HADİS KİTAPLARI > MÜSLİM > - İLİM BAHSİ

 

islam

help 2.23.21 ilim previous next



1- Kur'an'ın Müteşabihine Tabi Olmaktan Nehiy, Ona Tabi Olanlardan Sakındırma ve Kur'an Hakkında İhtilafa Düşmeyi Yasaklama Babı

2- Mahir Hasmın Şiddetli Husümeti Hakkında Bir Bab

5- Âhir Zamanda İlmin Kaldırılıp Alınması; Cehalet ve Fitnelerin Zuhuru Babı

6- İyi veya Kötü Çığır Açan, Hidayet veya Dalalete Da'vet Eden Kimse Babı

47- İLİM BAHSİ


1- Kur'an'ın Müteşabihine Tabi Olmaktan Nehiy, Ona Tabi Olanlardan Sakındırma ve Kur'an Hakkında İhtilafa Düşmeyi Yasaklama Babı


1- (2665) Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Yezîd b. İbrahim Et-Tüsterî, Abdullah b. EM Müleyke'den, o da Kasım b. Muhammed'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ;

«Sana Kitabı indiren O'dur. O Kitabın bazı ayetleri muhkemattır ki, bunlar Kitabın esasıdır. Diğer bir takımları da müteşâbihdirler. Kaiblerinde bozukluk olanlar, fitne çıkarmak ve te'vîlİne gitmek arzusuyla onun müteşabihlerintmei. ilimde râsih olanlar : Biz onadir, derler. Ama akıl sahiplerinden başkaları ibret almazlar.» [1] okudu. Âişe demiş ki: Resüllülah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

«Kur'ân'ın müteşabihlerine tâbi olanları gördüğünüz vakit, onlardan sakının. Onlar Allah'ın ad verdiği kimselerdir.» buyurdu.

Bu hadîsi Buhârî «Âli Sûresinin tefsiri»nde; Ebû Dâvud «Sünnet» bahsinde; Tirmizî «KitâWt-Tefsir»'de tahric etmişlerdir. Âyet-i kerîmenin ne sebeple indiği ihtilaflıdır. Bâzıları îsa (Aleyhisselâm) hakkında Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile mücâdele edenler için nazil olduğunu; bir takımları da bu ümmet için indiğini söylemişlerdir. îkinci kâvü daha makbul görülmüştür.

Muhkemle mütesâbihin tarifi hususunda müfessirlerle Usûl-ü fıkıh ulemâsı arasında ihtilâf vardır. İmam Gazali «El-Müstesfa» adlı eserinde şunları söyler : «Tesiri hakkında sâri tarafından bir izah vârid olmadığı zaman muhkemi lügat ulemâsının bildiği yolla ve lâfzın vaz'ı yönünden tenasübüne bakarak tefsir etmek gerekir. Mütesâbih, sûrelerin başlarındaki mukatta'- harflerdir. Muhkem ise bundan geri kalanlardır, demek buna münasb düşmediği gibi, muhkem : îlimde rusûhu olanların bildiğidir. Mütesâbih İse yalnız Allah Teâlâ'nın bildiği sözdür ve keza muhkem : Va'd, tehdîd. helâl ve haramdır. Müte^abih ise, kıssalarla emsâl-. dir sözü de buna münâsib değildir. Bu sonuncusu kavillerin ihtimalden en uzağıdır. Sahih olan sudur ki. muhkem iki mânâva gelir. Birinci mânâsı acık. kendisine işkâl ve ihtimal ân/ olmavan söndür. Mütesâbih ise. kendisine ihtimal arız olan demektir. İkincisi muhkem ; Tertibi mun+azam olup. va zahiren vahut te'vil suretiyle mânâ ifâde edendir. Mütesâbih ise kur', nikâh akdi elînrie olan ve lems gibi müşterek isimlerdir. Kur' hayız!a temizlik arasında müşterektir. Nikâh akdi elinde olan tâbiri veli ile zevç; arasında, lems de cinsi münâsebet ve elle dokunmak arasmda müşterektir.» Usûl-ü fıkıh ilmine gcire muhkem nesh ihtimâlinden hâli olduğu için kuvvetçe müfe^erden ziyâde olan közdür. Mütesâbih ise ümmet irin muradın ne olHueunu bilme ümidi kalmayan sözdür. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem). Allah'ın bildirmesi ile mânâsına muttali olabilir.

Ulemâ râsih vâni derin âlimlerin mütesâbihi bilin bilemiyeceğinde de ihtilâf etmislerdİV. Bâzıları derin âlimlerin mütesâbihleri bildiğine kail olmuşlardır. Onlarca âvetteki ilim kelimesi üzerinde vakfedilir. Ve mânâ şöyle olur:'Halbuki onun teVîlini ancak Allah ve bir de ilimde rusûhu olanlar bilir. Diğer bir takım ulemâya göre müteşâbihlerin mânâsını Allah'dan başka kimse bilmez. Derin âlimler bunların karşısında sâdece iman ettik, hepsi Rabbimiz nezdindendir, deyip geçerler. Onlara göre âyette vakıf «İllallah» kelimesindedir. Nevevi birinci kavlin esah olduğunu söylemiş : «Derin âlimler müteşâbihîerin mânâlarını bilir. Çünkü mahlûkâtmdan hiç birinin anlamasına imkân olmayan bir söze Allah'ın kullarını muhatab tutması ihtimalden uzaktır. Bizim ulemâmızla diğer bir takım muhakkiklar Allah Teâlâ'nın faydasız söz söylemesi imkânsız olduğuna ittifak etmişlerdir.» demişsede Nevevî'nin bu sözü söz götürür. Çünkü müteşâbihlerin mânâsını bu ümmet anlayamaz diyenler onların hâşâ nahak yere indirildiğine, faydasız olduklarına kail değildirler. Müteşabih âyetlerin ulemâyı imtihan etmek, namazda okunmak, ibâdet ve sevap niyetiyle okumak gibi, birçok faydaları vardır. Bunları kulların anlaması şart değildir. Çünkü hiç biri ahkam âyeti değildir. Ulemânın ekserisine göre müteşâbihlerin mânâları anlaşılmaz. Ashab-ı kirâm'dan Sul-tanu'l-Müfessirin Hz. İbnü Abbâs ile Abdullah b. Ömer, Übey b. Ka'b, Hz. Âişe, İbni Mes'ud, Urve b. Zübeyr, Ebu'ş-Şa'sâ', Ebû Nehîk ve diğer birçok-larıyla Halife Ömer b. Abdi'l-Aziz'in mezhebleri budur. Bu kavli İbni Cerîr taberi İmam Mâlik 'den de rivayet etmiştir. Hanefî1er'in mezhebi dahi budur.

Zeyğ: Şüphe ve sapıklık demektir. Kalblerinde şüphe ve sapaklık olanlardan murad; bid'at fırkalarıdır. İslâm'da ilk bid'at fırkasının Haricîler olduğu söylenir. Bunlar Hz. A1i zamanında meydana çıkmış, sonra birçok dallara ayrılmışlardır. Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

«Ümmetim yetmişüç fırkaya ayrılacaktır. Bunların bir tanesi müstesna olmak üzere hepsi cehennemi boylayacaktır.» buyurmuş.

— Bu bir fırka kimdir yâ Resulaîlah? diye sorulunca :

«Benim ve ashabımın yolunda bulunanlar!» cevâbım vermiştir. Ha-dîs-i Hâkim «Müstedrek»'inde tahric etmiştir. Bu dalâlet fırkaları hakikaten fasit fikirlerini terviç için mütesâbih âyetlere tâbi olmuşlardır. Çünkü bu âyetleri tahrif imkânını bulmuşlardır. Hadîs-i şerif fitne çıkarmak için müşkil ve mütesâbih âyetlere tâbi olan sapık bid'atçılarla düşüp kalkmayı men etmektedir. (Dedi ki) El-Cevnî dullah b.



2- (2666) Bize Ebû Kâmil t'udayl b. Ilüseyn El-Cahderî rivayet etti. Bize Hammad b. Zeyd rivayet etti. (Dedi ki) : Bize E hû İmrân ivâyet etti. (Dedi ki) : Bana Abdullah b. Revah El-Ensârî, Ab-Amr'm şiiylı- dediğini yazdı: Bir gün erken erken ResulüIlah (Sallallahü Aleyhi ve S*'Hem) 'e fittim. Derken bîr âyet-i kerîme hususunda ihtilâf eden iki ad;ımm seslerim işitti de, Kesûiiillah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yanımıza çıktı. Yü/ümle üadab belli oluyordu. Ve :

«Sizden öncekiler ancak ve ancak Kitab hakkında ihtilâfları sebebiyle helak oldular.» buyurdu.



3- (2667) Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki) . Bize Eî.û Kudâme Haris b. Ubeyd Kbıi İnırân'dau, o da Cündeb b. Abdillah EI-Becelî'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resûlüllah (SaUallahü Aleyhi ve Sellem):

«Kur'ân'ı kalbleriniz onun üzerinde birleştiği müddetçe okuyun! Onun hakkindi ihtilâfa düştünüz mü, hemen kalkın.» buyurdular.



4- (...) Bana îshâk b. Mausûr rivayet etli. (Dedi ki) : Bize Ahdü's-Samed haber verdi, (Dedi ki) : Bize Hemmâm rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû İnırân El-Cevni, Cüıuleb'den, yâni İhııi Abdillah'dan rivayet etti ki: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Scllem):

«Kur'ân'ı kalbleriniz onun üzerinde birleştiği müddetçe okuyun. İhtilâfa düştünüz mü, hemen kalkın!» buyurdular.



(...) Bana Ahmed b. Said b. Sahr Ed-Dârimî rivayet etti. (Dedi ki) Bize Habban rivayet etli. (Dedi ki) : Bize Ebân rivayet etti. (Dedi ki)

Bize Ebû İmrân rivayet etti. (Dedi ki) : Biz Kûfe'de çocukken Cündeb bize şunu söyledi: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :

«Kur'ân'ı okuyun...» buyurdular.

Itâvi yukardakilerin hadîsi gibi rivayet etmiştir.

Cündeb rivayetini Buhârî «Kitâ-u Fedâilü'l-Kur'ân»'da tahric etmiştir.

Bu rivayetlerde öncekilerin helakinden murad; dinde küfredip bid'at çıkarmalarıdır. Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Kur'ân okurken ihtilâfa düşerek aynı akıbete duçar olmamaları için ashabını ve ümmetini sakmdırmıştır.

Kur'ân hakkındaki ihtilâfdan murad; ihtilâf caiz olmayacak hu-susatta lüzumsuz yere ihtilâf etmek yahut şüpheye ve fitneye, kavgaya sebep olacak şekilde ihtilâf etmektir. Âyetlerden mânâ istinbat hususundaki ihtilâl ve münazaralar bu hükümde dahil değildir. Bunlar hakikati meydana çıkarmak ve ümmete fayda sağlamak niyetiyle, yapıldığı için yasak değil, bilâkis sâri' tarafından emrolunmuştur. Ki fazileti meydandadır. Bu hususta sahabe devrinden bugüne kadar bütün müslümanlar müttefiktir.



2- Mahir Hasmın Şiddetli Husümeti Hakkında Bir Bab


5- (2668) Bize Ebû Bckr b. Ebî Şeyhe rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Veki', İbnü Cüreyc'den, o da İbnü Ebî Müleyke'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlüllah (Sallallahü A leyhi ve Sellem) :

«Şüphesiz ki, erkeklerin Allah'a en sevimsiz olanı, şiddetle düşmanlık yapan kâmil hasımdır.» buyurdular.

Bu hadîsi Buhârî «Kitâbu'l~Mezâlim»'de, Tirmizî ile Nesâî «Tefsir» bahsinde tahric etmişlerdir.

Eled : Husûmeti şiddetli manasınadır. Hasım da husûmette kâmil demektir. Çirkin olan husûmet, haksız yere bir bâtılı isbat veya hakkı yok etmek hususundaki davadır. defa yaptıklarının cezası olarak hapislerde çürüdükleri gibi, âhirellerinin do harab olacağına bu Hadis-i şerif delâlet etmektedir.



5- Âhir Zamanda İlmin Kaldırılıp Alınması; Cehalet ve Fitnelerin Zuhuru Babı


8- (2671) Bize Şeyban b. Fcrrûh rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdü'l-Vâris rivayet etti, (Dedi ki) : Bize Ebu't-Teyyah rivayet etti. (Dedi ki) : Bana Enes b. Mâlik rivayet etti. (Dedi ki) : Resûlüllah (SaUallahii Aleyhi ve Sellem);

«Kıyamet alâmetlerinden bâzdan İlmin kaldmlması, cehlin subûfr bulması, şarabın içilmesi ve zinanın açığa çıkması d ıs1.» '»uyurdular.



9- (...) Bize Muhammud b. Müscımâ ile İhnü Beşjşâr rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Şu'be rivayet etti. (Dedi ki) : Katâde'yi, Enes b. MâHk'den naklen rivayet ederken dinledim. Enes şöyle demiş : Size Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Selleın) den dinlediğim bir hadîsi rivayet edeyim mi? Onu kendisinden işitmiş olarak benden sonra size hiç bir kimse rivayet etmez :

«Şüphesiz ki, ktyâmei alâmetlerinden bâzıları ilmin kaldırılması, cehlin zuhur etmesi, zinanın alıp yürümesi, şarabın içilmesi ve erkekler giderek kadınların kalmasıdır. Hattâ elli kadına bakacak bir kayyım olacaktır.» buyurdular.

(...) Bize Ehû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) : Bize hammed b. Bişr rivayet etti. H.

Bize Ebû Kür ey b de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abde ile Üsâme rivayet ettiler. Bu râvilerin hepsi Saîd b. Ebî Arûbe'den, o da Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'den, o da Peygamber (SaUallahü Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmişlerdir. İbnü Bişr ile Abde'nin hadîslerinde : «Onu size benden sonra kimse rivayet etmez. Ben Resûlüllah (SaUallahü Aleyhi ve Scllrmi'ı şöyle buyururken işittim...» ibaresi vardır. Ve râvi hadîsi yukarki gibi anlatmıştır.



10- (2672) Bize Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Veki' ile babam rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize A'meş rivayet etti. H.

Bana Ebû Saîd El-Eşec de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki) : Bize Veki' rivayet etti. (Dedi ki) : Bize A'meş, Ebû Vâil'den rivayet etti. (Demiş ki) : Abdullah ve Ebû Musa ile birlikte oturuyordum. Şunu söylediler : Resûlüllah (SaUallahü Aleyhi ve Sellem):

«Şüphesiz kıyametin önünde Öyle günler vardır kİ, o günlerde ilim kaldırılacak, cehil inecek, o günlerde here çoğalacaktır. Here katildir.» buyurdular.



(...) Bize Ebû Bekr b. Nadr 1>. Ebî'n-Nadr rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ebu'n-Nadr rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ubeydullah El-Eşcaî, Süf-yân'dan, o da A'meş'den, o da Ebû Vfıü'den, o da Abdullah ile Ebû Musa'I-Eş'arî'den naklen rivayet etti. Şöyle demişler: liesûlüllah (Stıllallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki... H.

Bana Kasım b. Zekeriyya da rivayet etti. (Dedi ki) ; Bize HUseyn EI-Cu'O, Zâide'den, o da Süleyman'dan, o da Şakîk'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş : Abdullah ve Ebû Musa ile birlikte oturuyordum. Onlar konuşuyorlardı. Ve: RcsûlüHah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, dediler.

Râvi, Veki1 ile İbnü Nümeyr'm hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.



(...) Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Küreyb, ibnü Nümeyr ve İshâk El-Hanzalî toptan Ebû Muâviye'den, o da A'meş'den, o da Şakîk'-dan, o da Ebû Musa'dan, o da Peygamber (Sallailahü Aleyhi ve Sellem)'''den naklen bu hadîsin mislini rivayet ettiler.



(...) Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti, (Dedi ki) : Bize Cerir A'meş'den, o da Ebû VâH'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş) : Ben Abdullah ve Ebû Musa ile birlikte oturuyordum. Onlar konuşuyorlardı. Ebû Musa şöyle dedi: Resûlüllah (Sallailahü Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki...

Râvi yukarkİ hadîsin mislini anlatmıştır.



11- (157) Bana Harmele b, Yahya rivayet etti. (Dedi ki) : Bize İbnü Vehb haber verdi. (Dedi ki) : Bana Yûnus, İbnü Şihab'dan naklen haber verdi. (Demiş ki)': Bana Humeyd b. Abdİrrahman b. Avf rivayet etti ki: Ebû Hikeyre şunu söylemiş: Resûlüllah (Sallailahü Aleyhi ve Selleri):

«Zaman yaklaşacak, ilim alınacak, fitneler zuhur edecek, cimrilik yerleşecek ve here çoğalacaktır.» buyurdu. Ashâb :

— iler nedir? diye sordular. «Katildir...» buyurdu.



(...) Bize Abdullah b. Abdirraîıman Ed-Dârimî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ebu'l-Yeman haber verdi. (Dedi ki) : Bize Şuayb, Zührî'dcn naklen haber verdi. (Demiş ki) : Bana Humeyd b. Abdİrrahman, ZührP-den rivayet etti ki: Ebû Hüreyre şöyle demiş : Resûlüllah (Sallailahü Aleyhi ve Selle m);

«Zaman yaklaşacak ve il'ım alınacaktır...» buyurdular. Sonra râvi hadîsin mislini ııakletmiştir.



12- (...) Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdü'1-A'lâ Ma'mer'den, o da Zührî'den, o da Saîd'den, o da Ebû Hürey-re'den, o da Peygamber (Sallailahü A leyhi ve Sellem) 'den naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar:

«Zaman yaklaşacak ve ilim noUsanlaşacakîir...» Sonra râvi yukarki İki râvinin hadîsleri gibi nakletmiştir.



(...) Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybe ve îbni Hucur rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize İsmail (yâni İbni Cafer) Alâ'dan, o da babasuıdan, o da Ebû HüreyreMen naklen rivayet etti. H.

Bize İbnü Nümeyr ile Ebû Kürcyh ve Anmı'n-Nâkid da rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize İshâk b. Süleyman, Hanzelc'dcn, o da Sâlim'den, o da Ebû Hüreyre'dcn naklen rivayet etti. H.

Bize Muhammed b. Kâfi' dahî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdür-rezzak rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ma'mer, Hcmmara b. Münebbih'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivayet etti. II.

Bana Ebu't-Tahir dahi rivayet etti. (Dedi ki) : Bize İbnü Vehb Amr b. Hâris'den, o da Ebû Yûnus'tan, o da Ebû Hüreyre'den naklen haber verdi. Bu râvilerin hepsi Zührî'nin Humeyd'den, onun da Ebû Hüreyre'den rivayet ettiği hadîs gibi: «Peygamber (Scllaliahü A leyhi ve Sellenı) 'den» dediler. Yalnız onlar: «Cimrilik yerleştirilir...» cümlesini anmadılar.





13- (2673) Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Cerîr, Hişam b. Urve'den, o da babasından naklen rivayet etti. (Demiş ki) : Ben Abdullah b. Amr b. Âs'ı şöyle derken işittim. Rcsûiüllah (SaUallahü Aleyhi ve Settemyi:

«Şüphesiz Allah ilmi insanlardan çekip alıvermez. Lâkin ilmi, ulemâyı almakla kaldırır. Nihayet hiç bir âlim bırakmadığı vakit, İnsanlar bir takım cahilleri baş edinirler. Onlara sual sorulur, ilİmsiz fetva verirler; bu suretle hem saparlar, hem saptırırlar.» buyururken İşittim.



(...). Bize Efcu'r-Ilabi' El-Alekî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Hammad (yâni İbni Zeyd) rivayet etti. H.

Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki) ; Bize Abtad b. Ab-bâd ile Ebû Muâviye haber verdiler. H.

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeyhe ile Züheyr b. Harb da rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize Veki' rivayet etti. Ii.

Bize Ebû KÜreyb dahi rivayet etti. (Dedi ki) : Bize İbnü İdris ile Ebû İlsâmc, İbnü Nümeyr ve Ahde rivayet ettiler. II.

Bize İbnü Ebî Ömer de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Süfyân rivayet etti. II.

Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Yahya b. Saîd de rivayet etti. H.

Bana Ebû Bekr b. Nâfi' dahî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ömer b. AU rivayet etti. H.

Bize Abd b- Humeyd dahî rivayet etti, (Dedi ki) : Bize Yezid b, Harun rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Şu'be b. Haccâc haber verdi. Bu râvİ-lerin hepsi Ilişâm h. Urve'den, o da babasından, o da Abdullah h. Amr'dan, o da Peygamber (SallaHahü.A leyhi ve Seltem) 'den naklen Cerîr'in hadîsi gibi rivayet ettiler. Ömer b. Ali'nin hadîsinde şu ziyade de vardır : «Sonra Abdullah b. Amr'a sene. başında rastlayarak kendisine sordum da, bize hadîsi eskiden rivayet ettiği gibi iade etti. Ben Resûlüllah (SaUailahü Aleyhi ve Sellemyi buyururken işittim, dedi.»



(...) Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdullah b. Humran, Abdu'l-Hamid b. Ca'fer'den rivayet etti. (Demiş ki) : Bana babam Ca'fer, Ömer b. Hakem'den, o da Abdullah b. Amr b. Âs'-dan, o da Peygamber (SallaHahü Aleyhi ve Sellem)1'den naklen haber verdi. Kavi Hişâm b. Urve'nin hadîsi gibi rivayet etmiştir.



14- (...) Bize Harmele b. Yahya Et-Tü'cîbî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dedi ki) : Bana Ebû Şüreyh rivayet etti. Ona da Ebu'l-Esved, Urve b. Ziibeyr'den naklen rivayet etmiş. Urvc (Demiş ki) : Bana Âişe şunu söyledi:

— Ey kız kardeşimoğlu! Duydum ki, Abdullah b. Amr hacca giderken bize uğrayacakmış. Onunla görüş de kendisine (bir şeyler) sor! Çünkü-o Peygamber (Salîallahü A leyhi ve Seliem) 'den çok ilim nakJetmiştir. Urve demiş ki : Bunun üzerine ben kendisiyle görüşerek ona birçok şeyler sordum. Onları Resûlüllah (Salîallahü Aleyhi ve Seliem) 'den naklen söylüyordu.

Urve şöyle demiş : Anlattıkları meyanında şu da vardı. Peygamber (Salîallahü Aleyhi ve Sellem):

«Şüphesiz Allah ilmi İnsanlardan çekip ahvermez. Lâkin ulemâyı kabze-der, onlarla birlikte İlmi de kaldırır. Ve insanlar arasında bîr takım câhil başlar bırakır. Bunlar insanlara ilimsiz fetva verirler; bu suretle hem saparlar, hem saptırırlar.» buyurdular.

Urve şöyle demiş : Ben bu hadîsi Âişe'ye rivayet ettiğim vakit onu pek büyük gördü ve yadırgadı.

— Sana kendisinin Peygamber (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) founu söylerken işittiğini anlattı mı? dedi,

Urve demiş ki : Ertesi sene olunca Âişe bana :

— İbnü Amr gelmiş onunla görüş, sonra ona söz aç, tâ ki ilim hakkında sana anlattığı hadîsi kendisine sor! dedi. Ben de kendisiyle görüşerek ona bir şeyler sordum. Ve bu hadîsi bana ilk defada anlattığı gibi anlattı.

Urve şöyle demiş : Âişe'ye bunu haber verdiğim vakit:

— Onun doğru söylemekten başka bir şey yapmadığını zannederim. Sanırım ki, bu hadîse hiç bir şey ziyâde ve noksan etmemiştir.» dedi.

Bu hadîslerden Hz. Enes rivayetini Buharı ile Nesâî «Kitâbu'l-İlim»'de; Ebû Musa ile Ebû Hüreyre rivayetlerini Buhârî «Kitâbu'l-Fiten»'de tahric etmişlerdir.

Bu hadîslerde Resûlüllah (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) kıyametin küçük alâmetlerinden bazılarını beyan etmiştir. Ki onlar ilmin kaldırılması, cehlin yerleşmesi; şarabın içilmesi, zinanın meydana vurması; erkeklerin azalması, hercümercin çoğalması; cimriliğin kalblere yer etmesi, câhillerin baş olmasıdır.

îlmin kaldırılmasından murad; kalblerden silinmesi değil, ulemânın azalmasıdır. Nitekim bu cihet rivayetlerin bazısında tasrih edilmiştir.

İlmin yerini cehil alacak ve bir takım câhiller dinî hususatta başa geçerek kendi reyleriyle fetva vereceklerdir. Kaadî Iyâz: «Bu hâl zamanımızda Peygamber (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) 'in haber verdiği gibi zuhur etmiştir.» diyor. Şeyh Kutbud-Din: «Ben derim ki, Kaadî 'nin zamanında bunca ulemâ bulunmasına rağmen, bu sözü söylemişse, bizim zamanımıza ne buyrulur.» demiş; Allâme Aynî de şunları söylemiştir: Şeyh Kutbu'd-Din zamanında bunca futana, dört mezbebden ulemâ ve büyük muhaddisler bulunduğu halde bunu söylemişse; bizim zamanımıza ne denir? Beldeler ulemâdan hâli kalmış. Cahiler ta'ym suretiyle fetva ve tedris mevkilerinin başına geçirilmiştir. Artık biz selâmet ve afiyet dileriz.>

Biz de deriz ki: Gelin bir de bizim zamanımızı görün. Artık bunlar moda oldu. Kendi fikrine göre fetva verenlere bugün aydın din adamı deniliyor. La havle velâ kuvvete illâ billab...

tcMnin resmen alıp yürümesi, zinanın açığa vurması vesaire kıyamet klarnetleri hiç bir devirde bugünkü kadar açık ve pervasız görülmemiş ve işitilrnemistir. Allah müslümanlara intibahlar nasîb etsin.

Erkeklerin azalması harblerde öldürülmeleri sebebiyle olacaktır. Nitekim İkinci Dünya Harbi'nden sonra bilhassa Almanya'da bu hal kendini göstermiş, kadınlar çoğalınca ahlâk kökünden yıkılıp gitmiştir.

Zamanın yaklaşmasından murâd ne olduğu ulemâ arasında ihtilaflıdır. Bâzıları bundan kıyametin yakınlığı kastedildiğini söylemiş; bir takımları zevk-ü safadan senenin ay, ayın hafta, haftanın gün gibi kısa geleceğini; daha başkaları günlerin, gecelerin hakikaten kısalacağını söylemişlerdir. ?

Hz. Âişe'nin Abdullah b. Amr hakkındaki sözleri onu itham için değil, hadisi karıştırmış olmasından yahut hikmet kitabların-dan okuyup da, Resûlüllah (Saîlallahü Aleyhi ve Selleın) 'den duydum sanarak söylemesinden endişe ettiği içindir. Hz. Abdullah ikinci sene aynı hadîsi tekrar edince Âişe (Rndiyallahü anha) 'nın kalbi mutmain olmuş, onu hakikaten Resûlüllah (Sallailahü Aleyhi ve Selîem) 'den işittiğine kanaat getirmiştir, Onun hadîsinde ilme teşvik ve âlimin faziletini itiraf vardır.



6- İyi veya Kötü Çığır Açan, Hidayet veya Dalalete Da'vet Eden Kimse Babı


15- (1017) Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Cerîr %. Abdi'l-Hamid A'meş'den, o da Musa b. Abdillah b. Yezid ile Ebu'd-Duha'dan, onlar da Abdurrahman b. Hilâl El-Absî'den, o da Cerîr b. Ab-dillah'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş : Bedevilerden bir "fakım insanlar Resûlüllah (Sallailahü Aleyhi ve Selîem)'e geldiler. Üzerlerinde yün elbiseler vardı. Resûlüllah (Sallailahü Aleyhi ve Selîem) hallerinin kötülüğünü, muhtaç kaldıklarını gördü de halkı onlara sadaka vermeye teşvik etti. Fakat halk ona gelmekte geciktiler. Hattâ hu hâl yüzünden belli oldu. Sonra ensardan bir zat bir kese gümüş getirdi. Sonra bir başkası geldi. Sonra ashab birbirinin peşinden geldiler. Nihayet yüzünden sevindiği anlaşıldı. Ve Resûlüllah (Sallailahü Aleyhi ve Selîem) :

«Bir kimse İslâm'da güzel bir çığır açar da, kendisinden sonra onunla amel edilirse, o kimseye bu çığırla amel edenlerin ecri kadar sevab yazılır. Amel edenlerin ecirlerinde de bir şey eksilmez. Ve her kim islâm'da kötü bir çrğir açar da kendinden sonra onunla amel olunursa, o kimsenin aleyhine bu çığırla amel edenlerin günahı kadar günah yazılır. Amel edenlerin günahlarından da bîr şey eksilmez.» buyurdular.



(...) Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Ebû Küreyb toptan Ebî Muâviye'den, o da A'meş'den, o da Müslim'den, o da Abdurrahman b. Hilâl'den, o da Cerîr'den naklen rivayet ettiler. Şöyle demiş : Resûlüllah (Sallailahü Aleyhi ve Selîem) hutbe okuyarak sadakaya teşvik etti...

Râvi Cerîrin hadîsi mânâsında rivayette bulunmuştur.



(...) Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dedi ki) : JBize Yahya (îbni Saîd) rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Muhammed b. Ebî İsmail rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdurrahman b. Hilâl El-Absî rivayet etti. (Dedi ki) : Cerîr b. Abdillah şunu söyledi. Resûlüllah (Sailallahü Aleyhi ve

Selîem):

«Bir kul elverişli bîr çtğ-.r açar da, kendinden sonra onunla amel olunursa...» buyurdular. Sonra râvi hadîsin tamamını zikretmiştir,

Bana Ubeydullah o, Ömer EI-Kavârîrî ile Ebû Kâmil ve Mu-hammed b. Abdi'l-Melik El-Ümevî rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize Ebu Avâne, Afcdü'l-Melik b, Umeyr'den, o da Münzir b. Cerîr'den, o da babasından, o da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SeUetn) 'den naklen rivayet etti. H,

Bize Muhammcd b. Müsennâ da rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Mu-hammed b. Ca'fer rivayet etti. H.

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû Üsâme rivayet etti. H.

Bize Ubeydullah b. Muâz da rivayet etti. (Dedi ki) : Bize babam rivayet etti. Bu râviler (Dediler ki) : Bize Şu'be Avn b. EM Cuhayfe'den, o da Münzir b. Cerîr'den, o da babasından, o da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellemy'den naklen hu hadîsi rivayet etti.



16- (2674) Bize Yahya b. Eyyûb ile Kııteyl.e b. Saîd ve İbnü Hucr rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bize İsmail yâni İbni Ca'fer Alâ'dan, o da babasından, o da Ebû Hürcyre'den naklen rivayet etti ki: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

«Bir kimse doğru bîr yola daver ederse, ona tâbi olanların ecirleri kadar kendisi için ecir olur. Bu, tâbi olanların ecrinden bir şey eksiltmez. Ve Eıer kim bir dalâleîe davel ederse, ona tâbi olanların günahları kadar kendine günah olur. Bu, tâbi olanların günahlarından hiç bir şey eksiltmez.» buyurdular.

Bu -iki hadis hayırlı işler yapmaya teşvik, kötü çığır açmanın haram olduğunu ifade hususunda açık delillerdir. Hayırlı bir çığır açıp, sair insanların o çığırdan gitmelerine sebep olan kimse, kıyamet gününe kadar o yoldan gidenlerin sevabına nail olacağı gibi, kötü çığır açan da kıyamet gününe kadar o yoldan gidenlerin kazandığı günahlar kadar günah kazanmakta devam edecektir,

Hayırlı veya hayırsız çığrı açmakta, öncelik etmekle başka birinden sonra açmak arasında bir fark olmadığı gibi, hayırlı işin ilim öğretmekle, ibâdet veya başka bir hayır olması arasında da fark yoktur.






--------------------------------------------------------------------------------

[1] Al-İ İmran Sûresi, Ayet: 7.



© 2015 http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/