KİTABU'Ş-ŞUFA (Şufa Kitabı)

KİTABU'Ş-ŞUFA

(Şufa Kitabı)

1- "Şufa (Hakkı) Taksim Olunmamış Maldadır. Sınırlar Konduğunda Şufa Yoktur" Babı [1]


1-.... Câbir ibn Abdillah (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) tak-sîm olunmamış her şeyde şuf'a (hakkı) ile hükmetti. Sınırlar konulup yollar ta'yîn edildiği zaman artık şuf'a hakkı yoktur [2].

2- Ortağın Satıştan Önce Şuf'a Hakkı Sahibi Olan Ortağına Şuf'a Yi Arzetmeşi (Yânî Satış Teklif Etmesi) Babı


Hakem ibnu Uteybe: Şufa hakkına sâhib kişi, malı satmak isteyen ortağına satmadan önce izin derdiğinde, artık izin veren ortak için şufa kalmaz, demiştir. eş-Şa'bî de: Her kim kendisi hâzır ve şâhid iken şuf ası satılır da bu satışı değiştirmezse, artık onun şufa hakkı yoktur, demiştir [3],

2-.......Tabiî olan Amr ibnu'ş-Şerîd şöyle demiştir: Bir kerre Sa'd ibn Ebî Vakkaas'm yanında durmuştum. Akabinde Misver ibnu Mahreme geldi ve elini.benim bir omuzumun üzerine koydu. Bu sırada Peygamber'in âzâdh kölesi Ebû Râfi' geldi ve:
—  Yâ Sa'd, hanen içinde bulunan iki odamı (satacağım), benden bunu satın al, diye teklif etti.                                 
Sa'd ibn Ebî Vakkaas:
—  Vallahi ben onları satın almıyorum, dedi. Misver ibnu Mahreme de hemen:
—  Vallahi sen bu iki odayı elbette satın alacaksın, dedi. Sa'd, Ebû Râfi'e:
— Vallahi ben sana dörtbin dirhemden fazla vermem, bu da ceste ceste yâhud kesik kesik olacak, dedi.
Ebû Râfi' de:
— Bu iki odaya karşılık bana (başkası tarafından) beşyüz dînâr verilmiştir. Eğer ben Peygamber(S)'i "Komşu komşuya en hakklı bir şejî'dir" buyururken işitmemiş olsaydım, bu iki odalı mekânımı, ona karşılık beşyüz dînâr teklîf edilmiş olduğum hâlde, onu sana dörtbin dirheme vermezdim, dedi.
Akabinde o yeri Sa'd'e verdi [4].                               

3- Bâb: Hangi'komşuluk Daha Yakındır?


3-....... Âişe (R): Ben:
— Yâ Rasûlullah! Benim iki komşum vardır. (Hediye vermek istediğimde) hediyemi  bunlardan  hangisine evvelâ vereyim? diye sordum.
Rasûlullah (S):
—  "Kapısı sana en yakın olan komşuna ver" buyurdu [5]

[1] el-Câmi'u's-Sahîh'in nüshalarını rivayet eden râvîler bu kitâb ve bâb başlıklarını değişik şekilde getirmişlerdir. Ebû Zerr el-Herevî, el-Müstemlî'den buradaki gibi rivayet etmiştir. Ebû Zerr'in yine el-Müstemlî'den gelen diğer rivayetinde "Kitâbu's-Selem fî'ş-Şuf'a" şeklindedir.
Bu son rivayete göre şufa bahsi selemin tamamlayıcı bölümlerinden oluyor.
[2] Şufa, lügatte, bir şeyi diğer bir şeye zamm ve ilâve etmektir. Bu suretle şuf'a, biri iki; teki çift yapmaktan ibaret oluyor. Şeriat örfünde şuf'a: Satılan bir mülk üzerinde ortaklık veya komşuluk sebebiyle, satılan bu mala müşteri üzerinde takarrür eden şartlar dâiresinde cebren mâlik olma hakkını hâiz olmaktır. Daha açık bir deyişle, şuf'a, satılan bir malı müşteriye kaça verildiyse o fiatla mal edinme hakkına mâlik olmaktır. Meselâ bir akarın iki veya daha fazla hissedarları, onun şâyialı bir hissesini satın alan üçüncü bir şahsa karşı şuf'a hakkını hâizdir. Bu hakk, adı anılan mülkte ortaklıktan doğmaktadır. Ortaklardan biri şâyialı hissesini üçüncü bir şahsa temlik etse, herbir hissedar üçüncü şahıstan bedelini vererek o malı cebren satın almak hakkını hâizdir.
Taşınmaz mallar üzerinde şufa hakkı, o mal taksim olununcaya kadar devam eder. Meselâ bir tarla ve bahçe taksim edilip de sınırlar ayrılarak yollar ta'yîn edildiği zaman şuf'a nihayet bulur.
Hadîsin başlığa delîlliği apaçıktır. Bu hadîs, Buyu' Kitâbı'nda da geçmiş ve orada bâzı açıklamalar verilmişti.
[3] Buhârî'nin başlığa delîl için getirdiği Hakem'in sözü ile eş-Şa*bî'nİn sözünü îbn Ebî Şeybe, senedleriyle rivayet etmiştir.
[4] Hadîsin başlığa delîîîiği "Evinin içinde bulunan iki odamı benden satın al" sö-zündedir. Çünkü bunda ortağın, şuf a hakkından dolayı satıştan önce kendi ortağına satış arzetmesi vardır.
Bu hadîste dört sahâbî ismi geçmiştir: Ebû Râfi', Sa'd ibn Ebî Vakkaas, Misver ve Mahreme. Ebû Râfi', Misırlı'dır.
Evvelâ Abbâs'ın kölesi idi. Abbâs, Peygamber'e hibe etmiştir. Abbâs müs-lümân olunca, Ebû Râfi', Abbâs'ın İslâm'a girişini Peygamber'e müjdelemiş. Peygamber de bu müjdeye karşılık kendisini hürriyete kavuşturmuştur. Alî'nin halîfeliği zamanında ölmüştür (Umdetu'l-Kaarî).
Bu hadîs, şuf a hakkının subûtu hususunda en mühim şer'î esâsları ihtiva etmektedir. Bunlardan biri; "Komşu komşunun malında en haklı bir şefi'dir" esâsıdır.
Diğer bir esâs, şuf'a hakkının mutlak olarak sabit olmasıdır. Bunda bu hakkı hâiz olan şefî'in hâzır gâib; şehirli, köylü; müsiim, zımmî; küçük, büyük olmasının hiçbir farkı yoktur.
[5] Hadîsin başlığa uygunluğu, hangi komşunun daha yakın olduğunu açıklayıp ce-vâblaması yönündendir.
Buhârî'nin hediye hakkında gelen bu hadîsi Şuf a Kitâbı'nda zikretmesi, komşuluk hakkının ehemmiyetini beyân ve şuf'a için de kıyâsa dayanak olabileceğini bildirmek içindir. Hattâ şârih Kastallânî, Buhârî'nin Âişe hadîsini burada sevketmesi en yakın komşunun şuf'aya hakk kazanacağı hakkındaki Küfe ehli mezhebini tercih ettiğini iş'âr İçindir diyor ki, ehli Küfe ile Hanefîler'i kasdet-miş olacaktır. Fîlhakîka, komşu şuf'asımn subûtu hakkında âlimler ihtilâf etmişlerdir. Hanefî imamları yalnız bitişik komşu için şuf'anın subûtunu kabul etmişlerdir. Bitişik olmayanlara şuf'anın şümulünü kabul etmemişlerdir. Şuf'anın vucûbundaki gaye, hâriçten gelecek ezâ ve rahatsızlığı def etmektir...

islam
islam