevirmeniz iyi olmak demek değildir. Lakin iyi olan, Allah'a, âhiret gününe, meleklere, Kitab'a, peygamberlere inanan, O'nun sevgisiyle, yakınlarına, yetimlere, düşkünlere' yolculara, yoksullara ve köleler uğrunda mal veren, namaz kılan, zekat veren ve ahitleştiklerinde ahitlerine vefa gösterenler, zorda, darda ve savaş alanında sabredenlerdir. İşte onlar doğru olanlardır ve sakınanlar ancak onlardır [101] âyetini okudu. Adam: "Sana iyiliğin ne olduğunu sormadım" dedi. Ebû Zer de şöyle anlattı: "Bir adam Hz. Peygamber'e (saüallahu aleyhi vesdlem) gelerek ona, senin bana sorduğun şeyi sordu ve Peygamber (sallalkhu aleyhi veseüem) ona, benim sana okuduğum âyeti okudu." Adam "Yani, bana söylediğin şeyi" deyip, bundan memnuniyetsizliğini ifade edince Ebû Zer: "Yaklaş!" dedi Adam yaklaşınca: "Gerçek mü'min bir iyilik yaptığı zaman sevinen ve sevabını umut eden; bir kötülük işlediğinde ise üzülen ve cezasından korkan kimsedir" dedi. (İshâk) Hadis munkatıâır. Ancak Tefsir bölümünde daha sahih bir tariki vardır. [102]



Önemli Olan Akıbettir


2917. Hasan (el-Basrî)'nin bildirdiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Sizden bîriniz hakkında, onun amel defterini neyle kapayacağına bakmadan aceleyle hüküm vermemelisiniz" buyurmuştur.[103] Hasan: "Allahım! Son amellerimizi en hayırlı amellerimiz eyle ve sevabını cennet kıl" diye dua eder, Resûlullah'm da (sallailahu aleyhi vesdlem): "Allahım! En hayırlı amellerimizi ecellerimiz öncesindeki amellerimiz eyle ve en hayırlı günlerimizi de seninle karşılaştığımız günler eyle" diye dua ettiğini söylerdi. (el-Hâlis) [104]



Kader


Konuyla ilgili bazı hadisler, Bidatlerden Sakınmak ile ilgili olarak daha önce geçmişti. [105]

2918. İbn Ömer'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Allah bir canlı yaratmak istediği zaman rahimler meleği itiraz. ederek Ey Rabbim! Erkek mi, dişi mi? diye sorar. Allah da hükmünü verir. Sonra Ey Rabbim, bahtsız mı, bahtlı mı olacaktır? diye sorar. Allah da hükmünü verir. Sonra onun iki gözü arasına karşılaşacağı her şeyi, hatta başına gelecek bir felaketi bile yazar. " (Ebû Ya'Iâ) [106]

2919. Sâlim'in, babasından (İbn Ömer'den) naklettiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Rahimde nutfe/sperm yaratıldığında rahimler meleği Ey Rabbim, ne yazayım? diye sorar. Allah da emrini verir. Erkek mi dişi mi? diye sorar. Allah da hükmünü verir....." (Bezzâr)

2920. Âişe'nin bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Kim kader hakkında bir şey söylerse, kıyamet günü o yüzden sorguya çekilir" buyurmuştur. (el-Hâris)

2921. îbn Abbâs'm bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Milletlerin helaki kader yüzünden olmuştur. Kuşkusuz siz de, ey ümmet, bu gibi kimselerle sınanacaksınız. Onlarla karşılaştığınızda veya onlara yetiştiğinizde siz onlara sorun veya soru soran siz olun ve onların soru sormalarına fırsat vermeyin.[107] (el-Hâris)

2922. İbn Ömer'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Kim kaderi yalanlar veya onun hakkında tartışırsa, benim getirdiklerimi reddetmiş, Muhammed'e indirilenleri inkar etmiş olur" buyurmuştur. (Ebû Ya'lâ)

2923. Enes anlatmaktadır: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) evinden çıkıp odasına geçmek isterken bir topluluğun "Allah şöyle şöyle buyurmadı mı?" diyerek kader konusunda tartıştıklarını duydu. Bunun üzerine odasının perdesini açtı. Sanki yüzüne nar taneleri ekilmişti. "Siz bununla mı emrolundunuz? -Ya da- size bu mu gönderildi? Sizden Önceki kavimler gerçekte bu gibi tartışmalar yüzünden helak olmuştur. Onlar Allah'ın Kitab'ının bir kısmını diğer kısmıyla karşılaştırmışlardı. Allah size bir şeyi emrettiyse, ona tâbi olunuz- Sizi bir şeyden menettiyse ondan sakının" buyurdu. Ondan sonra insanlardan hiç kimsenin bu konuda konuştuğu duyulmadı. Tâ ki Ma'bed el-Cühenî gelene dek. Onu da Haccac yakalayıp öldürdü. (Ebû Ya'lâ)

2924. Atâ b. Ebî Rabâh demiştir ki: Bir gün Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ashabının yanına çıktığında, ashabı kader konusunu tartışıyorlardı. Bunun üzerine: "Siz bununla mı emrolundunuz? Sizler öyle iki vadiye daldınız ki, onların dibine ermeniz mümkün değildir. Sizden önceki nesiller de bunlar yüzünden helak oldular. Sizi bundan men ederim. Sizi bundan men ederim!" buyurdu. (eİ-Hârİs) [108]

2925. Enes'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Muhakkak ki Allah (mahlukatından) eline bir avuç aldı ve Bunlar rahmetimle cennetliktir buyurdu. Sonra bir avuç daha aldı ve diye seslenecektir.[138] (İshâk ve Ebû Ya'lâ)

2961. Hasan (el-Basrî) demiştir ki: Hz. Ömer'in yanma gelen Basra heyetinde el-Ahnef b. Kays da vardı. Hz. Ömer hepsini serbest bıraktığı halde onu yanında tuttu. Sonra: "Seni niçin yanımda tuttum, biliyor musun? Çünkü Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bizi, dilbaz her münafığa karşı uyarmıştı. Senin de onlardan biri olacağından korktum. Umarım ki onlardan değilsindir. Haydi şimdi güçlük çıkarmadan ailenin yanma git" dedi. (İshâk)

2962. Saîd b. Huseym, Şam halkından bir şeyhten şöyle dediğini nakletmiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bize nasihat etti. Derken bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Bu vedalaşan birinin nasihatine benzemektedir. Bize neyi tavsiye edersin?" dedi. Bunun üzerine Allah Resulü (salMahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Size Allah'tan korkmanızı, benim ve hidayet üzere olan ve hidayete sevk eden halifelerimin sünnetine sarılmanızı tavsiye ederim. Bunlara azı dişlerinizle tutunun. Başınıza Habeşli bir köle bile atansa onu dinleyip itaat edin. Şüphesiz ki her bidat sapıklıktır." (Ahmed b. Meni ve Ebû Ya'lâ)

2963. Abdurrahman b. Yezîd'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Sünnette orta yolu tutmak, bidatte aşırı gitmekten daha hayırlıdır" buyurmuştur.[139] (Müsedded)

2964. İbn Abbâs demiştir ki: "Her geçen yıl insanlar mutlaka bir bidat çıkarıp bir sünneti öldürürler. Sonunda bidatler yaşar, sünnetler ölür.[140] (Müsedded)

2965. Salih b. Cübeyr demiştir ki: İbn Mes'ûd birbirine kıssa anlatan bir topluluğa rastladı ve onlara şöyle dedi: "Vallahi sizler Muhammed'in (sallaüahu aleyhi veseflan) ashabını ilirn bakımından geçtiniz veya kapkara bir bidat icat ettiniz. Tâbi olunuz, bidat çıkarmayınız. Vallahi eğer tâbi olursanız, bilin ki, onlar bu konuda açık bir şekilde sizden öndedirler.[141] Eğer bidat çıkarırsanız, o zamanda büyük bir zulüm yapmış olursunuz -ya da şöyle dedi- büyük bir sapıklığa düşmüş olursunuz" (Buradaki tereddüt İbn Ebî Ömer'den kaynaklanmaktadır) [142] (İbn Ebî Ömer)

2966. Abdullah b. Büreyde'nin bildirdiğine göre Ömer b. el-Hattâb heyetler geldiğinde ashabını topladı. Bekçisi Abdullah b. Erkam'a [veya Ubeydullah b. Erkam'a] da "Muhammed'in ashabını gözle, herkesten önce onları, sonra peşlerinden gelen Arapları içeri al" diye emir verdi. Bu şekilde içeri girdiler ve önünde sıraya geçtiler. Hz. Ömer baktı ve üzerinde kısa hırkalar giymiş iri bir adam gördü, Ona işaret etti ve adam yanma geldi. Ona "İyh (anlat)" dedi ve bunu üç kere tekrarladı. Adam da ona (ne kastettiğini anlamayıp) üç kere "İyh" dedi. Bunun üzerine Ömer: "Of! Kalk ayağa!" dedi, o da kalktı. Sonra baktı, hafif yapılı kısa boylu ve düz saçlı bir el-Eş'arî (Eş'ar kabilesine mensup birini) gördü. İşaret etti ve yanma geldi. Ona da: "îyh (anlat)" dedi. Eş'arî de: "İyh" dedi. Hz. Ömer yine: "İyh" deyince Eş'arî: "Ey Müminlerin emiri! Sor ya da bir söz söyle de sana anlatalım" dedi1. Bunun üzerine Ömer: "Of, kalk ayağa! Sana davar çobanından fayda yoktur" dedi. Sonra baktı ve beyaz tenli, hafif yapılı bir adam gördü. İşaret etti, yanma geldi. Ona da "İyh" deyince adam ileri atlayıp Allah'a hamdü senadan sonra vaaz etti. Sonra (Ömer'e) hitaben şöyle dedi: "Sen bu ümmetin idaresini üslendin. Bu ümmetin üzerine aldığın işlerinde, özellikle de tebaan ve kendin hakkında Allah'tan kork. Zira sen bir gün hesaba çekileceksin ve idaresini üstlendiklerinden sorulacaksın. Sen yalnız emanetçisin. Üzerindeki emaneti tevdi etmekle görevlisin. Bu durumda yaptığın işe göre mükâfat alırsın." Bunun üzerine Hz. Ömer: "Ben halife seçildiğimden beri senden başka kimse beni doğrultmadı. Sen kimsin?" dedi. O da: "Rabf b. Ziyâd" dedi. "Muhacir b. Ziyâd'm kardeşi mi?" diye sordu. "Evet" dedi. Sonra Ömer bir ordu kurdu. Başına el-Eş'arî'yi geçirdi ve ona şöyle tembihledi: "Rabî' b. Ziyâd'ı kolla! Eğer söylediklerinde doğru ise onun bu konuda yardımı olur. Onu kullan. Sonra geçen her on günde bir işini kontrol et. İşindeki durumunu bana yaz. Sanki onu ben görevlendirmişim gibi davran." Sonra Hz. Ömer şöyle dedi: Peygamber'imiz (sallallahu aleyhi vesetlem) bize şu uyarıda bulundu: ''Benden sonra sizin hakkınızda en çok dilbaz münafıktan endişe ediyorum." (İshâk) [143]

Zühd bölümünde kılı kırk yararcasma araştırmanın mekruh oluşuna dair bölümde bu kabilden hadisler yer almaktadır. [144]

2967. İbn Abbâs'm bildirdiğine göre Hz. Ömer şöyle demiştir: "Bir takım insanlar çıkacak, Deccal'i yalanlayacaklar, Güneş'in batıdan doğmasını yalanlayacaklar, kabir azabını yalanlayacaklar, şefaati yalanlayacaklar, bir topluluğun cehennemde iyice yandıktan sonra oradan çıkacağını yalanlayacaklar." (el-Hârİs) [145] Kabir bölümünde fitneye karşı uyarı bölümünde de böyle bir rivayet vardır.

2968. Hz. Ali b. Ebî Tâlib'in bildirdiğine göre Resûlullah (saMlahu al^hi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Ben, benden sonra sizin için ne kesin inanç sahibi mü'ininden, ne de küfrü belli kafirden endîşe duyuyorum. Çünkü kesin inanç sahibi mü'mini imanı engeller. Küfrü belli kâfiri de küfrü engeller. Fakat ben asıl benden sonra sizin hakkınızda dili iyi bilen ama kalbi cahil olan ve sizi memnun edecek şeyleri konuşup, sevmediklerinizi işleyenden endişe ediyorum.[146] (İshâk)

2969. Saîd b. el-Müseyyib demiştir ki: Bir adam Medine'de ders halkasında: "Hanginiz bana Resûlullah'tan (salIaDahu aleyhi vesellem) bir söz nakleder?" diye sordu. Ali b. Ebî Tâlib ona şöyle dedi: Ben, Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyururken işittim: "Ümmetin hakkında mü'minderi ya da kâfirden endişe etmiyorum. Zira mıımini imanı engeller. Kafire de küfrü mâni olur. Fakat bu ikisi arasında dolaşan adamdan endîşe ediyorum. Bu kişi Kur'ân okur. Onu iyice güzelleştirdİğinde de yanlış tevil eder, sizin bildiklerinizi söyler, ama sevmediklerinizi yapar. Böylece hem kendi sapıtır, hem de başkasını saptırır. " (İshâk)

2970. Umeyye b. Yezîd eş-Şâmî'nin bildirdiğine göre Resûlullah (safellatm aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: Kim İslâm'da yeni bir şey icat ederse, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Ondan ne tövbe, ne de fidye kabul edilmesin. "

Ey Allah'ın Resulü! Hades (yeni bir şey) nedir?" diye sorulduğunda: "Kim bir cana haksız yere kıyarsa veya kısas gereği olmaksızın müsle yaparsa veya sünnete ters bir bidat çıkarırsa " buyurdu.

Senedi hasen derecesinde olup ınürsel veya mu'daldir. (İShâk)

2971. Ebû Umâme'nin bildirdiğine göre Resûlullah (saMahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah nezd'tnde, kişisel arzu ve heves kadar gök kubbenin gölgesi altında tapılan hiçbir şey yoktur [147] (Ebû Ya'lâ)

2972. Tâvus'un bildirdiğine göre Katâde, meclisine katılmak üzere onun yanma gelmiş. Ona: "Eğer sen oturursan ben kalkarım" demiş. Yanındakiler: "Ey Ebû Muhammed! O fakih biridir" deyince: "İblis (Ey Rabbim beni azdırmana karşılık...) [148] derken ondan daha fakihti.... (Ahmed b. Meni) [149]

Ben derim ki: "Bu sözüyle o, Katade'ye isnat edilen kadercili etmektedir."



Rafizilik


2973. Abdullah b. Abbâs'm bildirdiğine göre Peygamber (sallahu aleyhi vsellem) şöyle buyurmuştur: "Âhir zamanda Rafiziler adıyla bir topluluk çıkacaktır. Bunlar hakikatte İslam'ı reddettikleri halde (görünürde) Müslüman olduklarım söyleyeceklerdir. Onlarla savaşın. Zira onlar müşriktirler." (Abd b. Humeyd ve Ebû Ya'lâ) [150]

2974. Fatıma binti Muhammed (sallahu aleyhi vesellem) şöyle anlatmıştır: Allah Resulü (sallailahu aleyhi vesellem), Hz. Ali'ye bakıp şöyle buyurdu: "Bu, cennetliktir. Ama onun yanlılarından bîr topluluk, İslam'ı öğrendikten sonra onu reddedeceklerdir. Bunlar İçinde bir güruh Rafiziler diye isimlenecektir. Onlara lanet etmek isteyen, lanet etsin. Zira onlar müşriktirler. " (Ebû Ya'lâ) [151]


Ehl-i Kıbleyi Tekfirden Sakınmak


Konuyla ilgili îbn Ömer hadisi Hariciler bahsinde gelecektir.

2975. Vehb (b. Münebbih) demiştir ki: Câbir'e "Musalliler (namaz kılanlar) arasında tağutlar var mıdır?" diye sordum. "Hayır" dedi. "Onlardan müşrik olanı var mıdır?" diye sordum. Yine: "Hayır" dedi. (el-Hârİs) [152]

2976. Ebû Süfyan demiştir ki: Mekke'yi ziyaret edip Fehr oğullarına konuk olan Câbir'e sordum.[153] Sonra bir adam kendisine: "Sizler ehl-i kıbleden hiç kimseyi müşrik olarak itham eder miydiniz?" diye sordu. "Allah korusun. (Böyle bir şeyi nasıl yaparız)" dedi. Adam bu cevaptan ürktü, sonra "Onlardan hiç kimseye "kafir" diye hitap eder miydiniz?" diye sordu. "Hayır" dedi. Hadis sahihtir? (Ebû Ya'lâ) [154]

2977. Enes b. Mâlik'ten rivayet edilmektedir. (Yezîd er-Rakkâşî der ki) Ona: "Ey Ebû Hamza! Bir takım insanlar bizi kâfirlik ve müşriklikle itham etmektedirler (bunlar hakkında ne buyurursun?)" diye sordum. Enes; "Onlar yaratılanların ve mahrukatın en şerlileridirler" diye cevap verdi.[155] (Ebû Ya'lâ)

2978. Cafer el-Abdî'nin bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Ümmetimden Falan cennetliktir, falan cehennemliktiry diye yemin edenlerin vay haline!" buyurmuştur. (Müsedded)

2979. İbn Abbâs'm bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi veseüem) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve ce/i/ olan Allah buyurur ki: Kim bir kulum aleyhine yemin ederse, kulumu cennete, onu (yemin edeni) cehenneme koyarım." (MÜsedded)

2980. Ubey b. Ka'b bildiriyor: Dedim ki: "Yâ Resûlallah! Bazen kalbime öyle düşünceler doğuyor ki, (bunları hissetmektense) keşke yanıp kul olsam." Bunun üzerine Allah Resulü (saBaüahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuş: "Allah'a hamdolsun ki Şeytan, bir daha bu topraklarınız üzerinde kendisine kulluk edilmesinden umudunu kesti. Fakat sizin hafife aldığınız kusurlarınızla yetinmeye razı oldu." (Ishâk)

Ben derim ki: Bunu Ebû Davud ve Nesâî, Zer an Abdullah b. Şeddad an Ibr Abbâs kanalıyla şu ifadelerle nakletmişlerdir: Bir adam: "Yâ Resûlallah!...

dedi... Hadisin bir kısmını zikreden ravi sonunda şu ilaveyi nakletmiştir: "Şeytan 'in tuzağını vesveseyle sınırlayan Allah 'a hamdolsun. "

Birinci hadiste kopukluk vardır. [156]

2981. Şehr b. Havşeb'in bildirdiğine göre bir adam Âişe'ye: "Bizden birimiz, içinden öyle şeyler geçiriyor ki, eğer konuşsa âhireti boşa gider. Açığa vursa öldürülür" dedi. (Ravi der ki) Âişe üç kez tekbir getirdi. Sonra şöyle dedi: Allah Resûlü'ne (sallallahualeyhiveseüem) bu konu soruldu. O da üç kez tekbir getirdikten sonra: uBu şekilde mü'min sadece imtihan edilir" buyurdu.[157] (Ebû Ya'lâ)

2982. Zürâre b. Evfâ'nın bildirdiğine göre bir adam kalkıp Hz. Peygamber'e gitti ve ona: "Ey Allah'ın Resulü! Kalbimde öyle duygular taşıyorum ki, açığa vursam, helak olurum. Bu yüzden ben helak olur muyum?" diye sordu. Allah Resulü (sallallahu aleyhi veseUem): "Hayır. Zira Allah, söylemedikleri ya da mucibince davranmadıkları sürece ümmetimi kalplerine doğan düşüncelerden sorumlu tutmamıştır" buyurdu. (ei-Hâris) [158]



Birini Aklamanın (Tezkiyenin) Mekruh Oluşu


2983. Alkame'nin naklettiğine göre bir adam Abdullah (b. Mes'ûd)'un yanında "Ben mü'minim" dedi. Abdullah ona: Ben cennetliğirn de!" deyince de: "Ben, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandım" dedi. (Ahmed b. Menî) [159]

2984. Talha b. Ubeydullah b. Kureyz'in bildirdiğine göre Ömer b. el-Hattâb şöyle demiştir: "Sizin hakkınızda en çok korktuğum şey, kişinin kendi görüşüyle gururlanmasıdır. Kim derse, o cahildir. Kim de dedim. O da -diline işaret ederek- şunları söyledi:

Bununla doğrudan başka bir şey konuşma, bununla iyilikten başkasını işleme!" -yani eliyle- Bu şekilde yaparsan hesap ve azap görmeden cennete girersin." Ben: "Fetvayı kısa kestin" deyince şöyle yanıtladı: "Sen ben Kabe yolcusu iken geldin. Hırkam veya elbisem serilmişti. Sen böyle söylüyorsun, ama Allah Resûlü'ne (salkllahu aleyhivesellem) orta yol emredilmiştir. Ona "Kalk ve öz konuş" buyuruldu. O da kalkıp öz konuştu. Nitekim o, öncekilerin ve sonrakilerin en özlü konuşanı idi." Sonra: "Abdullah b. Artır, Allah her günahın tövbesini kabul eder mi?" diye sordum. "Evet" dedi. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) Hadis sahîh mevkâjbu.[177]


Kur'ân Dışında Bir şey Yazılmasının Yasaklanması


3011. Ata b. Müslim el-Halebî anlatmaktadır: Amr b. Kays el-Mülâî'ye: "Bana şu hadisi yazıver!" dedim. "Hayır. Yazmam. Çünkü İbrahim en-Nehaî Sakın yazmayın, sonra ona güvenirsiniz dedi. Sonra şunları söyledi: Muâz b. Cebel şunu anlattı: Biz bazı hadisleri yazarken Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) yanımıza çıkageldi ve: "Bu nedir ey Muâz!" diye sordu. "Ey Allah'ın Resulü senden duyduklarımız" dedik. "Sizi bu Kur'ân, başka bir şeye muhtaç bırakmaz" buyurdu. Ondan sonra bir şey yazmadık. (Ishâk)

Senedinde kopukluk vardır. [178]

3012. Ebû Bürde demiştir ki: Babamın (Ebû Musa'nın) anlattıklarından bir kitap yazdım. Sonra babam: "Eğer içinde Allah'ın kitabından âyet olmasaydı onu mutlaka yakardım" dedi sonra kap istedi ve onu su ile sildi. Sonra bana: "Benden duyduklarını ezberle. Çünkü ben, Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi vesellem) kitap yazmadım. Az kalsın babanı helak edecektin" dedi. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) [179]

3013. Hâlid b. Urfuta demiştir ki: Hz. Ömer'in yanında oturuyordum. Derken Abdülkays kabilesinden Sus'ta oturan bir adam getirildi. Ömer ona: "Sen falan oğlu falan el-Abdî misin?" diye sordu. "Evet" deyince yanındaki sopa ile ona vurdu. Bunun üzerine adam: "Suçum nedir, ey mü'minlerin emiri?" diye sordu. Ömer: "Otur!" dedi. Oturdu. Sonra ona "BismiUahirrahrnanirrahim. Elif, Lâm, Râ. Bunlar, gerçeği açıklayan Kitabın âyetleridir. Biz onu, anlayasınız diye, Arapça bir Kur'ân olarak indirdik. Biz bu Kur'ân'ı vahyederek, sana en güzel kıssaları anlatıyoruz. Oysa daha önce sen bunlardan habersizdin [180] âyetini okudu. Âyeti ona üç kere okudu ve ona üç defa vurdu. Adam: "Suçum nedir? Ey mü'minlerin emiri!" diye sordu. Ömer: "Danyal'm kitabını yazan sensin" dedi. Adam: "Emret, yapayım!" dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer: "Git hemen onu kaynar su ve beyaz yünle sil. Sonra da onu ne sen oku, ne de Müslümanlardan bir başkasına okut. Eğer onu okuduğunu ya da Müslümanlardan birine okuttuğunu duyarsam, seni mahvederim" dedi. Sonra "Otur!" dedi. O da önüne oturdu. Ona şu olayı anlattı: Ben gidip Ehl-i kitaptan bir kitap istinsah ettim (kopyaladım). Sonra onu bir deri içinde Resûıullah'a (sallallahu aleyhi veseliem) getirdim. Allah Resulü bana: "O elindeki nedir, ey Ömer?" diye sordu. "Yâ Resûlallah! İlmimize ilim katalım diye yazdığım bir kitaptır" dedim. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesdlem) buna Öyle öfkelendi ki, gözleri kıpkırmızı oldu. Sonra insanları namaza çağırdı. Ensâr: "Allah Resûlü'nü (sallahu aleyhi veseliem) öfkelendirdiniz. Silâhlarınızı kuşanın" dediler. Sonra gelip Allah Resûlü'nün minberinin etrafını sardılar. Sonra Resûlullah (saMahualeyhi veseliem): "Ben size apaçık, parlak bir hüccet getirdim. Sakın şaşırmayın ve şaşıranlar sizi aldatmasın" buyurdu. Ömer der ki: Hemen kalkıp: "Biz Rab olarak Allah'ı, din olarak İslam'ı ve peygamber olarak seni kabul ettik, razı olduk" dedim. Sonra (minberden) indi. (Ebû Ya'lâ) [181]



Yazıya Müsaade Edilmesi


3014. Abdullah b. Amr naklediyor: "Ya Resûlallah! Ben senin sözlerini bellemek istiyorum. Ama hafızam onu bellemeye yetmiyor. Sağ elimden (yazıdan) yararlanabilir miyim?" diye sordum. "Sen bilirsin?" buyurdu. (Ebû Bekir b. EbîŞeybe) [182]

3015. Abdullah b. Amr der ki: "Yâ Resûlallah! İlmi kaydedebilir miyim?" dedim. "Evet" buyurdu.[183] (Ahmed b.

3016. Yezîd er-Rakkâşî bildiriyor: Hadis öğretimi konusunda Enes'i fazla yorduğumuzda kendisine ait bazı sahifeleri getirir, önümüze atarak: "Bunlar benim Allah Resûlü'nden (sallallahu aleyhi vesellem) işitip yazdığım ve kendisine arz ettiğim hadislerdir" derdi.[184] (Ahmed b. Menî)

"3017. Beşîr b. Nehîk anlatmaktadır: Ebû Hureyre'nin yanında bulunuyordum. Kendisinden işittiklerimi yazardım. Ayrılmak istediğimde yazdıklarımı getirip kendisine okudum. Sonra: "Bunlar senden işittiklerimdir" dedim. O da "Evet" diyerek onayladı. (el-Hâris) [185]

3018. Ebû Seleme demiştir ki: "Ben, onun (yani Fâtıma binti Kays'm) ağzından duyduklarımdan bir kitap yazdım." (Ishâk)



Aziz ve Celil Olan Allah'tan Gelen Her Şeyi Tasdik Etmeye Teşvik


3019. Enes b. Mâlik'in bildirdiğine göre Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem): "Kime Allah'tan bir fazilet haberi ulaşır da onu tasdik etmezse, o fazilete nail olamaz " buyurmuştur. (Ebû Ya'lâ) Ravilerinden Bezî oldukça zayıftır. [186]


Güzel Davranış Derin İdrakin Eseridir


3020. Ebu'd-Derdâ -Hz. Peygamber'e (sallailahu aleyhi veselkm) isnat edip etmediğini bilmediğim bir sözünde- "Kişinin yürüyüşü, girişi ve çıkışı onun derin idrakinin (fıkhının) bir yansımasıdır" demiştir. (Ibn Ebf Ömer) [187]


Bir Şeyi Hatırlamak İçin Araç Edinmek


3021. İbn Ömer demiştir ki: Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellan) bir şy unutmaktan endişe ederse, onu hatırlamak için eline bir ip bağlardı.[188] (el-Hâris)

3022. Muâviye b. Yahya'nın Temîm oğullarından bir zâttan naklettiğine göre Resûlullah (saliallahu aleyhivesellem): "Sizden biriniz bir şeyi unutmaktan endişe ederse, desin" buyurmuştur, (el-Hâris)


Başlıksız Bâb


3023. Ebû Zer anlatmaktadır: Mescid'e girdim. Baktım Allah Resulü (sallaMıu aleyhi vesdlem) tek başına oturuyor. Ona bakmaya başladım. Ama o beni görmüyordu. Kendi kendime: "Allah Resulü (saMahu aleyhi vesellem) bu şekilde hiç yalnız kalmazdı. Ya bir işi vardır. Ya da kendisine vahiy iniyordur" dedim. Sonra yanma gidip gitmeme konusunda gönlüme danıştım. Gönlüm gitmek dışında bir seçeneğe razı olmadı. Sonra yanma kadar gidip kendisine selam verdim. Sonra oturdum. Uzun müddet oturduğum halde ne bana dönüyor, ne de benimle konuşuyordu. Bunun üzerine kendi kendime herhalde Resûhıllah (saüallahu aleyhi vesellem) yanına oturmamdan memnun kalmadı" dedim. Sonra bana dönerek: "Ebû Zer!" diye seslendi. "Buyur yâ Resûlallah. Emrine hazırım" dedim. "Bugün namaz kıldın mı?" diye sordu. "Hayır" dedim. "Öyleyse kalk, namaz kıl" buyurdu. Kalkıp Allah'ın dilediği kadar namaz kıldım. Sonra dönüp oturdum. Yine uzun müddet benimle konuşmadı. Ben yine "Herhalde Resûîullah (salbllahu aleyhi vesellem) benim yanma oturmamdan memnun kalmadı" dedim. Sonra bana dönerek: "Ebû Zer!" diye seslendi. Ben: "Buyur yâ Resûlallah, emrine hazırım" dedim. "İnsanlar ve cinlerden olan şeytanların şerrinden Allah 'a sığın " buyurdu. "Anam babam sana feda olsun insanların da şeytanları mı vardır?" diye sordum. "Aziz ve celil olan Allah Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptılo [189] buyurmuyor mu?" dedi. Sonra-bana dönerek: "Ebû Zer!" diye seslendi. Ben yine: "Buyur ya Resûlallah" dedim. "Sana cennet hazinelerinden bir hazine olan bir söz Öğreteyim, mi? buyurdu. Ben de: "Anam babam sana feda olsun" dedim. Sonra şöyle buyurdu: "De ki: Güç ve kuvvet ancak Allah'a aittir (lâ havle ve kuvvete illâ bİllâh}" Sonra Allah Resulü (sallahu aleyhi vesellem) sustu, hiç konuşmuyordu. Suskunluğu uzun sürünce ben söze başladım: "Ya Resûlallah! Sen bana namazı emrettin. Namaz nedir?" "En hayırlı iştir. Dileyen az yapar, dileyen çok" buyurdu. "Ey Allah'ın Resulü! Oruç nedir?" diye sordum. "Karşılığı (Allah tarafından) takdir edilen bir farzdır" buyurdu. "Ey Allah'ın Resulü! Sadaka nedir?" diye sordum. "Kat kat sevabı bulunan ve Allah katından daha fazlasını kazandıran bir ameldir" buyurdu. "Ya Resûlallah! Hangi amel daha faziletlidir?" diye sordum. "Allah'a iman etmek ve O'nıtn yolunda cihat etmek" buyurdu. "Ya Resûlallah! Hangi şehit daha üstündür?" diye sordum. "Kanı akıtılan ve atı dahi öldürülen şehit" buyurdu. "Ya Resûlallah! Hangi köleyi azat etmek daha faziletlidir?" diye sordum. "En pahalısını ve sahipleri nezdinde en değerlisini" buyurdu. "Ya Resûlallah! Hangi sadaka daha faziletlidir?" diye sordum. "Güç yetirilen ve fakire gizlice verilen" buyurdu. "Eğer sadaka verecek bir şey bulamazsam?" diye sordum. "İş bilene yardım edersin, ya da elinden bir şey gelmeyenin işini görürsün" buyurdu. "Ey Allah'ın Resulü! Eğer bunu da yapamazsam?" diye sordum. Diline işaret ederek: "Bunu korursun. Zira bu, kişinin kendisine vereceği güzel bir sadakadır" buyurdu. "Ey Allah'ın Resulü! Sana Kur'ân'da indirilen âyetlerin hangisi daha üstündür/yücedir?" diye sordum. "Sen KürsVye göre göklerin ve yerin nispetini bilir misin?" buyurdu. "Hayır. Ancak Allah'ın sana öğrettiğinden bana öğretirsen bilirim" dedim. Bunun üzerine: "KürsVye göre göklerin ve yerin misali engin çöle atılmış bir halkaya benzer. İşte KürsVnin gökler ve yere üstünlüğü çölün o halkaya üstünlüğü gibidir" buyurdu. "Ey Allah'ın Resulü! Peygamberlerin sayısı kaçtı?" diye sordum. "124 bin" buyurdu. "Ya Resûlallah! Hepsi resul müydü?" diye sordum. "Hayır. Onlardan yalnız 3J5'i resuldü" buyurdu. "Ya Resûlallah! İlki hangisi İdi" diye sordum. "İlkleri Âdem idi" buyurdu. "Âdem nebi miydi?" diye sordum. "Evet. Allah onun toprağım hazırladı. Sonra onu kendi eliyle yarattı. Ona kendi ruhundan üfürdü ve onunla alenî olarak konuştu" buyurdu. Sonra etrafında insanlar kalabalıklaşmca Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem): "Size insanların en cimrisini haber vereyim mi?" buyurdu. İnsanlar "Evet, yâ Resûlallah!" dediler. "Yanında ismim anıldığı halde bana salât okumayan" buyurdu. (Muhammed b. Ebî Ömer) [190]



Ehl-i Kitâb'a Ait Kitaplara Bakmaktan Men


3024. Zührî'nin bildirdiğine göre Hafsa, Resûlullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) Yusuf kıssasından bahseden kürek kemiği üzerine yazılmış bir kitap/yazı getirerek okumaya başladı. Hz. Peygamber'in (sallallahu aleyhi vesellem) yüzünün rengi değişti ve: "Nefsim kudret elinde bulunan (Allah)a yemin ederim ki, Yusuf size gelse ve siz, ona tâbi olup beni terk etseniz, sapıtmış olursunuz" buyurdu. (İshâk)


Yazılara (Mürekkebe) Toprak Serpmek


3025. el-Haccâc b. Yezîd'in babasından naklettiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Yazıya toprak serpin. Zira bu, onu daha güzel yapar" buyurdu. (Ahmed b. Meni)



İlmi Gizlemekten Men


3026. Ebû Hureyre'nin bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Anlatılmayan ilim, Allah yolunda harcama yapılmayan hazineye benzer" buyurmuştur. (Müsedded) [191]

3027. İbn Abbâs'ın rivayet ettiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Kime bîr şey sorulur da onu gizlerse, o kimse kıyamet günü (ağzı) ateşten bir gemle gemlenmiş olarak gelir. Kim, Kur'ân hakkında bilgisizce konuşursa, kıyamet günü (ağzı) ateşten bir gemle gemlenmiş olarak gelir." (Ebû Ya'lâ) Hadis sahihtir? [192]


İlimde Samimi Olmaya Teşvik


3028. Abdullah b. Mes'ûd'un naklettiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "İlmi âlimlere karşı böbürlenmek, cahillerle tartışmak ve insanların gözünü doldurmak için öğrenmeyiniz. Kim bunu yaparsa, cehenneme girer" buyurmuştur. (Ishâk) Senedinde kopukluk vardır.



İlmi Yaymaya Teşvik


3029. Sâîim'in (Abdullah b. Ömer'in oğlunun) babasından naklettiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Kıyamet günü kula muhakkak malının fazlalığı sorulduğu gibi, ilminin fazlalığı da sorulur" buyurmuştur. (el-Hâris) [193]

3030. Abbâs'ın bildirdiğine göre Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Bu din yayılacak, öyle ki, denizleri aşacak ve Allah yolunda atlılar denizlere dalacaklar. Sonra sizden öyle nesiller çıkacaktır ki, onlar Kur'ân okurlar ve Biz Kur'ân okuduk. Kim bizden daha iyi Kur'ân okur? Kim bizden daha fakihtir? Kim bizden daha bilgilidir? diye iddialaşırlar." Sonra ashabına dönerek: "Bu kimselerde bir hayır var mıdır?" buyurdu. Onlar da:

Yoktur" deyince; "Onlar sizdendir, bu ümmettendir ve ne var ki onlar cehenneme yakıt olacaklardır" buyurdu. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) [194]


Yalan Söylemenin ve Sözünde Durmamanın Mekruh Oluşu


3031. Enes b. Mâlik anlatmaktadır: Ebû Musa bana: "Hazırlıkları tamamla. Şu şu gün yola çıkıyorum" dedi. O gün geldi. Hazırlıkların tamamlanmasına az bir şey kalmıştı. "Bütün hazırlıklar tamam mı?" diye sordu. "Az bir şey kaldı" dedim. "Ben yola çıkıyorum" dedi. Allah emirimi ıslah etsin, eğer bir süre beklersen, geri kalan hazırlıkları da tamamlarız" dedim. "Olmaz, zira aileme yalan söylemeyi sevmem. Sonra onlar da bana yalan konuşurlar. Onlara verdiğim sözü bozamam. Sonra onlar da bana verdikleri sözü bozarlar. Onlara ihanet edemem. Sonra onlar da bana ihanet ederler" dedi. (el-Hâris) [195]



Yalan Söylemek ve Telkinde Bulunmaktan Sakındırma


3032. Ebû Hureyre ve İbn Abbâs'ın naklettiklerine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Batıl bir SÖZ İcat eden onu konuşan gibidir" buyurmuştur. "Bunu nasıl icat eder?" diye sorduğumuzda ise: "Bir adam bir adamla karşılaşır ve ona şö'yle, şöyle oldu diyerek mevzu açar. Sizden kimse şerrin ve batılın açıcısı/anahtarı olmasın" buyurdu.[196] (el-Hâris)

Kim benim adıma söylemediğim bir sözü söylerse/' şeklinde başlayan Câbir hadisi, daha evvel Kurban Kesimi bölümünde geçmişti.[197]

3033. Hammad b. Zeyd demiştir ki: Seleme b. Alkame'ye bir söz telkin ettim. Sonra o sözü bana nakletti. Sonra ondan vazgeçti ve: "Eğer bir arkadaşının yalan söylemesini istersen, ona telkinde bulun" dedi. (Ebû Ya'(â) [198]


Muhaddisin Riayet Etmesi Gereken Edep Kuralları


3034. Hüseyin el-Muallim demiştir ki: Muhammed b. Şîrîn konuşurdu ve gülerdi. Hadis söz konusu olunca, saygılı davranırdı. (Müsedded) Hadis sahîh olup mevkuftur. [199]

3035. Sabit demiştir ki: Enes'in yanma (hadis dinlemeye) gittiğim zaman, koku ister ve onu ellerine ve yanaklarına sürerdi. (Ebû Ya'lâ) [200]



Fetva Vermekten Sakınmak


3036. Ebû Miclez demiştir ki: Abdullah b. Ömer şöyle derdi: "Ey insanlar! Benden uzak durun. Zira ben, benden daha bilgili olan zâtın yanında bulundum. Eğer bana ihtiyaç duyulacak kadar yaşayacağımı bilseydim, sizh\ için (ondan) öğrenirdim. Benden uzak durun." (el-Hâris) [201]



Faziletler Konusunda Zayıf Hadisle Amel Edilmesi


3037. Enes b. Mâlik'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi veseliem): "Kime Allah'tan bir fazilet ulaşır da onu tasdik etmezse, ona nail olamaz" buyurmuştur. (Ebû Ya'lâ) [202]



Başlıksız Bâb


3038. Enes b. Mâlik'in bildirdiğine göre Resûlullah (saMahu aleyhi vesellem): "İyi haberi iyi insan; kötü haberi ise kötü insan getirir" buyurmuştur. (Ahmed b. Menî) [203]

3039. Yine aynı tarikle bildirildiğine göre Resûlullah (safcdlahu aleyhi vesellem); Erkek adam kaba saba konuşmaz" buyurmuştur. [204]



Hadisin Sağlamlığından Emin Olmak


3040. İmrân b. Husayn demiştir ki: Resûlullah'tan (saMahu aleyhi vesdlem) bir takım hadisler işittim ve ezberledim. Onları size nakletmemdeki tek engel, arkadaşlarımın onlar hakkında bana muhalefet etmeleridir. (Ebû Ya'lâ) [205]



Öğrencinin Riayet Etmesi Gereken Edep Kuralları


Konuyla ilgili Ebû Zer hadisi "Peygamberlerle İlgili Hadisler'in başında geçmiştir. [206]



Müzâkere Yapmak


3041. Ebû Nadre demiştir ki: Ebû Saîd el-Hudrî: "Hadisleri müzakere edin; zira hadis hadisi hatırlatır" dedi. Rivayet sahîh olup mevkuftur. (Müsedded)

3042. Ebû Nadre demiştir ki: Ebû Saîd el-Hudrî'nin yanma giderdik. O da bize: "Hadisleri müzâkere edin; zira hadis hadisi hatırlatır" derdi.[207] {Müsedded)

3043. Ebû Nadre anlatmaktadır: Ebû Saîd'e "(Hadisleri) Bize yazdır" dedim. O da: "Ben size yazdırmayacağım. Biz (onları) Peygamber'den (sallallahu aleyhi vesellem) nasıl öğrenmişsek, siz de bizden öyle öğrenin" dedi. Ebû Saîd derdi ki: "Hadisleri müzâkere edin; zira hadis hadisi hatırlatır." (el-Hâris) [208]

3044. Alkame: "Hadisleri sıkça müzâkere edin ki unutulmasınlar demiştir.[209] (Müsedded). Hadis maktu sahihtir.


Kişisel Görüşe Göre Fetva Vermenin Yerilmesi


3045. Ebû Hureyre'nin bildirdiğine göre Resûlullah (saMahu aleyhi vesellem) "Bu ümmet bir müddet Allah'ın kitabıyla amel eder, sonra bir müddet Resûlullah'ın sünnetiyle amel eder, sonra görüşe (rey'e) göre amel eder. Rey'e (kişisel görüşe) göre amel ettikleri zaman hem sapıtırlar, hem de saptırırlar" buyurmuştur. (Ebû Ya'lâ) [210]



Mana ile Rivayet


3046. Yezîd b. Ebî Mâlik, Rabî'a b. Yezîd ile Mekhûl'ün bildirdikleri göre Ebu'd-Derdâ, Resûlullah'tan (saDallahu aleyhi vesellem) bir hadis naklederk "Böyle veya benzeri bir şey" derdi. (Ebû Ya'lâ)

3047. Muhammed b. Ali b. Hüseyin demiştir ki: Yanında İbn Ömer bulunduğu bir sırada Ubeyd b. Umeyr hadis naklederken "Resûlullah (salbllahu aleyhi vesellem) buyurdu ki: Münafık iki davar sürüsü arasında kalan koyuna benzer dedi. Hemen İbn Ömer diyerek onu düzeltti. Ubeyd b. Umeyr: aynı şeydir" deyince İbn Ömer şöyle cevap verdi: "Eğer ben bunu Allah Resûlü'nden (saDallahu aleyhi vesellem) bu şekilde duymasaydım, söylemezdim." (Ebû Dâvud et-Tayâlisî)

3048. Halid b. Dureyk, Hz. Peygamber'in ashabından bir zâttan naklettiğine göre Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem): "Kim benim ağzımdan, benim söylemediğim bîr şeyi söylerse veya babasından başkasına nesep iddiasında bulunursa yahut (köle) efendilerinden başkasına İntisap ederse, cehennemin iki gözü arasındaki bir yere kendini hazırlasın" buyurmuştur. "Ya Resûlallah! Cehennemin iki gözü mü var?" diye soruldu. "Elbette. Aziz ve Celil olan Allah'ın şu sözünü duymadınız mı?: Ateş, onları uzak bir yerden görünce, onun kaynamasını ve uğultusunu işitirler buyurdu.[211] Bundan sonra hadis nakletmekten sakındık. Tâ ki bizim bu halimiz yadırganana dek. Sonra Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem): "Ne oldu. SİZİ hadis naklederken görmüyorum" dedi. "Ya Resûlallah! O dediklerini söyledikten sonra nasıl konuşalım? Bizler hadisi düzgün nakledemiyoruz. Takdim tehir yapıyoruz. Eksiltip, ekliyoruz" dedik. Bunun üzerine: "Ben bunu kastetmedim. Ben asıl, beni ayıplamak ve İslam'ı kötülemek İsteyenleri kastetmiştim" buyurdu. (Ahmed b. Menî) [212]


İlmin Genişliği


3049. Ebu'l-Bahterî, Abes oğullarından bir zâttan şöyle dediğini nakletmiştir: Selman'la birlikte idim. Dicle'ye uğradık. "Ey Abs oğullarının kardeşi! Aşağı in ve su iç!" dedi. Ben de inip su içtim. Sonra: "İn, tekrar iç[" dedi. Yine inip içtim. Sonra: "Ey Abs oğullarının kardeşi! Senin içtiğin su Dicle'den ne kadar eksiltti?" dedi. Ben de: "Benim içtiğim miktar, Dicle'den bir şey eksiltmiş sayılmaz" dedim. Bunun üzerine: "İşte ilim de öyledir. Asla tükenmez. O nedenle sana fayda verecek ilimden öğrenmelisin" dedi. (Ebû Ya'lâ} [213]

3050. İbn Abbâs -sanının Hz. Peygamber'den naklen- demiştir ki: "iki konuda hırslı olanlar asla tatmin olmazlar: Birincisi, ilim öğrenmede hırslı olan, tatmin olmaz. İkincisi, mal biriktirmekte hırslı olan, kendini tatmin edemez." (İshâk) [214]


İlmi Yaymaya Teşvik


3051. Ebû Kesîr [215] demiştir ki: Babamın şöyle dediğini işittim: Ebû Zer'e gittim. Kendisi Orta Cemre'nin yanında idi. İnsanlar etrafında toplanmış, kendisine fetva soruyorlardı. Derken bir adam gelerek başucunda durdu ve: Seni Mü'minlerin emiri fetva vermekten menetmedi mi?" dedi. Ebû Zer başını ona doğru kaldırıp baktı ve: "Sen benim başımda murakıp mısın? Keskin kılıcı -ensesine işaret ederek- Şurama dayasanız bile, bu haldeyken sîz canıma kıymadan eğer ben Allah Resûlü'nden (saUaflahu aleyhi vesellem) duyduğum bir sözü nakledeceğimi bilsem, onu mutlaka naklederim" dedi. (İshâk) Bu hadis sahihtir; Buharı Sahîh'inde kitâbu'l-ilm bölümünde muallak olarak yer vermiştir.

3052. Ebû Hureyre ve îbn Abbâs nakletmektedirler. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bize bir hutbe irat etti... Zikrettikleri uzun hadiste şu ifadeler geçmiştir: "Kim sırf Allah nezdindeki ecri düşünerek ilim öğrenir, ilimde tevazu gösterir ve ilmi Allah'ın kullarına Öğretirse, cennette ondan daha çok sevap kazanan ve daha büyük mertebeye sahip kimse olmaz. Cennette her ne mertebe, yüksek ve cazip bir derece varsa, mutlaka ona ondan en büyük pay verilir. Dikkat edin! İlim en üstün ibadet, din ve takvanın özüdür. Asıl ilim onunla amel edenin ilmidir, isterse ilmi az biri olsun. " (el-Hâris) [216]

3053. Abdullah b. Ebi'l-Hüzeyl, Neha'h bir şeyhten şöyle dediğini nakletmiştir: İliya mescidine girdim. Bir direğe doğru iki rekat namaz kıldım. Derken bir adam gelerek bana yakın bir yerde namaz kıldı. Bütün insanlar ona yöneldi. Meğer o, Abdullah b. Amr b. el-Âs imiş. Hemen ardından Yezîd b. Muâviye'nin elçisi gelerek: "Emre uy!" dedi. Amr ise: "Bu kişi benim hadis nakletmeme engel olmaktadır. Aynen babasının engel olduğu gibi. Ben, Allah Resûlü'nü (saflallahualeyhi vesellem) şöyle buyururken işittim...." diyerek bir hadis nakletti. (Müsedded) [217]


Harflerin Mânâları


3054. Ebû Hureyre nakletmektedir: Hz. Osman'a soruldu ki... Zikrettiği hadiste şunlar yer almıştır: Sonra dedi ki: Ebû Câd'a gelince Bâ, behâullah (Allah'ın neşesi); cim cemalullah; dal, dînullah (Allah'ın dini) veya kendi zâtı, melekleri, nebileri, resulleri ve salih kullan hakkında verdiği hükmü demektir. Hevvez'e gelince, hâ Cehennemliklerin Allah nezdinde bayağılıkları; ze, Allah düşmanları ve günahkarlara karşı cehennemin çıkardığı uğultu demektir. Hutti ise istiğfarla günahkârların günahlarının düşürüldüğü anlamına gelir. Kâf-lâm-mim-nun ifadesine gelince, kâf (Bize olan vaadini tutan Allah'a hamdolsun) diyen cennetliklerin kemalini, nûn da cennete girmeden" önce ciğerinden yedikleri balığı ifade eder. Sin, ayn, fâ sâd terkibine gelince, "sây'a karşılık sây, yüzük taşma karşılık yüzük taşı vardır. Nasıl kulluk etmişsen öyle hesaba çekilirsin. Kâf, râ şin tâ ise "hesaba çıkın" demektir. (el-Hâris) [218]



Kur'ân'ın Sünneti Doğrulaması


3055. İbn Abbâs demiştir ki: "Eğer benim size naklettiğim bir hadisin Kur'ân tarafından tasdik edildiğini göremiyor, insanların ahlâkında onun hoş bir şey olduğunu bulamıyorsanız, ben onu yalan olarak nakletmişimdir." {İbn Ebî Ömer) [219]


Sünneti Esas Almaya Teşvik


3056. Avf, ismini zikrettiği bir zattan nakletti: Saîd b. Huseym, Allah Resûlü'nün (sallallahu aleyhi vesellem) Şam'a kadar giden ashabından olan Ensarlı bir zâttan şöyle dediğini nakletti: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bize öyle vaaz etti ki, onun tesiriyle deriler yandı, gözlerden yaşlar boşaldı, kalpler ürperdi. Dedik ki: Ya Resûlallah! Bu, vedalaşan birinin vaazına benzemektedir. Bize neyi tavsiye edersin?" Şöyle buyurdu: Allah'tan sakının, benim ve benden sonraki hidayet Önderleri, raşit halifelerin sünnetine/yoluna tâbi olun. Buna azı dişlerinizle tutunun.[220] Zira her bidat bir sapıklıktır. " (el-Hâris) [221]

3057. Zeyd b. Eslem'in bildirdiğine göre kendisi İbn Ömer'i gömleğinin düğmesi açık görmüş ve bunun sebebini sormuş. O da: "Ben, Allah Resûlü'nü (sallallahu aleyhi veseUem) böyle yaparken gördüm" diye cevap vermiştir.[222] (Ebü Ya'lâ)

3058. Kesîr b. Abdullah b. Amr b. Avf demiştir ki: Bana babamın, dedemden naklen bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Kim benim sünnetlerimden bir sünneti İhya eder de insanlar onu yaşarlarsa, o kimseye onu yaşayanların ecri verilir. Bu, onların ecirlerinden bir şey eksiltmez. Kim de bir bidat icat eder ve bidati yaşanırsa, o na göre yaşayanların günahları yazılır. Bu, o bidati işleyeni günahlarından bir şey eksiltmez. " (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Abd b. Humeyd)

3060. Abdülmelik b. Fâri'in bildirdiğine göre Ebû Sayyâd şöyle anlatmış: Kendisi bir gün, gün ortasında Mesleme'nin yanında bulunurken, yanma binek üzerinde bir adam girmiş ve Mesleme'nin yanma girmek için izin istemiş. "Mesleme!" diye seslenmiş. Mesleme cariyesine: "Bak bakalım bu kimdir?" diye emir vermiş. O da: "Kendisine ait bir binek üzerinde gelmiş bir şeyh/ihtiyar. Bana Mesleme'yi çağırm dedi" diye yanıt vermiş. Cariye: "Sana emiri mi çağırayım?!" diye adama çıkışmış. Sonra içeri girip durumu Mesleme'ye iletmiş. Mesleme: "Git kendisine Sen kimsin? diye sor!" demiş. Adam: "Ben falan kimseyim" diye cevap verince Mesleme hızla ona koşmuş. Adam sahabedenmiş. "Ben, Hz. Peygamber'den (sallallahu aleyhi vesellem) bir hadis işittim. O zaman insanların en yakında bulunanı Ukbe b. Âmir'di. Emin olmak için hadisi ona sormak istedim. Sen de benimle gel" demiş. Mesleme "Hayır. Ona birini göndereyim. O bana gelsin" diye karşılık verince "Sen iktidarına kanıp, kendini beğenmişsin. Ebû Sayyad'a söyle de benimle Ukbe'nin yanma kadar gelsin" demiş. Sonra Ukbe onu görünce kendisine "Hoş geldin" diyerek elinden tutmuş. Adam ben Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi vesellem) bir hadis işittim. Hadiste şöyle buyuruyordu. [223] demiş, -ve hadis devam ediyor- (Ebû Ya'lâ)

3061. Yahya b. Hişâm ed-Dimaşkî demiştir ki: Medine halkından bir adam Mısır'a geldi. Emirin korumasına: "Emire söyle yanıma çıksın" dedi. Koruma: "Biz bu ülkeye yerleştikten beri bize senden başka bu şekilde hitap eden çıkmadı. Yalnız Bizim için emirden müsaade iste denirdi" diye itiraz edince: "Ona git ve kendisine Falan kimse kapıda seni beklemektedir de!" dedi. Bunun üzerine emir yanma çıktı. Ona "Sana sadece Müslümanm avret yerini gizlemekle ilgili hadisi sormak için geldim" dedi. (el-Hârİs) [224]

3062. Cündeb anlatmaktadır: İlim tahsili için Medine'ye gittim. Baktım insanlar Resûlullah'm (sallallahu aleyhi vesellem) Mescid'inde halka halka olmuş hadis rivayet ediyorlar. Halkalar arasında ilerlemeye başladım ve bir halkanın yanma vardım. Halkada beti benzi atmış, iki elbise giyinmiş bir zat vardı. Yolculuktan gelmiş gibiydi. Onu şöyle söylerken işittim: "Kabe'nin Rabbine yemin olsun ki, idareciler {askâbüi-akd) helak olmuştur. Onlara üzülmem." Bu sözünü üç kere tekrarladı. Hemen meclisine oturdum. Kendisine takdir edildiği kadar konuştu. Sonra kalktı. Kalkınca: "Bu kimdir!" diye onun kim olduğunu sordum. "Bu Müslümanların efendisi Ubey b.

Ka'b'dır" dediler. Evine kadar onu takip ettim. Baktım pejmürde/perişan bir haldeydi. Elbiseleri eskimişti! Hepsi birbirine benziyordu. Kendisine selam verdim. Selamımı aldı. Sonra: "Kimlerdensin?" diye sordu. "Irak halkmdanım" dedim. "En çok soru soranlardan" dedi. O böyle deyince öfkelendim, diz çöküp kıbleye döndüm. Ellerimi kaldırarak: "Ailahım! Şikayetim sanadır. Biz ilim öğrenmek için o kadar masraf yapıyoruz, vücutlarımızı bitkin düşürüyoruz, bineklerimizi yoruyoruz. Âlimlere ulaştığımızda ise onlar bizi asık suratla karşılıyorlar, bize söyleniyorlar" diye niyaz ettim. Bunu duyan Ubey ağladı ve: "Yazıklar olsun sana. Ben buradayım, henüz gitmedim" diyerek benim gönlümü almaya çalıştı. Sonra: "Allahım! Sana söz veriyorum. Beni Cuma gününe kadar yaşatırsan mutlaka Allah Resûlü'nden (sallallahu aleyhi vesellem) işittiklerimi konuşacağım. Hiçbir kınayanın kınamasından korkmayacağım" diye yakardı. Sonra kalktığını gördüm. O böyle söyleyince ben yanından ayrıldım. Söyleyeceklerini dinlemek için Cuma gününü beklemeye başladım. Cuma günü gelince bazı işlerim için dışarı çıktım. Baktım bütün sokaklar insan kaynıyordu. Hangi sokağa girsem, insanlarla karşılaşıyordum. "Nedir bu insanların derdi?" diye sordum. "Galiba yabancısın" dediler. Ben de "Evet" dedim. "Müslümanların efendisi Ubey b. Ka'b öldü" dediler. Sonra Irak'ta Ebû Musa'yı gördüm. Kendisine onun sözünü söyledim. "Eyvah! Keşke yaşasaydı da Allah Resûlü'nün (saDallahu aleyhi vesellem) sözünü bize nakletseydi" diye üzüntüsü belirtti. (Ebû Ya'lâ) [225]


İlim Tahsiline Teşvik


3063. Yahya b. Ebî Kesîr demiştir ki: Babamı şöyle söylerken işittim: "İlim altından daha hayırlıdır. Salih nefis ise inciden daha hayırlıdır." (Müsedded)

Hadis sahih olup mevkuftur.

3064. Enes b. Mâlik'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallaüahu aleyhi vesellem): "Her şey, hatta denizdeki balıklar bile ilim talebesi için mağfiret diler" buyurmuştur.[226] (Ebû Ya'lâ)

3065. Abdullah'ın bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "İlim tahsili her Müslümana farzdır" buyurmuştur.[227] (Ebû Ya'lâ)

3066. Vasile b. el-Eska' bildiriyor: Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyururken işittim: "Kim ilim tahsil edip onu idrak ederse (iyice bellerse), Allah o kimseye iki ölçek sevap verir. Kim de ilim tahsil edip, onu idrak etmezse, Allah o kimseye bir ölçek sevap verir." Sonra bunu şöyle açıkladı: "İlim tahsil edip onu idrak edene Allah hem bildiklerinin, hem de yaşadıklarının ecrini verir, İlim tahsil edip onu idrak etmeyene (yaşamayana) ise Allah sadece bildiklerinin ecrini verir. Yaşamadıklarının ecri ise düşer.[228] (Ebû Ya'lâ)

3067. er-Rekkâşî nakletmektedir; Enes derdi ki: (Ashap) sabah namazını kıldıktan sonra mutlaka halka halka olup Kur'ân okurlar, farzları ve sünnetleri öğrenirlerdi.[229] (Ebû Ya'lâ)

3068. İbn Ömer'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Allah'a dinde fakih olmaktan daha üstün bir amelle ibadet edilmemiştir" (İbn Ebî Ömer) [230]

3069. Ebû Hureyre'nin bildirdiğine göre Peygamber (sdlallahu aleyhi vedian): "Allah'a dinde fakih olmaktan daha üstün bir amelle ibadet edilmemiş Muhakkak ki bir fakih, Şeytan'a karşı bin âbidden daha çetindir" buyurmuş (Ahmed b. Menî)

3070. Yine aynı senetle nakledildiğine göre (Allah Resulü): "Her şeyin bir direği vardır. Bu dinin direği de fıkıhtır" buyurmuştur. (Ahmed b. Menî) [231]

3071. Ebû Hureyre'nin bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "ilim Öğretiniz, sert davranmayınız. Zira muallim, muanmften (kaba kişiden) daha hayırlıdır" buyurmuştur. (el-Hârİs) [232]

3072. Abdullah b. Amr'ın bildirdiğine göre bir gün Nebi (sallallahu aleyhi vesellem) Mescid'e girdiğinde, bir topluluk Allah'ı zikrediyor, başka bir topluluk da fıkhı müzakere ediyordu. Bunun üzerine: "İki meclis de hayırlı yoldadır. Ne var ki yüce Allah'ı zikredip Rablerinden dilek dileyenlere, (Allah) dilerse verir, dilerse vermez. Bunlar ise hem insanlara ilim Öğretiyorlar, hem de kendileri öğreniyorlar. Ben ancak bir muallim olarak gönderildim. Bu sıfat, daha üstündür" buyurdu ve onların yanma oturdu. (Ebû Dâvud et-TayâlİSÎ) [233]

3073. Ebû Saîd el-Hudrî'nin bildirdiğine göre Resûlullah (salIaDahu aleyhi "Âlimin âbide üstünlüğü benim ümmetime üstünlüğüm gibidir" buyurmuştur. (el-Hârİs) [234]

3074. Ebû Seleme b. Abdurrahman b. Avf in babasından naklettiğine göre Peygamber (saMlahu aleyhi veseilem): "Âlim âbide yetmiş derece daha üstün kılındı. Her iki derecenin arası ise gökle yer arası kadardır" buyurmuştur. (Ebû Ya'iâ) [235]

3075. İbn Abbâs'm naklettiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) üç kere: "Öğretiniz, kolay [aştırınız, zorlaştırmayınız"; ardında da: ''Öfkelendiğin zaman sus!" buyurmuştur. (Ebû Bekir b. Ebî Şeybe) [236]

3076. Ebû Hureyre'nin bildirdiğine göre Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem): "Kim ümmetim İçin din işlerinde onlara faydalı kırk hadis ezberlerse, o kimse kıyamet günü âlimler arasında diriltilir. Alim ise âbide yetmiş derece daha üstün kılınmıştır. Her iki derecenin farkını en iyi Allah bilir" buyurmuştur.[237] (Ebû Ya'lâ)

3077. Enes'in naklettiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: "Size en cömert olanı söyleyeyim mi? En cömert olan Allah'tır. Ben de Ademoğullarının en cömerdiyim. Benden sonra onların en cömerdi ise bir ilim Öğrenip o ilmi yayan kimsedir. Bu kişi kıyamet günü tek bir ümmet olarak dirilir. Canını Allah yoluna adayıp öldürülen kimse de böyledir.[238] (Ebû Ya'lâ)

3078. Ebu'd-Derdâ'nm bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:..... Hadis içerisinde şu ifadeler de geçmiştir: "Âlimin ölümü, telafisi olmayan bîr felaket, kapatılmayan bir açık ve batan bir yıldız mesabesindedir. Bir kabilenin ölümü, bir âlimin ölümünden ehvendir." (Ebû Yala)


Kur'ân'ın Genel ve Ayrıntılı Bütün Hükümleri İhtiva Etmesi


3079. Murre'nin bildirdiğine göre Abdullah (b. Mes'ûd): "İlim isteyen Kur'ân'm mânâlarını araştırsın. Zira onda öncekilerin ve sonrakilerin ilmi mevcuttur" demiştir. (Müsedded)



Hadisin Kur'ân'ın Mücmellerini Beyanı


3080. Hasan (el-Basrî) demiştir ki: İmrân b. Husayn yanındaki arkadaşlarına hadis naklederken, bir adam: "Bize yalnız Kurân'dan bahset" veya "Biz Kur'ân'dan başkasını istemiyoruz" dedi. Bunun üzerine İmrân: "Söyle bakalım. Sen ve arkadaşların Kur'ân'a müracaat ettiğinde, orada öğle namazının dört rekât, ikindi namazının dört rekât, akşam namazının üç rekât olduğunu ve ilk iki rekâtta kıratta bulunacağının açıklamasını bulur musun? Söyle bakalım. Sen ve arkadaşların yalnız Kur'ân'a müracaat ettiğinde, orada her 200 koyunda 5 koyun, şu kadar devede şu kadar, şu kadar S1ğırda şu kadar zekat verilmesi gerektiği hükmünü buluyor musun? Söyle bakalım. Sen ve arkadaşların Kur'ân'a müracaat ettiğinde, orada Beytullah'm yedi defa tavaf edileceği, Safa ile Merve arasında say yapılacağı açıklamasını buluyor musun?!" (Müsedded) [239]

3081. Câbir b. Abdullah'ın bildirdiğine göre Resûlullah şöyle buyurdu: "Muhtemeldir ki bir kimse koltuğuna oturup beni yalanlayabilir. Kendisine benden bir hadis ulaşır da Niçin Resûlullah (sallaliahu ale) hi veselkm) böyle buyurdu. Bırak onu. Kur'ân'da olanı getir diyebilir. " (Ebû Ya'lâ) [240]



Resûlullah (Sallaüahualeyhivesellem) Adına Yalan Uydurmaya Karşı Uyarmak


3082. Mukanna' anlatmaktadır: Resûlullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) develerimizin zekâtını getirdim. Emir verdi develer dağıtıldı. Dedim ki: "Yâ Resûlallah! Kimisi sana hediye, kimisi zekâttı." Bunun üzerine hediyelikler, zekât develerinden ayrıldı. Bir kaç gün orada kaldım. Sonra insanlar: "Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Hâlid b. el-Velîd'i zekâtlarını almak üzere Rakik-i Mısır'a gönderiyor" diye ileri geri konuşmaya başladılar. Ben de kendi kendime: "Bizim zenginliğimiz var ama, ailemin yanında mal yoktur. Aileme gidilmeden ben onlar adına zekât vereyim mi?" diye düşündüm. Sonra Resûlullah'm (sallallahu aleyhi vesellem) yanma gittim. Onu bir dişi devenin üzerinde buldum. Yanında da boyu Allah Resûlü'nün (sallaOahu aleyhi vesellem) başına kadar uzanan bir siyahi vardı. İnsanlar arasında ondan daha uzununu görmedim. Yaklaştığımda bana doğru yöneldi. Ama Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) onu uzaklaştırdı. Dedim ki: "Ya Resûlallah! İnsanlar senin Hâlid b. el-Velîd'i zekâtlarım almak üzere Rakik-i Mısır'a göndereceğini konuşuyorlar" Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) bunu duyunca ellerini semaya kaldırdı, öyle ki koltuk altlarının beyazım gördük. Sonra: "Allahım! Ben onlara, benim adıma yalan söylemelerini helal etmiyorum" diye niyaz etti. Mukanna' dedi ki: O olaydan sonra Resûlullah'tan (sallallahu aieyhi vesellem) kitaba uyan veya uygulamada mevcut olanlar dışında hiçbir hadis nakletmedim. Onun adına o daha hayatta iken yalan söylendiğine göre, ölümünden sonra kim bilir nasıl olur?!" (Ebû Ya'lâ) [241]

3083. Ebû Saîd'in bildirdiğine göre Resûlullah (saliallahu aleyhi vesellem): "Kim bile bile benim adıma yalan söylerse, cehennemdeki yerine hazırlansın" buyurmuştur.[242] (Müsedded)

3084. Amr b. Şurahbîl'in bildirdiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem); "Kim bile bile insanları sapıtmak İçin benim adıma yalan söylerse, cehennemdeki yerine hazırlansın" buyurmuştur. (Müsedded)

3085. İbn Hübeyre anlatmaktadır: Himyerli bir şeyh/ihtiyardan işittim. Kendisi, Mısır valiliği sırasında Kays b. Sa'd'dan şöyle dediğini işitmiş: Ben Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi vesellem): "Kim benim adıma bile bile yalan söylerse, cehennemdeki yerine veya evine hazırlansın" buyururken işittim.[243] (Ahmed b. Menî)

3085M. Ma'bed b. Ka'b'm bildirdiğine göre bir gün Ebû Katâde yanlarına çıkmış ve şöyle söylemiş: Ben, Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi vesellem) "Kim benim söylemediğim bir şeyi benim ağzımla söylerse, cehennemdeki yerine hazırlansın" buyururken işittim. (Ahmed b. Menî)

3086. Düceyn b. Sabit el-Yerbû'î anlatmaktadır: Mescid'e girdim. Baktım kİ bir şeyh/ihtiyar minberin yanında oturuyor. Adı Salim veya Eslem'di. Dedi ki: "Ben, Ömer'le birlikte yolculuk yapar, onun bineğini eğerlerdim. Kendisi Allah Resûlü'nden (sallallahu aleyhi vesellem) hiç bahsetmezdi. Biz kendisine Bize ondan bahsetsen ya deyince şöyle dedi: "Ben onu Kim benim adıma bile bile yalan söylerse, cehennemdeki yerine hazırlansın buyururken işittim.[244] (Ebû Ya'lâ)

3087. Riyâh b. el-Hâris anlatmaktadır: Mescidde Muğîre b. Şu'be'nin yanmdaydık. Yanında Küfe halkından kimseler de vardı. Derken Saîd b. Zeyd geldi. Muğîre ona yer açarak: "Buraya otur!" dedi. Onu yanma divanın üzerine oturttu. Sonra Saîd şöyle dedi: "Ben, Allah Resûlü'nü (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyururken işittim: Benim adıma söylenen yalan, başka biri adına söylenen yalan gibi değildir. Kim benîm, adıma bile bile yalan söylerse, cehennemdeki yerine hazırlansın [245] (Ebû Ya'lâ)

Konuyla ilgili olarak daha evvel Mânâ ile Rivayet bahsinde Hâlid b. Düreyk'in sahabeden birinden naklettiği hadis geçmişti. [246]



Kalplerin Ferahlatılması


3088. Kasâme b. Züheyr demiştir ki: "Kalpleri ferahlatın ki zikri hazmetsin." (Müsedded)

3089. Hasan (el-Basrî) demiştir ki: "Şu kalpleri parlatın. Zira onlar çok çabuk tozlanırlar." (Müsedded)

3090. İbn Abbâs demiştir ki: Hz. Peygamber'in (saMlahualeyhiveseüem) yanında Kur'ân'la birlikte şiir de okundu. "Ey Allah'ın Resulü! Aynı mecliste hem Kur'ân, hem de şiir olur mu?" diye sorulunca "Evet. Olur" buyurdu. (Ebû Ya'lâ)


--------------------------------------------------------------------------------

[1] Nadr b. Şüfey'i İbn Ebî Hatim eserinde zikretmiş, fakat hakkında herhangi bir tenkit nakletmemiştir.

[2] Hadis mürsel veya mu'âaldv. Ancak Taberânî'nin rivayet ettiği İbn Abbâs hadisi ın Şahididir. Fakat senedinde yer alan Mus'ab b. Saîd zayıf biridir. Yine Taberânî'nin 7ay ettiS[ Vâile hadisi de şahididir. Ama bunun senedinde de yalancı ravi vardır. - Zevâid, VIII, 49. Nadr hadisi için bkz. el-Hâris, Müsned, 1,101.

[3] Bunu Ebû Ya'Iâ ve Bezzâr, Hakem b. Atıyye'nin bulunduğu rivayet etmişlerdir. Bu zâtı İbn Maîn güvenilir kabul ederken başkaları zayıf ttir. Kalan ravileri ise Sahih'in ravileridirler." (VIII, 48) Ben derim ki: Ebû Un senedinde de Hakem b. Atıyye geçmiştir.

[4] Senedinde yer alan Ebû Şeybe metruktür. Heysemî hadisi, Taberânî'ye nispet etmiştir.

[5] Müsned, I, 88.

[6] Bûsîrî ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir. (II, 159)

[7] Bunu Taberânî ve Bezzâr da tahrîc etmiştir. Heysemî demiştir ki: "Kimse (Abdullah'ın annesi) Râİta'nın zayıf ya da güvenilir olduğunu söylememiştir. Ebû m kalan ravileri ise güvenilir kimselerdir." (VIII, 52) Hadis hakkında Bûsîrî ise yorum yapmamıştır. (II, 160)

[8] Heysemî demiştir ki. "Ebû Ya'lâ'nın ravileri Sahîh'in ravileridir." (Mecma VIIL ^1) îrî de ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[9] Heysemî senedinde geçen İsmâîl b. Müslim el-Mekkî'nin zayıf biri olduğunu söylemiştir. (VIII, 49) Büsîrî ise senedi hakkında yorum yapmamış, Müslim'in Sflfö/î'inde yer alan İbn Ömer hadisinin bunun şahidi olduğunu belirtmiştir. (11,160)

[10] Sa'd ve Suayd, iki kardeştir. Kaybolan develerini aramaya çıktıklarında, Sa'd dönmüş, diğeri dönmemiş. Daha sonra bu ifade, hayır ve şer haberler için deyim olarak kullanılmaya başlanmıştır. (Mütercim)

[11] Hadisin başı 830 nolu hadiste geçmişti. Müslim de mânâ bakımından benzerini nakletmiştir.

[12] Bûsîrî, el-Hâris ve Bezzâr'm hasen bir senetle rivayet ettiklerini söylemiştir. (II, 158)

[13] Bûsîrî demiştir ki. "Bunu el-Hâris, ismi zikredilmeyen bir ravinin geçtiği mürsel bir senetle rivayet etmiştir. Fakat aslı Sahthm/n ve başka kaynaklarda Ebû Saîd el-Hudrî hadis: olarak yer almıştır." (II, 158)

[14] Bûsîrî demiştir ki: "Karın üzere uyumanın mekruh oluşuna dair Ebû Hureyre hadis; onun şahididir." (II, 158)

[15] Bûsîrî demiştir ki. "Bunu İbn Menî, el-Hâris ve Ahmed b. Hanbel sahih bir senetle rivayet etmişlerdir." (II, 158). Heysemî de demiştir ki: "Ahmed b. Hanbel'in raviîeri Sahıh'm ravileridir. Ne var ki Ebu'n-Nadr, Ebû Saîd'den hadis işitmemiştir." {VIII, 100)

[16] Bûsîrî hakkında yorum yapmamıştır.

[17] Bûsîrî demiştir ki. "Bunu el-Hâris, zayıf biri olan Halîl b. Zekeriyâ'dan rivayet etmiştir. Ama Ebû Bekre ve başkalarından nakledilen bir şahidi vardır." (II, 158) Ben derim ki: Hz. Peygamber'in ashabından birinden nakledilen ve Ahmed b. Hanbel tarafından rivayet edilen bir şahidi daha vardır. Bkz. Zevâid, VIII, 99.

[18] Bûsîrî, ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir. {II, 147)

[19] Bûsîrî bu hadisi İbn Ebî Şeybe ve el-Hâris'e, bundan sonrakini de Ebû Ya'lâ'ya nispet etmiş ve ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[20] Bu zât, sahabeden Cerîr b. Abdullah el-Becelî'nin torunlarmdandır.

[21] Hadisin senedi kavidir/sağlamdır. Hadis gördüğün gibi "beleğani (bana ulaştı Ki) ifadesiyle nakledilmiştir. Fakat hadis, içlerinde Cerîr b. Abdullah, ibn Abbas, Cabır ve Muâz b. Cebel'in de bulunduğu bir çok sahabiden rivayet edilmiştir. Muaz 1 rivayetinde ifade "Size bir kavmin büyüğü geldiği zaman" şeklindedir. Bu hadisler t hiçbirinin senedi tenkitten hali değildir. Bkz. M. ez-Zevâid, VIII, 15-16.

[22] Taberânî'nin "Yahudi ve Hınstiynnlnrla tokalaşmm/ın" ifadesiyle Ebû Hııreyre'nin merfû oîarak naklettiği hadis bunun şahididir. Ancak senedinde yer alan Süfyan b. Vekî' zayıftır. Bkz. Heysemî, Mecma VIII, 42.

[23] Bûsîrî hadis hakkında yorum yapmamıştır. (II, 14) Heysem! ise: "Senedinde tanımadığım biri vardır" demiştir. (IV, 116)

[24] Heysemî demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ ve Bezzâr rivayet etmiş olup senedinde zayıf biri olan Atıyye el-Avfî vardır." (VIII, 155) Ben derim ki: Atîyye el-Avfî hepsinin senedinde yer almıştır.

[25] Müsmde'de şöyle geçmiştir. "Bunu Nesâî, İbn İshâk'tan riayet etmiştir. Ama hadis el-Mücteba'smda yoktur. Hadisin aslını Şeyhayn ve başka kaynaklar, ayrı ayrı olmak üzere Yahya b. Saîd el-Ensârî, Muhammed b. Amr b. Alkame, Zührî, Abdü Rabbih b. Saîd, Ubeydullah b. Ebî Ca'fer, Talha ailesinin azatlısı Muhammed b. Ebî Abdurrahman, Yahya b. Ebî Kesir'den, hepsi de Ebû Seleme'den nakletmişlerdir. Bu metinde bir ziyade vardır. Hiçbirinin rivayetinde Avf b. Mâlik'in sözü yoktur." Ben derim ki: Bûsîrî bu sözü oldukça muhtasar biçimde zikretmiş ve söyleyenine nispet etmemiştir. Müellifin "Ama hadis el-Mücteba'da yoktur" sözü, bunun zevâidden sayılmasının gerekçesi oîarak gözükmektedir. Buna göre el-Mücteba'da bulunmayıp sekiz müsnedde yer alan her hadis, müellife göre zevâidden olmalıdır.

[26] Bûsîrî hadisin ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir. (III, 4)

[27] el-Hâris bunu mürsel olarak rivayet etmiş olup ravileri, Bûsîrî'nin dediğine göre güvenilir kimselerdir.

[28] Bunu Taberânî el-Mu'cemü'l-kebtr'de Nâfi'nin İbn Ömer'den veya Muhammed b. Sîrîn'in Aişe'den rivayeti şeklinde, el-Mu'cemü'î-evsnt'ta ise tereddütsüz Âişe'den nakletmiştir. el-Mu'cemü'l-kebir'deki rivayetin ravüeri Sahîh'in ravileridir. Bkz. Heysemî, VII, 185.

[29] Bûsîrî değerlendirme yapmamıştır.

[30] Ravi'eri güvenilir kimselerdir.

[31] M. ez-Zevâid'de de böyle geçmiştir. Heysemî demiştir ki: "Ebû Ya'lâ da merfûya benzer bir varyantını rivayet etmiştir. Ama orada ifade "altmış cüzünden bir cüz" şeklinden geçmiştir."

[32] Senedinde yer alan İbn İshâk, Heysemî'nin belirttiğine göre müdellistir.

[33] Bûsîrî, hadisin ravileri güvenilir olmakla birlikte senedinin munkatı olduğunu r. (1,12)

[34] Bûsîrî'nin belirttiğine göre ravileri güvenilir kimselerdir.

[35] Heysemî demiştir ki: "Bunu Bezzâr rivayet etmiş olup senedinde durumları gizli raviler bulunmaktadır. Muhammed b. Ebî Leylâ'nın hafızası da zayıftır." (I, 24)

[36] Bu, müellifin defalarca uydurma olduğunu söylediği uzun hadisin bir parçasıdır. Ancak bu kısımla mânâca örtüşen, herkesçe bilinen sahîh rivayetler mevcuttur.

[37] Becile, Taif'in yukarısında bir köydür.

[38] Heysemî demiştir ki: "Hadis muhtasar olarak Sahîh'te mevcuttur. Bunu Taberânî el-cemü'l-kebîr'de ve ayrıca Ebû Ya'lâ rivayet etmiştir. Senedinde yer alan Abdülhamîd • Behrâm b. Havşeb'le ihticac edilip edilmeyeceği hususunda ihtilaf edilmiştir." (Mecma 1/27)

[39] Bûsîrî demiştir ki: "Ravileri güvenilir olmakla birlikte hadis mu'daldir. Zira Harun b. Riâb el-Esedî sadece Hasan ve Ibnü'l-Müseyyib gibi tabiilerden rivayette bulunmuştur. Hadisin İmrân'dan nakledilen bir şahidi vardır." (1, 6)

[40] Heysemî demiştir ki: "Bunu Taberânî rivayet etmiş olup senedinde yer alan Salt b. Abdurrahman ez-Zebidî hüccet olmaya elverişli değildir." (I, 25) Ben derim ki: Bu zât el-Hâris'in senedinde yoktur.

[41] Bunu Ebû Ya'lâ rivayet etmiş olup ravileri Sahîh'in ravileridir. Ancak Şakik, Ebu ekir'den hadis işitmemiştir. Bkz. Heysemî, 1,15.

[42] Uydurma olduğuna hükmedilen uzun hadisin bir parçasıdır.

[43] Bûsîrî bunu Ebû Ya'İâ'nın znı/ı/bir senetle rivayet ettiğini söylemiştir. (I, 2)

[44] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Müsedded rivayet etmiş olup senedinde yer alan Hüâl'in 'yografisîne rastlamadım. Geri kalan ravileri ise güvenilir kimselerdir." (I, 5)

[45] Heysemî demiştir ki: "Bunu Ahmed b. Hanbel ve Taberânî rivayet etmiş olup Vıleri güvenilir kabul edilmiştir. Ancak Mekhûl'ün Amr b. Abese'den rivayetinde *tekhûl kendisinden hadis işitti mi, işitmedi mi bilmiyorum" (Mecmn I, 22) Bûsîrî de Ur*u Ebû Ya'İâ'nın rivayet ettiğini ve ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir. (I, 6).

[46] Bûsîrı demiştir ki: "Bunu Tayâlisî, İshâk ve Ahmed b. Hanbei sahih bir senetle rivayet etmişlerdir." (I, 11) Heysemî de: "Bunu Ahmed b. Hanbei, Şehr b. Havşeb'in yer aldığı bir senetle rivayet etmiştir" açıklamasını yapmıştır. (Mecmn I, 49)

[47] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu İshâk sahîh bir senetle rivayet etmiştir." (1, 9)

[48] Heysemî demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ, Bezzar ve Taberânî rivayet etmişlerdir. Hepsinin ravileri de güvenilir kimselerdir" (Mecma X, 83.)

[49] Şiirin bazı sözleri bozulmuştu. d-İstiâb ve el-İthâfa göre tashih edildi. Bunu İbn Abdü'1-Berr iki tarikten rivayet etmiştir. Bûsîrî de demiştir ki: "Bunu İbn Ebî Ömer rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir. Ayrıca Ebû Ya'lâ da tahrîc etmiştir ve buradaki metin ona aittir." (T, 12)

[50] Bûsîrî hadisi İbn Ebî Şeybe ve Ebû Ya'lâ'mn rivayet ettiklerini ve ravilerınm güvenilir olduklarını söylemiştir. (1,13)

[51] Bûsîrî'nin dediğine göre senedi sahihtir. (1,16)

[52] Heysemî demiştir ki: "Bunu Taberânî rivayet etmiş olup, senedinde İbn Lehî'a ve hali açıklığa kavuşturulması gereken biri vardır." (I, 57)

[53] Bunu Müslim ve Tirmizî muhtasar olarak nakletmişlerdir. Bkz. eî-İthâf.

[54] demiştir ki: "Bunu el-Hâris ve Sahîh'inde İfan Hibbân nakletmişlerdir." (I, 12) Heysemî ise senedinde yer alan Yusuf b. Muhammed b. el~Münkedir'in metruk olduğunu söylemiştir. (Mecma I, 59)

[55] Bunu Ahmed b. Hanbel rivayet etmiş olup, Ali b. Mes'ade dışındaki ravileri Snhîh'in ravileridir. Ali b. Mes'ade'yi ise İbn Mam, İfan Ebî Hatim ve daha başkaları güvenilir kabul ederken diğer bilginler zayıf saymışlardır. Bkz. Heysemî, Mecma I, 52. Bûsîn ise demiştir ki: "Bunu İbn Hibbân Sahîh'inde ve ayrıca Bezzâr tahric etmiştir." (1, 13)

[56] Bûsîrî hadis hakkında yorum yapmamıştır.

[57] Heysemî demiştir ki: "Senedinde geçen Abdullah b. Râşid zayıf biridir." (I, 36) Bûsîrî ise hadisin senedinin ekseninde, zayıf biri olan el-Efrîkî'nin bulunduğunu söylemiştir. (I, 9).

[58] Tevbe sur. 9/2.

[59] el-İthâfm. hamişinde şöyle yazılıdır: "Bunu İbn Mâce muhtasar olarak rivayet etmiştir." Ben derim ki: Tam tersine İbn Mâce hadisi buradakinden daha tam olarak nakletmiştir. Buna göre hadis, Bûsîrî'nin de İşaret ettiği gibi, zevâiddon değildir.



[60] Heysemî demiştir ki: "Hadisin tamamı İlim bahsinde olup bunu Taberânî, içinde Akıl b. Ca'd'ın yer aldığı bir senetle rivayet etmiştir. Buhârî bu zât hakkında değerlendirmesini yapmıştır." (Mecma I, 9) Ben derim ki: Müsnede'de söz konusu zâtın ismi "Akîl el-Ca'dî" şeklinde geçmiş ve müellif hadisi ayrıca İbn Ebî Şeybe ve Ebû Ya'lâ'ya da nispet etmiştir.

[61] Bûsırî senedinde kopukluk bulunduğunu söylemiştir. (1,17)

[62] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu İbn Ebî Şeybe rivayet etmiş olup ifade ona aittir. Ayrıca Ebû Ya'lâ, Taberânî, Bezzâr, Hâkim, Sahîh'inde İbn Hibbân ve muhtasar olarak Tirmizî rivayet etmiştir." (1,13)

[63] Heysemî bunu Ebû Ya'lâ'nın rivayet ettiğini ve ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir. (I, 32)

[64] Bûsîrî demiştir ki: "Senedi hakkında tenkit vardır. Ebu'd-Deylem'in biyografisine rastlamadım. Geri kalan ravileri İse güvenilir kimselerdir." (I, 11)



[65] İbn Abbâs'm iki hadisini de aynı siyakla zikreden Bûsîrî, senedinde yer alan İbrâhîm b. Hakem b. Ebân'm zayıf oluşu sebebiyle senedini zayıf görmüştür. Ancak bu zat birinci hadisin senedinde geçmiştir. İkincisi ise Leys'in Ebû Fezâre'den, onun da Yezîd b. el-Esam'dan, onun da İbn Abbâs'dan rivayeti şeklinde gelmiştir.

[66] Hac sur. 22/17.

[67] Bûsîrî el-İthâf da şu ilaveyi de zikretmiştir: "Puta tapanlardan değildi." Öğrencileri: "İbrahim, şüphesiz Allah'a boyun eğen ve O'na yönelen bir önderdi" (Nahl sur. 16/120) deyince, İbn Mes'ûd: "Muâz, şüphesiz Allah'a boyun eğen ve O'na yönelen bir Önderdi" dedi. Bûsîrî hadis hakkında ise bir değerlendirme yapmadı. Bu ilavenin benzeri 3665 nolu hadiste gelecektir.

[68] Bunu Taberânî ve Bazzâr rivayet etmişlerdir. Heysemî demiştir ki: "Senedinde hafızası zayıf olan İbn Ebî Leylâ vardır; ama güvenilir kabul edilmiştir." {Mecma IV, 244) Bkz. Keşfü'l-estâr, 110:13.

[69] Heysemî demiştir ki: "Bunu Ahmed b. Hanbel rivayet etmiş olup senedinde yer alan Süleyman b. Musa'yı İbn Maîn ve Ebû Hatim güvenilir görürken başkaları zayıf olduğunu söylemişlerdir." (Mecmn I, 54) Ben derim ki: Bu zât Ebû Ya'lâ'nm senedinde de geçmiştir. Bûsîri ise hadisi Ahmed b. Hanbel'in uzun olarak naklettiğini ve ravilerinin güvenilir olduklarını söylemişlerdir. (1,13)

[70] Bûsîrî senedi hakkında değerlendirme yapmamıştır.

[71] Bkz. 3664 nolu hadis.

[72] Bûsîri senedi hakkında bir değerlendirme yapmayıp, Edeb bahsinde geleceği üzere şahitleri bulunduğunu söylemiştir. Heysemî ise senedinde yer alan Hişâm b. Ziyâd Ebu'l-Mikdâm'la ihticâcın caiz olmadığını söylemiştir. (I, 91)

[73] Bûsîrî bunu Müsedded'in mıtnkatı bir senetle rivayet ettiğini söylemiştir.

[74] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Humeydî zm/i/bir senetle rivayet etmiştir." (1,17)

[75] Abdullah'a iki çizgili elbiseli (Zü'l-bicâdeyn) denilmesi şundandır: Amcası onun Müslüman olduğunu öğrenince çekip elbisesini aldı. Sonra annesi kendisine ait çizgili bir elbiseden ona iki parça kesti. O da birini izar (bel altı kıyafeti), diğerini de rida (entari) olarak kullandı.

[76] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu İshâk, Müslim'in şartına uygun sahîh bir senetle, Ebû Ya'la ise zayıf bir senetle rivayet etmiştir." (1,11)

[77] Bu zât Sukbe b. el-Hâris el-Eslemî'dir.

[78] Bûsîrî bunu Tayâlisî, Müsedded, İbn Ebî Şeybe, İbn Menî', Ahmed b. Hanbel ve Ebû Ya'lâ'nm rivayet ettiği sahîh bir hadis olduğunu söylemiştir. (I, 10) Ben derim ki: Hafız bunu bir kaç tarikten el-İsâbe'de zikretmiştir. Bkz. II, 28-29.

[79] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Müsedded ve Ahmed b. Menî rivayet etmiş olup, hadisin ekseninde çoğunluğun zayıf gördüğü Leys b. Ebî Süleym bulunmaktadır.

[80] M. ez-Zevâiâ'de hadis bu şekildedir. Asıllarda İse ifade açık değildir, el-îthnf da ise ifade şöyledir: "Onunla oturursan, sana faydası olur. Onunla istişare edersen, sana faydası olur. Onunla arkadaşlık edersen, sana faydası olur. Onunla ortak olursan, sana faydası olur. Onun her işinde fayda vardır. Hurma da öyledir. Her şeyi yararlıdır."

[81] Hadisin ekseninde Leys b. Ebî Süleym vardır ki, Hcysemî'nin belirttiğine göre müdellistir. Heysemî hadisi Taberânî'ye nispet etmiş (I, 83) ve aynı hadisi Bezzâr'm ise farklı ifadelerle naklettiğini ve raviİerinin güvenilir olduklarını söylemiştir. Bûsîrî de demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ bir kısmı ceı/yid olan bir kaç tarikten rivayet etmiştir." (II, 162)

[82] Bûsîrî raviİerinin güvenilir olduklarını söylemiştir. (I, 14)

[83] Müsnede'de denilmiştir ki: "Bunu Bezzâr nakletmiş olup, A1İ b. Hâşim'den başkasının bunu merfû olarak naklettiğini bilmiyoruz, demiştir." Bûsîrî ise demiştir ki: "Bu zâtı Ahmed b. Hanbel, İbn Maîn, İbnü'l-Medinî, Ebû Zür'a, Nesâî, İbn Hibbân ve başkaları güvenilir kabul etmişlerdir" (I, 14) Heysemî de raviİerinin Sahîh'm ravileri olduğunu söylemiştir. (I, 92)

[84] Bûsîrî demiştir ki: "Senedi hakkında tenkit vardır. İbn Ebî Rafi' eğer halası Selam üe Abdullah b. Ca'fer'den rivayette bulunan, kendisinden de Hammad b. Seleme'nin rivayette bulunduğu Abdurrahman b. Ebî Râfi' ise onun hakkında İbn Mam "sâliMır demiştir. Değilse onu tanımıyorum. Senedin geri kalan ravileri ise Sahîhmjn m ravileridir." (I, 7)

[85] Bûsîrî hakkında yorum yapmamıştır. (I, 7) Heysemî demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'la e Mıt'cemü'l-kebîr'de rivayet etmiş olup senedinde yer alan, Süleyman b. Dâvud'da nakleden Muhammed b. Osman'ı zikredene rastlamadım." (I, 92)

[86] Heysemî demiştir ki: "Bunu Bezzâr rivayet etmiş olup senedindeki Yezîd b. Atâ'yı med b- Hanbel ve başkaları güvenilir kabul ederken bir grup bilgin de zayıf görmüştür. Geri kalan ravileri ise güvenilir kimselerdir." (I, 38) Müsnede'de özetle şöyle erıumiştir: "Bunu Bezzâr, Şu'be tarikiyle Ebû İshâk'dan nakletmiş ve mevkuf olduğunu yemiştir. Sonra Yezîd b. Atâ tarikiyle rivayet etmiş ve onu yalnız Yezîd'in nedfmerfû olarak rivayet ettiğini söylemiştir. Dârekutnî ve daha başkaları ise °grusu mevkuftur" demişlerdir. Ebû Ya'lâ da senediyle İmam Ali'den "İslam sekiz karesiyle başlayan merfû bir hadis tahrîc etmiştir. Ancak ben derim ki: Ebû nm senedinde yer alan Habîb hata ederek yanlış ravilerin isimlerini vermiştir; ısu ise an Ebî îsnâk an Sıla an Huzeyfe şeklinde onun sözü olarak gelmiş olmasıdır.

[87] Müsnede'de ise ifade şöyledir: Senedindeki Muhammed b. Ebî Humeyd hadisi zayıf ve hafızası kötü biridir."

[88] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ rivayet etmiş olup ifade ona aittir. Ayrıca İshâk Rahaveyh de tahrîc etmiştir. Senedin ekseninde ise Muhammed b. Ebî Humeyd vardır kı'zayıftır" (I, ıo)

[89] Bakara sur. 2/1-5.

[90] Ravileri Sahîhayn'in ravileridir." (1,10)

[91] Bûsîrî bir değerlendirme yapmamıştır. Hadisi İbn Ebî Şeybe Tarih'inde ve el-İsâbe'de bildirildiğine göre AH b. Abdülazîz de Müsnerf'inde rivayet etmiştir.

[92] Bûsîri Ebû Harun el-Abdî'nin zayıflığı sebebiyle hadisin senedinin zayıf olduğunu söylemiştir.

[93] Nisa sur. 4/48.

[94] Lokman sur. 31/14.

[95] Bûsîri bir değerlendirme yapmamıştır. Ben derim ki: Bunu Ahmed b. Hanbel Abdullah b. Amr'dan rivayet etmiştir. Bkz. Zevâid, I, 97.

[96] Bûsîrî yorum yapmamıştır. Hadisi İsmâîl el-Kâdı el-Ahkam'da rivayet etmiştir. Bkz. £ethü'l-Bârî, X, 320.

[97] Bûsîri demiştir ki: "Bunu Müsedded, Ebû Ya'lâ ve Taberânî zayıf bir senetle rivayet etmişlerdir." (T, 14) Ben derim ki: Müellif hadisi Ebû Ya'lâ'ya nispet etmemiştir. Aynı Şekilde Heysemî de nispet etmemiş, Taberânî'ye nispet ederek senedinde geçen Hüseyn'in metruk biri olduğunu söylemiştir. (Mecnm 1,172).

[98] Heysemî ise demiştir ki: "Bunu Taberânî rivayet etmiş olup ravileri Sahih in ravüeridir." (1,171)

[99] Buradaki bölüm başlığı silinmiştir.

[100] Heysemî demiştir ki: Bunu Taberânî rivayet etmiş olup senedindeki Yezîd b. Sinan'ı Ebû Dâvud ve başkaları zayıf görürken Buhârî "Hadisi sahihe yakındır" demiştir. (1,177)

[101] Bakara sur. 2/177.

[102] Bûsîri demiştir ki: "Bunu Ishâk rivayet etmiş olup ravileri güveniİir kimselerdir ve ifade ona aittir. Ayrıca Ebû Ya'Iâ el-Mevsilî de rivayet etmiştir." (I, 14) Bkz. 3543 nolu hadis.

[103] Ahmed b. Hanbel, Enes'ten merfû olarak rivayet etmiştir. Bkz. M. ez-Zevâid, VII, 211.

[104] Bûsîri bunu el-Hâris'in rivayet ettiğini ve Mevizeler bölümünde şahitleri de zikredileceğini belirtmiştir.

[105] Asıllarda böyîe denilmiştir, ama doğrusu "gelecektir" olmalıdır. Bkz. 2908. nolu hadisler.

[106] Bûsîrî hadisi Bezzâr'a da nispet etmiş ve değerlendirme yapmamıştır.

[107] Bûsîrî tabiinin bilinmemesi sebebiyle hadisin senedini Taberânî, Ebû Umâme'den rivayet etmiştir. Bkz. Zevnid, 1, 204.

[108] Bûsîrî hadisi el-Hâris'in zayıf bir senetle mürsel olarak rivayet ettiğini söylemiştir.

[109] Bûsîrî senedinde yer alan Hakem b. Snân'ın zayıf biri olduğunu söylemiştir. (1,19)

[110] Bûsîrî, Yezîd er-Rakkâşî'nin zayıf oluşu sebebiyle senedini zayıf görmüştür.

[111] Bûsîrî el-Hâris'in bunu mürsel olarak rivayet ettiğini söylemiştir.

[112] Bûsîrî senedini zayıf görmüştür.

[113] Bûsîrî senedini zayıf görmüştür. (I, 20) el-Hâris'in Müsned'inde "Yıldızlar mevzu bahis olduğunda, susun" ilavesi yer almıştır. (I, 246) Taberânî'de de bu şekilde geçmiştir. (Mecma II, 202).

[114] Bûsîrî senedini zayıf görmüştür.



[115] Bûsîrî bunu el-Hâris ve Ebû Ya'lâ'nın zayıf b\r senetle rivayet ettiklerini söylemiştir. 20)

[116] En'âm sur. 6/148-149.

[117] Tercüme, musahhihin dipnotta işaret ettiği İfadeye göre yapılmıştır.

[118] Bunu Bezzâr da rivayet etmiş olup Bûsîrî: "Taberânî ve Bezzâr bunu zayıf bir senetle rivayet etmiştir" açıklamasını yapmıştır. (I, 89)

[119] Bakiyye b. el-Velîd'in tedlis yapmasından dolayı Bûsîrî senedini zayıf görmüştür. (I, 20)

[120] Heysem! bunu Taberânî'nin rivayet ettiğini ve ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[121] Müsnede'de belirtildiğine göre İbn Ebî Leylâ, Bilâl'den hadis işitmemiştir.

[122] Mü'minûn sur. 23/63. 2A'râf sur. 7/172.

[123] Bunu Taberânî rivayet etmiştir. Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Tayâlisî ve İbn Ebî Şeybe rivayet etmiştir. İfade İbn Ebî Şeybe'ye aittir. İkisinin senedinde de zayıflık vardır." (1,18)

[124] Bûsîrî ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir. (1,19)

[125] Bûsîrî de mürsel ve zayi/olduğunu söylemiştir. (1,18)

[126] Bûsîrî demiştir ki: "Ebû Saîd hadisinin ekseninde Ebû Harun vardır. O da zayıftır. Fakat aslı Sahthayn'da Ebû Hureyre hadisi olarak mevcuttur."

[127] Bkz. 1553 nokı hadis.

[128] Bunu Heysemî zikretmiş olup senedinde yer alan Salih b. Serc'in Harici olduğunu söylemiştir. (VII, 206)

[129] Miisnede'dc zayii olduğu ifade edilmiştir. Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ zayıf biri olan Yezîd er-Rakkâşî tarikiyle nakletmiştir." (1,19)

[130] Âl-i İmrân sur. 3/7.

[131] Nûr sur. 24/54.

[132] A'râf sur. 7/159.

[133] Mâide sur. 5/65.

[134] A'râf sur. 7/181.

[135] Senedinde yer alan Ebû Ma'şer Necîh zayıf biridir. Bkz. Heysemî, Mecma VII, 258.

[136] Zevâid'de "babalan, anaları ve kabileîeriyle birlikte" ifadesi geçmiştir.

[137] Bûsîrî demiştir ki: "Senedinde Muhammed b. Ebî Leylâ yer almıştır. Aynı hadisi Tirmizî, İbn Abbâs'dan, Ibn Mâce de İbn Abbâs ve Câbir'den birlikte nakletmiştir." (I, 19}

[138] Heysemî demiştir ki: "Bunu Tabcrânî müdellis olan Baiyyc ve meçhul olan Habîb b. Amr'dan nakletmiştir." (Mecma VII, 206)

[139] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Müsedded bu şekilde rivayet etmiştir. Hâkim ise Abdullah b. Mes'ûd'dan mevkâf olarak rivayet etmiş ve Buhâri ile Müslim'in şartına göre sahih olduğunu söylemiştir." (I, 22) Ben derim ki: Mevkuf rivayeti Taberânî de rivayet etmiş olup Heysemî senedinde yer alan Muhammed b. Beşîr el-Kindî hakkında Yahya'nın "Güvenilir değildir" dediğini söylemiştir. (Mecma 1,173)

[140] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Müsedded hâli meçhul birinin yer aldığı bir senetle rivayet etmiştir." (I, 22). Heysemî de demiştir ki: "Bunu Taberânî rivayet etmiş olup ravileri güvenilir görülmüştür." (1,188).

[141] Tercüme musahhihin dipnottaki işaretlerine göre yapılmıştır.

[142] Bûsîrî hadis hakkında yorum yapmamıştır. Bunu Taberânî Ebu'l-Buhterî yoluyla Abduilah'tan {İbn Mes'ûd) rivayet etmiş olup Ebu'l-Bahterî de İbn Mes'Ûd'dan hadis işitmem iştir. Senedinde yer alan Atâ b. es-Sâib güvenilir olmakla beraber bunamıştır. Hadisi Taberânî muhtasar olarak da nakletmiştir ve bu rivayet, sahihtir." Bkz. M. ez-Zevâid {I, 182)

[143] Bûsîrî demiştir ki. "Bunu İshâk, el-Hâris ve Müsedded sahih bir senetle rivayet etmiştir. İfade Müsedded'e aittir." (III, 85)

[144] Bkz. 3252 nolu hadis.

[145] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu el-Hâris ve Ebû Ya'lâ rivayet etmiş olup senedin merkezinde Ali b. Zeyd b. Cud'ân bulunmaktadır. (I, 20)

[146] Senedinde Ebû Abdurrahman el-Mederû vardır. Müsnede'de Hafız demiştir ki: "Zannedersem Ebû Abdurrahman el-Medenî İshâk b. Abdullah b. Ebî Ferve'dir. Zayıf olan Bakiye de tedlis yapmıştır." Tabiinin zayıf olması sebebiyle hadisi zayıf gören Bûsîrî de demiştir ki: "Bunu Taberânî d-Mıı'cenıü's-sağlr'de el-Hâris el-A'ver'den nakletmiştir. Bu zât zayıf olmakla beraber İbn Hibbân ve başkaları onun güvenilir olduğunu söylemişlerdir." (III, 85).

[147] Bûsîrî: "Bunu Ebû Ya'lâ, Taberânî ve İbn Ebî Âsim rivayet etmişlerdir" açıklamasını yapmış, ama değerlendirmede bulunmamıştır. Heysemî ise şunlan söylemiştir: "Bunu Taberânî rivayet etmiş olup senedinde yer alan Hasan b. Dinar'ın hadisi metruktür." Ben derim ki: Bu zât Ebû Ya'îâ'nm senedinde de vardır. Taberânî'nin lafzı şöyledir: "Gök kubbenin altında Allah'tan başka tapılan heva ve hevesten daha büyük tanrı yoktur." Bkz. M. ez-Zevâid. 1,188.

[148] Hicr sur. 39.

[149] Bûsîrî senedinin munkatı olduğunu söylemiştir.

[150] Hadisi ayrıca el-Hâris de rivayet etmiştir. Bkz. (I, 349) Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Abd b. Humeyd ve Ebû Ya'lâ zayıf bir senetle rivayet etmişlerdir. Zira Haccâc b. Temîm zayıftır."

[151] Bûsîrî değerlendirme yapmamıştır. Senedi bir önceki hadisin senedinden daha sağlamdır. Senedinde yer alan, gulat-ı Şia'dan olan Ebu'l-Cahhâf hakkında Ebû Hatim: "Hadisi uygundur. Ahmed b. Hanbel ve İbn Maîn bu zâtı güvenilir kabul etmişlerdir. Senedi hasendir" açıklamasını yapmıştır.

[152] Bûsîrî hadis hakkında değerlendirme yapmamıştır.

[153] Metinde ne sorduğu belirtilmemiştir. (Mütercim)

[154] Heysemî demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ ve Taberânî rivayet etmiş oİup ravileri Sahîh'ın ravileridir." (1,107) Bûsîrî ise yorum yapmamıştır.

[155] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ zayıf'bir senetle rivayet etmiştir. Zira Yezîd er-Rekkâşî zayıftır. Ama Ebû Saîd hadisi onun şahididir. (I, 17) Heysemî de demiştir ki: "Senedinde yer alan Yezîd er-Rekkâşî'yi ekseriyet zayıf görmekle beraber Ebû Ahmed b. Adî güvenilir kabul ederek "Enes'ten uygun/sâlih hadisler rivayet etmektedir. Kendisinin sakıncasız olduğunu umarım, yorumunu yapmıştır." (Mecma I, 107)

[156] Çünkü Zer, Ubey b. Ka'b'dan hadis işitmemiştir. Aynı hadisi Taberânî de 2er an Muâz b. Cebel tarikiyle rivayet etmiştir. Ancak Zer, Muâz'a da yetişmemiştir. Bkz. M. ez-Zevâid, I, 34.

[157] Bûsîrî hadis hakkında yorum yapmazken Hcysemî: "Senedinde Şehr b. Havşeb yer almıştır" demiştir. (I, 33)

[158] Bûsîrî hadis hakkında yorum yapmamakla birlikte mürsel olduğuna işaret etmiştir.

[159] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu İbn Menî' Sahîhayn'm senediyle rivayet etmiştir." (1,10)

[160] Senedinde Musa b. Ubeyde er-Rabezî yer almıştır. Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Müsedded zayıf bir senetle rivayet etmiştir. Senedinde kopukluk vardır." (1,14)

[161] Bûsîrî demiştir ki: Senedindeki raviler güvenilir olmakla birlikte hadis munkatıdn. Bunu Ahmed b. Hanbel ve Tefsîr'inde İbn Murdeveyh rivayet etmişlerdir" (1,14)

[162] Buradaki Süheyl, İbn Ebî Hazm'dır.

[163] A'râf sur. 7/17.

[164] Bu ve bundan önceki hadisi İshâk aynı senetle rivayet etmiştir. Bûsîrî, İbn Abbâs hadisinin senedinde, zayıf biri olan İbrâhîm b. Hakem b. Ebân'm yer aldığım söylemiştir. (I 21)

[165] Bûsîrî, senedindeki tabiinin hâlinin meçhul olduğunu söylemiştir. (I, 21)

[166] Bûsîrî, senedindeki tabiinin hâlinin meçhul olduğunu söylemiştir. (I, 21)

[167] Heysemî demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ ve Taberânî, Abdullah b. Amr ve Sehl'den rivayet etmiş olup senedinde göçen Musa b. Ubeyde ile ihticâc olunmaz." (Mecmu I, 79) Bûsîrî de: "Bunu İshâk ve Ebû Ya'lâ rivayet etmiş olup hadisin merkezinde yer alan Musa b. Ubeyde zayıftır" açıklamasını yapmıştır. (I, 21)

[168] Şiirde işaret edilen Ahkafın kardeşinden maksat, Âd kavmine gönderilen Hûd peygamber olmalıdır. Çünkü Ad kavminin yaşadığı yerler rüzgarların etkisiyle oluşan tepecikler sebebiyie Ahkâf diye anılmıştır. (Mütercim)

[169] Heysemî demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ rivayet etmiş olup mürseldir" (I, 24)

[170] Bûsîrî yorum yapmamıştır. (I, 16) Heysemî ise demiştir ki: "Senedinde yer alan Umeyye b. Şibl'i Zehebî, Miznn'mda. zikretmiş ve onu zayıf gören bir kimseden bahsetmemiştir. Sadece onun bu hadisini zikretmiş ve bu rivayet sebebiyle hadisin zayıf olduğunu söylemiştir. Doğrusunu en iyi Allah bilir." Ben derim ki: İbn Hibbân bu zâtı es-Sikâfta zikretmiştir. (I, 83)

[171] Hadisi İbn Hibbân, Sebre b. Ebi'l-Fâkih yoluyla merfü olarak nakletmiştir. Bkz. Mevaridü'z-Zam'nn s. 385. el-İsabe ve et-Tehzîb'de Hafız İbn Hacer demiştir ki: Bunu Nesâî hasen bir senetle nakletmiştir. Ben de derim ki: Hadis Cihat kitabının "Müslüman olup hicret eden ve cihat yapan kimseye verilecek sevap" başlıklı babında geçmektedir. (II. 47)

[172] Asıllarda ve el-İthâf da ifade bu şekildedir. Zevnid'de ise ifade "amel bakımından" şeklindedir.

[173] Bûsîrî senetlerinde zayıf biri olan Akil b. el-Ca'dî'nİn bulunduğunu söylemiştir. (I, 24). Heysemî hadisi Taberânî rivayetiyle buradakinden daha uzun olarak nakletmiş ve Şu açıklamayı yapmıştır: "Senedinde Akîl b. el-Ca'd yer almaktadır. Bu zât hakkında Buhârî yorumunu yapmıştır." (1,163)

[174] İbn Ebî Şeybe, Mıısannef, I, 313. Bûsîrî ravilerinîn güvenilir olduklarını söylemiştir.

[175] Bunu Darimî, Ishâk'tan rivayet etmiştir, (s. 29). Müsnede'de "Bu rivayet mevkuf olup ravileri güvenilir kimselerdir. Eğer eş-Şa'bî, Ammâr'dan hadis işitmİşse, sahihtir açıklaması geçmiştir. Bûsîrî ise hadisi kaynak göstermeksizin nakletmiştir.

[176] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu İshâk, hasen bir senetle rivayet etmiştir. Ayrıca Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etmiştir."

[177] Bûsîrî, ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir. (I, 28)

[178] Bûsîrî demiştir ki: Bunu İshâk munkatı/kopuk bir senetle rivayet etmiştir/' Ben derim ki: "Yani İbrahim, Muâz'dan hadis işitmemiştir."

[179] Bûsîrî ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir. Heysemî ise demiştir ki: "Bunu Taberâr.î ve Bezzâr rivayet etmiş olup ravileri Sahîh'm ravileridir." (1,151)

[180] Yusuf sur. 12/1-3.

[181] Bûsîrî senedinde zayıf biri olan Hâlid b. Kays'm bulunduğunu söylemiştir. (I, 30). Heysemî de senedinde yer alan Abdurrahman b. İshâk'ı Ahmed b. Hanbel ve bazı bilginlerin zayıf gördüğünü söylemiştir.

[182] Bûsîrî hadisi İbn Ebî Şeybe'nin hasen bir senetle rivayet ettiğini söylemiştir, fi, 29).

[183] Bûsîrî hadis hakkında yorum yapmazken Heysemî senedinde yer alan Abdullah b. Mu'emmel'i, İbn Maîn, İbn Hibbân ve İbn Sa'd'ın güvenilir kabul ettiğini, Ahmed b. Hanbel'in ise hadislerinin münker olduğunu belirttiğini söylemiştir.

[184] Bûsîrî, Yezîd er-Rakkâşî'nin zayıf biri olduğunu söylemiştir. (I, 29)

[185] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu el-Hâris hasen bir senetle rivayet etmiştir." (I, 29)

[186] Bûsîrî ise yorum yapmamıştır. İbn Adi bu zâtı el-Kamil'inde zikretmiş ve münkcr hadisler rivayet ettiğini söylemiştir. Aynı hadisi Taberânî de rivayet etmiş olup Heysemî senedinde yer alan Bezî'in zayıf biri olduğunu belirtmiştir. (I, 149)

[187] Bûsîrî yorum yapmamıştır, fi, 23)

[188] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu el-Hâris rivayet etmiş olup senedinin merkezinde yer alan Anbese b. Abdurrahman zayıftır. Aynı hadisi Ebû Ya'lâ da rivayet etmiştir."

[189] En'âm sur. 6/112.

[190] Bûsîrî demiştir ki: Bunu Tayâlisî, İbn Ebî Şcybe ve İbn Ebî Ömer rivayet etmiş olup ifade İbn Ebî Ömer'e aittir. Ayrıca İshâk b. Rahaveyh de rivayet etmiştir. Ancak o, "insanların en cimrisi" ifadesi yerine "insanların en sapkını" ifadesini kullanmıştır. Hadisi yine Ebû Ya'lâ ve Ahmed b. Hanbel rivayet etmişlerdir. Yine el-Hâris hadisi muhtasar olarak, İbn Hibbân ise oldukça uzun bir ifadeyle rivayet etmiştir. (I, 27) Bkz. Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 178; İbn Hibbân, Zevâid, s. 52. Hadisin kısımları 3314, 3428, 3453 ve 3454 nolu hadislerde tekrarlanmıştır.

[191] Bunun Taberânî, zayıf biri olan İbn Lehî'a'nın yer aldığı bir senetle rivayet etmiştir. Bkz. Heysemî, Mecma I, 164. İbn Lehî'a Müsedded'in senedinde geçmemiştir. Ancak onda da cl-Hecerî yer almıştır. Bûsîrî ise "Bunu Müsedded ve Taberânî hasen bir senetle rivayet etmişlerdir" açıklamasını yapmıştır. (I, 30). Ben derim ki: "Aynı hadisi Ahmed b. Hanbel: "Faydasız ilmin misali..." ifadesiyle nakletmiştir. Bkz. Zevâid, Heysemî demiştir ki: "Bunu Ahmed b. Hanbel ve Bezzâr rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kabul edilmiştir." (1,184)

[192] Heysemî demiştir ki: Ebû Ya'lâ'nın ravileri Sahıh'm ravileridir. (I, 163). Bûsîrî de demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ Sahîh'in senediyle rivayet etmiştir." (I, 30)

[193] Bunu el-Hâris, Vâkıdî'den, o da İbn Ebî Sebre'den rivayet etmiş olup Vâkıdî'nin zayıflığı nedeniyle Bûsîrî senedini zayıf görmüştür. (I, 28)

[194] Bûsîrî demiştir ki: Bunu İbn Ebî Ömer, İbn Ebî Şeybe, İshâk, Ebû Ya'lâ ve Bezzâr zayıf bir senetle rivayet etmişlerdir. Zira Musa b. Ubeyde zayıftır. Ama Taberânî ve Bezzâr'm naklettikleri Ömer b. el-Hattab hadisi şahididir. (I, 30) Benzeri M. ez-Zevâiâ'de muhtasar olarak geçmiştir. (1,186) bkz. İbnü'l-Mübarek, ez-Zühd, s. 152.

[195] Bûsîrî ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[196] Bu, daha evvel tamamının uydurma olduğuna hükmedilen uzun hadisin bir parçasıdır.

[197] Bkz. 2277 nolu hadis.

[198] Heysemî ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir. (1,149)

[199] Bûsîrî yorum yapmamıştır, fi, 25)

[200] Bûsîrî yorum yapmazken (1, 25) Heysemî ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir. (1,169)

[201] Bûsîrî demiştir ki: Bunu el-Hâris, Seken b. Nâfi'den nakletmiştir. Ebû Hatim bu zât hakkında "Şeyhtir" açıklamasını yapmıştır. Kalan ravileri ise güvenilir kimselerdir. (I, 28)

[202] Hadis daha evvel 3019 numarada geçmiştir.

[203] Asıllarda bu babın başlığı konmamıştır. Ancak Bûsîrî buraya "İyi haberi veya kötü haberi getirene dair bölüm" başlığını atmıştır.

[204] Bûsîrî demiştir ki: Bunu İbn Menî zayıf bir senetle rivayet etmiştir. Zira Yûsuf b. Atıyye es-Saffar zayıftır. (I, 29)

[205] Bûsîrî yorum yapmazken (I, 29) Heysemî mavilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir. (Mecma 1,141)

[206] Bkz. 3023 nolu hadis.

[207] Bkz. Câmiu beyâni'l-ilm, 1,134,

[208] Bûsîrî, hadisi İbn Ebî Şeybe rivayetiyle nakletmiş ve sahîh bir senetle rivayet ettiğini söylemiştir. (I, 29). Heysemî ise hadisi Taberânî'nin rivayet ettiğini ve ravilerinin Sahih'\n ravileri olduğunu belirtmiştir. (Mecma 1,161)

[209] Bûsîrî bunu Müsedded'in rivayet ettiğini ve ravilerinin güvenilir olduklarını söylemiştir. (I, 28)

[210] Heysemî demiştir ki: "Senedinde yer alan Osman b. Abdurrahman ez-Zührı ittifakla zayıftır." (I, 179) Konuyla ilgili olarak Hac bölümünün Umre bahsinde ibn Abbâs hadisi geçmiştir; no. 1214.

[211] Furkân sur. 25/12.

[212] Bûsîrî demiştir ki: "Ravileri güvenilir kimselerdir. (I, 26) Heysemî'nin bildirdiğine göre aynı hadisi Taberânî de Ebû Umâme'den rivayet etmiştir. Ancak senedinde yer alan Ahvas b. Hakem tartışmalıdır. Muhammed b. Fadl b. Atiyye de zayıftır. Muhammed b. Fadl'ın ravisi Useyd b. Zeyd'i ise Yahya yalancılıkla itham ederken başkası metruk olduğunu söylemiştir. Zevâid'in hamişinde bu şekilde kaydedilmiştir.

[213] Ibnü'l-Mübarek ez-Zühd'dc (s. 283) hadisin tamamım rivayet etmiştir. Ayrıca bkz. Ahmed b. Hanbel ez-Zühd, s. 29. Ancak Bûsîrî senedinin, tabiinin tanınmaması sebebiyle zayıf görmüştür. (I, 28). Bkz. Ebû Nııaym, el-Hilye, 1,135.

[214] Müsnede'âe şu açıklama yer almıştır; Leys zayıftır. Bununla beraber Taberâni tarafından merfû olarak nakledilen İbn Mes'ûd hadisi ile İbn Adî tarafından yine merfü olarak nakledilen Enes hadisi yamsıra bir de Hasan'dan nakledilen mürsel hadis bunun şahitleridir. Mürse! hadisin Hasan'a kadar varan senedi sahihtir." Ben derim ki: Aynı hadisi Heysemî, Taberanî ve Bezzâr'a isnat ederek nakletmiş olup senedinde yer alan Leys b. Ebî Süleym'in zayıf biri olduğunu belirtmiştir. (1,135.)

[215] Mâlik b. Mersed.

[216] Hadis, müellifin tamamının uydurma olduğunu söylediği uzun hadisin t parçasıdır.

[217] Bûsîrî demiştir ki: Bunu Müsedded, Ebû Ya'lâ ve e s-Süne nü's-S uğra'da Nesâî rivayet etmiştir. Ben derim ki: "Hadis dört şeyden sığınmakla ilgili bölümdedir." (III, 23)

[218] Bunu el-Hâris, Abdurrahîm b. Vâkid'dan nakletmiştir. Bûsîrî bu zâtın zayıf ravilerden olduğunu belirtmiştir. Yine senedinde Hakim b. Nâfi geçmektedir ki, güvenilir olanlardan münker hadis nakletmektedir. Bûsîrî: "Bunu el-Hâris munkatt bir senetle rivayet etmiştir" demiştir. (1,13)

[219] Bûsîrî demiştir ki: Bunu İbn Ebî Ömer ravüeri güvenilir olan bir senetle rivayet etmiştir. Ne var ki senet munkatıdır. {I, 27)

[220] el-Hâris'in Müsned'İnde bu ifadeden sonra Saîd b. Âmir rivayetinde "Onları dinleyin, itaat edin", Affân rivayetinde de "Başınıza Habeşistanlı bir köle bile tayin edilse onu dinleyip itaat edin " ilaveleri geçmektedir. Bkz. 1,16, 82; el-İthâf, I, 22.

[221] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu el-Hâris zayıf bir senetle rivayet etmiştir. Çünkü tabii neslinden olan şahıs meçhuldür. Aynı şekilde İbn Mcnî ve Ebû Ya'lâ da rivayet etmişlerdir." (I, 22) Ben derim ki: Senetteki tabii Saîd b. Huscym olup şahsen bilinmeyen (meçhulü'l-ayn) biri değildir. Tehzîbü't-tehzîb ve başka kaynaklarda yer aldığına göre kendisinden Avf ve Ebu'l-Eşheb rivayette bulunmuştur. Fakat Bûsîrî'nin muttali olduğu rivayette "Şam halkından bir zâttan naklen" ifadesi geçince onun meçhul olduğuna hükmetmiştir. el-Hâris'in Müsned'inm bendeki iki nüshasına göre doğru ifade ise "Şam halkından olan Saîd b. Hüseyin'den naklen" şeklindedir.

[222] el-İthâf da ifade şöyiedir: İbn Ömer'in düğmelerinin açık olduğunu gördüm ve bunun sebebini sordum. "Ben, Allah Resûlü'nü bu şekilde namaz kılarken gördüm" diye cevap verdi. Bûsîrî şu açıklamayı yapmıştır: "Bunu Ebû Ya'İâ, Bezzâr, İbn Huzeyme, İbn Hibbân ve Beyhakî rivayet etmiş olup lafız İbn Hibbân'a aittir." (I, 22) Heysemî ise demiştir ki: Bunu Bezzâr ve Ebû Ya'lâ rivayet etmiş olup senedinde geçen Ömer b. Mâlik'i, İbn Hibbân es-Sikât'ta zikretmiş ve "Garib rivayetler nakleder ve hata yapar" açıklamasını yapmıştır.

[223] Hadisin tamamı şöyledir: "Kim bir müminin ayıbım Örterse, Allah onu kıyamet gününün şiddetli sıcağından korur." Ukbe demiştir ki: "Ben, onu Allah Resûlü'nden bu şekilde işittim."

[224] el-İthâf'da "Müslüman'ın ayıbını örtmeye dair bir hadis ifadesi geçmiştir. Hadis hakkında değerlendirme yapmayan Bûsîrî onu İbn Mcnî ve Ahmed b. Hanbel'in rivayetleriyim muhtasar olarak nakletmiş, ravilerinîn güvenilir olduklarını söylemiş ve ayrıca hadisi Taberânî'nin Sahîh'in senediyle naklettiğini belirtmiştir. (I, 24) Hadîsin bazı tarikleri için ayrıca bkz. Zevâid, 1,134.

[225] Bûsîrî ravilcrinin güvenilir olduklarını söylemiştir.

[226] Bûsîrî hadis sm/;/olarak değerlendirmiştir. I, 22.

[227] Senedinde yer alan Osman b. Abdurrahman hakkında Buhârî: "meçhuldür. Hammad b. Ebî Süleyman'dan rivayette bulunmuştur. Hammad'dan ancak Şube, Sevrî ve Destevâî gibi eskilerin rivayetleri kabul edilir. Bunlar dışındakiler ise ondan ancak ihtilat/bunaklık döneminden sonra rivayet etmişlerdir" açıklamasını yapmıştır. Bkz. Heysemî, 1,119. Bûsîrî ise hadis hakkında değerlendirme yapmamıştır.

[228] Senedinde yer alan Yezîd b. Rabî'a ed-Dimeşkî zayıf biridir. Aynı hadisi Taberânî de el-Mu'cemü'l-kebtr'de rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir. Ancak haklarında tenkit vardır. Bkz. Bûsîrî I, 23.

[229] Bûsîrî'nin belirttiğine güre Yezîd er-Rakkâşî zayıf biridir.

[230] Senedinde yer alan Yûsuf b. Hâlid el-Basrî zayıf biridir. Bu yüzden Bûsîrî hadisin senedini zayıf saymıştır. (I, 23).

[231] Bûsîrî demiştir ki: Bunu Dârekutnî ve Beyhakî rivayet etmişlerdir. Ancak bu rivayette "fıkıh bana, bir geceyi sabaha kadar ihya etmekten daha sevimlidir" ifadesi geçmiştir. Müellif demiştir ki: "Zührî'den mahfuz olan bu metindir." İki tarikin senedinin merkezinde de zayıf biri olan Yezîd b. Iyâd bulunmaktadır. (I, 23)

[232] Bûsîrî demiştir ki: "Hadisi Tayâlisî ve el-Hâris rivayet etmiş olup ifade el-Hâris'e aittir, ikisinin senedinde de hâli meçhul biri olan Humeyd b. Süveyd yer almıştır."

[233] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Tayâİisî ve el-Hâris zayıf bir senetle rivayet etmişlerdir. Çünkü el-Efrîkî zayıf biridir. Yine onun vasıtasıyla aynı hadisi İbn Mâce de tahrîc etmiştir. Ama bu rivayette "Bu sıfat, daha üstündür" ifadesi yer almamıştır.

[234] Bûsîrî hadisin senedini, Zeyd el-Ammî'nin zayıf olması nedeniyle zayıf saymış ve "Hadisi Tirmizî, Ebû Umâme'den rivayet etmiş olup ifadesi şeklindedir" açıklamasını yapmıştır.

[235] Bûsîrî'nin belirttiğine göre senedinde yer alan Halîl b. Murre zayıftır.

[236] Bûsîrî demiştir ki: "Hadisi Tayâlisî, Müsedded ve Ahmed b. Hanbel rivayet etmişlerdir." Edeb bölümünde hadis ilaveli olarak gelecektir. Ayrıca Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de zararsız bir senetle nakletmiştir.

[237] Bûsîrî şu kaydı düşmüştür: "Bunu Ebû Ya'lâ farklı yollarla ve farklı ifadelerle bir grup sahabiden nakletmiştir. Ali b. Ebî Tâlib, İbn Mes'ûd, Muâz b. Cebel, Ebu'd-Derdâ, ibn Ömer, İbn Abbâs, Ebû Saîd el-Hudrî ve Enes b. Mâlik bunlardandır. Tarikleri çok olsa da hafızlar hadisin zayıf olduğu konusunda ittifak etmişlerdir. (I, 24)

[238] Bûsîrî hadisin senedini, Eyyûb b. Zekvân'm zayıflığı sebebiyle zayıf görmüştür.

[239] Bunu İbnü'l-Mübârek, Nuaym'm Ebû Nadre tarikiyle İmrân'dan naklettiği zevâid arasında nakletmiştir. (s. 23) Hadisi Hasan ve Ebû Nadre'den rivayet eden ise Alı b. Zeyd b. Cud'ân'dır. Bu yüzden Bûsîrî senedini zayıf olarak değerlendirmiştir. (II, 21)

[240] Bûsîrî, senedinde zayıf biri olan Yezîd er-Rekkâşî'nin bulunduğunu söylemiştir.

[241] Bûsîrî, Fİz' ve İsmet b. Beşîr'in zayıflığı sebebiyle hadisin senedini zayıf saymıştır. (II, 21) Hadisi Buharı Tarih'inde muhtasar olarak nakletmiştir.

[242] Senedinde yer alan Ebû Hârûn el-Abdî zayıftır. Ben derim ki: Hadisin bir kısmını Buhârî Tarih'inde ve İbn Hacer de el-İsabe'âe zikretmiştir. Metin, -bu tarik dışında bir yolla- sahih olup Buhârî, Müslim ve başka kaynaklarca çok sayıda sahabiden nakledilmiştir, Hatta bu hadis, mütevatir hadis için gösterilen en ideal örnektir.

[243] Bûsîrî demiştir ki: Bunu İbn Meni', zayıf bir senetle rivayet etmiştir. Zira tabii neslinden olan ravi bilinmemektedir ve ayrıca İbn Lehî'a da zayıftır.

[244] Bûsîrî, tabii neslinden olan ravinin tanınmaması ve zikri geçen Düceyn'in zayıflığı nedeniyle hadisin senedini zayıf saymıştır.

[245] Bûsîrî demiştir ki: "Bunu Ebû Ya'lâ, İbn Hibbân'm şartına göre sahih bir senetle rivayet etmiştir." (II, 26)

[246] Bkz. 3048 nolu hadis.



© 2015 http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/