Ebu Hanife Müsnedi > FAZİLETLER VE ŞEMAİL BÖLÜMÜ

 

islam



(34 Hadistir)


350/1 (...) Enes'in şöyie dediği rivayet edildi:

Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem altmış üç yaşındayken, vefat etti. . -

Hz. Ebû Bekir altmış üç ve Hz, Ömer de altmış üç yaşında vefat ettiler.»



351/2 Enes'in şöyle dediği rivayet edildi:

«Resuiüliah sallallahü aleyhi ve sellem 'kırk yaşını .doldurduğu sıralarda, vahiy almağa başladı.

On sene Mekke'de, on sene de Medine'de oturdu. .

Hz. Peygamber vefat ettiği zaman, saç ve sakalımla ağarmış kıllar yirmiyi bulmamıştı.»

"

352/3 Cabir'in şöyle dediği rivayet edildi:.

«Resulüllah sallallahü aleyhi ve seilern, vücudunun güzel kokusu ile tanınırdı.»



353/4 Abdullah bin Mesûd'un şöyle dediği rivayet edildi: «Resuiüliah sallaliahü aleyhi ve sellem, gece, tabiî olan güzel kokusu iie tanınırdı."



354/5 İbn Ömer'in şöyle dediği rivayet edildi:

«Nebi sallaliahü aleyhi ve sellem'in bana bir miktar borcu vardı. Ba- ödediği, alacağından daha fazla idi.»



; 355/6 Enes bin- Mâlİk'ih şöyle dediği rivayet edildi:

«Resulüüah sallallahü aleyhi ve sellemin avuçlarından daha yumuşak bulduğum, ne bir poplin ne de halis bir ipek bilirim.»

(a)' Bir rivayette şöyie dedi:

«Resuiüliah sallaliahü aleyhi ve ve sellem, beraber oturduğu kimselerin yanında dizlerini uzatarak oturduğu görülmemiştir.»



356/7 İbrahim'in babası Mesruk'tan rivayetle şöyle demiştir: Mesruk, Hz. Aişe'den Resulüllah sailallahü aleyhi ve seliemin ahiâ-kını sordu. O da:

«— Kur'an'ı okumuyor musun?!» diye cevap verfi.



357/8 Enes'irr şöyle dediği rivayet edildi:

«Hz. Peygamber, kölenin yapmış olduğu davetine gider, (hastayı rcr) ve eşeğe dahi binerdi.»



358/9 Hz. Aişe'nin şöyle dediği rivayet edildi1:

«Resulüllah sailallahü aleyhi ve sellem'in, hastalığı sırasında namaza geldiğinde ayaklarının aklığını halâ görür gibiyim.»



359/10 Hz. Aişe'nin şöyle dediğr rivayet edildi:

Hz. Peygamber, vefatiyle sonuçlanan hastalığa yakalandığı vakit, bende kalmak için hanımlarından irin istemiş, onlar da kabul etmişlerdi.

Buna duyunca acele kalkıp hücreme çekildim. O sırada hizmetçim de yoktu. Kendisine, baş yastığı (güzel kokulu) Mekke ayrığı ile dolu, bir yatak serdim.

ResuiuHah sallallahü aleyhi ve sersem, iki kişinin yardımıyla gelip yatağına yattı.»



360/11 Enes'irr şöyle dediği rivayet edildi:

Hz. Ebû Bekir, Resuluilah (S.A.V) in biraz iyileştiğini görünce, karısı Hâdice'nin kızına gitmek için izin istedi. Hanımı o şırada ensâr'ın meyve bahçelerinden birinde bulunuyordu. Halbuki gördüğü bu iyileşmenin ölüm rahatlığı olduğunu anlamamıştı. İzin alarak gitti. - Hz. Peygarrtber o gece vefat etti.

Sabah olunca mahalle halkının birikirlerine bir şeyler söylemekte ol- 'i dukiarını görmece başladı. Konuşulanlara kulak verip kendisine haber ge-tirmek üzere 'küçük bir köleyi dışarı yolladı.

Köle gelerek ona:

«— İşittiğime göre «Muhammed öldü» diyorlar, dedi. Hz. Ebû Bekir bunu duyunca:

«— Vâh..;. vâh...! Gücüm, ıkudretim kırıldı» diyerek perişan bir hale geldi.

Ebû Bekir radiyallahü and Mesci'd'e henüz varmamıştı ki, yerinde düşüp kalacağını zann-ettiler.

Münafıklar; Muhammed Peygamber olsaydı ölmezdi!» diyerek müslü-manlar arasında şüphe uyandırmağa çalışıyorlardı.

Hz. Ömer, o zaman kılıcını çekerek:

«— Hiç kimseden «Muhammed Öldü diye» duymıyayım yoksa kılıçla boynunu vururum!»

Bunun üzerine seslerini kestiler,

Hz. Ebû Bekir, geldiği zaman, Peygamber'in üzeri örtülüydü. Yüzünden örtüyü kaldırdı, öpüp koklamağa başladı. Ve orada bulunan halka dönerek: '

«— Ey nâs! Kim Muhammed'e tapıyorsa, bilsin ki, o öldü. Kim de Mu-hammed'in Rabbına tapıyorsa, bilsin ki Muhammed'in Rabbi ölmez!» deyip şu âyeti okudu,

«Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce nice peygamberler geldi geçti. Ölürse, yahut öldürülürse gerisin geriye mi döneceksiniz?

Kim dönerse 'bibin ki Allah'a hiçbir suretle zarar1 veremez ve Allah şü'kredenlerin karşılığım yakında verecektir.» [1]

Hz. Ömer bu âyetle ilgili olarak şöyle konuştu:

«Bu âyeti o gün dinlediğimizde, onu sanki biz daha önce hiç okumamış gibiydik!»

Hz. Ömer'in bu sözlerini dinleyen müslümanlar aynısını söyliyerek âyeti okudular.

Resuiullah (S.A.V.) Pazartesi gecesi öldü. Öylece \k\ gece, iki gündüz kaldı ve,salı günü defrıolundu.

Üsâme bin Zeyd 1le Evs bin Havle su döküyorlar, Alî ve Fadl da sal-lallahü alevhi ve sellemi yıkıyorlardı.



361/12 Ibn Mesûd'un şöyle dediği rivayet edildi: Resuiullah saliallahü aleyhi ve seliem buyurdu ki: «Benden sonra Ebû Bekir ve Ömer'e uyunuz!».



362/13 Huzeyfe bin el-Yemân'ın şöyle dediği rivayet edildi:

«Benden sonra Ebû Bekir ve Ömer'e uyunuz. Ammâr'ın davranışlarını

örnek aiıniz! İbn Ürnm-i Abd'ın [2] yapmayı üzerine aldığı şeyi tutmaya

özeniniz!» .



363/14 Mûsâ Ibn Kesîr'in şöyle dediği rivayet edildi:

Hz. Ömer (birgün) Hz. Osman'tn yanı Adan geçerken, üzüntülü görünce sordu:

«— Seni' üzen ne. olabilir?»

Hz. Osman:

«— Üzülmem mi? Resulullah ile aramdaki kayıntoabalık-enişteiik yakınlığı kesildi» diye konuştu.

Bu söz, nikâhlısı ve Hz. Peygarber'in kızı [Rırkiyye) nin vefat ettiği sıralara rastladı.

Hz. Ömer:'

«— Seni kızım Hafsa ile evlendireyim!" dedi.

Hz. Osman:

«— Resulullah (S.A.V.) in emrini al, ondan sonra» cevabını verdi.

Hz. Peygamber bu iş için kendisine gelen Ömer'e:

«— İster misin1 ki, senin İçin, Osman'dan daha hayırlı bir enişte; Osman için de senden hayırlı bir kaymbaba göstereyim?» diye sordu.

Hz. Ömer, «Evet buyurun!» dedi.

Resulullah o zaman şu teklifi yaptı:

Sen Hafsa'yi benimle, ben de kızımı Osman ile evlendirelim!»

Buna Hz. Ömer «Evet» diyerek kabul etti ve Hz. Peygamber de dediğini yaptı.

.

364/15 Hz. Ali'nin yakın arkadaşlarından Habbe ifan- el-Ürenî'nin şöyle dediği rivayet edildi:

Ali'nin şöyle dediğini kendisinden işittim:

«Ben islâmı İtle defa kabul edenimdir. (Ve ben Resuiuliah (S.A.V.) ile ilk namaz kılanım.»



365/16 Ümmü Hânİ'in şöyle dediği rivayet edildi:

Bir gün Hz. Peygamber, Hz. Ali'ye baktı ve aç olduğurru anladı.

«— Niçin açsın ey Ali!» diye sordu.

=Hz. Ali:

«— Ey Allah'ın Resulü, dedi. Şu vakitten beri çok az yiyiyorum da...»

Bunun üzerine Hz. Peygamber:

«— Seni Cennetle müjdeliyorum!» diye tebrik ettiler.



366/17 İbn Abbâs'ın şöyle dediği rivayet edildi: Resulullah sallallahü aleyhi ve sell&m şöyle buyurdu:

«Kıyamet günü şehidleri* efendis,, Abduimuttalibm oğ!u Hamza- . dan sonra da, devlet idarecinin huzuruna girip «Şunlar, yap diye ona emr eden kişi olacakt yap"

[a) Bir rivayette şöyle dedi:

Kıyamet günü şehidierin efendisi. Abdulmuttalib'in "oğlu Hamza iie zâlim devlet idarecisinin karşısına çıkıp şunları yap, şunları yapma diye orra emrfiripn ih<ıiHiı- oıra emreden kişidir. 367/18 'Cabir'in. şöyle dediği rivayet edildi; - . . Resuiullah sallallahü aieyhi ve seilem: «Ahzâb (Hendek muharebesi) gecesi, bize kim haber getirebilecek?» diye sordu, [3] Bunu duyan Zübeyr hemen yola çrktı. Hz. Peygambere üç kez haber getirmişti. Resuiullah sallallahü aleyhi ve sellem o zaman: Her nebinin yardımcilar' ftavârı) olmuştur. Benim yardımcım da tz-£ubey;rdlr» buyurdular. 368/19 Abdulah İbn Mesûd'un şöyle dediği rivayet ediidi: Bir gece, Hz. Peygamber'in eşliğinde Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer ay ' ışığında sohbet ettiler. Az sonra Hz. Peygamber ve ikisi çıkıp., fon Mesûd'un (evinin önünden) geçtiler. O srada Kur'an okuyordu. Hz. Peygamber: «— Kur'an-ı indiği gibi okumak zevkini îadmak istiyen kimse, fbn-i Ümm-i Abd'in okuyuşunu örnek alarak, okusun» buyurup, Onun için şöyie demeğe başladı: «Dilediğini iste; sana verilir!» . Bunu duyan Ebû Bekir ve Ömer ona müjde vermeğe gittiler. Ona ilk müjdeyi Ebübekir yahut Ömer verdi: «Nebî sallallahü aleyhi ve sellem, sana dua etmeni istedi.» dedi. O da: «— Ey Allah'ımı Sen'den, yerinden asla ayrılmayan devam edici bir iman, yok olmaz nimetler ve cennette sonsuz olarak Peygamberinin dostluğunu istiyorum!» diye duada bulundu. (a) Bir rivayette Abdullah şöyle dedi: Hz. Peygamber'in yanında Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer ay ışığında sohbet ettiler. Resûlullah (S.A.V.} ve onlar beraberce çaktılar. İbn Mesûd'un (evinin) yanından geçtiler. O sırada namaz kılarken Kuc'an cnkuyordu. Nebî sallallahü aleyhi ve sellem: «— Kur'an'ı, indirildiği gibi ter-ü taze olarak okumayı istiyen, İbn-i Ümm-i Abd'in okuyuşunu örnek alarak okusun!» «— Dilediğini iste, sana verilir!» dedi. [Ravi bundan sonra, hadisi, yukarda olduğu gibi naklederek tamamlamıştır.) 369/20 Avn'ın babası Abdullah İbn Mesûd'dan rivayet ederek şöyle demiştir: «Hz. Peygamber evine geldiği zaman, Abdullah (İbn Mesûd), annesi Ümmü Abd'İ oraya göndererek Nebi sallallahü aleyhi ve sellemin davranışlarından gördüklerini gelip kendisine söylemesifii tembih ederdi. Böylece, annesinden almış olduğu bilgiye dayanarak Hz. Peygamber'e benzemeğe çalışırdı.» 370/21 Avn'ın babası, Abdullah (ibn Mesûd'dan) rivayet ederek şöyle demiştir: «Abdullah, Resûlullah [S.A.V.) in, palmiye yaprağı ile örülmüş seccadesine sahip olurdu.» Bir rivayette şöyle dedi: «Hz. Peygamberin çomağına sahip olurdu.» Bir rivayette şöyle dedi: «Abdullah, Hz. Peygamber'in örtüsüne sahip olurdu.» Bir rivayette şöyle dedi: «Abdullah-, Hz. Peygamber'in bineğine sahip olurdu.» Bir rivayette şöyle dedi: «Abdullah, Hz. Peygamber'in misvakına, abdest ibriğine ve nalınlarına sahip olurdu. 371/22 İbn Mesûd'un şöyie dediği rivayet edildi: «Müslüman olduğumdan bu yana yalnız bir kere yalan söyledim. O da şöyle oldu:» Bert, Hz. Peygamber'in devesinin palanını vurmağa çalışırken, Tâiflİ usta bir palan vurucusu gelerek bana: « Hz. Peygamber devesine daha çok hangi tür palanın vurulmasını ister?» diye sordu. «Tâif Mekke türünü...» dedim. Gerçekte ise Hz. Peygamber bu türden hoşlanmazdı. Bu şekilde hazırlanan deveyi getirince, Resûlullah (S.A.V.) yanında bulunanlara): « Bunu bizim için kim hazırladı?!» diye sordu. «.Palancınız!...» dediler. «İbn Ümm Abd'e gidin; devemize, o pafan vursun-i» emrini verdi. . Böylece, deve bana geri getirildi.»1 [a} Bir rivayette, Abduilah şöyle dedi: Taiflilerden bir palan vurucusu Hz. Peygambere getirildi. Taifli bana gelerek: «— Hz. Peygamber'in hoşuna giden en çok hangi tür palandır?» diye sordu. 3en de: «— Taif Mekke, türüdür» dedim. Hz. Peygamber çıkıp bineğini görünce: «— Bu bineği hazırlayan kimdir?» diye sordu. *— Tâif İf» denildi. «— Bu türe ihtiyacımız yoktur» buyurdu. 372/23 Abdullah (İbn Mesûd'un) şöyle dediği rivayet edildi: «Müslüman olduktan bu yana yalnız bir kere yalan söyledim. O da şöyle oldu: Hz. Peygamber'in devesine palan vuruyordum. Tâifli bir palan vurucusu gelerek bana: «— Hz. Peygamber'in hoşuna giden daha çok hangi tür palandır?» diye sordu. Ben: «— Tâif —Mekke türüdür (!)» dedim Gerçekte Resûlullah (S.A.V.) bu türü çirkin bulurdu. O da Hz. Peygamber için deveyi bu şekilde hazırlayıp getirdiğinde: «— Bizim için bu deveye palan vuran kimdir?" diye sordu. «— Taiften getirttiğimiz palan vurucusu...» dedi. Nebî (S.A.V) o zaman: «— Deveyi İ-bn Mesûd'a geri gönderiniz, ö hazırlasın!» emrini verdi.» 373/24 Ebû Abdillah el-Cedelî'nin Huzeyme'den naklen şöyle dediği rivayet edildi: : Bir köyiü Hz. Peygamber'a satmış olduğu şeyi inkâr ederken, Hüzey-me çıka geldi. Ve: «— Ona sattığına ben şahidim!» diye söze karıştı. Resûluliah (S.A.): «— Nereden biliyorsun?» diye sordu. Huzeyme: «— Gökten vahiy gevriyorsun, seni doğruluyoruz!» cevabını verince, bundan böyle Hz, Peygamber onun şahadetini iki erkeğin şahadetine eşit kıldı. (a) Bif rivayette şöyle dedi: Bir köylü, Resûluüah (S.A.) ile yapmış olduğu satış anlaşmasını inkâr ettiği bir sırada, Huzeyme üzerine geliverdi. Ve: «— Orta sattığına ben şahidim!» diye söze karıştı. Hz. Peygamber ona, «— Bana sattığını nereden biliyorsun?» diye sordu. Huzeyme: «— Gökten bize vahiy getiriyorsun, seni doğrulyoruz! Yeryüzünde (verdiğin haberde) seni doğrulamıyor muyuz!» cevabını verdi. Hz. Peygamber bu olaydan sonra vefatına kadar, Huzeymenin şahadetini iki erkeğin şahadetine eşit kıldı. fb) Bir rivayette şöyle dedi: Uz. Peygamber, vefatına ıkadar, onun şahadetini iki erkeğin şahadetine eşit olmayı caiz gördü. 374/25 Enes İbn Mâlik "in şöyle dediği rivayet edildi: Hz. Hatice'ye verilen müjdeye göre, kendisine cennette, içe gürültünün, yaygaranın ve herhangi bir yorgunluğun bulunmıyacağı verilecektir. cennette, içerisinde bir ev 375/26 Hz. Aişe'rvin şöyle dediği rivayet edildi: Resûİullah (S.A.) buyurdu ki: <=Ya Aişe! artık öiüm bana tasa vermiyor, çün'kü Çenette de seni eşim olarak gördüm. Hz. Peygamber, bundan sonra yanında bulunanlara dönerek: «— Aişe'yi cennette gördüğüm için ölümü artık umursamıyorum.» buyurdu. 376/27 :Hz. Aİşe'nin şöyle dediği rivayet edildi: Nebî saliallahü aleyhi ve sellemin hanımları içersinde benim, onlarda bulunmayan özelliklerim vardır. Hz. Peygamber, babamı onların babasından daha çok severdi. Beni hepsinden çok severdi. Beni bakire aldı. Cibril Aleyhisselâm suretimi ona getirip gösterdikten sonra, o benimle evlendi. Kadınlar içersinde Cibril Aieyhisselâmt yalnız ben gördüm. Hz. Peygamber'in örtüsü altında bulunduğum sırada Cibril'in geldiği- çak olmuştur. Bana atılan iftiradan bir bölük insanın ez daha helak olacağı sırada, masum olduğumu bildirmek üzere ona gelmişti. Hz. Peygamber'in ruhu alındığında benim evimde, benim nöbetim olan- gecemde, benim günümde [4]O ve başı çenem ile göğsüm arasında bulunuyordu.» 377/28 Hz. Aİşe'nin şöyle dediği rivayet edildi: Resûluüah sallaliahü aleyhi ve seliemin hanımları içersinde onların hiç birinde olmayan özelliklerim vardır: Hz. Peygamber benimle evlenirken bakire idim. Böylece benden başka hiç bir hanımım bakire olarak almamıştır. Benimle evlenmeden önce, Cibril ona suretimi indirip göstermiştir. Benden başka hiç birinin suretini indirip göstermemiştir. Benden başka hiçbir hanımına Cibril görürvme-miştir. Beni onlardan, ve babamı onların babasından daha çak severdi. [Bana atılan İftiradan bir bölük insanın az daha helak "olacağı sırada, masum olduğumu bildirmek üzere âyetler indi. [5] Ve nihayet, Resûlullah (S.A.V.) benim nöbetim olan gecem ve günümde, başı çenemle göğsümün arasında bulunurken vefat etti. - . (a) Bir rivayette şöyle dedi: «Hz. Peygamber'in hanımları içersinde, onların hiç birinde olmayan yedi özelliğim vardır: «Hz. Peygamber benden başta hiç biriyle bakire olarak evlenmedi. Benimle evlenmeden önce Cibril ona suretimi getirdi. Böylece onların içinde yalnız beni>m suretim ona getirilmiştir. Beni onlardan ve babamı on-la*"in babalarından daha çok severdi. Bir bölük insanın heiâk olacağı sırada, masum olduğum, inen ayetullahla sabit oldu. Benim nöbet günüm ve gecemde, başı çenemle göğsümün arasında iken vefat etti. Hanımlarının Cinde Cibril yalnız bana göründü.



378/29 İbrahim (en-Neheî), Mesruktan şöyle rivayet etti: Mesrûk, Hz. Aişe'den hadis rivayet ederk&n şöyle derdi: «Bana rivayet eden, «Her zaman doğrulayıcının kızı olan her zaman doğrulayıcı (Sıddî), masum olduğu Kur'an ile sabit olmuş olan, azamet ve bereket sahibi Allah'ın elçisi (SAV.) nin sevgilisi (Aişe) dir.»



379/30 İbn Abbas'tan şöyle rivayet edildi:

Hz. Aişe hastayken, İbn Akbaş sormaya gelip, kabul edilmesi için izin istemişti.

Hz. Aişe birini göndererek:

«— Kendfrmi kederli ve sıkıntılı hissediyorum. Bîr başfka zaman buyursun!» dedi.

İbn Abbas haberciye:

„Kabul edilmeden, buradan ayrılmam!» cevabını verdi. Haberci bu cevabı ona bildirince, Hz. Aişe girmesine izin verdi.

Huzuruna geldiğimde:

«— Doğrusu çok tasa ediyor ve sıkılıyorum. Zira hata ve noksanls-rım varken ölümün ansızın geleceğinden korkmaktayım.» diye konuştu.

İbn Abbas:

« Allah'a yemin ederim ki, ben Sallallahü aleyhi ve sellem'i «Aişe Cennetli'ktir!» diye söylenirken işittim. Allah teâlâ'nın il'k önce Cehennemde yanıp sonra Cennete girecek bir kadınla, Onu evlendirmesi, ona verdiği şerefle, asla uyuşmaz!»

Bu sözleri duyan Aişe:

«— Sen beni sıkıntı ve üzüntülerimden 'kurtardın. Allah da seni bunlardan kurtarsın!» dedi.



380/31 El-Heysem, Âmir eş-Şabî'den naklen söylediği rivayet edildi: Eş-Şabî, (bir gün) müslümanlarin yapmış oldukları savaşları anlatıyordu. Bu sırada onu İbn Ömer de dinlemekteydi. Bir müddet dinledikten sonra: Âmir, savaşlarda bulunmuş gibi (güzel) anlatıyor!» dedi.



381/32 Dâvûd bin Ebî Hind'in Âmir'den naklen şöyle dediği rivayet edildi:

İbn Ömer'in de bulunduğu bir toplantıda, Âmir Hz. Peygamber "m savaşlarını anlatıyordu. Bir ara İbn Ömer şöyle dedi: Âmir savaşçıların yalında bulunmuş gibi. (güzel) anlatıyor.



382/33 Ebû Hani-fe: «Hammâd şöyle konuşurken işittim» diyerek rivayet edilmiştir ki:

«ibrahim (en-ıMeheî)ye baktığım zaman sen ve onun davranışlarını gören herkes: «Onun davranışları Alkame'nin davranışlarıdır." derler. İbrahim dedi ki:

Aîkame'yi gören «Onun davranışları, Abdullah'ın davranışlarıdır» der. A!kame'de şöyie dedi:

Abdullah'ı gören kimse, «Onun davranışları Hz. Peygamberin davranışlarıdır!» der.



383/34 Abdullah İbn Davud'un şöyle dediği rivayet edildi: «Büyüklerden kimlere yetiştin» diye Ebû Hamfe'ye sormuştum. Şu isimlen saydı:

«El-Kas.rn, Salim, Tâvûs, İkrime, Abdullah bin Dînâr, Ei-Hasan el-Bas-benzer Katade" 'brahmı, Eş-Şabî, Nâfi1 ve




--------------------------------------------------------------------------------

[1] Âli İmrân (3), âyet 144.

[2] Abdullah bin Mesu'ttur



[3] ' Habar, Beni Kureyze hakkında idi.



[4] Hz. Peygamber, hanımlanyla nöbetleşe kalıyordu. Vefat ettikleri gün Hz. Aışenin nöbetiydi-

[5] Adı geçen âyetler, Nûr sûresinin (24) 11-26 âyetleridir.