Ebu Hanife Müsnedi > YİYECEK, İÇECEK, KURBAN, AV VE BOĞAZLANMIŞ HAYVANLAR BÖLÜMÜ

 

islam


(35 Hadisitir)




390/1 İbn Ömer'in şöyle dediği rivayet edildi:

«Azı dişi bulunan yırtıcı hayvan eti yemeyi Hz. Peygamber nehy etti.



391/2 İbn Ömer'in şöyle dediği rivayet edildi:

Hayber savaşı günü, Hz. Peygamber, tırnaklı yırtıcı kuş eti yemeyi nehy etti.»



392/3 El Berâ'nm şöyle dediği rivayet edildi:

«Ehiî eşeklerin etlerini yemeği, Hz. Peygamber nehy etti.»



393/4 İbn Ömer'in şöyle dediği rivayet edildi;

«Serçe, baykuş ve benzeri yer haşaratını (yemekten) nehy olunduk.»



394/5 Abdullah'ın şöyle dediği rivayet edildi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu kim: «Bir kimse, ihramda olsun veya olmasın, bir kurbağa öldürürse bir koyun (kurban) etmesi gerekir.»



395/5 Hz. Aişe'derr şöyle rivayet edildi:.

Kendisine bir kertenkele hediye edilmişti. Onu yiyip yiyemiyeceğini Hz Peygamberden sordu. Yemesini nehy etti. Sonra bir dilenci geldi; kertenkelenin ona verilmesini söyledi. Bunun üzerine Hz. Peygamber ona şöyle dedi:

«Yemediğin- şeyi yedirecek misin?»



396/7 Adî bin Hatem'in şöyle dediği rivayet edildi:

Resûlullah sallallahü aleyhi ve seilemden sordum:

« Ey Allah'ın Resulü! dedim, biz öğretilmiş av köpeklerini avın peşinden gönderiyoruz. Yakalayıp getirdiklerim yiyelim mi?»

Cevap verdi:

«—. Onu Allah'ın ismini anarak gönderirsen ve başka bir köpek de işe karışmazsa, yersiniz.»

Ben tekrar sordum.

«— Öldürmüş olsa da mı...?»

«— Öldürmüş olsa da...»

diye cevap verdi.

«— Ey Allah'ın Resulü! dedi-m; mirâd [1] ile avlanmamıza (ne buyurursunuz?»

Cevap verdi:

«— Atarken besmele çeker yaralıya bilirsen ye! Ortası île vurursan yeme!»



397/8 Ebû Saîd'in şöyle dediği rivayet edildisin!

Resûluilah sallallahü aleyhi ve.seflem buyurdu ki:

«Suyun çekilmesiyle dışarda ikaları (balık ve benzerlerini) yiyebilir-



398/9 Ebû Hanîfe Hazretleri, Aişe 'bint-i Acred'den rivayet etti:

Resûluüah saiialiahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Yeryüzünde Allah'ın askerlerinin çoğu çekirgedir. Onu ne yenim, ne de haram ederim!.»



399/10 Râfi bin Hedic'in şöyle dediği rivayet edildi:

Sadaka develerinden bir tanesi, ürkerek kaçmıştı. Yakalamaya çalıştılar. Deve kendisini tutmaya çalışanları yorunca, bir kişi attığı ok ile onu ölüm yerinden vurdu.

Nebî saiialiahü aleyhi ve selleme danıştılar. Yenmesin-! emretti ve sözlerine şöyle devam buyurdu:

« O devede de tıpkı vahşî hayvanlarda olduğu gibi, insanlardan korkup kaçma vardır. Onun için bu gibi hayvanları tutmaktan âciz kalırsanız bu deveye yaptığınız gibi yapın, sonra da yiyin!»

(a) Bir rivayette şöyie dedi:

Sadaka develerinden bir tarresi ürkerek kaçtı. Bir kişi de bir ok atarak onu öldürdü.

Nebî sallallahü aleyhi ve selleme sorulduğunda:

«— Onu yiyiniz. Zira, vahşi hayvanlar gibi o da insana alışkın değildi» cevabını verdi.



400/11 ıbn Ömer'in şöyle dediği rivayet edildi:

«'Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, nişangâh olan hayvanın etini yemeği nehy etti.»



401/12 İbn Ömer'in şöyie dediği rivayet edildi:

«Ka'b bin Malik, Hz. Peygamber'e geierek:

«— Ey Allah'ın Resulü! Bir kadın (veya' kız) çobancik, sürüsünü güderken içerisinde, öleceğinden korktuğu bir koyunu çakmak taşı ile boğazladı» dedi.

Hz. Peygamber de ona, boğazlanan koyunun etini yemesini, emretti.



402/13 Câbir bin Abdullah'ın şöyle dediği rivayet edildi: «Ensârdan olan bir genç Uhud (dağına) doğru yola çıkmış, yolda giderken bir tavşan avlamıştı. Boğazlamak için hiçbir şey bulamayınca, onu bir taş ile kesmişti. Elinde asılı tutarak onu Hz. Peygambar'e getirdi Resuullah fS.A.VI de onu vemeöi emretti.»

(a) Bir rivayette şöyle dedi:

«Bir adam İki tavşan yakalıyarak, onları keskin çakmak taşı ile boğazlamıştı.

Nebî sallallahü aleyhi ve sellem onları ye-mesini adama emir buyurdu.»

(b) Bir rivayette şöyle dedi:

«Benî Seleme'den bir adam, Uhud (dağında) bir tavşan yakalamış, bıçak bulamayınca, onu taş ile boğazlamıştı.

Nebî sailallahü aleyhi ve sellem tavşanı yemesini ona emretti.»



403/14 Abdullah bin Mesûd'un şöyle dediği rivayet edildi:

«Resûlullah saliallahü aleyhi ve sellem, bir kadının- kesmiş olduğu hayvanın etinden yedi. Ve, kadınların öldürülmelerini netıy etti.» [2]



404/15 İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edildi: Resûluilah sallailahü aleyhi ve seİlem buyurdu ki-: Allah'ın katında, Zilhicce ayının (ilk) on günlerinden daha kıymetli gün-ler yoktur, O günlerde Allah Tealâya çok ibadet ediniz!»



405/16 İbn Ömer'in şöyle dediği rivayet edildi:

«Resûluilah sallallahü aleyhi ve seilem kurban kesmek suretiyle, kurbanın meşruiyetini tesbit etmiştir.»



406/17 Cabİr bin Abdillah'ın şöyle dediği rivayet edildi: Çek yünlü ve alaca renkli iki koçu Hz. Peygamber kurban etti. Bunlardan bir tanesi kendi adına; diğeri ümmetinden Allah'tan başka hiç bir ilâh olmadığına şahadet edenler adına idi.



407/18 Ebû Burde bin Niyâr'dan rivayet edildi ki Ebü Burde (Kurban bayramı) namazından önce bir koyun kesti. Yaptığı bu işi Hz. Peygamber'e anlatınca:

«— Senin için (bu seferlik) kurban sayılır. Fakat bundan böyle (kurbanını namazdan önce kesen) hiçbir kimse için sayıimaz» buyurdu.



408/19 Abdullah bin Bureyde'nin babasının şöyle dediği rivayet edileli:

Nebî sallaliahü aleyhi ve selİem buyurdu ki:

«Kurbanlarınızın etlerini üç günden fazia evlerinizde bekletmenizi nehy etmemin sebebi, varlıklı olanlarınızın dar gelirlilerinize yardım etmelerini sağlamak idi.»



409/20 Cabir'den şöyle rivayet edildi:

Muharip hazretİeri Cabir'in evine geldi. (Yemeğe oturduklarında) Ca-bir ekmek ile sirke getirip:

«— Resûiuüah (S.A.V.) zahmete girmemizi nehy etmişti. Bu olmasaydı, sizin için zahmete girerdim. Ve yine ben, Hz. Peygamberden duydum:

«Sirke ne hoş katıktır!» diyordu.



410/21 Cabir'in şöyle dediği rivayet edildi: «Resûlullah sailallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Sirke ne hoş katıktır.»

411/22 İbn Ömer'in şöyle dediği rivayet edildi: Hz. Peygamber buyurdu ki:

«Kâfir, yedi bağırsağını, mü'min bir tek bağırsağını doldurmak için

yer.»



412/23 Ebû Cuheyfe'nin şöyle dediği rivayet edildi:

Resülullah sallaliahü aleyhi ve seilem buyurdu ki:

«(...) Bana gelince, ben hiç bir tarafa yaslanarak yemek yemem. Kulun yediği şekilde yer, içtiği şekilde içerim; ve Rabbıma ölünceye kadar ibadet ederim.«



413/24 Huzeyfe'nin şöyle dediği rivayet edildi:

«Altın ve gümüş kaptan içmemizi, yememizi, ipek ve dibâc elbise giymemizi, Hz. Peygamber nehy etti. Ve:

« Bunlar dünyada müşriklerin, ahirette sizin kullandığınız şeylerdir» buyurdu.



414/25 Abdurrahmart bin Ebî Leylâ'nın şöyle dediği rivayet edildi:

Huzeyfe bin el-Yemân ile Medâin'e gittiğimizde, Dihkan'a misafir olduk. Yemek getirdi, yedik. Sonra Huzeyfe içecek bir şey istedi. O da gümüşten bir kaba koyup getirdi. Huzeyfe gümüş kabı alıp onun yüzüne vurdu. Bu davranışı bizi üzmüştü. Bizlere o zaman:

«— Niçin böyie yaptığımı biliyor musunuz?» diye sordu.

«— Hayır!» dedi..

«— Ben, dedi, geçen yıl Ona yine misafir olmuştum. Su istedim, ayni kapla getirmişti. Kendisine o zaman «Resûlullah (S.A.V.} in, «Altın ve gümüş kaptan yememizi ve içmemizi; ipek ve dibâc elbise giymemizi nehy etti. Bütün bunlar müşriklerin dünyada, bizlerin ahirette kullanacağı şeylerdir» sözünü haber vermiştim.



415/26 Abdurrahman bin Ebî Leylâ'nın şöyie dediği rivayet edildi: Ûihkan'dan, Huzeyfe bin el-Yemân su istemişti. Gümüş bir kap içersinde İçecek bir şey getirdi. Huzeyfe kabı alarak yüzüne vurdu. Ve:

— Şurası muhakkak ki, Resûlullah (S.A.V.) gümüş kapia içmenizi nehy etti» dedi.



416/27 ;Ebi Leylâ anlattı:

Biz Huzeyfe ile beraber Medain'de idik, bir difrkandan su istedik gümüş bir kâsede su getirdi. Huzeyfe suyu alıp getirenin yüzüne attı. Ve sonra şöyle dedi:

Resûlullah Sallailahü Aleyhi ve Sellem :bize altın ve gümüş kabı yasak etmiştir.

Bize «Bunlarr onlar (kâfirler) dünyada, sizlerle ahirette bulunacaksınız» demiştir.



417/28 İbn Ömer'in şöyle dediği rivayet edildi:

«Dübbâ' ve Hantem» [3] içersine meyve suyu yapmayı Hz. Peygamber nehy etti.»



41S/29 Süleyman bin Bureyde'nin babasının şöyle dediği rivayet ediidi:

Peygamber saliallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki-

-Kabirleri ziyaret etmenizi nehy etmiştik. Muhammed'e (S.A.V) annesinin kabrini ziyaret etme izni verildi. Sizler de kabirleri ziyaret edebilirsiniz! Ancak bağırıp çağırmaktan sakınınız. .

Kurban etlerini üç günden fazla evinizde bekletmenizi nehy etmiştik. Bunun sebebi, varlıklı olanlarınızın dar gelirli bulunanlarınıza yardım etmelerini sağlamak idi. Bu geçim darlığını şimdi Allah üzerinizden kaldırmış bulunmaktadır. Böylece onları yiyiniz ve diğer günlere de saklayınız!

«Hantem» ve «müzeffet'ten» [4] içmenizi nehy etmiştik. Bundan böyle, istediğiniz kaptan içiniz. Zira kap, içersine aldığı nesneyi ne helâl ne de haram kılabilir. Ancak, sarhoş edici içkileri içmeyiniz!»

(a) Bir rivayette şöyle buyurdu: «Üç şeyden sizi nehy etmiştik:»

1- Kabirlerin ziyaretinden. Ama artık ziyaret edebilirsiniz.

2 -Üç günderr fazla kurban . etlerinizi [evlerinizde) tutmanızdan. Bundan böyie tutabilir.ve ıkendiniz'için (ilerde yemek üzere] saklayabilirsiniz. Sizi bundan nehy etmiş olmamın sebebi, zenginlerinizin yoksullarınıza yardım edebilmelerini sağlamak idi.

3 -Düftbâ ve müzeffetten içmenizi nehy etmiştik. Şimdi istediğiniz kaptan içebilirsiniz. Zira kap. içersine aldığı şeyi ne helâl ve ne de haram kılar. Ancak, sarhoş edici içkiler içmeyiniz!»

(b) Bir rivayet de yukarıdakinin benzeridir. Yalnız burada şöyle dendi:

«... Dübbâ1, hantem ,ve müzeffetten de içmenizi nehy etmiştik. Bundan böyle her 'kaptan içebilirsiniz. Ancak, sarhoş edici olam içmeyiniz!»



419/30 Abdullah bin Bureyde'nin babasının şöyle dediği rivayet edildi: Nebî sallallahü aleyhi ve seliem şöyle buyurdu:

«Her 'kaptan içiniz. Zira .kap, içersine aldığı şeyi helâl yapmadığı gibi haram da yapmaz.»



420/31 Hadis:Alkame'nin- şöyle dediği rivayet edildi:

«Abdullah bin Mesûd'un, yemek yiyip sonra da nebîz [5] getirtip içtiğini gördüm.

a— Allah sana merhamet etsin! Makamında nebîz mi içiyorsun!..» diye sordum. Bana:

«— Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemi nebîz içerken gördüm. Ben onu içerken görmeseydim, nebîzi içmezdim!» diye cevap verdi.



421/32 Cabir'in şöyle dediği rivayet edildi kandırarak; ve yesil hurma ilede olmuş hurmayı karıştırarak nebiz yapıp içmeyi hz peygamber nehy etti [6]



422/33 Abdullah bin Bureyde'nin babasının şöyle dediği rivayet edildi: Nebî sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: «Sarhoş edici şeyler içmeyiniz!»



423/34 İbn Abbas'in şöyle dediği rivayet edildi:

«Şarabın azı da çoğu da haram edildi. Ve, içerisinde sarhoşluk verebilsek derecede [akkol) bulunan her meşrubat da haram kılınmıştır.»

(a) Bir rivayette şöyle dedi:

«Şaraıbın kendisi, az olsun çok olsun, haram kılındı. Ve içerisinde sarhoşluk verebilecek her meşrubat da haram edildi.»



424/35 Ebû Âmir es-Sakafî'den rivayet edildi.

Ebû Amir, her sene, Hz. Peygamber'e bir tulum şarap hediye ederdi.»

(a) Bir rivayette şöyle dendi:

Sekîf kabilesinden Ebû Amîr künyeli bir adam her sene, Hz. Peygam-ber'e bir tulum şarap hediye ederdi. Şarabın haram edildiği sene, Hz. Peygamber'e, önceki yıllarda yaptığı gibi, bir tuium şarap hediye etmek istedi.

Uz. Peygamber ona:

« Ey Ebû Amir! Allahö Tealâ şarabı kat'î oiar&k haram etti. Artıik şarabına ihtiyacımız kalmadı.» dedi. Adam:

«; Onu a!, sat; paras:iyle ihtiyacını 'karşılarsın!» deyince Resûlullah

(S.A.V.):

«— Ey Ebû Âmir! Allah şarabı haram edefken, onu içmeyi, satmayı, ve parasını yemeyi de haram kıldı!» diyerek reddetti.




--------------------------------------------------------------------------------

[1] Mirâd: Ortası şişkin oktur. Genellikle bu okun ucundaki demir değil, ortası ava isabet ettirilir.

[2] Muharebede.



[3] Dübba ve hantem, bir çeşit küp isimleridir. İçki, yasak edilmeden önce genellikle bu küplerde yapılırdı.

[4] Müzeffet: içersinde içki yapılan, tahta ve ziftlenmiş küpe verilen isimdir.



[5] Nebîz: Hurma, kuru üzüm, incir, arpa. buğday ve benzeri şeylerden yapılan iç-tay venlen genel bir isimdir. Rengr, beyaz, k.rm-z,, sar, ve yeşil olabilir, üzüm suyu gi-o- beli. b,r müddetten sonra fermantas-ion sonunda akollenir. Icki /asak edilmeden önce, sarabrn yan, sıra. bu tür içkinin bol bol içildiği malûmdur. Ancak yasaktan sonra, bu meyve suyu. fermantasion olmadan yani içersinde alkol teşekkül etmeden, içilmeğe devam edilmiştir. Tamamen alkolsüz olarak içiten bu suyun ismi ^ebîz- olarak da kal-mıştır. işte yukarda geçen olay gösteriyor ki. Abdullah bin Mesûd alkolsüz olan nebîz içmekteydi. Ve dediği gibi H2. Peygamber de. eğer içmişse alkolsüz nebîz içmiş olduğunda asla şüphe yoktur.

[6] Sebebi şu oisa gerektir: Bu dört ayn maddenin fermantasion müddett değişiktir. beş,l hurmanm müddeti (meselâ) on gün, olmuş hurmanın ki onbeş gün olsun. Bu iki madden;n karıştınlmaa. sonunda fermantasion müddeti değişmekte dolayısiyle hız-anmaktad>r. Olmuş hurmanın onbeş günlük müddetine itibar edilirse aldanilablllr. Zira. meydana gelen Icarışıın.n atkollenmesi belki on gün yahut daha az bir zaman içersinde olacaktır. İşte buna meydan vermemek için, Hz. Peygamber, kansric nebiz yapmayı yasak etmişlerdi.