KİTÂBU'L-HİBE VE FAZLUHÂ HİBE VE FAZİLETİ BÖLÜMÜ

 

Bâb: Her Kim Arkadaşlarından Bir Şeyi Hibe Etmelerini İsterse


258- Abdülaziz b. Abdillah bize anlatarak dedi ki: Muhammed b. Cafer bize Ebû Hâzim'den, o Abdullah b. Ebî Katâde es-Selernî'den, o babası Ebû Katâde'den (ra) şunu nakletti:
Bir gün Allah Resûlü'nün (sav) ashabından bir topluluk ile Mekke yolu üzerindeki konak yerlerinden birinde oturuyordum. Allah Resulü (sav) de Önümüzde bulunuyordu. Topluluk ihrama girmiş, bense gir-memiştim. Yabani bir eşek gördüler. Ben pabucumu tamir etmekle meşguldüm. Hayvanı bana işaret etmemelerine rağmen, görmemi istiyorlardı. Onların dikkatle baktıkları yana bakınca yabani eşeği gördüm. Atıma atladığım gibi üzerine doğru sürdüm. Fakat kamçımla mızrağımı unutmuştum. "Bana kamçımla mızrağımı verin" dedim. "Hayır! Vallahi onu avlamana yardım etmeyiz" dediler. Sinirlenerek attan indim ve ikisini aldım. Atıma tekrar binerek eşeğe doğru mahmuzladmı. Onu mızrağımla vurup getirdim. Ölünce oturup etinden yemeye başladılar.
Bir süre sonra ihramlı hâlde av eti yemekten dolayı tereddüt ettiler. Yola çıktık ve bir budu yanıma aldım. Allah Rcsûlü'ne (sav) yetiştiğimizde kendisine bunun hükmünü sorduk. "Yanınızda ondan bir parça var mı?" buyurdu. "Evet" dedim ve butu O'na verdim. Allah Resulü (sav) bitirinceye kadar yedi. O da ihramhydı.
Zeyd b. Eşlem bunu Atâ b. Yesâr'dan, o Ebû Katâde'den (ra), o Allah Resûlü'nden (sav) rivayet etti.[1]

Şerh

Bu hadis-i şerifin lafızları daha önce şerhedilmiş olduğu için tekrar etmiyoruz.

Hüküm

Hadis-i şerifin bu bapta yeralma nedeni, Ebû Katâde (ra) tarafından bahsi geçen yabani eşek etinin Allah Resulü (sav) ve beraberindeki sahabeye hibe edilmesidir. İslam hukukunda Önemli bir yeri olan hibeyle ilgili tarif ve
şartlan şöyle sıralayabiliriz:
Hibe, karşılıksız vermek, bağışlamak ve bağışlanmış şey anlamlarına gelir ve kavram olarak her hangi bir karşılık beklenmeksizin vermek olarak tanımlanır. Hibenin meşruluğu Kitab, Sünnet ve icmâ delillerine dayanır. Hakkında açık ayetler bulunmamasına rağmen çıkarsama yoluyla bazı ayetlerden istidlalde bulunulmuştur.
Mecelle'nın 837. maddesinde; "Hibe, icap ve kabul ile akdolur ve teslim alma ile tamam olur" denilmiştir.

 

Hibenin Şartları.


1. Hibe edilen şeyin hibe sırasında mevcut olması. Hanefîler, Şâfıîler, Ahmed b. Hanbel ve Zahirîlere göre, hibe konusu olan şeyin, bağışlama sırasında, hibe edenin kendi mülkünde mevcut olması şarttır. Buna göre henüz var olmayan veya aslen başkasının mülkiyetinde bulunan şey hibe edilemez.
2. Bağışlanacak malın belirlenmiş olması gereklidir.
3. Hibe edenin akıl ve baliğ olması gereklidir. Buna göre ehliyetsiz kimselerin hibesi caiz olmaz.
4. Tarafların rızasının bulunması. Rızasız bir şekilde cebir ve zorlama ile yapılan hibe geçerli değildir.

Ders

Kişinin mülkiyetinde olan bir şeyi her hangi bir bedel talep etmeksizin vermesi, yüksek bir erdemdir. Bu anlamda hayır amaçlı vakıf ve derneklere hibe edilen (bağışlanan) para, akar vs. en güzel örnektir. Sosyal yardımlaşmanın araçlarından biri olan hibe, Müslümanlara hiç de yabancı olmayan bir kurum olup yüzyıllardır yaşayan bir geleneğe dayanmaktadır.


[1] Buhârî, hac/1692-1695, hibe/2382, cihâd/2642, 2698, megâzî/3834, et'ime/4986-49 8 7; Müslim, hac/2062-2066; Tirmizî, hac/776; Nesâî, menâsik/2775-2776; Ebû Dâvud, menâsik/1578; İbn Mâce, menâsik/3084; İbn Hanbel, bakî musnedi'l-Ensâr/21488, 21524,   21529,   21544,   21557,   21564,   21575;   Mâlik,   hac/684,   686;   Dârimî, menâsik/1756-1757.

islam