KİTÂBU'T-TEVHÎD TEVHİD BÖLÜMÜ

 

Bâb: "Allah, Göklerin Ve Yerin Yaratıcısıdır" Ayet-İ Kerimesi


494- Kabîsa bize anlatarak dedi ki: Süfyân bize İbni Cüreyc'den, o Süleyman'dan, o Tâvûs'tan, İbni Abbâs'ın (ra) şöyle dediğini nakletti:
Allah Resulü (sav) geceleyin teheccüd için kalktığı zaman şöyle dua ederdi:
"Allahümme leke'l-hamdü, ente Rabbü's-semâvâti ve'l-arz, leke'l-hamdü ente Kayyimü's-semâvâti ve'1-arzi ve men fîhinne, leke'l-hamdü ente Nûrü's-semâvâti ve'1-arzi, kavluke'l-hakku ve va'duke'l-hakku ve likâuke hakkun ve'1-cennetu hakkım ve'n-nâru hakkım ve's-sâatu hakkun. Allahümme leke eslemtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve ileyke enebtü ve bike hâsemtü ve ileyke hâkemtü f ağfir lî mâ kaddemtü ve mâ ahhertü ve mâ esrartü ve mâ a'lentü, ente ilâhî lâ ilahelî gayruke {=Allahım, hamd Sana'dır. Göklerin, yerin ve içindekilerin Rabbi Sensin. Hamd Sanadır. Sen göklerin, yerin ve içindekilerin Hâkimisin. Hamd Sanadır. Sen göklerin ve yerin nurusun ve hamd Sanadır. Sözün haktır, vaadin haktır, Seninle karşılaşmak da haktır, cennet de haktır cehennem de haktır, kıyamet de haktır. Allahıml! Sana teslim oldum, Sana inandım ve Sana tevekkül ettim. Sana yöneldim, Senin için husumette bulundum. Senin hükmünü hakem yaptım. Geçmişte, gelecekte, gizli açık işlediğimi bağışla. Benim için Senden başka ilah yoktur!)[1]

Şerh

Süfyân" b. Uyeyne'dir. Teheccüd namazında okunan me'sûr duayı ele alan bu hadis-i şerif daha önce geçmiş ve şerhedilmişti. Ancak anılan duanın lafızları içinde geçen ve tevhîd akîdesiyle ilgili olan esaslardan dolayı burada tekrar zikredilmiştir. Hadisten çıkarılabilecek itikadı esasları şöyle sıralayabiliriz:
1. Cenab-ı Allah, göklerin, yerin ve içindekilerin tek yaratanı, Rabbi, Hâkimi ve yol gösterenidir.
2. O'ndan başka ilah yoktur.
3. Hesaba çekilmek üzere O'nun huzuruna çıkmak, cennet, cehennem ve kıyamet haktır.
4. O'nun sözü ve vaadi haktır.
5. Yalnız O'na tevekkül edilir, O'na yönelinir, O'ndan niyazda bulunulur.
6. Kulların günahlarını bağışlama hak ve yetkisi de sadece O'nun elindedir.
7.O'nun hükmü kesin ve nihâi hüküm olup sorgulanamaz. Baba başlığında geçen ayet-i kerime meâlen şöyledir: "Allah, gökleri ve yeri yoktan yaratandır." (En'âm, 73) Hadis hakkında daha fazla bilgi için bkz. 48, 49 no.lu gece namazıyla ilgili hadisler

 

Bâb: Allah'ın İsimleriyle Dua Ve İstiâzede Bulunmak


495- Ebû Nuaym bize anlatarak dedi ki: Verkâ bize Abdullah b. Dî-nâr'dan, o İbni Ömer'den (ra) şunu nakletti:
Allah Resulü (sav) buyurdu ki: Babalarınız (adı) ile yemin etmeyin. Her kim yemin edecekse Allah'ın adı üzerine yemin etsin.[2]

Şerh

Daha önce yemin bahsinde geçen bu hadis-i şerif orada şerhedilmiş ve yeminle ilgili hükümleri açıklanmıştı. Hadisin burada tekrar zikredilme sebebi, yeminde olduğu gibi duâ ve istiâze gibi kulluk ifadelerinde de Yüce Allah'ın isimlerinin kullanılması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Tevhid akidesinin en temel esaslarından biri de bu olup Allah'tan başkasının adıyla veya başkalarından dua ve istiâzede bulunmak günahtır.

 

Bâb: "Allah Yaratan, Vareden, Suret Verendir.." Ayet-İ Kerimesi


496- İshâk bize anlatarak dedi ki: Affân bize Vüheyb'den, o Musa b. Ukbe'den, o Muhammed b. Yahya'dan, o İbni Muhayrîz'dan, o Ebû Saîd el-Hudrî'den (ra) şunu nakletti:
Onlar Mustalik oğulları seferine katılmış ve bir çok Arap köleyi esir almışlardı. Kadınları arzulamış ve onlarla birlikte olmak istemişlerdi. Fakat hamile kalmamaları (gerekiyordu). Allah Resûlü'ne (sav) azlin hükmünü sordular. Buyurdu ki: Bunu yapmamanızla ilgili bir yükümlülüğünüz yoktur. Fakat (biliniz ki) Yüce Allah'ın Kıyamet gününe kadar varolup çıkmasını yazdığı her nefis mutlaka çıkacaktır.[3]

Şerh

Bu hadis-i şerif daha önce muhtelif bölümlerde geçmiş ve şerhedilmiştir. Burada zikredilme sebebi, azil veya diğer doğum kontrol yöntemlerinden hangisi kullanılırsa kullanılsın Yüce Allah'ın yaratmayı takdir ettiği her insanın yaratılacağı hakikatinin beyan edilmesidir. Çünkü yaratıp can veren ve şekillendiren yalnız O'dur.
Bab başlığındaki ayet-i kerime meâlen şöyledir:
Allah yaratan, vareden, suret verendir.." (Haşr, 24)

 

Bâb: "De Ki: Hangi Şeyin Şahitliği Daha Büyüktür?" Ayet-İ Kerimesi


497- Abdullah b.j Yusuf bize anlatarak dedi ki: Mâlik bize Ebû Hâzim'den, o Sehl b. Sa'd'dan (ra) şunu nakletti:
Allah Resulü (sav) bir adama "Ezberinde Kur'an'dan bir şey var mı?" diye sordu. Adam, "Evet, şu sûre, şu sûre" diyerek isimlerini zikretti.[4]

Şerh

Bu hadis-i şerif daha önce Nikah bölümünde ve başka bölümlerde geçmiş ve oralarda ilgili bölümleriyle şerhedilmişti. Hadisin bu bölümde zikredilme sebebi, bir kimsenin dürüstlüğü ve liyâkatini gösterme bakımından Allah'tan daha güçlü bir şahidinin olamayacağı, dolayısıyla beyan ettiği sözün en sâdık tanığının Yüce Allah olduğunun belirtilmesidir.
Bab başlığında yer alan ayet-i kerime meâlen şöyledir:
"De ki: Hangi şeyin şahitliği daha büyüktür? Benimle sizin aranızda şahit olan Allah'tır. Bu Kur'an, bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu. Allah ile beraber başka ilahların olduğuna siz mi şahitlik ediyorsunuz? De ki: Ben, şahitlik etmiyorum. De ki: 0 tek bir ilahtır ve ben sizin koştuğunuz şirkden uzağım." (En'âm, 19)

 

Bâb: "O Gün Bazı Yüzler Parlar" Ayet-İ Kerimesi


498- Sabit b. Muhammed bize anlatarak dedi ki: Süfyân bize îbni Cüreyc'den, o Süleyman el-Ahvel'den, o Tâvûs'dan, o İbni Abbâs'tan (ra) şunu nakletti:
Allah Resulü (sav) geceleyin teheccüd için kalktığı zaman şöyle dua ederdi:
"Allahümme Rabbena leke'I-hamdü, ente Kayyimü's-semâvâti ve'l-arzi ve leke'I-hamdü ente Rabbü's-semâvâti ve'l-arz ve men fîhinne, ve leke'I-hamdü, ente Nûrü's-semâvâti ve'1-arzi ve men fîhinne, ente'l-hakku ve kavluke'I-hakku ve va'duke'I-hakku ve Hkâuke'l-hakku ve'l-cennetu hakkun ve'n-nâru hakkun ve's-sâatu hakkun. Allahümme leke eslemtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltu ve ileyke hâsemtü ve bike hâkemtü fağfir lî mâ kaddemtü ve mâ ahhertü ve mâ esrartü ve mâ a'Ientü ve mâ ente a'lemu bihi minî, lâ ilahe illâ ente (= Allah im, Rabbi-miz, hamd Sana'dır. Göklerin veyerin Hâkimi Sensin. Hamd Sanadır. Sen göklerin, yerin ve içindekilerin Rabbisin. Hamd Sanadır. Sen göklerin, yerin ve içindekilerin nurusun ve hamd Sanadır. Sen haksin, sözün haktır, vaadin haktır, Seninle karşılaşmak da haktır, cennet de haktır cehennem de haktır, kıyamet de haktır. Allahıml! Sana teslim oldum, Sana inandım ve Sana tevekkül ettim. Sana yöneldim, Senin için husumette bulundum. Senin hükmünü hakem yaptım. Geçmişte, gelecekte, gizli açık işlediğimi, ve Senin benden daha iyi bildiğin kusurlarımı bağışla. Senden başka ilah yoktur!)[5]

Şerh

Bu hadis-i şerif daha önce Gece namazı ve Tevhid bölümünde geçmiş ve şerhedilmişti. Bu bab altında zikredilme sebebi, kıyamet gününün hak olduğuna ve o gün O'nun bağışlayacağı kulların yüzlerinin parlayacağı, bazılarının ise kararacağı anlamına delâlet eden ifadelerdir.
Bab başlığında geçen ayet-i kerime meâlen şöyledir:
"O gün bazı yüzler parlar." (Kıyamet, 22)

Bâb: "Allah'ın Kelâmını Değiştirmek İstiyorlar" Ayet-İ Kerimesi


499- Mahmûd bize anlatarak dedi ki: Abdürrezzâk bize İbni Cüreyc'den, o Süleyman el-Ahvel'den, o Tâvûs'dan, o İbni Abbâs'tan (ra) şunu nakletti:
Allah Resulü (sav) geceleyin teheccüd için kalktığı zaman şöyle dua ederdi:
"Allahümme leke'l-hamdü, ente NûrüVsemâvâti ve'I-arzi ve leke'l-hamdü ente Kayyimü's-semâvâti ve'I-arzi ve leke'l-hamdü ente Rabbü's-semâvâti ve'I-arz ve men fîhinne, ente'l-hakku ve va'duke'l-hakku ve kavluke'l-hakku ve likâuke'l-hakku ve'I-cennetu hakkuıı ve'n-nâru hakkun ve'n-nebiyyûne hakkun ve's-sâatu hakkun. 'Vllahümme leke eslemtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeitü ve ileyke Hicbtü ve bike hâsemtü ve ileyke hâkemtü f ağfir lî mâ kaddemtü ve mâ ıhhertü ve mâ esrartü ve mâ a'lentü ente ilâhî lâ ilahe illâ ente -Âllahım, ham d Sana'dır. Göklerin ve yerin Nuru Sensin. Hamd Sana-hr. Sen göklerin, yerin ve içindekilerin Hâkimisin. Hamd Sanadır. Sen löklerin, yerin ve içindekilerin Rabbisin ve hamd Sanadır. Sen haksin, aadin haktır, sözün haktır, Seninle karşılaşmak da haktır, cennet de hakir cehennem de haktır, peygamberler de haktır, kıyamet de haktır. Ulahım! Sana teslim oldum, Sana inandım ve Sana tevekkül ettim. Sana öneldim, Senin için husumette bulundum. Senin hükmünü hakem yap-m. Geçmişte, gelecekte, gizli açık işlediğim kusurlarımı bağışla. Sen benim ilâhımsın, Senden başka ilah yoktur!)[6]

Şerh

Daha önce muhtelif bölümlerde geçtiğini belirttiğimiz bu hadis-i şerifin burada zikredilme sebebi, Allah'ın sözünün hak olduğunu, dolayısıyla değiştirilmesinin mümkün olmayacağına delalet eden muhtevâsıdır.
Bab başlığında yer alan ayet-i kerime meâlen şöyledir:
"Geri bırakılanlar, ganimetleri almak üzere gittiğiniz zaman şöyle diyecekler: "İzin verin, biz de size uyalım!" Onlar Allah'ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: "Bize asla uyamazsınız! Allah önceden de böyle buyurmuştu." Bu kez şöyle diyecekler: "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz." İşin doğrusu şu ki, onlar az bir kısmı hâriç, anlamıyorlar." (Fetih, 15)


[1] Bkz. 438 no.lu hadis-i şerif!
[2] Bkz. 261 no.lu hadis-i şerif
[3] Bkz. 239 no.lu hadis-i şerif.
[4] Buhârî, vekâlet/2144, fezâilu'I-Kur'ân/4641-4642, nikâh/4697, 4727, 4731, 4737, 4740, 4745, 4752-4753, libâs/5422, tevhîd/6867; Müslim, nikâh/2554; Tirmizî, nikâh/1032; Nesâî, nikâh/3238, 3306/Ebû Dâvud, nikâh/1806; İbn Mâce, nikâh/1879; İbn Hanbel, bakî musnedi'l-Ensâr/21733, 21783; Mâlik, nikâh/968;Dârimî, nikâh/2104
[5] Bkz. 438 no.lu hadis-i şerif.
[6] Bkz. 438 no.lu hadis-i şerif.

islam