HADİS KİTAPLARI > MÜSLİM >CENAZELER BAHSÎ

 

islam

help 2.23.12 cenazeler previous next



1- Ölenlere Şehadet Telkini Babı

2- Musibet Zamanında Söylenilecek Söz Babı

3- Hastanın ve Ölen Kimsenin Yanında Söylenecek Söz Babı

4- Ölenin Gözlerini Yumdurma ve Can Boğaza Geldiği Vakit Ona Duada Bulunma Babı

Hadisi Şerifden Çıkarılan Hükümler:

5- Ölenin Dikilip Kalan Gözlerinin Rüh'unu Takibetmesi Babı

Bu Hadisden Çıkarılan Hükümler

6- Ölen Kimseye Ağlamak Babı

Hadisi Şerifden Çıkarılan Hükümler

Bu Hadisden Çıkarılan Hükümler:

7- Hastaları Ziyaret Hakkında Bir Bab

8- Musibete, Başa Geldiği Ânda Sabir Etme Hakkında Bab

Bu Hadisden Çıkarılan Hükümler:

9- Ölen Kimsenin, Ailesinin Ona Ağlaması Yüzünden Azab Olunması Babı

Babımız Hadislerinden Şu Hükümler de Çıkarılmıştır

Mersiye (Ağıt) Okuma Hususunda Gösterilen Şiddet Babı

Hadisden Çıkarılan Hükümler:

Bu Hadisden Çıkarılan Hükümler:

11- Kadınların Cenaze Arkasında Yürümekten Nehy Babı

12- Cenazeyi Yıkama Hakkında Bir Bab

Bu Rivayetlerden Çıkarılan Hükümler:

13- Ölenin Kefeni Hakkında Bir Bab

Hadisden Çıkarılan Hükümler:

Bu Hadisden Çıkarılan Hükümler:

14- Cenazenin Örtülmesi Babı

15- Ölen Kimsenin Kefenini Güzel Yapmak Hususunda Bir Bab

16- Cenazeyi Acele Götürme Babı

Bu Rivayetlerden Çıkarılan Hükümler:

17- Cenaze Namazı Kılmanın ve Cenaze Arkasından Yürümenin Fazileti Babı

Bu Rivayetlerden Çıkarılan Hükümler:

18- Bir Kimsenin Cenazesini Yüz Kişi Kılarsa O Kimse Hakkında Şefaatlarının Kabul Edileceğine Dair Bab

19- Bir Kimsenin Cenazesini Kırk Kişi Kılarsa, Kendilerine O Kimse Hakkında Şefaata İzin Verileceği Babı

20- Ölenlerden Hayir veya Şerle Anılanlar Hakkında Bab

21- Rahata Eren ve Kendisinden Kurtulunan Hakkındaki Hadis Babı

22- Cenaze Namazında Alınan Tekbir Hakkında Bir Bab

Bu Rivayetlerden Çıkarılan Hükümler:

23- Kabir Üzerine Cenaze Namazı Babı

Bu Rivayetlerden Çıkarılan Hükümler:

Bu Hadisden Çıkarılan Hükümler

24- Cenazeye Ayağa Kalkma Babı

Bu Rivayetlerden Çıkarılan Hükümler:

25- Cenazeye Ayağa Kalkmanın Neshi Babı

26- Cenaze Namazında, Ölü İçin Okunan Dua Babı

27- Cenaze Namazı Kılmak İçin İmamın Cenazenin Hangi Tarafına Duracağı Babı

Bu Hadisden Çıkarılan Hükümler:

28- Cenaze Namazı Kılan Kimsenin Namazdan Sonra Bir Vasıtaya Binmesi Babı

Bu Hadisden Çıkarılan Hükümler:

29- Lahd Yapmak ve Cenazenin Üzerine Kerpiç Dizmek Hususunda Bir Bab

30- Kabre Kadife Koyma Babı

31- Kabrin Yerle Bir Yapılmasını Emir Babı

32- Kabri Kireçlemekten ve Üzerine Bina Yapmaktan Nehiy Babı

33- Kabir Üzerine Oturmaktan ve Kabir Üzerinde Namaz Kılmaktan Nehiy Babı

34- Cenaze Namazının Mescidde Kılınması Babı

Bu Hadisden Çıkarılen Hükümler

35- Kabristana Giderken Okunacak Şeyler ve Orada Yatanlara Dua Babı

36- Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in Annesinin Kabrini Ziyaret İçin Allah Teala Hazretlerinden İzin İstemesi Babı

37- Întihar Edenin Cenaze Namazını Terk Babı

Bu Hadisden Çıkarılan Hükümler:
11- CENAZELER BAHSÎ





1- Ölenlere Şehadet Telkini Babı


1- (916) Bize Ebû Kâmil-i Cahderi Fudayl b. Hüseyin ile Osman b. Ebî Şeybe hep birden Bişr'den rivayet ettiler. Ebû Kâmil dedi ki: Bize Bişrü'bnü'1-Mufaddâl rivayet etti. (Dedi ki): Bize Umâratü'bnü Ga-ziyye rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya b. Umara rivayet etti. Dedi ki: Ebû Said-i Hudri'yi şöyle derken işittim: Resûlüllah [Sallallahü Aleyhi ve Sellem)

«Ölenlerinize Allah'dan başka ilâh yoktur, sözünü telkin edin.» buyurdular.



(...) Bize, bu hadisi Kuteybetü'bnü Said de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdulaziz yâni Derâverdî rivayet etti. H

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dahi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hâli-dü'bnü Mahled rivayet etti. (Dedi ki). Bize Süleyman b. Bilâl rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi hadîsi bu isnâdla rivayet etmişlerdir.



2- (917) Bİze Ebû Şeybe'nin oğulları Ebû Bekir ile Osman rivayet ettiler. H.

Bana Amru'n-Nâkıd da rivayet etti. Bunlar hep birden dediler ki: Bize Ebû Hâlid-i Ahmar, Yezîd b. Keysân'dan, o da Ebû Hâzim'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivayet etti. Ebû Hüreyre şöyle demiş: Resûlüllah (Sallallahti Aleyhi ve Sellem)

cölenlerinfze: Allah'dan başka flâh yoktur, demelerini teikin edin.» buyurdular.

Cenâiz kelimesi: Cenazenin cem'idir. Kaamûs'a göre cenaze: ölen insan, demektir. Yahut cinâze: Ölen insan; cenaze ise: Tabut, demektir. Bunun aksini söyleyenler de vardır. Onlara göre cinâze: Tabut; cenaze: Ölen insan, demek olur. Cinâze'nin hem ölen insan hem de tabut mânâsına geldiğini söyleyenler de vardır. Umumiyetle Hanefi1er'in fıkıh kitaplarında cenaze «ölmüş insan» mânâsına kullanılmıştır. «Cinâze» onlara göre; Tabut, demektir.

Telkinden murâd: Ölen kimsenin yanında arada sırada «Lâ ilahe illallah» diyerek, ona bunu hatırlatmaktır. Tâ ki son sözü tevhid olsun. Çünkü itibar bir şey'in sonunadır. Bu cihet bir çok eserlerde vâ-rid olmuştur. Ulemâ buradaki telkin emrinin vücûb değil; nedip ifâde ettiğinde müttefiktirler. Yalnız hastanın yanında sık sık şahadet getirmeyi ve bunu hastaya söyletmeye çalışmayı mekruh görmüşlerdir. Zîrâ hasta çektiği ıstırabın şiddetinden pek ziyâde bunaldığı cihetle yapılan ısrarlara da canı sıkılarak red cevâbı verebilir; hattâ hiç beklenilmedik tehlikeli sözler de söyleyebilir. Binâenaleyh bu cihet göz-önünde tutuîarâTc' hasta bir def'â şahadet getirdimi bir daha tekrarlatmağa çalışılmamalıdır. Ancak, şahadet getirdikten sonra konuşursa son sözünün kelime-i şahadet olmasını te'min için yanında tekrar şahadet getirilir.

Bu hadis, ölen kimseye kelime-i şahadeti telkin etmek, öldükten sonra gözlerini yumdurmak ve diğer hukukunu ifâ için onun yanında bulunmak gerektiğine delildir. Bu cihet ulemâ arasında ittifâkidir.

Ölen bir kimsenin son sözü kelime-i şahadet olursa netice şudur: o kimse yeni müslüman oluyorsa doğrudan doğruya; eskiden müslü-man olup kulluğunu lâyıkıyla yaptıysa kezâlik doğrudan doğruya cennete girecektir. Günahkâr müslü inanların hâli Allah'ın meşîetine kalmıştır. Dilerse onları da affeder, dilerse günahlarına kadar cezalarını çektirdikten sonra cennetine koyar. Hâsılı son sözü îmân ederek kelime-i şahadet olan kimse muhakkak cennete girecektir. Bu bâbda Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

kaaidesi ile bu İtiraz reddolunmuştur. Bir de Necâşi hadîsi Huzeyfe ve Abdullah hadislerinden daha sahîhdir.

İbnî Battal: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SeKetnJ'in Necâşî için na'y yapması bâzı kimseler onun Müslüman olduğuna inanmadıkları içindir. Resûlüîlah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ölüm haberini vermekle onun hakikaten Müslüman olduğunu bildirmek istemiştir.» diyor. Fakat Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)' in, Hz. Ca'fer ile arkadaşlarının vefatlarını haber vermesi bu iddiayı reddeder.

2- Bu hadis, mescidde cenaze namazı kümamıyacağma delildir. Çünkü Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Necâşî'nin ölümünü mescidde haber vermiş sonra Müslümanları yanına alarak namazgaha çıkmıştır, imam A'zam'la İmam Mâ1ik'in ve îbni Ebî Zib'in mezhebleri budur.

EbûSevr'e göre mescidi kirletmek tehlikesi yoksa içinde cenaze namazı kılmak caizdir. Delilleri: Sa'dü'bnü Ebi Vakkaas (Radiyallahü anh) vefat ettiği zaman cenazesini Hz. Âişe'nin emriyle mescide koymalarını ve Ümmehât-ı mü'mînî' nin de cenaze namazına iştirak etmelerini bildiren hadîstir.

Hz. Âişe bu emri verdikten sonra:

— Acaba cemâat bu yaptığımızdan dolayı bizi ayıpladılar mı? diye sormuş, kendisine:

— Evet! cevâbı verilince:

— «Bunlar Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellew)'in, Süheyl b. Beydâ'in cenazesini mescidden başka bir yerde kılmadığını ne çabuk unuttular?» demiştir.

Tahâvî'ye göre: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Se/Iem)'den bu bâbda vârid olan rivayetler muhteliftir. Binenaleyh bunların hangisi en son vârid olduysa, onu keşfederek diğerlerini neshettiğine ka-ail olmak gerekir. Âişe hadîsi, Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in ibâha hâlinde yaptığı fiilini; Ebû Hüreyre hadîsi ise ibâhadan sonra na'yi nehyettiğini haber veriyor. Binâenaleyh Ebû Hüreyre hadîsi, Hz. Âişe hadisini nesheder Ashâb- ı kirâm'm Hz. Âişe'ye itirazda bulunmaları da bunu te'yid eder.

Hanefii'ye ulemâsından bâzıları Hz. Âişe hadîsini te'vîl ederek «Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) cenaze namazını yağmur gibi bir özürden dolayı mescidde kılmıştır.» demişlerdir. «İ'ti-kât özüründen dolayı mescidde kıldı.» diyenler de vardır. Her ne suretle takdir olunursa olunsun cenâzas. namazını dışarıda kılmak evlâ ve efdaldır. Bahusus ibâdetlerde ulemânın hilafından çıkarak mütte-fekun aleyh olan şekli yapmak gerekir. Zâten mescidler farz namazları kılmak için yapılmışlardır. Binâenaleyh bunlardan mâada ne kadar ibâdet ve vazife varsa onlan mescid dışında yapmak evlâ ve efdal olur.

3- Cenaze namazını saff teşkil ederek kılmak sünnettir. Tirmizi'nin Mâlik b. Hübeyre1 den rivayet ettiği bir hadis-de ResûlÜUah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

«Bir kimsenin cenaze namazını üc saff cemâat kılarsa, vâcib oldu demektir.» buyurmuşlardır.

«Vâcib oldu.» cümlesinden murâd: O kimse cenneti haketti. Yahut ona mağfiret vâcib oldu, demektir.

4- Hadîs-i şerif, gâib üzerine cenaze namazı kılınır, diyenlerin delilidir. İmam Ş âfi' ile îmam Ahmed b. Hanbel gâib üzerine cenaze namazı kılınabileceğine kaail olmuşlardır

Nevevî diyor ki: «Şayet cenaze şehirde bulunuyorsa, mezhebimize göre yanma gitmedikçe gâibâne cenaze namazını kılmak caiz değildir.»

Maamâfih «caiz olur» diyenler de vardır. Şâfiî11er'den bâzıları cenaze namazı kılacak imamla cenaze arasında iki veya üç-yüz arşın kadar bir mesafe bulunmamak gerekir.

5- Cenaze namazında dört tekbir alınır. Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in son fi'li budur. İbni Ebî Leylâ' ya göre göre beş tekbir alınır. Şiî* lerin mezhebi de budur. Bâzıları üç tekbîr alınacağını söylemiş; bir takımları da en az üç en çok yedi tekbir alınacağına kaail olmuştur.

Cenaze namazı altı tekbirle kılınır, diyenler de olmuştur. Hattâ bu kavli İbnü'l-Münzir, Hz. Ali' den rivayet etmiştir, îmam Ahmed'in: «Dört tekbîrden az, yedi tekbîrden çok almak caiz değildir.» dediği rivayet olunur.

İbni Mes'ûd (Radiyallahü anh): «Cenaze namazında imam kaç tekbîr alırsa, cemâat da o kadar alırlar.» demiştir.

Müslim' in Abdurrahmân İbni Ebi Leylâ' dan rivayet ettiği bir hadîsde İbni Ebi Ley1 & : «Zeyd ü' bnü Erkam bizim cenazelerimizin namazını kılarken beş tekbir alırdı. Ben, bunun sebebini kendisine sorduğumda: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bu kadar tekbir alırdı, cevâbım verdi.» demiştir.

Ayni hadisi Ebû Dâvûd, Tirmizi, 'İbni Mâce ve Tahâvî dahi rivayet etmişlerdir. Tahâvi bir cemaatın cenaze namazlarında beş tekbîr alınacağına kaail olduklraını ve bu hadîsle istidlal ettiklerini söylemiştir. Tahâvinin işaret ettiği cemâat Ayni'ye göre Abdurrahman îbni Ebİ Leylâ, Hz. Huzeyfe' nin azatlısı 1sâ, Muâz b. Cebel (Radiyallahü cn/ıj'ın arakadaşları veHanefiîler* den î m a m Ebû Yûsuf dur.

Zahiri' lerle Şafiî' lerin mezhebi de budur. Hâzimi: «Cenaze namazında beş tekbîr alınacağına kaail olanlardan bâzıları da îbni Mes'ûd.Zeydü'bnü ErkamveHuzey-fetü'bnü-1-Yemân' dır.» diyor.

Tahâvi, ulemâdan bir fırkanın yedi, diğer birinin üç tekbire kaail olduklarını hattâ Enes ile Câbir b. Zeyd ve îbni Abbâs (Pıadiyalîahü anh) hazerâtının üçer tekbir almış oldukları rivayet olunduğunu söyledikten sonra: «Sair ulemâ bunlara muhalefet etmişlerdir.» demiştir.

Ayni: «Bunlardan muradı Muhammedü'bnü'l -Hanefiîy'ye ile Atâ' b. Ebi Rabâh, îbni Sirîn, İbrâhîmNehâî, Süveydb. Gafele, Süfy&n-ı Sevr î, Ebû Hanîfe, Mâlik, Şafiî, Ahmed ve Ebû Miclez, Lâhid b. Humeyd' dir. Bunların kavli Ömerü' bnü'I-Hattab ile oğlu Abdullah, Zey-dü'bnü Sabit, Câbir, îbni Ebî Evfâ, Hasa-nüb'nü Aliy, Berâ' b. Âzib, Ebû Hüreyre ve Ukbetü'bnü Âmir (Radiyallahü anhümYden dahî rivayet olunur.» diyor.

6- Necâşi hadîsinde cenaze namazından selâm vererek çıkıldığından bahsedilmemiştir. Bu husus Saîd ü'bnü1 Müseyyeb'in rivayet ettiği bir hadisde zikredilmiştir. Mezkûr hadisi îbni Abdilberr garîb görmüş: -Şu kadar var ki Sahabe, Tabiin ve onlardan sonra gelen fukahâ arasında selâm hususunda bir hilaf olduğunu bilmiyorum. Ulemâ yalnız selâmın bir mi, iki mi verileceğinde ihtilâf etmişlerdir. Cumhur'a göre bir def'â selâm verilecektir. İmam Şafii' nin iki kavlinden biri de budur. Bir taife iki def'â selâm verileceğine kaail olmuşlardır. EbûHanife ile Şafiî' nin kavilleri bu olduğu gibi Şâ'bi'nin mezhebi de budur.

Bir rivayette tbrâhîm Nehai de buna kaaildir.» demiştir.

Sahâbe ikirâm'dan Hz. Ömer ile oğlu Abdu1lah, Aliyyü'bnüEbiTâlib, îbniAbbâs, Ebû Hüreyre, Câbir, Enes, îbni Ebl Evfâ ve Vasile (RadiyalUhü anhüm) ile Tabiînden Saidü'bnü Cübeyr, Ata', Câbir b. Zeyd, îbni Sîrin, Hasanı Basri, Mekhûl ve bir rivayette îbrâhîm Nehai cenaze namazında bir selâm verileceğine kaaildirler.

Ulemâdan Eşheb, İmam Mâlik'e: «Cenaze namazında selâm vermeyi kerih görürmüsün?» diye sormuş, îmam Mâlik:

— «Hayır, îbni Ömer de selâm verirdi.» demiştir.

îbni Tîn'e göre îmam Mâlik' in bu hususta Hz. Abdullah b. Ömer' in fi'line istinâd etmesi Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem]'in Necâşi için olsun, şâir Müslümanlara olsun kıldığı cenaze namazlarında selâm vermediğine delildir.

7- Bu hadis Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in büyük bir mucizesini haber vermektedir ki, o da aralarında pek uzun bir mesafe olmasına rağmen Necâşi' nin vefatını (günü gününe haber vermesidir.

8- Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in: «Kalkın, onun cenaze namazım kılın...»

Buyurması: Cenaze namazı kılmanın vücûbuna delâlet eder. Cenaze namazı kılmak bil'icma' farz-ı kifâyedir.

9- Nevevi diyor ki: «Ulemâ, cenaze namazında imamın cehren mi, yoksa gizli mi selâm vereceği hususunda ihtilâf etmişlerdir, îmam Ebû Hanife ile Şafiî'ye göre cehren selâm verilir. Mâlik' den iki rivayet vardır.

Cenaze tekbirlerinde ellerin kaldırılıp kaldırılmayacağı mes'elesi de ihtilaflıdır. Şafiî' nin mezhebine göre bütün tekbîrlerde eller kaldırılacaktır. Bu kavli Îbni Münzir, Abdullah b. Ömer (Radiyalîâh üanhüm) ile Halîfe Ömerü'bnü Abdil' Aziz, Atâ', Salim b. Abdillâh, Kaysb. Ebi Hâzim, Zührî, Evzâi, îmam Ahmed ve îshâk' dan rivayet etmiş; kendisi de bunu ihtiyar eylemiştir.

Sevrî ile Ebû Hanife ve Eshâb-ı Re'y'e göre cenaze namazında eller yalnız iftitâh tekbîrinde kaldırılır.

İmam Mâlik' den bu hususta üç rivayet vardır:

Bilinci rivayete göre: Bütün tekbîrlerde eller kaldırılır. İkinci rivayete göre: Yalnız iftitâh tekbirinde kaldırılır. Üçüncü rivayete göre ise: Hiç bir tekbirde el kaldırılmaz.



23- Kabir Üzerine Cenaze Namazı Babı


68- (954) Bize Hasenü'bnü Rabi' ile Muhammedü'bnü Abdil-Iâh b. Nümeyr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Abdullah b. İdrîs, Şey-bânî'den, o da Şa'bî'den naklen rivayet etti ki, Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) cenaze defnedildikten sonra bir kabrin üzerine cenaze namazı kılmış ve dört tekbîr almış.

Şeybânî demiş ki: «Şa'bî'ye:

— Bu hadîsi sana kim rivayet etti? dedim;

— Sika (yâni) Abdullah İbni Abbâs (rivayet etti.) dedi.» Hesen'in rivayet ettiği hadîsin lâfzı budur. İbni Nümeyr rivayetinde ise: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemh

Taze bir kabrin yanına vararak üzerine namaz kıldı. Cemâat da arkasına saff oldular. Resûlüllah (Sallallahü aleyhi ve Sellem) dört defa tekbir aldı; dedi.

Ben, Âmîr'e:

— Sana (bu hadisi) kim rivayet etti? dedim; Âmir:

— Sika, orada hâzır bulunan îbni Abbâs; cevâbını verdi.» ibâresİ vardır.



(...) Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hüşeym haber verdi. H.

Bize Hasenü'bnü Rab!1 ile Ebû Kâmil de rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Abdülvâhid b. Ziyâd rivayet etti. H.

Bize îshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerir haber verdi. H.

Bana Muhammedü'bnü Hatim de rivayet etti. (Dedi ki) Bize Veki' rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân rivayet etti. H.

Bize Ubeydullah b. Mu âz da rivayet etti. (Dedi ki): Bize babam rivayet etti. H.

Bize Muhammedü'bnü'1 -Müsennâ dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi Seybânî'den o da Şa'bî'den, o da İbni Abbâs* dan, o da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den naklen yukarki hadisin mislini rivayet etmişlerdir. Fakat hiç birinin rivayetinde Peygamber (Sallaîhhü Aleyhi ve Sellemfin dört tekbîr aldığı zikredil-memiştir.



69- (...) Bize Îshâk b. îbrâhîm ile Hârûn b. Abdillâh hep birden Vehb b. Cerir'den, o da Şu'be'den, o da İsmail b. Ebî Hâlid'den naklen rivayet ettiler. H.

Bana Ebû Gassân Muhammedü'bnü Amr Er Râzî de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya b. Dureys [21] rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbrahim b. Tahmân, Ebû Hasîn'den rivayet etti. İsmâi! ile Ebû Hasîn'in ikisi birden Şa'bî'den, o da İbni Abbâs'dan, o da Peygamber (Sallal-lahü Aleyhi ve SeJ/em)*den naklen kabir üzerine cenaze namazı kılması hususunda Şeybânî'nin hadisi gibi rivayette bulunmuşlardır.

Hiç birinin hadîsinde «Ve dört tekbîr aldı...» İfadesi yoktur.



70- (955) Bana İbrahim b. Muhammed b. Ar'arate's – Sâmî [22] rivayet etti. (Dedi ki): Bize Gunder rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Habib b. Şehid'den, o da Sâbit'den, o da Enes'den naklen rivayet etti ki Peygamber (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) bir kabr üzerine cenaze namazı kılmış.

îbni Abbâs hadisini Buhâri «Cenaze» ve «Ezan» bahislerinde; Ebû Dâvûd, Tirmizİ, Nesâi veîbni Mâce «Cenaze» bahsinde muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir

Tirmizîbu hadîsi rivayet ettikten sonra: «Bu bâbda Enes, Büreyde, Yezid b.-Sâbit, Ebû Hüreyre, Âmir b. Rabîa, Ebû Katâde veSehl b. Huneyf (Raâiyal-lâhü anhiim) hazerâtından da hadisler vardır.» demiştir.

Bunlardan maada yine bu bâbda Câbir, Ebû Said ve Ebû Ümâmete'bnü Sehl hazerâtından rivayetleri vardır.

Enes hadîsi babımız rivayetleri arasındadır. Bu hadîsi îbni Mâce dahî rivayet etmiştir.

Büreyde hadisini îbni Mâce rivayet etmiştir. Mezkûr hadîsde:

«Peygamber (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) bir cenazenin namazını defnedildikten sonra kıldı.» denilmektedir.

Yezîd b. Sabit hadisini Nesâi ile İbni Mâce tahric etmişlerdir. Bu hadîsde:

«Resûlülfah (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) kalkarak cemâati arkasına saff yaptı ve dört tekbîr alarak namaz kıldı.» denilmektedir.

Ebû Hüreyre hadîsini Buhârî ile Müslim tahric etmişlerdir. Az sonra gelecektir.

Âmir b. Rabîa hadîsini îbni Mâce rivayet etmiştir. Bu hadîsde kara bir kadının vefat ettiğinden bahsedilmekte ve Resûlüllah (Sallalîahü Aleyhi ve SellemYin ashabına kabir başında saff olmaîannı emrederek cenaze namazını kıldırdığı bildirilmektedir.

Ebû Katâde hadisini Beyhaki rivayet etmiştir. Bu hadise göre Berâ' b. Ma'rûr vefat etmiş, Resûlüllah (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) cenaze namazını kabrinin üzerine kıldırmıştır.

Seni b. Huneyf hadisini Îbni-Ebî Şeybe «Musannasında rivayet etmiştir. Bu hadisde Resûlüllah (SaîlaUahü Aleyhi ve SellemYin bir kadının cenaze namazını kabri üzerine kıldırdığı ve dört tekbîr aldığı bildirilmiştir.

Câbir hadisini Nesâi rivayet etmiştir. Bunda da Resûlüllah (Sallalîahü Aleyhi ve SellemYin bir kadının cenaze namazım, kadın defnedildikten sonra kabrinin üzerine kıldırdığı bildirilmiştir.

Ebû Said hadisini İbniMâce rivayet etmiştir. Bunda dahî bir kadının cenaze namazının kabri üzerine kılındığından bahsedilmektedir.

Ebû Ümametü'bnü Sehl hadisini Nesâi rivayet etmiştir. Mezkûr hadisde yaylalı bir kadının hastalanıp öldüğü ve Resûlüllah (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem î'in cenaze namazını dör tekbirle kabri üzerine kıldırdığı bildiriliyor.

Ebû Ümâme'nin Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)e sohbeti olup olmadığı ihtilaflıdır. Fakat onu gördüğü şüphesizdir.



Bu Rivayetlerden Çıkarılan Hükümler:


1- Kabir üzerine cenaze namazı kılmak caizdir. Hanefilye ulemâsına göre: Cenaze, namazı kılınmadan defnedil misse kabrinden çıkarılmaz. Dağıldığı bilinmedikçe namazı kabrinin üzerine kılınır. Dağıldığında şüphe edilse bile namazı kılınır. İmam Şâfii ile îmam Ahmed b. Hanbel'in mezhepleri de budur. Bu kavil İbniÖmer, EbûMûsave işe {Hudnnlkihii anhiivı) ile îbni S irin ve Evzâi’den rivayet olunmuştur.

Sahih kavle göre namazının kılınabilmesi için. cenazenin yıkanmış olarak gömülmesi şarttır. İbniSemâa" mn İmam Muhammed'den rivayetine göre yıkanmış olması şart degiiciir.

Cenaze, namazı kılınarak defnedildikten sonra yıkanmadan defnedildiği anlaşılsa, üzerine henüz toprak çekilmeden anlaşıldığı taktirde kabirden çıkarılarak yıkanır ve namazı kılınır. Üzerine toprak çekildikten sonra yıkanmadan defnedildiği anlaşılırsa artık kabirden çıkarılmaz. Kabrinin üzerine tekrar namazı kılınır mı kılınmaz mı mes'elesi ihtilaflıdır. Kerhi'ye göre: kılınır. -Nevâdir-in İmam Muhammed' den rivayetine göre: Kıyâsa nazaran kılınmamak îcâb eder. Fakat istihsâsen kılınır.

«El - Muhit» nâm eserde: «Cenaze namazını hakkı olmayan kimse kıldırırsa, kabrinin üzerine tekrar kılınır.» deniliyor.

Cenazenin kabirde çürüyüp dağılması galebe-i zan ile yâni tahminen bilinir. Henüz çürümediği tahmin edilirse kabrinin üzerine cenaze namazı kılınır. Çürüyüp dağıldığı tahmîn edilirse kılınmaz.

îmamEbûYûsuf dan bir rivayete göre: Kabir üzerine cenaze namazı definden itibaren üç güne kadar kılmabilir.

Şafiî' lerin bu hususta altı kavli vardır.

a) Üç güne kadar;

b) Bir aya kadar kılmabilir. İmam Ahmed' in kavli de budur.

c) Cesedi çürümedikçe kılmabilir;

d) Namaza ehil olan kimse cenaze namazını cenaze defnedildiği gün kılabilir.

e) Farz namazla mükellef olan bir kimse onun namazını kabri üzerine öldüğü gün kılınabilir.

f) Kabir üzerine namaz ilel'ebed kılmabilir. Bu kavle göre bu gün ashâb-ı kirâm'ın kabirleri üzerine cenaze namazlarını kılmak caiz olmak icâb eder. Fakat Şâfii'ler bu kavlin zayıf olduğuna ittifak etmişlerdir.

îshâk'a göre: Seferden gelen bir kimse bir aya kadar evinde bulunan kimse ise üç güne kadar kabir üzerine cenaze namazı kılabilir

Mâliki' lerden Suhnûn : «Kabir üzerine cenaze namazı kılınmaz.» demiştir.

Gerçi Buharı'nin Ukbetü'bnü Âmir (Radiyal-lâhü anhüm)'da,n rivayet ettiği bir hadlsde Resûlüllah {Saîlaîlahü Aleyhi ve SellemYin Uhud şehitleri üzerine sekiz sene sonra cenaze namazı kıldığı bildiriliyorsa da, Serahsi «El - Mebsüt-da bunun sırf bir duaya hamledildiğini söylüyor. Ancak Aynî, Serahsî' nin cevâbının doğru olmadığını kaydetmiştir. Çünkü Ukbe hadisinde Peygamber (Saîlaîlahü Aleyhi ve Sellem) bir gün Medine hâricine çıkarak Uhud şehitleri üzerine, cenazelere kıldığı gibi r" ıaz kıldı.» denilmektedir. Buna verilecek doğru cevap: Şehitlerin çuıümemiş olmasıdır.

imam Mâlik' in «El - Muvatta» nâmmdaki meşhur kitabında rivayet ettiği bir hadisde Uhud şehitlerinden Amr b. Cemûh ile Abdullah b. Amr (Radiyalldhü anhümYnm kabirlerini vefatlarından kırk al ti sene sonra sel açmış ve sanki dün vefat etmişler gibi hiç bir yerlerinin değişmediği görülmüştür.

2- Cenaze namazında dört tekbîr alınır.



71- (956) Bana Ebû'r-Rabî Ez-Zehrânî ile Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyn El - Cahderi rivayet ettiler. Lâfız Ebû Kâmil'indir. Dediler ki: Bize Hammâd yani îbni Zeyd, Sâbit-i Bünânî'den, o da Ebû Raf i'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivayet etti ki, kara bir kadın —yahut bir genç.— mescidi süpürtiyormuş. (Bir gün) Resülüllah (Saîlallahü Aleyhi ve Sellem) onu göremiyerek soruşturmuş. Ashâb:

— «O, öldü!» demişler. Resülüllah (Saîlallahü Aleyhi ve Sellem)--

— Bana haber vermeli değimiydiniz? buyurmuş.

Râvi diyor ki: Galiba ashâb, bu kadının —veya gencin— umurunu küçümsemişler. Bunun üzerine Resülüllah {Saîlallahü Aleyhi ve Sellem}'-

— «Bana onun kabrini gösterin.» dedi.

Ashâb kabrini gösterdiler. O da kabrinin üzerine cenaze namazını kıldı. Sonra:

— «Şüphesiz ki bu kabirler, sahipleri için karanlıkla doludur. Allah K(Azze ve Celi) benim namazım sebebiyle kabirleri onlara aydınlatır.

Bu hadîsi Buhârî «Kitâbu's - Salât» ile «Cenâiz^ bahsinde; Ebû Dâvût ile îbni Mâce «Cenâiz- bahsinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir.

Resülüllah (Saîlallahü Aleyhi ve SellemYin arayıp göremediği kara bir kadın mı yoksa kara bir erkek mi olduğunda' râvi şekketmiştir. Şekkeden râvînin Sâbit mi yoksa Ebü Râfi'mi olduğu belirtiiememişse de, zahire bakılırsa Sabit' dir. Çünkü bu hadisi ondan bir cemâat şekk ile rivayet etmişlerdir.

Buhâri'nin tahrîc ettiği diğer bir rivayette râvi Hammâd: «Ben, bu ölenin bir kadından başkası olacağınıtahmin etmiyorum.» demiştir.

Filhakika îbniHuzeyme' nin tahrîc ettiği rivayette Hz. Ebû Hüreyre vefat edenin siyah bir kadın olduğunu seksiz olarak beyân etmiştir.

Beyhâki'nin rivayetinde ise ölen kadının Ümmü Mihcen olduğu, Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi re Scllem}'in suâline Hz. Ebû Bekir'in cevap verdiği beyân edilmiştir.

Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellew)'in «neden bana bildirme-diniz?» diye adetâ çıkışması, cenaze namazını kılmak istediği içindir. Çünkü hadîsin sonunda beyân buyurulduğu vecihle onun namazı ölüler için bir rahmet ve nurdur.

Hadisin son cümlesini Buhâri tahrîc etmemiştir. Ulemâdan bâzılarına göre buna sebep; Mezkûr cümlenin müdrec olmasıdır. Bir çok râviler onu Sâbit'in mürseîlerinden saymışlardır.

îbni Hibbân'm rivayetinden, kabrin «Bakî» de olduğu anlaşılıyor. Yine onun rivayetine göre Resûlüliah (Sallallahü Aleyhi ve SellemYin suâline ashâb-i kiram: «oruçlu olduğunu söylemiştin de, seni rahatsız etmekten çekindik.- diye cevap vermişler. Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem^ bir daha böyle yapmamalarını kendilerine tembih etmiştir.



Bu Hadisden Çıkarılan Hükümler


1- Hadîs-i şerif, mescid temizlemenin faziletine delildir. İbni Battal diyor ki: «Bu hadîsde mescidleri süpürüp temizlemeye teşvik vardır. Çünkü Peygamber [Sallallahü Aleyhi ve Sellem), defnedildiği hâlde kabrinin üzerine cenaze namazını ancak bunun için kılmıştır. Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve SellemYin bizzat mescidi süpürdüğü de rivayet olunmuştur.»

2- Sulahâya hizmet ve hizmetçi yahut eş dost aradan kaybolur-larsa, arayıp soruşturmak gerekir.

3- Kendini Müslümanların hizmetine vakfeden bir zâta duâ ederek rahmet okumak suretiyle mükâfaatta bulunmalıdır.

4- Salih kimselerin cenazelerinde hazır bulunmaya çalışmalıdır.

5- Kabir üzerine cenaze namazı kılmak caizdir. Fakat az yukarıda da beyân ettiğimiz gibi bu mes'ele ihtilaflıdır. Hz. A1i, Ebû Mûsâ, îbni Ömer, îbni Mes'ûd ve Âişe [Ra-diyallâhü anhütn) onu caiz görmüşlerdir.

Evzâiile îmam Şafiî, İmam Ahmed ve îshak'm kavilleri de budur. ibrâhîmNehaîile Hasan-ıBasrîve Sevri'ye göre kabir üzerine cenaze namazı kılmak caiz değildir.

İmam A'zam ile İmam Mâlik ve Leys buna kaaildirler.

Ulemâdan bazıları «cenaze namazını, cenazenin velîsi yahut beldenin valisi kıldırmamışsa, kabir üzerine cenaze namazı kılınabilir.» demişlerdir.

Kabir üzerine ne zamana kadar cenaze namazı kılınabileceğini az yukarıda görmüştük.

6- Bir kimsenin öldüğünü Müslümanlara ilân etmek müste-habdır.

7- Kirman i' ye göre, râvinin hadîsde şekkettiği yeri bil-dirmesi tcâb eder.



72- (957) Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Muhammedü'bnü'l -Müsennâ ve ibni Beşşâr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammedü'b-nü Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be rivayet etti. —Ebû Bekir: Şu'be'den dedi.— Şu'be, Amr b. Mürre'den, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan naklen rivayet etti. Abdurrahmân şöyle demiş-. «Zeyd bizim cenazelerimizin namazlarında dört tekbîr alırdı. Bir cenaze namazında beş tekbîr aldı; ben, bunu kendisine sordum:

— Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Selîcml beş tekbîr alırdı; cevâbını verdi.

Bu hadisi «Sünen» sahipleri ile Tahâvi rivayet etmişlerdir.

Mevzubahis Zeyd'den murâd: Hz. Zeydü'bnü Erkam’dır. Nitekim Ebû Davud'un rivayetinde beyân edilmiştir.

Hadîs-i şerif, cenaze namazında beş tekbîr alınacağını gösteriyor. Ancak ibniAbdilberr: «Ben, müteaddit beldeler fukahâ-s in dan, cenaze namazında beş tekbîr alınır, diyen bilmiyorum. Yalnız îbni Ebî Leylâ müstesna.» demiştir.

Cenaze namazında kaç tekbir alınacağı mes'elesinin ihtilaflı olduğunu yukarıda görmüştük. Bu hususta Kaadi İyâz şunları söylemişdir: «Tekbir hususunda haberler muhteliftir. îbni Ebü Hayseme rivayetinde Peygamber (Sallaîlahü Aleyhi ve Selîemyin dört, beş, altı, yedi ve sekiz defa tekbir aldığı bildirilmiştir. Nihayet Necâşî vefat edinceResûlüllah (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellcm) onun cenaze namazını dört tekbirle kılmış bilâhare vefatına kadar tekbir adedi bu minval üzere devam etmiştir.»

Hâsılı bu hadis mensûhtur. Ulemadan îbniAbdilberr ile diğer bir takım zevat onun mer\sûh olduğuna ve bugün cenaze namazında dörtten fazla tekbir alınmayacağına icmâ' nakletmişler-dir. Bu gösteriyor ki: Ulemânın icmâ'ı Hz. Zeyd îbniErkam' in fi'linden sonra vâki olmuştur.

Nevevi : «Esah kavle göre hilaftan sonra icmâ' sahihtir.» demiştir.



24- Cenazeye Ayağa Kalkma Babı


73- (958) Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n - Nâkıd, Zü-heyr b. Harb ve îbni Nümeyr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Süfyân, Zührî'den, o da Salim'd en. o da babasından, o da Âmir b. Rabia'dan naklen rivayet etti. Âmir şöyle demiş; Resûlüllah (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem)

«Cenazeyi gördüğünüz vakit, sizi geçinceye yahut yere konuncaya kadar ona ayağa kalkın.» buyurdular.



74- (...) Bize, bu hadisi Kuteybetü'bnü Saîd dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys rivayet etti. H.

Bize Muhammedü'bnü Rumh dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys haber verdi. H.

Bana Harmele rivayet etti. (Dedi ki): Bize tbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Yûnus haber verdi. Bunlar hep birden îbni Şihâb'dan bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır. Yûnus'un hadîsinde: (Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemj'i şöyle buyururken işitmiş.) ifâdesi vardır. H.

Bize Kuteybetü'bnü Saîd de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys rivayet etti. H.

Bize İbni Rumh dahî rivayet etti. (Dedi ki):Bize Leys, Nâfi'den, o da îbni Ömer'den, o da Âmir b- Rabîa'dan, o da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellemf^en naklen haber verdi; Efendimiz:

«Biriniz cenazeyi gördümü, şayet onunla beraber yürümüyorsa, o cenaze geçinceye yahut geçmeden; yere konuncaya kadar ayağa kalksın.» buyurmuşlar.



75- (...) Bana Ebû Kâmil rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hammâd rivayet etti. H.

Bana Ya'kûb b. İbrahim de rivayet etti. (Dedi ki): Bize İsmail rivayet etti. Bunlar hep birden Eyyûb'dan rivayet etmişlerdir. H.

Bize İbnü'l - Müsennâ da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'dan rivayet etti. H.

Bize îbnü'l - Müsennâ da rivayet etti, (Dedi ki): Bize îbni Ebî Adiyy, İbni Avn'dan rivayet etti. H.

Bana Muhammedü'bnü'r - Râf i' dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrazzâk rivayet etti. (Dedi ki): Bize îbni Cüreyc haber verdi. Bu râvîlerin hepsi Nâfi'den bu İsnâdla, Leys b. Sa'd hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. Yalnız İbnl Cüreyc hadisinde; «Peygamber (Sallaîlahü Aleyhi ve Seîlemh

— Biriniz cenazeyi gördü mü, şayet onunarkasından gitmiyorsa gördüğü ândan İtibaren, geçinceye kadar ayağa kalksın; buyurdu.» denilmiştir.



76- (959) Bize Osman b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerîr» Süheyl b. Ebî Sâlih'den, o da babasından, o da Ebû Saîd'den naklen rivayet etti. Ebû Saîd şöyle demişi Resûlüİlah (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem)*

«Bir cenazenin arkasından gittiğiniz vakit, o cenaze yere konulmadan oturmayın.» buyurdular.



77- (...) Bana Süreye b. Yûnus ile Alîyyü'bnü Hucr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize İsmail yâni İbni Uleyye, Hişâm-ı Destevâî'den rivayet etti. H.

Bize Muhammedü'bnü'l - Müsennâ rivayet etti. Lafız onundur. (Dedi ki): Muâzü'bnü Hişâm rivayet etti. (Dedi ki): Bana babam, Yahya b. Ebî Kesîr'den rivayet etti. Demiş ki: Bize Ebû Selemete'bnü Abdirrahmân, Ebû Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti ki, Resûlüllah {Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem)--

«Cenazeyi gördünüzmü hemen kalkın, onun arkasından giden, cenaze yere konmadıkça oturmasın.» buyurmuşlar.

Bu hadisleri bütün kütûb-i sitte sahipleri «Cenaze- bahsinde tah-rîc etmişlerdir.

Âmir hadisini Tahâvi beş sahih tarikden rivayet etmiştir.

Kaadı lyâz'ın beyânına göre cenazeyi koymaktan ne kastedildiği hususunda rivayetler muhteliftir. Bâzılarında «Yere konuncaya kadar»; diğer bâzılarında *Lâhde indirlinceye kadar.» denilmiştir.

Lâht'dan murâd: Kabirdir.

Yere konma rivayetini Süfyân-ı Sevri, kabre indirme rivayetini EbûMuâviye nakletmişlerdir. Ebû Dâvûd bu iki râvînin hâllerine bakarak: Süfyân , Ebû Muâviye'den daha belleyişlidir.» demişdir. Onun bu sözü, yere konma mânâsını tercih ettiğini gösterir.

Ebû Saîd rivayetinden anlaşılıyor ki: Cenazeyi gören ayağa kalkacak, kalkmak için yanına gelmesini beklemeyecektir. Oturmak için cenazenin gözden kaybolmasını bekleyecektir. Cenazenin arkasından gidenler ise, cenaze omuzlardan yere indirilmedikçe oturmayacaklardır.

Hayvan veya vâsıta üzerinde bulunanlar: Cenaze geçerken duracaklardır. Çünkü bu gibiler hakkında durmak, oturanın ayağa kalkması hükmündedir.



Bu Rivayetlerden Çıkarılan Hükümler:


1- Bu bâbda vârid olan bir çok hadislerle istidlal eden bir cemâat, cenaze geçerken kalkmanın lüzumuna kaail olmuşlardır.

Hz. Misverb. Mahreme, Katâde, Muham-medü'bnü Sîrin, Şa'bî, İbrahim Nehai, İshâk b. İbrahim ve Amr b. Meymûn haze-râtı bunlar meyânındadır.

îbni Abdilberr «Et-Temhîd» nâm eserinde: Cenazeye ayağa kalkmayı îcâb eden sahih ve sabit eserler vârid olmuştur.» demiştir.

Filhakika selef ve Halef den bir çok ulemâ buna kaail olmuş ve cenazeye ayağa kalkmanın neshedilmediğini söylemişlerdir. Onlara göre cenazenin arkasından gidenler, cenaze omuzlardan yere indirilmedikçe oturamazlar. Hasan ü'bnü Alîy, Ebû Hüreyre, îbni Ömer, İbni Zübeyr, Ebû Saîd-i Hudrî, ve Ebû Mûse'l-Eş'arî (Radi-yallâkü anhüm) hazerâtının kavilleri budur.

Evzâî, îmam Ahmed, İshâk ve Hanefi î' lerden îmam Muhammed dahî buna kaaildirler.

Tahâvî diğer bir takım ulemânın bunlara muhalefet ederek: «Yanından cenaze geçen kimse, cenazeye ayağa kalkmaz; cenâzenin arkasından yürüyenler de cenaze yere indirilmeden oturabilir.»

dediklerini söylemiş; bunların kimler olduğunu beyân etmemişse de, Aynî onun bu sözü ile: Urvetü'bnü'z-Zübeyr, Sa'dü'bnü'l-Müseyyeb, Alkame, Esved, Nafi İbni Cübeyr, Ebû Hanife, Mâlik, Şafii, Ebû Yûsuf ve îm am Muhammed'i kastettiğini, Tabiin' den Ata1 b. Ebi Eabâh ile Mücâhid ve Ebû îshâk'ın kavilleri de bu olduğunu beyân etmiştir. Mezkûr kavil ashâb-ı kirâm'dan A1iyü'bnü Ebi Tâ1ib, oğlu Hasan, Abdullah İbni Abbâs ve Ebû Hüreyre (Radiyallâhii anhüm) hazerâtmdan nakledilmiştir.

Kaadîîyâz, ulemâdan bâzılarının bu hususta tahyire kaail olduklarını yâni cenazeye isteyen kalkar, isteyen kalkmaz, demek istediklerini rivayet etmiştir. Fakat Kaadi bu söze itibâr etmemiştir. Maamâfih İmam Ahmed ile İshâk, îbni Habîb ve ibniMâcişûn'un mezhebleri budur.

«Cenazeye ayağa kalkılmaz.» diyenler vaktiyle meşru olan bu işin sonradan neshedüdiğine kaai! olmuşlardır. Delilleri bir çok hadislerdir. Bâzıları bundan sonraki bâbda görülecektir.

Cenazeye ayağa kalkılacağını söyleyenler bu husustaki emrin vücûb için olup olmadığında ihtilâf etmişlerdir. Bâzılarına göre: Cenaze geçerken ayağa kalkmak farzdır. Bir takımları mendûp, bâzıları da müstehab olduğunu söylemişlerdir. Zahirî' lerden İbni Hazmin mezhebi budur.

İmam Nevevi dahî müstehab olduğunu ihtiyar etmiştir.

2- Babımız hadîslerinde cenazeye ayağa kalkma emri umûmî zikredilmiştir. Binâenaleyh Müslüman olsun olmasın her cenazeye şamildir.

Abdullah b. Ahmed ile Tahâvî' nin tahric ettikleri bu hadisde Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellemh

«Yanınızdan Müslüman, Yahudi veya Hıristiyan bir cenaze geçerse, ona ayağa kalkın. Çünkü ayağa kalkan cenazeye değil; onunla beraber buluran meleklere ayağa kalkar.» buyurmuşlardır.

Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in Yahudi cenazesine niçin ayağa kalktığını ta'IU eden hadisler muhteliftirler. Bunların bâzıları aşağıdaki rivayetlerde görülecektir.



78- (960) Bana Süreye b. Yûnus ile Alîyyti'bnü Hücr rivayet ettiler. Dediler ki: Bize İsmail yâni îbni Uleyye, Hişâm-ı Destevâî'den, o da Yahya b. Kesîr'den, o da Ubeydullah b. Miskem [23]'den, o da Câbir b. Abdillâh'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Bir cenaze geçti de, Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi -ve Sellem), ona ayağa kalktı. Onunla birlikte biz de ayağa kalktık. Ve:

— «Yâ Resûlallah! Bu cenaze bir Yahudi karısına aittir.» dedik. Bunun üzerine Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)ı

— «Şüphesiz ki ölüm korkunç bir şeydir. Siz cenazeyi gördünüz mü hemen ayağa kalkın.» buyurdular.



79- (...) Bana Muhâmmedü*bnü Râfi' rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dedi ki): Bize îbni Cüreyc haber verdi. (Dedi ki): Bana Ebû'z - Zübeyr haber verdi; Kendisi Câbir'i şöyle derken işitmiş:

«Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yanından geçen bir cenaze İçin taa 'görünmez oluncaya kadar ayakta durdu.»



80- (...) Bana Muhammed b. Râff rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrazzâk, tbni Cüreyc'den rivayet etti. Demiş ki: Bana yine Ebû'z -Zübeyr haber verdi, kendisi Câbir'i şöyle derken işitmiş:

«Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) »e ashabı bir Yahudlnin cenazesi İçin görünmez oluncaya kadar ayakta durdular.»



81- (961) Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Gunder, Şu'be'den rivayet etti. H.

Bize Muhammedü'bnü'I - Müsennâ ile tbni Beşşâr da rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammedü'bnü Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Amr b. Mürra'dan, o da İbni Ebi Leylâ'dan naklen rivayet etti ki, Kays b. Sa'd ile Seh! b. Huneyf [24], Kaadisiyye'de bulunmuşlar. (Bir gün) yanlarından bir cenaze geçmiş. Bunlar hemen ayağa kalkmışlar, kendilerine:

— «Bu cenaze yerlilerdendir.» demişler. Onlar:

— «Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)m yanından bir cenaze geçti de, ona ayağa kalktı, kendisine onun bir Yahudi olduğu söylenince:

(O da bir nefis değil mî?) cevâbını verdi.» demişler.



(...) Bana, bu hadîsi Kaasîm b. Zekeriyyâ da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ubeydullah b. Mûsâ, Şeybân'dan, o da A'meş'den, o da Amr b. Mürra'dan isnâdla rivayette bulundu. Bu hadisde: «Onlar:

— Biz, Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile beraberdik, yanımızdan bir cenaze geçti, dediler.» ifâdesi vardır.

Bu hadîsleri Buhari, Ebû Dâvûd ve Nesâî «Cenaze» bahsinde muhtelif râvîlerden tahric etmişlerdir.

Kaadtsiyye: Kûfe'ye iki konak mesafede bulunan hurmalık ve sulak küçük bir şehirdir. Bâzıları Kaadisiyye ile Küfe arasında onbeş fersah mesafe bulunduğunu söylerler. Hz. Ömer (Radiyallaâhü anhümyin hilâfeti zamanında orada büyük bir harp vukûbulmuştur.

Yâkût-i Hatnevî' nin beyânına göre, bundan maada Kaadisiyye ismini taşıyan dört şehir varmış.

Kaadisiyye hadisinde geçen: «Bu cenaze yerlilerdendir.» sözüyle, cenazenin zimmîlerden yânî Müslüman teb'ası olarak yaşıyan gayr-i müslimlerden olduğu anlatılmak istenilmiştir.

ResûlüUah (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem)'in «O da bir nefis değil mi?» buyurması, İbni Battal' e göre «O da can sahibi olup, ölmedi mi? Ona ayağa kalkmamız, ölümü ve onun güçlüğünü hatırlamak içindir.» manasınadır.

Az yukarıda da işaret ettiğimiz gibi ResûlüUah (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellemyin Yahudi cenazesine niçin kalktığını ta'lil eden hadîsler muhteliftir. Babımızın bir rivayetinde buna sebep «ölümün korkunç olması»; diğer rivayetinde «Cenazenin de vaktiyle can taşımış olması.» gösterilmiştir.

Hz. Enes hadîsinde melekler için ayağa kalktıkları; Abdullah b. Amr hadîsinde ise: Ruhları kabzeden Azrâî1 (Aleyhisselâm)'a ta'zîm için; Hasan ü'bnü Ali (Radiyallahü anh)'ın rivayetinde: ResûlüUah (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem) Yahudinin başı, kendi başından yukarıda bulunmasını hoş karşılamadığı için; hattâ bir rivayette Yahudinin pis kokusundan müteezzî olduğu için kalktı denilmektedir.

Aynî bu bâbda yapılan tefsirlerin içinde en ziyâde îbni Bat ta1'in sözünü beğenmektedir.



25- Cenazeye Ayağa Kalkmanın Neshi Babı


82- (962) Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Leys rivayet etti. H.

Bize Muhammedü'bnü Rumh b. El-Muhacir de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki): Bize Leys, Yahya b. Saîd'den, o da Vâkıd b. Amr [25] b. Sa'd b. Muaz'dan naklen rivayet etti. Vâkıd şöyle demiş: Biz, bir cenazede ayakta dururken Nafİ* b. Cübeyr beni gördü. Kendisi oturmuş; cenazenin yere İndirilmesini bekliyordu. Bana:

— «Neden ayakta duruyorsun?» dedi; ben:

— «Cenazenin yere indirilmesini bekliyorum. Çünkü Ebû Said-i Hudrî bu husûsda hadîs rivayet ediyor.» dedim. Bunun üzerine Naf f şunu söyledi:

— «Bana, Mes'ûd b. Hakem, Alîyyü'bnü EbE Tâlip'den naklen rivayet etti M, Alî (Radiyallâhü anh)\

— Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (cenaze için) ayağa kalktı; sonra oturdu, dedi.»



83- (...) Bana Muhammedü'bnü'l-Müsennâ ile îshâk b. İbrahim ve tbni Ebî Ömer toptan Sekaff den rivayet ettiler. İbnü'l - Müsennâ (Dedi ki): Bİze Abdülvahhâb rivayet etti. (Dedi ki): Ben, Yahya b. Sald'den dinledim. (Dedi ki): Bana, Vâkıd b. Amr b. Sa'd İbni Muâz-i Ensârî haber verdi; ona da Nâfi' b. Cübeyr haber vermiş. Ona da Mes'ûd b. Hâkem-İ Ensârî [26] haber vermiş. Mes'ûd da cenazeler hakkında AHyyü'bnü Ebî Tâlib'in şunu söylediğini işitmiş:

«Şüphesiz *i Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) (Cenaze için •vvelâ) kalktı, sonra oturdu.»

Nftfi1 b. Cübeyr'İn bu hadîsi rivayet etmesi Vâkıd b. Amr'ın cenaze yere konuluncaya kadar ayakta durduğunu gördüğü içindir.



(...) Bize Ebû Küreyb rivayet etti. (Dedi ki): Bize tbni Ebî Zaide, Yahya b. Saîd'den bu İsnâdla rivayette bulundu.



84- (...) Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ab-dufrahmân b. Mehdi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Muhammed b. El - Münkedir'den naklen rivayet etti. Demiş ki: Ben, Mes'ûd b. Ha-kem'i Alî'den naklen rivayet ederken dinledim. Alî:

«Resûlüllah (Saîlallahü Aleyhi ve Sellem)'m kalktığını gördük; biz de kalktık; o oturdu; biz de oturduk.» demiş, bununla cenazeyi kasdetmiştir.



(...) Bize, bu hadisi Muhammedü'bnü Ebî Bekir El - Mukaddemi ile Ubeydullah b. Saîd de rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Yahya yâni Kattan, Şu'be'den bu isnâdla rivayet etti.

Nesh: Târih ittibân ile sonra gelen şer'î bir hükmün, daha önceki şer'î bir hükmü kaldırması, demektir. Şu hâlde cenaze geçerken ayağa kalkmak yoktur.

Bu hususta îbni Hibbân'in «Sahih»inde rivayet olunan bir hadîsde::

«Resûlüllah (Saîlallahü Aleyhi ve Sellem) evvelce bize cenazeler için ayağa kalkmamızı emrederdi; bilâhare cenaze geçerken kendisi oturdu ve yanındakilere oturmalarını emretti.» denilmektedir.

Hâzimî'nin, Ebû Ma'mer'den rivayet ettiği bir hadisde Ebû Ma'mer şunları söylemiştir: «Yanımızdan bir cenaze geçti, ben hemen kalktım. Bunun üzerine Ali:

— Bu fetvayı sana kim verdi? diye sordu;

— Ebû Müse'l-Eş'ari; dedim. Alî:

— Bunu Resûlüllah (Saîlallahü Aleyhi ve Sellem) yalnız bir defâ yaptı; bu hüküm neshedilince onu nehiy buyurdu, dedi.»

Bu bâbda îmam Ahmed b. Hanbel ile ekseri «Sünen» sahiplerinin Ubadetü'bnü's-Sâmid (Radi-yallahü an/r)'dan tahric ettikleri şu hadîs şâyân-ı dikkattir: Peygamber {Saîlallahü Aleyhi ve Sellem), cenaze geçerken kalkıyordu Bir defa yanından Yahudi alimlerinden, birinin cenazesi geçti. Resûlüllah (Saîlallahü Aleyhi ve Sellem)-.

«Biz işte böyle yaparız.» diyerek oturdu ve hemen yanındakilere: «Oturun da, bunlara muhalefet edin!» buyurdular.

Vakıa bu hadis zayıftır. Çünkü onu yalnız Beşîr b. Rafi' rivayet etmiştir-, Bezzâr onun hadis hususunda gevşek olduğunu söylemiştir. Fakat onu takviye eden diğer rivayetlerle birlikte mutâlâ'a edilince derhâl hasen derecesine yükselir.

Nevevî, nesh dâvasını kabul etmeyerek şunları söylemiştir: *Bu hadîs mensûh değildir. Böyle yerlerde nesh dâvası sahîh olamaz. Çünkü nesihe ancak hadîslerin aralarını bulmak mümkün olmadığı zaman gidilir. Hâlbuki hadislerin aralarını bulmak imkânsız değildir.»

Nevevi’nin bu sözlerine Aynî şu cevâbı vermiştir: «Nesh vâki olduğu Hz. A1i (Raâiyallahü anh) hadîsinde tasrîh edilmiştir. İmam Şafiî, Âmir b. Rabîa hadîsi üzerinde ihtimâllerle konuşmuştur. Bunu kendisinden Beyhaki ile Hâzimi rivayet etmişlerdir. îmam Şafiî: (Bu hadis mensûh olmaktan ileriye geçemez yahut Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ,o cenazeye bir sebepten dolayı kalkmıştır.

Filhakika bâzı hadis imamları o cenazenin bir Yahudiye âit olduğunu ve Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Yahudi, kendisinden yükseğe çıkmış olmasın diye ayağa kalktığını rivayet etmişlerdir. Ne sebeple kalkmış olursa olsun Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Seîîem)'in bunu evvelâ yapıp, sonra terkettiği rivayet olunmuştur. Burada hüccet, son olarak yaptığı fi'ildir. Eğer evvelâ kalkması vacip idiyse bil'â-hare oturması nesih olur. Evvelce kalkması müstehab ise, sonradan oturması da istihbâb bildirir. Evvelce kalkması mubah idi ise, sonra da oturup kalkmakta bir beis yoktur. Bence oturmak daha iyidir. Çünkü Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)"m bu husustaki son fiili oturmak olmuştur.» deniştir.»



26- Cenaze Namazında, Ölü İçin Okunan Dua Babı


85- (963) Bana Hârûn b. Saîd El-Eylî rivayet etti. (Dedi ki): Bize îbni Vehb haber verdi. (Dedi ki): Bana Muâviyetü'bnü Salih, Habîb b. Ubeyd'den, o da Cübeyr b. Nüf eyr'den naklen haber verdi. Ha-bib Cübeyr'i: Ben, Avf b. Mâlik'i şöyle derken işittim, diye anlatırken dinlemiş: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir cenazenin namazını kıldı, ben onun duasından şunları belledim: Resûlüllah {SallaJlahii Aleyhi ve Sellem)'-

«Allah'ım bunu mağfiret eyle, buna merhamet buyur ve afiyet ihsan et. Bunu affeyle, vardığı yerde ona ikramda bulun. Yerini genişlet, bunu su ile, kar ve dolu ile yıka ve beyaz elbiseyi kirden nasıl temiz pâk edersen, bunu da günahlarından öylece pakla. Kendisine (dünyâdaki) yurdunun yerine daha hayırlı bir yurt; ailesinin yerine daha hayırlı bir aile, zevcesinin yerine daha hayırlı bir zevce ihsan eyle. Bunu cennete koy ve kabir azabından (yahut cehennem azabından) koru.» diyordu.

Hattâ «keski o cenaze ben olaydım.» diye temenni ettim.



(...) Muâviyetü'bnü Salih demiş ki: Bana Abdurrahmân b. Cübeyr de rivayet etti. O, bu hadîsi babasından, o da Avf b. Mâlik'den, o da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellemTden yine bu geçen hadîs gibi rivayette bulundu.



(...) Bu hadîsi bize fshâk b. İbrahim dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdurrahmân b. Mehdi haber verdi. (Dedi ki): Bize Muâviyetü'bnü Salih bu iki isnâdla birden İbni Vehb hadisi gibi rivayette bulundu.



86- (...) Bize Nasru'bnü Alîyy El - Cehdamî Üe İshâk b. İbrahim ikisi birden îsâ b. Yûnus'dan, o da Ebû Hamzete'l - Hımsî'den naklen rivayette bulundular. H.

Bana Ebû't - Tâhir ile Hârûnu'bnü Saîd £1 - Eyli dahî rivayet ettiler. Lâfız Ebü Tahinindir. Dediler ki: Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dedi ki): Bana Amr b. Haris, Ebû Hamzete'bnü Süleym'den, o da Abdurrahmân b. Cübeyr b. Nufeyr'den, o da babasından, o da Avf b. Mâlik-i Eşçai'den naklen haber verdi. Avf şöyle demişt Ben, Peygamber (Saîlalîahü Aleyhi ve Sellem)"i bir cenazenin namazını kılarken dinledim? şöyle diyordu;

«Allah'ım! Buna mağfiret buyur; buna rahmet eyle; bunu affet ve kendisine afiyet ver. Vardığı yerde ona ikramda bulun; yerini genişlet; kendisini su tle, kar ve dolu ile yıka ve beyaz elbisenin kirden paklandığı gibi günahlardan pakla. Buna dünyâdaki yurdunun yerine daha hayırlı bîr yurt; ailesinin yerine daha hayırlı bir aile; zevcesinin yerine daha hayırlı bir zevce ihsan eyle. Bunu kahirin fitnesinden ve cehennem azabından koru.»

Avf demiş ki: «Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve SellemYin o cenazeye yaptığı duadan dolayi: (Keski bu cenaze ben olaydım.) diye temenni ettim.»

Buhârî bu duaların yerine cenaze namazında Fatiha okunacağını bildiren hadîsler rivayet etmiştir.

Hanefi!' lerle Mâliki' lere göre, cenaze namazında Kur'ân okunmaz, Şafiî'lerle Hanbe1'lere göre: îlk tekbirden sonra Fatiha okunabilir.

«Cenaze namazında Kur'ân okunmaz» diyenler ashâb-ı kirâm'dan bu ^âbda rivayet edilen hadîsleri te'vîl etmiş ve Fâtiha'yi duâ niyetiyle okuduklarını söylemişlerdir.

Hadis imamları, cenaze namazında Resûlüllah (Salkıllahü Aleyhi ve SellemYin muhtelif dualar okuduğunu bildiren hadîsler rivayet etmişlerdir. Ezcümle EbûDâvûd' un, Hz. EbûHüreyre* den rivayet ettiği bir hadîste Ebû Hüreyre (Hadiyallahü anh) şöyle demektedir: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir cenazenin namazım kıldı da, şu duayı okudu:

«Allah'ım bizim dinimize, ölümüze, küçüğümüze, büyüğümüze, erkeğimize, kadınımıza, hâzırımıza ve gaibimize mağfiret buyur. Yâ Rabbî! Bizden yaşattıklarını îmânla yaşat; öldürdüklerini de selâm üzere öldür. Allah'ım! Bizi bu ölenin ecrinden mahrum etme ve onun arkasından bizi saptırma.» saptırma.»

Ayni hadisi Tirmizi başka bir tarikden rivayet etmiş ve: «Ben, Muhammed'e yâni Buhârîye râvî Ebû îbrâhîm El-Eşhejî' nin adını sordum, Buhâri onu bilemedi.» demiştir.

Hâkim dahî «El - Müstedreknâm eserinde Yezid b. Rukâne (Radiyallahü anh)'d&n şu hadisi tahric etmiştir: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) cenaze namazı kılmaya kalktığı vakit şöyle derdi:

«Allah'ım! Kuluna ve kulunun oğluna mağfiret buyur. (Kulun) senin rahmetine muhtaçtır. Hâlbuki sen onu azâb etmekten müstağnisin. Eğer bu kulun iyi amellerde bulunmuşsa, onun iyiliğini arttır; kötü amelde bulunduysa, onu affeyle.»

Bu bâbda Hz. Alî, Vâsiletü'bnü Eskaa' ve Abdullah b. Haris' den hadîsler rivayet olunmuştur.

Hz. Alî hadîsini Müstağfirî;

Vasile hadîsini Ebû Dâvûd;

Abdullahb. Haris hadisini Taberâni rivayet etmişlerdir. Bu hadisler:

1) Cenaze namazında dua okunacağına ve duâ okumanın nıüs-tehab olduğuna;

2) Cenaze namazında duanın sesle okunacağına delildirler.

Nevevi diyor ki: «Ulemâmız gündüz kılınan cenaze namazında gizli okunacağında müttefiktirler. Gece kılınan cenaze namazı hakkında iki kavil vardır. Cumhûr'un kaail olduğu sahih veçhe göre geceleyin de gizli okumak gerekir, ikinci veçhe göre geceleyin sesli okunur. Fakat bu tafsilât Kur'ân hakkındadır. Dualar bilittifâk gizli okunur. O hâlde bu hadîs te'vil olunarak: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem). bana namazdan sonra öğretti; ben de belledim mânâsına hamlolunur.»



27- Cenaze Namazı Kılmak İçin İmamın Cenazenin Hangi Tarafına Duracağı Babı


87- (964) Bize Yahya b. Yahya Et - Temimi rivayet etti. (Dedi ki): Bana Abdülvâris b. Said, Hüseyin b. Zevkan'dan naklen haber verdi. Demiş ki: Bana Abdullah b. Büreyde, Semuratü'bnü Cündep'den rivayet etti. Semura şöyle demiş: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel-Jemj'in arkasında cenaze namazı kıldım. Nifâslı iken vefat eden Üm-mü Kâ'b'm cenaze namazıh kıldırıyordu. Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namazı kılmak için cenazenin ortası hizasına durdu.»



(...) Bu hadisi bize, Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivyet etti. (Dedi ki): Bize îbni'l - Mübarek ile Yeztd b. Hârûn rivayet ettiler. H.

Bana Alîyyü'bnü Hucr dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize tbni'I-Mübârek ile Fadl b. Mûsâ haber verdiler. Bu râvllerin hepsi Huseyn' den bu isnâdla rivayette bulunmuş fakat Ümmü Kâ'b'ı zikretmemişlerdir.



88- (...) Bize Muhammedü'bnü'l - Müsennâ ile Ukbetü'bnü Mükrem-i Ammî rivayet ettiler. Dediler ki: Bize îbni Ebî Adiyy, Hüseyin'den, o da Abdullah b. Büreyde'den naklen rivayet etti. Demiş ki: Semuratü'bnü Cündeb şunları söyledi:

«Ben, Resülüllah (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) zamanında çocuk idim, kendisinden (duyduklarımı) ezberliyordum. Onları söylememe bir mâni' yok ama, burada bir takım adamlar var ki, onlar benden dahî yaşlıdırlar. Gerçekten Resülüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellevı^in arkasında lohusa hâlinde ölen bir kadının cenazesini kıldım. Namazda Resülüllah {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) cenazenin tam ortası hizasına durdu.»

tbni'l - Müsennâ'nın rivayetinde: «(Dedi ki): Bana Abdullah b. Büreyde rivayet etti. (Dedi ki): Namazını kılmak için kadının ortası hizasına durdu.» ibaresi vardır.

Bu hadisi Buhârî «Kitâbü'l - Gusül» ve «Kitâbü'l - Cenâiz» de; diğer kütüb-i sitte sahipleri de «Kitâbü'l - Cenâiz» de muhtelif râ-vîlerden tahric etmişlerdir.

Nifâs halinde vefat eden Ümmü Kâ'b: Ensâr'dan bir kadındır.



Bu Hadisden Çıkarılan Hükümler:


1- îmam, kadın cenazenin ortası hizasına durur. Hattâbi diyor ki: «Cenaze kıldıracak imamın nereye duracağı hususunda ulemâ ihtilâf etmişlerdir. İmam Ahmed, kadının ortası hizasına, erkeğin de göğsüne karşı duracağına kaail olmuştur.

Hanefiîlere göre erkek, kadın; her cenazenin göğsü hizasına durur.»

Hanbe1i1er'den İbni Kudâme «El - Muğni» nâm eserinde: «İmamın, cenaze namazında erkeğin göğsü ve omuzlan, kadının ortası hizasında durmasının sünnet olduğundan mezhepler muhtelif değildir.» demiştir.

İmam Ahmed îbni Hanbel' den Ebû Hanife'nin kavli gibi bir kavil de rivayet olunmuştur.

Hanefiiler' den Serahsinin «El - Mebsût»'unda •îmamın duracağı en münâsip yer, cenazenin göğsü hizâsıdır.» denilmektedir.

«Cevamiu'l - Fıkıh» nâm eserde «Muhtar olan bu kavildir.» denildiği gibi; Tahâvî dahî ayni kavli ihtiyar etmiştir

imam Hasan îbni Ziya d'm rivayetine göre: îmam kadın cenazenin ortası hizasına durur.

Îbni Ebî Leylâ ile İbrahim Nehaî* nin mezhepleri de budur.

«El - Bedâyı Vde îmam A'zam'in: «îmam erkek cenazenin ortası hizasına, kadının sabaşı hizasına durur.» dediği rivayet olunmuştur.

Yine «El - Mebsût» 'da göğsün cenazenin ortasını teşkil ettiği beyân edilmektedir. Fakat Hanefiiler' den rivayet edilen- meşhur kavle göre: «îmam erkeğin olsun, kadının olsun göğüsleri hizasına durur. Hasan îbni Ziya d'in rivayetine göre. Her ikisinin ortaları hizasına durmak îcâb ederse de, kadın cenazesinde, cenazenin başına yakın durması evlâdır.

îmamEbû Yûsuf' tan bir rivayete göre: İmam kadın cenazenin ortası hizasına, erkek cenazenin ise başı hizasına durması gerekir. İmam Hasenîbni Ziya d' in, İmam A' zam' dan rivayeti de budur.

îmam Mâlik' cenaze erkekse ortası hizasına, kadınsa omuzları hizasına durulacağına kaaildir. Çünkü kadının baş tarafına doğru durmak daha münâsip ve hatâdan daha salimdir.

Şâf iller1 den Ebû AlîTâberî ile îmam ü'l-Haremeyn ve İmam Gazali, kadın cenazesinin göğsü hizasına durulacağına kaail olmuşlardır.

Bağdat ulemâsına göre: İmam, cenazenin başı hizasına durur. Onlara göre bu bâbda bir nass yoktur.

Bâzıları bu hususta imamın muhayyer olduğunu, nereye isterse durabileceğini söylemişlerdir.

Hunsaâ: Hüküm ittibân ile kadın gibidir.

2- Cenaze ile, onun namazını kılanlar arasmda mutlaka bir aralık bulunması gerektiğine icmâ'ı ümmet vardır.

3- Nifâs hâlinde ölen kadın şehid de olsa cenaze namazı kılınır, îmam Hasan'dan rivayet olunduğuna göre zinââdan ölen kadının ve çocuğunun cenazesi kılınmaz. Katâde'ye göre ise: Yalnız çocuğunun namazı kılınmaz.



28- Cenaze Namazı Kılan Kimsenin Namazdan Sonra Bir Vasıtaya Binmesi Babı


89- (965) Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekir b. Eb) Şeybe rivayet ettiler. Lafız Yahya'nındır. Ebû Bekir: (Bize rivayet etti.) tabî-rini kullandı. Yahya: (Bize Vekî\ Mâlik b. Miğvel'den, o da Simâk b. Harb'den, o da Câbir b. Semura'dan naklen haber verdi.) dedi. Câbir şunları söylemiş:

«Peygamber {Sallallah.il Aleyhi ve SeUem)'* çıplak bir at getirdiler de, İbniDahdahın cenazesinden dönerken ona bindi. Bize, Resûlüllah (Scdlallahü Aleyhi ve Se/JemJ'in etrafında yürüyorduk.»



(...)Bize Muhammedü'bnü'l - Müsennâ İle Muhammedü'bnü Beş şar rivayet ettiler. Lafız İbni Müsennâ'nındır. Dediler ki: Bize Muhammedü'bnü Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be, Simâk b. Harb' den, o da Câbir b. Semura'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş:

«Resûlüllah (Salîaîîahü Aleyhi ve Sellem), İbni Dahdahın cenaze namazını kıldı. Sonra kendisine çıplak bir at getirdiler. Atı bir adam tutarak, Resûlüllah (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) bindi. Derken at şahlanmaya başladı. Biz onu tâkib ediyor, arkasından koşuyorduk. Bu arada cemaattan biri şunları söyledi:

— Peygamber (Sallalîahü Aleyhi ve Seîlemh

(Cennette İbni Dahdah için asılmış yahut sarkıtılmış nice hurma salkımları vardır.) buyurdu. Yahut Şu'be, Ebû'd-Dahdah için, demiştir.

İbni Dahdah' m ismi malûm değildir.

Resûlüllah (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem)'in arkasından yürümek, ashâb-ı kirâm'm âdetleri idi.

Ulemâ, cenaze arkasından binek gitmeyi kerih görmüşlerdir. Çünkü Ebû Dâvûd'un tahric ettiği bir hadîsde şöyle denilmektedir: -Resûlüllah (Sallalîahü Aleyhi ve Sellemfe bir hayvan getirdiler, kendisi bir cenaze ile beraberdi ve hayvana binmedi. Cenazeden dönüşte hayvanı tekrar getirdiler. Bu defa bindi. Kendilerine neden böyle yaptıkları soruldukta:

— Benimle beraber melekler de yürüyorlardı. Onlar yürürken binemezdim; buyurdular.

Tirmizî'nin Hz. Sevbân'dan rivayet ettiği bir hadisde dahî: «Peygamber (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) ile birlikte bir cenazeye çıktık. Hayvana binmiş bâzı insanlar gördü ve:

— Siz utanmıyor musunuz, melekler yaya gidiyor; siz hayvanların sırtına kurulmuşsunuz; buyurdular.» denilmektedir.

Resûlüllah (Sallalîahü Aleyhi ve Seîlem)'in bu hadisine sebep şudur: Bir yetim, Hz. Ebû Lübâbe ile bir hurmalık hakkında dâvaya düşmüş. Resûlüllah {Sallalîahü Aleyhi ve Sellem), Ebû Lübâbe'ye Hurmalığı yetime vermesini emir buyurmuş. Fakat;

«Bu hurmalığa karşılık olarak cennette sana hurma salkımı var.» dediği hâlde Ebû Lübâbe buna razı olmamış, yetim ağlamış. O zaman Ebû'd-Dahdâh bunu işiterek Ebû Lübâbe'ye bahçesini vermek suretiyle hurmalığı ondan satın almış, sonra Peygamber (SallalîahüAleyhiveSellem)''e-. Ben bu bahçeyi bu yetime verirsem bana da cennette hurma salkımı var mı? diye sormuş. Resûlüllah (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem)-

— Evet, Ebû'd-Dahtâh için cennette nice hurma salkımları var; buyurmuşlar.

İşte cemaattan bir zât bu hâdiseyi hatırlayarak Ebü'd -Dahdâh'in cenazesinden dönüşte arkadaşlarına nakletmiştir.



Bu Hadisden Çıkarılan Hükümler:


1- Cenazeden dönerken bir vâsıtaya binmek mubahtır.

2- Kumandan hayvan üzerinde olduğu 'hâlde cemâatin onun etrafında yürümeleri caizdir. Bir mefsedet bulunmadığı takdirde bu hususta gerek cemâat gerekse kumandan hakkında bir kerahet yoktur. Buradaki mefsedetten murâd: Yanındakileri hiçe saymak ve bü-yüklenerek böbürlenmek gibi şeylerdir.

3- Büyüklere binmek için hayvan hazırlamak, binerken yardım etmek mubahtır. Tabiin metbûuna hizmet etmesinde beis yoktur. Elverir ki yaptığı hizmet met'bûunun rızâsı ile olsun.



29- Lahd Yapmak ve Cenazenin Üzerine Kerpiç Dizmek Hususunda Bir Bab


90- (966) Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Ca'fer-i Misverî [27], İsmâîl b. Muhammed b. Sa'd'dan, o da Âmir b. Sa'd b. Ebİ Vakkaas'dan naklen haber verdi. Sa'dü'bnü Ebî Vakkaas ölüm hastalığında:

— «Benim için bir Iâhd açın ve üzerime Resülüllah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) yapıldığı gibi kerpiçleri güzelce dizin.* demiş.

Lâhd yahut Lûhd: Kabrin kıble tarafından, altına doğru oymaktır.

Şakk: Kabrin dibini dere gibi oymaktır.

Ulemâ bunların ikisinin de caiz olduğuna ittifak etmişlerdir.

Fakat ekserisine göre lâhd yapmak efdaldır. Çünkü Resülüllah (Sallallahü Aleyhi ve SellemYe lâhd yapılmış ve üzerine onbir tane kerpiç dizilmiştir. Ümmeti hakkında da müstehâb olan fiil budur.

Bu hadisi Müslim1 den başka rivayet eden bulunmamıştır. Ancak Beyhakî, Câbir (Radiyallakü anhj'dan buna benzer bir hadîs rivayet etmiştir.

Übbi’nin beyânına göre: Kabirde cenazenin üzerine kerpiç dizmek efdaldır. Kerpiç bulunmazsa tahta, o da bulunmazsa kiremit, o da bulunmazsa kamış gibi şeylerle örtmelidir.

Ulemâdan bâzıları cenazenin tabut içinde defnedilmesini mekruh görmüşlerdir.

Hanefiîler'e göre: Tuğla ve tahta ile örtmek mekruhtur. Çünkü bunlar dünyâ ahkâmmdandır. Kabir ise çürüyen şeyler yeridir. Bir de tuğlada ateş eseri vardır. Onun için tefâülen mekruh görülmüştür. Kerpiç ve kamış kullanmak müstehabdır. Zîr'a bunlar Resûlüllah (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) Efendimizin kabrinde kullanılmışlardır.



30- Kabre Kadife Koyma Babı


91- (967) Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vekî' haber verdi. H.

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rvâyet etti. (Dedi ki): Bize Gunder ile Vekî' toptan Şu*be'den, rivayet ettiler. H.

Bize, Muhammedü'bnü'l - Müsennâ dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki): Bize Yahya b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Cemre, İbni Abbâs naklen rivayet etti. îbni Abbâs:

«Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemfin kabrine kırmızı bir kadife konuldu.» demiş.

Müslim der ki: «Ebû Cemre'nin ismi: Nasru'bnü Imrân, Ebû't -Teyyâh'ın ismi ise: Yezîdü'bnü Humeyd'dİzv Bunların ikisi de Serahs [28] şehrinde vefat etmişlerdir.»

Nevevi diyor ki: « Imam Şafii ile bütün mezhebimiz ulemâsı ve diğer âlimler kabre kadife, yastık v.s. gibi eşya konulmasının mekruh olduğunu söylemişlerdir. Bu hususta yalnız bizim giymesini istemedim.» demiştir.

Mevzubahis kadifeyi Resûlüliah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in Resûlüllah {Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'den sonra hiç bir kimsenin kabrine koyan zât azatlısı Şakrân'dır. Şakrân: «Bu kadifeyi, ulemâmızdan Begavî bir süzûz göstererek (Et-Tehzîb) adlı kitabında bu gibi şeyleri koymakta bir beis olmadığını söylemiş ve bu hadîsle istidlal etmiştir. Doğrusu cumhûr-u ulemânın dediği gibi kabre kadife ve emsali şeyler koymak mekruhtur. Cumhûr-u- ulemâ bu hadise şöyle cevap vermişlerdir:

Kabre kadife koyma işinde Şakrân yalnız kalmıştır. Ashâb-ı kiramdan hiç biri bu husûsda ona muvafakat etmemiş hattâ böyle bir iş yaptığını da bümemişlerdir.

Arzettiğimiz vecihle Şakrân bu işi Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den sonra o kadifeyi kimse giymesin diye yapmıştır. Zîra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onu sırtına alır ve altına döşerdi. Şakrân, Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Se/Zemj'den sonra bu kadifenin sahip değiştirmesini nefsine yediremedi. Sair ashâb bu hususta Sakrân'a muhaliftirler. Beyhaki'nin İbn'iAbbâs (Haâiyallahü anh)'da.n rivayet ettiği bir hadîse göre İbni Abbâs kabirde cenazenin altına elbise konmasını mekruh görmüştür.»



31- Kabrin Yerle Bir Yapılmasını Emir Babı


92- (968) Bana Ebû't - Tâhir Ahmed b. Amr rivayet etti. (Dedi ki): Bize tbni Vehb rivayet etti. (Dedi ki): Bana Amru'bnü Haris haber verdi. H.

Bana Hârûn b. Saîd £1-Leylî dahî rivayet etti. (Ded ki): Bize tbni Vehb rivayet etti. (Dedi ki) Bana Amrü'bnü Haris rivayet etti. —Ebû't-Tâhîr rivayetinde (ona da Ebû Alîyy-i Hemdânî(47), Hârûn rivayetinde ise: Sümâmetü'bnü Süfeyy rivayet etmiş) denilmektedir.™ demiş ki: Fadâletü'bnü Ubeyd(48) ile Rum diyarında, Rodos'ta bulunuyorduk. Derken bir arkadaşımız vefat etti. Bunun üzerine Fadâletü'bnü Ubeyd emir vererek kabrini düz yaptırdı. Sonra şunu söyledi:

«Ben, Resûlüllah 'Sallallahii Aleyh: ve SellemY* kabirlerin yerle bir yapılmasını emir buyururken işittim.»

Ebû Aliy El-Hemdânî ile Sümâmetü'b-nü Süfeyy ayni zâttır. İmam Müslim her iki râvî-den hadîsi hangi lâfızlarla işittiyse, öylece rivayet etmiştir. Ebû A1iy, Sümâme'nin künyesidir.

Kaadi İyâz diyor ki: « Müs1im {Rahimchiilhh), Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem )'in kefenlenmesini ve defnini anlattı. Fakat yıkandığını ve namazının kılındığını söylemedi. Resulülîah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem Yin yıkandığında hilaf yoktur. Fakat namazının kılınıp kıhnmadığı ihtilaflıdır. Bâzıları: Onun cenaze namazını kimse kılmamıştır. Halk yanma girip duâ ediyor ve dönüp gidiyorlardı; demişlerdir. Bunlar namazın niçin kılınmadığmda ihtilâf etmişlerdir. Bir takımları faziletinden dolayı kılmmadığını söylemiş: O, kendisine cenaze namazı Kılınmaktan müstağnidir, demiş; diğerleri: Hayır, namazının kılınmaması, bu sebepten dolayı değil; imam bulunmadığı içindir, demişlerdir. Bu kavil yalnıştır. Çünkü farz namazlar için imamlık muattal ve münhal kalmamıştır. Bir de Hz. Ebû Bekir1e Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in defninden Önce bey'at edilmiştir.

Bu hususta sahih olan kavil cumhurun sözüdür. Onlara göre halk Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in cenaze namazını teker teker kılmışlardır. Evvelâ bir gurup onun yanına girer ve herkes yalnız başına cenaze namazını kıldıktan sonra çıkarlar: yerlerine başka gurup girerdi. Böylece erkekler kıldıktan sonra kadınlar ve onlardan sonra çocuklar girerek cenaze namazını kılmışlardır. Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Scıîevı) Pazartesi günü vefat ettiği hâlde Çarşamba gecesine yânı Sah gününün akşamına kadar- defnedilmemesi, Müslümanların bey'at mes'eleleri ile meşgul oldukları içindir.»

Şayet (Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem Yin teçhiz ve defni hususunda ihtilâfa düşerlerse müracaat edecekleri bir imamları bulunsun, niza' ve ihtilâfa meydan verümiyerek herkes onun emrine itaat etsin, diye evvelâ imam seçimine ehemmiyet vermişlerdir. Filvaki en mühim iş de o idi.



93- (969) Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Yahya (Bize haber verdi.) tâbirini kullandı. Ötekiler: (Bize Vekî\ Süfyân'dan, o da Habîb b. Ebî Sâbit'den, o da Ebû Vâil'den, o da Ebû'l - Heyyâc-ı Esedî [29]'den naklen rivayet etti.) dediler. Ebû Heyyâc şöyle demiş: «Bana Alîyyü'bnü Ebî Tâlib, Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve SeUemYin beni gönderdiği bir iş'e ben de seni göndereyim mi?, Tarumar etmediğin hiç bir heykel ve düzeltmediğin hiç bir yüksek kabir bırakmayasın? dedi.»



(...) Bana, bu hadîsi Ebû Bekir b. Hallâd-ı Bâhili de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya yâni Kattan rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süf-yân rivayet etti. (Dedi ki): Bana Habîb bu isnâdla rivayette bulundu. Ve: «Tarumar etmediğin hiç bir suret bırakmayasın.» dedi.

Kabri düzeltmekten murâd: Pek fazla yükseitmeyip, bir karış kadar yerden kaldırmaktır.

Hanefiîlere göre: Kabrin üzerini deve hörgücü gibi kamburlaşnr-mak müstehatadır. Zira Resûlüllah (SaUallahii Aleyhi ve SelIem)'in kabri bu şekilde tesviye edilmiştir. Ekseri ulemânın ve İmam Mâ1ik'in mezhepleri de budur.

Şâfii1er1e diğer bâzı ulemâya göre: Kabrin üzerini kambur değil, tavan şeklinde düz yapmak müsıehabdır.

Bu hadisdeki timsâl ve suretlerden murâd: Canlıların heykel ve suretleridir.



32- Kabri Kireçlemekten ve Üzerine Bina Yapmaktan Nehiy Babı


94- (970) Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) -. Bize Hafs b. Gıyâs, îbni Cüreyc'den, o da Ebû'z - Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş:

«Resûlüllah (Salîalîahü Aleyhi ve Sellem), kabrin kireçlenmesini, üzerine oturulmasını ve üzerine bina yapılmasını nehiy buyurdu.»



(...) Bana Hârûn b. Abdillâh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hac-câcü'bnü Muhammed rivayet etti. H.

Bana Muhammedü'bnü Râfi' de rivayet etti. (Dedi ki); Bize Ab-durrazzâk rivayet etti. tBu iki râvî) hep birden îbni Cüreyc'den rivayet etmişlerdir. Demiş ki: Bana Ebû'z - Zübeyr haber verdi. Kendisi Câbir b. Abdillâh'i:

-Peygamber (Saîîalîahü Aleyhi ve SeHemj'den dinledim.» diyerek yukarki hadîsin mislini rivayet ederken işitmiş.



95- (...) Bize Yahya b. Yahya rivayet etti.. (Dedi ki): Bize îs-mâil b. Uleyye, Eyyûb'dan, o da Ebû'z - Zübeyr'den, o da Câbir'den naklen haber verdi. Câbir:

«Kabirleri kireçlemek yasak edildi.» demiş.

Taksîs: Kireçlemek, demektir.

Kassa: Kireçtir.

Hadls-i ş«rif, kabri kireçle badana etmenin ve üzerine oturmanın, kezâlik bina yapmanın memnu* olduğuna delildir.

Hanefiîler'e göre: Bu bâbda Resûlüllah (Salîdîahü Aleyhi ve SellemYin sünnetinde görülmeyen her şey mekruhtur. Kabristanda meşru olan yalnız ziyaret, duâ ve Kur'ân-ı Kerim okumaktır.

Nevevi, kabir üzerine bina yapma hususunda şunları söylemektedir: «Kabir üzerine bina yapmaya gelince: Eğer o yer bina yapanın milkinde ise bu iş mekruhtur. Umûma âit kabristanda ise kabrin üzerine bina yapmak haramdır. Buna îmam Şâfit ile şâir ulemâmız tasrih etmişlerdir. Şafiî (El - Ümm) nâm eserinde şöyle diyor: Mekke'de hükümdarların kabir üzerine yapılan binların yıkılmasını emrettiklerini gördüm.

Hadis-i şerifte (Düzeltmediğin hiç bir yüksek kabir bırakmayasın) buyurulması da yıkma mes'elesi te'yid eder.

Kabirleri kireçle badana etmek Şâfiî1er'le diğer ulemâya göre de mekruhtur.



33- Kabir Üzerine Oturmaktan ve Kabir Üzerinde Namaz Kılmaktan Nehiy Babı


96- (971) Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki): Bize Cerir Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivayet etti. Ebû Hüreyre şöyle demiş: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve

Sellem):

«Birinizin bir kor üstüne oturup da, o kor'un elbisesini yakması ve taa cildine işlemesi, kabir üzerine oturmasından çok daha hayırlıdır.»



(...) Bize, bu hadîsi Kuteybetü'bnü Saîd dahî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülazîz yâni Derâverdî rivayet etti. H.

Bana, bu hadisi Amru'n - Nakıd da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Ahmed-i Zübeyri rivayet etti. (Dedi ki): Bize Süfyân rivayet etti. Bu râvîlerin ikisi birden Süheyl'den bu isnâdla, bu hadisin mislini rivayet etmişlerdir.



97- (972) Bana Alîyyü'bnü Hucr Es - Sa'dî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Velîd b. Müslim İbni Câbir'den, o da Büsur [30] b. Ubeydillâh' dan, o da Vasile [31]den, o da Ebû Mersed-i Ganevî [32]'den naklen rivayet etti. Ebû Mersed şöyle demiş: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Seîlem)i

«Kabirlerin üzerine oturmayın; onlara doğru namaz da kılmayın.» buyurdular.



98- (...) Bize Hasenü'bnü'r - Rabi' El - Beceli rivayet etti. (Dedi ki): Bize İbnü'l - Mübarek, Abdurrahmân b. Yezîd'den, o da Busür b. Ubeydillâh'dan, o da Ebî İdrîs-i Ha'lâhTden, o da Vasilet ü'bnü Eskaa' dan, o da Ebû Mersed-i Ganevi'den naklen rivayet etti; şöyle demiş: Ben, Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Seîletnj'i:

«Kabirlere doğru namaz kılmayın, üzerlerine de oturmayın.* buyururken İşittim.

Kabir üzerine oturmak î m a m Şafiî ile diğer bir çok ulemâya göre haramdır.

Hanefiîler'e göre: Kabir üzerinde oturmak ve uyumak tenzîhen mekruh, büyük ve küçük aptest bozmak gibi şeyler ise tah-rimen mekruhtur.

Mâlikîler'e göre: Kabir üzerinde oturmak ve uyumak caizdir. Büyük ve küçük aptest bozmak gibi şeyler ise haramdır.

Bu hadîslerde kabre karşı namaz kılmanın memnu olduğu tasrîh buyurulmaktadır. Filhakika Hanefii1er'le diğer bir çok ulemâya göre kabre karşı namaz kılmak mekruhtur.

Bu hususta îmam Şafiî (Rahimehullah): «Bir mahlûkun kabri mescid ittihâz edilecek derecede ta'zîm olunmasını ben, kerîh görürüm. Çünkü bunun hem ona hem ondan sonra gelecek insanlara fitne olacağından korkarım.» demiştir.



34- Cenaze Namazının Mescidde Kılınması Babı


99- (937) Bana Alîyyü'bnü Hucr Es - Sa'di ile İshâk b. îbrâhîm EI-Hanzalî rivayet ettiler. Lâfız tshâk'ındır. Alî: (Bize rivayet etti.) tâbirini kullandı. İshâk ise: Bize Abdülazîz b. Muhammed, Abdülvâ-hidl [33] b. Hamza'dan o da Abbâd b. Abdillâh [34] b. Zübeyr'den naklen haber verdi ki Âişe Sa'dû'bnü Ebî Vakkaas'ın cenazesi mescide getirilerek, namazı orada kılınmasını emretmiş. Fakat halk, kendisine itirazda bulunmuşlar. Bunun üzerine Âişe:

«Bu insanlar Resûlüllah (SallaUahü Aleyhi ve Sellem)m Süheyl b. Beydâ'nın cenaze namazını mescidden başka yerde kılmadığını ne çabuk unutmuşlar!» demiş.



100- (...) Bana Muhammedü'brü Hatim rivayet etti. (Dedi ki): Bize Behz rivayet etti. (Dedi ki): Bize Vüheyb rivayet etti. (Dedi ki); Bize Mûsâ b. Ukbe, Abdülvâhit'den, o da Abbâd b. Abdillâh b. Zübeyr' den naklen rivayet etti. Abbâd, Aişe*den şunu rivayet etmiş: «Sa'dü'bnü Ebî Vakkaas vefat edince Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'n zevceleri cenazesinin mescide getirilmesini, kendilerinin de cenazesinin mescide getirilmesini, kendilerinin de cenaze namazını kılacaklarını bildirmek için haber gönderdiler. Cemâat da öyle yaptılar. Derken .cenazeyi, namazını kılmak üzere Ümmehât-ı Mü'mînîn'in hücreleri önünde durdurdular. Ve peykelere bakan cenazeler kapısından çıkardılar. Müteakiben halkın bunu ayıpladıklarını haber aldılar. Halk-.

— Cenazeler mescide sokulmamalı idi; diyorlardı. Aişe bunu duyunca:

— Şu insanlar bilmedikleri bir şey'i ayıplama hususunda ne de sür'at gösterirler; Bir cenazenin mescidden geçirilmesi hususunda bizi ayıplamışlar. Hâlbuki Resûlüllah (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) Süheyl b. Beydâ'nın cenaze namazını ancak mescidin içinde kılmıştı; dedi.»



101- (...) Bana Hârûn b. Abdillâh üe Muhammedü'bnü Râfi' rivayet ettiler. Lâfız îbni Râfi'indir. Dediler ki: Bize îbni Ebî Füdeyk rivayet etti. (Dedi ki): Bize Dahhâk yani Îbni Osman, Ebû'n - Nadr' dan, o da Ebû Selemetü'bnü Abdirrahmân'dan naklen haber verdi ki, Sa'dü'bnü Ebî Vakkaas vefat ettiği vakit Âişe:

«Onu mescide getirin de, cenaze namazını ben de kılayım.» demiş,

Onun bu sözüne İtiraz etmişler. Bunun üzerine Âİşe:

«Vallahi Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Seîlem), Beydâ'nın oğulları Süheyl ile kardeşinin cenaze namazlarını mescidde kıldı.» demiş.

Müslim diyor ki: «Süheyl b. Da'd, Beydâ'nın oğludur. Annesi: Beydâ'dır.»

Ulemânın beyânına göre: Beydâ oğulları üç kişidir. îsimler: Seh1, Süheyl ve Safvân' dır. Annelerinin isimleri: Da'd'dır. Beyza: Sıfatıdır. Babaları da Vehb b. Rabia'dır. Kureyş kabilesine mensuptur. Bu üç kardeşten Süheyl eskiden Müslüman olmuş ve Habeşistan' a hicret etmiştir. Sonra Mekke'ye dönmüş; daha sonra Medine-i Münevver e' ye göç eylemiştir. Bedir ve diğer gazalara iş-r.irâk etmiştir. Vefatı Hicret'in 9. yılma tesadüf eder.



Bu Hadisden Çıkarılen Hükümler


1- Hadîs-i şerif «mescidde cenaze namazı kılınır.» diyenlerin delülerindendir.

Ibni Ebî Zi\b, Ebû Hanife ve meşhur kavline tföre İmam Mâlik «mescidde cenaze namazı kılınamaz- demişlerdir.

2- Süheyl hadîsi, ölü insanın temiz olduğuna delildir.

Nevevi : «Bizim mezhebimize göre sahih olan kavil de budur.» demektedir.



35- Kabristana Giderken Okunacak Şeyler ve Orada Yatanlara Dua Babı


102- (974) Bize Yahya b. Yahya Et - Temimi ile Yahya b. Ey-yûb ve Kuteybetü'bnü Saîd rivayet ettiler. Yahya b. Yahya: (Bize haber verdi.) tâbirini kullandı. Ötekiler: (Bize İsmail b. Ca'fer, Şerîk'den, —ki tbni Ebî Nemir'dir.— o da Ata b. Yesâr'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti ki, şunları söylemiş:) dediler: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Âişe'nin nevbeti olan her gece, gecenin sonunda (Medine* nin kabristanı) Bakî "a çıkar ve:

«Selâm size ey Mü'minler diyarı! Size yârın verileceği vaad olunan şey verilmiştir. Sizler bekletilmedesiniz. İnşaallah biz de size katılacağız. Allah' im! Bakî'-ı Garkat'da yatanlara mağfiret buyur.» derdi.

Râvî Kuteybe: «Size gelmiştir.» sözünü söylememişdir.



103- (...) Bana Hârûn b. Saîd El-Eylî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dedi ki): Bize îbni Cüreyc, Abdullah b. Kesir b. Muttalib'den naklen haber verdi. O da Muhammed b. Kays'ı şöyle derken işitmiş: Âişe'yi şunları rivayet ederken dinledim; Dedi ki:

«Size, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel/emJ'den ve kendimden bir şeyler söyliyeyim mi?» Biz:

— «ıHay hay» dedik. H.

Bana, Haccâc-ı A'ver'den dinleyen biri rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki): Bize Haccâcu'bnü Muhammed rivayet etti. (Dedi ki): Bize îbni Cüreyc rivayet etti. (Dedi ki): Bana, Abdullah (Kureys'den bir zât), Muhammed b. Kays b. Mahreme b. Muttalip'den naklen haber verdi ki, bir gün şunları söylemiş:

— Size kendimden ve annem'den bir şeyler anlatayım mı? Biz kendisini doğuran annesini murâd ediyor sandık. Sözüne devamla (Dedi ki): Âişe şunları söyledi:

— «Size kendimden ve Resûlüllah (Saüallahü Aleyhi ve Sellem)" den bir şeyler anlatayım mı?» Biz:

— «Hay hay..!» dedik.

— «Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'^ yanımda bulunduğu nevbetim gecesi gelince Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem} değişti. Cübbesini yere koydu, ayakkapfarını çıkarıp; ayaklarının yanına koydu. Kaftanının bir tarafını döşeğinin üzerine yayarak, uzandı. Çok geçmeden benim uyuduğumu zannederek yavaşça cübbesini aldı; yavaşça ayakkaplarını giydi ve kapıyı açarak çıktı. Sonra yavaşça kapıyı kapadı. Ben, hemen entarimi başıma geçirdim, baş bezimi sarındım, ;arşafıma burundum. Sonra onun peşinden yola düştüm. Bakî'a varınca durdu, hem de epeyi durdu.

Sonra üç def'â ellerini kaldırdı, sonra geri döndü. Ben de döndüm. O sür'-atle yürüdü, ben de sür'atle yürüdüm; o eşkin gitti, ben de eşkin gittim; o koştu, ben de koştum. Neticede onu geçerek eve girdim. Ben yatar yat* maz o da girdi ve:

— Eana ne oluyor yâ Âişe? Heyecanlanmışsın... buyurdu. Ben:

— Bir şey yok; dedim. Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'-

— Ya söylersin yahut latif u Habîr olan Allah bana mutlaka haber verir; dedi. Ben:

— Yâ Resûlaflah! Annem babam sana feda olsun, dedim ve macerayı kendisine haber verdim.

— Ya, önümde gördüğüm karaltı sen miydin? dedi;

— Evet! cevâbını verdim. Bunun üzerine beni göğüsümden öyle bir itti ki, canımı yaktı. Sonra şunları söyledi:

— (Allah ve Resulü sana zülüm mü edecekler sandın?) .İnsanlar neyi gizlerse gizlesin, Allah onu bilir. Evet, Resûlüllah (sözüne devamla):

— Senin gördüğün zaman bana Cibrîs geldi de, nida etti. Ama nidasını senden gizledi. Ben, kendisine cevap verdim fakat ben de cevâbımı senden gizledim. Sen soyunmuş bir vaziyette iken yanına girecek değildi ya. Ben, senin uyuduğunu zannettim de, uyandırmak istemedim. Korkacağından da şüphe ettim. Cibril şunları söyledi:

(Rabbin, Bakî'd e yatanların yanına giderek onlar için istiğfarda bulunmanı sana emrediyor.) Ben:

— Onlara ne diyeyim yâ Resûlallah? dedim; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)-

— Selâm mü'min ve Müslümanlardan bu diyarda yatanlara!... Allah, bizim geçmişlerimize de, geleceklerimize de rahmet eylesin. Bizler de in-şaallah sizlere katılacağız; de buyurdular.» cümlesinde «Dara» kelimesi münâdâ olmak üzere mansûp okunur. Cümlede muzâf hafzedilmiş-, muzâfun ileyh onun yerine geçirilmiştir. Terkîb: «Yâ ehle dârin» takdirindedir. Bâzıları bu kelimenin ihtisas üzere mansûp olduğunu söylemişlerdir.

«Aleyküm» zamirinden bedel olmak üzere mecrûr okunmasını caiz görenler de olmuştur.

Hattâbİ diyor ki: «Hadis-i şerif, kabristana (Dâr) denilebileceğini gösteriyor ki, doğrudur. Zira lûgatta meskûn olan yere de, harâ-bezâra da (Dâr) denilir.» Resûlüllah (Sallalhhü Aleyhi ve SellemYin kabristanda yatanlara selâm verdikten sonra «inşallah» tâbirini kullanarak: «Biz de size katılacağız.» demesi teberrük ve emr-i ilâhiyye imtisal içindir. Çünkü

Kur'an-ı Kerim'de :

«Sakın (inşaallah'ı söylemek sizin bir şey için (Ben, bunu yârın yaparım.) deme...) buyurularak her yapacağı iş için (inşaallah) tâbirini kullanması kendisine emrolunmuştur. Bâzıları, buradaki «inşaallah» ile aynen o kabristan kastedildiğini söylemişlerdir.

Baki': Medîne-i Münevvere' nin meşhur kabristanıdır. Resûlüllah (SaUaîîahü Aleyhi ve Sellem)'i nona «Bakî'-i Garkad» namını vermesi: Vaktiyle içinde büyük bir diken ağacı bulunduğun-dandır.

Hadisin ikinci rivayeti hakkında Ebû Alî El-Gassâ-n î şunları söylemiştir: «Bu hadîs «Sahîh-i Müslim»'deki maktu' hadislerden biridir. Ayni zamanda râvîleri hakkında vehmolunmuştur. Zira ayni hadîsi Abdurrazzâk «Musannaf»'ında İbni Cüreyc'den tahric etmiştir. İbni Cüreyc: «Bana Muhammed b. Kays b. Mahreme haber verdi ki. Aişe'yi şöyle derken işitmiş; demiştir...»

Kaadi îyâz hadisin maktu olduğunu kabul etmemiş: «Bü'akis, hadîs müsneddir. Yalnız râvilerinin ismi verilmemişti. Bu ise munkatı' değil, meçhul bâbmdandır. Çünkü munkatı'; Tabiî'nden önce, senedinden bir râvisi düşen hadistir. Bu hadîsin senedinde bir işkâl daha vardır ki, şudur: Müslim (Bana Haccâc-ı Â'ver'i dinleyen biri rivayet etti. Lâfız onundur; dedi ki: Bize Haccâcü'bnü Muhammed rivayet etti.) demiştir. Bu söz, Haccâc-ı Â'ver’in bu hadîsini Haccâcü'bnü Muhammed ismini taşıyan başka bir râviden naklettiği zanmnı veriyor. Hâlbuki hakikat öyle değildir. Haccâcü'bnü Muhammed hiç şüphesiz Hacca-c ü A1ver' kendisidir. Müs1im'in sözü şöyle takdir edilir: (Bana Hftccâc-ı A'ver'den dinleyen biri rivayet etti. Bu zât dedi ki: Bana Haccâcü'bnü Muhammed rivayet etti. Yâni Müslim muhaddisin sözünü hikâye etmiş demektir.» demiştir.

Fakat Nevevl, Kaadı' mn sözüne de İtiraz etmiş, îmam Müs1im'in senedinde meçhul bir kimse bulunan bu hadisi buraya dercetmesinin mutemet bir rivayet olmak üzere değil, mütâbaat tarîki ile olduğunu binâenaleyh asıl itimât edilecek rivayeti sahih isnâdla bundan önce zikrettiği için ikinci rivayetin zikri hadîse zarar vermiyeceğini söylemiştir.

«Yâ Aişe! » sözü: Murahham bir münâdâdır. Böyle yerlerde iki vecih caiz olduğu için ayni kelimeyi «Yâ Âişu» okumak da caizdir.



104- (975) Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Abdillâh El -Esedî, Süfyân'dan, o da Âlkametü'bnü Mersed'den, o da Süleyman b. Büreyde' den, o da babasından naklen rivayet etti. Babası şöyle demiş*. Resul ül-lah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), kabristana çıktığımız vakit ne söy-liyeceğimizi bize öğretirdi. İçimizden birimiz [Ebû Bekir'in rivayetinde) :

-Bu diyardakilere selâm* (Züheyr'in rivayetinde ise):

«Selâm size ey bu diyarın mü'min ve müslim olan halkı! Bizler de inşaallah (Size) katılacağız. Aİlah'dan bize ve size afiyet dilerim.» derdi.

Bu ve yukarki rivayetler Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile ashâb-ı kiramın kabir ziyaretine gittiklerini ve kabirde yatanlara selâm verip, duâ ettiklerini bildirmektedirler. Binâenaleyh mezkûr rivayetlerden şu hükümler çıkarılmıştır:

1- Kabirleri ziyaret ederek, orada yatanlara duâ etmek müs-tehabdır. Medîne-i Münevver e' de ayrıca «Baki1» denilen kabristanı ziyaret etmek bir fazilettir.

2- Bir yerde bulunanlara, ölü olsun diri olsun, o yerin ehli veya ahâlisi denilebilir.

3- Duayı uzatmak ve tekrarlamak, duâ ederken el kaldırmak müstehabdır.

4- Kabristanda ayakta duâ etmek, oturarak duâ etmekten efdaldır.

5- Kendisine nida edilen kimsenin gücüne gitmemek şartıyla ismini terhîm ile söylemek caizdir.

6- Kabir ziyaretçisinin, orada yatanlara duâ ederken «Allah, sizin ve bizim gelmiş ve geçmişlerimize rahmet buyursun; inşaallah biz de size katılacağız.» demesi müstehabdır.

7- Mü'min ve müslim kelimeleri ayni mânâyadırlar. Birbirleri üzerine atfedilmeleri, lâfızları değişik oldukları içindir. Zira bu hadis-deki müslim kelimesinden ancak mü'min kastedilebilir. Mü'min, münafık olduğu takdirde kendisine selâm vermek caiz değildir.

8- «Bu hadîs, kadınlara kabir ziyaretini caiz görenlerin delîlle-rindendir. Mes'ele ulemâ arasında ihtilaflıdır.



36- Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)in Annesinin Kabrini Ziyaret İçin Allah Teala Hazretlerinden İzin İstemesi Babı


105- (976) Bize Yahya b. Eyyûb ile Muhammed b. Abbâd rivayet ettiler. Lâfız Yahya'nındır. Dediler ki: Bize Mervânü'bnü Mu-âviye, Yezîd yâni İbni Keysân'dan, o da Ebû Hâzim'den o da Ebû Hü-reyre'den naklen rivayet etti. Ebû Hüreyre şöyle demiş: Resülüllah

(SaîîaÜahü Aleyhi ve Sellem)*

«Anneme istiğfar etmek için rabbimden izin İstedim de, bana izin vermedi. Fakat kabrini ziyaret etmek İçin İzin İstedim; bana izin verdi.» buyurdular.



108- (...) BizeEbû Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ubeyd Yezîd b. Keysân'dan, o da Ebû Hâzim'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivayet etti. Ebû Hüreyre şöyle demiş: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) annesinin kabrini ziyaret ederek ağladı. Yanındakileri de ağlattı. Sonra şöyle buyurdu:

«Annem için istiğfarda bulunmak hususunda Rabbimden izin istedim. Fakat bana izin verilmedi. Kabrini ziyaret etmek için izin istedim; ona izin verildi. Binâenaleyh sizler de kabirleri ziyaret edin. Çünkü kabir ziyareti ölümü hatırlatır.»

Bu hadîsi Ebû Dâvûd, Nesâi ve Ibni Mâce muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir.

Nevevî'nin beyânına göre: Hadîs-i şerif Ebû'1-Alâ b. Mâhân tarafından Mağrib'de rivayet edilmiş, Mısır taraflarında Abdülgâfir-i Fârisî kolundan gelen rivayetlerde bulunamamıştır. Lâkin cenaze bahsinin sonunda bir çok esâs nüshalarda mevcuttur. Nevevi onun hakkında: «Hiç şüphesiz, sahih bir hadistir.» demektedir.

Hadîsin zahirine bakılırsa, Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)' in annesi müşrik olarak vefat ettiği için, ona dua ve istiğfar hususunda kendisine izin verilmemiştir. Hattâ bu hadîsle istidlal edilerek: -Müşrikleri ziyaret etmek caizdir. Bu ziyaret hâl-i hayatlarında da caiz hattâ evlâdır. Çünkü vefatlarından sonra onları ziyaret etmek caiz olunca, hayâtlarında bil'evlâ caizdir...» denilmiştir. Fakat evvelce de işaret ettiğimiz gibi Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemfin ebeveyni fetret zamanında vefat ettikleri için mü'min mi yoksa kâfir mi sayılacakları ulemâ arasında ihtilaflıdır. Sahih olan kavle göre mü* mindirler. Mü'min olduklarını beyân hususunda üç görüş vardır:

1. Görüşe göre: İbrahim ve İsmail (Aleyhisselâm) dinine mensupturlar.

2. görüşe göre: Fetret devrinin mu vahhi ti erindendirler. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimizin Nûr-u Nübüvvetini nakleden bütün ej dadı muvahhit ve ehl-i necattandırlar,

3. Göiüşe göre: Resûl-i Ekrem (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimizin ebeveyni, onun duası hürmetine bir mucize olmak üzere di-rilmiş ve îmân etmişlerdir: Bu hususta Hz. Âişe (Radiyallahü an\ıf dan hadîs rivayet edilmiştir. Binâenaleyh ebeveyn-i saadetin küfürlerine kaail olmak ve pek büyük bir cesaret ve kabahattir.

Bu takdirde Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e annesine duâ ve istiğfarda bulunmasına niçin izin verilmediğini Allah Teâlâ bilir. Buhâri'de bu bâbta hadîs yoktur.



106- (977) Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. Ab-dillâh b. Nümeyr ve Muhammedü'bnü'l - Müsennâ rivayet ettiler. Lâfız Ebû Bekir ile İbni Nümeyr'indir. Dediler ki: Bize Muhammedü'bnü Fudayl, Ebû Sinan yâni Dırâr b. Mürra[35]'dan o da Muhârib bi Di-sâr'dan, o da İbni Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellemh

«Ben, sizi kabirleri ziyaretten menetmiştim, artık onları ziyaret edin. Kurban etlerini üç günden fazla tutmaktan da menetmiştim, onları da münâsip gördüğünüz zamana kadar tutun. Deri kaplardan maada bütün kaplara hurma şırası koymanızı dahî yasak etmiştin; bundan böyle gütün kaplardan şıra içebilirsiniz. Yalnız sarhoşluk veren içkileri İçmeyin.» buyurdular.

tbni Nümeyr, kendi rivayetinde: «Abdullah b. Büreyde'den, o da babasından...» dedi.



(...) Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Hayse-me, Zübeyd-i Yâmî [36]'den, o da Muhârib b. Disâr'dan, o da İbni Büreyde'den, zannederim o da babasından, o da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SeMem/den naklen haber verdi. (Buradaki şekk Ebû Hay-seme'dendir.) H.

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dedi ki): Bize Kabi-satü'bnü Ukbe, Süfyân'dan, o da Âlkametü'bnü Mersed'den, o da Süleyman b. Büreyde'den, o da babasından, o da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SeHemJ'den naklen rivayet etti. H.

Bize İbni Ebî Ömer ile Muhammed b. Râff ve Abd b. Humeyd dahî toptan Abdürrazzâk'dan, o da Ma'mer'den, o da Atâ-i Horasanı* den naklen rivayet ettiler. Ata1: «Bana Abdullah b. Büreyde, babasından o da Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sei/emj'den naklen rivayet etti.- demiş. Bu râvilerin hepsi yukarki Ebû Sinan hadîsi mânâsında rivayette bulunmuşlardır.

Bu hadis, hem nâsih hem mensûh hadîslerden biridir.

Erkekler hakkında kabir ziyaretinin yeniden meşru olduğu hakkında sarihtir. Kadınların ziyareti ihtilaflıdır.

Hâzimi : «Bütün ulemâya göre bu hadîsdeki izin erkeklere mahsûstur.» demiş; îbni Abdilberr ise vaktiyle kabir ziyareti umûmî olarak yasak edildiği gibi, bu hadîsle de umûmi olarak herkese mubah kılındığını söylemiştir. Bu bâbda bir çok hadisler rivayet olunmuştur. Büreyde, İbni Mes'ûd, Enes EbûHüreyre, Âişe, Hayyân-ı Ensârî, Ebû Zerr, A1i b, Ebî TâIib. îbni Abbâs, Müce inin i' b. Câriye ve Ömer (Radiyallahü anküm) hazerâtmın rivayetleri bunlar meyânındadır.

Büreyde hadisi sadedinde bulunduğumuz rivayettir.

İbni Mes'ûd hadisini îbni Mâce tahrîc etmiştir. Bu hadisde: «Ben, sizi kabirleri ziyaretten menetmiştim, artık siz kabirleri ziyaret edin...» buyurulmaktadır.

Enes hadîsini: îbni Ebi Şeybe tahrîc etmiştir. Bu Bu hadîste: Resûlüllah (Sallallakü Aleyhi ve Seîlem) vaktiyle kabir ziyaretini yasak etmişti, sonra:

«Onları ziyaret edin ama kötü söz söylemeyin; buyurdular.» denilmektedir.

Ebû Hüreyre hadîsini Ebû Dâvûd tahrîc etmiştir. Bu hadis, babımızın birinci ve ikinci rivayetleri mânâsındadır. Âişe (Radiyallahü anh) hadîsini İbni Mâce tahrîc etmiştir. Mezkûr hadîsde: «Kabir ziyaretine ruhsat verildi.» denilmiştir.

Hayyân-ı Ensârî hadîsini Taberânî «El-Kebîr» nâm eserinde rivayet etmiştir. Bu hadîsde Hayber gazasında Resûlüllah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem)'in hutbe okuduğu ve ashâbma evvelce yasak ettiği üç şey'i yâni: Kurban etlerini biriktirmeyi, kabir ziyaretini ve kapları helâl kıldığı bildirilmektedir.

Ebû Zerr hadîsini Hâkim tahrîc etmiştir. Bu hadiste: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

Kabirleri ziyaret et, bununla âhireti hatırlarsın; buyurdu.» denilmektedir.

Hz. Alî hadisini imam Ahmed tahrîc etmiştir. Bu hadis hemen hemen îbni Mes'ûd hadîsi gibidir.

îbni Abbâs hadîsini îmam Ahmed tahrîc etmiştir. Mezkûr hadisde: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

«Bir takım kabirlerin yanına uğradı da, yüzünü onlara dönerek; Selâm size! buyurdu.» denilmiştir

Mücemmi' b. Câriye hadîsini îbni E bt'd-Dünyâ tahrîc etmiştir. Bunda dahî Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in kabirde yatanlara selâm verdiği bildirilmişdir. Yalnız senedinde îsmâil b. Ayyaş vardır. Bu zât zayıftır.

Ömer (Raâiyallahü anh) hadîsinde Hz. Ömer'in kabristana giderek, orada yatanlara selâm verdiği ve: -Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Seîîem)'i bunlara selâm verirken gördüm.- dediği bildiriliyor.

îbni Abdilberr'İn rivayet ettiği sahîh bir hadîsde: -Eğer bir kimse dünyâda iken tanıdığı mü'min bir kardeşinin kabrine gider de, selâm verirse, mü'min kardeşi onu tanır ve selâmını alır.» buyurulmuştur.

Tirmizi, Büreyde hadîsini tahrîc ettikten sonra şunlan söylemiştir: «Ulemâ indinde amel bu hadîse göredir. Onlar kabir ziyaretinde bir beis görmezler. İbni Mübarek ile Şafii, Ahmed ve îshâk'm kavilleri de budur.»

Tirmizi, Ebû Hüreyre hadîsini dahî rivayet etmiş ve onun hakkında: «Bu hadis hasen sahihtir.» demiştir.

Ebû Hüreyre hadîsinden murâd: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Selletv):

— «Kabirleri ziyaret eden kadınlara Allah lanet etsin, buyurdu.» mealindeki hadistir. Tirmizî bundan sonra dahî şöyle demektedir: «Ulemâdan bâzılarının re'yince bu yasak, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kabir ziyaretine ruhsat vermezden önceye aittir. Ruhsat verince onun ruhsatına erkekler de, kadınlar da dâhil olmuştur.»

Ulemâdan bâzılarına göre kabir ziyareti yalnız kadınlara mekruhtur. Çünkü kadınların sabrı az, yaygarası çoktur. Ebû Dâvûd'un İbni Abbâs' dan rivayet ettiği bir hadîste Hz. İbni Abbâs Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

«Kabirleri ziyaret edip, üzerlerine mescid yapan ve kandil yakan kadınlara lanet etti.» demiştir.

Bu hadîsle istidlal eden bir cemâat: «Kabir ziyareti hakkındaki ibâha erkeklere mahsûstur; kadınlara kabir ziyareti caiz değildir.» demişlerdir.

Kadınlara kabir ziyaretini mubah görenler Hz. Âişe hadîsi ile istidlal etmişlerdir. Mezkûr hadisin beyânına göre bir gün Hz. Âişe (Radiyallahü ank) kabir ziyaretinden dönüyormuş, kendisine Abdullah b. Ebî Müleyke tesadüf ederek:

«Ey Mü'minlerin annesi! Nereden geliyorsun?» demiş Âişe (Radiyallahü anhâ):

— «Kardeşim Abdurrahmân b. Ebî Bekr'in kabrini ziyaretten geliyorum.» cevâbını vermiş. İbnî Ebî Müleyke:

— «Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kabir ziyaretini yasak etmedi iniydi?» deyince Aişe:

— «Evet, etmişti, ama sonra da ziyaret olunmasını emir buyurdu demiş.

Ulemâdan bâzıları yaşlı kadınlarla tazeler arasında fark görmüşlerdir:

Kurtubî : «Genç kadınlara kabir ziyareti haramdır. Fakat ihtiyarlarına bu mubahtır. Erkeklerden ayrı çıkarlarsa, kabir ziyareti hepsine caiz olur.» demiştir.

Yine Kurtubi'nin beyânına göre: Ulemâdan bâzıları kadınları kabir ziyaretine çıkmaktan meneden hadîsi, kabristana çok giden kadınlara hamletmek istemişlerdir.

Kabristana çok gitmek, kocasının hakkını yemeye, kırıtarak dillere destan olmaya, yaygara v.s. gibi mefsedetlere sebep olacağı için kadınların çok kabir ziyaret edenleri bu işden menedilmişlerdir. Zâten zûvvârât ile zâirât arasında fark vardır.

Zûvvârât: Çok ziyaret edenler; zâirât ise: Alel'âde ziyaretçi kadınlar, mânâsına gelir.

Şa'bi ile îbrâhim Nehâi'ye göre: Kabir ziyareti meşru değildir. Bâzıları, onların Büreyde hadîsini duymadıklarına kaail olmuşlardır. Çünkü Büreyde hadisi kabir ziyretinin tekrar mubah kılındığı hususunda nass'dır. Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Selletn) her sene Şühedâ' nm kabirlerini ziyaret eder, onslara selâm verir, duâ ederdi. Bunu Hulefâ-i Râşidin hazerâtı da yaparlardı. Hz. Alî, İbni Mes'ûdve Enes {Radiyallahü an/ıümj'ün kabir ziyaretine cevaz verdikleri rivayet olunur.

Hz. Fâtıme her Cuma Hz. Hamzâ'nm kabrini ziyaret edermiş. Hz. Ömer'in babasının kabrini Aişe (Raâiyallahü anhüma)'nısı Mekke'de kardeşi Abdurahmânm kabrini ziyaret ettikleri rivayet olunmuştur.

Bundan dolayıdır ki İbni Habİb: «Kabirleri ziyaret ederek, yanlarında oturmak ve geçerken orada yatanlara selâm ver-mekde bir beis yoktur. Bunu Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve SellemYde yapmıştır.» demiştir.

Hâsılı kabir ziyareti yalnız ilk zamanlarda yâni putperestliğin henüz bırakıldığı devirlerde yasak edilmişti. İslâmiyet kuvvet bulup, kabirlere tapmak mefsedetinden endîşe kalmayınca bu bâbdaki nehy kaldırılmıştır. Çünkü kabir ziyareti insana âhireti hatırlatır.

Ayni diyor ki: «Bütün bunlardan, kabir ziyaretinin kadınlar için mekruh hattâ bu zamanda haram olduğu mânâsı çıkar. Bahusus Mısır kadınlarına!.. Çünkü onlar dışarıya fitne ve fesâd için çıkarlar. Hâlbuki ziyaret ruhsatı âhireti hatırlatmak ve geçenlerden ibret alarak dünyâya dalmamak içindir.»

Tuluma şıra koyma mes'elesi «îmân» bahsinde kısmen görülmüştü. Bakiyyesi inşaallah «meşrubat» bahsinde görülecektir,

Kurban hakkında dahi yeri gelince malûmat verilecektir.



37- Întihar Edenin Cenaze Namazını Terk Babı


107- (978) Bize Avn b. Sellâm El - Kufi rivayet etti. (Dedi ki): Bize Züheyr, Simâk'den, o da Câbir b. Semura'dan naklen haber verdi. Câbir şöyle demiş: Peygamber (Sallaîlahii, Aleyhi ve Sellem)% kendini oklarıyla öldüren bir adam getirdiler de, onun cenaze namazını kılmadı.

Bu mevzuda bazı hadisler «îmân» bahsinde geçmişti... Ebû Şeybe'nin «Musannef»'inde tahrîc ettiği bir hadiste şöyle denilmektedir:

-Peygamber (Salîallahü Aleyhi ve Sellemj'in ashabından biri yaralandı, yarası kendisine pek ziyâde elem ve ızdırâp verince yassı demirli bir ok alarak, onunla intihar etti. ResûlûUah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onun cenaze namazını kılmadı.»

Bu hadisi Câbir b. Semûre rivayet etmiştir. Resûlüllah (Sallaîlahii Aleyhi ve SelletMJ'in bu gibi cinayetlerden menetmek için o kimsenin cenaze namazını kılmadığı; fakat ashabına:

Arkadaşınızın cenaze namazını kılın.» buyurduğu da rivayet olunmuştur.

Câbir b. Semûre hadîsini Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve îbni Mâce tahrîc etmişlerdir.

Buhârî'nin «Cenaze* bahsinde Sabit İbni Dahhâk (Radiyallahü ««Jı)'dan tahrîc ettiği bir hadiste Resûlüllah

(Salîallahü Aleyhi ve Sellem):

«Her kim kasten İslâmdan gayri bir dînin sâliki olmak üzere yemin ederse, o kimse dediği gibidir. Ve her kim kendini bir demirle öldürürse, cehennem ateşinde onunla azâb görür.» buyurmuşlardır.

Ayni hadîsi îmam Müslim de «Eymân» bahsinde tahrîc etmiştir. Yeri gelince inşaallah görülecektir.

Meşâkıs: Mişkas'ın cem'idir. Geniş oklak manasınadır.



Bu Hadisden Çıkarılan Hükümler:


1- Hadîs-i şerîf, intihar eden kimsenin cenaze namazı kıhnamı-yacağına kaail olanların delilidir. Halîfe Ömer b. Abdi1 azîz ile Evzâi'nin .ve Hanefii1erden Ebû Yûsuf'un mezhepleri budur.

Hasan-ı Basrî, İbrâhîm Nehal, Kata-de, imam A1 zam, İmam Mâlik, îmam Şafiî ve Cumhûr-u ulemâ' ya göre intihar eden kimsenin cenaze namazı kılınır. Onlara göre bu hadisde intihar edenin cenazesi kılınmıyacağına delîl yoktur. Bil'akis ashâb-ı kira m' m kılmış olmaları onun cenazesinin kılınacağına delildir.

Resûlüllah (Sallallakü Aleyhi ve Se/JemJ'in bizzat cenaze namazını kıldırmaması bu gibi fiillerden Müslümanları menetmek içindir. Nitekim borç ödemekte gevşeklik ve ihmâl gösterilmesin diye ilk zamanlarda borçlu ölenlerin cenaze namazlarım dahi kılmamış fakat ashabına kılmalarını emretmişti.

Kaadı îyâz diyor ki: «Bütün ulemânın mezheplerine göre: Kendisine had vurulan, recm olunan veya intihar eden her Müslümanın cenaze namazı kılınır.»

2- imam Mâlik ile diğer bâzı ulemâdan rivayet olunduğuna göre hadd-i şer'î ile öldürülen bir kimsenin cenaze namazını Müslümanların büyüğü kıldırmaz. Diğer fazilet sahipleri dahî fâsık-ları menetmek için onların cenazelerini kılmazlar.

3- Zührî, recmedilerek öldürülen bir kimsenin cenaze namazı kılınamıyacağına fakat kısâsen öldürülenin cenazesi kılınabileceğine kaaü olmuştur.

4- imam A'zam'a göre: islâm devletine karşı muharebe edenle, âsi çetecilerin cenaze namazları kılınamaz.

5- Katâde, veled-i zinanın; Hasan- Basri de zinadan çocuk doğrup da, nifâs hâlinde ölen kadının ve doğurduğu çocuğun cenaze namazı kılmamıyacağını söylemişlerdir.

6- Selef-i sâlihîn' den bâzıları küçük çocuğun cenaze namazı kılınamıyacağına kaail olmuşlardır.

7- Düşürülen çocukların cenaze namazları hakkında ihtilâf vardır. Hadîs ulemâsının fukahâsı ile seleften bâzılarına göre dört aylık iken düşen çocuğun cenaze namazı kılınabilir. Cumhûru fukahâ'ya göre ise doğan çocuk ne suretle olursa olsun bir hayât eseri göstermedikçe üzerine cenaze namazı kılınamaz.

8- Küffâr ile harbederken öldürülen şehidin hükmü dahi ihtilaflıdır, imam Mâlik ile îmam Şafiî'ye ve diğer bir çok ulemâya göre şehîd yıkanmaz; cenaze namazı da kılınmaz.

Hanefiİler'e göre: Şehid yıkanmaz fakat cenaze namazı kılınır.

Hasan-ı Basrî1 den rivayet olunduğuna göre şehîd hem yıkanır hem de namazı kılınır.


--------------------------------------------------------------------------------

[1] Hz. Ebâ Eyyûbe'l-Ensârî'nin azatlısıdır, sahîheyn râvîlerindendir

[2] İbni Sefine veya Sefine: Hz. ümmü Seleme'nİn azatlısıdır. Bâzılarına göre ismi Rebah; lâkabı Sefîne'dir.

[3] Hind binti Umeyye Ummühât-ı mü'minîndendir. Vaktiyle Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Seüemyin süt kardeşi Ebû Seleme ile evli idi. O vefat edince Peygamber (Sallallhü Aleyhi ve Sellem) ile evlendi. Erbâb-ı Fasâhatdan idi. 59 veya 61 târihinde vefat etmiştir.

[4] Sûre-i Bakara âyet 156.

[5] Ebû îshSk Kabîsatii'bnu Züeyb (? - 86) Medînelidir. Şam'da yaşamıştır. Fukahâdan bir zâttır.

[6] Sahîheyn râvîlerindendir.

[7] Ebûl-Hasen Müsennâ b. Muâz b. Muâz (? - 228) Basrahdır

[8] Yahut îbni Ebîl-Muallâ EI-Ensârî: Medine'nin kadısı idi; sahîheyn râvîlerindendir.

[9] Kûfelidir. Müslim'in râvîlerindendir.

[10] Hafsa binti Ömer b. Hattâb (Radiyallahü anh): Ummü'l-Mü'minîndendir. Resûlüllah {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile Hicretten üç yıl evvel evlenmiş, 45 târihinde vefat etmiştir

[11] Süreri Nemi âyet 80

[12] Sûre-i Fâttr âyet 22

[13] Bunlar: Abdullah b. Abbâs, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Mes'ûd ve Abdullah b. Amr'dır.

[14] Sûre-i Müntehine âyet 12.

[15] Hades: Abdestsizlik ve cünupluk gibi şeylerdir.

[16] Resûlüllah (SaUalhthü Aleyhi ve SeUcmı'e yL'iışmiş fakat ondan hadîs dinnıcüıişiir 100 târihinde; 100 yaşında vefat etmiştir

[17] Müslim'in râvîierinderKİir.

[18] Basrah sayılır. Müslim'in râvîsidir.

[19] Ebû Bekir Abdullah b. Saîd b. Ebi Hind: (?-146) azatlılardandır. Sahibeyn râvîlerîndendir.

[20] Basra'lıdır; Sâhiheyn râvîîfrııuU-ndir

[21] Ebu Zekeriyyft Yahya b. Dureys: Azatlılardandır. Rey'de kadılık yapmıştır; Müslim'in râvîlerindendir.

[22] Basrahdır, Müslim'in râvîlerindendir

[23] îbni Ebî Nemir'in âzatlısıdır; sahîheyn râvîlerindendir

[24] Ebû Sabit Sehl b. Huneyf b. Vâhib (R.A.): Medîne'li Osman b. Huneyf in kardeşidir. 38 târihinde vefat etmiştir.

[25] Ebû AbdillAh Vâkıd b. Amr b. Sa'd b. Muâz El-Ensârî: Medîne'lidir. Müslim'in râvîlerindendir

[26] Ebû Mervân Mes'ûd b. Hatem-f Ensârî: MedîneMidir. Peygamber (S.A.V) zamanında doğduğu söylenir. Müslim'in râvtsidir

[27] Ebû Cafer Abdullah b. Cafer b. Abdirrahman El-Misverî El-Kurâşî: Müslim'in râvîlerindendir.

[28] Serahs: Horasan'da mâruf bir şehirdir. Ebû't-Teyyâh'm burada zikri geçmemiştir. Müslim'in, Ebû Cemre ile birlikte onu da kaydetmesi, birçok şeylerde ikisi beraber oldukları içindir. Zira ikisi de Basra'h, ikisi de Tabiî, ikisi de mevsuk ve ikisi de 128 târihinde Serabs'da vefat etmişlerdir.

[29] Hayyân b. Husayn: Kûfeîi'dir. Cenaze i e; haktonca Hz, Ali'den hadi* rivayet etmiştir. Müslim'in râvîlerindendir.

[30] Şamlıdır, Sahîheyn râvîlerindendir.

[31] Vasıletü'bnü Eskaa': Ehl-i safa'dandır, Şam'dan Kudüs'e hicret etmiştir. (R.A.) (?-83)

[32] Kennâz b. Husayn (R..A): (?- 12) Şamlılardan sayılır; Bedir gazasına iştirak eden ashâb-i kirâmdandır.

[33] Ebû Hamza Abdülvâhid b. Hamza El-Esedî: Medîndidir, Müslümİn râ-vîlerindendir

[34] Ayni kabileye mensuptur, sahîbeyn râvîlerindendir.

[35] Küfedir. Müslim'in râvîlerindendir.

[36] Ebû Abdirrahman Zübeyd b. Haris El Yâmî: (P-I24) Kûfelidir. Sahîbeyn râvîlerindendir



© 2015 http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/