HALİFELİK, EMİRLİK VE BUNUNLA İLGİLİ MESELELER

HALİFELİK, EMİRLİK VE BUNUNLA İLGİLİ MESELELER



Halifelik, emirlik ve bununla ilgili meseleler

5946- Ebû Hureyre radiyallalıu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Bu hususta (hilâfet konusunda) insanlar Kureyş'e tabidirler. Müslümanları, müslü-manlunna; kâfirleri de kâfirlerine tabidirler. İnsanlar tıpkı madenler (gibidir); Cahiliyette iyi olanlar dini Öğrenirlerse İslâm'a geçtiklerinde de iyi olurlar. Yöneticilik (hilâfet) hususunda insanların en hayırlısını bundan nefret eden, isteksiz olanları bulursunuz. Onlar istemedikleri halde bu göreve getirilmişlerdir," [Buharı ve Müslim]
5947- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"(İnsanlardan.) iki kişi kalıncaya dek, bu is (emirlik) Kureyş'te devam edip gidecektir."
[İkisi Ue BöhSrî ve Müslim'e aittir,")
5948- Muaviye radiyallahu anh'dan:
O, Arar bin el-Âs'm: "İleride Kaktan'dan bir melik çıkacaktır" diyerek bir hadis rivayet ettiğini duyunca, öfkelendi kalkıp Allah'a hamdü senada bulunduktan sonra şöyle dedi: "Şimdi bana ulaştığına göre, içinizden bazı adamlar, Allah'ın Kitâb'mda olmayan, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'den de duyulmayan bazı şeyler anlatıyorlar. İşte onlar sizin cahillerİnizdir. Sizler sahibini sapıklığa sürükleyen batıl sözlerden sakının! Çünkü ben Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel-lern'in şöyle buyurduğunu duydum: 'Bu iş (yani emirlik) dini ayakta tuttukları sürece, Kureyş'te olacak, kimse onlara karşı çıkmayacaktır. Şayet Kureyş dinden, adaletten saparsa, Allah onları yüzüstü süründürür, rezil eder." IBuhârî]
5949- Amr bin el-Âs radiyallahu anh'dan; Yanında bir adam şöyle dedi: "Kureyş
(kötü davranışlardan) ya vazgeçecektir, yahut Allah bu işi araplardan alıp başkalarına verecektir."
Amr bin el-Âs şöyle dedi: "Yalan söyledin; Çünkü Ben Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu duydum:
'Kureyş, hayırda da, serde de kıyamete kadar insanların başında olacaktır." İTirmizî]
5950-   Cübeyr bin Mut'im radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kureşî olan bir adamda Kitre şî olmayan bir adamın gücünün iki misli vardır."
Zührî dedi ki; "Bununla, onların ileri görüşlü olduklarını kasd etmiştir." [Ahmed]
5951- Sefine radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Peygamberlik halifeliğinin süresi otuz yıldır, ondan sonra Allah mülkü (hakimiyeti) İstediğine verir." Saîd (b. Cümhân) dedi ki: Sefine bana şöyle dedi:
"Ebû Bekr iki, Ömer on, Osman oniki, Ali şu kadar sene halifelik yaptı."
Dedim ki: "Şunlar (Mervan ve taraftarları) Ali'nin halife olmadığını söylüyorlar;11 (Sefihe) —Mervanoğulîanm kastederek—: "Zerkâ-oğullannın kıçları yalan söylemiştir" dedi.
Ebû Dâvud ve Tirmizî. Saîd dedi ki: "Sefine'ye:
"Ümeyyeoğullan hilâfetin kendilerinde olduğunu iddia ediyorlar" dedim.
"Zerkâoğulları yalan söylemişlerdir. Bilakis onlar, kötii krallardan birtakım krallardı" dedi.
5952- Câbir bin Semure radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Bu din, ümmetin emirleri altında toplandığı on ki halifeye kadar galip olmaya devam edecektir." Peygamberden duyduğum ancak anlayamadığım bir kelime daha vardır. Babama "Ne diyor?" diye sordum. Şöyle diyor, dedi: "(Halifelerin) hepsi Kureyş'ten olacaktır."
5953- Diğer rivayet:
"(Resûlullah) evine döndüğünde Kureyş ona varıp: 'Peki sonra ne olacaktır?' diye sordular.
"Sonra here (fitne, cinayetler vs.) olacâktır." [Buhârî, Müslim, Tirmizı ve aynı lafızla Ebû Dâvud. |
5954- Ebû Saîd radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Eğer iki halifeye birden biat edilirse, siz sonra biat edileni öldürün!" [Müslim]
5955- Arface bin Şureyh radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Gücünüzü kırmak, birliğinizi dağıtmak için kim gelip, sizi etrafında toplandığınız bir adamdan ayırmak isterse, onu öldürün,1"
(İkisi de Müslim'e aittir. |
5956- O (Müslim), Ebû Dâvud ve Nesâî: "Şüphesiz fitne fesat olacak, fitne fesat
olacak. (O zamanda) Birlik olan bu ümmeti kim dağıtmak isterse, kim olursa olsun boynunu vurun!"
5957- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve seîlcm
buyurdu:)
"Israiloğullarını peygamberler idare ederdi. Ne zaman bir peygamber ölürse, hemen başka bir peygamber gelir yerini alırdı. Fakat benden sonra peygamber gelmiyecek-tir, benden sonra halifeler gelecek ve çok olacaklar.
"O zaman ne yapmamızı emredersin?" diye sorduklarında şöyle buyurdu:
"Birinciye ettiğiniz biate bağlı kalınız ve onlara haklarını veriniz (yani emirlerini dinleyiniz). Çünkü Allah onlara da yönettikleri insanların haklarını soracaktır."
|Buhârî ve Müslim.]
5958- En.es radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
İbn Ürami Mektûm'u Medine'de iki kere kendi yerinde halef bıraktı." [Ebû Davudi
5959- Ebû Belere radiyallahu anh'dan: Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel-
lem'den duyduğum bir şey beni korudu. Kis-râ Öldüğü zaman o (Allah Resulü) sordu: 'Onun yerine kimi başa geçirdiler?' 'Kızım' dediklerinde, şöyle buyurdu: 'Başlarına kadın geçiren bir millet asla iflah olmaz.' Aişe, Basra'ya geldiği zaman Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in bu sözünü hatırladım da bununla Allah beni korudu." [Tirmizî ve Nesâî.]
5960- Buhâri nin lafzı:
"Cemel vak'asında, beraberlerinde bulunup onlarla birlikte savaşmamdan Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'den duyduğum bir kelime sayesinde Allah beni yararlandırmıştır da ondan alıkoymuştur." Benzerini zikretti.
5961- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Emirleriniz hayırlı kişiler; zenginleriniz müsamahakâr ve cömert kişiler; işleriniz de aranızda istişüreli olduğu zaman, yerin üstü sizin için altından daha hayırlıdır. Emirleriniz kötüleriniz; zenginleriniz cimrileriniz; işlerinizi idare eden de kadınlarınız olduğu zaman ise, bilin ki, yerin altı sizin için üstünden daha hayırlıdır." jTirmi/.îl
5962- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Hepiniz çobansınız. Hepiniz güttüğünden (idare etliğinden) sorumludur, imam (lider) bîr çobandır, sürüsünden (yönetimindeki insanlardan) sorumludur. Kişi ailesinin çobanıdır, ehlinden mesuldür. Kadın kocasının evinde bir çobandır, görevli olduğu işten sorumludur. Hizmetçi efendisinin malının çobanıdır, onun idaresinden sorumludur." Bunları Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den duydum; şunu da söylediğini zannediyorum: "Kişi babasının malının çobanıdır; onun idaresinden sorumludur. (Hulûsa) hepiniz çobansınız, hepiniz uhdesinde bulunan işinden sorumludur." [Buharı, Müslim, Ebû Dâvud ve Tirmizî]
5963-  Ebü Meryem el-Ezdî radiyallahu anh'dan:
"Muâviye'nin yanma girdim: '(Arapların söylediği bir tabirle) Ey Falanın babası! Bir ihtiyacın var mıdır?' diye sordu.
Şöyle dedim: 'Ben sana Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'den duyduğum bir hadİsi bildireyim, şöyle buyurdu:
'Allah müslümanların idaresini bir kimsenin eline verir de, o kimse müslümanların ihtiyaçlarını ve zaruretlerini dinlemekten geri durursa, Allah da kıyamet günü onun ihtiyacını ve zaruretini dinlemekten geri durur.'
Bu hadisi duyduktan sonra Muâviye insanların işini görecek ve ihtiyaçlarına cevap verecek birini tayin elli." [Ebû Dâvud ve Tirmizî]
5964- İbn Amr bin el-Âs radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Adaletli davrananlar, Allah katında Rahman'in sağındaki nurdan minberler üstündedir. Onlar hükümlerinde ve ailelerinde, başta bulundukları sürece adil davrananlardır."
[Müslim ve Nesâî.|
5965-  Ma'kil bin Yesâr radiyallahu anh'-daiı:
KurluIamayip öldüğü hastalığında onu, Ubeydullah bin Ziyâd ziyaret etti,
Ma'kil ona dedi ki: "Allah Resulü sallalla-hu aleyhi ve sellem'den duyduğum bir hadisi sana nakledeceğim. Eğer yaşayacağımı bilsem bunu sana naklelınezdim. Onun şöyle buyurduğunu duydum: 'Allah herhangi bir kulu insanların başına geçirip de eğer o, onları alda* tır(hıyenet eder)da bu hal üzere Ölürse, Allah ona cenneti yasak eder'." |Buhârî ve Müs!inı.|
5966- Âiz bin Ömer radiyallahu anh'dan: "O, Ubeydullah b. Ziyâd'm yanma girerek
şunları söyledi:
'Ey oğulcuğum! Ben Rcsûhıllah sallalla-lıu aleyhi ve sellem'İ: 'Şüphesiz çobanların en kötüsü İnsafsız deve bakıcılarıdır. Sakın onlardan olma!' buyururken işittim.' Bunun üzerine (Ubeydullah) ona: 'Olur! Sen ancak Muhammcd sallallahu aleyhi ve sellem asha-
bının kepeğindensin' dedi. O: 'Onların kepeği varmıydı ki?' diye sordu. O da: 'Kepek ancak onlardan sonra, hem de başkaları arasında oldu' cevabını verdi."
5967- Ebû Saîd radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Kıyamet gününde Allah'ın en çok sevdiği ve kendine en yakın olan İnsan adil imam (hükümdar) olacaktır, insanlar içinde en nefret ettiği ve kendinden en uzak olan kişi de, zalim imam (hükümdar) olacaktır." [Tirmizîl
5968-  el-Mikdâm bin Ma'dîkerb radiyallahu anh'dan:
"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem onun omuzlarına vurup şöyle dedi: 'Ey Ku-deym! Eğer emîr (idareci) ya da kâtip ya da haklarında bilgi toplayıp yöneticiye sunmak üzere halk arasında görevli bir kimse olmadan ölürsen, kurtuluşa erersin'." |Ebû Dâvud]
5969- Ebû Zer radiyallahu anh'dan: Dedim  ki;   "Ey Allah'ın  Resulü!   Bana
{resmî bir) görev vermiyecek misin?" Omu-zuma vurup şöyle buyurdu: "Ey Ebû Zer! Sen güçsüz birisin. Görev bir emanettir. O, sorumlu olduğu vazifeyi tam manası İle yapıp hakkını verenler hariç kıyamet gününde mahcubiyet ve pişmanlıktır." [Müslim]
5970-   Gâlib el-Kattân, Ensâr'dan bir adam'dan, o da babasından o da dedesinden:
"Bir kavim yol üstünde bulunan su kaynağında (görevli) bulunuyorlardı. İslâm kendilerine ulaşınca, kaynak sahibi olanlara: 'Eğer siz müslüman olursanız size yüz deve vereceğim' dedi. Müslüman oldular. Bunun üzerine develeri aralarında paylaştırdı. Sonra develeri geri almak isledi. Oğlunu (Allah Resulüne gönderdi ve) sordurdu: 'Şimdi develer hakkında o mu daha hak sahibidir, yoksa onlar mı?' Eğer sana 'hayır' ya da 'Evet' derse, ona şöyle de: 'Babam yaşlı bir adamdır. Suyun arifi (mesulü) odur. Kendinden sonra bu arifliği (mesuliyeti) bana vermeni .senden rica ediyor.'
Bunun üzerine adam ona geldi ve durumu ar/cüi. Şöyle cevap verdi:
'Onları (develeri) onlara vermek isterse verir, sözünden dönüp geri almak isterse alabilir. Onun buna hakkı vardır. Eğer müslüman olurlarsa İslâm üzere kalırlar (onlara ilişilmez). Olmazlarsa islâm olmalarını sağlamak için kendileriyle savaşılır.' Sonra şöyle dedi: 'Ariflik (kavminin işini tedbir) haktır. Halka (islerini tedbir eden) arifler lazımdır. Ancak (görevlerini adaletle yürütmedikleri için) arifler ateştedir'." jEbo Davudi
5971-  Abdurrahman bin Semure radiyal-lahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ey Abdurrahman! Emirlik (yöneticilik) isteme, eğer isteğin üzerine o vazife sana verilirse onunla başbaşa bırakılırsın. Şayet sen İstekli olmadan sana emirlik (yöneticilik) verilirse o işte (Allah tarafından) yardım görürsün."
[Mâlik huriç, altı hadis imamı.|
5972- Ebû Hureyre radiyailahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Siz emirlik (yöneticilik) isteyeceksiniz, hem de büyük bir hırsla. Ancak bu, sizin için kıyamette bir pişmanlık olacaktır. O yüksek mevki ne güzel süt-annedir (emmekle doyulmaz), ondan ayrılmak da memeden ayrılmaktan zordur (hüznü çekilmez)!" |Buh3rî ve NesSî.]
5973- Ebû Mûsâ radiyailahu anh'dan: "Ben, amcamın oğullarından İki adamla
birlikle Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına girdim.
Biri şöyle dedi: 'Ey Allah'ın Resulü! Allah'ın senin emrine verdiği bazı yerlerde bizi emîr yap!' Diğeri de tıpkı onun gibi söyledi. Bunun üzerine şöyle buyurdu: 'Vallahi biz bu görevi talip olana ya da buna karşı aşırı istekli olana asla vermeyiz'."
IBuhârî, Müslim, Ebû Dâvud ve Nesâî.l
5974- İbn Abbâs radiyailahu anh'dan: "Müseylemetü'l-Kezzâb bir çok insanla birlikte Medine'ye gelerek şöyle demeye başladı: 'Eğer Muhammed bu işi (peygamberliği) kendisinden sonra bana bırakırsa, ona tâbi olurum1."
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
beraberinde Sabit bin Kays bin Şemmâs ve elinde de hurma çubuğu ile ona doğru hareket etli ve Müseyleme ile adamlarının başı ucunda durdu. Sonra şöyle dedi: 'Sen benden bu çubuğu bile istesen vermem. Sen Allah'ın emrinden asla kurlulamıyacaksın; sırtını O'na çevirdiğin zaman, mutlaka Allah seni perişan edecektir. Senin hakkında Allah tarafından bana gösterileni (rüyayı) şu anda görür gibiyim.' Sonradan Ebû Hureyre bana şunu bildirdi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Ben uykuda iken (rüyamda) elimde iki altın bileziğin olduğunu gördüm...'" Hadisin tamamı ileride Rüya bölümünde gelecektir.
5975- Diğer rivayet:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: "Sabit bin Kays, sana benim adıma cevap verecektir" dedi ve oradan ayrıldı.
|Buhâıî ve Müslim.|
5976- Âişe ıadİyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Allah, bir ernîr (yönetici) için hayır mu~ rad ederse ona iyi (doğru sözlü) bir vezir ihsan eder ki, unuttuğu zaman ona hatırlatır, hatırladığı zamanda da ona yardımcı olur. Hayır tnurad etmediği zaman ona kötü bîr vezir verir ki, unutunca hatırlatmaz, hatırlayınca da ona yardım etmez." |Ebû Düvud ve Ne.sSî.1
5977- Ebû Hureyre ve Ebû Saîd radiyalla-hu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Allah, gönderdiği bir peygambere ya da halife yaptığı kişiye mutlaka iki yardımcı gönderir, biri ona daima iyiyi emreder, iyiye teşvik eder; ötekisi de ona kötüyü emreder ve kötüye teşvik eder. Korunmuş (masum) kişiye gelince o, Allah' in koruduğu kişidir."
JBııhârî. Nesâî ise sadece Ebû Hureyre 'ilen.]
5978- Kâ'b bin Ucre radİyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Şunu iyice dinleyip kulak verin: Benden sonra emirler gelecektir. Kim onların yanlarına girip de yalanlarını doğrulayıp zulümlerine yardımcı olursa o, benden değildir, ben de ondan değilim. Bu kimseler havzumun başında yanıma da gelecek değildir. Kim de onların yanına girip zulümlerine yardımcı olmaz, yalanlarını da doğrulamazsa, o bendendir, ben de ondanım. Ayrıca bu kimseler havzumun başında yanıma da gelecektir." |Tirmizî ve Nesâî.]
5979- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "es-Sicil (adlı sahâbî), Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında bulunan bir kâtip idi." |EbûDûvud|
5980- Nafi' radiyallahu anh'dan: "Medine ahalisi, Yezîd bin Muâviye'nin
biatinden çıktıkları zaman, İbn Ömer, kendi yakınlarını ve çocuklarını toplayıp şöyle dedi: 'Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu duydum: 'Kıyamet gününde her bir gadir (sözünde durmayıp cayan) için bir sancak dikilecektir' Biz bu adama (yani Yezîd'e) Allah ve Resulünün biatiyla biat etlik. Allah ve Resulünün biatiyla biat edilip de sonra ona karşı savaşma sancağı dikilmekten daha büyük bir gadr (sözden cayma, hıyanet) bilmiyorum. İçinizden her kim onun biatinden çıkıp da bu hususta biat etmediğini öğrenirsem, bilsin ki onunla benim aramda bütün münasebetler kopmuştur'." |Buhârî ve Müslim.]
5981- Nâfi' radiyallahu anh'dan: "Halk, Yezîd (bin Muâviye'n)in biatinden
dönüp İbn Mutî'in yanma toplandıklarında, İbn Ömer onun yanma geldi, İbn Mutî: 'Ebû Abdirrahman'a (İbn Ömer'e) bir minder verin!' dedi.
(Ebû Abdirrahman) dedi ki: 'Ben buraya oturmak için gelmedim, ben sana Allah Resû-Iü sallallahu aieyhi ve sellem'den duyduğum bir hadisi bildirmek için geldim.
O şöyle buyurmuştur: 'Kim (devlet otoritesine) itaattan elini çekerse, kıyamet gününde Allah'a (lehinde) bir hüccet (delil) olmak-
sızın kavuşur ve boynunda bir biat bulunmadan kim ölürse cahiliyet ölümü ile ölmüş olur'." [Müslim]
5982- Cerîr radiyallahu anh'dan: "Yemen'deydim. Yemen ahalisinden biri
Zû Kelâ', diğeri ise Zû Amr adlı iki adama rastladım. Onlara Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den haber vermeye başlayınca Zû Amr bana şöyle dedi: 'Sen dostundan (Resulünden) neler anlatıyorsun? O üç günden beri eceli üzerine geçmiş (yani ölmüş) bulunmaktadır.1 Bunun üzerine yola revan oldum, o iki adam da benimle birlikte yola koyuldular. Epey mesafe aldıktan sonra Medine'den gelen bir kafileye rastladık. Onlara durumu sorunca, şöyle dediler: 'Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem vefat etli, Ebû Beki" halife oldu. İnsanların durumu iyidir, yaramazlık yoktur.' Bunun üzerine o ikisi: 'Arkadaşına (Ebû Bekr'e) söyle, biz buraya kadar geldik, inşa-allalı bir başka zaman tekrar geleceğiz' dediler ve Yemen'e geri döndüler. Ebû Bekr'e onların sözlerini nakledince: 'Keşke onları ge-lirseydin1 dedi.
Aradan biraz zaman geçtikten sonra (Ömer'in hilâfeti sırasında) Zû Amr bana dedi ki: 'Ey Cerîr! Bana göre senin yüksek bir şerefin ve asaletin vardır. Sana şu gerçeği söylüyorum: Ey arap topluluğu! Bir emir (yöne! ici) öldüğünde başka bir emîri seçmek hususunda müşavere ettiğiniz müddetçe sizler ebedî hayır ve saadet içinde bulunursunuz. İş (emirlik) kılıca döküldüğünde ise birtakım saltanat melikleri olacak; halk da meliklerin öfkesiyle öfkelenecek, hoşnutluğu ile hoşnut olacaktır'.1' iBuhârîl
5983-   Abdurrahman bin Şemmâse el-Mihrî'den:
Bir şey sormak için Âişe'nin yanına vardım. Bana: "Sen nereden ve kimlerdensin?" diye sordu. "Mısır'lıyım" dedim.
"Bu savaşınızda adamınız (Amr bin el-Âs) size nasıl davrandı?"
"Ondan bir kötülük görmedik; içimizden birinin devesi Öldüğü zaman ona deve verdi. Kölesi öldüğü zaman, köle verdi, bir İhtiyacı olduğu zaman ihtiyaçlarını giderdi" dedim. Şöyle dedi:
"Beri bak! Resûlullah'(s.a.v.)dan işittiğim
bir şeyi sana haber vermekten, onun kardeşim Muhammmed b. Ebî Bekr'e yaptıkları beni engelleyemez:
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel-lem'in evimde şöyle buyurduğunu duydum: 'Allahım! Kim ümmetimin işinin başına necip de onlara zorluk çıkarırsa, sen de ona zorluk çıkar; kim de ümmetimin işinin başına geçip de yumuşaklıkla muamele ederse, sen de ona yumuşaklıkla muamele eyle!'" jMüslim]
5984- Ömer radiyallahu anh'dan: O hutbesinde şöyle dedi: "Ben, görevlilerimi size, sizi dövsünler ve mallarınızı alsınlar, diye göndermedim. Kime böyle yapılırsa, bana şikayet elsin, hakkınızı ondan alayım. Bunun üzerine Amr bin el-As dedi ki: "Bir adam eğer emrindeki!eri hizaya getirmek için döverse ondan da mı hakkını alacaksın?"
"Evet, canım kudreti elinde olana yemin ederim ki, tabii hakkını veririm. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in kendi nefsinden başkasının hakkını aldığını gördüm." |Ebu Davud]
5985- Cübeyr bin Nüfeyr ve bir bankasından: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Emir, halk hakkında şüpheye düştüğü zaman onları ifsat eder." [İkisîde Ebû Davud'a aittir.|
5986-  İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Bu işin ilki nübüvvet ve rahmettir. Sonra hilâfet ve rahmet olacak, sonra hükümdarlık ve rahmet olacak, sonra emirlik, ve rahmet olacak. Sonra yöneticilik hususunda eşeklerin birbirlerini ısırdıkları gibi ısıracaklardır. İste o zaman siz cihad yapmalısınız. En üstün cihadınız nöbet beklemektir. Bunun (nöbetin)da en üstünü sınırlarda ki d ir." [Mu'cemu'l-Kebin]
5987- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"On kişinin emîri bile olsa mutlaka kıya-
met gününde bağlı olarak getirilecektir; onu ya adaleti çözecek, ya da zulmü helak edecektir." |Bezzâr ve Taberânî, Mu'cemu'I-Evsat'i&.\
5988- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"On kişinin başında emir dahi olsa, kıyamet gününde elleri boynunu bağlı olarak getirilecektir. Onunla o on kişi arasında dava görülünceye dek öyle kalacaktır."
[Taberânî, Mu' cemu' I-Kebîr ve'l-Evsat'ta.]
5989-  Muâviye radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Aralarında hak ile hükmedilmeyen bir millet güçsüz güçlüden tam anlamıyla hakkını alıncaya dek temize çıkartılmayacaktır."
[Taberanî. Mc'cemu'l-Kebîr]
5990- Zeyd bin Eşlem radiyallahu anh'dan: "İbn Ömer, Muâviye'nin yanma girdi.
Muaviye ona (İbn Ömer'e) sordu: 'Ey Ebû Abdurrâhman! Bir ihtiyacın var mıdır?'
'Hürriyetine (yeni) kavuşan kölelere haraç ve cizyeden bağışla bulun. Çünkü Peygamber sailallahu aleyhi ve sellem'e bir ganimet ya da başka bir şey geldiği zaman ilk önce hürriyete kavuşmuşlara (kölelere) vermekle başlardı'." |Ebû Davudi
5991-  Ebû'd-Derdâ radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallaliahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim sultana ihtiyacını ulaştıramayan bir kimsenin ihtiyacım ona ulaştırma, ayakların kaydığı gün de Allah onun ayaklarım kaydırmaz." |Bezzâr]
5992-  İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ümmetimden herhangi bir kimse İnsanların işinin başına geçip de onları, kendisini ve ailesini koruduğu gibi korumazsa asla cennet kokusunu koklayamaz."
|Taberfuıî, Mu'cemu11-Evsal ve's'Sağfr'de zayıf bir scncdle. I
5993- İbıı Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim Müslümanların işine tayin edilirse, onların ihtiyacını görünceye kadar Allah onun ihtiyacını görmez."
]Taberânî, Mu'cemıı'!-Keb!r'de leyyin bîr senedle.|
5994-  Iyâd bin Ğanem radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Sultana (hüküm sahibine) bir nasihatta bulunacak kişi herkesin yanında konuşmasın, elinden tutup başbaşa kalacağı bir yere götürüp orada konuşsun. Sultan kabul ederse ne âlâ, aksi halde o kendi üzerine düşen görevi yapmış olur."
[Ahmeıi ilaha uzun bir metinle. |
5995- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Devlet başkanının (imamın) yanında bulunan ya hayrı söylesin, ya da sükût etsin."
[Taberânî, Mu'cemu'l-Evsat'ta leyyin bir sened!e,|
5996- Ali radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Allah'ın malından halifeye ancak İki tabak helâl olur: Birini kendisi çoluk çocuğuyla beraber yer, diğerini ise İnsanların önüne koyar." lAhmedl
5997- Ebû Bekr radiyallahu anh'dan: "O, ölüm yatağına düştüğü zaman, (kızı)
Âişe'ye şöyle dedi:
'Sağıp sütünü içtiğimiz deveye bak, içinde yemek pişirdiğimiz kazana bak, giydiğimiz elbiselere de bak. Biz bunlardan müslü-manlarm işini idare ederken kullanıp faydalanıyorduk. Ben öldüğüm zaman bunları götür Ömer'e teslim et.' Ebû Beki- Ölünce Âişe hemen onları Ömer'e gönderdi. Ömer şöyle de-
mekten kendini alamadı: 'Allah sana rahmet etsin, kendinden sonra gelenleri yordun!'"
(Taberânî, Mu'cemu'l-Kebir'de]
5998- Sa'lebe bin Mâlik radiyallahu anh'dan:
"Ömer, kadın elbiselerini Medine kadınları arasında paylaştırdı; bir tanesi arttı. Hem de en yenisi. Yanmdaküerden biri dedi ki' 'Ey Ömer! Bunu da yanında olan Allah Resulü sallallahu aleyhi ve seHem'in kızma yani Ali'nin Ümmü Gülsüm adındaki kızma ver!" dedi. Ömer şöyle cevap verdi: 'Ümmü Selît buna, ondan daha lâyıktır. Çünkü o, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e biat edip, Uhud günü kırbalarla bize su taşıyan hanımdır'." [Buhâri]


RAŞİD HALİFELER VE ONLARA YAPILAN BİATLER HAKKINDA

5999- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan:
"Ali radiyallalıu anh, Peygamber sallalla-hu aleyhi ve sellem'in vefat ettiği son hastalığında onun yanından çıktığında halk sordu: 'Ey Ali! Allah Resulü nasıldır?'
'İyidir Allah'a şükür!" diye cevap verdi. Abbâs onun elinden tutup şöyle dedi: "Üç gün sonra (Resulullah Ölecek) ve sen (bir başkasına} memur olacaksın. Ben salisen vallahi Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in bu sancıdan kurlulamayıp irtilıal edeceğini sanıyorum. Çünkü ben Abdülmutlaliboğullarının vefat ederken, aldıkları şekli bilirim. Haydi ona gidip, kendinden sonra işin başına kimin geçeceğini soralım. Bu hususla bilgimiz olursa, durumdan haberdar olmuş oluruz. Şayet i§in başına bizden başkası geçecekse, ona söyleyelim de (hilâfeti) bize vasiyyet etsin.'
Ali şu cevabı verdi: 'Biz ona sorsak da, (hilâfeti) bize yasaklasa; halk ondan sonra onu bize asla vermez. Bu sebeple ben vallahi bunu ona sormam!"1 |Buhârî|
6000-   Cübeyr bin Mut'im radiyallahu anh'dan:
"Bir kadın Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek bir şey konuştu. Ona tekrar gelmesini emretti. Kadın dedi ki: 'Ya seni bu-lamazsam?' —Ölürsen demek istiyordu—. Şöyle buyurdu: 'Beni bulamazsan Ebû Bekr'e gidersin!'" [Bubârî, Müslim ve Tirmi/î.J
6001- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "İçlerinde Abdurrahman bin Avf'ın da bulunduğu birtakım muhacirlere Kur'ân okutuyordum. Ben Minâ'daki konağında iken, o (Abdurrahman bin Avf) Ömer'in yaptığı son haccmda onun yanındaydı. Abdurrahman, Ömer'in yanından evine yani benim yanıma döndü  de  şöyle  dedi:   'Bugün  müminlerin emîrinin yanma gelip O'na birşeyler söyleyen adamı görseydin hayret ederdin. O Ömer'e şöyle söylüyordu: Bugün mü'minlerin Emîrinin yanma bir adam geldi ve: 'Ey mü'minlerin Emîri! Filân kişi hakkında ne düşünürsün? O kişi: Ömer ölürse ben şüphesiz filana (Tal-ha'ya) biat ederim. Çünkü Ebû Bekr'in biati ani olup bitti' diyerek fitne çıkarmak istedi. Ömer bunu duyunca çok kızdı ve şöyle dedi: 'İnşaallah ben bu akşam kalkıp insanlara bu fikirde olup da milletin mukadderatını gaspet-mek İsleyen bu kimseleri teşhir edeceğim!' Bunu üzerine Abdurrahman şöyle dedi:
'Böyle yapma! Çünkü burası (hac mevsiminde) pek kalabalıktır, insanlar içerisinde cahil ve serserisi vardır. Konuşmak istediğin vakit ola ki bu tür insanlar, etrafında çoğunluğu teşkil ederler. Korkum şudur ki, sen kalkıp bir şey söylersin, o kişiler İse başka şey anlar, esas ifade etmek istediğin maksat kaybolur. Aralarında ihtilâf ve kavga çıkar, bir türlü to-parlanamazlar. Onun için bir şey söyleme, Medine'ye vardığında —ki orası hicret ve sünnet yurdudur— anlayışlı ve ileri gelen ak-Iıbaşında insanlarla başbaşa kalırsın, diyeceğini gayet temkinli söylersin ilim ehli senin söyleyeceklerini gayet iyi anlayıp kavrar ve ona gereken değeri verirler.'
(Ömer:) 'Oldu! İnşallah ben bunu Medine'ye varınca, ilk toplantımızda açık ve seçik olarak söyliyeceğim' dedi.
İbn Abbâs dedi ki: 'Zi'1-Hicce'nin sonunda Medine'ye geldik. Cuma gelince Öğle vakti hemen mescide gittim.' Rezîn şunu ilave etti:
'Öğle sıcağında (mescide) çıkum. Saîd bin Zeyd'İ minberin yanında otururken gördüm. Dizim dizine değecek şekilde yanına oturdum. Çok geçmeden Ömer çıkageldi. O gelirken Saîd'e dedim ki: 'Şimdi o, minberde halife olduğu günden beri yapmadığı bir konuşma yapacaktm' Saîd İtiraz edip şöyle dedi:
'Acaba söylemediği o şey nedir ki şimdi söyleyecektir?'
Ömer, minbere oturdu. Müezzin ezanı bitirdikten sonra kalktı ve Allah'a hamdü senada bulunduktan sonra şöyle dedi:
"Ben şimdi size bir şey söyüyeccğim, kim bilir belki yakında ecelim gelip ömrüm sona erecektir. Söyleyeceklerimi kim iyi anlayıp kavrarsa, bineğinin ulaştığı yere kadar gidip herkese anlatsın. Kim de anlayamadığından endişe ederse hakkımda herhangi bir kimseye yalan söylemesini asla istemem.
Şüphe yok ki Allah, Muhammed'i hak peygamber olarak göndermiştir, ona kitab indirmiştir. Ona indirdiği şeylerin içinde recm âyeti de vardı. Onu biz okuduk, anladık ve kavradık. O recmetli, biz de kendisinden sonra recmettik. Bu husustaki hükmü aynen uyguladık. Korkarım ki zamanla insanlar 'Kur'ân'da recm âyeti yoktur' diyeceklerdir ve böylece sapacaklar da Allah'ın indirdiği farzı terk edeceklerdir, Recm, evli erkekle evli kadınlar zina etlikleri takdirde, ya şahitlerin şehadeliyle, ya da kadının hamileliği yahut itirafla sabit olursa, mutlaka uygulanmalı ve asla ihmal edilmemelidir.
Sonra A'< ah'm Kİtâb'ından okuduklarımız alasında şı da vardı: 'Babalarınızdan yüz çevirmeyin (yani babalarınızdan başkalarına mensup olduğunuzu iddia etmeyin!) Babalarınızdan yüz çevirmeniz küfürdür." Dikkat edin; Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem söyle buyurmuştur: 'Beni luristiyanlann Mer-yemoğlu isa'yı uzun uzun övdükleri gibi övmeyin. Bana Allah'in kulu ve Resulü, deyin.'
Bir de birinizin şöyle dediği kulağıma geldi: 'Ömer ölürse ben falana biat edeceğim.' Hiçbiriniz: 'Ebû Bekı'e yapılan biat oldu bitliye getirilmiştir.' demesin. Oysa ona yapılan
biat çok güzel ve yerinde olmuştur. Allah fitnenin şerrinden tüm müslümanları korumuştur. İçinizde Ebû Bekr gibi kendisine gönülden boyun eğilen kimse yoktur. O bizim en iyilerimizdendi.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem vefat etliği zaman, Ensâr bize muhalefet edip Bcnû Saîde'nin sakîfcsinde toplantı yaptılar, Ali, Zübeyr ve beraberindekiler de o anda bize katılmadılar. Muhacirler ise Ebû Bekr'in etrafında toplandılar. Ona (Ebû Bekr'e) dedim ki: 'Haydi Ensâr kardeşlerimizin yanına gidelim.' Yola çıktık, bizi içlerinden (En-sâr'dan) iki salih adam karşıladı ve topluluğun kimin (Sa'd b. Ubâde'nin) etrafında toplandıklarını söylediler ve dediler ki: '(Ey muhacirler) Dönün gidin, onlara (Ensâr'a) yaklaşmayın, siz kendi işinize bakın!"
'Vallahi mutlaka onların yanlarına gideceğiz!' dedim ve gittik. Baktım ki 'Aralarında elbisesine bürünmüş bir adam vardı.' Sordum: 'Kimdir bu?'
'Sa'd bin Ubâde' dediler.
'Nesi var?'
'(Sıtmadan dolayı) titriyor' dediler. Biz orada oturduk, derken onların hatibleri (Sabit bin Kays bin Şenımâs) ayağa kalkıp, Allah'a hamdii senada bulunduktan sonra şöyle hitap etti:
"Biz Allah uğrunda yardım edenleriz, (yani Ensâr'ız) ve İslâm'ın büyük ordularıyız. Siz ey muhacir topluluğu! (Mekke'deki) asıl kavminden kopup gelmiş az bir topluluksunuz. Hal böyle iken onlar (muhacirler) bizi aslen müstahak olduğumuz işlerimizden bizi koparmak ve emirlikten uzak tutmak istiyorlar.' Hatip sözlerini bitirince konuşmak istedim. Ben evvelce Ebû Beki"'in önünde takdim ederek konuşmak istediğim güzel bir hitabe hazırlamış idim. Ayrıca Ebû Bekir'in öfkesini gidermeye uğraşıyordum. Tam ben konuşacakken Ebû Beki": 'Acele etme!' dedi. Onu kızdırmak istemedim. O söze başladı ve konuşlu. O benden daha yumuşak ve vakarlı idi.
Vallahi daha önce hazırlamış olduğum hitabenin hepsini söyledi, hem de daha güzel ve ikna edici sözcükler kullanarak sözünü bilirdi. Bu konuşması içinde şunları da söyledi: Sizler kendinizde hayır bulunduğundan söz ettiniz, sizler hakikaten de bu hayrın ehlisiniz. Ancak araplar yöneticiliği öteden beri soy ve otorite açısından üstünlüğünü kabul etlikleri Kureyş'len başkasına vermezler. Bu bakımdan ben sizin için bu kavimden iki kişiyi canı gönülden aday gösteriyorum; hangisini isterseniz ona biat edin!'
Sonra hemen benimle Ebû LJbeyde'nin elinden tuttu. Ebû Bekr'İn söylediklerinden bu son sözleri haricindekileri hoşuma gitti. Vallahi Ebû Bekr'in bulunduğu bir kavmin başına emîr seçilin eklense, ortaya çıkartılıp boynumun vurulmasını gerektirecek bir günah işlemek bana daha sevimli gelirdi. Ancak nefsimin bana ölüm anında hoş gösterdiği şeyi şimdi bulamıyorum. Derken ensârdan bir adam (Habbâb bin el-Münzir) dedi ki: Ben size kabul edebileceğiniz bir öneride bulunmak ist İy oııı m:
'Beni kaşınma çubukcağızı, yaslandığı dikme ile ayakta duran hurma fidancığı kabul edin (yani düşüncelerime kulak verin). Ey Kureyş topluluğu! Bizden bir emîr, sizden de biı- emîr olsun!" Her kafadan bir ses çıkmaya başladı, sesler yükseldi, göıiiilü çoğaldı. Büyük bir fitnenin çıkması an meselesi idi. Hemen Ebû Bekr'e: 'Uzat elini!' dedim. Uzattı, ben de eline sarılıp biat eltim. Beni gördüklerinde ardımdan hemen muhacirler de biat etliler, ondan sonra ensâr da onları takip edip biat eltiler. Böylece biz Sa'd bin Ubâde'ye karşı çabuk davranıp galip geldik. İçlerinden biri şöyle dedi: 'Sa'd'ı mahvettiniz!'
Şöyle dedim: (Hilafet işine engel olmaya çalıştığı için) Allah onu mahvetsin!1 Vallahi Ebû Bekr'e biat etmekten başka daha iyi bir yol ve yöntem bulamadık. Çünkü o anda bu İş böyle bilmeseydi de biatsız oradan ayrılsay-dik, onlar kendi aralarından bir adama biat edeceklerdi, biz de ya hoşnut olmadığımız birine bial etmek zorunda kalacaktık ya da bial etmeyecektik, böylece aramızda bir fitne, fesat ve huzursuzluk başgöslerccekti. Kim bundan böyle müslümanlara danışmadan fikirle-
rini almadan bir adama biat ederse, ikisinin de öldürülecekleri korkusundan (insanlar tarafından ne biat eden ne de biat edilen kişiye) biat olunmayacaktır'." |Buhârîi
6002- Âişe radiyallahu anhâ'dan:
"Ebû Beki" Sunh denilen yerde iken Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem vefat etti. Bu sırada Ömer ayağa kalkıp: 'Vallahi Allah'ın Resulü ölmedi' diyordu. (Ömer) Dedi ki: 'İçimden Öyle geçiyor ki Allah, onu mutlaka tekrar gönderip (kendisine öldü diyen) insanların ellerini, ayaklarını kesecektir.' Sonra Ebû Beki- geldi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sel-lem'in yüzünü açtı, onu öptü ve şöyle dedi:
'Babam anam sana feda olsun! Senin ölün de güzeldir, diri halinde güzeldir. Nefsim kudret elinde olana yemin ederim ki, Allah sana iki ölümü tattırmayacaktir.' Sonra odadan dışarıya çıktı ve: 'Ey (Onun Ölmediğine dair) yemin eden kişi yavaş ol, acele elme!' dedi.
Ebû Beki' konuşmaya başlayınca Ömer olurdu. Ebû Beki- Allah'a hamdü senada bulunduktan sonra şöyle dedi:
'Dikkat edin, iyi dinleyin! Kim Muham-med'e tapıyorsa bilsin ki Muhammed ölmüştür. Kim Allah'a tapıyorsa bilsin ki Allah diridir, asla ölmez. Onun hakkında Allah şöyle buyurmuştur: 'Şüphesiz sen de öleceksin, anlar da ölecektir.' (Zümer 30)
Yine şöyle buyurmuştur: 'Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce (nice) peygamberler (gelip) geçmiştir. Şayet o ölürse ya da öldürülürse siz gerisin geri mi döneceksiniz, kim gerisin geri dönerse, Allah'a asla hiç birşey zarar veremez. Allah şükredenleri Ödtillendirecektiı:'(Âl-i imrân 144) İnsanlar hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladılar.'" Önceki hadisin benzeri. [Nesâîve Buharî.l
6003- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Ebû Beki' çıktı, Ömer insanlara konuşuyordu, Ona: 'Olur!' dedi, oturmadi; 'Olur!' dedi, yine oturmadi. Ebû Bekr hemen şehadet getirdi, insanlar Ömer'i bırakıp ona (Ebû Bekr'e) yöneldiler. Bunun üzerine o şöyle dedi: Hadisin benzerini rivayet etti.
Ayrıca onda şöyle geçer: 'Vallahi Ebû
Beki- bu âyetleri okuyımcaya dek halk, sanki Allah'ın bu âyeti indirdiğini bilmiyorlardı, ya da farkında değillerdi. İnsanlar bu âyeli duydular ve hemen okumaya başladılar'."
[Buhârî]
6004- Enes radiyallahu anh'dan:
"O, Peygamber sallallahu aleyhi ve sel-lem'in vefatının erlesi günü Ömer'in konuşmasını dinlemiştir.
Ebu Beki- de dinliyordu. Ömer şehadet getirdikten sonra şöyle dedi:
Ben dün size bir söz söylemiştim. Durum size söylediğim gibi değildi. Vallahi o sözü ben ne Allah'ın Kitâb'mda bulmuştum, ne de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den böyle bir şey duymuştum. Ben sadece onun yaşamasını, işimizi idare etmesini istiyordum. Mademki o vefat etmiştir, aranızda Muhammed'in de sarıldığı (Kur'ân) gibi bir nur vardır; onunla doğru yolu bulursunuz. Sonra onun can yoldaşı ve
mağaradaki ikinin ikincisi olan Ebû Bekr vardır. Sizi idare etmek için insanlar arasından ondan daha iyisi yoktur. Haydi kalkın ona biat edin!'
Hemen kalkıp ona biat ettiler, onlardan bir grup daha önce Sakîfe'de bial etmişlerdi. Umûmî biat ise böylece minberin yanında tahakkuk etmiştir."
6005- Diğer rivayet:
'Ömer dedi ki: "Vallahi Ebû Beki*'in okuduğu '(Ve mâ Mıtlmmmedun illâ resul-) Mu-hamtned, ancak Allah'ın resulüdür' âyetini (Âl-i imrân 144) duyunca, kendimi düşüp yere yığılmış buldum. İşle o zaman Muharn-med'in öldüğüne kanaat getirdim." |Buhârî|
6006- Rezîn'in rivayeti:
"Ebû Bekr, minbere çıktığında halk ona bial edinceye kadar Ömer yanından hiç ayrılmadı. Üçüncü günü Ebû Beki- insanlara şöyle hitap elti:
'Ey insanlar! Benîm o durumum, sizi idare etmeye haris olduğum için değildi. Lâkin ben fitneden ve ihtilâflardan korkmuştum. Şimdi işi size bırakıyorum; istediğinizi başınıza getirin!' İnsanlar hep bir ağızdan şöyle cevap verdiler: 'Biz seni kabul ettik, azletmeyiz!'"
6007- Âişe radiyallahu anhâ'dan:
"Fâtıma ile Abbâs. Ebû Bekr'e (Resûlu!-1 alı'lan kendilerine kalan) miraslarını İstemek için geldiler. Ferâiz konulu hadisi nakletti. Ayrıca onda şöyle geçer:
Bunun üzerine Fâtıma ona (Ebû Bekr'e) darıldı, ölünceye kadar da onunla konuşmadı. Bir gece öldü; Ali de onu geceleyin defnetti. Ebû Bekr'e bildirmedi,
Fâtıma sağken Ali'nin insanlar arasında çok itibarı vardı. Fâtıma öldükten sonra ondan insanlar yüz çevirdiler. Fâtıma zaten Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den sonra altı ay yaşamıştı.
Bir adam Zühri'ye dedi ki: 'Ali ona (Ebû Bekr'e) altı ay bial etmedi, değil mi?'
'Evet allı ay biat etmedi. Ali biat edinceye dek Hâşimoğullanndan hiç kimse de biat etmedi.'
Ali insanların kendinden uzaklaştığını görünce, Ebû Bekr'le barışmaktan başka çaresi kalmadı. Ona şöyle haber saldı: 'Bize gel: ancak beraberinde kimse olmasın.' Ömer'in sert olduğunu bildiği için onunla beraber kendisine gelmesini istemedi. Ancak Ömer, Ebû Bekr'e: Tek başına gitme!' dedi. Ebû Bekr'in cevabı şöyle oldu:
"Hayır vallahi, ben tek başıma gideceğim, bakalım bana ne yapacaklar'?'
Ebû Beki" tek başına gitti, eve girince lüm Hâşimoğull arının orada olduğunu gördü, Ali ayağa kalktı, Allah'a hamdü sena ettikten sonra şöyle konuşlu:
'Ey Ebû Beki"! Bugüne kadar seni kıskandığımız ya da senin faziletli oluşunu İnkâr etliğimiz İçin biat etmemiş değiliz. Bizim de bu işle hakkımızın olduğuna inanıyorduk. Siz bizi bu hususta alt etliniz.'
Ondan sonra Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem İle olan yakınlıklarından söz etti. Haklarını da dile gelirdi, O kadar beliğ konuş-
tu ki Ebû Bckr'İ ağlattı. Sonra Ali sustu. Ebû Beki" şehadet getirdi, Allah'a hamdti senada bulunduktan sonra şöyle dedi: 'Vallahi ben Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in yakınlarına, kendi yakınlarımdan fazla yardım etmek isterdim; aramızdaki dostluk ve samimiyeti de biliyorsunuz. Ben o malları da size verirdim; ancak Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu duydum: 'Biz miras bırakmayız, bıraktıklarımız ancak sadakadır. Ancak Muhammed ailesi bu maldan yiyebilir.' Vallahi ben onun yaptığını yapmak, emrinden dışarı çıkmamak isterim.'
Bunun üzerine Ali şöyle dedi: 'Öğleden sonra sana biat ederiz."
Ebû Beki" öğle namazını kıldırdıktan sonra cemaate dönüp bugüne kadar Ali'nin neden biat etmediğini Ali'nin ileri sürdüğü sebep ve mazeretleri anlattı. Bunun üzerine Ali de kalkU. Ebu Bekr'i münasip bir lisan ve üslûpla övüp İslâm'a ilk girenlerden olduğunu zikrettikten sonra ona biat etti. Cemaat bundan pek memnun kaldı. Ali'yi 'Çok güzel yaptın!' diyerek tebrik ettiler. Böylece iş tatlıya bağlanınca insanlar Ali'ye eskisi gibi sevgi ve sempati duymaya başladılar." |Müslim[
6008- el-Kâsim bin Muhammed radiyalla-hu anh'dan:
Âişe (bir gün) "vah başım!" dedi. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sel-Iem şöyle buyurdu:
"Eğer sen ölür de ben .sağ kalırsam Allah'a .senin için istiğfar eder, dua ederim."
Âişe: "Vay başıma gelene! Vallahi sen benim ölümümü istiyorsun. Bu dediğin olursa ölümün olduğu günün sonunda diğer hanımlarından birisinin yanında gecelersin!" dedi. Bunun üzerine Allah Resulü: "Bilakis, asıl benim vay halime (çünkü ben senden önce Öleceğim)! Ebû Bekr ve oğluna haber salayım da işi (halifeliği) onlara teslim edeyim ve (benden sonra hilâfet hususunda) ben daha lâyığım iddia ve temennisinde bulunacaklara karşı yerime geçecek olanı tesbit etmeye niyetlenmiştim. Ancak içimden dedim ki: '(Böyle bir iddiayı Ebû Bekr dışında kim yaparsa), Allah hoşnut olmaz, mü'minler de hoşnut olmaz'." |Buhârî|
6009- Aişe radiyallahu anhâ'dan:
"Babam bana cömertçe yirmi vaşak verdi." Hibe hakkında daha önce geçen hadisi zikretti.
Rezîn şunu ilave elli:
"Ebû Beki" sonra kendisini hanımının yıkamasını vasiyyet etti. Sonra Ömer'i çağırıp, 'Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabının başına seni halife olarak atıyorum! Ey Ömer! Kıyamet gününde insanların terazileri Hakka uymakla ağır gelir. Onun için teraziye hak ve adaleli koymaya çalışmalıdır. Ve içine haktan başka birşey konulmayan terazinin ağır gelmesi haktır. Kıyamet gününde terazileri hafif olacak kimseler ise batıla uyanların terazileridir. Onlar da mizanları hafif tartmak için batılda bulunurlar. Ve içine bâtıldan başka birşey konulmayan terazinin hafif gelmesi haktır.' dedi.
Sonra ordu kumandanlarına şunu yazdı: 'Sizin ve müslümanların iyiliğini istediğim
için başınıza Ömer'i tayin ellim.' Ondan sonra vefat etti ve o gece defnedildi.
Sonra Ömer kalktı ve bir konuşma yapıp hamdü senada bulunduktan sonra şöyle dedi: 'Sizin benim hakkımda bilmediklerinizi ben bilirim. Ben Ömer'im. Sizin başınıza geçmek için haris değilim; lâkin vefat eden şahıs bunu vasiyyet etti ve beni lâyık görüp böyle yaptı. Allah ona bunu ilham etmiştir. Ben şahsen ehil olmayan kimseye bana verilmiş olan emaneti ona vermem. Lâkin müslüinanlara saygısı olan kimselere güvenirim. Çünkü onlar buna herkesten daha lâyık olurlar'."
6010- Ömer'in müezzini el-Akra' radiyal-lahu anh'dan:
Ömer beni İlyâ'daki piskoposa gönderdi. Piskoposu ona çağırdım. Geidi ve ona sordu:
'Sen beni Kitap'da (İncildc) buluyor musun?'
'Evet.'
'Nasıl buluyorsun?'
"Seni bir kale olarak buluyorum!' deyince, ona bastonu vurmak için kaldırdı. Papaz: 'Sakin ol! Kuvvetli, güvenilir ve şiddetli demirden bir kale olarak buluyorum' dedi.
'Peki benden sonra gelecek olanı (halifeyi) nasıl buluyorsun?'
'Onu salih bir halife olarak buluyorum. Ancak o, yakınlarını tercih edecektir' deyince, Ömer üç kere 'Alialı Osman'a meı-hamel elsin!' dedi.
'Peki ondan (Osman'dan) sonra gelecek olanı nasıl buluyorsun?'
'Onu demirin pası olarak buluyorum!' deyince, yine bastonu ona kaldırdı ve: 'Pis herif, pis herif!' dedi. Papaz dedi ki:
'Ey Mü'minlerin emiri! O da salih bir halife olacaktır ancak, halife olduğu zaman kılıç kınından çıkartılmış ve kanlar akıtılmış olacak'." |Ebû Dâvucl]
Müslim. Ma'dân bin Ebî Talha'dan; Bu-hârî. Cerîr bin Kudüme talikleriyle ve Ömer'den bunu muhtasar olarak rivayet eltiler.
Derim ki: Ebû Dâvud ile Müslim'de bu hadisi aradım, bulamadım.
6011- Ömer radiyallahıı anh'dan:
"O, cuma günü hutbe okudu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile Ebû Bekr'i zikretti. Sonra şöyle dedi: 'Ben rüyamda bir horozun beni üç kere gagaladığını gördüm, bunu ecelimin yaklaşması ile yorumladım'."
(Buhârî ile Müslim u/ıın bir melinle.J
6012-  İbnü'l-Müseyyeb radiyallahu anh'dan:
"Ömer, Mina'ya döndüğü zaman, kumluk bir yere devesini çökertti. Sonra kumdan bir küme yapıp üzerine abasını serdi. Sırt üstü yatıp ellerini semaya kaldırdı ve şöyle dua elti: 'Allahım! Yaşlandım, güçsüz kaldım. Ülkem oldukça genişledi. Eksiklik ve aşırılıklar işlemeden beni kendine al!' Sonra Zi'1-Hicce-nin sonunda Medine'ye geldi, insanlara hitap edip şöyle dedi:
Ey İnsanlar! Sünnetler (yollar) belirlenmiştir. Sizlere farzlar bildirilmiştir. Gündüz gibi apaçık aydınlık bir yola bırakıldınız.' Sonra bir elini diğerine vurarak şöyle dedi: "Sağa sola yalpa etmezseniz bu hal üzere devam eder-
siniz. Sakın recm âyetinden yana helak olma-yasmız. Çünkü biri kalkar da (ilerde) şöyle diyebilir: 'Biz Allah'ın Kitabı'nda iki ayrı şer'î ceza görmüyoruz.' Oysa Peygamber sallallahu aleyhi ve sellcm recm uygulamıştır, biz de uyguladık. Nefsim kudret elinde olan (Allah)'a yemin ederim ki, eğer insanlar Hattâb'ın oğlu, Allah'ın Kitâb'ına ilave etmiştir, demelerinden çekinmeseydİm, şunu yazardım: 'Evli erkekle evli kadın zina ettikleri zaman, mutlaka onları recm edin!' Biz bunu okuduk.'
Daha henüz Zi'I-Hicce ayı çıkmadan Ömer şehit edildi." [Mâlik.|
Mâlik dedi ki: "(Arapça metnin içinde geçen) şeyh ve şeyha sözünün manası, evli erkek ile evli kadın demektir."
6013- İbn Ömer radiyallahu anlı'dan:
"Hafsa'nm yanma girdim, saçlarından su damlıyordu. Dedi ki:
'Baban birini kendi yerine bırakmıyor mu?'
'Galiba bunu yapmayacaktır' dedim.
'Mutlaka birini bırakacaktır!' dedi.
Onunla bu hususta konuşacağıma dair yemin ettim. Sustum, sabah oldu, yine konuşamadım. Sanki sağımda bir dağ taşıyormuşum gibi sıkıntılıydım. Dönüp yanma girdim. Bana insanlar hakkında sordu. Ben halkın durumundan haber verdim. Derken dedim ki: 'İnsanlar bir şeyler söylüyorlar. Ben de bunu sana söyliyeceğime dair azmettim. Senin, yerine kimseyi bırakmayacağını söylüyorlar, doğru mu? Sana bir deve çobanı ya da koyun çobanı sürüsünü bırakıp gelse, mallarım başıboş bırakırsa tabii ki sürüsü kaybolur. İnsanları yönetmenin İse daha mühim ve çetin olduğunu bilirsin.'
Bu sözümü uygun buldu, sonra başım bir müddet (yastığa) yasladı ve sonra bana doğru başım kaldırarak şöyle dedi: 'Allah dinini koruyacaktır. Yerime halife bırakmasam Allah Resûlu (s.a.v.) de yerine kimseyi bırakmamış; yerime birini bırakırsam bunu da Ebû Bekir yapmıştır.' İbn Ömer der ki: Vallahi (böylece) babam Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem İle Ebû Bekr'i anmaktan başka bir şey yapmadı. Anladım ki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e kimseyi denk tutmayacak ve yerine de kimseyi halife bırakmayacaktır'."
6014- Diğer rivayette:
"Sizin işinizi diriyken yüklendim, artık ölü iken de mi yükleneyim?" Ayrıca onda şöyle geçer: "Hilafetten nasibimin; lehime, aleyhime değil, (sadece) yetecek kadar olmasını dilerim." dedi.
6015- Amr bin Meymûn el-Evdî radiyallahu anh'dan:
"Ömer'i başına o felaket gelmeden (şehit edilmeden) birkaç gün önce Medine'de gördüm. Huzeyfe ile Osman bin Huneyf'in yanında durmuş şöyle diyordu: 'Nasıl yaptınız? Irak ahalisine takat getiremiyecekleri haraç yüklemiş olmaktan korkmuyor musunuz?'
'Biz onlara güç yetirebileceği haraç yükledik! O da fazla bir şey değil' diye cevap verdiler. Şöyle dedi: 'Dikkat edin sakın altından kalkamıyacaklan şeyi onlara yükiemiyesi-niz!' (Huzeyfe ile Osman:)
'Hayır biz onlara takatlarının üzerinde bir vergi yüklemedik' dediler.
Bunun üzerine Ömer şöyle dedi: 'Allah
beni sağ bırakırsa, bundan sonra Irak'la kocalarından dul kalan kadınları kimseye muhtaç olmayacak duruma getireceğim.'
Aradan dördüncü gün geçmeden başına o felaket (yani suikast) geldi. Onunla benim aramda îbn Abbâs'tan başka kimse yoktu.
Bir sabah namazı idi, O namazda imam olarak öne geçerken saf arasında boşluk gördüğü zaman durup 'Saflarınızı düzeltiniz!' derdi. Safların dümdüz yapıldığını görünce, mihraba geçip tekbir alırdı. Birinci rekatta cemaatin toplanması için çok kere Yusuf sûresini ya da Nahl sûresini okurdu. Yine bir defasında namaz kıldırmak için öne geçti. Tekbir alır almaz: 'Beni köpek Öldürdü -veya- köpek beni yedi!' diyen sesini duydum. Bir de baktım ki elinde hançer acem bir adam , hançerini sağa sola sallayarak dışarıya çıkıyor. Onun saldırısında o sabah onüç kişi yaralandı, bunlardan dokuz kişi diğer bir rivayette yedi kişi Ölmüştü.
Onu gören bir adam üzerine ridasıni attı. Yakalanacağını anlayınca da hançeriylc inti-
har etti. Ömer hemen Abdurrahman'ı tutup mihraba (imam olarak kendi)geçirdi.
Ömer'in arkasındakiler benim gördüğümü görmüşlerdi. Mescidin diğer kenarlarında bulunanlar olup bitenlerden habersizdi. Ancak onlar Ömer'in sesini yitirmişler onu artık du-yamıyorlardi ve (namazda iken) durmadan: 'Sübhanallah! Sübhanallah!' diyorlardı.
Hulâsa Abdurrahman bin Avf onlara hafif ve çok kısa bir namaz kıldırdı. Namazı bitirdiklerinde Ömer şöyle dedi: 'Ey İbn Abbâs! Hele bana bunu yapanın kim olduğunu bir anla?' Bunun üzerine İbn Abbâs biraz dolaşıp geldi ve dedi ki: 'Katil Muğîre bin Şu'be'nin kölesidir.'
'Şu sanatkâr yaptı, ha?'
'Evet.'
'Allah onu kahretsin, ben ona iyiliği emretmiştim' dedi sonra ilave etti: "Benim ölümümü bir müslümanm elinde kılmayan Allah'a hamd olsun. Sen ve baban (yani Abbâs) Medine'de kâfir kölelerin çok olmasını İslerdiniz.' Abbâs köle bakımından sahabenin en zenginlerinden idi. Bunun üzerine İbn Abbâs dedi ki:
'İstersen yapalım. Yani istersen biz de Medine'deki köleleri Öldürelim!' Şu cevabı verdi: 'Sizin dilinizle şehadet kelimesini getirip, namaz kılıp, haccınızı edâ ettikten sonra mı bunu yapacaksınız (onları öldüreceksiniz)?' dedi.
Daha sonra evine kaldırıldı. Biz de onunla gittik. O güne kadar insanların başına böyle bir felâket gelmemişti. Onun için kimileri 'Korkuyorum herhalde ölecek' derken; kimileri de: 'Bİr şeyi yok' diyordu. Bir hurma şerbeti getirildi, içti fakat karnındaki yaradan çıktı. Sonra süt getirdiler, onu da içti yine karnından çıktı. Bundan onun öleceğini anladılar. İnsanlar onu övmeye koyuldular. Derken bîr genç gelip şöyle dedi:
'Ey Mü'minlerin Emîri! Allah'ın sana ik-ramlarıyla sevin! Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in sohbetinde bulundun. İslâm'da bildiğin gibi kıdemin (önceliğin) vardır. Sonra, müslümanların başına geçtin (halife oldun). Son derece adil oldun, sonra da sana şehitlik nasip oluyor.'
Ömer şu cevabı verdi: 'Bunun (hilâfetin) hakkımda yeterli olmasını islerdim, lehimde ve aleyhimde olsun istemem.' Adam arkasını dönüp giderken baktı ki entarisi uzunluğunluğundan dolayı yere değiyor, derhal: 'Onu bana geri çevirin!1 dedi. Adamı geri çevirdiler, Ona şöyle dedi: 'Ey Kardeşimin oğlu! Entarini biraz kaldır, yere sürtmesin! Çünkü bu, elbisenin daha temiz ve senin de Rabbine karşı daha takva sahibi olmam sağlar.'
Sonra (oğlu) Abdullah'a dedi ki: 'Bak hele ne kadar borcum vardır'?'
Baktılar, hesapladılar. Seksen altı bin civarında buldular. Şöyle vasiyet etli: 'Bu borçlan ödemeye Ömer ailesinin mallan yeterse onunla ödeyin, eğer onların malı borcu kapa-tatnazsa, Adiyy bin Kâ'b'ın oğullarından isteyin, onların malları da kapatmaya yetmezse, Kureyş'len isleyin, başka kimselere ve kabilelere gitmeyin! Bu mallarla benim borcumu ödeyin! Haydi şimdi mü'minlerin annesi Ai-şe'ye git ve de ki: 'Hattâb'ın oğlu Ömer'in sana selâmı var, Mü'minlerin emîri deme, çünkü şu anda ben mü'minlerin emîri değilim. De ki: Ömer senden, o iki dostunun (Re-sûlullah ve Ebû Bekir'in) yanında defn edilmesi için izin istiyor.' Bunun üzerine ona gitti, içeriye girmek için izin isledi, kendisine izin verildikten sonra içeriye girdi ve Âişe'yi ağlarken gördü. Ona: "Ömer'in sana selâmı var. İki dostunun yanında defnedilmesi için müsaade etmeni istirham ediyor' deyince, Ai-şe şu eevabı verdi:
"Orasını ben kendime saklıyordum, fakat bugün Ömer'i kendime tercih ediyorum, onu orada defnedebilirsiniz.'
Dönüp gelince: 'İşte Abdullah geldi1 denildi. 'Beni kaldırın!' dedi. Bir adanı onu kaldırıp kendisine yaslandı. Şöyle dedi: 'Ne haber. Aişe ne dedi?'
'Ey Mü'minlerin Emîri! İslediğin oldu. orada defnedilmen için izin verdi.'
"Elhamdü lillah. Benim için en önemli şey bu İdi. Bu da oldu. Ruhumu Allah'a teslim edince beni doğru oraya götürün, tekrar izin isteyin, caymamış ise beni içeriye sokup oraya defnedin, şayet cayıp da İzin vermezse, beni müminlerin kabrine götürüp gömün!' dedi. Derken mü'minlerin annesi (yani kendi kızı) Hafsa geldi, kadınlar onu örtüyorlardı. Onu görünce hepimiz ayağa kalktık. İçeriye girdi ve yanında biraz ağladı. Erkekler de içeriye girmek için izin islediler. Bunun üzerine Hafsa kendi ev halkına ait bir yere girdi ve oradan onun ağlama sesini duyduk. İnsanlar Ömer'e şu ricada bulundular:
Ey Ömer! Haydi vasiyyet et ve yerine kimi bırakacaksın söyle!'
Şu cevabı verdi: 'Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem vefat ederken kendilerinden hoşnut olarak vefat elliği şu insanlardan başka bu işe daha lâyık kimseyi görmüyorum: Ali, Osman, Zübeyr, Talha, Sa'd ve Abdurrahman. Size Abdullah bin Ömer hazır bulunup nezaret edecektir. Bu hususla (halifelikle) ona bir şey (rey hakkı) yoktur. Eğer emirlik Sa'd'a isabet ederse, o bu işin ehlidir. Aksi durumda kim halife seçilirse ondan (Sa'd'dan) yardım istesin, ben onu Küfe valiliğinden yapamadığı İçin ya da bir hıyanetini gördüğüm için azletmedim.' Sonra şöyle dedi:
'Benden sonra halife olacak kimseye, ilk muhacirlere karşı hürmeti tavsiye ederim. Onların haklarını versin, onlara daima iyi davransın. Sonra ülkelerine daha Peygamber ve muhacir mü'minler gelmeden kucak açan ve orasını yurt ve iman evi kılan Ensâr'a da dikkat elsin. İyi davrananlarını kabul etsin, kötülük yapanların da kusurlarını affetsin.
Bütün İslâm ülkesi halkına da iyi davransın. Çünkü onlar İslâm'ın y aidime ilandır, mal loplayıcılarıdır, çoklukları ve kuvvetleriyle düşmanı öfkelendirenlerdir. Onlardan ancak kendi rızaları ile mallarının fazlası alınmalıdır. Bedevilere de iyi davranmasını tavsiye ederim. Zira onlar araplarm aslıdırlar. Onların mallarının fazla olanlarından alıp fakirlerine dağıtsın. Allah'ın ve Resulünün emirlerine hakkıyla riayet etsin. Allah ve Resulünün zimmetinde olanlarla (Znnmîlerle) yapılmış olan ahde sadık kalsın ve gerekliğinde onlar İçin savaşsın. Takatları üzerinde bir yükümlülükle (cizye ile) mükellef tutulmasınlar.'
Vefat eder etmez, hemen onu alıp Âİşe'ye ilettik. (Oğlu) Abdullah selâm verip izin İstedi. O da izin verdi. 'Haydi onu içeriye sokun!' dedi, soktular. O iki değerli dostunun yanına onu defnettiler.
Defin işi bitlikten sonra, o şûra (hilâfet) heyeti bir araya geldi ve halife seçimine koyuldu. Önce Abdurrahman söze başlayıp şöyle dedi: 'Haydi seçme işini içinizden üç kişiye verin!' Bunun üzerine Zübeyr şöyle dedi:
'Ben reyimi Ali'ye veriyorum!' Talha ise: "Ben reyimi Osman'a veriyorum' dedi. Sa'd ise: 'Ben de reyimi Abdurrahman'a veriyorum' dedi.
Abdurrahnıan ise (Ali ile Osman'a hitaben) şöyle dedi: 'Arkadaşlar, hanginiz devlet başkanlığı adaylığından vazgeçerse bu seçim işiyle meşgul olmayı ona verelim. Allah ve müslümanlar ona murakıp ve şahittir. Onlar işin kendisinde bu işe kimin daha elverişli olduğunu şüphesiz daha iyi görür ve bilirler.' İki şeyh te (yani Osman ve Ali) ses çıkartmadı. Bunun üzerine Abdurrahman: 'Bu işi bana bırakır mısınız? Allah'a karşı sorumlu olayım! Vallahi ben en üstününüzü seçerim.'
'Evet!' diyerek cevap verdiler. Hemen ikisinden birinin (Ali'nin) elinden tutup şöyle dedi: 'Sen Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel-lem'in akrabasısın. İslâm'da da hepimizden kıdemlisin. Allah'a karşı sorumlusun. Bu işi sana verirsem, mutlaka adil olacağına kanaatim vardır. Osman'a verirsem onu dinleyip itaat edeceğine dair en ufak bir şüphem yoktur.'
Sonra Osman'a dönerek diğerine söylediğinin aynını söyledi. Her ikisinden kesin söz alınca, hemen: 'Ey Osman! Kaldır elini!1 dedi ve ona biat elti. Ali de hemen ona biat etti. Sonra oradakilerin hepsi içeriye gnip bir bir biat etliler." [Buhârî]
6016- el-Misver bin Mahrame radiyallahu anlı'dan:
Ömer'in vasiyyet ettiği (halifeyi seçecek olan) grup toplanıp aralarında müşavere ettiler.
Onlara Abdurrahman şöyle dedi: 'Ben bu hususta (halifelikte) sizinle yarışmayacağım, isterseniz içinizden birini seçerim.' Bunun üzerine seçim işini ona bıraktılar. Bu işi ona havale ettikten sonra insanlar, Abdurrahman'ı bırakmadılar, devamlı onunla istişareye kalkıştılar. O gecelerde hep onunla gizli görüşmeler yaptılar. Hatta Osman'a biat ettiğimiz o sabah olunca, iş şöyle ceryan etti: Gece Ab~ durrahman biraz uyuduktan sonra benim kapımı çaldı. Uyandım; şöyle dedi: 'Bakıyorum da uyuyorsun, vallahi üç gündür benim gözü-
mü uyku tutmadı, haydi gil de bana Zübeyr İle Sa'd'ı çağır!' Gittim, onları çağırdım. Geldiler, onlarla islişare etti. Sonra: 'Ali'yi çağır!' dedi. Çağırdım, onunla da gece yansına kadar istişare etti, sonra Ali kendisine görev verilme arzusuyla yanından çıktı. Abdunah-man, Ali'den bir muhalefet işi meydana gelmesinden endîşe edip çekiniyordu. .
Osman'ı çağırdım; Sabah ezanına kadar onunla da gizli görüştü. Sabah namazı kılındıktan sonra o grup minberin yanında bir araya geldi.
Sonra Abdurrahman Muhacir ve En-sâr'dan dışarda olanlara haber saldı. O hac mevsiminde Ömer'le beraber bulunan ordu kumandanlarına da haber saldı, hepsi gelip toplandılar. Abdurrahman, şehadet getirdikten sonra şöyle konuşlu:
'Ey Ali! İnsanlarla görüştüm. Osman'a kimseyi eşit görmüyorlar, ne olur alınma ve darılma! Ona (Osman'a) bial etmemden dolayı bana bir kötüleme yolu tutma!' Ondan sonra hemen Osman'ın elinden tutup biat etli. (Abdurrahman, Osman'a) şöyle dedi:
"Allah'ın sünneti ve Resulünün sünneti, ondan sonraki iki halifesinin sünnetleri üzerine sana biat ediyorum.' Böylece ona Abdurrahman biat etli. Muhacirler, Ensâr, ordu kumandanları ve tüm müslümanlar da ona biat
eltiler." |Bu ikisi de BuhâtTye aİIlir.|
6017- Abdullah bin Selâm radiyallahu anh'dan:
"Osman, muhasara edildiği zaman, namaz kıldırmakla Ebû Hureyre'yi görevlendirdi. Namazı bazen İbn Abbâs kıldırıyordu. Osman onlara haber gönderdi:
'Benden ne istiyorsunuz?'
'İşi (hilâfeti) onlara bırakmanı istiyoruz!' dediler.
'Allah'ın bana giydirdiği elbiseyi çıkartmam.'
'Seni Öldürürler.'
'Beni öldürürseniz, benden sonra bir daha birbiri erinizi sevemezsiniz. Birlik olup bir daha düşmanlara karşı savaşamazsınız. Biîe bile anlaşmazlığa düşersiniz. Ey Kav-
mim! Benim yüzümden sizden öncekilerin başına gelen felâket sizin de başınıza gelmesin' dedi.
Sıkıntı ve zorluklarla karşı karşıya kalıp da iş ciddiye binince cuma günü oruca niyet etli. Öğleye doğru uykuya daldı. Uyanınca dedi ki:
'Şu anda rüyamda Allah Resulü sailalahu aleyhi ve selleın'i gördüm; bana şöyle dedi: 'Sen bu gece bizim yanımızda iftar edeceksin ." İşte o gün öldürüldü.
Sonra Ali ayağa kalkıp, Allah'a hamdü sc-nâdan sonra insanlara şöyle hitap etli: 'Ey insanlar, bana bakın ve beni İyi dinleyin! Korkarım hepimiz büyük bir fitne içindeyiz. Fitne sırasında hepimize gayret gerekecek. Allah, bu ümmeti iki lerbiye kaynağı ile terbiye etmiştir: Kitab ve Sünnet. Sükun ve huzura ancak onlara sarılmakla kavuşabiliriz. Allah'tan korkun ve aralannızdaki meseleleri halledin!' Sonra indi, Beylü'l-mâlde kalanlar] insanlara paylaştırdı." [Rezîn]
6018- el-Hasanel-Basrî radiyallahu anlı 'dan: "Hasan bin Ali, Muaviye'yi dağlar gibi askerî  birliklerle  karşıladı.  Bunun  üzerine Amr bin el-Âs, Muaviye'ye dedi ki:
"Vallahi öyle askerî birlikler görüyorum ki kendileri gibi (aynı büyüklükteki) birlikleri öldürmedikçe geri dönmezler,' Vallahi iki adamın en hayırlısı olan Muâviye ise buna şu cevabı verdi: 'Şunlar (bizimkiler), onları ve onlar da (bizimkileri) Öldüriirseler müslüman-lann işlerini idare etmek için kim kalacak? Kadınlarından geride kim kalacak, mallan ne olacak?' Sonra (sulh yapmak için) ona (Hasan'a), Kureyş'ten Abd-i Şems oğullarından Abdurrahmaıı bin Semure ile Abdullah bin Arhir'i, gönderip şöyle dedi: 'Haydi o adama gidin, onunla konuşup (hilâfet işinden vazgeçmesi hususunda) anlaşın!' Onlar hemen gittiler, izin isleyip onun yanına girip konuşlular. Onlara Hasan'm cevabı şu oldu: 'Biz Abdulmuttalipoğullarıyız. Beylü'l-mâl'den hissemiz vardır. Bu ümmet (ihtiyaç karşısında mal için) kana bulandı.' Dediler ki; 'O (Mu-
âviye hilâfet talebinden vazgeçme karşılığında) sana şu kadar şu kadar takdim edecektir.'
'Buna kim kefil olacak?'
'Biz (kefil oluyoruz).'
Onlardan ne istediyse hepsinde de onlar: 'Biz kefiliz' sözleriyle karşılık verdiler. Böylece onunla (Muâviye ile) barış yaptı. Hasan dedi ki:
Ebu Bekre'nin şöyle dediğini duymuştum: 'Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'i minberde gördüm, Hasan yanındaydı. Bir yandan insanlara bir yandan da ona bakarak şöyle buyurdu: 'Şu benim oğlum Seyyiddir. Umulur kİ Allah onunla, müslümanlardan iki büyük fırkanın arasını düzeltecektir'." [BuhârîJ
6019- Abdi Hayr radiyallahu anh'dan: "Ali, minber üstünde durup şöyle dedi:
'Allah Nebisi vefat etti, Ebû Beki- halife oldu. Ölünceye kadar onun yolundan gitti, onun uyguladığı gibi uyguladı. Sonra Ömer halife oldu, o da ölünceye dek onların yolundan gitti'," |Ahrned|
6020- Ali radiyallahu anh'dan: Denildi ki:
"Ey Allah'ın Resulü! Senden sonra kimi eraîr yapalım?" Şöyle buyurdu:
"Eğer Ebû Bekr'i emil' yaparsanız, onu güçlü, güvenilir, dünyada zahit, âhiret isteklisi olarak bulursunuz? Şayet Ömer' i görevlendirirdeniz, onu da sağlam, güvenilir, Allah yolunda kinayıcının kınamasına aldırmaz olarak bulursunuz.1 Eğer bu görevi Ali'ye verirseniz —ki vereceğinizi sanmam— onu doğruyu gösterici, doğruya ermiş, sizi dosdoğru yola iletici olarak bulursunuz."
|Ahmed, Bezzâr ve Taberânî, Mu'cemti't-Evsat'te.]
6021- Âişe radiyallahu anhâ'dan: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem,
Medine mescidini yaparken bir taş getirip koydu. Sonra Ebû Bekr de bir taş getirip koydu. Sonra Ömer de bir taş getirip koydu. Ondan sonra Osman da bir taş getirip koydu. Bu hususta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e sorulunca, şöyle buyurdu: İşte bu (sıralama), benden sonraki halifelik işine işarettir'."
|Ebû Ya'lû içinde adı belirtilmemiş bir lâbiînin bulunduğu birsenedle.j
6022- İbn Amr bin el-Âs radiyallahu anh'-dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Benden sonra oniki halife gelecektir; onlardan biri Ebû. Bekr'dir ki benden sonra çok yaşamayacaktır. Ondan sonra islâm'ı yücelten, istikamet üzere hareket eden kimse gelecek, övülmüş olarak yaşayacak, şehit olarak vefa! edecektir." Denildi kî: "Kimdir o?"
"Ömer" buyurdu. Sonra Osman'a dönerek şöyle dedi: "Ey Osman! Eğer Allah sana bir gömlek giydirip de insanlar bu gömleği senin sırtından çıkartmanı isterlerse, çıkartma! Vallahi eğer sen. o gömleği (kendi arzunla) çıkartırsan, deve iğnenin deliğinden geçinceye kadar, sen cenneti göremezsin."
[Taberânî, Mu'cemu'i-Kebfr ve'l-EvsafKa zayıf bir senedle. |
6023- Ahmed, leyyin bir senedle Âişe radiyallahu anhâ'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:}
"Ey Osman! Allah sana bir gömlek giy-dirmiştir; eğer münafıklar seni onu çıkartmaya zorlarlar su, sakın çıkartına! Aksi halde bir daha hayır göremezsin." Bunu iki veya üç kere söyledi.
6024-  Fadâle bin Ebî Fadâle radiyallahu anh'dan:
"Babam, hastalığında kendisini ziyaret etliği Ali'ye şöyle dedi:
'Bu evinde seni durduran nedir? Şayet orada ölürsen, (işin basma) senden sonra Cühcy-ne arapları geçecek, Medine'ye taşın! Hiç olmazsa orada ölürsen, arkadaşların seninle ilgilenip namazını da kılarlar.' Şu cevabı verdi:
'Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: 'Sen ilerde emir olunca, saçın sakalın ağarıncaya ve onları boyayın-caya dek ölmeyeceksin." |Ahmed]
6025- Ali radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ey Ali! Benden sonra işin başına geçersen, Necrûn ehlini arap (yarımadasından)
sür! ' | Ahmed leyyin bir senedle.|
6026-  Ebû Saîd radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"İçinizde benim özünü (tenzilini) esas alarak savaştığım gibi Kur'ân'in yorumundan (te'vilinden) ötürü, savaşacak kişiler vardır." Ebû Beki- sordu: "O ben miyim?"
"Hayır" dedi.
Ömer sordu: "O ben miyim?" Ona da "Hayır. O, nalın tamircisidir" buyurdu. O esnada verdiği pabucunu Ali tamir ediyordu.
[Ebu Ya'lâ]
6027- Muâviye radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ey Mııavİye! Şayet sen işin başına geçersen, Allah'tan kork ve adaletten ayrılma!" Peygamber'in bu sözünden dolayı ben bu işle müptelâ olacağımı düşünür dururdum, nihayet düşündüğüm de başıma geldi.
[Ahmed vu Ebû Ya'lö daha uzun bir senedle. |


DEVLET BAŞKANINA İTAAT, CEMAATTEN AYRILMAMAK VE ZALİM HÜKÜMDARLAR

6028- Enes radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Başınıza başı kuru üzümü andıran Ha-beşli bir köle bile geçse, aranızda Allah'ın Kitabı ile hükmettikçe, onu dinleyin ve İtaat edin!" JBuhârîJ
6029- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Kim bana itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur; kim bana başkaldırırsa Allah'a baş-kaldırmış olur. Kim emîre itaat ederse, bana itaat etmiş olur; kim emîre başkaldırırsa bana baskaldırmtş olur."
6030- Diğer rivayette şunu ilave etti:
"Hükümdar bir kalkandır; ardında savaşılır, onunla korunulur. Eğer o, Allah'tan korkmayı emredip adil davranırsa, onun karşılığında bir ecir alır. Başka türlü davranırsa karşılığında günah yüklenir."
(Buharı, Müslim ve Nesâî.|
6031-  Vâil bin Hucr radiyallahu anh'dan: "Bir adamın Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e şunu sorduğunu duydum: 'Başımıza hakkımızı vermeyip, haklarını bizden isteyen emirler geçerlerse, nasıl davranalım'.1' Şöyle buyurdu:
'Onları dinleyin, itaat edin! Onların işledikleri kendi üzerlerine, sizin işledikleriniz ise sizin üzerinize vazifedir (Kimse kimsenin Yaptığından mesul olmaz)"
[Müslim ve Tirmizî.]
6032-  İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Müslüman kişinin dinleyip itaat etmesi gerekir, hoşuna gitsin veya gitmesin. Ancak masiyet(Allah'a isyan) emredildi ği zaman, ne dinlenir ve ne de itaat edilir."
|Mâlik hariç, allı hadis imaniLJ
6033-  İbn Mes'ûd radiyallabu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Benden sonra başınıza bir takım adamlar geçecektir; sünneti söndürüp bia"atla amel edeceklerdir. Namazı da vaktinde kılma-yacaklardır." Dedim ki:
"Ey Allah'ın Resulü! Ben onlara yeüşir-sem ne yapayım?"
"Ey Ütnmü Abdi Ne yapacağını bana mı soruyorsun? Allah'a âsi gelene itaat edilmez." !İbn Mâce.|
6034-  Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Güç durumunda, iyi durumunda, neşeli anında, ve neşesiz halinde, sana başkaları tercih edildiği vakitte de (hükümdarı) dinleyip İtaat etmelisin." IMüslim ve Nesâî.]
6035- Avf bin Mâlik radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Liderlerinizin iyileri, sizlerin kendilerini, onların da sizleri sevmekte bulunanlarınız; onların sizlere dua etmekte, sizin de onlara dua etmekte oldu klan ntzdır.
Liderlerinizin kötüleri de o kimselerdir ki, siz onlardan nefret edersiniz; onlar da sizden nefret ederler. Siz onlara lanet edersiniz, onlar da size lanet ederler." Dedik ki:
"Onlara karşı savaş açmıyahm mı?"
"İçinizde namaz kıldıkları müddetçe hayır, aranızda nıtmaz kıldıkları müddetçe hayır. Ancak kişinin başına geçen idareceyi Allah'a karşı günah işlerken görürse ona iştirak etmesin ve onu hoş karşılamasın, buna rağmen ona itaatten de elini çekmesin." |Muslim|
6036- Ümmü Seleme radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Başınıza bir takım idareciler geçecek; siz onları bilip itirazda bulunacaksınız. Onların yaptıklarından hoşlanmayan beraet eder; onların yaptıklarına itirazda buluna kurtulur. Lâkin hoşnut olup tâbi olan..." Dediler ki: "Peki onlarla savaşmayalım mı?"
"Aranızda namaz kıldıkları müddetçe hayır." Yani kalpten kerih görürse kalpten kabul etmezse, demektir bu. |Müslim, Ebû Dâvud ve Tirmizî.j
6037- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Kim emîrinde hoşlanmadığı bir husus görürse sabretsin. Çünkü kim cemaatten bir karış aynlırsa cahiliye ölümü ile ölmüş olur."
[Buhârîve Müslim.]
6038- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim taatten çıkıp cemaatten aynlırsa cahiliye ölümü ile ölmüş olur. Kim körü körüne çekilmiş bir sancak altında savaşır, asabiyet (ırkçılık) için öfkelenir, asabiyete çağırır ya da asabiyete yardım ederse ve de öldürü-lürse bu ölüm de cahiliye ölümüdür. Kim de ümmetime karşı çıkıp iyisini kötüsünü seçmeden kılıç sallarsa, mü'min olanlarına hürmet
etmeyip anlaşmalı kimseye verdiği sözünde de durmazsa, ne o bendendir ve ne de ben ondanım." [Müslim ve Nesâi]
6039- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Üç kişi vardır ki kıyamet gününde Allah onların yüzüne bakmaz; onlarla konuşmaz ve onları asla temize çıkartmaz; ayrıca elemli bir azap da onların olur: Sahrada suyu olup da yolcuya su vermeyen. İkindiden sonra malını yalandan şu kadara bana mal oldu diyerek müşteriye satıp (eslim eden kişi. imama yalnız dünyalık İçin biat eden kişi ki, (dünyalık) verirse ona sadık kalır, vermezse sözünde durmaz." IBuhârî, Müslim, Ebfl Dâvud ve Nesâî.]
6040- Ukbe bin Mâlik radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir müfreze gönderdi. Ben de askerlerden birine bir kılıç verdim. (Bu kimse seferden dönünce bana: Resûlullah (s.a.v.) bizi kınadığını görürsen şaşma dedi. (Gerçeklen Hz. Peygamber de onlara hitaben şöyle) buyurdu: "Benim (askerin başında kumandan olarak) gönderdiğim adam, emrimi yerine getirmeyince emrimi yerine getirecek birisin onun yerine geçirmekten âciz mi kaldınız?" |Ebû Dûvud|
6041- Ebû Bekre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Kim sultanı (emîrİ) hor görürse, Allah da onu mutlaka hor görür." ITirmizî]
6042-  Ebû Zer radiyallahu anh'dan:
"O, Osman'ın Mina'da namazı dört rek'at olarak kılmasından hoşlanmadı ve ağırına gitti. Sonra kalktı, kendisi de Mina'da namazı dört rek'at kılınca, ona şöyle denildi:
'Mü'minlerin emîrinİ ayıpladın, sonra aynısını yaptın.' Şöyle dedi:
'İhtilâf çok kötüdür. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bize şöyle hitap etti:
'Benden sonra sultan (emîr) olacaktır; onu alçaltmayın. Kim onu alçaltmak isterse, islâm'ın kulpunu kökünden koparmış olur. Gediğini kapatıncaya (hatasını düzeltinceye) kadar tevbesi kabul olunmaz, zaten gediğini de kapatamaz'."
[Alımed daha uzun bir melinle isini beili olmayan bir râvi kanalıyla.|
6043- Ebû Ümâme radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"imamlara (liderlere) sövmeyin! Onlar için hayır duada bulunun. Çünkü onların salâhı (İyi olmaları) sizin salâhınızdır."
[Taberânî, Mu'cemu'I-Kebîr vel-Evsat'ta.\
6044- Ebû Zer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim İslâm cemaatinden bir karış ayrılır-sa, İslâm'ın kulpunu kökünden koparmış olur"
|Ebû Davud]
6045- Ali radiyallahu anh'dan:
"Daha önce nasıl hüküm veriyorsanız öylece hüküm veriniz! Zira ben, insanlar bir cemaat olana veya arkadaşlarımın öldüğü gibi Ölene dek(Ebû Beki" ve Ömer hakkında çekişme götüren) ihtilâfı çirkin görüyorum,"
Mulı. b. Şîrîn, (Râfizîler tarafından) Ali'ye atfen rivayet edilen haberlerin çoğunluğunu uydurma sayardı. [Buhârî]
6046- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim bir toplulukta Allah rızası için çalışır da (doğruya) isabet ederse Allah kabul eder, yanıldığı zaman Allah onu bağışlar. Kim de tefrika çıkartmaya çabalayıp da (doğruya) isabet etse bile Allah onu kabul etmez. Hata ederse ateşteki yerine hazırlansın."
|Taberânî, Mu' remıı'I-Kebîr'de ve Bezzâr zayıf bu scnedle. |
6047-  İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)    
"Benim ümmetim sapıklık üzere bir araya gelmez. Onun için cemaatten ayrılmayın! Zira Allah'ın kudret eli cemaat üzerindedir."
[Taberânî, Mu'remıı'I-Krbtr'de.\
6048- Muâviye radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim imamsız (lidersiz) ölürse, cahüiye
ölümü ile ölmüş olur."
6Ü49- Diğer rivayet: "Kim boynunda biat bağı bulanmadan ölürse, cahilİye ölümü ile ölmüş
olur." |Taberânî, Mu'cenıu'l-Kebîr'dc zayıf bir senctilc.|
6050- Muâz radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Şeytan insanın kurdudur; tıpkı koyunun kurdu olduğu gibi. Sürüden ayrılan ve bir kenara çekilen koyunu kapar. Sakın gruplara bölünmeyin. Topluluktan, tüm halktan ve mes-cidden ayrılmayın!"
[Ahmed ve Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr'de]
6051- İbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan: "O, Velîd bin Ukbe'nin gidişatını kabul etmediklerinde onlara şöyle dedi: 'Sabredin, zira imamınızın elli yıl zulmetmesi, bîr aylık (siyasî) karışıklıktan daha iyidir'."
[Taberânî, Mu'cemu'l-Kebir'de uzunca bir metinle ıi-vayel etmiştir. İsnadında Vehbullah bin Rızık mevcuttur. |
6052- Ebû Zer radiyallahu anh'dan: Peygamber sallallahu  aleyhi ve sellem
onu mescidde uyurken gördü ve şöyle buyurdu: "Hayret seni mescidde uyurken görüyorum, hayrola'/" Şöyle cevap verdi: "Nerede uyuyayım, benim ondan başka evim yok ki."
"Bir gün seni o mescidden çıkardıklarında halin nice olacaktır?"
"ö zaman ben de, Hicret, Mahşer ve peygamberler ülkesi olan Şam'a giderim. Oranın sakinlerinden olurum."
"Oradan da çıkartırlarsa halin nice olur?"
"Yine oraya dönmeyi denerim, evim yurdum orası olur."
"Seni ikinci kez oradan çıkartırlarsa halin nice olacaktır?"
"O zaman alırım kılıcımı, ölünceye kadar savaşırım."
"Sam bundan daha iyisini göstereyim nü?"
"Evet ey Allah'ın Nebisi! Babam annem sana feda olsun!"
"Seni sürdükleri yere git! Seni gönderdikleri yere var! Bana kavuşuncaya kadar o hal Üzere kal!" buyurdu. ]Ahmed, /<'}'>''» bir senedle.l
6053-  Ubâde (bin es-Sâmit) radiyallahu
anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellenL--buyurdu:)
"Benden sonra hasınıza, sizin iyi gördüklerinizi kötü, kötü olarak kabul ettiklerinizi de İyi olarak kabul edecek birtakım insanlar geçecektir. Şunu iyi bilin ki, Allah'a başkaidırana itaat yoktur." | Ahmed ve Tiıberânî. Mu'ceımı'l-Kebîr'dc.]
6054- Muâz radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"İslâm'ın değinnentast dönmektedir. Ki-tâb'ın dönüp durduğu yerde siz de onunla dönüp durun! Dikkat edin Kitâb ile hükümdar ayrı düşecekler; sakın ha Kitâb'dan ayrılmayın! Dikkat edin başınızda, kendileri için hoş gördüklerini sizin için hoş görmiyecek birtakım emirler olacaktır. Onlara başkaldırmanız sizi öldürürler, boyun eğerseniz sizi saptırırlar."
Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü! O zaman ne yapalım?"
"O zaman Meryemoğlu İsa'nın ashabının yaptıkları gibi yapın; testerelerle biçilip tabutlarda taşındılar. Allah'a, itaat halinde ölmek, ona. isyan halinde yaşamaktan elbette ki daha iyidir."
[Taberânî, Mu'cem'l-Kebîr'de leyyin bir senedle]
6055-  Ebû Hişâm es-Sülemî radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Başınızda bir takım emirler olacak: size hâkim olacaklar; konuşacaklar; fakat yalan söyliyec ekler. Çalışacaklar fakat kötülük yapacaklar. Onların çirkinliklerini iyi, yalanlarını doğru saymadıkça sizden hoşnut olmayacaklar. Hoşnut olmasalar bile onlara (sadece) hakettikleri şekilde davranın!"
[Taberânî, Mu' cenıtı' I-Kebîr'de rt/yr/bir senetlle.|
6056-  Başka bir talikten yaptığı rivayetin sonunda şunu ilave etti: "Haksızlık yaptıklarında, savunmak için kim çarpışıp da öldürü-lürse bilsin ki o şehittir."
6057- Muâz radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallalıu aleyhi ve sellem
buyurdu:)
"Ümmetim hakkında, en çok şu. üç şeyden korkarım:
Biri şu vasıfta olan adam: Kur'âıı okur, onun güzelliği kendisinde iyice yerleştikten sonra, kılıcını çeker, komşusuna vurur ve onu. ıvüşriklîkle itham eder." Denildi ki: "Ey Allah'ın Resulü! îkham eden mi yoksa kendisi ilham edilen mi daha haklı olacak?" "Tabii ki itham eden" buyurdu.(Konuşmasınadevam elli:)
"(ikincisi) kendisine Allah'in yetki vermiş olduğu bir adam şöyle der: Kim bana itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur, kim bana baş-kaldırırsa Allah'a başkaldırmış olur." Oysa o yalan söylemektedir, halife falan değildir. Hâ-lık'ı bırakıp halifeyi sevmek yaraşmaz.
(Üçüncüsü ise) hâdiselere yenik düşen adam. Bir olayı savuşturduğu zaman başka bir olaya karışır. Nihayet deceâl çıkar da ona gözü kapalı »jW/"."|Taberânî. Mu'remıı'l-Kebîrves-Sağîr'de leyyiıı bir senedle.|
6058-  İbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan: "Başınızda birtakım emîrlei" olacak; şu kadar sünneti terk edeceklerdir. Siz de onları (bu sünnetleri)   terk  ettiğiniz  zaman,  bu   defa (emirler) şu kadar daha terk edeceklerdir. Siz de (onlara uyup) terk ettiğinizde işte o zaman en büyük belayı başınıza getireceklerdir."
[Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr'de.]
6059- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü saflallâhu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Emirlerin yanına kesinlikle girme! Mutlaka girmek zorıınlıığıında kalırsan sünnetimi çiğneme.' Onun kılıcından da kamçısından da korkma, onlara Allah'tan korkmalarını emret!" [Taberânî, Mu'cemu'l-Evsat'ta zayıf bir senedle.]
6060- Ebû Beki-radiyallahu anh'dan;
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Kim ınüslümanlartn işlerinden bir göreve tayin edilip de, bir kimseyi (sadece) sevdiği için onların üzerinde görevli kılarsa, Allah' in laneti onun üzerine olur. Onun tevbesi de kabul olunmaz. Nihayet cehenneme girer."
lAhmeıl, daha uzun bir metinle ismi belirtilmeyen bir rûvi kanalıyla]
6061- Huzeyfe radiyallahu anh'dan: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bize bir darb-ı mesel vererek şöyle buyurdu: "Güçsüz ve yoksul bir kavim, zorba ve güçlü bir kavimle karsı karşıya geldi; güçsüz kavim güçlü olanı yendi. Bu defa (kendi adamlarım bırakıp) düşman tarafım başlarına geçirip, önemli görevlerde onları kullandılar. Bu yüzden de kendisine kavuşacakları güne kadar Allah'ı kızdırdılar." [Ahmedİeyyinbirsenedle.]
6062- Ebû Hureyre radiyallahu aııh'daıı: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ahir zamanda zalim valiler, fasık vezirler, hain kadılar, yalancı fakîhler olacaktır. Sizlerden bu zamana yetişen onlardan herhangi bir vazife almasın! Ne zekât toplayıcı, ne yönetici, ne de zabıta olsun." (Taberfinî, Mit'cemu'f-Evsaf ıv'S'Sağfr'tJe Iryyin bir senedle.]
6063-  Ebû Ümâme radiyallahu anh'dan: (Allalı Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ümmetimden şu İki sınıfa şefaatim ulaşmaz: Zalim ve zorba İmam ile haddi aşan her sapık," ITaberânî Mu' cemu' t-Kebtr rW-£ı\vö/'la.|
6064-  Ümmü Seleme radiyallalıu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem' in yarımdaydık, aralarında ondan sonraki halifelikten süz ettiler. 'Herhalde Falıma oğullarından olur' dediler, şöyle buyurdu:
'Onlar ona kesinlikle ulaşamıyacaktar. CâktfhaniC'Jftlin yani babamın ikizinin oğulları ulaşacak. Hilâfeti deccâle teslim edinceye kadar onlar bu işte kalacaklar'."
[Taberânî, Mu 'cemu'l-Kebir'de hafi bir senedle. |
6065- Ukbe bin Âmir radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ey Abbâs! Hiçbir peygamberlik yoktur ki ondan sonra halifelik olmasın. Ahir zamanda senin çocuklarından tam onyedi kişi sultan olacaktır. Es-Sejfah, Mansur, Mehdi (ki o beklenilen MehaTdeğil), eMCemûh, el-Âkıb onlardan bazılarıdır. Bir de neslinde el-Vâsifda çıkacaktır, ondan vay ümmetimin haline! O, onları perişan edecek, mallanın alıp götürecek. Çünkü onlar o zaman İslâm'ın dışında olacaklar. Katılığından dolayı ona biat edilirse, onsekİzinci
halifede kopukluk meydana gelecek, devletleri son bulacak: Magri b ehli de evlerinden çıkacaktır" [Taberânî. Mu'cemu'i-Evsat'ta. İsnadında Abdu'l-Evvel bin Abdillah el-Muallim adlı bir ravi vardır.]
6066- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Bu minberimin üstünde Ümeyye oğullarının zorbalarından birinin burnu mutlaka kanayacaktır. Kanı akacaktır." Amr bin Saîd bin el-As'ın, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'Üî minberinde burnunun dinmemesiye kanadığını gören biri bana anlattı. |Ahmed, ismi belirtilmemiş bir ravinin bulunduğu bir senedle.]
6067- İbnü'z-Zübeyr radiyallahu anh'dan: "O, Kâ'be'ye sırtını dayayarak şöyle dedi:
"Bu Kâ'bc'nin Rabbi hakkı için Allah, el-Ha-kem'e ve nesline Peygamberinin sallallahu aleyhi ve sellem'in diliyle lanet etmiştir'."
[Bezzâr ve Taberünî Mu'cemu'l-Kebîr'de ve benzeri Ahmed]
6068-  Ebû Yahya radiyallahu aıılı'dan: "Ben, Hasan, Hüseyin, Mervân ve Süleyman'ın  araş nidaydım.  Hasan,  Hüseyin'in elinden   tutuyordu.   Mervan:   'Ehl-i   beyt mel'undurlar' dedi. Hasan kızıp şöyle dedi:
'Ehl-i beyt mel'ûndur mu dedin? Vallahi Allah sana Peygamber sallaflahıı aleyhi ve sellem'in diliyle lanet etmiştir, hem de sen daha babanın sülbündeyken'."
|Ebû Ya'lâ, leyyin bir senedle.|
6069-  Ebû Saîd radiyallahu anh'dan; (Allah Resulü saUallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ebû'I-As'in oğullan otuza ulaştığı zaman, Allah' in malını aralarında kullanacaklar, dinini ifsat, kullanın da köle edineceklerdir." |Bez-zâr, Taberânî, Mıi'cemu't-Evsat'ta ve Ebû Ya'lâ. |
Onun (Ebû Ya'lâ'ıım) ayrıca Ebû Hurey-re'den de benzen rivayeti bulunmaktadır.
6070- İbn Amr bin el-Âs radiyallahu anh'dan:
(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve selîem buyurdu:)
"Şimdi sizin yanınıza mel'Cm bir adam girecektir." Çok geçmeden el-Hakem içeriye girdi. |Bezzâr ve M. el-Evsat'\a. (Taberânî) bir olayı da naklederek. |
6071-  Ebû Ubeyde radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)
"Ümeyye oğullarından Yezîd adında bir adama kadar, ümmetimin iği adaletle devam edecektir. İlk gedik açan kişi Yezîd olacaktır."
| Ebû Ya'lâ ve Bezzâr.j
6072- Amr bin Murre radiyallahu anh'dan: "el-Hakem, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den içeriye girmek için izin islediğinde, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu sesinden tanıdı ve şöyle dedi: 'Haydi ona izin verin; Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların laneti onun üzerine olsun! Onun neslinden gelenler dünyada insanların malını gasbederek, âhi-rette rezil olacaklardır. Ayrıca onlar hile ve desise sahibidirler'." [Taberanî, Mu'cemu'l-Kebîr'de. Başka bîr rivayetinde şöyle geçer: "Onun sulbünden iyi insanlar da çıkacak fakat (devede kulak misali) pek az olacaktır."
6073-  Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallalıu aleyhi ve sellem rüyasında, el-Hakem oğullarının minberine çıkıp İndiklerini gördü. Sabah öfkeli olarak uyandı. Dedi ki: Ben neden el-Hakem oğullarını maymunların ağaca çıkıp indikleri gibi, minberime çıkıp inerlerken gördüm acaba.'
Ondan sonra Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in ölünceye kadar bir daha güldüğünü görmedim." [Ebû Ya'lâ]
6074-  Abis el-Gifârî radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in ümmeti hakkında altı haslete endişelendiğini duydum: Çocukların emîr olması, hükümde çok şart koşulması, rüşvetin yaygın hale gelmesi, akraba ile ilginin tam anlamıyla kesilmesi, kanın hafife alınması, içki. Ayrıca, onlar Kur'ânokumayı adeta kaval çalmak haline geliri kendilerinden daha fakîh ve daha üstün olmayanları öne geçirecekler ve onlar kendilerine şarkı söyleyecekler." |Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr'de. Bezzâr'ın da benzeri rivayeti vardır.]



TAHRİC
==========================================
5946-Bu hadisi Buhârî (menâkıb 1/5-6, IV, 154) ve Müslim (imâret no. 1-2, s. 1451), muhtelif tariklerden Ebû Hureyre'den tahrîc ettiler.
5947-Bu hadisi Buhârî (menâkıb 2, IV, 155), Ebû'l-Yemân an Şuayb ani'z-Zührî an Muh. b. Cübeyr b. Mut'im an Muâviye senedi ile tahrîc etti.
5949-Bu hadisi Tirmizî (no. 2227), Hüseyn b. Muh. el-Basrî an Hâlid b. el-Hâris an Şu'be an Habîb b. ez-Zübeyr an Abdillah b. ebî'l-Hüzeyl an Amr senedi ile tahrîc etti ve "hasen garîb sahîh" hükmü verdi.
5950-Bu hadisi Ahmed (IV, 81, 83), Yezîd b. Hârûn an İbn e. Zi'b ani'z-Zührî an Talha b. Abdillah b. Avf an Abdirrahman b. el-Ezher an Cübeyr senediyle tahrîc etti.
el-Hâkîm'e göre isnâdı sahîhtir. Heysemî ise ricâlinin Sahîh ricâli olduğunu söylemiştir (Feyd II, 501).
5951-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4646-7) ve Tirmizî (no. 2226), Saîd b. Cümhân an Sefîne asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5952-5953-Bu hadisi Buhârî (ahkâm 51, VIII, 127), Müslim (imâret no. 5-6, s. 1425), Ebû Dâvud (no. 4279-81) ve Tirmizî (no. 2224), farklı tariklerden Câbir b. Semure'den tahrîc ettiler.
5954-Bu hadisi Müslim (imâret no. 61, s. 1480), Vehb b. Bakiyye an Hâlid b. Abdillah ani'l-Cüreyrî an Ebî Nadre an Ebî Saîd senedi ile tahrîc etti.
5955-Bu hadisi Müslim (imâret no. 60, s. 1480), Osmân b. e. Şeybe an Yûnus b. e. Ya'f?r an ebîhî an Arfece senedi ile tahrîc etti.
5956-Bu hadisi Ahmed (IV, 24), Müslim (imâre no. 59, s. 1479), Ebû Dâvud (no. 4762) ve Nesâî (tahrîmu'd-dem 6/1-3, VII, 92-3), Ziyâd b. İlâka an Arfece asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5957-Bu Buhârî (enbiyâ 50, IV, 144) ve Müslim (imâret 44, s. 1471-2), Furât el-Kazzâz an Ebî Hâzım an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5958-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2931), Muh. b. Abdillah el-Muharremî an İbn Mehdî an İmrân el-Kattân an Katâde an Enes senedi ile tahrîc etti.
5959-Bu hadisi Tirmizî (no. 2262) ve Nesâî (kudât 8, VIII, 227), Muh. b. el-Müsennâ an Hâlid b. el-Hâris an Humeyd et-Tavîl ani'l-Hasan an Ebî Bekre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
İsnâdı Tirmizî'ye göre "hasen sahîh"tir.
5960-Bu hadisi Buhârî (fiten 18, VIII, 97), Osmân b. el-Heysem an Avf ani'l-Hasan an Ebî Bekre senedi ile tahrîc etti.
5961-Bu hadisi Tirmizî (no. 2266), Ahmed b. Saîd el-Aşkar an Yûnus b. Muh. ve Hâşim b. el-Kâsım an Sâlih el-Mürrî an Saîd el-Cüreycî an Ebî Osmân en-Nehdî an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "garîb" hükmü vermiştir.
5962-Bu hadisi Buhârî (cumu'a 11, I, 215; ıtk 17, III, 125; cenâiz 33, II, 79; istikrâd 20, III, 88; nikâh 81, VI, 146; 90, VI, 152; vasâyâ 9, III, 189), Müslim (imâret no. 20, s. 1459-60), Tirmizî (no. 1705) ve Ebû Dâvud (no. 2928), Sâlim ve Nâfi'den ayrı ayrı olmak üzere İbn Ömer'den tahrîc ettiler.
5963-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2948) ve Tirmizî (no. 1333), Yahyâ b. Hamza an Yezîd b. e. Meryem ani'l-Kâsım b. Muhaymere an Ebî Meryem el-Ezdî asl-ı senedi ile tahrîc etti.
el-Hâkim, bu hadisin isnâdı hakkında sahîh hükmü vermiştir.
5964-Bu hadisi Müslim (imâret no. 18, s. 1458) ve Nesâî (kudât 1, VIII, 221), Süfyân b. Uyeyne an Amr b. Dînâr an Amr b. Evs an İbn Amr asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5965-Bu hadisi Buhârî (ahkâm 8/1-2, VIII, 107) ve Müslim (îmân 227, s. 125; imâret no. 21, s. 1460), el-Hasan an Ma'kil asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5966-Bu hadisi Müslim (imâret no. 23, s. 1461), Şeybân b. Ferrûh an Cerîr b. Hâzım ani'l-Hasan an Âiz senedi ile tahrîc etti.
5967-Bu hadisi Tirmizî (no. 1329), Alî b. el-Münzir an Muh. b. el-Fudayl an Fudayl b. Merz?k an Atiyye an Ebî Saîd senedi ile tahrîc etti.
Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü verdi.
5968-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2933), Amr b. Osmân an Muh. b. Harb an Sül. b. Süleym an Yahyâ b. Câbir an Sâlih b. Yahyâ b. el-Mikdâm an ceddihi'l-Mikdâm senediyle tahrîc etti.
5969-Bu hadisi Müslim (imâret no. 17, s. 1457), Abdülmelik b. Şuayb b. el-Leys an ebîhî ani'l-Leys an Yezîd b. e. Habîb an Bekr b. Amr ani'l-Hâris b. Yezîd el-Hadremî an İbn Huceyreti'l-Ekber an Ebî Zerr senediyle tahrîc etti.
5970-Bu hadisi daha uzun bir metinle Ebû Dâvud (no. 2934), Müsedded an Bişr b. el-Mufaddal an Gâlib senedi ile tahrîc etti.
 5971-Bu hadisi Buhârî (ahkâm 5-6, VIII, 106; eymân 1/2, VII, 216), Müslim (eymân 19, s. 1273-4), Ebû Dâvud (no. 2929), Tirmizî (no. 1529) ve Nesâî (kudât 5, VIII, 225), el-Hasan an Abdirrahman b. Semure asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5972-Bu hadisi Buhârî (ahkâm 7/1, VIII, 106) ve Nesâî (kudât 5/2, VIII, 225, bîat 39, VII, 162), İbn e. Zi'b an Saîd el-Makburî an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5973-Bu hadisi Buhârî (ahkâm 7/3, VIII, 107), Müslim (imâret 14, s. 1456) ve Ebû Dâvud (no. 2930), Ebû Bürde an Ebî Mûsâ asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Lafız Müslim'e aittir.
5974-5975-Lafız Buhârî'ye aittir. Bu hadisi Buhârî (menâkıb 25/47, IV, 182) ve Müslim (rü'yâ no. 21, s. 1780), Ebû'l-Yemân an Şuayb an Abdillah b. e. Hüseyn an Nâfi' b. Cübeyr an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5976-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2932), Mûsâ b. Âmir ani'l-Velîd an Züheyr b. Muh. an Abdirrahman b. el-Kâsım an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc etti.
5977-Bu hadisi Buhârî (ahkâm 42, VIII, 121) ve Nesâî (bîat 32/1-2, VII, 158), ez-Zührî an Ebî Seleme an Ebî Saîd (ve Ebî Hureyre) asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
5978-Bu hadisi Tirmizî (no. 614) ve Nesâî (bîat 35-6, VII, 160-161), Ebû Husayn ani'ş-Şa'bî an Âsım el-Adevî an Ka'b asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Tirmizî, isnâdı hakkında "sahîh garîb" hükmü verdi.
5979-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2935), Kuteybe an Nûh b. Kays an Yezîd b. Ka'b an Amr b. Mâlik an Ebî'l-Cevzâ an İbn Abbâs senediyle tahrîc etti.
5980-Bu hadisi Buhârî (fiten no. 21/1, VIII, 99), Sül. b. Harb an Hammâd b. Zeyd an Eyyûb an Nâfi' an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.
Aynı mânâda Müslim'in (cihâd no. 10-11, s. 1360) birkaç tarikten mütâbaatı vardır.
5981-Bu hadisi Müslim (imâret no. 58, s. 1478), Ubeydullah b. Muâz an ebîhî an Âsım b. Muh. b. Zeyd an Zeyd b. Muh. an Nâfi' an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.
5982-Bu hadisi Buhârî (mağâzî 64, V, 113), Abdullah b. e. Şeybe an İbn İdrîs an İsmaîl b. e. Hâlid an Kays an Cerîr senedi ile tahrîc etti.
5983-Bu hadisi Müslim (imâret no. 19, s. 1458), Hârûn b. Saîd an İbn Vehb an Harmale an Abdirrahman b. Şemmâse senedi ile tahrîc etti.
5984-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4537), Ebû Sâlih an Ebî İshâk el-Fezârî ani'l-Cerîrî an Ebî Nadre an Ebî Firâs an Ömer senedi ile tahrîc etti.
5985-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4889), Saîd b. Amr el-Hadremî an İsmaîl b. Ayyâş an Damdam b. Zür'a an Şureyh b. Ubeyd an Cübeyr senedi ile tahrîc etti.
5986-Heysemî'ye göre râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 190).
5987-Bezzâr'ın râvileri Sahîh ricâlidir (Mecma‘ V, 205).
5988-Heysemî'ye göre râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 106).
5989-Râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 209).
5990-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2951), Hârûn b. Zeyd b. ebî'z-Zerkâ' an ebîhî an Hişâm b. Sa'd an Zeyd b. Eslem senedi ile tahrîc etti.
5991-Bu hadisi daha uzun bir metinle tahrîc etmiştir. İsnâdının râvileri Saîd el-Berrâd dışında, güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 210).
5992-Râvilerinden İsmaîl b. Şebîb et-Tâifî, zayıf bir râvidir (Mecma‘ V, 211).
5993-Râvilerinden Hüseyn b. Kays, metrûk bir râvidir. Ebû Muhsan, onun doğru bir şeyh olduğunu söylemiştir. Diğer râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 211).
5994-İmâm Ahmed (III, 404), bunu daha uzun bir metinle Ebû'l-Muğîre an Safvân an Şüreyh b. Ubeyd an İyâd senedi ile tahrîc etti.
Heysemî diyor ki: "Râvileri güvenilir kimselerdir. Şüreyh, her ne kadar tâbi?ndan ise de İyâd ve Hişâm'dan hadis dinleyip dinlemediğini bilmiyorum" (Mecma‘ V, 229).
5995-Râvilerinden Sâlih b. Ziyâd'ı Ahmed b. Hanbel ve bir başkası tevsîk etmiş; diğerleri ise zayıf addetmişlerdir. Diğer râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 231).
5996-Bu hadisi Ahmed (I, 78), İbn Lehî'a an Abdillah b. Hübeyre an İbn Züreyr an Alî asl-ı senedi ile tahrîc etmiştir.
İbn Lehî'a'nın hadisleri umumiyetle hasen kabul edilmiştir.
5997-Heysemî'ye göre râvileri güvenilir kimselerden oluşmuştur.
5998-Bu hadisi Buhârî (mağâzî 22, V, 36), Yahyâ b. Bükeyr an Leys an Yûnus ani'z-Zührî an Sa'lebe senedi ile tahrîc etti.
5999-Bu hadisi Buhârî (istîzân 29, VII, 126), ez-Zührî an Abdillah b. Kâ'b an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc etti.
6000-Bu hadisi Buhârî (fadâilu ashâbi'n-Nebî 5, IV, 191; ahkâm 51, VIII, 126; i'tisâm 24, VIII, 160), Müslim (fadâilu's-sahâbe no. 10, s. 1856) ve Tirmizî (no. 3677), İbr. b. Sa'd an ebîhî an Muh. b. Cübeyr an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
6001-Bu hadisi Buhârî (menâkıbu'l-Ensâr 46, IV, 265; i'tisâm 16, VIII, 152; hudûd 31, VIII, 25-7; lafzın tamamı ziyadesi ile birlikte buraya aittir), ez-Zührî an Ubeydillah b. Abdillah b. Utbe an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc etti.
6002-Bu hadisi Buhârî (cenaîz 3, II, 70-1, fadâilu'l-ashâb 5, IV, 193-4) ve Nesâî (cenâiz 11/3, IV, 11), ez-Zührî an Ebî Seleme an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc etti.
6003-Buhârî bunu bir önceki rivayetin akabinde (cenâiz bölümünde) aynı sened içinde Ebû Seleme an İbn Abbâs tarikiyle sevketmiştir.
6004-Bu hadisi Buhârî (ahkâm 51, VIII, 126), İbr. b. Mûsâ an Hişâm an Ma'mer ani'z-Zührî an Enes senedi ile tahrîc etti.
6007-Bu hadisi Müslim (cihâd no. 52-54, s. 1380-1), ez-Zührî an Ebî Seleme an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc etti.
6008-Bu hadisi Buhârî (mardâ 16, VII, 8; ahkâm 51, VIII, 125-6), Yahyâ b. Yahyâ an Sül. b. Bilâl an Yahyâ b. Saîd ani'l-Kâsım senedi ile tahrîc etti.
6009-Bu hadisi Mâlik (akdiye no. 40, s. 752), ani'z-Zührî an Urve an Âişe senedi ile tahrîc etti.
6010-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4656), Ebû Ömer ed-Darîr an Hammâd b. Seleme an Saîd el-Cerîrî an Abdillah b. Şakîk ani'l-Akra' senedi ile tahrîc etti.
Yakın mânâsı ile Müslim (mesâcid no. 78, s. 396), Muh. b. el-Müsennâ an Yahyâ b. Saîd an Hişâm an Katâde an Sâlim b. ebî'l-Ca'd an Ma'dân an Ömer senedi ile;
Buhârî (cizye 3, IV, 64), Âdem b. e. İyâs an Şu'be an Ebî Cemre an Cerîr b. Kudâme an Ömer senedi ile tahrîc ettiler.
6011-Bu hadisi Ahmed (I, 15, 27, 48, 51) ve Müslim (mesâcid no. 78, s. 396), Yahyâ b. Saîd an Hişâm an Katâde an Sâlim b. ebî'l-Ca'd an Ma'dân asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
6012-Bu hadisi Mâlik (hudûd no. 10, s. 824), an Yahyâ b. Saîd an Saîd b. el-Müseyyeb senedi ile tahrîc etti.
6013-Bu hadisi Buhârî (ahkâm 51), Müslim (imâret no. 12, s. 1455), Ebû Dâvud (no. 2939) ve Tirmizî (no. 2226), ez-Zührî an Sâlim an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
6014-Lafız Müslim'e (imâret no. 11, s. 1454) ait olup, isnâdı şöyledir: Ebû Kureyb an Ebî Usâme an Hişâm b. Urve an ebîhî an İbn Ömer.
6015-Bu hadisi Buhârî (fadâilu'l-ashâb 8, IV, 204), Musâ b. İsm. an Ebî Avâne an Husayn an Amr b. Meymûn senedi ile tahrîc etti.
6016-Bu hadisi Buhârî (ahkâm 43, VIII, 123), Abdullah b. Muh. b. Esmâ an Cüveyriye an Mâlik ani'z-Zührî an Humeyd b. Abdirrahman ani'l-Misver senedi ile tahrîc etti.
6018-Bu hadisi Buhârî (sulh 9, III, 169-70, lafız buraya aittir; fadâilu's-ashâb 22, IV, 216; fiten 20, VII, 98-9), Süfyân an Ebî Mûsâ ani'l-Hasan asl-ı senedi ile tahrîc etti.
6019-Bu hadisi Ahmed (I, 128), Abdülmelik b. Sel' an Abdihayr asl-ı senedi ile tahrîc etti.
Heysemî'ye göre râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 176).
6020-Bu hadisi Ahmed (I, 108-9) ve Bezzâr (no. 1571), Abdülhamîd b. ebî Ca'fer an İsrâîl an Ebî İshâk an Zeyd bin Yusey' an Ali asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Heysemî'ye göre Bezzâr'in ricâli güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 176).
6021-Bu hadisin râvilerinden Muttalib b. Şuayb hakkında İbn Adî: "Bu hadisi dışında onun münker bir hadisine rastlamadım" demiştir. Diğer râvileri güvenilir kimselerdir.
6023-Bu hadisi Ahmed (VI, 75), Mûsâ b. Dâvud an Ferec b. Fadâle an Muh. b. el-Velîd ez-Zebîdî ani'z-Zührî an Urve an Âişe senedi ile tahrîc etti.
Ferec hakkında ihtilâf vardır. Diğer râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 184).
6024-Bu hadisi Ahmed (I, 102) ve Bezzâr (no. 2568), Muh. b. Râşid an Abdillah b. Muh. b. Akîl an Fadâle asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
İbn Akîl, hadisi hasen bir râvidir. Diğer râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 185).
6025-Bu hadisi Ahmed (I, 87), Halef an Kays ani'l-Eş'as b. Sevvâr an Adî b. Sâbit an Ebî Zibyân an Alî senedi ile tahrîc etti.
Heysemî'ye göre Kays, İbnü'r-Rebî'dir. Bu da hakkında ihtilâf olan bir râvidir. Diğer râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 185).
6026-Heysemî'ye göre râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 186).
6027-Bu hadisi Ahmed (IV, 101), Revh an Amr b. Yahyâ b. Saîd an ceddihî an Muâviye senedi ile tahrîc etti. Her ne kadar râvileri Sahîh ricâlinden ise de mürsel bir rivayettir. Ebû Ya'lâ ise an Saîd an Muâviye tarikiyle "vasletmiştir" (Mecma‘ V, 186).
6028-Bu hadisi Buhârî (ahkâm 4/1, VIII, 105), Müsedded an Yahyâ b. Saîd an Şu'be an Ebî't-Teyyâh an Enes senedi ile tahrîc etti.
6029-6030-Bu hadisi Buhârî (ahkâm 1/1, VIII, 104), Müslim (imâret 33, s. 1466) ve Nesâî (bey'at 27, VII, 154), ez-Zührî an Ebî Seleme an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile;
Buhârî (cihâd 109, IV, 8), Müslim (imâret 32, s. 1466), Ebû'z-Zinâd ani'l-A'rec an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
İkinci lafzı Nesâî (bey'at 30, VII, 155-6), İmrân b. Bekkâr an Alî b. Ayyâş an Şuayb an Ebî'z-Zinâd ani'l-A'rec an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.
6031-Bu hadisi Müslim (imâret no. 49, s. 1474) ve Tirmizî (no. 2189), Şu'be an Simâk b. Harb an Alkame b. Vâil an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
6032-Bu hadisi Buhârî (ahkâm 4, VIII, 165; cihâd 108), Müslim (imâret no. 38, s. 1469), Ebû Dâvud (no. 2626), Tirmizî (no. 1707) ve Nesâî (bey'at 34, VII, 160), Ubeydullah b. Ömer an Nâfi' an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
6033-Bu hadisi İbn Mâce (no. 2865), Abdullah b. Osmân b. Huseym ani'l-Kâsım b. Abdirrahman b. Abdillah b. Mes'ûd an ebîhî an ceddihî İbn Mes'ûd asl-ı senedi ile tahrîc etti.
6034-Bu hadisi Müslim (imâret no. 35, s. 1467) ve Nesâî (bey'at 5/2, VII, 140), Ya'k?b b. Abdirrahman an Ebî Hâzim an Ebî Sâlih an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
6035-Bu hadisi Müslim (imâret no. 65-6, s. 1481-2), Müslim b. Karaza an Avf asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
6036-Bu hadisi Müslim (imâret no. 63, s. 1481), Ebû Dâvud (no. 4760) ve Tirmizî (no. 2266), el-Hasan an Dabbe b. Mihsan an Ümmi Seleme asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
6037-Bu hadisi Buhârî (fiten 2/2, VIII, 87) ve Müslim (imâret no. 55, s. 1477), el-Ca'd Ebû Osmân an Ebî Recâ an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
6038-Bu hadisi Müslim (imâret no. 54, s. 1477), Nesâî (tahrîmu'd-dem 28/1, VII, 123) ve İbn Mâce (no. 3948), Gaylân b. Cerîr an Ziyâd b. Riyâh an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
6039-Bu hadisi Buhârî (ahkâm 48, VIII, 124; şehâdât 22, III, 160; şurb ve'l-müsâkât 10, III, 78; tevhîd 24, VIII, 185), Müslim ve İbn Mâce (no. 2207), el-A'meş an Ebî Sâlih an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
6040-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2627), Yahyâ b. Maîn an Abdis-samed b. Abdilvâris an Sül. b. el-Muğîre an Humeyd b. Hilâl an Bişr b. Âsım an Ukbe senedi ile tahrîc etti.
6041-Bu hadisi bir küçük kıssa ile Tirmizî (no. 2224), Bundâr an Ebî Dâvud an Humeyd b. Mehrân an Sa'd b. Evs an Ziyâd b. Nesîb el-Adevî an Ebî Bekre senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında hasen garîb hükmü verdi.
6042-Bu hadisi Ahmed (V, 165), daha uzun bir metinle el-Avvâm ani'l-Kâsım b. Avf eş-Şeybânî an raculin an Ebî Zerr asl-ı senedi ile tahrîc etti.
6043-Bu hadisin râvilerinden el-Hüseyn b. Muh. b. Mus'ab el-Esnânî'yi Heysemî tanımadığını, Mu'cemu'l-Kebîr'deki diğer râvilerin güvenilir olduğunu söylemiştir (Mecma‘ VI, 399).
6044-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4758), Ah. b. Yûnus an Züheyr an Ebî Bekr b. Ayyâş ve Mendel an Mutarrif an Ebî Cehm an Hâlid b. Vehbân an Ebî Zerr senedi ile tahrîc etti.
6045-Bu hadisi Buhârî (fadâilu'l-ashâb 9)7, IV, 208-9), Alî b. el-Ca'd an Şu'be an Eyyûb an İbn Sîrîn an Abîde an Alî senedi ile tahrîc etti.
6046-Taberânî'nin isnâdında yer alan Muh. b. Huleyd el-Hanefî zayıftır. Ayrıca Bezzâr da bunu zayıf bir senedle rivayet etmiştir (Mecma‘ V, 217).
6047-Taberânî, bunu iki isnâd ile tahrîc etmiştir ki, bunlardan birinin senedinde yer alan râvileri güvenilir de olan Merz?k mevlâ Ali Talha dışında Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 218).
6048-6049-Heysemî'ye göre her iki isnâdı da zayıftır (Mecma‘ V, 217).
6050-Bu hadisi Ahmed (V, 232-3), Revh an Saîd b. e. Ar?be an Katâde ani'l-Alâ b. Ziyâd an Muâz senedi ile tahrîc etti.
Râvileri güvenilir kimselerdir. Ancak söylenildiğine göre Alâ, Muâz'ı işitmemiştir.
6051-Heysemî, sözkonusu râviyi tanımadığını, diğer râvilerinin ise güvenilir kimseler olduğunu söylemiştir (Mecma‘ V, 219).
6052-Bu hadisi Ahmed (V, 156), Alî b. Abdillah an Mu'temir b. Sül. an Dâvud b. e. Hind an Ebî Harb b. el-Esved an ammihî an Ebî Zerr senedi ile tahrîc eti.
6053-Bu hadisi Ahmed (V, 329), Süveyd b. Saîd an Yahyâ b. Müslim (an İbn Huseym an İsmaîl b. Ubeyd b. Rifâ'a an ebîhî Ubeyd an Ubâde senedi ile tahrîc etti.
Râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 227). Taberânî'nin metni daha uzundur.
6054-Bu hadis, Yezîd b. Mersed'in Muâz'dan rivayeti iledir. Ancak söylendiğine göre Yezîd, Muâz'ı işitmemiştir. Ayrıca râvilerinden el-Vudayn b. Atâ hakkında ihtilâf olan bir râvidir. Diğer ricâli güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 228).
6055-6056-Râvilerinden Âsım b. Ubeydillah zayıftır (Mecma‘ V, 228).
6057-Râvilerinden Şehr b. Havşeb, hadisi yazılan zayıf bir râvidir (Mecma‘ V, 229).
6058-Râvilerinden güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V 230).
6059-Râvilerinden Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem zayıf bir râvidir.
6060-Bu hadisi Ahmed (I, 6), Yezîd b. Abdirrabbih an Bakiyye b. el-Velîd an şeyhin min Kureyş an Recâ b. Hayve an Cünâde b. e. Umeyye an Yezîd b. e. Süfyân an Ebî Bekr senedi ile tahrîc etti.
6061-Bu hadisi Ahmed (V, 407), Mus'ab b. Sellâm ani'l-Eclah an Kays b. e. Müslim an Rib'î b. Hirâş an Huzeyfe senediyle tahrîc etti.
Eclah, hakkında ihtilâf olan bir râvidir. Diğer râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 233).
6062-Bu hadisi Taberânî (M. el-Evsat I, 252-b; M. es-Sağîr I, 204) ve el-Hatîb (Ta'rîh Bağdâd î, 284; îII, 63), Dâvud b. Sül. el-Horâsânî an İbni'l-Mübârek an Saîd b. e. Ar?be an Katâde an Saîd b. el-Müseyyeb an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
Taberânî, bu rivayet ile teferrüd etmiş ve Dâvud'un bir beisi olmayan râvi olduğunu söylemiştir.
6063-Râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 235).
6064-Heysemî, isnâdında tanımadığı kimselerin bulunduğunu ileri sürmüştür (Mecma‘ V, 187).
6065-Heysemî, sözkonusu râviyi tanımadığını, sâir râvilerin ise güvenilir kimseler olduğunu söylemiştir (Mecma‘ V, 188).
6066-Bu hadisi Ahmed (II, 522), Abdüssamed an Hammâd an Alî b. Zeyd ammen semia Ebâ Hureyre senedi ile tahrîc etti.
Görüldüğü gibi ismi mechûl bir râvi mevcuttur.
6067-Bu hadisi Bezzâr (no. 1623), Ah. b. Mansûr b. Seyyâr an Abdürrezzâk an Süfyân b. Uyeyne an İsm. b. e. Hâlid ani'ş-Şa'bî an Abdillah b. ez-Zübeyr senedi ile tahrîc etti.
Bu hadisi ayrıca Ahmed ve Taberânî de rivayet ettiler. Ahmed'in râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 241).
6068-Râvilerinden Atâ b. es-Sâib, hâfızası âhir-i ömründe bozulmuş bir râvidir (Mecma‘ V, 241).
6069-Bu hadisi Bezzâr (no. 1620-1) ve Taberânî (M. es-Sağîr II, 125; M. el-Evsat II, 193-a), Atiyye b. Saîd an Ebî Saîd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.
6070-Bu hadisi Bezzâr (no. 1625), İbn Nümeyr an Osmân b. Hakîm an Ebî Umâme b. Sehl an İbn Amr senedi ile tahrîc etti.
Heysemî'ye göre bunu Ahmed ve Taberânî de rivayet ettiler. Ahmed'in ricâli Sahîh ricâlidir (Mecma‘ V, 241).
6071-Bu hadisi Bezzâr (no. 1584), Sehl b. Hammâd Ebû Uttâb an Sehl b. e. Ya'k?b an Avn b. e. Cuhayfe an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc etti.
Heysemî'ye göre bu hadis, Taberânî'nin Mu'cemu'l-Evsat vel-Kebîr'inde de yer almış olup, râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 190).
6072-Râvilerinden Ebû'l-Hasan el-Cezerî'nin hâlî mest?rdur. Diğer râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 243).
6073-Râvileri Sahîh ricâlindendir; Mus'ab b. Abdillah b. ez-Zübeyr dışında ki, o da güvenilir bir râvidir (Mecma‘ V, 244).
6074-Bu hadisi ayrıca Ahmed ve Mu'cemu'l-Evsat'ta Taberânî de tahrîc etmiştir. İsnâdında yer alan Ah. b. Osmân b. Umeyr el-Becelî zayıftır. M. el-Kebîr'de yer alan iki isnâdından birinin râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 245).


islam
islam