EZAN'IN FAZİLETİ

 

islam




91- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Ahn) Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

"Eğer insanlar, ezanda (ezan okumada) ve ilk safta ne kadar büyük bir fazilet olduğunu bilseler, sonra sıkışıklıktan kura çekmekten başka çare bulamasalar, muhakkak (ön saffı elde etmek için) anılarında kura çekerlerdi.'[1]

92- Ebû Hüreyre'den rivayet edildiğine göre, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

"Namaz için ezan okunduğu zaman, şeytan ezan sesini işitemeyinceye kadar, kıç atıp geri kaçar."[2]

93- Muaviye'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve SellenVin şöyle buyurduğunu işittim: "Müezzinler, kıyamet gününde insanların boyca en uzun (en şerefli ve baş) olanlarıdır."[3]

94- Ebû Sa'îd El-Hudrî'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre,

Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim:

"Müezzinin sesinin ulaştığı son hudud içerisinde, onun sesini duyan hiç bir cin, hiç bir insan ve hiç bir (cansız) şey yoktur ki, kıyamet gününde o müzzine şahidlik etmesin."[4] Ezanın fazileti hakkındaki hadisler çoktur.

Ezan okumakla imamlık görevlerinden hangisinin daha faziletli olduğu konusunda alimlerimiz dört görüşle ihtilâf etmişlerdir:

1- Sahih olan, ezanın daha faziletli olduğudur.

2- İmamlık daha faziletlidir.

3- İkisi de fazilette eşittir.

4- Eğer imam, imamlık haklarını yerine getirdiğini ve imamlık hasletlerini toplamışsa, imamlık daha faziletlidir, değilse müezzinlik daha faziletlidir.


Ezanın Şekli


Ezanın lâfızları, herkesçe bilinen sözlerdir. Ezanda terci' yapmak bize göre sünnettir. Terci' şudur: Müezzin en yüksek sesiyle dört defa:

"Allahu. ekber, Aîlahu ekber, AÜahu ekber, Allahu ekber" Dedikten sonra kendisine ve yanındakilere işittirecek kadar gizlice:

"Eşhedü en lâ ilahe illallah, Eşhedü en lâ ilahe illallah - Eşhedü enne Muhammeden resûlüllah, Eşhedü enne Muhammeden resûlüllah"

der. Sonra bu gizli söylediklerini aynen yüksek sesiyle tekrarlar. Yani:

"Eşhedü en lâ ilahe illallah, eşhedü en lâ ilahe illallah, eşhedü enne Muhammeden resûlüllah, eşhedü enne Muhammeden resûlüllah"

söyler.

Tesvîb de bize göre sünnettir. Tesvîb şudur: Özellikle sabah ezanında "Hayye ale'l-felâh" sözünü bitirince:

"Esselâtü hayrün mine'n-nevm, esseiâtü hayrün mine'n-nevm" (Namaz uykudan hayırlıdır)

demektir. Ezanda terci' ve tesvîb yapmaya dair hadîsler naklolmuştur, bunlar meşhurdur.

Bilinmelidir ki, terci' ve tesvîb'i terk edenin ezanı sahihtir; ancak faziletli olanı bırakmış olur. Mümeyyiz olmayan (kâr-zararı ayıramayacak kadar küçük olan) kimsenin, kadının ve kâfirin ezanı sahîl olmaz. Mümeyyiz olan çocuğun ezanı sahih olduğu gibi, ezan okuyup da şehadet kelimelerini getiren bir kâfirin de ezanı, muhtar olan mezhebe göre İslâm'ından dolayı sahîh olur. Bazı alimlerimiz de, İslâm hükmünü ezan taşımadığından ezanı sahîh olmaz; çünkü başlangıçta müslüman değildi. Ezanın bir kısmı İslâm'dan önce okunduğundan onun ezanı sahîh olmaz.

Bu bölümle ilgili fer'i meseleler çok olup fıkıh kitablarmda tespit edilmiştir. Burası onları saymak yeri değildir.


İkâmetin Şekli


Sahîh hadislerle sabit olan muhtar ve sahîh mezhebe (Şafiî mezhebine) göre, İkâmet onbir cümleden ibarettir. Hanefi mezhebinde ise, ezanın şekli ile ikamet arasında fark yoktur; yalnız "Felâh"Iardan sonra iki defa: "Kad kameti's-salâtü kad kameti's-salâh" denilir.

(Şafiî mezhebine göre) İkamet cümleleri şöyledir:

"Allahü Ekber Allahu Ekber, Eşhedü en lâ ilahe illallah, Eşhedü Enne Muhammeden Resûlüllah, Hayye Alessalâh, Hayye Alelfeiâh, Kad kameti 's-salâh, Kad katemi's-saîâh, Allahü Ekber, Allahu Ekber, Lâ ilahe illallah..."

Bilinmelidir ki, bizim mezhebde (Şafiîlerde) sahih olan, ezan ve ikametin sünnet oluşudur. Bu hususta cuma ve diğer namazların ezanı müsavidir. Bazı alimlerimiz de demişlerdir ki, bunların ikisi de farzı kifayedir. Bazıları da, cumada bunlar farzı kifayedir, diğer namazlarda değil. Eğer ezan ve ikametin farzı kifaye olduğunu kabul edecek olursak, bir şehir veya bir mahalle müslümanlan tüm olarak bunları terk ettikleri takdirde, onları bu terklerinden dolayı yola getirmek için şiddet kullanmak gerekir. Fakat bunları sünnet olarak kabul edince, onlara bu şiddeti uygulamak, sahîh mezhebde yoktur; nitekim öğlenin ve diğer vakitlerin sünnetlerini terkden dolayı şiddet kullanılmadığı gibi... Bazı alimlerimiz de demişlerdir ki, ezan ve ikamet, İslâm'ın alâmetleri olduğundan, bunları terk eden topluma şiddet kullanılır.

Ezanda sesi yükseltmek ve ağır ağır okumak müstehabdır. İkamet ise çabukça getirmek ve ezandan daha hafif bir sesle okumak müstehabdır. . Ezan okuyan müezzinin güzel sesli, güvenilir ve itimad edilir, gönüllü ve vakıttan haberdar kimse olması da müstehabdır. Müezzinin yüksek yerde durması, kıbleye yönelmesi, ayakta olması, abdestli bulunması hem ezanda, hem de ikamette yine müstehabdır.

Bir kimse, kıbleye arka çevirerek yahud oturarak, yahud yatarak, yahud abdestsiz olarak, yahud cünüb bulunarak ikamet veya ezan okursa ezanı kerahetle sahîh olur. Cünübdeki kerahet, abdestsiz olandan daha şiddetlidir. Bu durumlarda ikamette olan kerahet çok daha şiddetlidir.

Ezan, ancak beş vakit namaz için meşru' kılınmıştır: Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı. Bu namazlar ister kaza, İster edâ olsun ve ister namaz kılan mukim olsun, ister müsafir bulunsun, fark etmez. Yine ister tek başına kılsın, ister cemaatla kılsın. Ancak bir kişinin ezan okuması ve ikamet getirmesi kâfidir, diğerlerinin getirmesine gerek yok.

Bir vakit içinde, bir çok kaza namazları kıhnsa, yalnız ilk kaza için ezan okunur ve ondan sonra kılınan her kaza namazı için ikamet getirilir. (Arafat ve Müzdelife'de olduğu gibi) iki vakit namazı bir arada kıhnsa, yalnız birinci için ezan okunur, her namaz için ikamet yapılır. Beş vakit namaz dışındaki namazların hiç biri için ezan okumak yoktur; bunda ittifak vardır.

Bazı namazlar vardır ki, bunlar cemaatla kılınmak istendiği zaman "Essaîâtü camiatün (Cematla namaza)" demek müstehab olur; bayram namazı, güneş tutulma namazı, yağmur duası namazı gibi... Bir kısım namazlar için bunu söylemek müstehab olmaz; sünnet namazları, mutlak nafile namazları gibi... Bir kısım namazlar da vardır ki, bunlarda namaza davet edip etmemekte ihtilâf vardır. Teravih ve cenaze namazları gibi... Doğrusu, teravih namazı için davet yapılır, cenaze namazı için yapılmaz.

İkamet, ancak vakit içinde ve namaza girmek istendiği zaman sahîh olur. Ezan ise, sabah vakti müstesna, namaz vakti girdikten sonra sahîh olur. Sabah vakti için, vakit girmeden önce ezan okunması caizdir. Fakat sabah namazının vaktinden önce hangi zamanlarda ezan okunabileceği


Dualar Ve Zikirler


hususunda ihtilâf vardır. Sahîh olanı, gece yarısından sonra okunmasının * cevazıdır. Seher vaktinde okunabileceği söylenmiştir. Bütün gece boyunca okunabileceği söylenmişse de, bu bir şey ifade etmez. Gecenin üçte ikisinden sonra okunabilir sözü de vardır; fakat ilk hüküm geçerlidir.

Kadın ve Hünsa-i müşkil (Erkek veya kadın olduğu tesbit edilemeyen kişi) ikamet getirebilirler fakat ezan okuyamazlar; çünkü bunlar seslerini yükseltmekten yasaklanmışlardır.


Müezzini Ve İkamet Getireni Dinleyen Kimsenin Okuyacağı Dualar


Müezzini ve ikamet getireni dinleyen kişinin, söylenen sözleri aynen söylemesi müstehabdır; yalnız "Hayye alessalâh ve Hayye alelfelâh" dedikleri zaman, bunların herbiri arkasından

"Lâ havle ve la kuvvete denilir. Bir de sabah ezanındaki:

''Essaîâtü Hayrün Mine'n-nevm cümlesi arkasından:

"Sadakte ve bererte" (Doğru söyledin, sattakat gösterdin)" denilir. Burada:

''Sadaka Resûlûüah Salîalîahü Aleyhi ve Sellem, Essaîâtü Hayrun Mine'n-nevm"

söylenir de denmiştir.

İkametin: "Kad kameti's-salâh " (Namaz başladı) sözleri arkasından da:

Ekâmellâhu ve edâmeha" (Allah namazı ikame etsin ve devam ettirsin)" söylenir.

Eşhedü enne Muhammeden resûlüllah" dan sonra da

"Ve ene eşhedü enne Muhammeden resûlüllah" denir ve şöyle ilâve yapılır:

"Razîtü billahi rabben ve bimuhammedin sallallahu aleyhi ve selleme resûîen ve bi'1-islâmi dînen."

Ezanın bütün sözlerine uyulup ezan tamamlandıktan sonra, Peygambe-re salât ve selâm getirilir (Allahümme Salli ve Sellim alâ seyyidina Muham-med, denilir). Sonra şu dua yapılır:

"Allahümme rabbe hazihi'd-da'veü't-tâmmeti vessalâti'i-kâimeti, âti muhammedeniivesîlete ve'I-fazîlete,veb'ashü makâmen mahmuden* illezi vaadtehu"

(Ey bu kâmil davetin ve hazır olacak (devamlı) namazın Rabbı olan Allah! Muhammed'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), cennette en yüksek ve en faziletli dereceleri ver ve onu kendisine va'd buyurduğun şefaat makamına eriştir)'* Sonra ahiret ve dünya işlerinden istenen dua yapılır.

95- Ebû Sa'id El-Hudrî (Radıyallahu Anh), Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Ezanı işittiğiniz zaman, müezzinin söylediği gibi söyleyin."[5]

96- Abdullah b. Amr b. EI-As'dan rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işitmiştir:

"Müezzinin ezanını işittiğiniz zaman, onun söylediği gibi söyleyin, sonra bana salât getirin. Çünkü bana bir salât getirene, Allah o salât yüzünden on rahmet verir. Sonra benim için Allah'dan vesile isteyin; çünkü o vesile, cennette bir derecedir ki, o derece, Allah'ın kullarından ancak bir kula lâyıktır. O kimsenin de ben olduğumu ümid ediyorum. İşte ben benim içirt bu vesileyi isterse, ona şefaat kararlaşır (vacib olur)"[6]

97- Ömer b. Hattab'dan (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

"Müezzin:

"Allâhu ekber, Allâhu ekber"

deyince, sizden biriniz: "Allâhu ekber, Allâhu ekber" derse; Müezzin sonra:

"Eşhedü en lâ ilahe illallah"

deyince, sizden biriniz: "Eşhedü en lâ ilahe illallah" derse; Sonra müezzin:

"Eşhedü enne Muhammeden resûlüllah"

deyince, sizden biriniz: "Eşhedü enne Muhammeden resûlüllah" derse; Sonra müezzin:

"Hayye Ale's-salâh" deyince, sizden biriniz:

Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" derse;

Sonra müezzin:

"Hayye ale'l-felâh"

deyince, sizden biriniz: "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" derse; Sonra müezzin:

"Aîîâhu ekber, Allahu ekber"

deyince sizden biriniz "Allahu ekber, Allahu ekber" derse; Sonra müezzin:

"Lâ ilahe illallah" deyince, sizden biriniz (bütün bunlara iman ederek) kalbi ile:

"Lâ ilahe illallah" derse, cennete girer. "[7]

98- Sa'd b. Ebî Vakkas'dan (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

"Müezzinin ezanını dinleyen kimse, şu sözleri söylerse, onun günahı bağışlanır:

"Eşhedü en lâ ilahe illâllahu vahdehû lâ şerike leh. Ve enne Muhamme-den abdühû ve resûlühu. Razîtü billahi rabben ve bimuhammedin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) resûlen ve bi'1-İsiâmi dînen."

(Allah'dan başka ilâh olmadığına yalnız O var olduğuna şahidlik ederim, O'nun ortağı yoktur: Muhammed (S.A.S.) O'nun kuludur ve peygamberidir. Rab olarak Allah'a, Peygamber olarak Muhammed'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem), din olarak İslâm'a razı oldum)"[8]

Bir rivayette de: "Ben de şahidlik ederim..." şekh'nde söze başlanılıyor.

99- Hazreti Aişe'den (Radıyallahu Anha) sahîh bir isnadla şöyle rivayet edilmiştir:

"Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, müezzinin ezanım işittiği zaman, şehadet kelimesini getirir ve: Ben de, ben de (şahidlik ederim." buyururdu.[9]

100- Câbir b. Abdullah'dan (Radıyallahu Anhüma) rivayet edildiğine göre, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim ezanı işittiği zaman:

"Allâhümme rabbe hazihi'd-da'veti't-tâmmeti vessalâti'l-kâimeti; âti Muhammedeni'l-vesîlete ve'1-fazîlete veb'ashu makâmen mahmudeni'1-lezî vaattehû"

(Ey bu kâmil davetin ve hazır olacak (devamlı) namazın Rabbı olan Allah! Muhammed'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cennette en yüksek ve en faziletli dereceleri ver; ve onu, kendisine va'd buyurduğun şefaat makamına eriştir) derse, kıyamet gününde benim şefaatim ona vacib olur."[10]

101- Muaviye'den rivayet edildiğine göre, demiştir ki: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, müezzinin: Hayye Alelfelâh (kurtuluşa gelin) sözünü işittiği zaman:

"Allâhümmec'alnâ müflihîn"

(Allah'ım bizi kurtulanlardan yap) buyururdu."[11]

102- Ebû Ümame (Radıyaîlahu Anh) den rivayet edildiğine göre, Hazreti Bilâl (Radıyallahu Anh) ikamete başlayıp: "Kadkameti's-salâh" deyince, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Selİem şöyle buyurdu:

"Ekâmehallâhu ve edâmehâ"

(Allah namazı ikâme etsin ve onu devam ettirsin)" ikametin diğer sözlerinde Hazreti Peygamber, Hazreti Ömer'in ezan hakkında rivayet ettiği hadîsteki sözlerin aynını söylerdi.[12]

103- Ebû Hüreyre'den rivayet edilmiştir ki: Hazreti Peygamber müezzinin ikamet getirdiğini işittiği zaman şöyle derdi:

"Allahümme rabbe hazihid-da 'veti't-tâmmeti vesseîâti'l-kâimeü, salli alâ Muhammedin ve âtihi su'Iehû yevme'l-kıyâmeti"

(Ey bu kâmil davetin ve hazır namazın Rabbı olan Allah, Muhamnıed'e rahmet et ve kıyamet gününde dileğini ona ver)"[13]

Namaz kılmakta olan bir kimse, ezan okuyanı yahud ikamet getireni işitirse, namaz içinde bunlara karşılık vermez (icabet etmez, onların sözleri- ni tekrarlamaz). Ancak namazdan selâm verip çıkınca, namaz kılmayan kimsenin yaptığı icabet gibi, icabet yapar. Namaz içinde müezzine veya ikamet getirene icabet yapılmış olsa mekruh olur, namazı batıi olmaz.

Helada iken müezzinin sözlerine yine icabet edilmez. Heladan çıkılınca icabet edilir. Hadîs okurken, yahud başka bir ilim okurken, yahud benzeri meşguliyet varken müezzinin okuyuşu işitildiği zaman, bütün bunlar bırakılır ve müezzine icabet edilir, sonra bırakılan işe dönülür. Aksi halde icabet elden çıkar; fakat üzerinde bulunduğu iş çoğunlukla kaçmaz. Herhangi bir durumda, müezzin ezanı tamamlayana kadar ona icabet yapılamamış olursa, araya uzun fasıla girmedikçe, müezzinin sözlerinin tekrarlanması müstehab olur.


Ezandan Sonra Okunacak Duâ


104- Enes'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre demiştir ki, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

"Ezan ile ikamet arasında yapılan dua geri çevrilmez."

Tirmizî demiştir ki, bu hadîs sahihtir, hasendir. Ancak Tirmizî rivayetinde, Câmi'inde "Kîtabu'd-Daavat = Dualar bölümünde" şu ilâveyi yapmıştır: "(Ashab) dediler ki: (Dua olarak) biz ne söyleyelim? Ey Allah'ın Resulü? Peygamber (ş.a.v) şöyle buyurdu: Allah'dan dünya ve ahirette afiyet isteyin. "[14]

105- Abdullah ibni Amr b. El-As'dan rivayet edildiğine göre, bir adam (Peygambere) şöyle dedi: Ey Allah'ın Resulü, müezzinler (şerefli hizmetlerinden dolayı) bize üstün bulunuyorlar? Bunun üzerine Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (ona) şöyle buyurdu:

"Müezzinlerin söyledikleri gibi söyle; bitirdiğin zaman da, (Allah'dan) iste, istediğin sana verilir. "[15]

106- Sehl b. Sa'd (Radıyallahu Anh) dan rivayet edildiğine göre demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

"İki duâ var İd, bunlar geri çevrilmezler: Ezan zamanında yapılan duâ ve insanların birbirine girdiği şiddetli savaş anında..."[16]


Sabah Namazının İki Rekât Sünnetinden Sonra Okunacak Dualar


107- Ebu'l-Melih'den (Amr b. Üsame'den) o da babasından (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre; babası sabahın iki rekâtını (sünnetini) kıldı; peygamber de onun yanında hafif (uzatmaksızın) iki rekât kıldı. Sonra Peygamber otururken üç defa şöyle buyurdu:

"Allahümme rabbe cibrîle ve isrâfîle ve mikâîîe ve muhammedin 'in-nebiyyi (Sallallahu aleyhi ve sellem) eûzü bike mine'n-nâri"

(Cibril'in, İsrafil'in, Mikâil'in ve Peygamber Muhammed'in (Sallallahu Aleyhi ve Selleme) Rabbı olan Allah'ım! Ateşten (cehennemden) sana sığınırım."[17]

108- Enes (Radıyaîlahu Anh) yolu ile rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.s) şöyle buyurdu: "Kim cuma günü sabahın farz namazından önce üç defa şöyle söylerse, günahları deniz köpükleri kadar dahi olsa, Allah onun günahlarını bağışlar:

"Estağfirullâhe'llezî lâ ilahe illâ hüve'l-hayye'l-kayyûme ve etûbü ileyhi"

(O Allah'dan mağfiret dilerim ki, O'ndan başka ilâh yoktur; O, hayat sahibidir, her şeyi idare edendir, ben de ona

tevbe ederim)"[18]



Namaz Kılmak İçin Saffa Girince Okunacak Duâ


109- Sa'd b. Ebî Vakkas'dan (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kıldırıyordu. Bir adam namaza geldi ve saffa varınca şöyle dedi:

'"Allâhümme âtini efdale ma tü'tîibâdeke's-sâlihîn" (Allah'ım! Salih kullarına verdiğinin en faziletlisini bana ver)" Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazı bitirince sordu:

"- Az önce konuşan kimdi?" Adam dedi ki, bendim, ya Resûlallah!... Peygamber buyurdu:

"- Sen bunu dediğin takdirde, (cihat için savaşta olan) atının ayakları

kesilir ve sen de Allah Teâla yolunda şehid edilirsin (böyle büyük bir sevaba kavuşursun). "[19]


Namaza Durmak İsteyince Okunacak Dualar


110- Rafi'nin annesinden (Selma'dan Radıyallahu Anha) rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir:

"Ya Resûlallah! Bana bir iş göster ki, Azîz ve Yüce Allah ondan dolayı bana sevab versin. Peygamber buyurdu:

- Ey Ümmü Rafi' (Selma), namaza kalktığın zaman, Allah Teâlâ'yı on defa tesbîh et "Sübhânellâhi" (Allah noksanlıklardan münezzehtir) de, O'nu on defa tehlîl et "Lâ ilahe illallah'* (Allah'dan başka ilâh yoktur) söyle, on defa ona hamd et "Elhamdü lillâh" (Hamd Allah'a mahsustur) söyle, on defa ona tekbir getir "Allâhu ekber" (Allah her şeyden büyüktür) söyle, on defa da ona istiğfar et "Estağfirullâh" (Allah'dan mağfiret dilerim) de. Sen Allah'ı tesbîh edince, (Allah) bu benim (hakkım), der. Tehlîl getirdiğin zaman, bu benim için, der. Hamd ettiğin zaman, bu benim için, der. Tekbîr getirdiğin zaman, bu benim için, der. İstiğfar getirdiğin zaman, mağfiret ettim (seni bağışladım), der."[20]


Namaz İçin İkamet Zamanında Okunacak Duâ


111- îmam Şafi'î, "Ümm" kitabına isnad ederek rivayet ettiği mürsel bir hadîse göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Duanın kabulünü; ordular (muharebe birlikleri) karşılaştığı zamanlarda, namaz için ikamet edildiği zamanlarda ve yağmur yağdığı zamanlarda isteyiniz."

Şafi'î demiştir ki, yağmur yağarken ve namaz için ikamet yapılırken, duanın kabulünü istemeyi, birden çok kimselerden ezberledim.




--------------------------------------------------------------------------------

[1] Buhârî. Müslim

[2] Buhârî. Müslim. Muvatta', Ebû Dâvud. Nesâî.

[3] Müslim.

[4] Buhârî. Muvatta'. Nesâî. İbn-i Mâce.

[5] Buhârî. Müslim. Muvatta'. Ebu Dâvud. Tirmizî. Nesâî

[6] Müslim. Ebû Dâvud. Tİrmizî. Nesâî.

[7] Müslim. Ebü Dâvud. Nesâî.

[8] Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî. Ibtı-i Mâce.

[9] Ebû Dâvud.

[10] Buhârî. Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî

[11] îbn-i Sünnî.

[12] Ebû Dâvud.

[13] İbn-i Sünnî.

[14] Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî. İbn-i Sünnî.

[15] Ebû Dâvud.

[16] Ebû Dâvud. Sahih bir isnadla.

[17] Ibn-i Sünnî.

[18] îbn-i Sünnî.

[19] Neseî. İbnİ Sünnî. Buharı de Tarihinde, Muhammed b. Müslim b. Aiz'in hal tercemesinde bunu rivayet etmiştir.

[20] İbn-i Sünnî.