KÎTÂBU'L-İSTİ'ZÂN İZİN İSTEME BÖLÜMÜ

 

Bâb: Yüce Allah'ın "Ey İman Edenler! Başkalarının Evlerine.." Buyruğu Hakkında


435- Ebu'l-Yemân bize anlatarak dedi ki: Şuayb bize ez-Zührî'den, o Süleyman b. Yesâr'dan o Abdullah b. Abbâs'tan (ra) şunu nakletti:
Allah Resulü (sav) Kurban (Nahr) Günü el-Fadl b. Abbâs'ı devesini semeri üzerine terkisine almıştı. El-Fadl yakışıklı bir adamdı. Allah Resulü (sav) insanlara fetva vermek üzere durdu.
Has'am'dan güzelce bir kadın Allah Resûlü'ne (sav) fetva vermek üzere geldi. el-Fadl kadına bakmaya başladı. Kadının güzelliğine hayran kalmıştı. Allah Resulü (sav) -dinlemek üzere- kadına yöneldi. el-Fadl hâlâ kadına bakıyordu. Allah Resulü (sav) eliyle yüzünü perdeledi, el-Fadl'ın çenesinden tutup kadına bakamayacağı tarafa çevirdi.
Kadın şöyle dedi: "Ey Allah Resulü! Allah'ın kullarına farz kıldığı hac farizası babama çok yaşlı iken ulaştı, binek üzerinde duramayacak hâlde. Acaba onun adına hac yapabilir miyim?" dedi. O da "Evet" buyurdu.[1]

Şerh

Bu hadis-i şerifin bab başlığıyla ilişkisinin Has'amlı kadının soru sormak için beklemesine dayandığı varsayılsa bile konunun daha çok örtünme ve özel hayatın mahremiyeti gibi esaslarla bağlantısından dolayı böyle bir tercihin yapıldığı düşünülebilir. Çünkü başkalarının evlerine girmek için izin istenmesi, her şeyden önce evlerin mahremiyetine tecavüz edilmesini önlemek içindir. Bab başlığı olan ayet-i kerime meâlen şöyledir:
"Ey iman edenler, evlerinizden başka evlere, yakınlık kurup (izin almadan) ve (ev halkına) selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır; umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz." (Nûr, 27)

Hüküm

Merhum Elmahlı Hamdi Yazır bu ayetin tefsirinde şöyle demektedir: "Kendi evlerinizden başka evlere, odalarınızdan başka odalara sahiplerine geldiğinizi farkettirip ev halkına selam vermedikçe girmeyiniz. Başkalarının mülküne izinsiz girmek gasb gibi olacağından hukuken ve hükmen haram olduğu gibi kendi mülkü olan, dinen girmeye hakkı bulunan ev içerisinde de olsa, gerek kendinden başkasına ait olan odalara habersiz ve selamsız giri-vermek de terbiye yönünden ve dini yönden yasak kılınmıştır.
Burada geldiğini farkettirmeyi, izin istemek, diye tefsir edenler olduğu gibi, durumu araştırma ile selamlama, yani izin istemeden önce durumun girmeye uygun olup olmadığını bilmeye çalışmak veya insan bulunup bulunmadığını öğrenmek istemek mânâlarıyla tefsir edenler de olmuştur. Gözüken burada farkettirmek, vahşice mukabili olmasıdır ki, baskın yapar gibi birdenbire vahşicesine girivermeyip insanlığa yaraşır ve duruma uygun bir yakınlık ortaya koymak, demek olur." (Hak Dini Kur'an Dili)

Ders

Allah Resulü (sav) Has'amlı kadının sorusuna cevap verirken yeğeni el-Fadl b. Abbâs'ın oni dikkatle bakmasına engel olmak istemiş ve çenesinden tutarak yüzünü başka tarafa çevirmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, dikkatle ve sürekli bakmanın yol açabileceği fitnenin önünü alma çabasıdır. Meseleye bu açıdan bakıldığında, bakışlarda mutedil olmak, özel hayata saygı duymak, başkalarının evlerine veya odalarına izinsiz girmemek çok anlamlı davranışlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Bâb: Kim Bir Topluluğun Ziyaretine Giderse


436- İsmail bize anlatarak dedi ki: Mâlik bize İbni İshak b. Abdillah b. Ebî Talha'dan, o Enes b. Mâlik'ten (ra) şunu nakletti:
Allah Resulü (sav) Küba'ya gittiğinde Ümmü Haram bn. Milhân'ın evine uğrar, o da kendisine yemek ikram ederdi. Ümmü Haram, Ubâde b. es-Sâmit'in nikahı altındaydı. Allah Resulü (sav) bir gün yine onun evine gitti ve o da Allah Resûlü'ne (sav) yemek hazırladı. Allah Resulü (sav) uyudu ve bir süre sonra gülerek uyandı.
(Ümmü Haram der ki:) Ey Allah Resulü! Neye güldünüz? diye sorduğumuda şöyle buyurdu: Ümmetimden bazıları Allah yolunda cihat ediyor hâlde, deniz seferine çıkmış, tahtlara kurulmuş sultanlar gibi (yahut) tahtlar üzerindeki sultanlar misâli bana gösterildi.
(İshâk burada tereddüt etti.) -Ümmü Haram-: Bunun üzerine "Ey Allah Resulü! Allah'a dua edin, beni de onlar arasında kılsın" dedim. Allah Resulü (sav) dua etti. Sonra başını tekrar koydu (uyudu) ve bir süre sonra yine gülerek uyandı. "Ey Allah Resulü! Neye güldünüz?" Buyurdu ki: Ümmetimden bazıları Allah yolunda cihat ediyor hâlde, deniz seferine çıkmış, tahtlara kurulmuş sultanlar gibi (yahut) tahtlar üzerindeki sultanlar misâli bana gösterildi.
(Ümmü Haram:) "Ey Allah Resulü! Beni de onlardan kılması için Allah'a dua edin." dedi. Allah Resulü (sav) buyurdu ki: Sen ilklerden olacaksın.
Nitekim Ümmü Haram (r.anhâ) Muaviye b. Ebî Süfyân devrinde deniz seferine katıldı. Denizden çıktıktan sonra bineğinden düşerek şehit oldu.[2]

Şerh

Bu hadis-i şerif daha önce geçmiş ve şerhedilmiştir. Daha fazla bilgi için  bkz. 65 no.lu hadis
Hadisin burada zikredilme sebebi, ziyaret âdâbıyla ilgili yönüdür. Ziyaret âdâbiyla ilgili esasları şöyle sıralamak mümkündür:
Müslüman, uygun zamanlarda din kardeşlerini, büyüklerini ve akrabalarını ziyaret etmeli, oftlann gönüllerini hoş tutmalıdır. Ancak ziyaretin, uzun ve usandırıcı olmamasına özen göstermelidir. Ziyarete gelenlere imkânına göre ikram etmelidir. Allah'a ve ahirete inanan her Müslüman, misafirine izzet ve ikramda bulunmalıdır.
Müslüman, din kardeşinin davetine uyarak ziyaretinde bulunur. Böylece aralarında sevgi artmış olur. Allah Resulü (sav) de, "Sizden birinizi kardeşi düğün yemeğine veya benzer bir ziyafete davet edince icabet etsin" buyurmuştur.
Ancak bu tür yerlerde Allah'ın yasakladığı içki ve benzeri fenalıklar bulunuyorsa oraya gitmemelidir. Kötülüğü engelleyeceğine kanaat getirirse, gidebilir. Bütün tören ve toplantılar yapmacıklıktan ve gösterişten uzak olmalıdır.
Müslümanlar, din kardeşleri yanlarına geldiklerinde, saygı için ayağa kalkabilirler. Yaşça büyük olanların ve âlimlerin ellerini öpmek caizdir. Ancak dünyalık bir menfaat elde etmek için el öpmek, boyun bükmek asla doğru değildir. Büyüklerin huzurunda yerlere kadar eğilmek ve yeri öpmek haramdır.


[1] Bkz. 180 no.lu hadis-i şerif.
[2] Bkz. 65 no.lu hadis- şerif.

islam
islam