KİTÂBU'L-CÎZYE CİZYE BÖLÜMÜ

 

Bâb: Kadınların Emânı


285- Abdullah b. Yusuf bize anlatarak dedi ki: Mâlik bize Ömer b. Ubeydullah'ın azatlısı Ebu'n-Nadr'dan, o Ümmü Hâni bn. Ebî Tâlib'in azatlısı Ebû Murra'dan şunu nakletti:
Fetih Yılı Allah Resûlü'nü (sav) (görmeye) gitmiştim. Kızı Fâtıma kendisini perdelemiş yıkanıyorken buldum. Selam verdim. Kendisi "Bu (gelen) kimdir?" dedi.
"Ben, Ümmü Hâni bn. Ebî Tâlib" dedim.
"Hoş geldin ey Ümmü Hâni" dedi. Yıkandıktan sonra namaza durup tek parça kumaşa sarılmış hâlde sekiz rekat namaz kıldı.
Namazı bitirdiğinde "Ey Allah'ın Resulü! Annemin oğlu Ali, korumam altına aldığım falan adamı iddia etti" dedim.
Allah Resulü (sav) "Ey Ümmü Hâni! Senin koruma altına aldığını Biz de koruma altına aldık" buyurdu.
Bu (kıldığı namaz) kuşluk vaktinde idi. [1]

Şerh

Ey Allah Resulü! Annemin oğlu Ali, korumam altına aldığım falan adamı iddia etti" ifadesinde geçen koruma altına alma, emân vermedir.

Hüküm

Îbnu'l-Münzir derfki: İlim ehli, kadının da emân verebileceği konusunda fikir birliği etmiştir. Buna, Mâlik'in öğrencisi el-Mâcişûn dışında itiraz eden yoktur. O, bunun devlet başkanının iznine bağlamış, izin vermesi hâlinde geçerli, aksi hâlde geçersiz olacağını söylemiştir.

Ders

Kadının ilk İslam toplumundaki yeri ve konumu noktasında bu çok önemli bir bilgidir. Çünkü yerli veya yabancı birine emân vermek, yasal açıdan bağlayıcı ve kritik bir uygulamadır. Böylesine önemli bir uygulamada kadınların erkeklerle denk tutulmaları, îslam toplumunda kadının yeri açısından çok önemlidir. Nitekim Allah Resulü (sav) de bu hadisinde, Ümmü Hâni'nin emânını geçerli sayarak gereğini yapılmasını emretmiştir.


[1] Bkz. 38 no.lu hadis-i şerif.

islam