KİTÂBU'L-LİBÂS GİYSİLER BÖLÜMÜ

 

Bâb: Kamîs (Gömlek) Giymek


399- Kuteybe bize anlatarak dedi ki: Hammâd bize Eyyub'dan, o Nâfî'den, o İbni Ömer'den (ra) şunu nakletti:
Adamın biri şöyle dedi: Ey Allah Resulü! İhramlı kişi ne tür elbise giyer? Allah Resulü (sav) buyurdu ki:
İhramlı kimse ne gömlek (kamîs), ne don/şalvar, ne bornoz, ne de mest giyer. Giyecek terlik bulamazsa ayakkabı kayış yerinden arkası açık (mest) giysin.[1]

Şerh

Bu hadis-i şerif daha önce geçmiş ve şerhedilmişti.(Bkz. 3, 40, 183 no.lu hadisler)               
Buradaki yasaklar ihramlı için söz konusu olup normal zamanda hepsi giyilebilir ve bizzat Allah Resulü (sav) ve sahabe tarafindan kullanılmış giyim eşyalarıdır.

 

Bâb: Seferde Dar Kollu Cüppe Giymek


400- Kays b. Hafs bize anlatarak dedi ki: Abdülvâhid bize el-A'meş'ten, o Ebu'd-Duhâ'dan, o Mesrûk'tan, o el-Muğîrc b.Şûbe'den (ra) şunu nakletti:
Allah Resulü (sav) tuvalet ihtiyacı için uzaklaştı. Sonra döndü. Onu (elimde) su ile karşıladım. Abdest aldı. Üzerinde Şam işi bir cüppe vardı. Ağza su verip burna su çekti ve yüzünü yıkadı. Sonra kollarını cüppenin yenlerinden çıkarmaya çalıştı. Fakat çok dardılar. Bu yüzden kollarını cüppenin altından çıkarıp yıkadı. Başını ve mestlerinin üzerini mesnetti.[2]

Şerh

Bu hadis-i şerif daha önce şerhedümişti.(Bkz. 5, 39 no.lu hadisler) Hakkında yasak bulunmayan eşya hakkında aslolan mübahîıktır. Dolayısıyla Kitab veya Sünnet tarafından yasaklanmamış giysiler, toplumda yadırganmadığı ve örtünmeyle ilgili kuralları ihlal etmedikleri takdirde giyilebilirler.

Bâb: Seferde Yün Cüppe Giymek


401- Ebû Nuaym bize anlatarak dedi ki: Zekeriyâ bize Âmir'den, o Urve b. el-Muğîre'den, o babası el-Muğîre'den (ra) şunu nakletti:
Bir gece Allah Resulü (sav) ile bir seferde idim. Bana, "Yanında su var mı?" diye sordu. "Evet" dedim. Devesinden inerek yürüdü ve gecenin karanlığında gözden kayboldu. Sonra geldi ve mataradan kendisine su döktüm. Yüzünü ve ellerini yıkadı. Üstünde yün bir cüppe vardı. Yenleri çok dar olduğundan kollarını çıkaramadı. Bunun üzerine cüppenin altından çıkardı ve kollarını da yıkadı. Sonra başını mesnetti. Ben mestlerini çıkarmak için eğildiğimde: "Bırak onları, abdestli olarak giymiştim" buyurdu ve üstlerini mesnetti.[3]

Şerh

Bu hadis-i şerif yukarıda geçmektedir.

 

Bâb: Bornoz Giymek


402- İsmail bize anlatarak dedi ki: Mâlik bize Nâfi'den, o Abdullah b. Ömer'den (ra) şunu nakletti:
Bir adam Allah Resûlü'ne (sav) "İhramlı ne tür elbise giyer?" diye sordu. Allah Resulü (sav) buyurdu ki:
"Gömlek, sarık, don-şalvar, bornoz ve mest giymeyin. Ancak terlik bulamayan kimse bir çift mest giysin, fakat ayakkabı kayış yerinden geriye doğru kessin. Giysilerden de alaçehre ve safran sürülmüş (bunlarla boyanmış) olanları asla giymeyin.[4]

Şerh

Bu hadis-i şerifle ilgili açıklama üstte yapılmıştı.

 

Bâb: Şalvar Giymek


403- Musa b. İsmail bize anlatarak dedi ki: Cüveyriye bize Nâfi'den, o Abdullah b. Ömer'den (ra) şunu nakletti:
Adamın biri Allah Resûlü'ne (sav) "Ey Allah Resulü! İhrama girdiğimizde ne giymemizi emredersin?" diye sordu.
Allah Resulü (sav) buyurdu ki: Gömlek, don/şalvar, sarık, bornoz ve mest giymeyin. Ancak kişinin giyecek bir çift terliği yoksa kayış bağlama yerinden aşağısı açık mest giysin. Asla safran ve alaçehre bulaşmış (bunlarla boyanmış) elbise giymeyin.[5]

Şerh

Bu hadis-i şerif yukarıda geçmişti.

 

Bâb: Sarıklar Hakkında


404- Ali b. Abdullah bize anlatarak dedi ki: Süfyân bize ez-Zührî'den, o Sâlim'den, o babasından, o Allah Resûlü'nden (sav) şunu nakletti:
İhrama giren kimse ne gömlek, ne sarık, ne şalvar, ne bornoz, ne safran ve alaçehre sürülmüş elbise, ne de mest giysin. Ancak pabuç bulamayan kimse, eğer giyecek pabucu yoksa mestlerin kayış bağlama yerinden alt kısmını keserek giyebilir.[6]

Şerh

İhramlımn giyinmesi yasaklanan giysilerle ilgili bu hadis-i şerif yukarıda geçmişti.

Bâb: Miğfer Kullanmak


405- Ebu'l-Velîd bize anlatarak dedi ki: Mâlik bize ez-Zührî'den, o Enes b. Mâlik1 ten (ra) şunu nakletti:
Allah Resulü (sav) Fetih Yılında Mekke'ye başında miğfer ile girdi.[7]

Şerh

Allah Resulü (sav) savaş hâllerinde zırh ve miğfer kullanmıştır. Bu hadis-i şerif daha Önce geçmiş ve şerhedilmişti.(Bkz. 203 no.lu hadis-i şerif) Efendimiz Mekke'nin fethi sırasında kafasına miğfer geçirmiştir.

 

Bâb: Safranla Boyanmış Giysi


406- Ebû Nuaym bize anlatarak dedi ki: Süfyân bize Abdullah b. Dî-nâr'dan, o İbni Ömer'den (ra) şunu nakletti:
Allah Resulü (sav) ihramlı kimsenin alaçehre ve safranla boyanmış elbise giymesini yasakladı.[8]

 

Şerh


Allah Resulü (sav) ihramlı kimsenin alaçehre ve safranla boyanmış elbise giymesini yasakladı" ifadesinde belirtilen yasak, ihramlı kişi içindir. Nitekim bu hükümden ihramdan çıkan kimsenin safranla boyanmış elbise giyebileceği hükmü çıkarılmıştır. İbni Battal der ki: Mâlik ve ulemâdan bir topluluk ihram hâli dışında safranla boyanmış elbise giymeyi caiz görmüşlerdir.
Kûfeliler ve İmam Şafiî ise bu yasağı, hem ihramlılar, hem de diğerleri için genel bir hüküm olarak görmüşlerdir. Allah Resûlü'nün (sav) safranla boyanmış elbiseler giydiğine dair hadisler rivayet edilmişse de bazılarında zaaflar vardır.
el-Mühelleb şöyle demiştir: Renkler arasında insanın içini en çok açan renk sarıdır. İbni Abbâs da (ra) "bakanların içini açan, parlak sarı bir inek" (Bakara, 69) ayet-i kerimesinin tefsirinde buna işaret etmiştir.

Bâb: Sebtî Pabuçlar Ve Diğerleri


407- Abduikh b. Yusuf bize anlatarak dedi ki: Mâlik bize Abdullah b. Dinar'dan, o Abdullah b. Ömer'den (ra) şunu nakletti:
Allah Resulü (sav) ihramlı kimsenin alaçehre ve safranla boyanmış elbise giymesini yasakladı ve şöyle buyurdu: Terlik bulamayan kimse, mest giysin, ayakkabı kayış bağlama yerine gelen kısmı aşağıdan kessın.[9]

Şerh

Bu hadis-i şenf daha önce geçmiş ve şerhedilmiştir.
San nalinin sıkıntıları hafiflettiğine dair Ebû Hüreyre'ye (ra) ait bir hadis vardır. Nalin veya terlik giymekle ilgili tüm bu hadisler, ayaklara bir şey giymenin müstehap olduğunu, çıplak ayakla dolaşmanın kişi için sıkıntıya sebebiyet vereceğini göstermektir.

 

Bâb: Demir Yüzük Takınmak


408- Abdullah b. Mesleme bize anlatarak dedi ki: Abdülaziz b. Ebî Hâzim bize babasından, o Sehl b. Sa'd'dan (ra) şunu nakletti:
Bir kadın Allah Resûlü'ne (sav) gelerek "Kendimi sana hibe etmek için geldim" dedi. (Cevap alamadığı için) uzun süre ayakta dikili kaldı. Allah Resulü (sav) ona baktı ve dikkatle süzdü. Ayakta durması uzayın-ca, bir adam "Ey Allah Resulü! Onunla evlenme arzunuz yoksa onu benimle evlendirin" dedi. "Peki ona mehir olarak verecek bir şeyin var mı?" diye sordu. Adam, "Hayır" dedi.
Allah Resulü (sav) "Git bak" buyurdu. Adam gidip geldi ve şöyle dedi: "Vallahi bir şey bulamadım" dedi. Allah Resulü (sav) tekrar "Git bak, demir bir yüzük dahi olsun -bulmaya bak-" buyurdu. Adam gitti ve bir süre sonra döndü. "Vallahi bulamadım, demir bir yüzük dahi -yok-" dedi. Adamın üstünde sadece izan vardı, üstünü örtecek bir ridasi bile yoktu. Buna rağmen "Ona mehir olarak izârımı vereyim" dedi. Allah Resulü (sav) buyurdu ki: "Onu giymezsen sen açık kalırsın. Sen giysen, ona verecek bir tarafı kalmaz."
Bunun üzerine adam kenara çekilerek oturdu. Allah Resulü (sav) bir süre sonra onun sırtı dönük halde oturduğunu görerek çağnlmasını emretti. Ona "Kur'an'dan ezberinde bir şey var mı?" diye sordu. "Şu sûre, şu sûre" diyerek onlan saydı.
Allah Resulü (sav) "Ezberindeki Kur'an karşılığında onu seninle evlendirdim" buyurdu. [10]

Şerh

Bu hadis-i şerif daha önce Nikah bolümü ve başka bölümlerde geçmiş ve şerhedilmişti. (Bkz.,246 no.lu hadis)
Hadisten bab başlığıyla ilgili çıkan hüküm,  demir yüzük takınmanın
mubah olduğudir.

Bâb: Saçın Ağarması


409- Muallâ b. Esed bize anlatarak dedi ki: Vüheyb bize Eyyub'dan, o Muhammed b. Sîrîn'den şunu nakletti:
Enes b. Mâlik'e (ra) "Allah Resulü (sav) saçlarını boyadı mı?" diye sorduğumda şöyle dedi: (Hayır,) saçlarına pek az ak düşmüştü.[11]

Şerh

Bu hadis-i şerif Menâkıb bölümünde geçmiş ve şerhedilmişti,(Bkz. 295)

Bâb: Saçların Ağarması Hakkında


410- Süleyman b. Harb bize anlatarak dedi ki: Hammâd b. Zeyd bize âbit'ten şunu nakletti:
Enes b. Mâlik'e (ra) Allah Resûlü'nün (sav) saçlarını boyaması hak-mda sorulmuştu. Şöyle cevap verdi: Boyanacak kadar değildi. İstesem ıkalındaki beyaz telleri sayabilirdim.[12]

Şerh

Yukarıdaki hadis-i şerif ile aynı konu ve hükümdedir.(Ayrıca bkz. 295 o.lu hadis)

Bâb: Kıvırcık Saç


411- İsmail bize anlatarak dedi ki: Mâlik b. Ees bize Rebîa b. Ebî .bdirrahman'dan, o Enes b. Mâlik'ten (ra) şunu nakletti:
Allah Resulü (sav) ne çok uzun, ne kısaydı. Ne aşırı beyaz, ne de es-ıerdi. Ne kıvırcık saçlı, ne de uzun düz saçlıydı. Kırk yaşının başında Jlah ona risâleti gönderdi. Mekke'de on yıl, Medine'de on yıl kaldı. Jtmış yaşın başlarında Allah Teâlâ O'nu vefat ettirdi. Bu sırada başm-a ve sakalında henüz yirmi beyaz tel yoktu.[13]

Şerh

"Ne kıvırcık saçlı, ne de uzun düz saçlıydı" ifadesinde Allah Resûlü'nün (sav) saç yapısı beyan edilmektedir.
Bu hadis-i şerif daha önce menâkıb bölümünde ayrıntılı olarak ele alınmıştır. (Bkz. 294 no.lu hadis)

Bâb: Kıvırcık Saç


412- İshâk bize anlatarak dedi ki Hibbân bize Hemmâm"dan, o Katâde'den, o Enes b. Mâlik'ten (ra) şunu nakletti:
Allah Resulü (sav) saçını omuzları arasına salardı.[14]

Şerh

İshâk" b. Râheveyh'tir.
Ailah Resûlü'nün (sav) saçı bazı rivayetlerde omuzları arasına salınacak kadar uzun, bazılarında ise kısa olarak geçmektedir ki bu, rivayetlerin sıhhati kabul edildiğinde farklı zamanlarda farklı uzunluklarda olabildiğini gösterir.

 

Bâb: Kıvırcık Saç


413- Musa b. İsmail bize anlatarak dedi ki: Hemmâm bize Katâde'den, o
Enes b. Mâİik'ten (ra) şunu nakletti:
Allah Resulü (sav) saçını omuzlarının arasına salardı. [15]

Şerh

Bu hadis-i şerif üstte beyan edilmiştir.

Bâb: Kıvırcık Saç


414- Amr b. Ali bize anlatarak dedi ki: Vehb b. Cerîr bize babasından, o Katâde'den şunu nakletti:
Enes b. Mâlik'e (ra) Allah Resûlü'nün (sav) saçını sorduğumda şöyle dedi:
Allah Resûlü'nün (sav) saçı, ne kıvırcık, ne düz uzun olmayıp hafif dalgalıydı, iki kulağı ve omuzları arasına salardı.[16]

Şerh

Bu hadis-i şerif, daha önce Menâkıb bölümünde ve bu bölümde üstte zikir ve beyan olunmuştur.(Bkz. 294 ve 412 no.lu hadisler)

 

Bâb: Kıvırcık Saç


415- Müslim bize anlatarak dedi ki: Cerâ' bize Katâde'den, o Enes b. Mâİik'ten (ra) şunu nakletti:
Allah Resûlü'nün (sav) elleri öyle iriydi ki O'ndan sonra benzerini görmedim. Saçı hafif dalgalı olup ne kıvırcık, ne düz uzundu.[17]

Şerh

Bu hadis-i şerif, daha önce Menâkıb bölümünde ve bu bölümde üstte zikir ve beyan olunmuşturl(Bkz. 294 ve 412 no.lu hadisler)
Burada farklı olarak ellerinin iriliğine dikkat çekilmektedir.

 

Bâb: Kıvırcık Saç


416- Ebu'n'-Nu'mân bize anlatarak dedi ki: Cerîr b. Hâzim bize Katâde'den,o Enes b. Mâİik'ten (ra) şunu nakletti:
Allah Resûlü'nün (sav) elleri ve ayaklan iri ve yüzü güzeldi. Öncesinde ve sonrasında benzerini görmediğim (bir insan)dı. Geniş omuzluydu.[18]

Şerh

Bu hadis-i şerif, daha önce Menâkıb bölümünde ve bu bölümde üstte zikir ve beyan olunmuştur.(Bkz. 294 ve 412 no.lu hadisler)
Farklı olarak el ve ayaklarının iriliğine, yüz güzelliğine ve omuzlarının genişliğine dikkat çekilmektedir

Bâb: Kıvırcık Saç


417- Amr b. Ali bize anlatarak dedi ki: Muâz b. Hâni bize Hemmâm'dan, o Katâde'den, o Enes b. Mâlik'ten (ra), yahut bir adam vasıtasıyla Ebû Hüreyre'den (ra) şunu nakletti:
Allah Resûlü'nün (sav) ayakları iri, yüzü güzeldi. O'ndan sonra bir benzerini görmedim.[19]

 

Şerh


Hadis-i şerif kıvırcık saç babı altında yeralmasına rağmen, saç geçmemektedir. Tahrîç olarak daha önceki 294 ve
412 no.lu hadislerle aynı kaynaklarda geçmektedir.

 

Bâb: Saç Ayrımı


418- Ebu'l-Velîd ve Abdullah b. Recâ bize anlatarak dediler ki: Şube bize el-Hakem b. İbrahim'den, o el-Esved'den, o Âişe'den (r.a) şöyle dediğini nakletti:
Allah Resulü (sav) ihramlı olduğu hâlde (saçlarının) aynmlarındaki kokunun parlaklığına bakar gibiyim.
Abdullah dedi ki: (Saç) ayrımı.[20]

Şerh

Bu hadis-i şerif daha Önce 26 no ile geçmiş ve orada ayrıntılı olarak şerhedilmiştir.

 

Bâb: Kadının Kocasına Misk Sürmesi


419- Ahmed b. Muhammed bize anlatarak dedi ki: Abdullah bize Yahya b. Saîd'den, o Abdurrahman b. el-Kâsım'dan, o babasından, o Âişe'den (r.anhâ) şöyle dediğini nakletti:
Allah Resûlü'ne (sav) ihrama girerken ellerimle misk sürdüm. O'na
ifâzadan önce Mina'da iken de misk sürdüm.[21]

Şerh

Hadis-i şerif, üstteki hadis ile aynı kaynaklarda yer almaktadır. İbare farklılığı olarak olayın geçtiği yer olan Mina zikredilmektedir.

 

Bâb: Başa Ve Sakala Misk Sürülmesi


420- İshâk b. Nasr bize anlatarak dedi ki: Yahya b. Âdem bize İsrail'den, o Ebû İshâk'tan, o Abdurrahman b. el-Esved'den, o babasından, o Âişe'den (r.anhâ) şöyle dediğini nakletti:
Allah Resulü'ne (sav) bulabildiği en güzel miski sürerdim. O kadar ki miskin pırıltısını başında ve sakalında görürdüm.[22]

Şerh

"İsrail" b. Yûnus'tur.
Bu bab altında zikredilme sebebi, kadınlarla erkeklerin kullandıkları kokularının farklılığına işaret etmek için olabilir.
Çünkü hanımlar erkeklerden farklı olarak kokuları yüzlerine de sürerek bununla süslenirlerdi. Erkeklerin bu tarz süslenmesi ise, kadınlara benzemekten dolayı haram kılınmıştır.

Bâb: Hayızh Kadının Kocasının Saçlarını Taraması


421- Abdullah b. Yusuf bize anlatarak dedi ki: Mâlik bize îbni Şihâb'dan, o Urve b. ez-Zübeyr'den, o Âişe'den (r.anhâ) şöyle dediğini nakletti:
Kendim hayızh olduğum hâlde Allah ResûhVnün (sav) saçlarını tarardım.
Abdullah b. Yusuf bize anlatarak dedi ki: Mâlik bize Hişâm'dan, o babası vasıtasıyla Âişe'den (r.anhâ) benzerini nakletti.[23]

Şerh

Bu hadis-i şerif daha önce geçmiş ve orada hem şerh, hem de hüküm olarak beyan edilmişti.(Bkz. 29 no.lu hadis)

Bâb: Müstehap Kokular


422- Musa bize anlatarak dedi ki: Vüheyb bize Hişâm'dan, o Osman b. Urve'den, o babasından, o Âişe'den (r.anhâ) şunu nakletti:
İhrama girdiği sırada Allah Resulü'ne (sav) bulabildiğim en güzel miski sürerdim.[24]

Şerh

İhrama girerken güzel koku sürünmenin sünnet olduğunu beyan eden bu hadis daha önce geçmiş ve orada şerhedilmişti.(Bkz. 29 no.lu hadis)
Burada ayrıca sürülecek kokunun, bulunabilen en iyi koku olmasına yönelik bir teşvik mevcuttur.

 

Bâb: Zerîre


423- Osman b. el-Heysem veya Muhammed ondan bize anlatarak dedi ki: İbni Cüreyc bana Ömer b. Abdülah b. Urve'den o, Urve ve el-Kâsım'dan, o ikisi Âişe'den (r.anhâ) şöyle dediğini naklettiler:
Veda haccı esnasında ihrama girerken de, ihram çıktığında da Allah Resulü'ne (sav) ellerimle zerîre miski sürdüm.[25]

Şerh

Hadis-i şerifin bu rivayetinde kullanılan kokunun ismi de zikredilmektedir. Zerîre, o dönemde kullanılan koku türlerinden birinin adıdır.

Bâb: Üstünde Resim Bulunan Mefruşat


424-Ali b. Abdillah bize anlatarak dedi ki: Süfyân bize Abdurrahman b. el-Kâsım'dan -ki o dönemde Medine'den ondan daha faziletlisi yoktu-, o babasından, o Âişe'den (r.anhâ) şöyle dediğini nakletti:
Allah Resulü (sav) bir seferden dönmüştü. Üstünde (hayvan) resimleri bulunan nakışlı örtümü sedirime sermiştim. Allah Resulü (sav) onu görünce yırttı ve şöyle buyurdu:
Kıyamet günü insanların azapça en ağır olanları, Allah'ın yaratmasına benzemeye çalışanlardır.
(Âişe (r.anhâ) dedi ki:) Onu bir veya iki yastık yaptık.[26]

Şerh

el-Kâsim" b. Muhammed b. Ebî Bekr'dir.
Bir seferden" ifadesiyle ilgili olarak Beyhakî'dc yer alan rivayette bu seferin Tebûk Gazası olduğu zikredilmektedir.
Nakışlı örtü" ifadesinden, Hz. Âişe'ye (r.anhâ) ait olduğu bildirilen ve üstünde hayvan suretleri işli bir Örtü murat edildiği anlaşılmaktadır.
Sedir" kelimesi, evin bir kenarındaki yükseklik, raf ve benzeri mobilya anlamındadır. Bir başkası ise üç veya dört ayaklı bir mobilya olup üstüne eşya konduğunu söylemiştir. Yerden hafif yüksekçe bir zemin olduğu da söylenmiştir.
Üstünde (hayvan) resimleri" ifadesindeki suret ve resimler, kumaşa nakşedilmiş veya dokunmuş olabilir. Boya ile basılmış olmaları da mümkündür.
Onu yırttı" fiili, yerinden çekip aldı, anlamında kullanılmıştır. Başka rivayetlerde de 'çekip alma=neze'a' fiili kullanılmaktadır.
Onu bir veya iki yastık yaptık" ifadesinde, kumaşın kesilip yastık veya minder yapıldığı beyan edilmektedir.

Hüküm

Hadis-i şerifte geçen iki boyutlu resimlerle ilgili fikhî hükmü şöyle beyan edebiliriz:
1-  Bitkiler, deniz ve tabiat manzaraları gibi cansız cisimlerin resimlerini yapmak ulemanın icmâı ile mubahtır.
2- Tapılan bir canlının resmi ulemanın ittifakı ile haramdır. Örneğin Bu-distlerin tapındığı Buda'nın resmini tapıknası için yapan/basan kimse kâfirdir
3- Kişi yaptığı resimle Allah'ın yaratışına benzetmek veya Allah'la yaratma yarışma girmeye çalışmak gibi bir amaç taşırsa dinden çıkar.
4- Haram dairesine giren resimler, kutsal sayılıp tapınılan suretlerdir.
Örneğin peygamberlere, meleklere, salih kişilere ve evliyaya nispet edilen resimler bu gruba girer.
Bir de ululanan ve bir biçimde kutsanan kralların, sultanların, kumandanların, din adamlarının, sanatkârların, hangi sahada olursa olsun meşhur olmuş kişilerin resimleri vardır.
5- Kutsama ve ululama kastı ile Allah'ın yaratmasına benzetme iddiasında bulunmamak suretiyle yapılan ağaç, güneş, ay, bitki ve tabiat manzaraları türünden cansız varlıkların resimleri mubahtır.
Canlılara ait resiflerde de yukarıda zikredilen niyet ve maksatlar bulunmadıkça haramdır denilmez.

Ders

Resim konusunun üzerinde bu kadar titiz durulmasının sebebi, İslamiyetin geldiği ortamdaki putperest din anlayışıdır. Bu anlayış, esasen resim ve heykel gibi objelere tapınma, bunları kutsama ve bunlardan istimdatta bulunma gibi prensiplere dayandığı için Allah Resulü (sav) bu konuda tavizsiz davranmış ve ashabı bundan caydıracak söz ve eylemlerde bulunmuştur.
Günümüzde adına tam olarak putperestlik denilmese de birtakım spor, müzik, sinema vs kahramanlarının 'ilah' gibi sıfatlarla anılmaları ve bunlara ait resim, poster ve bibloların odaların baş köşelerine konulmaları dinimizce haram denecek ölçüde sakıncalıdır. Çünkü bu, en azından şirk esintisi taşıyan bir davranıştır.
Bunun ötesinde Allah'ın yarattığı eşsiz güzellikleri yansıtan canlı cansız iki boyutlu resimler, kâinat kitabının okunmasına vesile olmaları bakımından haram görülmezler. Ancak ihtiyat kabilinden bunların bulundukları ortamlarda namaz kılınmamalı, dtfa ve benzeri kulluk tezahürlerinde bulunulmalıalıdır.

 

Bâb: Üstünde Resim Bulunan Mefruşat


425- Müsedded bize anlatarak dedi ki: Abdullah b. Dâvud bize Hişâm'dan, o babasından, o Âişe'den (r.anhâ) şunu nakletti:
Allah Resulü (sav) bir seferden gelmişti. Üstünde (hayvan) resimleri bulunan kalın bir kumaşı (perde) gibi asmıştım. Onu yerinden sökmemi istedi. (Emri üzerine) söktüm. Ben Allah Resulü (sav) ile aynı kaptan gusül abdesti alırdım.[27]

Şerh

Bu hadis-i şerif, farklı bir lanzla üstte geçmiş, şerhi ve hükmüyle ilgili bilgi verilmiştir.(Bkz. 424 no.lu hadis)

 

Bâb: Kadının Erkeğin Arkasında Bulunması


426- el-Hasan b. Muhammed b. Sabbâh bize anlatarak dedi ki: Yahya b. A;câd'dan bize, Şûbe'den, o Yahya b. Ebî İshâk'tan, o Enes b. Mâlik'ten nı şunu nakletti:
Allah Resulü (sav) ile birlikte Hayber'den dönüyorduk. Ben, Ebû Tilha'nın terkisin deydim.  O ve Allah Resûlü'nün (sav) bir hanımı Onun terkisinde ilerlerken devenin ayağı sürçtü. Ben "Hanım!" dedim m indim. Allah Resulü (sav) şöyle buyurdu: O sizin annenizdir.
Bunun üzerine bineği düzdüm ve Allah Resulü (sav) bindi. Mede'ye yaklaştığında veya onu gördüğünde şöyle dedi: "Rabbimize hamd ederek, kul olarak, tevbekârlar olarak dönüyoruz"[28]

Şerh

Bu hadis-i şerif daha önce farklı bölümlerde geçmiş ve şerhedilmiştir. Vnntılı bilgi için bkz. 240 no.lu hadis.
Burada farklı olarak hanımların erkeklerin arkalarında bulunmaları hu-ssı yeralmaktadır ki bu Allah Resûlü'nün (sav) sünnetindendir.


[1] Bkz. 3 no.Ki hadis-i şerif.
[2] Bkz. 5 no.lu hadis-i şerif.
[3] Bkz. 5 no.luhadis-İ şerif.
[4] Bkz. 3 no.iu hadis-i şerif.
[5] Bkz. 3 no.lu hadis-i şerif.
[6] Bkz. 3 no.lu hadis-i şerif.
[7] Bkz. 203 no.lu hadis-i şerif.
[8] Bkz. 3 no.lu hadis-i şerif.
[9] Bkz. 3 no.lu hadis-i şerif.
[10] Bkz. 246 no.lu hadis-i şerif. 
[11] Bkz. 295 no.lu hadis-i şerif.
[12] Bkz. 295 no.lu hadis-i şerif.
[13] Bkz. 294 no.lu hadis-i şerif.
[14] Bkz. 294 no.lu hadis-i şerif.
[15] Bkz. 294 no.lu hadis-i şerif
[16] Bkz. 294 no.lu hadis-i şerif
[17] Bkz. 294 no.lu hadis-i şerif.
[18] Bkz. 294 no.lu hadis-i şerif
[19] Bkz. 294 no.lu hadis-i şerif.
[20] Bkz. 26 no.lu hadis-i şerif.
[21] Buhârî, gusl/259, 262-263, hac/1438-1439, 1635, libâs/5463, 5467-5468, 5473, 540, Müslim, hac/2040-2058; Tirmizî, hac/840, 855; Nesâî, gus!414, 428, menasıku. I-hac/2636-2657;  Ebû Dâvud,  menâsik/4483-4484;  İbn Mace,  menâsık/2917-29 y, 3074-İbn Hanbel, bakî, musnedi'l-Ensâr/22976, 23004, 235531, 23607, 23787, 2381», 23835. 24126, 24233, 24251, 24302, 24347, 24409, 24424, 24461, 24541, 243/u, 24593, 24607, 24633, 24688, 24743, 24798, 24824, 24884, 24886, 24934, 24966, 25023, 25070, 25099, 25192; Mâlik, hac/635; Dârimî, menâsik/1733-1735
[22] Bkz. 419no.luhadis-i şerif.
[23] Bkz. 29 no.lu hadis-i şerif.
[24] Bkz. 29 no.lu hadis-i şerif.
[25] Bkz. 29 no.lu hadis-i şerif.
[26] Buhârî, vudû/240, gusl/242, 253-255, 264, hayz286-287, 290-291, itikâf/1888-1890, 1905, mezâlim/2299, libâs/5470; Müslim, hayz/474-475, 479-480, 482-485; Tirmizî, tahâret/122, libâs/1677, sıfatu'l-kıyamet/2392; Nesâî, tahâret/231-235, 243-244, 247-248, 274-276, hayz/370-372, 383, gusl/408-410, ziynet/5257-5260, Ebû Dâvud, ta-hâret/70, 210-211, 234, savm/2111; İbn Mâce, tahâret/370, 625, 628, sıyâm/1768, libâs/3643; İbn Hanbel, bakî musnediM-Ensâr/22887, 22952, 23031, 23085, 23123, 23132, 23213, 23275, 23370, 23458, 23507, 23559, 23576, 23697, 23721, 23678, 23805, 23821, 23842, 23872, 23939, 24076, 24114, 24185, 24200, 24210, 24220, 24236, 24309, 24366, 24376, 24406, 24430, 24450, 24501, 24553, 24562, 24568, 25201; Mâlik, tahâreî/89, 116, 120, itikaf/605; Dârimî, tahâret/741, 1015, 1019, 1040
[27] Bkz. 424 no.lu hadis-i şerif.
[28] Bkz. 240 no.lu hadis-i şerif

islam