HAYVAN KESİMLERİ HADİSLER


HAYVAN KESİMLERİ

3890-  Şeddâd bin Evs radiyallahu anh'-dan:
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel-lem'den iki şey ezberledim; şöyle buyurdu:
"Allah her şeyin iyi ve mükemmel yapılmasını farz edip emretmiştir. Onun için öldürdüğünüz zaman usulüne riayet ederek iyi ve güzel öldürün. Hayvan kestiğiniz zaman da usulüne riayet ederek iyi ve güzel kesin. Biriniz bıçağını iyi bilesin ve böylece keseceği hayvanını rahatlatsın."
[Müslim ve Sünen ashabı.]
3891- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
bıçakların bilenmesini ve bunların hayvanlardan gizlenmesini emretti." Buyurdu ki: "Biriniz hayvanını keseceği zaman o işi hızlı yapsın." [İbn Mâce]       
3892- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan, dedi ki:
"Kim (hayvan keserken) Besmele'yi unutursa, sakıncası yoktur. Kasten terk ederse (eti) yenmez." [Rezîn]
3893- İbn Amr radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Herhangi bir insan, bir serçe kuşunu ya da büyüğünü hakkını vermeden öldürürse, Allah mutlaka ona bunun hesabını sorar." Denildi ki:
"Ey Allah'ın Resulü! Onun hakkı nedir?" Şöyle buyurdu:
"Kesip onu yer, başını koparıp atmaz."
[Nesâî]
3894- Ebû Vâkıd radiyallahu anh'dan: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
Medine'ye geldi. Medine'liler devenin hör-güçlerini ve koyunun kuyruklarını kesip yiyorlardı. Şöyle buyurdu: «Diri iken hayvandan kesilen parçalar ölüdür (yenilmez)»." [Ebû Dâvud ve aynı lafızla Tirmizî.]
3895- Ebu'l-Uşerâ radiyallahu anh'dan, o da babasından:
Dedim ki: "Ey Allah'ın Resulü! Hayvanı kesme işi, yalnız boğaz ve gırtlaktan mı olur?"
Şöyle buyurdu: "Mızrak gibi bir şeyle uyluğuna (kaba etine) vurup öldürsen de yetişir." [Nesâî, Ebû Dâvud ve Tirmizî.]
Ebû Dâvud: "Bu tür kesim, yukarıdan aşağıya yuvarlanıp da düşen hayvanlar için bahis konusudur."
Tirmizî dedi ki: Yezîd bin Hârûn: "Bu, ancak zaruret hallerinde uygulanır" dedi.
3896- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan, dedi ki: "Elinde (tasarrufunda) bulunan hayvanlardan seni (normal kesişten) aciz bırakan hayvan, av gibidir." Bir kuyuya yuvarlanıp düşen hayvan hakkında da şöyle dedi: "Gücün yettiği yerinden onu kes!"
Ali, İbn Ömer ve Âişe de aynı görüşü paylaşmışlardır.
Aynca İbn Abbâs der ki: "Kesme işi, boğazdan ve boğaz başlangıcından olur."    .**-
O, Enes ve İbn Ömer dediler ki: "Baş, boğazdan kesilirken (aceleyle) yerinden kopsa bunda sakınca yoktur. Ama bunu bilerek yapmasın. Ense tarafından kesilmişse yenmez. Baş kopsa da kopmasa da fark etmez."
[Buhârî bir bâb başlığında.]
3897- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
şeytanın yarmasını yasakladı.
(Râvi) İbn îsâ şu izahı ilave etti: "Şeytan yarması, derisi kesilip boğaz damarları iyice kesilmeden ölünceye kadar öylece terk edilen kesilmiş hayvandır." [Ebû Dâvud]
3898- Ebû Saîd radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Ceninin kesimi, annesinin kesimidir." [Tirmizî]
3899- Ebû Davud'un lafzı: Dedik ki: "Ey Allah'ın Resulü! Deve kesiyoruz, sığır ve koyun kesiyoruz, karınlarında yavru buluyoruz; onu atalım mı, yiyelim mi?"
Şöyle buyurdu: "Dilerseniz onu yiyin, çünkü onun kesimi, annesinin kesimidir (Yani onu ayrıca kesmeye gerek yoktur)."
3900- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: Şöyle derdi: "Deve boğazlandığı zaman,
onun boğazlanması karnındaki yavrunun bo-ğazlanmasıdır. Yeter ki ceninin yaratılışı tamamlanıp tüyleri bitmiş olsun. Annesinin karnından çıktığı zaman yine de, içindeki kan çıksın diye boğazlanır." [Mâliki
3901- Rafı' bin Hadîc radiyallahu anh'dan: "Biz Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem ile Tehâme'nin Zü'1-Huleyfe mevkiinde beraberdik; insanlar açlıkla karşı karşıya kaldılar. Deve ve koyunlar elde ettiler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kavmin arkala-rındaydı. Acele davranıp kestiler, tencereler kurdular. Emretti, tencerelerin altı söndürüldü. Sonra on koyuna karşı bir deve olarak taksim etti. İçlerinden bir deve kaçtı, peşine düştüler, onları yordu. Toplulukta at sayısı azdı. Bir adam ona ok atmak istedi, Allah fırsat vermedi. Bunun üzerine şöyle buyurdu: «Bu
hayvanların yabani hayvanlar gibi kötü ve yaramaz halleri olur. Başa çıkamadıklarınıza böyle yapın!»
Dedim ki: «Ey Allah'ın Resulü! Biz yarın düşmanla karşılaşacağız. Beraberimizde kesecek bıçak bulunmayabilir, kamışla kesebilir miyiz?»
«Kanlarını akıtan şeyle, Allah'ın adı anılarak kesildiğinde yiyin. Yeter ki kesen şey diş ve tırnak olmasın, bunun sebebini size anlatacağım: Diş kemiktir. Tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır»." [Mâlik hariç, Altı hadis imamı.]
3902- Adiyy bin Hatim radiyallahu anh'dan: Dedim ki:
"Ey Allah'ın Resulü! Birimiz bir av elde eder; beraberinde bıçak bulunmayabilir; çakmak taşı ile yahut değnek parçasıyla onu kesebilir mi?"
"İstediğin şey ile kanı akıt ve Allah' in adını an (Besmele çek)!" buyurdu.
[Ebû Dâvud ve Nesâî]
3903-  Ka'b bin Mâlik radiyallahu anh'-dan:
"Onların bir cariyeleri koyun otlatıyor-mu§, ölmekte olan bir koyun görmüş, hemen bir taş kırmış ve o kırık taşla hayvanı kesmiş. Bu koyun hakkında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e sormuşlar; o da yenilmesini emretmiş. [Buhârîve Muvatla'.]
3904- Atâ bin Yesâr radiyallahu anh'dan, o da Hâriseoğullanndan bir adamdan:
"O, yeni doğurmuş (sağmal) devenin ölmekte olduğunu görmüş, onu kesecek bir şey bulamamış. Bulduğu bir kazığı boğazının başlangıcına batırarak kanını akıtmış. Sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e durumunu bildirince yenilmesini emretmiş."
[Ebû Dâvud.]
Mâlik'in ibaresi ise şöyledir: "Onu çuvala sokulan ucu sivri ağaç parçasıyla kesti."
3905- Zeyd bin Sabit radiyallahu anh'dan, dedi ki:
"Bir kurt bir koyuna saldırıp yaralamıştı. Bunun üzerine koyunu çakmak taşıyla kesmişler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de onun yenmesine müsaade etti." [Nesâî]
3906- Ebu'd-Derdâ radiyallahu anh'dan: "Oklara hedef olan hayvanın etinin yenmesini Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yasakladı." [Tirmizî]
3907- Rezîn şunu da ekledi:
"Halîsenin (yani kurdun kapıp da kendisinden umut kesildikten sonra kurtarılan koyunun) yenmesini de yasakladı."
3908- Âişe radiyallahu anhâ'dan: Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü! Bir kavim bize et getiriyor, fakat kesilirken üzerine Allah'ın adının anılıp anılmadığını bilmiyoruz." Şöyle buyurdu:
"Siz Besmele çekip yiyiniz!" Âişe dedi ki: "Onlar (bu soruyu soranlar) henüz yeni müs-lüman olmuşlardı."
[Buhârî, Ebû Dâvud ve Nesâî]
3909- Dihye radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e
yün cübbesi ile iki mest hediye edildi, onları eskitinceye kadar giydi de mestlerin Allah'ın adı üstüne çekilerek kesilen hayvanın derisi olup olmadığını sormadı."
[Taberânî, Mu'cemu'I-Kebîr'de zayıf bir senedle.]
3910- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Ona  Arap   Hristiyanların  kestikleri
(hayvanlar) hakkında sordular. Yenmesinde herhangi bir sakınca bulunmadığını söyledi. Ve şu âyeti okudu: «İçinizden kim onlarla dostluk kurarsa, o onlardandır.» (Mâide 51)" [Mâlik]
3911- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
bedevilerin cömertlik yarışı için kestikleri hayvanın etini yemekten alıkoydu. [Ebû Dâvud mevkuf bir isnadla.]
3912- Ukayl'in azatlısı Ebû Murre'den: "Ebû Hureyre'ye, kesildikten sonra bir
kısmı hareket eden bir koyun hakkında sordular; «Yenebilir» dedi. Zeyd bin Sâbit'e sorduklarında ise: «Ölü hayvan da hareket edebilir» diyerek, yenilmesini yasakladı." [Mâlik]
3913- Enes radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kesmekte olduğunuz hayvanın üzerine besmele çekerken tekbir de getirin!"
[Taberânî, Mu'cemu' l-Evsat'U zayıf bir senedle.]
3914- Kurre bin İyâs radiyallahu anh'dan: Bir adam şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü!
Ben koyunu acıyarak kesiyorum" ya da "Koyunu boğazlarken ona acıyorum" dedi. Şöyle buyurdu:
"Koyuna gelince, ona acırsan Allah da seni esirger." [Ahmed]
3915- Bezzâr, Taberânî, Mu'cemu' l-Kebîr ve's-Sağîr'dc: "Ben koyun keserim, ancak şüphesiz ona acıyorum" lafzıyla rivayet etti.
3916- Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr'de Ebû Ümâme'den merfû olarak:
"Kim bir serçe kuşu keserken dahi, acırsa Allah onu kıyamet gününde esirger."
3917- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
ayağını koyunun böğrüne basıp bıçağını bilemekte olan bir adamın yanından geçmiş ve şöyle buyurmuş: "Daha önce bileseydin olmaz mıydı? Yoksa onu iki kez öldürmek mi istiyorsun?"
[Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr ve'I-Evsat'ta.]
3918- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: Bir kadın, ona: "Bize çekirge hakkında
fetva ver!" dedi; şu cevabı verdi: "Onun hepsi temizdir." [Taberânî, Mu'cemu' l-Kebîr'de]
3919- Câbir radiyallahu anh'dan: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, bize teşrif ettiler, ona bir dişi keçi kesmek istedim. Hayvan yaramazlık yaptı, bunu duyunca şöyle buyurdu: «Ey Câbir! Süt ve nesil veren hayvanı kesme!» Şöyle dedim: «Ey Allah'ın Resulü! Bu, hurma ve yaş hurma verip beslediğim bir yaşına girmiş bir dişi keçidir. Onun için böyle semizleşmiştir»." [Ahmed zayıf bir senedle.]


ETİ HARAM, MEKRUH VE MUBAH OLAN HAYVANLAR

3920- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Cahiliyet ehli birçok şeyleri yerlerdi; birçok şeyleri de tiksinerek bırakırlardı. Allah, Peygamberini gönderdi, ona kitabını indirdi; nelerin haram, nelerin helâl olduğunu bildirdi. Onun helâl kıldığı helâl, haram kıldığı da haramdır. Hakkında sükût ettiği ise onun lüt-fudur (Nitekim Allah Kitâb'mda şöyle buyurdu): «Ey Muhammed de ki: Bana vahyolunan-da leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki pistir- ve günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilen hayvandan başkasını yemenin haram olduğuna dâir bir emir bulamıyorum.» (En'âm 145)" [Ebû Dâvud]
3921-  Kabîsa bin Hulb'dan, o da babası radiyallahu anhdan:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in, kendisine:
"Yemekler içinde, (günah mıdır diye) yemesinde sakınca duyduğum yemek oluyor" diyen adama şöyle buyurduğunu duydum:
"Herhangi bir yemekten dolayı sakın kalbine şüphe girmesin. (Aksi taktirde) yemek hususunda Hıristiyanlar a benzersin."
[Ebû Dâvud]
3922- İbn Ebî Evfâ radiyallahu anh'dan: "Hayber günlerinde aç kaldık. Hayber günü olunca, evcil eşekleri kesip kazanlarda kaynatmaya başladık. Derken Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in dellalı şöyle seslendi: «Kazanların altını söndürün! Evcil eşek etlerinden hiçbir şey yemeyin!» Birtakım insanlar dediler ki: «Galiba henüz ganimetin beşte biri taksim edilmediği için nehyediliyo-ruz.» Diğer bir kısmı da: «Bu kesinlikle yasaklanmıştır» dedi." [Buhârî, Müslim ve Nesâî]
3923-  Onların Enes'ten de benzeri rivayetleri bulunmaktadır ki onda şöyle geçer: "Allah size eşeklerin etlerini yasaklıyor, çünkü o murdardır."
3924- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem,
bunları (ehlî eşekleri) insanların yük taşıyıcısı oldukları ve onların yük taşıma vasıtalarının ellerinden gideceğinden çekindiği için mi, yoksa Hayber günü etlerinin yenmesini kesin olarak mı yasakladı bilmiyorum." [Buhârî ve Müslim]
3925- Amr bin Dînâr radiyallahu anh'dan: Câbir bin Zeyd'e dedim ki: "İnsanlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in evcil eşeklerin etlerini yasakladığını iddia ediyorlar." Şu cevabı verdi:
"el-Hakem bin Amr da böyle diyordu. Fakat İbn Abbâs bu haberi kabul etmedi ve şu âyeti okudu: «De ki: Ben vahyolunanda (onu yiyecek kişi için) haram edilmiş bir şey bulamıyorum.» (En'âm, 145)" [Buhârî]
3926- Gâlib bin Ebcur radiyallahu anh' dan:
"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, kıtlıkla karşılaştıkları yıl, ona evcil eşeklerin etlerini ailesine yedirmesine müsaade edip şöyle buyurdu:
«Ailene semiz eşeklerinin etinden yedir, ben onu (eşeğin etini) ülkenin taşıyıcıları oldukları için yasak kılmıştım." [Ebû Dâvud]
3927- Hâlid bin el-Velîd radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Evcil eşekler, katırlar, azı dişli yırtıcı hayvanlar ve pençeli her kuşun eti size haramdır»." [Nesâî ve aynı lafızla Ebû Dâvud.]
3928- Câbir radiyallahu anh'dan:
"Biz Hayber savaşında at ve yabani eşeklerin etlerini yedik. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bize evcil eşeklerin etini yememizi yasakladı, atların etini yememize ise İZİn verdi." [Sünen ashabı]
3929- Câbir radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
kedi etini ve satıp parasını yemesini yasaklamıştır." [Ebû Dâvud]
3930- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
mücesseme (hedefe alınıp öldürülen) hayvanın etini, cellâle (pislik yiyen hayvan)ın etini yemesini ve sütünü içmesini yasaklamıştır." [Sünen ashabı]
3931-  Ebû Dâvud, İbn Ömer radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, pislik yiyen deveye (cellâleye) binmeyi yasaklamıştır."
3932- Zehdem radiyallahu anh'dan: "Ebû Musa'ya bir tavuk getirildi. Derken
bir adam oradan uzaklaştı. Ebû Musa: «Ne'n var?» diye sorunca, şu cevabı verdi: «Ben onun (pis) bir şey yediğini gördüm ve onun için tiksindim. Bu yüzden onu yememeye yemin ettim.» Şöyle dedi: «Buyur ye! Çünkü ben Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'i onu yerken gördüm.» Sonra ona yeminine keffâret vermesini söyledi." [Buhârî ve Müslim]
3933-  Abdurrahman bin Şibl radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, kelerin (iri bir tür kertenkelenin) etinin yenmesini yasak etti." [Ebû Dâvud]
3934- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan, o da Hâlid bin el-Velîd radiyallahu anh'dan:
"O, (Ve Allah'ın Resulü) teyzesi olan Meymûne'nin yanına girdi. Onun yanında kız kardeşi Hufeyde'nin Necid'den getirdiği kızartılmış bir keler buldu. Onu Peygamber sal-lallahu aleyhi ve sellem'e sundu. Resûlul-lah'ın ismi söylenmeyen yemeğe elini uzattığı azdı. Elini kelere uzatınca bir kadın şöyle dedi:
«Peygamber'e sunduğunuz bu şeyin ne olduğunu kendisine bildirseniz ya!»
«Ey Allah'ın Resulü! Bu bir kelerdir» dediler ve o da hemen elini kaldırıp çekti. Bunun üzerine Hâlid şöyle dedi:
«Ey Allah'ın Resulü, keler haram mıdır?»
«Hayır, fakat kavmimin topraklarında olmadığı için canım çekmedi» buyurdu.
Hâlid dedi ki: «Bunun üzerine ben onu (keleri önüme) çektim bir güzel yedim. O da bunu gördüğü halde beni nehyetmedi»."
[Tinnizîhariç, Altı hadis imamı]         ¦¦--:•:
3935-  İbn Abbâs'tan nakledilen diğer rivayet: "Olay, Meymûne'nin evinde geçmiştir:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile Hâlid onun yanma girdiler. İki ince çöp üzerinde kızartılmış iki kertenkele getirdiler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem tiksinerek rükürdü. Hâlid dedi ki: «Tiksiniyorsun ha?» Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem «Evet» buyurdu."
3936- Ebû Dâvud hariç Altı hadis imamı, İbn Ömer'den benzerini rivayet ettiler ki, onda şöyle geçmektedir:  "Onu (keleri) yiyin, çünkü o helâldir, fakat ben (tiksindiğim için) yiyemiyorum."
3937- Diğer rivayet:
"Ben onu ne yerim, ne de yasaklarım."
3938- Semure radiyallahu anh'dan: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e
kelerden sordular; şöyle buyurdu: "Ben onu (yemeyi) ne emrederim, ne de kimseye yasaklarım; ne var ki biz Muhammed ailesi onu yemeyiz." [Taberânî, Mu'remu'l-Kebfr'de ve Bezzâr.J
İsnadında Muhammed bin İbrâhîm bin Habîb vardır.
3939- Ebû Saîd radiyallahu anh'dan:
Bir Bedevi, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek şöyle dedi:
"Ey Allah'ın Resulü! Ben, keleri bol bir yerde yaşıyorum; genellikle ailemin yiyeceği budur (kelerdir)."
Ona cevap vermedi. Tekrar sormasını söyledik. Adam tekrar sordu. Fakat ona cevap vermedi. Üçüncüsünde ise onu çağırıp seslendi:
"Ey Bedevi! Allah lsrâiloğullarından bir kısım insanlara lanet etti, gazap etti de onları yeryüzünde dolaşan hayvanların kılığına soktu. Bilmiyorum belki bu (keler) onlardan biridir. Onun için ben bunu ne yerim, ne de yasaklarım." [Müslim]

3940- İbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e:
"Domuz ve maymunlar, şekli (insana) döndürülen (insan)lardan mıdır?" diye sordular; şöyle buyurdu:
"Allah bir kavmi helak ya da azap edince akabinde (yeryüzünde) onlara bir nesil kılmaz. Maymunlar ve domuzlar o olaydan önce de vardı." [Müslim]
3941-   Huzeyme bin Cez' radiyallahu anh'dan:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e «Sırtlanın (etinin) yenmesi» hakkında sordum. Şöyle buyurdu:
«Kimse sırtlan yiyor mu?» Ona kurdun yenmesi hakkında sordum; «Kimse kurt yiyor mu? Onda bir hayır var mıdır?» diye cevap verdi. [Tirmizî]
İbn Mâce'de sırtlanın yerine "tilki" geçmektedir.
3942- (Abdurrahman) İbn Ebî Ammâr radiyallahu anh'dan:
Câbir'e dedim ki: "Sırtlan bir av hayvanı mıdır?"
"Evet" dedi.
"Onu yiyebilir miyim?"
"Evet" dedi.
[Tirmizî, Nesâî ve merfû olarak Ebû Dâvud.]
3943- Nümeyle radiyallahu anh'dan, dedi ki:
"İbn Ömer'in yanındaydım; kirpinin yenmesi hakkında bir sual sordular; şu âyeti okudu: «De ki: Bana vahyolunanda onu yiyecek kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum.» (En'am, 145) Yanında bulunan yaşlı biri şöyle dedi: Ebû Hureyre'nin şöyle dediğini duydum: «Bu hayvan Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında anıldı, bunun üzerine şöyle buyurdu: 'O, çirkinlerden bir çirkindir (yani eti yenmez)\»
İbn Ömer bunun üzerine şöyle dedi: «Eğer, bunu Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem söylemiş ise, söylediği gibidir»."
[Ebû Dâvud]
3944-  Hâlid bin el-Huveyris radiyallahu anh'dan:
"Bir adam İbn Amr'a bir tavşan getirdi.
«Bunun hakkında ne dersin?» diye sorunca, şu cevabı verdi: «Ben Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında otururken bu (hayvan), ona getirildi. Ancak onu ne yedi ve ne de yenmesini yasakladı. Bunun yanı sıra onun hayız gördüğünü iddia etti." [Ebû Dâvud]
3945- Enes radiyallahu anh'dan: "Merri'z-Zahrân'da önümüze bir tavşan
çıktı, insanlar arkasından koştu, fakat yetişemediler. Ben yetiştim ve tutup Ebû Talhâ'ya getirdim. Onu çakmak taşı ile kesti. İki uyluğunu ve üstlerini benimle Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e gönderdi, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem onları yedi." "Onu hakikaten yedi mi?" denildi; "(Evet) onu kabul etti" dedi.
[Mâlik hariç, Altı hadis imamı.]
3946- Sefine radiyallahu anh'dan: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
ile birlikte (toykuşu) eti yedim." [Ebû Dâvud]
3947- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"İki ölü ve iki kan bize helâl kılındı. Ölüler, balıkla çekirgedir. İki kan ise ciğer ile dalaktır."
[İbn Mâce zayıf bit senedle.)
3948- Selmân radiyallahu anh'dan:    . "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e
çekirge hakkında sordular; şöyle buyurdu:
«O, Allah askerlerinin en büyüğüdür; onu ne yerim, ne de yasak ederim»." [Ebû Dâvud]
3949- İbn Ebî Evfa radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile
savaşta bulunduk ve onunla çekirgeler yedik." [Mâlik hariç, Altı hadis imamı.]
3950- Câbir radiyallahu anh'dan: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem çekirgeye şöyle beddua etti: "Allahım, çekirgeleri helak et. Büyüklerini öldür, küçüklerini helak et. Ardını kes. Ağızlarını maişetimizden, bizim azıklarımızdan al! Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin!" Bir adam dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Allah'ın askerlerinden bir asker olan çekirgeye nasıl beddua edersin? Ardı arkası kesilmesini nasıl dilersin?"
Şöyle buyurdu: "O, denizdeki balığın sümkürüğüdür." [Rezîn]
3951- Milkâm bin Telb radiyallahu anh'dan, o da babasından:
"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel-lem'in sohbetinde bulundum. Yer haşeresinden herhangi birisinin (yenmesi) haram kılındığını duydum." [Ebû Dâvud]
3952-  Vâbısa bin Ma'bed radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Bu yırtıcı hayvanların en kötüsü tilkidir."         
[Taberânî, Mu'cemuI-Kebîr'de zayıf bil senedle.]
3953- Âişe radiyallahu anhâ'dan:
"Ben karga etini yiyenlere şaşarım. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem onun öldürülmesine izin verip ona «fasık» adını vermiştir. Vallahi o asla tayyibâttan (hoş ve güzel olan yiyeceklerden) değildir." [Bezzâr]

ÖLDÜRÜLMELERİ VE YOKEDİLMELERİ HAKKINDA HADİS BULUNAN HAYVANLAR

3954- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Beş çeşit hayvan vardır ki ihramlının onları öldürmesinde günah yoktur: Karga, çaylak, akrep, fare, kuduz köpek."
[Tirmizî hariç Altı hadis imamı]
3955- Bir rivayette şu ibare gelmiştir: "İh-ramstz ve ihramlının onları öldürmelerinde herhangi bir sakınca yoktur."
3956- Tirmizî, Ebû Saîd radiyallahu anh'dan: "Yılan, akrep, fasıkçık (fare), kuduz (ya da yırtıcı) köpek, saldırgan her yırtıcı yabani hayvan  (öldürülebilir).  Karga  ve  çaylak kuşunu ise, taş atıp ürkütür fakat öldürmez."
3957- Ebû Dâvud hariç, Altı hadis imamı, Aişe'den:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Beş hayvan vardır ki, hepsi fasık olduğu için, ihramlı da ihramsız da onları öldürebilir..." Benzerini nakletti.
3958- İbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan: "Biz Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem ile Mina'da bir mağaradayken, «Ve'l-Mürselâti urfen» sûresi nazil oldu. O, bu sûreyi bize okuyordu, biz de onun ağzından alıyorduk. Henüz (mübarek ağzı) o (sûre) ile ıslak iken, aniden üzerimize bir yılan atladı, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: «Onu öldürün!» Hemen onu öldürmek için davrandık, fakat o bizi geçip sıvıştı. Bunun üzerine şöyle dedi: «O sizin şerrinizden, siz de onun şerrinden korunup kurtuldunuz»."
3959-  Diğer rivayet: "Arefe gecesi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile beraberdik. Bir yılan hışıltısını duyduk; «Haydi öldürün!» buyurdu. Yılan derhal bir deliğe kaçtı. Biz deliği biraz oyduk, hurma yapraklarını yakıp içeri duman verdik. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöy-
le buyurdu: «Allah onu sizin şerrinizden, sizi de onun şerrinden korudu»." [Buhârî, Müslim ve Nesâî]
3960- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Yılanları öldürün! Üstünde iki siyah benek bulunan ve kuyruğu kesik olan yılanı da öldürün! Çünkü bunlar gözü kör ederler, kadına düşük yaptırırlar."
İbn Ömer dedi ki: "Beni bir yılan kovalarken Ebû Lübâbe görüp şöyle dedi:
«Onu öldürme!»
«Ama Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem yılanların öldürülmesini emretti» deyince, şöyle cevap verdi:
«O, daha sonra ev yılanlarını yani evlerde gezip dolaşan yılanları öldürmeyi yasakladı»." [Nesâî hariç, Altı hadis imamı]
3961- Âişe radiyallahu anhâ'dan:
"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem evlerde olan yılanların öldürülmesini yasakladı, ancak üzerinde iki beyaz çizgi bulunan ile kuyruğu kesik yılanın öldürülmesini yasaklamadı. Çünkü bunlar gözü kör eder ve kadının çocuğunu düşürmesine sebebiyet verirler."
[Mâlik]
3962- Ebu's-Sâib radiyallahu anh'dan:
"Ebû Saîd'i evinde ziyaret ettim; evinde onu namaz kılarken buldum. Namazını bitirinceye kadar beklemek için oturdum. Evin bir kenarında çatıdaki çubuklar içinde bir kımıldama duydum. Baktım ki bir yılan. Hemen onu öldürmek için sıçradım. Bana: «Otur!» diye işaret etti; oturdum. Namazı bitirince, avluda bulunan evi gösterdi. Dedi ki:
«Şu evi görüyor musun?»
«Evet» dedim; şöyle dedi:
«Orada içimizden bir delikanlı vardı; yeni evlenmişti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber Hendek harbine çıktık. O
öğlenleri Peygamber sallallahu aleyhi ve sel-lem'den izin alıp evine gidiyordu. Bir gün yine izin istedi. Bu sefer ona:
«Silahını al! Zira ben Kurayza' nm sana bir şey yapmasından korkuyorum» buyurdu.
Delikanlı silahını yanına alıp gitti; bir de ne görsün hanımı iki kapı arasında ayakta duruyor. Büyük bir kıskançlıkla mızrağıyla hanımına saldıracak oldu, fakat hanımı şöyle dedi:
«Mızrağını çek! Eve gir de beni dış/arıya çıkartanın ne olduğunu bir gör!»
Hemen içeriye girdi ve büyük bir yılanın döşeğin üzerinde kıvranıp yattığını gördü. Hemen mızrağı ile doğrultup onu yukarıya kaldırdı ve avluya mızrağını dikti, derken yılan ona saldırdı. Yılan mı yoksa delikanlı mı, hangisinin önce öldüğü bilinmiyor. Hemen Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e gelip durumu anlattık. Dedik ki:
«Allah'a dua et de onu bize diriltsin!» Şöyle buyurdu:
«Arkadaşınız için Allah'tan mağfiret dileyin.» Sonra şöyle dedi:
«Medine'de müslüman olmuş cinler vardır. Onlardan birini gördüğünüz zaman üç gün ona gitmesini bildirin. Üç gün sonra o yine size görünürse artık onu öldürün. Zira o bir şeytandır»."
3963- Diğer rivayette:
"Bu evlerin ziyaretçileri vardır. Onlardan birini gördüğünüz zaman, üç kere sıkıştırın. Giderlerse ne âlâ, gitmezlerse öldürün. Çünkü o artık kâfirdir." Sonra buyurdu ki: "Haydi gidin arkadaşınızı defnedin!" [Mâlik, Müslim, Ebû Dâvud ve Tirmizî]
3964- İbn Ebî Leylâ'dan, o da babası radiyallahu anhdan:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e, evlerine dadanan cinler hakkında sordular; şöyle buyurdu:
"Evlerinizde onlardan birini görürseniz, şöyle deyin: «Nuh'a verdiğiniz sözünüz hakkı için, Süleyman'a verdiğiniz söz hakkı için Al-
lah aşkına and veriyorum, eziyet vermeyin ve görünmeyin!» Ondan sonra tekrar dönüp gelirlerse Öldürün!" [Ebû Dâvud ve Tirmizî.]
3965- İbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Yılanların hepsini öldürün; kim onların intikamından korkarsa benden değildir."
3966- Diğer rivayet:
"Büyüklerin hepsini öldürün. Ancak gümüş çubuğu gibi beyaz olanını öldürmeyin." [Ebû Dâvud ve Nesâî]
3967- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Onlarla (yılanlarla) harbe başladığımız günden beri onlarla barış yapmadık. Onun için korkarak kim onlardan bir yılanı öldürmeyi terk ederse, bizden değildir."
[Ebû Dâvud]
3968- el-Abbâs radiyallahu anh'dan: "Dedi ki: «Ey Allah'ın Resulü! Biz zemzem (kuyusunu) süpürüp temizlemek istiyoruz; fakat içinde bu cinlerden —küçük yılanları kastediyor— vardır.»
Bunun üzerine Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem onların öldürülmesini emretti." [Ebû Dâvud]
3969- Sa'd radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
vezağ (başı küçük, kuyruğu uzun büyük keler)'i öldürmeyi emredip ona «fasıkçık» adını verdi." [Müslim ve Ebû Dâvud.]
3970- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Kim ilk darbede zehirli keleri öldürürse o, şu kadar sevap alır. İkinci darbede öldürürse, birincisinden az şu kadar şu kadar sevap alır. Üçüncü darbede öldürürse, ikincisinden aşağı olarak şu kadar şu kadar sevap alır."
3971- Diğer rivayet: "Kim büyük kertenkeleyi ilk darbede öldürürse yüz sevap alır,
ikinci darbede öldürürse ondan aşağı sevap alır. Üçüncüsünde ondan (yani ikincisinden) daha aşağı (az) sevap alır." [Müslim, Ebû Dâvud ve Tirmizî]
3972- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Yanına bir kadın girdi. Onun elinde bir
değnek vardı. Âişe'ye sordum: «Bu nedir?» Cevap verdi: «Bu, kertenkele (öldürmek) içindir. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bize anlattı: İbrahim'in ateşinin söndü-rülmesine mâni olmaya çalışan bundan başkası olmamıştır. Bu nedenle biz, onu öldürmekle emrolunduk»."
[Nesâî daha uzun bir metinle.]
3973- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Kabe'nin içinde dahi olsa büyük kertenkeleyi öldürün."
[Taberânî, Mu'cemu'l-Kebtr'de zayıf bit senedle.]
3974- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan:
"Bir fare, ucu yanmış fitili getirip Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in, üzerinde oturduğu seccadesinin üzerine bıraktı ve ondan bir dirhem kadar yerin yanmasına sebep oldu. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: «Uyuduğunuz zaman lambaları söndürün. Çünkü şeytan sizi yakmak için bunlara böyle yaptırır»." lEbû Davudi
3975- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"İsrâiloğullanndan bir ümmet kaybolmuştur. Ne oldukları bilinmiyor. Sanırım bu ümmet fareden başkası değildir. Çünkü ona deve sütü konulduğu zaman içmez, koyun sütü konulduğunda ise içer." |Buhârî ve Müslim]
3976- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
köpeğin öldürülmesini emretti. Bunun üzerine biz Medine etrafına yayılır ve öldürmedik
köpek bırakmazdık. Hatta biz bir kadıncağızın ardından giden çöl halkına ait bir köpeği bile öldürdük."
3977- Diğer rivayet:
"Av köpeği, koyun köpeği ve sığır köpeği hariç, diğer köpeklerin öldürülmesini emretti. İbn Ömer'e denildi ki: Ebû Hureyre diyor ki: "Ekin (tarla) köpeği de." İbn Ömer şu cevabı verdi: "Ebû Hureyre'nin ekin tarlası vardır. (Bu hususu o, daha iyi bilir)"
[Ebû Dâvud hariç, Altı hadis imamı.]
3978- Abdullah bin Muğaffel radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Eğer köpekler ümmetlerden bir ümmet olmasaydı öldürülmelerini emrederdim. Onlardan simsiyah olanı öldürün!" [Sünen ashabı]
3979- Meymûne radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
bir gün onun yanında üzgün sabahladı. Ona dedi ki: «Bugün pek üzgünsün. Seni bugünkü gibi hiç görmemiştim.» Şu cevabı verdi:
«Cibril bugün benimle görüşeceğini va'd etmişti. Gelmedi. Vallahi o, sözünde mutlaka dururdu (ama bir sebebi vardır mutlaka)." O gün öyle geçti. Sonra hatırına çadırın altında bulunan köpek yavrusu geldi. Emretti; hemen enik oradan çıkartıldı. Yerini su ile güzelce sildi. Akşam olunca hemen Cibril gelip onunla buluştu. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: «Sen bana dün geleceğini va'd etmiştin, gelmedin acaba sebebi ne ola ki?» Cevap verdi: «Evet; fakat biz, içinde köpek ve resim bulunan eve girmeyiz.» Sabah olunca, büyük bostan köpeği hariç, küçük bostan köpeği de dahil bütün köpeklerin öldürülmesini emretti."
3980- Diğer rivayet:
"Hatta küçük köpeğin öldürülmesini bile emrediyordu." [Müslim, Ebû Dâvud ve Nesâî]
3981- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
hayvanlardan şu dördünün öldürülmesini yasakladı: Karınca, an, hüdhüd ve surad (göçe-ğen kuşu)." [Ebû Dâvud]

AKİK A, FER A' VE ATÎRE KURBANLARI

3982- Semure radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Her çocuk, akîka kurbanına karşı rehindir; yedinci gün onun için o kurban kesilir ve başı traş edilip ismi konur."
[Sünen ashabı]
Ebû Dâvud'da: "Ve (başı) kana boyanır" şeklinde geçmektedir. Katâde bunu şöyle yorumlamıştır: "Akîka kurbanından bir yün alınıp hayvanın kan damarına batmlarak, kanlı iplik çocuğun başına sürülür. Sonra çocuğun başı yıkanıp traş edilir." Bu (yani "kana boyanır" sözü Hemmâm'ın) bir vehmidir. Katâde 'nin bu yorumu da nesh edilmiştir.
3983- Bureyde radiyallahu anh'dan: "Cahiliyette âdetimiz şu idi: Birimizin bir
çocuğu doğduğu zaman, bir koyun boğazla-nırdı. Onun kanı çocuğun başına sürülürdü. İslâm gelince yedinci gün koyun kesmeye, başım traş edip zaferanla boyamaya başladık." [Ebû Dâvud]
3984- Ümmü Kürz radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Erkek çocuk için iki, kız çocuk için de bir koyun (kesiniz, kesilen koyunların) erkek veya dişi olmaları farketmez." [Sünen ashabı]
3985- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
Hasan ile Hüseyin için birer koçu akîka kurbanı olarak kesti." [Ebû Dâvud]
3986- Nesâî'nin rivayetinde: "İkişer koç" şeklinde geçmiştir.
3987- Bezzâr ile Ebû Ya'lâ, Âişe'den mer-fû olarak şu ekle rivayet ettiler: "Onun ismi üzerine kesin ve şöyle deyin: «Bismillahi Al-lahu ekber, minke ve leke hâzihi akîkatüfülâ-
nin (-Allah'ın adı ile, Allah en büyüktür! Senden ve sana. Bu falanın akîkasıdır)»."
3988-  Taberânî, Mu'cemu's-sağîr'de Câ-bir'den şu ek ile rivayet etti:
"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, o ikisini yedinci günü sünnet ettirdi."
3989-  Taberânî Mu'cemu'l-Kebîr'de Ebû Râfi'den:
"Onlar (Hasan ile Hüseyin) doğduğu zaman Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kulaklarına ezan okudu."
3990- Rezîn'in rivayeti:
"Hasan'ın kulağına İhlâs sûresini okuyup ağzını hurma ile tahnîk etti (yani çiğneyip ağzına verdi.)"
3991- Ali radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
Hasan'ın namına bir koyunu akîka kurbanı olarak kesti ve şöyle dedi: «Ey Fâtıma! Onun
başını traş et, (tüylerin) ağırlığınca gümüşten sadaka ver.» Kesilen saçını tarttık, bir ya da yarım dirhem geldi. [Tirmizî]
3992-Enes radiyallahu anh'dan: £   "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, yedinci günü emretti, Hasan'la Hüseyin'in saçları traş edildi, ağırlığınca da gümüş sadaka olarak verildi. Kurban bulamadı." [Bezzâr ve Taberânî, Mu'cemu'I-Kebtr ve'I-Evsat'te.]
3993- Ebû Râfi' radiyallahu anh'dan: "Hasan doğduğu zaman Fâtıma onun adına iki koçu akîka kurbanı olarak kesmek istedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: «Onun namına kurban kesme; başını traş et; saçının ağırlığınca Allah yolunda gümüş tasadduk et.» O da öyle yaptı."
[Ahmed ve Taberânî, Mu'cemu'I-Kebîr'de.]
3994-  Ca'fer bin Muhammed'den, o da babası radiyallahu anh'dan:
"Fâtıma, Hasan, Hüseyin, Zeynep ve Üm-mü Gülsüm'ün saçlarını tarttı ve ağırlığınca gümüş tasadduk etti." [Mâlik]
3995- Bureyde radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Akîka kurbanı yedinci, ya da ondö'rdün-cü ya da yirmi birinci (günü) kesilir."
[Taberânî, Mu'cemu' I-Evsat ve's-Sağîr'de zayıf bu senedle.]
3996- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
peygamber olarak gönderildikten sonra kendisi için akîka kurbanı kesti." [Bezzâr ve Mu'cemu' I-Evsat.]
3997- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan, dedi ki:
"Çocukta yedi şey sünnettendir: Yedinci günü adı konur; sünnet edilir; ondan bunun sıkıntısı giderilir; kulağı delinir; namına kurban kesilir; başına akîkasımn kanı sürülür; saçının ağırlığınca altın veya gümüş tasadduk edilir."
[Taberânî, Mu'cemu' l-Evsat'ta.]
3998- Ali radiyallahu anh'dan: "Hasan, Hüseyin ve Muhsin'e gelince, onların adlarını bizzat Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem koydu. Onların namına akîka kurbanı kesti. Başlarını traş etti, saçlarının ağırlığınca sadaka verdi. Emretti, göbekleri kesildi ve sünnet edildiler."
[Taberânî, Mu'cemu'I-Kebfr'de leyyin bir senedle.]
3999- Amr bin Şuayb'dan, o da babasından, o da dedesi (Abdullah b. Amr b. el-Âs)dan:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e akîka kurbanı hakkında sordular; şöyle dedi:
"Allah ukuku (bu kelimenin manası olan anne ve babaya isyanı) sevmez. —Sanki akîka isimden hoşlanmadı.— Kimin çocuğu doğup da namına bir kurban kesmek isterse, oğlan olursa, iki koyun, kız olursa bir koyun kurban etsin; bu yetişir."
Fera' kurbanı hakkında sordular.
"Fera' da haktır. Fakat onu (hayvanı) et-lenene, iki yaşına veya üç yaşına girene kadar
kesmeyip bırakmanız ve ondan sonra ona (döllenmeye muhtaç) bir dişi deve getirmeniz ya da onu Allah yolunda kullanmanız, onu (şimdi) kesip de zayıflıktan etinin yününe yapışıp kalmasından ve (annesinin sütüyle doldurmakta olduğunuz) kabınızı (artık ona bir daha süt saramayacağınız için) ters çevirip yere kapatıvermenizden, (yavrusuz kalan) devenizi de şaşkın bırakmanızdan daha hayırlı-dl." [Nesâî ve aynı lafızla Ebû Dâvud.]
4000- Nubeyşe radiyallahu anhâ'dan: Bir adam şöyle seslendi:
"Ey Allah'ın Resulü! Biz Receb ayında atîfe kurbanı keserdik. Bu hususta bize ne emrediyorsun?" Şöyle buyurdu:
"Hangi ayda olursa olsun Allah için kurban kesin, Allah için iyilik edin. Allah için ye-dirin." Yine sordu:
"Biz Cahiliyet devrinde, devenin ilk doğurduğunu kurban ederdik, bu hususta bize ne emredersin?"
"Her kıra salınan sürünün (sütüyle) beslediği bir yavru (fera') vardır. Bu yavru yük taşıyacak (yahut da yavrulayacak) bir hale gelince (onu) kesersin ve etini sadaka olarak dağıtırsın."
Ebû Kdâbe'ye denildi ki: "Bir fera' kurbanı gerektiren sürünün sayısı ne kadar olacaktır?"
"Yüz" diye cevap verdi. [Ebû Dâvud]
4001- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem,
bize her elli koyundan bir koyunu (fera' kurbanı olarak) kesmemizi emretti." lEbû Dâvud]
4002- Ebû Ya'lâ'nın rivayeti:
"O, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel-lem'in beş koyundan birini fera' kurbanı olarak kesilmesini emrettiğini işitmiş."
4003- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Ne fera' kurbanı vardır ve ne de atîre kurbanı."
Fera': Putlar için kesilen ve devenin ilk doğurduğu yavrudur. Atîre ise; Receb ayında kesilen kurbandır. [Mâlik hariç, Altı hadis imamı.]
4004- Diğer rivayet:
Fera': "Devenin ilk doğurduğudur. Onu putları nâmına keserlerdi; sonra etini yerlerdi. Derisi ağacın üstüne asılırdı. Atîre: Receb ayının ilk on gününde kestikleri kurbandır."


TAHRİC
==========================================
3890-Bu hadisi Müslim (sayd no. 57, s. 1548-9), Tirmizî (no. 1409), Ebû Dâvud (no. 2815), Nesâî (dahâyâ 22, VII, 227) ve İbn Mâce (no. 3170), Hâlid el-Hazzâ an Ebî Kılâbe an Ebî'l-Eş'as an Şeddâd b. Evs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3891-Bu hadisi İbn Mâce (no. 3172), Muh. b. Abdirrahman b. ahî Hüseyn el-Cu'fî an Mervân b. Muh. an İbn Lehî'a an Kurre b. Hayveîl ani'z-Zührî an Sâlim b. Abdillah b. Ömer an ebîhî senedi ile tahrîc ettiler.
3893-Bu hadisi Nesâî (dahâyâ 42/1, VII, 239), Kuteybe an Süfyân an Amr b. Dînâr an Suhayb mevlâ İbn Abbâs an İbn Amr senedi ile tahrîc etti.
İbnu'l-Kattân, Suhayb'ın hâlinin bilinmediğini söylemiştir. Hadisin Ahmed, Şâfiî, Nesâî ve İbn Hibbân'ın tahrîc ettikleri bir başka tariki daha vardır (Neyl VIII, 143).
3894-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2858), Tirmizî (no. 1480) ve İbn Mâce (no. 3216), Abdurrahman b. Abdillah b. Dînâr an Zeyd b. Eslem an Atâ b. Yesâr an Ebî Vâkıd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
İsnâdı hakkında Tirmizî "hasen garîb" hükmü verdi.
3895-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2825), Tirmizî (no. 1481) ve Nesâî (dahâyâ 25, VII, 228), Hammâd b. Seleme an Ebî'l-Uşerâ (Usâme b. Mâlik b. Kahtam) an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî, isnâdı hakkında "garîb" hükmü vermiştir.
3896-Sahîh-i Buhârî, zebâih ve's-sayd 23-24, VI, 227.
3897-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2726), İbnü'l-Mübârek an Ma'mer an Amr b. Abdillah an İkrime an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc etti.
Amr b. Abdillah es-San'ânî hakkında menfî sözler sarfedilmiştir (Neyl VIII, 148).
3898-3899-Bu hadisi Tirmizî (no. 1476) ve Ebû Dâvud (no. 2827), Mücâlid an Ebî'l-Veddâk an Ebî Saîd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî'ye göre isnâdı "hasen sahîh"tir.
3900-Mâlik (zebâih no. 8, s. 490), bu mevkûfu an Nâfi' an İbn Ömer senedi ile tahrîc etmiştir.
3901-Bu hadisi Buhârî (zebâih 15, VI, 224-5; 18/3, VI, 225-6; 20, VI, 226; 23, VI, 227; 36-37, VI, 233; cihâd 191, IV, 37, lafız buraya aittir; şirket 3, III, 110; 16, III, 114), Müslim (adâhî 20-23, s. 1558-9), Tirmizî (no. 1491-2), Ebû Dâvud (no. 2821) ve Nesâî (dahâyâ 20-21, VII, 226; 26, VII, 227), Abâye b. Râfi' b. Hadîc an ebîhî an ceddihî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3902-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2824), Nesâî (dahâyâ 19/1, VII, 225) ve İbn Mâce (no. 3177), Simâk b. Harb an Müriyy b. Kutarî an Adiyy asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3903-Bu hadisi Mâlik (zebâih 4, s. 489) ve Buhârî (zebâih 18/1-2, VI, 225), Nâfi' mevlâ İbn Ömer an İbn Ka'b b. Mâlik an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3904-Bu hadisi Mâlik (zebâih no. 3, s. 489) ve Ebû Dâvud (no. 2823), Zeyd b. Eslem an Atâ b. Yesâr an raculin min benî Hârise asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3905-Bu hadisi Nesâî (dahâyâ 18/2, VII, 225), Muh. b. Beşşâr an Muh. b. Ca'fer an Şu'be an Hâdır b. el-Muhâcir el-Bâhilî an Süleymân b. Yesâr an Zeyd b. Sâbit senedi ile tahrîc etti. Râvileri Sahîh ricâlindendir, mechûl yahut makb?l olan Hâdır b. el-Muhâcir dışında (Neyl VII, 145).
3906-Bu hadisi Tirmizî (no. 1473), Ebû Kureyb an Abdirrahîm b. Süleymân an Ebî Eyyûb el-İfrîkî an Safvân b. Süleym an Saîd b. el-Müseyyeb an Ebî'd-Derdâ senedi ile tahrîc etti ve "garîb" hükmü verdi.
3907-Bu hadisi Mâlik (zebâih 1, s. 488), Buhârî (zebâih ve's-sayd 21, VI, 226; buyû‘ 5/2, III, 5-6; tevhîd 13/6, VIII, 170), Ebû Dâvud (no. 2829) ve Nesâî (dahâyâ 39, VII, 237), Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3909-Yahyâ b. ed-Durays an Uyeyne b. Sa'd ani'ş-Şa'bî tarikiyle gelmiştir. Heysemî, Yahyâ'yı tanımadığını söylemiştir. Diğer ricâli güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 139).
3910-Mâlik, bunu (zebâih 5, s. 489), an Sevr b. Zeyd ed-Dîlî an İbn Abbâs senediyle tahrîc etti.
3911-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2820), Hârûn b. Abdillah an Hammâd b. Mes'ade an Avf an Ebî Reyhâne an İbn Abbâs senedi ile tahrîc etti.
3912-Bu hadis-i mevkûfu Mâlik (zebâih no. 7, s. 490), an Yahyâ b. Saîd an Ebî Murre senedi ile tahrîc etmiştir.
3913-Râvilerinden Osmân b. Abdirrahman el-Kuraşî zayıftır (Mecma‘ IV, 30).
3914-3915-Bu hadisi Ahmed (V, 34), İsmaîl b. İbrâhîm an Ziyâd b. Mihrâk an Muâviye b. Kurre an ebîhî senedi ile tahrîc etti.
Heysemî'ye göre râvileri güvenilir kimselerdir güvenilir kimselerdir (Mecma‘ IV, 32).
3916-Heysemî'ye göre râvileri güvenilir kimselerdir teşekkül etmiştir (Mecma‘ IV, 32).
3917-Heysemî'ye göre râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ IV, 33).
3918-Kezâ bunun da râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ IV, 39).
3919-Bu hadisi Ahmed (III, 396), Attâb an Abdillah an Ömer b. Seleme b. e. Yezîd an Câbir senedi ile tahrîc etti.
Heysemî, isnâdında tanımadığı birinin mevc?diyetine dikkat çekmiştir.
3920-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3800), Muh. b. Dâvud b. Subayh ani'l-Fadl b. Dukeyn an Muh. b. Şerîk el-Mekkî an Amr b. Dînâr an Ebî'ş-Şa'sâ' an İbn Abbâs senedi ile tahrîc etti.
3921-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3784), Tirmizî (no. 1565) ve İbn Mâce (no. 2830), Simâk b. Harb an Kabîsa b. Hulb an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3922-Bu hadisi Buhârî (fardu'l-humus 20/3, IV, 61-2), Müslim (sayd no. 27, s. 1539), Nesâî (sayd 31/6, VII, 203) ve İbn Mâce (no. 3192), Ebû İshâk eş-Şeybânî an Abdillah b. e. Evfâ asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Lafız Buhârî'ye aittir.
3923-Bu hadisi Abdürrezzâk (no. 8719), Ahmed (III, 111, 115, 121, 163, 164), Buhârî (cihâd 130, IV, 15; mağâzî 38, V, 73; zebâih 28, VI, 230), Müslim (zebâih 34-35, s. 1540), Nesâî (tahâret 55, I, 56; sayd 31/7, VII, 204), İbn Mâce (no. 3196), Ebû Ya'lâ (no. 2828), Taberânî (no. 737) ve Beyhakî (Iî, 153), Muh. b. Sîrîn an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3924-Bu hadisi Buhârî (mağâzî 38, V, 79) ve Müslim (sayd no. 32, s. 1539-40), Ömer b. Hafs b. Giyâs an ebîhî an Âsım ani'ş-Şa'bî an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3925-Bu hadisi Buhârî (zebâih 38/8, VI, 230) ve Ebû Dâvud (no. 3808), Amr b. Dînâr an Câbir b. Zeyd an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3926-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3809-10), Ubeyd b. ebî'l-Hasan an Abdirrahman b. Ma'kil an Gâlib asl-ı senedi ile tahrîc etti.
İbn Hacer'e göre isnâdı zayıf ve metni şâzz  olup sahîh hadislere muhâliftir. Beyhakî'ye göre isnâdı muzdaribtir (Neyl VIII, 119).
3927-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3790, 3806) ve Nesâî (sayd 30/1-2, VII, 202), Sâlih b. Yahyâ b. el-Mikdâm b. Ma'dî-Kerib an ebîhî an ceddihî an Hâlid b. el-Velîd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Ahmed b. Hanbel'e göre hadis "münker"dir; Ebû Dâvud ise mens?h olduğunu söylemiştir. Ayrıca Sâlih ve babasının durumları bilinmemektedir. Dârekutnî hem zayıf, hem de muzdarib olduğunu söylemiştir. Dikkat çekici bir başka husus ise Hâlid b. el-Velîd'in, Buhârî, Ahmed ve el-Vâkidî'ye göre Hayber'e iştirâk etmemiş olduğudur.
3928-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3788) ve Nesâî (sayd 29/1, VII, 201), Amr b. Dînâr an Muh. b. Alî an Câbir asl-ı senedi ile;
Tirmizî (no. 1793) ve Nesâî (sayd 29/2, VII, 201), Süfyân b. Uyeyne an Amr b. Dînâr an Câbir asl-ı senedi ile;
Ebû Dâvud (no. 3789) ve Nesâî (sayd 32/1, VII, 205), Ebû'z-Zübeyr an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3929-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3480), Tirmizî (no. 1280 ve 3250), Ömer b. Zeyd es-San'ânî an Ebî'z-Zübeyr an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
İsnâdı hakkında Tirmizî "garîb" hükmü vermiştir. Râvisi olan Ömer zayıftır. Nesâî bu nedenle "münker" hükmü vermiştir.
3930-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3786), Tirmizî (no. 1826) ve Nesâî (dahâyâ 44, VII, 240), Katâde an İkrime an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî'ye göre isnâdı "hasen sahîh"tir.
3931-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3785) ve Tirmizî (no. 1825), Abde an Muh. b. İshâk an İbn e. Necîh an Mücâhid an İbn Ömer asl-ı senedi ile;
Tirmizî, kendi isnâdı için hasen garîb hükmü vermiştir.
3932-Lafız Nesâî'ye (VII, 206) aittir. Bu hadisi Abdürrezzâk (no.16035), Dârîmî (II, 102-3), Ahmed (IV, 394, 397, 401, 404, 406, 418), Buhârî (mağâzî 74/2, V, 121-2; zebâih 26/1, VI, 228; eymân 4/4, VIII, 222; 18/3, VIII, 229; keffârâtu'l-eymân 10/1, VIII, 239), Müslim (eymân no. 9, s. 1270-1), Tirmizî (no. 1826-7), Nesâî (sayd 33, VII, 206), İbn Hibbân (no. 5231, 4339, 5199) ve Beyhakî (Iî, 322, 333; î, 31, 50, 52), Zehdem el-Cermî an Ebî Mûsâ asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3933-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3796), İbn Ayyâş an Damdam b. Zür'a an Şurayh b. Ubeyd an Ebî Râşid el-Habrânî an Abdirrahman b. Şibl senedi ile tahrîc etti.
3934-Bu hadisi Mâlik (isti'zân 10, s. 968), Buhârî (at'ime 10, VI, 200; 14, VI, 201; zebâih 33/2, VI, 231-2), Müslim (sayd no. 43-45, s. 1543-4), Ebû Dâvud (no. 3793-4) ve Nesâî (sayd 26, VII, 198-9), ez-Zührî an Ebî Umâme b. Sehl b. Huneyf el-Ensârî an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3935-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3730), Ali b. Zeyd an Amr b. Harmale an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc etti.
3936-3937-Bu hadisi Mâlik (isti'zân 11, s. 968), Buhârî (zebâih 33/1, VI, 231), Tirmizî (no. 1790), Nesâî (sayd 26, VII, 197) ve Müslim (sayd no. 39, s. 1541), Abdillah b. Dînâr an İbn Ömer asl-ı senedi ile;
Müslim (sayd no. 40-1, s. 1542), Nâfi' an İbn Ömer asl-ı senedi ile;
Müslim (sayd no. 42, s. 1542-3), Şu'be an Tevbeti'l-Anberî ani'ş-Şa'bî an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3938-Heysemî, râvilerinden Muh. b. İbrâhîm'i tanımadığını söylemiştir (Mecma‘ IV, 37).
3939-Bu hadisi Müslim (sayd no. 50-51, s. 1546), Ebû Nadre an Ebî Saîd asl-ı senedi ile tahrîc etti.
3940-Bu hadisi bir kıssanın son parçasıdır. Bunu Müslim (kader no. 33, s. 2051-2), es-Sevrî an Alkame b. Mersed ani'l-Muğîre b. Abdillah el-Yeşkerî an Ma'r?r b. Süveyd an İbn Mes'ûd asl-ı senedi ile tahrîc etti.
3941-Bu hadisi Tirmizî (no. 1792) ve İbn Mâce (no. 3237), Abdülkerîm b. ebî'l-Muhârik an Hibbân b. Cez' an Huzeyme b. Cez' asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
İsnâdı Tirmizî'ye göre zayıftır.
3942-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3801), Tirmizî (no. 1792), Nesâî (sayd 27 VII, 200) ve İbn Mâce (no. 3236), Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr an Abdirrahman b. e. Ammâr asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü verdi.
3943-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3799), İbrâhîm b. Hâlid Ebû Sevr an Saîd b. Mansûr an Abdilazîz b. Muh. an ësâ b. Nümeyle an ebîhî senedi ile tahrîc etti.
Hattâbî ve Beyhakî'ye göre isnâdı zayıftır (Neyl VIII, 122).
3944-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3792), Yahyâ b. Halef an Ravh b. Ubâde an Muh. b. Hâlid an ebîhî Hâlid b. el-Huveyris senedi ile tahrîc etti.
3945-Bu hadisi Tayâlisî (no. 2066), Ahmed (III, 118, 171, 291), Dârimî (II, 92), Buhârî (hibe 5, III, 130; sayd 10, VI, 221; 32, VI, 231), Müslim (sayd no. 53, s. 1547), Ebû Dâvud (no. 3791), Tirmizî (no. 1789), Nesâî (sayd 25, VII, 197), İbn Mâce (no. 3243) ve Beyhakî (Iî, 320), Şu'be an Hişâm b. Zeyd an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3946-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3797) ve Tirmizî (no. 1828), el-Fadl b. Sehl el-A'rec an İbrâhîm b. Abdirrahman b. Mehdî an İbrâhîm b. Ömer b. Sefîne an ebîhî an ceddîhi asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî'ye göre isnâdı garîbtir.
3947-Bu hadisi İbn Mâce (no. 3218), Ebû Mus'ab an Abdirrahman b. Zeyd b. Eslem an ebîhî an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.
Abdurrahman zayıf bir râvidir.
3948-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3813) ve İbn Mâce (no. 3219), Ebû Osmân en-Nehdî an Selmân asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3949-Bu hadisi Buhârî (zebâih ve's-sayd 13, VI, 223), Müslim (sayd no. 52, s. 1546), Tirmizî (no. 1822, 1823), Ebû Dâvud (no. 3812) ve Nesâî (sayd 37, VII, 210), Ebû Ya'f?r an İbn e. Evfâ asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3950-Bu hadisi Tirmizî (no. 1823) ve İbn Mâce (no. 3221), Hâşim b. el-Kâsım an Ziyâd b. Abdillah b. Ulâse an Mûsâ b. Muh. b. İbrâhîm et-Teymî an ebîhî an Câbir ve Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Mûsâ sebebiyle isnâdı zayıftır.
3951-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3949), Mûsâ b. İsmâîl an Gâlib b. Hicre an Milkâm b. Telb an ebîhî senedi ile tahrîc etti.
Beyhakî'ye göre isnâdı zayıftır.
3952-Bu hadisin râvilerinden Müyesser b. Ubeyd zayıf bir râvidir (Mecma‘ IV, 40).
3953-Bu hadisi Bezzâr (no. 1214), İsmaîl b. e. Üveys an ebîhî an Yahyâ b. Saîd an Amre binti Abdirrahman ve an Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc etti.
Heysemî'ye göre râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ IV, 40).
3954-3955-Bu hadisi Mâlik (hacc no. 88, s. 356), Buhârî (cezâ'us-sayd 7/1, II, 212), Müslim (hacc no. 76-8, s. 858-9), Nesâî (menâsık 82/1, V, 187; 84, V, 189; 86-88, V, 190) ve İbn Mâce (no. 3088), Nâfi' an İbn Ömer asl-ı senedi ile;
Mâlik (hacc no. 89, s. 356), Buhârî (bed'ul-halk 16/2, IV, 99) ve Müslim (hacc no. 79, s. 859), Abdullah b. Dînâr an İbn Ömer asl-ı senedi ile;
Müslim (hacc no. 72-3, s. 857-8), Ebû Dâvud (no. 1846), ve Nesâî (menâsık 88/2, V, 190), ez-Zührî an Sâlim b. Abdillah an ebîhî asl-ı senedi ile;
Buhârî (cezâ'us-sayd 7/2, II, 212) ve Müslim (hacc no. 74-5, s. 858), Zeyd b. Cübeyr an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3956-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 1848), Tirmizî (no. 838) ve İbn Mâce (no. 3089), Huşeym an Yezîd b. e. Ziyâd an Abdirrahman b. e. Nu'aym an Ebî Saîd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî'ye göre isnâdı hasendir.
3957-Bu hadisi Buhârî (cezâu's-sayd 7/5, II, 212; bed'ul-halk 16/1, 99), Müslim (hacc no. 69-71, s. 857), Tirmizî (no. 857) ve Nesâî (menâsık 115/2, V, 209; 116, 117/1, 118, V, 210), ez-Zührî an Urve an Âişe asl-ı senedi ile;
Mâlik (hacc no. 90, s. 357), Müslim (hacc no. 68, s. 857) ve Nesâî (menâsık 113, V, 208; 119, V, 211), Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile;
Müslim (hacc no. 67, s. 856), Nesâî (menâsık 114/1, V, 208) ve İbn Mâce (no. 3087), Katâde an Saîd b. el-Müseyyeb an Âişe asl-ı senedi ile;
Müslim (hacc no. 66), Ubeydullah b. Miksem ani'l-Kâsım an Âişe tarikiyle tahrîc ettiler.
3958-Bu hadisi Ahmed (I, 428, 456), Buhârî (cezâ'us-sayd 7, II, 212; tefsîr Ve'l-mürselât 3, 4, VI, 78), Müslim (selâm 137, s. 1755), Nesâî (menâsık 114/2, V, 208), el-A'meş an İbrâhîm ani'l-Esved an Abdillah b. Mes'ûd asl-ı senedi ile tahrîc etti.
3959-Bu rivayeti Nesâî (menâsık 114/3, V, 209), Amr b. Alî an Yahyâ an İbn Cüreyc an Ebî'z-Zübeyr an Mücâhid an Ebî Ubeyde an ebîhî senedi ile tahrîc etti.
3960-Bu hadisi Mâlik (isti'zân 31, s. 975), Buhârî (bed'ul-halk 14-15/11, Iv, 98; mağâzî 12/20, V, 19), Müslim (selâm 128-136, s. 1752-47, Ebû Dâvud (no. 5252-5255) ve Tirmizî (no. 1483), Abdullah b. Ömer an Lubâbe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3961-Bu hadisi Mâlik (isti'zân no. 32, s. 976), Nâfi' an Sâibe mevlâti Âişe senedi ile mürsel olarak tahrîc etti.
3962-Bu hadisi Mâlik (isti'zân 33, s. 976-7), Müslim (selâm no. 139, s. 1756), Ebû Dâvud (no. 5257) ve Tirmizî (no. 1484), Sayfî mevlâ İbn Eflah an Ebî's-Sâib mevlâ Hişâm b. Zühre an Ebî Saîd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3963-Bu rivayeti Müslim (no. 140), Muh. b. Râfi' an Vehb b. Cerîr b. Hâzım an ebîhî an Esmâ b. Ubeyd ani's-Sâib senedi ile tahrîc etti.
3964-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 5260) ve Tirmizî (no. 1485), İbn ebî Leylâ an Sâbit el-Bünânî an Abdirrahman b. e. Leylâ an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî,isnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü verdi.
3965-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 5249) ve Nesâî (cihâd 48/4, VI, 51), Şerîk an Ebî İshâk ani'l-Kâsım b. Abdirrahman b. Abdillah b. Mes'ûd an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3966-Bu rivayeti Ebû Dâvud (no. 5261), Amr b. Avn an Ebî Avâne an Muğîre an İbrâhîm en-Nehaî an İbn Mes'ûd senedi ile tahrîc etti.
3967-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 5248), İshâk b. İsmaîl an Süfyân an İbn Aclân an ebîhî an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
3968-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 5251), Ahmed b. Menî' an Mervân b. Muâviye an Mûsâ't-Tahhân an Abdirrahman b. Sâbit ani'l-Abbâs senedi ile tahrîc etti.
3969-Bu hadisi Müslim (selâm no. 144, s. 1758) ve Ebû Dâvud (no. 5262), Abdürrezzâk an Ma'mer ani'z-Zührî an Âmir b. Sa'd an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3970-Bu hadisi Müslim (selâm no. 146-7, s. 1758, her iki lafız buna aittir), Ebû Dâvud (no. 5263-4) ve Tirmizî (no. 1482), Süheyl b. e. Sâlih an ebîhî an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3972-Bu hadisi Nesâî (menâsık 85/1, V, 189-90), Ebû Bekr b. İshâk an İbrâhîm b. Muh. b. Ar'are an Muâz b. Hişâm an ebîhî an Katâde an Saîd b. el-Müseyyeb an Âişe senedi ile tahrîc etti.
3973-Heysemî'ye göre isnâdında yer alan Ömer b. Kays el-Mekkî zayıf bir râvidir (Mecma‘ IV, 47).
3974-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 5247), Sül. b. Abdirrahman et-Temmâr an Amr b. Talha an Esbât an Simâk an İkrime an İbn Abbâs senedi ile tahrîc etti.
3975-Bu hadisi Buhârî (bed'ul-halk 15, IV, 98) ve Müslim (zühd no. 61), Hâlid an İbn Sîrîn an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3976-3977-Her ikisi de Müslim'in lafzıdır.
Bu hadisi Mâlik (isti'zân no. 14, s. 069), Buhârî (bed'ul-halk 17/4, V, 101), Müslim (musâkât no. 43-45, s. 1200), Nesâî (sayd 9/2, VII, 184) ve İbn Mâce (no. 3203), İbn Vehb an Yûnus ani'z-Zührî an Sâlim an ebîhî asl-ı senedi ile;
Müslim (müsâkât no. 46, s. 1200), Tirmizî (no. 1488), Nesâî (sayd 9/4, VII, 184), Taberânî (no. 13639), Tahâvî (IV, 55) ve Beyhakî (VI, 9), Amr b. Dinâr an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî'ye göre isnâdı hasen sahîhtir.
3979-3980-İlk lafız Müslim'e, ikincisi ise Ebû Dâvud'a aittir. Bu hadisi Müslim (libâs no. 82, s. 1664), Ebû Dâvud (no. 4157) ve Nesâî (sayd 11/3, VII, 186), ez-Zührî an İbni's-Sebbâk an İbn Abbâs an Meymûne asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3981-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 5267) ve İbn Mâce (no. 3224), Abdürrezzâk an Ma'mer ani'z-Zührî an Ubeydillah b. Abdillah b. Utbe an İbn Abbâs senedi ile tahrîc ettiler.
İbn Hacer, râvilerinin Sahîh ricâlinden olduğunu söylemiştir (Neyl VIII, 130). Beyhakî'ye göre bu bâbda vârid olan en güçlü hadistir.
3982-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2837-8), Tirmizî (no. 1572) ve Nesâî (akîka 5, VIII, 166), el-Hasan an Semure asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî'ye göre isnâdı sahîhtir.
3983-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2843), Ahmed b. Muh. b. Sâbit an Alî b. el-Hüseyn an ebîhî an Abdillah b. Bureyde an ebîhî senedi le tahrîc etti.
3984-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2835-6), Tirmizî (no. 1516) ve Nesâî (akîka 4/1-2, VII, 165), Ubeydullah b. e. Yezîd an Sibâ' b. Sâbit (an Muh. b. Sâbit b. Sibâ') an Ümmi Kürz asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü vermiştir.
3985-3986-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2841), Eyyûb es-Sahtiyânî'den; Nesâî (akîka 4/3, VII, 166), Katâde'den, her ikisi de an İkrime an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
3987-Heysemî diyor ki: "Ebû Ya'lâ'nın şeyhi İshak dışındakiler Sahîh ricâlindendir. Bu şahsı tanıyamadım" (Mecma‘ IV, 59).
3988-Râvilerinden Muh. b. es-Serî'yi İbn Hibbân ve başkası tevsîk etmiş, azıcık zaafı olan bir râvidir (Mecma‘ IV, 59).
3989-Râvilerinden Hammâd b. Şu'ayb, Ebû Hâtim'e göre güvenilir, başkasına göre ise zayıftır (Mecma‘ IV, 60).
3991-Bu hadisi Tirmizî (no. 1519), Muh. b. Yahyâ el-Kuta'î an Abdila'lâ b. Abdila'lâ an Muh. b. İshâk an Abdillah b. e. Bekr an Muh. b. Ali b. el-Hüseyn an Ali senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında, Muh. b. Alî, Hz. Ali'yi idrâk edemediği, dolayısıyla munkatı olduğu için "hasen garîb" hüküm verdi.
3992-Bu hadisi Bezzâr (no. 1238), İbn Lehî'a an Umâre b. Gaziyye an Rabî'a b. e. Abdirrahman an Enes asl-ı senedi ile tahrîc etti.
Heysemî'ye göre İbn Lehî'a sebebiyle isnâdı hasendir (Mecma‘ IV, 57).
3993-Bu hadisi Ahmed (VI, 393), Zekeriyyâ b. Adiyy an Ubeydillah b. Amr an Abdillah b. Muh. b. Akîl an Ali b. el-Hüseyn an Ebî Râfi' senedi ile tahrîc etti.
Heysemî'ye göre isnâdı hasendir (Mecma‘ IV, 57).
3994-Mâlik (akîka no. 2, s. 501), bunu Ca'fer'den ahzetmiştir.
3995-Râvilerinden İsmaîl b. Müslim el-Mekkî, hatâlarının çokluğu sebebiyle zayıftır (Mecma‘ IV, 59).
3996-Bu hadisi Bezzâr (no. 1237), Süheyl b. İbr. el-Cârûdî an Avf b. Muh. el-Murâdî an Abdillah b. el-Muharrer an Katâde an Enes senedi ile tahrîc etti.
3997-Heysemî'ye göre râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ IV, 59).
3998-Râvilerinden Atiyyetu'l-Avfî, tevsîk edilmiş olmakla birlikte zayıf bir râvidir (Mecma‘ IV, 59).
3999-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2830), Nesâî (fer' ve'l-atîre 2/1-2, VII, 169-170) ve İbn Mâce (no. 3167), Hâlid el-Hazzâ' an Ebî Kilâbe an Ebî'l-Melîh an Nübeyşe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
4001-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2833), Mûsâ b. İsmâîl an Hammâd an Abdillah b. Osmân b. Huseym an Y?s?f b. Mâhek an Hafsa binti Abdirrahman an Âişe senedi ile tahrîc etti.
4002-Heysemî'ye göre râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ IV, 28).
4003-Bu hadisi Buhârî (akîka 3-4, VI, 217), Müslim (adâhî no. 38, s. 1564), Ebû Dâvud (no. 2831), Tirmizî (no. 1512), Nesâî (fer' 1, VII, 167) ve İbn Mâce (no. 3174), ez-Zührî an Saîd el-Müseyyeb an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
4004-Bu tefsîr Ebû Dâvud'a (no. 2833) aittir.
islam